SUNUCU:Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza, Kaçkar Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.tv internet sitemizden devam ediyoruz. Nasıl devam edelim Hocam?
ADNAN OKTAR:Şeyhimize sormamız gerekiyor.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Zaman Gazetesi’nde, Hüseyin Gülerce Ağabeyimiz’in bir yazısı vardı; “AK Parti’nin şimdiye kadar hiçbir iktidarın yapamadığını yaparak, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün üzerine gittiğini, CHP’nin ‘nerede bu Ergenekon’ sorusuna Başbakanın verdiği; ‘Ergenekon’u görmek istiyorsan, Danıştay 2. Dairesine bak, Sivas’a, Maraş’a bak, Diyarbakır’daki faili meçhullere bak, Dersim’e bak’ cevabının aslında vesayetin suratına indirilmiş bir tokat olduğunu, bu nedenle bu konunun üzerine gidilmesinden rahatsız olan bazı odakların, var güçleriyle Ak Parti’nin önümüzdeki seçimlerde iktidara gelmemesi için, çaba sarfettiğini” yazmış. “Bunların başında da malum medyanın geldiğini” söyleyerek, “çünkü eğer bu sistem sona ererse, siz artık ihale takip edemeyecek, kanun geçirmek için Başbakanlık odalarında saatlerce oturamayacak, katillere ülkücü çocuk muamelesi yapamayacak, linç kampanyaları düzenleyemeyeceksiniz. Ancak endişe etmeyin, kimse sizi tasfiye etmeyecek. Okuyucu milleti sizin kendiliğinden sahneden indirecek” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Son okuduğun kısmı tekrar bakayım. Evet, oradaki konuşmaların büyük bir bölümü doğru. Çok isabetli, çok candan yazılmış bir yazı. Yalnız birkaç nokta dikkatimi çekti, birincisi; AK Parti’yi durdurmak için ne faaliyet yapıyorlar, onu söylememiş. Yani onu söylerse, demek istediği daha netleşir, anlardık. İkincisi; Ülkücü kelimesinin orada geçmesi gereksiz olmuş, Ülkücüler tertemiz yiğit delikanlılar. Yani komünizme karşı, dinsizliğe karşı tavır alan bir gençlik. O kuşku meydana getirebilir, oradaki o cümleye gerek yoktu, o kelimeye gerek yoktu.
ALTUĞ BERKER:Mehmet Ali Birand yazısında; “Arap aleminde inanılmaz gelişmelerin yaşandığını, bu değişim rüzgarını heyecan içinde izlediğini ve Türkiye için yepyeni, çok heyecan verici bir sürecin başladığını” yazmış. “Bu yeni dönemde Türkiye’nin öneminin çok daha artacağını düşündüğünü, Türkiye’nin kapısını çalanların akıl danışmak isteyenlerin sayısının artacağını, ülkemizin daha da güçleneceğini ve Türkiye için büyük fırsatlar döneminin başladığını” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Ama geçen günlerdeki üslubu çok acayipti. Hayret ettim.
ALTUĞ BERKER:Öcalan ile mi ilgili?
ADNAN OKTAR:Evet. O niye öyle dedi acaba?
ALTUĞ BERKER:O grubun yazarlarında bazı kişilerde, Öcalan’ı öven birkaç yazar daha vardı Hocam.
ADNAN OKTAR:Buradaki yazısı fena değil, güzel olmuş. O gün gazozla kayısı suyunu karıştırıp, üstüne de portakal suyu ilave edip aldıysa karışık olduğu için, etkisi öyle olmuş olabilir mi? Yani inanılır gibi değil böyle bir üslup, şoke oldum, hayrettir. Ama kafamda hep böyle kalacak bu adam. Yani o yazıyı yazan kişi olarak kalacak, onu düzeltmesi, o yazıyı yeniden tashih etmesi gerekiyor. Çok acayip, çok mantıksız, çok bozuk, çok hatalı bir yazıydı. O yazıyı bana getirin de, ona bir reddiye yazalım inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam Hürriyet’teki bir haberde; “analistler dünyanın gözünün Ortadoğu’da olduğunu, ancak Balkanlar’ın da patlamaya hazır bomba olduğunu haline geldiğini, başta Belgrad, Tiran ve Üsküp gibi büyük başkentler olmak üzere, bölge genelinde protesto gösterilerinin düzenlendiğini ve ayaklanmaların Balkanlar’a da sıçrayabileceğini söylüyorlarmış Ayrıca Yunanistan’da da karışıklık yaşanmaya başlamış. Atina’da otuzbin kişi meydana toplanarak, güvenlik güçleriyle çatışmış. Ülke çapında ise altmış farklı yerde eylem planlıyorlarmış ve tüm Yunanistan’da genel grev ilan edilmiş.
ADNAN OKTAR:Kim diyor bunu?
ALTUĞ BERKER:Haber merkezinin haberi Hocam.
ADNAN OKTAR:Haber merkezinin haberi, x şahıs diyelim. Şimdi orada analist gibi laflara gerek yok. Bir kere İslam ülkelerindeki olay bambaşka, oradaki olay bambaşka. Arnavutluk’ta sistem oturdu. Arnavutluk zaten bir çilenin, acının içerisinden geldi. Arnavutluk’ta zaten dindar bir çevre var ve çok aklı başında delikanlılar. Arnavut delikanlılar koç yiğittir. Türkiye’yi sever, Türkler onları sever, Türkiye’nin bir parçası gibi görürler kendilerini, Türk İslam Birliği’nin koç yiğit savunucuları. Dolayısıyla Arnavutluk’ta, Makedonya’da öyle karmaşa gibi bir şey olmaz. Onlar aklıyla, fikriyle çok güzel neticelendirecek bir tavır içindeler inşaAllah. Yunanistan da Türk İslam Birliği içerisinde rahat eder. Tek başına mümkün değil, gariban kaldı Yunanistan. Yunanistan’ı anlı şanlı Avrupa Birliği’ne aldılar, millet de dedi ki; “ne kadar güzel, kurtuldu çocuklar, zengin oldular, köşeyi döndüler” gibi laflar ettiler. Yunanistan ne oldu? Yunanistan’a, Avrupa Birliği bir görev verdi, dedi ki: “Bizi eğlendireceksin, bizim pavyonumuz, gazinomuz olacaksın” dediler, eğlence yerleri yaptılar, oteller yaptılar ve Yunanlı kızları ve gençleri, kendi istekleri doğrultusunda, kendi yanlış çirkin istekleri doğrultusunda, kullanma sistemi kurdular. Şu an Yunanistan dev bir şeye döndü, yani… Şu an olay bu. Ve Allah da ekonomik yönden çökertti. Her yer otel ve eğlence yeri. Kardeşim nerede burada sanayi, nerede burada tarım? O Yunanlı gençleri, genç kızları mahvettiler. Onlar da şu an o şeyin içerisindeler, yani nerede eski günler gibisinden, yine Osmanlı ruhuyla Türk İslam Birliği içerisinde kendine gelecekleri, canlanacakları, şan ve şereflerinin oturacağı ve gelişeceği bir sistemi arzuluyorlar, inşaAllah.
