SUNUCU: Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri Programımıza, Aksu TV, Gaziantep Olay TV, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.TV sitemizden devam ediyoruz. Konuklarımız Mia Hanım ve Ebru Hanım. Buyrun Hocam.
ALTUĞ BERKER:Mehmet Şevket Eygi Hocamız’ın bir yazısı vardı uygun görürseniz Hocam. “Türkiye’de tam manasıyla din özgürlüğü olduğunda yani isteyenlerin istediği şekilde ibadet etmelerine izin verildiğinde, kimsenin kılığına, kıyafetine karışılmadığında, isteyen ailelerin çocuklarını okula tesettürlü gönderme özgürlüğü tanındığında, tasavvuf ve tarikat tekkelerine izin verildiğinde, Türkiye’nin İran ya da Arabistan’a değil, İngiltere’ye benzeyeceğini, çünkü bu tip özgürlüklerin çok daha çağdaş ileri demokrasinin özellikleri” olduğunu anlatan bir yazı yazmış Hocamız.
ADNAN OKTAR:Hocam bir tane, maşaAllah. Mehmet Şevket Eygi Hocam, çok kaliteli bir Osmanlı Beyefendisidir. Çok çok kaliteli, üslubu çok güzel, alışılmışın dışında bayağı güzel.
“Selamun Aleykum” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Celal Şengör çok güzel maymun taklidi yapıyor.” Ne demek bu?
ALTUĞ BERKER:Üniversite öğrencilerine Ali Kırca’nın programında çıkıp maymun yürüyüşü yapmıştı.
ADNAN OKTAR:“Oscar’a aday olsun.” “Maymun ağaçta yaşamak üzere teçhizatlandırılmıştır.” Kardeşim bunların ne dediği önemli değil. Bunlar gariban takımı, bunları kaale alıp, bunları niye dert ediniyorsunuz? Genel kültür açısından, bilgi açısından çok çok alt seviyelerde olan insanlar, çok eksikler. Bir kere bir proteinin bile tesadüfen meydana gelip gelemeyeceğini dahi bilmiyorlar. Paleontolojik delillerden haberleri yok. Senin tombul çıktı Celal Hoca hoplaya, zıplaya, ben hatırlıyorum, kısa pantolonlu bazen çocuk bahçelerinde olur, erken gelişmiş tombul çocuklar olur, bacaklar dolma gibi. Bayağı da neşeli oluyorlar, askılı pantolon falan giyerler. Şimdi o da, o tarzda pür neşe, karşısına da özel ayarlanmış bir gençlik.
ALTUĞ BERKER:Yanında da öyle hocalar vardı.
ADNAN OKTAR:Öyle hocalar derken ne tarz hocalar?
ALTUĞ BERKER:Evrim olacağına ihtimal veren.
ADNAN OKTAR:Kimdi?
ALTUĞ BERKER:Abdülaziz Bayındır. Diğerini hatırlayamadım.
ADNAN OKTAR:Hatta böyle rakıcı muhabbeti gibi “sen de haklısın ben de haklıyım, ne güzel anlatıyoruz, ikimiz de aynı düşüncedeyiz” gibisinden. “Biz yukarıda anlaştık” dedi. Şimdi baktık, Abdülaziz Bayındır zaten paleontoloji hakkında, evrim hakkında, modern bilimler hakkında bilgisi yok. Kuran bilgisi çok iyidir, hadis bilgisi de çok iyi. Ama genel kültür çok düşük, çok çok düşük. O yüzden gariban bir ruha sahip. İnsanların yeniden yaratılışında bile evrim mantığıyla anlattığı bir üslubu oldu. Sanki cennet kadehleri, cennet bardakları, cennet evleri evrimle oluyormuş gibi. Mantıksızlığı açık. Çünkü melekleri, Allah evrimle yaratmadı, cinleri, şeytanları evrimle yaratmadı. Orada çok gariban bir mantık öne sürdü, orada ki öğrencileri de ayarlamışlar, yani tam ayarlanmış bir programdı. Sonra biz dedik ki; “oradaki çocukların hepsini bir araya bir toplayalım, bu olayın aslını biz bir anlatalım.” Çocukları topladık bir yerde, olayın geçersizliğini çok detaylı anlattık. Ama televizyondan milleti güya kafalayacaklarını zannettiler. Özetle bir protein tesadüfen meydana gelemez. Celal Hoca da bunu çok iyi biliyor, bunu bildiği için de ortadan kayboldu. Proteinlerin tesadüfen meydana gelemeyeceğini bildiğine göre, zaten teoriyi de savunması mümkün değil. Dedi ki; “zibil gibi ara fosil var, yani evrimi kanıtlayan fosiller var.” Dedi. Nerdeymiş dedik. Yok. Hani zibil gibiydi? Zibil gibi olanı, adam alır bir tane getirir tek bir tane. Yok. Düz atış, demek ki adamı böyle yaparlar işte. Çıkabiliyor mu bir daha? Çıkamıyor. Çıktı dalından inmiş armut gibi aşağı düştü. Anında halloldu, fikren dümdüz ettik, inşaAllah. Evrim konusunda en büyük hata, adamların alanına girip onlarla cedelleşmektir. Eğer evrimcilerin, Darwinistlerin hayat sahasına girerseniz, ağa düşmüş karınca gibi olursunuz, debelenirsiniz. Öyle olmaz. Siz onları kendi mekanınızda ezeceksiniz, doğrusu budur. Kendi mekanın nedir? “Arkadaşım gel proteinleri konuşalım” diyeceksin. Tak ayağından tavana asılır, anında düşer. Gel paleontolojik delilleri inceleyelim, fosilleri inceleyelim. 350 milyonun üzerinde fosil var, tek bir tane ara fosil var mı? Yok. Hepsi yaratılışı ispat eden fosiller. O zaman konu bitmiştir. Ama evrimcilerin ağına düşerse bir insan, işte tavuk tüyünün evriminde ara safhalar nedir, önce bunu bir halledelim diyor. Tavuk tüyü biter mi kardeşim? “Bademciklerden başlayalım” diyor. Bademciğin cevabını zaten veriyoruz, bademcik vücudun daha güçlü olması için bir savunma mekanizması, Allah tarafından öyle yaratılmıştır. Ama bu sistem adamı boğar. Darwinist düşünce sana milyonlarca detay çıkartır, yüz binlerce detay çıkartır, o detayın içinde boğulursun. Tek vuruş esastır, geri çekileceksin, tek bir tane vurup, çökerteceksin. Tek vuruş proteindir. Proteinden indireceksin. Proteinden istemiyorsan, ara fosillerden indireceksin. Onun dışında oturup cebelleşmeye kalkarsan, yıllarca aylarca uğraşsan netice alamazsın, boğulursun. Uğraşılmaz öyle. Değil mi? Bir insanı çökertmenin açık yolu varken, oturup karmakarışık yere girmenin alemi yok. Çünkü adamlar demagojinin uzmanı olmuşlar. Yüz binlerce kitap yazmışlar, yüz binlerce açıklama yapmışlar. Hep demagoji, demagojiyle baş olmaz. Demagoji yenilmesi mümkün olmayan laf salatasıdır, laf oyunlarıdır. Demagoji, demagojiyle yenilir diye düşünür. Demagoji demagojiyi boğar sadece. İki demagoji boğuştuğunda, boşa zaman geçmeden başkası olmaz, sadece boğuşursun. İki örümcek ağı birbirine karışır. Ama kim geriye