SUNUCU: “Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programımıza Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.TV internet sitemizden devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR: Kardeşlerimizin sorularından başlayalım. “Sizce Muhterem Adnan Ağabey” diyor, herhalde yaşı küçük, sevimli bir şey olabilir. “Hz. Mehdi (a.s) dünyamıza intikal etmiş midir? Etmiş ise neye istinaden bunu biliyorsunuz? Her Müslümanın merak ettiğini ben de merak ediyorum. Bir de oradaki kardeşlerimiz ve bacılarımız hemen her sözünüze ‘inşaAllah’ diyor. Ne diyorsunuz bu konuda” diyor. İnşaAllah demek, Allah’ın izni ile demek, her şey Allah’ın izni ile olur ve dolayısıyla güzel, doğru söylemiş oluyorlar. Mesela ben çay içeceğim diyorum, inşaAllah. Dışarı çıkacağım diyorum, inşaAllah. Mesela şu adam şöyledir diyoruz, inşaAllah, Allah’ın izni ile öyledir. Güzel, zikir olarak doğru. Hz. Mehdi (a.s) biliyorum işte, bir şekilde biliyorum. Nasıl biliyorum? Alametlerle biliyorum. Peygamber (s.a.v) 1400 sene önce alametleri söylüyor; yalnız bu alametler öyle kolay kolay olacak alametler değil, çok zor alametler, çok güç rastlanacak alametler. Binlerce yılda bir rastlanması mümkün olan veya hiç olmamış alametler. Bunlar muntazam, teker teker teker muntazam sırayla olduysa, Hz. Mehdi (a.s.) geldi demektir. Ya benim bu hadislerin hiçbirine inanmıyor olmam gerekiyor, Resulullah (s.a.v.)’in hiçbir sözüne inanmıyor olmam gerekiyor ya da hepsine inanmam gerekiyor. Müslüman olduğuma göre hepsine inanıyorum, çünkü hepsi doğru ayrıca, ispat edilmiş. Peygamber (s.a.v) söyleyecek, Allah ispat edecek, ben diyeceğim ki, yok böyle bir şey. Dinsiz olmam lazım bunu söylemem için. Allah’ın söylediğini biliyorum, çünkü Allah vahiyle Peygamber (s.a.v.)’e bildiriyor, olay aynısının aynısı ile oluyor. Aynı, birebir oluyor ve sıralama muntazam. Şimdi ben ehli vicdan bir insanım, Allah’tan korkan bir insanım, ne yapmam gerekir bu konuda? Hayretle karşılamam ve SubhanAllah demem gerekir, olay olmuş. Görmezden gelen adamlar var, onlar Allah’ı da göremiyor, Peygamber (s.a.v.)’i de göremiyor, hakkı da göremiyor, kendini de göremiyor, gafil adam, onlar ayrı.
“Selamün Aleyküm. Sayın Adnan Hocam, bu kaynak TRT’den alıntı, bir de alakası olabilir mi?” Uzun bir yazı. Benim canım kardeşlerimden istirhamım, kısa, çok çok kısa olması lazım. Böyle uzun yazılar olmaz, çünkü ben okuyacağım, ayrıca yorumlayacağım, çok vakit alır.
“Selam değerli Hocam.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü “Nasılsınız?” diyor. Elhamdürillah, iyiyim. “Sizi o kadar çok seviyorum ki, sizi izlediğim zamanlar ekrana girip size sarılmak istiyorum. Şeyh Dedemin size olan muhabbetine hayran kalıyorum Hocam. Bu sene üniversiteye hazırlanıyorum,” inşaAllah diyelim, inşaAllah. “Veli gibi görüyorum sizi, inşaAllah. Şeyh Dedem bize böyle müjdeledi.” O da hüsn-ü zan ediyor, maşaAllah, Allah razı olsun. Muhterem Şeyh Nazım Hocamızı kastediyor, inşaAllah. ‘Siz Evliyaullah’tan olduğunuz için’ diyor ya bir konuşmasında, o hüsn-ü zannından, Allah inşaAllah öyle olmamızı nasip eder. “Ayrıca zahiren bazı sorunlarım var. İnşaAllah dua edin, Allah sabrımı arttırsın. Siz benim yakışıklı Ahmedi Mahmudu Muhammed Adnan Hocamsınız. Hep dua ediyorum Türk-İslam Birliği hemen, şimdi kurulsun inşaAllah. Bu ümmetin daha fazla dayanacak gücü kalmadı.” Gücü kalmıştır da ama biz tabii gayret etmekle mükellefiz. “Allah bize bir an önce ikinci Asr-ı Saadet dönemi yaşatsın, inşaAllah. Türk-İslam Birliği kurulsun.” Zeliha isimli bir kardeşimiz, Zeliha Akbıyık isimli bir kardeşimiz. İnşaAllah Allah sevgisini arttırsın, muhabbetini arttırsın.
VTR: Uzayda insan eli biçiminde oluşacak bir görüntü Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alameti oldu.
ADNAN OKTAR: Ahir zamanın bütün alametlerini teker teker fotoğraflarla, belgelerle hepsi ispat ederek anlatıyoruz. Hayali hiçbir şey anlatmıyorum. Ne söyleniyorsa, mutlaka belgesiyle.
VTR: İran-Irak savaşının Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alameti olduğu.
ADNAN OKTAR: Evet, bakın anlattım mı mutlaka ispatlı delillerle, belgelerle, gazetelerle, fotoğraflarla, hayali bir açıklama yok. Benim anlatımlarım genellikle bu tarzdadır. Çok net, demogoji yapmadan, edebiyat yapmadan, sarih, ispatlı.
ALTUĞ BERKER: Hocam Irak’tan bahsettiğiniz için, Irak’la ilgili bir haber vardı Hocam. “Iraklı 14 yaşındaki bir genç kıza önce tecavüz edip sonra tüm ailesini öldüren Amerikan askeri, Iraklıların insan olduğunu düşünmüyorum” açıklamasını yapmış. Bu olay 2006’da gerçekleşmiş. Önce tecavüz edip, sonra askerler aralarında yazışmalarda; “kan çimlerin büyümesini sağlar, Amerikan denizcileri bu kanı dökmeye geldi” şeklinde ifadeler varmış.
