SUNUCU: ‘Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri’ programımıza Aksu TV, Gaziantep Olay TV, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.TV sitemizden devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR: Efendim hoş geldiniz. Berkerim buyrun.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Ahir zaman alametleri olarak bilinen depremler, seller ve afetler devam ediyor. Pakistan’da 7,4’lük depremde bir mucize eseri diyorlar, yaralanma ve ölüm olmamış. Brezilya’daki selde de 1000 kişinin öldüğü geçiyor haberlerde, inşaAllah Hocam.
-VTR- Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretlerinin Mehdi (a.s) Duası
ADNAN OKTAR: Şeyh Nazım Hocam dünyada bir tane, bir tane, dünya tatlısı. Ona iman gözüyle bakan onun güzelliğini görür. Ama şaşı gözle, deccal gözüyle bakan onu çok ters görür. İman, nur gözüyle bakan da onu çok güzel görür. Allah’ın güzel bir tecellisi olarak görür. Deccal gözüyle, şaşı bakanlara Allah hidayet versin, Allah akıllarını açsın.
(Deprem çizelgesi) Depremlerde normal gidişat bu. Dünyanın kuruluşundan beri normal gidiyor. Bakın 99’da ani bir çıkış var. 99 kilit bir dönem, yani 2000’e bir kalmış. Sonra muazzam bir artış var depremlerde, aynen Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in dediği gibi ve bu grafik de sürekli yükselerek, çıta da düşmeden devam ediyor.
-VTR- Depremlerin Artması Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametlerindendir.
ADNAN OKTAR: Şimdi Hutbe-i Şamiye ile ilgili filmi seyredelim.
-VTR- Bediüzzaman Hazretleri 1911 yılında Emevi Cami’nde verdiği ünlü hutbesinde Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhur vakti ve faaliyet dönemlerine ait önemli tarihler vermektedir
ADNAN OKTAR: En’am Suresi’nden biraz okuyayım. Şeytandan Allah’a sığınırım. “O, karanın ve denizin karanlıklarından yolunuzu bulmanız için size yıldızları var edendir. Bilen bir topluluk için Biz ayetleri birer birer (bölüm bölüm) açıkladık.” “Yolunuzu bulmanız için,” geçen gün Cihat Hocamla arabada gidiyorduk. O cebinden telefonu çıkardı, telefon gibi bir şey, gideceğimiz yer görünüyor. Arabanın gitmesi de görünüyor üzerinde, navigasyon mu ne? Bir uydu kanalıyla yapılıyormuş. Hatta birkaç uydu kanalıyla yapılıyormuş. Araba nereye gitse gösteriyor caddeyi, gideceğimiz nokta da belli, o da görünüyor. Elimizle koymuş gibi aradığımız adresleri bulduk. Ne diyor bak ayette? “O, karanın ve denizin karanlıklarından yolunuzu bulmanız için size yıldızları var edendir.” Yıldız, gökyüzünde parlayan cisimlerdir. Uydu da mesela, havada duran uydu baktığımızda, sabit uydu pırıl pırıl parlıyor. Hatta yıldızlardan daha fazla parlıyor. Parıl parıl parlıyor, Kuran’ın bir işareti bu işte. Çünkü net yol bulmayı sağlayan bir sistem. “O, gökten su indirendir.” Şeytandan Allah’a sığınırım. “Bununla her şeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiş taneler türetiyoruz.” Yeşillik, klorofilin rengi yeşil, klorofil kanalıyla bitkiye gıda sağlanıyor. O gıdaları da insanlar yiyorlar. Ve tanelerinin oluşmasında da yine klorofil kullanılıyor. Ona işaret var. “Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bakın” diyor Allah. “Meyveleri inceleyin” diyor. Bitkileri ve meyveleri. Hem de hepsini. “Bütün meyveleri inceleyin” diyor Allah. “Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır.” Biz zaman zaman meyveleri gösteriyoruz, resim olarak gösteriyoruz. Bak,“şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır.” Mesela bak, Allah “bunlarda ibret vardır, dikkatlice bakın, inceleyin” diyor. Her birinin kokusu, tadı, rengi, biçimi… Göze de çok hoş geliyor, kokusu da çok güzel, tadı çok güzel. Mineral, vitamin yönünden çok zengin, protein de var içinde, maşaAllah. Hurmaya çok şaşırıyorum ben, bal gibi bir şey böyle. Çölde öyle bir bitkinin yetişmesi çok acayip, böyle bir meyvenin oluşması, değil mi? Kurutulmuş bal kabağı tatlısı gibi, hani fırında kurutuluyor. Acayip güzel. Allah, “meyveleri düşünün” diyor. Alıp, böyle adam haşur huşur maymun gibi yiyor. Öyle değil, Allah onu düşünmemizi istiyor. O’na şükretmemizi, Allah’ın yarattığı o güzelliği tefekkür etmemizi istiyor. Çünkü kabuğu vernikli gibi pırıl pırıl parlıyor. İçi çok güzel, kokusu çok güzel, asitliği çok mükemmel, şeker oranı çok mükemmel. İçinde yağ oluyor, protein de var, karbonhidrat da var. Hemen hemen bütün vitamin çeşitleri var, bütün mineral çeşitleri var, ihtiyaç olan ve içindeki su da nefis, tertemiz ve müthiş güzel bir kıvamı var. Aroması şahane zaten. Allah bunları insanlara sunuyor. Adamlar diyor ki; “tesadüfen oldu” diyor. Bu işte vicdansızlık olur. O zaman Allah, o nimetleri onlardan alacak ahirette. Madem tesadüf olduğuna inanıyor. Tesadüfe benzediğine kanaat getirdiği meyveleri yiyecek, onlardan da pek hoşlanmayacaklar. Pek değil, hiç hoşlanmayacaklar, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Biraz canlılardan gösterebilir miyiz Hocam, inşaAllah? İman hakikati.
ADNAN OKTAR: Göster.
ADNAN OKTAR: Bunların sevimliliğini de Allah düşünelim diye yaratıyor. Ama çok şahane varlıklar, maşaAllah.
