SUNUCU 1:“Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri” programımıza Kaçkar Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tv internet sitemizden devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:Müminun Suresi 21. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders (ibret) vardır.” Şimdi bu ayete göre zooloji bilimi, hayvanlarla ilgili bütün bilim dalları, hepsi farz olmuş oluyor. Bütün hayvanları incelemek durumundayız bu ayete göre. Ve hayvanların hayatındaki, davranış biçimleri ve yaratılıştaki harikalıklarını hepsini incelemek durumundayız. Bak: “Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders (ibret) vardır.”Biz nasıl bileceğiz hayvanları görmezsek, değil mi? Bu konuda kitap olacak. Zaten hayvanları tek tek incelenmesi çok zor. Tek çözüm kitaptır, film olmasıdır, araştırma yapmaktır. Veyahut sözlü derstir. “Karınlarının içinde olanlardan size içirmekteyiz.” Süt oluyor genellikle, değil mi? Ki süt beslenmede çok önemli. Peynirde kullanılıyor, yoğurt yapımında kullanılıyor. Ki vücudun en hayati ihtiyaçları var; kalsiyum ihyacı, magnezyum ihtiyacı, protein ihtiyacı geniş çapta yoğurt, süt, peynirden elde ediliyor değil mi? Yani temel beslenme konularında önemli gıda maddeleridir. “Ve onlarda sizin için daha birçok yararlar var. Sizler onlardan yemektesiniz.” Et olarak da yeniyor. Ama protein olmadığında, vücut yıkıma uğruyor. “Andolsun”diyor Cenab-ı Allah, “Biz Nuh'u kendi kavmine (elçi olarak) gönderdik. Böylece kavmine dedi ki: "Ey Kavmim, Allah'a kulluk edin. O'nun dışında sizin başka İlahınız yoktur, yine de sakınmayacak mısınız?" Bak gayet kısa hayatın yönü. Allah var Allah bir, O’na kulluk edin, bir de sakının diyor, “sakınmayacak mısınız?” diyor.“Bunun üzerine, kavminden inkara sapmış önde gelenler.” Bakın, inkara sapıyor, bir de önde gelen. “Dediler ki: “Bu sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir.”” Genellikle ne zaman bir Mehdi (a.s) gelse, ne zaman Peygamber gelse, illaki beğenmemişler. Yani “beşere benziyor, bir şeyi yok, kılığı, kıyafeti, tavrı aynı sizin gibi bir insan” diyor. “Yiyor, içiyor, geziyor, konuşuyor, espriler yapıyor, yani ne fevkaladeliği var ki” diyorlar. “Size karşı üstünlük elde etmek istiyor.” Yani hakim olmak, Mehdilik talebi, saltanat talebi, güç talebi bunun için geldi diyorlar, amacı bu diyorlar. “Eğer Allah (öne sürdüklerini) dilemiş olsaydı, muhakkak melekler indirirdi. Hem biz geçmiş atalarımızdan da bunu işitmiş değiliz.” “Eğer” diyor onlar, Allah öne sürdüklerini dilemiş olsaydı”, öyle bir şey yapmak isteseydi muhakkak melek indirirdi. “Niye bir insan göndersin” diyorlar. “Bir insan niye Peygamber olsun, meleğin bizzat kendi gelir, o Peygamber olurdu” diyorlar. “Hem biz geçmiş atalarımızdan bunu işitmiş değiliz.” En büyük tehlike işte budur, gelenek. “Ben hocamdan, alimimden, arkadaşlarımdan bunu işitmedim.” Böyle bir şey yok diyor. Halbuki Peygamberler hep gelenekleri yıkmaya gelirler. Hz. Mehdi (a.s.) da öyle, geleneklerde yanlış olan inançları, yanlış düşünceleri yıkmaya geliyor Hz. Mehdi (a.s.) zaten. Bak hemen her devirde yapılan savunma metoduna geçiyorlar. “O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir.” “Bu adam” diyorlar, “bu kişi, bu zat haşa deli” diyorlar, savunma metodu olarak. Baş edemeyince, ikna edemeyince, onun dürüstlüğüne, kalitesine, güzelliğine söz bulamayınca ne diyor? Hemen deli olduğunu iddia ediyor. “Onu belli bir süre gözetleyin.” Yani takip edin. Demek ki Mehdiler ve mürşitler hep takip ve tarassut altında kalıyorlar, hadiste de var. “Hz. Mehdi (a.s.)’ı, deccalin silahlı adamları gözler” diyor hadiste. O devrin gayri meşru unsurları veyahut meşru unsurları, resmi görevlileri veya gayri resmi insanlar onu izliyorlar. ”Rabbim” dedi (Nuh). “Beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et.” Hep Allah’tan yardım diliyor. “Böylelikle Biz ona: “Gözetimimiz altında ve vahyimizle gemi yap.” Allah, “Ben sürekli gözlüyorum” diyor. Ama bir gemi yapılıyor, gemi yapılırken sürekli vahiyle yapıyor gemi. Mesela tahtaları nasıl olacak, nasıl biçimlendirecek, büyüklüğü ne kadar olacak, eni ne kadar olacak, boyu ne kadar olacak, hepsinde vahiy alıyor. Vahye göre yapıyor. “Nitekim Bizim emrimiz gelip de tandır kızışınca, onun içine her (tür hayvandan) ikişer çift ile içlerinden aleyhlerine söz geçmiş (azap gerekmiş) olanlar dışında olan aileni de alıp koy.” Tandır kızışınca, bu birçok anlama gelebilir, Allah bunu söylemiş. Hz. Nuh (a.s.)’ın gemisinin incelenmesi gerekiyor, bunun tam olarak anlaşılması için. Ağrı’da, büyükçe bir gemi fosili bulundu. Çok büyük bir gemi fosili bulundu. Allahualem o, Hz. Nuh (a.s.)’a ait olan gemi. Ama detaylı girilmedi. Ne odalara girildi, ne diğer yan kısımlara girildi. Sadece bir kısmına girildi. Tandırdan kasıt nedir? Yani orada belki geminin hareketinin sonucunda, belki bir yemek pişirdiler, bir kazan kaynıyordu tandır kazanı. Geminin hareket ettiğinin alameti, işleri bitmiştir, yemek yiyeceklerdir, “tandır kaynadığında kızışınca” yani artık bitmiş olay. “Onun içine her (tür hayvandan) ikişer çift ile.” Yani her hayvandan bir çift değil de ikişer çift diyor Cenab-ı Allah. Mesela bir dişi bir erkek koyun ama bir dişi bir erkek koyun daha. Mesela, bir dişi bir erkek sığır, yine bir dişi bir erkek sığır. “İçlerinden aleyhlerine söz geçmiş (azap gerekmiş) olanlar dışında olan aileni de alıp koy.” Ailesinden de dindar olanları, gerçekten Allah’a inananları, onları da koy diyor, geminin içerisine. “Zulmedenler konusunda Bana muhatap olma.” Mesela oğlu, eşi kim olursa olsun. Bak ne oğlu için Allah duayı kabul ediyor, ne eşi için. Demek ki ailede eğer dinsizlik varsa, o aileden olmuş olmuyor. Yani illa annem, babam, hiç fark etmez. Yani mutlaka ya hicret edecek, ya bir çözüm bulacak. Çünkü o, onun ailesinden olmuyor. “Zulmedenler konusunda Bana muhatap olma, çünkü onlar boğulacaklardır diye vahyettik. Böylece sen, beraberinde olanlarla gemiye bindiğinde o zaman de ki.” Tam gemiye bindiği vakit. “Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah’a hamd olsun.” Şimdi gemi bitiyor, hayvanları almış, iman edenler kimse onları da almış, bütün bu işlemler bittikten sonra, geminin kapılarını kapatınca ne diyor? “Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah’a hamd olsun.” Ayrı bir topluluk oluşmuş oluyor. Hz. Nuh (a.s.), o devrin Mehdisi işte ve etrafındakiler de Mehdi talebeleridir. Hz. Nuh (a.s)’ın gemisi o inşaAllah. “Ve de ki: “Rabbim, beni kutlu bir konakta indir, Sen konuklayanların en hayırlısısın.” Kutlu bir konak, yani kutsanmış güzel bir yere indir. “Sen konuklayanların en hayırlısısın.” “Gemide de bizi konuklayan Sen’sin” diyor Allah, “gemi oturduğunda yine konuklatacak olan bize nimet verecek olan Sen’sin” diyor.
Hazır mı film, bakalım.