çekilip de tek bir kafa darbesi indirirsen, sırt üstü oturur. O kafa darbesi protein ve fosildir. İki noktada. Mesela bizim çocuklar da orada hata yapıyorlar. Oturuyorlar, mesela apandisti açıklıyorlar. Kardeşim proteinle çökmüş adam, neyini açıklıyorsun apandistin? Baş olur mu onunla? İşte o kuyruk sokumu kemiği, kardeşim adam her yeri açıkladı da kuyruk sokumu kemiği mi kaldı? Zaten adam baştan göçmüş, sen baştan çökertsene adamı, ta oraya getiriyorsun. Sanki o kuyruk sokumu kemiği konusu halledilmezse, evrim haklı olacakmış gibi, değil mi? Temelden, ana noktadan vurmak çok önemli. İslam’ı anlatırken de öyle, demagojiden kaçınmak lazım. Gelenekçi şirk mantığında, hurafeci mantıkta muazzam geniş alan vardır, eğer oraya bir girersen boğulursun. Bunlara hiç gerek yok. Ama evrimcileri daha da tepeden çökermek istiyorsan, maddenin hakikatini anlatırsın, bizim anlattığımız. Maddeden o adamı çıkartıp ruhun içerisine onu getirmek, ruh içerisinde onu boğmak. Ama bilimsel delile dayalı olmasını istiyorsan net elle tutulur, gözle görülür bilimsel bir delil istiyorsan, ki o da bilimsel delildir ama laboratuvar neticesi olmadığı için burada ki laboratuvar neticesi olan bir durum. Laboratuvarın içinde o boğulur kalır. Bak Dawkins atıp tutuyordu, dedi ki: “protein tesadüfen meydana geldi.” Atıp tutuyorlardı. Biz bütün Avrupa’da anlattık proteinin tesadüfen meydana gelemeyeceğini çok detaylı anlattık. Adamın karşına bir dikildik, adam kabul etti, protein tesadüfen meydana gelemez. Avrupalıları bu konuda uyardık, anlattık. Adamlar götürdüler bunu bir stüdyoya, anlat dediler, “protein tesadüfen meydana gelir mi?” Dawkins tavana bakmaya başladı, “uzaylılar yaptı” dedi özetle. Özetle adam havaya bakıyor “uzaylılar geldi, proteinleri yaptı.” diyor. Böyle bir olay yok, olmaz. Bir kere uzaylılar varsa, uzaylıları yaratan yine Allah vardır. O kadar üstün zekalı adam varsa, onu yaratan yine Allah vardır. “Uzaylılar proteinleri yapmış, gök taşının içine koymuş, gök taşı da havadan gelmiş, atmosferden geçip dünyaya çarpmış, bir anda protein tozları serpilmiş dünyanın üzerine oradan biz olmuşuz.” Daha pratik bir açıklama yapıyor hazret. Adam taşla niye buraya protein göndersin? Derdi ne, pakette nezaketiyle getirir. Zaten göğe bakıyor düşünüyor düşünüyor, atış için ilham bekliyor Allah-u alem. Sonra başlıyor atışa, konu bu. Yoksa atışa hazır olmuş olsa, zaten öyle bir konusu olmaz, bayağı bekliyor. Uzaylıların da nezaketi vardır gelir uçan dairesiyle, açık alanda tarlalık bir yere konar, pakette getirir protein tozlarını yere koyar. Bodycilere yarar protein tozu, başka bir işe yaramaz. Adamlar protein tozunu fabrikada üretip Türkiye’ye getirmezler, dünyaya da getirmezler onunla da uğraşmazlar. O kadar ileri bir teknoloji varsa zaten onu da yaratan vardır.
-VTR- Dawkins.
ALTUĞ BERKER:“Peki öyleyse nasıl yaratıldılar?” diye soruyor sunucu. Dawkins; “Çok yavaş bir süreçle.” Sunucu ;“Peki nasıl başladı?” Dawkins; “Nasıl başladığını hiç kimse bilmiyor. Ne çeşit bir olay olması gerektiğini biliyoruz. Hayatın kökeni ne tür bir olayla başlamış olması gerektiğini biliyoruz.” Sunucu ;”Neymiş o olay? Dawkins; Kendi kendini kopyalama kabiliyetli olan ilk molekülün ortaya çıkmasıyla oldu.” Sunucu ;“Peki nasıl olmuş?” Dawkins; “Size söyledim bilmiyoruz.” Sunucu ;“Nasıl başladığı hakkında bilginiz yok mu?” Dawkins; ”Hayır hayır, hiç kimse gibi ben de bilmiyorum.” Sunucu; “Akıllı tasarımın, genetik ve evrim konusundaki bazı sorulara cevap olabileceği olasılığı hakkında ne düşünüyorsunuz? Dawkins; “Olay şu şekilde gerçekleşmiş olabilir. Bundan çok uzun zaman önce, evrenin herhangi bir yerinde, bir medeniyet Darwin’in teorisinde öne sürdüğüne uygun olarak, çok yüksek teknoloji sahibi olacak şekilde evrimleşmiş olabilir ve bir hayat formu dizayn edip dünyamızdaki yaşamın tohumlarını atmış olabilirler.”
ADNAN OKTAR:Vıcır vıcır konuşuyor ama bizim karşımıza gelince, sus pus. Şeyh Nazım Hocam ne diyor; “Ona ne sözlü ne yazılı kimse cevap veremez.” Yani buldozer gibi ezer diyor, inşaAllah. EvelAllah, demek ki o da anlamış.
“Nahçıvanlı. Selamun Aleykum Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Ben Aşkın Öztürk. Aslen Nahçıvanlıyım, Türkiye’de yaşıyorum, Türk vatandaşıyım. Hocam, Azerbaycan bayrağını her gittiğiniz kanalda yanınıza alıyorsunuz. Bir Azeri olarak bu beni çok mutlu ediyor” diyor. EvelAllah, Azerbaycan bayrağı, o da bizim bayrağımız. İnşaAllah, Türk bayrağı gibi ona da en derin saygıyı duyuyoruz, inşaAllah.
“Ukrayna’dan selamlar. Türk İslam Birliği hakkında görüşleriyle tanımama vesile olan sayın hocam Adnan Oktar’a bir sorum olacak. Bizler yurt dışında Türki coğrafyalara yakın insanlar olarak, bu davaya ne gibi hizmetler verebiliriz? Fikriyle şereflendirirse sevineceğiz inşaAllah. Saygılarımla Engin.” Türk İslam Birliği çok kolay olduğu halde bazı dedeler, iradesi zayıf insanlar, kişiliği, imanı tam oturmamış adamlar, ümitsiz ve güçsüzler, zayıf iradeliler. “Nasıl yapacağız, nasıl edeceğiz” diyorlar. Zaten onlar şuradan şuraya kalkmaya bile üşeniyorlar. Bu adamlara karşı çelik gibi bir iradeyle kararlı olacaksınız. Bakın diyorum; Müslümanların onda biri bile yeter. Karmakarışık bir şey yok. Türk İslam Birliği zaten bizim hakkımız. Çok makul bir şey, öyle zor değil, milletin engel olacağı bir şey yok. Bahaneleri de bıraksınlar, Amerika, Rusya hiçbiri karşı değil, hiç kimse karşı değil dünyada. Yapın diyorlar Türk İslam Birliği’ni, getirin, iftihar ederiz diyorlar. Kimsenin bir şey dediği yok. O yüzden devlet politikası olarak Türk İslam Birliği daha da tırmandırılıyor dikkat ederseniz son günlerde. Gayet güzel netice de alacağız, inşaAllah.
