SUNUCU:Adnan Oktar'la Gece Sohbetleri programımıza Kahramanmaraş Aksu Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.Harunyahya.Tv internet sitemizden devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:Şeyhim buyrun.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Bu gün Sayın Cumhurbaşkanımızın bir sözü vardı. "İslam dünyasında reforma ihtiyaç var" diyor.
ADNAN OKTAR: Nasıl bir reform acaba?
ALTUĞ BERKER:"Aslında bütün İslam dünyasında demokrasi ve reform yönünde değişime ihtiyaç var" demiş Hocam.
ADNAN OKTAR: “İslam dünyasında”, diyor. Doğru söylüyor tabii; yani İslam'da bir reform değil, İslam dünyasında bir reforma ihtiyaç var diyor, evet. Evet. Zaten hep diktatörler, şunlar, bunlar falan karmakarışık. Müslümanlar baskı altındalar. Fas, Tunus, Cezayir... Hepsinde öyle. O Melikler Dönemi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) söylüyor: "En son dönemde” diyor, hepsi değil de tabii genel olarak “zalim Melikler Dönemi gelecektir" diyor, en son... Sonra, evlatlarımdan Mehdi (a.s.), inşaAllah.
Hamza Demir, Hamza tam delikanlı maşaAllah. Fosiller, verdiğimiz tarihlerin hepsi doğru. Ayrıca dünyada bir tek bizde değil, dünyada da var. 350 milyonun üzerinde fosil var. Fosillerin genellikle yaş tespiti üniversitelerde yapılıyor ama zaten bulunduğu katmandan da anlaşılıyor. Mesela bulunan katman şu katman, o katmanın özelliği nedir? 300 milyon yıl öncesine ait bir katman, kaya tabakası. Orada bulunan herşey zaten 300 milyon yıllık olmuş oluyor, o kaya tabakasının özelliğinden dolayı. Ayrıca tespit de yapılabiliyor, zaten birçok metod var, birçok yöntem var inşaAllah.
Özetle İslam dünyasında bir hareketlenme, canlılık olacak. Zaten Cumhurbaşkanımızın bu tespiti de bu değişikliğin olacağını içgüdüyle sezdiğinden. Çok ciddi bir değişiklik olacak bütün İslam aleminde, ama istediği kadar İslam ülkelerine demokrasi gelsin, istediği kadar şu olsun, bu olsun, Mehdi (a.s.) olmadan, yani tek bir beynin, tek bir insanın idaresinde İslam alemi olmadan, mutlu olunması mümkün değildir, mutlaka kargaşa meydana gelir. Mesela bir insanda beş tane beyin olsa vücudunda, bir beyin der ki; "kolunu havaya kaldır" diyecek, öbür beyin de "aşağı indir" diyecek; biri "sağa çevir" diyecek, biri "sola çevir" diyecek. Dört beyin olsa vücut anarşiye girer. Allah tek bir beyin vermiş bedenimize, bütün vücudu mükemmel kontrol ediyor. İslam aleminin de vücudunda tek bir beyin, işte o da Mehdiyettir, inşaAllah.
Hocalarımı ben dinleyince bayağı içim açılıyor, çok hoşuma gidiyor. Said Özdemir Ağabeyim’i bir dinleyeyim, Çantacı Necmi Ağabeyimiz’i bir dinleyelim.
VTR- Said Özdemir Ağabey ve Çantacı Necmi Ağabey
ADNAN OKTAR: "Bin seneden beri böyle bir alim gelmedi" derken, iltifat olarak söylemiyorum, ortada gerçek var. Çok açıktır. Bediüzzaman'ın anlatım yöntemi, Kuran'ı ve hadisleri açıklaması olabilecek en mükemmel şekildedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tabii ki en mükemmel açıklayan odur, fakat Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'den sonra gelen alimler içerisinde en mükemmeli Bediüzzaman'dır, çok açık. Bana "ispat et, anlat" desinler, bin cihetten ispat ederim, çok sarihtir.
ALTUĞ BERKER:Sungur Ağabey'in anlattığı bir şeyi aktarabilir miyim Hocam İnşaAllah? Üstad Hazretleri yaklaşık 20 yaşlarındayken Van'da bulunduğu dönemde tarih coğrafya, matematik, jeoloji, fizik, kimya, astronomi ve felsefe gibi ilimlerde ilerlemişti. "Bediüzzaman, öğrencisi Mustafa Sungur Bey'e şu şekilde anlatır" diyor hocam kitapta; "Mahfuzatın hafızamda olan seksen, doksan kitapları ezberden tekrarlardım. Bunlar Kuran'ın hakikatlerine çıkmaya basamaklar oldu, sonra Kuran'ın hakikatlerine çıktım. Baktım her bir ayetin, kainatı ihata ettiğini (kuşattığını) gördüm. Artık başka bir şeye ihtiyacım kalmadı, Kuran bana kafi geldi". Seksen, doksan kitabı ezbere bildiğini, daha da fazla diyor aslında Sungur Ağabey şifahen söylediğinde inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Genel kültürü çok müthişti tabii Bediüzzaman'ın. Kuran'a vukufiyeti olduğu gibi; tıp ilminde de, fizik ilminde de, kimyada da, hepsinde çok derin bir ilme sahipti maşaAllah.
Allah imtihan ortamını öyle mükemmel yaratmış ki düşünüyorum, şimdi bakın şahs-ı manevi denmesinin sebebi, insanların kuşkuya düşmesinin sebebi imtihan ortamının mükemmelliğinden. Mesela imtihan ortamında adam düşünüyor, başı da ağrıyor, başını bir yere çarpıyor, insanlar zorluk içinde oluyorlar, ekonomik kriz oluyor. "Mehdi (a.s.) çıkacak" deniyor, adama bu çok hayali bir şey gibi geliyor, yani "böyle der insanlar". Flu anlatım; mesela hadisler de öyle gelmiş ki bize, tam aklın ihtiyarını kaldırmayacak gibi. Hadislerin anlatımında da o var. Mesela Kuran da aklın ihtiyarını kaldırmayacak gibidir. İmtihan ortamı son derece mükemmel. O kadar güzel Allah planlamış ki; plana tabii Allah'ın ihtiyacı yok da, şimdi mesela önümüzdeki günlerde, önümüzdeki yıllarda Mehdi (a.s.) çıkacak. O kadar tabi ve o kadar doğal bir ortamda olacak ki bu, o sistemin hazırlanması o kadar zor ki, o kadar karmaşık ki; Allah bir tek hücreyi, kromozomları, atomları değil, hayatın detaylarını da muazzam yaratıyor. Mesela öyle bir macerası var ki Mehdiyet'in; çok karmaşık, çok ince detayları var, muazzam detayları var. Mesela o olayın biz bir parçasıyız, Mehdiyet'in bir parçasıyız. Bakın bizim hayatımıza, ne kadar karmaşık sistemler var. İlk başta 1980'lerde başladığımızda ne internet vardı, ne televizyonlar bu kadar yaygındı, ne fosiller vardı. Bir kere benim bu kadar fosil olduğundan haberim yoktu. 350 milyonun üzerinde fosil olduğundan. Ben olsa olsa birkaç bin fosil vardır, zannediyordum. Onlar da dağılmış falan, evrimcilerin kendi kafasına göre yorumlayacağı gibi de olabilir diye düşünüyordum. Allah interneti çıkarttı, interneti yarattı. Çok büyük bir sürpriz bu. İnternet çok yavaşça insanların dünyasına girdi, kimse şok olmadı. Alıştıra alıştıra girdik. Mesela bilgisayarlarda teknik bir hayli gelişti, bu da alıştıra alıştıra oldu. Bu Ipod’lar, şunlar, bunlar, telefondan internete girmeler, Iphone falan. Bunlar da çok makul görüldü, gayet makul bir şeymiş gibi gelişti. Mesela uydu yayınlar, benim hiç aklıma gelmezdi, uydu yayınlarla böyle dünya çapında yayın yapabileceğimiz. Mesela "Mehdi (a.s.)'a karşı Medine'de, İstanbul'da bir yobaz alim çıkacak" diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Şimdi adam ilim sahibi ise en azından şüphelenir, bu insan "ya Mehdi (a.s.) çıkarsa. Ne olur ne olmaz" diyebilir. En azılı münafık bile olmuş olsa, değil mi, bir kuşkuya düşebilir. Böyle bir mahluk çıkıyor, ama hakikaten farkına varamıyor. Bak ne kendinin farkına varıyor, ne Mehdi (a.s.)'