SUNUCU: Programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz, Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR: Berker Hocam zatıalinizden dinleyelim bir şeyler.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Bugün Sayın Kılıçdaroğlu Zaman Gazetesi’ni ziyaret etmiş Hocam. Bazı siyasetçi ve yazarların, solun dine karşı olduğu şeklinde bir algı oluşturduğunu belirterek, bu algıyı ortadan kaldırmaya çalıştığını ve sol ya da sağ siyasi çizgilerinin farkının, ekonomik farklılktan kaynaklandığını, bunun inançla bir ilgisinin olmadığını söylemiş. “Bu konuda vatandaşımıza samimi olduğumuzu anlatmamız lazım” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, Kılıçdaroğlu’nun böyle bir bakış açısı ve politikası olduğunu biliyorum. Bu güzel, bu hayır. Sadece tedirgin olduğumuz nokta; daha Türkçesi, bakın ben olayın tam düzgün planını, net aranan şeyi söyleyeyim de, tabii takdir onun ve diğer kişilerin. Bir kere bizim halkımız ve milletimiz ve ben de dahil, iddia edilen Ergenekon terör örgütünden nefret ediyoruz. Türkiye’nin en az yüzde 90’ı, yüzde 95’i nefret eder. Çok tehlikeli bir örgüt, cinayet örgütü. 150 seneden beri cinayet işliyor, bunun mübah görülecek ya da kutsal görülecek bir yönü yok. Üç milyon vatandaşımızı da katletmek için, şehit etmek için karar almış bir örgüt ve komünist bir örgüt, komünist yapılanma. PKK’yı kuranlar da bunlar, diğer terör örgütlerini de kuranlar bunlar. Böyle bir örgütü bir insanın savunması için, bir problemi olması gerekir, sağlıklı bir insanın yapacağı bir şey değil. O yüzden CHP yönetiminin, özellikle Kılıçdaroğlu’nun da ama sırf Kılıçdaroğlu ile olmaz tabii. Biz Kılıçdaroğlu’na zeminden destek verilmesini isteriz. Mesela Baykal’ı da zamanında hemen ortada bıraktılar, bazı kişiler, ortada hiçbir şey yokken bir anda. Şimdi Sayın Kılıçdaroğlu’nun da tabii ki destekleyenleri olması lazım. Geniş zeminde desteklenmesi lazım. Liderler genellikle yalnız oluyorlar, bu çok ciddi bir sorun. Bir kere bu konuya çok iyi açıklık getirilmesi gerekiyor, netleşmesi gerekiyor. İkincisi; Atatürk’ün dindarlığını CHP’nin çok iyi vurgulaması lazım. Ben CHP yöneticilerinden şu ana kadar bu konunun böyle kapsamlı açıklandığını pek duymadım. Belki söylemişlerdir de, bana ulaşmadı. Bilmiyorum, sen duydun mu?
ALTUĞ BERKER: Yok Hocam, hayır duymadım, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Duymadın. Bunun vurgulaması, Atatürk’ün din ile, iman ile, Allah ile, Kitap ile ilgili sözlerinin ve hizmetlerinin vurgulanması çok büyük bir olaydır, çok büyük bir olay olur. Biz CHP’nin milliyetçi, Türk milliyetçisi olduğuna inanıyoruz. Modern olduğuna inanıyoruz. Aydın olduğuna inanıyoruz. İslamiyet’i kaliteli yaşamak isteyen insanlar olduklarını biliyoruz. Yobazlığa karşı olduklarını biliyoruz ama bunlar çok hayatidir, bu tahminle bulunacak şeyler olmaz, çok çok hayatidir. Biz açıkça tavır koymalarını istiyoruz. Öyle bir durumda; bakın ben daha önce de söyledim, çok net bu. Mesela Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimi dese ki, Darwinizm, materyalizm geçmiş köhne bir teoridir. Çamurdan tesadüfler sonucu ne insan olur, ne bitki olur, ne hayvan olur. Bilim, Darwinizm’i yerle bir etmiştir. Protein aşamasında da yerle bir etmiştir. Fosiller aşamasında da yerle bir etmiştir dese, her türlü terör örgütüne karşı olduğumuz gibi iddia edilen Ergenekon terör örgütüne de şiddetle karşıyız deseler ve dolayısıyla da zaten PKK’ya da karşı olmuş oluyorlar. Ulusalcı değil, Türk milliyetçisiyiz deseler, bütün Türk devletlerinin, milletlerinin bir araya gelmesini, ittifak etmesini; Turani devletlerin, Türk devletlerinin yek vücut olmalarını istiyoruz. İslam aleminin de birleşmesini istiyoruz deseler, bakın en az yüzde 70 diyorum ben, en az yüzde 70. Eğer böyle bir şey olmazsa, benim yanıma gelsinler. Ezer geçer CHP, iktidara gelir. Ben şahsım adına da var gücümle desteklerim. Ama bu olmadığında, bizim milletimiz maneviyatla yaşıyor, bizim ekmek, yemek gibi öyle bir sorunumuz yok. Bize yarım ekmek olsun, içerisinde az bir peynir olsun bize yeter, kimsenin öyle bir derdi yok. Bizim milletimize bu konuyu anlatıyorum ama bir kısım insanlar anlamıyorlar. Açlıktan, para yokluğundan, iş yokluğundan dolayı