SUNUCU:Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza, Aksu Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tv internet sitemizden devam ediyoruz. Buyrun hocam.
ADNAN OKTAR:Said Nursi Hazretleriyle ilgili kardeşimiz, Bediüzzaman’ı seven muhterem bir hanımefendi bir yazı göndermiş, Hatice Aydın, İstanbul’dan; “Aslan Seyyid Muhammed Adnan Hocam, esselamün aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü” ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Mübarek Said Nursi Hazretleri’nin bir eserde hayatını okumuştum. Eserde Üstad Said Nursi Hazretleri, oturduğu evin kapısında ‘burada suâl sorulmaz ama, tüm suâllere cevap verilir’ yazdığından bahsediyordu. Pek kıymetli Muhammed Adnan Hocam, sizin üzerinizde birçok peygamberin ve mübareğin çok kuvvetli bir tecellisi var inşaAllah. Zindan yönünden Hz. Yusuf (a.s.)’a benziyorsunuz, elleriniz bembeyaz parlaklığıyla Hz. Musa (a.s.)’ya, Darwinizm putunu alaşağı etmenizle de Hz. İbrahim (a.s.)’e inşaAllah” diyor. Müminlerde tabii, bütün Müslümanlarda peygamberlerin tecellileri olur. İnşaAllah. “Muhterem Hocam, lütuf buyurursanız suâl sormayıp, tüm suâllere cevap vermeniz yönüyle de, ben sizi Said Nursi Hazretleri’ne benzettim inşaAllah. Kitaplarınızı elime aldığım ilk gün daha okuduğum ilk kitabınızda yıllardır aklımda biriken tüm soruların yanıtlarını buldum. Okudukça aklıma gelen her soruyu da,daha size sormaya gerek kalmadan bir sonraki sayfayı çevirince buldum inşaAllah. Bu yüzden size hergün dua ediyorum. Allah’ın sizi bu dönemde yaratmış olması ve bizlere tanıtmış olması çok büyük bir lütuf inşaAllah. Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi ve yardımı, doğduğunuz gün, öleceğiniz gün ve ikisi arasında yaşayacağınız gün üzerinize olsun” diyor. Evet güzel bir dua. Bütün Müslüman kardeşlerimize aynı şekilde olsun. Cenab-ı Allah, doğdukları gün, öldükleri gün, ikisi arasında yaşadıkları gün de Allah’ın selamı üzerlerine olsun inşaAllah. “Mübarek ellerinizden öper, derin saygılarımı sunarım. Sağlığınıza ve sıhhatinize duacı Hatice Aydın” diyor. MaşaAllah.
“Selamün aleyküm Adnan Hocam” aleyküm selam. “Adnan Hocam sizleri Allah için çok seviyorum. Ben Mahmud Esad Coşan Efendinin talebelerindenim. ” Rahmetli Hocamız çok muhterem, çok mübarek, çok iyi bir insandı, çok mütevazıydı. Bizim evimize de teşrif etmişti iki kere gelmişti, ben huzuruna gitmiştim makamına, mübarek Hocamızın elini öpmek şerefine kavuşmuştum. “Vefatından sonra yerine geçen, dergâhın tek icazetli şeyhi Halit Yaşar Efendi’ye bağlandım.” MaşaAllah. “On senedir sohbetlerini takip etmeye çalışıyorum. Mehdi (a.s.) konusunda sizinle aynı doğrultuda konuşuyor. Allah’a emanet olun.” Ne güzel maşaAllah. Şeyh Halit Yaşar Efendiye de hürmetlerimi selamlarımı iletiyorum, ellerinden öpüyorum muhterem Hocaefendinin, muhterem Şeyhimizin. Allah ilmini arttırsın, Allah hidayetini güçlendirsin, Allah hepimize hidayet vesile etsin. Şeyh efendiye de, muhtereme de, Allah büyük güzellikler ihsan etsin, derin ilimler ihsan etsin, Allah başımızdan eksik etmesin inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir kere de teknenize teşrif etmişlerdi Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet maşaAllah. Çok güzel bir sesi vardı, çok böyle tatlı, çok hoş, ruhlara çok etki eden. Ve mikrofonla dışarı veriyorlardı o zamanlar caminin kapısında da dinlemiştim. Acayip güzel sohbetleri. Ve çok keskin bakışlı, çok zeki bir insandı. Çok kaliteli, değerli insanlar yetiştirdi. Türkiye’deki siyasi ekolün de en seçkin şahsiyetlerinin hemen hemen tamamının hocasıdır. Yani böyle tarif edilecek gibi değil etkisi gücü çok büyüktü mübareğin. MaşaAllah, elhamdülillah, Allah rahmet etsin Hocamıza.
Tural Kurniyev. Tural anladığım kadarıyla Azerbaycanlısın, maillerin geldiğinde söz okuyacağım inşaAllah.
İnci Sözlükte Lala isimli bir arkadaş, Allah’a, dine, mukaddesata yönelik çirkin sözler olduğunu söylüyor. Hem haram, hem çirkin, hem de her yönden anormal bir haraket olur. Kim yapıyorsa Allah ona hidayet versin, Allah aklını açsın. Hiçbir şekilde bu tavra bir daha tevessül etmesinler. Çünkü kanunen de yasaktır, İnci Sözlükte şakalaşmalar olsun, sohbetler olsun, konuşmalar olsun; ama Allah’a, dine, mukaddesata yönelik çirkin sözlerden şiddetle kaçınsınlar. Yani aksi durumda ilgili kanun maddelerine göre tevzi olurlar. Buna da mahâl vermeyecek şekilde özenli olacaklarını umuyoruz inşaAllah.
“Sayın Hocam, yaklaşık iki yıldır programlarınızı izliyoruz, ben mühendisim, eşim de öğretmen. Sizden çok şey öğrendik. Geçen gün arkadaşlarınızın maşaAllah ve inşaAllah demesiyle ilgili facebookta bir arkadaş tarafından yayınlanan videoyu izledim” diyor. İnşaAllah, maşaAllah Kehf Suresi’nde geçer, dünya hakimi olacaktır inşaAllah ve maşaAllah’ı kullananlar, ifade edenler. İnşaAllah; Allah’ın izniyle demektir. MaşaAllah; Allah ne güzel yarattı demektir. Zikirdir, Allah’ın güzel şekilde zikredilmesidir.
“Hocam namazlarımı çok aksatıyorum, lütfen benim için canlı yayında dua eder misiniz. İzleyicileriniz de “amin” derse inşaAllah artık namaza kenetlenirim Hocam” diyor. Peki, Allah senin namazlarını düzgünce, sahib-i tertip olarak intizamlı kılmanı nasip etsin. Namaz sana nur olarak dönsün inşaAllah, Cennet’ine vesile olsun. Bizler de inşaAllah, Allah’ın sana bu güzelliği nasip etmesiyle çok mesrur olacağız, çok sevineceğiz inşaAllah. Tabii ki herkes amin der bu duaya, güzel bir dua. Allah bütün milletimize namaz kılmayı nasip etsin. Sevinçle, sevgiyle, heyecanla, şükürle inşaAllah.