ın farkına varabiliyor? Bu ikisi de çok harika. İnsan azılı münafık bile olmuş olsa, toplumdan çekindiği için, insanlardan çekindiği için bir ihtiyat payı koyar, dikkatli bir üslup da kullanabilir ama öyle olmuyor. Adam hadislerdekinin tam açıklamasına uygun. O açıklamaya uygun bir tavır içerisinde oluyor. Mehdi (a.s.) hakikaten kendini bilemiyor. Mehdi (a.s.) kendini nasıl bilemez? Bu çok şaşırtıcı bir şey. İnsan bileceğini düşünür, bilemiyor kendisini. Bediüzzaman diyor: "Kendisi dahi kendisini bilmez" diyor. "Seçkinleri, yakınları onu imanın nuruyla belki tanırlar" diyor Bediüzzaman bidayetinde, başlangıcında. Kaderin planlanması apayrı bir olay. Onun üzerine bir kitap hazırlanması gerekir. Önümüzdeki günlerde onunla ilgili ben bir kitap hazırlayayım. Kaderin ince planı, kaderdeki ince plan, ince detaylar. Herşey bir bağlantıyla oluyor. Mesela bakın Mısır'da adam göreve geldi, 30 yıldan beri Hüsnü Mübarek. Mesela Enver Sedat'ı, muhalifleri adam çok rahat çekti, vurdular, öldürdüler adamı. O, onun hemen yanında yağmur gibi kurşun yağdırıyorlar, ama yağmur gibi böyle hem bomba hem kurşun yağdırıyorlar. Adama tek bir tane isabet etmiyor. Kaderin akışını görüyor musun? Tek bir tane. Bakın yüzlerce mermi yağdı, adam 30 yıl iktidarda kaldı. Mesela kalp enfarktüsü geçirebilirdi, kanserden ölebilirdi, herşey olabilirdi. Trafik kazası geçirebilirdi yahut suikast yapılabilirdi. 30 yıl Allah onu görevde tuttu ve tipini Allah kargaya benzetmiş adamın. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor "Alaca karga" diyor. Vücut yapısını, mesela yapılı olacağı, azman bir görünümde olacağını belirtiyor Peygamberimiz (s.a.v.) yaklaşık; adam aynısı. Ve Müslümanlara zulmedeceği, Rum'a kaçacağı, bütün malı mülkünün büyük bir bölümü Yunanistan'da.
ALTUĞ BERKER: Oğulları da Güney Kıbrıs'taymış.
ADNAN OKTAR: Güney Kıbrıs'ta, evet. Rum derken tabii İslam dışı anlamına geliyor, yani İslam'ın haricinde olan gayrimüslimler anlamına geliyor. Mesela Şeyh Nazım Hocamız da söyledi, "bir karmaşa olacak" dedi Müslüman ülkelerinde. Herkes "acaba bir tarikat derinliği içerisinde, bir ilham aldı da o şekilde mi söyledi acaba?" dediler; yani herhangi bir ilham mı? Baktılar ki dediği doğru. Net doğru çıktı dedikleri, aynısıyla çıkmış oldu. Mesela Cumhurbaşkanımız, İslam ülkelerinde bir demokrasi ve güzelleşme olacağını hissetmiş, Allah ona ilham ediyor. Ve Türkiye başı çekiyor, mesela Türkiye teşvik ediyor. Ve bütün ülkeler Türkiye'yi örnek alıyorlar durduk yere. Türkiye'de bir şey hissetmese bu insanlar, bir manevi güzellik hissetmese böyle bir şeyin içerisine girmezler, böyle bir sıcaklığın içerisine girmezler. Kime sorsak, mesela Mısır, İhvan-ı Müslimin çok radikal bir gruptur, radikal olarak bilinirler. "Türkiye'yi örnek alıyoruz" diyorlar. Türkiye'yi örnek almak ne demek biliyor musun? Mehdiyet'i örnek alıyoruz, anlamına geliyor.
Şimdi bakın bu ülkeler bir süre sonra açık açık, net olarak Mehdi (a.s.)'ı isteyeceklerdir, alenen. Şimdi bakın demokrasi istiyorlar ya, bir süre sonra, önümüzdeki senelerde göreceksiniz alenen hem İttihad-ı İslam'ı, İslam Birliği'ni isteyecekler, hem de Mehdi (a.s)'ı isteyecekler alenen, açıkça. Tabii onların istemesiyle Mehdi (a.s.) ortaya çıkmaz. Allah ona bir süreç tayin ediyor, kaderde bir şeyi var. Özetle Kuran'a baktığımızda ve İslam'a baktığımızda ana konu şu görünüyor; şeytan ile insanın savaşı var, yani deccal ile Mehdilerin savaşı var. Allah bunun üstüne kurmuş dünyadaki sistemi. Ta en başından en sonuna kadar sistem budur, deccaller ile Mehdilerin savaşıdır. Bütün dünya tarihine bakın, başka bir şey yoktur. Hep deccaller ile Mehdilerin savaşı... Mutlaka deccallerin başında bir deccal olmuştur, mutlaka Mehdilerin başında da bir Mehdi bulunmuştur. Yani asıl Mehdi (a.s.) ve asıl deccal olmuştur. Şimdi asrımızda da en çetrefil, en zor hayatın yaşandığı, en zor günlerin yaşandığı dönemdeyiz. En azılı deccallerin çıktığı dönemdir. Ve en güçlü Mehdi (a.s.)'ın çıktığı dönemdir. Şimdi bunu da göreceğiz inşaAllah. Mesela bakın, Kuran'dan ben size her zaman bir sayfa açıyorum, mutlaka Mehdiyet hakim, mutlaka deccaliyet hakim. Kardeşlerimiz açsın, baksınlar Kuran'a. İncelesinler. Samimi olarak baksınlar. Her sayfada deccaliyetten bahsedildiğini, her sayfada da Mehdiyetten bahsedildiğini göreceklerdir. Mutlaka bir mücadele ortamı var. Allah bizi bu ortamda yetiştiriyor ve bu bize bir güzellik veriyor, hayata bir anlam veriyor. Mesela ben deccaliyetle mücadele veriyorum, bir Hz. Mehdi (a.s.) öncüsüyüm. Ama öbür türlü hayatım ne kadar anlamsızlaşırdı bir düşünün. Yani mesela bu olmasa, böyle bir mücadele olmasa sadece yemek yesem, evde otursam hayat ne kadar anlamsız? Allah vermesin, mesela namaz kılmasam, oruç tutmasam, haşa haşa Allah’tan haberim olmasa, dinden haberim olmasa hayat sıfır olmuş oluyor. Bütün hayatın güzellikleri gidiyor. Ne insana sevginin bir anlamı kalır, ne hayvana sevginin bir anlamı kalıyor, ne çiçeğe sevginin bir anlamı kalıyor, ne mücadelenin anlamı kalıyor. Hiçbir şeyin anlamı kalmıyor. İşte bu hiçbir şeyin anlamı kalmadığında da insanlar intihar ediyorlar. Yani sebebi dinsizliktir veyahut yüksek dozda uyuşturucu almak durumunda kalıyorlar. İşte altın vuruş, yok gümüş vuruş bilmem ne dedikleri olay bu. Yani çok yüksek dozda uyuşturucu. Allah böyle yaratmış bizi, bu şekilde yaratmış. Bir de Allah derinliği de bize o zaman açıyor yani ufkumuz da genişliyor, düşünme gücümüz de artıyor. Sevgi gücümüz de artıyor. Mesela bak benim bu sevimlimi acayip seviyorum ben çok tatlı ve çok munis, çok güzel. Mesela Beril de öyle. Gittikçe daha iyi oluyorlar, kişilikleri de çok daha güzel oluyor. Tabii o onlara Allah’ın bir lütfu. Öbür türlü mesela ben Allah vermesin Allah’a, dine inanmasaydım, dine inanmasaydım ne böyle bir sevgi olurdu, ne böyle bir arkadaşlık olurdu, ne böyle bir muhabbet olur, ne böyle bir şefkat duygusu olur, ne koruma duygusu olur. Hiçbir şey olmaz. Deccalle savaş mesela çok heyecanlı, çok zevkli bir şey. Allah ruhumuza koymuş. Hani çocuklar böyle atari falan oynuyorlar ya televizyonda oyunlar var. Adamı kovalıyor falan böyle, oynuyor. Biliyorsunuz değil mi satılıyor bunlar. Onun gibi. Mesela deccal kovalamak çok zevkli bir şey. Mesela deccal avanelerini ezmek, mesela küçük deccalleri ezmek, iti kopuğu ezmek, avanakları ezmek çok çok zevkli oluyor. Çok hoş oluyor, bayağı eğlenceli.
