SUNUCU: “Adnan Oktar’la gece sohbetleri” programımıza, Aksu TV, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Super TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.TV sitemizden devam ediyoruz.
ALTUĞ BERKER: Sizinle ilgili bir haber vardı Hocam internet sitelerinde.
ADNAN OKTAR: Nedir?
ALTUĞ BERKER: TV kanalı kurduğunuza dair.
ADNAN OKTAR: Allah üstüme iyilik, sağlık versin. Ben televizyon kanalı falan kurmadım, nerede? Televizyon kanalı kuran kardeşlerimiz var, bizi seven insanlar. Eğer gerekirse, icap ederse biz de o kanalda konuşma yapacağız. Bu A9’u da çözmeye çalışıyor, ne şifre var acaba gibisinden. Binbir türlü çözme çalışması var ama bir tane, iki tane değil. Tamam, o zaman illaki gerekiyorsa ben bulayım. Neler olabilir? Mesela bir tane söyleyeyim. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ne diyor? “9 düşman taifesinin 9 cephesine gönderilmiş, inşaAllah onları darmadağın edecek” diyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ın 9 hasleti var, 9 hasleti belirtilmiş. Biz de talebesi olduğumuza göre, o güzelliğe karşı içimizde bir hasretin ifadesi olarak sembolik anlamda söylemiş olabiliriz. Hz. Ali (r.a.) eliyle bir 9 işareti yapıyor, ona işaret etmiş olabilir. Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsederken eliyle bir 9 işareti yapıyor, ona işaret olabilir. A, ilk akla gelen Adnan olabilir tabii. Başka? En başta, Allah’ın ismi ‘A’ harfi ile başlıyor. Genişletirsek yüzlerce anlam çıkabilir ama bunlar yeterli herhalde, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Değişik bir mezar taşı örneği vardı Londra’da.
ADNAN OKTAR: Mezar taşı?
ALTUĞ BERKER: Araba şeklinde mezar taşı yaptırmış.
ADNAN OKTAR: Bu mezarda adam mı var şimdi?
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam. Otomobil aşığıymış, gerçek bir BMW ölçülerinde 115 bin lira değerinde granitten mezar taşı yaptırmış.
ADNAN OKTAR: Allah akıl fikir versin. Mezardan o arabayı göreceğini mi düşünüyor? Ben de bunu anlayamıyorum. Bir aile mezarı aldık, denize nazır, bütün boğaz altında, ağaçlıklar, süper bir mezar bulduk, diyor. Ne alaka kardeşim? Senin hiçbir şekilde bir bağlantın olmayacak, sen toprağın altındasın. Manzarası nefis, sanki dubleks daire falan, daha hala aynı kafadalar. Mezar; herhangi bir yer, hiç fark etmez. Kıyamette darmadağın olacak alem. Cenab-ı Allah hepimizi yeniden diriltecek, inşaAllah.
Mesela bakın kardeşimiz Hristiyan, ne yapacağız? Cübbeli zihniyetinde olsa, elimizde sopa ile... Tabii ki onlar da bizim canımız. Bakın Allah’ın mazlum tertemiz kulları. İnşaAllah Allah hidayet verir, bilgisi artar. Biz onu potansiyel bir Müslüman olarak görürüz. Olmazsa da yine saygı duyarız. Hıristiyan olarak kalırsa da, ona da yine saygı duyarız. Dinsiz olsa, ona da saygı duyarız; dinsiz de olabilir. Ama gidip kimse kimsenin gırtlağına çökmez, aşağılamaz, inşaAllah. Şefkat esastır, şefkat ve merhametle yaklaşacağız. Sevgi ile yaklaşacağız, inşaAllah. Öbür türlü, Müslümanların son zamanlardaki durumunu görüyorsunuz. Kuran’ın ölçüsü budur. Mutlaka şefkat ve sevgi. Bakın o bize misafir olarak gelmiş, biz ona hürmet etmekle mükellefiz. Peygamberimiz (s.a.v.) ne yapıyordu? Cübbesini çıkarıp, onlara seriyordu. Onlar da onu kullanıyorlardı. Şimdi biz de ne yapıyoruz? O bizim misafirimiz, değer veriyoruz, saygı duyuyoruz, onu ağırlıyoruz ve bu bir güzelliktir, inşaAllah. Aklımızda kalıyor. İnşaAllah gün olur devran döner yine karşılaşırız. Niye ben onun cehenneme gitmesini isteyeyim? Allah ona cennet nasip etsin. İnşaAllah ilim sahibi olur, bilgisi artar, Allah kalbine hidayeti koyar.
