ALTUĞ BERKER: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam Asu TV, Mavi Karadeniz Radyo, www.HarunYahya.TV Ankara Beypazarı Seyelan TV, Çorum Kanal 19, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Uşak Egem TV'den canlı olarak yayınlanan ‘Adnan Oktar ile Gece So hbetleri’ programımıza hoş geldiniz. Bu akşam Sayın İlahiyatçı Ali Barış Uygur Hocamız bizlerle birlikte. Kendisi Mehmet Talu Hocamız’ın da damadı aynı zamanda, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Hoş geldiniz, sefa getirdiniz, lütfettiniz, kerem buyurdunuz. Mübarek Hocamız da umredeymiş herhalde.
ALİ BARIŞ UYGUR: Çok çok selamları var sizlere.
ADNAN OKTAR: Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi Berekatuhu. Kendisini çok çok seviyoruz. Allah Hocamız’ı başımızdan eksik etmesin. Mahmut Hocamız başta olmak üzere, Mehmet Talu Hocamız ve diğer büyük alimler, başımızın tacı. Hocamız, inşaAllah güzel bir nimet olarak bizlere Allah tarafından ihsan edildi. Hocamız’ın değerini iyi bileceğiz, inşaAllah. Hocamız güzel bir Kuran tilaveti sunacak, inşaAllah. Erbakan Hocamız’ın mübarek ruhuna hediye edecek. Zaten bir hatim de var, inşaAllah; hatim duası da var, inşaAllah. Hocam, buyurun.
ALİ BARIŞ UYGUR: Estağfirullah.
Kur’an-ı Kerim Tilaveti ve Hatim Duası
İnayetine sığındık, kapına geldik; hidayetine güvendik, lütfuna geldik; kulluk edemedik, affına geldik, huzurundan boş çevirme Ya Rabbi. Biz ki dinden, imandan aldık nuru; ezanda,Kuran'da bulduk safayı, başımıza tac ettik Muhammed Mustafa (s.a.v)'i, yolundan döndürme Ya Rabbi. Kalbimizdeki iman ateşini söndürme Ya Rabbi. Bizi zulme uğratma, küfre ve kötülüğe alet etme, çekemeyeceğimiz yükü bizlere yükleme Ya Rabbi. Ey kalplerin sahibi, kalplerimizi dinin üzerinde sabit kıl. Ya Rabbi, bizleri Kuran'ın hidayetiyle yola getir, onun faziletiyle derecelerimizi yükselt, Kuran'ı içimize sindire sindire yaşamayı bizlere nasip et. Yaşarken kalbimizi, ölünce kabrimizi Kuran'ın nuruyla nurlandır. Bizleri Kuran'ın şefaatine nail eyle Ya Rabbi. Ya Rabbi, dile getirdiğimiz her türlü eşsiz hamd ve sena ancak sana mahsustur. Bütün salat ve selamlar, rahmet ve selametlikler iki cihan güneşi başımızın tacı Rahmetel-lil'âleminResuli Ekrem Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz'e, aline ve ashabına olsun.
ADNAN OKTAR: Amin.
ALİ BARIŞ UYGUR: Ya Rabbi, okunan hatm-i şerifi dergah-ı Uluhiyyetin'de kabul eyle. Kuran'la yollarımızı aydınlat Allah'ım. Bu hatm-i şeriften hasıl olan sevabı öncelik ve özellikle alemin en yetkin, en doğru habercisi, kainatın efendisi sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v)'in aziz, pak, latif ruh-u şeriflerine hediye eyledik, haberdar eyle Ya Rabbi. Onun alinin, ashabının ve tüm meşayıhın, Ulema-ı Kiram'ın da ruhlarına hediye eyledik, vasıl eyle Ya Rabbi. Bu tefekkür, tezekkür ve tebliğ meclisinde, ruhunu Kuran'la şad etmek ve hayırla yad etmek üzere toplandığımız, ruhuna hatm-i şerifler okuduğumuz, Türkiyemizin, İslam aleminin ve tüm insanlığın hayır ve bekası için mücadele eden, dünyadaki zulme dur diyen; masumun, mazlumun gözyaşının dinmesini, Din-i mübin'in izzet ve şerefi için, elinde iman meşalesiyle yola çıkmış, ömrünü bu davaya adamış bir gönül insanı, bir mücahid, seher aşığı bir derviş, İttidad-ı İslam gönüllüsü uhterem Necmettin Erbakan Hocamız'a rahmet eyle Ya Rabbim.
ADNAN OKTAR: Amin.
ALİ BARIŞ UYGUR:Bu sevapları ruhuna ulaştır Ya Rabbi. Mekanını cennet eyle Ya Rabbi. Derecelerini ali eyle Ya Rabbi. Ya Rabbi, İslam'ın izzet ve şerefi için çalışan, tüm dünyaya iman hakikatlerini anlatan; Darwinist, materyalist, ateist akımları yaptığı gayretli çalışmaları ile yıkıp geçen değerli Hocamız, büyüğümüz Adnan Oktar Beyefendi'ye, talebelerine ve tüm sevenlerine yardım eyle Ya Rabbi. İlimlerine ilim kat, hizmetlerini ali eyle Allah'ım. Ahir zamanın fitne ve dehşetinden bizleri koru. Sapıklıklara, sapkınlıklara fırsat verme Ya Rabbi. İttihad-ı İslam’ın gerçekleşmesi, Mehdiyet ve Altınçağ için gayret eden, çalışan, çabalayan tüm hocalarımıza, kardeşlerimize hayırlar ver Allah'ım. İslam alemine ve insanlığa iman, şuur, basiret, gönül rahatlığı ve huzur ver Ya Rabbi. Tüm kötülüklerden bizleri, ülkemizi ve insanlığı muhafaza eyle. Allah'ım affetmeyi seversin, bizleri de affeyle. Cennet ve cemalinle bizleri şereflendir Allah'ım. Ey Rabbimiz, Sen yücesin, Senin bildirdiğinden başka hiç bir bilgimiz yok, şüphesiz ki Sen, ilim ve hikmet sahibi olansın. “Rabbena atina fid-dünya haseneten ve fil-ahireti haseneten ve kina azabennar. Rabbenağfirli veli valideyye velil mu'minine yevme yekumul hisab. Bi Rahmetike Ya Erhamürrahimin ve elhamdülillahi Rabbil alemin.”
ADNAN OKTAR: Hocam, Allah ağzınıza sağlık versin, muhteşem kıraatiniz, Allah razı olsun. Erbakan Hocamız’ın güzel ruhuna Cenab-ı Allah inşaAllah ulaştırır. Canımız, Hocamız o bizim. İnşaAllah cennetin gülü olmuştur. Cenab-ı Allah, onunla beraber cennette, cennet sofrasında yemek yemeyi nasip etsin. Resulullah (s.a.v) ile sohbet etmeyi nasip etsin. O bizim canımızdı ama şu an milyonlarca talebesi var, onun peşindeler, inşaAllah. Biz de Hocamız’ın o güzel emanetini var gücümüzle devam ettirmeye gayret edeceğiz ama bin misli hızla, bin misli kararlılıkla ve kat kat fazla kararlılıkla, inşaAllah. Milli Görüş Gençliği de, inşaAllah şahlanacak. Çünkü Erbakan Hocamız'ın ruhu o zaman mutlu olur. Evet, maşaAllah. Mehmet Talu Hocamız'ın değeri, kıymeti çok daha ileride anlaşılacak. O bizim canımız, ciğerimiz. O, dünyanın en değerli, en mübarek, büyük alimlerinden. İnşaAllah, bizim kanalımız da kurulduğunda, Hocamız’ın bol bol o güzel Kuran sohbetlerinden dinleriz. Hocamız’ın fıkıh sohbetlerini dinleriz. A9, değil mi? Allah'ın izniyle bizim çocuklar kurdular, hazırladılar, inşaAllah. Hocamız’ın emrinde, inşaAllah; istediği gibi, istediği saatte inşaAllah; Hocamız gelir, sohbet eder, gönülleri şenlendirir. Hocamız’ın fıkıh sohbetleri çok önemli, çok çok güzel olur, inşaAllah. Değerli diğer talebelerinin de emrinde Hocamız’ın. En başta Mahmut Hocamız'ın emrinde. Allah'ın izniyle biz onun askeriyiz, kapısının kölesiyiz Mahmut Hocamız'ın. Allah bizlere birlik beraberlik nasip etsin. İttihad-ı İslam'ın dünyaya hakim olmasını, dünyada bir güzellik oluşmasını Allah nasip etsin. Erbakan Hocamız ne kadar sevinir cennet aleminde, inşaAllah, ne kadar hoşuna gider. Haber gidecek ona, inşaAllah; İttihad-ı İslam'ın olduğu haberi gidecek, inşaAllah. Şimdi onu karşılamışlardır, mübareği; Hz. Aliler, Hz. Hamzalar, Peygamberimiz (s.a.v) başta olmak üzere, maşaAllah. Sohbet meclisi kurulmuştur, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah çok çok daha güzel olacak. Hocamız’dan sonra emanetini, onun bayrağını alıp var gücümüzle göndere kadar dikeceğiz, inşaAllah var gücümüzle götüreceğiz. Özellikle Saadet Partisi gençliği, benim kanaatim bundan sonra coşacaktır.