iktidarlar değişmiyor. Sadece maneviyattan dolayı iktidarlar değişiyor, başka bir şey yok. Sadece bu olaydır. Mesela 1999’da bize bir operasyon yapıldı. Bu, insanlarımızın, bize karşı olanın da olmayanın da, bilinçaltında içine oturdu, çok kızdırdı. Ve onu hemen sandığa yansıttılar. Sadettin Tantan anında gitti, uçtu adeta böyle, ayakları yerden kesildi. Bakın şimdi, sıfır virgül sıfır bilmem ne oy alıyor. Kendini kahraman gibi gösteriyordu, unutuldu, yok oldu adam. Diğerlerini de tek tek saymayayım tabii, diğer durumları da gözler önünde olduğu için. Dolayısıyla milletimiz maneviyata bakar. Kim maneviyatı savunuyorsa, onun peşinden giderler. Bakın şiddetli ekonomik kriz oldu; Arjantin’de falan rezalet çıkarttılar, dükkanlara falan saldırdılar. Bizim milletimiz perişan oldu, çok zor durumda kaldı, yine devlete karşı saygısında en ufak bir fütur hata yapmadı, son derece hürmetkar oldu. Daha da fazla olsa, kimse ses çıkartmaz, kimse sokaklara dökülmez bizde. Türk Milleti böyle asil bir milletir. Osmanlı’dan gelen, derin terbiye almış, devlet terbiyesi bilen güzel ahlaklı insanlar. Mesela Adnan Menderes’in iktidara gelmesi, Adnan Menderes parlak dehasından, keskin zekasından, ilminin vüsatı ve karihasından kaynaklanmıyordu. Adnan Menderes herhangi bir insandı. Sırf maneviyat için onu ezici şekilde iktidara getirdiler, başka hiçbir nedeni yoktur. Bakın, çok zorluğa girmelerine rağmen; ekonomik yönden de çok zorluğa girdi halk, her yönden zorluğa girdi, sırf maneviyatı savunacak diye; bir parça da olsa savunacak diye, mesela sırf ezanı savunuyor olması, Kuran’ı savunuyor olması millete yetti. Başka bir nedenden gelmemiştir iktidara. AK Parti’nin iktidara geliş nedenini Doğu Perinçek açıkladı. “Adnan Hoca, AK Parti’yi iktidara getiren odur. Gitti Anadolu’da çalışma yaptı. Darwinizm’in, materyalizmin aleyhinde faaliyetler yaptı” dedi, uzun uzun anlattı adam. O aynı zamanda sosyolog ve felsefecidir. Adam bayağı samimi yorum yapıyor, baskı altında kalmıyor, lafını da esirgemiyor. “Kasaba kasaba, köy köy gezdiler, Darwinist ve materyalist sistemi çökerten; yaratılışçı faaliyet yaptılar, onun sonucunda da AK Parti iktidara geldi” diyor. Doğru, tabii ki bir tek biz değiliz, Nur talebelerinin, Süleymanlı kardeşlerimizin, Fethullah Hocamız’ın talebelerinin; tabii ki felsefi yönde ve ilmi yönde de en ağır darbeyi vuran biz olduk, komünizme, materyalizme ve sola. Bunun sonucunda AK Parti iktidara gelmiştir. AK Parti’de olağanüstü bir yetenek olduğundan değil, sadece mukaddesata eğilimli olduğunu halk gördüğü için ve iddia edilen Ergenekon terör örgütüne net tavır aldıkları içindir. Kimse AK Parti’nin ekonomisi ile ilgilendiği yok, öyle bir konu yok. Gidin sorun, halk ilgilenmez öyle bir şeyle. İki kelime, ağızlarındaki iki kelimeye bakarlar. Allah’tan, dinden bahsediyor mu, dindar mı, İslam’a, Kuran’a karşı güvenilir bir tavır koyuyorlar mı? Bir de teröre, anarşiye, komünizme karşı mı, buna bakarlar. Olay budur kardeşim, karmaşık bir şey yok. AK Parti’nin kadrolarından halkın haberi bile yok, bilmez insanlar, büyük bir bölümü bilmiyor. Ben de bilmiyorum, şahısları tanımam. Aşağı yukarı bakanların hiç birini tanımıyorum. Nerede okumuştur, ne yapmış bilinmez, kimse bilmez. Tek ilgilenilen yer budur, bu olaydır. Mesela ben Sayın Kılıçdaroğlu’na bakıyorum, hakikaten yüzünde efendi bir ifade var, yüzündeki ifade dürüst. Ayn şekilde Deniz Baykal’da da vardı o ifade, yüzü dürüst. Ama lider yalnız bırakılmaz. Genellikle yalnız bırakılma sorunu oluyor. Sayın Erdoğan’ı tabanındaki bir kitle yalnız bırakmıyor, bu onun avantajı. En zor durumda bile kalsa, yalnız bırakmıyorlar. Soldaki dezavantaj da, lider çok rahat yalnız bırakılıyor. Gençler gittiler, Deniz Baykal’ın evinin önüne çadır kurdular; işte biz destekliyoruz, falan dediler. Ertesi gün bütün gençler dağıldı, gitti. Niye dağılıyorsunuz? Hayır legalse o toplantı bilmiyorum, illegalse tabii kaldırmaları lazımdı ama legalse, sonuna kadar savunun. Değişen ne var kardeşim. Sen çadırları söktüğünde; dediler ki; “gençler çadırları söktüler, gençler gittiler.” Bu ne demektir? Tamam gitsin, anlamında yorumlanır bu. Lider hiç bir şekilde bırakılmaz, sonuna kadar desteklenir. Sonuna kadar desteklenmesi