En’am Suresi, 103; şeytandan Allah’a sığınıyorum, Cenab-ı Allah diyor ki; “gözler O’nu idrak edemez;” yani insan gözüyle Allah görülemez, “O ise bütün gözleri idrak eder.” Yani bütün hayvanların gözlerini ve bütün insanların gözlerini, ne kadar göz varsa, tamamını Allah idrak ediyor ve bütün gözlerden Allah bakıyor. “Bütün gözlerden bakan Benim” diyor Allah. “O, latif olandır, haberdar olandır.” 104. Ayet, şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Gerçek şu ki size Rabbinizden basiretler gelmiştir. Kim basiretle-görürse kendi lehine, kim de kör olursa (görmek istemezse) kendi aleyhinedir. Ben sizin üzerinize gözetleyici değilim.” Körlük, tabii manevi körlük kastediyor. Her zaman söylüyorum; körler, amalar, konumu çok makbuldür. Çok fazla sevap alacaklar onlar, inşaAllah. Çünkü kör olarak ibadet etmek, bir güzellikte bulunmak nefse çok zor gelen bir şeydir. Eğer ona sabredebiliyorsa, Allah’a o haliyle şükredebiliyorsa cennetin kapısı sonuna kadar açılır ona, inşaAllah. “Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar,” En’am Suresi, 125; “kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir.” İman etmediğinde her şeyden korkuyor. Bir ben çıkar, “aman kanser olup ölecek miyim?” der. Kalbi biraz çarpar, “kalbim mi duracak?” der. Masa sallanır, “deprem mi oluyor acaba?” der. Sokağa çıkar, işte “sevdiklerime acaba kavuşabilecek miyim?” “Araba mı çarpacak?” “Hastalanacaklar mı?” Bütün ömrü acı ve ızdırap içinde geçer. Her anı, her dakikası ızdıraptır. Sürekli vesveseler içinde geçer. Allah ona dikkat çekmiş. En’am suresi, 149; şeytandan Allah’a sığınırım, “De ki: "En 'üstün ve apaçık' delil Allah'ındır.” Yani Kuran, “Kuran’da ne delil varsa, en açık delil odur” diyor Allah. “Eğer O dileseydi elbette tümünüzü hidayete yöneltip-iletirdi." “İstersem hepinizi iman ettiririm” diyor, Allah. Ama imtihan olduğumuz için bir kısmı iman ediyor, bir kısmı iman etmiyor. “De ki: "Gerçekten Allah'ın bunu haram kıldığına şahadet edecek şahitlerinizi getirin." Şayet onlar, şahadet edecek olurlarsa sen onlarla birlikte şahadet etme. Ayetlerimizi yalan sayanların ve ahirete inanmayanların heva (istek ve tutku)larına uyma; onlar (birtakım güçleri ve varlıkları) Rablerine denk tutmaktadırlar. "”"Gerçekten Allah'ın bunu haram kıldığına şahadet edecek şahidlerinizi getirin. Mesela, yobazlarda oluyor bu, diyor ki; “şu hareket yahut şu haramdır.” “Neye göre böyle diyorsun? Delil var mı? Kuran’dan göster.” Yok. “Peygamber (s.a.v)’in sahih bir beyanı var mı?” Yok. “Hurafe var mı? “Evet, var” diyor. Kuran ona dikkat çekiyor. “"Gerçekten Allah'ın bunu haram kıldığına şahadet edecek şahitlerinizi getirin." Şayet onlar, şahadet edecek olurlarsa sen onlarla birlikte şahadet etme.” Yani “sen onların o yobazca düşüncelerini, o gerici düşüncelerini kabul etme. Sen Kuran’da varsa kabul et. Yoksa kabul etme” diyor Allah. “Ayetlerimizi yalan sayanların ve ahirete inanmayanların heva (istek ve tutku)larına uyma; onlar (birtakım güçleri) Rablerine denk tutmaktadırlar.” Bir kısım hurafe kaynaklarını ve hurafe üreten mürşitlerini Allah’a denk tutuyorlar. Allah nasıl vahyediyorsa, o kişinin de öyle vahyettiğine inanıyorlar. “De ki: "Gelin size Rabbinizin neleri haram kıldığını okuyayım."” Çok net söylüyor Cenab-ı Allah. “O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın.” Bir kere “şirkte bulunmayın” diyor Allah. “Anne-babaya iyilik edin.” Eğer mümin ve muttaki, temiz anne babaysa iyilik etmek farzdır. Şefkat göstereceksin, ilgi alaka ama dinine, imanına saldırmıyorsa. Dinine, imanına saldırıyorsa itaat yok. “Yoksulluk-endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizin de, onların da rızıklarını Biz vermekteyiz. Çirkin-kötülüklerin açığına ve gizli olanına yaklaşmayın. Hakka dayalı olma dışında, Allah'ın (öldürülmesini) haram kıldığı kimseyi öldürmeyin. İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki akıl erdirirsiniz.” Yani “cinayet işlemeyin” diyor; yani terör, anarşi, “bunlardan kaçının” diyor Allah. “Çirkin-kötülüklerin açığına ve gizli olanına yaklaşmayın.” “Gizlice de rüşvet almayın, fuhuşta bulunmayın veyahut açık olarak da yapmayın.” Yani “bunların hepsinden kaçının” diyor Allah. “Sizin de, onların da rızıklarını Biz vermekteyiz. Çocuklarınızı öldürmeyin” diyor. O devirde; Çin’de de var şu an. Çin’de biliyorsunuz çocuk katliamı, milyonlarca çocuk katlediliyor. Onlarda devletin belirli müsaade ettiği bir çocuk sayısı var. Eğer onu aştıysa, çocuk öldürüyorlar, Çin hükümeti. Öyle bir çılgınlıkları var, delilikleri var. Kendileri de zaten öldürüyorlar, kız çocuklarını öldürüyorlar. Doğar doğmaz öldürüyorlar ve bu müthiş bir rezalettir. Dünya da buna sessiz kalıyor. Çin’de yani, milyonlarca öyle bir tane, iki tane, üç tane değil, inşaAllah. “Allah, bunları sizlere tavsiye ettiği zaman şahit miydiniz?” Yani “nereden çıkardınız?” diyor Allah bu yobazlara, bu uydurmacılara. Bak, diyor ki Cenab-ı Allah; “Allah, bunları sizlere tavsiye ettiği zaman şahit miydiniz?” Nereden biliyorsunuz diyor Allah bunların haram olduğunu ve yahut helal olduğunu.“Hiçbir bilgiye dayanmaksızın insanları saptırmak için Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?” Yani hurafe çıkaranlar, uydurma izahlar çıkaranlar için Allah, “daha zalim kimdir?” diyor. “Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.” Yani hurafeci yobaz topluluğunu, gerici topluluğunu Allah hidayete erdirmez. Allah onları dalaletler içine düşürüp bırakıyor. Çünkü Kuran’ın yeterli olduğunu Allah bize söylüyor. Kuran’ı da bize en mükemmel Peygamberimiz (s.a.v) tefsir etmiştir. Biz ona göre hareket edeceğiz. Kuran ve Peygamberimiz (s.a.v)’in sünneti, yani Kuran’ın tefsiri olan sünneti, inşaAllah.
Ahmet Kartal, “Darwinizm yani deccalizm tek millettir. Mehdi (a.s) bağlıları da yine tek millettir. Onlar da, yani Ermeniler de bizim gibi Mehdi (a.s)’a bağlı olurlar, inşaAllah” diyor. “Onu severlerse bizim onlara düşmanlık yapmamız dinen caiz olmaz. Fikirde, yani inançta birlik sağlanmazsa, eylemde de birlik sağlanmaz” diyor. Tabii ki Ermeniler, Müslümanların yed-i emanında olacaklardır. Daha önce öyleydi. Osmanlı döneminde de hep böyleydi. Bizim korumamız altındaydılar, yed-i emanımız altındaydılar, inşaAllah.