ALİ BARIŞ UYGUR:İnşaAllah.
TARKAN YAVAŞ:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Değerli ağabeylerimiz var zaten. Büyüklerimiz başta Allah'ın izniyle. 'Ak saçlılar' diyorlar, değil mi? MaşaAllah. Fatih'in ordusunda da vardı biliyorsunuz, ‘kocalar’ deniliyordu, inşaAllah. Fatih Sultan Mehmet'in danıştığı büyük veliler, büyük evliyalar. Hepsi veli, hepsi evliya olan büyüklerimiz, inşaAllah, çok güzel hizmetlere inşaAllah vesile olacaklar. Benim kanaatim, Saadet Partisi bundan sonra katlayarak gelişir, Allah'ın izniyle. Çünkü Hocamız’ın emaneti. Sevimli Fatih de bize Hocamız’dan emanet, inşaAllah.Çok çok güzel olacak. Berker Hocam, var mı senin söyleyeceğin bir şeyler?
ALTUĞ BERKER: Erbakan Hocamız'la ilgili resimler gösterebilirim Hocam, uygun görürseniz?
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Tek yol İslam Birliği.” Allah ağzına sağlık versin.MaşaAllah. Hocamız hep Versace kravat takardı, ilk biz hediye etmiştik Hocamız’a, çok sevdi, çok beğendi. “Osmanlı desenleri var” dedi; baktık Hocamız beğendi, “Tamam” dedik bizde, maşaAllah. Bakın rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'yla, cennette de şimdi beraberler, ikisi de şehit. Her ikisi de şehit, maşaAllah.Cumhurbaşkanı'nı eğiten o, Başbakan'ı eğiten o, maşaAllah. Bizleri eğiten o; Hocamız, inşaAllah. Dünya tatlısıydı rahmetli Hocamız, maşaAllah, maşaAllah. Çok medeni, çok modern, İslam'ı çok sıcak, güzel anlatan, asla taviz vermeyen, son derece kararlı bir mücahitti, maşaAllah. Bir de hakikaten, son nefesine kadar cihadetti. Başkası olsa çoktan bırakırdı ama çok da güzel oldu, elhamdülillah. Cenab-ı Allah son olarak yine böyle Saadet Partisi'nin başına getirdi ama şerefle, ezici çoğunlukla, maşaAllah. Sıfır fire var. Sıfır fireyle, Hocamız’ı ne kadar sevdiklerini ve ne kadar sahip olduklarını gösterdiler. Gönlüm müsterih, elhamdülillah. Çok çok rahatım. Hocamız Cenab-ı Allah'ın yanına gitti. Tam cennetlik bir insan. Kalben bakıyorum; tertemiz, dürüst, efendi, sevecen, asla taviz vermeyen, değil mi? Sohbetlerine beraber giderdik.Sen vardın değil mi orada?
TARKAN YAVAŞ:Evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Nerede? Beraber sohbet etmiştik son olarak.
ALTUĞ BERKER:Kasırda.
ADNAN OKTAR: Kasırda, sohbet etmiştik. Hiç kimse yoktu, Hocamız herkesi çıkarttı, bizim çocuklar vardı. Ta Abdülhamid devrinden başladı, saatlerce konuştu, bayağı detaylı anlattı. Türkiye'yi bekleyen tehlikeler, neler yapmak lazım, Milli Görüş'ün zihniyeti nasıldır, nasıl hareket edilmesi gerekiyor, çok sabırlı ve temkinli, gayet güzel, itidalli anlatmıştı mübarek Hocamız.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah cennette kardeş etsin Hocamız’la, inşaAllah. Dünya tatlısı benim Hocam.
ALTUĞ BERKER: Sizinle de ilgili bir haber vardı Hocam.
ADNAN OKTAR: Nasıl bir haber?
ALTUĞ BERKER: Rıdvan Akar yazmış: “Erbakan Hocamız Harun Yahya okuyordu.”
ADNAN OKTAR: Doğru. Herkese tavsiye ederdi Erbakan Hocamız, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: “Erbakan'ın 'getirin bakalım o kitabı' diye talep ettiği kitabın yazarı Adnan Oktar, Harun Yahya idi ve 'Yahudilik ve Masonluk' kitabından alıntılar yaparak...” diye devam ediyor.
ADNAN OKTAR: Aslında Erbakan Hocam, bir anlamda da benim şeyhimdir, mürşidimdir, Hocamdır. Tabii tasavvuf yönü de vardı Hocamız’ın, bunu bilmiyor olabilirler.Tabii, yani aynı zamanda mürşittir de, tasavvuf yönü de vardır. Vefat ettiği için artık açıklanmasının da bir mahsuru yok. Erbakan Hocamız Nakşi velilerindendir, inşaAllah. Çok büyük velidir, inşaAllah, çok büyük mutasavvıftır. Çok derin, güzel ahlakıyla bizleri aydınlattı. Biz kitaplarda tamam, bir şeyler anlattık ama Hocamız vesile oldu. Biz o zamanlar daha çoluk çocuktuk. O şevki bize veren, öğreten anlatan, heyecanlandıran; Milli Gençlik'in heyecanlanmasına, ortaya çıkmasına vesile olan oydu. Ortada kimse yoktu, böyle insanlar yoktu. İlk adını koyan odur. İlk ortaya çıkıp sancağı diken odur.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Hiçkimse aksini iddia edemez, yani birçok insanın sustuğu bir dönemde, birçok kişinin sustuğu dönemde, o gürül gürül haykırdı, maşaAllah. Canım Hocamız, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir de bir görüntüsü var Hocam, konuşma yaparken. Onu da gösterebilir miyim?
ADNAN OKTAR:Evet, bakalım.
NECMETTİN ERBAKAN HOCAMIZ’IN BİR KONUŞMASI:“Sonunda Allah'a şükürler olsun, biz haklı çıktık. Bakın size tarihi bir söz söylüyorum; hepimiz bu milletin evladıyız, İslam Birliği kurulacak. Biz bunu burada söylüyoruz, tekrar ediyoruz. İçinizde bir taneniz bu gerçeğe ters düşerseniz, yarın İslam Birliği kurulduğu zaman mahcup olacaksınız, bu zabıtları önünüze koyacağız; yahu siz hangi galaksideydiniz...”
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, hay maşaAllah. Görüyor musun meclisteki konuşmayı?Şahaneydi meclis konuşmaları Erbakan Hocamızın, biz onları hiç kaçırmazdık, Meclis yıkılıyordu böyle. Aslında 12 Eylül'den önce Hocamız bir konuşma yapmıştı; samimi söylüyorum, başka hiç bir çözüm kalmamıştı Erbakan Hocam'dan başka. Öyle görünüyordu yani. Bir ihtimal de onun iktidara gelmesini engelleyecek bir şey olarak yapıldı, bana öyle gibi geldi o dönemde. Çünkü öyle bir sempati, öyle bir sevgi oluştu ki, muhteşem bir tarihi konuşma yapmıştı. Türk Milliyetçiliği, Türk-İslam Birliği düşüncesi içinde, herkesi kucaklayan, çok muhteşem bir anlatım yapmıştı o devirde. Demek ki Cenab-ı Allah, ona şehadeti güzel gördü. Cenab-ı Allah ne yaparsa lütfuyla, keremiyle güzel yapar, hayırla yapar. Demek ki emanet artık Türk Gençliği'nde, inşaAllah. Onlar şahlanacaklar, Allah'ın izniyle, inşaAllah. Var mı Berker'im başka anlatacakların?
ALTUĞ BERKER: Var Hocam, uygun görürseniz. Haberlerde bu gün Sayın Fethullah Gülen Hoca’nın, Erbakan Hocamız için baş sağlığı ilanı vardı, inşaAllah. Fethullah Gülen Hocamız Zaman Gazetesi'nde, Erbakan Hocamız'ın vefatıyla ilgili bir taziye ilanı vermiş.
ADNAN OKTAR: Zaman Gazetesi'nde?
ALTUĞ BERKER: Evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Oku onu.
ALTUĞ BERKER: Şöyle diyor Hocam: “En kritik dönemlerde, milletimize gerek Başbakan yardımcısı, gerekse Başbakan olarak hizmet imkanı bulmuş, Türk siyasi tarihine farklı bir üslup ve yaklaşım biçimi getirmiş, yıllar boyu yaptığı çalışmalarla pek çok insana ilham kaynağı olmuş Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Necmettin Erbakan'ın vefatını derin bir teessürle öğrenmiş bulunuyorum. Gurbette olmam hasebiyle cemaate iştirak edememekten ayrıca mahzunum. Merhuma Cenab-ı Erhamü’r-Rahimin’denrahmet ve mağfiret diler, milletimize, Saadet Partisi camiasına ve yakınlarına sabr-ı cemil niyaz ederim.”
