SUNUCU:Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri Programımıza, Kaçkar Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tv internet sitemizden devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:Maide Suresi, 71. ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım.“Bir fitne olmayacak sandılar, körleştiler, sağırlaştılar.” Yani bir olay çıkmayacak, Allah bir bela gelmeyecek, bu işler böyle gider, gayet rahat hiçbir şey olmaz zannederler diyor Allah. “körleştiler” yani açık delilleri görmezden geldiler, “sağırlaştılar” açıkça bilinen, samimi olarak duyulan şeyleri de duymazdan geldiler. “Sonra Allah, tevbelerini kabul etti,” Yani buna rağmen sonra tevbe ediyorlar, sonra Allah tevbelerini kabul etti. “(yine) onlardan çoğunluğu körleştiler, sağırlaştılar. Allah yapmakta olduklarını görendir.” Yeniden sapıtıyorlar, Allah ona dikkat çekmiş. “Andolsun, "Şüphesiz Allah, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler küfre düşmüştür.” Yani Meryem oğlu Mesih’i, Allah olarak gören kim varsa, küfür içindedir diyor Allah. Onun için tek Allah’a inanmaları gerekir. “Oysa Mesih'in dediği (şudur:) "Ey İsrailoğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin. Çünkü O, Kendisi'ne ortak koşana şüphesiz cenneti haram kılmıştır, onun barınma yeri ateştir. Zulmedenlere yardımcı yoktur." “Andolsun” diyor Cenab-ı Allah, "Allah üçün üçüncüsüdür" diyenler küfre düşmüştür.” Yani teslis inancında olan kişiler, mutlaka küfür içindedir diyor Allah. “Oysa tek bir İlah'tan başka ilah yoktur. Eğer söylemekte olduklarından vazgeçmezlerse, onlardan inkar edenlere mutlaka (acı) bir azap dokunacaktır.” “Yine de Allah'a tevbe edip bağışlanma istemeyecekler mi? Oysa Allah bağışlayandır, esirgeyendir.” “Meryem oğlu Mesih, yalnızca bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçti. Onun annesi dosdoğrudur, ikisi de yemek yerlerdi.” Bu Kuran’ın nezaketli bir üslubu Cenab-ı Allah, Kuran’da çok nezaketli, “yemek yerlerdi” Yani doğal ihtiyaçları vardı anlamına gelir bu. “Bir bak, onlara ayetleri nasıl açıklıyoruz? (Yine) bir bak, onlar ise nasıl da çevriliyorlar?” Teslis inancı, akıl alacak gibi değil. Beş yaşındaki çocuğa bile söylesen bile anlar. Yemek yiyen, doğal ihtiyaçları olan, uyuyan, acz içinde olan bir varlık, Allah olamayacağı açık belli inşaAllah.
Şimdi göstermediğimiz filmlerden neler var? Kıyamet alametleri; küçük alametler, tamam bakalım.
-VTR-Kıyamet Alametleri
-VTR- Mısır’da Cuma Namazı
ADNAN OKTAR:İnsanlar, Müslüman aleminde başsızlıktan dolayı netice alamıyorlar. Yoksa karmaşık olan hiçbir şey yok. Bir de ifrattan dolayı. Çünkü İslam’ın dünyaya hakimiyetini insanlar, sevgiyle bakarlar. Ama yobazlığın dünyaya hakimiyeti dehşet vericidir. Yobazlar da tetikte olduğu için, bu müşkülü ancak Mehdi (a.s) çözebiliyor. Yoksa çok büyük bir tehlike kapıda beklemiş oluyor. Ya dinsizlik, ya yobazlık. Yobazlık ayrı bir felaket, dinsizlik ayrı bir felaket. O iki felaketin arasında, Mehdi (a.s) var işte. Ne dizsizliğe müsaade ediyor, ne yobazlığa müsaade ediyor. Dengeyi o kuruyor. O yüzden Mehdi (a.s)’ın zuhuru çok önemli inşaAllah.
Selamun Aleykum muhterem, Seyyid Adnan Oktar Hocam.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Akdeniz Üniversitesi’nde okuyan kızımın hamdolsun, derslere başörtüsüyle girme hakkı verdikleri bugünlerde YÖK Başkanı aleyhine bazı kesimlerce aleyhine mahkeme açıldığını duyduk basından, zatıalinizden öğrenmek istediğim şu; tüm bu olup biten zalimane saldırılar, buna karşı verilen mücadele, Mehdi (a.s)’ın vazifeye başlamasıyla inşaAllah tamamen son bulacak mı? Selam ve duayla, Allah’a emanet olunuz. Abdullah Dümen, Düzce.” Kardeşim başörtüsüne karışılması zaten çok onur kırıcı ve çok anormal bir harekettir. Yani genç kız istediği gibi giyinir. İsterse başını örter, isterse başını açar. Çok mahcup edici ve çok anormal bir hareket. Ahir zaman’ın garipliği, şaşırtıcılığı. Bir genç kızı kapıda polislerin karşılaması ne demek? Cinayet mi işledi yani? “Dur bakalım” nedir? “Aç başını, ondan sonra içeri gireceksin.” Ne kadar mahcup edici bir genç kız için. Ne kadar büyük bir eziyet, ne kadar büyük bir psikolojik baskı. Sana ne girsin. Hanım hanımcık tertemiz oturuyor çocuk. Başını örtmüş, isterse başını da açar, başını da örter istediği gibi oturur. Sana ne? Mehdi (a.s) ile bu konunun kökünden hallolacağını herkes biliyor. Bak Türkiye’de bir türlü çözülemiyor. Çünkü bakın şöyle bir sorun da meydana geliyor, Mehdi (a.s)’ın eksikliği her yerde hastalık meydana getiriyor. Şimdi başörtülü kızlarımız gidiyorlar kardeşlerimiz, sınıfının içinde otuz tane başörtülü hanım var, üç tane de başı açık hanım kız geldi, şimdi eğer cahilse, o zamanda onları baskı altına alıyorlar. “Sen nasıl başı açık giriyorsun” diyorlar. Ya da hiç konuşmuyorlar, muhatap olmuyorlar, selam vermiyorlar. Veyahut başörtülü oluyor, çarşaflı hanımların yanına gidiyor, azılı fasık gelmiş gibi muamele görüyor, başörtüsü olmasına rağmen. Tabii adam öyle görüyor. “Sen direkt çıplak gelsen daha iyi bu başörtü ile geleceğine” diyor. “Başörtüsüzle aynı konumu, hiç farkı yok” diyor. Şimdi bu da yobaz baskı, bu da ayrı akılsızlıktır, vicdansızlıktır. Sana ne, ister kapalı olur, ister açık olur. O da Allah’ın kulu, o da Allah’ın kulu. O da yüzde yüz Müslüman tertemiz, o da yüzde yüz Müslüman. İşte bu kardeşlik ortamının çok iyi oluşturulması gerekiyor. Mesela başörtüsü olmayan bir hanıma, derin saygı ve sevgi, başörtülü hanıma da derin bir saygı ve sevgi, çarşaflı hanıma da derin bir saygı ve sevgi olması gerekiyor. Bu dengeyi kuracak olan da Mehdi (a.s)’dır. Kurulamıyor, olmuyor, yapamıyorlar. Yani bir dengesizliktir gidiyor. Mesela başörtülü hanım kızlar okula giriyorlar, gördüm televizyonda, kapıya komünistler yığılmışlar, bağırıyor, çağırıyor, meydan savaşı veriyorlar. 