“Merhaba Muhammed Adnan Hocam. Hocam az önce bir televizyon kanalı, bu anormal bir hocaefendi var, onun kanalı değil mi?” diyor. Doğru, onun kanalı. Fakat biz veyahut bir başkası, sapkın bir anlatım yapılıyorsa bir kanalda, oraya gidip hak bir açıklama yapılıyorsa, buna emri bil maruf nehyi anil münker denir. Mesela bir meyhaneye girersin, adamlara tebliğ yaparsın. O meyhaneyi tasdik ettiğin anlamına gelmez. Tebliğ yapmış olursun. Doğru yola çağırırsın, güzel yola çağırırsın. Televizyona gitmek de o televizyonu tasdik anlamına gelmez. O televizyonda ve onu dinleyen insanlara tebliğ yapmış oluyorsun. Hakkı, doğruyu anlatmış oluyorsun. Dolayısıyla Şeyh Nazım Hocamızın o kanalda konuşmuş olması haktır, doğrudur, güzeldir. Çünkü onları doğruya, güzele, iyiye davet ediyor. “Sapıtmayın, yanlış olmayın, size doğrusunu anlatıyorum; iyiyi, güzeli anlatıyorum” diyor. Ne yapması gerekiyordu? Hz. Musa (a.s) niye firavunun sarayına gitti tebliğ yaptı? Hz. İbrahim (a.s) niye nemrudun yanına gitti, tebliğ yaptı? O zaman tebliğ diye bir şey olmaz. O yanlış, anlamıştır zaten kardeşim de, inşaAllah. Bir kere o ayrımcı kafayı kaldırmak lazım, o tip şeyler çok yanlış. Biz hakkı her yerde tebliğ ederiz, her yerde anlatırız, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Kırkıncı Hocamız’la Fethullah Hoca Efendi’nin yeni resimleri var Hocam. Görmek ister misiniz?
ADNAN OKTAR: Bakayım. MaşaAllah. Hepsi çok muhterem, temiz insanlar. Fethullah Hocamız da tertemiz bir insan, nefsiyle mücadele eden bir insan. Hastalıkları var, dertleri var, sıkıntıları var. Böyle tertemiz bir insana abuk sabuk iftiralar atmak, onunla uğraşmaya kalkmak zulümdür. Elinden geldiği kadar, gücünün yettiği kadar İslam’a, Kuran’a hizmet etmek isteyen bir muhterem mürşit Hocaefendidir. Ayrıca Mehmet Kırkıncı Hocamızın talebesi, en sağlam kaynak, daha ne diyeyim? İnşaAllah. En sağlam kaynaklardan biri.
Araf Suresi, 56, şeytandan Allah’a sığınırım; “Düzene konulması (ıslah)ından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın.” Düzene konulması (ıslah)ından sonra, Mehdi (a.s)’dan sonra, Mehdi (a.s) zamanında dünya düzene konulacak, ıslah olacak. “Sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın. O'na korkarak ve umut taşıyarak dua edin.” Yani ümit var olarak. “Doğrusu Allah'ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır.” Bak, “doğrusu Allah'ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır.” 56. ayet, ebcedi 1956 tarihini veriyor. Çok acayip, 56. ayet, ebcedi de 1956. “Doğrusu Allah'ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır.” Ayrıca ayet 1996 tarihini de veriyor. Diğer ayet de 1996 tarihini veriyor, inşaAllah. “Size Rabbimin risaletini tebliğ ediyorum.” Kuran’ı, İslam’ı tebliğ ediyorum, anlatıyorum. “(Ayrıca) Size öğüt veriyor ve sizin bilmediklerinizi ben Allah'tan biliyorum.” Bu ayetin ebcedi de 1997 tarihini veriyor. Şeddeli de 2029 tarihini veriyor. Bak, "Size Rabbimin risaletini, Kuran’ı tebliğ ediyorum. (Ayrıca) Size öğüt veriyor ve sizin bilmediklerinizi ben Allah'tan biliyorum. Sakınıp rahmete kavuşmanız için, içinizden sizi uyarıp korkutacak bir adam aracılığı ile bir zikir, bir Kitap gelmesine mi şaştınız?” Eğer ahir zamana uyarlarsak, “sakınıp rahmete kavuşmanız için, içinizden sizi uyarıp korkutacak bir Mehdi (a.s) aracılığı ile bir zikir, Kuran’ın açıklanmasına mı şaştınız?” “Kuran’ın tebliğ edilmesine mi şaştınız?” anlamında yorumlayabiliriz. “İçinizden sizi uyarıp korkutacak” cümlesi 2011’i veriyor, ebcedi. Ayetin “sizi uyarıp korkutacak bir adam” kısmı da 1993 tarihini veriyor. “İçinizden sizi uyarıp korkutacak,” 2011’i veriyor, inşaAllah. “Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları suda-boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi. Kavminin önde gelenlerinden inkar edenler dediler ki: "Gerçekte biz seni 'akli bir yetersizlik' içinde görüyoruz."” Yani “akli dengen yerinde değil, sen delisin” diyorlar. “Ve doğrusu biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz.” Ayrıca da “yalan söylüyorsun, söylediklerin doğru değil” diyorlar. Her devirde mutlaka Peygamberlere, Mehdilere bu tarz bir tavır konulmuş. Delilikle itham edilmek ve yalancılıkla itham edilmek ve dalaletle itham edilmek, mürtetlikle itham edilmek, dini değiştirmekle itham etmek, çıkarcılıkla itham etmek. Peygamber diyor ki; “"Ey kavmim" dedi. "Bende 'akıl yetersizliği' yoktur."” Benim akli dengem yerinde diyor. “Ama ben gerçekten alemlerin Rabbinden bir elçiyim,” bir Mehdi’yim diyor, inşaAllah. “Size Rabbimin risaletini,” Allah’ın hükümlerini tebliğ ediyorum. “Ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm.” “Size Rabbimin risaletini tebliğ ediyorum,” ebcedi 2029 tarihini veriyor. Bakın, hep Mehdi (a.s) devrini veriyor ayetler. Tek rakam çıkıyor. Sadece Mehdi (a.s) devrine ait ebcedler çıkıyor. Ebced bilenler baksınlar, göreceklerdir, inşaAllah.
