SUNUCU:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz Bu akşam Gaziantep Olay Tv, Mavi karadeniz Radyo, www.Harunyahya.Tv, Ankara Beypazarı Seylan Tv, Çorum Kahal 19, Mardin Kanal 47, Manavgat Klas Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Uşak Egem Tv’den canlı olarak yayınlanan Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza hoş geldiniz.
ALTUĞ BERKER:Hocam Diyanet İşleri Başkanımız Türkiye genelinde camilerde hadislerin konu edileceği dersler başlattığını açıklamış. Ankara’daki ilk hadis dersini; ikindi namazının ardından Hacı Bayram Cami’sinde, Diyanet İşleri Başkanı Sayın Mehmet Görmez vermiş. Sayın Görmez; “bu geleneği Türkiye’nin her ilinde ve ilçesinde başlatmayı düşünüyoruz” demiş. İlk hadis dersinin konusu Euzu Besmele’nin anlamı ve Müslümanın işlerine başlarken neden besmele ile başladığının öğrenilmesi olmuş, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sonra hangi konular olmalı sence?
ALTUĞ BERKER:Birlik konusu olması, siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tabii eğer en hayati konuya girilmezse o zaman samimi bir görünüm olmaz. Bediüzzaman ne diyor? “Ki müddeti hayatımda tecrübelerimle fikrimde tevellüt eden şudur (fikremde doğan fikir şudur): Yeis (ümitsizlik) en dehşetli bir hastalıktır ki, Alem-i İslam'ın kalbine girmiş”. İttihad-ı İslam olacak diyorum. “Olur mu ki?” diyor. Olur dersen zaten bitecek. Olur mu ki? Dediğinde, olmuyor. Olur derse, bitecek. “ O yeistir ki yüksek ahlakımızı öldürmüş”, bak yüksek ahlakı öldürümüştür; ümitsizlik” diyor. “Umumi menfaati bırakıp menfaati şahsiye nazarımızı hasretmiştir”, şahsı menfaaate işte okulu bitirsin, evlensin, yesin, içsin, uyusun, çocukları iyi bir okuldan mezun olsunlar, onları da evlendirsin. Genel menfaat mesela İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği büyük milli ve manevi faydalar esas edinmiyor. Dolaylı olan şeyleri esas ediniyor. Kendine yönelik olanları esas ediniyor. “Hem o yeistir ki kuvvet-i maneviyemızı kırmış (manevi gücümüzü kırmış)” diyor. O yüzden manevi gücü olmuyor, Müslümanların, çok güçsüz oluyorlar.“O kuvetiye manevi meus bir ruhla kırıldığı için zalim ecnebiler 400 seneden beri 3 yüz bin Müslümanı kendilerine esir etmiş”. Koskoca İslam alemini kendilerine esir etmişler” diyor. Alim zannediyorsun adamla konuşuyorsun Hz. Mehdi (a.s.)’dan bansediyor adam diyor ki; “570 sene sonra gelecek” diyor. Bu işte bir yeistir. Biri diyor ki; “1000 yıl sonra gelecek” diyor. Bu da bir yeistir. Öbürü diyor ki; “şahsı manevi” o da yeis. “İttihad-ı İslam olur mu?” diyorsun. “Olmaz, Hz. Mehdi (a.s.) bin yıl sonra geleceğine göre zaten olmayacağı belli” diyor, zaten. Hz. Mehdi(a.s.) da 570 yıl sonra geleceğine göre yine olmaz” diyor. “Hz. Mehdi (a.s.) gelmeyecekse İttihad-ı İslam için gayret et” diyorsun. “Onu da yapmam” diyor. “Hatta bu yeiste başkasının lakayıtlığını ve futurunu kendi tembelliğine özür zannedip ‘neme lazım’ der”. Banane işte olmuyor der diyor. Hem ümitsizliği aşılar, hem de meydana gelen neticenin sonucunda da “neme lazım der” diyor. “Herkes benim gibi berbattır diye şahameti imaniyeyi terk edip, hizmeti islamiyeyi yapmıyor. Madem bu derece bu hastalık bizde zulmetmiş bizi öldürüyor. Biz de katilimizden kıssas alıp onu yok edeceğiz” diyor. Yani “var gücümüzle İttihad-ı İslam için gayret edeceğiz” diyor, Bediüzzaman.
ALTUĞ BERKER:Dün akşam ümitsizlik dersi yapmıştınız ayetlerle Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Adamı ağabey zannediyor, büyük mürşit zannediyor. Halbuki İslam’a en büyük darbeyi vuran adam oluyor. Bediüzzaman da diyor ki; “ey canlı cenazler, ayakta ölüler kenara çekilin yeni nesil geliyor. Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri geliyor yolu açın İslam hakim olsun, İttihad-ı İslam olsun “ diyor. Yani bir avuç bunak İslam alemini felç ediyor. Böyle atalete, heyecansızlığa, şevksizliğe, gayretsizliğe itiyor. Neme lazımcı “namazını kıl otur aşağı. Aman aman Hz. Mehdi (a.s.) konusuna girme, deccal konusuna girme, isa Mesih konusuna girme, İttihad-ı İslam konusuna girme. Biz İslam’ı yaşarsak zaten İslam hakim olmuş demektir” diyorlar. Sen İslam’ı yaşıyorsun ama İslam’ı yaşanmasında kardeşlik var. Birlikte mücadele etmek var. Omuz omuza mücadele etmek var. Var mı bu sende? Yok, değil mi? İttihad-ı İslam için gayret etmek var. Var mı sende? Yok. Hz. Mehdi (a.s.)’ı aşkla şevkle beklemek var. Hz. İsa (a.s.)’ı aşkla şevkle beklemek var. Peygamberimiz (s.a.v)’in çıkan hadislerinin insanlara anlatılması, oradaki mucizelerin insanlara anlatılması var. Var mı, bu? Yok.
ALTUĞ BERKER:Hocam siz 2011 ile birlikte büyük olaylar yaşanacağını söylemiştiniz. Hemen her gün önemli bir gelişme oluyor. Ortadoğu ülkelerindeki her gün yeni bir ülkede yeni olaylar ceryan ediyor. Bunun yanı sıra diğer ülkelerde de hem siyasi hem doğal çok önemli gelişmeler oluyor. Mesela bugün Yeni Zelanda’da 6.3 büyüklüğünde deprem oldu. 65 kişi ölmüş geride çok büyük hasar var. Dün Yeni Zelanda’da 107 balina kıyıya vurarak ölmüş. Deprem nedeniyle Yeni Zelanda’nın en büyük buz dağı olan 30 milyon tonluk buz kütlesi kopmuş. Aynı zamanda Filipinler’de de deprem oldu. Depremle birlikte Filipinler’de yanardağ harekete geçti. Ülkemizde Muş’ta da ardarda çok sayıda deprem oldu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadis-i şerifinde şöyle söylüyor; “Hz. Mehdi (a.s.) devrinde onun zamanında büyük hadiseler vuku bulacak” diyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet depremlerin sıklıkla artması ve birdenbire yükselmesi Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametlerinden. Çünkü 1980’lere kadar normal gidiyordu, depremler. Ama 1980’lerden sonra muazzam bir yükseliş gösteriyor. Muazzam bir gelişme gösteriyor. Aynı şekilde diğer olaylarda da göktaşlarının çoğalmasında, tusunamilerin artmasında, büyük kasırgalarda yağmurun çok fazla yağıp seller oluşmasında. Tarihin geçtiği diğer devirlere göre muazzam bir artış var. Bu da ahir zaman Mehdi (a.s.) devrinin ana özelliklerinden bir tanesidir.
ALTUĞ BERKER:Hocam Ali Bulaç yazısında kadınların açık kıyafetlerinin tecavüzün gerekçesi değil ancak sebebi olduğunu söyleyerek bir organizma olarak tasarlanmış insanın dış dünyadan uyarıcılar aldığını dolayısıyla kadınların kıyafetlerininde dikkatli olması gerektiğini söylemiş. Buna mükabil Nuray Mert de yazar Ali Bulaç’ın bu yazısında insan organizma gibi yansıtmasını eleştirerek , “insan eşrefi mahluktur ve eylemlerinden sorumludur. Eğer bir insan eşref olmanın hakkını veremezse hayvandan aşağı bir mahluk olabilir. Ancak hayvan olmaz, zulmeden insan olur” demiş. Ve sözlerine şöyle devam etmiş. “Dindar insanı diğerlerinden ayırt eden, insanı doğa ile açıklanacak bir varlık olmadığına inanmalarıdır. Ben hiçbir dini telkin almadığım bir çevrede yetişmeme rağmen insanın organizmadan farklı olmadığını düşündüğüm, eşyaya farklı bakmaya başladığım için Müslüman inançlı olmayı seçtim. Bu konuda da kendimi çok nasipli sayıyorum” demiş.
ADNAN OKTAR:Evet dış dünyayla, insan öyle ilkel bir mahluk değil ki. İradesini kullanır isterse bakmaz. Baksa da o tarz bir niyet içerisinde olmaz. Mecbur değil ki, Cübbeli diyordu; su bidonundan bile etkilenmeden bahsediyordu. Barbi bebekten bile etkilenmeden bahsediyordu. Orada kafayı bozmayla ilgili, o. Aklı başında bir insan niçin öyle bir bakış açısında olsun ki. İradesi var, aklı var, azmi var ona göre yönlenir.