3 tane çocuk bu nihayetinde. Bu terbiyesizliğe, bu saygısızlığa ne gerek var? Bu vicdansızlığa ne gerek var? Komünistsen de, komünistliğin bile yine kendine has bir kalitesi olması lazım. Çok kalitesiz, çok basit ve bağnazca bir hareket. Yani o yiğitlik mi üç tane genç kızı engellemek? Veyahut başı açık hanım kız, başı kapalı kardeşlerimizin olduğu bir yere gidiyor, olmadık söz işitiyor. Bu da çok büyük terbiyesizlik ve vicdansızlıktır. Bununla baş edilebiliniyor mu, baş edilemiyor işte. Bu da Mehdi (a.s)’ın çözeceği konudur. Mesela dört mezhep var, Hanefi, Hanbeli, Maliki, Şafi, Mehdi (a.s)’ın dışında kimse çözemez. Mümkün değil, bu böyle de gider. Şiilik de devam eder, Caferilik de devam eder, Alevilik de devam eder, Bektaşilik de devam eder ama Mehdi (a.s) geldiğinde, aynı asr-ı saadet gibi olmuş oluyor. Konu bitiyor, kökünden hallolunuyor. Yani tek bir beynin, tek bir aklın düzenlemesi, dizayn etmesi ayrıdır, yüzlerce, binlerce aklın birbirine karışması ayrıdır. O zaman müthiş bir karmaşa meydana geliyor. O bir şey söylüyor, o bir şey söylüyor, ortalama alınamıyor. Yahut bir anlaşmaya varılamıyor. Ama tek başına Mehdi (a.s) bir şey söylediğinde, ona kimse bir şey söyleyemez ve konu bitmiş olur. Her yönden hayırlı. Mesela Türkiye, İran, Pakistan ittifak edecekler İttihad-ı İslam’a. Zaten sırf bu ülkelerin birleşmesiyle, dev bir süper güç olmuş olur. Bakın sırf Türkiye, İran ve Pakistan. Tam anlamıyla süper güç. Mısır’ın ilave olduğunu düşünün, Ürdün’ün, Suriye’nin, Fas, Tunus, Cezayir, Libya, hiç baş edilecek gibi değil. Türki Devletlerin birleşmesini düşünün Türkiye’yle, bitti dünyanın en büyük süper gücü olmuş oluyor. Büyük güç olunca, büyük kabadayılık, büyük zalimlik değil, ne kadar büyürse, onunla orantılı o kadar şefkatli, o kadar mazlum, o kadar barışçıl ve o kadar insancıl olmak gerekir. Bunu yapacak olan da Mehdi (a.s)’dır. Yoksa mesela düşünün, İslam alemi birleşse, bir zalim, cahil, yobazın eline imkan verse, geniş imkanlar tanınsa, yerle bir eder diğer devletleri. Savaş olur. Saddam gibi birinin olduğunu düşünün, gitti İran’a saldırdı adam yani durduk yere Müslüman ülkeye. Psikopat gitti, Kürt kardeşlerimizi zehirli gazla imha etti, binlerce mazlum Kürt kardeşimi dünya iyisi dindar insanları, psikopatlık yaptı. Çözüm, yine Mehdiyet’le oluyor. Yahut dinden taviz verir, anormal bir şey yapar, modernist olur, küresel güçlere inanır, bilmem neye inanır, sapıtır. Yine Mehdi (a.s) orada denge unsurudur. Yani her türlü anormalliğe kaymayı ortadan kaldıran, Allah’ın yardım ettiği özel bir güç Mehdi (a.s). Mehdi (a.s) olmadan, konuların tanzimle düzenlenmesi mümkün değil. Mesela bak Mısır karıştı. Hiçbir şekilde kurtulamaz Mısır bu durumda. Yani Mehdi (a.s) dışında, mümkün değil. Hepsi ittifak etsinler, yine olmaz. Birlik beraberlik sağlayamazlar. Mesela Irak’ta çok fazla Sünni var ama çok fazla da Şii var Irak’ta. Aradaki birleştirmeyi ve onları kardeş yapmayı ancak Mehdi (a.s) sağlayabilir. Yoksa illaki parçalanır Irak. Mesela Suriye’de de çok fazla Sünni var ama genellikle Şiidir ve Alevidir Suriye. Tam kardeşlik bağını kurabilecek yine Mehdi (a.s)’dır. Ayrı ayrı enaniyetli adam var. Mehdi (a.s) olsa, adam; alacakarga böyle şamata yapacak, çıkıp artistik yapacak, develeri millete saldıracak adamlarını falan, mümkün değil. Zaten kim nasıl nezaketli hareket etmesi gerektiğini kendi bilir. Yani Mehdi (a.s)’ın açıklamasına gerek kalmaz. Zannediyor ki insanlar, sen görevinden ayrıl, sen şunu yap, mesela PKK’ya faaliyetlerinizi durdur diyecek zannediyor insanlar Mehdi (a.s) çıktığında. Zaten PKK kendi akleder densizlik yaptığını, anormallik yaptığını kendisi bilir, hemen vazgeçer. Onlar zaten kendinden anlarlar. Bir de bakarsın yok PKK. Gidersin ararsın, var mı PKKlı, bulamazsın. Bulur o, kendi fark eder, o çok önemlidir. Yani bir insana kendi hatasını, kendisine buldurtmak çok önemlidir. Mehdi (a.s)’ın yapacağı budur. Mesela Mısır’da Hüsnü Mübarek, Mehdi (a.s) çıksa, zaten bırakır adam. Yani onunla uğraşmaya gerek yok. Kan da akmaz. Halkın sokaklarda bağırmasına da gerek kalmaz. Halk sokağa çıktığında, Ya Rabbi bize, Mehdi (a.s)’ı gönder, Mehdi (a.s)’ı zuhur ettir deseler, onun bereketi bütün Mısır’ı sarar. Muazzam etki uyandırır. Dünya titrer öyle bir şeyde. Mısır’da mesela iki milyon kişi, Ya Rabbi bize, Mehdi (a.s)’ı gönder dese, dünyada yer yerinden oynar, çok büyük olay olur. “Ya Rabbi bize, İttihad-ı İslam’ı ver” deseler, bağırsalar slogan tarzında; ama bambaşka şeyler söylüyorlar. “Açız, şu adam gitsin, yerine bu gelsin” hiçbir şey değişmez. Yine açlık devam eder, yine aynı sistem gelir. Baradey mi öyle bir amca var, o gelse, daha da beter olur Mısır, ben size söyleyeyim, hiçbir şey değişmez. Yani sürekli yer değiştirmeler, al taşı götür demiri, hiçbir şey değiştirmez. Peygamberimiz (s.a.v.)’in belirttiği, Allah’ın vahiyle bildirdiği çözümü esas almaları gerekiyor. Bunu demagojiyle kapatmaya kalkarlarsa, hiçbir şey olmaz.
Mesela Fethullah Hocamızın cemaati faaliyet yapıyorlar, okullar açarlar, insanları yetiştirirler, ama Mehdi (a.s) olmadan, hiçbir netice alınmaz. Aydın, temiz, terbiyeli insanlar yetiştirirsin kısmen. Çok az miktarda, belirli bir miktarda okullar açar, hiçbir netice çıkmaz. Mesela Süleymanlı kardeşlerimiz Kuran Kursları açarlar ama hiçbir şekilde İttihad-ı İslam olmaz. Netice alınmaz. Nur talebesi kardeşlerimizin hepsi çalışsa, faaliyet yapsalar, hiçbir netice olmaz. İllaki Mehdi (a.s) gereklidir. Onun için bu konunun sürekli gündemde tutulup, Allah’ın dediğinin yapılması gerekiyor. Allah’ın gösterdiği plan, Allah’ın gösterdiği kurtuluş yolunun uygulanması gerekiyor. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.), bütün Kıyamet’e kadar olacak olayları anlatmış, nasıl olacağını da anlatıyor, anlamayacağımız gibi değil. Sarih teker teker, “şu gün şu olacak, şurada şu olacak” dediklerinin tamamı doğru çıkmış, muhbiri sadık. Bakın Peygamberimiz (s.a.v.)’in gösterdiği mucizeler, İslam aleminde büyük bir heyecanla anlatılması lazım. Bütün İslam aleminde değil mi? Mesela Fırat’ın suyu kesilmiş, Kabe’ye baskın yapılmış, Ramazan ayında 15 gün arayla ay ve güneş tutulmaları olmuş, kuyruklu yıldızlar çıkmış. İslam alemine bir bakın bu konuları konuşuluyor mu? Onlar zannediyor ki, sadece namazı kılarsak, orucu tutarsak, evlenirlerse, çoluk çocuğa karışır da, iş güç sahibi olurlarsa, kurtulur zannediyorlar. Halbuki İttihad-ı İslam, Allah yolunda cehd etmek, Allah’ın dinini yaymak farzdır. Kuran’da hakim konudur. Yani cihad olmadan, cehd yani gayret, Allah yolunda mücadele etmek; cihad deyince insanlar, “asıp-kesmek” anlıyorlar. Cihad cehd kökenlidir, cehd etmek-gayret etmek. Mücahid; cehd eden, gayret eden demektir. Kesme olayı, adam öldürme olayına “Kıtal” denir. Kıtal ayrıdır, cehd cihad ayrıdır. Kuran, baştan sona cihadı anlatır. Baştan sona İttihad-ı İslam’ı anlatır. Her yerde buna rastlarsınız.