“Şu halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın, yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.” “Anarşi ve teröre girmeyin” diyor Allah, 74. ayet, Araf Suresi. Şeytandan Allah’a sığınırım. Yine Araf Suresi, 88; “Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar,” yani o devrin enaniyetli hocalarından, o devrin enaniyetli mürşit görünen kişileri veyahut enaniyetli önde gelen siyasiler de olabilir, hepsi olabilir, “müstekbirler dediler ki: "Ey Şuayb,” küçük şube sahibi anlamında, Mehdi (a.s)’ın da lakabı Şuayb, küçük bir grubu olan anlamına geliyor, şubecik anlamına geliyor. “Seni ve seninle birlikte iman edenleri ülkemizden sürüp-çıkaracağız.” Yani senin arkadaş grubunu ve seni ülkemizden sürüp çıkaracağız. “Veya mutlaka bizim dinimize geri döneceksiniz." Yani “dinsiz, ateist olacaksınız.” İkisinden birisi.“(Şuayb;) "Biz istemesek de mi?” diyor. Zorla mı yapacaksınız diyor.“Allah bizi ondan kurtardıktan sonra, bizim tekrar sizin dininize dönmemiz Allah'a karşı yalan yere iftira düzmemiz olur.” Mesela; Darwinist, materyalist olmaya yeniden dönmek mümkün değil bir Müslüman için. “Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi dışında, ona geri dönmemiz bizim için olacak iş değildir. Rabbimiz, ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır.” “Müthiş bir ilim sahibidir” diyor Allah, “bütün ilim Allah’a aittir.” “Biz Allah'a tevekkül ettik. 'Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında 'Sen hak ile hüküm ver,' Sen 'hüküm verenlerin' en hayırlısısın."” Bize bir kolaylık sağla diyor, Allah’a dua ediyorlar. “Kavminin önde gelenlerinden inkar edenler, dediler ki: "Andolsun, Şuayb'a uyacak olursanız,” o devrin Mehdi (a.s)’ı olan o Peygambere uyacak olursanız, “kuşkusuz kayba uğrayanlardan olursunuz.” “Mutlaka dağılıp gidin. O adam (haşa) sapkın ve yanlış. Ona uyanlar kendilerini batırır. Onun yanına yanaşmayın diyorlar. Mehdi (a.s)’da ne olacak? Aynısını duyacağız. “Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da, kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar.” Allah depremle karşılık veriyor, bu yaptıklarına karşılık. “Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orada 'hiç refah içinde yaşamamışlar' gibi oldular: Şuayb'ı yalanlayanlar, asıl büyük hüsrana uğrayanlardır. O da onlardan yüz çevirdi.” O da onlarla muhatap olmuyor o zaman. Çünkü söz dinlemiyor, laf dinlemiyorlar, yüz çeviriyor. “Ve (şöyle) dedi: "Ey kavmim andolsun,” yemin ediyor. “Size Rabbimin risaletini tebliğ ettim, Allah’ın hükümlerini anlattım ve size öğüt verdim.” Ayrıca öğüt de verdim diyor. Misallerle, temsillerle de anlattım gerekirse. “Şimdi ben, inkara sapan bir topluluğa nasıl üzülebilirim?” Üzülmek haram. Niye üzüleyim, gereğini yaptım diyor. 94. ayet; “Biz hangi memlekete bir peygamber,” bir Mehdi (a.s), “gönderdiysek onun halkı yalvarıp-yakarsınlar diye, mutlaka onları dayanılmaz bir zorluk (yoksulluk) ve sıkıntıyla yakaladık.” “Ekonomik krizle yakaladık” diyor. Bu da 2005 tarihini veriyor. Ekonomik krizin yavaş yavaş palazlandığı, hafif hafif gelişmeye başladığı devir 2005. 2007’de biliyorsunuz tırmanışa geçti ekonomik kriz. “Firavun kavminin önde gelenleri, dediler ki: "Musa ve kavmini bu toprakta (Mısır'da) bozgunculuk çıkarmaları, seni ve ilahlarını terk etmeleri için mi (serbest) bırakacaksın?" Tutukluluk hali devam etsin, bırakmayın diyor. "Musa ve kavmini bu toprakta (Mısır'da) bozgunculuk çıkarmaları,” Müslümanlara hep böyle bozgunculuk iddiası olmuştur. Firavun da aynı iddiada, bozgunculuk çıkarma. “Seni ve ilahlarını terk etmeleri için mi (serbest) bırakacaksın?" Onların ilahı ne? Firavunu putlaştırmışlar. O devrin deccali, ona saygı göstermezsen eğer onun kanunlarını kabul etmezsen adam yakana yapışıyor. Ama “firavun en büyük dersen, firavunun dedikleri doğrudur, firavunun kanunları geçerlidir, firavunun ideolojisine uyuyorum” dersen mesele yok. Demediğinde yakana yapışıyorlar. “Firavun dedi ki: "Erkek çocuklarını öldüreceğiz ve kadınlarını sağ bırakacağız. Hiç şüphesiz biz, onlara karşı kahir bir üstünlüğe sahibiz."” Anarşi döneminde de genç delikanlıları biliyorsunuz; yüzlerce, binlerce gencimizi deccaliyet katletti, şehit etti. PKK da gençlerimizi Güneydoğu’da şehit ediyor. Hep gençleri, delikanlıları şehit ediyor.
Mert Türkkan; “Hocam programlarınızı seyrediyorum, çok beğeniyorum. Programlarınızın reytingi çok yüksek” diyor. “Sizlere karşı çok saygılıyız” diyor, “programlarınızı izlemeye devam ediyoruz” diyor. Teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Herhalde sadece övmek için yazmış Mert Türkkan. Allah hidayetini artırsın, bilgini artırsın.
Washington, Hakan Kosova; “Muhammed Adnan Hocam, uzaylılar deccalin ordusu olabilir mi? Saygılar.” Bu konuda uzman Berker Hocamdır. Ne diyorsun? Uzaylılar deccalin ordusu olabilir mi?
ALTUĞ BERKER: Dawkins bilir.
ADNAN OKTAR: Dawkins, evet onun ordusu “uzaylılar geldi yaptı insanları” diyor. O açıdan doğru.
“Sayın Hocam, hayırlı geceler. Hizmetinizden dolayı teşekkür ederiz. Mehdi (a.s)’dan ve ahir zamandan bahsedip bizleri aydınlatıyorsunuz. Biz Halep’e sıkça gidiyoruz. Orada sizlerden bahsediyoruz. Ancak Hak ve Hakikat Partisi Genel Başkanı Dursun Güneş, Mehdi (a.s) olduğunu söylüyor. Mikail (a.s)’ın kendisine kılavuzluk ettiğini söylüyor.” Allah hidayet versin, Allah aklını güçlendirsin. Ne diyelim? Dua edelim. Ebu Bekir, Fatih. Mehdi (a.s)’dan önce sahte mehdiler çıkacağını Peygamberimiz (s.a.v) söylüyor. İsa Mesih (a.s)’dan önce de sahte mesihler çıkacağını söylüyor. Aynısıyla tahakkuk etmiştir. Sahte mehdiler, sahte mesihler. Sahte derken gerçek olmayan mehdiler ve mesihler zuhur edecektir, ediyorlar da. Olabilir, şaşırdığımız bir şey değil. Çünkü hadisin hükmü böyle, Peygamberimiz (s.a.v) ne diyorsa doğru çıkar, inşaAllah.
“Muhterem Seyid Muhammed Adnan Hocam. Dikilitaşlardan bahsettiniz. Allah, Hümeze Suresi’nin 9. ayetinde; “Kendileri de dikilip-yükseltilmiş sütunlarda (bağlanacaklardır)” diye buyuruyor. Acaba bu sütunlar ayrıca İstanbul’daki dikili taşlara bakıyor olabilir mi? O mübarek ellerinizden öpmeyi ve sizlerle kucaklaşmayı Allah bana da nasip etsin. Sizin has talebeniz olmayı arzu eden kardeşiniz Baran” diyor. Has kardeşimizsin Baran, maşaAllah. Hem de kardeşimsin. Talebe; talebeye talebe olunur mu? Olunur. Talebenin talebesi olursun. Çünkü biz de talebeyiz. Tabii Allah dikilitaşlara dikkat çekmesi burada çok manidar, çünkü firavunlarda da bu konuya, “kazıklar sahibi firavuna” diyor. O dikili taşlara dikkat çekiliyor. O da şeytan çağırmada kullanıyorlar onları o zaman. O konuya dikkat çekmiş.
