SUNUCU:‘Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri’ programımıza Tv Kayseri, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR: 5. surenin, 57. ayetinde, şeytandan Allah’a sığınırım, “Ey iman edenler, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi, alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin.” Şartı ne? Dinimizle alay etmesi, oyun etmesi, dine karşı tavır alması durumunda onları dost edinmeyin. Ben zaten dost olmam öyle bir adamla. Ayetin hükmü zaten açık. Çünkü dinime hakaret ediyorsa zaten bana hakaret ediyor demektir adam. Ben oturup ona “ne kadar güzel diyorsun” der miyim? O konuda dost edinmem. Uyarırım onu; yapma terbiyesizlik, aklını başına al; edebini, adabını takın, derin düşün, doğru adam ol” derim, inşaAllah. Ama şartını belirtmiş Allah. Yoksa kendi halinde bir Musevi’ye, kendi halinde bir Hristiyan’a gidip ters bir tavır gösteremeyiz. Yanlışlık yaptıklarında zaten Allah “en güzel bir tavrın dışında onlarla tartışmayın” diyor. Bakın, “en güzel bir tarzın dışında.” Dolayısıyla asma, kesme, doğrama, bunu bırakacaklar. Yahut hakaret, onlar olmaz.
ALTUĞ BERKER: Ben sizin sözünüzü hatırlatacağım, inşaAllah. Libya’daki ay yıldızlı bayrak hakkında şöyle söylediniz; “Tamam, bu bayrak var. Bu bayrak neyi temsil ediyor, bunu söylesinler. Yeniden Osmanlı sistemi mi olacak, Mehdiyet mi olacak, yoksa o sembolik geçmiş bir hatıra mı, onu mu anlatıyor? Yeniden Osmanlı olması mümkün değil ve zaten böyle bir hedef de yok. Kuran bize Osmanlı modelini esas alın demiyor, Asr-ı Saadet’i esas almamızı söylüyor. Dolayısıyla Mehdiyet esastır. Bu bayrağın ifade ettiği anlam; Mehdiyet’tir, Türk-İslam Birliği’dir, İttihad-ı İslam’dır” dediniz, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.Bediüzzaman 5. Şua’da, Şualar 1103. sayfasında; “Eğer şeddeli "mim" dahi şeddeli "lâmlar" gibi bir sayılsa; o vakit bin iki yüz seksen dört (1284) eder. O tarihte Avrupa kâfirleri devlet-i İslâmiyenin nurunu söndürmeye niyet ederek on sene sonra Rusları tahrik edip Rus'un doksan üç (1293) muharebe-i meş'umesiyle âlem-i İslâm’ın parlak nuruna muvakkat bir bulut perde ettiler” diyor. “Bir set çektiler geçici olarak” diyor. Bakın, “o vakit bin iki yüz seksen dört (1284) eder. O tarihte Avrupa kâfirleri devlet-i İslâmiye’nin nurunu söndürmeye niyet ederek,” yani İslam’ın nurunu söndürmeye niyet ederek, “on sene sonra Rusları tahrik edip,” demek ki Ruslar normal duruyormuş, onları teşvik etmişler, tahrik etmişler. Meşhur 93 Harbi, “Ruslar’ın meşhur 93 Harbi’ni başlattılar” diyor. “Fakat bunda Risale-i Nur’un şakirdleri yerinde Mevlâna Hâlid'in (k.s.) şakirdleri o bulut zulümatını dağıttıklarından,” o saldırıyı o zaman onlar önlediler” diyor, Mevlana Halid’in talebeleri. “Bu âyet bu cihette onların başlarına remzen parmak basıyor.” “Ayet onların vaktine işaret ediyor” diyor. “Şimdi hatıra geldi ki; eğer şeddeli "lâmlar" ve "mim" ikişer sayılsa, bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zâtlar ise, Hazret-i Mehdi (a.s)’ın şakirdleri olabilir. Her ne ise.. Bu nurlu âyetin çok nuranî nükteleri var. Kısa kestik” diyor Bediüzzaman. Biz de bu ayeti incelediğimizde ebcedlerinin ahir zamanın çok önemli vakitlerine ve önemli şahıslarına baktığını görüyoruz, inşaAllah.
Çoktan beri Seyyid Salih Özcan Hocamız’ı dinlemedik. Şahs-ı manevicilerin kafasındaki o katılaşmış, gres yağı gibi donmuş kısımları açmak için Hocamız’ın defalarca onların kafasına manevi ameliyat yapması gerekiyor. Hocamız’ın konuşmasını bir daha yayınlayalım.
-VTR- Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin has talebelerinden Seyyid Salih Özcan: Hz. Mehdi (a.s) şahs-ı manevi değil, şahıstır
-VTR- Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin Has Talebelerinden Seyyid Salih Özcan, Hz. Mehdi (a.s)’ın İstanbul’dan Çıkacağını Anlatıyor
ADNAN OKTAR: Şahs-ı manevicilerin beynine balyoz gibi iniyordur. Yerini de söylüyor, “İstanbul’da” diyor ve Hz. Mehdi (a.s)’ı göreceğiz” diyor. Bediüzzaman’ın has talebesi söylüyor bunu, inşaAllah. Nereden kaynak alıyor? Hadislerden, Bediüzzaman’dan. Bediüzzaman’ın açık, sarih ifadelerinden, inşaAllah.
Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri Hocamızın değerli şeyhi, vekillerinden Şeyh Senad Agic Hocamızın konuşmasını dinleyelim.
-VTR- Amerika’da Yaşayan Boşnak Müslümanların Dini Lideri Teoloji Profesörü Şeyh Senad Agic Hazretlerinin Sayın Harun Yahya Hakkındaki Düşünceleri
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hocamız maşaAllah Hz. Mehdi (a.s)’ın gelişini de çok güzel müjdeliyor. Onu da size dinleteceğim. Ama Şeyh Nazım Hocamız’ın gül ağacının nerelere kadar uzandığını da görüyoruz. Çok değerli, çok büyük alimlerden. Mesela bazı devlet başkanları Şeyh Nazım Hocamız’ın müridi, talebesidir, bilinmiyor. Ben biliyorum. Hayret edeceğiniz insanlar, duysanız hayret edersiniz, Şeyh Nazım Hocamızın talebesidir, mürididir. Birçok sultanlar, Ortadoğu’daki birçok lider Şeyh Nazım Hocamız’a bağlıdırlar. Çok fazla böyle halifesi var, maşaAllah. Manevi tasarrufu elhamdülillah müthiş, çok muhteşem. Dua etsinler, Hocamız’ın ömrü uzun olsun, inşaAllah. Allah ona sağlık, sıhhat versin. Neşesini de iyi gördüm, maşaAllah. Güzel gördüm, inşaAllah.