Mesela Nisa Suresi çıktı, Kuran’ın herhangi bir ayetini açtım. Şeytandan Allah’a sığınırım, 66. ayet“Eğer gerçekten Biz, onlara: "Kendinizi öldürün” yani durduk yere canınızı öldürün, “ya da yurtlarınızdan çıkın" yani bırakın işinizi, gücünüzü, işlerinizi bırakın, o yurttan çıkın, başka yere gidin “diye yazmış olsaydık, onlardan az bir bölümü dışında,” işte “az bir bölüm” bu, Mehdi (a.s) talebelerinin karakteridir, “az bir bölümü dışında, bunu yapmazlardı.” İnsanlar bu karakterde olduğu için Allah güzellik nasip etmiyor. Bakın sorunu Allah açıklıyor yani neden böyle bir durum olduğunu; “Eğer gerçekten Biz, onlara: "Kendinizi öldürün ya da yurtlarınızdan çıkın" diye yazmış olsaydık,”yani çıkarlarıyla çatışacak bir şey söylemiş olsaydık, “onlardan az bir bölümü dışında, bunu yapmazlardı.” Bakın kendinizi öldürün ya da yurtlarınızdan çıkın demiyor Allah. Ama ne diyor? Namaz kılmak? “Kılarım” der, Oruç tutmak? “Onu da tutarım, iyi geliyor, zayıflıyorum. Oruç bana iyi geliyor, dinleniyorum” diyor. Çünkü yemek yemeye vakit ayırmıyor, daha pratik geliyor ona oruç tutmak. Namaz da hoşuna gidiyor, kılıyor namaz. Çünkü bir şey kaybettirmiyor ona. Elini yüzünü yıkıyor birkaç kere, defalarca secdeye gidecek, o da spor oluyor, iyi oluyor diyor, “onda da bir şey yok, onu da yaparım” diyor. Sadaka? Az bir şey para verdiğinde, psikolojik olarak rahatlıyor, “onu da yaparım” diyor. Zikir çekmek? “Uykum gelinceye kadar zikir çekerim” diyor, “Allah Allah derim” diyor. “Uykum gelince de yatarım” diyor. Zaten adam zikir çekerken uyuyor. Cübbeli de diyor; “Zikir uykunuzu getirir” diyor. Ama bakın “kendinizi öldürün ya da yurtlarınızdan çıkın” bu ne demek? Mehdiyet’tir. “Kendinizi öldürün” ne demek? “Gençliğini ver, bütün hayatını ver, hayatın bütün sosyal yönlerinden çekil, tam anlamıyla teslim ol” anlamına geliyor aynı zamanda. “Ve yurtlarınızdan çıkın.” Anneni-babanı bırak, aileni bırak, işini, gerekirse mesleğini bırak, Allah yolunda mücadele et, “dendiğinde, az bir bölümü kabul eder” diyor. Az bir bölümü, 313 kişi Mehdi (a.s) cemaati. Hep dünyada azınlıktır böyle Allah’a canı gönülden, aşkla, ölümüne bağlı olan, hep çok az çıkar. “onlardan az bir bölümü dışında, bunu yapmazlardı. Onlar, kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu şüphesiz onlar için hayırlı ve daha sağlam olurdu.” Dünya hakimiyeti verirdim diyor Allah, “onlar için hayırlı ve daha sağlam olurdu.” Öbür türlü nasıl oluyor? Hayır olmuyor ve sağlam olmuyor şu anki sistem gibi. Çöküyor her yer, muazzam bir çürüklük oluyor. Devletler çürüyor, milletler çürüyor, sistemler çürüyor, acılar, ızdıraplar gökyüzüne çıkıyor. “Biz de onlara, o zaman yanımızdan büyük bir ecir verirdik” diyor Allah, yani cennetle müjdeliyor Allah, ayrıca dünyada da bereket, bolluk, hakimiyet ve güzellik. “Ve onları mutlaka dosdoğru yola yöneltip-iletirdik.”Yani dosdoğru bir yolda giderlerdi, hiçbir engelle karşılaşmazlardı, mükemmel ve güzel bir hayata sahip olurlardı diyor Allah. “Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse, işte onlar Allah'ın kendilerine nimet verdiği Peygamberler, doğrular (ve doğrulayanlar), şehidler ve salihlerle beraberdir. Ne iyi arkadaştır onlar?” diyor Allah. Resul (s.a.v.) ne diyor? “Mehdi (a.s)’a tabi olun” diyor. “Mehdi (a.s)’ı nerede görürseniz ona tabi olun, kar üstünde, yerde sürünmek şeklinde de olsa gidip Mehdi (a.s)’a tabi olun ve Mehdi (a.s) ile müjdelenin” diyor. “Peygamber (s.a.v.) bunu diyor mu?” diyoruz, diyor. “Yapıyor musun?” diyoruz, “yok yapmıyorum, gerek duymuyorum” diyor. O zaman işte bu hükme girersin.“Bu fazl (bol ihsan), Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter. Ey iman edenler, (düşmanlarınıza karşı) tedbirinizi alın da mücadeleye bölük bölük çıkın ya da topluca çıkın.” Bu nedir bu? İttihad-ı İslam. Allah neye hitap ediyor? Bir tane Müslüman grubuna hitap ediyor. Topluluk, bir tane topluluk var. “Ey iman edenler,”ey Hanefiler, ey Şafiler, ey Aleviler, ey Bektaşiler, Şiiler, Caferiler demiyor Allah. Ne diyor? “Ey iman edenler,” diyor. Bir tane topluluk kabul ediyor Allah, bir tane. “Tedbirlerinizi alın” Nasıl tedbir alırsın? Kitap okursun, ilmi araştırmalar yaparsın, sanatta, bilimde ilerlersin ama iman amaçlı, Kuran’a hizmet amaçlı, müthiş bir güce dönüşürsün. Televizyon kurarsın, radyo kurarsın, imkanlarını geliştirirsin, bunların hepsi tedbirdir. “tedbirinizi alın da mücadeleye bölük bölük çıkın” Mesela sen televizyon ile ilgili çalışma yaparsın, sen kitaplarla ilgili çalışma yaparsın, öbürü radyo ile ilgili çalışmalar yapar “ya da topluca çıkın” diyor Allah. Yani bir kısmı orada para kazanırken, bir kısmı tebliğ yapıyor, bir kısmı ilmi araştırmalar yapıyor ama “bazen de” diyor Allah, “topluca çıkın.” Yani “hepiniz birden, tamamınız birden çıkın” diyor. Şimdi “ey iman edenler, topluca mücadeleye çıkın.” Bu nedir? İttihad-ı İslam, Türk İslam Birliği. Diyor ki; “Kuran’da nerede var Mehdiyet” İşte al burada var, buradan alacaksın. Bakın Cenab-ı Allah sahtekarlık yapanları nasıl uyarıyor; “Şüphesiz içinizden ağır davrananlar vardır.” Çıkarına bir şey olsa, ağır davranır mı adam? Ağır davranıyor. Çünkü çıkılacak yol, adama uzun geliyor, zor geliyor, ağır davrananlar vardır. “Namazımızı kılalım, evlenmek sünnet” evlenecek, işte Cübbeli’nin modeli cima nasıl olur, onu anlatacak sabah akşam. Yemek nasıl yenir, onu anlatacak. “İslam’ı dünyaya hakim etmek? “Ona daha 570 yıl var, 570 yıl yan gelip yatacak adam. 570 yıl geçse mesela, Allah uzun ömür verse, imkan verse, desen ki, “bak 570 yıl var dedin” “Orada bir yanlışlık olmuş” der. “25 sene geçti daha Mehdi (a.s) çıkmadığına göre, bir 570 yıl daha ilave ediyorum” diyecektir. Çünkü Mehdi (a.s) çıktığında, adam fark edecek konumda değil. Fark edemeyince ne diyor? “Mehdi (a.s)’ı göremedim ben” diyor. Göremeyince ne demektir bu? Bir ileriye atılması gerekiyor, adam 570 yıl daha ileri atacaktır kendi kafasına göre. “Şüphesiz içinizden ağır davrananlar vardır. Şayet, size bir musibet isabet edecek olsa:” Hapsedilsen, dövülsen, sövülsen, basın üstüne gelse, iftiraya uğrasan, yaralansan, ekonomik yönden açmaza girsen, ailen karşına gelse, evlenemesen, çıkarlarından olsa, işinden atılsa, “Şayet, size bir musibet isabet edecek olsa” bu, Mehdi (a.s) talebelerine bir musibet isabet ettiğindeki durum bu. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.)’in zamanındakiler de Mehdi (a.s) talebesiydi, çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) Mehdi (a.s) idi. Ona tabi olanlar onun talebeleriydi. Ahir zamandaki de Mehdi (a.s)’dır, gelecek şahıs, onun da talebeleri var. Bak ne derler diyor; Mehdi (a.s) talebelerine bir musibet isabet edecek olsa, “doğrusu” bir de doğrucular, “Doğrusu Allah, bana nimet verdi” der. Evliya adam. “Allah bana nimet verdi” der“çünkü onlarla birlikte olmadım der” diyor. “Allah korudu, iyi ki onların cemaatinin, topluluğuna girmedim” diyor. “Onlardan uzak durduk yoksa biz de aynı duruma gelecektik” diyor. “Beni de okuldan atacaklardı, ailem bana da karşı gelecekti, dövülüp sövülecektim, hakarete uğrayacaktım, hapse düşecektim, bak Allah beni o adamlardan kurtardı” diyor. Çünkü onları da sapkın görüyor ayrıca, kendini doğru yolda görüyor. Allah bu samimiyetsizliğe, bu sahtekarlığa dikkat çekiyor. “Eğer size Allah'tan bir fazl (zafer) isabet ederse” mesela dünya hakimiyeti, başarı, zenginlik, güç, “o zaman da, sanki onunla aranızda hiçbir yakınlık yokmuş gibi” sanki daha önce hiç konuşmamışsınız gibi, daha önce anlatmamışsınız gibi, “kuşkusuz şöyle der; "Keşke onlarla birlikte olsaydım, böylece ben de büyük 'kurtuluş ve mutluluğa' erseydim." “Öyleyse” diyor Allah, “dünya hayatına karşılık ahireti satın alanlar, Allah yolunda mücadele etsinler.” Dünya hayatını bırakıyor, ahireti yani sadece Allah’ın rızasını istiyor, Allah’ın rızası için gençliğini, hayatını, malını mülkünü hepsini veriyor. “ahireti satın alanlar, Allah yolunda mücadele etsinler; kim Allah yolunda savaşırken, (mücadele ederken, gayret ederken) öldürülür (şehid edilir) ya da galip gelirse” yani öldürülebilir, hapsedilebilir, yaralanabilir, hepsi olabilir, “ya da galip gelirse, ona büyük bir ecir vereceğiz.” “Hiç fark etmez” diyor Allah. Yani “bir zulme de uğrasanız, acı da çekseniz, galip de olsanız, size sevap veririm” diyor Allah, “sizden razı olurum” diyor. Çünkü illaki o anda yenmek şart değil. Yeneceğim derken, hapse düşersin, dövülüp, sövülebilirsin, şehid olabilirsin, aynı sevabı veririm diyor Allah, hatta belki daha fazlasını inşaAllah.