Seyyid Taha, “sizin insanları imanı noktada şuurlandırmada yaptığınız çalışmaları takdir ediyorum. Allah razı olsun. Hitaplarınız hoşuma gidiyor, ilginç buluyorum” diyor. Mesela işte hani köpek diyoruz, domuza benzetiyoruz. Onlar tabii Kuran’da geçen benzetmeler, Allah’ın yaptığı benzetmeler. Allah, “ağzını açıp soluyan köpeğe benzerler. Söylesen de söylemesen de birdir onun için, sürekli bakar” diyor, küfür için. Bizim benzetmelerimiz de doğru. Domuza benzetmek, Allah “domuzlar ve maymunlar olun dedik” diyor. Allah zaten domuza benzetiyor Kuran’da. “Kuran üslubuyla konuşmanız çok hoşuma gidiyor. Pozitif etkiliyor” diyor. “Derviş gönüllüsünüz” diyor. Güzel ama Müslüman tabii Kuran’ın üslubunu kullanmakla mükelleftir. Biz de Kuran’ın üslubunu kullanıyoruz. Allah, “hayvanlar gibi hayvanlardan da daha aşağıdırlar” diyor. Allah onların melül ve lanet mahluklar olduklarını belirtiyor. Küfür içinde olan, ahlaksız olan, özellikle münafıkları, Allah müthiş aşağılıyor Kuran’da. Biz de Kuran’ın bu hükmüne uymakla ibadet etmiş oluyoruz, inşaAllah. Ama kendi kafamıza göre olursa o din olmaz o zaman. Yani “ben Kuran’ın üslubunu beğenmiyorum, kendi üslubumu beğeniyorum” derse adam, dinden çıkar. Kendi kafasını geliştirir. O kendi geliştirdiği kafa da onu yutar. Olmaz öyle şey.
ALTUĞ BERKER: Kütüb-i Sitte’de Hz. İsa (a.s)’ın nüzulüne işaret eden hadislerden bir tanesini okuyabilir miyim Hocam? İnşaAllah. Sahih-i Buhari, “Meryem oğlu İsa (a.s) sizin içinize hükmünde adil bir hakim olarak inmedikçe,salibi kırmadıkça, domuzu öldürmedikçe, cizye vergisini kaldırmadıkça ve mal hiçbir kimse kabul etmeyecek derecede dolup taşıncaya kadar kıyamet kopmaz.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Sahih-i Müslim’de ve diğer Kütüb-i Sitte’deki Sünen-i İbn-i Mace’de Hz. İsa (a.s)’ın nüzulüne dair kesin olan hadisler mevcut Hocam. Sizin de bildiğiniz gibi, inşaAllah. Anlattığınız gibi her zaman.
ADNAN OKTAR: Hz. İsa (a.s)’ın inişine inanmak zaten vaciptir. Çünkü hepsi tevatür hükmündedir. Tevatür derecesindedir hadisler. Mütevatirdir, aksi vacibi terk etmek, farzı terk etmek olur. O yüzden zaten o konuda sorun yok. Yalnız kardeşlerimiz zaman zaman Kurani metotla, cahili metodu birbirinden ayırıyorlar. Halbuki Kuran’da Cenab-ı Allah, küfre ve münafıklara özel bir dil kullanıyor. Müminler için ayrı bir dil vardır, ayrı bir üslup ve hitap vardır. Münafıklar için kullanılan dilin Müslümanlarca kullanılması gerekir. Mesela Kuran’da cennette kadın tasvirleri vardır. O bazı ahmaklar diyeyim, Kuran’ın o üslubundan utanıyorlar, ağzına dahi almak istemiyor o konuyu, söylemek istemiyor. Halbuki o övücü ve çok güzel bir nimettir. En yüksek nimetlerden birini Allah anlatıyor, yahut birkaçını anlatıyor. Adamın ağrına gidiyor. Kendi namus ve din anlayışına göre onlar söylenmemesi gerekiyor. Mesela Peygamberimiz (s.a.v)’in çok evliliği adamın ağırına gidiyor. O kendi ahlak anlayışına göre. Kuran’ın ahlakını beğenmiyorsa, ayrı bir ahlaktadır o. Ama Kuran ahlakı içerisinde değildir. Biz Kuran ahlakına göre hareket ediyoruz. Onun için mesela münafıkların aşağılanması, haysiyetsizliklerinin vurgulanması çok önemlidir. Buğz etmek, gadaplanmak, o zaten hamiyet-i İslamiyedir. Müslüman orada gadab-ı şahanesini gösterecek. “Bu nasıl olur?” denmez. Buğz olması gereken bir ibadettir. Buğz etmiyorsa onun imanında bir hastalık vardır. Dini, sosyal olaylarla ve entel kafasıyla karıştırmamak lazım.
Tevbe Suresi, 23; şeytandan Allah’a sığınırım; “Ey iman edenler, eğer imana karşı inkarı sevip-tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin.” Ne babası artık babasıdır onun, ne kardeşi kardeşidir. “Sizden kim onları veli edinirse, işte bunlar zulmeden kimselerdir.” Harama girersiniz diyor Allah. Bak, “Ey iman edenler, eğer imana karşı inkarı sevip-tercih ediyorlarsa,” herhangi bir şeyde küfür içindeyseler, “babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin.” Hüküm olarak o bağ kopmuştur. “De ki:” diyor Allah, devam ediyor; “Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz,” yani arkadaş çevreniz, “kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resûlü’nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.” Adam diyor ki; “Allah yolunda cihad etmek, cehd etmek, İslam ahlakını yaymak, bu tamam güzel, Allah’ı da çok seviyorum, Resulü de çok seviyorum, Allah’ın dinini yaymayı çok seviyorum ama babamı daha çok seviyorum. Babam ayrı, babam ne diyorsa ona göre hareket ederim.” Veya “çocuklarım daha üstün” diyor veyahut “kardeşlerim daha üstün” diyor veya “eşim çok önemli benim için, eşim ve çocuklarım. Sonra benim için gelir Allah’ın dinini yaymak, cihad sonra benim için önemlidir” diyor. “Önce eşim ve çocuklarım ve kazandığım mal, az kar getireceğinden korktuğum ticaret benim için önemlidir. Benim ticaretim, çıkarlarım, mesleğim önemli benim için” diyor. “İslam’ın yayılması, tebliğ benim için önemli değil” diyor. “Facebook’taki arkadaşlarım, internetteki arkadaşlarım, çevrem önemli, evim önemli, evimin içinde huzur buluyorum, hoşuma gidiyor. Ben evden çıkmak istemem, sen git tebliğ yap ama benim için bu önemli” diyor. o zaman ne diyor Allah? “Eğer öyle bir durum varsa” diyor Allah, “Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin.” diyor. “Sizin canınızı alıncaya kadar, size bela verinceye kadar Ben, bekleyin” diyor Allah. “Allah fasıkları topluluğuna hidayet vermez.” Allah’ın emri gelinceye kadar beklemek ne demektir? “Sonsuza kadar size azap edeceğim” diyor Allah, sonsuza kadar. Çünkü “Beni önemli göreceksiniz” diyor Allah. “Beni, Resulümü, Allah yolunda mücadeleyi önemli göreceksiniz.” Böyle gezmeyi, tozmayı, şunu bunu herkes istese yapar ama “bütün benliğinizle, bütün gücünüzle Allah’ın yolunda hizmet edeceksiniz” diyor Allah. “O zaman size bereket de, bolluk da, güzellik de, sağlık da, sıhhat de, hepsini veririm” diyor Cenab-ı Allah. Zenginlik, zenginliğin alası olur; güzellik, güzelliğin alası olur; nimet; nimetin alası olur. Öbür türlü ise ne olur? Babasını kaybeder, çocuğunu kaybeder, kardeşlerini kaybeder, eşini kaybeder, arkadaş çevresini kaybeder, kazandığı malları kaybeder, iflas eder, az kar getireceğinden korktuğu ticaretin tamamını kaybeder, batar. Hoşuna giden evler, evi de gider, elinden gider evi. Onu da, satarlar evini de; haraç mezat satılır ve her türlü belayı, hastalığı verir Allah. O kazandığı paraları hastane parası yapar yahut