ALTUĞ BERKER: Hocam Mehmet Ali Birand yazısında: “Türkiye’yi Arap Ülkeleri’nin durumuna düşürmeyen unsurların; demokrasi ve İslam anlayışımız olduğunu belirterek. Dindarların bu ülkede yıllarca baskı altında yaşadıklarını özgürlüklerinin ellerinden alındığını ancak 28 Şubat sürecinde halkın AK Parti’yi başa getirerek, duruma son noktayı koyduğunu söylemiş. Türkiye’nin geleceği hakkında da şöyle bir yorumda bulunmuş; belki Kemalistlerin hayallerinin aksine önümüzdeki yıllarda dinin daha ön plana çıktığı, dindarların daha fazla görüldüğü başı kapalı hanımların sayısının arttığı bir Türkiye görebiliriz. Ancak unutmamak gerekir ki bu ülke onlara da ait. Yeter ki kimse kimsenin yaşam tarzına karışmasın” diyerek, Türkiye’nin daha fazla dine yöneleceğini tahmin ettiğini vurgulamış. Siz daha iyi bilirsiniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tahmin değil bu bir gerçek zaten şu an bu elle tutulur, gözle görülür bir gerçek. Mehdiyet ve İttihad-ı İslam herkes tarafından açıkça görüldü. Mehmet Ali Birand açıkça görmüş fakat sanki ilk defa fark edilen bir şeymiş gibi sakin sakin anlatıyor. Halbuki bunu Amerika da gördü, Rusya da gördü. Türkiye’nin içindeki insanlara göre bütün İslam aleminde muazzam bir uyanış ve hareketlilik var. Herkesin haberi var zaten.
Nakşibendi Şeyhi İsmail Çetin Hocamız Antalya’da hastanede hastaymış. Allah sağlık, sıhhat afiyet versin. Ferahlık versin taraftarlarına da, sevenlerine de bizlere de. Uzun, sağlıklı güzel ömür versin, bereket, bolluk versin Allah, hidayet versin, Hocamıza selam ediyoruz.
ALTUĞ BERKER:Cengiz Çandar yazısında;” Tunus, Mısır, Libya’nın yüzyıllar boyu Osmanlı toprağı olduğunu bu nedenle burada ki olayların Osmanlı dominosu olarak da adlandırılabileceğini söyleyerek Kaddafi’nin gider ayak Türkiye’yi ve Türkleri hasım ilan ettiğini bu nedenle bu rejimin yıkılmasının Türkiye’nin hayrına olacağını yazmış. Ayrıca tıpkı Mısır gibi Libya’nın da tarihe ve gerçek kimliğine geri döndüğünü belirterek, bunu Kaddafi’nin yeşil bayrağı yerine tekrar ortaya çıkan Libya bayrağında görebiliriz. Üç yatay kırmızı siyah yeşil renlerin ortasında ay yıldız. İşte Osmanlı dominosuyla ay yıldız geri dönüyor diyerek, Türk-İslam Birliği’nin yaklaştığına işaret eden bir yazı yazmış, Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Herkes aynı şeyleri söylüyor biz de aynı şeyleri söylüyoruz. Türkiye’de ve dünyada ana gündem Türk-İslam Birliği. Daha önce bahsini çok az duyardık ama şu an dünyaya tam anlamıyla hakim oldu.
ALTUĞ BERKER:Özdemir İnce Başbakan’ın, ‘sandığı entellektüelin değil milletin dili belirler’ sözüne karşılık olarak. Sandıktan her zaman demokrasi çıkmayacağını halkın kimi zaman da ömür boyu da bir insanı Cumhurbaşkanı seçerek sandıktan bir diktatör çıkarabileceğini, ancak entellektüelin dilinin ve oyunu belirlediği sandıktan asla bir diktatör ve diktatörya çıkmayacağını sadece demokrasi çıkacağını söylemiş. Özdemir İnce’nin sıklıkla Türk halkını küçümseyen bu tip yazıları çıkabiliyor, Hocam. Siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Durup durup Hocamız böyle bir marifet ortaya atıyor. Kimi kast ediyor? Sayın Tayip Erdoğan’ı mı kast ediyor?
ALTUĞ BERKER:Allahualem Hocam.
ADNAN OKTAR:Halk şu an bir geçiş döneminde. Türkiye’de iddia edilen Ergenekon terör örgütü tehlikesi halkı canını korumaya, nefsini korumaya itiyor. Ve insanlar can havliyle kurtuluşu arıyorlar. Kurtululuşu eğer Ak Parti sunarsa Ak Parti’ye giderler. Başka bir parti sunarsa başka partiye giderler. Kim sunarsa bu çeteden kurtuluşu oraya gideceklerdir. Böyle bir heyula varken, böyle bir canavar varken oturup onu anlamazlıktan gelmek mümkün değil. Anlamazlıktan gelen de normal bir tavır göstermiş olmaz.
ALTUĞ BERKER:25 bin Türk işçisini ülkeye getirmek için Cumhuriyet tarihinin en büyük tahliye operasyonu başlatılmış Hocam, Libya’dan. Dış işlerine de yapılan toplantının ardından dün iki feribot Libya’ya gönderilmiş. Feribotların güvenliği Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı fırkateyn sağlıyormuş. İsyancılarla Kaddafi kuvvetleri arasında kalan içlerinde kadın ve çocukların bulunduğu 4 bin Türk vatandaşımız Bingazi yakınlarındaki bir hangara sığınmışlar. Bu kişilerin su ve yiyecek ihtiyaçlarını “Siz Osmanlı’nın torunlarısınız, sizler bizim kardeşimizsiniz. Sizin canınız bizim canımız” diyen ve Türklere karşı çok hürmet gösteren isyancılar karşılıyorlarmış. Ancak bu yardımlar yetersiz kalıyormuş. Çatışmaların sürdüğü Derne kentinde ise 70 kadar Türk mahsur kalmış. Ancak Libyalılar bu Türkleri evlerinde misafir ediyorlarmış. Ayrıca Libya’da ordunun bir kısmının halkın yanına geçtiği söylenirken Adalet Bakanlığı isyancılara uygulanan aşırı şiddet nedeniyle istifa ettiğini açıklamış. Libya ordusu içindeki diğer birlikler de paralı askerlere tepki göstermişler.
ADNAN OKTAR:Kaddafi’de ağır bunama alametleri başlamış. Allah hayra temkin etsin inşaAllah. Allah aklını, fikrini açsın. Ama eninde sonunda bu Türk-İslam Birliği’nin heyecanı bu Osmanlı ruhu tırmanarak gelişerek devam edecek. İki yıl önce söylediğimde insanlar nereden çıktı der gibi bir üslup içerisindeydiler. Şimdi son derece makul görüyorlar. Her yeri adeta sardı, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Kaddafi’nin oğlu da akşam televizyon seslenişinde; ülkenin eski Osmanlı ve İtalyan hakimiyetine atıfta bulunarak; “çatışmaları ülkenin birliğini yok etmek ve İslamcı bir cumhuriyet kurmak isteyen unsurlar kışkırttı. Ayakta kalan son erkek hatta kadına kadar savaşacağız hatta Libya’yı Türklere veya İtalyanlara bırakmayacağız” demiş. Ayrıca hem kendilerine, hem de orduya ait yüklü silahların bulunduğunu söyleyerek. “Gerekirse Libya kan gölüne döner, Libya’dan bir parmak yer vermeyiz. Libya’da öleceğiz” demiş.
ADNAN OKTAR:Firavun da öyle milliyetçi söylemlerle kendini muhafaza ediyor. “Bizim topraklarımızı ele geçirmek istiyor, Musa. Bizim hükümranlığımızı kırmak istiyor, dolayısıyla bize karşı bir fetih siyaseti izliyor. Biz de can havliyle kendimizi korumamız gerekiyor” diyor. Bu dangal da aynı mantıkla ortaya çıkıyor. Tipi de biraz değişik biraz acayip bir şeye benziyor. Yani pek normal bir şey değil, yanlış anlamadıysam. Babası ortada bırakmış o da böyle olmuş demek ki.
ALTUĞ BERKER:Hadi Uluengin Hürriyet’te siz dün gerçi açıkladınız ancak bugün Hadi Uluengin köşesinde. Erbakan Hocamız’ın Kaddafi’yi ziyareti sırasında Kaddafi’nin kabalıklarına karşı suskun kalmasını ancak Kaddafi’nin Türkiye’yi eleştirmesine izin verdiğini söyleyerek. Kaddafi’yi her gördüğünde aklına Erbakan Hocamız’ın bu tutumunun geldiğini yazmış. Ancak Erbakan Hocamız’dan bahsederken üslubu saygıya uygun olmamış.
ADNAN OKTAR:Erbakan Hocamız gittiğinde Türkiye’yi temsilen gitti. Adam orada dangalaklık yapınca Başbakan aklı başında bir insan, devlet terbiyesi almış bir insan, üniversitede profesörlük yapmış bir insan o dangalakla aynı üsluba mı girsin, ne yapsın? Adam psikopat bir şey söylesen daha da anormal bir cevap verir. Ses çıkarmayıp nezaketiyle geri döndü, Türkiye’ye. Ne bilsin adamın öyle münasebetsizlik yapacağını, dangalaklık yapacağını. Nezaketli, aklı başında bir tavır göstereceğini zannetti adam süpriz tavırlar gösteriyor, cins bir adam. Böyle vakalarda yapılacak şey sükuttur. Hatta Osmanlıca bir darbımesel vardır. Ahmağa karşı yapılacak en güzel şey sükuttur. Şimdi orada onunla ağız kavgasına giremez. Adam çünkü psikopat. Ama Dışişleri Bakanlığı’nın hatası o önceden Başbakan’ı uyarmaları lazımdı. Bu cins adam, bunun ağzı bozuktur, ne yapacağı belli olmaz, cinslik yapabilir, abuk sabuk konuşabilir siz ona göre davranın demesi lazım. Dışişleri Bakanlığı bilgilendirmediği için Erbakan’da tanımıyor adamı gidince süprizle karşılaştı. Nezaketli, efendi insan onun ağız dalaşına girmedi. Ne olduğunu anladığı için geri döndü.