Richard Dawkins; kardeşim biz bu adamı çağırdık. Ben çağırdım. Yiğit de çağırdı. Gelmiyor adam. Ve hatta Yiğit Bulut ona para da teklif etmiş. Kabul etmedi, gelmiyor. Ben hatta dedim seni lüks otellerde ağırlayalım çok rahat edeceksin, saygı, hürmette en ufak kusur olmaz. Baktım yine atıp tutuyor. En sonunda ben İngiliz gazetelerine ilan verdim. Bak dedim eğer aklına, kafana güveniyorsan gel tartışalım dedim. Gazeteleri de gösterebilirim ilanları. Yine gelmiyor. Benim Yaratılış Atlası’nı eleştiriyor. Diyor ki bak, eleştiriye bak: “Ne kadar büyük atlas” diyor. Aman ne eleştiri, ne eleştiri? Büyükse işte, güzel. Büyük olmasından niye rahatsız oluyorsun ki? Şimdi bir şey diyecektim ama neyse demeyeyim. Pahalılığını. Niye ucuz olsun ki? Büyükse tabii ki pahalı olacak inşaAllah. Tasarımının mükemmelliğini anlatıyor. Bu eleştiri mi bu? Resim kalitesini anlatıyor. Allah aklını almış mı, almak üzere veyahut öyle diyeyim. Ben atlasın içerisine bir tane oltaya takılmış bir tane balık maketi koydum. Ama balığın aynısı. Yani böcek koydum oltaya takılmış. Ama maketi orijinaliyle aynı hiç farkı yok. Fakat ben bu vatandaşın, bu elma yanağın ona takılacağını planladım, düşündüm. Şimdi dedim bu bunu bayağı bir gündem yapar, dikkati çeker. Onu koydum. O da geldi böyle bahar kelebeği gibi geldi üstüne kondu. Buraya diyor oltaya takılmış böcek koymuş. Böceğin aslını koymamış da oltaya takılmış böcek koymuş diyor. Bütün dünyaya atlası meşhur etti o şekilde. Bu koyduğum, ona koyduğum küçük yemi yuttu böylece bu minik balık. Ve böylece atlasın on binlerce satılmasını sağlamış oldu. Sevimli Bennu işte bak Dawkins dedeni bu hallere getirdik biz. Ona hizmet ettiriyorum. Şimdi biz ona tabii ki kuş beyinli demiyoruz ama kuş gibi geldi kondu işte ve hizmet etti. Kitabı tanıtmadığı bir yer kalmadı. Dünyanın birçok yerine gitti tanıttı. Ve kitap da on binlerce satılmış oldu. Hiç Dawkins’in, bu vatandaşın eline bir fosil alıp bir şey anlattığını gördünüz mü? Yok. Geçenlerde çocukları almış, liseli çocukları güya yerde bulunmuş gibi yapıyor. Bir tane fosil buluyor kayaların arasında. Gösterdiği fosil yaratılışı ispat eden bir fosil. Onun da farkında değil. Yani arafosil gibi gösterecekti, çocuklar onun farkına varıyorlar. Kendi de zaten farkına varıyor. Yaratılışı ispat eden fosil. Dolayısıyla çocuklara en sonunda soruyor: “ne diyorsunuz çocuklar bütün bu anlattıklarıma?” diyor. “Biz Allah’ın yarattığına inanıyoruz” diyorlar. Dawkins de tabii böyle ıssız bir çölde ortada kalmış küçük bir tavşan gibi bakakalıyor tabii. Bennu kime sığınırsan sığın silindir gibi eziyorum bak görüyorsun. Onun için gel samimi olarak doğruya, samimi bilgiye teslim ol. Protein safhasında daha çökmüş olan teoriye gidip sığınırsan, açmaza girersin. 350 milyon fosil de yaratılışı ispat ediyor. Darwinizme dair tek bir tane de delil yoktur, bilimsel delil yoktur. Olsa cevap verirdim. Bak hakikaten insanların kafasını bulandıracak bir delil olduğunda anında cevap veririm. Ama ben delil olmayan delillere cevap veriyorum. Mesela daha önce de televizyonlarda gördünüz, internet sitelerinde, gazetelerde gördünüz bunlar durur durur ortaya bir şey atarlar. Ben hemen cevabını veriyorum ve hemen özür diliyorlar. Kaç defa özür dilettim? Defalarca özür dilettim. Yani artık özür şeyi oldular ne diyeyim işte anlayın.
ALTUĞ BERKER: Dawkins’e çağrınızın olduğu Timesonline’da, Times Gazetesi’nin internet sitesinde. “Richard Dawkins’e çağrı.”
ADNAN OKTAR: Evet, bahanesi yok. Evet. Türkçesini bir daha göster.
ALTUĞ BERKER: Orada: “Yemin ettim tartışmam” dediği geçiyor üstte Hocam.
ADNAN OKTAR: Artık Times’da ona ilanla davet gönderdik. Ne yapalım daha? İnşaAllah. Yiğit Bulut da para verelim dedi çünkü bu biraz paragöz. O elma yanak gidip şarap alıp içiyor bu paralarla. Tabii şarap parası olsun diye vermiyor da. Onu da kabul etmedi, yani mutlaka ezeceğimi bildiği için. Gidiyor Hristiyan rahiplerle, Budistlerle tartışıyor, hahamlarla tartışıyor, liseli öğrencilerle tartışıyor. Ama benim karşıma çıkamıyor. Çünkü Bonavena gibi, koydum mu oturtturum evelAllah.
“Selamün aleyküm Sevgili Muhammed Adnan Hocam.” Evet, evet, evet anlatıyorsun bir şeyler. İşte biz on sene, ne kadar güzel bak, Allah mesela Hz. Mehdi (a.s.)’ı şimdi çıkarmış olsa biz on yıllık sevaptan mahrum kalmış oluruz. Mesela bak Allah bize bir on yıl daha imkan tanıyor, sevap kazanma imkanı tanıyor. Hz. Mehdi (a.s.) çıksa ben burada ne konuşayım? Zaten Hz. Mehdi (a.s.) halletmiş oluyor. Konu bitmiş oluyor. Ve ben buradan şu an kim bilir ne kadar çok sevap kazanıyorum, geceli gündüzlü. Bu durmuş olur o zaman. Ne olur? Eve gideceğiz, fasıl yapacağız o zaman başka ne yapılır yani değil mi? Kitap okuyacağız. Ama şahane kanun çalıyorum maşaAllah.
“Selam benim biricik canımın içi Hocam” diyor maşaAllah. “Hocam yeryüzündeki inşaAllah en takva insan olun inşaAllah” diyor. İnşaAllah hepimiz. “Hocam Allah bana cennette de yanınızda olmayı nasip etsin” diyor. İnşaAllah o şekilde olur. Allah duanı kabul etsin inşaAllah.
Bu Bennu Keskin’de ne enerji var bu keratada, bu sevimlide. Adresini ver de sana Yaratılış Atlası’ndan göndereyim sevimli köfte seni. Şimdi çok gururlu oluyorlar. Yenilmek çok ağırlarına gidiyor ama çocukça, hani var ya, çocuklar “yavrum gitme” dersin gider batağın içine gider, inat eder. Anneler kulağından çeker. Bu sefer kızar inadına gider batağın içerisine iyice girer. Yapma etme dedikçe. Şimdi bizim bu sevimli Bennu da uyardıkça artık daha da… Minicik canıyla kerata. Yaratılış Atlası’nı okursa hiçbir şeyi kalmaz. Okumasına da gerek yok, resimlerine baksa yeter. Çünkü fotoğraflar zaten herşeyi anlatıyor inşaAllah. Bennu Keskin yakında benim dediklerimin doğru olduğunu çok iyi anlamış olacak inşaAllah.