Nisa Suresi, 76. Ayet “İman edenler Allah yolunda mücadele ederler.” Bakın bir tane topluluktan bahsediyor Allah, iman edenler diye bir topluluk var. Başka yok. Bunların bir vasfı var, Allah yolunda mücadele ediyorlar. Yan gelip yatmıyorlar. Namazını kılıp, karısının paçasının arasında soğan sarımsak doğramıyor değil mi? Ne yapıyor? Allah yolunda mücadele ediyor. Müslümanın vasfı bu. “İnkar edenler de tağut yolunda, (deccal yolunda) mücadele ederler” diyor Allah. Deccali hakim kılmak için mücadele ederler. “öyleyse şeytanın (deccalin) dostlarıyla mücadele edin.” Deccaliyete karşı mücadele verin. “Hiç şüphesiz, şeytanın (deccalin) hileli-düzeni pek zayıftır.”Onların pek bir gücü yoktur diyor Allah. Yani “Darwinizm ile materyalizmle, ateizmle, komünist düşünceyle, PKK düşüncesiyle mücadele edin. Çünkü zayıftırlar diyor Allah. Fikren, güç olarak zayıftırlar, çok rahat ezersiniz diyor Allah. “Kendilerine; "Elinizi çekin, namazı kılın, zekatı verin" denenleri görmedin mi? Oysa savaş (cihad-mücadele) üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah'tan korkar gibi” zaten şu an sorun bu, Bediüzzaman da bunu söylüyor; “havf damarı” “insanlardan, Allah’tan korkar gibi korkarlar” diyor Bediüzzaman. “hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar” küresel güçlerden, Amerika’dan, İsrail’den, ateist masonlardan, ateist siyonistlerden, “insanlardan Allah'tan korkar gibi- hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar” yahut polisten, devletten. Farzedelim Sudan’da, Fas’ta, polis korkusundan, devletin onları işten atması korkusundan veyahut herhangi bir takibata alınma korkularından, “insanlardan Allah'tan korkar gibi hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve: "Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?" dediler.”Yani biraz bize zaman vermeli değil miydin? Niye hemen bizi mücadelenin içine soktun? Niye hemen bizi Mehdi (a.s)’a asker kılmak istiyorsun? Mehdiyet’i ileriye at, geriye at, daha ileri tarihe gelsin, bizim vaktimize gelmesin.” Cübbeli ne diyor? “İstemezsiniz siz” diyor “bu vakitte gelmesini. Bir iki yıla kadar Mehdi (a.s) çıksın istemezsiniz” diyor. “Ben de size bir kolaylık sağlayayım, 570 yıl ileriye alıyorum” diyor. Bakın ayette de aynı şeyi söylüyor; “ne diye mücadeleyi üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?" “Ertele, vakti ileri at” diyor, onu istiyorlar. “Mehdiyet mücadelesini yapmayalım şu an” diyor. “Bizim işimiz, gücümüz var, evlendik çoluk-çocuğa karıştık, mesleğimiz var.” Allah’a diyorlar ki: “Sen vakti hemen bu vakte getirdin. Vakti ertele, ileriye al” diyorlar. “Bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?" dediler. De ki: "Dünyanın metaı azdır.” “Dünyada bir şey yok” diyor Cenab-ı Allah. Ne var dünyada görüyorsunuz. Binbir uğraşıyla ayakta duruyor insanlar. En az sekiz saat uyuması gerekiyor, günün yarısı neredeyse. Elini yüzünü yıkıyor, dişlerini yıkıyor, yemek yemesi şart, ayakta duramıyor, su içmesi lazım. Su içiyor, yemek yiyor yine canlanamıyor, sigara içiyor aczinden daha canlanmak için yahut sinirlerini yatıştırmak için. Aczin önü sonu yok. Mesela beli ağrıyor, sırtı ağrıyor, grip oluyor, nezle oluyor, hava sıcak oluyor, kapıyı açtırıyor, bu sefer hava soğuyor kapattırıyor, saçını yıkaması gerekiyor, kirleniyor, yapış yapış oluyor, saçı dökülüyor mesela boyuyor saçı dökülüyor, yemek yiyor, kilo alıyor, kilodan kurtulmaya çalışıyor veyahut yemek yediği halde kilo alamıyor. Yani o kadar çok acz vermiştir ki Allah dünyadan vazgeçsinler diye, binlercedir, önü sonu yok. Mesela böbreğinde adamın rahatsızlığı oluyor, böbreğinde taş da olabilir, kanser de olabilir, ur da olabilir, röntgende anlaşılıyor. Midesi ağrıyor, midesinde ur da oluşabiliyor, kanser de oluşabiliyor, bir bakterinin meydana getirdiği enfeksiyon da olabiliyor, mide asidinin herhangi bir şekilde artması da olabiliyor, sinirsel de olabiliyor. Bakın aczin önü sonu yok. Gözü rahatça bozuk oluyor, mesela insanların büyük bölümünün gözü bozuk. Ya miyop, ya hipermetrop, ya başka bir şey, ya astigmat, bir şeyler oluyor. Çok nadirdir gözü sağlam olan. Kulağında ayrı bir sorun oluyor, orta kulak enfeksiyonu oluyor, sinüzit olan insanların haddi hesabı yok. Müzmin baş ağrıları. Allah dünyadan vazgeçsinler diye, astım hastalıkları, alerji hastalıkları gençlerde o kadar çok yaygın ki alerji. Hep alerji ilaçları kullanıyorlar. Astım çok yaygın, ben bu kadar yaygın olduğunu bilmiyordum. Kolesterolü yüksek, kalp damarları tıkalı ama bütün bunlara rağmen bakın nasıl delicesine ve şımarıkçasına dünyaya bağlı insanların birçoğu. Ben sabaha kadar sayarım insanın aczini. "Dünyanın metaı azdır,” diyor Cenab-ı Allah, “ahiret ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz 'bir hurma çekirdeğindeki ipince bir iplik kadar' bile haksızlığa uğratılmayacaksınız." Bak Cenab-ı Allah diyor ki: “Her nerede olursanız, ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile.” Gitsen en kaliteli hastanenin, en kaliteli odasında yatsan da, en iyi ilaçları alsan da yine kurtulamaz, ölüm onu her yerde bulur. “Onlara bir iyilik dokunsa: "Bu, Allah'tandır" derler; onlara bir kötülük dokunsa: "Bu sendendir" derler. De ki: "Tümü Allah'tandır." Fakat, ne oluyor ki bu topluluğa, hiçbir sözü anlamaya çalışmıyorlar?” “Sana iyilikten her ne gelirse Allah'tandır, kötülükten de sana ne gelirse o da kendindendir.” Mesela gidiyor, gece-gündüz içki içiyor, Allah yasaklamış, tansiyonu çıkıyor, ölüyor. Çünkü alkol müthiş tansiyonu yükseltir. Veyahut herhangi bir tedbiri almıyor. “Kötülükten de sana ne gelirse o da kendindendir. Biz seni insanlara bir elçi olarak gönderdik; şahid olarak Allah yeter.” Dolayısıyla Kuran’ın neresini açsak, Allah yolunda cehd etmek, Allah’ın dinini hakim kılma var.
