SUNUCU:Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri Programımıza, Kaçkar Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz. Bu akşam Elena isimli konuğumuz da aramızda.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Fransız diplomatlar, Türkiye’nin Ortadoğu diplomasisindeki başarısının sırrını merak ediyorlarmış. Sarkozy’nin dış politika danışmanı Jean-David Levitte Arap ülkelerinin, Türkiye’yi model olarak gördüğünü belirterek, "Cumhurbaşkanımız, Ankara'nın analizlerini dinleme imkanı bulursa çok memnun olacak" demiş. Ayrıca Fransız Dışişleri’ne geçtiğimiz yıllarda hiç görülmemiş şekilde gençlerden, Türkiye’de staj yapma talebi yağıyormuş. Fransız gençler Türkiye’yi tercih etmelerinin nedenini, “yeni dünya sisteminde Türkiye’nin büyük bir öneme sahip olacağını düşündüklerini ve Türkiye’yi ilgi çekici bulduklarını” söyleyerek açıklıyorlarmış.
ADNAN OKTAR:Bakın Fransız gençler bile, Mehdiyet’in merkezinin Türkiye olduğunu anlamışlar. Üslup ne, anlatılan ne? Onu anlatıyor. Yalnız Fransız monşerler olayın neden kaynaklandığını bir türlü kavrayamamışlar. O monşer efendilerin dikkat edeceği husus şu; dünya metafizik sistem üzerinde gidiyor. Onlar hep böyle teknik siyaset vardır, olaylar teknik gelişiyor zannediyorlardı. Metafizik gelişmelere alışkın olmadıkları için müthiş şaşırdılar. Durduk yere İslam aleminde muazzam bir hareketlenme oldu, anlayamıyorlar. Türkiye’yi İslam aleminin lideri olarak görmek istiyor, bunu da anlayamıyorlar. Sebebi Mehdiyet’tir. Eğer öğrenmek istiyorlarsa, açsın hadis kitaplarını baksınlar Mehdiyet’le ilgili bölüme, dünya siyasetini olan göre dizayn etsinler. Fransız dış siyasetinin belirlenmesini, eğer sağlam bir kaynağa dayandırmak istiyorlarsa El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar isimli hadis kitabına baksınlar. Dünya siyasetinin bütün detaylarını, en ince detayına kadar göreceklerdir nasıl olması gerektiğini. Onun dışında da bir dünya siyaseti yoktur.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Zaman Gazetesi’nde Profesör Mümtaz’er Türköne; “Arap Toplumlarının önümüzdeki süreçte ortak bir akılla yönetileceğini” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Bakın yine Hz. Mehdi (a.s) diyemiyorlar. Ortak akıl nedir? Bir kişinin aklı demektir bu. Evet, devam et.
ALTUĞ BERKER:Ayrıca “Batı’nın gittikçe güç kaybetmesi ve doğunun da güç kazanması nedeniyle Türkiye’nin bu dengenin tam merkezinde yer alacağını ve dünyanın merkezinde Türkiye’nin bulunacağını” yazmış.
ADNAN OKTAR:İki-iki buçuk yıldan beri anlattığımız Mehdiyet’i, isim vermeden herkes anlatıyor, görüyor musunuz Türkiye’de? Gündem Mehdiyet. Nereye dönsek Mehdiyet’ten bahsediyor herkes. Bir tek isim vermiyorlar.
ALTUĞ BERKER:Onu da siz veriyorsunuz sadece maşaAllah.
ADNAN OKTAR:İsmi de biz zaten deruhte ediyoruz inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Yeni Asya Gazetesi’ndeki bir haberde; “Diyanet İşleri Başkanı Sayın Görmez ile birlikte, Diyanet’te ortak basın toplantısı yapan Suriye Baş Müftüsü Ahmet Bedrettin Hassun ‘İslam’da din adamları olarak hiç kimsenin başka kimseye mermi atmasını caiz görmediklerini’ ifade ederek, ‘bu konuda bazı kişilerin verdiği fetvaları tasvip etmiyoruz’ demiş. ‘Türkiye ve Suriye’de halkın böyle bir ayaklanma peşine girmeyeceğini, çünkü demokrasinin bu tip ayaklanmaları önleyeceğini’ söylemiş. Ortadoğu’daki liderlere de ‘halka hürmet edin, adaleti yerine getirin’ çağrısında bulunmuş.
ADNAN OKTAR:Suriye’de olmaz. Çünkü Suriye, Türkiye’nin manevi vesayeti altında. Yani insanlardan uzak bir bilgi bu belki ama Suriye, Türkiye’nin o efendi üslubunu, saygın üslubunu, güzel stilini çoktan almış durumda. Türkiye’ye danışmadan da hiçbir şey yapmıyor Suriye. En ince detayına kadar dış politikada da, iç politikada da faaliyetlerini yaparken Türkiye’den mutlaka teknik bilgi alıyor, ona göre hareket ediyor.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah. Hürriyet Gazetesi’ndeki bir yazıda; “TBMM İslami kurallara uygun olarak çalışacak işletmelerin, teşvik edilmesini öngören uluslar arası bir anlaşmayı onaylamış. Bu kuruluşları teşvik edecek kurum, İslam Bankası tarafından kurulmuş. Türkiye de bu kuruma ortakmış. Kurum, İslami kurallara uygun olarak üretim yapan şirketlere kredi verecekmiş. Örneğin; şarap ve alkollü içki üreten şirketlere, kadın-erkek bir arada tatil yapan turizm şirketlerine, domuz işleyen tesislere kredi verilmeyecekmiş. Anlaşmayı onaylayan Türkiye anayasa ve kanunlara bağlı olmak kaydıyla ibaresini de koymuş.” Ancak Hürriyet Gazetesi yazarı Mehmet Yılmaz; “laik bir ülkenin kendisini İslami kurallara bağlayan böyle bir anlaşmaya imza atamayacağını” iddia eden bir yazı yazmış.