“Hocam Kütahya’daki patlamayı duydunuz mu canım Hocam?” diyor. “Dua buyurunuz, ölen olmamış olsun inşaAllah. Çok büyük bir patlama oldu Kütahya’da. Her yerden alev topu görüldü. Büyük bir alev topu. Her yer aydınlandı. Yangın devam ediyor” diyor. Doğru mu var mı öyle birşey?
ALTUĞ BERKER: Bakıyorum Hocam, arıyorum inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani bu sevimli söylüyorsa zaten doğrudur da.
“Hollanda’dan Feyza Serpil. Selamün aleyküm.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü. “Çok değerli Muhammed Adnan Hocam. Sizin vesilenizle çok güzel şeyler öğreniyoruz maşaAllah. Hollanda’da bir camide sohbetler vermeye başladım.” Bak maşaAllah, işte böyle olacak. Camiler, sonuna kadar açık camiler. Diyor ki mesela; “ben tebliğ yapacak yer bulamıyorum”. Niye bulamıyorsun? Camiler sonuna kadar açık. Git genel kültürünü arttır, bilgini artır, Yaratılış Atlası’nı oku, Darwinizm ile ilgili birçok kitaplarımız var onları oku, al hafızana. Fotokopiler çektir, resimler çektir. Hatta bir slayt makinesi al değil mi? Slaytlarla güzel güzel anlat. “Hollanda’da bir camide sohbetler vermeye başladım. Çünkü burada ruhu ve gönlü aç olan çok gençlerimiz var.” Helal olsun maşaAllah. “Sizin eserlerinizden faydalanarak sohbetler vermeye çalışıyorum. İlk yaptığım sohbette on beş kişi geldi.” Olsun beş kişi bile olmuş olsa çok büyük bir şey. On beş kişi ne demek? Onlar gider on beş kişiye anlatır, onlar gider on beş kişiye anlatır. On beş bine, on beş binden yüz elli bine, oradan bir buçuk milyona doğru gider. Bende de öyle olmadı mı? Ben ilk geldiğimde Akademiye, Fındıklı Güzel Sanatlara çaka çaka komünistler doluydu. Bütün sol fraksiyonlar doluydu. Bayağı zor bir ortam vardı. Ama bak şu an gayet güzel netice alıyoruz, milyonları buldu şu an. O zaman kim derdi ki öyle bir şey olacak diye? Çok nadir insan diyebilirdi inşaAllah. “Fakat ben eminim bu sizin vesilenizle Hocam maşaAllah. Sohbetlere daha yeni başladım, dualarınızı bekliyorum inşaAllah. Bana neler tavsiye edersiniz, hangi konulara ağırlık vereyim Hocam?” Önce Darwinizm. Önce putu kıracağız. Bir de kafalarını karıştırmayın, insanların dikkati çabuk dağılır. Yani detaya girdiğinizde boğulursunuz. Yani mesela bu savaşta da böyledir. Mesela geniş alana yayılırsan kaybedersin. Nokta vuruşu yapılması lazım. Nokta nedir? Protein. Protein tesadüfen olur mu olmaz mı oradan gireceksin. Zaten en ağa babaları da olmaz diyor. Olmaz dediğinde bitti zaten, yaratılması gerekiyor. Üstün bir şuur, üstün bir akıl tarafından yaratılması gerekiyor proteinin, başka türlü mümkün değil. Adamlar diyor bak, üstün bir medeniyet diyor, üstün bir şuur tarafından yaratılıyor diyor. Bitti. Oradan üstüne böyle bir kaymak çekmek istersen, arkadaşım dersin 350 milyon fosil var yaratılışı ispat eden. Fotoğraf mı istiyorsun? Al sana fotoğraf. Bizim evrim müzesine gelsinler. Göster adresini.“Bana neler tavsiye edersiniz, hangi konulara ağırlık vereyim Hocam? Ayrıca iki hafta sonra İstanbul’a geleceğim inşaAllah. Sizinle tanışmayı çok istiyorum.” Haydi bakalım inşaAllah. “Allah sizden razı olsun, sizi çok seviyoruz.” Yalnız gündüz uykunu al gece 02:00’de ancak görüşebilirim değil mi inşaAllah? Yaratılış Müzesi. Bak işte bu müze yüz binlerce kişi tarafından ziyaret edilen bir müze dünya çapında. Burada istediğin her türlü fotoğrafı, belgeyi en güzel şekilde bulursun. Göster, bir tane örnek göster Berker.
ALTUĞ BERKER: www.yaratilismuzesi.com inşaAllah. 150 milyon yıllık.
ADNAN OKTAR: Böcek.
ALTUĞ BERKER: Böcek fosili evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Çin’de bulunmuş.
Şimdi, İbrahim Suresi. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Rabbiniz şöyle buyurmuştu: ‘Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size artırırım’.” Bakın bu bir sırdır, Allah’ın bir sırrı. Şükredilirse Allah bedeni güzelliği de arttırıyor, sağlık sıhhati arttırır, zenginlik verir, güç verir. Bakın bir sır var. Diyor ki Allah; “şükrederseniz arttırırım”. İnsanların bu hiç dikkatini çekmiyor. Ben zaten böyle şükrederim artmaz diyor. Halbuki bak burada Allah çok önemli bir şey söylüyor. Allah vaadinden dönmez. “Şükrederseniz arttırırım” diyor. Samimi bir Müslüman Allah’ın emirlerini yerine getiren bir Müslüman şükrettiğinde, Allah’a hamd ettiğinde nimet tedrici olarak artıyor. Yani bir günü diğer bir günüyle farklı oluyor. Mutlaka nimette artış oluyor. Bir mucize var. “Ve andolsun” diyor Allah, yine bak yemin ediyor. “Eğer nankörlük ederseniz”, yani Kuran’a, İslam’a sırt çevirirseniz, şükretmekten vazgeçerseniz; “şüphesiz benim azabım pek şiddetlidir” diyor. Onda da kayıp başlıyor, acılar. Bedenen çöker, ruhen çöker, mal olarak çöker sürünmeye başlar ve ahirette de tabii cehennem karşılığı olur Allah esirgesin. “Musa demişti ki: ‘Eğer siz ve yeryüzündekilerin tümü inkar edecek olsanız bile şüphesiz Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, övülmüştür’.” Bak: “Musa demişti ki: ‘Eğer siz ve yeryüzündekilerin tümü inkar edecek olsanız bile’” Bu ne zaman olur biliyor musun? Hicri 1542’de olacak. “Yeryüzündekilerin tümü inkar edecek olsanız bile, şüphesiz Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, övülmüştür.” Ama şu an deccaliyette de çok yüksek oran oluyor, %99 oluyor Allah’ı inkar, dinsizlik. %99. “Resulleri dedi ki: ‘Allah hakkında mı şüphe ediyorsunuz?’” Bakın mesela, Darwinistlere cevap. O bizim sevimli köfteye de bir cevap, o da dikkatli dinlesin, o bıcır. “Allah hakkında mı şüphe (ediyorsunuz)? O, gökleri ve yeri yaratandır; O, sizi, günahlarınızı bağışlamak için davet ediyor ve sizi adı konulmuş bir süreye kadar erteliyor.” Yani bir süre sonra canınızı alacağım diyor Allah. “Dediler ki: ‘Siz, benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsiniz’.” Herhangi bir insansınız diyor, bir özelliğiniz yok, herhangi bir insansınız. “Siz bizi, babalarımızın taptıklarından”, ne mesela, babası neye tapıyor bu köftenin? Darwin’e tapıyor, Darwinizme tapıyor değil mi? “Babalarımızın taptıklarından çevirip-engellemek istiyorsunuz.” Bizi Darwinist, materyalist bataklıktan çıkartmak istiyorsunuz. “Öyleyse bize apaçık bir delil getirin.” İşte bak biz de tapu gibi delili getirdik. Yaratılış Atlası’nı gözlerinin önüne koyduk. Tabii burada Kuran’da kastedilen, her asra bakan yönü var. Ben asrımıza bakan yönünün bir kısmını açıklıyorum. Allah diyor ki mesela İbrahim Suresi devam ediyor 13. ayet, şeytandan Allah’a sığınırım. “Şüphesiz Biz, zulmedenleri helak edeceğiz.” Deccaliyeti mutlaka yok edeceğiz. Mesela iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü. Allah yerle bir etti, eziyor Allah. “Ve onlardan sonra”, o deccallerin yok olmasından sonra “sizi o arza”, dünyaya “mutlaka yerleştireceğiz” hakim kılacağız. “İşte bu, makamımdan korkana” Allah’tan korkana “ve tehdidimden korkana ait (bir ayrıcalıktır).” Yani samimi iman edene verilmiş bir ayrıcalıktır. “(Peygamberler) Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatçı” deccal, “bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti.” Ebcedi 1993 tarihini veriyor.