“İyi geceler Muhammed Adnan Hocam iyisinizdir, inşaAllah”, elhamdülillah “Hocam 27 Şubat Azerbaycan Bakü’de konferansımız olacak. Konferansa canlı bağlanmanızı çok istiyoruz. Büyük bir hasret içindeyiz size selam getirdim. Valiyev Rauf” evelAllah yaparız, 27 Şubat’ta Bakü’de canlı bağlantıyı buradan gerçekleştirirz, inşaAllah. Hepinizi çok seviyorum, Azerbaycan bizim canımız çok az bir şey kaldı. Biraz daha silkelerlerse neticeyi alacaklar Allah’ın izniyle, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam Zaman Gazetesi’nde yazan Şahin Alpay Ak Parti’nin davetlisi olarak Urfa’da bir panale katılmış. Kürt sorunundan bahsederken bir Kürt vatandaşın yanına gelerek çocuğunun her sabah okulda “Türküm, doğruyum, çalışkanım” diye ant içmeye mecbur bırakılmasının kendisini ruhen rencide ettiğini söylediğini ve bu uygulamanın ne zaman son bulacağını sorduğunu kendisinin ise “ne zaman bilmiyorum ama mutlaka son bulacak” şeklinde cevap verdiğini yazmış.
ADNAN OKTAR:Bu ne demek, niye rencide olsun? Ben mesela Arap kökenliyim, kökenimde Çerkezlik de var. Türküm, doğruyum, çalışkanım diye ben çocukluğumda söylerdim iftaharla. Türküm tabii, Türkiye’de olan Türklüğü kabul eden herkes Türk’tür. Yani Laz olabilir, Kürt olabilir, Acem olabilir fark etmez ki. Orada Türklük benim genetik kodum anlamında mı söylüyorum ben orada Türklüğü. Yani çok münasebetsiz hareketler bunlar. Mesela Amerika’ya gittiğinde Meksikalı adama sorsan nerelisin sen hemşerim dersen, Amerikalıyım der. Ben Meksikalıyım demez. Bu hars anlamındadır. Yani Türkiye sınırları içerisinde bulunan herkes Türklüğü kabul eden herkes Türk’tür. Yani bu birleştirici, bağlayıcı güzel bir uygulama, güzel bir tavır ve doğru olan bir tavır. Bunda şaşıracak ne var? Öbürü ne diyecek; “ben Arnavutum” diyecek. Arnavutum, doğruyum, çalışkanım. Arnavutu da Türktür, Kürtü de Türktür hepsi Türktür. Yani Türkiye sınırları içersinde yaşayan herkes Türktür. Atatürk gayet güzel açıklamıştır rahmetli. Hars milliyetçiliği vardır. Biz ırk milliyetçisi, genetik milliyetçisi değiliz ki. Çok açık söylüyoruz Türkiye sınırları içerisinde yaşayan herkes Türküm diyen herkes Türktür, bu kadar. Karmaşık bir şey yok.
ALTUĞ BERKER:BDP milletvekili Bengi Yıldız Van’da bir konuşma yapmış. “Geçmişte İsmetler, Mustafalar kandırıyordu, şimdi de Tayyipler, Fetullahlar bizi kandırıyor diyerek bölgeden Kürdistan diyerek söz etmiş. Konuşmasında Kürdistan dört parçaya ayrılmıştır. İttihad ve Terakkiciler burayı fethedemediler. Şimdi Erdoğan ve Fetullah Gülen Kürt halkının İslami duygularıyla oynayarak halka Müslümanlığı öğretmeye çalışıyorlar. Buraya gelen devlet yetkilileri Kürtçe bilmiyorlar, bu sömürgeciliktir. Sizi öldürerek yok edemediler. Camii, okul, kışlalarda asimile ederek de bitiremediler. Ama onların asimilasyonlarına evet demek durumunda değiliz, ifadelerine yer vermiş.
ADNAN OKTAR:BDP Batman milletvekili Bengi Yıldız, gönlü çok rahat olsun, Türk-İslam Birliği olduğunda Güneydoğu’daki kardeşlerimiz müthiş bir huzura, ferahlığa ve rahatlığa kavuşacaklardır ve muazzam bir özgürlüğe kavuşacaklardır. Uçsuz bucaksız coğrafyada alabildiğine rahat edeceklerdir. Tacikistan’a gidebilirler, Kırgizistan’a gidebilirler, Suriye’ye gidebilirler, Irak’a gidebilirler. Uçsuz bucaksız bir genişlik, uçsuz bucaksız bir güzellik içerisinde mutlu yaşayacaklardır. Biz daracık topraklar içinde yok edilmek için, tecrit edilmiş bir yapıyı kabul etmeyiz. Türkiye’den ayıracaklar, tecrit edecekler orada onları boğduracaklar; biz bunu kabul etmeyiz. Bunu kim yapmaya kalkarsa karşılarında bizi bulur. Yani bir de olmayacak bir şeyin peşinde gidiyorlar. Yani ben BDP’lileri kast etmiyorum da. Genel olarak böyle kafada olan bazı tipler var. Bak ben açıkça söylüyorum, boş yere uğraşıyorlar böyle bir şey olmaz. Nitekim de ağızları, üslupları değişti. İşte “biz komünist değiliz” demeye falan başladılar. Demek ki adamın ağzını böyle düzeltirlermiş. Üslubunu böyle düzeltirlermiş, inşaAllah. Ondan sonra “biz Türkiye’den ayrılmak istemiyoruz” demeye başladılar. Daha da düzelteceğiz, daha da düzelecek o ağız. Çünkü eğilmiş teneke gibi vurdukça düzeliyor, vurdukça düzeliyor. Manevi nurla, manevi bilgiyle. Böyle jilet gibi yapacağız Allah’ın izniyle. Bak “elhamdülillah Müslümanız” diyor, güzel maşaAllah. “Ayrılmayı da istemiyoruz” diyor çok güzel. Bir de Türk-İslam Birliği’ni isteyeceksiniz, bu kadar, inşaAllah. Kardeşim o bölgede biz binlerce seneden beri beraber yaşıyoruz, onlar benim kardeşlerim ben istemiyorum ayrılmalarını. Niye isteyeyim? Gayet saygı duyduğum, sevdiğim, değer verdiğim, şefkat duyduğum mükemmel muhterem insanlar. Herşeyimiz bir, biz yüzyıllarca beraber yaşadık. Ayrımız gayrımız yok, ne zorumuz. Benim genetik koduma bakılsa mutlaka kanımda Kürtlük vardır, Beril’in de kanında Kürtlük vardır, senin de kanında Kürtlük vardır. Türklük de vardır, Türkmenlik de vardır hepsi vardır. İş mi şu? Genetik koda göre bölgelere ayrılma. O zaman ilmi bir çalışma yapılmış olsa, bambaşka şeyler ortaya çıkar birçok yerde. Bunu bırakacaklar, bu insanı bir tavır değil, akıllı bir tavır değil, makul bir tavır değil. İnsani akıllı olan, sınırların kaldırıp insanların huzur içinde, kardeşlik içinde, barış içinde, sevinç içinde, neşe içinde yaşamalarıdır. Geniş bir arazi güzeldir, küçük bir ev insanları sıkar. İnsanlar büyük bir ev ister, büyük bir arazi ister. Uçsuz bucaksız olsun ister. Niye küçücük hücrenin içerisine girelim? Uçsuz-bucaksız olsun, geniş yaylalar olsun. Her yere gidelim, niye sınır olsun? Niye dikenli teller olsun, niye sınırda bizi çeviren adamlar olsun? Gürül, gürül gezelim her yere gidelim, inşaAllah. Onun için Kürt kardeşlerimize iyilik yapmıyor, bu arkadaşlar. Huzursuz ediyorlar onları.
ALTUĞ BERKER:Hocam Van’da 15 Şubat’ta terörist başı Öcalan’ın Türkiye getirilmesinin yıldönümü bahanesiyle kent merkezi ve bazı mahallellerde çıkan olaylar sırasında PKK’lılar ilkokul 4. sınıf öğrencisi bir çocuğun eline bir şişe vererek bunun parfüm şişesi olduğunu söylemişler. Çocuk şişenin içindekinin ne olduğunu anlamaya çalışırken elinde patlamış ve 5 parmağını birden kaybetmiş. Güneydoğu’daki kardeşlerimize iddia edilen Ergenekon terör örgütü bir yandan, diğer terör örgütleri bir yandan, PKK bir yandan adeta bir cehennemi abluka içerisine aldılar. Hz. Mehdi (a.s.) zuhur ettiğinde bu it-kopuk takımının tamamı çekip gidecekler. Ve son derece rahat edecek kardeşlerimiz. Bu onların bir imtihanı şu an deccalin muhasarası var orada. Deccalin muhasarası kalktığında ferahlayacaklar, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:E.Ö Hürriyet’teki yazısında daha önceki yıllarda yüzde 92’nin kabul ettiği bir anayasa ile yönetilirken şu anda yüzde 58’in “evet” dediği bir anayasa sahibi olduk diyerek, AK Parti’nin yüzde 47 oyla yeni bir anayasa yapma gücüne sahip olduğunu, basını susturduğunu, yargıyı yeniden dizayn ettiğini ve bu durumun milli iradeyi gasp etmek anlamına gelen anti-demokratik bir durum olduğunu söylemiş.