-VTR- Hz. Nuh (a.s.)’ın Gemisi İle İlgili Video.
ADNAN OKTAR:Ebru ne diyorsun?
SUNUCU 2:Çok etkileyici, çok etkilendim.
ADNAN OKTAR:Değil mi? Şimdi Hz. Süleyman (a.s.)’ın sandığında sıra. O da bulunacak inşaAllah.
“Selamun Aleykum alemlerin Resulünün soyundan” diyelim inşaAllah “şeker torun” demiş güzel “Adnan Hocam” diyor. “Ben Londra’dan İsmail Samet. Sizi her gece, büyük bir coşkuyla izlemekteyiz. O nurlu güzel yüzünüzü görmeden uyuyamaz hale geldik Hocam. Allah (c.c), sizi vesile kılarak, deccalin vesveselerinden tüm insanlığı kurtaracağına inanıyorum inşaAllah. Allah’ın izniyle bana da sizlerle birlikte mücadele etmek nasip oldu. Adnan Hocam şöyle ki: üniversitede genetik okumaktayım, İngiltere’de. Sene başından beri genetik derslerinde evrim teorisini bize, taze beyinlere aşılıyorlar Hocam. Bugün son noktasına gelindi. Özellikle bu safsatanın başından beri değil de, bilimle maskelenmiş olan bölümünü anlatarak, “insanların şempanze ve orangutanlardan geldiğini” söylediler. Ve bunu desteklemek için de, “şempanzelerin 48 kromozomları olduğunu ve iki kromozom kaybederek yani evrim geçirerek insandaki 46 kromozoma ulaştığını” söylediler” Ona kalırsa. “Ayrıca şempanzelerin DNA’sının yüzde 98,5’inin, insanınkiyle eşleştiğini söyledi.” Patatesinki daha çok benziyor. Normal piyasada satılan bu patates var ya, o daha çok benziyor inşaAllah genetik yapısı, baksınlar. O zaman ataları patates onların öyle düşünecekler değil mi? Patates takımı diyeceğiz. Olmaz, yanlış. Birçok canlının DNA’sı ile benziyor insanın DNA’sı. Hatta yüzde 98 değil yüzde 99 benzeyenler de var. Ama hiç alakasız canlılar. “İnsanınkiyle eşleştiğini söyledi. Sınıfın çoğunluğu, yaklaşık 150-200 kişi inandı hocam. Hatta beklenmedik bir şekilde, benim Türk arkadaşlarım bile mantıklı buldular evrim teorisinin bu açıklamalarını. Ve bu şeytanın en büyük vesvesesi, içten içe sardı onları. Ben de sayenizde öğrendiklerimi anlattım. Sesim kısıldı anlata anlata ama yeterli olmadı. Yalana, küfre inandılar Adnan Hocam. Bilimsel kanıt istiyorlar. Resmen içim dağlandı Hocam. Bana bu konuyla ilgili destek verirseniz sizin talebeniz olarak, onlara fen ve ilimle ve teknikle onlara güzel bir Osmanlı tokadı tattırmış oluruz inşaAllah Adnan Hocam. Allah’a emanet olunuz.” Şimdi bu İsmail Samet bizden silah istiyor benim anladığım kadarıyla onları tepelemek için. Yani fikren tepelemek için. Sana üç tane obüs topu göndereceğim inşaAllah. Böyle bol donanımıyla, mermileriyle. Hocama Yaratılış Atlası gönderin. Okulu şöyle bir toz duman etsin İsmail Samet. Çünkü görsel çok önemlidir, görüntüyle. Çünkü sen sözle anlatmışsın. Orada nerdeyse üç boyutlu gibi olan çok net fotoğraflar, belgeler var. Bütün konular onun içinde var İsmail Samet. İşte bak silahsız gezmenin sonu böyle olur İsmail Samet. Bak diyorsun sesim kısıldı. Çek silahı vur Allah Allah. Al, ne güzel Yaratılış Atlası. Mermisi nur, kendisi nur, ne güzel işte değil mi? Kan akıtmaz, kimsenin burnunu kanatmaz, can yakmaz fakat şeytanı öldürür ne güzel. Nur ışığı saçan bir silaha sahipsin. Bu silahla öldüreceksin şeytanı inşaAllah. İblisle orada boğuşmuşsun ama bak iblis onları yutmuş, arkadaşlarını kurtaramamışsın. Bir tek sen ayakta kalmışsın. Silahsız geziyorsun. Ben size demiyor muyum Yaratılış Atlası alın, her yerde bulundurun diye değil mi? Sen okulda Yaratılış Atlası’nı küt diye masanın üstüne koysaydın, o bina çökerdi. Konu da biterdi değil mi?
ALTUĞ BERKER:Bir kardeşimiz berberine koymuş Hocam dediğiniz gibi.
ADNAN OKTAR:Göster, bakalım.
ALTUĞ BERKER: Kemal Zengin isimli, berber kardeşimiz.
ADNAN OKTAR:Şimdi bu berberde mümkün mü buraya Darwinizm, materyalizm girsin? Girmez. Sen şimdi İsmail yarın ya da git İngiltere’de kitapçılarda satılıyor bizim Yaratılış Atlası. Acil olmasını istiyorsan hemen git al. Koltuğunun altına koy, masanın üstüne koyarsın. Öğrencilerin önüne koy. Dersin ki: arkadaşlar herkes gelsin baksın. Şöyle 3-5 sayfa seyreden bile olsa, konu biter, darmakeşan olurlar. Ama işte bizim oraya Seyit Battal Gazi gibi gitmemiz gerekiyor. Fakat biz gitmesek de elçimiz de onları halleder. Özetle kitabı hemen sana ulaştıralım inşaAllah. O zaman dermakeşan olur. Bir de onlar sana atış yapmışlar. Yüzde 2’lik kısmının, yüzde 98 benzerliği tespit edildi, yüzde 2’lik kısmının. Yüzde 2’lik kısmını inceleyebildiler. Yüzde 2’lik kısmın, yüzde 98’i benziyor. Patates ne kadar benziyor? Patates daha çok benziyor. Kardeşim o zaman patates, marula falan olay gidiyor yani değil mi? Bu adamlarla patates kadar bile bir beyin var mı yok mu bir araştıracaksın, bakacaksın inşaAllah. Yaratılış Atlası’nı şimdi tepelerine bir küt diye oturttur, bu konu böylece hallolsun. Yaratılış Atlası’nı okuyup da, Darwinist olup, ayakta kalan bir kişi yok. Yani böyle obüs mermisi gibi yediğinde oturur, mümkün değil. Ben bu kitabı okudum da ayakta kaldım, diyen adam yoktur, mümkün değildir. Daha Darwinist olarak ayakta kalamaz. O senin anuştayın var ya.
ALTUĞ BERKER:Ali Demirsoy.
ADNAN OKTAR:Ali Demirsoy evet. Einstein’e Anuştayın diyor. Anuştayın. Tahin pekmezi gibi neymiş anuştayın. Şimdi bu arkadaşın Ali Demirsoy’un arkadaşlarına Yaratılış Atlası gönderdik, ona da gönderdik. Bu demiş ki: “Evrim teorisi konferansı yapalım” demiş profesör arkadaşlarına. Bunu bir köşeye çekmişler, “Ali” demişler “sen hakikaten inanıyor musun bu teoriye?” demişler. Bak hemen neticeyi almışız demek ki. “Hiçbiri gelmiyor” diyor. Adam niye gelsin safsata olduğunu anlamış. Neye inandırsın? Safsatayı anlatmak ne kadar zordur insanın. Yalan söylemek bir insan için çok azap verici, çok zordur yalan söylemek. Koskoca profesör, nasıl yalan söylesin adam?