Biraz Hz. Ali (r.a)’dan konuşalım. Hz. Ali (r.a) bakın ne diyor; “Horluk denizinin en derin yerindesiniz; daracık bir halkaya kıstırılmışsınız; ölüm alanındasınız; belâ uğrağındasınız. Artık gönüllerinizdeki şu gizli taassup ateşini,” gerici kafayı, tutucu kafayı, “bilgisizlik kinlerini söndürün;” nefretle insanlara öfke duymayı kaldırın, bunu söndürün” diyor. “Çünkü Müslümanın gönlündeki bu büyüklenme, ancak şeytanın iğvâsındandır, onun büyüklenmesindendir, vesvesesindendir.” “Müslümanda büyüklenme olmaz, enaniyet yapmayın” diyor. “Allah, kendisine bir üstünlük vermediği halde hasetten doğan düşmanlık yüzünden, kalbindeki öfkeyle yanıp tutuşan ululanma ateşine düşüp, şeytanın burnuna üfürdüğü büyüklük ateşiyle savrulup kibirlenen kişiye dönmeyin.” Diyor. Hz. Ali (r.a)’da benim söylediğimi söylüyor “burnuna üfürdüğü” diyor. Ben diyorum ya üfürdü. Hz. Ali (r.a) da aynı şeyi söylemiş, maşaAllah. Demek ki, ben de ilhamla konuşuyorum, Hz. Ali (r.a) da ilhamla konuşuyor. Benim haberim yoktu, yeni bu belgeye ulaştım daha. Bakın gericilere, yobaz takımına ne diyor Hz. Ali (r.a); “doğru yolda yürümekten vazgeçmiş, gerçek yoldan sapmış, başıboş bir hale gelmiştir. Sonradan uydurulan şeyleri över,” hurafeyi över, sonradan öven şeyleri över. “Onlarla oyalanır” yobaz kafası. “halkı da sapıklığa sürükler, yoldan çıkarır.” Onları dinleyenleri de sapıklığa götürür diyor. “Birisi de bilgisizlikleri nefsinde toplamış kişidir; bilgisizlerin yollarını azdırır.” Cahil, cühelanın yollarını azdırır” diyor. “uzlaştırmada kör mü kördür” Mesela Alevi, Sünni uzlaştırması gerekir. Bir türlü yeteneği yoktur" diyor. “Bilmeyenler, bilgin adını takarlar ona” yani “bilmeyen adamlar, ona bilgin, alim, büyük hoca derler” diyor, “halbuki zır cahildir diyor, “oysa bilgiden haberi bile yoktur. İnsanlar arasında kendisinden gayrı kişiler şüpheli şeylerden kurtarmayı iş edinerek hüküm vermeye oturur.” Yani sürekli fetva verir, şu helal şu haram, şöyle yapın böyle yapın deyip oturur diyor. “Kendisine bilinmeyen şeylerden biri sorulduğunda saçma sapan sözlere başlar” diyor. Yani “zırvalamaya başlar, hurafelere başlar” diyor. “Kesin hükmü verir oysa kendisi şüpheler içindedir ve örümcek ağına düşmüş sineğe benzer” diyor. “Sürekli çırpınır” diyor. Çok şahane anlatmış. “Doğru mu hüküm verdi, yanlış mı hüküm verdi kendisi de bilmez. Doğru hüküm vermişse yanlış olmasın diye korkar yanlış hüküm vermişse doğru olmasını umar. Bilgisizdir, bilgisizler karanlığında sendeler, yürür gider. Kör develere binmiştir. Bir bilgiye diş vurmamıştır. Dişi bir bilgi lokmasını kesmemiştir, çiğnememiştir. Rüzgarın ovadaki kuru otları savurduğu gibi, rivayetleri savurur gider” diyor. Sürekli yalan söyler, hadis uydurur” diyor. Bilmiyorum ilgili kişiler anlıyorlardır herhalde ne yapmaları gerektiğini.
ALTUĞ BERKER:Bir internet sitesi var, www.İslaminesil.com sizin yayınlarınızı canlı olarak veriyorlar Hocam.
ADNAN OKTAR:Yüzlerce internet sitesi canlı olarak yayınımızı veriyor. Yüzlerce, bir tane iki tane değil.
ALTUĞ BERKER:Amerika’da bazı kiliseler, Müslümanlara ibadet için kiliseleri açmışlar, Amerika’dan öyle bir haber var inşaAllah ve 2001 yılından itibaren de Amerika’daki cami sayısının artısında yüzde 57’lik bir artış olmuş ayrıca.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Camiler çok insanın içini açan, ferahlatan, rahatlatan güzel mekanlar. Osmanlı da çok güzel camiler yapmış.
ALTUĞ BERKER:Yusuf el-Kardavi Hocamız’ın, 30 yıldır namaz kıldırması yasakmış. Birbuçuk milyon kişiye Tahrir Meydanı’nda, namaz kıldırmış bu Cuma inşaAllah. Birçok uluslararası televizyon kanalı, bu tarihi anı canlı olarak yayınlamış. Ayrıca Mısırlı yetkililer, Gazze şeridi sınırındaki Refah kapısı geçişini, kısmen açma kararı almışlar.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah her yer hizaya geliyor. Yusuf el-Kardavi Hocamız’ın, elini öpmek şerefine nail olmuştum, burada bir otel toplantısında Hocamla tanışmıştım. Çok mütevazı ve çok sevgi dolu. Benim kitaplarımdan vermiştim, çok güzel iltifatlar etti, çok muhterem mübarek bir insan, çok büyük bir alimdir, çok büyük bir müctehiddir. Yani Mısır’ın müceddidi ve müctehididir ve bölgenin müceddidi ve müctehididir. Çok değerli bir alimdir, ilmi uçsuz bucaksızdır maşaAllah.
“Sezer Ceyhan. Hocam, bir telefon olsa da bağlansak, ne güzel sohbet ederiz.” Yaz işte verdiğimiz adrese, oradan konuşalım. Cübbeli Ahmet hakkında soruyor, boş ver o kadar önemli birisi değil. Fakat abuk sabuk bir şey yaparsa, tabii ki cevabını veriyoruz.
“Selamun Aleykum” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Saygı değer seyyid Adnan Hocam. Her gün eve geldiğimde internetin başına koşuyorum, sizi dinlemek için. Muhteşem derecede bağımlılık yaptınız.” Öyleyim ben, bağımlılık yaparım. Normal bir insan, beni çok sever. Sevgi dolu ruhu varsa, çünkü ben iyi bir insanım, samimiyim, candanım. Ben de iyi insanları seviyorum, onlar da bende bağımlılık yapıyor. Güzel insanları severim, güzel ahlaklı insanları severim. Çünkü mümin mümini sever, Allah öyle yaratmıştır. “Bu programı herkese tavsiye ediyorum. Hem birçok şey öğrenmelerine vesile oluyor, birçok kazanacakları var” diyor. “Allah’ın kelamı ve İslam bilgilerimizi tazeliyor ve bilmediklerimizi öğreniyoruz. Hocam inşaAllah eskiden söylemezdim ama programınızı izlerken her söylediğiniz önünde arkasında sonunda inşaAllah kelimesini anladım ve inşaAllah sabah akşam yatarken, kalkarken, işe giderken her zaman söylüyorum.” İnşaAllah, maşaAllah ile dünyaya hakim olacağız, kilit kelimelerdir.
“Selamun Aleykum nurlu, kutlu Hocam.” MaşaAllah ne güzel hitaplar bunlar böyle. “Birkaç gündür işim hasebiyle izleyemedim çok özledim. Az önce Hz. Mehdi (a.s) zuhuru üzere söylediğiniz, “daha yedi yıl daha var” sözünüze çok sevindim, çok şükrettim Elhamdülillah. Hem zamanın yaklaşması adına çok sevindim, hem de size gönderdiğim şiiri hatırlarsanız satır kelimelerin toplamı, şiirdeki sayıların bir anlamı olduğunu düşündüğümü yazmıştım. 63 kelimeden oluşuyordu inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhurundaki yaşı olacak inşaAllah. Mübarek ellerinizden öpüyorum.” Hakan, sen Hz. Mehdi (a.s)’ı biliyorsun herhalde, nasıl bir hesap yapmış kim bilir, kime göre yaptı. İnşaAllah o düşündüğün kişi olur, inşaAllah sen olursun, inşaAllah sevdiğimiz bir kardeşimiz olur.
ALTUĞ BERKER:Süleyman Arif Emre muhterem Hocamız şöyle demiş yazısında; “İslam Alemindeki ayaklanmalar için, bu bir yeniden doğuş olayıdır” yorumu yapmış. “İslam ülkelerinde despot liderlerin bir bir alaşağı edildiğini, yerine imanlı unsurların geldiğini vurgulayarak, Türkiye’nin bu durumu iyi anlaması gerektiğini” belirtmiş Erbakan Hocamız’ın yıllardan beri G-8 ülkeleri için önerdiği birlik çağrısı istikametinde hareket edilerek, Türkiye’nin inisiyatifi eline alması gerektiğini” söylemiş “ve nitekim tek tek bu ülkelerle aramızdaki vizelerin kaldırılmasının da, bu yeni oluşuma yani Türk İslam Birliği’ne ışık tutmaya başladığını” belirtmiş.