ADNAN OKTAR: O zamanlar Aydın Doğan ekibi, Hocamız’ı güya kendilerince çok çok gerilere alacaktı. Bu büyük mücahidi, büyük dava adamını, büyük mutasavvıfı, gözlerden sileceklerini zannettiler. Aman Allah'ım, maşaAllah, gençlik şahlandı. Hocamız’ı aşkla, şevkle bağırlarına bastılar. “Biz Hocamız’ın kılına zarar getirtmeyiz, o bizim canımız” dediler, yakışanı yaptılar. Genel Başkan olarak şehit oldu, çok çok güzel oldu. Ama yine de ciğerlerine oturmuş herhalde ki, Hürriyet'te bugün bir başlık vardı? Baktınız mı Hürriyet Gazetesi'nin kapağına?
TARKAN YAVAŞ:Borcuyla ilgili bir başlık vardı galiba.
ADNAN OKTAR: Derdine düşmesinler, öderiz Hocamız’ın borcunu. Bin kere öderiz hemde, derdine düşmesinler.Hocamız'ın adı, şanı bütün dünyaya yayılacak; bir kere bunu kafalarına koysunlar. Ne kadar ayıp! Başbakanlık yapmış, bütün ömrünü İslam’a, Kuran’a, vatana, millete, bayrağa adamış bir insana, vefatından sonra böyle bir üslup olur mu? Ne kadar ayıp! Aydın Doğan ölünce, arkasından böyle mi diyecekler bunlar? “Şu kadar borçla gitti” mi diyecekler? Bunu mu söyleyecekler? Ne borcu? Borç bizim borcumuz, öderiz, dert değil. Elli mislini de öderiz, Allah'ın izniyle, dert mi yani? Hocamız bizim canımız. Mühim olan, bizim manevi liderimiz olması, bizim onu çok seviyor olmamız, cennetin gülü olması, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Mahmut Efendi Hazretleri de Erbakan Hoca'ya taziye ilanı vermiş, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Mahmut Hocamız'ı çok severdi Erbakan Hocamız, maşaAllah bilinirdi. Ama bayağı severdi, maşaAllah. Onu da oku.
ALTUĞ BERKER: “"Her canlı ölümü tadacaktır" buyuran Allâh-u Te‛âlâ'ya sonsuz hamd-ü senâlardan, "Başınıza bir musîbet gelince benim vefâtımın musîbetini hatırlayın,zira musîbetlerin en büyüğü odur" buyuran Rasûlüllâh(Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz’e ve başlarına bir musîbet geldiğinde: "Şüphesiz biz Allâh'ın mülküyüz ve ancak O'na dönücüleriz" diyerek istircâda bulunan âl-i eshâbına sınırsız salât-ü selamlardan sonra!
Çok sevip değer verdiğim, ulemâya ve meşâyıha son derece tâzimde bulunduğunu müşâhede ettiğim, Ehl-i Sünnet îtikadı ve fıkhı üzere istikamet içerisinde hassâten Nakşî tarîkatine bağlı kalma şerefiyle ömür sürmayesini rızâ-i Bârî ve tahsîl-i me'âlî uğrunda vakfettiğine şâhitlik ettiğim, İslam âlemine, özellikle vatanına milletine fedâkarâne gayretler içerisinde son anlarına kadar hizmet ettiğinden şüphe etmediğim merhûm ve mağfûr el-muhtacilâ rahmeti Rabbihi'l-Ğafûr Necmeddin Erbakan kardeşimin vefat haberi bizleri derin bir teessüre sevk etmiş bulunmaktadır.
Allâh-u Zü'l-Celâl ve'l-Kemâl dînimize ve vatanımıza yaptığı bu gayretli ve ihlaslı hizmetlerine mukabil kendisine kabrinde yevmen fe yevmen müzdâd olacak istirahatler,mahşere sevkinde bütün korkularını izâle edecek bişâretler ve akîbetinde cennât-i 'âliyatta yüksek dereceler ihsân eylesin. Geride bıraktığı keder dîde âilesine, ahbâbına ve etbâ'ına sabr-ı cemîl, ecr-i cezîl ve âmâl-i sâlihât içerisinde tûl-u ömürler ikrâm eylesin.
Onun ardından fitnelere düşmekten, Ehl-i Sünnet akîdesine zerre kadar da olsa muhâlefetten ve sırât-ı müstakîmden inhiraf etmekten bütün ümmeti ve bâ husus dâvâsını tâkip edenleri muhâfaza eylesin. Âmîn!Mahmud Ustaosmanoğlu”
ADNAN OKTAR: Ama şahane bir yazı yazmış Hocamız, maşaAllah, değil mi? Nefis bir Osmanlıca. Çok şahane olmuş, maşaAllah. Allah başımızdan eksik etmesin Şeyhimiz’i. Çok çok çok mübarek. İslam aleminin gülü Hocamız. Çok çok çok seviyoruz. Allah ömrünü uzun etsin, sağlık, sıhhat versin. O güler yüzüyle hep karşımızda, yanımızda olsun, inşaAllah. Allah ona İttihad-ı İslam'ı görmeyi, Hz. Mehdi (a.s)'ı görmeyi, Hz. İsa Mesih (a.s)'ı görmeyi, Müslümanların saadetini görmeyi nasip etsin. Hepimize de, Hocamız’a da nasip etsin.
TARKAN YAVAŞ: İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hürriyet Gazetesi'nde demiştiniz Hocam.
ADNAN OKTAR:“Ölene Kadar Devam” Bu güzel. Kardeşim ne kadar acayip, bu nasıl bir vicdan? İnsan saygı, hürmetle konuşur. Üsluba bak! Şu çok acayip olmuş, çok çok ayıp. Yeri, zamanı mı şunun? Bir de sanane? Borç bizim borcumuz, ne derdine düşüyorsun sen? Sanane yani, değil mi?Bir kalemde öderiz, Allah'ın izniyle yani. Ağızlarını bir düzeltemediler gittiler. İnsan bir hürmetle anar; bir sevgiyle, bir saygıyla anar. Bu vatana, millete, bunca emeğini gördünüz, nezaketini gördünüz; kimsenin kalbini kırmadı, kimseye çirkin bir söz söylemedi. Hep saygı ve hürmet içindeydi. Dindar, muttaki, tertemiz bir insan, ne zorunuz?
ALTUĞ BERKER: Sevgili Erbakan Hocamız, Zaman Gazetesi'ne verdiği son röportajında; “İleride malıyla, canıyla mücadele eden bir Müslüman olarak anılmak isterim. Siyaset cihattır. İnsan, gücü yettiği kadar bu işi bırakmaz” sözleriyle ömrünün sonuna kadar siyasete devam edeceğini söylemişti, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah., Hocam, Allah razı olsun.
ALİ BARIŞ UYGUR:Cümlemizden Hocam.
ADNAN OKTAR: Ağzınıza, dilinize sağlık. Bize şerefyad ettiniz.
ALİ BARIŞ UYGUR: O şeref bize ait.
ADNAN OKTAR: Hocamız’a hürmetlerimizi, selamlarımızı iletin; Mahmut Hocamız'ı görürseniz, bahusus bizim adımıza, bizim yerimize, inşaAllah ellerinden öpersiniz. İnşaAllah, kısa bir ara veriyoruz, inşaAllah.
SUNUCU:Programımıza devam ediyoruz, buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, Hocamız’ı uğurladık. Çok muhterem, çok iyi bir insan, maşaAllah. Kıraati de çok güzel.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Değil mi? Efendiliği çok güzel, dürüstlüğü çok güzel. Mehmet Talu Hocamız damat olarak seçtiğine göre bir bildiği varmış demek ki, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hürriyet Gazetesi'nde Ayşe Arman, muhafazakar kesimin tanınan isimleriyle röportaj serisi yapmış. Röportaj yaptığı ilk iki isim, Esra Elönü ve Kanal7'ye bağlı Radyo7’de bir program yapan ve dindar bir yazar olarak tanınan Ahmet Savaş Özpınar. Esra Elönü röportajda, İslam'ın çok eşlilik konusu için; Peygamber Efendimiz(s.a.v)'in zamanında da eşler arasında adaletsizlik olduğunu, onların da birbirini kıskandığını, bu yüzden de; “en hayırlı olanınız, tek eşli olanınızdır” buyurduğunu söylemiş. Ayrıca helal ve haram konusunda; "“günah işlenmek için var” şeklinde bir ifadede bulunmuş. Ahmet Savaş Özpınar ise, Allah'ın kendisine günah işleme yetkisini verdiğini ve Allah'ın insanlara haşa imalat hatası olarak günah işleyebilelim diye dünyaya yolladığını söylemiş.
ADNAN OKTAR: Diyen kim?
ALTUĞ BERKER: Ahmet Savaş Özpınar. Ayrıca, eğer bir kadınla birlikte olmak isterse muta nikahı kıydığını ve bu kişiyle beraber olduktan sonra da hemen boşandığını söyleyerek bunu İslami bir uygulama olarak tarif etmiş.