ADNAN OKTAR: Muhammed Kaldırım Kocaeli’den yazmış. “Esselamu Aleykum mübarek Hocam. Allah sizlere ve Erbakan Hocamıza sağlıklı uzun ömürler versin, başımızdan eksik etmesin, inşaAllah. Erbakan Hocamızdan da güzel haberler geldi Hocam, inşaAllah. Sizin duanız inşaAllah kabul olur. Biz Erbakan Hocamızın hemen kalkmasını istiyoruz. Kocaeli’nde temsilciler toplantısı yaptık geçen Pazar. Erbakan Hocamız da gelecekti ama gelemedi. Her şeyde bir hayır vardır elbet. Ama Erbakan Hocamız olmadan tadımız olmuyor, içimiz rahat etmiyor. Sizden çok dua istiyoruz Erbakan Hocama, inşaAllah. Allah sizden razı olsun, bizlere de dualarınızı eksik etmeyin, inşaAllah.” Erbakan Hocamızın biraz kilo vermesinde kardeşlerimiz yardımcı olsunlar, kilo aldırıcı yiyecekler getirmesinler. Çünkü daha önce de söyledim; onları red etmiyor ayıp olmasın diye, o yiyeceklerden alıyor, bir tane yiyor. Başkası yine bir tatlı getiriyor, ondan alıp yiyiyor ve kilo almasına vesile oluyorlar Hocamızın. Ve çok kolesterollü yiyecekler getiriyorlar, getiren meyve getirsin. İyilikse, güzellikse meyve getirsin, mevsim meyveleri olabilir. Hatta turfanda meyveler de olabilir, meyve dışında hediye gelmemesi iyi olur. Bir de Hocamızı çok yormasınlar, Erbakan Hocamız ahir zamanın mühim şahıslarından birisidir. Bütün İslam alemince çok sevilen, çok saygı duyulan, değer verilen bir insandır. Bir çağa damgasını vurmuş, Başbakanlık yapmış çok güvenilir bir insandır. Derin bir alimdir, çok akıllı bir insandır, çok kültürlü, görgülü ve nezaketli bir insandır. Hocamıza Allah çok uzun ömür versin. Mehdi (a.s) devrine kadar, Hz. İsa (a.s)’ın zuhuruna kadar, ondan sonraki devirlerde de Allah onu bizlere bağışlasın. Neşe, mutluluk ve sevinç içerisinde, bizlerle birlikte bu güzel bugünleri yaşamayı Allah ona nasip etsin. Hocamızı bir de, rahatsız edecek haberleri de Hocamıza gereksiz götürmesinler, rahatsız edecek insanlarla da görüştürmesinler. Allah bu güzel insanları, bu ahir zamanın değerli insanlarını bizlere bağışlasın. Bunlar son nesil, son Osmanlılar. Bu değerli insanlar başımızdayken, inşaAllah Türk-İslam Birliği’ni oluşturalım, çok önemlidir, inşaAllah.
Altuğ, Irak’la ilgili söylediğin haber için ‘maşaAllah’; Allah her şeyi hayırla yaratıyor güzellikle yaratıyor. Tabii orada Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisine biz ‘maşaAllah’ diyoruz. Yoksa orada adamların birbirini asıp-kesmesine ‘maşaAllah’ demiyoruz. Aynısıyla olayın çıkmış olması harikadır, ona ‘maşaAllah’ diyoruz, inşaAllah.
“Hocam kişilere sinirlendiğinizi, üzüldüğünüzü görüyoruz, bizler de üzülüyoruz.” Yalnız beni biraz yanlış tanıyor kardeşlerimiz, bende hamiyet-i İslamiye vardır. Bende buğz vardır. Buğz ayrıdır, hamiyet-i İslamiyenin feveran etmesi ayrıdır, üzülmek ayrıdır. Bende üzülme olmaz, ben her şeyin hayırla yaratıldığını, Allah tarafından yaratıldığını biliyorum çünkü, tevekkül ediyorum Allah’a. Ve mutlaka hikmetle yaratılır. Allah’ın yarattığına üzülüyorsa bir insan, tevekkül etmiyor demektir. Dolayısıyla Müslümana üzülmeyi yakıştırmayacaksınız, kendiniz de üzülmeyeceksiniz, başkasına da yakıştırmayacaksınız. Dolayısıyla Müslümanda üzülme, sinirlenme, ümitsizlik, yeis, korku bunlar olmaz. Bunlar Müslümana haramdır. Müslüman delikanlıdır, inşaAllah. “Ehl-i küfürün kalesi Darwinizm’e karşı bu kadar etkin bir savaş kimse ortaya koyamamıştır Hocam. Böyle gereksiz kişilere vakit harcamanız bence değerli vaktinizin kaybıdır. Bir de o güzel sohbetlerde, o güzel hanım kardeşlerimizin de katılımını istiyoruz. Sadece onlara o tarz bir üslup kullanılmasından rahatsız oluyoruz.” diyor.
Bu tabii ki çok vahimdir, çok anormal bir harekettir. Çünkü yobaz kafanın vatandaşlarımıza karşı, milletimize karşı içlerindeki kini ve öfkeyi alenen göstermeleri, aklı alacak gibi değil. Normalde korkak olur bu tip yobaz takımı, ürkek olur. Ama bir şekilde dişlerini gösterebiliyorlar sırıtarak. Demek ki ellerine imkan geçse, başı açık olan kız kardeşlerimizi diri diri doğrayacaklar. Buna müsaade etmeyiz, yobazlara geçiş yok. Yobazların bütün hareket alanını kapatacağız, inşaAllah.
“Fransa’dan selam. Selamün Aleyküm canım Muhammed Hocam.” Ve Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü. “Bu hafta Hocam Fransa’da evrimciler yine mağlup oldular. Biz arkadaşlarımızla 70 kilometre yapıp, Lion’da konferansa geldik. İzledikten sonra evrimciler hala debeleniyorlardı. Güzel bir ortamda sizin vesilenizle ilmen konferansı biz bitirdik ve galip olduk. Sizin arkadaşlarınız güleryüzle burada çok etkili oldular. Fakat bizleri de burada bıraktılar, biz garipleri” diyor, inşaAllah görüşeceğiz. “Fransa’dan Muttat.” Muttat’a selam ve diğer bütün kardeşlerimize selam ediyoruz.