“Hocam bir oğlum var üç yaşında” Allah bağışlasın sana, güzel ömür versin, uzun ömür versin, hidayet versin, İslam’a, Kuran’a hizmetçi kılsın Allah, Mehdi (a.s.)’a talebe kılsın, Hz. İsa (a.s.)’a talebe kılsın, “bir oğlum var üç yaşında inşaAllah, bir kızımız olacak bir ay sonra. Bize bir isim tavsiyesinde bulunur muydunuz?” Kız ise, Meryem Hatice inşaAllah. Hatice annemizin ismi, Hz. Meryem’in ismi inşaAllah, güzel olur Meryem Hatice. “Oğlum geçen gün yine sizi izlerken ‘ağabey Allah var diyor’ dedi” diyor. Küçük köfte üç yaşındaymış maşaAllah. “Gerçekten çok şaşırdık Hocam. Cinlerle ilgili sizin bizzat yaşadığınız bir deneyim olduğunu, bir de parmaktan izleme konusunu bir türlü anlayamadım. Bir daha açıklar mısınız, nasıl oluyor?” Benim bizzat bir çalışmam olmadı. Fakat, uzman olan arkadaşlarım var, bu konuda bilgi sahibi olan arkadaşlarımız var. Sağ başparmağın tırnak kısmına sabit kalemle veyahut işte çıkmayacak gibi, tırnakta okunacak gibi yazı yazan herhangi bir kalemle, bir duası var o yazıldıktan sonra gerekli birkaç duası daha var, Allah’tan cinlerle bağlantı isteniyor. Elin şu kısmında yaklaşık 10 cm’ye 5 cm diyebilirim bir ekran oluşuyor. 10 cm’ye 5 cm kadar. Aynı televizyon ekranı gibi, küçük ipodlardaki var ya onun gibi bir ekran oluşuyor. Geçmişte olan herhangi bir olay aynısıyla orada sesli olarak, görüntülü olarak, televizyon gibi yayınlanmaya başlıyor. Bilmiyorum Allah nasıl bir sistemle yaratıyor, nasıl olduğunu bilmiyorum. Ama aynı detaylarıyla, yani yoldan geçen arabalar, kediler geçiyorsa onlar, insan görüntüleri varsa onlar, eşyada herhangi bir değişiklik oluyorsa onlar, hepsi görülüyor. Görüntü olarak görülüyor. Yaklaşık onun üzerinde arkadaşım var bu konuda uzmanlaşmış. Herhangi bir eşyanın yerini, eğer gerçekten lüzumluysa, sorulduğunda orada görülen cinler haber veriyorlar. Genellikle 17.yy, 18.yy kıyafetleri kullanıyorlar cinler. Neyse öyle bir şeyleri var. Modern kıyafet pek kullanan yok, yani böyle kravat ceket falan, o tip bir şey yapan yok. Klasik Osmanlı dönemi kıyafetleri kullanıyorlar. İşte sarık, cübbe ona benzer. Ama bir kısmının eşkalinin arkadaşlar düzgün olmadığını söylüyorlar. Bazen hatta bir ekranda belirmişler, ekranda birbirlerini iterek bakmaya çalışıyorlarmış ekrandan arkadaşa. Bir manâ verememişler, yani niye o onlarla ilgileniyor, niye arıyor diye. Şaşırmışlar hatta sormuşlar da, niye arıyorsun gibisinden. Bir tanesi de biraz agresifmiş böyle sinirli, kızmış bizi niye rahatsız ediyorsun, niye arıyorsun falan diye. Yani çok ilginç bir dünya, çok acayip bir alem, inanılır gibi değil. Birbirlerini iteklemeleri çok komik, demek ki onlar da ekran gibi bir şeyde görüyorlar ki, onlar da oradan oraya bakıyorlarmış. Çok önemli bir konu olduğunda, soru sorulduğunda doğru bilgi veriyorlar. Ben gördüm bizzat böyle bir seansta bulundum, soru sorduğunda doğru cevap verdiler, sağlamasını yaptılar, defalarca sağlamasını yaptılar, doğru söylüyorlar hakikaten. Daha önce yalan söylüyorlardı, sürekli şaşırtıcı bilgi veriyorlardı. Ama Kuran’la eğitildiklerinde, ciddiysen eğer samimi yaklaşılıyorsa, Allah adına ve candan bir üslup kullanılıyorsa, Cin Suresi’nden, diğer ayetlerden bilgi verilip eğitilirlerse, çok önemliyse konu da, bilgi veriyorlar. Bazen de hiç sormadığımız halde bilgi verebiliyorlar. Mesela geçenlerde öyle olmuştu, sormadığımız bir konuda birdenbire detaylı bilgi verdiler. Benim anladığım herhalde dördüncü boyutta bu canlılar, öyle görünüyor. Yani ruh gibi varlıklar. Maddeden geçebiliyorlar, maddenin içinden geçebiliyorlar. Suyla besleniyorlar, ama çok çok az bir su bunlara yetiyor. Herhalde onların vücudunun enerji ihtiyacını karşılıyor anladığım kadarıyla. Ayette de var, “onlara su da verirdik” diyor Cenab-ı Allah ayette belirtiyor. Ama oturup tabii bunlarla boş vakit kaybetmek de hata olur. Bazı kişiler var, işi gücü bırakıyorlar bunlarla boş sohbetler yapıyor, onlar da karşısındakinin zaafını anlarsalar, sürekli onun vaktini alırlar ve onu meşgul ederler. Bundan kaçınmak lazım. Çok önemli hayati bir konuysa sorulabilir. Mesela hayati belgelere ulaşmak mümkün oluyor, hayati bilgileri elde etmek mümkün olabiliyor. Çok önemli bir konuysa, gerekçesi açıklanırsa, ikna edilirlerse, doğru bilgi getiriyorlar. Yani nedeni söylenirse. Daha önce de çok karşılaştık. Şimdi Allah’ın izniyle tahmin ediyorum Hz. Musa (a.s.)’ın sandığının bulunmasında cinleri kullanacağız inşaAllah. Tevrat’ın ve İncil’in orjinallerinin bulunmasında kullanacağız. Ama onun bir vakti var işte, vakti geldiğinde Allah onları vesile ediyor. Vakti gelmeden biz öyle bir talepte bulunsak da onlar zaten söylemezler. Allah söyleyin dediğinde söylerler. Ama nihayetinde onları yaratan da Allah tabii, kendi başlarına müstakil bir güçleri yok, Allah’ın emrinin dışına çıkamazlar.
Hulusi Ülkü bana Türkiye’deki istatistiki bilgiler göndermiş ama, bunun ne anlama geldiği anlaşılmıyorki. Tamam güzel. Doğru Türk milletinin içerisinde, Kürtler var, Lazlar var, Zazalar var, İranlılar var, Rum var, Arnavut var, her türlü insan var. Ama hepsi Türktür. Türkiye’de yaşayan Türküm diyen herkes Türktür. Hars milliyetçiliğini söylemiştir Atatürk. Yani, kan, genetik bağa göre Türklüğü esas almamıştır Atatürk anlatırken. Atatürk’ün anlattığı hars milliyetçiliğidir. Türküm diyen, Türkiye’de yaşayan herkes Türktür. Ne kadar güzel, ne kadar insancıl ve ne kadar birleştirici.
“Selamün aleyküm Muhammed Adnan Hocam. Şu anda trtnet.tr,TRT Haber internet sitesinde, keseli kurbağanın 200 milyon yıldır kayıp alt dişi yeniden evrim geçirdi diye, yine evrim propagandası yapıyorlar Hocam. Siz daha önce bu konuda açıklamalar yapmıştınız Hocam. TRT ne zaman bu tavrından vazgeçecek? İstanbul’dan Emin” diyor. Kardeşim bizim elimizde 70 milyon yıllık kurbağa var. 120 milyon yıllık, 150 milyon yıllık, 500 milyon yıllık, 400 milyon yıllık hiç değişmeden kalmış canlılara ait fosiller var. Mesela bak şimdi, göster.
ALTUĞ BERKER:300 milyon yıllık örümcek.
ADNAN OKTAR:300 milyon yıldan beri hiçbir değişikliğe uğramamış. Bakın fosili bu da, o örümceğin fosili. Milim santimetre bir değişiklik yok. Dolayısıyla TRT’nin doğru söylemediği aşikar.