Yücel Kara, Aksaray. “Selamun Aleykum Hocam. Sık sık tevbe ediyorum ama yine günaha giriyorum, yine tevbe ediyorum. Bana bir tavsiyeniz olursa sevinirim” diyor. Tabii insanların büyük bir bölümü günaha giriyorlar, ahir zamanın özelliği. Biz Allah’ın yokluktan yarattığı varlıklarız, ne güzel bizi ahir zamanda yaratmış. Sağlıkla yaratıyor ve iman etmemizi sağlıyor. Beynimizin şu kadarcık yerinde yaşıyoruz, şu kadarcık yerinde. Bu kadarcık yerdeki elektriği ruhumuz bize insan olarak, dünya olarak gösteriyor. Orada gayet güzel müzik dinliyoruz, hayat yaşıyoruz. Geziyoruz, çarşılara gidiyoruz, her şeyi yaşıyoruz. Bize bu kadar mükemmel sunumda bulunan, bu kadar büyük nimet veren Allah’a kul olduğumuzda, Allah bizden zararlı olan şeyleri yapmamamızı istiyor. Mesela şarap içmeyin, diyor. Şarap içmediğimizde sağlıklı oluyoruz. İçki içmediğimizde daha zinde, ayık oluyoruz. Karaciğerimiz sağlam oluyor, beynimiz sağlam oluyor, sağlıklı güzel insan oluyoruz. Mesela domuz eti yemeyin, diyor. Kolesterol almıyoruz, trişin almıyoruz, sağlıklı oluyoruz, güzel oluyoruz. Ve ibadetin zevkini alıyoruz, Allah’a kul olmanın zevkini alıyoruz. Mesela zina etmiyoruz, Allah bize sağlık veriyor, güzellik ve güç veriyor. Allah kadına karşı içimizde derin bir sevgi meydana getiriyor. Zinada olsak, kadın sevgisini Allah kalbimizden alır. Allah tiksinti verir, Allah esirgesin, bilakis tam tersi, o zaman Allah kadına aşık olma gücünü veriyor, tutkuyu veriyor. Sadece iffetli müminlere has bir özelliktir bu. Helaline karşı derin bir tutku ve derin bir sevgi, derin bir aşk veriyor Allah. Mesela yalan söylemiyoruz, vicdanımız rahat ediyor. Yalan, beynimizi uyuşturur, bizi mahveder yalan. Doğru söylemek çok zevkli bir şey, bayağı zevkli. Mesela hiç yalan söylemeyen biri ile konuşmak çok zevklidir, bayağı güzel. Hiç yalan söylemeyen adamın ruhu ile doğrudan bağlantıda oluyorsun. Ruhu ile tam kontak halinde oluyorsun, ne güzel. Bir yalancı ile konuşurken bir mahlukla konuşuyor gibi oluyor insan, sanki başka bir varlık. Adam yok, kartondan bir insan yüzü var, sen de o kartona konuşuyorsun gibi, adam yok ortada. Yalancı adam yok hükmündedir, konuşamıyorsun adamla. Mesela vefa, vefalı olmamızı istiyor Allah. Vefasızlık çok vicdan azabı veren bir şey, çok acı çektiren bir şey. Direkt beynimize vuran bir şey, ruhumuzu çökertir. Ama vefa bize sıhhat veriyor, neşe veriyor, sevinç veriyor, beynimiz rahatlıyor. Vefada kaslarımız gevşiyor. Mesela birini üzecek bir söz ilk bize vuruyor, ilk bizim canımızı yakar. Ama güzel bir söz, bakıyorsun ondan sevdiğin açılıyor, mutluluk duyuyor, ona ferahlık veriyor, onun on misli sen daha çok ferahlık duyuyorsun. Bayağı güzel. Mesela insan sevdiğine bir hediye alıyor, bir şey alıyorsun; bana alsalar ben o kadar mutlu olmayabilirim, ben kendim alsam o aldığım hediyeyi. Ama sevdiğime hediye aldığımda, o seviniyor, o sevinçten ben acayip zevk alıyorum. Çok zevkli bir şey, bayağı güzel. İslam, bizim hep hoşumuza giden şeyleri bizden ister, sabaha kadar sayarım. Mesela affetmek ne kadar güzel. Affettin mi sevgin devam ediyor, arkadaşlığın devam ediyor. Affetmemek insanın kalbini rahatsız eder, bedeni de sarsar, kasılır insan, canı yanar. Affettin mi hemen ferahlarsın, çünkü kin yorucu bir şey, çok can yakıcıdır. Birine kin duyarak, nefret duyarak bir günü geçirmek, insanın beti benzi sapsarı olur. Sağlığını falan sarsar, çok zordur kinle yaşamak. Affettin mi ferahlarsın, kafan dinçleşir. Onun için Allah; “sizin için şifa olan ayetleri indiriyorum” diyor ayette. Şeytandan Allah’a sığınırım, Kuran’da ayette bakın “şifa” diyor Allah. Çünkü ruh bozulunca, beden de bozuluyor, şifadır. Şimdi gerçi bu konu ile alakası yok şu grip salgını ile ilgili; insanlar telkinle yapıyorlar bunu kendilerine. Ruha ters telkin yapmak da zararlıdır. Hep hayır düşünmek lazım, hep hayır gözü ile bakmak lazım. Mesela bir parça başı ağrıyor, tamam grip oldum, diyor. Telkin ede ede kendini zorla grip yapıyor, sanal grip oluyor adam. Olmayacağı varsa da oluyor. Hayır gözüyle, böyle zindelik ruhu ile bakılması lazım, neşe gözü ile bakmak lazım. Gribin ilacı neşedir, sevinçtir. Neşenin kaynağı da imandır. Neşeli olalım diye iman etmeyiz, iman ettiğimiz için neşeli oluruz. Neşe de sağlık getirir, inşaAllah. İçelim güzelleşelim falan derler, içme ile güzelleşilmez. Kavga çıkar, kepazelik çıkar, kafa-göz yararsın, trafik kazası olur, kalp kırarsın. İman edip güzelleşilir. Allah sevilerek güzelleşilir. Allah aşkı ile insan güzelleşir.
Sevimli Nurdan bana bir soru sormuş. “Selamun Aleykum gül yüzlü Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Mübarek ellerinizden öperim. Hocam Hz. İsa (a.s.)’ı gördünüz mü? Yaşadığı ve İstanbul’da olduğu söyleniyor. Bu kısmı içinizden okuyabilir misiniz?” Ama bir kere okudum artık. “Ama cevabınızı yüksek sesle söyler misiniz?” Tamam. “Bir de Hocam kitaplarınızdan istiyorum. Bir kaç mail attım ama dönüş olmadı.” Benim bu güzel Nurdanım’a siz nasıl kitap göndermezsiniz? Hemen gönderin, inşaAllah. “Muhakkak ilgilenecekler ama sabırsızlığımı mazur görün, oradaki kardeşlerime iletir misiniz? Dualarınıza çok ihtiyacım var Hocam.” Allah sana sağlık, sıhhat, güzellik, afiyet, hidayet nasip etsin. Allah en derin imanla seni imanlandırsın. İmanına şüphe, kuşku karıştırmasın Allah. Cennette de dünyada da kardeşimiz etsin, inşaAllah. “Allah’a emanet olunuz.” Hepimiz Allah’a emanet olalım. “İnşaAllah Hz. Mehdi (a.s.)’a layık olabiliriz. Biz onu çok seviyoruz. Allah için sizi de çok seviyoruz. Nurdan.” Hz. İsa (a.s.)’ı gördüm mü? Beril Hocam sen beni tanıyorsun, sence ben ‘evet Hz. İsa (a.s.)’ı gördüm, falanca yerde’ der miyim?
