SUNUCU: Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza, Tv Kayseri, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.Harunyahya.Tv internet sitemizden devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ALTUĞ BERKER: Hocam müsaadenizle inşaAllah. İslam ülkelerinde bir anlamda feveran devam ediyor Hocam inşaAllah. Siz daha iyi biliyorsunuz inşaAllah. Bahreyn’de dün ordu, başkent Manama’da ellerinde bayrak ve pankartlarla binlerce vatandaş, İnci Meydanı’na doğru yürümeye başlamış, caddenin diğer ucunda bulunan ordu mensupları meydana doğru yürüyen bu silahsız kalabalığın üzerine hiçbir uyarıda bulunmadan ateş açmışlar. En az 50 kişinin yaralandığı olayların görüntüleri, tüm dünyada büyük bir yankı uyandırmış. İlgili görüntüleri de gösterebilirim Hocam inşaAllah uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR: Bakayım. Bana diyorlar ki; “kardeşim sen neden Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsediyorsun, İttihad-ı İslam’dan niye bahsediyorsun?” diyorlar. İşte bu nedenden bahsediyoruz. Bütün İslam alemi böyle. Bak, devletin vatandaşına bakış açısına bak. Böcek kadar kıymet vermiyor millete, değil mi? Yağmur gibi kurşun yağdırıyorsunuz sokakta yürüyor diye. Sana ne, yürüsün çocuklar değil mi? İşte Cübbeli de, “570 sene bekleyin” diyor. 570 saat değil, 570 saniye beklenecek durum var mı bu durumda değil mi?
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam. Libya’da da aynı şekilde yine böyle. 35 protestocunun toplu cenazesinde yine kalabalığa keskin nişancılar ateş açmışlar. Bu şekilde devam ediyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Kaddafi’de ben biraz insaf olur diye düşünüyordum, şimdi gözümde adam çok kötü konumda. Türkiye’de de yürüyüş yapılıyor, demokratik ülkelerde yürüyüş yapılır. Adam yürür ne var yani, ne yapıyorsa yapsın. Bir zarar vermedikten sonra, kimseye bir zoru olmadıktan sonra sana ne değil mi?
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Özellikle üzerine kurşun atılır mı topluluğun? Düşmanla mı çatışıyorsun? Çok büyük zulüm. Osman Ünlü Hoca diyor ki; “deccal çıkmadı.” Peki, bunlar ne? Bütün İslam alemini, süfyaniyet ve deccaliyet kasıp kavuruyor. Çok büyük bir rezalet var ve çok büyük bir zulüm var. “Başka konular anlatsana bize” diyor. O zaman kavun, karpuz nasıl yenir onu mu anlatayım? Başka ne konu var böyle bir durumda acil? Adamlar boğazlanıyor, delik deşik ediliyor kurşunla. Hangi konuyu anlatayım? İttihad-ı İslam’ın dışında ne anlatılır? En mühim konu şu an İttihad-ı İslam.
ALTUĞ BERKER: Arzu ederseniz Libya ile ilgili bilgi verebilirim Hocam, Kaddafi ile ilgili.
ADNAN OKTAR: Ver, evet.
ALTUĞ BERKER: 6,5 milyon nüfusu var. Türkiye’nin iki katı toprakları. Yüzde 99’u Müslüman. 1969 yılında Yüzbaşı rütbesiyle Kaddafi, askeri darbeyle krallığını 42 yıldır sürdürüyor. İslam, sosyalizm ve Arap milliyetçiliği temeline dayandırdığı bir ideoloji geliştirdi. Buna Cemahir-i adını verdi. İlk başlarda da adı Libya Arap Halk Sosyalist Cemahiriye’siydi. İdeolojisini yeşil kitap olarak bastırdı ve haşa ülkesinde kutsal kitap haline getirdi. Yıllardır Müslümanlara çok büyük zulüm yapıyor. Müslüman kardeşlere baskı uyguluyor. İlim adamlarını sürekli tutuklatıyor, idam ettiriyor. 1984 Ramazan Ayı’nda, çok sayıda İslami hareket mensuplarını canlı yayında idam ettirdi. Kadınlara askeri zorunluluk getirdi ve askere gelenlerin başlarını açmaya zorladı. Bu şekilde başörtüsünün ortadan kalkması için çok yönlü bir politika izliyor. Tüm muhalefeti susturdu. Siyasal partileri yasakladı. Örgütlenmeye izin vermedi. Bugün Libya’da açıktan faaliyet gösterebilen bir İslami cemaat yok. İslami çalışmalar ancak gizli yürütülüyor. Son dönemlerde türlü imkanlar sağlayarak, kendine bir taraftar kitlesi oluşturdu. Sonra son ayaklanmalarda da, polis ve ordunun yanına hemen kendi taraftarlarını çıkardı. Böylece iç çatışma havası oluşturdu. Son olaylarda ölü sayısının 104’ü geçtiği söyleniyor. İnsan Hakları Örgütü, “öldürülenlerin pek çoğunun ordunun düzenlediği ağır silahlı saldırılar neticesinde hayatını kaybettiğini” açıkladı. Göstericilere karşı keskin nişancılar kullanılıyor. Doktorlara getirilen yaralı ve ölülerde kurşun yaralarının yüzde 90’ının baş, omuz ve kalp bölgesinde yer aldığını söylemişler.
ADNAN OKTAR: Adamlar “İttihad-ı İslam’ı 570 sene geriye alalım” diyorlar. Yer yerinden oynuyor. Hamiyet-i İslamiye feveran etmesi için Allah bunları vesile ediyor. İnsanların birçoğu bilgisiz, alakasız. Bana dokunmayan bin yıl yaşasın kafasındalar. Öyle olunca, bu zulüm devam ediyor ve eder de. Bu katlamalı olur. Şimdi adamlar onu, onun yanına bırakmazlar tabii. Onlar ona, onlar ona, onlar ona, “ta ki evlatlarımdan Hz. Mehdi (a.s) çıkıncaya kadar” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Yani böyle “ipe dizilmiş boncuklar gibi peş peşe olaylar devam eder, kesintisiz devam eder” diyor. “Ta ki evlatlarımdan Muhammed Mehdi (a.s) zuhur edinceye kadar” diyor. Bak bütün insanların gözü önünde Ahir zaman gelişiyor şu an. Dediğim olaylar teker teker gelişiyor. Bir dahaki sene de dediklerimin doğru olduğunu göreceksiniz. Daha da kapsamlı gelişecek, daha kapsamlı gelişecek, daha da artacak. Her sözümün doğru olduğunu göreceksiniz inşaAllah. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.)’e bildirilen hadislerle konuşuyorum ben. Hadisler de vahiy kaynaklıdır. Vahiy nedir? Gaybden Allah’ın bildirmesidir. Allah Peygamberlerine gaybden bildiriyor.
“9 Mayıs 1920 tarihinde, Büyük Millet Meclisi adına, Mustafa Kemal Paşa imzasıyla tüm İslam dünyasına hitaben, Hakimiyet-i Milliye’de yayınlanan bir beyannamede, ‘İngilizlerin İslam birliğini bozmaya, halkı, hükümeti ve Şeyhülislamı mücadele aleyhine çevirmeye çalıştıklarını’ belirtilerek, İngiliz siyasetinin bu yönüne dikkat çekilmiş.” Bakın Atatürk söylüyor. “Kararan İslam güneşinin” yani dağılan, ezilen İslam aleminin “tamamen sönmemesi ve bir kez daha İslam dünyası üzerinde parlaması için” Mehdiyet’in, İttihad-ı İslam’ın bir kere daha olması için. “Yavuz Sultan Selim’in şu sözünü hatırlatıyor Atatürk: “Biz Müslüman gönüllerin birliğini sağlamak için kendimizi harap etmiş bir milletiz.” Yani her türlü zorluğa ve çileye girdik diyor. Atatürk’ün, İttihad-ı İslam’a, Türk İslam Birliği’ne ne kadar önem verdiğini, bu konuşmasında da açıkça görüyoruz. “Sebülürreşat Dergisi’nde yer alan ve Gazi Mustafa Kemal imzasıyla yayınlanmış bulunan bir başka beyannamede, İslam alemine çağrıda bulunuyor Atatürk. ‘Maddi ve manevi yardımlarına, şefkat ve merhamet duygularına, İslam aleminin mürüvvetine, dindarlık rabıta-i kutsiyesinin” rabıta birleşme demek, “yani mukaddes bağların” imanı bağların “feyyaz” yani çok bereketli, “ve bolluk dolu tecelliyatına müracaat olunmuştur” diyor. İttihad-ı İslam istiyor yani açık açık söylüyor. İttihad-ı İslam’ı Atatürk’ün canı gönülden, aşkla savunduğuna dair çok fazla beyanlarından, çok cüzi bir kısmını okuyorum. “Emir Faysal Mustafa Kemal tarafından imzalanan Türk ve Arap ülkeleri arasındaki gizli anlaşmalardan bazı maddeler.” Gizli anlaşma yapıyor Arap ülkesiyle. “Türk Milleti ve asil Arap milleti.” Bir kısmı Arap Milletine nasıl bakar? Bak ne diyor Atatürk? Asil Arap milleti diyor, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e tabi olan bir kavim olduğu için. “Şu anda İslam dünyasındaki bölünmüşlüğü esefle tespit eder.” Yani esef ediyorum deriz değil mi? Esef, insaf. Bak: “Şu anda İslam dünyasındaki bölünmüşlüğü, esefle tespit eder.” Yani ondan çok rahatsız olduğunu söylüyor, İslam alemindeki bölünmüşlükten. “Bu bölünmüşlüğü yok etmeyi” ve dolayısıyla İttihad-ı İslam’ı “kendilerine kutsi bir vazife addeder”. Yani Allah’ın bir emri olarak kabul eder diyor İslam Birliği’ni, İttihad-ı İslam’ı. Bunu kim söylüyor? Atatürk söylüyor ve gizli anlaşmaya bunu koyduruyor. “İki millet karşılıklı olarak yardımda bulunmalı” birbirine destek olmalı, ittihad etmeli “dini ve toprağı birleşik kuvvetlerle müdafaa etmelidir”, ittifak ederek mücadele etmelidir diyor. Yani Arap alemi ile Türklük alemi. Müslümanlar yani.” Sayfalarca devam ediyor, anlatsam çok fazla konu var.