“Değerli Adnan Hocam nedendir bilmiyorum, bu akşamki sözleriniz kalbime işledi. Öylesine etkili sözleriniz var ki dinlemek büyük bir huzur veriyor. Allah razı olsun. Biraz önce “zer aleminden” bahsettiniz. Mümkünse zer alemini biraz daha anlatır mısınız? Bursa’dan Bayındır Darphaneci.” Şimdi Bayındır, biz dünyaya gelmeden önce, daha Allah kainatı oluşturmadan önce, biz ruh olarak vardık. Bütün insanlık ruh olarak vardı. Bütün insanlığı Allah böyle manen, manevi olarak karşısına aldı hepsini. Tamamı toplandılar. Allah sordu dedi ki: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim, ne diyorsunuz?” dedi. Herkes topluca: “evet” dedi, “Rabbimizsin” dediler hepsi. Karşısında tecelli var inşaAllah zer alemindeyken. Zer alemindeyken yine Allah birçok sözler aldı. Peygamberlerden de söz aldı, Hz. Mehdi (a.s.) için de söz aldı. Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebelerine Cenab-ı Allah sordu: “Hz. Mehdi (a.s.)’a talebelik edecek misiniz?” dedi. “Edeceğiz Ya Rabbi” dediler. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın emrinde olacak mısınız?” “Olacağız Ya Rabbi” dediler. “Yanından ayrılacak mısınız?” “Ayrılmayacağız” dediler. Yani buna benzer bir konuşma oldu, Allah ile onların arasında inşaAllah. Zer aleminde verdikleri söz, onlarda şu an içgüdü olarak devam ediyor. Yani ayrılamaz bir Mehdi (a.s) talebesi Hz. Mehdi (a.s.)’ın yanından. Yani bir güç, Allah’ın yarattığı bir güç onu tutuyor. Ama münafık ve hastaysa duramaz. Ama söz verenler vazgeçemiyorlar, Allah öyle yaratmış inşaAllah. Mesela Peygamberlere de soruyor Cenab-ı Allah diyor: “Ben bir elçi göndereceğim ve o gönderdiğim elçiye yardım edeceksiniz” diyor Cenab-ı Allah. “Bir Mehdi göndereceğim” diyor, “yardım edeceksiniz” diyor. Bütün Peygamberlere soruyor Cenab-ı Allah. “Senden” diyor Cenab-ı Allah, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’e söylüyor, “bir senden, iki Hz. Nuh (a.s.), üç Hz. İsa (a.s.), dört Hz. İbrahim (a.s.), beş Hz. Musa (a.s.) hepsinden söz aldık” diyor Allah. “Bir elçi gelecek yani bir mürşit, bir Mehdi (a.s) gelecek, ona yardım edeceğiz” diye söz veriyorlar. Böyle de bir ayet var. Bu da zer aleminde verilmiş bir sözdür inşaAllah. Ayetin açıklaması Peygamber Efendimiz (sav)’e bakmakla beraber ve bütün Peygamberlere bakmakla beraber, Peygamberlere gelen yardımcılarına yardımcı olmalarına işaret etmekle beraber ayet, bakar bakmaz ikinci anlam olarak, ne akla gelir Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e hitap var. Peygamberimiz (s.a.v.)’e, bir Peygamber, bir Mehdi (a.s) bir elçi gelmemiş yardımcı olacak biri gelmemiş. O zaman, Hz. İsa (a.s) geldiği vakit, Hz. İsa (a.s)’ın sözü var. Hz. İsa (a.s) söz veriyor, Allah’a. “Ya Rabbi bir elçi bir Mehdi (a.s) geldiği vakit, ben ona yardım edeceğim” diyor. Şimdi ahir zamanda, Hz. İsa (a.s) geldi, verdiği söz de var. Kim bu elçi bu Mehdi (a.s) tebliğde görev alacak olan ve Hz. İsa (a.s)’ın da yardım etmek için, Allah’a söz verdiği bu elçi kim? Bu Mehdi (a.s)’dır işte. Söz vermiş Allah’a. Bu ayetin ebcedi; ilk 1956 tarihini veriyor. “Risale-i Nur’un serbest bırakıldığı ve nemrudane sistemin yani deccaliyet sisteminin yıkılışının başlangıcıdır” diyor Bediüzzaman “1956 tarihi.” Ayetin ilk birinci kısmı 1956 tahini veriyor, ikinci kısmı da; 1980 tarihini veriyor Mehdi (a.s) çıkış tarihini veriyor. Çok şaşırtıcı ve hayret vericidir İnşaAllah.
“Esselamu Aleykum” Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Özellikle koyu renk giydiğinizde, ekranda izlerken bize göre” Zuhal sevimliliğe başlamış, “bir nur görüyormuş, bir ışık.” İskender Evrenesoğlu’nun devamı bir mantık. Şimdi kardeşim ışık yansır her taraftan ışık geliyor. Bunda şaşacak ne var? Bir de bu mu çıktı? Fotoğraf çekersin flaş patlar, bir yerden ışık yansıması olur, birçok her fotoğrafta çıkar. Üstünde yuvarlak şekiller çıkar, birçok fotoğrafta çıkar. İlla bir evliyalık, inşaAllah evliyayımdır, İnşaAllah öyle olurum da, ama ışık bunları bırakın. Aklın ihtiyarını kaldıracak bir şey olmaz. Doğru burada melekler var şu an ama göremezsiniz. Cinler de var fakat göremezsiniz. Yani ben yok demiyorum var, şu an varlar ama göremezsiniz. Ne ışık suretinde olsun, ne şekil olarak göremezsiniz.
“Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Muhbiri Sadık Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in torunu seyyid Muhammed Adnan Hocam. Yaklaşık bir yıldan beri, düzenli bir şekilde sohbetlerinizi ailece izliyoruz. Sizin vesilenizle, doğru bildiğimiz birçok şeyin yanlış olduğunu anladık ve doğrusunu da vesile olmanızla öğreniyoruz.” Sürekli olarak da vesilenizle, sayenizde denmez, onu düzelteceksiniz İnşaAllah. Vesilenizle çünkü öğreten Allah’tır, beni vesile eder. Alelade Allah’ın bir kuluyum, hiç olan bir kuluyum. Görüntü olarak yaratıyor Allah, cisim olarak da yaratıyor ama hepsi Allah’a ait. Ruh da Allah’a ait, “Allah ruhumdan üfürdüm” diyor, o zaman siz diyemeyiz, vesile oluyorsunuz diyeceğiz. “Sürekli olarak da vesilenizle öğrenmeye devam ediyoruz. Sizden ve arkadaşlarınızdan Allah razı olsun.” Allah hepimizden razı olsun. “Siz Müslümanlar ve tüm insanlık için, Mehdi (a.s) talebesi ve Mehdiyet’in temsilcisi olarak, Allah’ın bir lütfusunuz İnşaAllah.” Bak bu oldu güzel, böyle olur. “Muhterem dedeniz, sevgili Efendimiz (s.a.v) gibi siz de, muhbiri sadıksınız, doğru haber veriyorsunuz” diyor. Tabii ki muhbiri sadıktan haber veren, muhbiri sadık olur. “MaşaAllah Allah’tan duamız, İnşaAllah sizi Mehdi (a.s) eylesin” diyor. İnşaAllah sen olursun, inşaAllah sevdiklerimiz olur, İnşaAllah hepimize Allah nasip eder. “Bizleri de, sizlere talebe eylesin. Sevgili Hocam izninizle iki sorum olacak; Birinci; Gözümüzün nuru Şeyh Nazım El Kıbrısi Hocamız, sizi anlatan son sohbetlerinden birinde, “Süveyş’ten bir gemi geçer ikincisi geçemez” buyurdu. Bunun son Mısır olaylarıyla ilgisi olabilir mi yorumlar mısınız” diyor. Hocamız çok hikmetli konuşur. Bu olacak olayları birkaç ay öncesinde söyledi. “İslam aleminde büyük bir ayaklanma olacak” dedi, “büyük olaylar olacak” dedi, aynısıyla çıktı. Başkaları entel dantel takımı öylesine söyledi zannettiler, bak doğruymuş dediği. Bu sözünde de hikmet var, bir amaçla söylüyor tabii yani ona, özel olarak benzetiyor, o anlamda konuşuyor. İkinci sorusu; “cinler de insanlar gibi iman etmekle mükellef olduklarına göre, yaratılışlarından itibaren onlara ayrı bir Peygamber gelmiş midir? Yoksa insanlara gelen Peygamberler onlar içinde geçerli olmuş mudur?” Tabii Peygamber Efendimiz (s.a.v.) geldiğinde dinliyorlardı hatta keçeleşmişler üstüne. Ayet var, “üstüne keçeleştiler” diyor. Binlerce, milyonlarca cin geliyor dinlemeye. Peygamberimiz (s.a.v.), böyle yuvarlak bir daire çizdiriyor, geniş bir daire çizdiriyor, yanındaki sahabe-i kiramdan Efendimiz (s.a.v) yanına oturtuyor Peygamber Efendimiz (s.a.v), sonra da ecinniler geliyor. Cinler sürekli dinlemişlerdir Peygamber Efendimiz (s.a.v)’i. Şu anda da bizi de dinliyorlar İnşaAllah. “Yoksa insanlara gelen Peygamberler onlar için geçerli olmuş mudur? “Tabii ki geçerli oluyor. Onların Hristiyanları var, Ermenileri var, Museviler var cinlerden, aynı bizim gibi, Musevi cinler var. “Dualarınız bekliyorum Hocam, saygılarımı sunuyorum İnşaAllah. Osman Yazaroğlu Ereğli / Zonguldak.” Osman ailene, sana, sevdiklerine sağlık, sıhhat, huzur, afiyet versin. Allah bütün milletimize bu nimetleri nasip etsin.
