ADNAN OKTAR: Ne anlatıyordunuz?
OKTAR BABUNA:Termitleri Hocam, sizin ‘Termit Mucizesi’ Kitabınızdan da, inşaAllah. Kör oldukları halde nasıl mimari özellikler gösterdiklerini, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam yurdışında bir internet sitesinde sizinle ilgili bir haber çıkmış.
ADNAN OKTAR:Nedir konu?
ALTUĞ BERKER:Amerika’da yayın yapan Washington Post Şirketi’ne bağlı bir internet sitesi Hocam. Slate isimli, 9 Şubat, dün çıkmış. Ariane Bonzon isimli bayan sizin Paris’teki konferansınıza katılmış Hocam. Oradaki izlenimlerini aktarmış. Başlığı “Harun Yahya, Türk Yaratılışçılığın Şefi” diyor.
ADNAN OKTAR:Şef? Şef biraz hafif olur canım. Daha iyi bir şey söylesinler.
ALTUĞ BERKER:Altın yaldızlı, süslemeli salonun ne kadar güzel ve rahat olduğunu, girişte çok güzel broşürlerin ücretsiz dağıtıldığını ve on dakikada hepsinin bittiğini, bu kadar gösterişli bir salona rağmen girişin ücretsiz olduğunu yazmış. Konuşmacıları ve Fransızca’larını övmüş. Dawkins’in, “Hayatın uzaylılar tarafından yaratılmıştır” sözüyle salonun kahkaha ve alkışa boğulduğunu söylemiş. Ardından Dawkins’in mutasyon örneği veremediği videosu gösterilince, tüm salonda kahkahaların ikiye katlandığını belirtmiş. Konferansa katılan kişilerle röpörtaj yapmış, onlardan örnekler vermiş. Örneğin; eşiyle birlikte konferansa katılan bir eczacı bayan şunları söylemiş. “Harun Yahya’yı internette keşfettim. Kitapları oradan indirilebiliyor, Kuran’da insanın Allah tarafından yaratıldığını yazıyor. Allah doğru olmayan bir şeyi söylemez ve Harun Yahya bize bunu ispat ediyor. Darwin’in teorileri yanlıştır.” demiş. Nassim isminde bir mühendis şöyle demiş, “"Eğer şimdi fen bilimleri derslerime katılıyor olsaydım, ögretmenimin yalanlarına karşı söyleyecek kanıtlarım olurdu. Lisede sınıfı geçebilmek için evrim teorisini ve savunduğu tüm değerleri kabul etmek zorundasın." demiş. Mehdi isimli bir başka kişi ise “Okulda öğretmenim, insanlar maymundan geldi derdi. Ben itiraz edip “hayır insan Adem’den yaratılmıştır” derdim. Ama öğretmen ve öğrenciler benimle dalga geçerlerdi. Artık o günler uzakta” demiş.
ADNAN OKTAR:Darwinizm’de de, başka konularda da insanlar kısa sürede bir hipnoz tarzı ekip haline gelebiliyorlar. Mesela diyor ki adam, insan evrimle meydana geldi, diyor. Sen buna cevap verebilecek durumda mısın? Yok, diyor. Var mı arkadaşlarından cevap verebilecek? Yok, diyor. Kısa sürede bu, fazla düşünülmeyen ortamda, fazla da araştırılmayan ortamda yayılıyor. Buna benzer her şey öyle yayılabiliyor. Mesela adam kafasına kavun gibi bir şey geçiriyor, ben peygamberim, diyor. Var mı aksini söyleyecek olan, diyor. Adamın zaten Kuran bilgisi de olmadığı için, yok, biraz acayip geldi bana ama sen de birşeyler söylüyorsun, fakat itiraz edecek durumum yok, diyor, o da yayılıyor. Biri çıkıyor, Bediüzzaman için “Mehdi (a.s) gelmiştir. Programı da bitmiştir, konu kapanmıştır, biz Kıyamet’i bekliyoruz, diyor. Var mı aksini söyleyen? Ben 40 yıldır Risale-i Nur okuyorum, sen? 40 gün, diyor. Konuşacak durumun var mı? Yok, konuşacak durumum, diyor. O zaman şahs-ı manevidir Mehdi, Mehdi de gelmeyecek, Kıyamet kopacak, diyor. Öbürü mesela Cübbeli çıkıyor, Ben alim adamım, doğru mu? Var mı Arapçan, ezberin? Yok, diyor adam. “Bak Kuran’ı ben ezberden biliyorum, hadis de biliyorum. Bu konuyu çok iyi bilen biriyim, 570 yıl sonra gelecek Mehdi (a.s)” diyor. “Doğrudur ağam, senin dediğin gibidir” diyor adam. Sistem böyle çalışıyor. İnsanlar çünkü uğraşmak istemiyorlar böyle şeylerle. Cevap vermek, anormalliğini anlatmak gibi bir konuları olmuyor. Kısa sürede bunlar bir ekip olabiliyorlar. Mesela bak, şahs-ı manevicilik hemen bir ekip olmuş. Mesela o kavun gibi şapka giyen arkadaşın hemen bir ekibi oluşmuş. Küçük ama oluyor. Mesela Darwinistler üniversitelerin boşluğundan istifadeyle her yere hakim olmuşlar. Direnen yok, cevap veren yok, alakaları yok. Diyor ki adam; ben profesörüm, bunlar da profesör biz 50 kişiyiz, sen nesin, diyor. Ben üniversitede öğrenciyim, diyor. Konuşacak halin var mı senin, diyor. Yok, diyor adam. O zaman biz haklıyız, uzatacak bir şey yok, diyor. Sistem böyle. Biz bunlara dedik ki, ne oluyor hemşehrim, çok afedersiniz, anlatır mısınız, dedik. Protein tesadüfen olur mu, dedik. Bak adam göğü izlemeye başladı. Önce evet olur, diyordu. Dawkins falan hepsi olur, diyorlardı. Niye olmasın? Bal gibi olur çamurdan olur, diyorlardı. Biz protein molekülünü ortaya koyduk, dedik ki; bir tane atom eksildiğinde, yüzlerce atomun dantel gibi işlenmesinden oluşuyor. Bir tane atom yer değiştirdiğinde, çıktığında, bütün molekül çöküyor ve çok hassas bir yapı protein. Dantel gibi böyle, hani kağıttan yapılmış bir kule düşün, o kadar hassastır protein, çok hassas. Güneş ışığına hassas, oksijene hassas, başka kimyasal maddelere hassas. Mesela bir amonyak falan bir tarafına bir dokunsa darmakeşan olur. Herhangi bir asit, asidik madde, herhangi bir baz, bir temasa geçsin hemen parçalanır. Bu çok hassas bir şey, bir de molekül halkası çok acayip büyük bunun. Emin misin, dedik. Doğru, olamaz, dedi. Peki nasıl olur bu, dedik. Bir proteinin olması için başka bir proteine ihtiyaç var, tesadüfen olmaz, dedi. Peki nasıl olur, dedik. Adam göğe bakıyor. Bakıyor, bakıyor, bakıyor ama bayağı bakıyor göğe, adam hazır cevap tabii, çok zeki, zeka fışkırıyor, “uzaylılar yapmıştır” dedi. Köşeye sıkıştığı bir nokta olmuyor adamın. Bak zekice cevap verdi işte, “uzaylılar.” Kapı gibi cevap, ne cevap verirsen ver. Kaçtı mı, hırsız kovalar gibi kovalıyoruz böyle bunları. Portakal sandığının içine giriyor, oraya girdi mi, ne işin var hemşehrim, diyoruz. Oradan atlıyor ara sokaklardan kaçmaya başlıyor, bodrum kata giriyor. Burda ne yapıyorsun, diyoruz, ordan çıkıyor pencereden kaçıyor. Bunları banyo yaptıkları yere kadar