SUNUCU: Söylemezsiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Demem. O zaman? Bir de her saçı uzun olana, saçı kızıl olana, eli-yüzü temiz olana da ben Hz. İsa (a.s.) demem. Her gri gözlü olana Hz. İsa (a.s.) demem. Ben bir kişiye Hz. İsa (a.s.) diyorsam, o Hz. İsa (a.s.)’dır, size söyleyeyim. Dersem, bana kanaat getirsinler, inşaAllah. Ben öyle kesin delil olmadan, inşaAllah Allah’ın izniyle, bir şey söylemem.
Mert kardeşimiz sormuş. “Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Seyyid Adnan Hocam. İnşaAllah huzurunuz yerindedir.” Allah’a hamd olsun, güzel, Allah’a hamd ediyorum. “Ben her programda size mail yazıyorum, belki editördeki insanlar bana içlerinden kızıyorlardır. Artık her programda benim mailimi okumaktan bıkmışlardır, inşaAllah. Sevdiğimden dolayı bu programa yazıyorum.” Mert, tabii ki yazacaksın, delikanlı Mert. Ama elektronik seçiyoruz, binlerce mail geliyor, bu normal. “Allah Resulu (s.a.v.) buyurdu; ‘Hz. Mehdi (a.s.) ile müjdelenin. O Kureyş’ten, Ehl-i Beyt’imden bir kişidir. O, insanların ihtilaf ve ictimai sarsıntılar içinde bulundukları bir sırada çıkar. O yeryüzünü, kendinden önce zulüm ve baskı ile doldurulduğu gibi, adalet ve insafla doldurur. Ondan yer ve gök ehli razıdır ve o malı sahahan olarak (adaletle) taksim eder. Dediler ki; ‘sahahan nedir?’ Buyurdu ki; ‘seviye üzere’ (sava, seviye üzerinedir) demektir.’ Ve ümmet-i Muhammed (s.a.v.) kalplerini zenginlikle doldurur ve adaleti onlara ihata eder.” Bütün, her yeri adaletle ihat eder. “Seyyid Adnan Hocam, ben bu hadisi kendim için, Allah’a söz verip de sözünü gerçekleştirmeyen insanlar için yolladım. Yaptığım hata ve günah için bu gece Allah’tan tevbe dileyeceğim. İnşaAllah Allah beni affeder. Sizden istediğim, Yüce Allah’ın beni affetmesi inşaAllah. Beni affeder sizlerin de duası ile inşaAllah. Benim gibi Mekke’de Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’i...” Mekke’de, tabii ki orada veli insanlar, alim insanlar var, inşaAllah. “Teşekkür ederim, Selamun Aleykum, Allah’a şükrediyoruz.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. Buyur Oktar Hocam. Bir şeyhimiz de Oktar Hocamız.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam, ne haddimize. Her şeyi sizden öğrendik, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Herşeyi değil. Kuran’dan, sünnetten ve benden, evet, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bizim hidayetimize de siz vesile oldunuz Hocam. Kuran’ı okumamıza, öğrenmemize siz vesile oldunuz, inşaAllah. Allah razı olsun Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah. Bu güzel hanım kardeşimiz diyor ki: “Ne olursunuz Hocam selam yollayın.” Tamam, Selamun Aleykum, inşaAllah. Aşık Eşberi’nin bir şiirini göndermiş. Bu ne sevgi böyle, maşaAllah. MaşaAllah şiir çok güzelmiş. Salih İlker kardeşimiz. “Selamun Aleykum değerli Muhammed Adnan Hocam.”
OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam. Mümtazer Türkönü’nün bir yazısı vardı, inşaAllah Hocam. Bu hafta sonu Sivas’ı ziyarete gitmiş. Sivaslı gençlerde daha önce görmediği bir özgüven ve umut gördüğünü, gelecek kaygısının yerini başarma azminin aldığını ve gençlerin, Türk Milleti’nin olağanüstü şeyler başarma gücüne büyük bir inanç beslediklerini yazmış. Gençlerdeki bu büyük değişim ve güven duygusunun kendisini çok şaşırttığını söyleyerek, Türkiye’nin hem kendi içinde, hem de bölge ülkeleri arasında yaşadığı bu değişimin sırrını merak ettiğini belirtmiş. “Diğer bölge ülkelerinden ne ekonomi, ne ordu gücü, ne de diğer yönlerden pek de bir farkı olmayan Türkiye’yi bu kadar parlatan nedir? Türkiye’nin üstünlüğü nerede?” diye sorarak kendince cevap bulmaya çalışmış Hocam.
ADNAN OKTAR: Bir tek kelime ile ifade edeyim, Mehdiyet. Sivas koç yiğit doludur, tamamı delikanlıdır. Alevisi ile Sünnisi ile kelimenin tam anlamı ile delikanlıdır, bütün Anadolu, bütün memleketimiz gibi. Sivas’taki aşkın nedeni, Anadolu’daki heyecanın, aşkın nedeni, İslam alemindeki bu aşkın nedeni Mehdiyet’tir. Ve Hz. İsa Mesih (a.s.), İbn-i Meryem, Hz. Meryem (a.s.)’in oğlu Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın gelişidir. Ve Hz. Muhammed Mehdi (a.s.)’ın Türkiye’de oluşudur, inşaAllah. Kökeninde ne var diye sorsaydınız, belki hemen söylemezler ama biraz daha zorlayınca söylerler, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Amerika’da bir gazetenin genel yayın yönetmeni olan, David Miranda adlı sonradan Müslüman olmuş bir gazeteci Yeni Asya Gazetesi’ne Türkiye ile ilgili bir makale yazmış. “Kalbim Türkiye’de Kaldı” başlıklı makalesinde; İstanbul’un Allah’ın en güzel eserlerinden biri olduğunu belirterek, Türk insanlarından insaniyet adına çok şey öğrendiğini, esnaftan yoldan geçen insanlara kadar herkesin büyük bir nezaketle kendisine selam verdiğini, Türkiye’deki Müslümanların kendini Allah’a adamış temiz insanlar olduklarını, özellikle Isparta halkında Said Nursi’nin etkisinin halen hissedildiğini ve Türkiye’nin her tarafına apaçık sinmiş olan ruhaniyetten müthiş derecede etkilendiğini söylemiş. Türk insanının burada hayatı yaşanabilir kıldığını belirterek “Türkiye’ye gelen bir insan, burada hissettiği ruhaniyetle kolaylıkla bütünleşebilir” demiş. Ayrıca, “İstanbul gibi bir şehir dünyanın hiç bir yerinde yoktur” diye de eklemiş Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi biz Şeyh Nazım Hocamız’ın o güzel sohbetini bir dinleyelim de, şöyle kalplerimize bir inşirah gelsin.