Güzeller güzeli bir hanım kardeşimiz yazmış. “Hocam Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin vekilinin dergahına gittik. Tam üç kez Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsetti. Benden başkasının dikkatini çekti mi bilemiyorum. Birincisi Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)’ın zuhuratı için Fatiha ile başladı. Ashabı Kehf’in Hz. Mehdi (a.s.)’a yardım edeceğini söyledi. Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)’ın yardımcısı olmak için dua ettik.”
“Caner Toygar. Mevlüt Kandilinizi kutlarım, ellerinizden öperim” diyor. Bu bizim meşhur Caner, şu sevimli var ya.
“O isimsiz yazı benimdi. İsmimi yazmayı unutmuşum özür dilerim. Ben Yakup Çelik Kütahya’dan yazıyorum burada öğrenciyim. Kendim Rizeliyim.” Aslan, Karadenizlileri ben çok severim. Bütün Türkiye’yi, bütün vatanımı çok seviyorum. Karadeniz de bir kaledir maşaAllah küfre karşı. Penguen Dergisi ile ilgili tabii biz suç duyurusunda bulunduk, Penguen Dergisi ile ilgili. Yarından itibaren adli işlem başlayacak. Tabii ağır bir suçtur o, kanunlara göre suçtur.
“Hangi mezheptensiniz?” diye kardeşimiz soruyor. Türkiye’de genellikle Hanefi’dir kardeşlerimiz. Şafiler vardır, Alevi kardeşlerimiz vardır, Bektaşiler vardır. Ben Hanefi mezhebindenim.
“Değerli Adnan Hocam Allah’ın selamı ve bereketi üzerinize olsun.” Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetüllahi ve Berekatühü. “Hocam siz evrim teorisinin dünya çapında büyük bir aldatmaca olduğunu kaç yaşında iken fark ettiniz?” Abartmayayım ama ilkokulda fark etmiştim ben. Yani büyük bir olay olduğunu. Birinci Dünya ve İkinci Dünya Harpleri’nin büyük bir oyun olduğunu biliyordum. Mantıksızlığı belli. Ve evrim teorisinin de bir aldatmaca, bir oyun olduğunun ta ilkokulda iken farkındaydım. Ben Akademinin kütüphanesinde, Fındıklı Güzel Sanatlar Akademesi İç Mimari’de okuyordum. Akademinin kütüphanesine gidiyordum. Fosillerle ilgili, evrimle ilgili kitaplar vardı. Onların hepsini çıkarıp indiriyordum. Oradan not alıyordum, bilgiler alıyordum, fotokopiler çıkartıyordum. Fosil fotoğrafları alıyordum. Onları tebliğde kullanıyordum ben. O zamanlar fosil bulmak çok zordu, fosil resmi bulmak. Ama Allah’a çok şükür Akademiden bayağı bir istifademiz olmuştu o zamanlar, Akademi kütüphanesinden.
“Selamün Aleyküm Muhammed Adnan Oktar Hocam.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü. “Musa Saltık. Kandiliniz mübarek olsun.” Allah tekrarına erdirsin. Konferansta görev almış kardeşimiz maşaAllah, Almanya’da. Haydi bakalım koç yiğitler maşaAllah. Bunlar serdar-ı mücahit. Osmanlı öncüleri gibi maşaAllah. “Şeyh Ahmet Yasin Efendi Hazretleri zat-ı alinize göndermiş olduğu asanın zamanın sahibinin, Hz. Mehdi (a.s.)’ın eline geçtiğinde yeşereceğini bildirmiştir. Sizin de milyonlarca izleyici huzurunca asayı kabul etmeniz ve milyonlara duyurmanız mana aleminde asanın yeşermiş olduğuna işaret ediyor olarak kabul ediyorum.” Biz de o asayı, bize gelen asayı inşaAllah Hz. Mehdi (a.s.)’a ulaştıracağız, ileteceğiz inşaAllah, Allah’ın izniyle. Hocamız bize emaneten verdi. Hüsn-ü zanı için de Allah razı olsun diyoruz inşaAllah. Ne anlatayım?
SUNUCU: Atatürk’ün dini görüşlerinden bahseder misiniz?
ADNAN OKTAR: Atatürk’ü bize ilkokuldayken, ortaokuldayken anlatmazlardı bize Atatürk’ün dindarlığını. Biz bilmiyorduk. Yani bize sadece milliyetçi yönünü anlatmışlardı. Ankara Kurtuluş Lisesi’nde okumuştum ben. Bizim lisenin önünde bir pano vardı böyle ışıklı pano. “Şurası unutulmamalıdır ki Türklük aleminin en büyük düşmanı komünistliktir, behemahal her görüldüğü yerde ezilmelidir. Kemal Atatürk” diye yazardı. O zaman coşkuyla karşılamıştım çok hoşuma gitmişti. Ama sonradan inceledikten sonra baktım, Atatürk müthiş dindar ve muazzam din bilgisi var. Bir kere o devirde tefsir yok. İnsanlar Arapça Kuran da bilmedikleri için Kuran anlaşılmıyor. Atatürk diyor ki; “halk, milletim Kuran’ın manasını bilsin” diyor. “Türkçe Kuran olsun, öğrensinler milletim” diyor. Ve Elmalılı Hamdi Yazır’dan istirham ediyor bir Kuran tefsiri hazırlamasını. Şu an ünlü Elmalılı tefsiri Atatürk’ün istirhamıyla hazırlanmıştır. En mükemmel tefsirdir. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in hayatını hazırlattırmıştır. Sahih-i Buhari’yi Türkçe’ye tercüme ettirmiştir. Buhari’yi de insanlar bilmiyorlardı. Sahih-i Buhari, o da bilinmiyordu. Anıtkabir’e giderseniz görürsünüz. Atatürk’ün şöyle bir Kuran’ı vardır. Cebinden hiç çıkarmamıştır. Ömrü boyunca hep yanında olmuştur. Cephede de yanında, vefatında da yanındaydı. Sürekli yanında olmuştur. Anadolu’ya on binlerce Kuran dağıttırmıştır. On binlerce ve okullara hediye ettiğinde de el yazısı ile altına not düşüyor. Okunup incelenmesi oradaki güzel bilgilerin alınması için. Kuran’ı okumalarını tavsiye ediyor. İmam Hatipleri kurdurdu, bütün Türkiye çapında. İlahiyat Fakülteleri kurdurdu. Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurdurdu. Şu an Türkiye’deki en büyük devlet teşkilatıdır. En büyük devlet teşkilatı Diyanet, en büyük yapılanmadır. “Halkımızın daha dindar olmasını istiyorum” diyor Atatürk, daha dindar ve vefatına yakın da şimdi o komünistlikle ilgili sözünü gösterecek. Vefatına yakında bir ay önce yaklaşık, “Kuran’a tam uyalım” diyor. “Peygamberimiz (s.a.v.)’in dediklerini tam yerine getirelim” diyor. “Ancak bu şekilde dünyada ve ahirette kurtuluş olabilir” diyor. Her gördüğü yerde Kuran üzerine sohbet yapıyor. Mesela; bir hoca görsün hemen; “şu surede Allah neyi kastediyor, neyi anlatıyor” diyor. Onun göremediği yerleri ona hatırlatıyor, söylüyor. Muazzam bir Kuran kültürü vardı. Kuran’ı da iyi okuyan bir insandır Atatürk, o bilinmiyor olabilir. Kuran’ı Arapçası’ndan çok güzel okuyabilen bir insan ve camide hoca olarak hutbe vermiştir. Cuma namazında hutbe veriyorlar ya hocalar, camide minbere çıkıp hutbe vermiştir Atatürk. Namazı da Tadil-i Erkan ile kılan bir insandı Atatürk. Bu da bilinmiyor. Namazı Tadil-i Erkan ile kılan bir insandır. Neşeliydi, hayat doluydu, canlıydı, masası güzel, sofrası güzel, eğlenceden hoşlanan bir insan. Kalkar oynar Atatürk mesela Zeybek havasını, inşaAllah. Neşeli, dışa dönük bir insan. Çok kibardır, çok şık giyinir, bayağı güzel. O devirde en şık giyinen odur. Hatta ben şu zamanımıza kadar onun kadar şık giyinen ben birisini görmedim. Göster o yazıyı. Bir de Atatürk’ün vefatından bir ay önce yaptığı konuşmayı da o Peygamberimiz (s.a.v)’e. Bak, “şurası unutulmamalıdır ki; Türk aleminin en büyük düşmanı komünistliktir. Her görüldüğü yerde ezilmeli.” Atatürk’ün el yazısıyla. Bunu yazan bir insan baş tacıdır. Neden? Çünkü komünistlik din kabul etmez, aile kabul etmez, millet kabul etmez, devlet kabul etmez. Onun için her görüldüğü yerde ezilmelidir. Atatürk’ün bu sözü üzerine ordumuz anti-komünist olmayı yazılmamış devlet felsefesi olarak içine aldı. Ve Türk ordusu her zaman anti-komünist olmuştur. Her dönemde anti-komünist olmuştur. Muazzam bir mücadele vermiştir. Mesela; şu anda da Pkk’ya karşı mücadelesi anti-komünist mücadeledir. Komünistlerle Türk ordusunun savaşı var Güneydoğu’da, o yazısını oku.