kovalayacağız, inşaAllah. Nereye kaçarlarsa yakalayacağız. İnanamıyorum ben bunlara. Dindarların içinde de öyle sorunlar var. Mesela adam çıkıyor, alenen yalan söylüyor, anlayamıyorlar. Adam hurafe makinası gibi, yağmur gibi yağdırıyor. Ne kadar tatlı konuşuyor adam, diyor. Hikaye anlatıyor onlara, alenen yalan söylüyor. Uyuşturuyor beynini, onun o alemine giriyor. Çünkü adam evlenmeden bahsediyor, tam aradığı şey adamın evlenmek, çoluk çocuğa karışmak. Güzel, diyor adam. Bak mesela Cübbeli cinsel ilişki teknikleri ve evlilikle ilgili kitap hazırlamış, 5 cilt. Birinci cildini sunuyor, en acil konu bu Türkiye’de şu an, diyor. En önemli konu bu, diyor. İftiharla sunuyorum piyasaya, birinci cildi çıktı hadi gözünüz aydın. Öbürünü de merakla bekleyin, hemen çıkarmayacağım, diyor. Yani millet böyle heyecanla, parmaklarını çıtlatarak bekleyecek ikinci cildin çıkmasını. İttihad-ı İslam yok, Türk-İslam Birliği o da yok, diyor. Arada sırada ben anlatırım ama pratikte olacak bir şey değil, Mehdi (a.s)’ın gelmesine 570 yıl var, diyor. Dolayısıyla, yemek nasıl yenir, cima teknikleri, hurafeler nasıl anlatılır, bunları anlatıyor adam. Bir çok insanın işine geliyor bu, çünkü bir risk yok bunda. Mesela diyor ki, sabaha kadar zikir çekeceksin, adam zaten zikir çekerken uyuyup kalıyor. “Derin uyku getirir, iyidir zikir çekmek” diyor. Söylüyor zaten, “uyku ilacı gibi” diyor. Çünkü bunda; tebliğ yaptığında, zordur tebliğ. Adamlarla muhatap olacaksın, karşına alacaksın, dava da açılabilir sana, paranı vereceksin, imkanlarını vereceksin, gerekirse evlenmeyeceksin, işinden gücünden atılabilirsin, okulun yarım kalabilir. Cihat; yani tebliğ, Allah’ın dinini yaymak çok zorludur. Ben sizlerden bu görevi aldım, sakıt oldunuz siz, diyor. Ne yapacağız biz diyor, siz sabaha kadar zikir çekin, diyor. Adam diyor ki, ben Kur’an’ı bilmiyorum. Olsun bilme, diyor. Hadisleri de bilmiyorum, ahir zamanı da bilmiyorum, diyor. Olsun, sabaha kadar zikir çek, diyor. Peki dünyaya dinsizlik, deccaliyet yayılmış, o zaman ne olacak, diyor. 570 yıl sonra Mehdi (a.s) gelip onu halledecek, böyle bir konu yok, senin ilgilenmene gerek yok, diyor. Böyle onlara kolaylık sunduğu için, insanlara cazip geliyor bu tip şeyler. Bir de sen çile ehlisin, sabaha kadar zikir çekiyorsun, tebliğ kolay, diyor. Sen en zorlarını yapıyorsun, sarık sarıyorsun, saramaz adam sarık, kolay iş mi, diyor. Sarık sarıyorsun tamam da, güzel, çok hoş ama tebliği bırakıyorsun. Tebliğ farz, en büyük farz. İttihad-ı İslam en büyük farzdır, onu bırakıyorsun. O sünnet; bir milyar sünnet bir tane farzın yerini tutmaz. Üstelik sen en büyük farzı terketmiş oluyorsun. Mesela şahs-ı manevici arkadaşlar gayet rahat onlar. Bediüzzaman zamanında tutuklanıyorlardı, hapse giriyorlardı, olaylar çıkarıyordu, hakaret görüyorlardı, eziyet görüyorlardı, mahallelerde duramıyorlardı. Bir torba yoğurt, az bir pirinç, oradan oraya gidiyorlardı. Şimdi şahs-ı manevi dedin mi, grand tuvalet, gayet rahat. İş güç tamam. Tesisler açılacak, hem de millete tepeden bakma imkanı da var. Enaniyet de sağlıyor bir yönüyle, biz en üstünüz, en büyüğüz, diyor. Sayıları çok mu? Az ama etkileri çok oluyor. Mesela Nur talebelerinin yüzde 99’u iyidir, tanırım ben. Yüzde 1’lik bir bozuk kesim var ama çok büyük bir etkisi oluyor.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Mehmet Talu Hocamız, “İslam Alimlerinde Mutlaka Bulunması Gerekli Zaruri Sıfatlar” yazısının ikincisine devam etmiş. Şöyle sayıyor maddelerle. “Önce kendi nefsine vaaz ve nasihat etmek, bunları nefsine kabul ettirdikten sonra halka vaaz ve nasihat etmek. Kafirleri, azgın münafıkları, zalimleri, fasık ve facirleri, yeryüzünde fesat çıkaranları dost ve veli olarak kabul etmemek. Dünyayı kendisi ve ailesi için sahte ve yalancı bir cennet yapmaya çalışmamak. Böyle bir sapıklık içinde bulunan kimse din alimi değil, ancak alimin müsveddesi olabilir. Bu yüksek zatlar ahlak, fazilet ve hikmet sahibidir. Ahlaksız, faziletsiz, hikmetsiz kişilerin İslam büyüğü olmaz. Bu gibi kimseler benliklerini kontrol altına almışlardır. Nefs-i emmâresine tabi olan kişi meşhur bir şahsiyet olabilir, büyük bir zat olabilir, sanatkar olabilir lakin asla İslam büyüğü olamaz.” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Öyle usturuplu, öyle güzel anlatıyor ki Hocamız, çok akıllı bir insan, bayağı mükemmel anlatıyor. Dedikleri tam anlamıyla Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in üslubu. Tamamıyla Kur’an’a uygun ve iblis gibi alimleri o kadar mükemmel açıklıyor ki, insanın hemen gözünün önünde canlanıyor, tablo gibi canlanıyor. Gayet mükemmel anlatmış. Alim böyle olur işte. Şöhretten kaçınıyor. Nezaketi malum, son derece nezeketli bir insan. İlim, derya. Hurafeden şiddetle kaçınıyor, mutlaka kaynak arıyor, kaynağın kaynağına kadar, son derece özenli. Etrafında mükemmel bir alim grubu oluşturmuş. Alimlere hocalık yapıyor. Bak, alimlerin hocası. O yetiştirdiği talebeleri var Hocamızın, her biri bir müceddid, müçtehid, alim, büyük alim. Bir beldeye, bir memlekete yeterli bir kişi. Onların hocası, düşün artık yani, inşaAllah. Ama bak, son derece mütevazı, son derece efendi, son derece nezaketli. Üslubunu görüyorsunuz. Konuşurkenki üslubunu görüyorsunuz. Bir de iblis kılıklı, kılıklı değil de direkt iblis olan din adamı görünümlü zevata bak, bir de ona bak. Mahmut Hocamız çok mübarek, muhterem bir insandır. Çok değerli alimler yetiştirmiştir ama o güzel ocağın içine ateş de düşüyor bazen. Bazen nur düşer, bazen de ateş düşüyor. İşte ateşi de böyle büyük, muhterem alimler söndürüyorlar, inşaAllah.
“Arif Mert, ben İzmir’den Erdem. Hocam sizi iki akşamdır göremiyoruz. Bu konuda bizi aydınlatırsanız sevinirim. Saygılarımızla. Allah’a emanet olun.” Biraz özleyin. Sürekli Hocamız gelir, o olmaz. Biraz özleyeceksiniz, inşaAllah.