Demek ki, Allah esirgesin “ışıklar saçıyorum” falan desem, var yani hazır kitlesi. Sakın ha sakın, aman ha aman, öyle şey olmaz. Ne rüya geçerli olur, ne öyle şeyler geçerli olur.
Berlin’den Hülya Polat “Selamun Aleykum” Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Sevgili seyyid Adnan Hocam. Sizi iki aydır her gün izleyen talebelerinizdenim İnşaAllah ben de. Canım Hocam, bu hafta iki farklı konuda size mail göndermiştim ama sorularıma maalesef yanıt alamadım canınız sağolsun” diyor. Allah hepimize sağlık versin ama binlerce soru geliyor, elektronik olarak aralarından alıyoruz, rast gelmesi zor bir ihtimal ama yine de bak olmuş. “Sevgili Adnan Hocam. Soruma geleyim sizi fazla meşgul etmeden. Biz Berlin’de bir Tv programı sizin için bir açık oturum oluşturmak istiyoruz, bunun için çalışmalara başladım İnşaAllah. Ama önce sizin fikrinizi almak istiyorum. Bu sizler için uygun mudur?” Uygundur, tabii neden olmasın? Çok güzel, tebliğ yapıyorsun çünkü. “Ona göre yazışmalara başlayacağım inşaAllah. Eğer gerekli çalışmaları yaparsak, sizin ve arkadaşlarınız için uygun mudur Hocam” diyor. Tabii biz her zaman hazırız. Tebliğ nerede, biz orada. Cehd nerede, biz orada. Hayatımız o bizim zaten. Ben Allah’a kendimi adadım, arkadaşlarım da adadı. Benim için hayat Allah, Allah’a hizmettir, Allah rızasıdır. “Bir de internette web sayfasını hazırlıyoruz sizin için, tanıtım için.” Çok güzel Allah razı olsun MaşaAllah, Elhamdülillah can Hülya, güzel Hülya MaşaAllah, Allah yolunda, Allah senin gayretini daha da arttırsın, kardeşimizsin seni de çok seviyorum gerçi tanımıyorum ama çok sevdim. Konferans çok hayatidir. Dünyanın her yerinde konferans organize edin, hemen gelelim. Bende aslan çok, hemen gönderirim. İki saat, üç saat, dört saatte, Allah gitme imkanı veriyor, hemen gelir yerle bir ederiz İnşaAllah. O İngiltere’deki delikanlı da okulunda konferans ayarlasın, dümdüz edelim. Böyle kuzu pirzolası gibi açarız evelAllah. Var ya kasaplarda pirzolayı dövüyorlar falan, yassılaşıyorlar, dümdüz olurlar Allah’ın izniyle. “Sizi çok seven talebelerinizden biriyim.” Ben de seni çok seven birisiyim, inşaAllah.
Sevgileri çok candan ve çok güzel. Tam benim anladığım, hissetmek istediğim sevgi modelinde olduğu üsluplarından anlaşılıyor, sıcaklıklarından anlaşılıyor. İfadeleri çok güzel çok candan. Allah sevgilerini kat kat arttırsın. Zaten cennet sevgililerin buluştuğu yer. Herkes birbirini sever cennette, herkes. Eşler de Allah’ın hikmeti bakın, cinsellik yönünden sadece helalini sevebilecek şekilde yaratıyor Allah. Sadece ondan hoşlanıyor. İradesini Allah ona göre yaratmış. “Gözlerini sadece eşlerine dikmiş” diyor Allah ayette. Halbuki dolu orada, gılmanlar var, huriler var, diğer Müslümanlar var. Hepsi birbirinden güzel insanlar ama o sadece helalinden hoşlanıyor. Yani Allah iradesini öyle yaratmış, sadece ondan hoşlanabilecek şekilde yaratmış. O insanın fıtratında var. İnsan, sevdiğinin kendine ait olmasını istiyor, inşaAllah. O yönünün, cinselliğinin de kendisine ait olmasını ister. Onun dışında fıtraten zevk alamıyor. Mesela gayri meşru bir şeyden insan zevk alamayacak şekilde yaratılmıştır. Helal olandan zevk alacak şekilde yaratılıyor mümin. “Gözlerini sadece eşlerine dikmiş huriler” diyor. Yani güzel gözlü, iri gözlü, güzel bakan kadınlar ve tutkuyla” diyor Allah. Bak, asıl güzellik olarak onu belirtiyor Allah inşaAllah. Kardeşlerimiz diyor ki; “Doğrudan cennete gitsek ne olurdu?” işte bu zevki alamazdın. Ne cennet koltuklarının bir anlamı olurdu senin için, ne cennet yataklarının bir anlamı olurdu, ne başka bir şeyin, ne arabanın, ne oradaki eşyaların hiçbir şeyin anlamı olmazdı. Robot gibi olurdun, bir acayip bir şey olurdun. Allah burada güzelleştiriyor. Yani robot gibi de demeyeyim Allah affetsin, bir acayip olurdun, değişik olurdun. Binlerce, milyonlarca şey, senin için anlam ifade etmezdi.
Şeyh Nazım Hocam’ın sohbeti; 7 Şubat 2011: “Zaman oldu ahir zaman. Zuhur eden alamettir. Her görünen Kıyamet alametidir. Kıyamet uzak değildir. Şimdi vaktin sahibi gelecek Mehdi (a.s.), arkasından İsa (a.s.) gelecek.” Dünya tatlısı Şeyh Nazım Hocamız. Gece kalkıyor ikide, üçte gece namazına kalkıyor. Mesela bak delikanlı bir insan bile, birçok insan bile yapamaz onu, gece namazlarını. Gecenin ikisi, üçünde de sohbet ediyor. Beş vakit namazlarını tadili erkanla, gayet mükemmel kılıyor. Sünneti seniyeye tam ittiba ederek. Bütün hayatı sünnet maşaAllah. Çok mükemmel bir insan. Her Allah’ın adı anıldığında ayağa kalkıyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’in adı anıldığında ayağa kalkıyor. Allah ömrünü uzun etsin, sağlık sıhhat versin Hocamıza. Aman Hocamıza güzel baksınlar, ben onu çok seviyorum. Dünyada da, ahirette de Allah hep yanımızda olmasını nasip etsin inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam siz daha iyi biliyorsunuz inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.)’ın da gece ibadeti olarak hadislerde geçiyor.
ADNAN OKTAR:“Gece hutbe verir” diyor. Yani “gece hutbe irad eder.” Yani geceleri ders yapar, sohbet eder diyor. “İnsanlar, yattıkları yerden dinlerler onu” diyor. “Yattıkları yerden görürler” diyor. “Gece yatsıdan sonra” diyor hadiste, inşaAllah.
Bediüzzaman 5. Şuada diyor ki: “Eğer şeddeli Mim’ler dahi şeddeli Lam’lar gibi bir sayılsa, o vakit 1284 eder. O tarihte Avrupa kâfirleri devlet-i İslâmiyenin nurunu söndürmeye niyet ederek, on sene sonra Rusları tahrik edip Rus’un ’93 muharebe-i meş’umesiyle âlem-i İslâmın parlak nuruna muvakkat bir bulut perde ettiler.” Ebcedle Kuran’dan 93 Harbi’nin tarihini çıkarıyor Bediüzzaman, o devri, ona işaret ediyor. “Fakat bunda Risâlei’n-Nur şakirtleri yerinde Mevlâna Halid’in (k.s.) şakirtleri o bulut zulümatını dağıttıklarından, bu âyet bu cihette onların başlarına remzen parmak basıyor.” diyor. Ama bizim asıl Nurcu kardeşimiz burada. Oku bakalım Berker Hocam, devam et. Tabii Sungur Ağabey yetiştirdi onu. MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Sizden öğrendik Risaleleri ilk inşaAllah. “Fakat bunda Resâili’n-Nur şakirtleri yerinde Mevlâna Halid’in (k.s.) şakirtleri o bulut zulümatını dağıttıklarından, bu âyet bu cihette onların başlarına remzen parmak basıyor. Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli ’ lam’lar ve şeddeli mim’ler ikişer sayılsa, bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar ise, Hazret-i Mehdînin şakirtleri (talebeleri) olabilir” diyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şimdi sen onu bize şerh edeceksin.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam.