VTR: Şeyh Nazım El Hakkani Hazretleri’nin Sayın Adnan Oktar ile ilgili sohbetinden Ocak 2011.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, çok mübarek bir insan Şeyhimiz. Dedemi biraz andırıyor, Şeyh Nazım Hocamız simaen dedeme biraz benziyor, maşaAllah. Evet şimdi Şeyh Nazım Hocamız’ın bahçesinin güllerine geçelim. Şimdi de Şeyh Ahmed Yasin Hocamız’ı dinleyelim, inşaAllah.
VTR: Şeyh Ahmed Yasin Hazretleri diyor ki; Gavs Hazretleri ve Oğlu Muhammed Raşit Erol Hazretleri, tam hidayetin Hz. Mehdi (a.s.) ile oluşacağını söylemiştir.
VTR: Şeyh Ahmed Yasin Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıktığını inkar edenlerin doğru söylemediğini anlatıyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Hocamız son derece samimi, Allah’tan korkan bir insan, çok iyi niyetli. O güzel ahlakının karşılığı olarak da herkes tarafından seviliyor. Bazı it kopuk takımı kendilerince bir şeyler yapmaya çalışıyorlar ama sonunda rezil rüsva olacaklar, çok utanacaklar. Allah’ın velilerine dil uzatanlar çok çok mahcup olacaklar. Akıllarını başlarına almaları gerekir. Onlarla o kadar uğraşılması da zaten velayet alametidir, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hocam söyledikleriniz birer birer gerçekleşiyor. Hakikaten dünya çapında bir müjde getiriyor her gün, maşaAllah. Bütün gazete haberleri hepsi o yönde Hocam. Söylediklerinizde 2011-2012’ye dikkat çekmiştiniz. 2011 de çok hızlı başladı Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Mehdiyet doğru, Hz. İsa Mesih (a.s.)’in gelişi doğru, hepsi doğru. Anlattıklarımın hepsi doğru. Çok güzel günler göreceğiz. Zor, zorlu ama sonuç güzel olacak, inşaAllah. Cenab-ı Allah sonsuz güzeldir. O güzelliği ile çok güzel şeyler yaratıyor ve yaratmaya devam edecek, inşaAllah. Yalnız sabırlı olacağız, metanetli olacağız, akıllı olacağız, birlik olacağız, beraber olacağız, diri olacağız, iri olacağız, güzelleştireceğiz, inşaAllah. Bölünme yok. Bu başörtülü, başörtüsüz; bu lafları bir kere kaldıracaklar. Alevi-Sünni, bunlara da gerek yok. Hepimiz kardeşiz, nur gibi tertemiz insanlar Anadolu’daki insanlarım benim. Bu güzelliği sonuna kadar devam ettireceğiz, mesele, konu bu, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Mehdiyet olmadan İttihad-ı İslam’ın olmasının mümkün olamayacağını herkes biliyor, demiştiniz Hocam. “Hz. Mehdi (a.s.) olmadan, Müslüman ülkelerin bir araya gelmesi ile hiçbir şey olmaz. Ticaret olur, turistler gelir gider, yer içer yatarlar, Müslümanlıkta da biraz gelişmeler olabilir ama zannedildiği gibi büyük bir çağ atlama, büyük bir olay ve manevi devrim olmaz. Manevi devrim için, sanatta, bilimde çağ atlamak için mutlaka Hz. Mehdi (a.s.)’a ihtiyaç vardır” demiştiniz Hocam, inşaAllah. Yine daha önce söylediklerinizden Hocam. “Hz. Mehdi (a.s.), Resulullah (s.a.v.)’ın sevdiği bir insan. Resulullah (s.a.v.)’in sevdiği bir kişiye kendince alaylı yaklaşılırsa, bu çok acayip olur. Peygamberimiz (s.a.v.)’in sevdiğini sevmeyen, Peygamberimiz (s.a.v.)’i de sevmez. Peygamberimiz (s.a.v.), ben Hz. Mehdi (a.s.)’ı seviyorum, diyor ama bazıları gelmesin, diyor. Allah, senin gelmesin demeni dinler mi? Allah haşa kaderi sana göre mi yaratıyor? Bu sözü söyleyenler için bu dünyada da, ahirette de utanç vesilesi olacak” demiştiniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Güzel demişim, isabetli demişim, maşaAllah. Allah söyletiyor, inşaAllah.
SUNUCU: Kısa bir ara veriyoruz.
Programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
ADNAN OKTAR: Oktar Hocam, buyrun.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi (a.s.)’ın halk arasında bulunmasına rağmen tanınmayacağını söylüyor Hocam. Siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah. İmam Sadık buyurmuştur ki: “Bu ümmet nasıl Allah Teala’nın Yusuf (a.s.) hakkında davrandığı gibi kendi hücceti (Hz. Mehdi (a.s.)) hakkında da davranmasını ve bu konuda ona (zuhur etme) izni verinceye dek (tanınmayacak bir şekilde) onların pazarlarında dolaşmasını ve sergileri üzerine ayak basmasını inkar edebilir!” Yine İmam Sadık buyurmuştur ki: “Halk kendi İmamını arar durur (onu bulmaya ve O’nu görmeye çalışırlar). Oysa O (Hz. Mehdi (a.s.), onları görür, ama onlar onu göremiyorlar.” Demiş Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Oktar şimdi sen ezberinden bir şey anlat.