ADNAN OKTAR: Bunlar böylebilmem ağır mı olacak, böyle adam yerine konulduklarında bir acayip coşuyorlar, ne dediklerinden haberleri olmuyor. Özellikle modern gördükleri, kendilerince büyük gördükleri insanlar bunları kaale alırsa, bunlarla muhatap olursa, bunlar şerazeden çıkıyorlar, dağıtıyorlar adeta. Bambaşka bir kişiliğe, bambaşka bir üsluba giriyorlar. Ne gerek şu üsluba? Şu tavırlara ne gerek? Birde o çocuk zaten dindar olmak isteyen bir insan, Ayşe Arman; dindarda gördüğüm kadarıyla. Bu tip bir üsluptan güya onun mutlu olacağını düşünüyorlar. Halbuki Allah'ı razı etmek çok önemlidir, Allah'ın rızasını kazanmak çok önemlidir. Dolayısıyla bu gariban da, o da, ikisi de şirin görünme derdindeler, gördüğüm kadarıyla. Son derece gereksiz. Ama tabii Allah akıllarını daha da artırsın, samimiyetlerini artırsın. Dua etmek lazım, hidayetleri artsın; Allah kalplerine inşirah, ferahlık versin, ilimlerini artırsın. Derin iman versin, inşaAllah Cenab-ı Allah. Şüphesiz kökeninde iyi insanlardır, bozuk bir şeyleri yoktur fakat ahir zamanın o fitnesi; ahir zamanda imanların zayıflayacağını belirtiyor Peygamberimiz (s.a.v). O belanın onları dolamasından kaynaklanan bir durum var.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, inşaAllah. Ali Ünal kardeşimiz Zaman Gazetesi'nde; son zamanlarda İslam dünyasında meydana gelen olayların nedeni ve nereye gideceği ile ilgili bir çok kişinin kendisini yorduğunu, ancak her olayın bir hikmetle yaratıldığını söyleyerek, bu hikmeti iyi anlayabilmek için Kuran'a iyi bakmak gerektiğini söylemiş ve tüm bu olayları Mehdiyet'e bağlayarak anlatmış.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnsanın Allah'ın halifesi olarak yaratıldığını ve bu hilafet misyonunu yürütmek için yeryüzünde, hep bir şahıs ve şahs-ı manevi bulunduğunu söylemiş. “Bu nedenle Kuran-ı Kerim, tüm bu olayları, şahıs ve Ashab-ı Kehf gibi Peygamber olmasalar da, Peygamberane bir tavır ortaya koyan şahıslar ve şahs-ı maneviler etrafında anlatır” demiş. “Yeryüzünde hilafet fonksiyonunu tam temsil eden bir şahıs ve şahs-ı manevi varsa eğer, Allah hadiseleri onun etrafından döndürür” diyerek; “örneğin, bazen Allah orduları ve halkları birbirine kırdırır ve Müslümanlara bu şekilde bir yol açar” mantığını anlatmış. Ardından da; “Allah bir işe hükmetti mi bunun sebeplerini yaratır ve o işi 'Ol' emriyle yapar. Bunu yaparken de hilafeti yerine getiren şahıs ya da şahs-ı maneviyi nazara alır. Önemli olan bu şahs-ı manevinin misyonunu kusursuz olarak yerine getirmeye devam etmesidir” diyerek son olayların hikmetini ve sebebini bu şekilde açıklamış Hocam.
ADNAN OKTAR: Hz.Mehdi (a.s)'ın yeryüzünde olduğunu ifade eden bir üslup kullanmış.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Güzel, maşaAllah. Demek ki Allah kalbini açmış, demek ki bir şeylerin farkında. Zaten farkındaydı, fakat zamanı geldiği için söylüyor, güzel.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Taha Akyol'un bir yazısı vardı, Erbakan Hocamız’la ilgili. Yazısında, Erbakan Hocamız’ın İslami düşüncede demokrasi dahil bir çok kavrama kapıyı araladığını, fakat sonuçlarının onu bile şaşırtacak derecede büyük olduğunu ve AK Parti'nin başarısına en çok şaşıran isimlerin başında Erbakan Hocamız’ın geldiğini yazmış. Bugünkü Müslüman burjuvazisinin içinde, Milli Görüş kökenli olanların, Milli Görüş'ü artık çok dar bulduklarını, ancak Hoca’ya nostaljik bir saygı duyduklarını söylemiş. Ayrıca yazının tümünde Erbakan Hocamız'a hitaben 'sayın' ifadesini kullanmadan, sadece 'Erbakan' ya da 'Hoca' şeklinde hitap etmiş Taha Akyol.
ADNAN OKTAR: Evet, o onun terbiye anlayışını gösterir, eğitimini gösterir; yani nasıl bir insan olduğunu anlamamıza güçlü bir delil olur. Anlıyoruz zaten, biliyoruz ne olduğunu, fakat şu an daha da iyi anlamış olduk. Daha da iyi anlayacağız zamanı geldiğinde. Gittikçe kendini bir acayip hale sokuyor, sanki onun düşüncelerine, fikirlerine önem veren varmış gibi, kaale alan varmış gibi; negatif düşüncelerinden kimse etkilenecekmiş gibi uçuyor.
ALTUĞ BERKER: Oğlu Mustafa Akyol da, bugün yazısında; Numan Kurtulmuş'un Milli Görüş mirasını devralmasını arzu ettiğini, Erbakan sonrası Milli Görüş'ün de Numan Kurtulmuş istikametine yönelmesinin hem kendilerine hem de Türkiye'ye büyük bir iyilik olacağını, yoksa partinin yerinde sayacağını söylemiş. Ayrıca Numan Kurtulmuş'un hem güçlü bir demokratik vizyona, hem de bunu taşıyabilecek bir enerji, karizma ve derinliğe sahip olduğunun ortada olduğunu ve ekibinin de göz doldurduğunu, yazısına eklemiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Yanlış düşünüyor. Şu an Saadet kadrolarında çok kaliteli, çok değerli insanlar var. Ayrıca Fatih de yetişiyor bir yandan, maşaAllah. Fatih Erbakan da yetişiyor. Türk İslam Birliği'ni oluşturuncaya kadar bu mübarek insanlar gayret edeceklerdir. Onlar dava adamı. Ne Taha Akyol, ne de Mustafa Akyol bu ruhu, bu bakış açısını, bu vizyonu kavrayabilmiş değiller. Özellikle Taha Akyol'un fikirlerini kimse kaale almaz. Mustafa Akyol benim talebem olduğu için, onbeş sene benim yanımda kaldı, yine bir parça onda bilgi kırıntısı var. Dini konuları tenzih ederim. Fakat o da tabii dışarının biraz etkisinde. Halbuki Numan Kurtulmuş, gördünüz çizgisini; hemen yanına sosyalistleri almaya kalktı, solcuları almaya kalktı ve İslam'ı esas alan bir ruh değil de, Türk-İslam Birliği’ni esas alan bir ruh değil de, kendi kendine yeni bir stil ortaya çıkarttı. Halbuki Milli Görüş'ün özelliği her halükarda mutlaka İttihad-ı İslam'ı isteyen ruhtur ve Mehdiyet'in zemin hazırlayıcılarıdır. Bu açıkça bilinir. Mehdiyet'i zeminde besleyen, güçlendiren bir ruhtur. İttihad-ı İslam ruhudur. Dolayısıyla orada kaale alınacak pek bir yönü yok. Yalnız bana onun konuşmalarını tek tek bir anlatsana, onların hepsine tek tek cevap vereyim de bir daha öyle; konuştuğu lafları yanına kalıyor gibi düşünebilir, ona cevap verelim. Taha Akyol'un.
ALTUĞ BERKER: Şöyle diyor Hocam; İslami düşüncede demokrasi dahil bir çok kavrama kapıyı araladığını, fakat sonuçlarının onu bile şaşırtacak derecede büyük olduğunu ve AK Parti'nin başarısına en çok şaşıran isimlerin başında Erbakan Hocamız’ın geldiğini yazmış. Bugünkü Müslüman burjuvazisinin içinde, Milli Görüş kökenli olanların Milli Görüş'ü artık çok dar bulduklarını, ancak Hoca’ya nostaljik bir saygı duyduklarını söylemiş.