ADNAN OKTAR:Şeyhim sizin yorumlarınıza da tabii çok önem veriyoruz. Sizden de yorum bekliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Siz şöyle söylemiştiniz Hocam; “Asıl olan İslam modeli sevgi dolu, demokrasiyi savunan, Alevisini, Sünnisini, Bektaşisini, hepsini bağrına basan, kardeş gören, başı açık, başı kapalı hanımları hepsini eşit gören, hepsine sevgi saygı duyan, fitne çıkartmayan, bilimde ve sanatta en yüksek noktayı arayan, huzur ve güvenliği arayan, herşeyi sevgi, merhamet ve şefkatle çözmeye çalışan, kan kabul etmeyen, damla kan akmasını istemeyen, uyuyan kişiyi uyandırmayan bir zihniyettir. Bu Mehdiyet zihniyetidir” dediniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Hocam genellikle mesaj çekiyorum ama her ne hikmetse bir türlü cevabını dinlemek nasip olmuyor. İnşaAllah bu sefer dinleyebilirim. Sorum şu; eşim Sofi, ben ise Nur Talebesi. Biz Hz. Mehdi (a.s)’ı araştırıp mı bulacağız? Bulmakla mükellef miyiz? Hem siyasi bir lider ise de, bize o geniş siyasi dairede bir Sofi ve Nur Talebesi olarak ne hizmetimiz olabilir ki? Anlayamadığım bir nokta da şu; biz kendi mensubu olduğumuz grubun hizmet tarzını mı bırakacağız? Daha dış dairede mi hizmet edeceğiz? Saygılarla, ellerinizden öperiz” diyor, “Yeliz Hanım.” Şimdi güzel Yeliz, eğer Müslüman aklı başında, samimi, candan bakarsa, bence olayları çok net görür. Öyle karmaşık bir şey yok. İslam aleminin bir kardeşliğe ihtiyacı var. Bir kere mezhep ayrılıklarının kalkması gerekiyor. Bu çok açık. Yani Şii, Alevi, Bektaşi, Sünni bir ayrım olmayacak. Sevecekler birbirlerini. Dolayısıyla Nurcu, Nakşibendi, Kadiri böyle bir ayrıma da gerek yok. Bunların da kalkması gerekiyor. Sevgi içerisinde olması gerekiyor. Ama sonra tek tek anlatayım. “Eşim Sofi” yani herhalde Menzil Cemaati’ne mensup, sen de Nur talebesisin. Çok güzel, her iki kanal da, her iki cadde de çok güzel. “Biz Hz. Mehdi(a.s)’ı araştırıp mı bulacağız? Bulmakla mükellef miyiz?” Evet, araştırmak durumundasın. Peygamberimiz (s.a.v) bunu bize emrediyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın eşkalini belirtiyor. Bakın adres de belirtiyor, eşkal de belirtiyor, zaman da belirtiyor. Hepsini belirtiyor. Bunu boş yere anlatmamış Peygamberimiz (s.a.v). Adres niçin verilir, eşkal niçin verilir? Gidip arayıp, bulun diye verilir. “Bulmakla mükellef miyiz?” Peygamber (s.a.v) ne diyor? “Karda, buzda, soğuk bir havada da olsa, yerde sürünmek suretiyle de olsa, mutlaka gidin, O’na katılın, bulun” diyor. Bunu ben söylemiyorum. Peygamberimiz (s.a.v) söylüyor. “Hem siyasi bir lider ise.” Nereden biliyorsun siyasi bir lider olduğunu? Hemen hüküm vermişsin. Bak anlamazlıktan geliyorsun. Çok yaygındır insanlar arasında anlamazlıktan gelmek. Çok rastlarsınız okullarda, iş yerlerinde, adam açıkça anlar, bir türlü anlamaz havasını atmaz üstünden, sürekli anlamaz havasında. Bak bir de saflığa vermişsin kendince. “Bir siyasi lider ise” mesela bu dürüst bir ifade değil. Sert gibi oluyor üslubum ama ben candan konuşuyorum. Ne zaman ben siyasi lider dedim? Bediüzzaman siyasi lider diyor mu? “Hz. Mehdi (a.s) siyasetten özellikle çekilecek” diyor, açıklıyor. Risale-i Nur’da birkaç yerde birden geçiyor Hz. Mehdi (a.s)’ın siyasetten uzak duracağı. “Siyasi bir lider ise de, biz o geniş siyasi dairede bir Sofi ve Nur talebesi olarak, ne hizmetimiz olur ki?” Tabii kocanla beraber evde kahve içersin. Sen köfte yaparsın, o kızartır. Sen salata yaparsın, o pilavı karıştırır. Mutlu şekilde yaşarsınız. “Ne hizmetimiz olur ki?” O zaman biz de diyelim ki “bizim ne hizmetimiz olur ki?” Ben de gidip evleneyim, işime gücüme bakayım. Ne demek ne hizmetimiz olur? İman hakikatleri anlatırsın, Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliğini anlatırsın, mezhep ayrımından kaynaklanan bu fitneyi ortadan kaldırmak için, çeşitli mezheplerden insanlarla görüşürsün. Onlara şefkatle yaklaşırsın. Kuran Mucizeleri anlatırsın. Bediüzzaman’ın harikalarını anlatırsın. Risale-i Nur’dan anlatırsın. “Anlayamadığım bir nokta da şu.” Bak ben sana söyleyeyim, anlayamadığın hiçbir nokta da yoktur, her şeyi anlıyorsundur. “Biz kendi mensubu olduğumuz grubun hizmet tarzını mı bırakacağız?” Niye bırakasın? Risale-i Nur hizmeti gayet mükemmel bir hizmettir. Yani Hz. Mehdi (a.s) modeli bir hizmettir. Üstüne Mehdiyet’i ilave edeceksin. Bir güzellik varsa, üstüne bir güzellik daha ilave edersin, en güzel şekle getirirsin. Menzil cemaati, onlar da Hz. Mehdi (a.s) talebesidir. Ama üstüne, Mehdilik ilave edilir. Mevcut sistemin üstüne, Mehdilik ilave edilir. Sistem yok edilmez. Bir insanın evi varsa, onun içini ihya eder, dizayn eder, güzelleştirir. Evini yıkıp yeni bir eve geçmez. “Daha dış dairede mi hizmet edeceğiz?” Hayır. Daha dış daire yok. “Saygılar, ellerinizden öperim” diyor. Güzel Yeliz benim biraz üslubum sert ama sevdiğinde insan bazen böyle üslup da kullanır. Yani onu o anlamda alma. Bir şeyi fark edememiş gibi olmak sana yakışmaz. Bence sen fark ediyorsundur. Hz. Mehdi (a.s) hareketini çok açık hissedersin. İslam aleminde bak gelişiyor olaylar, gazeteciler ne diyor? “Ya bir türlü anlam veremiyoruz. Bir sosyal patlama oldu. Amerika destekliyor herhalde ” diyorlar. Amerika’nın nesine? Amerika son derece tedirgin olur böyle bir olaydan. Amerika, uslu uslu duran Kaddafi’den gayet memnundu. Tam istediği gibiydi Amerika’nın. Petrol alıyor, bilmem ne alıyor, herşeyi tıkır tıkır gidiyordu. Diğer ülkeler de Amerika’nın kontrolünde son derece rahattı. Diktatörler vardı. Gayet rahattı Amerika. Amerika şu an ne olacağını bilmediği bir sistemden son derece tedirgin olur. Nereye gideceğini bilmiyor Amerika şu an. Dolayısıyla orada anlamazlıktan gelmenin bir anlamı yok. Mesela Fransızlar diyorlar ya “Türkiye’de bir gelişme olacak, bir türlü anlayamadık. Çok mükemmel başarınızın sırrı nedir?” Başarının sırrı Mehdiyet’tir. Anlamazdan geliyorsunuz. Anlamazdan gelme ahir zamanın müthiş bir hastalığıdır. Büyük bir beladır. Adama mesela “Buraya girme” dersin, “burada rahatsızlık meydana geliyor” dersin, anlamazlıktan gelir paldır küldür içeriye girer. Mesela “şunu söyleme” dersin, anlamazlıktan gelir, gider söyler. Onun gibi, burada anlamazlıktan gelinecek bir şey yok. Bediüzzaman’ın da zamanında anlamazlıktan geldiler. Bu da bir oyundu. Çok mantıksız bir oyundu. Dolayısıyla güzel Yeliz’e bu üslup yakışmadı. Bak sen şimdi Yeliz bir yazı daha yaz “Ben, Hocam çok iyi anlıyorum, doğru, çok iyi analiz yaptınız, benim bilinçaltımı adeta bana deşifre ettiniz, samimi kanaatim şu” de, bana yaz delikanlıca, ben de senin samimi olduğuna kanaat getireceğim inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Bir iman hakikati gösterebilir miyim? İnsan beyninin olağanüstü kapasitesini anlatan bir iman hakikati.
ADNAN OKTAR:İnsan beyninin hafıza kapasitesi, elli bin dizüstü bilgisayara denk.
ALTUĞ BERKER:Evet.
ADNAN OKTAR:“Selamun Aleykum” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Sayın Muhammed Adnan Hocam nasılsınız?” Elhamdülillah, Allah’a çok şükür, çok iyiyim. “Hocam, izniniz olursa size bir sorum olacak inşaAllah. Hocam siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, dün büyük deccali sormuştum, ‘bir gözünden rahatsız’ demiştiniz. Yine siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, bu şahıs Mahmud Abbas mı Hocam? Eğer o ise, bir şekilde tasdik edebilir misiniz?” Garibim sana ne yaptı adamı bir anda deccal konumuna getirdin? Mahmud Abbas Filistin lideri. Allahualem, benim anladığım gıcık olmuşsun sen adama. Yok deccal öyle bir tip değil.