“Hollanda’dan Adem. Selamun Aleyküm Hocam. Hocam benim bir arkadaşım var, bir hanım. Sizi izlemesi için tavsiyede bulundum, kitap almasına vesile oldum. Namaz kılmaya başladı ama ailesi evde namaz kılmasını yasakladı, sürekli baskı ve hakarete maruz kalıyor. Kendisi size mail gönderme cesareti bulamadı, onun yerine ben atıyorum, inşaAllah. Kardeşimize yardımcı olursanız, tavsiyenizi bekliyorum. Saygılar. Hollanda’dan Adem.” Ben onun kardeşiyim, ben onun canıyım. Müslümanlar birbirlerinin kardeşidir. İnsan utanır mı, çekinir mi? Güvenmeyle alakası yok, güveniyor tabii ki de, utanıp çekiniyor. Hani ben ne derim acaba, ayıp mı olur, gibi düşünüyor anladığım kadarıyla. Olmaz. Bir de çok hayati bir konun var, çok önemli bir konu var. Bu konuda yazmayacaksa, konuşmayacaksa ne konuda yazacak? Müminler birbirlerinin kardeşi, bana hemen yazsın. Yahut Adem sen yaz, detay ver, çok detaylı bilgi ver, yardımcı olalım, olmaz öyle şey. Farz çünkü. Birine karşı bir şey yapıldığında, Müslümanlar el birlik ona yardım ederler, diyor Allah. Farzdır o, inşaAllah.
Yasin Yalçınkaya. Yasin o kadar uzun yazmışsın ki, maşaAllah sana yani. Çok kısa, birkaç örnekle aynı şeyi anlatabilirsin. Çok özlü olacak. “Sayın Seyyid Adnan Hocam, sizin uzun zamandır takipçinizim. Çok güzel müjdeler verdiniz, fakat İstanbul’un ikinci defa fethi konusunu biraz anlatırsanız sevinirim. İstanbul işgal mi olacak, Türkiye savaşın merkezi mi olacak? Allah rızası için anlatın. Saygılarımla, ellerinizden öperim. Allah’a emanet olun.” Yok. İstanbul’u işgal edecek adam daha anasının karnından doğmadı. Öyle bir şey yok. İstanbul manen fethedilecektir. Darwinist, materyalist sistemden kurtarılacaktır. O da zaten oldu ve olmak üzere, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam siz önceki gün Ahmet Altan’ın Defne Joy Foster’ın ölümünün ardından yazdığı yazıda, kader hakkında merak ettiği bir konuyu açıklamıştınız. Bu yazıda aynı zamanda sorduğu başka bir soru daha vardı, o da şöyle. Ahmet Altan yazısında şöyle diyor: “Bir ölüm olduğunda gerçekle yüzleştiğini ve sonsuz bir kudretin karşısında aslında ne kadar küçük ve önemsiz bir varlık olduğunu, hatta bir toz zerresi hükmünde olduğunu çok iyi anladığını” söylüyor. “Defne’nin ölümü bu gerçeği bir daha görmeme neden oldu” diyor. Ancak bu konuda şöyle bir soru takılmış kafasına. “İnsan bu gerçeğin sürekli farkında olarak nasıl normal yaşar?” diye soruyor. Kendi üslubuyla bu konuyu şöyle ifade ediyor. “Bu gerçeği bilmenin ağırlığı insanın üzerinde sonsuz bir karanlık olarak kalmaz mı?” diye sormuş.
ADNAN OKTAR:Ahmet Altan’a ya biz gidelim, ya çağır görüşelim. Böyle sürekli televizyondan, oradan konuşulmaz. Olur da, daha iyi olur, yüz yüze görüşelim. Şimdi bak, Allah var. Allah tek başına değil. Melekleri yaratıyor, cinleri yaratıyor. Ama bu Allah’ın beğendiği bir hâl alması için insanın olması gerekiyor. Bunu beğendiği için, çok beğendiği için bu sistemi yaratmış Allah. Biz de baktığımızda, çok güzel olduğunu görüyoruz. Çünkü öbür türlü, melekler var ama melekler zaten iman etmeye mecburlar. Başka bir imkanları yok. Cömert olamıyor, kendine ait bir malı yok, cömert olamıyor. Affedilecek bir durumu yok. Acıyla karşılaşmıyor. Sabredecek bir durumu olmuyor. İnsanda olan güzel ahlakın uygulanabileceği imkanı yok meleklerin. Güzel ahlakın uygulanabileceği tek varlık insan. Bakın milyarlarca insan içerisinde de bir tane Mehdi (a.s) çıkıyor. Bir tane İsa (a.s) geliyor. Bir tane Hz. Muhammed (s.a.v) oluyor, çok az oluyor. Ama Allah onu yeterli görüyor, beğeniyor. Biz ahirete gittiğimizde göreceğiz, çok azdır Peygamberlerin sayısı. Veliler bir hayli vardır. Çok ama onların da sayısı belirli. Salih müminler de belirli bir sayıdadır, çünkü bu çok yüksek vicdan gerektiriyor. Mesela ben burada gelip konuşuyorum. Benim herhangi bir çıkarım yok, maddi bir çıkarım yok, dünyevi bir çıkarım yok. Allah’ın rızası için yapıyorum. Allah’ın beğenmesi ve sevmesi için yapıyorum. Cennet karşılığında da yapmaz Müslüman. Cennete gideyim, onun için ibadet edeyim de yok. Ben Allah’ı seviyorum, derin saygı duyuyorum, O’nun istediği tarzda korkuyorum, istediği şekilde Allah’tan korkuyorum ve O’nun beni beğenmesini istiyorum, beni sevmesini istiyorum, onun için yapıyorum. Tek amacım bu. Allah bunu beğeniyor işte. Bir de ben bunu yaparken eğer acı çekersem, acıya rağmen bunu yapıyorsam, işte bunun adına aşk denir. Çünkü ben son derece rahatken, iyiyken bunu yapıyorum ama zorlukla karşılaştığımda birden Allah’a karşı haşa haşa sevgimi kaybetsem, çok kötü bir şey bu işte. Bu olmaz, Allah bunu istemiyor. Gerekirse "Benim uğrumda, Benim verdiğim canı Bana geri verin" diyor Allah. En beğendiği şeylerden birisi şehitliktir Allah’ın. Çünkü can aziz bilinir, canını veriyor. Veyahut gazi oluyor, kolunu Allah yolunda veriyor. Kolu veren kim, Allah, alan kim, yine Allah. Bununla dünya güzelleşmiş oluyor. İşte bununla tam oluyor sistem, bu sistemle tam olmuş oluyor. Öbür türlü çok ciddi bir eksiklik olurdu. Tabii takdir Allah’ın, Allah isterse o şekilde de bize hissettirmez ama şu an bize verdiği bilgiye göre ciddi bir eksiklik olmuş oluyor. İşte bu eksikliği Allah bu şekilde tamamlamış oluyor, güzelleştirmiş oluyor. Mesela insan yaratılırdı da gözü olmazdı, bir et parçasıyla kapalı olurdu ama bir eksiklik olacaktı. Güzel olurdu yine ama çok ciddi bir eksiklik olurdu, Allah’ın yarattığı sistemde de bu güzellik tamamlanmış oluyor insanla ama mükemmel bir tamamlanma. Çünkü meleklerden daha çok seviyor Allah insanı, daha önemli görüyor, onun içindir. Mesela yedi milyar dünya var, yedi milyar dünyanın içinden bir tane Mehdi (a.s.) yaratıyor, onu seviyor. Çok önemli oluyor o Allah için. Mesela Hz. İsa (a.s.)’ı indiriyor, onu çok seviyor Allah, önemli görüyor. Veliler oluyor, mesela grubu oluyor; Mehdi (a.s.) talebeleri oluyor, onları seviyor Allah. Hz. İsa (a.s.)’nın talebeleri oluyor, onlar bin iki yüz kişi yaklaşık Hz. İsa (a.s.)’nın talebeleri, onları seviyor. Mehdi (a.s.)’nin talebeleri 313 kişi civarında onları da çok seviyor Allah. Veliler var, Türk Milletini sevdiğini anlıyoruz görev vermesinden, inşaAllah. Özel olarak seçilen bir millet. Mesela Osmanlı döneminde Türkleri Allah seçmiş. Şimdi bu elle tutulur net bir delil, başka bir yeri seçmemiş ama onları seçmiş, onları tercih etmiş Allah. Tercih edince nedir, seviyor anlamına gelir, inşaAllah.