ALTUĞ BERKER: Hocam Atatürk’ün günlüğünden gösterebilir miyim?
ADNAN OKTAR: Göreyim.
ALTUĞ BERKER: Günlüğünde 17 Mart 1922’de karargah. “Saat 8’e kadar yalnız kaldım. Mustafa Kemal Abdulhalik Bey geldi, hafıza Kuran okuttuk” diyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Atatürk, hafıza Kuran okuttuk diyor.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Yine Mustafa Abdülhalik Bey geldi hafıza…
ADNAN OKTAR: Bir başka bir gün bu, evet.
ALTUĞ BERKER: Bu 19, 20, 21 Mart günlerine ait. “O da Müdafaa-i Hukuk Heyeti, İhsan Fahrettin Paşalar geldi. İsmet Paşa’ya gittim, beraber bize geldik. Fahrettin Paşa ve erkanı harbini yemeğe davet etmiştim. Hafıza Kuran okuttuk” diyor inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Hemen hemen her gün Kuran okutuyor Atatürk. Bilinmeyen bir yönüdür. En hoşuna giden konu. En zevk aldığı konulardan birisi, akşamları Kuran okutmak. Özel hafızları var, güzel sesli.
ALTUĞ BERKER: Bir de tespih alırken resmi var Eskişehir’de. Resmin altında yazan yazı: “Mustafa Kemal Paşa Eskişehir taşından mamul tespih vesaire satın alırken”. Vakit Gazetesi 1923’te yayınlanan bir resim.
ADNAN OKTAR: Atatürk’ün bu kadar dindar, bu kadar milliyetçi, Türk İslam Birliği’ni savunan yönünü fark eden azılı komünistler, Atatürkçü olmaktan vazgeçtiler. Vazgeçseniz ne olur? Kendinizi öyle suni Atatürkçü olarak gösterseniz ne olur? Sizin zaten ne olduğunuzu biliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Mehmet Şevket Eygi Hocamız, malumunuz sürekli “Müslümanların başlarına bir imam seçmeleri gerektiğini” yazdığı için kendisine, “zamanın imamı ve emiri kimse açıkça ilan et” diyenler oluyormuş. Hocamız da bu kişilere cevaben yazısında; “Sanırım Hz. Mehdi (a.s)’ı, ahir zamanın zuhuru ve hurucu yakındır. Ortaya çıkınca nazar ve basiret sahipleri görecek ve anlayacak, biat edecektir. Sapık mezheplere mensup bazı ulema Hz. Mehdi (a.s)’ı inkar edecek ve ona karşı çıkacaktır. Bu dediklerim sahih haberlerle bildirilmiştir. Bendeniz bu yazılarımla bu kadar hizmet edebiliyorum. Bizim yapamadığımız hizmetleri, mürüvvet ve imkan sahipleri yapsınlar inşaAllah.” diye cevap vermiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Mehmet Şevket Eygi Hocamız kalp gözü açık olan, veli bir insandır. Yani inşaAllah Evliyaullahtan olan bir insan. Son derece kültürlü, onurlu, bir tek Allah’tan korkar, delikanlıdır Mehmet Şevket Eygi Hocam. Yani holdinglere falan hesap vermek konumunda olan birisi değildir. Hak neyse, doğru neyse onu söyler delikanlıca ve yiğitçe. Açıkça buradaki ifadesinde “Hz. Mehdi (a.s.) gelmiştir” diyor. “Basireti olan, gözü açık olan, imanın nuruyla bakan Hz. Mehdi (a.s.)’ı görür” diyor, özetle bu.
“Selamun Aleykum muhterem seyit Muhammed Adnan Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Mirhamza Seyyide yazmış. “Benim annem çoğu zaman bana ettiği nasihatlerde, benim insanlar ne der, onların sevgisini kazanmam için çok nasihatler veriyor. Oysa ben hayatım boyunca yalnız ve yalnız Allah’ın rızası için davrandım. Hep çoğu zaman Allah’ın rızası için davranmak, insanlar tarafından iyi karşılanmıyor. Annem bana bu yönde nasihatler ediyor. Hocam bu durumda ne diyebiliriz, ben ne yapayım? Kuran hükümleri dışında ise insanlar tarafından kabul edilme şartları ve baskıları, bana ne meslehet görürsünüz canım Hocam?” Azerbaycan’dan yazıyor. Seyyide bak sen zaten Peygamberimiz (s.a.v)’in soyundan bir seyyidesin. Seyyideler delikanlı olur, yiğit olur. Tabii ki Allah için yaşayacaksın. “Çoğunluğa uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar” diyor Allah ayette. Toplum içinde deriz ki, mesela bu çok güzel ahlaklı, karakterli adam deriz. Niye? Uymuyor başkasına da onun için. Uyduğunda başka türlü olur, öyle olmaz. Yani insan kendisi müstakil olarak kişiliğini yüksekte tutacak inşaAllah. Ben de, akademideyken de benim arkadaşlarımın hemen hemen yüzde 99’u komünistti. Büyük bölümü komünistti, sosyalistti yani çeşitli görüşlere sahipti. Her türlü ortam vardı. Ben hiçbir şekilde inancımdan taviz vermedim. Öğle ezanı okunduğunda gidip namazımı camide kılıyordum, İkindi okunduğunda gidip namazımı camide kılıyordum. Molla Camisi’nde, bitişikteki. Cuma namazı olduğunda, mesela okulda işgal oluyordu, komünistlerin işgali oluyordu, barikat kuruyordu öğrenciler, ben mesela üç barikatı aşıp gittiğimi bilirim. Parkalı markalı, eli yüzü kapatılmış tipler var ya böyle suratları sarmışlar falan. “Nereye gidiyorsun” diyorlardı. “Cuma namazı için camiye gidiyorum” dedim nereye gideceğim? Akılları duruyordu. Normalde bunun karşılığı ölümdür. Ama ben merdane, delikanlıca ortaya çıkıyordum. Gizli kapaklı yönüm yoktu benim. Açık, aleni faaliyet yapıyordum. Dolayısıyla baskı… Baskıyı dinlemeyecek. Ben mesela Ortaköy’de de öyleydim. Ortaköy’de de o zamanlar sol hakimdi, kahvehaneler falan oraların o tarzda bir şeyi vardı Ortaköy’ün. Gerçi biraz sağın da etkisi vardı ama genellikle solun hakimiyeti vardı. Bizim evin altındaki komşuyu çekip vurdular, ülkücüydü. Ülkücü memurlar sendikasının şube başkanıydı sanırım delikanlı, genç bir çocuktu. Beşiktaş’ta vurdular. Ben eve ilk geldiğimde, Ortaköy’e ilk geldiğimde bana hoş geldin karşılaması yaptılar, yedi kurşun sıktılar. Ben dinlemedim kimseyi. Ben hatta gelin vurun gibisinden ta aşağıda Ortaköy’deki Mecidiye Camisi’ne gidiyordum. Sabahın erkeninde, alacakaranlıkta çıkıyordum. Karanlıkta daha rahat vursunlar diye. Vurabiliyorsanız gelin vurun diyordum. Vuramazlar. Ben görevimi yapacağım. Vuramazlar. Vurursa o kadardır, zaten benim görevim o kadardır. Ama ben görevimi yapmadan kimsenin bana bir şey yapamayacağını bildiğim için, elimi kolumu sallaya sallaya gidiyordum. Hiçbirşey de yapamıyorlardı. Mesela komünistlerin kahvesi vardı, benim adımı yazmışlardı camına. Böyle tozdan pencerenin camı tozdan üstü kaplanmış, parmakla oraya yazmışlar: Adnan Oktar 1956 Ankara diye. Hani seni biliyoruz, fişledik, gündemdesin, hazır ol gibisinden. Vız gelir tırıs gider yani. Akademide bir arkadaşım vardı, Ankara’dan arkadaşımdı, onlar beni kenara çekti, “bir dakika gelir misin” dedi. Buyrun falan dedim. “Bak” dediler “sen şimdi okula geliyorsun, seni yüzde yüz öldürürler sana söyleyeyim” dedi. “Vururlar” dedi arkadaş. “Benim sana tavsiyem hiçbir şekilde okula gelme” dedi. “Şu ana kadar yaşaman bile hayret verici bir şey” dedi. “Mutlaka vururlar” dedi. Ben tebessüm ettim, “zaten kaderimde varsa olur ama ben vazifemi yapmadan beni kimse öldüremez, senin gönlün çok rahat olsun” dedim. Şöyle hafif sırtını da sıvazladım. O da sen bilirsin gibisinden bir hareket yaptı. Biz gidip geldik akademiye, hiçbir şey de olmadı. Sonra İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’ne girdim ben. Okula bir gittik… Ama biraz geç gittim ben, okul açıldıktan 10-15 gün sonra gittim. Öğrenciler bayağı canlı bir ortam vardı, herkes konuşuyordu falan. Ben içeri bir girdim, müthiş bir sessizlik oldu böyle ölüm sessizliği gibi. Hemen hemen hepsinin önünde bir sol dergi, komünist dergiler. Eller, yumruklar havada, dergiler bilmem neler falan. Kimi böyle yandan dikkatlice bakıyor. Okula felsefe hocası geldi dedi ki, “şimdi burada” dedi “benim bulunduğum ders ortamında sakın ben tartışma falan istemem” dedi. “Tamam” dedik, “tartışma olmaz” dedik. “Tartışmak isteyen aşağı benim odama gelsin” dedi. “Orada teke tek tartışalım” dedi. Darmakeşan edeceğimden eminler Allahualem. Ben Bruce Lee gibiydim çünkü orada. Zaten onun için gitmiştim okula. Akademiye de onun için gittim işin doğrusu, tebliğ yapmak için gittim. Akademiyi 3. kazanmıştım ben, 20 bin kişinin falan içinden. Nefesleri kesilmişti yaptığım resimden, nutukları tutuldu. Hocalar çok iyi hatırlarlar tek tek saymayayım. Biri gidip biri geliyordu resmime bakıyorlardı böyle. Hatta hocalardan biri dedi, resmi alıp götürdüler, “resim budur” dediler, adam eliyle gösterdi. Nutku tutulmuştu. Bütün bölümleri derecelerle kazandım. İç mimariyi 3. olarak kazanmıştım 20 bin kişinin içinden. “Yalnız bir husus daha var” dedi “biz, İslam Felsefesi dersi görüyorduk biliyorsunuz şu ana kadar, o dersi kaldırıyorum” dedi. Okulun kuruluşundan beri var İslam Felsefesi dersi görülüyor, benim geldiğim gün İslam Felsefesi dersi kaldırıldı. Gidin kayıtlarına bakın okulun kayıtlarına, resmi kayıtlarda görürsünüz. Benim geldiğim gün kaldırıldı, “kaldırıyorum” dedi. “Tamam” dedik. “Hiçbir şekilde tartışma istemiyorum” dedi. Kardeşim kilitledi bizi şimdi o zaman ne yapacağız biz? Normalde ben darmakeşan etmeye gitmiştim işin doğrusu oraya. Nasip değilmiş. Ne konuşsak yasak yani hiçbir şey konuşamıyoruz inşaAllah. Şimdilik bu kadar yeterli inşaAllah. Delikanlının destanı çok olur derler inşaAllah.