ADNAN OKTAR:D-8’in anlamı deccali seksene ayıracağız anlamı var aynı zamanda. D-8 Mehdiyet Projesidir, Mehdiyet’in diğer anlatımıdır inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Sizin sözünüzü hatırlatmak istiyorum Hocam; “Dünya yepyeni bir medeniyet çağına girecek bilimde, sanatta, estetikte her yönde inşaAllah huzur, güven, barış iyilikler, güzellikler bütün dünyayı kaplayacak. Deccalin rezilliğini dünya bütün açıklığı ile gördü şimdi de Mehdiyet’in ışığını, temizliğini ve sıcaklığını görecekler, aradaki kıyası yapacaklar. “Aman Allah’ım” diyecekler “biz cehennemin içindeymişiz” diyecekler, “hayat varmış, dünya varmış Elhamdülillah” diyecekler. Arada muazzam fark olduğunu görecekler, o muazzam farkı göstermek için Cenab-ı Allah, bu imkanı meydana getiriyor. Yani önce deccalin karanlığını ve kirini gösteriyor Allah, sonra da Mehdiyet’in temizliğini, güzelliğini ve ilmini gösteriyor çünkü dünyada her şey kıyasla oluyor. Kıyas olmadan bir şey anlamak mümkün değil. Mesela çirkinle kıyaslandığında, insanın güzeli anlaşılmış oluyor, temizle kirli kıyaslandığında aydınlanıyor. Mesela tertemiz gıcır gıcır ev, bakımsız döküntü bir ev olsa, bakımsız döküntü bir evden gelen adam, tertemiz eve geldiğinde içi açılır, hayretler içinde kalır, çok hoşuna gider. O zevkin yaşanılacağı tarihe doğru gidiyoruz inşaAllah” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Yusuf El-Kardavi Hocamız, Hz. Mehdi (a.s)’ın, bu yüzyılda çıkacağını savunan bir insandır. İhvan-ı Müslimin’in önemli liderlerinden bir tanesidir hatta en önemli liderlerinden biridir diyebilirim. İhvan-ı Müslimin daha olgun, daha sevgi dolu, daha akılcı bir çizgiye geldi, eski İhvan-ı Müslimin değil. Türkiye modelini esas alan ve dolayısıyla Mehdiyet’i esas alan bir modeli savunuyor, tavırları o yönde. İhvan-ı Müslimin; “bu yüzyılda Mehdi (a.s)’ı göreceğiz” diyor. Hatta sokaklarda bir ara bağırıyorlardı, “la medrese la tedris innellezine reis” diye slogan atıyorlardı yüzbinlerce insan “la medrese la tedris innellezine reis” inşaAllah. “Reis gelecek, Reis nüzul edecek, medrese de yok, la medrese la tedris yani bunların hiç birine gerek yok” diyorlardı, yeri göğü inletiyorlardı. Şimdi sessiz sedasız Mısır’a, Mehdiyet hakim oldu. Hiç çıt duyuyor musunuz? Yusuf el-Kardavi Hocamız, Hz. Mehdi (a.s) aşığıdır. Ama tek kelime Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetmediler dikkat ederseniz. Demek ki böyle bir sessiz yol da var. Bütün İslam alemindeki şu hareketlenmenin kökeninde Mehdiyet vardır. Bir süre sonra, bu adı açıkça duymaya başlayacaksınız, net. Yani Hz. Mehdi (a.s) diye dünya inleyecek göreceksiniz inşaAllah. Allah diye, Muhammed (s.a.v.) diye ve Hz. Mehdi (a.s) diye inleyecek dünya inşaAllah.
“Sayın Hocam sizin sürekli inşaAllah demenizin hikmetini şu hadisi okuduktan sonra daha iyi anladım. Saygılar. İpek.” İpek Hanımın gönderdiği hadis-i şerif. “Kulun konuşmalarında inşaAllah demesi imanın mükemmelliğindendir.” Taberani’de hadis. “Kulun konuşmalarında inşaAllah demesi imanın mükemmelliğindendir.” Güzel İpek göndermiş bu hadisi maşaAllah.
“Ben İstanbul’dan Ömer Uslucan. Merhaba Allah’ın selamı üzerinize olsun.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Nakşibendi tarikatının bu kadar düşmanı varken, Sayın Adnan Oktar Hocamız’ın Nakşibendileri övmesi beni çok sevindirdi. Kendisinden Allah razı olsun. Hakkını helal etsin. Muhakkak kendisine ulaştırırsanız sevinirim” diyor. Nakşibendilik tabii dünyadaki en büyük tarikattır. Bahauddin Nakşibendi tarafından kurulmuş, kalplere Allah sevgisinin nakşedilmesi anlamına gelen Nakşibendi tarikatı, Rusya’da, Çin’de, Amerika’da dünyanın her tarafında; dünyanın hiçbir ülkesinde Nakşibendi eksikliği yoktur, her yerde. Yani Sibirya’ya gidin mutlaka Nakşibendi vardır. Çin’e gidin mutlaka Nakşibendi vardır. Çin Ordusuna girin mutlaka Nakşibendi vardır. Kızıl Orduya girin mutlaka Nakşibendi vardır. Dünyanın en büyük tarikatıdır inşaAllah Nakşibendilik. Çok mübarek bir tarikattır. Fakat bütün tarikatlar Hz. Mehdi (a.s)’a bağlanmıştır, onu da söyleyeyim. Bütün Nakşibendi büyüklerinin ittifakla söyledikleri bir gerçektir inşaAllah. 12 büyük tarikat da yine aynı şekilde Hz. Mehdi (a.s)’a bağlanmıştır.
“Azerbaycan’dan İslamov Elçin. Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Kalbinin nuru eline yüzüne tecelli eden Allah aşığı ve” Yalnız Azerice yazmışsın nasıl okuyacağım şimdi. “Baş kaldıran” diyor. Herhalde zulme karşı baş kaldıran anlamında. “Aşk ateşiyle yanan” diyor. “Peygamber (s.a.v.) evladı Sayın seyyid Adnan Hocam. Hocam sizin programınızı bırakmadan ardıcılıkla izliyorum.” Sürekli izliyorum diyor. “Hocam benim bir sualim yoktur. Çünkü sizin anlattıklarınız Kuran-ı Kerim’dendir. Hocam Mehdiyet arifesinde olduğumuzu gözlerimle görüyorum. Hocam sizin kitabınızı Allah’a andolsun ki kıyamete kadar, evimin en değerli eşyası gibi saklayacağım inşaAllah. Hocam çok vaktinizi almak istemiyorum. Sabırsızlıkla kitabınızı gözlüyorum. Sizi tek bir olan Allah’a emanet ediyorum. Lütfen okuyun.” Kitap istiyor anladığım kadarıyla. Bu sevimliye bir kitap gönderin. Çünkü ancak çıkarabildim başından sonuna okuyunca Allahualem öyle demek istiyor. Çok şekerler, bu Azeri lehçesi çok güzel.
“Muhammed Mustafa Teber. Sayın Adnan Hocam, sizin sohbetlerinizi elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. ODTÜ’de okuyorum. Gerçekten sizi ODTÜ’de hürmetle anan çok sayıda mümin kardeşimiz var. Ve mescidimiz sizin kitaplarınızla dolu Allah’a çok şükür. İlerleyen günlerde Allah nasip ederse, ODTÜ’de sizi görmek isteriz bu sohbet vesilesiyle. Hayırlı yayınlar Hocam. Kendinize çok iyi bakın inşaAllah.” EvelAllah evelAllah manevi kılıcımızın girmediği hiçbir yer yok. ODTÜ de öyle maşaAllah. İlimle, fenle her yeri inşaAllah aydınlatacağız inşaAllah.