Cabir bin Abdullah dedi ki: “Allah’ın Resulu şöyle buyurdu: ‘Mehdi(a.s.)'ın çıkışını inkar eden, Muhammed'e indirileni inkar etmiştir.’” Doğrudan dinsizdir diyor. "Hz. Mehdi (a.s.)'ı inkar eden şüphesiz kâfir olur." Fevaid-ul Ahbar, İkd-ud Durer, fi Ahbar-il Mehdi-il Muntazar kitaplar, çeşitli Ehl-i Sünnet kitaplar. "Feraid-us Simtayn", "Lisan-ul Mizan", "el-Fetave-l Hadise", "el-Kavl-ul Muhtasar fi Alamât-il Mehdi-il Muntazar", "el-Orfu-l Verdi Fi Ahbari-l Mehdi","Maani-l Ahbar", “Fi Ahbari-l Mehdi, El havilil Fetava kitabına ek, "Yenâbi-ul Mevedde", "el-Burhan Fi Alâmât-i Mehdi-i Ahir Zaman",çok fazla kitap var, hepsi de Ehl-i Sünnet eserler. Bunlar da Mehdi (as.)’ın çıkışının kesin olduğu, Mehdi (as.)’nin çıkışını inkar eden; bakın “Muhammed (s.a.v.)’e indirileni inkar etmiştir” diyor Ehl-i Sünnet alimleri. "Hz. Mehdi (a.s.)'ı inkar eden şüphesiz kâfirdir." diyor yine Ehl-i Sünnet alimlerinin bizlere bildirdiği hadis-i şerifler bunlar, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in iki ünlü hadisi, sahabeler naklediyorlar bize. Diyor ki Peygamberimiz (s.a.v.); “Mehdi (a.s.)'ın çıkışını inkar eden, Muhammed (s.a.v.)'e indirileni inkar etmiştir.” Bana indirileni inkar etmiştir, diyor. Öbür hadisinde diyor ki, "Hz. Mehdi (a.s.)'ı inkar eden şüphesiz kâfir olur" diyor, inşaAllah.
“Asrul Ekber Esedullah Hocam, hadis-i şerifte yazılı hikmet nasıl İttihad-ı İslam farz ise Mehdi (as.)’ı aramak, bulmaya gayret etmek ve ona kolaylık sağlamanın farz olduğunu anlayabilir miyiz?” diyor. Tabii ki, inşaAllah. Kayseri’den Yunus Çakır. Geçenlerde bir kardeşimiz bir yazı yazdı. Esat Coşan Hocamız’ın vekili olarak bir arkadaşı söylediler, İstanbul’da bir vekil diye. Sonra da yurtdışından bir yazı geldi bize; Nurettin Coşan, Hocamızın oğlu biliyorsunuz, vekaletin onda olduğunu söyledi. Benim de bildiğim, doğru olan da o Allah- u Alem, vekalet Nurettin Coşan‘dadır. Buradaki arkadaş herhalde seviyor Hocamız’ı, Esat Coşan Hocamız’ı. Sevebilir çok güzel, talebelik ediyor, herhalde kendince de hizmet veriyor herhalde, anladığım kadarıyla ama vekili Hocamız’ın, Nurettin Coşan‘dır. Genç, efendi, çok terbiyeli bir delikanlı.
ALTUĞ BERKER:Az önce anlattığınız konuyla ilgili olarak da, Zaman Gazetesi’nde Ali Ünal yazısında; Ahmet Altan’ın ateist olarak bilindiğini, ayrıca kadere inandığını da zannetmediğini söylemiş. Ancak buna rağmen yazısında hem Allah’ın adını anmasını, hem de kaderden bahsetmesini biraz eleştirel bir üslupla değinmiş. Kaderle ilgili suçlayıcı bir yazı yazmasını da eleştirmiş.
ADNAN OKTAR:Şimdi, bir olumlu yön varsa, o olumlu yönden yaklaşılır. Biz Cübbeli üslubu kullanamayız, Cübbeli yöntemleri kullanamayız. Camiye gidiyorlar mesela adamlar bayram namazında; oruç tutmadınız ki, niye geldiniz camiye, diyor ben biliyorum. Bu çok hasta bir zihniyet, sana ne? Gelmiş camiye işte Allah rızası için, o da bir ibadet, hiç yoktan gayet güzel. Allah’ın evine gelmiş, ibadet ediyor adam, namaz kılıyor. Senede bir kere de olsa namaz kılıyor. Böyle kovalayan, iten bir üslup çok çok yanlış. Başörtülü hanımlara ayrı bir üslup; “ne biçim insansınız siz, işte fasıksınız, isyankarsınız siz, hiç başınızı örtmeseniz daha iyi”. Başı açık olanlara akıl almaz hakaretler, üslup. Şimdi Ali Ünal, Fethullah Hocamız’ın talebesi, biliyorum yani tipinden de öyle görünüyor, şimdi yakıştı mı bu? Ahmet Altan belli ki şüpheler içerisinde böyle bir sarsıntı geçiriyor ama iman etmek istediği açık belli, üslubundan anlaşılıyor. Ve yaklaşımı da iman etme yönünde gibi görünüyor. Burada ona yardımcı olmak varken, Cübbeli üslubuyla ona karşı gelmek müspet hareket olmaz, olumlu bir hareket olmaz, çok yanlış yapmış, inşaAllah. Onun vesveselerini, şüphelerini giderecek bir üslup kullanması lazım.
ALTUĞ BERKER:Fethullah Hocamız’dan bahsettiniz Hocam, Serdar Turgut yazısında Fethullah Hocamız’dan da bahseden bir yazı yazmış. Şöyle diyor, “modern çağımızda, modern İslami hareketlerin iktidar olmak yerine sivil toplum örgütü olarak kalıp dışarıdan iktidarın sınırlarını belirlemeyi ve yönünü tayin etmeyi tercih ettiklerini yazmış. Gülen hareketinin de böyle bir yol izlediğini ve kendilerine anlayışla yaklaşan iktidarlar olduğu sürece bu şekilde kalacaklarını belirtmiş. Bu nedenle Gülen hareketinin amacının iktidar olma hevesi olduğunu söyleyen çevrelere katılmadığını ve Gülen hareketinin böyle bir amacının olmadığını, söylemiş. Mısır’daki Müslüman Kardeşler’in de böyle bir yol izlediğini ve hükümetle masaya oturmasına rağmen geri planda kalarak iktidara geçmeyi reddettiğini de yazısına eklemiş.