“Hülya Polat. Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Sevgi Muhammed Adnan Hocam. Öncelikle sizlere hayırlı yayınlar dilerim. Canım Hocam, dün Şeyh Nazım El Hakkani Kıbrısi Hazretleri Efendimiz’in Berlin’deki dergahındaydım ve onlara Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışı ile ilgili, görevin başına geçmesi ile ilgili 2 soru sordum. Cevap şöyle oldu; “Doksan dokuz olay zuhur etti, geriye iki olay kaldı.” Çeşitli alametler söylemiş Hocamız. “Ben Almanya’da doğup okuduğum için Türkçemde hatalar var, onun için şimdiden sizden özür dilerim. Canım Hocam ben sizin Berlin’deki sevdalılarınızdanım. Berlin’i inşaAllah sizin istediğiniz gibi temelinden sallayacağız.” Hay maşaAllah, maşaAllah. “Bunun için sizden hayır duanızı bekliyoruz. Bu yolda başarıya ulaşabilmemiz için, bizden dualarınızı eksik etmeyin. Ben ve size inanmış olan arkadaşlarımız, ellerinizden öperiz. Allah sizi Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e komşu etsin inşaAllah.” Cümlemizi inşaAllah. Haydi bakalım yiğit Hülya, güzel Hülya. Orayı bir sallayın, Berlin’i. Vur vur inlesin diyor değil mi inşaAllah.
“Ece Kurt. Ben sizin vesilenizle, namaz kalmaya ve dini tanıyıp, yaşamaya başladım. Herşeyden önce Allah’ı gerçek anlamda tanımaya, takdir etmeye başladım. İbadetlerimi severek, aşkla yapmaya başladım. Hocam ben çok dua ediyorum ama sizin ağzınızdan dua almayı çok istiyorum. Bana ve bütün kardeşlerimize imanımızın artışı için dua eder misiniz inşaAllah? Allah razı olsun.” Ece Allah sana sağlık, sıhhat, güzellik versin. İmanını derinleştirsin. Allah hidayet versin. Aşkla, tutkuyla Allah’ı sevmeyi sana nasip etsin. Ve bütün milletimize bu nimeti nasip etsin. Şeytanın şerrinden, vesveselerinden seni korusun inşallah. Cennette de kardeş etsin inşaAllah Allah.
“Esselamu Aleykum Muhammed Adnan Hocam.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Öncelikle ellerinizden saygı ve muhabbetle öpüyorum.” Biz de sizlerin ellerinizden öpüyoruz. “Hocam ne olur bana dua buyurun. Çünkü ben Hz. Mehdi (a.s.) ve sizin ayağınızın tozu olmaya hazırım.” Estağfirullah biz sizin ayağınızın tozuyuz. “Hocam hizmet için elimizden gelen ne varsa yapmaya hazırım. Hocam ben Bursa’dayım. Burada çevremdeki arkadaşlarımıza ve kardeşlerimize tebliğ amacı ile kitap dağıtmak, sizi ve sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i tanıtmak istiyorum inşaAllah. Sizden ebediyen Allah razı olsun Hocam. Gerçekten Cübbeli’nin yaptığı tahribat çok büyük. Konuştuğum insanların birçoğu” zayıf konumdalar diyor. “Allah’ın yardımı ve sizin vesilenizle inşaAllah, insanlar gerçeği görecekler. Tekrar ellerinizden sevgi ve muhabbetle öpüyorum. Ferit Çakmaker.
Azerbaycan’dan talebeniz. Estağfirullah, biz sizin talebeniziz. “Nağızade Naile. Rus dili ve Edebiyatı bölümünde öğretmenmiş Azerbaycan’da.” MaşaAllah. “Bismillahirrahmanirrahim. Her iki dünyanın efendisi olan, Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in mübarek soyundan olan ve bu ahlakı kendisine yansıtan, bütün Türk dünyası ve onun küçük bir parçası olan Azerbaycan halkının çok sevimlisi Muhammed Adnan Oktar Hocamız. Sizin programınızı bizim aile her gün büyük bir sabırsızlıkla bekliyor. Hocam sizin Kuran-ı Kerim’in hikmetlerini bilmenizi ve onu mufassal açıklamanızdan dolayı benim mürşidim olmanızı arzu ettim.” Mürşit… Ben talebeyim, o zaman kardeşin olayım inşaAllah, Kuran bizim mürşidimiz inşaAllah. Biz de ortak Kuran’ın talebesiyiz inşAllah. “Ben bunu Yüce Allah’tan arzu ediyorum inşaAllah. Bu niyetle Hacet namazı iki rekat sabah namazı gibi kılarak, Allah’tan mürşidimi göstermesi için dua edip uyudum. Rüyamda gördüm ki başka ülkeye gidiyordum ancak elimde ne pasaport, ne de vize yoktu. Sanki kendi ülkemin bir şehrinden, diğer bir şehre gidiyorum.” Tabii öyle olması lazım maşaAllah. Bak artık rüyalarımıza bile girdi bu. “Hocam gümrükten geçerken gümrük işçilerinden birisi beni çağırdı, neredeyse onun beni çağırmasından kötü bir söz söyleyecek gibi çekindim. Sonra Hacet namazını doğru kılmanın önemini anladım. Sayın Adnan Oktar Hocamız düşündüm ki, Kuran-ı Kerim’in hikmetlerini açık ve doğru izah eden bir insan, mürşit olmaya daha çok layıktır. Canım Hocam benim size olan imanım ve güvenim tamdır. Sizin sohbetlerinizden sonra tanıdığım tüm hocalara, özellikle Şeyh Nazım Kıbrisi Hazretleri'ne sevgim çok arttı." O da sevilmeyecek gibi değil ki, acayip sevimli maşaAllah. Çok mübarek insan "kısacası ağzınızdan çıkan her bir kelimeye inanıyorum." Doğru söylüyorum tabii ben, samimiyim. Hurafeden kaçınıyorum, bayağı akılcı davranıyorum. "İnşaAllah diyoruz ki, bütün Türk ve İslam dünyasının..." Mehdilerinden olursunuz inşaAllah, diyor. Evet, hepimiz birer Mehdi'yiz. Bütün Müslümanlar, bütün İslam alemi birer Mehdi'dir, sen de bir nevi Mehdiye’sin inşaAllah. "Büyük hürmetle Türk dünyasının bir parçası olan Azerbaycan'dan talebeniz, Naunzade Naile" Rus Dili ve Edebiyatı’nda öğretmenmiş, iyi, maşaAllah, güzel. Orada öğrencilerle, müfredatın uygunluğu içerisinde, nezaketiyle güzel şeyler anlatırsın inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:26 Şubat Cumartesi günü, Almanya'da Stuttgart şehrinde Konferansımız var Hocam. "Bilimin Işığında Evrim Teorisi" konferansı. Katılmak isteyenler için, bir internet adresi göstereceğim: "Konferenz.info@gmail.com" Buradan bağlantı kurabilirler konferansa katılmak isteyenler inşaAllah. Almanya'da, Stuttgart'ta, 26 Şubat Cumartesi günü.