İngilizce yayında da ben konuşacağım. İkideki yayında. Orada da daha detaylı bazı şeyler anlatabiliriz inşaAllah.
“Canım Muhammed Adnan Hocam, Azerbaycan’daki konferansı tekrar gösterebilir misiniz?” diyor. Biraz sonra belki yaparız inşaAllah o dediğin faaliyeti.
“Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam. Haydar Baş hakkında ne düşünüyorsunuz? İyi yayınlar, Ali Haydar Baş.” Geçenlerde konuşma yapıyordu. “Allah size bir baş nasip etsin” diyor Haydar Baş Hoca. Tabii tempo da tutuyorlar Ali Haydar Baş ismini. “Allah size başınızı nasip etsin, bir baş versin size, Ali Haydar Baş.” İnsan kusursuz olmaz tabii, eksik, hatalı yönleri var ama ben Müslümanlara yönelik onların aleyhinde faaliyet yapmayı, akılsızca bulurum. Akıllı bir Müslüman onu yapmaz. Dinsizler varken, Darwinistler varken, materyalistler varken, münafıklar varken, sanki hepsi hallolmuş, iş bitmiş gibi, işi gücü bırakıp savunması daha zayıf olan, savunma gücü daha kırılmış olan Müslümanları hedeflemek, ucuz kahramanlık olur. Sıradanlık olur, yakışmaz. Son derece cins bile olsalar, ben Müslümanlara o tarzda yaklaşmayı istemiyorum yani yaklaşmam. La ilahe İllAllah Muhammeden Resullullah dedikten sonra tamamdır. Anormal yönleri, onları sonra hallederiz. İslam dünyaya hakim olunca, İttihad-ı İslam hakim olunca, zaten onlar kendinden düzelir. Oturup onları şu andan itibaren böyle ağır eleştirilerle incitmek, ezmek akıllı bir hareket olmaz. Her halükarda İslam’a hizmet ediyorlar, dine, Kuran’a hizmet ediyorlar. Tamamdır. Dinsiz olabilirlerdi, imansız, Darwinist olabilirlerdi, Müslüman olmuşlar. Güzel. Haydar Baş Hoca da gidip olumsuz işlerle de uğraşabilirdi. Dinle, İslam’la, biraz da siyaset, partisi de vardı herhalde değil mi? Hocam, kendince bir gayret içerisinde, mutlaka iyi niyetlidir. Yani hırs yapmadan, arkadaşları, taraftarları da onu Hz. Mehdi (a.s) biliyorlar anladığım kadarıyla. Güzel, olabilir yani iddia olmadıktan sonra o şekilde bilmelerinin de bir mahsuru yok. Seviyorlar da. İyi Allah sevgilerini artırsın. Bir sorun olmaz. İman hakikatleri, Kuran üzerine de anlatırlarsa, Darwinizm, materyalizme karşı tavır alırlarsa, güzel inşaAllah. Bir şey yok. Ama tabii eksik yanları, kusurlu yanları oluyor cemaatlerin, grupların. Her insanın olabilir. Ama ben şimdi işi gücü bırakıp da onlarla uğraşırsam, Mehdiyet’in ruhuna aykırı gelirim. İslam’ın ruhunda, Mehdiyet’in ruhunda böyle bir şey yoktur. Bizler Hz. Mehdi (a.s) öncüsüyüz. Ona ortam hazırlıyoruz. Böyle bir üslup, böyle bir tavır içerisinde olamayız inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Siz daha iyi bilirsiniz Hocam, Bediüzzaman Hazretleri de, Said Özdemir Ağabeyi anlatıyordu filmde, koydurtmamış bir mektubu Vahabilerle olan ayrışmalar olmasın diye.
ADNAN OKTAR:Tabii. Vahabilere de söz söyletmiyor, başkalarına da söz söyletmiyor.
“Lale Bisova, Selamun Aleykum güzel sözlü, yeşil gözlü Muhammed Adnan Hocam” diyor. “Hocam İnşaAllah bu yakınlarda televizyon kanalınız açılacak. Mübarek olsun. Hocam A9’un anlamı nedir? Bana söyler misiniz? Allah razı olsun. Sizi çok çok seven Azeri kardeşiniz.” A9’un A9 anlamı işte. Bu kadar, orijinal bir yönü yok. Ama dokuz harfi Kuran’da, hadislerde dikkat çekilen bir rakam. Hz. Ali (r.a)’ın eliyle bir dokuz harfi yaptığı söylenir. Hadislerde var. Eliyle bir dokuz harfi yapmıştır. Mehdiyet devrinde, ahir zamanı vurgularken, eliyle dokuz hareketi yapmış. Belki oradan da biraz vardır. Dokuz haseti, Hz. Mehdi (a.s)’ın dokuz halretine de işaret ediyor olabilir. Biz de Hz. Mehdi (a.s) talebesi olduğumuz için, o yönünden bir benzerlik olabilir. Dokuz cephede mücadele verecektir Hz. Mehdi (a.s) belki ona işaret ediyordur. A’nın anlamı nedir diyecektir. A da Allah’ın isminin ilk harfi, güzel inşaAllah.
“Hocam Selamun Aleykum. Hocam size ayrıca bir sitemim var. Attığım maili okumuyorsunuz. Türk İslam Dünyası’nın lider olarak, neden tüm cemaatleri bir çatı altında toplamıyorlar?” diyor. “İnsanlık artık Müslümanların birliğini bekliyor. Haydar Hoca, Cübbeli Ahmet Hoca, Fethullah Hoca, İskender Hocayla neden bir topluluk oluşturulmuyor?” diyor. “İslam’da ayrılık gayrilik olmasın artık. Marksizm’e karşı Müslümanlar, Darwinizm’e karşı bir mücadele etmeleri gerekir” diyor. Şiilik, Caferilik, Alevilik bu konuda özellikle bu konuda çok ciddi bir bölünme var, bunun ortadan kalkması gerekiyor. Dolayısıyla Mehdiyet olmadan, bu konunun çözülemeyeceğini de bu yazıdan anlıyoruz. Haydar Hoca hiç bir şekilde Hz. Mehdi (a.s) haricinde kimseye bağlanmaz. Cübbeli Ahmet Hoca zaten “570 yıl sonra gelecek” diyor. O zaten bambaşka bir kafada. Fethullah Hocamız da aynı şekilde, Hz. Mehdi (a.s)’ın dışında hiç kimsenin liderliğini kabul etmez. İskender Hoca da başına bir şey geçirmiş, böyle büyükçe, sık sık cezbeleniyor. O zaten doğrudan Hz. Mehdi (a.s) olduğu kanaatinde. Dolayısıyla Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhurundan başka bir çözüm görünmüyor inşaAllah.
“Sayın Adnan Hocam, Fatih Altaylı programında Abdülhamit Han hakkında yakışıksız bir ifade kullandı” diyor. Nedir bunun ifadesi?
ALTUĞ BERKER:Dinlemedim Hocam ben.
ADNAN OKTAR:Sen Muhammed, bize bilgi gönder, nerede bulabiliriz bu yazıyı? Diyor ki; “Hocam bu konuda en iyi tepkiyi veren sizsiniz.” Evet ben konuştuğumda, adamın ciğerine oturturum hakikaten. Hakkını avucuna koyarım. Ama konuyu bilmem gerekiyor.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Hüseyin Hilmi Işık Hoca’nın rahmetli saadeti ebediyesinde, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in çok sabırlı, çok güzel sözlü olduğu ve herkese tebliğ yaptığı kısmını okuyabilir miyim Hocam?