“Zeynep Güler.” Sidar ismiyle yazmış. “Sidar lakabıyla Zeynep Güler.” Sidar ismi de çok güzel. “Hocam manevi perde kalbinizde açık” diyor maşaAllah. Cübbeli’yi eleştirmemizden memnun olduğunu söylüyor. Mehdiyet hakkında daha detaylı bilgi istiyor bizden. “Daha kapsamlı anlatır mısınız Hocam?” diyor. “İmam-ı Rabbani’den de anlatırsanız çok memnun olurum.” diyor. Sidar herhalde Kürt anladığım kadarıyla. Çok severim ben Kürtleri. Sidar, Kürt ismidir bildiğim kadarıyla değil mi? MaşaAllah. Facebook’ta Zeynep Güler isimli kardeşimiz. Güzeller güzeli Zeynep, peki sana Mehdiyet hakkında detaylı bilgi anlatalım inşaAllah. Mehdiyet bu devrin, bu asrın en hayati konusudur. Birçok kişinin örtmeye çalışması zaten Mehdiyet’in ciddiyetini ve önemini gösteriyor. Cübbeli’deki panik, Mehdiyet’in geldiğini göstermek için tek başına yeterlidir. Muazzam bir panik var Cübbeli’de. Şimdi ben Cübbeli’nin kitabını hazırlıyorum. Daha önce de söylemiştim, “Hz. Mehdi (a.s) Gelecek Fakat Bu Yüzyılda” diye inşaAllah, onun kitabına karşılık. O kadar muhteşem anlatmış ki Hz. Mehdi (a.s)’ı ve bu yüzyılda geleceğini de o kadar muhteşem anlatmış ki, bakın bu yüzyılda geleceğini, çok kapsamlı anlatmış. Ama bir şekilde birisinin Hz. Mehdi (a.s) olduğuna herhalde kanaati gelmiş ki, havalara sıçrıyor. Ben onu havalardan yakalayacağım kulağından ve ayağını yere bastıracağım. Şimdi o kitapta çok detaylı göreceksiniz. Kitabın yanına bir de CD de koyacağım. Çünkü kendi konuşmalarını da göreceksiniz CD’de. Kendi dilinden anlatıyor. Ve Allah ayağına doladı. Kendi oyununu kendi başına doladı Allah. Hz. Mehdi (a.s)’a en iyi hizmet eden adam haline getireceğim onu. En korktuğu şeyi ona yaptıracağım. İttihad-ı İslam’dan en çok korkan adamdır adeta, en çok ona hizmet ettireceğim. Hz. Mehdi (a.s)’ın alametlerini en iyi gizlemeye çalışan adamdır. Yani dünyada bunun kadar Hz. Mehdi (a.s)’ın alametini gizleyen adam ben görmedim ve en iyi ona anlattıracağım. Ve sonrada yine onun destekçisi olan Osman Ünlü Hoca. Onu da kitapta eksik etmedik, ona da bir güzellik yaptık. Kitabın bir kısmını da o mübareğe ayırdık, Osman Ünlü’ye ayırıyoruz. İmam-ı Rabbani konusunda nasıl çarpıtmalar yaptığını kitapta anlatıyorum. Nefis bir kitap, çok şahane. Çabuk da oluştu. Sağolsunlar uzun uzun anlattıkları için, İmam-ı Rabbani de çok kapsamlı anlattığı için, kitap neredeyse bitmek üzere son tashihlerini yapıyorum. Memleketimize çok güzel hizmet etmiş olacaklar inşaAllah.
Şimdi kardeşimizin bu talebi doğrultusunda biz, Mehdiyet hakkında biraz bilgi verelim. Şimdi güzel Zeynep isminde güzel, kendinde güzelsin. Hz. Mehdi (a.s) bizim canımız, Hz. Mehdi (a.s) Allah’ın sevdiği bir insan. Hz. Mehdi (a.s)’ı mutlaka göreceksiniz. Bakın ben buradayım İstanbul’dayım. On yıl diyorum. On yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçer. Ve sürekli karşınızda olacağım. Ve gittikçe de imkanlarımız genişleyecek onu da söyleyeyim. Televizyon imkanlarımız artacak, radyo kanalları imkanlarımız artacak, gücümüz artacak. Yani Mehdiyet’i yerde, gökte, her yerde duyacaksınız. Cübbeli de gittikçe ezilip, büzülecek böyle onu bir milimetreye kadar çekeceğim. Yani bir milimetre falan olacak boyu bunu da göreceksiniz. Ve Cübbeli tarzı tipleri de öyle. Yani tamamen etkisiz hale getireceğiz ilimle, bilimle, fenle. En kaçınan adamları, en fazla hizmet ettireceğim İslam’a. Mehdiyet’i en çok ört bas etmek isteyen adamları, en çok hizmet ettireceğim. Bakın beni iyi seyredin. Özellikle söylüyorum, Mehdiyet’i en çok örtbas eden adamları, en fazla Hz. Mehdi (a.s)’a hizmet ettireceğim. Benim böyle güzel bir yeteneğim var inşaAllah, Allah’ın dilemesiyle, Allah’ın yaratmasıyla, inşaAllah.
İmam-ı Rabbani Mektubat’ında, Hz. Mehdi (a.s)’ı coşkuyla anlatıyor. “Hz. İsa Mesih (a.s) ve Hz. Mehdi (a.s) Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefatından bin yıl sonra gelecekler” diyor. Zaten 1432 sene geçti. Kuyruklu yıldızın gelişini hepsini anlatıyor. Fakat İmam-ı Rabbani diyor ki: “Hz. Mehdi (a.s) çıkmadı benim zamanımda” diyor. Neden çıkmadı? Çünkü deccal çıkmadı, süfyan çıkmamış. Deccal ve süfyan çıksa, zaten alameti olurdu. Onun zamanında deccal ve süfyan yoktu. Hz. Mehdi (a.s)’ın büyük çıkış alametleri oluşmadı. Birkaç alameti oluştu ama çok fazla alameti var. Bir alameti oluşur, bir alametin oluşmasında bir şey yok. Hepsinin oluşması gerekiyor. Hepsi ne zaman oluştu? Asrımızda oluştu. Hz. Mehdi (a.s) ve süfyan karşı karşıya ne zaman geldi? Asrımızda geldi. İmam-ı Rabbani zamanında süfyan yok ki Hz. Mehdi (a.s) çıksın. Deccal yok ki Hz. Mehdi (a.s) çıksın. Buna rağmen bekledi, belki deccal süfyan çıkar diye. Ama ne süfyan çıktı, ne deccal çıktı, ne de Hz. Mehdi (a.s)’ın alametleri çıktı. O yüzden dedi ki; “Hz. Mehdi (a.s) çıkmadı” dedi, “artık çıkmaz” dedi. Ama şu an deccalin çıktığını Cübbeli kendi anlatıyor, açık açık anlatıyor. Ama Hz. Mehdi (a.s)’ın alametlerini çok daha kapsamlı anlatıyor. Fakat sonra panik oldu, “aman 570 yıl sonra gelsin” dedi. Bir de millete de söylüyor. “Siz” diyor “sakın aklınıza takmayın, bu vakitte olmaz çünkü sizin işiniz, gücünüz var, imkanlarınız daha gelişti” diyor. “Evleniyorsunuz, çoluk çocuğa karışıyorsunuz” diyor. “Gecikmesinde fayda var” diyor, ben de size kolaylık yaptım diyor. “570 sene sonra gelecek” diyor. Ama şimdi Mehdiyet, Cübbeli’nin bu sözüyle durdu mu? Durmadı. Mısır’da durdu mu? Durmadı. İslam aleminde durdu mu? Durmadı. Her yerde çığ gibi gelişiyor. Şimdi Cübbeli’nin bu konuda, Hz. Mehdi (a.s) konusundaki birkaç konuşmasıyla önce başlayalım. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkmasını istemediği konuşması var; “çoluk çocuğa karıştınız işte işiniz gücünüz var, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkmasına gerek yok” dediği. O konuşmayı bir dinleyelim sonra benim söyleyeceğim güzel sözler var inşaAllah.
-VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın Zuhurunun Ve İslam Ahlakının Dünya Hakimiyetinin Çok Yaklaştığını Söylüyor.
ADNAN OKTAR:Evet Mehmet Talu Hocamız, manevi bir tokmakla, açıklamasıyla bu tip bir kafayı yerle bir etti. Ve o güzel cemaatin, güzel ruhunu en güzel şekilde ifade etmiş oldu. Mahmud Hocamız’ın ve o güzide topluluğun nurani görüşünü, nurani bakışını, nurani ruhunu anlamayan ruhlara, anlamayan kafalara çok mükemmel anlatmış oldu ve çok tarihi bir konuşmadır o, çok hayati bir konuşmadır. Allah mübarek etsin. Evet, şimdi dinleyelim.
VTR- Mehmet Talu Hocaefendi Hazretleri, Ahir zaman’da Olduğumuzu Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Şimdi güzel Zeynep, sevimli Zeynep ben ilave yapayım mı, yoksa büyük alimin bu açıklaması sana yeter mi? Bence yeter, değil mi? Demek ki neymiş? Mehdiyet, asrımızın bir gerçeğiymiş.
Amerika ile bağlantı hazırmış öyle mi? Amerika’da nerede konferansımız şu an?
ALTUĞ BERKER:Pensilvanya.