Fatih Altaylı'nın bugün bir yazısında Hocam, düzenli olarak yaptırdıkları bir anket varmış, onların sonuçlarına göre; “Ak Parti'ye oyların sürekli yükselişte olduğunu ve bu ay rekor kırarak yüzde 50'ye ulaştığını” yazmış. “Bunun sebebini ise Erbakan Hocamız'ın, Saadet Partisi'nin başına geçmesine” bağlamış. “Erbakan Hocamız'ın hem bedensel hem de ruhsal durumunun, Saadet Partisi'nden bir kaçışa yol açtığını, onun dönüşüyle Saadet Partisi'nin tükenmeye başladığını ve buradan çıkan muhafazakar oyların ‘oylarımız heba olmasın, bari bizim çocuklara gitsin' mantığıyla Ak Parti'ye akarak Ak Parti'nin oylarını yükselttiğini” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Geçen günler bunun tansiyonunun ani yükselip indiğini biliyor musun? Hatırlıyor musun?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, söylediniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:O dönemde buna bir şeyler oldu, mantık örgüsünde bir şeyler var. O gün çok korktu Allahualem, üslup falan da değişti. Teşhis tam anlamıyla samimiyetsiz, çok çok samimiyetsiz. Bilakis, Erbakan Hocamız'ın gelişiyle Saadet Partisi'nde çok ciddi gelişme oldu. Bunu herkes biliyor. Katlamalı gelişme oldu. Gitsin sokağa sorsun, anket yapsın. Niye arttı biliyor musun Ak Parti oyları? iddia edilen Ergenekon terör örgütünün, bu kahpe, alçak, şerefsiz örgütün kudurması ve bazı kişiler tarafından pervasızca savunuluyor olması. Milletin bir kısmı dehşete düştü, yani böyle kahpe ve alçak bir örgütü delicesine desteklemenin mantığını millet anlayamadığı için, mecburen; başka da çözüm şu an millete sunulmadığı için, sunulsa bile dikkatleri dağıtmamak amacıyla, bütün millet Ak Parti'ye yükleniyor. Daha da artar, en az yüzde 60'a kadar da çıkar. Kardeşim, deli misiniz siz? Adamlar diyor ki; biz bir gecede; en fazla 48 saat sürecek diyor, üç milyon Türk milliyetçisini, Müslümanı, Müslüman lideri şehit edeceğiz diyor. "Oh" diyor adam, "Ne kadar güzel" diyor. "Çok isabetli bir şey" diyor, "iyi olur, ferahlık olur" diyor. Adam diyor ki: "Türkiye'yi biz yirmi ikiye böleceğiz" diyor. "Az bile 22 olur mu? 48'e bölsün bari" diyor. Dangalak herifler, deli misiniz siz? Böyle bir örgüt desteklenir mi? İnanılır gibi değil! Rüya görüyoruz herhalde. Bakıyorlar ki, delilik yapıyor adamlar. Hiç alakası olmayan insanlar bile Ak Parti’yi desteklemek durumunda kalıyor. Geçen sefer de böyle yaptılar. Birdenbire bir ortaya çıktılar, Ak Parti'nin oyları düşüktü, acayip fırladı. Ak Parti'yi, bunların bu üslubu geliştiriyor. Bunu zaten Ak Partililer de biliyorlar. Kardeşim biz memleketi 22'ye böldürür müyüz? Biz sizin kafanızı 22'ye böleriz, ilimle fenle, bilgiyle. İnşaAllah. Bırakın bu münasebetsizliği, deliliği. Böyle alçak, kahpe ve psikopat bir örgütü, iddia edilen Ergenekon terör örgütünü savunan kim varsa, aynı kafadadır, aynı mantıktadır. Kardeşim bu nasıl bir mantıktır? 150 yıldan beri bunlar, cinayet örgütü olarak; devlet mafyası, devletin içerisine illegal olarak sızmış bir mafya örgütlenmesi, en büyük mafya örgütlenmesi, Ortadoğu'da Balkanlarda en büyük mafya örgütlenmesi, bu kahpeler, İslam alemini de işgal ettiler. Oralarda da bunların borusu ötüyor. İslam aleminin başındaki bu liderler var ya, bunların alayı iddia edilen Ergenekon terör örgütüyle bağlantılı. Hepsi... Ve hepsi kan dökücü ve psikopat. Sokakta kurşun yağdırıyor ya o psikopat, gördünüz az önce, o çakal, o da iddia edilen Ergenekon terör örgütüne mensup. Zamanında bunlar yerleşmişler oralara, adamlarını koymuşlar. Kimi 30 seneden beri, kimi 35 seneden beri, kimi 25 seneden beri orada çöreklenmiş adamlar. Kendi adamları olduğu için, bunları orada tutuyorlar. Bunlara öğretmişler, önüne gelenin kafasına sıkacaksınız, domuz bağıyla öldüreceksiniz. Öyle olunca, iktidarları devam ediyor, Müslümanlar mazlum. Muhalifleri de Allah'tan korkan insanlar, nezaketli insanlar. Adamlara konuştuğunda, adamın suratına sıkıyor. Mesela Kaddafi de öyle, o da iddia edilen Ergenekon terör örgütünün bir mensubu. Başından sonuna kadar hepsi, bunlar çakal takımı. Çünkü yol çok kolay, bunlara öğretmişler, diyorlar ki; “Kardeşim senin muhalifin mi var?" diyorlar, "hiç uzatmana gerek yok, suratına sıkacaksın, bu kadar." diyorlar. "Yöntem bu" diyorlar. Müslümanlar nasihatle, nezaketle saygıyla, şefkatle konuşuyor, karşısındaki adam psikopat, dinsiz imansız. O, teknik olarak daha avantajlı konumda oluyor. Deccal, süfyaniyet her yeri kaplamış durumda. Süfyanın ordusu bütün İslam aleminin büyük bir bölümüne çöreklenmiş durumda. Ve öğretmişler, her yerde Müslümanın suratına kurşun sıkılıyor. "Adam bağırıyor, niye bağırıyorsun?" diyorlar; "Al sana kurşun" diyorlar, suratına. Göster, göster oradaki o çakalın resmini de göster, o yönetici herifin. Elinden yüzünden melanet okunuyor, tam mafya herif, böyle tam çakal. Şimdi buradaki orduya adamlar sızmış zamanında. İddia edilen Ergenekon terör örgütü sızmış. Buradan talimatı veriyorlar, “sıkın kafalarına” diyorlar, bu kadar. Bu süfyanın işgaline karşı, Hz. Mehdi (a.s.)'dan başka çözüm yoktur, Mehdiyet'ten başka çözüm yoktur. Azerbaycan’da da bunlar etkililer. Azerbaycan'da bunlar akıl almaz pislik yapmaya kalktılar. Türkistan'da, Tacikistan'da, Moğolistan'da, her yerde bu köpeklerin adamları vardı mafya örgütlenmesi olarak. Birçok ülkeden bunları kovdular, Türki devletlerden. Herkes bilir kovulduklarını. Oraya çakalları gönderdiler, hepsini kovdular. Fakat Arap Ülkeleri daha gariban, daha masum oldukları için, onlar pek anlayamadılar. Orduya sızıyor onlar, ordunun içinde görev yapıyor iddia edilen Ergenekon terör örgütü. Ordunun içinde çok kolay oluyor, çünkü emir komuta zinciri olduğu için, etkili olmak süper kolay oluyor, anında. Yani hiç sorun yok, mesela beş on tane askerle, yüz bin kişiyi dağıtıyorlar. Suratına sıktığında kurşunu, tamam. Adamlar dağılıyorlar, yöntem bu.
ALTUĞ BERKER:İlgili bir adam vardı Hocam. İddia edilen Ergenekon örgütü davasına bakan mahkemenin talebi üzerine, Bülent Ecevit'in Başkent Hastanesi'ndeki tedavi sürecini inceleyen Adli Tıp; “Ecevit'in Parkinson hastalığıyla ilgili tedavisinin gereği gibi yapılmadığını, tutulması gereken tıbbi kayıtların tutulmadığını ve ilaç kullanımıyla ilgili sorunların da not edilmediğini tespit etmiş.”