Siz ahir zamanla ilgili bir film var demiştiniz; o filmler güzel, etkili oluyor, bir de ona bakalım.
-VTR- Dünya’yı Her An Vurmaya Hazır Yüzbinlerce Göktaşı Dünya’nın Etrafını Bir Bulut Gibi Sardı
ADNAN OKTAR: İşte biz kardeşlerimizin en iyi anlayacağı şekilde doğru olan, gerçek olan, bilimsel delillerle ispat ederek kıyametin çok yakın olduğunu gösteriyoruz. Bakın 1980 yılına kadar Dünya’nın etrafında çok az taş var ve milyonlarca yıldan beri böyle. Milyonlarca yıldan beri çok çok az taş var, hiçbir şey yok. Ne oluyorsa 1980’den sonra oluyor, Hz. Mehdi (a.s)’ın gelmesiyle oluyor. Yağmur gibi göktaşı Dünya’nın etrafında konuşlanmaya başlıyor, Kıyamete hazırlanmaya başlıyorlar. Allah’ın emriyle hareket ettiklerini gösteriyorlar. “Nice taşlar vardır ki Allah korkusuyla devrilir” diyor ayette. Allah’ın emriyle hareket ettiklerini Allah gösteriyor. Hiçbir sebep yok, milyonlarca yıldan beri çok az göktaşı var Dünya’nın etrafında. Hiçbir hareketlenme de olmamış. Ne oluyorsa 1980’de oluyor ve yıllar geçtikçe muazzam bir tahkimat, muazzam bir taş yığılması oluyor. Ve bu taşları Allah kullanacak, kullanacağı için hazırlıyor. Ayrıca kahverengi cüce Nemesis Dünya’nın kenarına yaklaştırıldı, yanına yaklaştırıldı, göktaşı fırlatan bir yıldız. Bakınca görünmüyor ama aniden göktaşı fırlatıyor ve sürekli dans ediyor. Onun elips tarzında bir yörüngesi var; bir oraya gidiyor, bir oraya gidiyor; bir oraya gidiyor, bir oraya gidiyor. Yeri de tespit edilemiyor. Taş fırlattığında da ani fırlatıyor, birdenbire bakıyorsun göktaşı oluşmuş. Yahut kuyrukluyıldız fırlatıyor bir anda. O yüzden bizim anlattığımız deliller, izahlar Kuran ile de mutabık, ebcedlerle de mutabık, hadislerle de mutabık. Ve fiilen elle tutulur, gözle görülür tarzda net delillerdir. Bediüzzaman da “1545 gibi kıyamet kopacak” diyor. Böyle şahs-ı manevicilerin, şunun, bunun, holdingcilerin kıyameti örtbas etme çalışmaları, ahir zamanı örtbas etme çalışmalarına kimse inanmasın. Kimse de uyuşmasın o etkiyle.
Erbakan Hocamız’ın vefatı, Allah rahmet etsin, yalnız çok tarihi ve önemli bir dönemeç noktasıdır. Müslüman kardeşlerimiz bu dönemden sonra özellikle çok akıllı olsunlar, çok uyanık ve dikkatli olsunlar. Provokasyonlara sakın gelmesinler. Çünkü şimdi detay vermiyorum da, hadiste Peygamberimiz (s.a.v)’in benim gördüğüm Erbakan Hocamız’a işaret eden bir açıklaması var. Fakat Müslümanların da provokasyondan, oyundan kaçınıp, fitneden şiddetle kaçınmaları gerektiğini de ayrıca söylüyorum, inşaAllah. Çünkü Türkiye çok önemli, bütün mesele Türkiye’de. Türkiye’de bir şey olmaz. Tedbir. Tedbire uymak da sünnettir. Kuran’ın emri, değil mi? Sebebe sarılacağız, tedbirli olacak kardeşlerimiz, inşaAllah. Her türlü provokasyondan kaçınacaklar, özenle buna dikkat edecekler, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Ben Pınar Dilmen.” Bir rahatsızlığı var benim güzelimin, benim canımın. O benim canımın içi. “Eğer isterseniz onları da gönderebilirim” diyor. tamam, ben şimdi doktor kardeşlerimize bunları vereceğim. “Hocam sizi çok seviyorum, gelmek istiyorum, sizi görmek istiyorum” diyor. Tamam, gel.
“Hz. Mehdi (a.s) çıktı mı, Türk mü? "Hz. Mehdi (a.s)’ı arayıp bulun" diyorsunuz. Bulduysanız anlatın bize. Biz de tabi olalım. Kimdir, nerededir, nasıl biridir? Lütfen açıklama yapın, biz de tabi olalım, madem ki biliyorsunuz. "Hz. Mehdi (a.s) ümmi" dediniz biraz önce, ümmi birisi nasıl olur da insanoğlunu aydınlatacak? Bunu açıklayın lütfen” diyor. Peygamberimiz (s.a.v) nasıl ümmiyken insanoğlunu aydınlattıysa; sadece Kuran vardı Peygamberimiz (s.a.v)’in elinde ve ümmiydi. Sadece ezberlemişti Kuran’ı. Hafızdı Peygamber Efendimiz (s.a.v). Sadece Kuran vardı. Ümmi olarak insanları aydınlattığına göre Mehdi (a.s) da aynı güce sahip, Allah’ın dilemesiyle, inşaAllah. Bence samimi olursan çok güzel anlarsın, fark edilir, nasıl anlaşılmaz? Mesela ben Erbakan Hocam’ı nasıl fark ettim? Gayet güzel fark ediliyormuş. Mücahit bir insan, dava adamı fark ediliyormuş. Fark ettim. Şeyh Nazım Hocam’ı nasıl fark ettim? Dürüst, efendi bir insan fark ediliyor muymuş? Güzel insan fark ediliyor muymuş? Çok fazla şeyh efendi var, niye ben onu fark ediyorum koskoca dünyada? Demek ki imanın nuruyla ve samimi bakılınca görülüyormuş? Bediüzzaman’ı nasıl fark ettim? O kadar aleyhinde propaganda var, o kadar aleyhinde konuşuluyor, buna rağmen, değil mi? Bizim devrimizde öyleydi özellikle. Nur talebelerinden bayağı insanlar çekinirdi, 71’lerde falan. Gizliydi. Gizli galibane mücadele yapıyorlardı. Şimdi açık galibane. Ben onları nasıl fark ettiysem sen de Hz. Mehdi (a.s)’ı öyle fark edersin. Eğer istersen, samimi olarak gayret edersen inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s)’ı fark edemiyorsan, Hz. Mehdi (a.s) misali insanları fark edersin. İlla Hz. Mehdi (a.s)’ı fark etmem şart değil. Talebelerini fark edersin, öncülerini fark edersin.Ben mesela öncüsüyüm, beni fark etmişsin. Demek ki Hz. Mehdi (a.s)’ı da fark edecek gücün varmış. Berker Hocamı fark ediyorsun, Bediüzzaman’ı fark ediyorsun, Seyyid Salih Özcan Hocamız’ı fark ediyorsun. Biz nasıl fark ettik Seyyid Salih Özcan Hocam’ı? Evine koymuşlar mübareği, kimse de ilgilenmiyor. Ama ben fark ettim. Nasıl fark ediliyormuş demek ki imanın nuruyla, oluyormuş demek ki, değil mi? Elinden, yüzünden nur akıyor ama işine gelmeyenler fark edemiyorlar, fark edemezler de. Mesela Şeyh Nazım Hocamız’ı gaflet gözüyle bakan fark edemez. Ama iman gözüyle, mana gözüyle bakan nasıl güzel fark ediyor, nasıl aşkla seviyorlar?