ALTUĞ BERKER:Mercan var, 150 milyon yıllık inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bakın 150 milyon yıldan beri hiçbir değişikliğe uğramamış olduğu gibi duruyor. Bu da orijinali. Dolayısıyla ne TRT, ne bir başkası başedemez. Gerçekleri biz halka anlattıkça, insanlar bu hakikatleri görüyorlar. Ve Türkiye’de ne kadar Darwinist propaganda yapılırsa yapılsın, isterse alayı gelsinler, Avrupa’dan vagon hesabıyla adam getirseler, Türk Milleti’nin %95’i şu an Darwinizm’e inanmıyor. Ağlıyor adamlar, ağlıyor. Geldiler buraya Avrupalılar falan, bizim evrimciler de toplandılar. “Ne yapacağız? Harun Yahya Türkiye’yi bu hale getirdi, artık kimse evrime inanmıyor. Bir çözümü var mı bunun?” Adam ne kadar güzel veciz bir konuşma yapıyor, “Türkiye gitmiş, Türkiye için yapılacak birşey yok. Maalesef Türkiye için yapılacak birşey yok” diyor. Hah güzel konuşmuşsun Türkiye için yapılacak bir şey yok, bu millet artık, imandan, Kuran’dan asla vazgeçmeyeceğini onlara bir kez daha göstermiş oldu. % 95 bak, evrime inanmıyor. TRT’si falan hepsi ayaklandılar, var güçleriyle gayret ediyorlar, üniversiteler uğraşıyor, ama ne yaparlarsa yapsınlar % 95’in imanlı olmasını engelleyemiyorlar.
ALTUĞ BERKER:Vesilenizle Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Allah vesile ediyor. Rize’den Yasin; Maddenin hakikatini anlatmış. Yasin ben bu konuları çok anlattım. Ama bir daha sonra yine anlatayım inşaAllah.
“Selamün aleyküm” aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Hocam siyasete girmeyi düşünüyor musunuz? Ya da devlet yönetiminde sizi görmek istiyoruz.” Benim siyasete girmem diye bir konu olmaz. Asla öyle bir konu bizim gündemimizde olmadı, olmayacak, olmadığını da göreceksiniz. Siyasetle bir bağlantımız olmayacaktır. “Devlet yönetiminde sizi görmek istiyoruz” yok devlet yönetimine veyahut hükümete fikir sunabiliriz biz, düşünce sunarız. Makbul olan budur. Muhalefete düşünce sunarız. Hükümete yine aynı şekilde düşünce sunarız, fikrimizle faydalı oluruz. “Bediüzzaman hakkında çirkin konuşanlar var” diyor. Bediüzzaman hakkında çirkin konuşanlar var ne demek; “Deccal taraftarları var” diyor. Peki bunda şaşıracak ne var. Mehdi (a.s.) taraftarları Bediüzzaman’a ne diyor? “Canımız” diyorlar, “birtanemiz” diyorlar değil mi, dünyada yaşayan alimler içerisinde bir tane. Muhabbetle bağırlarına basıyorlar. Coşkun bir sevgiyle saygıyla onu yüceltiyorlar. Gönüllerde onun güzelliğini, onun mübarekliğini daha iyi hissediyorlar. Deccal taraftarı ne yapıyor? “Ben nefret ediyorum” diyor. Bediüzzaman’dan nefret ediyor. Başka? “İmam Rabbani’den de nefret ediyorum” diyor. Başka? Haşa “Peygamber (s.a.v.)’den”, haşa “Allah’tan”. Kardeşim seni Allah zaten Cehennem’in odunu olarak yaratmış. Senin başka ne söylemen gerekiyor? Zaten öyle konuşacaksın, bunda şaşacak ne var? Şeytan gelip evde pilav pişirmez, kahve hizmeti yapmaz. Şeytan ne yapar? İnsanı dalâlete düşürmeye çalışır. İnsi şeytanlar ne yapar? Aynı şeyi yapar. Adam şeytan diyorsun, şeytanlık yapınca da şaşırıyorsun. Şeytan şeytanlığını yapacak, mümin de müminliğini yerine getirecek. Onda şaşacak bir şey yok.
ALTUĞ BERKER:53 milyon yıllık kurbağa fosili de var. Şu an kendisi yanımızda değil ama gösterebiliriz isterlerse, bizim internet sitemizde 53 milyon yıllık kurbağa fosili.
ADNAN OKTAR:Bak 53 milyon yıldan beri TRT’deki arkadaşlarımız, genel müdürümüz ve müdür yardımcıları seyretsinler, hiçbir değişikliğe uğramamış. Başka kurbağa fosillerinden biraz gösterelim, madem kafayı kurbağaya bozdular. Başka var mı sende?
ALTUĞ BERKER:Bulayım Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Anlatacağın başka ne var?
ALTUĞ BERKER:Mısır’la ilgili bir haber vardı Hocam; Bugün Kahire Üniversitesi’nde öğretim üyeliği devam eden şu anda, Harvard Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyeliği yapmış, Yaser Arafat’ın eski hukuk danaşmanlarından olan siyaset bilimci Mısırlı Amr Şalakani, fax ve internet bağlantısı olmadığı için Radikal Gazetesi’ne telefonla bir makale yazdırmış. Kendisinin dindar biri olmadığı halde halkla birlikte Cuma namazına durduğunu ve abdest alarak eyleme başladıklarını söylemiş. Şöyle demiş: “Bizim için Türkiye başkadır, ancak Davutoğlu nerede? Türkiye neden sessiz? Davutoğlu Mübarek’le konuşup istifaya davet etse, ‘Mısır halkının yanındayız’ dese” şeklinde halkın Türkiye’den yardım talebinde bulunduğunu bildirmiş. Kahire sokaklarında halkın saldırgan bir tutum içinde olmadığını, ancak Mübarek’in İçişleri Bakanı atamaması ve polisi geri çekmesi nedeniyle, ortamın çok karışık olduğunu ve Mübarek’e yönelik büyük bir öfke geliştiğini söylemiş.