hapishane parası yapar yahut avukat parası yapar, ilaç parası yapar, ilaca yatırır. “Belanızı veririm” diyor Allah. “Ama Benim yolumda olursanız, samimi olarak Benim dinimi yayar, Beni severseniz size bereket veririm, bolluk veririm; güzellik, sağlık, sıhhat, her işinizde başarı veririm” diyor Allah. Denemek mi istiyor? Deneyen deniyor zaten ve karşılığını da alıyor. Binlerce yıldır insanlar bunu denemiştir, binlerce yıldır bunun karşılığını almıştır. Daha hala akıllanmıyorlar bazı insanlar, akıllanmazlarsa yine devam ederler. “Münafıklarla mücadele edin” diyor Allah 14. Ayette. “Onlarla mücadele edin. Allah, onları sizin ellerinizle azaplandırsın, hor ve aşağılık kılsın.” Demek ki onları aşağılamak, hor kılmak münafıkları çok önemli. Nerede benim kibar kardeşim, yazı yazan kardeşim, “Hocam, keşke olmasa.” Ona benzer, nezaketiyle yazmış ama, bak ayette ne diyor? “Hor ve aşağılık kılsın.” Biz sana mı uyacağız, Kuran’a mı uyacağız? Münafıkların hor ve aşağılık kılınması bir ibadettir. “Ve onlara karşı size zafer versin, müminler topluluğunun göğsünü şifaya kavuştursun.”Aşağıladıkça müminlerin kalbi ferahlar, haysiyetsizliğini vurguladıkça müminlerin kalbi ferahlar. Köpek gizlice bir şeyler yaptığını zannediyor. Tabii ki aşağılayacağız. Hangi deccal varsa yakasına yapışırım, hangi deccal varsa, istisnasız. Otuz deccalden bahsediyor Peygamber Efendimiz (s.a.v), otuzunun da yakasını yırtarım, yakalarını bırakmam. “Şu deccali elleme.” Öyle bir şey yok. Ben anti-deccalim, tuttuğum yerde çökertirim; akılla, bilimle, fikirle, hukukla. Kanunsuz bir şey yapmıyorum, inşaAllah ve Kuran’a uygun hareket ediyorum. Cenab-ı Allah diyor ki; “göğsünü şifaya kavuştursun.”“Kalbe iyi gelir” diyor Allah, “sağlık kazanırsınız, dinçleşir, açılırsınız” diyor, “onları aşağıladıkça” diyor. “Ve kalplerindeki öfkeyi gidersin.”Müminlerde bir ferahlık oluyor. “Allah dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Yoksa siz, içinizden cihad edenleri,” yani Allah’ın dinini yayanları, tebliğ yapanları, “ve Allah’tan, Resulü’nden ve müminlerden başka sır dostu edinmeyenleri,” müminleri sırdaş ediniyor, “Allah 'bilip (ortaya) çıkarmadan' bırakılacağınızı mı sandınız?” İmtihan edilmeden bırakılacağınızı mı sandınız diyor. “Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Şirk koşanların,” yani yobaz takımı, “kendi inkarlarına bizzat kendileri şahidler iken Allah'ın mescidlerini onarmalarına (hak ve yetkileri) yoktur.” Yobazlar ne yapıyor? “Allah’ın şu camisini bir güzel süsleyeyim ben” diyor, “bir güzelleştireyim ben” diyor. Allah müşrik ve yobaz takımına bunu yasaklamış. “Yapmayacaksınız, siz layık değilsiniz” diyor Allah. “İşte bunlar, yaptıkları boşa gitmiş olanlardır.” “İstediğiniz kadar yapın” diyor Allah ister sarık takın, ister cübbe giyin, ister cami tamir ettirin, isterseniz cami yaptırın, ne yaparsanız yapın, ahlaksız ve vicdansız olduğunuz için, gizli imansız ve münafık olduğunuz için, “işte bunlar, yaptıkları boşa gitmiş olanlardır. Ve bunlar ateşte süresiz kalacak olanlardır” diyor Allah. “Allah'ın mescidlerini, yalnızca Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayanlar,” deccallerden korkmuyor, “Allah’tan başkasından korkmayanlar onarabilir. İşte, hidayete erenlerden oldukları umulanlar bunlardır.” Yani Mehdi ordusu olduğu umulanlar bunlardır. Hidayet, Allah’ın Hadi ismi, Mehdiyet’tir. “İşte, hidayete erenlerden oldukları umulanlar bunlardır.” “İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah Katında büyük dereceleri vardır. İşte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır.” İman edecek ama tam hakiki, samimi iman edecek. Kuran’a sarılacak, hicret edecek. Nereye? İmansız babasının yanından, münafık annesinin yanından, münafık arkadaşlarının içinden, dinsiz arkadaşlarının içerisinden müminlerin yanına hicret edecek. PKK’lı it kopuğun yanında durmayacak, dinsiz, imansız, fuhuşa sürükleyen insanların yanında durmayacak. Nereye gidecek? Temiz, muttaki, iyi insanların yanına gidecek, hicret edecek. “Ve Allah yolunda mallarıyla,” bütün malını, mülkünü Allah yolunda kullanıyor, “ve canlarıyla,” bütün canını veriyor, gençliğini veriyor, “cihad edenlerin Allah Katında büyük dereceleri vardır. İşte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır.” Mehdi ordusu yani, inşaAllah. Mehdi topluluğu. Sevgiyle, şefkatle, akılla, bilimle, Kuran’ın hakikatleriyle, dostluk ruhuyla, kurtarıcı ve kazanıcı ruhla hareket ederek Müslümanlar başarı oluyorlar, inşaAllah.
Tevbe Suresi, 32 “Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar.” Televizyonlardan, radyolardan Mehdi (a.s)’ı durdurmak, İslamiyet’i durdurmak, İttihad-ı İslam’ı durdurmak için gayret ediyorlar. “Oysa kafirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.” “Dünyaya İslam’ı hakim edeceğim” diyor Allah. “Mehdi (a.s)’ı da çıkaracağım, İslam’ı dünyaya hakim edeceğim” diyor Allah. Ebcedi 2002 tarihini veriyor. “Müşrikler istemese de,” Allah’a şirk koşan yobaz takımı, gericiler istemese de, “O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için,” sadece İslam dininin kalması için, dünyanın bütün ucu bucağına, en ince noktalarına kadar İslam ahlakını hakim etmek için,“elçisini hidayetle ve hak dine gönderen O’dur.” Bu ayetin ebcedi de 1980 tarihini veriyor. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihini veriyor. Bak, “bütün dinleri üstün kılmak için,” şu ayetin ebcedi bak, “bütün dinleri üstün kılmak için,” 1980 tarihini veriyor ebcedi. Ahir zamana uyarlarsak, yobaz takımı istemese de; O, dini, İslam dinini bütün dinlere üstün kılmak için, yani hiçbir din kalmıyor, sadece İslam dini kalıyor. “Elçisini (Mehdi (a.s)’ını) hidayetle,” hidayet zaten Mehdiyet, “hidayetle ve hak dinle, İslam’la, Kuran’la gönderen O’dur.” “Onların sizlerle topluca mücadele etmesi gibi siz de müşriklerle ve küfürle topluca mücadele edin” diyor Allah. “Mezheplere, gruplara, cemaatlere ayrılmayın. Tek topluluk olarak hareket edin” diyor Allah. Allah’ın emri. İttihad-ı İslam, nereye baksak Kuran’da İttihad-ı İslam var diyorum, bak diyor ki Kuran’da; “onların sizlerle topluca mücadele etmesi gibi,” küfür tek millet; Müslümanlara, Darwinist-materyalist düşünce saldırıyor. “Siz de müşriklere topluca karşılık verin” diyor Allah. “Mücadele edin.” İlimle, fikirle, bilgiyle. “Ve bilin ki Allah takva sahipleriyle beraberdir.” Samimi olan dürüst Müslümanlarla beraberdir” diyor Allah.