“Selamun Aleykum Hocam. Yayınlarınızı dikkatle takip ediyorum, aydınlattığınız tüm konulardan çok faydalandım.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Sizden hepinizden Allah razı olsun. Sizden daha detaylı öğrenmek istediklerim var. Lütfen yanıtlar mısınız?” Çok sevimli, uzun uzun rüyasını da anlatmış. Rüyan çok güzel; hayra alamet, güzelliğe alamet, inşaAllah.
“Allah’ın adıyla, değerli canlar, önce selam eder,” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu, “hürmetlerimi sunarım. İnşaAllah, çok saygı duyduğum pirim, bu önemli notu lütfeder okur, rica ediyoruz aynı gün bu önemli mailimiz okunsun. Sizi ancak bu vakitte canlı izleyebiliyoruz, inşaAllah.” Bu güzel kardeşimiz, can kardeşimiz Hz. Ali (r.a) sevgisiyle sarhoş olmuş, maşaAllah. Biz de canımız gibi seviyoruz. Benim dedem zaten Hz. Ali (r.a). Hz. Ali (r.a)’ı sevmek iman alametidir, takva alametidir. Aşk alametidir. Allah’a aşık olan Hz. Ali (r.a)’ı da sever. Resulullah (s.a.v)’i sever hepsinin üzerinde. Bütün Alevilere, hepsine selam. Hepsini çok seviyoruz, Allah hepsine hidayet nasip etsin, inşaAllah.
“Hocam biz New York’ta yaşayan master öğrencileriyiz. Programınızı takip etmeye çalışıyoruz. Az önce sitenizi açtık. Kendi aramızda Erbakan Hoca’nın ölümünü tartıştık” Şehitliğini derseniz daha güzel çünkü ölümden bana bahsetmesinler, Hocamız ölmedi şehit oldu. Hastanede daha hala cihat halinde, fotoğrafları var. Hastanede masaya oturmuş, kurmayları orada, onlara hala talimat veriyor. Buna ne derler? Cihat. Cihat halinde Allah’a ruhunu teslim edene ne denir? Şehit. “Sizce bu şehadet nasıl anlaşılmalı?” diyor. “Erbakan Hocamızın bazı taraftarları Erbakan Hocamızı Hz. Mehdi (a.s) olarak görüyorlardı. Böyle bir şey mümkün mü?” Tabii ki Mehdi’dir Erbakan Hocam. Hem de Mehdi’nin hasıdır. Ahir zaman Mehdilerinden, büyük Mehdilerinden birisidir. “Sevgiyle selamımızı sunarız. Duanızı eksik etmeyin, inşaAllah. Özhan.” New York’tan yazıyor. Doğru. Erbakan Hocamız Mehdi değilse başka nasıl olur Mehdi? Öyle olur Mehdi. Ahir zamanın Mehdilerindendir. Nasıl Bediüzzaman Mehdiyse, aynı şekilde Şeyh Nazım Hocamız nasıl bir Mehdiyse, o da bir Mehdi’dir, inşaAllah.
“Sayın Muhammed Adnan Hocam. Nefis tezkiyesinde ve kalp tasfiyesinde ölen bir mücahit şehit mertebesinde olur mu? Allah razı olsun. Başımız sağolsun. Zorlu Mutlutürk.” Dünya şehidi olur. Ama hocamız halis, hakiki şehit oldu, inşaAllah. Çünkü göğüs göğüse bir mücadele yapıyordu, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Sizin sözünüzü hatırlatıyorum Hocam; “"Arap’ın ışığı aydınlanmaya başladı" diyorlar. Arap güneşi değil, İslam’ın güneşi doğuyor. İslam güneşi vardır. Tüm insanları kaplayacak bir güneştir. Bediüzzaman’ın yıllar önce Şam’da Emevi Camii’nde belirttiği güneştir bu. Sıkıyönetimler kalkıyor, demokrasi geliyor. "Demokrasi geldikçe, Mehdiyet’in kapısı açılacak ve Hz. Mehdi (a.s) zuhur edecek" diyor. "30 yıl, 40 yıl ve yarım asır sonra başlayacak" diyor. Ve tam söylediği şekilde, tam söylediği tarihte olaylar gelişiyor” dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Arap’ın güneşi doğmaya başladı” diyor. Bir kere orada çok yanlış. İslam güneşi demesi lazım, bir. Onu kasten diyorlar. Sanki ayrı ayrı, parça parça, “parça ayırıcılar” diyor ya Allah ayette, parça ayırıcı üslubu. Arap’ın güneşi doğdu diye düşünelim, senin dediğin gibi olsa, farz edelim diyorum, ne güneşi bu? Ne yani, doğan ne? İttihad-ı İslam mı? Zaten istemiyorsun sen İttihad-ı İslam’ı. Bir adamın devrilmesi nasıl güneş oluyor? Bir zalimin gitmesi? Bir zalim gider, bir başka zalim gelir, ne alakası var. İttihad-ı İslam olmadıktan sonra zulüm mutlaka devam edecektir. Böyle demagojiyle Müslümanların hiç vaktini almasınlar. İttihad-ı İslam esastır, Türk-İslam Birliği. Türklerin liderliğinde güzel, mübarek, kutlu bir kardeşlik ruhu hakim olur. Türk-İslam Birliği oluşur. Adalet, huzur, güven bütün dünyaya hakim olur. Buna güneş denir. Öbür türlü güneş olmaz. Bir de ‘Arap’ın güneşi’ diye yeni yeni açıklamalara gerek yok. Dürüst olsunlar. Bediüzzaman’ın ifadesini bölmüşler. Bediüzzaman başlangıçta İslam’ın saadet güneşinden bahsediyor. Onu niye yutuyorsun, onu niye çıkarıyorsun? “Bahusus” diyor, “Osmanlı’nın” diyor. Bu bahusus Türk’ün, Laz’ın, Çerkez’in, bütün kavimlerin saadet güneşidir. Ama sen orada Bediüzzaman’ın asıl dediğini kaldırmışsın. “İslam aleminin saadet güneşi” diyor. Onu niye çıkarıyorsun? “Arapların saadet güneşi doğuyor.” Olmaz. Bak, ne diyor Bediüzzaman?