gerekir. Aynı şekilde Sayın Kılıçdaroğlu’nda da, CHP gençliğinin onu sonuna kadar desteklemesi lazım. CHP gençliği, aklı başında olan, seçkin olan bir kitledir, bütün milletimiz gibi. Eğer bu çizgide net tavırlar koyarlarsa, konu biter. Bunun dışında başka bir olay yok. Bakın ben çok net, açık, sarih anlatıyorum, konu budur. AK Parti, baktık hakikaten sağdan isimler var, soldan da dindar isimler var. Bakın o çok önemli, dindar isimler. Başbakana baktık, dindar. O dönemde Abdullah Gül’e baktık, dindar. İddia edilen terör örgütüne karşı tavır alıyor, adaletsizliğe karşı tavır alıyor, bizi ilgilendiren bu oldu. İnsanları ilgilendiren bu oldu, konu budur. CHP de, mesela Darwinizm’e, materyalizme karşı tavır koysa, iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı tavır koysa; ekonomide başarılı olamasa dahi, yüzde 70 ile yine iktidarda olmaya devam eder, ben söyleyeyim. Belki halk perişan olur, yine de iktidarda tutar. Olay budur. Durup durup ekonomi mekonomi, bizim milletimize yakışır bir söz değil bu. Hani millet yiyeceğe, içeceğe, paraya göre şekil alıyor, gibi bir durumu yok Türkiye’nin. Bizim milletimiz asil millettir. Bizim milletimizin özelliği, maneviyata göre şekil alır, o kadar. Kim Türk İslam Birliği’ni savunuyorsa, kim Büyük Türkiye’yi savunuyorsa, kim huzuru savunuyorsa, adaleti savunuyorsa, ondan yana tavır alır, o kadar. Bunda karışık bir şey yok.
Mesela Sadettin Tantan kendini çok havalı zannediyordu, bir şeyleri var zannediyordu. Çıktı; ben daha göz altındayken, “Adnan Oktar PKK’dan daha tehlikeli, Abdullah Öcalan’dan daha tehlikeli” dedi. Şimdi tabii bu bütün sağ kesim içerisinde infial yaratacak bir sözdür. Adam bana bunu yapıyorsa, bir başka kimseye kim bilir neler yapacak demektir. Ben de olsam öyle düşünürüm. Mesela çıksa, Fethullah Hoca’ya böyle bir şey dese bu adam, bunun şakası yok, derim. Bu, bu kişiye bunu yapıyorsa, başkasına kim bilir neler yapar, derim ben. Bu doğru orantı ile tespit edilen bir şeydir, hemen anlaşılır. Nitekim bakın hemen ölçüsünü verdiler. Anında karşılığını aldı. Ortada görebiliyor musunuz? Yok hazret, kayıp. Bir zamanlar büyük dağlara ben erişiyorum havasındaydı. İşte milletimiz adamı böyle yapar, inşaAllah. Bakın diyor ki: “İddia edilen Ergenekon terör örgütü davasının tutuklu sanıkları Ümit Sayın ve Adnan Akfırat arasında geçen MSN yazışmalarında, polisin tespit ettiği konuşma tutanağı. Örgütün tüm isteklerini yerine getiren; bakın iddia edilen Ergenekon terör örgütünün tüm isteklerini yerine getiren, örgütün önerdiği isimleri örgütün istediği yerlere tayin eden, ettiren bakan olarak geçiyor yazışmalarında.” Bakın, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün isteklerini yerine getiren, örgütün önerdiği isimleri örgütün istediği yerlere tayin eden veya tayin ettiren bakan olarak geçiyor. “Aralarındaki yazışmalarda; “Sadettin Tantan’a istediğimizi yaptırabiliyoruz” şeklinde ifadeler var. Nerede var bu? İddia edilen Ergenekon terör örgütü davası dosyası, 408’inci klasör, sayfa 306’da. İsteyen gitsin, baksın. “İddia edilen Ergenekon terör örgütünün ikinci iddianamesinde, iddia edilen Ergenekon terör örgütü sanıklarının her Salı yaptıkları toplantıda, Sadettin Tantan’ın gündeme getirilmesi üzerine toplantı başkanının; “Sayın Tantan en güzel adres, yani gidilecek yer” dediği anlatılıyor. Bakın, “Sadettin Tantan’ın gündeme getirilmesi üzerine toplantı başkanının; ‘Sayın Tantan en güzel adres, yani gidilecek yer’ dediği anlatılıyor. Bu da yine dosyada mevcut. Bize yapılan operasyon esnasında İçişleri Bakanı olarak görev yapan Sadettin Tantan, Bilim Araştırma Vakfı Camiasını bölücü örgüt ile kıyaslamaya kalkarak, BAV davasına bakacak olan yargı mensuplarını ağır bir psikolojik baskı altına almış oldu. Sadettin Tantan, Bilim Araştırma Vakfı’nın kapatılması için müfettişlerine rapor düzenletiyor. Bilim Araştırma Vakfı ne yapıyor? Darwinizm’e, materyalizme, komünizme karşı yoğun faaliyet yapıyor. Tantan ne yapıyor? İktidardayken ne yaptığına bakıyoruz, kanun çıkarttı genelevlerin çapını genişletti. Genelevlerin çapına ilave yaptı, genişletti. İkinci icraatı ne oldu? İmam Hatipli öğrencilerin polis olmasını engelleyen kanunu çıkarttı ve ondan sonra İmam Hatipliler polis