ADNAN OKTAR: İşte bu, İslam'ı da nostalji olarak görüyor, İttihad-ı İslam'ı da nostalji olarak görüyor, Mehdiyet'i de nostalji olarak görüyor, Hz. İsa (a.s)'ın inişini de nostalji olarak görüyor. Ölüp gittiğinde ahireti de o kendince nostalji olarak görmeye kalkacak ama ahiretin de bir gerçek olduğunu görmüş olacak. Zamanında milliyetçi eğilimi vardı bunun, biliyorsunuz.Sonra Cemil Çiçek'le ikisi beraber aynı potada piştiler. Cemil Çiçek de aşağı yukarı bunun aynı kafasındadır, aynı mantığındadır. İslam'a bakış açılarını görüyorsunuz. Bambaşka bir stili vardır, bambaşka bir üslubu vardır. Fıkıh anlayışı çok değişiktir, Kuran'ı yorumlaması çok değişiktir, fakat bunları da açık açık, alenen de söylemiyor. Aslında dikkatli incelenirse bu görülür. Dolayısıyla bunu sağcı olarak görenler, şimdi bunun ne olduğunu anladılar. O yüzden pek kaale de almıyorlar. Solcu mu, sağcı mı ne olduğu belli değil, her yere dönen bir hali var. Dolayısıyla sağlam bir fikrin, sağlam bir düşüncenin adamı değil, yani bir ideali yok, bir hedefi yok. Sorun; “hedefin ne, İttihad-ı İslam istiyor musun?” deyin, hiç bir şekilde istemez. “Türk-İslam Birliği'ni istiyor musun?” dersin, hiçbir şekilde istemez. “Kuran ahlakının dünyaya hakim olmasını istiyor musun?” deyin, hiçbir şekilde istemez. Sen nesin? “Aydın Doğan'ın kafası hakim olsun ister misin?” desen, havalarda uçar. Onu kendine rehber edinmiş, çünkü oradan besleniyor. En büyük korkusu da bir gün oradan, Hürriyet Gazetesi'nden atılmak. “Ölünceye kadar onun yanındayım” diyor. MHP gençliği Türk-İslam Birliği'ni ister; Milliyetçi Hareket Partisi gençliği. Saadet Partisi gençliği Türk-İslam Birliği'ni ister. AK Parti gençliği Türk-İslam Birliği'ni istiyor. Haberi bile yok. Onun için Hürriyet Gazetesi'nin binası dünyanın merkezi, Aydın Doğan da onun piri. Orada öyle uçuyor. Beş-on kişi konuşuyorlar, hiçkimse kaale almıyor; ne Ertuğrul Özkök'ü, ne bunu hiç kimse kaale almıyor. Kaale alınacak bir durumu yok. Bir idealleri, bir ülküleri yok, bir sistem yok. Neyi, neye göre söylediklerini bilemiyorsun, belli değil. Ya Erbakan Hocamız'ın adını ağzına almasın ya da saygılı, hürmetli bir üslupla konuşsun. 'Sayın Necmettin Erbakan' demesini istiyoruz.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Yoksa biz de ona öyle mi hitap edelim? Bunu mu istiyor yani?
“Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Sevdiklerine vefası bol, güzel ahlaklı, çok keremli canım Hocam", Allah razı olsun Erbakan Hocamız'a okuttuğunuz Kuran tilaveti için. Her hareketinizle bize hayrı ve güzeli öğretiyorsunuz; vefayı, sadakati öğretiyorsunuz. Biz de size çok sadık, çok vefalı, ağzınızın içine bakan, bir dediğini iki etmeyen, çok çalışkan talebeler olmak istiyoruz. Rabbim bize Katından hayırlı ilim, aşk, şevk versin; güzel bir yetenek versin; Allah yolunda Erbakan Hocamız gibi, siz değerli Hocamız gibi ölene kadar çalışalım. Rabbim bizi de onun yoluna hizmetlerle süslenmiş ve sonu şahadet olan bir hayat nasit eylesin, canım Hocam. Sizi aşırı derecede çok seven talebeniz” diyor, maşaAllah.
“Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Kıymetli Üstadımız Seyyid Adnan Hocamız, sizin zahiri ve batıni ilminizden Allah bizlerin de istifade etmesini nasip etsin.” Bakın, dikkat edin; “Seyyid Erbakan Hocamız’ın,” biliniyor mu Erbakan Hocamız'ın seyyid olduğu?
ALTUĞ BERKER: Hayır Hocam.
ADNAN OKTAR: Seyyidtir Erbakan Hocamız, seceresi var. Seceresini de uygun bir gün yayınlayayım. MaşaAllah, seyyidti. “Seyyid Erbakan Hocamız'ın size ne kadar değer verdiğini tüm Milli Görüşçüler bilirler. Özellikle Başkan Yardımcımız Atik Akdağ kardeşimizden emanetin ehline teslim edilmesi konusunda isabetli hareket etmelerini ümit ederim. Muhterem Hocam, sizin duada 'amin' dediğiniz gibi, Allah bana da sizin yanınızda, sizinle birlikte namaz kılmayı, 'amin' demeyi nasip etsin, inşaAllah. Hürmetle nurlu ellerinizden öperim. İmam Hatip Sinan Dolayman.” Biz de sizlerin ellerinden öpüyoruz, Allah razı olsun.
Evet, bu sevimli de başka güzel bir yazı yazmış. Ahmet Bayraktar kardeş, işin doğrusu tabii o gözle de bakabiliriz Ahmet ama onu biraz soruşturmamız gerekir, soruşturmadan olmaz. O gözle de tabii değerlendirebiliriz. İşin doğrusu benim de aklıma geldi öyle bir ihtimal ama tam da ifade edemedim. Fatih burada mı? İstanbul'da mı Fatih?
ALTUĞ BERKER: Sabah belki gelebilir, siz daha iyi bilirsiniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Bir ara kısa bir görüşme sağlayabilirsen; yahut siz de görüşebilirsiniz, bir konuda bir soru soracağım. Ondan bir bilgi al bana, ona göre bir açıklama yapacağım.
ALTUĞ BERKER: Tamam Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Peygamber simalı Seyyid Muhammed Adnan Hocam.” İnşaAllah Allah hepimizin simasını Peygamber siması gibi yapsın. “Değerli Hocam, Erbakan Hocamız'ın bahsettiği, dünyayı yöneten 'üç yüzler meclisi'nden daha kapsamlı bahseder misiniz? Bu yapılanma deccal komitesi midir?” Evet. “Siyonizmin kalesi ya da siyonizm için çalışan bu yapılanma ile kan dökmeden nasıl uzlaşılacak? Kendinden olmayanları, yani Yahudi olmayanları köle olarak gören bu zihniyet, İslam'ı en büyük düşman olarak gören bu yapılanma nasıl yıkılacak? Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi sizlerin üzerine olsun, inşaAllah. Çok saygılarımla, acemi talebeniz Ersin.” Şimdi, 'üç yüzler meclisi' 300 tane iblisten oluşuyor; bunların Yahudilikle, Hıristiyanlıkla, başka bir dinle alakası yok. Bunlar Yahudi düşmanı aynı zamanda. Hz. Musa (a.s)'a müthiş düşman bu insanlar aynı zamanda. Tevrat'a da düşman, Kuran'a da düşman, İncil'e de düşman bunlar. Bunlar psikopat takımı. Şeytanın, iblisin ekibinde öyle herhangi bir dine bağlı insan olmaz. Haşa, Allah düşmanı bunlar. Dolayısıyla bunlar öyle tarif edildiği gibi tam kavranabilecek gibi mahluklar değil. Dünyanın en aşağılık adamlarından oluşan, 300 iblisten oluşan bir ekip. Bunlar dünyanın kilit noktalarını tutmuş; kimi profesör, kimi iş adamı, kimi siyasetçi, zamanında yerleşmişler, fakat normalde de şeytan. İnsan zannediyorlar bunları. Bunlardan oluşan bir ekiptir. Dolayısıyla bunlar aynı zamanda İsrail'deki bütün Müslümanları, Hristiyanları ve Musevileri yok etmeyi düşünen bir ekiptir. Bunlar sadece dinsizlere hayat hakkı vermek isteyen ve onları da ezim ezim ezmek isteyen psikopatlar güruhudur. O konuda detaylı bilgiyi inşaAllah daha sonra açıklarız, ifade ederiz, belgelendiririz, iyi olur, inşaAllah.
İbrahim Erdem; “Üstadımız Mahmud Sami (k.s) Hazretleri, her şeyin zirvesindeydi.” Evet, çok büyük bir mürşid ve çok büyük bir alimdi, Nakşi büyüğüydü. Allah cennette kardeş etsin. Hocamız’ın hizmetleri çok büyük olmuştu, maşaAllah. “Bazı insan ibadet ehli olur, ibadet eder ama diğer konularda zirveye çıkamaz. Bazısı edep ehli olur, bazısı nezaket ehli, bazısı Muhammed ehli. Üstadımız her şeyde zirvedeydi, her şeyde. Ne kadar gayurdu Üstadımız. Bütün gayesi Mehdi Resül(a.s)'e kavuşup hizmet etmekti, böyle sabırsızlıkla bekledi. Hatta bir ara, 1978 yılında Medine’de Yusuf Amca’ya emanet altın vermişti. Zahiren bir mürşid-i kamilin altınla ne alakası var, dedim. Meğersem altınları, o büyük zat gelirse ona yardım etmek için icap eden yere harcamak üzere vermiş. O altınlar Cihat Bey'de şimdi.” Ne tatlı, ne güzel insan. Hz. Mehdi (a.s)'a verilmek üzere ona keseyle altın vermiş, o davada yardımcı olması için. “Hatta o kabul etmeyecek, ısrarla "evet, sen osun" denilecek. Mehdi Resül(a.s)'ın bütün tabileri Aşere-i Mübeşşere meşrepli olacakmış. Aşere-i Mübeşşere'ye bakıyoruz; hepsi değerli ama hepsinin meşrebi tamamen ayrı. Cenab-ı Hakk uluhiyyetinin alameti, onlar da Türk olacak, Allah'ın izniyle. Ben de; "Efendim, sizin de herhalde büyük bir vazifeniz olur" dedim. Öyle konuşmam, ama ağzımdan bir kere çıktı. "Yok yok, nefer olarak çalışacağız" buyurdular. "Bütün gaye ne baş, ne alt olmaktır; gaye hizmettir. " Ümitle öyle bekledi, zamanı da belli değil. Belki yarın, belki yarından da yakın. Veysel Karani Hazretleri, "kıyamet yakın" buyurdular. Zaten o büyük zat gelmeden, Hz. Mehdi (a.s) gelmeden de bu dünyanın nizamı düzelmeyecek" diyor.