OKTAR BABUNA: Dün, Tevrat’tan ahir zamana ve Mehdiyet’e işaret eden bölümleri okumuştuk Hocam, maşaAllah. Birebir aynı alametleri anlatıyor, maşaAllah Hocam. Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametleri anlatılıyor; Hz. Mehdi (a.s.)’ı siz zaten açıklamıştınız Hocam. Kral Mesih, Moşiyah ve Şiloh ismi verilen kişi Hz. Mehdi (a.s.) ile aynı kişi, inşaAllah. Ve orada belirtilen tüm alametler de bire bir aynı. Siz şunu da söylemiştiniz Hocam; zaten Allah Kuran’da da gönderme yapıyor, inşaAllah. “Hakimiyeti Tevrat ve Zebur’da da yazdık biz,” diyor inşaAllah. Ve nitekim bu aynısıyla var, inşaAllah. Hocam siz bunu İsrailliler’e ve hahamlara anlatmıştınız, maşaAllah. Onlar da Hz. Mehdi (a.s.)’ı beklediklerini kabul ediyorlar, bunu da söylemiştiniz Hocam, inşaAllah. Onlar da Hz. Mehdi (a.s.)’ı bekliyorlar, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Mümin Suresi, 38. Şeytandan Allah’a sığınırım. "Ey Kavmim, siz bana tabi olun, ben sizi doğru yola iletip-yönelteyim." Kuran’a yönelteyim. Ebcedi tam, net 1994 tarihini veriyor. Bir tane ebced veriyor, 1994.
OKTAR BABUNA: Cüneyt Özdemir Radikal’de bir yazı yazmış Hocam. Radikal Gazetesi’nde “Kıbrıs, Kıbrıslılar’ındır” başlıklı yazısında, Kıbrıs’ın ekonomik olarak çok zor durumda olduğunu, Türkiye’nin Kıbrıs’a yatırım yapmadığını, Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’ne kadar birçok kişinin ‘bıçak kemiğe dayandı’ görüşünde olduğunu ve yakın bir zamanda Kıbrıslılar’ın Türkiye’ye karşı ayaklanmasının kaçınılmaz olduğunu yazmış. Bu nedenle Türkiye’nin, artık Kıbrıs’ı bağımsız bir devlet olarak tanıması gerektiği ve Kıbrıs’ın yalnızca Kıbrıslılar’a ait olduğunu yazmış Hocam.
ADNAN OKTAR: Ayıp yapıyor. Kıbrıs Türkiye’nin bir parçasıdır. Kıbrıs’ın şu kadarcık parçasını bile vermeyiz, inşaAllah. Bıraksın o lafları, inşaAllah.
Biz yine düşman kızdıralım, şeytan kızdıralım. Mehmet Talu Hocamız’ı dinleyelim, imşaAllah.
VTR: Mehmet Talu Hocaefendi Hazretleri, ahir zamanda olduğumuzu anlatıyor.
VTR: Mehmet Talu Hocaefendi Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s.9’ın şu anda hayatta ve görevi başında olduğunu söylüyor. (Lalegül FM, 24 Ocak 2011)
ADNAN OKTAR: Çetin Ercan. Çetin, gaybı tabii ki Allah bilir ama Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadisinden kaynak alarak Bediüzzaman açıklama yapıyor, kendi ifadesi olarak söylemiyor.
OKTAR BABUNA: Halit Sarucan kardeşimiz Milli Gazete’deki yazısında; son 30-40 yıldır sessiz kalan Müslümanların seslerini yükseltmelerine ve Türkiye’nin bu günlere geri gelmesine vesile olan kişinin Sayın Erbakan Hocamız olduğunu söyleyerek, “Erbakan Hocamız olmadan Mısır, Tunus, Ortadoğu’daki gelişmeler ve Türkiye’deki dindarların mücadelelerini tam olarak anlayamayız, eksik kalır. Erbakan Hocamız gibi büyük değerlerin görmezden gelinmesi büyük bir adaletsizlik olur” diye de eklemiş. Siz de açıklamıştınız Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah, elhamdülillah. MaşaAllah, ilimde bayağı bir gelişme oldu.
OKTAR BABUNA: Hocam, “Müslümanları gerçek dışı, Kuran’a, hadise uygun olmayan Mehdiyet inancı ile oyalamak haramdır. Mehdiyet’e karşı Müslümanların gücünü kırmak haramdır. Bu şekilde Müslümanları paramparça ediyorlar. Müslümanları parçalayarak gücünü kırmak haramdır. Bu şekilde Müslümanları oyalayıp, İttihad-ı İslam’ı engelliyorlar” demiştiniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet doğru, dedim.
OKTAR BABUNA: “İttihad-ı İslam’dan bahsettiklerinden bir şeyler olacak zannediyorlar, çekiniyorlar. Halbuki İttihad-ı İslam’dan bahsedildiğinde Allah bereket verir. Hz. İsa (a.s.)’dan, Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsedilse, Allah bereket verir. Bir şey olur diye korkup, bahsetmiyorlar. Halbuki Allah, Mehdiyet’ten korktuklarında, Hz. İsa (a.s.)’dan, Hz. Mehdi (a.s.)’dan, İttihad-ı İslam’dan bahsetmediklerinde belayı verir” demiştiniz Hocam, maşaAllah. “Mehdiyet’in faaliyeti aklın ihtiyarini alacak hale gelmez. Hatta Peygamberimiz (s.a.v.)’in gelişi bile Tevrat’ta kapalı, İncil’de kapalı belirtilmiştir. Aleni olarak, çok açık olarak olmaz, dinde bu yok. Tevrat’ta Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişini anlatır ama yerini yurdunu biz şifrelerden anlarız. Hadislerden sarih anlarız. Mehdiyet’in doğrudan anlaşılmaması, aleni olarak anlaşılmaması, Mehdiyet’in faaliyetini kolaylaştırır, rahatlatır” demiştiniz Hocam, maşaAllah.