“Selamun Aleyküm Hocam. Bazıları Usame Bin Ladin’in Mehdi (a.s) olduğunu söylüyor. Bunun doğruluk payı nedir Hocam? Bilgi verir misiniz? Selametle, inşaAllah. Adıyaman’dan Muhammed.” Böyle tipleri işte Mehdi (a.s) olarak küçük yaşlarda hazırlıyorlar bazen. Sarık geçiriyorlar, cübbe geçiriyorlar başına, sakal bıraktırıyorlar. Usame Bin Ladin, Avrupa’da yetişmiş Darwinist, materyalist eğitimden geçmiş bir adamdır ve uzun süre CIA’in eğitiminden geçmiş CIA uzmanıdır. Bunu kim söylüyor? Bizzat kendisi söylüyor ve herkes biliyor bunu. Rusya’nın işgali döneminde, CIA’den özel bir eğitim almış bir insandır. Her ülkede, her yerde böyle hücre adamlar oluşturuyorlar. Küçük yaşlarda bunları yetiştiriyorlar. Sarık, cübbe giydirip, sakal bıraktırıp, potansiyel Mehdi adayları olarak hazırlıyorlar. Bunlar mesela ülkenin zayıf bir konumunda birden ortaya sürülüp, Mehdi çıktı tarzında ortaya çıkarılıp, dış güçlerce; sonra da bunların rezillikleri, ahlaksızlıkları ortaya sürülüp, onları rezil rüsva ederek, işte Mehdi (a.s)’ınız bu dedirtmek. Amaç bu. Mesela Usame Bin Ladin’e de, Müslümanları güvendirtmek, sonunda bir gün onu bir yerde, farz edelim öldürürler. Cesedini gösterecekler, işte Mehdinizin sonu bu diyecekler ve Müslümanları ümitsizliğe sevk etmek; bu tip oyunlara da müsaade etmeyiz. Mehdiyet’in özelliği, ezer geçer, ezer geçer, ezer geçer. Kim çıkarsa karşısına tepeler, bilimle ortaya çıkar, yobazlıkla ortaya çıkmaz. Başı açık diye hanımları deccal ordusu gibi görmez, onların asılıp kesilmesi gerektiğini düşünmez, onlara derin bir kin duymaz Mehdi (a.s) taraftarları. Başı kapalı hanımlara karşı saygılıdır. Çarşaflı hanımlara karşı sevgi doludur. Başı açıkları canı gibi sever, hepsini koruyup-kollar, bütün vatandaşları sever. La ilahe İllAllah Muhammeden Resulullah diyen herkesi bağrına basar. Demeyeni de potansiyel Müslüman olarak görür, onları da kurtarmaya çalışır. Mehdilik budur. Öbür türlü halkı, insanları kamplara ayıran düşünce, deccalliktir. Başı açıklar, başı kapalılar, çarşaflılar. Başı açıklardan nefret etmek, başı kapalılardan nefret etmek, çarşaflılardan nefret etmek, bu deccali bir çıkıştı. Biz bunu durdurduk, Mehdi (a.s) öncüsü olarak, Mehdi zemini olarak, inşaAllah.
“Muhterem Adnan Hocam selam.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü. “Hocam ben alevi değilim. Hocam ben Hz. Ali (r.a)’ı müthiş seviyorum.” Hay maşaAllah, sen canım ciğerimsin. Hz. Ali (r.a.) benim dedem. Senin Hz. Ali (r.a.)’ı sevmen Allah aşkından. “Hem sizin anlatımlarınız, hem de o büyük zatın hayatını ve sözlerini okuduktan sonra içimde kendisine içten bir bağlantım oldu. Bazen içim eriyor adeta o büyük zatı düşününce. Diğer büyük zatlara da benzer bir ruh hali taşıyorum. Örneğin Abdülkadir Geylani Hazretleri, Şeyh Nazım Kıbrisi Hazretleri gibi. Bu yaşadığım halin sırrı nedir? Ellerinizden hürmetle öperim. Refik Ali.” Refik, nedir? Velayet alametleridir. Demek ki aşıksın, Allah aşığısın. Bunu gösteriyor, maşaAllah. Tarikatlar ahlak okuludur. Mehdi (a.s)’ın gelişiyle tarikatların hükmü kalkmıştır. Fakat usulen devam etmesi gerekir, çünkü bir ahlak okuludur. İman hakikatleri ile ahlak güzellikleri anlatarak, ahlakın derinliğini anlatarak insanları eğiten bir okul hükmündedir, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam Mehmet Şevket Eygi Hocamızın bir yazısı vardı bugün, şöyle diyor. “Bir İslam ülkesinde yaşayan Ehl-i Kitap gayri Müslimler, Müslümanlar’ın zimmeti altındadır” demiş. Müslümanların onları korumak, onlara din ve kimlik hürriyeti vermek ve onlara adalet ve güvenlik sağlamakla yükümlü olduklarını yazmış. İslam’ın bir barış dini olduğunu, bu kişileri Müslüman olmak için zorlamanın dinde yerinin olmadığını ve imanın bir nasip meselesi olduğunu söylemiş. “Ümmeti Muhammed’in adalet, huzur, şefkat, merhamet gölgesinde Hıristiyan ve Yahudilerin de barınmaya hakkı vardır.” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
“Öncelikle selam olsun.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü. “Hocam sizin evrimle ilgili mantıksal” yani “evrim teorisini çürütmeyle ilgili mantıksal tutumunuza ve kanıtlarınıza içtenlikle, hayranlıkla katılıyorum. Belki manasız gelebilir ama Hocam araştırmacı bir insanım ve merak ediyorum. Üstün bilginizle Kuran’da geçen Zülkarneyn (a.s.) isimli zat ilgimi çekti ve onun hakkında sizin gibi alim bir insanın gerçekçi bir yorum yapmasını bekliyorum.” Tamam, Kehf Suresi’ni aç, Zülkarneyn kıssasını aç.