ADNAN OKTAR:Şimdi Mübarek’i görevden aldık diyelim, ne olacak? Başka bir Mübarek gelecek yerine. Değişen ne olur? Bir şey olmaz. Bak şunu söyleyecekti: Türkiye’deki kardeşlerimizden bir istirhamımız var, bir ricamız var, Allah bize Mehdimizi göndersin, Allah Hz. Mesih (a.s.)’ı indirsin, Allah İttihad-ı İslam’ı bize nasip etsin, Allah Türk İslam Birliğini bize nasip etsin. Türkiye’nin önderliğinde büyük bir Türk İslam Birliği istiyoruz, İttihad-ı İslam istiyoruz. Türkiye’yi aşkla şevkle seviyoruz” demeleri lazım. Mübarek gider, bir başka adam gelir. Al birini vur ötekine. Aşağı yukarı aynı adamlar, hep bunlar asmacı kesmeci takımı. Değişen bir şey olmaz, sokağa dökülmeyle de hiçbir şey olmaz. Mehdi (a.s.)’ın ismini anacaklar, Mehdi (a.s.) ismi duyulacak. Bütün dünyada Mehdi (a.s.) ismi duyulacak. Bu ismi anmadıkları müddetçe, tabii ki Allah’ın ismi anılır, Peygamberin (s.a.v.) ismi anılır, ama Mehdi (a.s.)’ın ismini anmadıkça kurtuluş mümkün değil. Çünkü Resulullah (s.a.v.)’e saygıda kusur etmiş oluyorlar. Resulullah (s.a.v.) kurtuluşu söylüyor; “Kargaşa olacak, sıkıntılar acılar çekeceksiniz, Allah size kurtuluşu gösterdi” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Bunun ismi Mehdi (a.s.)’dir” diyor, “Muhammed Mehdi (a.s.)”. “Yok bizi ilgilendirmiyor, biz çözüm bulacağız” o zaman bulamazsın, sürünürsün işte. Mübarek gider bir başka zalim gelir, o zalim gider başka bir zalim gelir. Ve bir türlü çıkamazsınız bu batağın içinden. Tek kelime İttihad-ı İslam’dan bahsetmezlerse, tek kelime Türk İslam Birliği’nden bahsetmezlerse, Allah acıyı azabı kaldırmaz. Bak, Filistin’de de aynı hata yapılıyor, Mısır’da da aynı hata yapılıyor, Fas, Tunus, Cezayir’de de aynı hata yapılıyor. “YaRabbi bize kurtarıcı gönder, bize Mehdi (a.s.)’yi gönder, bize İsa Mesih (a.s.)’i gönder ve bütün dünyaya İslam’ı hakim et, Türk İslam Birliği olsun” şeytandan Allah’a sığınırım “din Allah’ın oluncaya kadar, fitne yeryüzünden kalkıncaya kadar” Allah “mücadele edin” diyor. Mısır’da Mübarek’in yerine başka birisi gelecek, mallar bol olacak, yiyecek bol olacak, yan gelip yatılacak, bu olmaz. Eğer böyle bir amaç varsa Allah mahveder. Bütün alametlerini çıkarmış Peygamberimiz (s.a.v.)’in belirttiği bütün alametler çıkmış, Cenab-ı Allah çıkartmış. Allah müjdelemedi mi Mehdi (a.s.)’yi? Müjdeledi. “Mehdi (a.s.) ile müjdelenin” diyor, müjdeleniyor mu? Yok. Peygamberimiz (s.a.v.) “şu alametleri gördüğünüzde bilin ki kurtuluşunuz yakındır. Mehdi (a.s.)’ye kar üzerinde sürünerek de olsa gidip biat edin” diyor. Sen alametlerin hepsini gördün mü? Gördün. Örtbas ediyor musun? Örtbas ediyorsun. Cübbeli nasıl örtbas ediyor? Hiç duydunuz mu Fırat’ın suyunun kesildiğini, Ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları olduğunu? Cübbeli’nin ağzından duyuyor musunuz? Mümkün mü? İki kuyruklu yıldızın çıktığını, öbür kuyruklu yıldızın iki uçlu olduğunu, diğer kuyruklu yıldızların aksi istikâmete gittiğini söyler mi? Söylemez. Bak ama şikâyet ediyor diyor ki; “Söylemiyorlar Kıyamet alametlerini” diyor. Bir daha göstersene, o çok ibretlik bir konuşma.
VTR (Cübbeli Kıyamet Alâmetlerinin Çıktığını Anlatıyor)
ADNAN OKTAR:Şimdi aynı soruyu biz kendisine soruyoruz; cevap yok. Sen niye örtbas ediyorsun peki Peygamberimiz (s.a.v.)’in Ahir zamandaki hadislerini? Niye anlamazlıktan geliyorsun? Çıkıyorsun hurafeleri anlatıyorsun, saysana Peygamberimiz (s.a.v.)’in Ahir zamanda çıkan alametleri. Hayır çıkanları da anlatmıyor, çıkanlar hangisi onları anlatsana. Kendi bildiklerini bir anlat. Bir de senin ısrarla anlatmak istemediklerin var. Neden anlatmak istemiyorsun, bunları anlat bize. Fırat’ın suyu kesilmedi mi? Kesildi. Anlatıyor musun? Yok. Ramazan ayında ay ve güneş tutulmalarını takvim yaprağı olarak artık yayınladık, anlatıyor musun? Yok anlatmıyorsun. Burada çok acayip bir durum var. Mesela bak Şeyh Ahmet Yasin Hocamız, sevinçle aşkla anlatıyor. Mesela o çok dürüst, Allah’tan korkan samimi bir Müslüman, o anlatıyor. Sen de çık hurafe anlatacağına veyahut oturup seksle ilgili konular anlatacağına, çık o alametleri anlat. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in çıkan, fakat senin tarafından gizlenen, gizlediğin, söylemediğin, hadislerde de açıkça belirtilen alametleri anlat. Mesela şöyle de diyebilir; “Fırat’ın suyu kesilecek diye bir hadis var” dersin değil mi? Ama çık de ki; Fırat’ın suyu kesilmedi, ama hadis var de. Hadisi hiç söylemiyorsun sen, bak büyük alametleridir Mehdi (a.s.)’ın çıkışının. Bak büyük alameti söylemiyor. De ki; iki tane kuyruklu yıldız çıkacak, biri diğer kuyruklu yıldızların aksi istikâmete gidecek ve iki ucu da parlak olacak. Ama böyle bir kuyruklu yıldız çıkmadı de. Ama yeter ki hadisi söyle. Çıkıp çıkmadığını biz biliyoruz çünkü. Ama söyleyemezsin.
VTR (Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri Kıyamet Alâmetlerini Ve Hz.Mehdi (a.s.)’In İstanbul’dan Çıkacağını Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Bakın ne kadar candan ve samimi, kaynak vererek doğru kesin bilgiler aktarıyor Şeyh Ahmet Yasin. Cübbeli de inanılır gibi değil, şikâyetçi oluyor, fakat kendi anlattığı suçu kendisi en kapsamlı şekilde işliyor. Kendi anlattığı hata olan tavrı, en kapsamlı şekilde kendi uyguluyor. Sen de çıkıp Ahmet Yasin Hocam gibi açık açık anlatsana hadislerin çıktığını. Hadis çıkmadı da diyebilirsin, ona da bir şey demiyorum, yani “bana göre çıkmadı” diyebilirsin. Hadisi oku, onu da okumuyorsun. Çok acayip.
ALTUĞ BERKER:Hocam Milliyet’te Kadri Gürsel, Mısır’da yönetimin Müslüman kardeşlere geçmesi halinde bu durumun, batının huntingtoncı medeniyetler çatışması ideolojisini besleyeceğini, İsrail’in daha saldırgan bir politika, Amerika’nın ise yeni soğuk savaş politikaları geliştireceğini yazmış. Yani Mısır yönetimi Müslümanların eline geçerse, bu durumda Ortadoğu ile Batı arasında yeni bir çatışma başlayacağı mantığı üzerinde durmuş.
ADNAN OKTAR:Hayır hayır. Bu arkadaşlar ne İslâmiyet’i tanıyorlar, ne İslâmiyet hakkında bilgileri var, ne bölgenin tarihi yapısını biliyorlar, ne Mehdiyet’ten haberleri var, ne deccaliyetten haberleri var, ne Ahir zamandan haberleri var ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in Ahir zamanı da çok detaylı anlattığından da hiç haberleri yok. Çok yüzeysel klâsik, dar görüşlü, tutucu, böyle yüzeysel bir analiz yöntemleri var. Çok çok yüzeysel, dünyayı dar tanıyan analiz yöntemleri var. Mısır’da tabii ki bir değişiklik olacak, İslâm ülkelerinde bir değişiklik olacak. Fakat Mehdi (a.s.)’nin çıkması sebebiyle İslâm aleminde bir karmaşa, bir acı, bir zorluk yaşanmayacak. Çünkü Mehdi (a.s.), medeniyetler çatışması değil, medeniyetler dostluğu, medeniyetler ittifakı getirecek bir insandır. Medeniyetler çatışmasını yapacak olan deccaldır, deccal rejimidir. Mehdi bunu yıkmaya geliyor zaten, medeniyetleri barıştırmaya, medeniyetleri birleştirmeye, medeniyetleri birbirine sevdirmeye geliyor. Bundan haberleri yok. Huntington falan bunlar hikaye. Peygamberin (s.a.v.) anlattıkları doğrudur. Çünkü Peygamberin (s.a.v.) dedikleri, tarihe baktığı anlattığı bütün perspektif hepsi çıkmış. Bu adamların dedikleri çıkmış mı? Yok. Bunlar atış tarzında ortaya bir fikri atıyor, bir düşünceyi atıyor ve tutmuyor, yanlış oluyor. Peygamberimizin (s.a.v.) söylediklerinde bakın kusursuz şekilde ilerleme var. Milimi milimine, santimi santimine dedikleri doğru çıkıyor, mühim olan bu. Dolayısıyla Mehdi (a.s.) medeniyetler çatışmasını ortadan kaldırmaya gelmiştir. Medeniyetleri birleştirmeye, medeniyetleri ittifaka getirecek bir insandır. Bu konuda, Mısır’da da, Suriye’de de, heryerde de çok olumlu gelişmeler olduğunu görecek arkadaşlar inşaAllah. Bediüzzaman ne derse çıkar. Peygamberimiz (s.a.v.) ne derse çıkar inşaAllah.