ADNAN OKTAR:Başka bir gün daha detaylı anlatalım, o çok hayati bir konu. Orada hastanelere de iddia edilen Ergenekon terör örgütünün, doktorlara hakimiyeti var. Mahkemelere hakim olabiliyorlar, mahkemelere etki edebiliyorlar, hastanelere etki edebiliyorlar, orduya etki edebiliyorlar; yani her yere adam sokabiliyorlar. Çok dikkatli olmak lazım. Devlete var gücüyle Millet destekçi olsun. Daha önce de söylüyordum, bizim hükümeti desteklememizin nedeni, benim, yani şahsımın, iddia edilen Ergenekon terör örgütüne aldığı tavırdır. Hükümetin ben de görüyorum eksiklerini, kusurlarını, biz gözü kapalı gitmiyoruz ki biz de görüyoruz. Kardeşim, burada milletimizin can kaygısı var. Adam vatanı bölecek artık, gözü dönmüş adamların. Güneydoğu'daki kardeşlerimizin domuz bağıyla, binlercesini gizli mafya örgütlenmesiyle bağırta bağırta katlettiler, şehit ettiler. Çocuk anlatıyor, köye gidiyormuş bu çakallar, “Selamun Aleykum, Aleykum Selam ağalar” diyor mesela, genç kız var, delikanlı var, gözlerine kestiriyorlar. "Bir gelin bakalım" diyor. "Haydi gidiyoruz, bize müsade" diyor. "Nereye gidiyoruz?" Gidiyoruz, diyor. "Sen PKK üyesiymişsin doğru mu?" Halbuki kendisi PKK üyesi. Bakın bunu diyenin kendisi PKK üyesi, ama iddia edilen Ergenekon terör örgütüne mensup. "Yok ağabey, ben öyle bir şey yapmadım" diyor. “Yok öyleymiş” diyor. “Senin uzatmana gerek yok” diyor. Adamı domuz bağıyla bağlayıp... Yerlerin altında gördünüz ya mezarları. Kıza da tecavüz ediyorlar, işkenceyle öldürüyorlar. Neye göre? “Bana öyle geldi” diyor. “İçimden öyle geldi” diyor. Psikopatlık olsun, manyaklık olsun. Bazı akılsızlar da ortaya çıkıyorlar, diyorlar ki : "Yahu ne var bu örgütte?" diyor, iddia edilen Ergenekon terör örgütünde. "Mis gibi örgüt" diyor. "Niye uğraşıyorsunuz ki?" diyor. "Ak Parti niye tavır alıyor, ben anlayamıyorum" diyor. Şimdi bunun ahmaklığına ben nasıl cevap vereyim böyle adamların? Milletin kanı iliği çekiliyor bunların deliliğinden, değil mi? Ak Parti'nin oyunun artmasının nedeni budur. Ezer geçer Ak Parti, söyleyeyim. Böyle bir kepazelik ben görmedim ömrümde. Mesela bu olay olmasa, Ak Parti belki yüzde 25 oy alacak. Bu olaydan dolayı, yüzde 50-60 rahat alır yani. Kardeşim can azizdir, millet canının derdine düştü. İddia edilen Ergenekon terör örgütüne, devletin mağlup olduğunu düşün, Allah vermesin. Mahvolur Türkiye, bitti Türkiye, yok olur. Adam, koskoca herif, destekliyor, alenen destekliyor iddia edilen Ergenekon terör örgütünü. Kardeşim korkuyorsan de ki: "Ben korkağım" de, yardımcı olalım ki korkaklığından destekliyorlar birçoğu. “Bizi asarlar, keserler, vururlar” diyorlar. Sen ne korkuyorsun kardeşim? Bak ben de olmadık laf söylüyorum, gelsin vursunlar bakayım, nasıl oluyormuş? Hakimlere çakallık yapmaya kalktılar, mermi gönderdiler, tehdit etmeye kalktılar. Dedim; "O mermileri tek tek size yuttururum, birer birer. Çakallık yapmayın" dedim. Ondan sonra kestiler. Yani bunlar böyle kahpe, böyle korkak ve aşağılık herifler. Mazluma kabadayılık yapıyor bunlar. Hakimleri korkutacaklar akılları sıra. Savcıları korkutacaklar, yalnız görüyorlar kendilerince. Bütün Milletçe arkalarındayız, yanlarındayız. Onun için polise tam destek, hakimlere tam destek, savcılara tam destek, devlete tam destek, hükümete de bu konuda tam destek. Ben "her yönden mükemmel" diye hiç bir zaman için demedim. Benim gönlüm Erbakan Hocamda ve biraz da MHP'de. Gönlümdeki şey odur, çünkü Türk İslam Birliği'ni en yoğun destekleyen iki büyük parti vardır; Büyük Birlik Partisi bir, MHP iki; Saadet Partisi üç. Bunlar temel partilerdir, işin doğrusu bu. Özdür yani benim için. Onun üstüne diğerlerini bina ederiz inşaAllah.
"Hocam, niye Cübbeli Hoca'ya yönelik çalışmalar yapıyorsunuz?" diyor. Eğer biz irtica ile uğraşmazsak, bağnazlıkla uğraşmazsak, Kuran'a karşı gelmiş oluruz. Allah'ın, Kuran'ın emridir bizim bağnazlıkla, irtica ile uğraşmamız. Kuran'ın emridir, açın Kuran'da bunu göreceksiniz. Allah'ın emrini yerine getiriyorum. Doğru olmayan şeyler söylediğinde, doğruyu ortaya koymak, yine Allah'ın emridir. Cübbeli'nin doğru söylemediğini ben ispat ediyor muyum? Belgelerle ediyorum. Onun dışında, bir alıp veremediğim yok. Bir de "Muhterem Erbakan Hocamız hakkında düşünceleriniz?" diyor. Erbakan Hocamız benim canım ciğerim, çok severim Erbakan Hocamız'ı. Defalarca görüştüm. Oğuzhan Asiltürk Beyefendi olsun, Şevket Kazan Beyefendi olsun, bunların hepsi çok çok muhteremdir, ekip olarak çok muhterem insanlardır. Erbakan Hocamız da bizim canımızdır. Ne güzel Başbakandı, gayet de güzel götürüyordu, değil mi? 28 Şubat'la durdurdular Hocamızı. Herkese zam yaptı; bereket, bolluk, memlekette coşku vardı, hiç bir sebep yokken iktidardan aldılar hocamızı. Hiçbir sebep yokken. Hasetlerinden. Müthiş bir bereket, bolluk dönemi başladı, dediler ki "Parayı nereden bulacaksın?" dediler Erbakan Hocamıza. "Ben bulurum" dedi, hakikaten de buldu. Bayağı da güzeldi. Erbakan Hocamız bizim canımız. Bir de "Neden karşınızdaki hanımlar başörtülü değiller?" diyor. Kardeşim, siz başörtülü hanımları kapalı kabul ediyor musunuz? Önce oradan bir anlaşalım. Başörtülü kardeşimiz geliyor buraya, başörtülü kabul ediyor musunuz? Onu da kabul etmiyorsunuz ki. Diyor ki; "Başörtülü olacağına hiç olmasın daha iyi" diyor. "Nasıl olması gerekir?" diyorsun. "Çarşaf olması gerekir." diyor. "Peki çarşafı kabul ediyor musunuz?" diyoruz. "Ederim tabi" diyor. "Yüzü açık yine olmaz, yine fasık" diyor. Ne yapacaksın? “Yüzünü kapatacaksın, bir gözüyle bakacak, diyor. “O da kurtarmıyor” diyor. “Peçe takması lazım” diyor. Türkiye'nin bayanlarının yüzde 70-80'inin başı açıktır. Onların hepsi benim canım. Onların hepsi tam anlamıyla yüzde yüz Müslümanlar. Mis gibi tertemiz Müslümanlar, başörtülü kardeşlerimiz de hepsi tertemiz Müslümanlar, çarşaflılar da tertemiz Müslümanlar. Hepsini çok seviyoruz. Bu fitneden dolayı başörtülü bayanların acı çekmesine sebep oldunuz. Bu fitneden dolayı, başı açık hanımlara aldığınız bu tavırdan dolayı, içinizdeki bu nefretten ve öfkeden dolayı, başörtülü hanımları mağdur ettiniz. Çok rahat okullarına gidip geliyorlardı, bölünme meydana getirdiniz. Fitne çıkarttınız durduk yere. Halbuki ellerinden yüzlerinden nur akıyor bu çocukların. Tertemizler, değil mi? İstanbul'a çıkın, hep başı açıktır, çok nadir başörtülü bayan vardır, yüzde 70-80 başörtüsüzdür. Dünyanın yüzde 70-80'i başörtüsüzdür. Hepsi bizim canımızdır. Sen başörtüsü olmayan insandan nefret edersen, işte sonuçta böyle olur. Azerbaycan'da da böyle oldu, Türkiye'de de böyle oldu, diğer ülkelerde de böyle oldu, fitne çıkarttınız. Ve daha hala da fitneyi sürdürüyorsunuz.
ADNAN OKTAR:Başörtüsüzlere derin sevgi, saygı duysaydınız, başörtülülere derin sevgi, saygı duysaydınız, çarşaflı olanlara derin sevgi, saygı duysaydınız, hiçbir sorun olmazdı. Niye olsun? Hiçbir sorun olmazdı. Ben de size diyorum ki; “niye İttihad-ı İslam’ı savunmuyorsunuz?” sanki sorun başörtüsüymüş gibi. Sanki dönüp dolaşıp başörtüsünü halledince konu hallolacak. Gece gündüz, başörtüsü, başörtüsü, başörtüsü. Din namustur din. İslam’ın bütünü namustur. Sen ehemmiyet vermiyorsun ki İttihad-ı İslam’a. Senin için en geri planda olan olay. Sen, kavun yemeyi daha önemli görüyorsun, karpuz yemeyi önemli görüyorsun, evlenip köşeyi dönmeyi daha önemli görüyorsun, çoluğa çocuğa karışmayı daha önemli görüyorsun. Hepsinin üzerindedir İttihad-ı İslam. Başörtüsü tamam farzdır, dinin bir hükmüdür. Açık Kuran, mesela Ahzap Suresi’nde de, Nur Suresi’nde açıkça beyan edilmiştir. Onun tartışılacak bir yönü yok. Ama İttihad-ı İslam en büyük farzdır sen niye onunla ilgilenmiyorsun? Asıl namus budur. İttihad-ı İslam’ı sen savunmadığında ne olmuş oluyorsun biliyor musun? Çok acayip bir konuma düşmüş oluyorsun. Namusun kendisidir İttihad-ı İslam. Bizzat namustur. Onu sen savunmazsan ne olursun biliyor musun? Düşün, ne olduğunu kendin düşün. Görmüyor musun bak kardeşlerimizi çatır çatır vuruyorlar sokakta yağmur gibi. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün köpekleri, cayır cayır şehit ediyorlar onları. İlgileniyor musun sen? Yine dönüp dolaşıp, başörtüsüne geliyorsun. Sanki başörtüsü hallolunca, her şey hallolacak. Dinin hükümlerinden bir tanesidir o, bir tanesi. İttihad-ı İslam en büyük farz. En büyük farz, ağzınıza dahi almıyorsunuz. Bak Cübbeli Hocanız, 570 yıl geriye aldı. Diyorlar; “Niye Cübbeli’ye laf söylüyorsun?” Kardeşim 570 yıl Müslümanları uyutmaya çalışıyor adam, 570 yıl. 570 saniye durulacak durum var mı şu durumda? Haklı mıyım Berker’im?
ALTUĞ BERKER:Çok haklısınız Hocam.