Kehf Suresi, şeytandan Allah’a sığınırım. “Sana (Ey Muhammed,) Zu'l-Karneyn hakkında sorarlar. De ki: "’Size, ondan 'öğüt ve hatırlatma olarak' (bazı bilgiler) vereceğim.’” Zülkarneyn dünyanın hem doğusuna, hem batısına hakim olduğu için bu isim veriliyor. İki cihette hakim, iki cihetli anlamına geliyor. “Gerçekten, Biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik.” Ebcedi 2017 tarihini veriyor, net. Bak; “Gerçekten, Biz ona yeryüzünde” bütün dünyada, “sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik.” Alenen Mehdi (a.s)’a bakan bir ayet. “O da, bir yol tuttu. Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin." Dedi ki: "Kim zulmederse biz onu azaplandıracağız, sonra Rabbine döndürülür, O da onu görülmemiş bir azapla azaplandırır." Bu da 2007 tarihini veriyor. “Kim iman eder ve salih amellerde bulunursa, onun için güzel bir karşılık vardır. Ona buyruğumuzdan kolay olanını söyleyeceğiz." Mehdi (a.s)’ın özelliği nedir? Kolaylaştırmasıdır dini, zorluk yok Mehdi (a.s)’da. Bakın, “Ona buyruğumuzdan kolay olanını söyleyeceğiz. Sonra (yine) bir yol tuttu. Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı.” 90. Tarihler burada çok manidardır. Başlangıcından itibaren mesela 83, 79’da geminin kusurlu, parçalanmış bir gemiden bahsediyor, ki bu patlama olan, bizim tarif ettiğimiz gemiye bakan bir ayet aynı zamanda, işaret ediyor. “Böylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak bakımından daha hayırlısı,” Mehdi (a.s) temiz, merhametli bir insandır. Böyle bir insanın varlığından bahsediyor 81. ayet. 82’de iki öksüz çocuğun varlığından bahsediyor, ki birisi İsa (a.s)’a, birisi Mehdi (a.s)’a bakar, inşaAllah. 83’de de Zülkarneyn’in atağa geçmesi mevzu bahis. 83’de de Mehdi (a.s)’a bakan bir ataktan bahsediyor. Hepsi 1984-85-86-87 olarak değerlendirdiğimizde, çok net bir tablo çıkıyor ortaya. Her yönüyle şaşırtıcı. Mesela, “Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır.” Bu 1987 tarihini veriyor, 95. ayet. Mesela, “İki seddin arasına kadar ulaştı,” 2015. Şu an Yecüc-Mecüc Güneydoğuda PKK hareketidir, Türkiye’de oluşan Yecüc-Mecüc hareketi. Yecüc-Mecüc bir kere çıkan bir hareket değil, zaman zaman ortaya çıkan her türlü terör hareketi. Her türlü şiddet hareketine Yecüc-Mecüc diyoruz. Mehdi (a.s) devrinde oluşan, Mehdi (a.s) devrini kapsayan, her türlü kan döken gözü dönmüş güruhata Yecüc-Mecüc diyoruz, inşaAllah. Ama bu çok uzun bir konu olduğu için, vaktimizd e dar olduğu için bu kadarla şimdilik bitirelim. Diğer konulara geçebiliriz.
Şimdi Fethullah Hocamızın konuşmasını bir daha bir dinleyelim onu bir şerh edelim.
Vtr: Fethullah Gülen Hocaefendi Hz. Mehdi (a.s)’ı Anlatıyor
ADNAN OKTAR: Muhammed Mehdi (a.s)’ı çok iyi tanırız diyor bakın. Yüz yüze geliriz demek nedir? Birebir şahsıyla karşı karşıya geliriz. Yirmi küsür sahabe Mehdi (a.s) konusunda rivayet naklediyor. Hiçbir ahkam konusunda bu kadar bilgi nakli yok sahabelerden. Mesela namazda, oruçta, zekatta, yani toptan Mehdi (a.s) konusuna ne kadar önem verdiklerini ve sahabelerin ne kadar Mehdi (a.s)’ı sevdiklerinin bir alameti. Tabii ki namazı, orucu çok seviyorlar ama bakın Mehdi (a.s) konusundaki yoğunluk diğer ahkam konularında yok. O kadar çok sahabe Mehdi (a.s) konusunda ittifak etmişler ve tevatür derecesinde. Tevatür ne demektir? Vacib. İnanılması vacib, farzdır yani. İnkarı mümkün değil, reddi mümkün değil. Onun için biz bu kadar gündemde tutuyoruz. Onun için bu kadar önemli görüyoruz. Ve verdiği diğer kaynaklar da, müstedrekler çok önemli. Fethullah Hocamız çok büyük bir alimdir. Ama öyle pek tarif edilecek gibi değil, ucu bucağı yoktur. Hakiki alimdir, derin alimdir inşaAllah. Sarığın hakkını vermiştir, ilmin hakkını vermiştir, bilginin hakkını vermiştir, inşaAllah. Bakın, yirmi küsur sahabe ahkamda bile bu kadar ittifakla hadis aktarmamışlar, bu çok çok şaşırtıcıdır. Mehdiyetin ne kadar önemli olduğunun bir başka delilidir. Sahabelerin bu konuda bilgi aktarmadaki titizlikleri, inşaAllah. Tabii her konuda titizdirler, belki bir hikmete binaen yeterli görmüş olabilirler diğer sahabelerin aktardığı bilgileri. Dolayısıyla ahkamda o kadar fazla bir sahabeden aktarım yok, inşaAllah. Ama üç-beş kişi bile aktarmış olsa yeterli olur zaten.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Milli Gazete’den Celili Abdullah isimli kardeşimiz, bugün “Özdemir İnce asla iflah olmaz” başlıklı bir yazı kaleme almış. Özdemir İnce’nin şiir yazan bir insan olduğunu, dolayısıyla bir şair duyarlılığına ve sanatçı inceliğine sahip olması beklenirken, tam aksine gün geçtikçe İslam ve Müslüman düşmanlığını azıya aldığını yazmış. “Gözü ne iyiyi, ne doğruyu, ne güzeli görüyor. Bu saldırgan yazılarıyla İslam düşüncesini zayıflatacağını düşünüyor. Ancak bu şekilde ne denli küçüldüğünün farkında değil” diye eklemiş.