Kehf Suresi’nde de; önce küçük bir talebe topluluğu ailelerinden ayrılmış, ailelerinden hicret etmiş, bir arada yaşayan küçük bir talebe topluluğu anlatılır. Sonra Hz. Hızır (a.s.)’ın batın ilmi ve insanlar tarafından Hz. Hızır (a.s.)’ın dışlanmasını ve ondan uzak durmalarını görüyoruz. Arkasında da dünya hakimiyetini görüyoruz Kehf Suresi’nde. Baştan sona kadar da Kehf Suresi’nde Mehdiyet anlatılıyor. Önce uzak durmaları, sonrada dünya hakimiyeti, maşaAllah. Ona işaret ettiğini açıklamıştınız Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şimdi Sungur Ağabey’i dinleyelim, sonra bu kardeşimize cevap verelim.
VTR: Sungur Ağabey’in dünyanın ömrü ile ilgili sempozyumdaki konuşması.
ADNAN OKTAR: Şimdi o sevimli bu kitaba bir baksın. ‘Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri.’ Şimdi kitabın bu sayfasına da dikkatlice baksın. Bediüzzaman’ın anlattığı; işte bakın bu hadislerin açıklamasıdır. Ve şu bölümün açıklamasıdır. Sekiz tane hadise dayandırıyor Bediüzzaman. Sungur Ağabey’in anlattığını anlatırken, sekiz tane hadise dayandırarak anlatıyor. Evet, dolayısıyla Bediüzzaman bir şey söylediğinde, bileceğiz ki mutlaka bir hadis-i şerife dayandırmıştır ya da Kuran ayetine dayandırmıştır. Kendi indi mütalaası olarak Bediüzzaman söylemez, inşaAllah. Güveneceksiniz. Ve her dediği doğru çıktığına göre, orada bir doğruluk olduğu görülüyor.
“Musevi, Hristiyan, Müslüman, herkesin cennete gireceğini savunuyor” diyor. Muhammedi olursa, gider tabii ki. Muhammedi olursa gider. Evet Oktar Hocam seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam. Bu Zaman Gazetesi’nde de bir haber vardı Hocam. “Doğu ve Güneydoğu’daki sivil toplum kuruluşları, seçim öncesinde bölgede tırmandırılan şiddete karşı açıklamalar yaparak, PKK’nın meydana getirdiği bu şiddet olaylarından en büyük zararı Kürtlerin gördüğünü” söylemişler. Güneydoğu Anadolu’da huzur istediklerini, bölgedeki olayların ekonomik olarak da Kürt halkını zor durumda bıraktığını, var olan taleplerin şiddete başvurulmadan dile getirilmesi gerektiğini vurgulamışlar Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Güneydoğu’nun da, her yerin kurtuluşu Mehdiyet’tir. Güneydoğu halkı aşkla, şevkle yüzyıllardır Hz. Mehdi (a.s.)’ı bekler, yüzyıllardır. O Güneydoğu’daki o medreselerdeki alimler, talebeler hep Hz. Mehdi (a.s.)’ı beklemişlerdir. Önce deccal çıkıyor, sonra Hz. Mehdi (a.s.). Abdullah Öcalan da küçük deccallerden birisidir. Hz. Mehdi (a.s.) ile huzura kavuşacaklar, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bir de önemli bir konu olarak vurgulamıştınız Hocam, inşaAllah. Oradaki bu PKK’nın ve anarşinin tek çözümünün de, anti-materyalist, anti-Darwinist, anti-komünist fikri çalışmanın olabileceğini ısrarla vurguluyorsunuz Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii, tabii, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. Allah’ın rahmetinden ümit kesilmesinin haram olduğunu Kuran ayetlerine dayanarak söylemiştiniz. Ayetlerden okuyorum Hocam, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden umut kesmez.” “Dediler ki: ‘Seni gerçekle müjdeledik. Öyleyse umut kesenlerden olma.” Allah umut kesmeyi, ümitsizliğe düşmeyi haram kılmıştır.
ADNAN OKTAR: Evet, onu demin de ayetle okuduk.
“Adnan Hocam, uzun saçın hükmü nedir” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’in saçları uzundu. Hatta iki taraftan örüyordu, her iki tarafından ikişer tane dört bölüm olarak örüyordu saçlarını ve sahabelerin büyük bölümü de öyleydi. Ve saçlarını ortadan ayırıyordu. Bazen de öyle dümdüz de bıraktığı oluyordu. Bazen saçları omuzlarına kadar uzuyordu, inşaAllah. Yalnız namaz kılarken saçın yere değmesi için; “saçınız bağlıysa çözün” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Saçı çözün, namaz kılarken saç yere değsin, diyor inşaAllah. Onun dışında uzun saç sünnettir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) saçını kına ile boyuyordu. Bazen de ‘ketem’ denen bir boya vardı, onların ikisini karıştırarark siyahi-kızıl tarzında saçlarını boyuyordu. Bitkisel bir boya ile, inşaAllah. Ve saçlarını güzel kokulu bir yağ ile yağlıyordu, pırıl pırıl parlıyordu saçları. Briyantinli gibi parlıyordu böyle, maşaAllah. Nefis yakışıklıydı Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Çıktığı zaman böyle ışık gibi aydınlatıyordu ortalığı, maşaAllah. Hz. Hasan (r.a.), Hz. Hüseyin (r.a) da öyle, onlar da saçlarını uzatıyorlardı. Saçın uzatılması ve bakım yapılması sünnettir, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetidir, inşaAllah. Ama bağlayanlar, namaz kılarken çözecekler. Ömer Özçoban, anlattıklarımı dinledin.