ADNAN OKTAR:Evet, Serdar Turgut tabii olaya daha yüzeysel bakıyor. İttihad-ı İslam’ın oluşması için Mehdi (a.s.)’a tabiyet şarttır. Mehdi (a.s.)’a tabi olmadan İttihad-ı İslam olmaz. İttihad-ı İslam olmadan da Müslüman aleminde huzur, bereket, rahatlık diye bir olay olmaz. Bir orası karışır, bir burası karışır, dövülürler, sövülürler, hakarete uğrarlar, şehit edilirler, acılar çekerler, ızdırap içinde çalkanır dururlar. Ya Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.)’in gösterdiği yola girecekler, söylediği kurtuluşa gidecekler, ya yoksa bu. Yok diyorlar, biz Peygamberimiz (s.a.v.)’in anlattığı yolu beğenmiyoruz, Mehdi (a.s.) gelecek demesi, Hz. İsa Mesih (a.s.) gelecek demesi bizi ilgilendirmiyor, diyorlar. Biz kendimiz sosyal bilgilerden edindiğimiz imkanlarla, sosyoloji ilminin bize açtığı derin ufukla, derin perspektifle muazzam kafamız çalışıyor, çok güzel şeyler buluyoruz. “Bak biz nasıl çözüm bulacağız” diyor, işte al bak bu da çözüm. Sürünürsünüz, perişan olursunuz, başka bir çözüm olmaz.
Şimdi bir insan samimi İslam’a hizmet etmek istiyor olabilir, gayret ediyor olabilir. Esat Coşan Hocamız’ı seviyor da olabilir ama doğrusu o. Nurettin Coşan’dır Hocamız’ın vekili. Çok şahane, temiz bir insan.
“Selamun Aleyküm.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü. “ Adnan Hocam size çok mesaj attım, hiçbir mesajımı okumadınız, bari bunu okuyun.” Tamam, güzel. “Hocam bu Bahai dini uydurma olmasına rağmen nasıl yandaş buluyor veya bunu yazan nasıl insanlara ibadetleri kabul ettirebiliyor? Saygılarımla, Turgut Kılıç, İstanbul.” İmtihan dünyası böyle işte, Allah imtihanı böyle yapıyor. Şeytanın çeşitli hizipleri oluyor, insanlar çeşitli, şekillerde dalalete düşüyor. Kimi yobazların peşinde gidiyor, kimi cahil cühelanın peşine gidiyor, kimi de Mehdi (a.s)’ın peşinde gidiyor. Kimi başka fikir ekollerinin peşinde gidiyor, kimi komünist oluyor; imtihan dünyasının gereğidir bunlar. Kaderde olan olaylar. İşte o da Bahahullah denen bir şahıs; “ben Peygamberim” dedi çıktı ortaya, bana da vahiy geliyor, diyor. Var ya senin kavuklu o da öyle Bahahullah cezbeleniyor, çırpınıyor, bir şeyler yapıyor, “bana vahiy geliyor” diyor. Bana inanmanız şart, ahir zamanın gelecek Mehdi (a.s)’ı benim, diyor, inanan oluyor. Şimdi bak kafasında kavun olan da şimdi vefat etsin, Allah ömrünü uzun etsin de, vefat ettiğini düşünelim, aynı kafada devam ederler. Bahahullah’ın nasıl sistemi? Mehdi (a.s) geldi geçti derler. Mesela Nur Talebesi kardeşlerimiz de Mehdi (a.s) geldi geçti, diyorlar. Tamam, deccal de tepelendi iş bitti, biz kıyameti bekliyoruz, zaten az bir şey kaldı, diyorlar. Çaylar demli olsun, tıngır tıngır çayları karıştırıyor, geçiriyor vakti. Konu bu.
“Sayın Hocam’a sorun. Lütfen bir haftadan beri mesaj yazıyorum neden iletmiyorsunuz? İletmeyecek misiniz? Programı izlemeyi bırakacağım, yüz kere mail atıyorum, lütfen söyleyin” diyor. Çocukları üzmeyin, ne diyorlarsa yerine getirin, inşaAllah. “Merhaba sorum şu.” Baksana sinirinden direk merhabayla başlamış. “Mehdi (a.s) geldiğinde bir rivayete göre cinler, Mehdi (a.s)’a yardım edecek. Ve ikincisi; televizyondaki hocalar ve kafir cinleri Müslümanlaştırmak mümkün mü?” Herhalde “sapkın hocalarla, anormal adamlarla, cinleri Müslümanlaştırmak mümkün mü?” diyor. Tabii ki mümkün. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in zamanında her çeşit adam vardı. Darwinist, materyalist sistem o zaman da vardı, Peygamber Efendimiz (s.a.v) zamanında. Çok eski bir din çünkü, Sümerlerden gelen bir din. Masonlar da var Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in zamanında, ateist masonlar vardı. Çünkü masonluk çok eski, üç-dört bin yıl geriye kadar gidiyor. Ateşe tapanlar vardı, puta tapanlar vardı. Direkt şeytana tapanlar vardı; hepsine tebliğ yaptı, hemen hemen büyük bir bölümü Müslüman oldu. Cinlerden de; dinsiz cinler vardı, Peygamberimiz (s.a.v)’in sohbetlerini dinliyorlardı, onlar da Müslüman oldular. Ayette de var, şeytandan Allah’a sığınırım “biz bir Kuran dinledik” diyorlar cinler, inşaAllah.
Time Dergisi’nde bizimle ilgili bir yazı çıkmış ama bir bakalım yazıya ona göre konuşacağız, inşaAllah. Genellikle; yaktın bizi, Darwinizm’i kurban kavurmaya çevirdin, dümdüz olduk, ne yapacağız, acı bize, o tarz yazılar çıkıyor. Bu kadar da vurulmaz ki, boş bulunduk. Diyorum; Kayseri pestili gibi ezeceğim. Ve daha hiçbir şey yapmadık, daha yeni başlıyoruz, Bismillah. 2012’den sonra nalçalarından çivi sökeceğim, inşaAllah, Allah’ın izniyle, Allah’ın izniyle.
“Sevgili, canım, bir tanecik Hocam; bir eksiklik var diye düşünürken içim sızladı birden. Anladım ekranda sen yoksun. Sanırım bu tarifsiz bir aşk mı? Yoksa ne? Sizi çok seviyorum Hocam.” diyor, maşaAllah. Allah aşkıyla seviyormuş beni bu sevimli hanım kardeşimiz. Ben olmadığımda Oktar Hocam’ın mübarek cemali temessü ediyor. Ta yukarıdan geliyordu sesi.
İskender Paşa için diyorlar ya, sahte Şeyh diye bir adamcağızdan bahsediyorlar, adamı elemeyin. İslam ahlakına, dine faydalı bir şeyler konuşuyorsa konuşsun, bir şey olmaz. Ama söylüyorum Nurettin Coşan asıl vekil olan odur, Nurettin Coşan Beyefendi’dir, çok muhterem bir kardeşimiz.
“Selamun Aleyküm Adnan Hocam, bu ikinci soruşum ama cevabımı alamadan uykuya dalmışım. Kıyamet 2120’li yıllarda kopacak demiştiniz. Ben şu an 16 yaşındayım. Ana babanın bırakacağı hayırlı evlat hayır getirdiğine göre, Kıyamet’in kopacağı zaman dünyada hiç Müslüman kalmayacağına göre, çocuğum olsa ileride mutlak kafir olacak, demek. Çocuğum olsa mı? Allah sizden razı olsun. Şimdiden teşekkürler.” Bak bak hemen evlenecek. Önce okulu bir bitir, bir. Daha on altı yaşında, daha dur bakalım. Bilgini arttır, olgunlaş, İttihat-ı İslam için gayret et. Doğru Bediüzzaman 2120 dediyse tamamdır o, inşaAllah. Allahualem öyledir, inşaAllah.
“Hz. Süleyman (a.s)’ın 300 hanımı, 800 cariyesi var.” Evet doğru, o şekilde. Çok güzel, helal olsun dedeme, helal olsun. Allah bereketini arttırsın, ahirette kat kat fazlasını versin Cenabı-ı Allah, ne güzel. Hz. Hasan (ra), Hz. Hüseyin (ra) da öyleydiler, maşaAllah. Onun da 300 hanımı vardı kendini hibe eden, inşaAllah Allah rızası için. Helal olsun dedelerime, inşaAllah. Aşıklar onlar; o onlara aşık, o da onlara aşık ne güzel, herkes mutlu, herkes sevinç içinde, inşaAllah.
