ADNAN OKTAR:İnşaAllah çok kullanıyorsunuz, o dikkatimi çekti. Bir, gelecekte bir şey olacaksa, bir şey söylediysek, orada inşaAllah olur. Ama onun dışında inşaAllah’ı çok fazla kullanıyorsunuz. O olmasa daha iyi olur. Yani, makul bir şeyde olması lazım, dinleyenleri yorabilir o. Yormaz da, yorması da zaten bizi ilgilendirmez, tabii güzel bir zikir ama usül odur. Mesela, ertesi gün olacak bir olay için inşaAllah deriz, yahut biraz sonra yapacağımız bir olay için inşaAllah diyebiliriz. Sıklık fazla, makul bir şekilde kullanmamız lazım. Tamam mı? Ne anlatacaksınız?
SISTER GİZEM:Böceklerin gözündeki tasarımı anlatacak Dilem Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne var bu böcek gözünde dikkat çeken özellikler? İngilizce anlat. Şimdi kısaca ne anlattı?
SISTER BETÜL:Gözün içerisinde bulunan hücrelerden bahsetti, gözün içerisinde ışığı farklı şekilde algılayan hücreler olduğunu, bazılarının daha hafif bir şekilde algıladığını.
ADNAN OKTAR: Bir kısmının daha güçlü algıladığını?
SISTER BETÜL:Göz merceklerinin ışığı daha farklı şekilde algıladığını.
ADNAN OKTAR: Evet, teknik olarak o küçüklükte merceğin yapılması hemen hemen imkansız gibi bir şey. Yani o çok önemli. Bir de o merceğin düşürdüğü görüntü, görüntünün oluşması, yani bunun teknik olarak tasarımı aşağı yukarı imkansız gibi bir şey, çok çok zor. Bunun tesadüflerle oluştuğunun söylenmesi de zaten Darwinizmin münasebetsiz bir yönü. Şimdi beynine gidiyor hayvanın, beyninde görüntüyü görüyor. Ama bizim gördüğümüz gibi görmez, yani şuurunda değiller. Yani görüntüyü algılar, fakat bizim ruh algılamamız gibi değil algılaması. Evet, teknik özelliklerinden ziyade, böceğin de bir ruhu olması fakat şuurunun olmaması mevzu bahis. Mesela böcekte de Allah’ın ruhu var. Çünkü Allah ayette, şeytandan Allah’a sığınırım: “Gözler Allah’ı idrak edemez” diyor, “ama Allah bütün gözleri idrak eder” diyor. Dolayısıyla böceğin gözünden de bakan yine Allah’tır, her yeri görür. Böceğin vücudundaki bütün özellikler, şu tüyündeki küçük bir parçanın, mesela ucundaki ufak bir yerde, bütün bu gözüne ait, merceklerinde kaç sayıda olacak, mercek görüntüyü nasıl ilgili kısma düşürecek. O görüntü ters olarak düşüyor, biliyorsunuz görüntü. Sonra vücut onu düzeltiyor, düzgün hale getiriyor, yani vücudundaki sistem, beyninde hayvan onu düz görüntü olarak görüyor, fakat gördüğünün şuurunda olmuyor. Görüntüyü görüyor, fakat şuurunda olmuyor. Şimdi, böceğin gözü var, yahut insanın da gözü var, fakat beynin içindeki ruhun gözü, asıl olan göz odur. Çünkü insan gözünü esas alırsak, insanın gözü, insanın beynine elektrik akımı olarak görüntüyü götürüyor. Elektrik akımını ruh, olmayan bir gözle, yani etten kemikten bir göz yok insanın beyninin içerisinde, ruhtan oluşan, görünmeyen bir gözle, merceğe ihtiyaç duymadan, irise ihtiyaç duymadan, algılama için gerekli olan diğer teknik aksama gerek duymadan ruh elektriği doğrudan, tam renkli, üç boyutlu görüntü olarak görüyor. Bu böceğin yapısının çok çok üstünde, metafizik, hiçbir şekilde inkar edilemeyecek, Allah’ın varlığını net ortaya koyan büyük delillerden bir tanesidir. Aynı şekilde, ruh kulaktan gelen, kulağın oluşturduğu elektrik akımını kulaksız olarak beyne ihtiyaç duymadan, kulağa ihtiyaç duymadan, elektrik akımını doğrudan, dünyanın en kaliteli sesi olarak, böyle stereo olarak, üç boyutlu olarak duyuyor. Ama, kulağa ihtiyaç duymadan, beyne ihtiyaç duymadan ve herhangi bir aksama, işte örs, çekiç, üzengi kemikleri, işte salyangoz falan, hiçbir şeye ihtiyaç duymadan rahatça duyabiliyor. Asıl olan demek ki ruhun duyması. Yani oradaki elektrik akımını okuma gücü var ruhun. Beyindeki işitme merkezinden gelen elektrik akımını, gözden gelen elektrik akımını, burundan gelen koklamaya ait elektrik akımını, dilden gelen tatmaya ait elektrik akımını ve dokunmaya ait elektrik akımını ruh eli olmadan, ruh el hissiyle duyuyor. Burnu olmadan, burunsuz koklayabiliyor ruh, elektrik akımını koku olarak alıyor. Elektrik akımını üç boyutlu nefis bir görüntü olarak görüyor. Görüyor bak, gören birisi var. Ve duyuyor, kulaksız olarak, beyne ihtiyaç duymadan, hiçbir şeye ihtiyaç duymadan ruh mükemmel duyuyor. Demek ki bu duyular sadece bir araç. Yani Allah sadece bir vesile olarak yaratmış, ruhun bunlara hiçbir şekilde ihtiyacı olmadığını Allah bize fiilen göstermiş oluyor. Ve bilimsel bir gerçek, kimsenin inkar edemeyeceği, açık, elle tutulur bir gerçek. Bu eğer dikkatlice düşünülürse, dünyayı sarsacak çok büyük bir olaydır, fakat insanlar düşünmek istemedikleri için, dikkatlerini başka noktaya çektikleri için, bu alenen görülen, bilimsel gerçek olan, olağanüstü olayı anlamazlıktan geliyorlar. Anlamazlıktan geldikçe de bizim anlatmamız, ısrarla dikkati üzerine çekmemiz gerekiyor. Bu konuyu anlamazlıktan gelecekleri için, materyalistler ve sürekli bu konuyu unutturmaya çalışacakları için, ısrarla bu konuyu hatırlatıp, sürekli materyalistleri bu çizgi içerisinde tutmak gerekiyor. Metafizik çizgiye onları mecbur etmek lazım. Çünkü metafizikten materyalistler çok şiddetli kaçınırlar. Onlar dünyanın metafizik olduğunun farkındalar, fakat materyalist gözle bakabilmek için bunu unutmaları gerekiyor ve bu sistemi hiç anlatmamaları gerekiyor. Onların unutturma çabalarına karşılık sürekli hatırlatma çabası gerekir.
Siz sohbetinize yine devam edin, ama en hayati noktaların üstünde durmak çok önemli, en önemli noktaların üstünde durmak çok önemli. Onlara o zaman imkan tanımamış oluruz. Yani en vurucu ve en önemli yerlerden konuları anlatmak lazım. Çünkü dünyada milyonlarca konu var, milyonlarca mevzu var. Onlar dikkati dağıtabilir. İnsanlara kısa, özlü, çok vurucu, reddedilmez deliller sunmak lazım. O zaman konu kökeninden hallolur. Ama öbür türlü dikkatleri dağılacağı için teksif olmada zorlanırlar.
Güncel Yorumlar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...