ADNAN OKTAR:Pensilvanya’da şu anda herhalde konferans ediyor. Hay maşaAllah, maşaAllah. Welcome. Good night. Allah toplantınızı mübarek etsin. Oradaki bütün kardeşlerime selam ediyorum. Allah hepsinden razı olsun. Güzel bir ortam, güzel bir sohbet. Deccalizmin, Darwinizm’in geçersizliğini ilmi delillerle, akılcı delillerle oradaki kardeşlerimize anlatmanız, bizim için sevinç vesilesi. Özellikle proteinlerin yapısını anlatmak, proteinlerde olan gerçeği insanlara sunmak, paleontolojik gerçekleri ortaya koymak, Darwinizm’in belini küt diye ortadan ayıracak bir bilimsel çalışma olur. Bir de biz çok samimi olarak, sevgiyle olaya yaklaşıyoruz, akılcı yaklaşıyoruz. Bilimi esas alıyoruz, aklı esas alıyoruz ve Kuran’ın gerçeklerini esas alıyoruz. Bununla ortaya çıktığımızda, Darwinizm çok komik, aciz ve güçsüz bir teori olarak karşımıza çıkıyor ve ezmek de son derece kolay olmuş oluyor. Fakat tabii bir kerede olmuyor bu, uzun uzun anlatmak lazım, detaylandırmak lazım. Özellikle proteinlerin yapısı daha yeni yeni anlaşılıyor. Genetik bilimi geliştikçe, evrim teorisinin açmazları daha da ortaya çıkıyor. Ama özellikle 350 milyon fosil, yaratılışı ispat ediyor, bu çok önemli. Bunu da herhalde oradaki kardeşimiz, Fatih kardeşimiz en güzel şekilde anlatacak. Şöyle de yapabilirsin Fatih, kısa kısa alıntılar yapabilirsin. Uzun, detaylı olarak hepsini anlatmama gerek yok. Çünkü anlattıklarımın bir bölümü bile yeterli olur, az bir bölümü bile yeterli olur. Sen çok güzel anlatacağın için, ben sadece kardeşlerime Allah’tan mağfiret diliyorum. Allah kalplerini açsın, sevgi versin, bütün Müslümanları kardeş etsin. Şiisiyle, Sünnisiyle, Vahhabisiyle hepimiz kardeşiz. Sımsıkı birbirimize sarılalım. Yahudi ve Hıristiyan olan insanlarımıza karşı da şefkatli ve koruyucu olalım. Onlara da İslam’ın güzelliklerini anlatalım. Dünyayı kardeşlik içinde yaşanacak Cennet gibi güzel bir yurda çevirelim inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s) devrindeyiz. Hz. İsa (a.s)’ın nüzulünü inşaAllah yaşıyoruz. Hz. İsa (a.s) da aramızda, Hz. Mehdi (a.s) da aramızda. Bu heyecanı, bu zevki Allah bize nasip etti. Bakın hiçbir yüzyıl bu nimeti görmedi. Ama Allah bize bu nasibi verdi. Ama Müslümanların tabii birbirini çok sevip, koruyup kollamaları çok hayati. Tek bir vücut gibi hareket etmeleri, tek bir beyinle hareket etmeleri çok hayatidir. Her devirde bu böyle olmuştur. Bu devirde de böyle olacak. İnşaAllah İttihad-ı İslam’ı, Türk İslam Birliği’ni göreceğiz. Amerika’da da dostça, Rusya’da da dostça ve kardeşçe bir çalışma içerisinde olacağız ve böylece bütün dünyaya İslam’ın nurunu, İslam’ın güzelliğini anlatmış olacağız. Kardeşlik, sevgi, barış, demokrasi, huzur, güvenlik, sadakat, samimiyet bütün dünyaya hakim olacak, hepimiz de bunu göreceğiz inşaAllah. Ben orada bulunan bütün kardeşlerime selam ediyorum, saygılar sunuyorum. Allah kalplerini açsın, hepsine hidayet versin. Birbirimize sevgiyle ve güvenle bakmayı Cenab-ı Allah nasip etsin. Hepinize hayırlı akşamlar diliyorum. Selamun Aleykum. Good night.
Bakın biz Hz. Mehdi (a.s) öncüleri olarak, Hz. Mehdi (a.s) talebeleri olarak bu kadar başarılı oluyorsak, etkili oluyorsak, kim bilir Hz. Mehdi (a.s) neler yapıyordur Allah’ın izniyle inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Yine sizin bir sözünüzü aktaracağım müsaade ederseniz Hocam. “Demokratik bir ülkede, mutlu bir şekilde yaşamak insanı doyurmaz. Bu mutluluk için yeterli değildir. Özgürlükte mutluluk için yeterli değildir. Allah rızası için yaşamak ancak insanın ruhunu tatmin eder, dengeli hale getirir. Bunun dışında insanın dengeli olması mümkün değildir, huzurlu olamaz insan.” dediniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne kadar güzel Allah’ı sevmek. Bizi mesela Allah yaratmış. Yoklukken varlık olmuşuz. Yokluk olabilirdik, mutlak yokluk olabilirdik. Ama mutlak yokluğun mümkün olmadığını yaratılınca anladık. Yani mutlak yokluk mümkün değil. Ve bir kere de varlık olunca, yokluk olmak mümkün değil. Yani bir daha imkansız, sıfırdır. Bize akıl vermiş ve ne kadar detay yaratıyor Allah. Bak mesela kalem yaratıyor, fincan yaratıyor, yazılar yaratıyor. Amerika ile bağlantı mesela. Biz buradayız, Amerika binlerce kilometre ötede olan bir yer. Anında bir bağlantı oluyor.
“Değerli Adnan Hocama. Mert Üçtaşlar.” “Ümit Özceylan.” Bu keratalar internette böyle yaramazlık yapan keratalar. Biz de bunları hukukla, polisle yakalattık kerataları. Özürler, nazırlar nasıl, nasıl, nasıl, nasıl? Keratalar bunları yapmasınız da, biz de böyle şeyler yapmasak da, siz de bu durumlara gelmeseniz olmuyor mu? “Değerli Adnan Hocama özür” diyor. “Birkaç gün önce Alkışlarla Yaşıyorum sitesinden, hoş olmayan bir yorum yazdım, cahillik ettim. Herkesin huzurunda Adnan Hocam’dan özür diliyorum. Adnan Hocam çok üzgünüm, günlerce uyku uyuyamadım. Ne olur affedin beni.” Niye üzülesin? Üzülmek yok İslam’da. Ama pişman olmuşsundur. “Beni asıl üzen sizin gibi samimi, içten eserlerle insanları aydınlatmayı görev edinmiş bir kişiyi rahatsız ettiğim için pişmanım. Alkışlarla Yaşıyorum sitesinde sizin videonuzu izlemiştim. İnsan sevginiz, hayvan sevginiz, samimi, sıcak cümlelerinizle sevdik. Siz ne olur affedin beni. Kediniz Balım Bisküvi ve ördek Vikvik’e selam olsun. Sizi çok seviyoruz aslında. Bu yüzden bu kadar popüler oldunuz. Sizin eserlerinizi takip ediyorum. Özellikle “Zamansızlık ve Kader Gerçeği” isimli eseriniz çok güzel. Zaten eserleriniz, felsefeniz Amerika’dan tutunda birçok ülkeye geldi. Adnan Hocam sizin güzel kişiliğinize güveniyoruz ve her zaman bizim Adnan Ağabeyimizsiniz, Adnan Hocamızsınız. Bundan sonra sizi ve eserlerinizi daha yakından takip etmek istiyoruz.” Seni Sercan, seni kerata. Bu durumda tabii bizimde şikayetçi olmamız mümkün değil. Mecburen feragat edeceğiz inşaAllah avukat kanalıyla. Tamam affettim gitti inşaAllah. Bu nedir? “Umut Özceylan.” Ah ah kerata. Aynı şekilde buna benzer bir yazı yazmış. “Hocamdan özür diliyorum” diyor, “kendilerine saygılarımı sunuyorum” diyor. Kardeşim özetle dine, imana, mukaddesata, kendime yönelik söz söyletmem. Nerede olurlarsa olsunlar bulur, yakalarım. Beni uğraştırmayacak hiç kimse. Ama bu kerataları tenzih ediyorum. Bunlar biraz cahilliklerinden, biraz da haytalıklarından. Bir de birbirlerini dolduruşa getiriyor keratalar. Bak normalde seviyorlarmış baksana. “Merhaba ben alkislarlayasiyorum.com’dan” işte ismini vermiş, mahlasını vermiş. “Mert Üçtaşlı. Bundan birkaç ay evvel Sayın Adnan Oktar’a, namı değer Harun Yahya Hocama kendisinin videosuna yorum yazmıştım. Yazdığım yorum maalesef haksız ve gerçek dışı