Aman Allah’ın şimdi maşaAllah bütün kardeşlerimiz dua istiyor. “Esselamün aleyküm Hocam” aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü “ben Almanya’dan Mehmet. Sara hastalığına karşı ne yapabiliriz? Sara hastalığının cinlerden olduğu kesin.” Nereden biliyorsun kesin olduğunu? Halbuki sara hastalığı beyindeki bir rahatsızlıktan kaynaklanıyor, cinle alâkası yok. “Lütfen yardım, Allah razı olsun esselamün aleyküm.” Sara hastalığının tedavisi var, ilaçları var, onu aldığınızda hiçbir şey olmaz. Muhtazam kullanırlarsa hiçbir şey olmaz. İnşaAllah.
Mehmet Bulut; “şu anda gönderdiğim 7.mesaj lütfen ulaştırın” diyor. Mehmet sen o konunun üzerinde duracağına, direkt Mehdi (a.s.)’ın üzerinde dursan olmuyor mu? Direkt Türk İslam Birliği’nin üzerinde dur, İttihad-ı İslam’ın üzerinde dur. Ne farkeder? Dediğin gibi olsa ne olur? Olmasa ne olur? Sen çözümün üzerinde dur. Çözüm nedir? Türk İslam Birliği, İttihad-ı İslam. Onu ağzına almıyorsun. Tek kelime konuşmuyorsun, olmaz öyle şey. Senin farz edelim dediğine cevap versek, sen Mehdi (a.s.)’yi arayacak mısın? Yok. Mehdi (a.s.)’ye karşı bir sevgi var mı kalbinde? Yok. İttihad-ı İslam’ı arıyor musun? Yok. Mehdi (a.s.)’yi arıyorsan, yenilmiş bir sistemi gündeme getirmenin alemi ne? Mehdi (a.s.) zaten tepelememiş mi deccaliyeti? Tepelemiş, yerlebir olmuş deccaliyet. Niye derdine düşüyorsun? Deccaliyet; Darwinizm-materyalizmdir, Bediüzzaman açıklamıştır.
İbrahim Başaran; İbrahim ne imanlı, ne güzel insansın sen maşaAllah. “Bir eşim, bir tane kızım var. Hepimizin hayatı Allah için feda olsun Hocam. 15 senelik şöförüm. Hocam ne isterseniz yapayım” diyor. Canım benim maşaAllah. Çocuğuna çok sevgi göster, onun iyi yetişmesi için gayret et, eşine çok şefkatli davran, onu iyi koruyup kolla, benim kitaplarımı oku, Kuran’ı oku, Bediüzzaman Said Nursi’nin Risale-i Nur Külliyatı’ndan istifade et. İbrahim seni seviyoruz gönlün çok rahat olsun. Bakın ne diyor; “Hocam sizin yanınızda hizmetkâr olmak istiyorum, zamanımın hepsini size adamak istiyorum. Hocam size aşığım Allah’ın tecellisi olarak. Hocam sizi canlı yayında görünce gözlerim doluyor. Hayatım şöförlükle geçiyor, şöförlük yapıyorum. Her göreve talibim Hocam. Gönlümü, gözümü, hayatımı açtınız, Allah sizden razı olsun. Kucak dolusu sevgilerimle Seyyid Muhammed Adnan Hocam” diyor. “Esselamün aleyküm” ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. Allah sevgini artırsın, Cennet’te kardeş etsin. Mehdi (a.s.)’yi göreceksin İbrahim inşaAllah, İsa Mesih (a.s.)’i de göreceksin. İttihad-ı İslam’ı da göreceksin. Gönlün çok çok rahat olsun. O minik küçük köfteye çok iyi bak, eşine de çok şefkatli davran.
“Selamün aleyküm Muhammed Adnan Hocam” aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Mübarek ellerinizden öperim, ben Ordulu Bülent Karacan. Aziz Nesin’in durumunu merak ediyorum. Arkasında güzel bir eğitim vakfı ve kitaplar bıraktı, olumlu ve olumsuz yanları var. Acaba Araf’ta mı?” Yani ne Cennet’e, ne Cehennem’e gitmemiş olabilir mi diyor. “Adıyaman Üniversitesi Bilgi Yönetimi’nde okuyorum. Saygılar, sonsuz sevgilerimle.” Aziz Nesin; son andaki durumu önemlidir, son anda belki iman etmiştir. Camide kılınmadı mı cenaze namazı Aziz Nesin’in?
ALTUĞ BERKER:Hatırlayamadım Hocam siz şimdi sorunca, öyle olması lazım.
ADNAN OKTAR:Camide kılındıysa tamam işte. Müslüman olarak kabul edilmiş ki, ailesi alıp getirmiş. İmam da erkişi niyetine namazını kıldığına göre, oradaki kişilere de sorduklarına göre, inşaAllah Müslümandır, iman etmiştir. Son anı esastır. Mesela ölmeden bir saat önce, iki saat önce iman etmiştir, bilemeyiz ki. İnşaAllah. Camiye de geldiğine göre ona hüzn-ü zan ederiz. Çünkü kâfir adamı camiye getirmezler. İmam da namazını kılmaz. Cemaat de namazını kılmazdı. Cemaatle namazı kılındığına göre, cenaze namazı değil mi inşaAllah.