“Ben Belçika’dan, Ramazan Yılmaz” diyor. “Selamun Aleykum.” Aleykum Selam. Ramazan, Allah sana sağlık sıhhat versin, üstündeki derdi alsın, rahatsızlığı alsın. Ama ben söylemiştim Ramazan kardeş, bu tarz olmaz. Koç yiğit bu şekilde olmaz. Ne diyeceksin? “İnşaAllah umuyorum, inşaAllah veli olursunuz” dersin. “İnşaAllah cennete gidersiniz” dersin. Ama cennetliksin, velisin veyahut daha da ilerisi cümleler olmaz.
“Ertan Mollahasanoğlu, Bahçelievler İstanbul. “Selamun Aleykum Sayın Adnan Hocam. Ekranda gösterdiğiniz fosillerde veya gerek Yaratılış Atlası’nızdaki görmüş olduğum fosil resimlerinde müşahede ettiğim tarihler genelde, milyonlarca yıllık fosillerdir. Bu sebepten dolayı Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in “7000 yıl” diye belirttiği hadisini dünya tarihi olarak değil de, insanlık tarihi olarak algıladım. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah Sayın Hocam. “32.000 yıllık, 16.000 yıllık insan çizimi eserleri olduğunu” söylüyor, bizlere gösterdi. Ayrıca sizin de kısa bir zaman önceki röportajlarınızdaki ekranda insana ait fosilleri gösterip, hafızam yanılmıyorsa yine “milyon yıllık insan ayak izleri fosil olduğunu söylediniz.” Yani özetle, bu nedir diyor anladığım kadarıyla. Benim kanaatim yani tabii ilmi bir delile dayanmıyor da, ben insanlığın yani Hz. Adem (a.s)’dan bu yanaki hayatın, 100.000 yıl-200.000 yıl arasında değiştiğini düşünüyorum en fazla. Yani net delilim yok ama yaklaşık öyle gibi görünüyor. Çünkü Homo Sapiens kafataslarının yapısından da onu anlıyoruz. 7000 yıl bir takvim, o herhangi bir takvim. Yani Miladi takvim vardır, Hicri takvim vardır, Maya takvimi vardır, Musevi takvimi vardır, Mason takvimi vardır, takvimler çok. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), o devirde kullanılan bir takvimi söylüyor. “Dünyanın ömrü 7000 yıldır, bunun 5600 yılı geçmiştir” diyor, hesap çıkartmamız için. 7000 yıldan, 5600’ü çıkarttığımızda, ne kalıyor? 1400 kalır. 1400 ile 1500 arasında her şeyin biteceği anlamı çıkıyor bundan. Nitekim de görüyorsunuz. Onda karışık bir şey yok. Yani 32.000, 16.000 onlar doğru. Ayak izlerini soruyorsun, bence o ayak izleri yine insana çok çok benzeyen maymunlara aittir. Ben insan olduğunu zannetmiyorum. Yani milyonlarca yıllık insanın geçmişi olduğunu zannetmiyorum. İnsana çok abartılı benzeyen maymunlar var. Bayağı alenen insan gibi, normal insan gibi ama maymun. Ağaca tırmanıyor, iniyor, çıkıyor, homurtular çıkarıyor, şuuru kapalı yani ruh sahibi değil, şuuru kapalı. Mesela maymun da, müthiş zeki hareketler yapıyor, yani insanın yapamayacağı yetenekte, çok çok hayret verecek tavırları var, ama baktığımızda hayvan yani şuuru tamamen kapalı. Şuuru açık olsa, tam maymuna benzese yine insan olur, insandır o. Bütün mesele ruh sahibi, şuuru olması. Yani biçimi, şekli önemli değildir. İnsan olup olmaması, ruh sahibi olup olmamasıyla ilgili bir şey, bedeni ile ilgili bir şey değil. Maymuna çok abartılı benzeyen insanlar var. Yani çok çok benzeyen, insana benzeyen maymunlar var, maymuna benzeyen de insan var. Yani bu bir şeyi değiştirmez. Allah, hayvanda ruh vermiyor. Yani net olarak ruhu olmuyor, şuuru kapalı oluyor. Ondan dolayı biz ona hayvan diyoruz, şuuru kapalı olduğu için. Yani şuuru açık olmuş olsa, o da sorumlu olur. Nitekim mesela Hüdhüd var, Kuran’da geçiyor, kuş, yani insan gibi iman etmiş, iman sahibi. Sorumlu olur yani isterse kuş biçiminde olsun, yani insan hükmündedir o, fark etmez, ruh sahibi olduğunda tamamdır.
ALTUĞ BERKER:Hocam Rusya Başbakanı Medvedev; “dini web sitesi kuralım” demiş. “Aşırılıklarla, terörle mücadelede, Müslüman vaizler ve diğer insanlara konuşma hakkı verelim, dini siteler kuralım” demiş.
ADNAN OKTAR:Bunu kime demiş?
ALTUĞ BERKER:Herhalde gazetecilere demiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Konuştuğu kişi kim? Benim bildiğim, Rusya’da baş Müftü. Rusya’da iki tane mi baş Müftü vardı?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam. Birinin ismi Ravil Gaynuddin, diğerinin ismini hatırlayamadım Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet iki tane baş Müftü vardı. Medvedev’in bu açıklaması, bize bir mesaj, yani haber bize. “İlgilenir misiniz” diyor, ilgileniriz inşaAllah, anlamı bu. Medvedev’in üslubu da iyi inşaAllah.
Ertan anladın mı bilmiyorum, eksik kaldı mı? Yani birkaç konu var. Biri 7000 yıl ile ilgili olanı, onu açıkladım, 32.000 yıl, onlar doğru, milyon yıllık ayak izleri de, insana çok benzemekle beraber, benim şahsi kanaatim insan değil onlar. Maymun türü, insana çok benzeyen varlıklar. Mesela ayakta gezen çok fazla goril var. Geçende de gösterdiler bana, bodyci gibi, bel incecik, omuzlar geniş, kollar Herkül gibi ayakta geziyor. Bildiğin pehlivan gibi ama hayvan. Yani ayakta yürümesi, insana benzemesi, onlar bir şey değil. Sincap da ayakta duruyor, kedi de ayakta duruyor, köpek de ayakta duruyor, ayakta durması bir sorun değil ki. Yani insan olduğunu biz, ruhu olup olmamasından anlarız. Ruhu varsa insandır.