-VTR-Cübbeli, Mehdi (a.s)’ın Zuhurunun ve İslam Ahlakının Dünya Hakimiyetinin Çok Yaklaştığını Söylüyor.
ADNAN OKTAR:Şimdi, bu “o değil” diyor. Demek ki Mehdi (a.s)’ı, bazı kişiler teşhis edemeyecek. Özellikle bazı yobazlar, Mehdi (a.s)’ı teşhis edemeyecek. Dolayısıyla “Mehdi (a.s) gelmedi” diyecek. O zaman ne yapacak? Deccale uyacak. Yani “şu kadar sene geçti, ben Mehdi (a.s)’ı göremedim” diyecek. Sen demek ki görememişsin ama ne yapmışsın? Deccale uymuşsun. “Böyle insanlar olacak” diyor Cübbeli, açıkça anlatıyor. Ayeti açıklıyor; “biz, İslam’ın hakimiyetini yakın görüyoruz” diyor. “Hatta bu yüzyılda olacağını bildikleri için” diyor. “Mehdi (a.s)’ın geleceğini bu yüzyılda hemen geleceğini bildikleri için, Büyük Ortadoğu Projesi’ni hazırladılar, engellemek için Mehdi (a.s)’ı.” diyor “Büyük Ortadoğu Projesi’ni, 570 yıl sonrası için mi hazırladı Amerika? Demek ki, hemen olacağından eminler. Sen ne yapıyorsun? Bak adamlar bu yüzyılda Mehdi (a.s)’ın geleceğinden eminler. Sen? Onlar dalalet ehli olduğu halde, onlar bile Mehdi (a.s)’dan haberdarlar ama senin haberin yok. Onlar Mehdi (a.s)’dan haber almışlar, emin olmuşlar ve proje geliştirmişler, Büyük Ortadoğu Projesi diye adam emek veriyor orada, milyarlarca dolar harcayarak, orada Mehdi (a.s)’ı engellemek için bir proje uygulaması yapıyor. Bak senin haberin yok bundan işte. Sen 570 yıl, milletin evi, arabası, bilmem neyi diye, sayıyor zaten listeleri, “istemezsiniz” diyor, “bizim nesil, bu nesil Mehdi (a.s)’a uygun değil” diyor, “bize gelmesin Mehdi (a.s)” diyor. “İlerideki nesil uygun olacak, onlar cihadı, Allah’a teslim olmayı bilen insanlar olacak” diyor, “biz, Allah’a teslim olmayı, fedakarlığı bilen bir topluluk olmadığımız için” diyor, “yani biliyoruz da bilmezden geliyoruz” diyor, açıkça onu söylemeye çalışıyor. “Şimdi rahatımız, keyfimiz kaçmasın diye ben de size bir iyilik yapayım” diyor, “benim de özel bağım var” diyor. Şimdi burada kendini, birebir rahip gibi görüyor. Yani Allah ile bağlantı kuran adam gibi. Mesela bunların durumuna bakıyor, “Mehdi (a.s) için müsait değil” diyor. “Evleri var, arabaları var, işi gücü var, eğleniyorlar, çoluk çocuğa karışıyorlar, ben bunların keyfini kaçırmayayım, ne yapayım? Ben bunlara bir iyilik yapayım, bunlara 570 yıl daha vakit vereyim de, bol bol işlerine güçlerine baksınlar” diyor. İşte “kolaylık sağlayan hoca” diye bunu bayağı beğenenler de var. Kolaylık sağlıyor. Yani 570 yıl daha ilave ettiğinde, adam artık yan gel ensesine elini götürüp, yan gelip yatacak. Onlara ortam hazırlıyor. Bunun verdiği mesajı insanlar anlayamıyorlar tam, bir kısmı fark edemiyor. Aslında çok net işte anlattığı olaylar.
Film olarak başka neler var?
-VTR- Dünyada Büyük Bir Ekonomik Krizin Olması, Hz. Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alametidir.
ADNAN OKTAR:“Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Nur saçan Muhammed Adnan Hocam. Bir aydır tevafuken kanalları gezerken, sizin sohbetinizi gördüm. İçime Allah (c.c) aşkı doldu, derin bir aşk ruhumu kapladı. O gün, bugündür sizin nurunuzla, sizin vesile olmanızla programınızı izliyorum. Kısacası Hocam ben size Allah için aşık oldum inşaAllah. Cenab-ı Hak bize, Hz. Mehdi (a.s)’ı görmemizi nasip eder. Ellerinizden öpüyorum, saygılar sunuyorum. Ağrı Patnos’tan, Tevfik Güzel.” Tevfik’e biraz kitap gönderelim.
“Es Selamu Aleykum.” Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Saygıdeğer Muhammed Adnan Hocam. Sizin söyledikleriniz çok güzel. Yalnız ben bu kadar bilgiyle ne yapacağım? Şimdiye kadar sorun yoktu. Bana Mehdi Mesih (a.s) için ne yapabilirim? Günlük yaşamım nasıl olmalı? Ben kendimce çoluk çocuk, konu komşu, eş dosta gücüm yettiği kadar, sizi seyretmelerini söylüyorum.” Bu çok önemli. Akrabalara, tanıdıklara, arkadaşlara, çok müthiş bir hizmet olur, tanıtmak, hatta uydu yoksa uydu yayını almalarını sağlamak, nasıl bulunacağını göstermek, nasıl seyredileceğini göstermek, haftalık programları sunmak, ona göre hazırlıklı olmalarını sağlamak veya internetten nasıl izleneceğini göstermek yahut radyodan dinlemelerini sağlamak, çok önemli, bu çok iyi bir hizmet olur. “Söylüyorum da, kendime bundan sonra nasıl davranacağım yani Hocam tavsiyelerinize ihtiyacım var. Deli olmak da kolay değilmiş Hocam. Allah’a emanet olunuz.” Evet Allah’ın delisi olmak, zor olan kolaylıktır. Zor gibi görünen kolaylıktır. Kolaydır, zevklidir inşaAllah. Nefse zor gelir, ruha hoş gelir. Bayağı zevklidir. Ne yapacaksın? Bir, evde küçük bir kütüphane oluştur. İki, Akrabalarının evlerinde küçük bir kütüphane oluşmasına dikkat et. Üç, arkadaşlarının iş yerlerinde kütüphaneler oluştur. Söyle arkadaşına kitap alsınlar. On tane kitap alsın, on kitapla küçük sembolik bir kütüphane yapabilir. Sembolik, güzel bir şey yapabilir. Mesela yirmi kitap, otuz kitap, kırk kitapla. Mesela Yaratılış Atlası’nın bir beldede olması, oraya cin, şeytan giremez Allah’ın izniyle. Yani ne Darwinist, ne materyalist, ne ateist, ne komünist artık oraya giremez. Yaratılış Atlası’nın olduğu bir kasabayı düşünün, Darwinistler uyuyamaz orada. Orada durduğu müddetçe uyuyamaz. Yani bitmiştir inşaAllah. En azı böyle inşaAllah.
“Selamun Aleykum muhterem canım Hocam.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Öncelikle saygı ve hürmetlerimi sunarım. Benim sorum şu: “kim Mehdi (a.s)’ı elli metreden dahi görse, artık ona şeytan etki edemez” dediniz. Sevgili Hocam, acaba Mehdi (a.s)’ı televizyondan görenler de buna dahil midir? Yoksa illa yüzünü görmek gerekir mi? Eminim Allah’ın izniyle siz, Mehdi (a.s) talebesi olarak bu soruyu yanıtlarsınız. Antalya-Side’den, Şehmuz Taş. Bir de içimde olan bir şeyi söyleyeceğim izninizle Hocam, o da şu; dua ettiğiniz kardeşlerimiz, siz onlara dua ederken çok seviniyorum ve onlara gıpta ediyorum. Saygılar ve hürmetlerle.” Ne sevimli maşaAllah. O dualara sen de dahilsin, bütün mümin kardeşlerimiz için dua ediyorum, hepsine inşaAllah. Televizyonda ben henüz Mehdi (a.s)’ı görmedim ama aynı etkiyi yapar tabii. Candan seven birisi için, iman gözüyle bakanlar için aynı etkiyi yapar. Çünkü hadislerde, böyle bir şeyin olacağını zaten açıkça görürüz. Çünkü diyor ki: “Kişi, yattığı yerden Mehdi (a.s)’ı görür, evinde.” Hadis. Bu nasıl olur? Mehdi (a.s) evinde olsa, zaten yatamaz yani saygıdan yapmaz onu Mehdi (a.s)’ın yanında. Demek ki, o tarz bir saygıya gerek duyulmayacak şekilde görecek. Bu nasıl olabilir? Ancak televizyonla olabilir. Ve “kişi yattığı yerden, onu dinler” diyor. Bu nedir? Radyo, televizyon, internet. Çok net açıklaması. Hatta “kişi avucunun içine baktığında, elinin içinde onu görür” diyor. Bu nedir? Ipad, işte bu görüntülü telefonlarda var ya.