ifadeler içeriyordu. Gafil bulunup yapmış olduğum yakışıksız sözlerden dolayı kendisinden özür diliyorum. Kendisini reel hayatta tanımadan yapmış olduğum yorumlardan dolayı büyük pişmanlık duyuyorum. Sayın Adnan Oktar’ın avukatı Sayın Ceyhun Gökdağ’ın atmış olduğu e-postayı geç gördüğüm için, Sayın Adnan Oktar’ın taleplerini ve hakkımda dava açıldığını öğrendikten sonra hemen yerine getirdim. Bana açılmış olan davanın geri çekilmesini talep ediyorum. Özrümde son derece samimi ve içtenim. Özrümde son derece samimi olduğumun bir kanıt olarak Facebook adlı sitede Adnan Oktar’dan özür diliyorum. Mert Üçtaşlı adlı bir sayfa kurdum ve samimiyetimin bir başka ölçüsü olarak, kendisi hakkında bir daha hakaretamiz ve gerçek dışı olarak herhangi bir söz yazmayacağımı teyit ediyorum. Facebook vesilesiyle Sayın Adnan Oktar’dan özür diliyorum. Bunu internet yoluyla tüm kamuoyuna duyurmayı vicdanımla görev bilirim, Mert Üçtaşlı. Saygılarımla” diyor. Mert tabii seni de affediyoruz, ben öyle kin tutan bir adam değilim, sevgi dolu bir insanım ama bunlara gerek yok değil mi? Ama bakın dine, imana, mukaddesata yönelik olursa, vazgeçmem onu da söyleyeyim. Yani ta banyo yaptığı yere kadar kovalarım, yani sonuna kadar takip ederim, mutlaka ceza aldırmadan da bırakmam. Ama bunlar mazlum bu çocuklar olabilir. Çünkü milyonlarca insan, 35 milyonun üstünde insan seyrediyor. Bu kadar insan içinde tabii ki haytalık yapan, keratalık yapan, yanlışlık yapan insanlar olabilir ama onların da tabii eline sağlık demem, mutlaka karşılığını veririm. Ama özür dilemek, özür bu güzel, güzel bir ahlaktır, güzel bir tavırdır, onlar da benim kardeşim mazlumlar belli, çocukluk etmiş, cahillik etmişler. Oturup kin tutmak yok Müslümanlıkta, tabii ki affederiz, tabii ki şefkat gösteririz. Ama sakın ha, sakın Allah’a, Kitap’a, dine, imana, mukaddesata olursa, ömrüm boyunca unutmam söyleyeyim. İşi gücü bırakır uğraşırım, hukukla ve kanunla sakın ha, sakın. Ama ilmi konuşmalar olabilir, sohbetler olabilir, bunun dışında olmaz inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam şöyle söylemiştiniz; “bizim milletimiz maneviyatla yaşıyor, ekmek yemek falan öyle bir sorun yok. Yarım ekmek olsun, içinde az bir peynir olsun yeter. Kimsenin öyle bir derdi yok. Bizim milletimiz bu konuyu anlatıyor ama bir kısım insanlar anlamıyor. Açlıktan, para yokluğundan, iş yokluğundan dolayı iktidarlar değişmiyor, sadece maneviyattan dolayı iktidarlar değişiyor, başka bir şey yok. Sadece bu olaydır, milliyetimiz maneviyata bakar, kim maneviyatı savunuyorsa onun peşinden giderler, şiddetli ekonomik kriz oldu, Arjantin de dükkanlara saldırdılar, bizim milletimiz perişan oldu, çok zor durumda kaldı, yine devlete karşı saygısında en ufak bir hata yapmadı. Daha da fazlası olsa yine ses çıkarmazlar. Kimse sokağa dökülmez bizde, böyle asil bir milletir. Osmanlı’dan gelen derin bir terbiye almış, devlet terbiyesi bilen, güzel ahlaklı insanlar olur. Halk, partilerin ağızlarındaki iki kelimeye bakar, Allah’tan dinden bahsediyor mu? Dindar mı, İslam’a, Kuran’a karşı güvenilir bir tavır koyuyorlar mı? Bir de teröre, faşizme, komünizme karşı mı ona bakarlar, tek ilgilenilen konu budur” dediniz Hocam inşaAllah.
Bir resim göstermek istiyorum Hocam.
ADNAN OKTAR:Tamam bir bakalım. Ben bu herifi direkt yerim, patilere bak. Şekerlik acayip tatlı bir şey. Allah’ın Cemal isminin bir tecellisi maşaAllah.
Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ın son açıklamalarını dinleyelim.
VTR-Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri.
ADNAN OKTAR:Şeyh Ahmet Yasin Hocam maşaAllah, Allah’ın ona verdiği ilhamla çok şahane konuşuyor. Birçok kemik kafanın, kemik kafalarının yumuşamasına ve açılmasına vesile oldu, birçok odunu insana çevirdi. Birçok taş kalp yarıldı, düzgün insan kalbine döndü. Bizzat olaylara şahit olduğu için, çok çok etkili oluyor anlatımı, çok mükemmel oluyor. Yarın Şeyhimin şu fakire hediye ettiği, hem asayı getireceğim, hem onu göstereceğim, hem de güzel, bir adalet terazisini sembolize eden güzel bir terazi hediye etti Hocam, onu da göstereceğim inşaAllah. Onlar bana değerli iki hediye.
ALTUĞ BERKER:Hocam sizin bir sözünüzü hatırlatıyorum. Şöyle söylediniz; “Türkiye’de Mehdiyet ruhu olduğu için, Türkiye’de bir bereket var. Bu bereketin, huzurun, güzelliğin ve İslam ülkeleri tarafından sevilmenin nedeni, Allah ilham ediyor İslam ülkelerine Türkiye’yi sevmeyi, kalplere ilham ediyor, Mehdiyet’i ilham ediyor. Burada örnek aldığı konu, din, İslam, İslam’ın samimi yaşanması, güzel yaşanmaması ama asıl bilinçaltlarında olan, istenen Mehdiyet’tir.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Selamun Aleykum. Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Adnan Hocam nasılsınız inşaAllah. Biz Aydın’dan üç genciz, biz bir şeyi merak ediyoruz Adnan Hocam. Sizi yeni keşfettik maşaAllah. Programlarınızı sürekli izlemeye çalışıyoruz inşaAllah. Hocam Başbakanımız Recep Tayip Erdoğan efendiye, Hz. Mehdi (a.s) diyorlar inşaAllah. Biz de öyle olduğuna inanıyoruz, siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz, sizin görüşleriniz çok iyi maşaAllah, cevaplamanızı dört gözle bekliyoruz inşaAllah, Ali, Bekir ve Mahmut.” Tabii ki onda da Hz. Mehdi (a.s) tecellisi var, Dışişleri bakanımızda da bir Hz. Mehdi (a.s) tecellisi var, hükümette bir Hz. Mehdi (a.s) tecellisi var. Ordumuzda bir Hz. Mehdi (a.s) tecellisi var. Ordumuz iti, kopuğu temizliyor, bu bir Hz. Mehdi (a.s) tecellisidir. Ordumuz gidiyor yurt dışında, İslam ülkelerinde dirliği düzeni sağlıyor, Türk devletlerinde dirliği, düzeni sağlıyor ve onları eğitiyor. Bu da bir Hz. Mehdi (a.s) tecellisidir. Tayip Erdoğan, Türk İslam Birliği için uğraşıyor, bu da bir Hz. Mehdi (a.s) tecellisidir inşaAllah. Dışişleri Bakanımız çok mübarek bir insan, onda da bir Hz. Mehdi (a.s) tecellisi var. Hepsi Mehdiyetin zıll ve gölgesinde olduğu için, nereye baksak bir nevi Mehdi (a.s) görüyoruz. Mesela Mehmet Talu Hocamız’a bakıyoruz, onda da bir Hz. Mehdi (a.s) kokusu var, Hz. Mehdi (a.s) tecellisi var. Mahmut Hocamız’a bakıyoruz, onda da bir Mehdi (a.s) tecellisi var. Fethullah Hocamız’a bakıyoruz bir Hz. Mehdi (a.s) tecellisi var. Her yer bize Mehdiyet olarak görülüyor dikkat ederseniz. Demek ki, Hz. Mehdi (a.s) gelmiş. Ayna her yere yansıyor, her yere. Binlerce, milyonlarca aynada Hz. Mehdi (a.s)’ı görüyoruz, nereye baksak Hz. Mehdi (a.s)’ın yüzü karşımızda. Mısır’a bakıyoruz Hz. Mehdi (a.s) karşımızda, Afganistan’a bakıyoruz Hz. Mehdi (a.s) karşımızda, her yer Hz. Mehdi (a.s) diye inliyor, her yer Allah diye, her yer Muhammed (s.a.v) diye inliyor.