ALTUĞ BERKER:İslam’ın dünyaya hakim olacağını müjdeleyen hadislerden Müslim ve Tırmizi’de şu ziyade vardır: “Haberiniz olsun! Allah, arzı fethetmenizi müyesser kılacak. İhtiyaçlarınız (Allah tarafından) karşılanacaktır.” Bir başka hadis-i şerif’te Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Dünya tatlı ve hoştur, Allah sizi ona varis kılacak ve nasıl hareket edeceğinize bakacaktır” buyuruyor Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Mert bir yazı yazmışsın, şu yazına ne zaman cevap vereceğim biliyor musun? Diyeceksin ki; “Hocam, ben Türk İslam Birliği’ni savunuyorum, İttihad-ı İslam’ı savunuyorum, Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili alametleri gördüm, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde şunlar şunlar var, bunları da gördüm, müşahede ettim, Hz. İsa (a.s)’a da müthiş bir sevgim var, Allah onunla kucaklaşmayı nasip etsin, Hz. Mehdi (a.s)’a da sarılmayı nasip etsin, İttihad-ı İslam’ı da bizlere nasip etsin” de, arkasından bu yazını yaz, cevap vereceğim. Ama sen kafayı nerelere takmışsın. Yok marul, yok pilav, yok kavun-karpuz, bırak bunları. Önce bu konuyu anlatacaksın. Sen İttihad-ı İslam’dan bahsetmeyip de, yan tali konulara girersen, olmaz. Bir de ayrıca ben sana diyorum, sen baktığında zahirle beni değerlendiriyorsun, bir de batın gözüyle bana bakacaksın. Eğer beni siyah gözlükle seyredersen, siyah görürsün. Normal bakacaksın, çıkart gözlüğünü baktığında, sen nur gibi aydınlık göreceksin. Kafandaki gözlüğü çıkaracaksın. Batın gözüyle bakmıyorsun ayrıca, zahir gözüyle bakıyorsun. Batın gözüyle bakarsan yine görürsün.
İrem Kaya, “deccal kim” diyorsun. Deccal; Darwinist sistem, kurucusu da Darwin, işte odur. Bir de komitesi var, Marks, Lenin, Stalin. Nedir o?
ALTUĞ BERKER:Sevimli canlılar var.
ADNAN OKTAR:Çok şekerler maşaAllah.
VTR-Ahir Zamanda Gerçekleşen Hz. Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alametleri.
ALTUĞ BERKER:Fosil gösterebilir miyim Hocam?
ADNAN OKTAR:Tamam göster.
ALTUĞ BERKER:95 milyon yıllık, ahtapot fosili. En ufak bir değişiklik olmamış. Evrimciler, “evrim olması için, değişmesi gerektiğini” söylüyorlar, en ufak bir değişiklik yok. Demek ki, yaratıldıklarının bir delili inşaAllah. Yılan balığı, 95 milyon yıllık ve karides, 95 milyon yıllık, beraber aynı katmanda.
ADNAN OKTAR:Evet, herhangi bir değişiklik yok. Darwinistlerin gösterdiği deliller demek ki, düz atışmış, demek ki geçersizmiş. Böyle delille konuşma onlarda yok, bizde var. Bakın cayır cayır fosil gösteriyoruz. Onlar da bize bol bol kendi çizdikleri resimleri gösteriyorlar, olmaz. Çizim istemiyoruz, fotoğraf getirecekler bize, fosilin kendini getirecekler, o zaman kabul.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Hz. Davud (a.s)’ın kılıcının levhasında; “bu kılıcın en son, Hz. Mehdi (a.s)’da olacağı” anlatılıyor inşaAllah. Hz. Davud (a.s) demirciydi ve kılıcını da bizzat kendi eliyle yapmıştı, şu an Topkapı Sarayı’nda Destimal Odasında bulunan bu kılıç, 101 santimetre uzunluğunda, deri kabzalı, gümüş başlıklı ve üç kilo ağırlığında. Kılıcın üzerindeki okunabilen, henüz silinmemiş yazılarda; Hz. Davud (a.s), Hz. Süleyman (a.s), Hz. Musa (a.s), Hz. Yuşa (a.s), Hz. Zekeriya (a.s), Hz. Yahya (a.s), Hz. İsa (a.s) ve Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in isimleri mevcut. Kabzası ve kını deriyle kaplı kılıcın yanında bulunan bakır levhada, bu kılıcın geçmiş anlatılıyor. Levha, Hz. Davud (a.s)’ı temsil eden resimle başlayıp, bir gemi resmiyle son buluyor. Kılıcın sırrının gemide gizli olduğu anlaşılıyor. Levhanın en ilginç yanı da, cifir ilmiyle vakıf bulunan bazı bilgilere de ihtiva etmesi. Mesela Mısır’ın, Yavuz Sultan Selim tarafından fethedilmesinden yarım asır önce, bu fetihten bahsediliyor. Ve fetihle birlikte Osmanlılara geçecek olan kılıcın, ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. Mesih (a.s)’ın eline geçeceği bildirilmektedir. Kimin eline geçse, hakimiyeti ele geçirmesine vesile olan kılıcın, en nihayet ahir zaman Hz. Mehdi (a.s)’ı tarafından kullanılacağı” anlatılıyor inşaAllah. Ali bin Ebû Tâlip (kv) buyuruyor ki: Bu kılıcın üzerinde İbranice isimler ile `Âhiyyen şerâhiyyen, Edvenay, Asbavût, Eleşday` Necrânî olarak `Yâ Kâhir,Yâ Ze`l-batşiş Şedîd, Entellelezî lâ yutâku intikâmuhû` (Ey Kahreden, Ey intikâmına tâkat getirilemeyecek şekilde şiddetle yakalayan) yazılı idi. Kılıcın Osmanoğlulları’na geçmesi ve sonrası ise şöyle anlatılıyor: `Sonra Mısır, Hicaz, Şam, Irakeyn, Fars, Rüşt, Benî Asfar diyarlarına, Efrenc diyârının yarısına mâlik olacak. Osmanoğulları Devleti tamâma erdikten sonra, Hz. Mehdî (a.s) zamanına kadar kâfirlerle mücâhede edecekler. Allah onlardan râzı olsun. Sonra bu kılıç, zamânın sâhibi Hz. Mehdi (a.s)’a intikâl edecek ve Hz. İsa (a.s) da bu kılıçla tek gözlü deccal olan münâfık ibni Siyat`ı manen öldürecek. Allah ve Rasûlü gizli ilimlerden bunları bana bildirdi. Gaybı ancak Allah-u Teâlâ bilir. Hamd, bir olan Allah’a mahsustur. Efendimiz Muhammed (s.a.v.)’e, âile ve ashâbına salât ve selâm olsun.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. “Pınar Dilmen isimli, güzeller güzeli bir hanımefendi yazmış: “Es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Mübarek seyyid Muhammed Adnan Hocam, sizi çok ama çok seviyorum. Ben, sizin o nurlu yüzünüzü görmek, o mübarek ellerinizi öpmek, içimizi ferahlatan halinizle birebir muhatap olmak istiyorum. Hocam size mesaj yazarken bile kalbim güm güm atıyor” diyor. “Hocam bize dua edin, hasta bir kızım var, iki yaşında. Genetik hastalık, zeka gelişimine engel oluyor” diyor. “Ama sizin vesilenizle biliyorum inşaAllah, ahir zamanda bütün hastalıkların şifası var inşaAllah. Siz hayatımıza girdikten sonra, düşünen insanlar olduk inşaAllah. Hocam sizi bir kere görsem, daha iyi olacağım inşaAllah, çok istiyorum. Ne olur ben de sizin yolunuzda hizmet eden aciz bir neferiniz olayım. Rabbim her daim yar ve yardımcınız olsun.” O şekerler şekeri, o minik tatlı varlığa da Allah güzellik ihsan etsin, şifa nasip etsin inşaAllah, tabii ki olur. O sizin imtihanınız, o dünya tatlısı da cennette size inşaAllah dost olacak, size yakın olacak, onunla ilgili o, inşaAllah. Pınar, o senin tedirgin olacağın bir konu değil. Allah kendisine yaklaştırmak için, dünyadan soğutmak için imtihanlar meydana getirir. Nitekim bak hemen etkisi de görülmüş, Allah’a daha yaklaşmışsın, daha da sevgin artacaktır. O sevimli minik kuzunun da detaylı bilgisini bize gönderirsen, biz de teknik olarak inceleriz, sana detaylı bilgi gönderebiliriz.