ADNAN OKTAR:Veyahut ben şerh edeyim. Berker, sürekli Sungur Ağabey’in yanındaydı. Toplanırlar, sohbet ederler maşaAllah. “Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli ’lam’lar” bak “şimdi hatıra geldi ki” diyor, “eğer şeddeli ’ lam’lar ve şeddeli mim’ler ikişer sayılsa, bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar ise, Hazret-i Mehdînin şakirtleri olabilir.” Yani 2010 inşaAllah. “Her ne ise” diyor. Bakın bu Bediüzzaman’ın özel şifre kelimesidir, cümlesidir. Bakın dikkat edin; “Bu nurlu ayetin çok nuranî nükteleri var.” Kısa kestim diyor. Şimdi bu ne demektir biliyor musun? “Bu nurlu ayetin çok nuranî nükteleri var” demek; “bu ayeti incelerseniz” diyor, “ebcedine bakarsanız, İslam’ın dünya hakimiyetini de, Mehdi (a.s.)’ın ileri aşamalarının tarihlerini de bulursunuz” diyor. Baktığımızda ne buluyoruz? 2022’yi buluyoruz. Bakın açıkça söylüyor işte. “Her ne ise” diyor, “bu nurlu ayetin çok nuranî nükteleri var” diyor. 2022, dünya hakimiyetinin tarihini veriyor. Mehdi (a.s)’ın talebelerinin atağa geçtiği tarihi veriyor ve neticelendiği tarihi veriyor. “Her neyse” demiş, detaya girmemiş. Söyleneceğini bildiği için, ileride açıklanacağını bildiği için, o kadar, sadece işareti verip bırakmış. O başka yerlerde de kullanıyor. Bak, diyor ki; “Alem-i İslâm için en dehşetli asır, altıncı asır ile Hülâgû fitnesi ve on üçüncü asrın âhiri ve on dördüncü asır ile Harb-i Umumî fitneleri ve neticeleri olduğu münasebetiyle, bu cümle makam-ı ebcedî ile altıncı asra ve evvelki cümle gibi bu asra, Sultan Abdülaziz ve Sultan Abdülhamid devirlerine îma eder” diyor. Kuran ayetiyle, Sultan Abdülaziz ve Sultan Abdülhamid devirlerine de işaretler ortaya çıkartıyor Kuran’dan. “Hem, âyetlerde ise, Resâili’n-Nur’un ikinci ismine tevafukla işaret eden umum o âyetler, dehşetli asır olan Hülâgû ve Cengiz asrına dahi îma ederler. Hattâ o âyetlerin hem o asra, hem bu asra îmaları içindir ki, Hazret-i Ali (r.a) Ercûze’sinde ve Gavs-ı âzam (r.a) Kasîde’sinde Resâili’n-Nur’a kerametkârâne işaret ettikleri vakit hem o asra, hem şu asra bakıp hiddetle işaret etmişler” diyor. Kuran’dan ayetlerle Hülagü ve Cengiz asrına işaret eden tarihleri çıkartıyor Bediüzzaman ebced ile “ikisini bir araya getirdiğimizde, iki tarihi bir araya getirdiğimizde, miladi 1971 tarihini verir” diyor. “Eğer, şimdiki tohumlar ıslah olmazsa, yirmi sene sonra tokatların dehşetli olacağı anlaşılıyor” diyor. Yirmi sene sonra, 1971’de anarşi başladı, terör başladı. Ben Hacettepe Üniversitesi’nin oralardaydım. 1971’de çok iyi hatırlıyorum. Yağmur gibi mermi yağdırıyorlardı. Dağ taş birbirine karışmıştı. 12 Mart Muhtırası açıklandı biliyorsunuz. Acayip bir fitne başladı Türkiye’de ondan sonra. 12 Mart’tan sonra, 12 Eylül geldi. 12 Eylül’ün etkilerini gördünüz. Çok büyük olaylar oldu. Sonra 28 Şubat. Bediüzzaman “tağut” kelimesi diyor, yani dalalet, küfür, tuğyan anlamına gelen bir kelime tağut. “Bu kelimenin ebcedi; 1997 tarihini verir” diyor, o tarihte dehşetli bir şerden haber verdiğini işaret ediyor. 1997, 28 Şubat’ın tarihini veriyor. Orada 12 Mart muhtırasının tarihini veriyor, orada da 28 Şubat’ın tarihini veriyor. Kaç yıl evvelinden? Yetmiş yıl öncesinden söylüyor. Aynısıyla dediği gibi çıkıyor, ne diyorsa çıkıyor. Bizim tespit ettiğimiz 150’nin üzerinde, aynısıyla çıkan izahlar var. Hiçbir izahı sekmemiş, yanlış çıkmamış hepsi doğru çıkıyor. Detay detay, “mezarım yıkılacak” diyor, yıkılıyor. Sen şunu yapacaksın diyor oluyor. Allah adına yemin ediyorum bir gün öncesinden en ince detaylarına kadar ertesi günkü olayları görüyordum, rüyamda” diyor. Görüyor, ispat ediyor zaten öğrencileri söylüyor; “şunu getirecek” diyor, getiriyor, sonra şu olacak diyor oluyor. İnşaAllah, Allah’ın izniyle şu olacak diyor oluyor. Talebelerine anlattırıyoruz, önü sonu yok. Bu konuyu da ayrı özel bir gün olarak anlatalım Bediüzzaman’ın bu harika yönünü.
Yasemin Akman, kızı Zeynep Ezo Akman, Hocam mailimi okursanız ne olur onun ismini de söyleyin, küsüyor bana.” Tamam, sevimli, minik Ezo’nun da ismini söylüyoruz, dünya tatlısı Zeynep Ezo’nun. “Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Canım Hocam, bugün bir kez daha şahit oldum, Allah’ın her an bizi gördüğüne, duyduğuna. Bugünkü konumuz Mehdiyet’e karşı olunması, duyarsız olunması ve bazı insanların Mehdi (a.s)’a ihtiyaç olmadığı, Müslümanların fert olarak kendine yetebileceği ve bir kurtarıcı beklemenin yanlış olduğu düşüncesiydi. Rabbim size bizim düşüncelerimizi duyuruyor, böylece inandım güzel Hocam. Bir değil, beş değil çünkü her gün yayında aynı şey oluyor. Canım Hocam, tefekkür etmeyin demek, insanı dinden çıkarır mı? Ateistler de “din dogmadır, insanlar düşünmezler" diyorlar. Bu üslup aynı üslup değil mi?” Cübbeli de “düşünmeyin” diyor. “Düşürseniz kafayı alırsınız” diyor. Düşünmeyince de işte Cübbeli oluyor. “Bir de artık devir değişti ayetten, hadisten değişiklikler yapıyorlar” diyor. Canım Hocam önceki gün bir kardeşimiz yazmıştı, çocuğu hakkında belki hatırlarsınız. Biz sizi ziyaret etmiştik ve benim konuşmayan bir oğlum vardı ve bugün sizin isminizi söyledi, çok heyecanlandım.” MaşaAllah. “O kardeşimizin de söylediği gibi çocukların size inanılmaz bir sevgisi var. Sizi çok seviyoruz ama yine de azdır söylediklerimiz. Çünkü şükür, Allah sizi bize tanıttı Hocam. Hiç mukayese kabul etmez. Çocukluğumda hatırladığım kıssadaki gibi çok şükür Rabbim.” Evet çok güzel bize sevgilerini, iltifatlarını anlatmış. “Sizin hayatınız camiden, cemaatten, sıkıldım Malta bana iyi geldi diyene hem çok ibret hem de içimden geldi, örnek olsun” diyor. Hakikaten öyle diyor Cübbeli; “camiden cemaatten sıkıldık ne yapalım” diyor. Kapağı Malta’ya atmış. Jet skiye atlamış don, gömlek geziyor denizde. Her yer bayanlarla dolu acayip neşeli, yayınlandı gazetelerde, acayip pür neşe bir görsen. Kafa ilk defa güneş almış takkeyi de çıkartmış, tepesine güneş geçecek. İlginç bir tip olduğu için ve bazı bizim karşı olduğumuz karakterleri temsil eden tipik bir özellik gösterdiği için söylüyorum, yoksa hakikaten, samimi olarak söylüyorum çok gariban bir tip. Oturup konuşacağım, anlatacağım bir tip değil. Fakat tebliğ açısından önemli olduğu için, örnek vererek açıklıyorum.