“İyi akşamlar Hocam. Uzun zamandır sohbetlerinizi dinliyorum çok faydalanıyorum. Rabbim sizi niyetinizde muvaffak kılsın inşaAllah. Hocam siz herhangi bir spor dalıyla ilgilendiniz mi?” diyor Metin. Küçükken halter çalışırdım lise yıllarında, okulun atletizm takımına seçilmiştim. Yüz metreyi acayip koşuyordum. Okulda önce hocalarımızla biz okulca Kurtuluş parkına gittik yarışma yaptılar koşu, ben geçtim. İsmimizi aldılar, ben öyle o şekilde kalacak zannettim. Bir gün geldiler karatahtaya ismimi yazdılar. İşte antrenmanlar yapmak üzere Selim Sırrı Tarcan hatırladığım kadarıyla o zamanlar, oraya gelsin diye bir not düştüler. Ben de gittim, bana sporcu kimlik kartı verdiler, atletizmle ilgili. Orada koşuyorduk falan, bayağı bir imkanlar vardı orada. Tam ismini hatırlamıyorum ama, geniş bir spor kompleksiydi. Hoşuma da gitmişti orada atlet olmak falan. Birdenbire durduk yere atlet olmuştuk. Bileğim iyi kuvvetliydi, okulda hemen hemen bileğimi büken yoktu yani öyle diyebilirim. Mesela tekvandoda Türkiye şampiyonu olan bir arkadaşımız vardı, ismini vermeyeyim 72 kiloda şampiyondu, yani bir hamlede bileğini bükmüştüm. Yine boks şampiyonu olan arkadaşımız vardı ismini vermeyeyim, Türkiye şampiyonuydu. O da yine okul bitişine yakın hani biliyorsun eğleniyorlar hani, teyp falan getirirler son günler, bir iki gün kala biliyorsunuz değil mi? Sınıfa girdim baktım bilek güreşi yapıyorlar, herkes toplanmış. Arkadaş herkesi yeniyor, o Türkiye şampiyonu olan. Bana “gel güveniyorsan kendine, bak herkesi deviriyor” dediler. O çok kuvvetlidir dedim, şampiyon adam. Arkadaşlar ısrar ettiler, tamam dedim. Bilek güreşi yaptık. Ben kasten bileğimi gücüm yetmiyormuş gibi yaptım, gittikçe kolum açılıyor gibi, onlarda müthiş bir tezehurat koptu yeniyor diye, böyle heyecanlandılar. Benim orada tecrübesizliğim, cahilliğimden aldığımla birden vurdum elini. Yani en geriye çekilmişken birdenbire aldım vurdum elini. Yani açtım ve kapattım elini. Orada kas tendonu kopmuş. Bir ses geldi, küt diye bir ses geldi kolundan. Acı içinde revire kaldırdılar. Tamamen cahilliğimden tecrübesizliğimden, bilsem asla yapmam. Çok rahatsız oldum sonra. Eli kolu sarılı geri getirdiler, tedavi görmüştü sonra arkadaşım. O gün bu gündür o tip şeylere pek yanaşmam. İnşaAllah.
“Can Muhammed Hocam, bir dua daha edin de dinleyenler hep birlikte amin diyelim inşaAllah Türk İslam Birliği tez kurulsun” inşaAllah inşaAllah. Cenab-ı Allah İttihad-ı İslam’ı en kısa sürede oluştursun, Allah Mehdimizi çıkartsın, Mehdimize sevgi meydana getirsin, onun etrafında bizi birleştirsin. İsa Mesih (a.s.)’e sarılmayı bizlere nasip etsin Cenab-ı Allah. “Hocam cinleri bir de tedavi için kullanıyorlar. Bu konuda uzman Azeri birisi varmış sanırım. Televizyonda program yapmışlar bu konuda. Sizi çok seven talebeniz olmaya, sizlere lâyık olmaya çalışan aciz bir insan” diyor. Estağfirullah hepimiz acz içindeyiz.
Aziz Nesin’in kendi vasiyeti varmış hiç tören yapılmadan gömülmüş. Yani camide cenaze namazı kılınmadı mı? O zaman yine hüsn-ü zan ederiz. İnşaAllah son nefeste Müslüman olarak gitmiştir. Yani ne diyelim bilemeyiz. Ahiret’te anlayacağız. Ama gönül isterdi ki tabii namazı kılınsaydı çok iyi olurdu. İnşaAllah.
Cinler tedavide olabilir kullanılabilir tabii. Yani imkânsız değil olabilir. Bazı ilaçlar, bazı otlar, faydalı şifa veren şeyler onlara danışılıp sorulabilir. Çünkü bilmedikleri yok. Acayip yamanlar yani, müthiş bir genel kültüre sahip oluyorlar. Hayret edilecek bilgiye sahip oluyorlar. Süratleri de çok yüksek.
ALTUĞ BERKER:Mehmet Şevket Eygi Hocamızın bir yazısı vardı Milli Gazete’de; Müslüman bir toplum bozulunca, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in “bir toplum ne haldeyse öyle idare olunur” buyurduğu gibi, başlarına adil olmayan, halka acımayan, zulmeden başkanlar geçtiğini belirterek; bu nedenle Müslümanların İslam ahlakını öğrenmesi, yaşaması, azgınlıklara son vermesi, bir ve beraber olmaları, başlarına ehil bir imam reis seçip, ona biat etmeleri gerektiğini, ancak bu durumda kurtuluşa erebileceklerini söylemiş. Ayrıca, Mübarek iktidardan düşer diye bir temennide bulunmuş.
ADNAN OKTAR:Hocamız çok mübarek, muhterem bir insan. Fakat Müslümanların, dünya Müslümanlarının; Alevilerin, Bektaşilerin, Şiilerin, Caferi, Vahhabi, Sünni kardeşlerimizin, ittifakla birisini kendilerine imam seçmeleri mümkün değildir. Böyle bir şey olmaz. Allah seçer gönderir. Allah’ın seçtiği gönderdiğini beğenmezsen belâyı başına alırsın. Peygamberimiz (s.a.v.) “gidin seçim yapın” demiyor, “Mehdi (a.s.)’yi göreve getirin” diyor. Bediüzzaman “kendiniz seçim yapın” demiyor, “Mehdi (a.s.)’yi nuru imanla tanıyın, Mehdi (a.s.)’ye tabi olun; en büyük kumandan, hem hakim, hem mehdi, hem mürşit, hem bir kutbu azam olarak” diyor. “Bir zat-ı nuraniyi gönderecek, o da Ehl-i Beyt-i nebeviden olacak” diyor Bediüzzaman. “Gidip siz seçeceksiniz” demiyor. Allah seçiyor Mehdi (a.s.)’yi Müslümanlara gönderiyor. Müslümanlar’ın yapacağı görev nedir? İmanın nuruyla onu tanıyıp başlarına geçirmeleridir. Kimse kim, seçsin Müslüman kardeşlerimiz, söz bir Allah bir ayakkabısının altını öpeceğim, Mehdi (a.s.)’nin iki ayakkabısının altını öpeceğim, emireri olacağım kapıda ve diğer kardeşlerimin de emireri olacağım. Ama bu yapılmadan; 150 yıldan beri bu olurdu seçimle olmuş olsa, olmuyor, olmaz da. Sadece felaketler zincirleme birbirini kovalar, başka bir şey olmaz. Mübarek gider daha azgın biri gelir ve bu sürünme sistemi devam eder. Çünkü Allah’ın dediğine uyulmamış oluyor. Allah’ın dediği beğenilmemiş oluyor haşa, biz kendi kafamızdan bulacağız mantığı ortaya çıkmış oluyor. Peygamberimiz (s.a.v.) Ahir zamanı tamamen anlatmış. Bakın diyor Peygamberimiz (s.a.v.) şu şu şu olaylar, 150 tane yaklaşık, olaylar olduğunda, büyük alametleri de veriyor, bu büyük alametler de çıktığında, Mehdi (a.s.) denen benim evlatlarımdan birisi gelmiş olacak diyor. Onun şemaili şöyledir, görünümü böyledir, o geldiğinde ona uyun kurtulacaksınız diyor. Adam diyor ki; “ben Peygamberin (s.a.v.) dediğini kabul etmiyorum.” “Ne istiyorsun?” “Belâmı istiyorum” diyor. Allah da belâyı verir o zaman işte. Kim ne istiyorsa onu veriyor. Peygamberi (s.a.v.) beğenmiyorum, dediğini kabul etmiyorum demek, ben belâmı arıyorum anlamında olur, anlamı budur. Ve Allah o duayı da kabul ediyor, belâ isteyene de belâsını veriyor Allah. Belâ verir. Ve Allah vermesin İslam alemi de hercü merc halde şu an ve dünya da hercü merc halde. Bütün dünyanın üzerine bir belâ çökmüş durumda. Ve bu arada çocuklar azap çekiyor, hanımlar azap çekiyor, masumlar bu arada çok ezilmiş oluyorlar. Çünkü belâ geldiğinde, masuma da geliyor hepsine geliyor, toptan geldi dünyanın üzerine belâ. Ve Allah Kıyamet’i durdurdu, bekletiyor Kıyamet’i. Mehdi (a.s.)’yi bulun, tabi olun, size Cennet gibi bir dünya meydana getireyim diyor Cenab-ı Allah. Mehdi (a.s.)’nin vefatından sonra, Hz. İsa (a.s.)’nın vefatından sonra toplum yine bozuluyor, Allah ondan sonra artık Kıyamet’i bekletmiyor. Kıyamet dünyanın üzerine çökecek, durması için bir neden kalmıyor. Ama bak Peygamberimiz (s.a.v.) diyor; “Bir gün dahi kalsa, Allah o günü uzatacak” sahih hadistir bu, benim evlatlarımdan Mehdi (a.s.)’yi başınıza geçirecek diyor Allah. Ve, Nur talebelerinden de, diğer cemaatlerde de, birçok yerde, hasta insanlar var, üç tane beş tane sayısı az belki, var gücüyle Mehdi (a.s.)’yi durdurmaya çalışıyorlar deccalin safında.