Deminki Rusya’daki Baş Müftü Efendilerden diğeri de, Talgat Tacettin. Baş Müftü. Putin’in de sevdiği bir insan. Söylemeyeyim dedim ama Hocamız Türkiye’ye geldiğinde, benimle mutlaka görüşür. Bağlantımız olan bir insan.
“Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Muhammed Mehdi” Olmamış, ne diyeceksin; Muhammed Adnan Hocam diyeceksin. Otuz kere söyledim onu, bakın böyle yazarsanız bir daha okumam. Bu iyilik değil, kendinize de zarar veriyorsunuz. Yani Allah vermesin, dinden çıkarsınız, öyle olmaz. “Ancak Hz. İsa (a.s)’ın zuhuru ile ilgili cehaletimiz sürmekte. Bu konuda bizi aydınlatır mısınız? Tüm sevgi ve saygılarımla, ellerinizden öperim.” Biz de sizin ellerinizden öperiz ama bu şekilde denmez. Onu çok kere söyledim, böyle yazmayın diye, olmaz. Yani bana iyilik etmiş olmazsınız, kendinize de iyilik etmiş olmazsınız, iltifat da olmaz o, bambaşka bir şey olur. Haram olduğunu da söyledim, onu ısrarla böyle devam ettirmenin bir anlamı yok. “Muhammed Adnan Hocam” diyorsunuz, güzel, “seyyid Muhammed Adnan Hocam” diyorsunuz, o da çok güzel ama o olmaz inşaAllah. Çünkü anlamını vurgulamıyorsun. Eğer tebliğci anlamındaysa, bütün Müslümanlar Mehdidir, hidayete vesile olma anlamındadır. Ama senin orada hususi anlamda söylediğin anlaşılıyor, o olmaz.
“Selamun Aleykum Hocam. Sabancı Üniversitesi’nden takip ediyoruz sizi” diyor. MaşaAllah ne olmuş orası öyle. “Hocam inşaAllah üç arkadaşımızı daha aldık yanımıza, Hocam bu aktardığımız bilgilerden, fikirlerinizden feyiz almaya çalışıyoruz. Biz de aramızda tartışmaya çalışıyoruz inşaAllah. Hocam sizden ricam dün geceki soruma karşılık, bir üstadımızı adres göstermiştiniz, fıkıhla ilgili olarak. Adını tekrar aktarabilir misiniz?” İsmini söylediğim o mübarek şahıs; Mehmet Talu Hocamız, fetva alemidir. Alim ayrı da, fetva alimi çok büyük bir olaydır. Yani fetva alimi, alimin üstündedir. Osmanlı’da çok nadir rastlanır. Fetva alimidir, Şeyh Mahmud Hocamız’ın yetiştirdiği, benim kanaatim tabii, benim gördüğüm, benim çevremde birçok kişinin de ortak kanaati, en büyük alimdir inşaAllah. Mehmet Talu Hocamız aynı zamanda, Milli Gazete’de de yazardır. Orada da fetva soruyorlar, cevap verir. Hocamıza sorabilirsiniz. Daha önce söyledim; cahilden fetva alınmaz, alimden alacak. Mehmet Talu Hocamız, gerçek alimdir, fıkıh alimidir. Yani Ömer Nasuhi Bilmen gibi, kaynağıyla, detaylara inen, çok iyi Arapçası olan, Kuran’a tam vakıf olan, hadisleri su gibi bilir, tüm Kütüb-i Sitte’yi, diğer hadis kitaplarını bilir. Zaten onun ekibi de alimlerden oluşuyor, 12 kişilik ekibi var Hocamızın, onun için şimdi böyle güvenli bir fetva alimi varken, başkasına soru olmaz inşaAllah.
“Selamun Aleykum Adnan Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Sayın Adnan Hocam, biz sizin sohbetlerinizi sürekli izleyen iki genciz. Öncelikle gecelerimizi aydınlattığınız için size teşekkür ederiz. Çok güzel bir üslubunuz var. Sizi dinlerken neşeleniyoruz ve sohbetinizde huzur buluyoruz. Hocam sizden iki konuda bizi aydınlatmanızı istirham ediyoruz. Kaddafi konusu. Yusuf El Kardavi; askeriyeye Kaddafi’yi indirmeleri için çağrı yapmış. Sizin bu konudaki çok değerli görüşlerinizi merak ediyoruz. Bu Orta Doğu’daki olaylar, kıyamet alametlerinden midir?” Evet, tabii ki, bunu Şeyh Nazım Hocamız da günler öncesinden söyledi, hadiste de çok açık belirtiliyor. Yani Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışının net alametlerinden biridir. Yusuf El Kardavi Hocamız’ın ben elini öptüm, çok değerli büyük bir alimdir Yusuf El Kardavi, Ehl-i Sünnet elimidir. Bildiğim kadarıyla, Mısır’ın en büyük alimidir. “Askeriyeye, Kaddafi’yi indirmeleri için çağrı yapmış.” Yani görevden alınması için, askerleri uyarmış mı oluyor? Herkes uyarıyor yani herkes hatırlatıyor. Türkiye’den de, biz de söylüyoruz, herkes söyler. Yani bütün dünyanın talebi ondan o şu an. Çünkü kan akıyor. Ayrılsın, herhangi bir ülkeye gitsin. Zaten yaşını başını almış adam, işine gücüne baksın.
“Cübbeli Ahmet hakkında tekrar bir sorumuz olacak. Kendisinin Hz. Mehdi (a.s) konusu dışındaki diğer fetvaları muteber midir? Bu konularda bizi aydınlatmanızı istirham ediyoruz, saygılarımızla.” Cübbeli, o kadar ilmi olan bir insan değildir. Yani biraz Kuran’a hakimiyeti vardır, hadise hakimiyeti vardır ama fıkıh konusunda ve başka konularda öyle güvenilir bir yönü yok, çünkü sıkıştığında kendi kafasına göre ezberden açıklama yapabiliyor, çekinmiyor o konuda. Yani vicdanen rahatsız olmuyor. Hatta konuşmalarında da görüyorsunuz, diyor ki: “Cismi İsrail” diyor, açıkça söylüyor, “sonra diyor ki: “bak burada görüyor musun, boyundan bahsediyor” diyor. Söylüyorsun adıyla, Arapçasıyla “cisim” diyorsun, “cismi.” Cismi demek, bedeni demektir. Neden doğru söylemiyorsun? Neden Müslümanları yanlış bilgilendiriyorsun? Söylesene cismi yani bütün vücudu, bedeni, Beni İsraili’dir, doğrusu budur. “Boyu” diyor. Orada “boyu” kelimesi nerede geçiyor? Yani buna benzer yüzlerce, çok çok fazla yanlışı var. Yani gözünün içine baka baka yanlış söylüyor. O konuda rahat, pervasız acayip rahat. Dolayısıyla güvenmesinler. Çok yanlış yollara girebilirler. Çünkü hurafeden de kaçınmıyor. İsterseniz filmleri de var, liste olarak göstereyim. Bir tane, iki tane, on tane, yüz tane değil yani çok çok galiz hataları var. Ama bütün dedikleri yanlıştır anlamında değil tabii. Ama güvenilir bir fetva almak istiyorsanız, fetva alimi olur, büyük alimler olur. Yani onlar aklı başında oturaklı insanlardır. Lafını sözünü bilir, adabı edebi bilir, nezaketli insanlardır, kısa ve özlü olarak fetvayı samimi bir kalple Allah’tan korkarak verir, bilmiyorsa da araştırır, ondan sonra o fetvayı verir. Cübbeli de yok yok yani. Yanlış olan bir bilgiyi de anında söyleyebiliyor. Ama tabii biz, kim olursa olsun, doğru olan kısımlarından istifade ederiz. Ama fetvada buna güvenilir dersek, çok yanlış hareket ederiz. Ama mesela söyledim, Mehmet Talu Hocamız, fetva alimidir, tescilli alimdir yani belli. Asla yanlış bir şey söylemez, söylese geçerlidir o, kanaat getirebilirsiniz inşaAllah. Cübbeli’nin filmini gösterin, oradan görsünler.