“Evet, ben kendi hesabıma aldığım dersime binaen: Ey İslâm cemaati! Müjde veriyorum ki:” bütün Müslümanlara hitap ediyor. Burada Arap, Kürt, Laz, Çerkez, Türk diyor mu Bediüzzaman? Demiyor. Şimdiki âlem-i İslâm'ın saadet-i dünyeviyesi,” şimdiki, bütün İslam aleminin saadet-i dünyeviyesi, “bahusus Osmanlı’nın,” ondan sonra diğer olaylara geçiyor. Osmanlı’yı da ayrı zikrediyor. Osmanlı’dan niye bahsetmiyorsun o zaman? Demek ki hiçbiri esas değil. Asıl olan ne? Ey İslam cemaati diyor, hitabet oraya, İslam cemaatine Arap cemaati demiyor. İnşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınırım, Şuara Suresi, 5; “Onlara Rahman (olan Allah)’dan yeni bir uyarı geldiğinde, hiç tartışmasız ondan yüz çevirirler.” İstediğin kadar İttihad-ı İslam’dan bahset, istediğin kadar İslam’ın güneşinin doğuşundan bahset, “yüz çevirirler” diyor Allah. “Gerçekten yalanladılar; fakat, alay konusu yaptıkları,” mesela Hz. İsa (a.s)’ın çıkışı, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışı, İttihad-ı İslam, “alay konusu yaptıkları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir” diyor Allah. Yani “gerçeği pek yakında görecekler” diyor. “Hani senin Rabbin, Musa'ya seslenmişti: "Zulmetmekte olan kavme git;"” o devrin Mehdisine Allah diyor ki; “zulmetmekte olan kavme git.” Yani “deccal ordusuna karşı git,” “deccale karşı git.” “Firavun'un,” deccalin, “kavmine, hala sakınmıyorlar mı?” diyor Allah. Mehdi diyor ki, Hz. Musa (a.s); “Rabbim, gerçekten beni yalanlamalarından korkuyorum. Göğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor; bundan dolayı Harun'a da (elçilik görevini bildirmesi için Cibril'i) gönder.” “Kardeşim Harun”diyor, inşaAllah. “Dedi ki: "Rabbim gerçekten beni yalanlamalarından korkuyorum."” Hz. Mehdi (a.s) da yalanlanacak mı? Yalanlanacak. Cübbeli de söylüyor, “yalanlanacak Hz. Mehdi (a.s)” diyor. “Göğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor.” Çok heyecanlı, çok coşkulu bir Peygamber olduğu için o heyecandan göğsü sıkışıyor, yani kalbinde bir sıkışma meydana geliyor. Muhtemelen tansiyonu yükseliyor, çarpıntı meydana geliyor. “Dilim dönmüyor.” Heyecanlanınca da insanın konuşma kabiliyeti biraz dumura uğrar. Hz. Mehdi (a.s)’ın dilinde de zaman zaman durgunluklar olacaktır. Yani tutulmalar. Kelimeleri bazen çıkaramayacak ağzından, tutulup çıkmayacak. “Bundan dolayı Harun'a da (elçilik görevini bildirmesi için Cibril'i) gönder. Üstelik, onların bana karşı (davasını savunacakları bir cinayet) suçu(m) var; bundan dolayı beni öldürmelerinden korkuyorum.” Beni şehit edebilirler diyor. “(Allah:) "Hayır," dedi. "İkiniz de ayetlerimle gidin, şüphesiz sizinle birlikteyiz (ve) işitmekteyiz."” “Hepsini Ben işitiyorum, görüyorum” diyor Allah. Şu anda da Allah bizi görüyor. Konuşmalarımızı da duyuyor. Çünkü konuşmalarımızı da zaten Allah yaratıyor. Ne konuşuyorsak Allah yaratıyor. “Gecikmeksizin Firavun'a giderek deyin ki:” Cübbeli ne diyor? “570 sene bekleyin” diyor. Osman Ünlü ne diyor? “Bin yıl bekleyin” diyor. Allah ne diyor, bak; “gecikmeksizin” diyor. Acil. Deccal çıktıysa gecikme olmaz zaten. “Gecikmeksizin Firavun'a,” deccale, “giderek deyin ki: "Gerçekten biz, alemlerin Rabbinin elçisiyiz."” “Allah bizi Mehdi olarak gönderdi, hidayet elçisiyiz” diyorlar, inşaAllah.“İsrailoğulları'nı bizimle birlikte göndermen için (sana geldik).”“Bırak bizleri” diyorlar, “Müslümanları bırak. Rahat edelim.” “(Gittiler ve Firavun:) Dedi ki:” deccal diyor ki; “Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi?” Daha küçükken biz seni yetiştirip büyütmedik mi diyor. Hz. Mehdi (a.s) da aynı şekilde büyük bir şehirde yetişecektir. “Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?” Onu başına kakıyor kendi kafasınca, aptal olduğu için deccal. Mehdiler hep deccallerle içiçe olmuşlar, görüyor musunuz? Deccallere çok yakın yaşamışlar. “Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi? Ve sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen nankörlerdensin.” Ona iftira ediyor, hakaret ediyor. “(Musa) Dedi ki: "Ben onu yaptığım zaman şaşkınlardandım."” “Boş bulundun yaptım, kasten yapmadım” diyor. “Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım; sonra Rabbim bana hüküm (ve hikmet) verdi ve beni gönderilen (elçilerden) kıldı.” “Beni Mehdi kıldı, beni tebliğci kıldı” diyor, inşaAllah. “Bana karşı lütuf-dediğin nimet de, İsrailoğulları'nı köle kılmandan dolayıdır.” Yani “bana lütuf gibi gösterdiğin, nimet gibi gösterdiğin, başıma kaktığın olay da İsrailoğulları’nı köle olarak aldın” diyor, “köle olarak kullanıyorsun, bundan dolayı” diyor. “Firavun dedi ki: "Alemlerin Rabbi nedir?"” Sürekli Allah’tan bahsedince, “nedir