ALTUĞ BERKER:Ben resmini göstereyimuygun görürseniz Hocam.
ADNAN OKTAR: O, dünya tatlısıydı, Mahmut Sami Efendi Hazretleri, maşaAllah. Çok güzel talebeler yetiştirdi, halende talebeleri çok güzel hizmetler veriyorlar. Çok muhterem bir topluluk. Çok efendi, çok asil bir topluluk, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah. Erbakan Hocamız için gıyabi cenaze namazı kılınmış Hocam, Kabe'de.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bu, tarihte ilkmiş galiba Hocam.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, çok güzel olmuş, maşaAllah. “Tarihi vesikalarda, bugüne kadar Kabe'de cenaze namazı kılındığına dair bir bilginin olmadığı ifade edildi.” MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Evet ilk defa olduğu düşünülüyor, maşaAllah. Bir başka haberde Hocam, “Yarınki cenazede bir milyon kişi uğurlayacak” diye bir haber vardı. Saadet Partisi İstanbul İl Başkan Yardımcısı Hüseyin Oruç'un açıklamasında; “Özellikle vurgulamak istediğimiz husus, bir izdihama neden vermemek için herkesin sağduyulu hareket etmesini istirham ediyoruz.”
ADNAN OKTAR: Evet, o çok çok önemli, dün de söylemiştim, yani illaki Hocamız’ın o mübarek tabutuna, mübarek cenazesine yakın olmak, el sürmek veya onu taşımak isteyen kardeşlerimiz olabilir; çok büyük zarar verirler, çok büyük zarar. Sakın öyle bir şey yapmasınlar. Ona dualar her yerden gelir, her yerden ulaşacaktır. Mümkün mertebe şehrin gerilerine doğru genişletmek; özellikle mürşidler, alimler, hocalar, çok yaşlı insanlar geliyor. Çok çok acayip olur, çok çok yanlış olur. Onların çok rahat hareket edeceği gibi; özellikle Fatih Camii’nin çok ferah olması lazım, çok rahat hareket edebilecekleri gibi olması lazım. Çünkü devlet erkanı da gelecek; mürşidler, büyük alimler, büyük hocalar da gelecekler. Orada tam bir huzur olsun. Kardeşlerimiz olgundur, biz onlara güveniyoruz. Gerilere doğru genişleterek; ferahlık çok önemlidir. Yani huzur içinde, rahatlık içinde cenaze namazı kılınsın, güzellikle Hocamız’ı uğurlayalım, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Birçok yazarın bugün yine Erbakan Hocamız'la ilgili yazıları var Hocam. Ahmet Kekeç'in var Star Gazetesi'nde; Milletin kendisini anladığını söylüyor, “başka kişiler anlamasa da” diyor. Nasuhi Güngör; “Başka Müslümanlardan sorumlu olduğumuzu ondan öğrendik” diyor. Ali Bulaç'ın bir yazısı vardı, uygun görürseniz oradan okumak istiyordum Hocam. Erbakan Hocamız'ın 28 Şubat sürecinde yanında olan kişilerden biriymiş. O dönemde Ali Bulaç, Erbakan Hocamız'a bazı kişilerden haber götürerek askerlerin kararlarına direnmemesi gerektiği yönünde talepler olduğunu söylemiş. Ancak Sayın Erbakan, kendisinin bu kararları kabul etmesinin mümkün olmadığını, ancak Türkiye'yi tehlike içine atmadan bu badireyi atlatmaya çalışacağını söylemiş. Bildiriyi imzalasa bile, tatbikatta hüküm ve kararları etkisiz hale getirebileceğini düşünüyormuş. Ali Bulaç, Erbakan Hocamız'ın uyguladığı bu politikanın, Türkiye'nin hayrına olduğunu ve milyonların sokağa dökülmesini bu yolla engellediğini yazmış. Ayrıca Hocamız’ın Türk-İslam Birliği idealinden asla kuşkuya düşmediğini, bu nedenle Türk-İslam alemi tarafından bir lider olarak kabul edildiğini ve saygı gördüğünü de eklemiş Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bakın, şimdi o çok hayati bir noktaya dikkat çekmiş. O kısmı bir daha okur musun? Çok yanlış bilinen, ledüni bir yönüdür Erbakan Hocamız’ın, yani batini bir karar vermiştir, ledüni bir karar vermiştir. O bambaşka şekilde cahil cüheyla tarafından yorumlanmıştır. Ali Bulaç, Allah razı olsun, onu güzel açıklamış, anlatmış. Onu bir daha oku.
ALTUĞ BERKER: Okuyayım Hocam, inşaAllah. Erbakan Hocamız’a bazı kişilerden haber götürerek askerlerin kararlarına direnmemesi gerektiği yönünde talepler olduğunu söylemiş. Erbakan Hocamız da, kendisinin bu kararları kabul etmesinin mümkün olmadığını, ancak Türkiye'yi tehlike içine atmadan bu badireyi atlatmaya çalışacağını söylemiş. Bildiriyi imzalasa bile, tatbikatta hüküm ve kararları etkisiz hale getirebileceğini düşünüyormuş.
ADNAN OKTAR:O son cümleyi bir daha söyle.
ALTUĞ BERKER: Bildiriyi imzalasa bile, tatbikatta hüküm ve kararları etkisiz hale getirebileceğini düşünüyormuş.
ADNAN OKTAR: Evet.
ALTUĞ BERKER: Erbakan Hocamız'ın uyguladığı bu politikanın, Türkiye'nin hayrına olduğu ve milyonlarca kişinin sokağa dökülmesini bu yolla engellediğini yazmış Ali Bulaç.
ADNAN OKTAR: İşte bu ledüni bir karardır. Ledün ilmiyle verilmiş bir karardır.
ALTUĞ BERKER: Mustafa Karahaliloğlu bugün de bir şey söylemiş Hocam, bu konuda; o dönemde tamamen yalnız bırakıldığını. Herkes o dönemde Hocamız’dan sertlik beklerken, kendisinin “bir kişinin bile burnunun kanamasına gönlüm razı olmaz” dediğini, Refah Partisi'nin kapatılışı için de, “tarihin akışı içinde, bu kararın zerre kadar önemi yoktur” diyerek herkesi yatıştırdığını ve o karanlık dönemden bu şekilde kazasız, belasız kurtulabildiğimizi söylemiş Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: 28 Şubat'taki olaylar ayrı da, özellikle iddia edilen Ergenekon terör örgütünün en pençesi kanlı, en azgın, en küstah döneminde Erbakan Hocamız Başbakanlık yaptı. Bakın, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün en en küstah, en alçak, en kahpe ve arsız olduğu dönemde Başbakanlık yaptı; bunu da göz önünde bulundurmaları gerekir. Dört koldan sardıkları dönemde. Adamların azgınlıklarına daha yeni son verilmiş oldu.
ALTUĞ BERKER: Hocam, “Fransa Dışişleri Bakanlığı'na Alain Juppéatandı” diye bir haber vardı. Daha önceki Başbakanlardan.
ADNAN OKTAR: Ben buna Yaratılış Atlası göndermiştim.
ALTUĞ BERKER: Onunla ilgili bir teşekkür yazısı vardı, onu gösterebilir miyim Hocam?
ADNAN OKTAR: Bakayım.
ALTUĞ BERKER: Şöyle diyor kendisi, 23 Ocak 2007’de size hitaben yazdığı yazıda; “Tarafıma göndermiş olduğunuz muhteşem Yaratılış Atlası kitabınızı almış bulunmaktayım. Bu bağlantınız için teşekkür eder, en içten saygılarımı iletirim. Alain Juppé”
ADNAN OKTAR: O imza da kendisine ait, yani ıslak imza. Kitaptan çok etkilendiğini ifade etmişti, evet.
ALTUĞ BERKER: 1979'dan bu yana İran ilk defa iki gemisini Süveyş Kanalı'ndan geçirerek Akdeniz'e çıkarmış. Hüsnü Mübarek yıllardır İran'ın gemilerini Süveyş Kanalı'ndan geçirilmesine izin vermiyormuş. Ancak Mübarek'in gidişinden sonra başa gelen geçiş hükümeti, İran'a izin vererek iki ülke arasında yeni bir başlangıç yapılacağının işaretini vermişler Hocam.