VTR-Cübbeli’nin İfadelerindeki Çelişkiler.
ADNAN OKTAR:Bakın kafayı görüyor musunuz? Diyor ki: “Kim yanlış yoldaysa, Allah ona lanet etsin, helak etsin” diyor. “Ama bana bir şey de olursa, Allah belasını verdi demeyin ha” diyor. Yani ben bu adama ne diyeyim?
“Hocam ben sizde Allah’ımızın aşkının tecellisini gördüm” diyor. “Ben Bakırköy’de oturuyorum, siz de Ortaköy’desiniz” diyor. Uzun bir şeyler anlatmış. Benim anladığım, bu sevimli beni bir hayli seviyor. “Selamun Aleykum Adnan Hocam.” Erbakan Hocam iyi, sağlık sorunu güzel inşaAllah. Çakı gibi Hocamız maşaAllah.
“Allah razı olsun Hocam, konuyu anladım, Türk İslam Birliği konusunda canla başla gücüm yettiği kadar çalışıyorum, daha da çalışacağım inşaAllah, Ertan.” Şimdi oldu inşaAllah, önce bunu söyleyeceksin. Ben bunu bir duyacağım. O kimlik gibi, ben onu görmediğimde şüphelenirim inşaAllah.
“Hocam hayırlı geceler, bu güne kadar bulunan fosillerin yaşı hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?” 500 milyon yıllığa kadar var. Bizde de var, 500 milyon yıllık fosiller var, doğru yani teknik olarak da incelettik fosilleri, bunların hepsi doğru. Yani kayaların içerisinden çıkarılmış, merak edenlerde görebilir. Granit gibi oluşmuş, mermere benziyor, onların içerisinden çıkarılıyor, doğru. Allah önce bütün hayvanları yaratmış, bitkileri yaratmış, bir süre geçmiş, zaman geçmiş, Allah öyle beğenmiş, öyle güzel görmüş, en sona insanları yaratmış. İnsanların dünyaya sunuluşu en fazla yüz bin-iki yüz bin senedir, benim kanaatim.
Selim diyor ki: “Hocam, Libya’da beş yüz İngiliz vatandaşı mahsur kalmış, çoğu kadın ve çocuklardan oluşuyor. Biz Ulaştırma Bakanlığı’nın bağlantı numaralarını bilmediğimiz için” Ama Türkiye zaten ilgilenir. Dışişleri Bakanlığı yabancı da olsa, muhtaç durumda olan kişilerle ilgilenir. Ama biraz hızlandırılabilir, bizim Bakanlıktan istirhamımız bu. Çünkü bizde iki tane gemi yok, yüzlerce gemi var. Yolcu gemilerimiz gitsin. Bomboş gemiler. Dolu da olsa boşaltılır, acil. Yahut ödünç gibi alınabilir, birçok yabancı ülkelerin gemileri var, Türk bayrağı çekilir, o gemiyle giderler. Oradaki insanları bir an önce boşaltmak lazım. Ayrıca Kaddafi’nin de bu densizliğine bir son verilmesi gerekiyor. Boşaltmayla olmaz aslında, işin doğrusu Kaddafi’ye, Türkiye alenen çekil demesi lazım. Bu kadar basit. Yani Türkiye resmi olarak bunu söylemesi lazım. Çekilmiyorsa da, koluna girip, nezaketiyle almak gerekiyor. Başka bir çözümü yok. Adam bunamış. Başka çözümü ne olabilir?
ALTUĞ BERKER:Daha önce Saddam’a da söylemiştiniz, “çekil” diye.
ADNAN OKTAR:Kardeşim söyledik adama dinlemedi. Ortadoğu Gazetesi’nde, iki gün üst üste sürmanşetten yazı yayınlattım. Vakit Gazetesi’ne de yazıyı gönderdim, Vakit Gazetesi de yazıyı kapaktan verdi. Milli Gazete’de de köşe yazısı olarak da yazdım. O zaman Pentagon açıklama yaptı, dediler ki: “Biz bundan sonra Türkiye’deki İslami medyayı yakından takip edeceğiz.” Yani yazıları görmüşler, oradaki fikri de beğendiler, sonra Amerika resmi olarak açıklama yaptı, benim yazımdan yaklaşık on gün sonra, “yurtdışına çıksın” dediler, “biz hiçbir şey yapmayacağız, karışmayacağız, istediği ülkeye geçsin.” Aynı benim dediklerimi birebir tekrar ettiler. “Ailesini alsın, can güvenliğini sağlayacağız” dendi, dinlemedi adam. Sarhoş gibi, sözümüzü dinlemedi, batırdı ülkeyi, çoluğunu çocuğunu da katlettirdi, kendini de katlettirdi, kafa bu işte, mantık bu. Gitti ilk önce kabadayılık yaptı, “hadi gelin bakalım erkeksiniz” dedi, adamlar da; “biz geldik, sen neredesin” dediler, “ben, toprağın altına saklandım” dedi. Kardeşim madem beceremeyeceksin, niye böyle münasebetsizlikler yaparsın? Kabadayılık yapıyorsan, hakkını vermen lazım. Sen korkak kabadayısın. Ve rezil oldu, kendini de rezil etti, milleti de perişan etti akılsızca. Şimdi Kaddafi de öyle kabadayılık yapıyor ama onun deliliği tuttu, baştan beri dengesiz yani psikopat kişiliği var. Mesela Amerika açıklama yapsa, çekilir. Amerika’dan bayağı korkuyor, acayip çekiniyor. Yani onlara karşı yağcı bir üslubu var, Obama dese; “bırak, ayıp yapıyorsun” falan dese vazgeçer. İngiltere, Türkiye de açıklama yapsa, gider inşaAllah. Kimse ses çıkartmadığı için, o biraz deli tıyniyetli olduğu için, hakikaten kabadayılık yapabileceğini düşünüyor. Türkiye resmi olarak açıklama yapsa “çekil” diye, çekilir Allahualem. Ama bir tek Türkiye değil de, Amerika veya İngiltere’nin açıklama yapması da olabilir, çekil deseler, çekilir. Ama tabii ondan sonraki yönetim çok önemli. Ama halkın ruhunda Mehdilik ruhu olduğu çok açık görülüyor. Çünkü Osmanlı döneminin bayrağını kullanmaları, başka açıklaması yok. Yer gök ay yıldızlı bayraklarla dolu inşaAllah. Tabii kaderde ne varsa, o olacak, başka bir şey olmaz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. “Mısır’dan firavun gitti, ne oldu?” dediniz. “Başka birisi gelir, bir şey değişmez. Mühim olan onun yerine Mehdiyet’in gelmesidir. Kurtuluşun tam olmasıdır. Biri gider, iki gelir, iki gider, üç gelir, üç gider, dört gelir, böyle olmaz, değişen bir şey olmaz. Dolayısıyla Müslümanların ne istediğini bilmesi lazım. Tamam firavun gitsin ama Hz. Musa (a.s) gelsin diyecekler. Sürekli bağırıyorlar, firavun gitsin, Firavun gitsin, Hz. Musa (a.s)’ımız nerede? Neden Hz. Musa (a.s)’dan bahsetmiyorsunuz? Neden Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetmiyorsunuz? Neden İsa Mesih (a.s)’dan bahsetmiyorsunuz? Nerede görülmüş böyle bir şey. Firavun kötü tamam, firavun gitsin tamam, Hz. Mehdi (a.s)? Hz. Mehdi (a.s)’dan bahis yok. Firavundan bahseden, Hz. Musa (a.s)’dan da bahsetmek durumundadır, bahsetmiyorsa hastalık vardır, bir anormallik vardır” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Doğru söylüyorum.