ADNAN OKTAR:Aydın Doğan niye bu kadar tedirgin oluyor ki? Rahat olsun, yargı bayağı güzel hale geliyor, düzenleniyor, Avrupa standartlarına doğru gidiyor. Basında da özgürlük var. Basındaki konuşmalarında bir baskı yok. İşte artık delil, istediği gibi konuşmuş, kimse de ona bir şey demiyor. Dolayısıyla gönlü rahat olsun. Bilakis istibdat kalkıyor, demokrasi geliyor. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün nefes aldırmadan insanlara yaptığı zulüm durdu. Katliamlar durdu, faili meçhuller durdu. Sokaktan adam alıp kaçırmalar durdu. Bu aranan bir güzelllik, bir rahatlık. Sırf bunun için bile insanlar AK Parti’yi destekleyebilir, sırf bunun için. Onun için hazret boşa çırpınıyor. Onun niye rahatsız olduğunu biz biliyoruz. Neleri kaybetmekten korktuğunu da biliyoruz. Bütün Türkiye biliyor. Aydın Doğan’ın saltanatının son bulacağı endişesi bu arkadaşı tedirgin ediyor. “Bu Etlik dolmuşuyla gitmekten çok rahatsız oluyorum. Aklıma geldiğinde kabusum o benim” diyor. Hazret elinde purosu olacak, röpteşambırını giyecek, millete tepeden bakacak bazı kişilere, enaniyet yapacak, ayakkabılarını eline alıp koridorlarda gezecek, o tatlı hayatı bitecek diye korkuyor. Yine ayakkabılarını eline alır, gezer caddelerde birşey olmaz, korkmasın. Eğer canı ayakkabıyı eline alıp gezmek istiyorsa o kolay, o sağlanır öyle bir sorun olmaz. Etlik dolmuş, Etlikde kardeşlerimiz canımız ciğerimiz tertemizler. Bir kere mutlaka bir Etlik dolmuşuna binmesi gerekiyor. Göreceğiz yani istirham ediyoruz. Çünkü o çok tepeden bakan bir üslup. Etlik dolmuşuna binen mazlum kız kardeşlerimiz var, annelerimiz var, babalarımız var, dedelerimiz var. Onların onurudur biz onları canımız gibi seviyoruz. Başımızın tacı onu böyle azap vesilesi gibi görmesi, hatta biraz da küçük düşürücü görmesi enaniyetine ağır gelmesi bu zihniyetin ne kadar acayip olduğunu gösteriyor. Bu mantığın ne kadar acayip olduğunu gösteriyor. Halka bu tepeden bakan zihniyeti bırakacaklar. Çok ayıp yapıyor, çok. Aydın Doğan’ın saltanatının biteceğini herkes biliyor. Kendisi de biliyor, dolayısıyla o saltanatların bitmesi; Türkiye’nin de aydınlanması ve güzel olması demektir, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Yeni Asya’dan Faruk Çakır kardeşimiz, İslam ülkelerindeki gelişmeler sancılı da olsa sonunda inşaAllah İslam dünyası ve Müslümanlar kazançlı çıkacaklar şeklinde dua ederek “İnşaAllah istibdat, zulüm ve baskı zincirleri kırılacak ve ittihad, hürriyet ve adalet güneşi parlayacaktır” demiş, Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Sevgili Adnan Hocam gece 2’den sonra uygun görürseniz sizi ziyaret edip o mübarek ellerinizden öpmek istiyoruz. Fakat adresinizi bilmiyoruz, bize adres bilgilerinizi verebilir misiniz? Allah sizden razı olsun. Allah sizi ve Allah yoluna sizin gibi başkoymuş mübarekleri başımızdan eksik etmesin, inşaAllah. Atilla Berber/ İstanbul”. Çocuk telefon numarasını da vermiş söyleyin gelsin.
ALTUĞ BERKER: Mehmet Şevki Eygi Hocamız bugünkü yazısında; “ahir zaman Müslümanlarının Peygamberimiz (s.a.v.)’e benzemek için çabalaması gerektiğini. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e bakanın Kuran’ın güzel ahlakını gördüğünü söylemiş. Örneğin bir yere yemek yemeğe giderken yolda dar gelirli bir dostunuzu görürseniz, yanınıza alıp onu da yemeğe davet edin. Öfkelendiğiniz zaman dışa vurmayın güler yüzlü olun. Hayvanlara bitkilere merhamet edin, gururlu olmayın. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) gibi dünyada bir yolcu gibi yaşayın” demiş.
ADNAN OKTAR:Kardeşlerim hep bana şunu soruyorlar; “Hocam Hz. İsa (a.s.) İstanbul’da mı?” diyorlar. “İsa hangi dili konuşacak merak ediyorum” diyor. Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)’ın namazı Kudüs’te, inşaAllah. Bir de Ayasofya’da, inşaAllah. Kudüs’te Mescid-i Aksa’da inşaAllah. Ama daha var, niye böyle telaş ediyor kardeşlerimiz? En az bir on yıl var.
ALTUĞ BERKER:Arnavutluk konferanslarımızın resimlerini gösterecektim Hocam, inşaAllah. Üç ayrı şehirde konferanslarımız oldu. Arnavutluk’ta ilki Elbasan’daydı, inşaAllah. Elbasan Belediyesi Şehir Konseyi Başkanı, belediye yetkilileri, demokrat parti yetkilileri, üniversite öğrencileri katılmış Hocam, inşaAllah. Büyük ilgi olmuş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah işte burada konferansa katılanların her biri bir şehir oluyor sonra. Olağanüstü insanlar haline geliyorlar, zincirleme gelişiyor.
ALTUĞ BERKER:Arnavutluk’taki ikinci konferans Kavaja şehrinde. Fosil sergisi de olmuş. Oldukça büyük kalabalık varmış inşaAllah. Sizin konuşmanız da vardı Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bizim girdiğimiz bir yerde ne komünist bir tehlike olur, ne de fitne olur evelAllah. Her girdiğimiz yere nur saçıyoruz, elhamdülillah. Fitne kalelerini teker teker indiriyoruz. Arnavutluk da, Kosova da atalar diyarı, atalar yurdu. Oralarda inşaAllah at koşturuyoruz, elhamdülillah.
ALTUĞ BERKER:Konferansımız Tiran’da müze salonunda gerçekleştirilmiş. Genellikle üniversite öğrencilerinin katıldığı konferansa çok fazla kişi gelmiş. Bazıları ayakta kalmak zorunda kalmışlar. Çok yoğun ilgi ve katılım olmuş, soru-cevap bölümü olmuş. Çok etkilendiklerini söylemişler, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Yine de şahlanıyor aman kol başının kıratı” diyor. Dört koldan girdik, elhamdülillah. İlimle, fenle, sevgiyle, akılla, fikirle Türk-İslam Birliği’ni oluşturacağız inşaAllah. Hiç aksi bir ihtimal olmaz, Allah’ın izniyle.
ALTUĞ BERKER:Hocam sizin daha önce söylediğiniz şeylerin birer birer gerçekleştiği 1400’ü aştı. Sayın Kılıçdaroğlu ile ilgili bir haber vardı. CHP ile ilgili. “CHP algısı negatif. CHP lideri Kılıçdaroğlu diyalog yetersizliği. CHP’nin bölgede kan kaybetmesine neden olmuş. Buradaki CHP algısı negatif, toplantıda biz kendi payımıza düşeni alacağız. Eleştirilere bakacağız diyelim, yatağa girince dua ederim” diyor, inşaAllah Hocam. Sizin 2010’da 26 Mayıs’da bu konu ile ilgili sohbetiniz var Hocam. Size soruluyor; “sayın Hocam siz CHP Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için görüşlerinizi belirtmiştiniz. Dindar yönünü göstermesinin çok daha iyi olacağını söylemiştiniz” Siz de cevap veriyorsunuz. “Güzel demek ki dediğimiz çizgide olaylar gelişiyor. Bir güzellik var, bir hayır var”. Anlatıyorsunuz Hocam benim gördüğüm Sayın Kılıçdaroğlu daha da bu görünümünü pekiştireceğini tahmin ediyorum. Göreceksiniz daha da artacaktır bu. Dindar yönünü daha çok memleketimize gösterecektir” demiştiniz, Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim bir insan yüzünden anlaşılır, üslubundan. Ses tonundan olayları değerlendirme şeklinden anlaşılır. Bakıyoruz, hakikaten mazlum, saygın, değerli bir Anadolu insanı yani halim selim dürüst olduğu anlaşılıyor, üslubundan konuşmasından, iyi niyetli olduğu anlaşılıyor. Böyle bir insandan kötülük gelmez, kötü düşünmez; iyi olumlu, pozitif düşünen bir insan olduğu anlaşılıyor. Yalnız tabii CHP içerisinde de böyle cazgır tipler oluyor. Bayanlarda da oluyor bazen. Böyle tırnakları 4 milim kalınlığı, saldırgan, lafını sözünü bilmeyen, adap edep bilmeyen, içi hep öfke kinle dolu insanlar da var. Onun için lider konumunda olan insanlara özellikle Kılıçdaroğlu’na, Sayın Deniz Baykal’a da mesela CHP’li gençlerin de, CHP’li olmayanların da koruyucu ve kollayıcı bir tavır içinde olmaları gerekir. Yani lider it-kopukla başbaşa bırakılmaz. Yani iyi insanların, iyi insanları desteklemesi gerekir. Çok tehlikelidir aksi. Lider; zaten güçlü, ne yaparsa yapsın, öyle bir şey yoktur. Liderin güçlü olması için, güçlü insanlar, iyi insanlar tarafından açık veya gizli desteklenmesi gerekir. Ya aleni veyahut görünmeden de olabilir. Mutlaka desteklenmesi gerekir. Lider zaten götürür; öyle bir şey yoktur. Lider zaten zor konumda olan bir insandır. Liderlik çok güçtür yani her tavrı, her hareketi gözlem altındadır. Ufacık bir hareketi aleyhine yorumlanır. Liderin sürekli aleyhinde malzeme aranır. Acaba ne yaptı, nasıl konuştu, nasıl yürüdü. Yürümesi bile olay olur. Onun için koruyanların, kollayanların da çok titiz olmaları gerekir. Lider kolay yetişmiyor, 5 dakikada harcayabiliyorlar. Tepeye çıkardıkları insanı bir de bakıyorsun yere kadar indirmişler. Onun için liderleri böyle süper insan olarak görüp, kendi haline bırakma mantığı akla vicdana uygun bir hareket değil. İyi bir insansa mutlaka iyi insanlar tarafından kollanması gerekir. Fark etmez o partiden olmayabilirsin, illa o partiden olman şart değil ki. Yani iyi insansa desteklersin, yardımcı olursun. Çünkü sonuçta vatanın, milletin, devletin menfaati var. Yani illa yıpratıcı olma diye bir konu yoktur. Bir insana bakarsın iyi mi? İyi. Fark etmez hangi partiden olduğu, destekleriz. Şahsını destekleriz, inşaAllah. Yani şahsım adıma ben böyle düşünüyorum kendim olarak.