ALTUĞ BERKER:Bazı internet sitelerinizi tanıtabilir miyim?
ADNAN OKTAR:Evet inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:www.Balikfosilleri.com. Burada balıklarla ilgili tüm fosiller görülebilir. Tüm deniz canlılarının fosil listesi.
ADNAN OKTAR:Hiçbir balığın kafası değişmemiş. Hiçbir kuşun kafası değişmemiş. Hiçbir hayvanın kafası değişmemiş, hiçbir böceğin kafası değişmemiş. Kafayı bunlar insan kafatasına taktı. “İnsan kafatası anında patates gibi şekilden şekle giriyormuş” diyorlar. O yalanı da ortadan kaldırmış olduk.
ALTUĞ BERKER:www.Kusfosilleri.com.Burada da bütün uçucuların, kuşların fosilleri hepsi birlikte. Bir üçüncüsü, www.Surungenfosilleri.com. Burada da sürüngenlere ait fosilleri bulabilirler kardeşlerimiz. Tüm fosiller de; www.Yaratilismuzesi.comvar inşaAllah, bütün hepsine oradan ulaşabilirler.
ADNAN OKTAR:Bediüzzaman diyor ki 5. Şuada; “Kati ve sahih rivayette var ki.” Ne demek kati ve sahih? İnanılması vacip yani kesin doğru. “İsa (a.s) büyük deccali öldürür.” Allah’u alem bunun iki vechi var, bir vechi şudur ki; Sihir ve manyetizma ve ispirtizma gibi istidracı harikalarıyla kendini muhafaza eden ve herkese teshir eden (etkisi altına alan) o dehşetli deccali öldürebilecek, mesleğini değiştirecek; ancak harika ve mu'cizatlı” yani hem harika, hem mucizatlı, mucizeler gösteren “ve umumun makbulu” yani bütün dünyanın makbulu “olan bir zat olabilir ki; O zat, en ziyade alakadar ve ekser insanların Peygamberi olan Hazret-i İsa Aleyhisselamdır. Mektubat, 53.” Ey sahtekarlar güruhu, nerede burada şahs-ı manevi, nerede? Açıkça şahıs demiyor mu burada? Bakın ne diyor? “harika ve mu'cizatlı” (mucizeler gösteren) “ve umumun makbulu olan bir” bir, yek, bir, hepsi aynı. Ben bu angutlara inanamıyorum, deli mi bunlar anlamıyorum ben ne diyeyim bunlara? “Yok orada şahsı manevi diyor” diyor. “Bir zat olabilir ki o zat en ziyada alakadar ve ekseri insanların Peygamberi olan Hz. İsa (a.s)’dır.” Seyyid Salih Özcan Hocam da, “Allah ıslah etsin bunları” diyor. Bu kadar delilik olmaz. Delilik ayrı, utanmazlık yüzüne teneke çakılmış bunların. Ama her zaman diyorum, kargaşadan çekindiği için gizleyenler olur, onlar ayrı, onları tenzih ediyorum. Cahilliğinden gizleyenler olur, onlar ayrı. “İkinci vechi şudur ki şahsı İsa (a.s)” İsa (a.s) bizzat kendi, “kılıcıyla makdul olan şahsı deccalin teşkil ettiği dehşetli maddiyunluk ve dinsizliğin” yani Darwinist ve materyalist cereyanın, dinsizliğin, “Azametli heykeli.” Ne diyor Muhammed Raşi Erol Hazretleri?; “ binde dokuz yüz doksan dokuzu deccale teslim oldu insanların” diyor. Bak binde dokuz yüz doksan dokuzu. “şahs-ı Deccal'in, teşkil ettiği dehşetli maddiyunluk (maddecilik) ve dinsizlik azametli heykeli ve şahs-ı manevisini mahvedecek öldürecek ve inkarı uluhiyet olan fikri küfrisini mahvedecek ancak İsevi ruhanileridir ki; o ruhaniler, din-i İsevinin hakikatini (Hıristiyanlığın esaslarını) hakikat-i İslamiye ile mezcederek (katarak)” Yani Müslümanlığa kayacaklar, Müslümanlığa yakın hale gelecekler, “o kuvvetle onu dağıtacak, manen öldürecek.” Demek ki, Mehdiyet’in ilk safhasında Hristiyanlar, Müslümanlığı andırır gibi bir ruha doğru gidecekler, çok yaklaşacaklar. “Hatta Hazret-i İsa Aleyhisselam gelir. Hazret-i Mehdi (a.s)’a namazda iktida eder (uyar), tabi olur" diye rivayeti bu ittifaka ve hakikat-i Kuraniyenin matbuiyetine ve hakimiyetine (Kuran esaslarının hakimiyetine) işaret eder." (Şualar, s. 493)
Ye'cüc ve Me'cüc hakkında Bediüzzaman Hazretleri, şu izahatı veriyor: 15. Mesele; "Ye'cüc ve Me'cüc hâdisatının icmali Kur'anda olduğu gibi, rivayette bir kısım tafsilât var.” Rivayette bir kısım açıklamaları var. “Ve o tafsilât ise, Kur'ânın muhkemâtından olan icmali gibi muhkem değil” Yani muhkem bir açıklama değil. Namazlar muhkemdir, “namaz kılın” der, “oruç tutun” der Allah. Öyle muhkem değil diyor.“belki bir derece müteşabih sayılır.” Yani “orta derecede müteşabihtir” diyor, açıklanması gerekir. “Onlar te'vil isterler.” Yani “bir alimin, bir bilenin onu açıklaması gerekiyor” diyor. Belki râvilerin ictihadlan karışmasıyla tâbir isterler.” Çünkü rivayeti aktaran Ravi aktarırken, kendi yorumunu da koyunca, hadis bambaşka bir şekle giriyor. O yüzden tâbir de ister” diyor. “Hem tevil hem tâbir edilmesi gerekir” diyor.“Muhkem bir açıklama değil, mesela namaz muhkemdir, namaz kılın der, oruç tutun der Allah, öyle değil diyor. “Evet, ihtilâl-i Fransavîde” Fransız İhtilali’nde “hürriyet-perverlik tohumiyle ve aşılamasiyle sosyalistlik türedi, tevellüd etti.” Komünistlik türedi, tevellüd etti. Özetle komünizmi anlatıyor, komünizmin gelişmesini anlatıyor. “elbette, ektikleri tohumlar hiç bir kayıd ve hürmet tanımayan” ne Kuran’ı, ne İslam’ı hiçbir şeyi tanımayan, “anarşistlik mahsûlünü verecek.” Şu an ne oldu? Anarşi başladı değil mi? Kaç yıl evvel? Seksen yıl öncesinden söylüyor. “anarşistlik mahsûlünü verecek.Çünkü kalb-i insanîden hürmet ve merhamet çıksa;” insanlara merhamet etmek, bir de merhamet, acıma hissi, şefkat çıksa; “akıl ve zekâvet, (akıl ve zeka) o insanları gayet dehşetli ve gaddar canavarlar hükmüne geçirir” tam bir psikopat, mesela PKK canileri gibi, diğer teröristler gibi değil mi? “Gayet gaddar, canavar hükmüne geçirir. Daha siyasetle idare edilmezler” diyor. Yani askerle, polisle durdurulamaz. “Size çorba içireceğiz çocuklar, ananızın yanına dönün, sizi evlendirelim, dağdan inin, ovaya inin siyasete girin, siyasi arenada sizleri görmek istiyorum, size af çıkaralım, ananızdan babanızdan ayrı kalmak size yakışmıyor” bu tarz izahlar bomboştur, hiçtir diyor Bediüzzaman. “Ve anarşistlik fikrinin tam yeri ise; hem mazlum kalabalıklı, hem medeniyette ve hâkimiyette geri kalan kabileler olacak” diyor. Mesela Güneydoğu. Mazlum insanlar, kalabalık, bir de üniversiteler yok, okular yok, genel kültür düşük oluyor. Arif insanlar, derin insanlar ama genel kültür düşük oluyor. Genel kültür düşük olunca, Darwinizm, materyalizm, komünist düşünce yağ gibi rahatça akıyor. Devlet de Şeş Tv’yi kurmuş, oradan Darwinizm propagandası yapıyor, TRT de Darwinizm propagandası yapıyor, Üniversiteler de Darwinizm propagandası yapıyor. PKK ne yapıyor, onlar da Darwinizm propagandası yapıyor. Komünizmi anlatmak için, Darwinizm şart, çünkü komünizmin yüzde 99’u Darwinizm’e dayanır. Darwinizm olmadan, komünizm olmaz. “Ve o şeraite (o şartlara) muvafık insanlar ise:” Çeşitli yerleri, çeşitli bölgeleri söylüyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v), bu hususu mucizane haber vermiş. Özetle şunu söylüyor; Darwinist, materyalist düşünce fakir, genel kültürü elde etmekte zorlanan, tecrit edilmiş, mazlum fakat kalabalık olan kısımlarda daha çok gelişecek. Mesela anarşist ve teröristler bakın dikkat edin fakir mahallelerde, komünistlerin kontrolü vardır. Fakir ve genel kültür yönünden daha az imkana sahip olan fakat kalabalıklı olan yerlerde, orada terörü ve anarşiyi daha hızlı geliştiriyorlar. Bediüzzaman da bu konuya dikkat çekmiş.