ADNAN OKTAR:İddia edilen Ergenekon terör örgütü, İslam ülkelerinde orduya sızıyor, çok kurnazlık ediyor bu köpekler. Çünkü ordu emir komuta zinciri içerisinde olduğu için, hareket kabiliyeti sivil unsurlar gibi o kadar elastiki değildir. Yani yukarıdan tuttuğunda, aşağıya kadar hakim olma imkânı oluyor. Şimdi orada kardeşlerini vuran askerler var ya, orada gördünüz değil mi? Hepsi beş vakit namazını kılan çocuklardır. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün çakalı geliyor, viskiyi içiyor adam tepeye dikiyor, şarabı içiyor, geğirerek geliyor diyor: “Çekip vurun hepsini” diyor. “Vurmayacağım” dese, “ben seni vurdurturum o zaman” diyor, diğer askere vurdurtuyor. Mesela vur emri çıkartmışlar, vurmazsa diğer askerler onu vurur. Herkes birbirinden korkuyor, sistemi görüyor musunuz? Ağlaya ağlaya, gözyaşı döke döke, o çocuklar birbirlerini vuruyorlar orada. Müslüman, hepsi Müslüman vuran çocuklar. Beş vakit namazında, orucunda fakat İttihad-ı İslam’ı savunmayan insanlar, sonucu böyle olur işte. Bütün mesele, başörtülü başörtüsüz herkesi kardeşimiz olarak görmek. Buraya birçok sanatçı kardeşimizi çıkarttık ya, bir vatandaş çıkmış; “işte zamanında onlar açık giyiniyorlardı.” Biz bütün İslam alemine hitap ediyoruz akılsız adam. Plajlara da hitap ediyoruz, gazinolara da, barlara da, Musevilere, Hıristiyanlara, bütün dünyaya hitap ediyoruz. İslam bütün dünyaya gelmiştir. Herkese hitap ediyoruz. Kardeşim diyorsun ki; “Hıristiyanı kenara al, Museviyi kenara al, başı açık olan zaten fasık” diyorsun, “onunla hiç muhatap olmam”, plaja giden “onunla da muhatap olmam”, bara giden “onunla da muhatap olmam. Kimle olursun? “Fatih Çarşamba’da ki camiye gelenlerle muhatap olurum ben” diyor. O zaman kavrulur kalırsın işte. O zaman çıktığında Fatih Altaylı’nın karşısına, tir tir titriyor işte adamın. Hazırola geçiyor. Onu neşelendirmek için olmadık hareketler yapıyor. “Eve gel, animasyonun devamı evde, bayağı bir şeyler var bende gel eve” diyor, çağırıyor Fatih Altaylı’yı. “Baba” diyor ona. O da oğlu olmuş, baba-oğul ikisi. Acayip samimiler, birbirlerine sarılıyorlar falan böyle. Sonra niye sarıldıklarını çok iyi anlamış olduk, detayını görünce olayın. Fatih Altaylı’nın Cübbeli’ye niye bu kadar düşkün olduğunu, sonraki olaylardan anladık. Yani bir ittifak varmış bazı olaylarda, oradan anladık. Şimdi beni konuşturacaksınız, en iyisi sükûnet.
ALTUĞ BERKER:Fethullah Hocamız ile Kırkıncı Hocamız’ın beraber hayatında bir şeyi vardı Hocam, beraber röportajında kendisi bahsediyor; “1954’te Fethullah Gülen Hoca’nın medresesine geldiğini Erzurum’daki, 1962’ye kadar beraber kaldıklarını” söylüyor Hocam inşaAllah. “Her gün yolda konuşurduk öğrenirdi. Risaleleri ben ona öğrettim” diyor inşaAllah. “Gelenlerden biri de baktım, Fethullah Hoca Efendi’ydi. Onların derslerini okuttum” diyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Fethullah Hocam’ı yeniden alıp getireceğiz Amerika’dan, yine Hocamız’ın dizinin dibine oturtturacağız. Mehmet Kırkıncı Hocamız’ın dizinin dibine. Hep beraber hepimiz dizinin dibine oturacağız, yeniden o aşkı, o coşkuyu, o şevki hissedecekler. İnşaAllah Allah’ın izniyle. Fethullah Hocamız’ın geçen gün güzel bir konuşması vardı, “yeteri kadar gayret gösteremedik” diyor. Çok pişmanlık içerisinde bir üslubu var. “Günde çok az uyuyup, büyük hizmet yapabilirdik. Ama yeteri kadar hizmet etmedik, üzerimize bir meskenet geldi” diyor. Hatta diyor ki arkasından da, Bediüzzaman’ın bir sözünü söylüyor, Bediüzzaman diyor ki; “Ey kavruk tipler,” diyor içi kararmış, içi kurumuş tipler “kenara çekilin Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri geliyor, onlara yol açın. Böyle İttihad-ı İslam’la, şununla bununla Müslümanları uyutmaya çalışmayın” 570 yılcılar falan da ayrıca var biliyorsunuz, onların hükmü ayrı, “Müslümanların şevkini, heyecanını kırmaya çalışmayın, onların yoluna çıkmayın, yollarını tıkamayın, nesl-i cedid geliyor” diyor. “Yeni nesil geliyor, Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri, yollarını açın” diyor Bediüzzaman. Bu bunak bazı tipler var ya, şahs-ı manevi diye böyle milleti tutmaya çalışan, gençlerin şevkini alan, onların içini karartan, kavruk yapan, bakın “kenara çekilin, yolu tıkamayın” diyor Bediüzzaman. Hatta onlara “mezar ehli” falan diyor, böyle bir şeyler diyor. Bediüzzaman acayip öfkelenmiş. Görmüş onları, o gıcık tipleri “mezar güruhatı” mı bir şey diyor onlara, “kenara çekilin, yollarını açın” diyor. Şahane konuşmuş maşaAllah. Tabii her şahs-ı manevici de üçkağıtçıdır anlamına gelmez, bir kısmı da samimi olarak yapıyorlar hakikaten, bilgisizliklerinden yapıyorlar bir kısmı. Aman Hz. Mehdi (a.s.)’a zarar gelmesin, İslam’a zarar gelmesin diye. Gerçi bir şey olmaz Hz. Mehdi (a.s.)’a ama onlar yine de çekiniyorlar.
ALTUĞ BERKER:Bir ufaklık var namaz kılan Hocam.
ADNAN OKTAR:Bakayım.
VTR: Namaz Kılan Çocuk.
ADNAN OKTAR:Acayip şeker bir şey, dili de dönmüyor. MaşaAllah. Kardeşimiz Muhammed Hakan Eryılmaz, Rahman ve Rahim olan Yüce Allah’ın adıyla inşaAllah. “Selam benim aziz ve bereketli Muhammed Adnan Oktar Hocam” diyor. “Vur bozkurtum vur tilkiye, vur kurtulsun Türkiye” diyor. MaşaAllah. Tabii ilimle, fenle inşaAllah. “Nasıl Darwin, deccalinin Türlerin Kökeni kitabıyla, koskoca İslam dünyasını esir aldıysa” bakın; “Nasıl Darwin deccalinin Türlerin Kökeni kitabıyla koskoca İslam dünyasını esir aldıysa, biz de inşaAllah Yaratılış Atlası ile zatınızın öncülüğünde, dünyayı sevgiyle kuşatacağız inşaAllah. O zaman hemen Türk İslam Birliği inşaAllah benim yakışıklı Hocam” diyor. MaşaAllah, sen de yakışıklısın. “Allah zatınızdan razı olsun Elhamdülillah, bizi bağışlasın inşaAllah. Zatınızı Allah’ın vesile kılmasıyla yobazlığı öldürüyorsunuz, bu ne güzel, ne kadar bereketli inşaAllah. Allah razı olsun inşaAllah. Sevgi ve saygılarımla.” İslam ahlakı niye hakim olmuyor? Kardeşim İslam’ın hakim olmamasının tek nedeni yobazlıktır. Zannediyor ki, mesela komünistler engel oluyor, komünistlerin bir şey yaptığı yok. Sırf yobazlardan kaynaklanıyor, başka bir şey yok. Gericiliktir İslam alemine en büyük darbeyi indiren, yobaz sistemdir. Bir avuç yobaz, İslam alemini felç etti. Kilit noktalardalar, Müslümanların heyecanını, şevkini, mücadele azmini, coşkusunu, içlerindeki o derin Allah sevgisini, kavruklaştırıp, öldürüp, yakıp içine çökerttiler epey bir kısmının.
Bakın Bediüzzaman diyor ki Tarihçe-i Hayat’ta; “İşte ey iki hayatın ruhu hükmünde olan” yani dünya hayatı ve ahiret hayatı ruhu “hükmünde olan İslâmiyeti bırakan iki ayaklı mezarlar” diyor o yobaz takımına. “İki ayaklı mezarlar” yani ölmüşsünüz diyor, artık ayakta duramıyorsunuz diyor. “İki ayaklı mezarlar. Gelen neslin kapısında durmayın.” Hz. Mehdi (a.s.) talebelerinin önünde durmayın. “ Mezar sizi bekliyor, çekilin. Tâki, hakikat-i İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde dalgalandıracak olan nesl-i cedid” Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri “gelsin!" diyor Tarihçe-i Hayat’ta. Bak mübarek ta o devirde görmüş, bu kavruk gıcık kıl tipleri. Ama hayrettir, Allah’ın hikmeti. Allah göstermiş demek ki. “Ey güruhat kenara çekilin” diyor. Çünkü içi kararmış adamların, zaten adamın içi yanmış, içi ölmüş, Müslümanları da öldürmeye, kendine benzetmeye çalışıyor. İllet oluyorum bu tiplere.