ALTUĞ BERKER: Mekke’ye 500 yeni otel inşa edilecek diye bir haber vardı, Hocam.
ADNAN OKTAR:Kadeşim Kabe’den uzak yapsınlar da ne yapıyorlarsa yapsınlar. Kabe’ye çok yakın binalar. Al götür kardeşim, elli kilometre öteye götür, yirmi kilometre öteye götür. Kabe’nin yanında otelin ne işi var. Şu duruma bak Kabe arasında kaybolmuş adeta. Bu nasıl bir mantık. Otelin bulunduğu yerler falan böyle bağlık-bahçelik havuzluk geniş alanlar olması lazım. O binaların tamamen geriye alınması gerekiyor. Şimdi hiç olmuş mu, bu? Kabe içinde kaybolmuş. Bu nasıl bir akıl, bu nasıl bir mantıktır ben anlamadım. İş çıkartıyorlar, Türk İslam Birliği olduğunda o binalar mecburen geriye alınacaklar, değil mi? Bizi yoracaklar sadece başka bir şey yok.
ALTUĞ BERKER:Güzel çiçek resimleri göstereyim inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne güzel varlıklar çicekler, maşaAllah. Çok iç açıcı bayağı neşe veren şeyler. 23 Nisan’da bir şiir. Bugün 23 Nisan bayram hepimizin geçti o kara günler. Açıyor pembe güller, ağaçların dalında şarkı söyler bülbüller. Acayip hoşuma gidiyordu, küçükken. Bahar geldiğinde bayağı bir içim açılırdı. Bakardım böyle çicekler açmış. Oradan dedemlerin yanına giderdik biz okul tatil olurdu. Ben her türlü malzememi hazırladım. Köye dedemlerin yanına giderken. O şarkıyı her sene mutlaka bir duymak isterdim. Batmantaş Köyü şahane köydü Berker Hocam. MaşaAllah bayağı güzel inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Sayın Başbakan’a hayvan severlerin ziyareti olmuştu. O da söz vermiş. Hayvanlara şiddet uygulayana ağır ceza. Bundan sonra Türk Ceza Kanunu kapsamına sokulacakmış. Siz daha evvel söylemiştiniz, hocam. Bu tür şiddet edenlerin takip edilmesi, konunun daha ciddi olması yönünde, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Başbakan’ın neşesi gelmiş bakıyorum. Şimdi adam köpeği arabaya bağlıyor sokaklarda sürüklüyor. Adamı götürüyorlar 500 lira para cezası verip çıkıyor, adam. Tamam da bu adam psikopat bunun şakası olur mu? Toplumun arasına bırakılır mı bu adam? Arabayla köpeği sürükleyen adam, insanı da alır arabada sürükler. Ne yapmaz o? Bir tanesi çıkıp tavşanı canlı canlı alıp fırlattı hayvan öldü. Ben onların hiçbirini unutmadım kafam takıldı onlara. Onları unutmuş değilim. Bir o köpek sürükleyen dangallar, ikincisi o kediyi öldüren adam, üçüncüsü de o tavşanı fırlatan herif. Bunlara sözüm şu; yanlarına kaldı diye sevinmesinler. Bunun ahirette de hesabını verecekler, dünyada da. Mutlaka devletin bu kişileri takip etmesi gerekir. Oldu bittiye getirilecek bir konu değil bu. Bu ne biçim zulümdür. Garibim hayvanın ayakları kanamış kıpkırmızı, görülüyor çekimde. Patileri de kanamış, ayakları da kanamış. Daha hala koşturuyor, sokaklarda, sırıtarak. Halbuki çok önemli bu adamlar mesela bunların tanıtılması lazım. Hayır zulmedilsin demiyorum, adamlara, dövüp sövülsün demiyorum da. Takip altına alınması lazım, uzun süre gözlemlenmesi gerekir bu kişilerin. Başkalarına zulmetmemesi için.
ALTUĞ BERKER:Hocam ahir zaman alameti olarak vahşi hayvanlarla insanlar arasında dostluk olacağını Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bildirmişti. “Ahir zamanda akreplerin zehirleri olmayacak. Yılanların zehirleri olmayacak” diyor. Pitonla uyuduğunu söyleyen kişiler var, inşaAllah. “Çocuklar yılanlarla oyanayacak ve yılanlar çocuklara zarar vermeyecek”, Risaletül Meşreb elverdi fi mezhebil Mehdi kaynağında.
ADNAN OKTAR:Tevrat’ta da geçiyor.
ALTUĞ BERKER:“Hatta bir çocuk yılanla oynayacak yılan onu sokmayacak” diyor. Büyük Hadis Külliyatı’nda.
ADNAN OKTAR:Evet ahir zamanda bunların hepsi oldu.
ALTUĞ BERKER:Ahmet İbni Hanbel; “Yeryüzüne öyle bir emniyet, güvence gelecektir ki, yılanlar develerle, kaplanler inerlerle, kurtlarda koyunlarla beraber otlayacak”. “Kurt koyunla otlayacak, koyuna bir zararı dokunmayacak” diyor, Kıyamet alametleri. “Kurt koyunlar arasında sanki bir çoban köpeğiymiş gibi bekleyip duracak” diyor, Büyük Hadis Külliyatı’nda. “İnsanlar arasındaki düşmanlıklar ve kin kalkacak, kız çocuğu, arslanı kaçırmaya zorlayacak, aslan ona ilişmeyecek”, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ama hakikaten ahir zamanda oldu bunlar daha önce böyle bir şey olmuyordu. Bu yüzyılda oldu.
ALTUĞ BERKER:Hz. Mehdi (a.s.)’ın tanınmayacağına dair Peygamberimiz’in (s.a.v.) bir sözü var. “Bu ümmet nasıl Allah Teala’nın Yusuf hakkında davrandığı gibi kendi hücceti Hz. Mehdi (a.s.) hakkında da davranmasını ve bu konuda ona zuhur etme izni verinceye dek tanınmayacak bir şekilde onların pazarlarında dolaşmasını ve sergileri üzerine ayak basmasını inkar edebilir” diyor, Peygamber Efendimiz (s.a.v).
ADNAN OKTAR:Ben çocukluğumda dünyayı o kadar tanımıyordum, olayları o kadar tanımıyordum. Ama daha bilgim arttıkça hem görgüm de arttı. Bir de baktım ki dünya çok harika, çok acayip. Metafizik bir ortam var. Çok şaşırmıştım ben lise yıllarında, bu harika duruma. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’ni tanıdım. Onun eserlerini okudum. Bir de baktım ki Allah çok perdeli, kapalı bir sistem içerisinde Mehdiyeti yaratmış. Hakikaten doğru. Ben Hz. İsa (a.s.)’ın inişini bir bilgi olarak bilirdim ama bunun bizim zamanımıza rast geleceğini bilmiyordum bu olayın. Bu kadar keskin ölçülerle, bu kadar detayla bildirileceğini de bilmiyordum. Mesela Hz. Mehdi (a.s.) hakkında bu kadar detayın verildiğini, verilebileceğini hiç tahmin etimiyordum. Ben sadece bir Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsedilir, ileriki yüzyıllarda gelir, harika bir insandır. Ama bu yüzyılda bu kadar detayla gelmiş olabileceğine doğrusu hiç ihtimal vermiyordum. Yani lise yıllarındayken, ortaokuldayken. Lise sonlarda anladım. Şimdi bak bütün Türkiye’de, İslam aleminde Mehdiyet önce flu bir bilgiydi. Şimdi biz anlattıktan sonra o flu bilgi ortadan kalktı. Ama gittikçe gücü artmaya başladı. Bir de baktılar ki anlattıklarımın öyle vazgeçilecek bir yönü yok. Yani mantık olarak, akıl olarak, vicdan olarak inkar edilecek gibi değil. Ben de hayret ediyorum, insanlar da hayret ediyor fakat Mehdiyet gelişiyor. Çok acayip, çok acayip. İmkanlarını da yaratıyor, Allah. Aletini edavatını bilgisayar gerekiyorsa, bilgisayar yaratıyor, internet gerekiyorsa internet yaratıyor, televizyon gerekiyorsa televizyon yaratıyor. Mehdiyetle ilgili bilgiler varsa hepsini Allah ortaya koyuyor. Mesela Darwinizm’i yaratıyor, Darwinizm’i çok rahat boğacak sistemi de yaratıyor Allah. Ben mesela bu kadar fosil olduğunu bilmiyordum, bu fosillerin de bu kadar kaliteli fotoğraflarını çekebileceğimizi bilmiyordum, tahmin etmezdim. Mesela proteinlerin tesadüfen olamayacağının dünya tarafından daha yeni kavrandığını da bilmiyordum. Yeni öğrendim, yeni fark ettim. Avrupa da yeni fark etti. Ve onun heyecanı ve şaşkınlığı içindeler şu an. Mesela Türkiye’de de İttihad-ı İslam’ın hakikaten gerekli olduğu devlet tarafından anlaşıldı. Büyük bir Türkiye’nin vazgeçilmez bir gerçek olduğunun, mecburiyet olduğunun yani ütopik bir şey olmadığının aksinin devletin milletin felaketine sebep olacağı anlaşıldı. Ya Türk-İslam Birliği, ya felaket Allah vermesin. Başka bir görünüş yok şu an. Kardeşlerimiz Hz. İsa (a.s.)’