“Rivayette var ki: "Ümmetim istikametle gitse, ona bir gün var. Yani ayetin sırrıyla bin sene hâkîmane ve mükemmel yaşayacak. Eğer istikamette gitmezse, ona yarım gün var. Yani ancak beş yüz sene kadar hâkimiyeti ve galibiyeti muhafaza eder.” Bunu Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretlerimiz “1000 sene kadar o normal yaşayacak İslam alemi” diyor, “500 sene de, dengesi bozulmuş olarak yaşayacak” diyor. “Hicri 1500’de de, ümmetin galibane ömrü bitiyor” diyor. 1000’le 500’ü birleştirmiş. “1500 eder” diyor. O da ayrı bir açıklama. “Sonra Osmanlı siyasiyyunları dahi istikameti muhafaza edemediğinden, o da ancak (hilafetle) beş yüz sene yaşayabilmiş” diyor. “Bu hadîsin mu'cizane ihbarını, Hilafet-i Osmaniye kendi vefatıyla tasdik etmiş.” Yani “Osmanlı hanedanın yıkılmasıyla” diyor, “o 500 yıllık süre de doldu” diyor. “Bitiyor” diyor daha doğrusu. “Bu hadîsi başka risalelerde dahi bahsettiğimizden burada kısa kesiyoruz” diyor yani “daha genişletebilirim” diyor Bediüzzaman. “Daha kısa kesiyorum” diyor. Özetle 1500 senelik bir zamana dikkat çekmiş oluyor Peygamber Efendimiz (s.a.v).
“Lütfen okuyun.” Tabii okuruz. “Esselamu Aleyke sevgili Hocam.” Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hocam bir ablamız acil hastaneye kaldırıldı. Beyne giden bir damar tıkanmış ve doktorlar müdahale edemiyorlarmış. Dualarınızı bekliyoruz lütfen Hocam. Saygılar Haydar Ali.” Beyne giden bir damar tıkanmış. Doktor müdahale edemiyormuş. Oktar’ı bana çağırın. Nerede Oktar? Konuyu bir anlayayım. Ayrıca nerede olduğunu bildirmemişsin Haydar. İsmin çok güzel maşaAllah. Hangi hastane, neresi? Onları ben gizli tutarım. Bunları söyle, kim olduğunu, ismini söyle. Hastanenin ismini söyle. Yani kapsamlı bir hastaneyse, tam teçhizatlı bir hastaneyse, orada uzman doktorlar oluyor. Onlar gereğini yaparlar. Allah şifa versin inşaAllah. Bir damar tıkanmış. Doktorlar müdahale edemiyorlarmış. Tehlikeli görüyorlardır, onun için dokunmuyorlardır. Bak, insan ne kadar zayıf. Görüyor musun? Küçücük bir pıhtı, geliyor bir damarı bir tıkıyor, tıkadığı yer beslenemiyor, o beslenemediği için, o bölge olduğu gibi ölür beynin. Oktar Hocam bak, diyor ki kardeşimiz; “Hocam” diyor, bir ablamız acil hastaneye kaldırıldı” diyor. “Beyne giden bir damar tıkanmış. Doktorlar müdahale edemiyorlarmış” diyor. Nedir bu olay, nasıl oluyor böyle şeyler? Sen karşılaşmışsındır. Cerrahpaşa ve Çapa’da, pıhtı çözücü ilaç veriyorlar.
OKTAR BABUNA:Verebiliyorlar evet, nadiren olabiliyor.
ADNAN OKTAR:Allah şifa versin, inşaAllah. “Lütfen bu mesajı okuyun.” Allah’ım ya Rabbim. Bir de şimdi bu çıktı. Zaten yani ben okumak istemez miyim? Ama vakit çok daralıyor. “Sevgili Muhammed Adnan Hocam. Sizi her gün takip ediyorum. İnanın hocam, ben de bağımlılık yarattınız.” Evet, öyle bir özelliğim var. “Ayrı bir çekim gücünüz var Hocam.” Elhamdülillah Allah öyle yaratıyor. “Hocam materyalistler ve Darwinistler artık sizin vesilenizle seslerini dahi çıkaramıyorlar. Ve yaptığınız hizmetin kerameti gereği sanırım. Söylediğiniz her şey tek tek çıkıyor hocam. Allah yar ve yardımcınız olsun. Sizleri gerçekten çok seviyorum.” İnanıyorum zaten. Ben de seni seviyorum, maşaAllah, inşaAllah.
Buse, “iyi geceler Adnan Hocam. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden seyrediyorum sizi. Biraz evvel bir kitaptan bahsettiniz, tekrar kitaptan bahsedebilir misiniz? Ya da mümkünse bize gönderebilir misiniz? Sizinle iletişim kurabilir miyim? Allah razı olsun inşaAllah.” Yaratılış Atlası’nı diyor, değil mi? Darwinistler ile ilgili herhalde kastettiğin konu, bizim işte internet adresimiz var. İnternetten seyret. Kıbrıs’ta gir bizim internet sitemize, oradan adresler var, oradan hepsinden, benimle bağlantı kurabilirsin. Kitap da istiyorsan adresini gönder, göndereyim. Okulu herhalde bir darmakeşan etmek istiyor anladığım kadarıyla. Hemen oraya bir obüs sevkiyatı yapalım, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Siz söyledikten sonra Hocam, Sızıntı Dergisi’nde Yaratılışı anlatan, evrim karşıtı yazılar yayınlanmaya başladı, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Demek ki, Fethullah Hocam kükredi. “Bilim Yaratılış Diyor” diyor, güzel.
ALTUĞ BERKER:Bu ay da yapmışlar, geçen ay da. Bugün çıkmış.
ADNAN OKTAR:Profesör Doktor Arif Sarsılmaz. Hocamız bizden fosil, bilgi, ne istiyorsa hepsini gönderelim. İstediği gibi alsın, inşaAllah. Helal olsun. Darmakeşan edecek, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Fethullah Hoca da, bizzat 76’lı yıllarında, Yaratılış ve Darwinizm konferansı veriyormuş Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Fethullah Hocam deryadır. Hakikaten Fethullah Hocamın ayarında bir alim, yani o bilgi seviyesinde bir insan, çok çok zor. Yani çok şiddetli bilgiye sahip, muazzam bilgiye sahip. Hem hadis bilgisi, hem Kuran bilgisi, hem fıkıh bilgisi, tasavvuf bilgisi, genel kültür, siyaset bilgisi, her türlü sosyal konularda ve psikolojiyle ilgili olsun, bilimle olsun, her konuda, muazzam bilgiye sahip ve müthiş bir hafızası vardır. Müthiş bir alimdir, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Kırgızistan’dan bir kardeşimizin bir çocuğu vardı, küçük. Onun resmini gösterebilir miyim?
ADNAN OKTAR:Bakayım şu koç yiğide. Kırgızistan’dan göndermiş. Adı ne bu köftenin?
ALTUĞ BERKER:Şimdi kardeşimizin ismini okuyacağım. Kırgızistan’da gönüllü çalışmalar yapan ve şu ana kadar onlarca makalenizi ve kitabınızı Kırgızcaya çeviren Yunus Ganiyev isimli kardeşimiz. Kızı Emina resimlerini yollamış. Sizin dualarınızı istiyormuş Hocam.