ADNAN OKTAR:Şimdi düşmanlık diyemeyiz tabii. Düşman değildir de, fakat çok zıt ve çok aksi. Asla iflas olmaz da diyemeyiz. Şimdi Özdemir İnce, Mehdi (a.s) çıktığında kuzuya döner. Bak göreceksiniz, tam anlamıyla kuzuya döner. Öyle bir şey olmaz.
ALTUĞ BERKER:Fatih Altaylı elini bile öpecek dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bakın, Mehdi (a.s)’ın elini öpecek Fatih Altaylı, göreceksiniz. O tombul da öyle. O zaten bak, ne iltifatlar edecek, göreceksiniz. Ne haller, “Hocam çok gafletteydik” diyecek. “Çok hatalar yaptık, Allah bizi affetsin” diyecek. Bu Özdemir İnce de öyle. O şimdi kısa olan sakalı bayağı uzatır o, inşaAllah.
“Sevgili Hocam, şu an çok mahcup olarak ve utanarak tekrar mesaj yazıyorum. Mailimde Ali İskender denen adamı sordum, son mailimde de. Ben annemin yanına gideceğim Pazar günü, bu İskender meselesinde Hocamızın duasını istiyorum. Allah’ın annemin gözünün açmasını ve gerçek Mehdi (a.s)’a ulaşması için dua ediyorum, inşaAllah. Mümkünse mailimi ulaştırın. Kimsenin kul hakkını almak istemem. Allah muhafaza eder, kul hakkına girerse, Allah korusun. Hakkınızı helal edin lütfen. Sevgilerle, kardeşiniz Mehtap Özcan.” Kardeşim şimdi bu adam çok küçük bir grup olduğu için, gariban, yani cezbe halinde, yani kendinde değil. Tarikatlarda olur bazen bu, cezbeye kapılır, kendinde olmaz ama ona uyan adamlar sorumlu olur. Şimdi 100-150 kişilik falan topluluk bu, en fazla 200 kişidir yani. Şimdi işi, gücü bırakıp ben bunlarla uğraşırsam pek mantıklı olmaz. Adam ilginç, değişik, yani Ehl-i Sünnet inancının dışında, değişik bir görüşe sahip bir adam. “Bana vahiy geliyor” diyor, “sure geliyor” diyor. Surelerin isimlerini vermiş. “Bana kitap geldi” diyor, anlatıyor adam. Zaten yazıyor, internet sitesinde de var. Bu durumda zaten çocuk olsa anlar. Şimdi diyorsun ki; “adam buna uyuyor.” Kardeşim yani kimlere uymuyor ki insanlar. Gidip satanist olan var, gidip bilmem başka şey olan var, yani var oğlu var. Şaşıracak bir şey yok. Kimi gidip komünist oluyor, kimi gidip PKK’lı oluyor. Biz bunlara nasıl şaşırmıyorsak, oraya da bir adamın gitmesine de şaşırmayız. Öyle olağanüstü bir olay değil. Kadın cahil bir insan olabilir. Bilgisizdir, bir şekilde kandırmış olabilirler, etkilemiş olabilirler.
Selamını almadığım herkese Aleyküm selam ve Rahmetullahi ve Bereketühü diyorum.
“Sayın Adnan Hocam, ben kendim Almanım. Türkiye’de yaşıyorum, Müslümanım elhadülillah. Eşimle beraber sizi takip ediyoruz. Yalnız bir şey merak ediyorum, açıklar mısınız? Neden sizin program geç saatte yayınlanıyor?” “Sayın Hocam, sizi çok seviyorum. Size olan sevgimin tam bir tarifi yok, inşaAllah. Hocam inşaAllah Asr-ı Saadet’e ulaşmak için bana dua eder misiniz? Aslı Yiğit.” Yani Mehdi (a.s) devrine ulaşmak için diyorsun, inşaAllah olur. Çünkü bir nevi Asr-ı Saadet olacak, inşaAllah.
“Çok muhterem, çok aziz, çok mübarek, çok müşfik, çok muhteşem canım Hocam. Yarın inşaAllah uzak bir ilçeye gitmemiz gerektiğinden, sizsiz ve mübarek sohbetinizi dinleyemeden bir akşam geçireceğim. Yokluğum fark edilmez belki ama yokluğunuz beni derinden sarsacak. Gidişim boynu bükük, garip olacak ama dönüşüm muhteşem olacak” diyor. “Canım hocam” diyor. “Yani aşkla ve şevkle geleceğim inşaAllah. Kurşunla kaynatılarak yapılmış binanızın sökülmez parçasıyım canım Hocam” diyor. Bir hanım kardeşimiz yazmış.
“Sevgili Hocam, bu ebced hesabını hemen, o anda mı yapıyorsunuz? Merak ettim” diyor. Allah’ım Ya Rabbim. Ben nasıl yapayım bir anda öyle? Daha önceden yapılıyor tabii ki hesabı onun. 150’ye yakın ayet ve hepsinde o şekilde var ebcedleri. Ebced çok dikkatli yapılması gereken bir hesaplama, çok itina ile yapıyoruz. Sağlamasını tekrar yapıyoruz. Dolayısıyla güvenilir bir hesap yöntemi kullanıyoruz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, bir Zaman Gazetesi yazarı var Etyen Mahçupyan, onun yazısını okuyamadım iki gündür ben, müsaade ederseniz.
ADNAN OKTAR:Etyen Mahçupyan. O çocuğu boş ver sen. O yazıyor öyle kendi kendine, kendi kafasına göre. Biz Fethullah Hocamızı esas alırız. Efendim has talebelerini esas alırız. Bilmiyorum, ona niçin öyle? Nedir özetle anlattığı?
ALTUĞ BERKER:Başbakanın bir heykeli ucubeye benzetmesiyle ilgili mantık açıklamış. “Muhtemelen Türk kimliğinin tahayyülünde Ermeniler birer ucube” diye başlayarak, bu mantıkta devletin yaptığı hataları hatırlamasını engelliyor gibi bir sonuca kadar gitmiş.