ADNAN OKTAR: “Sizin tüm yazılı ve görüntülü eserlerinizi komple takım halinde aldım.” MaşaAllah, güzel. Bakın; “Sizin tüm yazılı ve görüntülü eserlerinizi komple takım halinde aldım. Aynısından bir de kayınbiraderime hediye ettim.” Şahane hizmet bu. “Eserler adresimize geldiğinde, çocuklar dahil öyle sevindik ki, aynı gün çıktık, bir büyük kitaplık alarak eve yeni kütüphane kurduk.” Bakın, bu da çok güzel. Kitap alıp oraya buraya istif etmek değil; güzel bir, ahşap da olabilir, metal de olabilir, mutlaka bir raflı kütüphane. “Benim ufaklık kızlardan biri kütüphane müdürü oldu.” Şahane, bayağı güzel. “Diğeri de kütüphane bekçisi. Allah razı olsun Hocam, ne güzel kitaplar öyle. Türk-İslam Birliği haritası önünde aile resmi çektirip yolladığımız takdirde yayınlanacağı söylendi ama bence bu çok önemli değil gibi geldi bana.” Niye? Önemli, yaparsa güzel olur. “Asıl önemlisi, Allah nasip ederse ben, kayın biraderim, eşim ve büyük oğlum yanınıza gelip elinizi öpüp hayır duanızı almak isteriz. Bizim için büyük manevi destek olur. İnternet sitenizde adresinizi bulamadım, maile cevap yazarsanız çok makbule geçer” diyor. Bu nasıl oluyor, çocuklar bize ulaşamıyorlar mı internetten?
ALTUĞ BERKER: İnternetten ulaşıyorlar Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Herhalde daha kolay bir sistem istiyorlar anladığım kadarıyla, onu yapın.
ALTUĞ BERKER: Tamam Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Allah sizin yar ve yardımcınız olsun, sağlıklı ve Allah yolunda hizmet dolu nice ömürler versin. Bize dua ediniz, hepiniz Allah'a emanet olunuz.” Şahane bak, çok güzel. Her yere bir kütüphane. Mesela amcasının evine gitti; amcası akıllı bilgili bir insan, baktı kütüphane yok, hiçbir şeyyok evde ama her şey var, mobilyalar, her şey tamam. “Amca, şu evin şu tarafına ben şık bir raf getireceğim, ne diyorsun?” diyecek. “Allah razı olsun” der. “Rafı da ben dolduracağım” diyecek, çaka çaka kitaplarla dolduracak. Yıllarca orası okul hükmüne gelir. Arkadaşlar gelir, çay kahve içerken açarlar; hanımlar, hanımlar toplantısı yaptığında gider, kitaplardan alır. Çocuklar çok meraklı olurlar kitaplara, gelir açarlar, bakarlar. Orada üç-dört satır bile okumuş olsalar, ömür boyu akıllarında kalır. Çok çok faydalı olur. Şahane hizmet. Kahvehaneler, berberler, kasap, bakkal, hepsinde olur. Bakkalın bir köşesinde olur. Mesela radyo tamircisi olur, her yerde... Toptancı dükkanı, olur; bir köşesinde bir raf, inşaAllah. İki tane de sandalye, iki-üç sandalye yanına; küçük bir kütüphane. Berker’im dinliyorum.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. İki gün önce Almanya'da konferansımız vardı Hocam, onunla ilgili görüntüler.Almanya Stuttgart, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Fosilleri de koymuşlar; çalışma, hizmet, şevk ve heyecan mükemmel. Özellikle konferans organize eden kardeşlerimizden Allah razı olsun. Çok fazla koçyiğit var, maşaAllah. Çok şık ve bayağı güzel salonlar var Avrupa'da. Çok çok güzel, nefis. Fazla pahalı da değil. Pahalı da olsa değer, çünkü hizmet çok büyük. Afişleri bastıracağız, 15 gün öncesinden şehrin böyle güzel, en kilit yerlerinde afişleri de halk görecek. Şeytanın canını böyle kızgın demir gibi dağlayacağız, bir hayli canları yanacak. Sonra da anlı şanlı konferansı yapacağız, inşaAllah.Konferanslar çok şahane etkili oluyor. Mesela bir kardeşimizin senede bir kere bir konferans yapacak gücü vardır herhalde. Nihayetinde hani derler ya, ‘atla deve değil.’ Her kardeşimiz öyle senede bir defa konferans yapmış olsa, toplamda muazzam bir miktar tutar. O olmazsa, küçük kütüphane kurmak, değil mi? Ona da gücüm yetmiyor diyorsa, internette bir kütüphane kuracak, Harun Yahya eserlerinden bir kütüphane kuracak kendisine. “Girişler ücretsiz, istediğiniz gibi girin okuyun” diyecek.
ALTUĞ BERKER: Dün de Azerbaycan'da konferansımız vardı Hocam, Bakü’de; onun da resimlerini gösterebilirmiyim, inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, maşaAllah. Azerbaycan'ın koçyiğitlerini görüyor musun?
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, canlarım benim,bak, nasıl kaliteli ve zinde bir gençlik. Pırıl pırıl, maşaAllah. İnim inim inlemiş Azerbaycan, maşaAllah, çok güzel. Azeri gençler, o kadar coşkulu ki çocuklar, maşaAllah. O kadar yamanlar ki. Bir de muazzam bir süratle gelişiyorlar, muazzam. Mehdiyet asrında olunca Cenab-ı Allah her yeri açıyor, her kapıyı açıyor, her şeyi kolaylaştırıyor.
ALTUĞ BERKER: Elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Mehmet Kartal; “Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Seyyid Muhammed Adnan Hocam, benim evlilik sebebiyle Avustralya'ya gitme durumum ortaya çıktı. Ben buna ne kadar dirensem de, bütün şartlar, kaderimbeni adeta oraya yaka paça çekiyor. Hocam, benim oraya gitmem, benim için hayırlı mıdır? Ben bu cennet vatanımdan ayrılıp oralara gidersem, orada sizin talimatlarınızla nasıl bir Mehdiyet çalışması yapabilirim? Sizden, beni bu konuda eğitip, oraya hizmetçiniz olarak göndermenizi istirham ediyorum. Olur da Allah, sizin heyecanınızdan, nurunuzdan bana da pay verir de, ben de uzak diyarlarda bir mücahid olurum, inşaAllah. Hocam sizden aklımın çok artması, keskinleşmesi ve tam bir hidayete ermek için dua istiyorum. Allah Mehdiyet'in yayılması ve İslam'ın dünyaya hakim olması için, bir kelime bile olsa emek harcayandan razı olsun.” Mehmet, Avustralya'ya git. İnşaAllah, çok iyi olur, hayırlı olur. Orada uçsuz bucaksız faaliyet imkanın var ama bizimle hep bağlantıda ol, benimle bağlantıda ol, inşaAllah. Giderken buradan kitaplardan götür yahut ben sana hediye edeyim, öyle götür. Nasıl istiyorsan. Ama orada da zaten kitaplar satılıyor. Orada çok fazla kardeşimiz var, onlarla tanış. Orada da konferanslar düzenleyelim, sohbet toplantıları, ev sohbetleri yapalım. Kendi evini böyle mescit haline getir; haftada bir kere, iki kere çaylı, kurabiyeli toplantı yaparsın. Hem Risale-i Nur'dan okur, hem bizim kitaplardan okursun. İmam Rabbani'nin Mektubat’ından oku. Çok zevkli olur, çok güzel olur ev sohbetleri; çok iç açıcı olur. Allah sana gönül açıklığı, hidayet nasip etsin. Hidayet, Cenab-ı Allah'ın bir nimetidir. Bir insana hidayet verildi mi cennetlik demektir. Hidayeti aldı mı tamam, inşaAllah. Ama imtihan ortamındayız tabiiki; kiminin imanı zayıf olur, kiminin güçlü olur. Fakat Cenab-ı Allah müminlerin yardımcısıdır. Ahir zamanda Allah ‘Hadi’ ismiyle tecelli ediyor. Gönlün çok çok rahat olsun, manevi rabıtamız devam edecek, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Azerbaycan'daki konferanstan bazı bilgiler aktarabilir miyim Hocam?
ADNAN OKTAR: Evet.