Yalnız şimdi Erhan Yiğit, gerçek ismin Furkan, Erhan, onu sana söyleyeyim. Yalnız uzun yazmışsın. Kahramanmaraş’tan yazan koçyiğit, Kahramanmaraş’tan yazmış. Şaşırıyorlardır ama gerçek isimlerini söyleyince. Erhan doğru bildim mi? Doğru bildiysem söyle. Gerçek ismin Furkan ama soyadını söylemeyeceğim, soyadını da biliyorum. Uzun yazmışsın, uzun olursa olmaz. Bunu özetle bana çok kısa yaz, o zaman cevaplayacağım inşaAllah.
Ne anlatayım?
SUNUCU:Ayet okuyalım.
ADNAN OKTAR:Kasas Suresi Rahman Rahim Olan Allah’ın Adıyla. Şeytandan Allah’a sığınıyorum.“Ta, Sin, Mim.”“Ta” harfi var, “Sin” harfi var ve Mim” var. “Mim” neye işaret acaba. “Sin” neye işaret acaba. “Ta” neye işaret acaba. Bakalım ileride anlayacağız inşaAllah. “Bunlar, apaçık Kitab'ın ayetleridir.” Demek ki, Kuran kapalı değil. “Mü'min olan bir kavim için hak olmak üzere, Musa ve Firavunun haberinden (bir bölümünü) sana okuyacağız” diyor Allah. Vahiyle bildiriyor Cenab-ı Allah. “Gerçek şu ki, Firavun (deccal) yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü;” Şu an aynı durumda, Müslümanların bir kısmını bölmüş adam, bir kısmını da ayırmış. Şu anki firavun da aynı görevi yapıyor. “onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor”bir bölümünü güçten düşürdü Müslümanların, “erkek çocuklarını boğazlayıp” birçok İhvan-ı Müslümin taraftarlarını, bundan önceki dedeleri de öyle yaptılar, astılar. Binlerce Müslümanı astılar, genç delikanlıyı, aslan gibi delikanlıları. “kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı.” Şu andaki aynı firavun, o da bozguncu. “Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz.”Dünya hakimi yapmak istiyoruz diyor Allah. Bak “Biz ise, yeryüzünde (dünyada) güçten düşürülenlere” Müslümanlar güçten düşürülüyor, parçalandılar, bölündüler, mezheplere ayrıldılar, “onlara lütufta bulunmak” Allah “lütufta bulunmak istiyorum” diyor onlara. “ve onları önderler” “dünya yöneticisi yapmak istiyorum” diyor Allah, “önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz.”Yani “küfrün bütün kurum ve kuruluşlarına, imkanlarına, hepsine hakim olmalarını istiyoruz.”diyor. “Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere” bakın “güçten düşürülenlere” ebcedi 1996 tarihini veriyor. “lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz.” Ebcedi, 2021 tarihini veriyor. Dünya hakimiyeti tarihini veriyor. Demek ki, 1996’larda, 1997’lerde, Bediüzzaman “1996-1997” tarihini veriyor, “tağut” kelimesini çözüyor, diyor ki: O tarihte, dehşetli bir şeyden haber verir” diyor. 12 Mart ayrı belirtilmişti Bediüzzaman tarafından. Şubat’ta olacak olan ve 1997 tarihine gelen bu olaya da ayrıca dikkat çekiyor. Müslümanlara yapılan büyük eziyet ve baskı, 28 Şubat. Bak “güçten düşürülenlere” o da aynı tarihi veriyor. Yani 1996-1997 tarihini veriyor. Bakın Allah diyor ki: “lütufta bulunmak, onları önderler yapmak (dünya hakimi yapmak) ve mirasçılar kılmak istiyoruz (hakim etmek istiyoruz), o da 2021 tarihini veriyor inşaAllah. “Ve (istiyoruz ki) onları yeryüzünde 'iktidar sahipleri olarak yerleşik kılalım.” “Dünyaya hükmetsinler, dünyada iktidar onların olsun istiyoruz” diyor Allah. “ve yerleşik kılalım” diyor. Tam otursun sistem, “yerleşik kılalım', Firavun'a, Haman’a ve askerlerine, onlardan sakındıkları şeyi gösterelim.” “En çekindikleri, en korktukları şeyi onlara göstereceğim” diyor Allah “gösterelim diyor dünya hakimiyetini.”
Abdullah Duman. “Es Selamu Aleykum Muhammed Adnan Hocam.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Allah sizden razı olsun. Hayatımda bugüne kadar kulağımın ucuyla duyduğum, Mehdiyet ve İttihad-ı İslam meselesi hususunda zatıaliniz vesilesiyle yavaş yavaş şuurlanmaya başladım.” Üçkağıtçılar, şahs-ı maneviciler, din fetbazları diyeyim, oyuncuları ne yapacaklarını şaşırdılar. “Mehdiyet ve İttihad-ı İslam meselesi hususunda zatıaliniz vesilesiyle yavaş yavaş şuurlanmaya başladım. Allah’ıma hamdolsun ki, sizi izliyorum, dinliyorum” diyor. “Bu devrin en büyük farzının İttihad-ı İslam olduğunun şuuruna tam olarak varabilmem için, dualarınıza ihtiyacım var. Dualarınızı esirgemeyiniz inşaAllah. Rabbim ömrünüzü uzun etsin, yar ve yardımcınız olsun inşaAllah” diyor Abdullah Duman. Düzce’nin aslanlarından. Allah şuurunu açsın, Allah görüşünde keskinlik versin, Allah bütün milletimize derinlik versin, derin düşünme gücü versin, insanların kafasındaki pusu kaldırsın. Peygamberler gibi keskin bakış açısıyla ve keskin düşünme gücü versin inşaAllah, bütün milletimize, bütün Müslümalara.
Berker’im var mı senin anlatacağın bir şey?
ALTUĞ BERKER:Haber vardı Hocam, onu göstermek istiyorum. “İnsanlık ayaklar altında” diye gazetede haber çıkmış. Bir kahve de patlama olmuştu. Orada geri dönüyor birisi, çantasını alıyor ama yerde yatan yaşlı adama yardım etmiyor, sonra vefat ediyor.
ADNAN OKTAR:Millet kahvede oturuyor, bir patlama oluyor, herhalde tüpgaz patlaması gibi bir şey anladığım kadarıyla. Şu adamı düşürdüler, yaşlı bir adam anladığım kadarıyla.
ALTUĞ BERKER:Bir ayağı protezliymiş herhalde Hocam.
ADNAN OKTAR:Protezli toparlanamıyor herhalde düştüğü için. Geri gelen oluyor, çantasını alıp, kaçıyor. İşte şefkat, merhamet olmayınca, o kadar insan için, o adam bir hiç hükmünde. Halbuki çantayı ne yapacaksın kardeşim? Yansın, bitsin ne oluyorsa olsun. Var gücünle tut bir yerinden mesela ceketinden tut, sürükleyerek al çıkart dışarıya. İki kişi tutsa, aslan gibi delikanlılar. Yani on saniye sürmez alıp çıkarmaları.
“İlk programda evrim konusunda uyardığımız, Kenan Çamurcu şu anda Twitter’de cevap yazmış. Ortaya olacak şekilde şöyle yazmış: “Türler arasında evrim olmayabilir ama insan bugünkü haline evrimle geldi” diyor. “Yeni bir mantık orijinalliği. Daha önce “kesin evrim var” diyordu, “fosillerin olmadığını” ilk defa ifade ediyor. Onu da sizden öğrendi Hocam inşaAllah” diyor. Bir kardeşimiz yazmış. Daha dur ben onu eğiteceğim, o kafasındaki eksiklikler gidecek.