ADNAN OKTAR:Kardeşim bir kere Ermeniler bizim canımız, bizim uzun süre birlikte yaşadığımız tertemiz insanlar. Biz onlara en güzel iltifatları yaptık, en güzel sözleri söyledik ve halen de o görüşteyiz. Onları bizden ayırdılar. Irkçılık belasıyla, faşist kafayla bizden ayırdılar. Biz yeniden birleşeceğiz. Ermenistan’la sınırları kaldıracağız, inşaAllah. Milleti sadıka, bak Osmanlı ne güzel isim vermiş, ecdad, sadık millet. Sadıktırlar Ermeniler ve bizim Ermeni generallerimiz, paşalarımız vardı. Mehmetçik onlara emanet ediliyordu. Tertemiz bir millettir, tertemiz insanlardır. Hepsi bizim kardeşimizdir. Biz onları şefkatle bağrımıza basacağız. Türk-İslam Birliği’nin ayrılmaz, parçalanmaz, güzel bir parçası, bütünüdür onlar. Parçanın içinde bir güzelliktir. Dolayısıyla parça gibi görünen bir bütün. Sınırlar kalktığında, bu sorun da kalkmış olacak. Etyen Mahçupyan da çok mahcup olacak o zaman. Bu sözlerinin gereksiz olduğunu anlayacak. Ermeniler Osmanlı terbiyesinde yetişmişlerdir. Osmanlı ruhu halen üzerlerindedir. Tertemiz insanlardır, hep içlerinden sanatçılar, doktorlar, bilim adamları çıkar. Böyle okuyan, araştıran, sanatçı bir millettir ve güzel insanlardır. Bizi zorla ayırmaya kalkmasınlar. Ben Etyen Mahçupyan böyle diyor demedim de, fakat bu kafada olan insanlar var. Onların aksine, onları kızdıracak şekilde onlarla birleşeceğiz. Sınırları da kaldıracağız, bağrımıza basacağız ve kardeş olacağız. Kardeşliğimizi göstereceğiz, zaten kardeşiz. Kardeşliğimizi göstereceğiz, inşaAllah.
“Yemin ederim ki bu ümmete öyle (şiddetli) belalar gelecek de, kişi zulümden, gaddarlıktan kurtulmak için sığınacak bir yer bulamayacaktır. Öyle sıkıntılı bir sırada Allah-u Teala akrabalarımdan, benim hanedanımdan bir kimseyi (Hz. Mehdi (a.s) ) gönderecek.” Yani benim soyumdan. “Bir kimseyi gönderecek” diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Yemin ederim” diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Bu ümmete öyle (şiddetli) belalar gelecek ki, kişi zulümden, gaddarlıktan kurtulmak için sığınacak bir yer bulamayacaktır” diyor. İşte biz bu devirdeyiz, inşaAllah.
“Hakim Ebu Said’den tahric etti ki; Resulullah (s.a.v) ferman etti. Ahir zamanda ümmetimin başına sultanlarından (idarecilerinden) şiddetli belalar gelir, öyle ki yerler Müslümanlara dar gelir.” Fas’ta, Tunus’ta, Cezayir’de, Mısır’da Müslümanlar’a kan kusturuyorlar. Bakın, “devlet başkanlarından şiddetli belalar gelir, öyle ki yerler Müslümanlara dar gelir. O zaman Allah, daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduran, benim soyumdan Mehdi’yi gönderecektir” inşaAllah.
Ahi Evran isimli kardeşimiz. Ahi Evran Fahrettin Razi kardeşimiz. Mehdi (a.s)’ın inşaAllah zuhur edeceğini, Mehdi (a.s)’ın son safhalarda olduğunu söylüyor, inşaAllah. Hadislere göre, inşaAllah. “Allah nurunuzu artırsın” diyor, inşaAllah. Yahudiler de, Hıristiyanlar da inşaAllah Müslüman olacaklar, İttihad-ı İslam tam oluşacak” diyor inşaAllah. İsmin de güzel, Ahi Evran Fahrettin Razi, maşaAllah, inşaAllah.
“Selam. Hocam, Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Beşinci Şua’da deccalleri tarif ediyor, çok detaylı, kapsamlı anlatmıştır” diyor. Mesela başka, bak açtık, hemen Beşinci Şua çıktı, maşaAllah. “İman ve teklif ihtiyar dairesinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsabaka olduğundan, perdeli ve derin ve tetkik ve tecrübeye muhtaç olan nazarî mes'eleleri elbette bedihî olmaz.” Bak, perdeli. Mehdi (a.s) de perdelidir, fark edilmez. Deccal ve süfyan da perdelidir, fark edilmez. “Derin tetkik ve tecrübeye muhtaç olan.” Demek ki derin tetkik; halktan bir insan kolay kolay derin tetkik yapamaz. “Ve tecrübeye muhtaç” tecrübeli bir insan bunu bilir ancak. “Muhtaç olan nazarî mes'eleler elbette bedihî (açık) olmaz. Ve herkes ister istemez tasdik edecek derecede zarurî olmaz.” Yani herkesin anlayacağı gibi olmaz, diyor. Onun görevini yapabilmesi için tanınmaması gerekiyor, tanınamaması gerekiyor. “Ancak imanın nuruyla tanınabilir” diyor Bediüzzaman. “Derin tetkik ve tecrübeye muhtaçtır” diyor, nazari meseleler. Hemen anlaşılamaz, çünkü görevini başka türlü yapamaz, o görevini yapacak. Mehdi (a.s)’a karşı Müslümanları kışkırtacak, tavır alacak, eylem yapacak, uğraşacak. Ona karşı da Müslümanlar, imtihan olacaklar, inşaAllah. “Tâ ki Ebu Bekirler a'lâ-yı illiyyîne çıksınlar ve Ebu Cehiller esfel-i sâfilîne düşsünler.” Büyük ruhlar, yüce ruhlar yükselsin, kaliteli insanlar en yüksek noktaya çıksınlar. Aşağılık, sefil insanlar da en aşağı dereceye düşsünler. İmtihan ortamı için bu şarttır, diyor Bediüzzaman. “İhtiyar kalmazsa teklif olmaz.” Yani