Şeytandan Allah’a sığınırım, Rum Suresi,Rahman Rahim Allah’ın adıyla. “Elif, Lam, Mim. Rum (orduları) yenilgiye uğradı.” Ebcedi 1980 tarihini veriyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihini veriyor, 1980. Rum demek; İslam’ın dışındaki güçler. İslam’ın dışındaki güçler, Rum mağlup oldu. “Bundan önce de, sonra da emir Allah'ındır. Ve o gün mü'minler sevineceklerdir.” Bu ayetin ebcedi 2010 tarihini veriyor.
Ankebut Suresi, 69 “Bizim uğrumuzda cihad edenlere (Allah’ın dinini yayanlara), şüphesiz yollarımızı gösteririz” diyor Cenab-ı Allah. “Gerçekten Allah, ihsan edenlerle beraberdir.” Yani siz İslam için mücadeleye çıktığınızda, biz ne yapacağınızı size göstereceğiz diyor Allah. Yani telaş etmenize gerek yok. İnternetten mi, konferanstan mı, başka türlü mü ne yöntemle yapacaksanız, sizin yollarınızı açıp, size göstereceğiz diyor Allah. “Allah hakkında yalan uydurup iftira edenlerden veya kendisine hak geldiği zaman onu yalan sayandan daha zalim kimdir?” Bu ayet de Darwinistlere bakıyor. “İnkar edenlere cehennem içinde bir konaklama yeri mi yok?” Bakın “Allah hakkında yalan uydurup iftira edenlerden” bir de hurafeciler, mesela İslam’da olmadığı halde, Kuran’da olmadığı halde yoğun olarak hurafe, uydurma anlatıyor. “Allah hakkında yalan uydurup iftira edenlerden” Bakın Allah hurafecileri, yobaz takımını bu şekilde açıklıyor, “veya kendisine hak geldiği zaman onu yalan sayandan daha zalim kimdir?” Mesela Hz. Mehdi (a.s) geliyor, Hz. Mehdi (a.s)’ın alametleri çıkıyor, adam “yalan” diyor. Bakın “hak geldiği zaman” diyor ayette, “hak geldiği zaman onu yalan sayandan daha zalim kimdir?” Tabii burada Kuran’ı yalanlayan kastediliyor ama asrımıza bakan şeklinde yorumlarsak, bu şekilde bir işareti de var. “Görmediler mi ki, çevrelerinde insanlar kapılıp-yağma edilirken,” Yani terör varken, insanlar kaçırılırken, “Biz Harem (Mekke)’yi güvenilir (ve dokunulmaz) kıldık? Yine de onlar, batıla inanıp Allah'ın nimetlerine nankörlük mü ediyorlar?” Ahir zamanda güvenlik sağlanacaktır. Tabii Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in zamanına bakan bir ayet, onun zamanında Harem’i, Mekke’yi güvenilir kılıyor Allah, ona işaret ediyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. 59. ayet “Ki onlar, sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.” Bu ayetin ebcedi de 2027 tarihini veriyor. 2027, İslam’ın en ihtişamlı yılları inşaAllah. “Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır.” Allah, başka bir şey yoktur dünyada diyor. Bakın “Bu dünya hayatı,” dünyevi, nefsani açıdan “yalnızca bir oyun” işte kumar oynuyor, oyun oynuyor, hopluyor, zıplıyor, “ve '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır.” İşte internette şurada, burada oyalanmadır. “Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi” diyor Allah, orada çok rahat edeceksiniz diyor inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, şöyle söylediniz: “Benim bazı sözlerim biraz zahirdir. Ama batini yönü de biraz fazladır. Kaddafi, Mehdiyet’e hizmet ediyor şu an. Deccallik yaparak da hizmet eder. Çünkü oradaki insanların ruhunu ayağa kaldırmış oluyor, heyecanını şevklendirmiş oluyor. İttihad-ı İslam’a, Allah onu hizmet ettirmiş oluyor. Chavez de aksini yapamaz, o da onu yapacaktır. Zaten aksini yapmıyor. Hz. Mehdi (a.s)’dan iki kelime bahsetmiş olsa, Hz. Mehdi (a.s)’a zaten hizmettir. ‘Hz. İsa (a.s) gelecek’ demesi, zaten hizmettir. Allah hizmet ettiriyor, ettirir Allah. Mısır’da, firavuna hizmet ettirmedi mi? Mısır halkını, Mısır halkı yapan, böyle coşturan o değil mi? Hamiyeti İslamiye’yi feveran ettiren o değil mi? Allah firavunları vesile eder, deccalleri vesile eder, İslam’ı hakim eder. Deccaller, firavunlar olmasa, Hz. Mehdi (a.s) çıkmaz zaten. Ben diyorsam, bir bildiğim vardır” dediniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tabii, yani adam daha önce Türkiye’nin lider olmasından, İslam’ın hakimiyetinden bahsetti Kaddafi. Allah onu hizmet ettirdi, söyletti. Ama o da Cübbeli gibi, sonra ters döndü. Yani bambaşka bir çizgide. Ama Cübbeli o söyledikleriyle şu an İslam’a hizmet ediyor mu? O istemese de, biz ona hizmet ettiriyor muyuz? Hizmet ettiriyoruz. Kaddafi de o sözleriyle mecburen, yine İslam’a hizmet edecektir, dönse de. Bu tavrıyla da yine hizmet eder, deccali tavrıyla da hizmet etmiş olur, çünkü Müslümanları coşturmuş oluyor, ilk sözüyle de yine hizmet etmiş oluyor, yine coşturmuş oluyor. Kim ne yaparsa yapsın, herkes İslam’a hizmet eder.