ALTUĞ BERKER:Kardeşimiz, bir ayetin ebced hesabını yapmış Hocam. “Hiroşima ve Nagazaki’ye işaret ettiğini” söylüyor. Şöyle;Mürselat Suresi, 10. ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Dağlar, kökünden sökülüp savrulduğu zaman.”Buayetin ebcedi; Hicri 1365 yani 1945 olduğunu bulmuş. 6 Ağustos 1945 sabahı ilk atom bombası, Hiroşima’ya atılmıştı. 9 Ağustos’ta da Nagazaki’ye atılmıştı. Buna işaret olabilir mi” diye size soruyor Mustafa Altınok. 1945’e işaret ediyormuş.
ADNAN OKTAR:Tabii çok güzel, çok net aferin. Mustafa, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in güzel ismini taşıyor. Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa biliyorsunuz Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in ismi. Tam mutabık, gayet güzel maşaAllah. Kuran’daki bir sır. Evet onu güzel tespit etmiş maşaAllah.
“Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Arslan Hocam, canım Hocam, güzel Hocam. Allah rızası için sizi canımdan çok seviyorum. Bir soru sormak istiyorum. Benim bir amcam var, dindar olduğunu iddia eder, namazlarını kaçırmaz. Ama dün yanına giderken on dakika geç kaldım diye beni çarşının ortasında dövmeye kalktı, olmadık küfürler savurdu, insanlar tuttu. Ben de onu amcalıktan sildim. Yanlış mı yapmışım, güzeller güzeli, arslanlar arslanı Hocam. Hayırlı akşamlar diliyorum, hayır duanızı istiyorum. Allah sizi başımızdan eksik etmesin. Türk İslam Birliği en kısa zamanda olsun, iyi yayınlar” diyor. Amcan alkollü falandır, bir şey vardır ne bileyim herhalde bir anda sinir krizine girmiştir. Şefkatle, Kuran ayetleriyle ona bu konuyu anlatabilirsin. Sabırlı olmanın önemini, şefkatin önemini, merhametin önemini. “Affı tut” diyor Cenab-ı Allah, seytandan Allah’a sığınırım, “Affı tut, iyiliği emret, kötülerden yüz çevir.” Velev ki sen bir hata yapmış bile olsan, onun tahammüllü olması, sabırlı olması, şefkatli olması farz. Anlatırsın, ama buna rağmen yapmıyorsa yani yine saldırgansa, olabilir akli psikolojik bozukluğu olabilir, o zaman tabii uzak durursun, mecburen uzak durursun. Yani silmek değil de, bir savunma var orada yani kendi canını savunacaksın tabii. Ne yapacağı belli olmayan bir insanla muhatap olmak olmaz.
“Hocam Selamun Aleykum. Sizi tam 65 gündür düzenli olarak izliyorum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Sizde diğer insanlarda rastlamadığımız bir görünüm var. Hocam ne mutlu size Resulullah (s.a.v.)’in kanı dolaşıyor damarlarınızda, bu da bir sebep olsa gerek. Hocam sizi izleyene kadar, benim Mehdi (a.s) diye bir halifenin geleceğinden haberim yoktu. Mehdi (a.s)’ın geliş işaretlerini dikkatle izliyorum. Her seferinde tüylerim diken diken oluyor.” MaşaAllah bak imanın nuruyla olayları değerlendiriyor. Ben de öyle, mesela bir hadis görüyorum, şu alacakargaya müthiş şaşırdım, tam mutabık. Bitmiyor maşaAllah, ne diyorsa doru çıkıyor Peygamberimiz (s.a.v.)’in. “Hocam, tek bir gün programınızı seyredemedim. Onda da “sarıklı bir kişinin, Mehdi (a.s)’ın kim olduğunu söyleyeceğini” anlatmışsınız. Tekrar anlatır mısınız Hocam zahmet olmazsa. Allah razı olsun. Sağolun Hocam. Saygılarımla, cennet kokulu ellerinizden öperiz.” İnşaAllah öyle oluruz. “Çağrı Soyöz, İzmir.” İzmir’in arslanlarından. İzmirliler çok güzel insanlardır, çok sevgi doludur bütün milletimiz gibi. Nedir hikmeti bilmiyorum, çok sevecen ve barışçıl insanlar maşaAllah. Evet “sarığın içinden bir kişi” diyor, “Mehdi (a.s)’ı müjdeler” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Yani sarığın içinden. Mesela Şeyh Nazım Hocamıza bakıyoruz, sarığı muhteşem sarıyor. Şeyh Ahmet Yasin Hocamıza bakıyoruz, muhteşem bir sarığı var, göğsünden aşağı sarkıtmış ve arkaya doğru devam ediyor ki sünnet olan da odur zaten. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in dediği de öyledir. Yani çember şeklinde bir sarık olmaz, öyle bir sarık yok. Sarık Peygamberimiz (s.a.v.)’in dediği; “tülbenttendir.” Yani geniş tülbentten olur ve çok heybetli olur. Doğrusunu Şeyh Nazım Hocamız yapıyor. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız da, diğer halifeler de doğru yapıyorlar. Öyledir, hakikaten çok heybetli bir görünüm verir, göğüsten de sarkar hakikaten ve sırta doğru devam eder. Şimdi bakıyoruz Şeyh Nazım Hocamıza, sarığın içinde. “Sarığın içinden bir adam” diyor, “Mehdi (a.s)’ı müjdeler.” Mehdi (a.s)’ı müjdeliyor işte açık açık söylüyor. Şeyh Ahmet Yasin Hocam da açık açık söylüyor, müjdeliyor. Çünkü Şeyh Ahmet Yasin Hocam da, o gül ağacının bir dalı. Gül ağacı Şeyh Nazım Hocamızdır, o da, o güzel gül ağacının bir dalı. Demek ki, o gül ağacı, her yerden müjdeleyecek Mehdi (a.s)’ı. Şeyh Hişam da öyle. Şeyh Nazım Hocamın heybetli halifelerinden. Oğlu Şeyh Ahmet Efendi de öyle. Çok benziyor Şeyh Nazım Hocamıza. Acayip nurlu, sessiz, çok terbiyeli, nezih bir insan, çok halim bir insan. Şeyh Adnan çok yaman, çok yaman maşaAllah. Hepsi Şeyh Nazım Hocamıza aşık. Acayip seviyorlar böyle canları gibi. Bir görseniz sevgi gösterirlerken. Şeyh Hasan Efendi, yani hayret edersiniz, gösterdikleri sevgiyi görseniz. Çok acayip bir sevgi gösteriyorlar. İnsan annesine babasına öyle bir sevgi göstermez. Acayip bir sevgi yani müthiş bir sevgileri var maşaAllah. Bizde tabiî ki Şeyh Hazım Hocamızı çok seviyoruz. Ahir zaman’daki o şahıs işte Mehdi (a.s)’ı müjdeleyen şahıs, Şeyh Nazım Hocamızdır ve gül ağacının güzel dallarından Şeyh Ahmet Yasin Efendi ve diğer halifeleri, onlara da işaret ediyor inşaAllah. Ama birincilikle ve özellikle tabii ki biz, Şeyh Nazım Hocamıza işaret ettiğine inanıyoruz. Ben söylüyorum yani ben bu konuda çok iyi araştıran, inceleyen bir insanım, çok da samimiyim, Allahualem o, Allahualem o. Yani hadiste geçen, Mehdi (a.s)’ı müjdeleyen şahıs o. “Sarığın içinden” Çünkü onun kadar mükemmel sarık saran da yok. Hakkıyla tam sünnete uygun olarak, doğrusunu yapan odur. Ve müthiş yakışıyor, çok da güzel oluyor maşaAllah.
“Selam Hocam. Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Ben Azerbaycan’dan Celal Hüseyinov. Sizi çok ama çok seviyorum. Allah aşkına bana ve aileme dua eder misiniz? İmanımız Allah ve Peygamber iman ve Hz. Mehdi (a.s) talebesi olarak, cennetteki Peygamber, imamlardan” Azeri dili yani onlarla beraber etsin” diyor herhalde. “Birde ho cam, Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretlerini ve Bediüzzaman talebelerini çok seviyorum. Onların ayağının tozuyum. Onları sevdiğimi ve Hocamın dualarını alsam, çok sevinirim. Sizler çok ama çok delicesine çok çok seven Celal Hüseyinov. Bir de Hocam Allah rızası için” Bir şey demiş Azeri dilinde ama herhalde dua ederseniz sevinirim” diyor. Telefon numarasını vermiş. “Çok seviyorum, Allah’ın arslanı Hocam” diyor. Bu ne güzel bunlardaki sevgi maşaAllah. Allah aşkıyla sevdiğinde bak sevgi, gerçek sevgi olmuş oluyor maşaAllah. “Siz de, diğer insanlara rastlamadığımız bir görünüm var” diyor. Ama hakikaten farklıyım ben. Yani kendime bakıyorum, çok farklıyım. Çok da candanım yani içimden ne geliyorsa, onu söylüyorum. Hiç kimseden de çekinmiyorum. Bir tek Allah’tan korkuyorum ve çok dürüst anlatıyorum anlattıklarımı. Yani lafı evirip çevirmeler, süslemeler, oyunlar bilmiyorum inşaAllah.