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bu müjdesinin dışında, Kuran’da da Cenab-ı Allah, bak nereyi açarsak açalım daha önce de söylemiştim; Hicr Suresi, Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım. “Elif, Lam, Ra. Bunlar, Kitab'ın ve apaçık olan Kur'an'ın ayetleridir.” Demek ki Kuran apaçık. Anlaşılmaz falan diyorlar ya, Allah da anlaşılır diyor. Adam diyor ki; “70 yıl okusam yine anlayamam” diyor. Allah da anlaşılır diyor. “O inkar edenler Müslüman olmayı nice kereler dileyecekler.” Deccal taraftarları. “Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İlerde bileceklerdir.” Yakın diyor Allah. Bak, “yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun” boş işlerle uğraşmaya devam etsinler diyor Allah, bırak diyor. “İleride bileceklerdir. Biz, kendisi için bilinen (takdir edilmiş) bir kitap olmaksızın hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmadık.” Bak, “Biz, kendisi için bilinen (takdir edilmiş) bir kitap olmaksızın hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmadık.” Kaderde ne zaman yıkılacağı ülkelerin bellidir diyor. Rejimlerin ne zaman devrileceği belli. “Hiçbir ümmet, kendi ecelini ne öne alabilir, ne de onlar ertelenebilirler.” İlla ki vakti geldiğinde yıkar, yerle bir ederim diyor Allah. 4 ve 5. ayetlerde anlatılıyor bu. Ne yapıyor? 45. Yani Hicri 1545’e işaret var. “Onlar: "Ey kendisine Kitap indirilen (Muhammed). Gerçekten sen cinlenmiş (bir deli)sin," dediler.” Demek ki Allah yolunda mücadele eden bütün peygamberlere aşağı yurakı hep bir delilik iftirası atılmış. Bir tek peygamberlere mi? Allah yolunda mücadele eden velilere de, mürşitlere de, mücahitlere de delilik iftirası atılmıştır. Bediüzzaman’a da delilik iftirası atılmıştır. "Eğer doğruyu söylüyor isen, bizlere melekleri getirmeli değil miydin?" Getir diyorlar melek başının üzerinde dursun görelim diyorlar. Cübbeli ne diyor? “Mehdi (a.s.) çıksın, başının üzerinde bir melek olsun, söylesin bu Mehdi (a.s.)’dir diye” diyor. Bunu müşrikler söylüyor diyor Allah. Müşriklerin talebidir bu diyor, başının üzerinde bir melek istemek diyor. “Hak olmaksızın Biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz.” Allah diyor, indirirsem melekleri belâlarını veririm diyor.“Hiç şüphesiz, zikri (Kur'an'ı) Biz indirdik Biz; onun koruyucuları da gerçekten Biziz.” Kitabı kim koruyacakmış? Allah, Ben koruyacağım diyor. Kimle koruyacak? Mehdisi ile koruyacak inşaAllah, vesile edecek. “Andolsun, senden önce geçmiş topluluklara da elçiler gönderdik.” Onlara da o zaman mehdiler geldi diyor Allah.“Onlara herhangi bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.“ İşte, gelmiştir geçmiştir, şahs-ı manevidir, öyle şey olur mu veyahut buna benzer veya alenen alay etme tarzında. “Böylece Biz onu (alayı), suçlu-günahkarların kalplerine sokarız.” Alayı kim yaptırıyormuş? Allah, Ben yaptırıyorum diyor. O sözleri kim söyletiyormuş? Allah, Ben söyletiyorum diyor. Şahs-ı manevi diyeni de Allah söyletir, geldi geçti diyeni de, kuyunun dibindeler sonra çıkacak diyeni de, görünmez bir ruhtur diyeni de, hepsini Allah söyletir. “Onların üzerlerine gökyüzünden bir kapı açsak, ordan yukarı yükselseler de, Mutlaka: "Gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyülenmiş bir topluluğuz" diyeceklerdir.” 1996’yı veriyor.. Yani 1415 Hicri, 1996 Miladi tarihi olmuş oluyor. Bakın; “Onların üzerlerine gökyüzünden bir kapı açsak” yani yerçekiminden kurtulsa ve “ordan yukarı yükselseler de” atmosferi delip geçseler, yukarıya doğru çıksalar” ebcedi 1996 yılını veriyor. 1996 yılında TÜRKSAT ilk defa uzaya uydu gönderdi ve yerçekiminden kurtuldu, gökyüzünü deldi geçti, uzaya çıktı. Bakın Allah ne diyor; “Onların üzerlerine gökyüzünden bir kapı açsak” yani delip geçecekleri bir nokta olsa, atmosferi geçecekleri bir nokta olsa, yerçekiminin etkisinden kurtulsalar “ordan yukarı yükselseler de” delip geçti, çünkü belirli bir ivme hız kazandıktan sonra yerçekiminin etkisinden kurtuluyor roket ve delip geçiyor atmosferi, yoksa çıkamaz. 1996 tarihini veriyor.
“Yerin başka bir yere, göklerin de (başka göklere) dönüştürüldüğü gün”demek ki yer bambaşka bir yer olacak, gökler de bambaşka bir gök olacak. Alıştığımız gök değil, alıştığımız yer değil. Kıyamet’te öyle “onlar tek olan, kahhar olan Allah'ın huzuruna çıka(rıla)caklardır.” Herkes Allah’ın huzuruna çıkarılacak diyor. “O gün suçlu-günahkarların (sıkı) bukağılara vurulduklarını görürsün.” Yani sıkı sarıldıklarını, ellerinin kelepçe gibi sarıldığını görürsün. “Giyimleri katrandandır” üzerlerinde zift gibi bir madde kaplı, o yüzden simsiyah görünüyorlar, bütün vücutlarının üzeri katran kaplı “yüzlerini ateş bürümektedir” yüzleri de alev kaplı, yüzlerinin üzerinde alev görüntüsü olacaktır diyor Allah. “(Bu azap,) Allah'ın her nefsi kendi kazandığıyla cezalandırması içindir. Şüphesiz Allah, hesabı pek çabuk görendir. İşte bu (Kur'an) uyarılıp korkutulsunlar, gerçekten O'nun yalnızca bir tek İlah olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri” kafasında kirlilik olmayanlar “iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurma (bir beyan)dır.” İnşaAllah.
Bakın ülkelerin yıkılacağından bahsediyor Allah, rejimlerin yıkılacağından, Kuran ayeti demin okuduklarımız. Gelen Mehdi (a.s.)’a, Peygamberimiz (s.a.v.)’e delisin diyorlar. Demek ki Mehdilere atılacak bir iftira şekli bu. Ve Mehdileri neye zorluyorlar? “Başının üzerinde bir bulut olsun, bir melek olsun, o melek söylesin senin Mehdi (a.s.) olduğunu” diyorlar. “Peygamber olduğunu söylesin” diyorlar. Kim yapıyor bunu? Müşrikler yapıyor. Cübbeli ne diyor? “Mehdi (a.s.)’nin başının üzerinde bir bulut olsun, bir melek olsun, söylesin onun Mehdi (a.s.) olduğunu” diyor. Müşriklerle aynı üslubu kullanmış oluyor. Dolayısıyla yanlış yapıyor.