“Allah ü Teala, bir insanda bulunabilecek görünür-görünmez bütün iyilikleri, bütün üstünlükleri, bütün güzellikleri sevgilisinde toplamıştır. Mesela insanların en güzel yüzlüsü ve gayet nurani benizlisi idi. Mübarek yüzü, kırmızı ile karışık beyaz olup, ay gibi nurlanırdı. Sözleri gayet tatlı olup, gönülleri alır, ruhları cezbederdi. Aklı o kadar çoktu ki, Arabistan Yarımadasında, sert, inatçı insanlar arasına gelip, onları çok güzel idare ederek ve cefalarına sabrederek, onları yumuşaklığa ve itaate getirdi. Çoğu dinlerini bırakıp Müslüman oldu ve din-i İslâm yolunda babalarına ve oğullarına karşı harp etti. O’nun uğrunda mallarını, yurtlarını feda edip kanlarını akıttı. Hâlbuki, böyle şeylere alışık değildiler. Güzel huyu, yumuşaklığı, affı, sabrı, ihsanı, ikramı o kadar çoktu ki, herkesi hayran bırakırdı. Görenler ve işitenler seve seve Müslüman olurdu. Hiçbir hareketinde, hiçbir işinde, hiçbir sözünde, hiçbir zaman, hiçbir çirkinlik, hiçbir kusur görülmemiştir. Kendisi için kimseye gücenmediği halde, din düşmanlarına, dine dil ve el uzatanlara karşı sert ve şiddetli idi. Herkese karşı yumuşak olmasaydı, Peygamberlik heybetinden, büyüklük hâllerinden, kimse yanında oturmaya ve sözünü dinlemeye tâkat getiremezdi.”
ADNAN OKTAR:“Dün zaman yetmediği için mesajım cevaplanamadı. Mail olarak çok fazla yoğunluk var sanırım. O yüzden sıra bile çok zor geliyor. Bu gün tekrar aynı maili atıyorum, inşaAllah sıra gelir ya da mesajım cevaplanmak için uygundur. Selamun Aleykum.” Aleykum Selam. “Herkese iyi akşamlar. Sayın Adnan Hocam galaktik federasyon hakkında biraz bilgi verir misiniz?” Hayırdır inşaAllah. Bir de bu mu çıktı? “Galaktik federasyon, fiziksel ve ışınsal bedene sahip dünya dışı varlıklar sizce var mı Hocam? NASA bu tarz konuları yıllardır saklıyor ve gizliyor. Halka açıklama yapmıyorlar. 2012 Kasım ayında yükseliş olacak şeklinde bazı sağda solda söylentiler var. Bu konuda ne diyorsunuz Hocam? Bilim kurgu ile biraz fazla ilgilendiğim için size bu soruyu soruyorum Hocam. Teşekkür ederim. Herkese iyi akşamlar dilerim.” Galaktik federasyon. Eskiden Mr. Spock vardı. Gemilerle falan gezerlerdi, bir şeyler vardı zamanında görürdük de, galaktik federasyon. Işınsal beden var, bu doğru. Yani bir insanın bedeni nur haline gelebilir. Fiziki bedeni yine durur ama nur haline gelir. Bu var. Dünya dışı varlıklar, dünyada da var zaten. Hz. Hızır (a.s.) öyledir, nur bedene sahiptir, ışık bedene sahiptir. Normal beden ama bazen tam anlamıyla bedenlenir, bazen de nur haline gelir. “NASA bu tarz konuları yıllardır saklıyor.” Doğru “gizliyor, halka açıklama yapmıyor.” Bu da doğru. “2012 Kasım ayında yükseliş olacak şeklinde bazı sağda solda söylentiler var” diyor. 2012’de çok önemli olaylar olacak. Olduğunda, daha iyi açıklama imkanımız olacak ama olmadan anlatamam, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Fatih Altaylı ile ilgili haber vardı. O söylediğiniz konuda. “Seyirciye kızan Altaylı sinir krizi geçirdi!” diyor. Ben okuyabilir miyim Hocam onun söylediklerini?
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:Diyor ki; “bu programı izlemek için zeka ve kişilik testi yapacağız. Çünkü dangalakça şeyler yazıyorsunuz.” Kendisi söylüyor. “ Sizin dangalaklığınız Osmanlı'nın toprak kayıplarını geri getirmez. Abdülhamit kötü bir padişah değildir ama en büyük toprak kaybı onun döneminde yaşanmıştır. Aksi söylemler de palavradır. Salak salak şeyler yazıp insanı çıldırtmayın” diyor Fatih Altaylı. “Atatürk yaşasaydı, sizin gibi dangalakları sürerdi ülkeden. Aptal aptal şeyler yazıp adamın asabını bozmayın. Dinleyin öğrenin, öğrendiğinizi beğenmiyor ve ezberlediğiniz salakça şeylere inanmaya devam edecekseniz de bu sizin aptallığınız olur" demiş. Sinir krizi geçirdi diyorlar.
ADNAN OKTAR:Ondan sonra sinir krizi mi geçirmiş? O gün mü hastanelik olmuştu?
ALTUĞ BERKER:Bilmiyorum Hocam.
ADNAN OKTAR:Sonra da üslup bu tarz oluyor. Halbuki seyirciler iyi niyetli yazan insanlardır. Tanımıyorum, bilmiyorum tabii. Ağzının bu kadar öfkeyle dolu olması yersiz. Abdülhamit Han zamanında toprak kayıpları oldu, çünkü Darwinizm bütün ülkeyi sarmıştı o dönemde Darwinist materyalist düşünce. Abdülhamit direnemedi. Orduda maneviyat kalmadı. Osmanlı ordusunun içerisinde de, subaylar içerisinde de Darwinist materyalist düşünce yayıldı. Darwinist materyalist olunca tabii imani gücü, imani şevki kalmıyor. Olay bu. Abdülhamit de Darwinizm’e, materyalizme karşı bir çalışma yapmadı o dönemde. Bilimsel imkanların yetersizliğinden midir, kendi güç mü bulamadı bilemiyorum, o devirde bir tavır koyamadı. Biz zaten Abdülhamit kusursuzdur demiyoruz ki. Abdülhamit’in tabii insan olarak hataları vardır ama iyi yönlerini görmek lazım. Hep böyle hatalı yönlerini değil de, iyi yönlerini de görmek lazım. İnşaAllah.
“Hayırlı geceler Hocam, Selamun Aleykum Hocam, çok yakında Avusturya’da Viyana çıkarması yapacağız Allah izin verirse” diyor. Cem Avusturya’dan, “arkadaşlar benimle görüşüyorlar” diyor. Herhalde konferans verecekler anladığım kadarıyla Avusturya’da.
“Bugün Hocalı Katliamı’nın yıldönümü, Allah bütün şehitlere rahmet etsin Hocam. Ben bir Azeri Türkü olarak bilmek istiyorum, biz düşmanlarımızı ne zaman susturacağız? Allah Türk dünyasını korusun. Allah sizden razı olsun. Alpanov Ilgar.” Biz Hocalı’da ve diğer yerlerde şehit olan bütün kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Cennette bizlere kardeş etsinler. Düşmanlarımız nedir bizim? Darwinizm, materyalizm, ateizmdir. Ateist düşüncedir yani cahilliktir. Bak “cehalet, zaruret ve ihtilaf” diyor. “Üç tane düşmanımız var” diyor Bediüzzaman. Bir, cehalet, kitlelerdeki cehalet, iki, zaruret yani fakirlik, üç, ihtilaf, Müslümanların bölünmesi. Mezhepler, cemaatler, tarikatlara ayrılıp, birbirlerine muhalif bir tavır almaları. “Biz bunlara karşı sanat, marifet ve ittifak silahlarıyla karşılık vereceğiz” diyor. Sanat, Hz. Hz. Mehdi (a.s)’ın en önemli silahıdır sanat. İki, marifet çok yetenekli olmak, çok kaliteli olmak ve ittifak. Yani Alevi’sini, Sünni’sini, Şii’sini, bütün insanları birleştirip kardeş yapmak. Birleştirmek Müslümanları. Hz. Mehdi (a.s)’ın stilini kısaca anlatmıştır Bediüzzaman.