olamadılar. Üçüncü icraatı ne oldu? Doğu Türkistan’daki Komünist Çin yönetimine karşı mücadele eden kardeşlerimizi, bir kanun çıkarttırarak, terör örgütü veya terörist gibi gösterebilecek Çin hükümetinin talebini kabul etti. Oradaki insanları terörist olarak gören, Doğu Türkistan’daki kişileri terörist olarak gören bir kanunu kabul etti. Tabii bunun çapının incelenmesi gerekir. Oradaki bazı kişileri, bazı şahısları, oradaki bazı insanları terörist olarak gören bir kanun çıkarttırdı. Hepsini değil tabii, bir kısmını, inşaAllah. Sonra da çıktı dedi ki; “ben Tapınak Şövalyeleri’ne karşıyım.” Hay maşaAllah arslanım, masonlara meydan okuyor, şu güce, kudrete bak, dedik. Sonra bir de baktık, adam masonlara tek kelime edemiyor. Niye ki hazret, dedik. Mason ayrı, Tapınak Şövalyesi ayrı. Mason kelimesine niye dilin dönmüyor, zor mu? Masonlara karşıyım, iki kelime söyleyeceksin, masonlara karşı mücadele. Diyemezsin, demedin ve diyemeyeceksin de. Nedenini ben biliyorum, diyemezsin. Tapınak Şövalyeleri’ne karşıyım diyor, çünkü Türkiye’de bir tane Tapınak Şövalyesi yok. Olmayan şeye nasıl karşı oluyorsun sen? Masonlara mesaj veriyor. Olmayan Tapınak Şövalyeleri’ne karşı olmuş oluyor. Buna bakan millet de diyor ki, bu adam öyle yiğit delikanlı ki bakın masonlara meydan okuyor. Böyle bir olay yok. Olmayan hayali bir şeyi kendine hedef gibi gösterdi. Yine bir gün çıktı böyle kahramanlık yapmaya kalktı, Aydın Doğan’ı karşısına aldı. Aydın Doğan ile televizyonda karşılıklı konuşuyorlar, Aydın Doğan buna bir meydan okudu, bu; hani böyle sular kesildiğinde nasıl ses çıkar, çıt yok. Böyle hafiften kulaklarına doğru beyazlaştı, sesi kesildi. Aydın Doğan orada onun hakkını avucuna koydu. Kendince orada bir kabadayılık yaptı, adam ona elini öptürdü. Şov yapıyordu, şovu böyle leğen gibi ters döndü, inşaAllah. Kardeşim şimdi anlatacak çok şey var da, nezaketi ile konuşmamız gerekiyor. Bakın “Sadettin Tantan, Bilim Araştırma Vakfının kapatılması için müfettişlere rapor düzenletmiştir. Başbakanlık tarafından atanan müfettişler, yaptıkları kapsamlı araştırma sonucunda, Vakfın yasa dışı bir yönünün bulunmadığını tespit ederek” Bilim Araştırma Vakfı’nın, benim fahri başkanı olduğum vakfın, “yasa dışı bir yönünün bulunmadığını tespit ederek” bu yönde bir rapor yazmaya başladılar. “Bilim Araştırma Vakfı’nın her şeyi düzgün, gayet güzel faaliyet yapıyor” dediler. “Bunun bilgisini alan Sadettin Tantan, yetkisi olmadığı halde bu müfettişleri görevden alarak, İçişleri Bakanlığından yeni müfettiş atadı.” Sırf bu olay için. “Başbakanlığa bağlı müfettişlerin elinden, Başbakanın dışında birisi tarafından dosya alınması olayı tarihte hiç örneği olmayan bir olaydır.” Bakın; “Başbakanlığa bağlı müfettişlerinden elinden, Başbakanın dışında birisi tarafından dosya alınması olayı tarihte hiç örneği olmayan bir olaydır.” İlk defa oluyor, Bakan gitti müfettişlerin elinden dosyayı aldı. “Ayrıca Tantan kendi müfettişlerini görevlendirme yazısında Bilim Araştırma Vakfı için, ‘Vakfın organize suç örgütleri ile irtibatının tespit edilmesi’ ifadesini kullandı.” Adamları yönlendiriyor; organize suç örgütü. Bilim Araştırma Vakfı organize suç örgütlerine karşı mücadele veren bir örgüt zaten ve başta iddia edilen Ergenekon terör örgütü olmak üzere. “Bu soruşturmanın gerçeği araştıran değil, sonucu önceden sipariş edilen bir soruşturma olduğunu,” gösteriyor tabii bu durumda. Çünkü adam peşin peşin söylüyor. Ne diyor? “Vakfın organize suç örgütleri ile irtibatının tepit edilmesi.” Bilim Araştırma Vakfı ne alaka? İddia edilen Ergenekon örgütüne karşı mücadele eden, komünist örgütlerle mücadele eden bir vakfın organize suç örgütleri ile ne bağlantısı olabilir? “Bu soruşturmanın gerçeğini araştıran, diğer sonucu önceden sipariş edilen bir soruşturma olduğunu gösteriyor. Bu raporu hazırlayan müfettişlerden biri sonradan bir arkadaşımıza; “Tantan bu raporun Bilim Araştırma Vakfı aleyhinde yazılması karşılığında bize valilik vadetti ama vaadini tutmadı itirafında bulundu” diyor. İsmini de söyleyeyim isterseniz, burada ismi yazıyor, istiyorsanız söyleyebilirim. “Tantan bu raporun Bilim Araştırma Vakfı aleyhinde yazılması karşılığında bize valilik vadetti ama vaadini tutmadı” itirafında bulundu.”
Eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz, yolsuzlukları araştırma komisyonunda eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’la ilgili şunları söyledi: “Tantan insanları önce suçlu kabul edip” peşinen suçlu kabul edip “sorguya aldırdı, sonunda da bir şey çıkaramadı” diyor. Bizi kastediyor. “Anasol-M Hükümeti’nin iktidarda olduğu 2001 yılında Sadettin Tantan tarafından çıkartılan Polis Yüksek Öğretim Kanunu, İmam Hatiplelerin polis olmasını engelledi.” Demin anlatmıştım. “Şubat 2000 tarihinde Çin ziyaretinde Komünist Çin ile bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşmayla Doğu Türkistanlılar, sözde terör örgütü mensubu gösterilmiş” yani bir kısmı “ve her türlü terörizm, bölücülük ve kökten dinci faaliyetlere karşı ortak haraket edilecektir şeklinde bir ifade yer almıştır.” Bakın Komünist Çin ile anlaşma. Kardeşim 30 milyon Doğu Türkistanlı’yı katlettiler adamlar, bundan alâ terör olur mu? Terörü yapan asıl onlar, nerenin terörü! Doğu Türkistanlılar mazlum, tertemiz insanlar, terörle ne işi var onların? Bak, “her türlü terörizm, bölücülük” komünist Çin’in bölücülüğü, Türkiye bölücülüğü değil bu. Komünist Çin’in bölünmesi Sadettin Tantan’ın sancısı olmuş, yani Doğu Türkistan’ın ayrılma mücadelesi. “Ve kökten dinci faaliyetler” yani oradaki dindar kişilerin faaliyetleri “karşı ortak haraket edilecektir şeklinde” anlaşmaya, metne yazı koyduruyor Tantan. Biz Doğu Türkistan’ı komünistlerin elinden almak için, kurtarmak için mücadele ediyoruz yıllardan beri, 30 yıldan beri mücadele ediyoruz. Adamın yaptığı mücadeleye bak, bizim yaptığımız mücadeleye bak. Sonra da bize diyor ki; “PKK’dan daha tehlikeli”. Şimdi burada kimin PKK’dan daha tehlikeli olduğunu herkes görür, inşaAllah. Yine İçişleri Bakanı olduğu dönemde, genelevlere yeni ilave müthiş bir gelişme yaptırdı, yeni ilaveler yaptırdı, aklın hayalin alacağı gibi değil, inşaAllah. Şimdi de meşhur o yürüyüşüyle yürüyor oralarda caddelerde. Bak Sadettin Tantan unutuldu, ama Bilim Araştırma Vakfı çivi gibi ayakta, çelik gibi ayakta. Var gücüyle de anti-komünist, anti-Darwinist, anti-materyalist faaliyetlerine devam ediyor. Onu da bak iddia edilen Ergenekon terör örgütü mensupları öve öve bitiremiyorlar, ne hikmettir öve öve adamı göklere çıkartıyorlar; bak iddia edilen Ergenekon terör örgütünden yargılanan kişiler. Mensup değil, yargılanan kişiler. Çünkü mensup olup olmadıkları yargılamada anlaşılacak. Ümit Sayın ve Adnan Akfırat arasında geçen MSN yazışmalarında, bak; “iddia edilen Ergenekon terör örgütünün tüm isteklerini yerine getiren, örgütün önerdiği isimleri,” yani iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü’nün önerdiği isimleri , “örgütün istediği yerlere tayin eden ve tayin ettiren bakan” olarak geçiyor yazışmalarda. Sadettin Tantan hakkında böyle bir yazı geçiyor. Aralarındaki yazışmada yine “Sadettin Tantan’a istediğimizi yaptırabiliyoruz” şeklinde ifadeler var. Ergenekon Dava Dosyası 408. klâsör sayfa 306. Benim kimseyi suçladığım yok, ben dosyadan, resmi evraklardan alıntı yaparak anlatıyorum.