ALTUĞ BERKER:Sizin siteniz www.dunyadanyankilar.com sitenizi gösteriyorum Hocam inşaAllah. Burada sizin kitaplarınız, konferanslarınız ve tüm eserlerinizin, dünya basınında nasıl etki uyandırdığını bulabilirler kardeşlerimiz, www.dunyadanyankilar.com. Dünya basınında çıkan haberlerin büyük bir kısmı bu sitede bulunuyor inşaAllah.
Ben sizin söylediklerinizi aktarayım Hocam tekrar. Şöyle söylediniz; “Allah binlerce perdeyle saklıyor olayları. İmtihan tüm açıklığıyla devam ediyor” dediniz. “Mucize meydana geliyor, Allah onu gizliyor, fakat Hz. Mehdi (a.s)’da insanların pek şaşıracağını ben zannetmiyorum. İslam’ın hakimiyetinde sürekli ciddi gelişmeler oluyor, hiç kimse şaşırmıyor. İttihad-ı İslam ile ilgili ciddi gelişmeler oluyor, hiç kimse şaşırmıyor. Vizeler kalktı kimse şaşırmıyor. Bütün İslam alemi Türkiye’yi örnek alıyor kimse şaşırmıyor, şimdi bu harikadır. Asıl olaylar önümüzdeki yıllarda başlayacak ve artacak” dediniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Gönülleri müsterih olsun, net Hz. Mehdi (a.s) geldi net, Hz. İsa (a.s) da geldi, net olarak Türk İslam Birliği’ni görecekler, yüzde yüz Allah’ın izniyle görecekler. Biliyorum bana güvensinler. Israrla, çok gayret etmek lazım, irade çok önemli ısrarla tekrar edecekler, ısrarla çalışmaya devam edecekler. Mesela Amerika’da konferans verecekler, devam devam, bir de bakacaksınız ki, Allah’ın izni ile pestil gibi küfür ezilmiş. Bakın gittikçe sessizleşiyorlar küfür bütün dünyada, dikkat ediyor musunuz? Darwinistler bayağı garibanlaştı, vurdukça ses getiriyoruz, vurdukça ses getiriyoruz. “Vur bozkurtum, vur tilkiye, vur kurtulsun Türkiye” diyor. İlimle, fenle vuruyoruz inşaAllah. Çanakkale geçilmez bunu bilecekler inşaAllah Allah’ın izni ile. Türkiye’de geçit yok, Darwinizm’e, materyalizme geçit yok inşaAllah. Ne diyor Ulu önder; “şurası unutulmamalıdır ki, Türk milletinin en büyük düşmanı komünistliktir” diyor. “behemahal her görüldüğü yerde ezilmelidir” diyor. İşte bizler de aynı zamanda bu görevi de yerine getiriyoruz. Komünizm nedir? Deccal düşüncesidir. Atatürk ne diyor; “deccali her gördüğünüz yerde ezin” diyor. Tabii ki resmi görevli olduğu için deccal demiyor ama komünizm eşittir deccal. “Her gördüğünüz yerde ezin” diyor. Biz de her gördüğümüz yerde eziyoruz ve ezeceğiz. Materyalizmi de ezeceğiz, komünizmi de ezeceğiz inşaAllah.
Kehf Suresi’ne bakın, baştan sona Mehdiyet’i anlatır Kehf Suresi’nde. Bir avuç genç faaliyete başlar, gizlidir faaliyetleri, annelerinden, babalarından ayrıdırlar. Sonra Hz. Hızır (a.s) ile karşılaşmaları vardır, Hz. Hızır (a.s) ilmi vardır, sonra Hz. Zülkarneyn (a.s) geçer, dünya hakimiyetine geçer. Ebcedleriyle, anlatımlarıyla baştan sona Mehdiyet anlatılır, zaten Peygamberimiz (s.a.v) de özellikle o Sureye dikkat çekmiştir, ahir zamanda.
ALTUĞ BERKER:Atatürk'ün sözünü gösterecektim size Hocam.
ADNAN OKTAR:Haydi bakalım el yazısıyla göster, çünkü bak “demedi” diyorlar, “Atatürk'ün böyle bir sözü yok” diyorlar. Şimdi bak bu Atatürk'ün kendi el yazısı çok iyi bilirler, bizzat kendi o güzel dolma kalemiyle yazmış. Ne yazıyor oku bakalım?
ALTUĞ BERKER:“Şurası unutulmamalıdır ki, Türk aleminin en büyük düşmanı komünistliktir, her görüldüğü yerde ezilmeli.”
ADNAN OKTAR:Bir de ünlem koymuş. Bak oraya da sonuna da ünlem koymuş. Anti deccal, deccalliği ezen bir sistem inşaAllah. Deccaliyete karşı müthiş bir mücadele vermiştir Atatürk. Bir ön mücadele vermiştir, Hz. Mehdi (a.s) tamamlayacaktır inşaAllah.
SUNUCU: Bizi yarın 22:00 den itibaren Çay Tv, Kanal Avrupa, Mavi Karadeniz Radyo ve www.HarunYahya.Tv’den takip edebilirsiniz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:Nahl Suresi, şeytandan Allah’a sığınırım. 26. ayet; "Onlardan öncekiler, hileli-düzenler kurmuşlardı da", “daha önceki deccaller de hileli düzen kurmuşlardı" diyor Allah, “Allah(ın azab emri) onların kurdukları yapıların temellerine geldi" biz de ne yapıyoruz Darwinizm’in temellerine vuruyoruz, köküne vuruyoruz. "Böylece üstlerindeki tavan tepelerine çöktü;" Darwinizm’i tepelerine çökerttik mi? Çökerttik. "Azap onlara şuurunda olmadıkları yerden gelmişti." hiç tahmin etmedikleri bir ülkeden, hiç tahmin etmedikleri bir şehirden, hiç tahmin etmedikleri bir insandan, Darwinizm’e en büyük darbe geldi. Onlar da şaşırdılar, biz de şaşırdık maşaAllah. Ve Darwinizm çöktü. "Adn cennetleri; ona girerler, onun altından ırmaklar akar, içinde onların her diledikleri şey vardır. İşte Allah, takva sahiplerini böyle ödüllendirir." Altından ırmaklar akar, çünkü ırmak sevgisi var içimizde. Bak "içinde onların her diledikleri şey vardır." Kaç tane şey dileyebilir bir insan? Sonsuz dileme imkanı var değil mi? “Sonsuz dilediğinizi, ne istiyorsanız yapacağım” diyor Allah. “Dileyin cennette ne istiyorsanız yapacağım" diyor Allah. "Allah, takva sahiplerini böyle ödüllendirir" diyor Allah. “Sonsuza kadar sonsuz istediğinizi yerine getireceğim” diyor Allah. Bakın "sonsuza kadar, sonsuz isteklerinizi yerine getireceğim." MaşaAllah. "Ki melekler, güzellikle canlarını aldıklarında: 'Selam size' derler. Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin.” Daha ilk canını alırken müjdeyi veriyor “Cennete gireceksiniz” diyorlar. Ve güzellikle canlarını alıyorlar Müslümanların. Müslümanın hiç bir yerde canı yanmıyor. "Ve selam size derler” bir kere, selam ve Aleyna Aleykum Selam” diyor. Atatürk’ün vefat ederken son sözü nedir biliyor musunuz? “Selamdır.” Kime cevap veriyor? Karşısındaki meleğe cevap veriyor, son sözü selam olmuştur, ondan sonra canını teslim etmiştir, tabii. “Selam” deyince, o da “selam” diyor işte. Ayette ne diyor? "Ki melekler, güzellikle canlarını aldıklarında: 'Selam size' derler. 'Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin.” Tabii biz Atatürk’ün, o da bir kul Allah ona nasıl bir hüküm vermiştir bilemeyiz ama inşaAllah cennete gitmiştir. Fakat selam size dendiğinde, selam denir. O da “selam” demiştir, son canının alınmasından önce.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Sizden Gelen Güzellikler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...