ı çok merak ediyorlar ama Hz. Mehdi (a.s.)’ı merak etmiyorlar ben ona şaşırıyorum. Mehdi (a.s.)’ı merak eden yok pek. Hz. İsa (a.s.)’ın çok ustaca hareket etmesinden kaynaklanıyor. Mehdi (a.s.) iman hakikatlerini anlatıyor, Kurani çalışma yapar. Mehdiyetin bütün düşüncesini yapısını ortaya koyar. Ama Hz. İsa (a.s.) bizim şaşıracağımız, hayret edeceğimiz olayları organize eder. Mesela bak İslam ülkelerinde şu an, Mısır başta olmak üzere bir hareketlenme var, çok ciddi bir hareketlenme var. Gazeteciler yabancı istihbarat örgütleri diyorlar ki; “hangi ülke veya hangi şahıs bunları organize ediyor, hangi ideoloji organize ediyor?” diyorlar. Gidiyorlar kimse yok. Ne bir ülke çıkıyor, ne bir şahıs çıkıyor, ne de bir yapı var. Peki kim organize ediyor? Türk-İslam Birliği’ne doğru Amerika’da da, Avrupa’da da bir gidişat var ve herkes bunu istiyor. Hakikaten bir kurtuluş olduğunu anladılar. Ama mesela İslam ülkelerinde Mesela Libya’da başka yerlerde kimin organize ettiği belli değil. Libya şüpheleniyor İtalyanlardan ve Türklerden şüpheleniyor. Halbuki Türklerden hiç kimse bu olayın içine karışmadı. Yani Türkiye’nin her hangi bir şekilde bu olayın içinde bir dahli yok. İtalyanların da yok, böyle bir konu yok. Kaddafi müthiş şaşırdı ve şokta, kavrayamıyor şu an kim yönlendiriyor diye. Toplumu yönlendiren gizli bir güç var. Yani süratle yönlendiren ve muazzam bir şevk ve kararlılıkla hareket etmelerini sağlayan bir güç var. Mesela bütün Avrupa’da ve Amerika’da liderlerde İslam’a karşı bir sevgi var ve liderler Kuran’a dayalı sahabe dönemini andıran, İslam anlayışını savunur hale geldiler. Bunu da kimin organize ettiği bilinmiyor. Yani siyasi anlamda destek sağlıyorlar adamlar. Siyasi olarak istekleri var. Ahir zaman her yönüyle harika. Bediüzzaman’ın Risale-i Nur Külliyatı incelendiğinde bu görülür. Yani Avrupa’da da İslam’ın hakim olacağını, yayılacağını, hangi aşamalarda olduğunu, nasıl olduğunu çok detaylı anlatıyor. Tarihlerini de veriyor, verdiği tarihler bakın çok şaşırtıcı; doğru çıkıyor. Bir insanın verdiği tarih yaklaşık doğru çıkabilir. Mesela 1971 diyorsa, 1975’de tahakkuk etse bile yine harikadır. Ama 1971 diyorsa mutlaka 1971’de oluyor. Şeklini söylediyse mutlaka o şekline uygun olarak oluyor. Mesela bak Azerbaycan’da gençler Mehdi (a.s.)’ın çıktığına samimi olarak kanaatleri geldi. Mısır çok sessiz sakin duruyor ama Mısır’da gençlik arasında Mehdi (a.s.)’ın zuhur ettiği samimi olarak oturdu. Yani bayağı o kanaatleri var şu an. Fas, Tunus, Cezayir’de de sorsan çok sakinler ama biliyorlar. Şimdi önümüzdeki günlerde hayret edeceğimiz şeyler yine olacak. Hep beraber seyredeceğiz, beraber yorumlayacağız. Mesela ben dedim ki insanların hiç ummadığı bir şey. “CHP dine daha yaklaşacak” dedim. Halk arasında benim bildiğim yanlış bilmiyorsam, CHP; dine o kadar yakın olmaz. Öyle bilinir meşhurdur o yönüyle. Ama CHP’de inanılmaz bir değişiklik oldu çok şaşırtıcı bir değişiklik oldu. Deniz Baykal çıktı Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i İslam’ı, Kuran’ı öven çok kapsamlı ilmi delillerle anlattığı bir konuşması oldu. CHP tarihinde bir tek Atatürk’te vardı benim hatırladığım bu tarz bir konuşma. Bir de Deniz Baykal’da oldu. Şimdi bak Kemal Kılıçdaroğlu eğer iyi insanlar tarafından desteklenirse parti içerisindeki bazı hırçın, sevgisiz, katı, materyalist insanlarla sürekli muhatap edilmez de yolu açılırsa. Onun da ben İslam’a, Kuran’a hizmet edeceğine, Türk-İslam Birliği’ne canı gönülden katkısı olacağını düşünüyorum. Bu olur mu? Ben size söyleyeyim; olacak, inşaAllah göreceksiniz. CHP’nin çok büyük katkısı olacak bunu da göreceksiniz. Ve herşey iyiye, güzele doğru gidecek bunu da göreceksiniz. Türkiye’nin lider olduğunu da göreceksiniz. Lider olması için de sürekli herkesin hem baskı yaptığını, hem talepte bulunduğunu olayların da çok kolay aktığını göreceksiniz. Türkiye’nin liderliğinde manilerin ve engellerin de kolaylıkla aşıldığını göreceksiniz. On yıl da bir hayli kısa bir süre olduğu için zaman akışı nefes kesici olacak. Şu on yıl dünyanın en önemli on yıllarından biri olabilir. “Çifte ve teke, on geceye” diyor, ayette. on sayısından bahsedilir, Kuran’da. Şimdi bakın genç kızlardan, gençlerden de uyuyanlar var. Yani Kefh Ehli gibi uyuyorlar. Şimdi onların da uyandığını göreceğiz yavaş yavaş, üstlerindeki perdeler kalkacak. Modern gençliğin, modern insanların Müslüman olması İslam’ı savunması çok etkili bir olaydır, çok etkilidir. Bu güzelliği de göreceğiz, inşaAllah. Bunları anlatmamızın nedeni şimdi 2-3 yıl sonra, 4 yıl sonra yine konuşacağız burada yahut başka bir yerde konuşacağız, ama yine konuşacağız görürsünüz beni inşaAllah. Yine ne demişti ne olduları getireceğim. Ama bu ne demişti ne oldular ileride çok acayip boyutlara ulaşacak onu söyleyeyim. “Hocam helal olsun, maşaAllah” diyeceksiniz. Ben de diyeceğim ki; “Peygamberimiz (sav)’e helal olsun, maşaAllah. Ne güzel anlatmış tam doğru söylemiş” diyeceğim, inşaAllah.
VTR: Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
ADNAN OKTAR:Ahmedinejad Beyefendi’yi ben çok severim. Daha önce nasıl İsrail’i haritadan sileceklerini, nasıl yerle bir edeceklerini, nasıl savaşacaklarını anlatıyordu. Sonra haber gönderdim. Dedi ki; “Kan yok, damla kan akmayacak. Sevgiyle, barışla, ilimle, muhabbetle İslam hakim olacak” dedi, maşaAllah. Şimdi o konuşmasını gördünüz.
ALTUĞ BERKER:Bir izleyicimiz harita göndermiş bir tane, Hocam. Dünyada son 48 saat içerisinde gerçekleşen deprem haritası. Kendisi Emrah Yücel, not da düşmüş. “Bunlar Mehdi (a.s.)’dan haber verirler” diyor, Hocam inşaAllah. Kırmızıyla işaretlenmiş son 48 saat içerisindeki depremler, dünyada.
ADNAN OKTAR:Son 48 saat içerisindeki depremler bakın depremlerin ne kadar arttığını gösteren bir delil. Kardeşlerimiz ısrarla Mehdi (a.s.)’ı bulmaya, Hz. İsa (a.s.)’ı bulmaya çalışıyorlar. Bence benim yaptığım stili uygulasınlar. Ben doğrudan İslam’ı, Kuran’ı anlatıyorum. Bağnazlığa karşı tavır alıyorum, samimiyetsizliğe karşı tavır alıyorum. Darwinizm’i, materyalizmi ana hedef olarak alıyorum. Çünkü akılcı baktığımızda dinsizliği sadece Darwinizm’in savunduğunu görüyoruz, materyalizmin savunduğunu görüyoruz. Başka da yok akılcı baktığımızda. Çapına bakıyoruz akılcı baktığımızda yine dünyanın yüzde doksan beşini ateist, materyalist sistemin yuttuğunu görüyoruz. Bu durumda nedir hedef? Darwinizm, materyalizmdir. Dikkati dağıtmadan sürekli hedefe teksif olmuş olarak ilmi vuruşlar yapılması gerekiyor. İlmi vuruş kısa bir vuruş mu olması gerekiyor? Yok, uzun vadeli ve sürekli vurulması gerekiyor. Vurdukça çöküyorlar, vurdukça çöküyorlar. Mermer bile keserken çelik hızarlar vardır. Gider gelir, gider gelir sonunda bakarsın küt diye koparır parçayı. Bir anda olmuyor, onun için sabırlı olarak bu mücadeleye devam edilmesi gerekiyor. Ani netice alınmıyor, inşaAllah.