Bir kere bize bir şeyh efendi geldi. Yurt dışından, Irak, Suriye taraflarından diyeyim. O taraflardan, Ürdün taraflarından bir şeyh efendi geldi. Çok ünlü bir şeyh. Bizim çocuklar da var, salonda oturuyoruz. Herkes el pençe divan ve çok hürmetkar bir üslupla konuşuyor, adamda hakikaten şeyh edasıyla konuşuyor. Ağır ağır çok efendi böyle biraz deruni bir havada, deruni bir sesle konuşuyor. Sonra “Hocam” dedi, “bu gençler, çocuklar çıksınlar, size özel bir şey söyleyeceğim” dedi. “Tamam, olur” dedim. Çocukların hepsi çıktılar, birden at hırsızı gibi oldu adam böyle “ya sen bunları nasıl etkiliyorsun” dedi, “bana anlatsana” dedi. Eli, yüzü, kaşı, gözü oynuyor, aklım durdu. Yani tam böyle sahtekar hoca profili var ya tam öyle. Demek ki, böyle cins tipler var. Gözümle görmesem bilmeyecektim. Benim özel bir taktik yaptığımı ve onunla insanları etkilediğime inanmış. Kendisi de tam sıfır numara sahtekar, klasik. Bana onun sırrını soruyor. “Nasıl yapıyorsun” diyor ama her yeri oynuyor kaşı, gözü oynuyor, tam bitirim. Ben de tabii gıcık oldum öyle konuşunca, kısaca birkaç cevap verdim, sonra bizim çocukları geri çağırdım. Bu yeniden eski ihtişamlı görünümüne girdi, yine ağır şeyh efendi üslubuyla konuşmaya başladı. Demek ki, bunlar biraz analiz edilse bu tipler, bu sahtekarlar hemen çıkacak ortaya bunların gerçek yönleri. Ama hayret yani orada bir anda çözülmesi de çok acayip bir anda öyle bir üslup göstermesi. Alışmış demek ki yani “alışmış kudurmuştan beterdir” derler ya, kim bilir kaç kişi öyle onun kafasında. Dün çocuklara anlatmıştım da fakat size de anlatayım, aklımda kalmasın diye anlatıyorum. Çünkü önemli bir şey o.
Hüseyin Çolak, güzel hüsn-ü zannın da, yalnız o şekilde olmaz. Ne diyeceksin? “İnşaAllah Hocam, İttihad-ı İslam olur, inşaAllah Hocamız olursunuz” yani ona benzer bir üslup olabilir, öyle olmaz.
“Mehmet Bulut. Hocam 17 yaşındayım” diyor. “Ben sizi çok seviyorum, yanınıza gelmek istiyorum” diyor. “İnşaAllah 18 yaşıma gelsem, gelmem caiz olur mu?” diyor. “Mesajımı okursanız çok mutlu olurum” diyor. Şimdi hadise çıkartmaya ne gerek var? Hadise çıkartmaya karar vermiş. Yani olacak olayları da anlatıyor. Ama hadise çıkarmaya kesin kararlı, 18 yaşına geldiğinde hadisenin az olacağını düşünüyor. Eğer bir insanın annesi babası İslam’a yatkınsa, zaten onları ikna eder, güzel konuşur, samimiyse zaten aklı başında bir anne baba, bir çocuğun Müslümanlığı, İslam’ı yaşamasından iftihar eder, mutluluk duyar. Ama böyle zır psikopatsa, kontrolsüz, azgınsa tabii ki onun yanında durmaya gerek yok. Onun için illa benim yanıma gelmek de gerekmez, oradaki herhangi Müslüman kardeşin yanında, onlarla beraber olabilir, onlarla birlikte olabilir. Çünkü ahlaksız adam onun şakası olur mu? Her türlü rezilliği yapabilir. Var öyle aile var, ensest ilişkiye giriyor çocuğuyla, ahlaksızlık yapıyor, çocuğunu ahlaksızlığa sürüklemeye kalkıyor, PKK’ya götürmeye kalkıyor, dinsiz imansız yapmaya kalkıyor, Kuran’a, dine, İslam’a zorla saldırtıyor. Mesela gözünün önünde Kuran’ı yırtanlar var. Ben biliyorum bunları, böyle vakalar var. Paramparça ediyor Kuran’ı gözünün önünde. Namaz kılıyor, namazda itiyor, deviriyor. Böyle psikopatla beraber yaşanmaz tabii ki. Yani ne yapalım, idare edelim olmaz. Ama dinine, İslam’a karışmıyorsa, Müslümanlığına karışmıyorsa, anneye babaya şefkat göstereceksin, ayağını öpersin, ayağına kapanırsın. Anne çok büyük bir nimettir, baba çok büyük bir nimettir.
Ne diyor Tekin? “Hocam Selamun Aleykum.” Aleykum Selam. “Sizi çok seviyorum ve uzun zamandır devamlı takip ediyorum. Mehdi (a.s), İsa (a.s) Peygamber ile namaz kılmadan önce, topyekun olarak, alenen bilinmeyecek mi? Ben biraz sabırsızım, onu daha önce alenen bilebileceğimiz işaretlerden bahseder misiniz? Mesela bu yıl ve gelecek yılki önemli işaretler nelerdir hocam? Tekin.” Bediüzzaman diyor ki; Ahir zamana ait olaylar, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından, perdeli ve kapalı anlatılır” diyor. “Tahakkukundan sonra, meydana gelmesinden sonra, ilimde rasih olanlar, Allahualem ve bin sevap bu gizli hazineleri açarlar” diyor, “şerh ederler” diyor. Yani tahakkukundan önce onu ben bilemem, bilemiyorum. Ama bir kısmı çok sarih oluyor tabii onları söylüyorum. Ama müteşabih kapalı olanları bilemem.
“Sayın Adnan Oktar Hocam” diyor. “Mehdi (a.s)’ın sakalının seyrek olacağıyla ilgili hadis var mı?” diyor. Var. Yani şu yan kısımları ince Mehdi (a.s)’ın, “incedir” diyor. Açıkça “ince” kelimesi geçiyor. “Alt kısmı da cezm edilmiş, düzeltilmiştir. Meczum.” Mustafa isimli kardeşimiz bunu sormuş. Var mı o hadis sende, Mehdi (a.s)’ın sakalıyla ilgili?
ALTUĞ BERKER:Bulayım Hocam inşaAllah.
-VTR- Bediüzzaman Hazretleri’nin Has Talebeleri Ve Diğer Kıymetli Hocalarımız, İttihad-ı İslam’ı Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Bazı hazırcı, keyifçi Nur talebelerinin keyiflerini kaçıran açıklamalar bunlar, keyiflerini kaçırmaya devam edeceğiz. O hadisi oku Berker inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hz. Mehdi (a.s), orta boylu, esmer, meczum (cezm edilmiş, yani yanlarına nazaran daha uzun düzeltilmiş sakal şekline sahip), Kevsec (sakalı yanlarda az) bir adam ki, ona Şuayb Bin Salih denir.
ADNAN OKTAR:“Şuayb” şubecik, küçük bir topluluk. Küçük topluluğun oluşmasına, şubecik deniyor. “Şuayb Bin Salih” yani Salih olan insanın oğlu anlamına geliyor inşaAllah. Salih soydan gelen kişi, temiz soydan gelen kişi inşaAllah. “Kevsec” cezm edilmiş. Yani alt tarafı sakalının düzeltilmiş, düzenlenmiş, meczum, cezm edilmiş. Kevsec de; ince sakala denir. Kevseç Arapçada odur karşılığı.
SUNUCU:Bizi yarın 22:00’dan itibaren, Aba Tv, Kocaeli Tv, Mavi Karadeniz Radyo ve www.HarunYahya.Tv internet sitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Bir ayet okuyayım inşaAllah.İsra Suresi, 87. ayet; “(Vahyi sende bırakan) Rabbin rahmetinden başka(sı değildir)”diyor Cenab-ı Allah. “Şüphesiz O'nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür.” Bu ayetin ebcedi; 1980 tarihini veriyor. “(Vahyi sende bırakan) Rabbin rahmetinden başka(sı değildir)” Bu ayetin ebcedi; 2029 tarihini veriyor. Ayetin ikinci kısmı da, 1980, Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihini veriyor. MaşaAllah.
Evet www.HarunYahya.Tv’den devam edeceğiz inşaAllah.
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...