“Selamun Aleyküm Sayın Adnan Hocam.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü. “Öncelikle sizi çok sevdiğimi söylemek istiyorum. Mümkünse sizinle çok önemli konular hakkında görüşmek istiyorum. Geleceğe yönelik hedeflerim projelerim var. Aslen Almanya Berlin doğumluyum, 19 yaşındayım ve şu an Çorlu’dayım. Size nasıl ulaşabilirim Hocam? Tüm ekibinize saygılar. İyi akşamlar, Musa Anıl.” İnternetten ulaşacaksın, konuşuruz oradan, bağlantıda oluruz, inşaAllah.
“Yanınıza gelmek istiyorum. Bana cevap verirseniz ben de sizin talebeniz olmak istiyorum. Avusturya’dan Cem.” Cem şimdi benim yanıma gel, konuşalım ama yine Avusturya’ya git, çünkü Avusturya’daki faaliyetler de çok önemli. Orada da çok fazla Müslüman kardeşlerimiz var, hepsi önemli. Buraya gelirsin tamam bize de faydalı olursun, inşaAllah ama orada da çok faydalı olursun. Bilgini, kültürünü arttıracaksın, inşaAllah. Beril Hocam ne anlatayım?
SUNUCU: Ölümden bahsedebiliriz Hocam, inşaAllah. Siz daha iyi bilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Geçen günlerde Fatih Altaylı ekranda birdenbire, “ölmekten çok korkuyorum” dedi. “Lodos vurdu kafama, tansiyonum bir geldi bir gitti, öleceğim diye korktum.” Hemen gitmiş hastaneye. Allah hayırlısı ile uzun ömür versin. Mehdi (a.s.)’ın elini öpmeyi nasip etsin ona, inşaAllah. Hz. İsa (a.s.)’ın elini öpmeyi nasip etsin. Zaten kemal-i edeple öpecek, inşaAllah. Göreceksiniz, böyle ceketin önünü ilikleyecek, kemal-i hürmetle elini öpecek; ben ne büyük hatalar yapmışım, ne büyük yanlışlar yapmışım, Allah beni affetsin, diyecek, inşaAllah. Korkmasın, ona bir şey olmaz. Hop oturup hop kalkıyor, inşaAllah. Tabii Allah’ın takdiri, takdir Allah’tan, fakat umarım görecek inşaAllah İslam’ın dünyaya hakimiyetini, inşaAllah. İnşaAllah İttihad-i İslam’ı görecek ve ne kadar güzel olduğunu da görecek. Hocam ne güzelmiş İttihad-i İslam. Biz kafamızı gittik, Cübbeli mübbeli falan, yanlış sahillere kafamızı gidip yapıştırdık, doğrusu bambaşkaymış, diyecek, inşaAllah. O tombul gözlüklü olan da öyle. Böyle şimdi detay verecektim ama neyse. Ondan sonra güzel güzel tamburunu çalacak ondan sonra tıngır tıngır böyle sevinçten. O coştu mu alıyor tamburu eline, vuruyor tamburun teline.
ALTUĞ BERKER:Hocam Mısır’dan bir görüntü vardı, Hristiyan-Müslüman kardeşliği. Mısır’da Hristiyanlar, Müslümanları namaz kılarken koruyor; bir gösterici tarafından çekilmiş bu fotoğraf. Hıristiyan gençler, Müslümanlar cemaat halinde namaz kılarken saldırı olmasın diye, saldırı ihtimaline karşı barikat kurmuşlar, koruyorlar, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yok canım bunlar çok pis adamlar, şey adamlar mı, diyeceğiz. Cübbeli bunu istiyor bak. Demek ki Hristiyanlar Müslümanlara destek olacaklar ahir zamanda ve Mehdiyet’in mühim bir yönüdür bu Hristiyan-Müslüman ittifakı. Hristiyanlar “La ilahe illAllah” diyecekler ve Müslümanlığa yaklaşmaya başlayacaklar. Deccaliyete karşı omuz omuza mücadele verecekler. Bunu Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri söylüyor. Önce itiraz etti, sonra kendisi dedi ki; “Mehdi (a.s.) çıkacak, İncil’in aslını bulacak, İncil’in aslıyla Hristiyanlara hükmedecek.” dedi. Daha önce ne diyordun? Tam tersini söylüyordun. “Mehdi (a.s.) çıkacak Tevrat’ın orijinali ile Museviler’e hükmedecek.” dedin. Demek ki daha önce dediklerin yanlış, inşaAllah.
“Muhammed Adnan Hocam, sizi canımdan çok seviyorum.” diyor, maşaAllah. “Sizi dinleyen çocuklarda muhteşem gelişmeler oluyor. İzleyicilerin dediklerine göre otistik bir çocuğun okula başlaması, sizin hakkınızda konuşması, başka bir çocuğun ilk konuşmasında sizin adınızı söylemesi çok dikkatimi çekti. Hocam nasıl bu etki oluşuyor olabilir, maşaAllah” diyor. Sedef Yaman, uzun uzun sorular sormuş, maşaAllah. Allah’ın yarattığı bir güzellik. Bütün güç ve kudret Allah’tadır. “
Selamun Aleyküm Sayın Hocam.” VeAleyküm Selam ve Rahmetullahive Berekatühü. “Belirli bir süredir sizi eşimle birlikte takip ediyorum. Şunu çok samimi bir şekilde söyleyebilirim ki, aklımdan geçen tüm soruların cevabını bulmamda yardımcı oldunuz. Biyoloji okudum ve aynı zamanda bu alanda yüksek lisans yaptım. Bu süreçte çok fazla evrimi savunan hocayla karşılaştım. Bir çok arkadaşım onların etkisine girdi veya ilerlemek için etkisine girmek zorunda kaldı. Ben o zamanlar bu kadar yoğun olarak dini konularla ilgilenen biri değildim. Şimdi evelAllah sizin sayenizde gerçeklerin farkındayım. Ama öğrendiğim; protein, hücrenin ve canlının derin ve mükemmel yapısı bu saçma fikirlerin, Darwinist fikirlerin, Darwinist ve materyalist fikirlerden beni nefret derecesinde uzaklaştırdı. Allah inancıyla evrimin aynı anda kabul edilemeyeceğini gördüm.” Uzun uzun anlatmış. “Tabii bu nedenle cebren ve hile ile üniversiteden uzaklaştırılmak zorunda kaldım.” Uzaklaştırdılar beni üniversiteden diyor bak. Adamlar; nerde Darwinizm, materyalizm, böyle bir tehlike mi var; diyorlar. Bu ne peki? Bak Allah’a inandığı için çocuğu okuldan almışlar. Haddi hesabı yok üniversiteden uzaklaştırılan öğretim üyelerinin, öğrencilerin. Uzun bir yazı onu başka bir gün okuyayım, inşaAllah.
İsimsiz sevimli kardeşim ben sana bir isim vereyim, ismin ne olsun? Ahmet olsun, inşaAllah. Sevimli Ahmet biz, ben toplumun her kesimine tebliğ yaparım. Masonuna, ateist-siyonistine, şeytana tapanına, Tapınak Şövalyesi’ne, başı kapalı hanımlara, çarşaflı hanımlara, başı açık hanımlara, dinsize, ateiste, hepsine tebliğ yaparım ve doğru olan da budur. Başı açık hanımlar, başı kapalı hanımlar da hepsi birbirinden güzel temiz insanlar. Hepsi yüzde yüz tertemiz mümin kardeşlerimiz, ayrım yapmayız, bu kafayı kaldıracaksınız. Çünkü o kafaya göre; başörtülü hanım geliyor, dalalette diyor adam, fasık diyor. Çarşaflı? O da dalalette, o da fasık, diyor. Açık? O da fasık, diyor. Sen? Ben evliya gibiyim, diyor. Ahirette göreceğiz, inşaAllah. Akıllarını başlarına alacaklar. Tertemizdir benim başı açık kardeşlerim ve başı kapalı kardeşlerim ve çarşaflı kardeşlerim. Hepsi nur gibi insanlar.