ALTUĞ BERKER: Hediye ettiği Kuran’dan bahsetmiştiniz onun resmi var Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, Atatürk Gazi Mustafa Kemal’in armağan ettiği Kuran-ı Kerim. Yazıyı görebiliyor muyuz?
ALTUĞ BERKER: “Gazi Kız Numune Mektebi’ne dikkatle okunmak için hediye ediyorum” demiş.
ADNAN OKTAR:Evet, “Gazi Kız Numune Mektebi’ne dikkatle okunmak için hediye ediyorum” bakın, “dikkatle okumak için” yüzeysel değil. Kuran’ın nasıl okunacağını söylüyor, dikkatle okunacağını, dikkatli okunursa anlaşılır. Yüzeysel okuyan anlayamaz. Onun için o hayati noktaya dikkat çekmiş Atatürk.
ALTUĞ BERKER: Atatürk’ün sözü şöyle diyor Atatürkümüz: “Bütün dünyanın Müslümanları Allah'ın son Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.)'in gösterdiği yolu takip etmeli.”
ADNAN OKTAR:Bak bir daha söyle o sözü yeniden söyle.
ALTUĞ BERKER: “Bütün dünyanın Müslümanları…”
ADNAN OKTAR:Bakın Türkiye demiyor. “Bütün dünyanın Müslümanları”, evet.
ALTUĞ BERKER: “Allah'ın son Peygamberi Hz. Muhammed(s.a.v.)'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed (s.a.v.)'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler."
ADNAN OKTAR:Bak, insanlar, kurtulabilir ve kalkınabilirler. Ekonomi de bu şekilde kalkınır diyor. Yoksa çökersiniz diyor. Ekonomi yönünden de çökersiniz diyor. Ve kendisinden sonra da Türklük aleminin, İslam aleminin birleşeceğini söylüyor. Bütün Türk ülkelerinin birleşeceğini ve bütün İslam aleminin de birleşeceğini söylüyor.
“Selamün Aleyküm” ve Aleyküm Selam ve Rahmatullahi ve Berakatuhu. “Canım feda olsun senin baş koyduğun yola” diyor kardeşimiz çok güzel, “Muhammed Adnan Hocam şu keratalar severim senin kedi canını diye remix videonuzu yapmışlar”. Ben de gördüm. Çok güzel olmuş. “Onlara tekrar öğrencilerinize yaptığınız sevgi dolu iltifatların sebebini tekrar anlatır mısınız? Yine bildiklerini yapacaklardır. Ama diğer sevenlerinize cevap olur bu inşaAllah Hocam. Bana da sonu gelmeyen bir hidayet dilerseniz ve size dünyada ve ahirette tabi olabilmem için dua ederseniz sevinirim Hocam. Son olarak benden ve ailemden Allah’ın hastalıkları, tam bir afiyet içermesi ve bu afiyetin ahirette de devam etmesini isterseniz”. Tabii Allah’tan hidayet isterim diyor. “Allah nurunuzu tamamlasın. Amin” diyor. Muhammed isimli kardeşimiz. Allah sana herşeyin en güzelini versin. Bütün milletimize herşeyin en güzelini, en iyisini, en hayırlısını nasip etsin inşaAllah. O remix, ben samimi şakaları severim. Çok da hoşuma gidiyor. Bayağı hoşuma gidiyor hem de, gülüyorum. Neşe veriyor tabii insana. Ben sadece hakaretamiz, saygıya uygun olmayan üsluplarda gerekeni yapıyorum. Hukuki karşılığı veriyorum. Beni inşaAllah o yollara kimse tevessül ettirmez ama şaka benim hoşuma giden bir şeydir. Geçenlerde haytalar güzelce bir kız, bir arkadaşıyla benim üslubumu, konuşmamı, neydi tam hatırlamıyorum da; ama yani birebir tam yapıyor böyle acayip güzel olmuş, maşaAllah.
“Selam canımın içi hocam. Hocam Mehdilikle beraber dünyadaki yedi milyar insan topyekün mutlu mu olacak? Yoksa belirli kesim mi?” Yani ekalliyetle, mesela yüzde doksan dokuz virgül dokuz diyelim. “Mehdiyetle beraber dünyanın bir ucunda cinayetler, hırsızlıklar, tacizler, tecavüzler, dert ve keder olmayacak mı? Bunu kavrayamıyorum”. Bak sana söylüyorum şimdi açıkça “olmayacak” olmayacak şöyle daha da net bir şey söyleyeyim “olmaz ki” bak “olmaz ki, olmaz”, inşaAllah.
“Benim eşim Alman, Kuran okuyor, sizin Almanca sitenizden belgeselleri takip ediyor. Müslüman olma yolunda ilerliyor”. Cübbeli’ye göre kim bilir o nasıl bir insandır. Sen ona kafir, zalim mi diyeceksin artık ne diyeceksin? Bak “benim eşim Alman” diyor. Eşi, helali, evet. “Kuran okuyor ve sizin Almanca sitenizden belgeselleri takip ediyor ve Müslüman olma yolunda ilerliyor”. Demek ki şefkat, sevgiyle İslam’a yaklaştırılıyor insanlar. Hıristiyan olsun, Musevi olsun kim olursa olsun. “Ama hocam ailesinden çok kişi erken yaşta öldü ve ailesine çok bağlı. Bana sorduğunda ‘amcam hala şimdi cehennemde mi’ diye cevap veremiyorum. Siz ne dersiniz Hocam” diyor Kürşat Tarık. Bilemeyiz son nefeste belki Müslüman olmuştur. Çünkü mesela alim, muttaki dersin, son anda kafir olur. Kafir zannedersin, son anda Müslüman olur. İnşaAllah son anda iman etmiştir, inşaAllah.