“Onlara bir elçi gelmeyegörsün (bir Mehdi (a.s.) gelmeyegörsün), mutlaka onunla alay ederlerdi.” Demek ki Mehdi (a.s.) ile de alay edilecek. “Böylece Biz onu (alayı), suçlu-günahkarların kalplerine sokarız.” Bunları Ben söyletirim diyor Allah. Niye söyletiyor Allah? Sevap kazansın diye. Çünkü Mehdiyet’in önünde o zaman engel olmamış oluyor. Alay yok, küfür yok, hakaret yok, saldırı yok, suikast yok, o zaman Mehdi de yoktur. Bunlar varsa Mehdi de vardır. Mehdi zorluklarla savaşan insandır, özelliği odur. Çileyle, acıyla savaştığı için Mehdi olmuş oluyor zaten. İnşaAllah.
Hud Suresi; Bak diyor ki Allah, “Doğrusu İbrahim, (Hz. İbrahim (a.s.)) mülayim huylu, duygulu ve gönülden (Allah'a) yönelen biriydi.” Çok güzel ahlaklıydı diyor Allah, övüyor Hz. İbrahim (a.s.)’i. “Ey İbrahim, bundan vazgeç. Çünkü gerçek şu ki, Rabbinin emri gelmiştir ve gerçekten onlara geri çevrilmeyecek bir azap gelmiştir." Belâlarını bulacaklar diyor Allah, yani bana dua etme diyor. Aksi yönde dua etme, belâya karar verdim Ben diyor Allah. Belâlarını bulacaklar diyor.
“Dedi ki;”o devrin deccallerine karşı Peygamber diyor ki; "Size yetecek gücüm olsaydı veya sağlam bir yere sığınabilseydim." 80. Ayette. 1980 Mehdi (a.s.)’ın zuhur yılıdır. Ebcedi de yine aynı tarihi veriyor, bu ayet evet. “Size yetecek gücüm olsaydı veya sağlam bir yere sığınabilseydim.” Bak melekler diyorlar ki; "Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana kesin olarak ulaşamazlar.” Kesinlikle sana zarar veremezler diyor, Mehdi (a.s.)’a da zarar veremezler. “Gecenin bir parçasında ailenle birlikte yürü (yola çık). Sakın, hiçbiriniz dönüp arkasına bakmasın; fakat senin karın başka. Çünkü onlara isabet edecek olan, ona da isabet edecektir. Onlara va'dolunan (azap) sabah vaktidir. Sabah da yakın değil mi?" diyor. Değil mi, yani İslam’ın hakimiyeti yakın. Yine bu ayet de Mehdiyet’in devrini veriyor ebced olarak.
Eskişehir’den Salih “gece 03:00’den sonra sizleri izleyebiliyorum” diyor. Salih benim yaptığım ne varsa, bütün faaliyetlerin hepsini Allah bana yaptırıyor. Ben bir gölge varlığım, yani beden bana ait değil, ruh da bana ait değil. Beynimin içinde şu kadarcık yerde Allah yaratıyor ben de onları görüyorum. Allah’ın aciz herhangi bir kuluyum. Benim sıfırdır bir müdahalem, yani kendimin yaptığı hiçbir şey yok, hepsini bana Allah yaptırıyor. Bütün güç ve kuvvet Allah’ındır. Ben yaptım dediğimde, Allah yaptı anlamındadır. İnşaAllah. Zaten bunu da çok kapsamlı olarak vurguluyorum, Allah bizleri vesile ediyor. Onun için bizim yapıp ettiğimizi düşünmeyeceksin.
Birbirinden ilginç sorular, bak Bediüzzaman’ın bir sözünü yazmışlar çok güzel. İstanbul’dan Emre Mısır kardeşimiz; “Selamün aleyküm Muhammed Adnan Hocam” aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Hocam maşaAllah yine çok şıksınız” Allah Allah ne var, üzerimize bir tshirt geçirip geldik, meşhur, hani öyle derler ya. “Allah sizden razı olsun inşaAllah. Hocam Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri azametli bir kıtanın, şanlı bir devletin, değerli sahipsiz bir kavmin reçetesi, İttihad-ı İslam’dır” diyor. Türk İslam Birliği’dir. Bak çok net söylemiş, meşhur sözü. “İttihad-ı İslam’ı aşkla bekliyoruz Hocam, başka çare yok derde inşaAllah. Hocam bir sıkıntım var, bana o nurunuzla dua eder misiniz inşaAllah. Saygılarımla.” Ne sevimli şeyler bunlar maşaAllah. Allah o sıkıntını gidersin, Allah kalbine ferahlık versin. Çok sevimliler maşaAllah.
“Selamün aleyküm Muhammed Adnan Hocam, Allah yar ve yardımcınız olsun.” Ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Şeyh Halid Yaşar Efendi’den söz ettiniz, çok memnun oldum, onu çok seviyoruz. Gözümüzün, gönlümüzün nurudur Halid Efendi. Geçenlerde o kişi mübarek şeyhimiz Halid Efendi Hazretlerine çok saygısızca, ukalâca sözler etti” diyor. “Bu adam nereden çıktı gibi sözler, yazmaya haya ediyorum.” Said Şuhedaroğlu Samsun’dan yazmış. Küstah, psikopat yani, ancak böyle dikkati çekeceğini düşünüyor. Müslümanlara it gibi saldırarak bir şey yapacağını zannediyor. Darwinistlere saldırmaz, materyalistlere saldırmaz, malum it kopuk takımı var ya ortada olan, şimdi nasıl söyleyeyim de, baronun takımı, baronun zaten itliğini yapıyor, baronun beslemesi, onlara saldırmaz. Saldırmaz derken, ilmi bir açıklama yapmaz veyahut fikri bir eleştiride bulunmaz. Ne yapar? Nerede Müslüman varsa onlara. Şimdi bu ufak deccalın, Şeyh Halid Efendiye saldırması Şeyh Halid Yaşar Efendinin ne kadar mübarek, muhterem ve büyük insan olduğunu gösterir. Eğer deccal susuyorsa, o küçük deccal susuyorsa, onda bir acayiplik vardır. Narkotiğin köpekleri oluyor değil mi, böyle götürüyorsun bulur. O hayvan özelliğidir. Mesela kediyi götürürsün, kedi de etin yerini bulur. Kuzuyu götürürsün, otun yerini bulur. İnsanı da götürürsen velinin yerini bulur, güzel şeyse. Deccali de götürürsen, deccalde mümine saldırma özelliği vardır. Yani böyle bekçi köpeğinin salyalısıdır, mümine mutlaka saldırır, aç kurt gibi saldırır. Orada o müminin üstünlüğünü gösterir. Baktın köpek havlamaya mı başladı, tamam o adam sağlam demektir. O da Şeyhefendinin sağlam olduğunu gösterir. İnşaAllah.
SUNUCU:Bizi yarın 22:00’den itibaren Gaziantep Olay Tv, Mavi Karadeniz Radyo ve www.HarunYahya.Tvinternet sitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Şeytandan Allah’a sığınırım Hud Suresi; “Halkı, ıslah eden kimseler iken, senin Rabbin o ülkeleri zulüm ile helak edecek değildi.” Demek ki Mehdi (a.s.) varken helak olmuyor Müslümanlar. Ebcedi kaç? 2020. Çok net inşaAllah, açıp baksınlar inşaAllah.
Web siteleri
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...