alemlerin Rabbi?” diyor. “Dedi ki: "Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında olan her şeyin Rabbidir. Eğer 'kesin bilgiyle inanıyorsanız' (böyledir)."” “Senin inancın yanlış” diyor, o zaman o Darwinist-materyalist düşünceyi savunuyor, evrimi savunuyor. “Yanlış senin inancın, her şeyi Allah yaratır” diyor. Firavun, “çevresindekilere dedi ki: "İşitiyor musunuz?"” Züppelik olsun diye yapıyor. Halk arasında var ya; “duydun mu?” falan derler ya böyle. “(Musa:) Dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, geçmişteki atalarınızın da Rabbidir."” Bizimkiler diyor ya, “Kabataş Çağı’nda adamlar var, Yontmataş Çağı’nda adamlar var” diyor. Sanki o devirde kendisi de onlarla beraber taş yontmuş gibi, nereden biliyorsun? Direkt atıyorsun. 32 bin yıllık resimlere bakıyoruz, muhteşem. Gel bir tanesini yap da göreyim seni. O boyayı sen bir elde et, resmi yap, ben sana istediğin kadar para vereceğim. Ama boyacı dükkanına falan gitmeyecek. Kıra, araziye götüreceğiz, oradaki o boyayı elde edecek ve o resimleri yapacak. Bir on trilyon da ona veriyorum. Gitsin yapsın. Yapamaz. Çünkü orada kullanılan teknik malzeme şu anki bilimle ancak elde edilebilen malzeme ve 32 bin yıldan beri boya solmamış, öyle bir boya kullanmış adamlar. Şimdi duran gazeteler falan oluyor, yazılar oluyor müzelerde falan, “aman flaş falan çakmayın, boyası gidiyor” diyorlar. Işık kullandırtılmıyor. Başka bir yerde, kapalı bir yerde olsa da durmuyor zaten, okside olur, kaybolur. Bak, adamların yaptığı resimler 32 bin yıldan beri olduğu gibi duruyor. Ve nefis. Adam gölge tekniği kullanarak, üç boyut tekniği kullanarak yapmış resmi. Akademide imtihana girse, birinci olur adam, inşaAllah. “(Firavun) dedi ki: "Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım."” Deccaliyet, kendi resmi ideolojisi var, ideolojisi olmadığında hukuku işletir, adamı hapse atarlar. İllaki deccalin fikrini, deccalin düşüncesini savunacaksın. Yoksa hapis. En hafifi. “(Musa) Dedi ki: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"” net delil getirsem de mi? Yine de firavunda bir demokrasi anlayışı var. Şimdiki firavunlarda o da yok. “(Firavun) Dedi ki: "Eğer doğru sözlü isen, onu getir."” “Getir delili, göreyim” diyor.“Bunun üzerine asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça bir ejderha oldu. Elini de çekip çıkardı,” böyle göğsünün içine sokuyor, “bir de (ne görsün) o, bakanlar için 'parlayıp aydınlanmış'. (Firavun,) Çevresindeki önde gelenlere: "Bu” dedi, "Doğrusu bilgin bir büyücüdür."” Başka açıklaması yok, büyücü bu diyor, o harikayı görünce. “Büyüsüyle sizi yurdunuzdan sürüp çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?” Hemen vatan haini göstermeye çalışıyor. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün kullandığı yöntemler.
Şuara Suresi, 4; “Dilersek, onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz” diyor Allah. 2022 tarihini veriyor. Belki de Hz. İsa (a.s)’ın zuhuruna, görünmesine bakıyor, inşaAllah.
-VTR- Hz. Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alametleri, Fırat’ın Suyunun Kesilmesi
-VTR -(Mert kardeşimiz diyor ki; “Hocam Fırat’ın suyu kesildi ama rivayette altından bir dağ çıkacağı da belirtiliyor. Bu nerde?” diyor. Fırat’ın suyu kesiliyor, su kesildiğinde normalde felaket getirir. Tarım olmaz, hayvancılık olmaz. Fırat’ın suyu kesildi ama oluk gibi, altın karşılığı –o zamanın para birimi altın- muazzam servet elde edildi. Elektrik, sulama, hayvancılık bölgede muazzam yayılmış oldu. Felaket getiren bir su kesilmesi değil, burada Peygamberimiz (s.a.v)’in vurgulamak istediği bu. Altından bir dağ çıkacak. Yani muazzam gelir getirecek, size felaket getirmeyecek. Para getirecek, gelir getirecek, imkan getirecek. Müteşabihtir, bu anlamda. Yoksa gerçekten altın yatağı da çıktı altında. Fırat’ın zemininde bir altın yatağı çıktı. Ama asıl anlamı, böyle konik koskoca bir dağ anlamında değildir. Konik bir dağ onun altında yatıyor anlamında değil. Bu su kesilmesi tahribat ve fakirlik getirmeyecek, zenginlik ve bereket, mutluluk getirecek, bu anlamdadır. “Bir de orada kan akmasından bahsediyor hadislerde” diyor. oradaki bölgeye bakıyoruz, Fırat ve Irak bölgesi. Terör bir yandan, PKK terörü; Irak’ta Amerika’nın akıttığı kanlara, Saddam’ın akıttığı kanlara baktığımızda bölgenin bir kan yatağına döndüğünü görüyoruz. Peygamberimiz (s.a.v)’in hadisinin o yönden de doğru olduğunu görüyoruz. Başka bölgede kan yok. o bölgede kan yoğunlaşmış. Orada kan yoğunlaşmasına Peygamberimiz (s.a.v) dikkat çekiyor. Müteşabih yönü budur, açılımı budur.)