Azerbaycan’dan Nermin. “Selamün Aleyküm” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü. Azerbaycan’ı, Allah’ın izniyle yıktık yani yıktık. Yıkılıyor Azerbaycan, gençler hep ayakta, maşaAllah. Türk İslam Birliği için can atıyorlar, maşaAllah. Böyle zinde, aklı başında, kaliteli, Atatürkçü, milliyetçi, vatansever, aydın, kaliteli çok şahane gençler. “Selamün Aleyküm” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü. “Rica ediyorum lütfen bu mesajımı Hocama ulaştırın. Selam benim dünya yakışıklısı Allah’ın en güzel ve özel tecellilerinden, çok yakışıklı Hocam” diyor. “Sizi nasıl sevdiğimi Allah’ım biliyor, inşaAllah. Size de bir daha sizi çok sonsuz sevdiğimi söylemek istedim Allah’ın tecellisi olarak. Allah size uzun ömür versin, inşaAllah. Sizi çok çok seviyorum. Siz dünyanın en büyük sevgilerine layıksınız” yani Allah için olan sevgi zaten büyük sevgidir. “Sonsuz sevilmeye layık birisisiniz.” Yani Allah’ın tecellisi olarak severse insan tabii öyle sevebilir. “İnşaAllah, Allah’ımdan tek istediğim var, sizi Allah için bu kadar çok sevdiğimi biliyor. Sizin de beni küçüçük de olsa sevmenizi nasip etsin diye diliyorum” diyor. Canım en az o kadar da benim seveceğim belli, niye küçücük olsun, inşaAllah. En az, maşaAllah. Bu kadar sevgi dolu bir insan sevilmez mi? MaşaAllah.
“Selamün Aleyküm değerli Hocam.” Allah Allah, Allah Allah. Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü. “Sayın Hocam sizin ilk fotoğraflarınıza bakıyorum, bir de şimdi bakıyorum, siz gitgide geçleşmeye başladınız Hocam. Dualarınızda bana da yer ayırır mısınız Hocam, sevdiğimi bana işim olmadığı için vermiyorlar.” Abdullah. Abdullah’ın işi yoksa Allah ona bir iş verir. Niye çocuğa vermiyorsunuz, evlensin çocuk. Abdullah kız tarafına bir gidelim, inşaAllah. Şöyle bir çiçek yaptıralım, bir kutuda lokum. Ondan sonra seni de bir işe yerleştirelim. Allah’ın izni, Peygamberimiz (s.a.v.)’in kavliyle, inşaAllah alacağız kızı davullu zurnalı evelAllah, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Yiğit Bulut da, “Ergenekon nedir?” başlıklı bir yazı yazmış. Yazısında iddia edilen Ergenekon örgütünün anlamını; “Ülke küçük olsun bizim olsun diyen, Türkiye ne zaman ayağa kalksa ülkeyi yerden yere vuran, kendi medyalarına biat etmeyenleri kendi basın ve internet düzenleriyle linç eden, ülke halkına; ‘siz ikinci sınıfsınız’ mesajı veren, dine inananları dışlayan, toplumu korkuya boğarak her istediğini yaptıran, bir avuç insanın kurduğu; medyatik, siyasal, finansal düzendir” şeklinde açıklamış. Ayrıca yazısında mason olan gazetecilerin halka kimliklerini açıklamakla yükümlü olduklarını da belirtmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Yakışıklı Hocam benim, saçınızı kestiniz diye korkmuştum. Nasıl güzel yakışmış, maşaAllah. Çok şahane bir insansınız. Sizin gibi bir insanın, insanın hocası olması çok güzel. Sizi çok seviyorum Allah için” diyor. Bu da yine Azerbaycan’dan bir hanım kardeşimiz, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kimleri yayınladınız?
ALTUĞ BERKER:Şeyh Ahmet Yasin Efendi Hazretleri’ni yayınladık. Muhammed Raşid Erol Hazretleri’nden bizzat duyduğunu, görevin Mehdi (a.s.)’a devredildiğini izah etti. Bir videosu daha vardı.
ADNAN OKTAR:Ben onu dinlemedim onu bir dinleyeyim. Hadi bakalım. Bismillah.