Tevbe Suresi, 39; “Eğer mücadeleye hazırlanıp çıkmazsanız.” Yani ilminizi, bilginizi artırarak, görgünüzü artırarak, kasetler, cdler, kitaplar hazırlayarak, her şey olabilir. “O sizi pek acı bir azapla azaplandıracaktır.” Azap veririm diyor Allah, mücadele vermezseniz. “Ve yerinize bir başka topluluğu getirip değiştirecektir.” Tam 1979 tarihini veriyor. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihini veriyor. Bak, şu ayet; “ve yerinize bir başka topluluğu getirip değiştirecektir.” Tam 1979, Mehdi (a.s) cemaatine bakan bir ayet. “Siz O'na hiçbir şeyle zarar veremezsiniz.” “Allah’a hizmet etmemekle, Kuran’a hizmet etmemekle zarar veremezsiniz” diyor Allah. “Allah, her şeye güç yetirendir.” Bu ayetin ebcedi de 2010 tarihini veriyor, inşaAllah, bakabilirler. “Siz ona yardım etmezseniz, Allah ona yardım etmiştir.” Bu ayetin ebcedi de 2017 tarihini veriyor. Bak, “Siz ona yardım etmezseniz, Allah ona yardım etmiştir.” 2017. Peygamberimiz (s.a.v)’e bakan bir ayet, ahir zamanda da Mehdi (a.s)’a bakıyor. Mehdi (a.s)’ı yalnız bıraksanız da, karşısına azılı yobazları çıkarsanız da, bütün küfür karşısına da geçse, ne yaparsanız yapın, “siz ona yardım etmeseniz de Allah ona yardım etmiştir.” 2017.
Şeyh Nazım Hocamızın o güzel sesini, konuşmasını bir dinleyeyim şöyle bir. İçim açılıyor hocamı görünce. Kalbimize bir inşirah gelsin. Bir kalbi rabıta yapalım, inşaAllah. Sonra devam ederiz.
-VTR- Şeyh Nazım El Hakkani Hazretleri’nin Sayın Adnan Oktar ile ilgili sohbetinden
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Şeyh Nazım Hocam bir tane, o benim canım. MaşaAllah. Hocamızı Allah bizlere bağışlasın. Allah ömrünü uzun etsin, ilmini arttırsın; sağlığını, sıhhatini arttırsın. Kalbindeki neşeyi, sevinci arttırsın. Allah ona zulmedenlere hidayet etsin. Ona düşman olanlara hidayet etsin. Hidayet etmediklerine de Allah helak etsin, inşaAllah.
Tevbe Suresi, 42; “Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı,” yani kolay olsaydı çalışması, mesela İslam ahlakı dünyaya hakim olacak diyoruz, kaç yıl? Mesela kırk yıl sürüyor. Ama dört sene desen, on sene desen, yirmi sene desen tamam, adam kabul eder. “Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi.” Hapishaneler, baskılar, iftiralar, vaktin uzaması onlara uzak geldi. Peygamberimiz (s.a.v)’e bakıyor tabii ayet, ben ahir zamana göre yorumluyorum. “"Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte mücadeleye çıkardık" diye sana Allah adına yemin edecekler.” İmkanımız yok duyorlar, okul var imkanımız yok, ailemiz müsaade etmiyor, çevre baskısı var. O yüzden biz yapamayız, bunu yapamıyoruz diyor. “Kendi nefislerini helake sürüklüyorlar” diyor Allah. “Kendilerini belanın içine çekiyorlar” diyor Allah. “Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor.Allah seni affetsin; doğru söyleyenler sana açıkça belli oluncaya ve yalancıları da öğreninceye kadar niye onlara izin verdin?”diyor Allah. Demek ki, üçkağıtçı, sahtekar takımıyla tebliğ, dini yaymak mümkün değil. Halis ve hakiki insanlarla mücadele edilmesi gerekiyor. Bak, ne diyor; “Allah seni affetsin” diyor Peygamberimiz(s.a.v)’e Cenab-ı Allah,“doğru söyleyenler sana açıkça belli oluncaya ve yalancıları da öğreninceye kadar niye onlara izin verdin? Senden, yalnızca Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri kuşkuya kapılıp, kuşkularında kararsızlığa düşenler izin ister.” Bak, “Senden, yalnızca Allah’a ve ahiret gününe inanmayan,” inanmıyor ama inanıyor gibi görünüyor, “kalpleri kuşkuya kapılıp,” karar veremiyor; Allah var mı yok mu, Mehdi (a.s) çıkacak mı çıkmayacak mı, İsa (a.s) inecek mi inmeyecek mi, karar veremiyor, haşa. “Kuşkularında kararsızlığa düşenler izin ister.” “Bize müsaade et, biz hiç girmeyelim bu konuya” diyorlar. “Eğer mücadeleye çıkmak isteselerdi, herhalde ona bir hazırlık yaparlardı.” Kitap okurdu, bilgisini arttırırdı, değil mi? “Ancak Allah, mücadeleye gönderilmelerini çirkin gördü de ayaklarını doladı ve; (Onlara) siz de oturanlarla birlikte oturun denildi.”Onlar da gidiyorlar herhangi bir evde, çıkarının olduğu bir yerde gidip oturuyor. Mücadeleden vazgeçiyor. Oturmaya meraklılar. “Sizinle birlikte çıksalardı, size ’kötülük ve zarardan’ başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi.”Cenab-ı Allah, “sizinle beraber olmamaları sizin için bir nimet” diyor. “Çok iyi bir şey. Çünkü size ’kötülük ve zarardan’ başka bir şey ilave etmezler” diyor. “Sadece kötülük ve zarar verirler” diyor. Maddi ve manevi zarar verirler. “Ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi.” Yani “lidere karşı, davaya karşı insanların içine kuşku düşürmeye kalkmak, doğru yolda olmadıklarını yahut başarılı olamayacakları şeklinde ifadeler kullanarak şevkinizi kırmaya kalkabilirlerdi” diyor Allah. “Yaparlardı, bunu yaparlardı” diyor. “İçinizde onlara ’haber taşıyanlar’ vardır.” Münafıklara haber taşıyanlar. Zayıf aklı, ne olur ne olmaz belki onlardan bir çıkar olur diye münafıklara haber taşıyorlar Müslümanlardan. “Allah, zulmedenleri bilir” diyor Allah ayette. “Andolsun, daha önce onlar fitne aramışlardı.”Onlar kesintisiz ahlaksızlık yapıyor zaten, münafıklar. Daha önce de yapmışlar, daha önce de, daha önce de, sürekli yaparlar. “Ve sana karşı birtakım işler çevirmişlerdi.”