ALTUĞ BERKER:Kaddafi’nin oğlu yeni açıklama yaptı şimdi; göstericilere; “geri çekilin, yoksa bir şiddet döngüsü başlar, iç savaş çıkar. İç savaş çıkarsa, Batılılar Libya’yı işgal eder. Eğer devam ederseniz daha çok kan dökülür” demiş.
ADNAN OKTAR:Kardeşim şimdi yönteme bak hizaya gel. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün bir yöntemi de, güya milliyetçiliği kullanmasıdır. Aslında ulusalcı bir kafaya sahiptir iddia edilen Ergenekon terör örgütü. Ama sahte ulusalcı. Milliyetçinin tam sahtesi, ulusalcılığın da tam sahtesi.
ALTUĞ BERKER:Oğlu da, özel askeri kuvvettin komandoların başındaymış.
ADNAN OKTAR:Hepsi Hz. Mehdi (a.s.)’ın önünde diz çökecekler Allah’ın izniyle. Öyle bir konu kalmaz.
Hicret Hanım yazmış, Hicret Hilal; “Selamun Aleykum” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Seyyid Hocam ve din kardeşlerim. Hocam sizi tanıyalı fazla uzun bir süre olmadı ancak, bu kısa sürede size olan sevgim günden güne artıyor. Hizmetleriniz, bu yolda harcadığınız çaba gerçekten takdire şayan. Ben naçizane sizin Mehdiyet’i müjdeleyin tavsiyenize binaen elimden geldiğince bu çalışmayı yapıyorum. Ancak yaşadığımız yer Antalya olunca biraz zorlanıyorum. Bu konuda nasıl yol izlememi önerirsiniz? Bir diğer konu da, tesettür konusunda” Antalya Türkiye’nin en güzel yerlerinden birisi, cennet gibi yer ne güzel. İnsanları da güzel, coğrafyası da güzel, en güzel tebliğ yapılacak yer. Göster manzarayı, zaten iman hakikati her yer maşaAllah. “Ben ve eşim sizin sayenizde güzel olana bakıp Allah’ın tecellisini görmeyi öğrendim. Yayına çıkardığınız kardeşlerimize de dua ediyoruz” diyor. Yalnız bak Hilal sen de aynı hataya düşüyorsun, İttihad-ı İslam’ı ana konu yapacağınız yerde; evlenme, başörtüsü, çoluk çocuğa karışma, iş edinmek... En hayati konu İttihad-ı İslam’dır. Din namustur. Dinin en önemli bölümü, en hayati bölümü, temeli İttihad-ı İslam’dır. İttihad-ı İslam yoksa hiçbiri yoktur zaten, hepsi gider Allah esirgesin. Adam İttihad-ı İslam’a önem vermiyorsa, istediği kadar namaz kılsın, istediği kadar oruç tutsun, istediği kadar başörtüsü örtsün, isterse tamamen her tarafını sarsın, ne yapıyorsa yapsın kurtulamaz. Anlaşıldı mı? En hayati konuyu esas alacaksınız, İttihad-ı İslam’ı. İttihad-ı İslam olduğunda, zaten o sizin dediklerinizin hepsi kendiliğinden hallolur, kökten hallolur. Bakın İttihad-ı İslam’ı esas almadığınız için, kıyıdan köşeden halletmeye çalıştığınız için, Allah sürekli ayağınıza dolandırıyor ve olmuyor. Yani konu hallolmuyor olmaz. Allah sürekli helâk kamçısıyla, Müslümanlara karşılık veriyor. Çünkü esas konuyu esas edinmiyorlar. İttihad-ı İslam’ı esas edinmiyorlar. Hz. Mehdi (a.s.) sevgisi kalplerinde olmadıktan sonra, Hz. İsa Mesih (a.s.)’e karşı sevgi kalplerinde olmadıktan sonra, Allah rahatlık vermez, vermiyor da ve vermeyecek de söyleyeyim, Allahualem. İttihad-ı İslam esastır. İttihad-ı İslam’ı soracağı yerde bana adam, evliliği soruyor, başörtüsünü soruyor, pilav nasıl yenir onu bana soruyor. Kardeşim ana farzı yerine getirsene sen. Sen ana farzı yerine getir, bak bakalım ne oluyor, her şey hallolur, kökten hallolur. Başörtüsü hallolunca, farz edelim kapattın başörtüsünü, zaten daha önce serbestti başörtüsü, benim akademiye geldiğim yıllarda serbestti başörtüsü. Ne oldu? Ne oluyordu? Hiçbir şey hallolmamıştı. Bütün dikkati başörtüsüne verdiler. Selamun Aleykum başörtüsü, haydi gidiyoruz başörtüsü, haydi geliyoruz başörtüsü. Kardeşim bak “Selamun Aleykum İtthad-ı İslam” diyeceksiniz, konu budur. Başörtüsünü, başka konuları Cenab-ı Allah en güzel şekliyle halleder, en güzel şekliyle halleder. Bak Azerbaycan’da da canları yanıyor kardeşlerimizin, başka ülkelerde de canları yanıyor. Çünkü Allah’ın dediğini yapmıyorlar. İtthad-ı İslam’ı istemiyorlar. Bunu istemedikten sonra canları yanar. İttihad-ı İslam geldiğinde, başörtülüler için de dünya bir cennet gibi olur, başörtüsüzler için de cennet gibi olur, çarşaflı kardeşlerimiz için de cennet gibi olur, hepsi de birinci sınıf Müslüman olur. Tam takva tertemiz insanlar olur, hepsi de çok güzel yaşarlar, huzur içinde yaşarlar, kimse de kimseye karışmaz. Sevgiyi, kardeşliği, barışı, huzuru en güzel şekilde yaşarsınız. Böyle cayır cayır milleti sokakta vurmazlar o zaman. Bunu istemediğinizde, sürünme arkasından gelir, acılar arkasından gelir. İttihad-ı İslam namustur, din namustur. Sadece başörtüsü namustur dersen, Allah sana nefes aldırmaz işte böyle. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, hadis-i şerif okuyacağım müsaade ederseniz. Ahir zamanda dinen yasak olanları yapanların Müslümanlara galip olmasıyla ilgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuş: Kaynak, Ölüm Kıyamet ve Ahir Zaman Alametleri; “Mescitlerin içinde fıskı fücur ehlinin (Allah’a isyan içinde olanlar, günah işleyenlerin) seslerinin yükselmesi, dinen yasak olan şeyleri işleyenlerin, dinin emrettiklerini yerine getiren samimi müminler üzerine galip olup, onlara tahakküm etmeleridir” buyurdu.
Bir başka hadiste; Hakim’de Son Zamanlarla İlgili Hadisler kaynak; “Ümmetimin son zamanlarında mescitlerini süsleyip kalplerini harap bırakan, elbisesini sakınıp koruduğu kadar dinini sakınıp korumayan, dünya işlerinin yolunda gitmesi uğrunda dinini vasıta yapmaya aldırış etmeyen, bir takım insanlar türeyecektir” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.).
ADNAN OKTAR:Şimdi bak; Türk İslam Birliği’ni savunmayan bir insanın, konuşacak bir hali olamaz. Ben samimiyetine asla inanmam, Türk İslam Birliği’ni savunmayan, Hz. Mehdi (a.s.)’ı aşkla beklemeyen, Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsediyorsun, “nereden çıkarttın?” diyor, İttihad-ı İslam’dan bahsediyorsun, “nereden çıkarttın?” diyor. “Nedir konu?” diyoruz, “en önemli konu, zengin olacaksın kardeşim, zengin olup hizmet edeceksin” diyor. Bana İttihad-ı İslam’ı savunmayan yazı yazdığınızda, samimiyetinize inanmam. Önce “Selamun Aleykum” diyecek, “ben İttihad-ı İslam’ı istiyorum, Türk İslam Birliği’ni istiyorum, Türkiye’nin lider olmasını istiyorum, bütün Türki Devletlerin birleşmesini istiyorum”. Bütün Turani Türk Devletleri’nin önden bir kere birleşmesi şart. Allah, “sizi kavimler olarak yarattım” diyor. Nasıl bölünürsün sen? Nasıl olur böyle bir şey? Bütün Türk Devletleri tek bir millettir, bir kere onlar birleşecekler. Tek bir kavim, onun hiçbir açıklaması yok, yani aynı Türkiye gibi. Bölünme olmaz. Bütün İslam ülkeleri de ümmet olarak birdir. Türk İslam Birliği oluşturulması farz. Ama Türkler’in öncülüğünde olursa, çok sağlam olacağını herkes görüyor. Çok çok sağlam olur. Zayıf bina kurmak istesen dahi kuramazsın. Türkler’in dışında kimse talip değil çünkü Türk İslam Birliği’ne. Varsa söylesinler. Ne Mısır talip, ne Libya talip, ne Fas, ne Tunus, ne Cezayir, hiç kimse talip değil. Sadece Türkiye talip. Niye? Çünkü Hz. Mehdi (a.s.) Türkiye’de de onun için. Bakın Cübbeli’nin çırpınmasına rağmen, Türk İslam Birliği cayır cayır ilerliyor, kimse durduramıyor. Ve Türk İslam Birliği resmi devlet politikası oldu. Rahmetli Turgut Özal’ın döneminde başladı, bütün İstanbul sokaklarını donatmıştık, “Türk Birliği’ni görüyorum” diye Atatürk’ün sözüyle, bütün İstanbul ama her yer. O dönemde rahmetli Özal da devreye girdi. O zaman bana iyi gidiyor diye haber göndermişti “devam etsin, iyi gidiyor” diye. Allah’ın Ya Rabbim, bir hafta sonra tutukladılar beni. MaşaAllah Turgut Özal Hazretleri’ne. İnşaAllah bir hayır vardı. Biz dedik, “maşaAllah çok iyi gidiyoruz.” Ama hakikaten iyi gidiyormuşuz ki öyle oldu zaten inşaAllah. 19 aylık serüvenden sonra, Selamun Aleykum deyip eve dönmüştük.