OKTAR BABUNA: Hocam maşaAllah, gerçek şekli ile hadislere dayanarak siz anlatana kadar Peygamberimiz (s.a.v.) bambaşka tanıtılıyordu. Hakikaten de çok eskiden hepimiz de öyle biliyorduk. Allah razı olsun, siz onun öyle olmadığını, Peygamberimiz (s.a.v.)’in ne kadar bakımlı, yakışıklı, şık, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (s.a.v.)’i zaten bize hiç yanlış anlatmadılar, güzel anlattılar, hiçbir zaman yanlış anlatma olmadı. Fakat ben detaylarını çok iyi anlattım, detaylandırdım. Yoksa Peygamber Efendimiz (s.a.v.) her zaman güzel anlatılmıştır, inşaAllah. Belki üslupta eksiklikler olmuştur, kusurlar olmuştur, onları biz düzelttik, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bediüzzaman Hazretleri’nin talebelerinden Hocam, onlardan bahsetmiş miydiniz? İsmail Ambarlı Hocamız’ın özel arşivinden fotoğraflar vardı.
ADNAN OKTAR: Tamam, onlara bakalım, görelim.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, biz de bu vesile ile tanışmış oluyoruz.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. Ankara merkez ve Mersin cezaevlerinde kalmış olan İsmail Ambarlı’nın, Mustafa Sungur ve Sait Özdemir Ağabeyler’in de içlerinde bulunduğu ve Nur talebelerinin de fotoğrafları vardı ayrıca. Hocamız’ı kısaca tanıtıyorum. Askerliğini tamamladıktan sonra, araba ile kömür götürdüğü bir lokantanın önünde; 22 Aralık 1959 tarihinde Bediüzzaman Hazretleri ile tanıştı. Üstad’ı ilk kez doğum gününde görmüş olması nedeniyle de, 22 Aralık 1959 tarihini ikinci bir doğum günü olarak nitelendirdiği bilinen Ambar, Nur talebesi olduğu için de defalarca hapise girmiş Hocamız, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Helal olsun, namı yürüsün, maşaAllah. Delikanlılığından, yiğitliğinden.
OKTAR BABUNA: Kısa bir anısını anlatmış Hocam. Konya hapishanesinde pranga ile hücrede tutulduğunu anlatıyor. Diyor ki: “1966 senesinde Konya’da hapse girmiştik. İlk hapsim Konya’ydı. Diğer ağabeylerle beraber 4 ay hapis yattık. Beni prangaya vurup, hücreye koydular. Said Gecegezen’i de prangaya vurmuşlardı. Günde iki defa yarımşar saat olmak üzere dışarıya çıkma hakkım oluyordu. Bu çıkışlar bir gardiyanın eşliğinde oluyordu. Onun dışında 24 saat hücrede kalıyordum. Kış, oldukça soğuk bir zamandı.” demiş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hep çile çektiler, hep zorluklar içerisinde oldular, çok sevap kazandılar ama sanki sırf o devre mahsusmuş gibi; halbuki asıl bu devirde yiğit olunması gerekiyor, asıl bu devirde cesur olunması gerekiyor. Bu demek değil ki, gidip hapse girilsin, olay çıkarılsın falan değil. Gayret anlamında, şevk anlamında, heyecan anlamında en güçlü olacağımız zamandır. Bediüzzaman yaptıkları güzellikleri bir menkıbe gibi anlatıp bırakmak değil, onları coşku ile devam ettirmek çok önemli, inşaAllah.
Yakup Yıldırım, “Hocam bugün keyfiniz bayağı yerinde.” Ben her zaman böyleyim, maşaAllah. Ben imanın coşkusu ile, imani sarhoşluk içindeyim. Ben aşk sarhoşuyum ve o coşkunun içerisindeyim. Her Müslümanın öyle olması gerekir. Gece gündüz onun sevinci içerisinde olacağız, inşaAllah. Müslüman, aşk badesinden içiyor, Allah aşkından içiyor, onun coşkusu içerisindedir, onun sevinci, onun enerjikliği içindedir. “Hocam bu saatte bu ne neşe, bu ne canlılık” diyor. Benim için hayat daha yeni başlıyor, bundan sonrası devam edecek, inşaAllah. Benim yatışım saat 8-9’u buluyor inşaAllah. O da en fazla 2-3 saat, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hocam ben akıl hastanesinde sizi ziyaret ettiğimde yine böyle neşeliydiniz, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: EvelAllah. “Hocam Allah muhabbetinizi arttırsın, şevkinizi arttırsın, gıpta ediyorum, Allah bize de versin bu neşeyi, bu canlılığı” diyor Yakup. İman, coşku verir insana, heyecan verir, aşk sarhoşu olursun, mana sarhoşu olursun, o heyecanla güzel yaşarsın, inşaAllah. Evet, devam et.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. Fas’ta da olaylar yayılmış Hocam, inşaAllah. Onlarla ilgili fotoğraflar vardı. Halk toplanmış, krallığa karşı, yönetime karşı pankartlar açmışlar. Bazı pankartlarda ‘oyun bitti’ diye yazıyor.
ADNAN OKTAR: Oyun bitti ama yerine gelecek olanı da anlatmaları lazım, inşaAllah.