“Canım Muhammed Hocam, Selamun Aleykum. Yine nur yüzünüzü gördük içimiz açıldı Hocam, maşaAllah. Ben bir kız evlat bekliyorum Hocam. Dua edin inşaAllah sizin talebeniz olsun. Hocam bana ve tüm aileme o nurlu ağzınla hayır dua da bulunun. Biz sizi çok seviyoruz. Kalben sizlere bağlandık. Bunu kabul edin” diyor. “Hocam babam yazın inşaAllah sizi ziyaret etmek için yanınıza gelmek istiyor ama adresinizi bize vermediler” diyor. “Bazen sizi göremiyoruz programda, bazen 23:00’da teşrif ediyorsunuz. Böyle olunca sizi çok ama çok özlüyoruz.” Yalnız bu sevimli ismini unutmuş yazmayı.
ALTUĞ BERKER: Fosil gösterebilir miyim Hocam? 128 milyon yıllık Kerevit. Hiçbir değişiklik olmamış, 128 milyon yıldır aynı. Evrimciler “değişmiş olması gerekir” diyor. Değişmediğinin, yaratıldığının ispatı, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kerevit
ALTUĞ BERKER: 265 milyon yıllık Semender.
ADNAN OKTAR: 265 milyon yıldan beri bir değişikliğe uğramamış. Bak buna da “insanın atası” diyorlar bunlar için. Adam duruyor işte, insanın atası olarak gösteriyorlar semenderi, işte buyurun duruyor. Hiçbir değişiklik yok 265 milyon yıldan beri.
Bismillahirrahmanirrahim. Şeytandan Allah’a sığınırım. Nahl Suresi 94; “Yeminlerinizi kendi aranızda, bir bozuculuk unsuru edinmeyin.” Diyor ki mesela “bundan sonra eğer seninle görüşürsem, yemin ediyorum bir daha görüşmeyeceğim” diyor. “Ve yahut yemin ediyorum senin yanında şu yemeği yemeyeceğim. Yahut yemin ediyorum senin yanında müzik dinlemeyeceğim” diyor. Allah diyor ki; “yeminlerinizi kendi aranızda, bir bozuculuk unsuru edinmeyin.” Bu tarz bir yemin haram. Bir kere böyle bir yemin yok. “Sonra sapasağlam basan ayak kayar.” “Sapıtırsınız” diyor Allah. “Ve Allah'ın yolundan alıkoyduğunuz için kötülüğü tadarsınız.” Yani “bela veririm” diyor Allah. “Büyük azap da sizin içindir.” “Böyle yemin olmaz” diyor Allah. Dostluğunuzu bozan, sevginizi bozan yemin olmaz. Mesela bir daha görüşmeyeceğim diye yemin ediyor, olmaz. “Allah'ın ahdini ucuz bir değere karşılık satmayın.” Yani “küçük bir çıkar için böyle yeminler etmeyin” diyor Allah. “Eğer bilirseniz, Allah Katında olan sizin için daha hayırlıdır. Yanınızda olan tükenir, Allah'ın Katında olan ise kalıcıdır.” Yani mal da, para da tükenir. Ama Allah Katında olan bir türlü bitmez diyor. Hiçbir şekilde bitmez. “Sabredenlerin karşılığını yaptıklarının en güzeliyle Biz muhakkak onlara sunacağız” diyor Allah. “Sabredenlerin karşılığını yaptıklarının en güzeliyle Biz muhakkak onlara sunacağız.” Ebcedi 2015 tarihini veriyor, inşaAllah. Mehdiyet’e bakan bir ayet. “Erkek olsun, kadın olsun, bir mümin olarak kim salih bir amelde bulunursa,” samimi bir tavırda bulunursa samimi bir ibadet, samimi bir güzellikte bulunursa, “hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız.” Bakın büyük bir mucizeden bahsediyor Kuran. Şimdi dikkat edin, “Erkek olsun, kadın olsun, bir mümin olarak kim salih bir amelde bulunursa,” yani samimi olarak yaşarsa, İslam’ı, Kuran’ı samimi olarak yaşarsa, sadece bu kadar. Bakın bir mucizeden bahsediyor Allah. “Hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız.” “Zengin, bereketli, bollu, sağlıklı güzel bir hayatla yaşatırız” diyor. “Kim olursa olsun bunu yaparım” diyor Allah. Bu bir mucizedir. Adam diyor ki; “dinle, imanla, MaşaAllah ile inşaAllah ile hayat olmuyor” diyor. Allah ne diyor bak; “kim bir mümin olarak salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız.” Tabii ki müminin amacı Allah rızası için yaşarken para gelsin, pul gelsin, rahat edeyim değil. Ama Allah yolunda samimi olarak her olan insan, bakın dikkat edin söylüyorum, mutlaka zengin, güzel, bereketli, sağlıklı, dinç ve genç bir hayat yaşar. Bakın böyle bir mucize vardır. İnsanların büyük bir bölümünün böyle bir mucizeden haberi yok. Bu nettir, kesin ayettir, açık hükümdür. Ama bak tamamen Allah’a kendini adayacak, sabredecek, hakikaten Allah’a bağlı olacak. “Güzel bir hayatla yaşatırım” diyor Allah. Allah’ın kanunu, mutlaka olur bu. “Ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz.” “Cennette de en güzelini veririm” diyor Allah. Allah onlardan razı olmuş oluyor, inşaAllah. “Öyleyse Kuran okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.”Ben sürekli hani Allah’a sığınırım diyorum ya Kuran’ı, bu Allah’ın emri olduğu için, hatırlatmak için söylüyorum. Muhkem ayet, “Kuran okunduğu zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.” “Gerçek şu ki, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler,” bakın iman ediyor, sonra her şeyiyle Allah’a kendini bırakıyor. İşte hasta mı olur, ölür mü? “Ne olursa olsun ben Sana teslimim” diyor. “Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiçbir zorlayıcı-gücü yoktur.” Baskı yapamıyor şeytan, Müslümanda bir ızdırap, sıkıntı, rahatsızlık oluşmuyor. “Onun zorlayıcı-gücü,” şeytanın zorlayıcı gücü,” şeytan kime etki ediyor. Bakın Allah onu açıklıyor; “ancak onu veli edinenlere,” yani böyle Allah’ı bırakmış, Darwinist, materyalist olmuş, şeytana teslim olmuş. “Onu veli edinenler ve onunla O’na (Allah’a) ortak koşanlar üzerinedir.” Müşriklerin üzerinedir diyor Allah. Müşriklere şeytan musallat oluyor. Bir de Allah’ı inkar etmiş, sapıtmış tiplere, onlara musallat oluyor şeytan. Mesela gördünüz, adam müşrik, sapıtıyor. Allah rezil rüsva ediyor. Ne hallere geldiğini gördünüz.