ALTUĞ BERKER:Ben hadis-i şerif daha okuyabilir miyim Hocam? “İmam-ı Bakır buyurmuştur ki; Muhammed (s.a.v.) Ehl-i Beyt’inden olan kâim Hz. Mehdi (a.s.) kıyam ettiğinde, Kuran’ı Allah-u Tealâ’nın nazil ettiği şekilde halka öğretmeleri için, bazı kimselere çadırlar kuracaktır” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.) inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“İyi geceler Adnan Hocam ve değerli Müslüman kardeşlerim. Ağzınıza sağlık Hocam, Allah sizden razı olsun ne güzel konuşuyorsunuz. Sizlere hayranlığım her geçen gün artıyor. Ben de elimden geldiği kadar herkese söylüyorum. Sizin web sitenizi ve hazırladığınız belgeselleri herkese tavsiye ediyorum, özellikle Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişini. Sevgiler saygılar. Azerbaycan’dan seyyid Ali.” Azerbaycan evelAllah kale. Yıkılıyor Azerbaycan yıkılıyor, maşaAllah gençler ayakta. MaşaAllah çok şahaneler Azeri kardeşlerimiz maşaAllah, hepsi güzeller. Onlar bayağı gayretli maşaAllah.
Bak diyor ki; “Sayın Adnan Hocam, biz iki arkadaş programınızı her gece takip ediyoruz. İslam alemine vermiş olduğunuz katkılardan dolayı Allah sizden razı olsun. Cübbeli Ahmet Hoca; “Hz. Mehdi (a.s.)’ın Medine’den çıkacağından” bahsediyor. Bu konuda bizi aydınlatırsanız sevinirim Hocam. Saygılarımla.” Cübbeli Mehdiyet’i şaşırtmak için zaten her yerde şaşırtmaca veriyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ın görünümünde şaşırtmaca veriyor, çıkacağı yerde şaşırtmaca veriyor, tarihte şaşırtmaca veriyor. Her şeyde şaşırtmaca veriyor ki, milleti şaşırtıp Mehdiyetten ve İttihad-ı İslam’dan uzaklaştırıyor böylece. Her yerde şaşırtmaca veriyor. Mesela Hz. Mehdi (a.s.) buradan çıkacaksa, buradan çıkacak diyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ın mesela burnu küçükse, “burnu uzun” diyor. Mesela Hz. Mehdi (a.s.)’ın rengi buğday rengi ise, kırmızıya kaçan beyaz ise, “çok koyu esmer” diyor. Mesela İstanbul’da çıkacaksa, “başka yerde çıkacak” diyor. Gece-gündüz şaşırtmaca veriyor. Ve millet de peşinden gidiyor, bir kısım insanlar. Gerçi az ama gidenler var. Mehmet Talu Hocamız çıktı, manevi nur yumruğuyla vurunca, Cübbeli’nin bütün bu yapıp ettikleri boşa gitmiş oldu. Çünkü Mehmet Talu Hocamız, Mahmut Hocamız’ın, çok değerli bir vekilidir, manevi vekilidir. Ve samimi olarak söylüyorum, Ortadoğu ve Balkanlar’daki en büyük müceddid olabilir, müştehid olabilir. Müthiş bir ilmi var, öyle tarif edeceğim gibi değil. Yani Cübbeli gibi tipleri, bin kere cebinden çıkartır, öyle bir insan. Su gibi bilir yani her konuyu. Zaten fetva alimidir. Çok büyük bir olaydır fetva alimi, apayrı bir şey fetva. Sorduğunda, sağlam fetva. Mesela bazı insanlar var ama içine sinmiyor, ama Mehmet Talu Hocamız’dan fetva aldığında, insanın kalbi müsterihtir bitti. O şaşırtmacaları Allah bozuyor, bozar. Biz de bozduk, Mehmet Talu Hocam da bozdu, Şeyh Nazım Hocam da bozdu, Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri de bozdu, yüzlerce alim, yüzlerce şeyh efendi, mürşid, büyük müceddit ve müçtehid bozdular. O tipleri kimse kaâle almaz, Cübbeli tarzı tipleri.
VTR: Mehmet Talu Hocaefendi Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Şu Anda Hayatta ve Görev Başında Olduğunu Söylüyor.
ADNAN OKTAR:İşte bu kadar. Fetva da budur, ilim de budur, gerçek de budur, doğru da budur. Yani oturup bana Cübbeli kubbeli, şüpheli falan, bu şeyleri anlatmaya hiç gerek yok. Yani en büyük alimlerin sözleri önemlidir, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sözleri önemlidir, Bediüzzaman’ın sözleri önemlidir. Bediüzzaman son noktayı koymuş. Şeyh Nazım Hocamız son noktayı koymuş. Mehmet Talu Hocamız son noktayı koşmuş. Bu kişilerden bir kişinin ifadesi bile yeterlidir, tek bir kişi. Ama yüzlerce, binlerce alim son noktayı koymuş, olayları da görüyorsunuz.
Bir ülkücü kardeşimiz yazmış, koç yiğittir ülkücüler maşaAllah. “İddia edilen Ergenekon terör örgütünün, Ergenekon ismini alması, ki bu adamların Türk milliyetçiliği ile hiçbir ilgisi yoktur” diyor. Tabii ki sonuna kadar doğru. Türk milliyetçiliği, ulusalcılığı, şunu bunu kullanıyorlar. Ulusalcılık diye bir konu da yoktur ayrıca, ne ulusalcılığı. Türk milliyetçiliği vardır, bir tane Türk milliyetçiliği başka bir şey yoktur. Ne ulusalcılığı. Bir garibime gidiyor ulusalcılık acayip bir laf yani. Ne alâka? Türk milliyetçiliğinin bir ifade edilişi vardır, İslamlıkla Türklüğü aynı gören bir ruhtur bu. Yani Anadolu’ya hakim olmuş bir ruhtur, ben başka bir şey bilmem. Türk milliyetçiliği vardır. Ergenekon, tabii ki Tükler’in bir efsanesidir, ama bunların o ismi almış olması, onula bir bağlantı kurmaz. Bu çakallar ayrı. İddia edilen Ergenekon terör örgütü ayrıdır, Ergenekon efsanesi ayrıdır. Apayrı şeyler, ikisi birbirinden bağlantısız. İnşaAllah. Dolayısıyla kardeşimizle aynı görüşteyiz. “Ulusalcılık Türk milliyetçiliğinin sulandırılmış halidir” diyor kardeşimiz. Çok güzel söylemiş. Kabul edeceğiz bir şey değil, Türk milliyetçiliği vardır. “Sahte Atatürkçülerden kurtuluyoruz” diyor maşaAllah, yaklaşık o anlamda yazmış. Atatürk’ü bak tarif ettim işte, gerçek Atatürk budur. Kuran’a, İslam’a, Allah’a, Kitap’a tam bağlı, bir Osmanlı evladıdır, bir Türk evladıdır. Koçyiğit bir subaydır, bir Osmanlı subayı inşaAllah, bir Türk subayıdır. Hayırla gelmiştir, hayırla gitmiştir inşaAllah. Kardeşimiz Ülkü Ocakları eski genel başkan yardımcısıymış maşaAllah. Sahte Atatürkçülere karşı mücadelemizden de memnun olduğunu anlıyoruz. “Selam ve dualarımla” diyor. Biz de selam ediyoruz, ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Biz de sizlere dua ediyoruz, sizleri çok seviyoruz inşaAllah. Şenol Uğurlu kardeşimiz.
“Sayın Adnan Hocam, eğer Erbakan Hocam kalsaydı, bu konular bu duruma gelmezdi. Başbakanımız gerekeni yaptı.” Evet siyasi bir görüş yazmış kardeşimiz. Biz, Büyük Birlik Partili kardeşlerimizi de çok seviyoruz, Türk İslam Birliği’ne çünkü canı gönülden, aşkla hizmet ediyorlar. Ülkücü gençliği de çok seviyoruz, çünkü Türk İslam Birliği’ne aşkla, coşkuyla, canını verme pahasına, gençliğini, hayatını verme pahasına hizmet ediyorlar. Hepsine helal olsun diyoruz, hepsini çok seviyoruz. Ama genellikle sağ partiler hep öyledir, Türk İslam Birliği’ni savunurlar, hepsini çok seviyoruz. CHP de zaten sağ parti olma yolunda inşaAllah. Fakat şu iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı, net tavır almasını bekliyoruz CHP’nin, net tavır. Bu çok önemli inşaAllah.
SUNUCU:Yarın 22:00’den itibaren Asu Tv, Mavi Karadeniz Radyo, www.HarunYahya.Tv’den bizi takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Ben birkaç ayet okuyayım inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Al-i İmran Suresi, 64 “De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda ortak olan bir kelimeye (tevhide) gelin.” Allah birdir diyelim diyor Hristiyanlara. Ey kâfirler, ey zulümat ehli sizi doğrayacağız deyin demiyor Allah. Bakın ne diyor? “De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda ortak olan bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim,” demek ki bağlantı gerekiyormuş Hristiyanlarla, tebliğ etmek gerekiyormuş demek ki. “O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim. Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız." Yöntem bu. En fazla ne diyoruz? "Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız” diyoruz. Kuran nasıl konuşacağımızı bize göstermiştir, bizim Cübbeli’den öğrenecek durumumuz yok. Dolayısıyla Cübbeli’den değil, Kuran’dan ve ehl-i sünnet alimlerinin eserlerinden doğruları öğrenecek kardeşlerimiz inşaAllah.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...