“Mehmet Emin Yanbeyi. Mehmet Emin, ben diğer hurafelere, ben hurafe değildir demiyorum, her türlü hurafeyi söylüyorum. Dolayısıyla da biz, Cübbeli’nin hurafelerine de karşıyız, başka hurafelere de karşıyız. Veyahut o hurafeler doğrudur da, Cübbeli’nin hurafeleri başkadır demiyorum ki, aynı.
ALTUĞ BERKER:Küçük bir kedi gösterebilir miyim Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet. Ah canım benim bu kedi hasta olabilir. Çok şeker bir şey maşaAllah.
“Hocam, hitap şeklimde bir kusur işlediysem af olsun. Fakat size kalbimden geçen isminizle hitap etmek istedim. Bundan sonra daha dikkatli olurum, ellerinizden öperim, Mustafa” diyor. Mustafa “Hocam” dersin, “inşaAllah, Allah sizi veli etsin, inşaAllah Allah sizi cennetlik etsin, inşaAllah hepimiz Hz. Mehdi (a.s) gibi oluruz” de. Ama “Hz. Mehdi (a.s)’sınız” dersen, bu olmaz. O zaman harama girersin Allah esirgesin. Allah affetsin. Zaten benimle ilgili bir şey olmuyor.
“Değerli Muhammed Adnan Hocam. Allah’ın selamı, bereketi üzerinize olsun.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hocam Cübbeli’nin Hahambaşıyla görüştüğünü söylediği konuşmasında; ‘Hahambaşı bana başka hocalar ve cemaatler, bizimle anlaştı, bak şimdi dünya çapındalar’ diyor ve isim vermediği için, bütün cemaatleri, hocaları töhmet ve zan altında bırakıyor, böyle bir fitne doğru söylememesinden bile daha büyük bir fitne değil midir inşaAllah Hocam, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Adamın birçok yönü bozuk. Doğru olan sözleri de var tabii, ayetleri, doğru hadisleri tenzih ederiz ama adam değişik. Ağzından çıkanı kulağı işitmiyor. Geçenlerde de “siyasilerin hepsi yalan söylerler” diyor, “ben onu yapamayacağım için, siyasete girmem ben” diyor. Ağzından çıkanı kulağı işitmiyor. Yani onu oraya getiren siyasetçi, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, o çıkartmış Beyaz Tv televizyonuna onu, güzel bir şeyler konuşsun diye, o da “bütün siyasetçiler yalancı” diyor. Dolayısıyla o, Melih Gökçek’i de kastetmiş oluyor. Adam da dedi ki: “Cübbeli’dir der, Cübbeli’dir yapar, Cübbeli’dir der” dedi, onu da anlamadı. Büyük bir keyifle anlatmaya devam ediyor. Tabii, “Hahambaşı bana başka cemaatler bizimle anlaştı, bak şimdi dünya çapındalar” dedi. Başka hocalar hem de, cemaatler, kimler olduğunda belli değil. Anlaşmışlar, hepsi köşeyi dönmüşler, bir tek bu garibim kenarda kalmış. Bu da anlaşsa, bu da köşeyi dönecekmiş. Bakın Müslümanları geniş çaplı töhmet altında bırakıyor. Kim olduğu da belli değil. Cübbeli’nin, Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili açıklamalarını yine gösterelim de, Cübbeli’nin şöyle bir tansiyonu çıksın. “Zamanında keşke demeseydim” diye bayağı bir içerliyordur ama bir kere demiş. Mehdiyet’e hizmet etmek, şu an onun en canını yakan iş, en ızdırap çektiği konu. Yani böyle maşayla kulaklarını dağlasalar, bu kadar ızdırap çekmez herhalde.
VTR-Cübbeli; Hz. Mehdi (a.s)’ın Türk İslam Birliği’ni Kuracağını Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:“Deccale uyma tehlikesi var.” Demek ki, “Hz. Mehdi (a.s) çıkacakmış, bir kısmı fark edemeyecekmiş ve deccale uyacakmış” diyor. Acaba kimdir o, bakacağız, göreceğiz inşaAllah. Bakın Allah, Cübbeli’yi bizzat kendi ağzıyla söyletiyor. Bakalım Cübbeli, onun kim olduğunu bulabilecek mi? Daha önce de müracaat ettik, dedik: “İlmin senin geniştir. İlminin vüsatı ve karihası çok müthiş, bir araştır” dedik, daha hala cevap yok. Peygamber Efendimiz (s.a.v.); İstanbul’da, Hz. Mehdi (a.s)’a karşı mücadele edecek bir hocadan” bahsediyor. İmam-ı Rabbani Hazretleri de belirtmiş. “Bu bizim dinimizi öldürdü, bu mürtet” diyecek bu yobaz, Hz. Mehdi (a.s)’a. Hz. Mehdi (a.s)’a çıkıp, diyor ki: “Bu bizim dinimizin dışında yeni bir din getiriyor, başka bir şey anlatıyor bu” diyor ve “mürtet bu” diyor. Bunu Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de söylüyor, İmam-ı Rabbani de söylüyor, Cübbeli de söylüyor. Biz bu şahsı tam olarak çıkaramadık yani ilmimiz yetersiz olduğu için, Cübbeli fark ettiyse, bize bir anlatsın. Bir türlü anlatmıyor, istirham ettik ama bir gün anlatacak inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Atatürk’ün dindarlığıyla ilgili yakınlarından alıntılar gösterebilir miyim Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:Yakınları Atatürk’ün İslam dinine olan derin sevgisini anlatıyor. Sabiha Gökçen (Manevi Kızı): “Bir sabah, Ata’nın elini öpmek üzere yanına girdim. İşleri ile meşguldü. Bir süre ayakta bekledim, birden derin bir iç geçirdi ve ‘Allah’ dedi. O, bunu sık sık tekrarlardı. Atatürk hakkında evvelce çok şeyler duymuştum, bu tesirle olacak, bir hayli şaşırdım. Onun ağzından Allah kelimesini duymak beni şaşırtmış ve heyecanlandırmıştı. Ata’nın yüzüne şaşkın bir şekilde bakmış olacağım ki; ‘Sen dindar mısın?’ diye sordu. Ben de ailemden aldığım din terbiyesiyle ‘evet, dindarım’ dedim ve bu cevabımı nasıl karşılayacağını anlamak için ürkek ürkek yüzüne baktım. Cevabım hoşuna gitmişti. ‘Çok iyi. Allah büyük bir kuvvettir. O’na daima inanmak lazımdır’ dedi ve bu konuda uzun uzun izahat verdi. Ben de o zaman anladım ki, Ata dindar bir insandır.”
Nuri Ulusu: “Atatürk bazı kereler, çalışırken okuduğu tefsirlerin çok etkisinde kalırdı ve de ‘Hey büyük Allah’ım, Kuran’a inanmayan kafirdir. Kuran’ı tüm dünyaya okutmalıyız.’ Sonra, o an yanındaki bizlere, ‘Okurken ruhum coşuyor, sizlere de oluyor mu?’ diye sorardı.”