İhbarda bulunur, suikast hazırlar, iftira atmaya insanları teşvik eder, kendisi bizzat iftira eder, dedikodu yayabilir. “Sonunda onlar, istemedikleri halde hak geldi ve Allah’ın emri ortaya çıkıp üstünlük sağladı.” İslam dünyaya hakim oldu. Peygamberimiz (s.a.v) zamanına bakıyor ayet, o devirde İslam bölgeye hakim olmuştu ama biz ahir zamana bakan yönüyle baktığımızda; “sonunda onlar istemedikleri halde” münafıklar, müşrikler, yobaz takımı istemediği halde, “hak geldi,” Mehdi (a.s) geldi, Kuran’ın hakikatleri hakim oldu, “ve Allah’ın emri ortaya çıkıp üstünlük sağladı.” Allah’ın emri ne? Zulüm dünyadan kalkacak, İslam dünyaya hakim olacak. Yani din Allah’ın oluncaya kadar, fitne yeryüzünden kalkıncaya kadar mücadele ediliyor ve sonunda başarıya ulaşılıyor. Ebcedi kaç? 2025 tarihini veriyor. Bir tane, iki tane tevafuk değil ki, yüz elli tane neredeyse. “Onlardan bir kısmı: Bana izin ver ve beni fitneye katma der.” Yani benim başımı belaya sokma, polisle başımı derde sokma, ailemle başımı belaya sokarsın, “beni fitneye katma der. Haberin olsun, onlar fitnenin (ta) içine düşmüşlerdir.” “Asıl belayı onlar bulmuşlardır” diyor Allah. “Hiç şüphesiz cehennem, o inkâr edenleri mutlaka çepeçevre kuşatıcıdır. Sana iyilik dokunursa, bu onları fenalaştırır.”Yani Müslümanların desteği, bir fayda, Müslümanların coşması, güçlenmesi, sağlık sıhhat bulması, kitaplar yazması; ahir zamana göre yorumluyorum, dalaletin geriye gitmesi, Darwinizm ve materyalizmin ezilmesi, “bu onları fenalaştırır” diyor. “Acı gelir onlara” diyor. “Bundan ızdırap duyarlar” diyor. “Bir musibet isabet edince ise,”mesela farz edelim başı Müslüman’ın belaya girdi, bir iftiraya uğradı, farz edelim adli bir kovuşturmaya uğradı veyahut herhangi bir şeye uğradı; “Biz önceden tedbirimizi almıştık derler ve sevinç içinde dönüp giderler.” “İyi ki ayrılmışız biz” diyorlar. “Yoksa bize de isabet edecekti, biz tedbirimizi aldık, akıllı adamız” diyor. Halbuki belanın içine girmişler de haberleri yok. Girmişler yani belanın içine. “De ki: Allah’ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiç bir şey isabet etmez.”O aptallar zannediyorlar ki rast geldi öyle, rastgele oldu. Halbuki Allah yaratıyor. Hapsi de, zorlukları da, iftirayı da, hakareti de hepsini Allah yaratır.“O bizim Mevlamızdır. Ve mü’minler yalnızca Allah’a tevekkül etmelidirler.” Çünkü hepsinde hayır var. Hakaret edilirse sevap kazanırsın, iftira olursa sevap kazanırsın, hapse girersen sevap kazanırsın, mahkeme olursa sevap kazanırsın, suikasta uğrarsan sevap kazanırsın. “De ki: Siz bizim için iki güzellikten (şehidlik veya zaferden) birinin dışında başkasını mı bekliyorsunuz? Oysa biz de, Allah’ın ya kendi Katından veya bizim elimizle size bir azab dokunduracağını bekliyoruz.”Mesela Darwinizm ve materyalizmin çökertilmesi, küfre ilmi darbe vurulması müthiş bir azaptır onlar için. “Öyleyse siz bekleyedurun, kuşkusuz biz de sizlerle birlikte bekleyenleriz.” Biz de ne diyoruz? “Bir on yıl bekleyin” diyoruz. “Siz de bekleyin, biz de bekleyelim” diyoruz, inşaAllah. “İnfak ettiklerinin kendilerinden kabulünü engelleyen şey, Allah’ı ve elçisini tanımamaları,”yani imam veyahut lider veyahut büyük kimseyi kabul etmemeleri, yani enaniyetlerinden dolayı kendilerini en büyük zannetmeleri, “namaza ancak isteksizce gelmeleri ve hoşlarına gitmiyorken infak etmeleridir.” Münafıklar her ibadeti istemeyerek yaparlar. Namazı istemeyerek kılar, bir para harcadığı vakit istemeyerek yapar. Kuran buna dikkat çekiyor, Cenab-ı Allah. “Gerçekten sizden olduklarına dair Allah adına yemin ederler. Oysa onlar sizden değildirler. Ancak onlar ödleri kopan (korkak) bir topluluktur” diyor Cenab-ı Allah. Korkak, sürekli kaçar, nereyi bulsa kaçar; babasının evine kaçar, dedesinin evine kaçar, yengesinin evine kaçar ama kaçar. Veyahut “mağara bile bulsalar kaçarlar” diyor Allah ayette. “Eğer onlar bir sığınak ya da (kalacak) mağaralar veya girebilecekleri bir yer bulsalardı, hızla oraya yönelip koşarlardı” diyor. Köpek gibi yani, aç kalmış köpek gibi, nereyi bulsa dalıyor.“Onlardan sadakalar konusunda seni yadırgayacaklar vardır. Ondan kendilerine verilirse hoşlanırlar.” Yani kendilerine ihsanda bulunulursa hoşlanıyorlar. “Kendilerine verilmediği zaman bu sefer gazablanırlar.” Çıkarları yoksa gazaplanıyorlar, “hadi bize müsaade” diyorlar o zaman da veyahut saldırıya geçiyorlar Müslümanlara, hakaret ederek. “Eğer onlar, Allah’ın ve elçisinin verdiklerine hoşnut olsalardı ve: Bize Allah yeter; Allah pek yakında bize fazlından verecek, O’nun elçisi de. Biz gerçekten ancak Allah’a rağbet edenleriz deselerdi (ya)!” diyor Allah.
SUNUCU: Bizi yarın 22:00’dan itibaren Çay Tv, Kanal Avrupa, Mavi Karadeniz Radyo, HarunYahya.Tv sitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Evet, bir ayet daha okuyalım.
Meryem Suresi; “Andolsun Rabbine, biz onları da, şeytanları da mutlaka haşredeceğiz, sonra onları cehennemin çevresinde diz üstü çökmüş olarak hazır bulunduracağız. Sonra, her bir gruptan Rahman (olan Allah)a karşı azgınlık göstermek bakımından en şiddetli olanını ayıracağız” diyor Allah. Mesela ahir zamanda Mehdi (a.s)’a karşı mücadele edenlerin önde gelen azgınları; küfrün, dalaletin en azgınlarını, Peygamberimiz (s.a.v) zamanında Ebu Cehil, Ebu Leheb gibi azgınları, “hepsini ayıracağız ve hepsini cezalandıracağız” diyor Cenab-ı Allah.
Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...