ALTUĞ BERKER:Hocam, İmam-ı Caferi Sadık’ın, Hz. Mehdi (a.s.) için duası vardı. Oldukça uzun ama bir bölüm okuyabilirim uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Bakayım? Evet okuyabilirsin.
ALTUĞ BERKER:“Allah’ım! Ben, bugünün sabahında ve yaşadığım sürece, onun üzerimdeki ahdini, akdini ve biatini yeniliyorumHiçbir zaman ondan, Hz. Mehdi (a.s.)’dan vazgeçmeyeceğim ve onu zail etmeyeceğim Allah’ım! Beni onun, Hz. Mehdi’nin ensarından ve yardımcılarından, onu savunanlardan, hacetlerini yerine getirmeye koşanlardan, emirlerine itaat edenlerden, onu himaye edenlerden, isteği doğrultusunda diğerlerinden öne geçenlerden ve huzurunda şahadete erişenlerden eyle Zuhurunu çabuklaştır, çıkışını kolaylaştır, yolunu genişlet, beni onun hüccetli yolunda yürüt, emrini geçerli kıl, sırtını güçlendir Allah’ım! O hazretin, muhaliflerin uzak gördüğü, bizim ise yakın gördüğümüz zuhurunu çabuklaştır. Çabuk, çabuk, ey mevlam, ey sahibe’z-zaman”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. İmam-ı Caferi Sadık, Peygamberimiz (s.a.v.)’in torunu, on iki imamın büyüklerinden, inşaAllah. Daha önce de söylemiştim, İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin de hocasıdır, inşaAllah. Bütün mezhep imamlarının hocasıdır, bir tek İmam-ı Azam’ın değil, bütün mezhep imamlarının hocasıdır.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. Almanya’da bir konferansımız var Hocam, duyuralım mı? 12 Şubat Cumartesi günü Almanya Ansbach’da, ‘İslam Terörü Lanetler, Biyomimetri, Teknoloji Doğayı Taklit Ediyor ve Dünya Hayatının Gerçeği konularında bir konferansımız olacak, inşaAllah. 12 Şubat Cumartesi saat 17:00’de giriş ücretsiz, adres de Culture Centrum, Angledsaal’da konferansımız var, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “İsmimi okumazsanız sevinirim” diyor bir kardeşimiz. Çok detaylı çok güzel bir yazı yazmış. Fethullah Hocam’ın talebelerinden bir genç, bu şahs-ı manevi konusunda yapılan yanlışlığı anlatıyor. Şahs-ı maneviyi savunan insanların nasıl olayı çarpıttıklarını yazıyor. Bazı kişilerle karşılaştığını söylüyor. Evet, bilgilendirmiş kardeşimiz. Güzel, ismini de tabii ki okumuyoruz.
ALTUĞ BERKER:Abdülhamit Bilici, Zaman Gazetesi yazarlarından, şöyle demiş hocam; Ortadoğu ülkeleri arasında son ayaklanmalar sonrasında diplomasi trafiği bıçak gibi kesilmiş, hareket halinde olan tek ülke Türkiye’ymiş. Kimse ne yapacağını bilmediğinden kımıldamazken, Davutoğlu Katar’a, Başbakan Erdoğan Suriye’ye gitmiş. Ayrıca Cumhurbaşkanı Gül de haftaya İran’a gidecekmiş inşaAllah. Ayrıca ayaklanmaların sıçrama ihtimali olan ülkelerde de büyük değişimler yaşanmaya başlamış. Ürdün Kralı Abdullah, hükümeti görevden almış. Yemen lideri Salih, 2013'te aday olmayacağını ilan etmiş. Libya lideri Kaddafi, gösterilere zemin oluşturmaması için futbol maçlarını iptal etmiş. Suriye lideri Esad, reform sözü vermiş ve bazı yapılacak reformları belirlemek üzere bir komisyon kurmuş.
ADNAN OKTAR: 2011’de çok olağanüstü olaylar başladı. Bakalım 2012’de nasıl olacak.
Bak, Cenab-ı Allah Hz. Süleyman (a.s)’ın emrine, 37. Ayet, şeytandan Allah’a sığınırım, bak şeytanları veriyor. Bakın şeytanlar bile Peygamber’in hizmetinde. Masonların, Tapınak Şövalyeleri’nin Müslüman olup İslam’a hizmet etmelerinin ne kadar makul olduğunu biz görmüş oluyoruz. “Ve her bina ustasını,” işte bina ustası masonlar aynı zamanda, masonların diğer ismi odur, bina ustası, duvarcı ustası, inşaAllah. “Her bina ustasını ve dalgıç olanı. Ve (kötülük yapmamaları için) sağlam kementlerle birbirine bağlanmış diğerlerini.” Demek ki en kötü insanları bile İslam’a hizmet ettirmiş Hz. Süleyman (a.s.). Bak,“sağlam kementlerle birbirine bağlanmış diğerlerini. İşte bu, bizim vergimizdir. (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ihsanda bulun veyahut muhafaza et.” diyor Cenab-ı Allah. “Şüphesiz, onun Bizim Katımız'da gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır. Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Hani o: ‘Herhalde şeytan, bana kahredici bir acı ve azap dokundurdu’ diye Rabbine seslenmişti.” Müthiş bir sıkıntı geliyor üzerine “kahredici bir acı ve azap dokundurdu” diyor. Cenab-ı Allah da diyor ki; “"Ayağını depret, (hareket et) işte yıkanacak ve içecek soğuk (su, diye vahyettik.).” diyor. O suyu içtiğinde, yıkandığında müthiş dinçleşiyor. Hakikaten de duş alan bir insan, su içen bir insan, hareket eden, spor yapan bir insan çok dinçleşir, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam bazı internet sitelerimizi tanıtmak istiyorum uygun görürseniz. www.DarwinistlerinMatemi.Com www.Darwinistlerinİzdirabi.Com
ADNAN OKTAR: Adamların ızdırabı yoksa bile ızdırabı başlar şimdi.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. www.YaratilisAtlasi.Net burada sayfa sayfa okuyabilirler atlası inşaAllah kardeşlerimiz.
ADNAN OKTAR: Nasıl olacak o?
ALTUĞ BERKER:Kitabı sanki sayfa sayfa okuyorlarmış gibi, kitaptaki gibi, inşaAllah. Bir de www.EvrimiCokertenSiteler.Com
ADNAN OKTAR: Tabii, bakın nasıl merak ediyorlar. “Evrimi nasıl çökertebilirim Hocam?” diye soruyorlar bana. İşte bak, www.EvrimiCokertenSiteler.Com o kadar, inşaAllah.
Bismillah. Şeytan’dan Allah’a sığınırım En’am Suresi, 48. “Biz elçileri” Mehdileri “müjde vericiler ve uyarıp-korkutucular olmaktan başka (bir nedenle) göndermiyoruz.” Müjde veriyorlar ve Allah’tan korkmaları için insanları uyarıyorlar. Ahireti hatırlatıyorlar, kıyameti hatırlatıyorlar, ölümü hatırlatıyorlar. “Şu halde kim iman ederse ve (davranışlarını) düzeltirse, artık onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.” Allah korkusu dışında hiçbir şey yok Müslüman için. “Şu halde kim iman ederse ve (davranışlarını) düzeltirse, artık onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.” Ne dünyada ne ahirette. Son derece rahat edecekler diyor Allah, inşaAllah.