ADNAN OKTAR: M. Barış isimli kardeşimiz; “Hocam, çok sayıda Mehdi mi gelecek? Erbakan Hocamız, Said Nursi ve diğer müceddidler Mehdi midir?” diyor. Doğru, o şekilde. Hatta ahir zamanda Peygamber Efendimiz (s.a.v);“Velid b. Müslim'den, o da bir başkasından nakletmiştir ki,” üç Mehdi’den bahsediyor, “Mehdi'ler üç tanedir: Mehdiyyül Hayr, Mehdiyyüddem, Mehdiyüddin. O Mehdiyyüddem, işte asıl Mehdi budur. O, kanları dindiren hakiki Mehdi, Mehdiyyüddem. Beklenen Mehdi budur. Bütün dünyada, binlerce seneden beri, Hz. Adem (a.s)’dan beri kastedilen Mehdi, Mehdiyyüddem’dir. Kanları durduran Mehdi. Mehdiyüddin, Hz. İsa (a.s)’dır. Mesela Mehdiyyül Hayr, demek ki bir de hayır yapan Mehdiler var. Onun için çok Mehdiler gelecektir ama kastedilen asıl büyük Mehdi Mehdiyüddem’dir. Bediüzzaman’ın da söylediği, en büyük Mehdi denilen, çeşitli kaya yazmalarında, Tevrat’ta, İncil’de bahsi geçen, Peygamber suhuflarında da geçen, hatta Maya yazıtlarında da ismi geçen kişi, hatta Budist kaynaklarda da ismi geçen kişi asıl Büyük Mehdi’dir, ahir zamanda gelecek. Gelmiş geçmiş en büyük velidir. Fakat muhtelif Mehdiler vardır, muhtelif deccaller olduğu gibi. Çünkü “çok fazla deccal gelecek” diyor Peygamberimiz (s.a.v) ama bir tanesi çok büyük deccal, en büyük deccaldır. Süfyan da bir deccaldir, başka deccaller de vardır, otuzun üzerinde. Hatta aralarında kadınların da bulunduğu deccaller var. Nasıl deccaller çoksa Mehdiler de çoktur. Ama asıl mesih deccal en büyük deccalse, asıl Büyük Mehdi de kastedilen Hz. Mehdi (a.s)’dır, inşaAllah.
“Değerli Muhammed Adnan Hocam. Allah’ın selamı üzerinize olsun.”Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Hocam, evrimcilere karşı sizin önemle üzerinde durduğunuz protein konusunu açmak onları içinden çıkılmaz bir duruma sokuyor.” İçinden çıkılmaz bir duruma sokmuyor, Kayseri pestili gibi dümdüz gidiyorlar. Biter, tek sıkıyorsun, bitirir işi. Beynini dağıtıyorsun küfrün, deccaliyetin. “Ve bir daha tartışma ortamı oluşmadan konu kapanıyor.” MaşaAllah, doğru. “Hocam, altın oran konusu için de bu tür bir yaklaşım tavsiye eder misiniz?” ikinci mermiye gerek yok, tek kurşunda iner o, inşaAllah. Nur kurşunu bu, inşaAllah. Vurdun mu kafasından, o iner aşağı. Ama altın oranla takviye edebilirsin. Mesela fosillerle takviye edebilirsin, 350 milyon fosille takviye edersin, o ayrı. Adam proteinle çöktü mü yeterli. İkinci manevi yumruğa gerek yok, inşaAllah. Ama bilgilenmek istiyorlarsa olur.
“Selamun Aleykum Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Bu dünyada inanılmaz lüks içinde yaşayan milyarderlerden cennete gidenler oradaki nimetlerden düşük gelirli bir insana göre daha mı az zevk alacak? Çünkü dünyada nefsini kat kat fazla doyurmuş olarak gideceğinden, oradakileri daha normal karşılayabilir mi acaba? Oradaki inanılmaz rahatlığı hissetmenin yolu dünyadan bazı veya birçok nimetten kendimizi eksilterek mi elde edilmelidir? Bu iki farklı yaşama sahip insan arasındaki hüküm nasıl olabilir?” diyor.Dünyanın her tarafında imkan olsa ne olur? En güzel kıyafet bile olsa cennet kıyafetinin yanında çul gibi kalır. Öyle bir şey olmaz, yani dünyevi. Peygamberlerin kıyafetlerini tenzih ediyorum. En güzel yiyecek bile, hiçbir önemi yoktur. Dünyada bir şey yok. Dünyada zevkler içinde ne oluyor adama? Yiyor, içiyor, şişiyor adamlar, kolesterolleri yükseliyor, hasta oluyorlar, başka bir şey olduğu yok. Öyle dünyada bir mutluluk yoktur. “En güzel kadını aldı” diyorlar, “dehşetli böyle.” Nedir en güzel kadın dediğin? Ağzını yıkamasa ne hale gelir, kulağını yıkamasa ne hale gelir, saçını yıkamasa ne hale gelir, değil mi? Her türlü vücut ihtiyaçlarını, her gün görüyor aczini, zavallılığını her gün görüyor. Nihayet etten kemikten oluşmuş bir şey. Derisinin bir milim altı kan. Bağırsakları var. Allah’ın gariban bir kulu, yani onu gözde büyütecek, onu olağanüstü görecek bir şey yok. Zavallıdır insan. Dolayısıyla “çok büyük bir zevke duçar oldu,” öyle bir şey yok. En büyük zevk Allah’ın rızasıdır. Allah’ın rızasını kazanan insan en büyük zevki kazanmıştır, inşaAllah. Ama çile çekenler tabii daha çok sevap kazanacaklardır; bu açık, belli. Zorluğa girenler, fakir olanlar daha çok kazanırlar, inşaAllah sevabı.
ALTUĞ BERKER:Şöyle söylediniz; Türkiye’de, İslam aleminde Mehdiyet önce flu bir bilgiydi insanlar tarafından. Şimdi biz anlattıktan sonra o flu bilgi ortadan kalktı, gittikçe gücü artmaya başladı. Bir de baktılar ki mantık olarak, akıl olarak, vicdan olarak inkar edilecek gibi değil. Mehdiyet gittikçe gelişiyor. İmkanları da yaratıyor. Mesela bilgisayar gerekiyorsa bilgisayar yaratıyor, internet gerekiyorsa internet yaratıyor, televizyon gerekiyorsa televizyon yaratıyor. Mehdiyet ile ilgili bilgiler varsa hepsini Allah koyuyor. Mesela Darwinizmi yaratıyor ama Darwinizmi çok rahat boğacak sistemi de yaratıyor Allah” dediniz, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. İslam alemindeki bu olaylar, 2011’de, çok hayati bir konudur. Erbakan Hocamız’ın şehadeti de çok önemli bir dönemeç noktasıdır. Çok önemli bir vakadır ve hadislerde de belirtilmiş bir husus, inşaAllah. Türkiye en kilit ülke olduğu için dünyanın ağabeyidir Türkiye. Bütün dünyanın ağabeyidir, bütün dünyanın anasıdır Türkiye. Türkiye en olgun, en nezih, en tutarlı, en dengeli olan yer olacaktır. Benim milletim de çileyle pişmiş çok muhterem bir millettir. Çok sevgi dolu bir millettir, çok aklı başında, makul bir millettir. Öyle feverana, olaya pek yaklaşmaz. Hak feveran ayrı, cahili feverana yaklaşmaz, inşaAllah.