Özetle şunu söyleyeyim, Mehdi (a.s) devrinde anormal, çapraşık şeyler olmayacak. Mehdi (a.s) son derece zeki, çok akıllı, kıvrak zekaya sahip, çok atak, hızlı hareket eden bir insan. Peygamberimiz (s.a.v) diyor ki: “O, süratle işleri görür” diyor. Çok süratle. Yani yıldırım hızıyla. Kalkınma yıldırım hızıyla oluyor Mehdi(a.s) zamanında. Mehdi (a.s) ağırlığı seven bir insan değil. Mehdi(a.s)’ın vasıflarından birisidir sürat. Akıllı sürat. Çünkü, gereksiz bürokrasi yok Mehdi (a.s) zamanında. Mehdi (a.s) diyor ki, “şu olsun” diyor, bitti, oluyor, o kadar. Gidip işte şurada tasdik ettirme, şu kurum, şunu yaptırmak, şunu mühürletmek, öyle bir konu yok. “Şuraya yardım edilsin” dedi mi, herkes el birlik yardım ediyor. “Anarşi dursun” dedi mi duruyor. Olay bu inşaAllah.
SUNUCU:Bugün Mevlid Kandili, bununla ilgili konuşabiliriz.
ADNAN OKTAR:Tamam, konuşalım inşaAllah. “Canım Hocam yangın, patlama biraz önce 12.30 gibi oldu. Sizin canlı yayınınızı bekliyorduk, oğlum çok korktu. Ev araba arasında 15 dakika uzaklık olmasına rağmen alev topu eve kadar geldi ve sandık iki üç patlama arka arkaya aynı yerde oldu ve alev topu gökyüzüne ulaştı, her yer aydınlandı. Şu an yangın yatıştı” diyor. Geçmiş olsun. Bir hayır vardır. Allah ölümü hatırlatır, ahireti hatırlatır, cehennemi hatırlatır. Hepsinde hayır vardır inşaAllah.
Güzeller güzeli bizim nurlu Peygamberimiz(s.a.v)’in doğumu bütün dünya için büyük bir nimet oldu. Peygamberimiz (s.a.v) daha küçükken, çok şekerdi, acayip sevimliydi. Bahira isimli bir rahip onu gördüğünde, yüzündeki aydınlıktan; “bir dakika, durur musunuz” diyor, kervanı durduruyor. “Gel yavrum buraya” diyor, “sırtını açın” diyor, sırtını açıyorlar, peygamberlik mührünü görüyor. “Bu, çok mübarek bir insandır, peygamber olacak ileride” diyor. Daha o yaştayken biliyor. Küçük yaştayken. Peygamberimiz (s.a.v) ta çocukluğunda da çok dürüsttü. Hep Muhammed-ül Emin diyorlardı Peygamberimiz (s.a.v)’e. Hiç yalan söylemeyen bir insan. Hep dürüst. Ticaretle uğraşıyor, gül yetiştiriyor daha çok. Gülü çok seviyor Peygamberimiz (s.a.v). Gül yetiştirip onu satıyor, parasıyla helaliyle geçiniyor. İlk biliyorsunuz, Hz. Hatice Annemizle izdivaç etti. O dönemde Peygamberimiz (s.a.v)’e ilk vahiy geldi. O, çok heyecanlandı Cebrail (a.s)’ı gerçek suretinde gördüğü için. Şiddetli bir şok yaşadı. Hz. Hatice Annemiz onu teskin etti, yatıştırdı. Onu müjdeledi. “Müjdeler olsun sana, Peygamber oldun” dedi. “Peygambersin” dedi. Peygamberimiz (s.a.v) olayın şiddetinden baygınlık geçirdi. Çünkü bütün kanatları, bütün ufku kaplayan şekliyle, bütün ihtişamıyla görüldüğü için Cebrail (a.s), orada bir şiddetli etkilenme oldu. Ama sonradan tabii, bazen görülmez şekilde, bazen Hz. Dıhye (a.s.) suretinde geliyordu Cebrail (a.s). Kuran, Peygamberimiz (s.a.v)’e yavaş yavaş indirildi. Olaylar oldukça, Cenab-ı Allah sürekli olayların hemen akabinde Kuran’ı indirerek hayata geçişini de insanlara göstermiş oldu. Resulullah (s.a.v) herkes tarafından dürüst ve emin bilindiği için onun peygamberliği konusunda samimi insanlarda bir tereddüt olmadı. Ömründe hiç yalan söylememiş bir insan, zaten yüzüne baktıkları vakit çok dürüst, çok nurlu. İnsanların büyük bölümü sırf yüzüne bakarak onun peygamberliğine inandılar. Çok büyük bir bölümü. Bakıyorlar, “bu peygamber yüzü, bu insan mümkün değil yalan söylemez, doğru söylüyor. Peygamber, inanıyoruz” diyorlar. Ama zalimler, gaddarlar, böyle aşağılık adamlar tabii direndiler. Ama gerçek müminler, tereddüt etseler bile biraz başlangıcında, hepsi iman etti maşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in Allah görünümünü güzel yapması bir nimet. Fakat bütün Peygamberler öyle güzeldir. Hepsi Allah tarafından güzel yaratılır. Böyle heybetli olurlar Peygamberler. Çok ihtişamlı, çok gösterişli olurlar. Konuşmalarındaki asalet çok dikkat çeker peygamberlerin, çok soylu oluyor üslupları. Yani insanlarda olan mimikler, avami haraketler olmaz. Avami konuşmalar olmaz. Çok isabetli, çok akıllıca en doğru hareketleri yaparlar. Ömürleri de öyle geçiyor. Çocukluklarından itibaren mükemmel oluyorlar. Allah yine bizlere böyle güzel kandiller nasip etsin, Allah Peygamber Efendimiz (s.a.v)’le cennet sofralarında birlikte sohbet etmeyi nasip etsin.
“İyi geceler Hocam” diyor, iyi geceler. “Ve diğer arkadaşlara. Ben İbrahim Yazgan. İnancı olan ama Amerika’ya gidip genetik masterı yapan Türk bilim adamlarından bazıları Darwinist propaganda neticesinde bunalıma giriyor” diyor. “Çünkü dediklerine göre çok yoğun olarak yapılan Darwinist propaganda onları şüpheye düşürüyor. Sizce durum nedir?” diyor. Kardeşim Türkiye’de TRT zaten Darwinist propaganda yapıyor. İmanları zayıf oluyor insanların. Materyalist propaganda yapıyor. Bir de Cübbeli gibi tipler çıkıyor, onlar da kafalarını iyice bulandırıyor, olan imanları da adamların gidiyor. Ondan sonra onlar yurt dışına gittiklerinde, zayıf imanla gidince, yoğun deccali propaganda karşısında deccalin avucuna düşüyorlar. Bu ahir zamanda zaten deccaliyetin faaliyetlerinin bir yansımasıdır. Bunda şaşacak bir şey yok. Deccal çünkü dünyanın 1000’de 999’una hakim olacaktır. Bunu Menzil’in büyük şeyhleri de söylüyor, Peygamberimiz (s.a.v) de söylüyor, hepsinin üstünde Peygamberimiz (s.a.v) söylüyor. Bu bilinen bir husustur. Ama bize gelince Darwinistler balistik çeliğe çarpmış gibi oluyorlar. Burunları, ağızları falan dümdüz oluyor. Böyle çok süratli koşup da suratını aniden çeliğe çarpan adamın suratı ne olur? Darmakeşan olur. Bunların da ağız yüz darmakeşan oluyor. Biz bunları arıyoruz. Bak, Oktar’ı biz bunların toplantısına gönderdik. Hatta Papa bunları topladı, Papa da Darwinist olmuş. Artık perişanlığa bak, deccalin etkisini düşün. Bunları bir araya getirdi. Ne kadar ateist, Darwinist varsa biraradaydı. Oktar gidince, tebessümle karşıladılar. “Buyur kardeşim, anlat” dediler, hoşlarına gidecekti. Oktar girişte dedi ki, “Ben Adnan Oktar’ı temsilen buraya geldim” deyince adamların burunlarından itibaren kulaklarına kadar kül gibi bembeyaz oldu. Adam neredeyse bayılacak, düşecekti. Oktar biraz konuşmak isteyince adam kürsüden kaçtı. Bu neden biliyor musun? Osmanlı ordusu da öyle hareket ettiğinde yer yerinden oynarmış. Yani mehter sesini duydular mı adamların eli ayağı boşalırmış. Şimdi de adamlar benim adımı duydu mu, kulaklarına kadar kül gibi oluyorlar. Çünkü yerle bir edeceğimden eminler, bilimsel açıdan. Ama orada boş alanda at oynatıyorlardı. Biz “ne oluyor hemşerim burada” deyince, olay bitti inşaAllah.