Bismillah, şeytandan Allah’a sığınırım. Yunus Suresi, 82. ayet. “Allah, suçlu-günahkarlar istemese de,” küfür içinde olanlar, Darwinistler, materyalistler kim olursa olsun, İslam’a karşıt olan, İslamiyet’e karşı mücadele veren kim varsa, “Allah, suçlu-günahkarlar istemese de, hakkı (hak olarak) Kendi kelimeleriyle” Kuran ile, İslam ile “gerçekleştirecektir.” Ebcedi 2042 tarihini veriyor.En ihtişamlı yıllar inşaAllah. 86. Ayet; "Ve bizi, kafirler topluluğundan rahmetinle kurtar." 2021, e kardeşim bu kadar tevafukat nedir, mucize bu.
“Selamun Aleyküm Hocam, ben Erdem. Sizi çok merak ettik, iki gündür göremedik, endişelendim. Hocam bize herhangi bir görev düşerse biz her türlü göreve hazırız.” diyor. Tamam işte, Darwinizm’e, materyalizme karşı yoğun mücadele yapın. Konferanslar düzenleyin, kitap alıp dağıtın. İnternet siteleri açın, arkadaşlarınızı uyarın, bizim programlarımızı seyretmeleri için çevrenizdekileri bilgilendirin. “Allah’a emanet olun Hocam.” diyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:A9 TV’nin internet sitesini tanıtalım Hocam. www.a9.com.tr inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Türkiye’nin yeni kanalıymış, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:www.a9.com.tr inşaAllah.
ADNAN OKTAR:A9’da ikiden sonra yemekli toplantı yapacağız, sohbet yapacağız, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Sizin adınızın geçtiği bir yazı çıkmış Akşam Gazetesi’nde. Taha Akyol ile ilgili nasihat vermişler. “Her dönem iktidarlara yarandı, her dönem iktidarlara akıl verdi. Mesut Yılmaz'a, Tansu Çiller'e akıl öğretmeye kalktı. Bugün hiçbiri yok... Bu sahte filozofun verecek ne çok aklı varmış meğer. Şimdi de CHP'ye akıl öğretmeye kalkıyor... Bir: Keşke zamanında içinde bulunduğun MHP'ye biraz akıl verseydin de 12 Eylül olmasaydı. İki: Hala ısrarla akıl satmak istiyorsan, biraz oğlunla ilgilen ki baba sevgisini Adnan Hoca ve Fethullah Hoca'da aramasın.” demiş.
ADNAN OKTAR: Taha Akyol’u hedefleyen bir yazı mı bu?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Oğlu Mustafa Akyol, on beş sene kadar talebemdi. Genel kültürü iyidir Mustafa’nın ama sonradan Darwinizm’e…
ALTUĞ BERKER:Ama sizin vesilenizle Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet ben teşvik ettim,bayağı haytaydı.
ALTUĞ BERKER:Hiçbir bilgisi yoktu.
ADNAN OKTAR: Ne öğrendiyse bizde öğrendi.
ALTUĞ BERKER:Ayrıca saç şekli; punkçılar denirdi o zamanlar, o şekildeydi.
ADNAN OKTAR:İlk geldiğinde öyleydi, evet. Heavy metalciydi. Darwinizm’e karşı onu çok iyi bir faaliyet içinde görüyorduk, ben onu çok iyi yetiştirmiştim Darwinizm’e karşı, materyalizme karşı. Amerika’ya gönderdim defalarca, konferansa gönderdim. Hristiyanlara yönelik de böyle, onlara yönelik de Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliğini anlatan konferanslar verdi. Sonra Etiler’e gitti, orada bir limonata mı içti, kahve mi içti falan, bambaşka bir şey oldu entel dantel, hadi bakalım evrimi dolaylı yoldan kabul eden bir üsluba girdi. Allah akıl fikir versin, hidayet versin, inşaAllah.
Yine Hz. Süleyman (a.s.) çıkmış, maşaAllah. Sad Suresi, şeytandan Allah’a sığınırım. “Yoksa Biz, iman edip salih amellerde bulunanları yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar gibi (bir) mi tutacağız? Ya da muttakileri facirler gibi (bir) mi tutacağız?” Allah, onlar farklı olacaklar, diyor. Onlar nimetlere gark olacaklar, onlar dünya hakimi olacaklar, diyor, inşaAllah. “(Bu Kur'an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler” bak, derince düşünsünler. Cübbeli ne diyor? “Fazla düşünmeyin kafanızın sigortası atar” diyor. Allah ne diyor; “Kuran ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler” diyor Allah, derin derin. “Ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir Kitap'tır.” Hz. Süleyman (a.s.) diyor ki; şeytandan Allah’a sığınırım “O da demişti ki: ‘Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim.’” Allah rızası için malı seviyorum diyor. Sarayları, güzellikleri, hayvanların güzelliklerini.
“Hocam az önce mesajımı okudunuz ismim çıkmamış sanırım. İsmimi sizin ağzınızdan duymak beni şereflendirir. Adım Yeşim. Dualarınızı bekliyorum. Hürmetle ellerinizden öpüyorum. Not: Tebliğ konusunda dediklerinizi anladım, inşaAllah.” Biyoloji öğretmeniymiş kardeşimiz. Sevimli Yeşim senin güzel ismini de duymuş olduk, inşaAllah.
“Hoş geldin gözümün nuru. Sensiz olmuyor Hocam” diyor. “Allah rızası için sizi çok seviyorum.” diyor ama üslubu biraz düzeltmen lazım. “Siz benim aklım, fikrim yaşama amacım oldunuz” diyor. Bu olmamış, çünkü bizim yaşama amacımız Allah’ın rızası, rahmeti ve cennetidir. Allah rızası için yaşarız. Ama şöyle diyebilirsin; “Hocam siz benim aklıma, fikrime yaşama amacıma en büyük katkılardan birisisiniz.” diyebilir, bu şekilde diyebilir. Aman bu ne sevgi böyle, bu sevimlinin ne kadar çok sevgisi var, maşaAllah. Ben de seni çok seviyorum, inşaAllah. Allah sevgini çok çok arttırsın, inşaAllah. Ama beni seven, benim sevdiğimi benden daha çok sevecek. Allah’ı çok seviyorum, Allah’a çok aşığım, ben kuluyum Allah’ın, tecellisiyim. Allah’ı sevecek, Allah’ın tecellisi olarak beni sevecek, inşaAllah. Onu karıştırmamak lazım, o zaman bir hayli acayip olur.
“Esselamü Aleyküm ve Rahmetullâhive Berekâtühü. Ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.)’a talebe olmayanın durumu nedir? Ahir zamanda sınavı sadece talebe olanlar mı kazanacak? Hz. Mehdi (a.s.)’a biat edip deccaliyete karşı savaşan Müslümanların Hz. Mehdi (a.s.)’ın askeri sayılıp sınavı geçer mi? Mehmet Bulut.” Eğer niyet ederse geçer tabii ki. İttihad-i İslam’a niyet edip de, Mehdi (a.s.)’a niyet etmemek mümkün mü? Müslümanlar’ın liderinin adı Mehdi (a.s.)’dir. İttihad-i İslam en büyük farz olduğuna göre Müslüman en büyük farz için gayret edecek. En büyük farz için gayret eden herkes Mehdi (a.s.) talebesidir zaten. Müslümanların liderine niyet ettin mi, “Müslümanların bir lideri olsun ya Rabbi” derse bir insan, Mehdi (a.s.)’a tabi olmuş olur. İsterse canı gönülden.
SUNUCU: Bizi yarın 22:00’den itibaren Kocaeli TV, Mavi Karadeniz Radyo ve www.HarunYahya.TV den takip edebilirsiniz.
Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...