VTR: Şeyh Ahmed Yasin Hazretleri, Gavs Hazretleri ve oğlu Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin, tam hidayetin Hz. Mehdi (a.s.) ile oluşacağını söylediklerini anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Her seferinde ben bu mübarek insanın dürüstlüğüne, samimiyetine şaşıyorum. İnsanlarda, o kadar dürüst insan o kadar azaldı ki, samimi insan o kadar az ki. Bu kadar yiğit ve candan, samimi insan görünce hayret ediyorum. Hep bir çoğunda böyle abidik gubidik, üçkağıtçılık yapıyor, yok şahs-ı manevi, lafı eviriyor çeviriyor. Ne uzatıyorsun? Açık açık söylüyor işte Bediüzzaman; “Mehdi (a.s.) gelecek” diyor. İmanın zayıfsa, Allah’a dua et yardım etsin. Değiştirmeye kalkmakla sadece komik ve zavallı duruma düşüyorsun, çünkü çok akılsızca yalan söylüyorsun. Zekice de yalan söylemiyor. Hiç olmazsa insan, oradaki zekası insanın dikkatini çeker ama tam klasik ahmakça yalan söylüyor. Şahs-ı manevi, neresinde şahs-ı manevi geçiyor. İşte açıkça söylüyor, “Mehdi (a.s.) ve talebeleri gelecek sonradan gelecek” diyor. Lafı evirip çevirmeye ne gerek var? Ayrıca “yüz yıl sonra” diyor. “Benden bir yüz yıl sonra gelecek” diyor. Çok net tarih veriyor. Karmaşık bir şey yok. 1545’e kadar da devam edecek, hicri 1545’e kadar, diyor. Sonra da Kıyamet kopacak, diyor. Bu 70 yıl içinde her şey olup bitecek, diyor. Senin evirip çevirmenle; bakıyorum çok, dandik bir akla sahipler. Cılız, güçsüz ve zayıf imanın o basitliği, o acizliği hemen hissediliyor. Gürül gürül söylesene sen, sana ne. Mehdi (a.s.)’ı getirip getirmemek Allah’a ait şey. Sen hakkı söylemekle mükellefsin. Sen Mehdi (a.s.)’ı ortaya çıkarmakla mükellef değilsin ki. İttihad-i İslam’ı ortaya getirmekle de mükellef değilsin. Sen olacak ve olması için gayret ediyorum demekle mükellefsin. Sen gerisine karışma. Ya olmazsa, ya çıkmazsa, akılsız, onun sonucunda dersin ki; haşa ya Allah varsa, diyeceksin. Ya Peygamber (s.a.v.) doğru değilse, diyeceksin. O aptal aklın seni oraya kadar sürükler. Zaten vesveseler içerisinde sürünen tipler bunlar. Samimi bir Müslüman dünyanın metafizik olduğunu anlar, anlaşılmayacak gibi bir şey var mı? Şu kadarcık yerde bütün kainatı görüyoruz, şu kadarcık yerde. Böyle bir durumda, insanın oldu mu olacak mı diye düşünecek durumu olur mu? Belli ki bütün güç Allah’ın elinde. Ve bütün alametler çıkmış, kör müsün? Bütün alametler çıkmış, birer birer. Gece gündüz sayıyoruz. Fırat’ın suyunun kesilmesini anlattık, Lulin kuyruklu yıldızını anlattık, hepsi oluyor ve olmuş. Bak o yiğit hocamız gürül gürül Allah rızası için hiç kimseden korkmadan açık açık söylüyor, Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri. Ama işte bahçe güzel bahçe, gül ağacı güzel gül ağacı. Şeyh Nazım Hocamız dürüst, efendi insan, Allah için konuşan insan. Bir tek Allah’tan korkar. Yetiştirdikleri de öyle mükemmel oluyor, maşaAllah. Tabii ki sevdiğimiz çok şeyh efendiler var, değerli şeyhler var, fakat Şeyh Nazım Hocamın yeri bir başka tabii.
ALTUĞ BERKER:Diğer filminde de, siz daha iyi bilirsiniz; Muhammet Raşid Erol Hazretleri “Sen görürsün.” demiş Şeyh Ahmet Yasin Efendi’ye Mehdi (a.s.)’ı.
ADNAN OKTAR:Allah Allah, ne güzel konuşmalar onu da dinleyelim.
VTR: Şeyh Ahmed Yasin Hazretleri; Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıktığını inkar edenlerin doğru söylemediğini anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Dinleyen cezbeye gelir Hocamızı, maşaAllah. Çok dürüst ve çok candan konuşuyor, maşaAllah. İnşaAllah ömrü vefa edenler görecekler. İnşaAllah Allah hepimize o nimeti göstersin. Dünya yepyeni bir medeniyet çağına girecek.Bilimde, sanatta, estetikte her yönde, inşaAllah. Huzur, güven, barış, iyilikler, güzellikler bütün dünyayı kaplayacak. Deccalin pisliğini, deccalin rezilliğini dünya bütün açıklığıyla gördü. Şimdi de Mehdiyet’in ışığını, temizliğini ve sıcaklığını görecekler. Aradaki kıyası yapacaklar; aman Allah’ım biz cehennemin içindeymişiz, diyecekler. Hayat varmış, dünya varmış elhamdulillah, diyecekler. Arada muazzam fark olduğunu görecekler. O muazzam farkı göstermek için Cenab-ı Allah bu imkanı meydana getiriyor. Önce deccalin karanlığını ve kirini gösteriyor Allah, sonra da Mehdiyet’in temizliğini, güzelliğini ve iyiliğini gösteriyor. Dünyada her şey kıyasla oluyor. Kıyas olmadan bir şey anlamak mümkün değil. Mesela güzelliği bile anlamak ancak çirkinle kıyaslandığında insanın güzelliği anlaşılmış oluyor. Temiz de, kirliyle kıyaslandığında anlaşılıyor. Tertemiz, bakımlı gıcır gıcır bir ev, bir de bakımsız, döküntü bir ev olsa, bakımsız, döküntü evden gelen adam tertemiz eve gelince içi açılır, hayretler içinde kalır, çok hoşuna gider. Bu zevkin yaşanacağı tarihe doğru gidiyoruz, inşaAllah. Şeyh Ahmed Yasin Hocamız ve o Hoca sarık konusunda mükemmeller, muhteşem, muhteşemler. Çok yakışmış Hocamıza, maşaAllah. Asıl sarık budur, bu şekilde olandır. Öbürleri biraz usulen olan sarık şekli olmuş oluyor. Hakkını verenler Şeyh Nazım Hocamız ve Şeyh Ahmed Yasin Hocamızdır, inşaAllah.