insanın aklının ihtiyarını kaldıracak şekilde olmaz, diyor Bediüzzaman. Çıkmış adam, tamam, bak, Bediüzzaman belirtmiş, hadislerde belirtilmiş şahıs bu. O zaman? Adam görev yapamaz zaten. Mehdi (a.s) de görev yapamaz zaten, hemen tanınırsa. “Ve bu sır ve hikmet içindir ki, mu'cizeler seyrek ve nâdir verilir” diyor. “Hem dâr-ı teklifte gözle görünecek olan alâmet-i kıyamet (kıyamet alametleri) ve eşrat-ı saat, bir kısım müteşabihat-ı Kur'aniye gibi kapalı ve te'villi oluyor.” Kapalı olur, diyor Bediüzzaman. Ancak alim olanlar kişiler şerh edebilirler, diyor. Mesela, “bir kısım hadîsler İslâmların ekseriyeti noktasında veya hükûmet-i İslâmiyenin veya merkez-i hilafetin nokta-i nazarında vürûd ettiği halde, umum ehl-i dünyaya,” başka yerlerde zannedilmiştir, diyor. Mesela deccaller genellikle hep birbirine benziyorlar. Mehdiler de birbirlerine benziyorlar, inşaAllah. Mesela diyor ki; “deccal büyük bir alim olacak, ilmiyle dalalete düşer.” Bak, alim adam. Alim oluyor fakat, “ilmiyle dalalete düşer ve çok alimler ona tabi olacaklar” diyor. Bu bir deccal özelliğidir. Fark edilemiyor adam. İblis olduğu halde fark edilemiyor. “Allahu alem bissavâb, bunun bir tevili şudur ki” Bediüzzaman açıklıyor. Yine rivayetlerde deccallerin fitnesi İslamlarda olacağını, Müslümanların içinde de çıkacağını belirtiyor, inşaAllah. “Rivayetlerde, vukuat-ı Süfyaniye (deccalin) ve hâdisât-ı istikbaliye Şam’ın etrafında ve Arabistan’da tasvir edilmiş” diyor. Halbuki bu yanlıştır diyor.“Allahu a’lem, bunun bir tevili şudur ki: Merkez-i hilâfet eski zamanda Irak’ta ve Şam’da ve Medine’de bulunduğundan, râvîler, o şekilde zannetmişlerdir” diyor. Dolayısıyla Medine’yle ilgili, Şam’la ilgili, Irak’la ilgili rivayetlerin hepsi İstanbul’da olan olaylardır, İslam aleminin merkezi son olarak İstanbul’da kalmıştır, diyor. Mesela deccalle ilgili, siz aslında, ben şuna kısaca bir bakayım. Siz şimdi yine göstermediğimiz videolarımızdan ne var? Mehmet Kırkıncı Hocamızı yine gösterelim. Çünkü o Fethullah Hocamızın Hocası olduğu için çok hayati.
VTR: Mehmet Kırkıncı Hoca İslam ahlakının hakimiyeti hakkında konuşuyor.
ADNAN OKTAR:Evet. Hocamız Erzurum’un aslanıdır, oraların aslanıdır. Çok mübarek, bak şivesi de çok tatlı. “Tasvip edirem” diyor. Bana karşı sevgisi de çok güzel, maşaAllah. Allah sevgisini artırsın Hocamızın. Biz de Hocamızı canımız gibi seviyoruz. O bizim canımız, ciğerimiz, dünya tatlısıdır, maşaAllah.
Bakın, “deccal çıktığı zaman insanlar ilk defa iman ve doğruluğa davet edecek. Herkes onu sahici bir mürşid sanıp peşine takılacak. Bunu gören akıl sahibi kişiler de ondan ayrılacaklar” diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Kulağı da kesilecek.” Yani kulağı kesik, it, kopuk takımı anlamında. “Kalbinde zerre kadar iman taşıyan herkes ondan ayrılacak” diyor. Bakın hadis bu, deccal özelliği. “Allah ona şeytanları gönderecek. Şeytanlar ona: ‘Ne istersen söyle, yapalım!’ diyecekler.” Onlar da, demek ki böyle etrafında bir iblisat ordusu olacak. Küçük de olsa onları kullanacak. Çünkü deccal deyince tek bir; halbuki deccallerde vasıflar birbirine benziyor. Mesela Mehdiler de birbirine benzerler. Bütün Mehdiler birbirlerine benzerler. Kişilikleri, şahsiyetleri, çektikleri acılar, zulümler, karşılaştıkları deccaller. Mesela İmam-ı Rabbani kendi asrının deccalleriyle mücadele etmiştir. Hapsedilmiştir mesela İmam-ı Rabbani, hapsedilmiştir. Bu Mehdi özelliğidir, hapsedilmek. Hemen hemen her Mehdide bu olmuştur, hapsedilme olayı olmuştur. Zulüm ve cefa görmüştür insanlardan. Şefkat ve merhametle insanları kucaklamıştır ve bütünleştirici olmuştur. Mesela İmam-ı Rabbani Hinduları, sapkın putperestleri, hepsini kucaklamıştır. Onları İslam’a kazandırmıştır. Onlara nefret edip, onlara saldırganlık yapıp, onları ey kafirler diye aşağılayıp yok etmemiştir. Onlara nezaket ve sevgiyle İslam’ı, Kuran’ı anlatmış, onları kazanmaya çalışmış. Nitekim Müslüman olmalarına vesile olmuştur. Aynı Peygamberimiz (s.a.v) gibi. “Rivayetlerde, ahir zamanın alametlerinden olan ve Al-i Beyt-i Nebevi'den Hazret-i Mehdi'nin (Radıyallahü Anh) hakkında ayrı ayrı haberler var. Hattâ bir kısım ehl-i ilim ve ehl-i velâyet, eskide onun çıkmasına hükmetmişler.” Yani çıkıp, geçmiştir demişlerdir, diyor. “Bu ayrı ayrı rivayetlerin bir tevili şudur ki: büyük Mehdî’nin çok vazifeleri var.” Hani tek vazifesi vardı, hani bir taneydi? Çok vazifesi var. “Ve siyaset âleminde, diyanet âleminde, saltanat âleminde, cihad âlemindeki çok dâirelerde icraatları olduğu gibi, her bir asır, me'yusiyet vaktinde kuvvet-i maneviyesini teyid edecek bir nevi Mehdîye veyahut