Bismillah. Nur suresi. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah, göklerin ve yerin nurudur.” Risale-i Nur’un serbest bırakıldığı dönemlerin tarihini veriyor. 1950’li tarihleri veriyor. “Allah, göklerin ve yerin nurudur.” Ama çok manidar Risale-i Nur’un serbest bırakıldığı tarihin yani 1955’ler, 1956’lar, inşaAllah. “Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan” yani bir kandil bulunan, ateş bulunan, “çerağ bulunan bir kandil gibidir.” Bak kandile dikkat çekmiş. “Çerağ bir sırça içerisindedir,” bir cam içerisindedir. Bak ateş, yanan o şey bir cam içerisindedir. “Sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki,” yani pırıl pırıl parlayan bir ampul gibi parlar ki diyor. “Doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; öyle bir ağaç ki neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir.” Bakın elektrik lambası, elektrikle aydınlanan bir olay, ne kadar net anlatılıyor. Bu kandilin enerjisinin özelliği ne biliyor musunuz? Ateş ona dokunmamış, ateş yok. Ateş kullanılmıyor. Ateş kullanılmadan yanıyor bu lamba. İkinci özelliği ne? Cam içerisinde, cam içerisinde bir ateş. Ama ateş dokunmadan yanıyor bu. Bu nedir? Elektrik lambası, çok net. “Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir.” Bu da Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihini veriyor. 1980 tarihini veriyor. Bak, “Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir.” Bu ayet, “Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir.” Tam 1980 tarihini veriyor. “Allah insanlar için örnekler verir. Allah, her şeyi bilendir. (Bu nur,) Allah'ın, onların yüceltilmesine ve isminin zikredilmesine izin verdiği evlerdedir.” Bakın diyor ki ayette; “(Bu nur,) Allah'ın, onların yüceltilmesine ve isminin zikredilmesine,” Allah’ın isminin, Allah’ın tebliğ edilmesi, Kuran’ın tebliğ edilmesi, İslam’ı yayacak her türlü faaliyet; “izin verdiği evlerdedir.” Mesela bu evde böyle bir faaliyet var mı şu an? Var, Allah izin vermiş, yapılıyor. Başka evlerde de var. Müslümanlar var. “Onların içinde sabah akşam O'nu tesbih ederler.” Gece vaktinde de tesbih ederler, sabah da tesbih ederler” diyor Allah.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. Araf Suresi’ni açmışsın. Mekke’de indirilen bu sure 256 ayettir. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Elif, Lam, Mim, Sad.” Bunların şifresini, İnşaAllah ne anlama geldiklerini, İsa Mesih (a.s)’ın zamanında, Hz. Mehdi (a.s)’ın açıklamalarından, İsa Mesih (a.s)’ın açıklamalarından da duyacağız inşaAllah. “(Bu,) Bir Kitap'tır.” Kuran, “bununla uyarman için ve mü'minlere bir öğüt olmak üzere sana indirildi.” Biz Müslümanları ne ile uyarıyoruz? Kuran’la, başka kitaptan bahsediyor mu Allah? Yok, sadece Kuran. Bakın ne diyor? “(Bu,) Bir Kitap'tır.” Bu Kuran bir Kitap’tır, “bununla uyarman için,” başka bir şeyle değil ama “sadece Kuran’la uyarman için “ve müminlere bir öğüt olmak üzere sana indirildi. Öyleyse bundan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.” Yani sıkıntı, fiili sıkıntı yani kalbinde bir ağrı olmasın. Çünkü insan bir şeye üzüldüğünde, daraldığında tansiyonu yükselir, bir şeyler olur, kalbine ağrı girer. Kuran’da ona sürekli dikkat çekiyor Allah. “Rabbinizden size indirilene uyun. Kuran’a uyun, O'ndan başka velilere uymayın.”Yani uydurma, sahtekar hocalara böyle üç kağıtçı, müşrik hocalara değil, Rabbinizden size indirilene uyun.” Kuran’a uyacaksınız. Yani hurafeye uymayacağız. Sahtekar hocaların anlattığı hurafelere uymayacağız. “O’dan başka velilere uymayın. Ne az öğüt alıyorsunuz?” diyor Allah. “Biz nice ülkeleri yıkıma uğrattık.” Bakın hemen arkasından eğer şirk koşarsanız ne olacağını anlamış oluyoruz. “Geceleri uyurlarken ya da gündüzün dinlenirlerken Bizim zorlu azabımız onlara geldi. Zorlu azabımız onlara gelince yakarabildikleri: "Biz gerçekten zulme sapanlardandık" demelerinden başka olmadı.”
Cübbeli’nin en ızdırap duyduğu konulardan birini yapalım. Şu Hz. Mehdi (a.s)’ı müjdelediği konuşmalardan bir tanesini yayınlayın. Bakın Allah nasıl ayağına doladı? En istemediği şeyi Allah ona yaptırıyor. En istemediği şey. Mehdiyet hayatta en şiddetle karşı olduğu konu, İttihad-ı İslam en karşı olduğu konu, Allah onu ona yaptırıyor.
VTR- Cübbeli Hz. Mehdi (as)’ın İslam’ı dünyaya hakim edeceğini anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Sünneti, İslam’ı kaldıracağını söyleyecek” diyor. Medine’deki cahil alim, Hz. Mehdi (a.s)’ın “sünneti terk ettiğini, Ehli sünnet inancı dışına çıktığını, sünnete muhalif hareket ettiğini söyleyecek” diyor. Ve “İslam’ı kaldırdığını ve mürtet olduğunu söyleyecek” diyor. Fakat kim olduğunu bize söylemiyor. Biz de diyoruz ki kardeşim sen alim adamsın, bize anlat. “Ama o devirdeki o bidatı sünnet zannedecek. Sünneti de bidat zannedecek ve Hz. Mehdi (a.s)’a karşı müthiş hezeyanlar savurarak mücadele verecek” diyor. Biz bulamadık yani bayağı bir araştırdık bulamadık. Bulmaya çalışıyoruz. Cübbelinin ilminden de istifade etmek istiyoruz. İnşaAllah söyler.
Yine Mahmut Hocamız’ın yetiştirdiği fakat mübarek ve muhterem olan, derin alim olan Mehmet Talu Hocamız’ı bir dinleyelim bakalım. O ne diyor? Biraz da onun ilminden istifade edelim.
VTR- Mehmet Talu Hocaefendi Hazretleri Ahir Zamanda Olduğumuzu Anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Gerçek alim bu şahıs ve anlattıkları da doğru. Çünkü hadise, sünnete, vicdana, aklına göre ve Allah’ın ona ilham ettiğine göre söylüyor. Doğru olan budur. Ve kimsenin esareti altında değil, kimsenin baskısı altında değil. Bir tek Allah’tan korkuyor. Hiç kimseden çıkarı yok. Sahtekar gazetecilerden çıkarı yok, bazı üçkağıtçılardan çıkarı yok, karanlık güçlerden çıkarı yok. Allah için yaşıyor, Allah’a kendini teslim etmiş halis, muhlis bir Müslüman olduğu için, hakkı ve hakikati vicdanının bütün temizliğiyle, sünnetin, Peygamberimiz (s.a.v)’in hadislerinin açık beyanlarıyla ifade etmiş oluyor. Ve Mahmut Hocamız’ın da, mübareğin de aynı görüşte olduğunu anlıyoruz. Bir konuşması daha vardı Hocamızın. Mahmut Hocaefendi’nin bu konuya da “İnşaAllah” diyerek tasdik getirdiğini belirten bir konuşması. Onu da yayınlayalım.
VTR- Mehmet Talu Hocamız: Hz. Mehdi (as)’ı ben de şahsen göreceğime inanıyorum.
ADNAN OKTAR: Bakın nezaketine, efendiliğine, saygısına, hürmetine bak. Tam tasavvuf terbiyesi almış, tam mürşidinin ruhunu çok güzel aktaran, Muhammedi terbiyeyi en güzel şekilde aksettiren, nezih bir insan. Alim böyle olur değil mi? Sahtekar şaklabanlara bak, bir de bu mübarek insanın tertemiz, efendi, nezih üslubuna bak. Arada dağlar var.
“Değerli Muhammed Adnan Hocam, ailece izliyor ve sizi çok seviyoruz. Sizden dua isteğimiz var.” Evet, beni çok seviyorlarmış. Çok güzel, MaşaAllah. Allah’ı seviyoruz. Allah aşkı, Peygamber ve sizin sevginiz çok şiddetli” diyor. Vildan yazmış. Sevimli Vildan iyi, sen daha detaylı sonra yazarsın. “Özellikle ablam sizin hayranınız, sizin herkesi sevimli bulduğunuz gibi, biz de sizi çok şeker ve sevimli buluyoruz” diyor. “Allah’a hamdolsun ki sizi görmemize, tanımamıza vesile etti. İyi ki varsınız” diyor. Ben de sizleri çok seviyorum. Allah sevginizi daha da artırsın, inşaAllah. İnşaAllah görüşürüz. Dünyada da görüşürüz, ahirette de görüşürüz, İnşaAllah.