Mehtap yazmış. Soyadlarını vermeyelim kız arkadaşlarımızın, kardeşlerimizin. Belçika’dan yazıyor. Ben tanışmıyorum ama çok sevdiği anlaşılıyor yazısından. “Lütfen Hocama ulaştırın. Lütfen, lütfen, lütfen” diyor. Tamam. “Selamun Aleyküm canım hocam. Mübarek Mevlid Kandilinizi kutluyorum.” Ve Aleyküm Selam, Allah tekrarına erdirsin inşaAllah. “Allah sizi başımızdan eksik etmesin.” Hepimizi inşaAllah. “Hocam Allah bilir hayatımda hiç kimseyi kıskanmam. Ne kimsenin malını, ne evini, ne eşini, ne dünyevi bir şeyini kıskanmam. Ama sadece arada çok nadir manevi kıskançlıklarım olur. Hocam inanın siz oradaki Müslüman kardeşlerime güzel sözler söylediniz mi ben onları kıskanıyorum. Onlara olan samimi sevginizden ben de istiyorum inşaAllah. Hocam sizi seviyorum. Allah sizi başımızdan eksik etmesin. Amin. Sabırsızlıkla dünyaya İslam Birliği kurulduktan sonra o mübarek namazın imamıyla birlikte namaz kılmak istiyorum inşaAllah. Allah bizi orada inşaAllah görüştürür Hocam inşaAllah. Lütfen dua edin size ulaşabilmem için inşaAllah. iPhone’dan sizi canlı izleyebilmek için Harun Yahya Tv’de App istiyoruz” diyor.
ALTUĞ BERKER:Sizin eserlerinizin dünyadaki yankılarını tanıtan www.DunyadanYankilar.com internet sitesi. Dünya basınında sizinle ilgili çıkan haberler, ilanlar dünya basınında, dünya basınında yayınlanan makaleler. Buradan yüzlerce, binlerce basın haberi okuyabilirler kardeşlerimiz inşaAllah. Bir kardeşimiz bir ebced hesabı yapmış. Şems Suresi’nin 5. ve 6. Ayetlerinde, şeytandan Allah’a sığınırım: “Göğe ve onu bina edene, Yere ve onu yayıp döşeyene,” bu ayetin ebcedinin 1348 Hicri, 1929 Miladi olduğunu, onun da Hubble Teleskobu’nun bulunduğu yıl olarak, ona işaret ettiğini yazmış.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, MaşaAllah. Kuran dikkatle incelenirse başka daha neler bulunur neler maşaAllah. Yine Kuran’dan okuyalım. Bismillah. Meryem Suresi. Şeytan’dan Allah’a sığınıyorum. “(İsa) Dedi ki: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum.-Şeytan’dan Allah’a sığınıyorum- (Allah) Bana Kitabı verdi ve beni peygamber kıldı. Nerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti. Anneme itati de. Ve beni mutsuz bir zorba kılmadı. Selam üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün de."” Bu çok manidardır, bak 33. ayet. 33 yaşında göğe alınmıştı Hz. İsa (a.s). Ayetin, 1987 veriyor birinci ayet ebcedi. 2007 veriyor ikinci ayet. 2057 de üçüncü ayet. 3 devre inşaAllah. “Allah'ın çocuk edinmesi olacak şey değil. O yücedir. Bir işin olmasına karar verirse, ancak ona: "Ol" der, o da hemen oluverir”. Evrimle olmuyor. Hemen oluyor inşaAllah. "Sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan kopup-ayrılıyorum ve Rabbime dua ediyorum.” Biz de ne yapıyoruz? Darwinist, materyalistlerden kopup ayrılıyoruz. “(Babası) Demişti ki: "İbrahim, sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun?"” O zamanın Darwinist, materyalist düşüncesinden yüz mü çeviriyorsun diyor Hz. İbrahim’e.“Eğer (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursan, andolsun,-yemin ediyor- seni taşa tutarım; uzun bir süre benden uzaklaş, (bir yerlere) git.” Benle bağlantını kes diyor. “(İbrahim:) "Selam üzerine olsun, senin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim"”, bak buna rağmen çok nezaketli davranıyor. “Çünkü, O, bana pek lütufkardır” diyor, inşaAllah. Evet Berker’im şimdi senden bir şeyler dinleyelim.
ALTUĞ BERKER:Hocam biraz farklı bir konu ama, Cumhurbaşkanımız’ın bugün yargı ile ilgili bir sözü vardı. “Yargı reformu olmasa devlet, devlet olma özelliğini kaybedecek” diyor.
ADNAN OKTAR:Güzel söylemiş, güzel söylemiş. Yargıda reform inşaAllah çok sağlıklı ve güzel bir netice almamıza sebep olacak inşaAllah. Şimdi Hocalarımızdan Şeyh Nazım Hocamız’ın İbrahim Hocam’la yaptığı konuşmayı yayınlayalım. Ben hocamın o güzel yüzünü bir daha göreyim inşaAllah.
VTR: Şeyh Nazım El Hakkani Hazretlerinin Sayın Adnan Oktar’la İlgili Sohbetinden
ADNAN OKTAR:Dünyanın en tatlı insanı. Şu an benim gördüğüm insanların içerisinde maşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin. Hocamıza her gün dua etsin kardeşlerimiz sağlığı sıhhati için. MaşaAllah.
Hud Suresi 109. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Artık onların tapmakta oldukları şeyler konusunda, sakın kuşkuda olma.” Yani Darwinizm, materyalizm gibi inançlara sakın kuşkuyla yaklaşma, yani olur mu olmaz mı, mümkün mü diye bakma. “Daha önceleri, ataları nasıl tapıyor idiyseler, bunlar da ancak böyle tapıyorlar”. Sümerler devrinde nasılsa, eski Mısır’da nasılsa, nasıl Sümerler de ne diyorlardı; “çamurdan, tesadüfler sonucu canlılar oldu” diyorlardı. Eski Mısır’da ne diyorlardı? “Nil’in çamurlarından tesadüfen oldu” diyorlardı. Darwin ne diyor? “Çamurlu sulardan tesadüfen oldu” diyor. Ayet ne diyor, Cenab-ı Allah? “Daha önceleri, ataları nasıl tapıyor idiyseler, bunlar da ancak böyle tapıyorlar” diyor Allah. “Şüphesiz biz, onların paylarını eksiltmeksizin onlara ödeyecek olanlarız” diyor Allah.
ALTUĞ BERKER:Bir kedi vardı, görüntüsü. Size olan sevgisini ve hayranlığını anlatıyor inşaAllah. Sizi izliyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Acayip şeker bir şeymiş. Başka programları izlemiyormuş. Benim program çıktığında karşısına geçip beni seyrediyormuş. Acayip şeker bir şey. “Ben başka bir şey açıyorum, onları hiçbir şekilde seyretmiyor” diyor. “Uzaklaşıyor” diyor. “Ama siz çıktığınız zaman hemen gelip başına oturup seyretmeye başlıyor” diyor. Adı da Lulin. Çok şeker. Bir de poz vermiş. MaşaAllah. Ne şeker şey bu böyle? Tipi de tatlı. Kendi çok güzel maşaAllah. Allah tabii onda Cemal ismini tecelli ediyor. Ona onu yaptıran da kaderde Allah. Allah hoşumuza gitsin diye yapıyor ama hakikaten de hoşumuza gidiyor. Mesela onu filme çektiren de Allah, yayınlayan Allah, insanlara gösteren Allah. Dünyayı güzelleştiriyor Allah inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım; “Allah'ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur”. Rum Suresi, 30: “(O müşrikler ki,) Kendi dinlerini fırkalara ayırmış ve kendileri de parça parça olmuşlardır; ki her grup kendi elindekiyle övünüp sevinç duymaktadır”. “En doğru yolda biziz” diyorlar. Onun için Allah “birlik ve beraberlik içinde olun” diyor inşaAllah.
SUNUCU:Bizi yarın 22:00’den itibaren Gaziantep Olay Tv, Mavi Karadeniz Radyo ve www.HarunYahya.Tv internet sitemizden takip edebilirsiniz.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...