Diyor ki Bediüzzaman, 14. Şua, 690, Şualar’da; “Gerçi her asırda hidayet edici bir nevi Mehdi ve müceddid geliyor veya gelmiş.” Her asırda gelmiş Mehdiler. “Fakat her biri üç vazifeden birisini bir cihette yapması itibariyle,” üç vazifeden, ya siyaset aleminde gelmişler, ya Bediüzzaman gibi diyanet aleminde yahut Erbakan Hocamız gibi siyaset aleminde, “fakat her biri üç vazifelerden birisini bir cihette yapması itibariyle, âhir zamanın Büyük Mehdisi ünvanını almamışlar” diyor. Mesela Erbakan Hocam siyaset Mehdisi’dir. Bediüzzaman diyanet Mehdisi. Mehdi-i Abbasi siyaset Mehdisi’dir. İmam Rabbani, Abdulkadir Geylani diyanet Mehdileridir. Saltanat Mehdileri gelmiştir Osmanlı döneminde. “Ama hiçbirisi ahir zamanın büyük Mehdisi ünvanını almamışlardır” diyor.
-VTR- Amerika’da Yaşayan Boşnak Müslümanların Dini Lideri Teoloji Profesörü Şeyh Senad Agic Diyor ki: Hz. Mehdi (a.s) Kesin Gelecek, İnşaAllah
ADNAN OKTAR: Bakın Allah bu kadar çok Mehdi (as)’ı duyuruyorsa; İslam tarihinde bir Peygamberimiz (sav) zamanında Mehdiyetten bahsedilmiştir bu kadar yoğun, bir de ahir zamanda şimdi, yani İslam tarihinde hiç görülmemiştir bu kadar çok Mehdiyet’ten bahsedildiği ve gündem olduğu. Allah gündem yapıyor, Allah gündemde tutuyor.
“Selamun Aleykum Kıymetli Adnan Oktar Hocam. Sizleri Doğu Türkistan Uygur Türkleri’nin selamını ve dualarını iletiyorum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Sizlere karşı büyük bir saygım, sevgim ve muhabbetim var kıymetli Hocam. Nedenini insanlar da bilmeli. Herhangi bir menfaat gözetmeksizin insanlık alemi, İslam alemi ve Türk-İslam aleminin durumlarına yapılması, yerine getirilmesi gereken sorumluluk duygularıyla insanlara tebliğ ediyorsunuz. Özellikle Doğu Türkistan Uygur Türklerine karşı olan yakın alakanız, bizlerin yurdundan sürgün edilen, sürülen Uygur Türklerini yalnız olmadığı konusunda hem teselli ediyor, hem teskin ediyor, hem ümidimizin var olduğunu siz gibi değerli insanlar vesilesiyle bizlere de gösteriyor. Hemen her yayınınızı görsel ve işitsel olarak izlemekten haz alıyor, sizlere imreniyorum. Allah (c.c) sizi kendi el-emanında (yed-i emanında) muhafaza etsin, muvaffakiyet nasip etsin. Sizi yakinen tanımayı arzu ediyorum. Allah nasip ederse sizi İstanbul’da müsait olduğunuz ve müsaade ettiğiniz bir zamanda ziyarete gelip tanımak istiyorum. Madem dua ile yer ve gökyüzünü, ikisi arasındakini direksiz tutan, yaşatan Allah aşkına dualarımızı sunuyorum. Kardeşiniz Esseyyid Abdulkadir Tümtürk, Kayseri, Türkiye.” Bu şanlı seyyidimizi bekliyoruz. İnşaAllah, misafirimiz olur, şeref duyarız. Lütuf, kerem buyurur, hoşumuza gider, güzel olur, inşaAllah.
“Hocam, öncelikle başımız sağolsun” diyor. İnşaAllah. “Birinci olarak Kuran-ı Kerim’de olan tarihi şahısların ahir zamandaki şahıslarla bağlantısı nasıl olur?” diyor. “İkinci olarak bu konuda Hz. Zülkarneyn ve Hz. Hızır (a.s) (yeşil zat, the green one) hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? Allah razı olsun, Mehmet.” Kuran bir konuyu öyle hikaye olsun diye anlatmaz. Olacak olan olayları anlatıyor. O zaman Zülkarneyn Müslümanları niçin ilgilendirsin ki? İlgilendirdiği için, yaşanacağı için anlatıyor. Süleyman kıssası niçin anlatılıyor? O çağ, onun bir benzeri yaşanacağı için anlatılıyor. Zülkarneyn de, Yusuf kıssası da ona benzer olaylar yaşanacağı için, tecrübe olsun diye bize anlatılıyor zaten. “Onlar böyle yaşamıştı, siz de bunları yaşıyorsunuz, benzerlerini yaşıyorsunuz, aynı tecrübeyi bilin, ona göre hareket edin.” Anlamı budur, bir yönü. Birçok hikmeti var, bir hikmeti de bu. Hz. Hızır (a.s) şu an görevde, İslam aleminin her yerinde görevde. Amerika’da da görevde, her yerde görevine devam ediyor.
-VTR- Ahir Zamanda Irak’ta Meydana Gelen Olaylar Hz. Mehdi (a.s)’ın Geliş Alametlerindendir
ADNAN OKTAR: “Selamun Aleykum Adnan Hocam.”Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Geçenlerde arkadaşlarımızla Nisa Suresi, 1. ayeti üzerinde konuştuk, anlamak için. Sizden ricam, sizi takip eden yurtdışında yaşayan bizlere Nisa Suresi, 1. ayetini biraz açıklar mısınız? İslam dininde kardeş veya yakın akraba evliliği var mı? Evlenenlerin çoğalmasıyla ilgili Hz. Adem (a.s) ve Havva’nın çocukları kardeş evliliği mi yaptılar? Böyle mi anlamamız lazım?” Evet, Hz. Adem (a.s) zamanında erkek kardeşle kız kardeşin evlenmesi helaldi. Sonra Cenab-ı Allah haram kıldı. Haram kıldığında o artık ensest ilişki ve ahlaksızlık olur. O devirde helaldi. Biz ahlakı Kuran’dan öğreniriz. Neyin ahlak olduğunu, neyin ahlaksızlık olduğunu Kuran bize bildirir. Yoksa biz bilemeyiz ki, hiçbir şey bilemeyiz. Allah “şu helaldir, şu haramdır” der. Biz ona göre hareket ederiz. Yoksa insanın fark edeceği, bileceği bir şey değildir. Dolayısıyla onda şaşıracak bir şey yok. Şu an akraba evliliği haramdır, olmaz. Yani kan yakınıyla, kardeşiyle insan evlenemez, inşaAllah. Biliniyor zaten, inşaAllah. Fakat o zaman helaldi. O zaman o helal olduğu için de güzel karşılanır. Ama sonra Allah haram kılınca biz onu çirkin karşılarız artık, tiksiniriz. Yanlış buluruz. Her şey Allah’ın demesine göredir. Mesela cennettin güzelliği de, Allah’ın rızasından dolayı cennet güzel. Yoksa Allah’ın rızası olmazsa hiçbir şeyin güzelliği, anlamı kalmaz. Ne yemenin, ne içmenin, ne kadınların, ne çocukların, ne hayvanların, hiçbir şeyin güzelliğinin anlamı kalmaz. Her şey yok olur. Allah rızasından dolayı her şey çok güzel, her şey çok anlamlı bizim için. İman gitti mi hayat biter. Hayatın hiçbir anlamı kalmaz.