Esma kardeşimiz; “çok sevgili Adnan Hocam bundan 10 yıl önce dinim İslam’ı daha iyi anlamam dünyadaki amacımı bilmem için beni yönlendirmesi için Allah’a içten dua ettim”. Bak çok güzel, dua çok önemlidir. Ve duaya dikkat edin; “İslam’ı daha iyi anlamam ve dünyadaki amacımı bilmem için ben yönlendirmesi için Allah’a içten dua ettim” diyor. Her Müslümanın yapması gerekendir, bu. “Ve çok kısa süre sonra Allah beni sizin sitenize yöneltti. O zamandan beri sizin eserlerinizi takip ediyorum. Birgün İstanbul’a gelip sizinle tanışmayı ellerinizden öpmeyi çok istiyorum. Ben Pakistanlıyım ama şu anda Suudi Arabistan Riyad’da yaşıyorum. Eğer Allah izin verirse Mekke’ye gidip Hz. Mehdi (a.s.) çıktığında ona biat adecek insanlardan biriyim, inşaAllah”. Şimdi Mekke’de Hz. Mehdi (a.s.)’ı beklersen yanlış beklemiş olursun. Çünkü Bediüzzaman Hazretleri diyor ki; “ben Mekke’de, Medine’de Hicaz’da olsam da İstanbul’a gelirdim. Mehdi (a.s.)’ın çıkış yeri istanbul’dur” diyor. Mekke’de biat vardır, faaliyet İstanbul’dadır. “Kardeşim Ali Pakistan’da Lahor’da yaşıyor. İkimiz sizin programınızı geceleri internetten çok heyecanla izliyoruz. Allah’ın bize Mehdi (a.s.)’ın olması gerektiği gibi sizin gibi bir insanı tanımamıza izin verdiği için. İkimizde aile fertlerine Türk-İslam Birliği’ni ve Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)’ın önemini anlatıyoruz ki Mehdi (a.s.) çıktığında ona inanıyor olalım ve sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. İsa (a.s.)’ı en iyi şekilde karşılamak için hazır olalım”. Tabii Hz. İsa (a.s.) da bizim bir Peygamberimizdir. Hz. İbrahim (a.s.) gibi, İshak (a.s.) gibi. “Libya, Yemen ve Bahreyn’deki olayları biraz aydınlatır mısınız? Bu ülkelerde bazı kişiler hakları için mücadele verirken daha farklı bir yaklaşımda olmalılar mı? Ayrıca diğer hangi Arap ülkelerinde böyle bir rahatsızlık var ve Suudi Arabistan bu ülkelerden biri olacak mı? Teşekkürler Allah size İslam’ın gerçek mesajını yaymada gösterdiğiniz çabalarına yardım etsin inşaAllah, Esma Hasan”. Allah’ın nerede ve neyi hareketlendireceği belli olmuyor ve hangi sistemle bunu yaptığını da bilemiyoruz. Mesela Libya’da normalde bir ayaklanma, halkın bu tip bir hareket yapmaması lazım. Çünkü Libya’da ekonomi fena değil, işin doğrusu bu. Kaddafi de halkın ibadetlerine baskı yapmış olsa bile o kadar şiddetli değil. Bunları izleyen polis ve askerin istihbarat gücü de bir hayli yüksek. Yani normalde halkın birbiriyle bağlantısı biraz zor. Bir de tehlikeli bir insan Kaddafi, yanlış anlamasın ama biraz psikopat gibi işin doğrusu. Orada halkın normalde ayaklanma yapamaması lazım, buna cesaret edememesi lazım, böyle bir gücü bulamaması lazım. Ama akıl almaz bir kararlılıkla ayaklanıyorlar. Bütün Arap ülkelerinde öyle. Akıl almaz bir cesaret gösteriyorlar. “Kim organize etti?” dendiğinde, görülemiyor. Hızır (as)‘ın atı kabalıkların içerisinde yürüyor. Biraz daha beklerlerse çok daha acayip şeyleri görecekler, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bahsettiğiniz konuda görüntü vardı, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hızır; yeşil demek. Hakikaten bu çok acayip filmde böyle bir görüntü oluşmuş olması. Çok şaşırtıcı yani bir film hilesi falan değil. Teknik olarak ışığın meydana getirdiği bir hata da değil. Gerçekten böyle bir görüntü var.
Şimdi anlamazlıktan gelenlere de Allah zorla anlatacak bir sistem oluşturdu dünyada. Zannediyorlar ki nasıl insanlar hidayet bulacak. Allah insanlarla teker teker ilgileniyor. Böyle hem kitlevi ilgileniyor, hem de teker teker ilgileniyor. Şimdi Allah’ın, insanları teker teker imana zorladığını da göreceksiniz, teker teker. Mesela bilmem ne mahallesinin bilmem ne sokağındaki bilmem ne numaralı evindeki üçüncü katın sağ odasında oturan şahıs. Allah tarafından o adam bilinir. Ve o imana zorlanacaktır. Anlayacağı şekilde Allah ona çeşitli olaylar meydana getirecektir. Çeşitli uyarılar meydana getirecektir. Tek tek insanlar uyarılarak İslam’a yaklaştırılıyor şu an. Bir bir insanlar uyarılıyor. Mesela bazı genç kızlar var şamata, hayta işte bir gün bara gidiyor, ertesi gün sokağa gidiyor. Bir de bakıyoruz ki çeşitli olaylarla hastalıklarla, dertlerle, sıkıntılarla, zorluklarla sürekli uyarılıyor. Yani sonunda bir fevkaladelik olduğunu anlıyor, dünyada. “Dünya bu kadar değil” diyor. Çünkü o zaman anlamsız geliyor ona hayat anlamsız geliyor. Allah onu öyle bir sıkıştıracak olay meydana getiriyor ki mecburen Allah’ı ve ahireti anlayacağı bir çizgiye geliyor. Bu da bütün dünya çapında şu an Allah tarafından insanlara uygulanıyor. Allah’ın “Hadi” ismi tecelli ediyor. Daha önce dalalete düşürücü ismi tecelli ediyordu. Deccalin ağına düşüyorlardı insanlar. Şimdi Allah’ın Hadi ismi tecelli ediyor. Sokak sokak, cadde cadde, köy köy Allah’ın Hadi ismi tecelli ediyor. Mesela Türkiye’nin Türklerin dindarlığına müthiş hayret ediyor insanlar şu an. Bir mana veremiyorlar, Avrupa’dan da uzmanlar geliyor, bilirkişi olan şahıslar geliyorlar. Bir türlü kavrayamıyorlar. Ana sorumlu olarak da beni görüyorlar. Halbuki ben Allah’ın herhangi bir kuluyum, aciz bir kuluyum. Belli ki ben de değilim. Allah belirli şeyleri sebep ediyor ama hidayeti veren Allah’tır. Olayları geliştiren Allah’tır. İnsanların aklını açan, onların kanaatini pekiştiren, onların gerçekleri görmesini sağlayan, Allah’tır. Ben anlatırım da adam ilgilenmez. Benim anlatıyor olmam yeterli değil.
“Güzel Hocam Ahmed Hulusi hakkında düşünceleriniz nelerdir? Merak etmiştim, hayırlı geceler. Erman Gündoğdu”. Ahmed Hulusi, iyi niyetli insanlar bunlar genellikle İslam yayılsın, insanlar birbirini sevsin, hak ortaya çıksın diye mücadele eden insanlar. Ama tabii Ehl-i sünnet inancında bazı noktalarda hataları olabiliyor. Ama böyle bir şey var diye, Cübbeli tarzında ağzından köpükler saçırarak o insanlara tavır alınması yanlış olur. Yani genellikle uyarılar yapılır en son, en son uyaracağımız, mücadele edeceğimiz insanlardır. Bizim asıl hedefimiz komünistlerdir, ateistlerdir, ateist masonlardır, dinsiz kitledir ve hepsinin üstünde Darwinist ve materyalistlerdir. Dolayısıyla ben Müsülmanlarla mücadeleyi aklı başında bir insanın yapacağını düşünemiyorum. Samimi olmak lazım çünkü iyi niyetli bir insan, bakıyoruz hakikaten güler yüzlü, insanların Kuran’ı, İslam’ı anlamaları için hakikaten gayret ediyor. Bazı konularda hata yapabilir. Eksik yanlışlıkları olabilir. Zaten Türkiye’de de, dünyadaki diğer cemaatlerde de hemen hemen her cemaatte bir gariplik bir eksiklik olabiliyor. Öyle yüzde yüz düzgün cemaat çok nadirdir. Mehdi (a.s.) cemaati çok mükemmeldir. Onun dışında eksiklikler aksaklıklar olur. Dolayısıyla ben olumlu bakarım. Bana en acayip gibi gösterdikleri adamlara bile şefkatle yaklaşıyorum. Yıkıcı bir tavrım olmaz benim.
“Lamiye Muhammed Ali / Azarbaycan’dan. Selamun Aleykum Hocam yine her zamanki gibi çok yakışıklısınız, maşaAllah. Sizleri çok seviyoruz Allah’a emanet olun”. Bu Azarbaycan bir şey oldu bu Azarbaycan’a. MaşaAllah. İnliyor Azarbaycan yer gök birbirine karıştı, maşaAllah. Bir de çok aydın, aklı başında çok kaliteli gençler. Çok nezih böyle klas gençler. Salonlarda toplanıyorlar, evlerde toplanıyorlar gayet güzel şevkleri, heyecanları da güzel, maşaAllah. Mehdi (a.s.) zamanında, teknoloji ile Hz. Mehdi (a.s.) ile baş edilmez. Silahla atom bombasıyla muhatap olmaz, Hz. Mehdi (a.s.). Çünkü Hz. Mehdi (a.s.) zaten sürekli sevgiyi, şefkate, kardeşliği esas edeceği için atom bombasıyla, silahla muhatap olması diye bir şey olmaz. Çünkü meydan okuyan silahla muhatap olur. Şimdi eline sopa almış adama sen ne yaparsın? Sopayla da çıkabilirsin, şefkatle de çıkabilirsin. Hz. Mehdi (a.s.) şefkat ve sevgiyle çıkacaktır. Dolayısıyla da atom bombası falan mevzu bahis olmayacaktır. Çünkü ülkeler karşı taraf saldırılması durumda saldıracağından şüphe ederse, silah kullanacağından şüphe ederse; hem silah gücünü arttıyor, hem saldırganlaşıyor, hem de silah kullanabiliyor. Ama karşı tarafın hakikaten sevgiyle, şefkatle yaklaştığını görürse kendi kamuoyunu da ikna edemez silah kullanmak için. Yani silah kullanma öyle pervasızca yapılacak bir şey değildir. Muhammer Kaddafi halka silah kullanıyor, bu çok pahalıya mal olur. Bu altından kalkacağı bir şey değildir, Muhammer Kaddafi’nin. Bunun hesabı çok ağır olacaktır. Hayatının en büyük hatasını yaptı şu an. En büyük hatalarından birini yaptı. En yapılmaması gereken şeyi yaptı. Silahsız bir insana silah kullanılması çok büyük bir suçtur. Kamuoyu da bunu bilir. Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışında Mehdi Hz. Mehdi (a.s.) sürekli şefkat ve sevgi ile yaklaşacağı için hiçbir ülkenin Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı silah kullanma düşüncesi olmayacaktır. Kafasından dahi geçiremez. Ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın buna karşı yapacağı da bir şey olmayacaktır. Onların atağı olsa da onlara karşı bir şey yapacak değildir. Dolayısıyla silahlar havada kalacaktır, inşaAllah. Çünkü dünyada mesela İsrail’den insanlar çekiniyor ama çünkü İsrail silah kullanır diye hazırlıklı oluyorlar. Ama İsrail’e hakikaten sevgi ile yaklaşana İsrail silah kullanamaz. Mesela İran da, sevgi ile yaklaştığında hiçbir şekilde silah kullanmaz. Mesela Türkiye de kendisine sevgi ile yaklaşana silah kullanmıyor, kullanmaz. Bu bütün dünyada bilinen bir şeydir. Ama kendi hayatını, vatandaşın hayatını tehlikede görürse duruma göre çeşitli ülkeler çılgınlık yapabiliyorlar.