Ülke Adatepe (Manevi Kızı): “Annemi Zübeyde Hanım büyütmüştür. Onun anneme anlattığı bir anıyı aktarayım; Atatürk, 25 Ağustos’ta Kocatepe’ye çıktığı zaman orada şöyle dua ediyor: ‘Allah’ım, Senin bana verdiğin fikir ve zekayla ben bütün planlarımı gerçekleştirdim. Bundan sonra artık Senin mukadderatın.’ O, Allah’ına inanan bir insandı. Paşa, Ramazan’da Dolmabahçe’de veya Çankaya’da olduğunda anneme, ‘Vasfiye, oruç tutuyor musun?’ diye sorar, annem ‘tutuyorum’ dediğinde de çok memnun kalırmış. Bana hastalandığımda dua ettirirdi, kendisi de ederdi.”
Safiye Ayla: “Annesiz Zübeyde Hanım da, ablası Makbule Hanım da çok dindar insanlardı, namaz kılarlardı. Atatürk, tam dindar, Müslüman bir aile ortamında yetişti. Atatürk de dindar bir insandı. Çok beğendiği Hafız Yaşar vardır. O Kuran okurken, gözlerinden yaşlar boşanırdı. Hatta bütün hocaları toplayıp, ayetleri okuyup izah ederek incelemeler yapardı. Bana ‘Allah’ın sana verdiği bu lütfu unutma ve bununla şımarma, mütevazi ol, daima Allah’a şükret’ derdi. Kendisine ‘Paşam sen şunu yaptın, sen bunu yaptın diyenlere de, ‘Bana Allah yardım etti’ derdi.”
Hafız Yaşar Okur: “Ramazanların Atam için çok büyük bir önemi vardı. Beni huzurlarına çağırır, Kuran-ı Kerim’den bazı Sureler okuturdu. Ben okurken gözleri bir noktaya takılır, derin bir huşu içinde dinlerdi. Ruhunun çok mütelezziz olduğu her halinden anlaşılırdı.”
ADNAN OKTAR:Şimdi Atatürk’ü yanlış anlayanlarda tansiyon yükselmesi, alerji, deri döküntüsü, ürkiter oluyordur. Bayağı bunalıyorlar. Yani bizim böyle Atatürk’ün dindarlığını vurgulayacağımızı hiç tahmin etmiyorlardı. Hakikaten alenen Atatürk’ü, sosyalist, komünist gibi tanıtmaya kalkıyorlardı, enselerine öyle bir tokat patlattık ki, gözleri böyle sokaklara kadar fışkırdı. Bundan sonra da öyle densizlik yapacak halleri kalmadı. Atatürk’ün dindarlığı ile ilgili bizim sunduğumuz açıklamalar, çok küçük bir bölüm. Yani Atatürk’ün dindarlığına ait yüzlerce sayfa açıklama var. Aksini söylemeyi bırakacaklar inşaAllah. Atatürk, ahir zamanın çok önemli bir şahsıdır, çok çok önemli bir şahsıdır. Metafizik bir insandır. Hz. Mehdi (a.s) öncüsüdür, geniş çaplı olarak Hz. Mehdi (a.s)’a zemin hazırlamıştır.
“Hocam, Selamun Aleykum. Ben Bodrum’da yat kaptanlığı yapan, 28 yaşında bir gencim. Son birkaç aya kadar, çok büyük iman eksikliğim vardı. Fakat nasip eseri Tv’de size rastlamamdan sonra, bu eksikliğimi kapattığımı hissediyorum. Size sonsuz teşekkürler.” Allah’a teşekkür ediyoruz. “Ahmet Genç.” Helal olsun sana Ahmet, maşaAllah. Çünkü ben hakikaten samimi, dindar, gerçek anlamda İslamiyet’i anlatan bir insanım. Bir de baktılar ki, ne Cübbeli tarzı bir hurafe anlayışı var, ne bir başkasının dediği gibi şahs-ı maneviyi böyle samimiyetsizce ve sahtekarca, içine kapalı kavruk bir Müslüman anlayışı var. Gürül gürül gerçekleri anlatıyorum ve anlattıklarımın da hepsini, teker teker, net ispat ediyorum. Samimi inanmadığım ve emin olmadığım hiçbir şeyi anlatmıyorum. O yüzden de etkili oluyor tabii. Aklı başında herkesin iman etmesine vesile oluyor, doğrusu da budur inşaAllah. Tabii şahs-ı maneviyi cahilliğinden diyenleri tenzih ediyorum.
“Hocam saygılar. Ben Libya’dan Pazartesi günü döndüm. Şu anda oradaki arkadaşlarım gerçekten zor durumda. Dediğiniz gibi bir resmi açıklama, oradaki arkadaşlarımızı tehlikeye atmaz mı? Hocam üslubumu mazur görünüz lütfen. Sizin süslü sözlere ihtiyacınız olmadığı kanaatindeyim. Saygılar” diyor. “Şefik Bozdağ.” Böyle tipler ondan anlar. Dersin, arkadaş çekil dersin. Türkiye’nin demesine gerek yok dedim zaten. Amerika’nın demesi iyi olur. Obama; görevini bıraksın dese, Kaddafi hoplar, acayip yağcı, korkak bir tip, çok çekingen. Bakmayın yani suni kabadayılığına. Öyle deseler, hemen her şeyini alır, gider. Ama bir güvence göstermesi gerekiyor. Yani aşağılayarak değil de, güvence göstermeleri lazım. Mesela falanca ülkeye gidebilirsin, çoluğunla çocuğunla orada istediğin kadar ihtiyacın kadar para al yanına, diyerek git denebilir. Ama yani oraya gidersen de senin tozunu çıkarız derseler, tabii köşeye sıkışmış hayvana döner, çok tehlikeli olabilir o zaman. Çünkü yaşının son basamağında, iyice psikopatlık yapabilir yani delirip, çok dengesiz hareketler yapabilir. Bir de böyle tiplerin koluna girip, götürmek de mümkün. Bunu neden bu kadar uzatıyorlar ki değil mi? Gönlünü alıp nezaketiyle götürebilirler yani o kadar karmaşık bir şey yok. Oradaki insanlar biraz panik olmuşlar, onun için itidalsiz hareket ediyorlar. Devletin içinde daima aklı başında insanlar olur. Yani her devletin bir akilleri vardır, akıllı olan, güvenilir insanları vardır. İllaki orada aklı başında adamlar vardır. Çekinecek bir şey yok ki. Girin koluna, “gel seni buradan çıkaralım dersin, “bir haber aldık, rahat edeceğin bir yer, orada da konuşursun. Seni çıkaralım dışarı, para da al, dinlen kendine gel, sonra yine gelirsin” dersin, alır götürürsün o kadar, karmaşık bir şey yok. Onu korkutup, delirtmişler, panik olmuş o. Bir şey olmaz, Amerika söyleyebilir.
SUNUCU:Bizi yarın 22:00’dan itibaren, Aksu Tv, Kaçkar Tv, Mavi Karadeniz Radyo ve www.HarunYahya.Tv internet sitemizden takip edebilirsiniz.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...