“Selamun Aleykum nur yüzlü Hocam, nasılsınız İnşaAllah?” diyor. Elhamdülillah ala külli hal, ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Yüce Rabbim yüzünüzden nurunu eksik etmesin, inşaAllah. Allah sizinle görüşmeyi bize de nasip etsin, inşaAllah. Bizler için dua edin. Hocam dualarınıza ihtiyacımız var.” “Ellerinizden öperim.” Biz de sizlerin ellerinizden öpüyoruz. “Azerbaycan’dan Lamia Muhammed Ali.” Azerbaycan’ın aslanları bunlar maşaAllah.
Ali Kemal Tüfekçi, Muğla. O da bize sevgilerini, muhabbetlerini belirtiyor özetle. Ertuğrul Özcan Ulaş “2012 yılında dünyamız ikinci bir güneşle aydınlanacak diyorlar, bunun aslı var mıdır?” diyor. Yani 2012’deki ikinci güneş Hz. Mehdi (a.s)’dır işte. Mehdiyet ile aydınlanacak inşaAllah.
“Selamun Aleykum Adnan Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Siz gerçek bir alimsiniz.” Ben gerçek bir talebeyim. Ama alimleri çok seviyorum, onlara tabi oluyorum inşaAllah. “Çok bildiğinizden ziyade, bilgilerinizin Yaratan sevgisinden kaynaklanmasından, hakikatleri hep Allah’ın ismiyle görmenizden sizi büyük bir alim olarak görüyorum” diyor. Nakil eden bir kardeşinizim, evet. Yani diyor ki, “Dağdaki çoban sadece bir şey bilse ama Allah sevgisiyle bilse, çok fazla kitap okumuş fakat Allah sevgisi olmayan alimden üstün olur. Bu cümlelerimi yayınlamanızı rica ediyorum. Hayırlı akşamlar” diyor, İstanbul’dan Fatih.
İbrahim Eskici. “Aydınlık bir yerde duran, karanlıkta saklananı görmez. Karanlıkta saklanan ise aydınlıkta duranı görür. Yani görünmek isteyen aydınlığa çıkmak zorundadır. Deccal denen şey karanlıkta saklanan bir kişinin neden beni bir gören yok ki diyerek sızlanmasıdır. Hz. Mehdi (a.s) ay kerametinde gizlidir.” Ne demek istedi acaba? İyi bir şeyler demek istemiş anladığım kadarıyla ama. 2012’de ne olacak? Herkes onu soruyor, bakalım o görüntüler gelsin de göreceğiz inşallah. Buradayız Allah’ın izniyle.
ALTUĞ BERKER: 2011 hareketli olacak demiştiniz. Bütün İslam dünyası ayaklandı Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şuara Suresi, “İnsanların eşyasını değerden düşürüp-eksiltmeyin” diyor Allah“ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın." Anarşi terör çıkartmayın. Mesela bazen insanlar maddi yönden paraya ihtiyacı oluyor, diyor ki, “evimi acil satılığa çıkarttım. Mesela evin değeri, yüz milyar diyelim mesela yüz milyar eski hesapla. Yani yüz bin lira. Ne kadara satarsın diyor. “Acil olunca diyor, çok düşmesi lazım” diyor. “Yirmi bin lira olsun” diyor. Bu zulümdür olmaz yani. Fırsatçılık olmaz. Adam sıkışıp satıyorsa, mutlaka yine hakkıyla almak lazım. Allah ne diyor ayette bakın; “İnsanların eşyasını değerden düşürüp-eksiltmeyin” haramdır. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hayvanlardaki şefkate dair iman hakikati göstermek istiyorum Hocam.
ADNAN OKTAR: Atıf Alyurt. “Selamun Aleykum Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Öncelikle sizi tebrik ediyorum. Çok mükemmel ve güzel olayların içerisinde mücadele veriyorsunuz. Şu anda dile getirmek isterim ki yalnız değilsiniz Hocam. Ancak şunu da söylemek istiyorum; her ne zaman doğrular söylense, o doğruları söyleyen kimseye olmadık iddialarla üzerine gelip onun doğrularını çürütmek isterler. Ancak ne var ki hiçbir zaman başarılı olamazlar. Hele ki o doğrular Rahman’ın ayetleriyse, ancak ne var ki insan yaratılışça zayıf olması sebebiyle bazen çelişkilere düşebiliyor. Buna örnek olarak İbrahim (a.s)’ın kıssasındaki kuş olayı açıklar. Peygamber olmasına rağmen” Evet, kardeşimiz güzel bir şeyler yazmış.
Musa. “Sayın Hocam Programlarınız ve eserlerinizle dünyadaki karanlıkları yok ediyor, herkesi aydınlığa çıkarıyorsunuz.” Yani vesile oluyorsunuz diyor inşaAllah. “MaşaAllah sahip olduğunuz ilim, hikmet, akıl, zeka, feraset, güç, azamet, heybet, güzellik ve burada sayılması mümkün olmayan milyonlarca üstün özellik beni hayretler ve şaşkınlıklar içinde bırakıyor. Çok şiddetli etkiliyor maşaAllah. Yüce Rabbimiz veliler velisi kulunda ne güzel tecelli ediyor.” Veliler velisi, İnşaAllah veli oluruz. Veliler velisi, bence Hz. Ali (r.a)’dır. Velilerin başı inşaAllah. “Kuluna ne güzel tecelli ediyor” diyor. Ama tabii inşaAllah veli olurum. “Sayın Hocam ben Allah’ın Peygamberimiz (s.a.v.)’i, Hz. Mehdi (a.s)’ı ve sizi bütün canımla bütün yüreğimle ve bütün kuvvetimle çok çok seviyorum inşaAllah. Beni sevdiklerimden uzaklaştırmaya kimsenin, hiçbir şeyin Allah’ın izniyle gücü yetmez. Benim Allah’ a, Peygamberimiz (s.a.v.)’e, Hz. Mehdi (a.s)’a olan sevgim, bağlılığım, aşkım her geçen gün artarak güçleniyor inşaAllah. Beni sevdiklerimden ayırmaya çalışanların çabası tam bir ters etki yapıyor inşaAllah. Benim sevdiklerime daha kuvvetle ve aşkla sarılma azmimi, kararlılığımı, şevkimi artırıyor. Rabbime duamı artırıyor inşaAllah. Benim canımdan milyarlarca kez çok sevdiğim büyüğüme rahatsızlık vermeye uğraşan herkesten nefret ediyorum. Evet nefret etmeyelim de, ne yaparız? Dua ederiz ıslah olmaları için, hidayet bulmaları için, düzeltmeye çalışırız. “Çok kuvvetli kin ve öfke duyuyorum.” Yine aynı şekilde. “Bu nefretim de her geçen gün artıyor, onlardan ve onların yaptıklarından de midem bulanıyor” diyor. Küfrün yaptıklarından. “Eğer bu kişiler hidayet bulmayacaklarsa Allah onları helak etsin ve yapmaya çalıştıkları da kendilerine bela olarak geri dönsün. Sayın Hocam ben sizi çok çok seviyorum. Sayın canım Hocam saygılarımı ve hürmetlerimle mübarek nurlu ellerinizden öpüyorum” diyor. MaşaAllah Musa kardeş biz de sizlerin ellerinden öpüyoruz inşaAllah.
Biraz hadis okuyayım. Hem de şöyle sağlam kaynaklardan okuyayım. Ahmet İbn-iHacer-i Mekki, Beklenen Mehdi’nin Alametleri. Bismillah. Herhangi bir sayfa açayım. “Zalimlerden sonra Hz. Mehdi (a.s) gelecek.” Hadis. Zalimlerden sonra. Şu an zalimler teker teker gidiyor mu?