Mehdînin onların imdadına o vakitte gelmek ihtimaline muhtaç olduğundan, rahmet-i İlâhiye ile her devirde, belki her asırda bir nevi Mehdî Al-i Beyt’ten çıkmış.” Bir nevi, onun için her devirde deccaller de çıkar. Bir nevi deccal çıkar ve çıktığında da anlaşılamaz. Zırhından dolayı anlaşılamaz, maskesinden dolayı anlaşılamaz. Maskesini çıkarttığında anlaşılır. “Evet, yüzer kudsî kahramanları yetiştiren ve binler mânevî kumandanları ümmetin başına geçiren, Al-i Beyt” diyor. “Şeriat-ı Muhammediyeyi ve Hakikat-ı Furkaniyeyi ve Sünnet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) ihya ile, ilân ile, icra ile” bak, ihya, ilan ediyor ve icra ediyor İslam’ı, Kuran’ı. “Başkumandanları olan” bütün İslam aleminin başkumandanları olan, “büyük Mehdî’nin kemâl-i adaletini ve hakkaniyetini dünyaya göstermeleri gayet mâkul olmakla beraber, gayet lâzım ve zarurî ve hayat-ı içtimaiye-i insaniyedeki düsturların muktezasıdır.” Demek ki Mehdi (a.s)’nin adaletini bütün dünya görecek. Bediüzzaman’ın adalet gösterecek vakti olmadı ki. Adalet mekanizması içinde o mahkum oldu hep. Ama Mehdi (a.s) gelip, adaleti dünyaya hakim ediyor. Adaleti gösteriyor ve başkumandanlık yapıyor. “Ve bütün dünyaya gösterecek” diyor. Bak, “şeriat-ı Muhammediyeyi ve Hakikat-ı Furkaniyeyi ve Sünnet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) ihya ile, ilân ile, icra ile,” tam Asr-ı Saadet gibi olacak” diyor Bediüzzaman.
Konular uzun fakat yine bu kadarı yeterli, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Siz daha iyi bilirsiniz Hocam. Osman Ünlü de; “deccal çıkmadı ki” diyor ama Osman Ünlü’nün hocası Hüseyin Hilmi Işık Hazretleri ise saadeti ebediyede deccalin geliş alametlerini sayarak, decceliyetin görevde olduğunu anlatıyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Osman Ünlü Hoca der. Osman Ünlü Hoca ile zaman zaman ilgileniyoruz.
“Değerli Hocam, Selamun Aleykum. Araştırmacı yazar Aytunç Altından, Hoca Efendi ve Nur cemaati hakkında söylemleri hakkında yorumlarınız nelerdir?” Fethullah Hocamız hakkında kim aleyhte konuşuyorsa, yanlış konuşuyor, dürüst konuşmuyorlar. İsim vermiş olmasaydık, ben cevabını tam verirdim de. Fethullah Hocam dünya iyisidir, bir tanedir. Bizi bazı aklı evveller o mübarek insana karşı, o mübarek topluluğa karşı kışkırtmak için; işte sizinle ilgili onlar operasyon hazırlatıyorlar, poliste adamları var, onları kışkırtıyorlar, işte oyun hazırlığı içindeler aman dikkatli olun, falan gibi bize haberler gönderiyorlar. Muhatap dahi olmam, cevap dahi vermem. Bu mazlum insanlara karşı biz şefkat, merhamet ve muhabbetle yaklaşıyoruz. Ve çok güzel hizmet ettikleri kanaatindeyiz. Ama hatalı bir şey olursa; mesela Zaman Gazetesi’nde, hemen şak cevabını veriyoruz. Başka yerde anormal bir şey olsa cevabını veririz ama Mehdi (a.s) ile ilgili görüşlerini gördünüz işte. Fethullah Hocamın Mehdi (a.s) ile ilgili gerçek görüşleri budur. Diğerlerine kimse aldanmasın ve itibar etmesin. Esir konumda olan bir insanın adıyla her yerde yazı da çıkartabilirler, bilmem ne de olabilir. Asıl üslubu, asıl mantığı budur. Nereye dayandırıyor? Resulullah (s.a.v)’a dayandırıyor, Peygamberimiz (s.a.v)’in sözlerine dayandırıyor. Hocamızı bir kere daha dinleyelim son olarak, Fethullah Hocamız’ı.
VTR: Fethullah Hoca Efendi Hz. Mehdi (a.s)’yi anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Yani Fethullah Hocam’ın demek istediği şu; “yirmi küsur sahabe” diyor, bakın, “ahkamda bile bu kadar detaylı bilgi vermemişleridir” diyor. “Ve mütevatirdir” diyor. Demek istediği şu oluyor; eğer Mehdilik reddedilirse, Ehl-i Sünnet’in bütün inanç sistemi ortadan kalkar demek istiyor. Çünkü mütevatir hadisi reddediyorsa ve ahkamda bile bildirilmemiş derecede bütün sahabeler ittifakla Mehdi (a.s)’yi anlattığı halde Mehdiyet reddediliyorsa, daha az sayıda sahabenin bildirdiği daha zayıf rivayetler de var ve bunlarla Ehl-i Sünnet inancı oluşuyor, mezhepler oluşuyor. Dört mezhebin alıntıları o hadislerde. Namaz, oruç, zekata ait, hacca ait bütün hükümler o hadislerden oluşuyor. Eğer Mehdi (a.s) ile ilgili hadisler kabul edilmiyorsa, o hadislerin hiçbiri kabul edilmiyor anlamına geliyor. O zaman bütün sistem çökmüş olur. Yani Mehdi (a.s)’ı kabul etmeyen Ehl-i Sünnet’in hiçbir şeyini kabul etmemiş oluyor. O anlamda söylemiş oluyor Fethullah Hocamız, inşaAllah.
Evet, ne yapıyoruz?
SUNUCU: Bizi yarın 22’den itibaren Aba TV, Kocaeli TV, Mavi Karadeniz Radyo ve www.HarunYahya.TV internet sitemizden takip edebilirsiniz.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Güzel Konular
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...