ADNAN OKTAR:Acayip şeker. Ağız, burun falan nokta gibi maşaAllah. Dile bak, acayip şeker. Bu badem şekerine benziyor bu. Acayip sevimli, maşaAllah. Allah sağlık, sıhhat, hayırlısı uzun ömür versin, hidayet versin annesine, babasına. Bütün Kırgız kardeşlerimize ve bütün milletimize, bütün Müslüman milletimize hayır, güzellik ve bereket versin Allah. Facebook’ta bir kişi diyor; “Hocam” diyor, “mukaddesata yönelik bir şey söylemiş” diyor. “adresini veriyorum” diyor. “Gerekeni yapın” diyor. EvelAllah, evelAllah kanunla, hukukla inşaAllah. Sonra da çocuklar gibi yalvarıyorlar. Hocam bizi affet diye. Ben affedeyim de, benimle ilgili bir şey olursa ben affederim. Ama din, mukaddesata yönelik olursa, af olmaz. Mutlaka kanun, hukuka göre tecziye olacak, inşaAllah.
“Canım, bircik hocam. Bu gece çok yakışıklısın. Sen farklısın, kimseye benzemiyorsun, maşaAllah. Varsa çıkıp konuşsunlar. Sizin gibi karşılıksız, tek karşılığı Allah rızası olan.” Estağfirullah, “bizim gibi günahkarlarla muhatap olan” diyor. Herkes günahkardır. Biz Allah bağışlasın diye dua ediyoruz, yaşayan insanlar. Peygamberler günahsız olurlar. “Ben bu nur topluluğunun neresindeyim?” Her yerindesin. Canımız, ciğerimizsin sen “diye düşünüyorum”. Bir hanım kardeşimiz yazmış. Savaş, ismi Savaş’mış. “Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam. Genç talebelerinizdenim” diyor, “inşaAllah. Kendim kendimi ilan ettim, talebeliğe” diyor. Güzel bu maşaAllah. Hocam Mehdi (a.s)’la ilgili hadislerde “Mehdi (a.s)’ın sakalı siyah olacaktır” deniyor, inşaAllah. Mehdi (a.s)’ın uzun yıllar yaşayacağına inanıyoruz, inşaAllah. Buna göre yaşlandığında da sakalı siyah olacak mıdır?” Tabii ilk çıktığı an söyleniyor. Sürekli olur mu? İlk bilinen anı söylenir. Tabii ki insanlar değişir inşaAllah. Ama Mehdi (a.s), ileri yaşlarda genç görünümlüdür diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). O mübareğe bir şey olmaz inşaAllah. Allah’ın izni ile. “Ya da tebliğe başladığında tebliğe başladığında siyah mıdır? Nedir” diyor. Benim kanaatim Mehdi (a.s) ileride, Hz. İsa (a.s) gibi olacaktır görünüşü. Saçı da, sakalı da Hz. İsa (a.s)’a benzeyecektir benim kanaatim. Çünkü çok sevdiği için, ona benzer, muhtemelen benzeyecektir, göreceksiniz inşaAllah. Tabii ki “hadislerde saçı sakalı siyahtır” diyor. Siyahsa siyah sürekli siyahtır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) ketem boyası ve kına karışımı ile saçlarını boyuyordu. Hadislerde var, boyardı inşaAllah. Böyle daha koyu görünüm veriyordu saçlarına, bitkisel bir boya ile boyuyordu saçlarını Peygamber Efendimiz (s.a.v), yer yer kızıllıklar görülüyordu. Bazen de daha da kızıl hakimiyeti oluyordu Hz. İsa (a.s)’a benziyordu o yönüyle saçları inşaAllah. Biz de ileride inşaAllah, Hz. İsa (a.s)’a benzeriz, hepimiz Hz. İsa (a.s)’a benzeriz, Çünkü “Mehdi (a.s) çok benzer” diyor, Hz. İsa (a.s)’a yani siması çok benziyor. Görünüm olarak benzeyecektir Hz. İsa (a.s)’a. Bu ona işaret ediyor ama Mehdi (a.s)’ın saçlarının siyah olduğunu hadislerde görüyoruz, “saçı sakalı siyahtır” diyor. Peygamberimiz (s.a.v)’in de saçı ve sakalı siyahtı, hatta o kullandığı boyayı hanımı da kullanıyor, hanımıyla ortak kullandığı hadiste söyleniyor. Kızılla ketem hatırladığım kadarıyla, yanlış söylemiyorsam, ikisini karıştırıp koyu bir renk elde ediyor ama Peygamberimiz (s.a.v)’in saçı vefatına kadar koyuydu, saçları siyahtı. Yağ sürüyordu Peygamberimiz (s.a.v) bitkisel bir yağ, güzel kokulu, gül kokulu bitkisel bir yağ sürüyordu saçlarına, pırıl pırıl parlıyordu saçları, mis gibi de kokuyordu, o yağı sürmediği vakit, beyazlıklar belli oluyordu, az olan beyazlıklar. Saçında beyazlıklar vardı Peygamberimiz (s.a.v)’in, saçında ve sakalında ama o yağı sürdüğünde, iyice koyulaşıyordu siyahlığı koyu bir hal alıyordu, o zaman pek belli olmuyordu. Ama boya istimal etmiştir Peygamber Efendimiz (s.a.v). Yani kınayla karışık bitkisel, o siyah olan boyayla, kırmızı boya karışık istimal etmiştir. Mehdi (a.s)’ı da görmediğimiz için, bir şey diyemiyorum ama birbirine benzer dediğine göre hadiste, fizik olarak benziyorlar, saçı da benzeyecek demektir inşaAllah.
-VTR- Hayvanlar Şefkat İle İlgili Video.
ADNAN OKTAR:Kardeşim hayvanlarda bu sevimlilik, Allah bizi koruyor yani acayip şeker, ısırırım ben onları hart diye. Müthiş tatlılar maşaAllah.
Hz. Hasan (r.a) ve Hz. Hüseyin (r.a) saçlarını siyaha boyuyorlardı. Hz. Hasan (r.a) ve Hz. Hüseyin (r.a), onu da söyleyeyim, normal siyaha boyuyorlardı. Peygamberimiz (s.a.v)’in torunları, gençken boyuyorlardı daha, o ünlüdür bilinir Hz. Hasan (r.a) ve Hz. Hüseyin (r.a) inşaAllah. Ve ipek giyiniyorlardı Hz. Hasan (r.a) ve Hz. Hüseyin (r.a) ikisi de. Ve çok fazla evlenmeleriyle ve hanımlarının onlara çok muhabbet duymasıyla ünlüdürler bilinirlerdi acayip beğeniyorlardı hanımlar ikisini de, o yüzden çok fazla hanım onlara kendilerini hibe etmişlerdi. Hatta Hz. Hasan (r.a)’ın eğer yanlış bilmiyorsam, üç yüzün üzerinde sevdiği, helali hanım vardı. Kendini hibe etmiş, “Allah için seninim” diyorlar ve dünya güzeli annelerimiz inşaAllah ama Hz. Hasan (r.a) ve Hz. Hüseyin (r.a) da yani dayanacakları gibi değildi, acayip güzellerdi ikisi de. Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v)’e çok güzel benziyorlardı ve çok bakımlı harikulade güzeller, saçları uzun ve onlar da örüyorlar saçlarını, yaratılıştan gözleri sürmeliydi, ciltleri pembe, beyaz boylu boslu çok yakışıklıydılar, nefes kesecek şekilde yakışıklıydılar. Hanımlar aşık oluyorlardı, Allah’ın tecellisi olarak yalvarıyorlardı. Resulullah (s.a.v.)’in torunlarına, “ben senin helalinim kendimi sana hibe ettim. İster al, ister alma” diyorlardı, “sana aitim” diyorlardı. Hasan (r.a) ve Hüseyin (r.a) benim ceddimdir. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in, güzel torunlarıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) onları sokakta yakalayıp böyle tutup, havaya kaldırıp seviyormuş onları, öper her yerlerinden öpüyormuş böyle burunlarından, yüzlerinden, her yerlerinden, camide de gidip, Peygamber (s.a.v) secdeye kapandığında, başına oturuyorlarmış. Peygamberimiz (s.a.v.), uzun süre secdeden kalkamıyormuş onlar oturduğu için, öyle şeker ve sevimliler maşaAllah.
SUNUCU:Bizi yarın 22:00 ‘dan itibaren Samsun AKS, Tv Kayseri, Mavi Karadeniz Radyo, www.HarunYahya.Tv internet sitemizden takip edebilirsiniz.
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...