“Yüzünden ve sözünden nurlar saçılan canım Hocam” diyor. “Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Saçları omuzlarından dökülen, yüzünden ve sözünden nurlar saçılan canım Hocam. Sizden Hocam asla vazgeçmem” diyor. Tabii ki öyle, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Fosil gösterebilir miyiz Hocam, inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Evet.
ALTUĞ BERKER: 58 milyon yıllık karaağaç yaprağı.
ADNAN OKTAR: Karaağaç, 58 milyon yıldan beri hiçbir değişikliğe uğramamış.
ALTUĞ BERKER: Evet, inşaAllah.Defne yaprağı, 23 milyon yıllık.
ADNAN OKTAR: Bak, herkes bilir, balık kızartanlar falan bilirler. Defne yaprağıyla böyle güzel falan terbiye yaparlar.
ALTUĞ BERKER: 47 milyon yıllık yengeç.
ADNAN OKTAR: Hiçbir değişikliğe uğramamış, olduğu gibi duruyor. İspat böyle olur. Delillendirme böyle olur. Bize oturup resim çizerek hiç öyle hareketler yapmasınlar. İş Bankası oturdu öyle kendince olay çıkarmaya çalıştı. “Yaratılış Atlası’na karşı size cevap veriyoruz” dediler, Evrim Atlası diye ortaya çıktılar. İçini açıp bir baktık; çizim, çizim, çizim. Yazık onlara verdikleri paraya. Bir insanın hayal gücü çok geniştir. Eline kalem verirsin, kağıt verirsin. Çocuğunda ver eline akıl almaz resimler çizer sana. Ama bilimsel bir gerçekliği olmaz. Çizimle bizimle konuşmayacak İş Bankası’ndaki o arkadaşlar kimse. İş Bankası’nın patronlarına da buradan selam söylüyoruz. O muhterem aklını başına iyice alsın, biraz daha derin düşünsün, bilimsel delillerle karşımıza çıksın. Önce atlasına neyi yazacak? Diyecek ki; “proteinler arkadaşlar tesadüfen meydana gelir mi? Gelemez mi?” Önce bunu açıklasın. Ne diyecek? “Teknik olarak imkansız, proteinler tesadüfen meydana gelemez.” Ne diyor ağa babanız? “Uzaylılar yaptı” diyor. Senin de yazman lazım. Diyeceksin ki; “proteinler tesadüfen meydana gelemez. Ağa babamız "uzaylılar yaptı" diyor ama biz uzaylıları da kimin yarattığını biliyoruz. Uzaylıları da Allah yaratıyor. Dolayısıyla bu da bir cevap değil. Allah’a inanmamız mecburi” diyecek. “Başka da bir açıklaması yok. Bilimin bizi getireceği nokta bu” diyecek, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir haber vardı Hocam, Fethullah Gülen Hoca, Erbakan Hocamız’a taziyede bulunmuş.
ADNAN OKTAR: Güzel.
ALTUĞ BERKER: Gayet övücü ve hürmetli sözlerle.
ADNAN OKTAR: Bak, demedim mi ben? Aleyhinde konuşmuştu. “Fakat çok sever, canı gibi sever” dedim. Sözümün teyidi işte, bak ispat ediyor. Ne diyor oku?
ALTUĞ BERKER: “Ülkemizin yaşadığı en kritik dönemlerde Başbakan yardımcılığı ve Başbakanlık gibi hayati ehemmiyeti haiz vazifeleri deruhte etmiş, Türk siyaset tarihine farklı bir üslup ve yaklaşım biçimi getirmiş, yıllar boyu yaptığı çalışmalarla milyonlarca insana ilham kaynağı olmuş Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın vefatını derin bir teessürle öğrendim. Kendisine Cenab-ı Hak'tan rahmet ve mağfiret diler, yakınlarına Yüce Mevla'dan sabr-ı cemil niyaz ederim.”
ADNAN OKTAR: Teessür derken tabii üzüntü anlamında değil. Müslüman şehit olana üzülmez. Bilakis inşirah gelir, sevinç gelir. Cenab-ı Allah’tan Müslüman hep şehadet ister. Bir şereftir o. Etki meydana geliyor. Teessürden kasıt bu. Üzüntü değil, etki meydana geliyor. Yani onun manevi heyecanını yaşıyoruz, manevi etkisini yaşıyoruz. O anlamda diyor, inşaAllah. Bak o mübarek Hocamız da her şeye öyle hassasiyet gösterir. Heyecanı, derinliği yüksek bir insan. Ama bakın işte Fethullah Hocamız başımızdayken, Şeyh Nazım Hocamız başımızdayken İttihad-ı İslam’ı bir an önce gerçekleştirelim, inşaAllah.
SUNUCU:Bizi yarın 22:00’den itibaren Asu TV, Mavi Karadeniz Radyo ve www.HarunYahya.Tv’den takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Bir ayet okuyayım. Bismillah, şeytandan Allah’a sığınırım. “Artık size benden bir yol gösterici,” bir Mehdi, “gelecektir; kim benim hidayetime uyarsa,” Mehdi’me uyarsa, “artık o şaşırıp sapmaz ve mutsuz olmaz.” Ebcedi, isteyen kardeşlerimiz okuyup, bakabilirler, 1982 tarihini veriyor, net. 1982. “Kim de benim zikrimden yüz çevirirse artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır.” Ekonomik kriz vardır. “Biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.” Allah’ın zikrinden vazgeçerseniz; Kuran’ı, İslam’ı yaşamaktan vazgeçerseniz ekonomik kriz yaparım diyor Allah, bunalırsınız, sıkılırsınız diyor inşaAllah.
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...