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Değil mi? Bak firavunlar sırayla teker teker gidiyor. Bütün basından, televizyondan, gazetelerden görüyorsunuz. “Zalimlerden sonra Hz. Mehdi (a.s) gelecek” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). “Hz. Mehdi (a.s), Kudüs’e inecek.” Yani Kudüs’e hicret edecek inşaAllah. “Ve millet onun ehlinden gelenlerle, uzun bir müddet yaşayacaktır.” Şimdi herhangi bir sayfa daha açayım, “Onun zamanında (Hz. Mehdi (a.s.)’ın zamanında), yeryüzü içindeki hazineleri dışarıya fırlatacaktır.” Yani madenler, petroller en güzel şekilde halka hizmet yönünde, İslam’a, Hakk’a hizmet yönünde kullanılacak inşaAllah. Resullullah “Efendimiz (s.a.v.)’in bayrağı ile çıkacaktır” diyor. O Topkapı’da biliyorsunuz. “Hz. Mehdi (a.s)’dan önce bir fitne olacak.” Bir evvelki sayfaya geçiyorum. “Hz. Mehdi (a.s)’’ın doğum yeri Medine’dir.” Yani büyük bir şehirde doğacağı belirtiliyor. “Hicret edeceği yer Kudüs’tür. Sakallı olacağı” belirtiliyor. “Dişleri parlaktır” diyor. “Yüzünde bir ben bulunacaktır. Omzunda Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in mührü gibi bir mühür bulunacaktır” diyor. “Peygamberimiz (s.a.v.)’in bayrağı ile çıkacaktır. “Allah onu üç bin melekle destekleyecektir” diyor, görünmeyen üç bin melek. “O melekler, Hz. Mehdi (a.s)'a muhalefet edenin yüzüne vuruyor ve onlara saldıracaktır” diyor, “melekler” diyor. “Esmer ve orta boylu olacaktır Hz. Mehdi (a.s)”. “Huzeyfe (r.a) diyor ki ‘Peygamber Efendimizden işittim” Peygamberimiz (s.a.v)’ ferman ediyor, “Hz. Mehdi (a.s), o hazineleri gemilerden geri alıp, tekrar Beytül Mukaddes'e getirecektir. Yani gemiyle şununla, bununla kaçırılan Müslümanların mallarını geri getirecek” diyor Hz. Mehdi (a.s). Bir evvel ki sayfaya geliyorum. “Zuhuru, Muharrem ayında olacak ve semadan gelen bir nida” yani söylüyor radyolardan, televizyonlardan, gelen bir nida diyor, ‘Bu, Allah'ın halifesi Hz. Mehdi (a.s)'dır, ona uyunuz ve sözünü dinleyiniz' diyecektir. Hatta sarıklı bir şahıstan bahsediyor Peygamber Efendimiz (s.a.v) “sarığın içinde kalmış sarık onu sarmış, sarığın içinden” diyor bu şahıs söylüyor; radyolardan, televizyonlardan olacağı burada anlaşılıyor “semadan gelen bir nida” diyor. “Bu, Allah'ın halifesi Hz. Mehdi (a.s)'dır, ona uyunuz ve sözünü dinleyiniz diyecektir” diyor. “İslam’ın aleyhine söylenecek bir söz bile, ona ağır gelir.” Demek ki İslam’a, mukaddesata Kuran’a yönelik o devirde, hakaretler olacak haşa, o da onlarla mücadele edecek, onlara cevap verecek. Muhtemelen hukuki bir mücadele verecektir. Çünkü devrimizde ancak bu mümkün. Demek ki, itlik yapan, çakallık yapan aşağılık köpeklere, hukukla, hukukun imkanlarıyla karşılık verecek inşaAllah.
Pazar günü Azerbaycan yapılacak konferansımız varmış. Azerbaycan bizim canımız, Azerbaycan gençliği çok farklı olarak özel bir atak içinde, özel bir heyecan içinde, genç kızlar, genç delikanlılar MaşaAllah insanlar büyük bir sevinç ve coşku içindeler. Daha önce meydana felaketlerin, hukuki intikamı mutlaka alınacaktır. Ama hukukla alınacaktır, bundan gönülleri müsterih olsun. Türk İslam Birliği de oluşacak, Azerbaycan bir ilktir, Allah’ın izniyle, ilk gönlümüzdeki ilk sevgilidir, ilk ona bir kavuşacağız, Suriye ve Azerbaycan ilk sıradadır. Azerbaycan gençliği daha da coşsun, daha şevklensin, daha heyecanlansınlar, bu konferansları daha da yaysınlar. Azeriler çok mübarek ve çok temiz insanlardır, hiç bozulmadılar, tertemiz kaldılar. Allah onları muhafaza etti, Allah onları fitneden fücurdan korudu. Asil, necip, mübarek ve muhterem insanlar, inşaAllah Allah’ın izniyle sınırları açacağız, Azerbaycan ile de birleşeceğiz. Artık ay saymaya başladık neredeyse, Allah’ın izniyle. Gönülleri çok müsterih olsun. Konferansta emeği geçen kardeşlerimden de Allah razı olsun, Allah hidayetini, şevklerini, heyecanlarını arttırsın. Allah etkili kılsın, kalplere inşirah versin, ferahlık versin inşaAllah. Bütün Azerbaycan’daki kardeşlerime selam ediyorum, hepsini hürmetle, sevgiyle kucaklıyorum, Allah yollarını açık etsin inşaAllah. Hocalı’’da yapılan katliam, diğer katliamla da sevap kazanmalarına sebep oldu. Allah o olaylar sebebiyleşehitler meydana getirdi. Dolayısıyla şehit kanıyla da sulanmış oldu Azerbaycan. Şehit varsa arkasından hakimiyet vardır. Şehit olan her toprakta bereket, bolluk ve hakimiyet vardır. O şehitler Azerbaycan’ın büyüyüp güçlenmesine, büyük ülke olmasına, bereket kazanmasına, maneviyatla dolmasına, inşaAllah vesile olacaklar. Gönülleri çok rahat olsun, inşaAllah.
SUNUCU: Bizi yarın 22:00’dan itibaren Aba TV, Kocaeli TV, Mavi Karadeniz Radyo, www.HarunYahya.Tv’den takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Bismillah bir ayet daha okuyayım. Meryem Suresi, şeytandan Allah’a sığınırım; “Sonra onların arkasından öyle nesiller türedi ki, namaz (kılma duyarlılığın)ı kaybettiler ve şehvetlerine kapılıp-uydular. Böylece bunlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır.”Namaz kılınmamasının büyük bir suç olduğunu söylüyor Allah. İlk özellikle onu belirtiyor Allah. “ve şehvetlerine kapılıp-uydular.” Şehvet dünyevi her türlü çıkar ve eğlencedir, sırf cinsellik değildir şehvet. Allah için olmayan dünya sevgisi. “Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunanlar (onların dışındadır); işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şeyle zulme uğratılmayacaklar. Adn cennetleri (onlarındır) ki, Rahman (olan Allah, onu) Kendi kullarına gaybtan vadetmiştir. Şüphesiz O'nun va'di yerine gelecektir. Onda ‘boş bir söz’ işitmezler; sadece selam (ı işitirler).” Yani güvenlik. “Sabah akşam, onların rızıkları orda (bulunmakta)dır. O cennet; Biz, kullarımızdan takva sahibi olanları (ona) varisçi kılacağız.” “Cennete varisçi kılacağız” diyor Allah.
ALTUĞ BERKER: Hz. Hızır (a.s)’dan bahsetmiştiniz Hocam. “Özelliğidir, bazen eşya haline de gelebilir, birçok yerde aynı anda da olabilir. Mesela bakarsın buradadır, aynı anda Mısır’dadır, aynı anda Libya’dadır, aynı anda hükümet toplantısının içindedir, aynı anda en gizli belgelerin içindedir” dediniz.
ADNAN OKTAR: Hz. Hızır (a.s) ile ilgili önümüzdeki günlerde daha detaylı bilgi vereceğim, inşaAllah.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları - Video
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...