“Muhammed Özdemir. Elazığ, Keban. Allah rızası için bu mailimi Hocamıza ulaştırın” diyor. Ulaştı. Ne zaman konuşalım? Yarım saat sonraki programda görüşürüz, şimdi olmaz, inşaAllah. Durmuş Ali Gürbeden ve diğer kardeşlerimiz. “Berker Ataşen. İsyanlardayım işaret gelmediği için.” Hocam beni okumadığı için, herhalde demek istiyor. “Bismillahirrahmanirrahim. Esselamü Aleyküm ve Rahmetüllahi ve Berekatüh. Selam Allah yolunda hizmet edenlere olsun.” Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü. Uzun bir iltifat etmiş, maşaAllah. “Tam olarak hangi adrese geleceğimi bilmiyorum. Arkadaşlar bana yardımcı olabilirler mi adres konusunda?” Buraya ziyaretime gelmek istiyormuş. “Çok sevgili Peygamber torunu Muhammed Adnan Hocam. Bu hafta sonunda inşaAllah manevi işaretler dolayısıyla yolculuğuma başlıyorum. Bursa’ya Yunuseli’ne gidip Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri’nin elini öpüp, duasını alıp, birkaç hafta sonra İstanbul Beylerbeyi’ne geleceğim. Orada Şeyh Nazım Hocamızın oğlu Şeyh Ahmet Efendi’nin elini öpüp duasını aldıktan sonra, inşaAllah yanınızdayım. Sizinle görüşeceğim günü iple çekiyorum.” Seyyidler topluluğunun toplantısı varmış herhalde. Yatırları mı ziyarete gideceğim diyor tam anlamadım. “Tam olarak hangi adrese geleceğimi bilmiyorum” diyor. Evet, o konuyu konuştuk.
Şimdi Kuran’dan ayet okuyacağız. Ya Allah bismillah. Müminun Suresi. Bismillah. Şeytandan Allah’a sığınırım. 61. ayet. “İşte onlar, hayırlarda yarışmaktadırlar.” Hayırlarda yarışmak nasıl olur? Var gücüyle herkes en iyiyi elde etmeye çalışacak. “Ve onlar bundan dolayı öne geçmektedirler.” Demek ki bir yarış, takva yarışı var dünyada, inşaAllah. “Hiç kimseye” bak Allah bir sır veriyor; “güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz.” Hayret verecek bir mucizesidir Allah’ın. Hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını Allah yüklemiyor. “Elimizde hakkı söylemekte olan bir kitap vardır.” Kaderde bu yazılmıştır, diyor Allah. “Ve onlar hiçbir haksızlığa uğratılmazlar.” “Gerçekten Benim ayetlerim size okunuyordu, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz.” Bak Kuran ayetleri okunuyordu, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz, diyor. Geri dönmeyi kim yapar? Bunu gericiler yapar işte. Kuran’ı kabul etmiyorlar, hurafeyi kabul ediyorlar. Adam saatlerce hurafe anlatıyor, ağzı açık dinliyor hurafeleri. Söylesene; Kuran’dan anlat bize, tam doğruyu anlat, Kütüb-i Sitte’den anlat bize. Ehl-i Sünnet alimlerinin açık eserlerini anlat bize, demiyor. Sonuna kadar hurafeleri dinliyor. “Gerçekten sen onları dosdoğru olan bir yola çağırıyorsun” diyor. Bu da yine Mehdiyet’in devrini veriyor ebcedi. “Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı” yani Kuran dışında bir durum olsaydı, “hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve her şey) bozulmaya uğrardı.” Şimdi ne oldu dünyada? Bu oldu mu? Oldu. Bak gökler; ozon tabakası bile bozuldu. Gökler, yer; arazi bozuldu, yeryüzü arazisi bozuldu, çoraklaştı topraklar, erozyon başladı. “Bunların içinde olan herkes (ve her şey) bozulmaya uğrardı.” İnsanlar bozuldu, hayvanlar bozuldu, ortam bozuldu. “Hayır, Biz onların kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar” diyor. Kuran’dan yüz çeviriyorlar, diyor Allah. Deccaliyet devrini anlatıyor Allah.“Yoksa sen onlardan haraç mı istiyorsun? İşte Rabbinin haracı (dünya ve ahret armağanı) daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır. Gerçekten sen onları dosdoğru olan bir yola çağırıyorsun.” Mehdiyet’in yoluna, Hakk’ın yoluna, Kuran’ın yoluna, inşaAllah. “Ancak ahirete inanmayanlar, şüphesiz yoldan sapanlardır” diyor Cenab-ı Allah.
ALTUĞ BERKER: Kaçkar TV’den devam ediyoruz, inşaAllah.
SUNUCU1: “Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programımıza 00:30’dan Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.TV sitemizden devam edeceğiz.
Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Dergiler
Devamı ...