Oktar çok coşkulu. O da Allah aşkı ile sarhoş durumda, maşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam, sizi örnek alıyoruz, maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Aşk sarhoşluğunda, kafa dinçliği vardır, iman dinçliği vardır. Ama şarap, içki sarhoşluğunda, kafa bulanır, akıl gider. İnsanın ne konuştuğundan, ne yaptığından haberi olmaz. İnşaAllah böyle güzel ahlaklı olacağız, güzel yolda olacağız, güzel tavır içerisinde olacağız. Güzel bir coşku yaşayacağız, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bu Risalehaber.Com sitesinde bugün bir haber yayınlandı. Haberin başlığı “İslam Birliği Arapları Bekliyor.” Yazıda; Bediüzzaman’ın Şam Hutbesi’nde, Araplara’a yönelik yaptığı bir konuşmadan alıntı yapmışlar Hocam. Üstad şöyle demiş: “Ey muazzam ve büyük ve tam intibaha gelmiş veya gelecek olan Araplar, “Araplara hitap ederek, en evvel bu sözlerle sizinle konuşuyorum. Çünkü, bizim ve bütün İslâm taifelerinin üstadlarımız ve imamlarımız ve İslâmiyetin mücahidleri sizlerdiniz.Sonra muazzam Türk Milleti o kudsî vazifenize tam yardım ettiler. Onun için tembellikle günahınız büyüktür. Ve iyiliğiniz ve haseneniz de gayet büyük ve ulvîdir.” Öncelikle tembellikle günahınız büyüktür, demiş Hocam, inşaAllah. “Hususan kırk-elli sene sonra, Arap taifeleri, Cemahir-i Müttefika-i Amerika gibi en ulvî bir vaziyete girmeye, esarette kalan hâkimiyet-i İslâmiyeyi eski zaman gibi küre-i arzın nısfında, belki ekserisinde tesisine muvaffak olmanızı rahmet-i İlâhiyeden kuvvetle bekliyoruz. Bir kıyamet çabuk kopmazsa, inşaAllah nesl-i âti görecek. (Hutbe-i Şamiye)” MaşaAllah, Hutbe-i Şamiye’de yaptığı konuşma, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: İslam’ın dünya hakimiyetinden bahsediyor. Bu tarzda konuştuğu, anlattığı çok fazla konu var, bu sadece bir tanesi. İslam ‘ın dünyaya hakimiyeti ile ilgili çok detaylı anlatımları var Bediüzzaman’ın, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bir parti kurulmuş Hocam, onun haberi vardı, “İhvan-ı Müslimin partisini kurdu” diye haber var Hocam Mısır’da. “İhavan-ı Müslimin Mısır'da "Özgürlük ve Adalet Partisi" isimiyle yeni bir parti kuruldu.” Mısır’da yeni kabine diye de haber yapmış Hocam.
ADNAN OKTAR: Allah hayırlısı neyse onu versin ama siyasetle din hakim olmaz. Hz. Mehdi (a.s.) ile İttihad-ı İslam olur, Türk-İslam Birliği olur. Öyle bir şey olmuş olsa, Bediüzzaman’ın o tarzda bir açıklaması olmazdı. Bediüzzaman, ancak Mehdiyet ile olacak, diyor. Bunu neye dayandırıyor? Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerine dayandırıyor. Dolayısıyla siyaset ile netice alınması mümkün değildir, inşaAllah. İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği’nin isteyen, Mehdiyet’e, Hz. İsa Mesih (a.s.)’a ve Kuran’ın ruhuna; hepsinin üzerinde Kuran’ın ruhuna sarılacak, Kuran’a sarılacak, inşaAllah. Ve ayırım yapmadan herkesi sevecek. Alevisi, Sünnisi herkesi sevecek, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Arkadaşlarımız konferanslara devam ediyorlar. Konferanslarımız dünya çapında devam ediyor. Arnavutluk, Makedonya, ondan sonra da başka ülkelerde devam edecek, inşaAllah. Amerika’da devam ediyor şu anda konferanslarımız. Dünyanın her tarafında sizin adınıza arkadaşlarımız konferanslar veriyorlar Hocam. Her yerden davetler alıyoruz, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah rızası için, beni temsilen, inşaAllah.
Bismillahirrahmanirrahim. Şeytandan Allah’a sığınırım. Yusuf Suresi, 87 maşaAllah. "Oğullarım, gidin de Yusuf ile kardeşinden (duyarlı bir araştırmayla) bir haber getirin” Hz. Mehdi (a.s.)’dan bir haber getirin, diyor inşaAllah, işari manası. “Ve Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez." Bakın yine aynı ayet çıktı, maşaAllah.
Nur Suresi, 14. Allah nurumuzu arttırsın, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Eğer Allah'ın dünyada ve ahirette sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız dedikodudan dolayı size büyük bir azap dokunurdu.” diyor Allah. Müslüman dedikodudan kaçınacak, fitneden kaçınacak, birbirlerinin aleyhinde konuşmayacaklar, birbirlerine söz götürüp-getirmeyecekler, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. Şeytandan Allah’a sığınırım. Allah ayette, “her nefis ölümü tadıcıdır” diyor. Hatta tabutların üzerine de bu ayeti yazıyorlar, maşaAllah. Sizin hep üzerinde durduğunuz bir konu. Bir kitabınızda da okumuştum Hocam, ‘Gerçeği Düşündünüz mü’kitabında, beni çok etkilemişti, inşaAllah. Ölümden bahsedeni genelde hemen sustururlar. ‘Ağzından yel alsın, bu anlatılacak konu mu’ gibi. Halbuki en çok üzerinde durulması, sürekli hatırlanması gereken bir konu. Çok çabuk geçen bir hayat var.
ADNAN OKTAR: Gereken konulardan birisi, evet.
OKTAR BABUNA: Gereken konulardan birisi, evet, inşaAllah. Hepimiz mutlaka öleceğiz. Hocamız daha önce detaylı anlatmıştı. İnsanların değer verdiği malları, yatları, arabaları, hepsi geride kalıyor. Facebooktaki arkadaşlar, eşi, dostu, komşusu, yaptığı çevre, hepsi onun arkasından işte bir helva yiyorlar, bir toplantı yapıyorlar. O mutlaka toprağın altındaki o bir metrelik çukura, mezara konduğu anda yapayalnız kalıyor o sessizliğin içinde, inşaAllah. Vücudunda önemli değişiklikler olmaya başlıyor. Etleri dökülüyor, kasları ayrışıyor, kurtlar yiyor, bakteriler ürüyor ve vücut şişiyor. Ben otopsi salonlarında bulunmuştum, hakikaten dünyanın en iğrenç kokusu ile meleklerin de ruhunu almasıyla sonsuz bir hayat başlıyor.
ADNAN OKTAR: Feci bir son oluyor, inşaAllah. Ama melekler ruhunu aldığı için beden orada kalmış oluyor, inşaAllah.
SUNUCU:Bizi yarın 22.00’den itibaren Gaziantep Olay TV, Mavi Karadeniz Radyo ve www.HarunYahya.TVden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Evet, www.HarunYahya.TV den devam ediyoruz, inşaAllah.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Ses kasetleri
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...