ALTUĞ BERKER:Azeri gençlerden bahsetmiştiniz, Hocam. Verdikleri konferans resimlerinden örnek göstereyim.
ADNAN OKTAR: Bak çok kaliteli gençler maşaAllah. Kılık-kıyafetleri çok temiz üslupları güzel, görgüleri güzel. MaşaAllah hepsi Türk-İslam Birliği için can atıyorlar. Aslan gibi delikanlılar maşaAllah. Kızlar da delikanlı kızlar, delikanlılar da delikanlı, maşaAllah. Hanım kardeşlerimiz de maşaAllah bayağı nezekatliler. Bak büyük merak ve dikkatle fosilleri izliyorlar. Bir daha Azarbaycan’ı komünist yapmak mümkün mü? Mümkün değil. O konu kapandı, o devir bitti.
ALTUĞ BERKER:Vesile oluyorsunuz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi bu gençler dağılacaklar Azarbaycan’a kendileri gibi yüzlerce binlerce genç yetiştirecekler. Onlar yine çalışacaklar yüzlerce, binlerce gençler yetiştirecekler. Dolayısıyla konu kökten hallolmuş olacak, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bir haber vardı Hocam, 2000 yılında Venezuela güzeliymiş bu hanım. Sunuculuk yapıyormuş televizyonda. Sonra hastalanmış kemoterapi görmeye başlamış. Onunla ilgili resimleri de vardı. Saçı ve kaşları dökülmüş. Bugün televizyonda gösteriyordu.
ADNAN OKTAR:Bak mesela bu haliyle ayrı, o haliyle ayrı. Başındaki taçla ayrı. Burada yanında onu tedavi eden aletlerle çekilmiş resmi apayrı. Allah insanlara insanın aczini gösteriyor. Allah şifa versin inşaAllah, hidayetini arttırsın, hidayet nasip etsin.
ALTUĞ BERKER:İsmail Ambarlı Ağabeyimiz’in arşivinden fotoğraflar vardı Hocam Mustafa Sungur Ağabey’in de olduğu. 1960’lı yıllarda beraber cezavinde.
ADNAN OKTAR:Şerafettin, Vahdetten Karaçorlu o devrin koç yiğitleri. Mersin Hapishanesi’nde bir ziyaret gününde ziyaretçilerle görüşürken.
ALTUĞ BERKER:Abdullah Yeğin Ağabey de varmış. Mustafa Sungur ve Said Özdemir Ağabey’in de bulunduğu.
ADNAN OKTAR:Mustafa Sungur Ağabey her yerde neşeli maşaAllah. Şimdi muhallebi Nurculuğu gelişti. Muhallebi takımından, bak bunlar delikanlı gerçek Nurcular, gerçek Nur talebeleri. Çile insanları, acı insanları, şevk insanı. Davanın bütün zorluklarını yaşamış insanlar şimdi de muhallebiciler çıktılar. Şahs-ı manevi diye station arabaya hanımını yanına oturtuyor. Çocuklar da arka tarafta oyuncakla oynuyorlar. Haftada bir gün Nazmi Bey’in evinde toplanalım diyorlar. Çayları höpürdeterek içiyorlar. Risale-i Nur okurken zaten uyumaya başlıyorlar. “Çok geç oldu biz hemen eve dönelim” diyorlar. “Sen nesin?” diyor. “Ben nur talebesiyim Nurcuyum” diyor. Peki o kişiler kimdi? O hapishanelerde çileler çeken, deği mi? Tabutluklarda eziyetler çeken, kışta oradan oraya sürgüne gidenler kimdi? “Onlar o devirde kalmıştı” diyor. Onlar o devirde kalmamıştı sen devrin içinde boğuldun. Sen hasta oldun sen. Bediüzzaman diyor ki; “ayakta yürüyen cenazeler, kenara çekilin de Hz. Mehdi (a.s.) talebelerine yol açın” diyor. Bunların hastalanacağını söylüyor zaten. Bu muhallebeci takımının.
ALTUĞ BERKER:O yüzden Mustafa Sungur Ağabey siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah, DGM’nin önüne gelip yüksek sesle size nida etmişti.
ADNAN OKTAR:Evet. “Ne mutlu sana, mazi de müstakbel de seni alkışlıyor” dedi, Sungur Ağabey maşaAllah. Annem beni tepeden tırnağa süzüyordu, Sungur Ağabey öyle deyince çok iyi olmuştu, inşaAllah.
VTR: Mehmet Talu Hocamız
ADNAN OKTAR: Hocamızın o güzel sohbetini tekrar tekrar dinletmemin sebebi münafıkları yakıp kavuruyor bu açıklamalar. Çok tarihi ve çok hayati bir açıklama. Bir de o mübarek cemaati güzel bir ruha güzel bir bilgiye doğru yönlendirdi. Yani büyük bir manevi sorumluluğu yerine getirmiş oldu, Mehmet Talu Hocamız. Yani aksinde o mübarek cemaatin bilgilenmemesi belki çok büyük bir manevi sorumluluk getirecekti. Hocamızın bu güzel sohbetinin sonucunda da doğru bilgi olduğu için, kesin bilgi olduğu için çok büyük hayır meydana gelmiş oldu, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Yeni internet sitelerimizi tanıtıyorum, inşaAllah. Risale Malumat.com ve Risale Havadis.com
ADNAN OKTAR:“Ahmed Çelikbaş Hocam Atatürk’ün dindarlığı ile ilgili bize bilgi verir misiniz?” diyor.
ALTUĞ BERKER:Atatürk şöyle diyor; “Bütün dünyanın Müslamanları Allah'ın son Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.)'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed (s.a.v.)'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler”.
ADNAN OKTAR:İttihad-ı İslam’la ilgili, Türk-İslam Birliği ile ilgili Atatürk’ün o kadar çok sözü var ki. Bir tane, iki tane, on tane değil, çok kapsamlı detaylı olarak bu konuda konuşmaları olmuş, gayretleri olmuş çok şevkli ve Müslüman evladıdır. Aksini konuşan adamların delilleri yoktur. Atıyorlar öyle konuşmalarına kimse itibar etmez. Ve hüsn-ü zan esasken çünkü bir insan; “La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah” derse bile biz ona hüsnü zan ederiz. Hatta camiye getiriliyor, cenaze namazı için orada Müslümanlar hazır oluyor. O bile onun Müslüman olduğuna delildir. Atatürk’ün neresine baksak bir hayır, bir güzellik görüyoruz. Elmalılı Tefsiri’ni yaptırması, Buhari’yi tercüme ettirmesi, İmam Hatipleri kurdurması, İlahiyet Fakülteleri’ni kurdurması, sürekli cebinde Kuran taşıması, Anadolu’da on binlerce Kuran dağıttırması, İslam’ı, Kuran’ı gençlerin öğrenmesi için teşvik etmesi, Türk-İslam Birliği için bu kadar çok gayret etmesi; bunlardan tek bir tanesi bile yeterlidir. İte kaka ordan buradan komünistlerin sözlerinden birkaç kelime bulup Atatürk’ün söylemediği sözleri Atatürk söyledi diye ortaya çıkartarak Atatürk’ün bu yüzlerce dine imana yönelik, övücü, Kuran’ı öven, Peygamberimiz (sav)’i öven sözlerini yok hükmüne getirmeye çalışaranlar başarılı olamazlar. Yani boş işlerle uğraşıyorlar. Netice almayacakları işlerle uğraşıyorlar. Netice de alamadılar gördüler.
VTR: Atatürk Samimi Bir Müslümandı
ADNAN OKTAR: Atatürkümüz’ün kıymetini bilmeyenlere biz Atatürk’ün kıymetini bilecek hale getirteceğiz, inşaAllah. Atatürk’ün kıymetini bilecekler. Atatürk Hz. Mehdi (a.s.) öncüsi çok hayati bir önemi olan insandır. Peygamberimiz (s.a.v.)’in müjdelediği bir insandır. Önemini belirttiği bir insandır. Haber verdiği bir insandır.Yani biz bunun bilgisine sahibiz, inşaAllah. Hızır (a.s.)’dan yardım almış bir insandır. Atatürk olmadanHz. Mehdi (a.s) olmazdı. Bunu bilecekler, önce Atatürk gelecek sonra Hz. Mehdi (a.s.), inşaAllah.
Evrimcilerin Sahtekarlıkları
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Sokak Röportajları
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...