ALTUĞ BERKER: Konferansın konusu; ‘İslam terörü lanetler ve Kuran'da adı geçen canlılar ve mucizevi özellikleri.’ Salon, gördüğümüz gibi taşmış; çok fazla kişi gelmiş, inşaAllah. Ayrıca din adamları, bilim adamları, ünlü sanatçılar ve basın mensuplarının katılımları çok fazla olmuş. Çok sayıda gazete, internet haber siteleri ve televizyon gelmiş, inşaAllah. Azerbaycan'ın birinci kanalı İçtimai TV, kapsamlı haber yapmış ve hemen yayınlamış. İnternews TV çekim yapmış. Bu televizyon konferans konusunu tartışma olarak programına taşıyacakmış ve Azerbaycan'daki kardeşlerimiz programın konuğu olacaklarmış, inşaAllah. Programda, konferanstan bir bölüm de yayınlanacakmış, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Azerbaycan yıkılıyor, mübarek ülke yıkılıyor, maşaAllah. Gençler ayakta. Bu şevk, bu heyecan Azerbaycan'ı boydanboya kapladı, elhamdülillah. Bir de çok zinde bir gençliği var Azerbaycan'ın, maşaAllah. Tam anlamıyla koçyiğitler, inşaAllah. Türk-İslam Birliği için yanıp tutuşuyorlar, maşaAllah. Manen oldu, sadece adı konulacak, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Azeriler şöyle diyormuş Hocam; “o televizyonlarda yayınlanması mucize. Birinci kanal, en çok izlenen ve ciddi.” Ana haberlerde haber yapıyorlarmış.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, gençlik şahane. Azeri gençliği, gericiliğe karşılar, taassuba karşılar. Dindarlar, aydınlar, ilericiler, kaliteliler, her yönden mükemmeller, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: ‘Depremlerin çoğalması’ hadis-i şerifte, Buhari'de ve İbn-i Mace'de geçen kıyamet alametlerinde de şöyle diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v); “İlim kalmadıkça, depremler çoğalmadıkça, zaman kısalmadıkça, fitneler zahir olmadıkça, cinayetler çoğalmadıkça kıyamet kopmaz. Ümmetimde zelzeleler olur, öyle ki bu zelzelelerden on bin, yirmi bin, otuz bin kişi ölür.” Son günlerde Yeni Zelanda’da olan depremden görüntüler.
ADNAN OKTAR: İşte Allah düşündürmek için yapıyor ama bir kısım insanlar ısrarla düşünmek istemiyorlar. Halbuki düşünüpanlasalar, depremler durur. Düşünüp, anlamadıkları müddetçe depremler devam eder. yani sebebi bu; düşündürmek. Cenab-ı Allah düşünmelerini istiyor, kendine yaklaşmalarını istiyor. Kendine yaklaştıklarında, Mehdiyet'i farkettiklerinde, İttihad-ı İslam olduğunda insanlar hayret edecek, birdenbire depremler duracak, şaşıracaksınız. Seller duracak, zaman normale dönecek; zamanın hızlanması normale dönecek; bol bol, bereketli zaman oluşacak. Sabah kalktığınızda gün bir türlü bitmeyecek. Ama şu an haftalar nasıl hızlı geçiyor, görüyorsunuz, değil mi? Ne zaman Pazar oluyor, ne zaman bir dahaki Pazar oluyor? Görüyorsunuz.Hafta sonu yıldırım gibi geliyor, dikkatlice bakanlar bunun şaşkınlığı içerisindeler. Gün hiçkimseye yetmiyor. Hayretler içerisinde kaldı insanlar. Birkaç işi ancak yapabiliyorlar, gün anında bitiyor.
ALTUĞ BERKER: En son depremlerin grafiği de gösterilmiş Hocam. Özellikle 1999'dan itibaren yükselme oluyor, daha evvel anlatmıştınız, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: 99'dan itibaren?
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Bakın, o grafik Mehdiyet döneminde gittikçe aşağıya doğru inip, yok olacak ve onu da göreceksiniz, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Seyyid Muhammed Adnan Hocam.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Ben, İstanbul Sarıyer’den Muhammed Yaser.” Ne güzel isim. “Seyyid Erbakan Hocamız'a Allah (c.c) rahmet eylesin. O cihad yolunda şehit olmuştur. Allah bize de bu uğurda mücadeleyi ve Hak yolunda şehit olmayı nasip etsin. Sevgili Hocam, ahir zamanda yaşıyoruz ve elimden geldiğince çevremdekilere anlatıyorum. Hocam, ben İstanbul Teknik Üniversitesi'nde Uzay Mühendisliği’nde okuyorum.” Hay maşaAllah. “Çevremdeki arkadaşlarıma tebliğ konusunda nasıl yaklaşmalıyım? Bunu, onları rahatsız etmeden ya da bıktırmadan hangi üslupla yapabilirim? Hocam, arkadaşlarım cidden materyalizm ağında ve onları gördükçe çok üzülüyorum. Hocam, sizi görmeyi çok arzuluyorum. Allah yar ve yardımcınız olur, inşaAllah. Saygılarımla, ellerinizden öpüyorum Hocam.” Şimdi Muhammed Yaser, sana bir cephane verelim, sen bir çatışmaya girmişsin ama, sana obüs mermileri verelim, ondan sonra hedefe tevcih et. Ama bu mermiler nurdan oluşuyor, sevgiden oluşuyor. Sana kitap verelim, arkadaşlarına hediye edersin. Yaratılış Atlası’ndan da verelim arkadaşa. Bir kere ahbap olmak çok önemlidir. Gençlere hemen gidip dinden, imandan bahsederseniz, tabii materyalistse, materyalist değilse bile, dine karşı ortalıysa; din Cübbeli kafasındaki insanlardan dolayı çok yanlış biliniyor halk arasında, bir kısım insanlar din deyince korkuyorlar. Cübbeli gibi yaşayacaklar, hayat felç olacak, hurafelere boğulacaklar, bir garip duruma düşecekler diye çekiniyorlar. En iyisi dine hiç yanaşmayalım, hem de sorumlu olmayız, kafasında oluyorlar. Halbuki öyle bir şey yok. Onun için önce sevgilerini kazanacak şekilde arkadaş olsun. Mesela gidersin bir pastanede arkadaşlarınla beraber sohbet edersiniz, yemek yersiniz yahut tatlı, çay ne ise. Önce onlarla bir samimiyet peyda etmek lazım. Çok rahatsız edici adamlar değillerse, makul bir çizgileri varsa, arkadaşlık peyda edip sonra yavaş yavaş anlatılabilir. Ama tekliften kaçınmak lazım; oruç tutun, namaz kılın; şunlar helaldir, şunlar haramdır; bunlar en sonda söylenecek sözlerdir. İman etmeden, Allah sevgisi, Allah korkusu tam içine oturmadan bir adama böyle bir şey anlatırsan, adam “bana müsaade” der, olmaz. Biz iman hakikatlerini, Kuran mucizelerini öyle bir anlatacağız ki, adamın kalbi Kuran ile dolu dolu olacak, imanla dolu dolu olacak. O coşar, kendi buluro zaman helalleri, haramları; zaten bilir o. Yani namazını da kılar, orucunu da tutar, kendi yapar o zaten. Bütün mesele güçlü imandadır. Cübbeli de, bunu bilmedikleri için yapmıyorlar zannediyor. Halbuki insanlarda asıl sorun iman zafiyeti. İman ile ilgili çalışmaya hiç girmiyor Cübbeli. İman hakikatlerine hiç girmiyor. Materyalizmle, Darwinizmle mücadeleye de hiç girmiyor; putlara karşı da bir mücadelesi yok. Sadece hurafe anlatıyor. Hurafeler de öyle boğucu hurafeler. Onun anlattığı hurafelerin bir tanesi bile bir adamın dinden çıkmasına yetebilir. Bu da coşuyor, geceli gündüzlü hurafe anlatıyor. Allah'tan ki insanlar kaale almıyorlar. Bir de ciddiye almış olsalardı, bir düşün ne olurdu yani. Hakikaten dinin hükmü zannedip onu izleselerdi ve uygulamaya kalksalardı ne olurdu bir düşünün. Çünkü kendisi hurafelerden bunalmış, perişan olmuş, diyor ki; “cami, cemaat derken yorulduk, Malta'ya gidelim bari dedik” diyor. Camiden, cemaatten insan yorulur mu? Cami ne kadar zevkli, güzel bir yerdir; cemaat ne kadar güzeldir. Ne kadar iç açıcı, nur yüzlü o dedeler, nur yüzlü o insanlar, değil mi? Bir de tertemiz bir cemaat, tertemiz bir topluluk ve takva bir topluluk. İnsan orada yorulur mu? İnsanın üzerinden yorgunluk gider, içi açılır, içine ferahlık gelir insanın. Şimdi onu duyan adam; “demek ki cami, cemaat insanı yıpratıyor, yoruyor, o zaman ben uzak durayım”, diyor. Özetle; sevecen yaklaşıp ve herkesi kucaklayan bir ruh olması lazım. İşte falanca günahkar, falanca şu, bilmem ne, falanca Yahudi, şu mason, olmaz. Arkadaşlarının babaları büyük bir ihtimalle ya mason çıkacaktır, ya da gayrimüslim annesi olabilir, Musevi dedesi olabilir. “O kafir evi, ben buraya gitmem,” olmaz öyle şey. Sen tebliğcisin, şefkatle yaklaşacaksın, sevgiyle yaklaşacaksın. Veyahut adam dini yaşamıyor, içki içiyor; içebilir sanane, değil mi? Sen dini sevgiyle, makul bir üslupla, sevecenlikle anlatmakla mükellefsin. Teklif en sonudur; yani helallerin, haramların bildirilmesi en sonudur, inşaAllah.
“Hayırlı geceler sayın Hocam.” Allah hayırlı geceler versin. “Sizin tavsiyeniz üzerine kardeşlerimle yıllardır alıpokumakta olduğumuz eserlerinizi, fabrikamızın toplantı odasında bir kütüphane haline getirdik.” Helal olsun, maşaAllah. “Hem çalışanlarımız, hem de ziyaretçilerimiz için son derece faydalı oldu.” Bakın; “hem çalışanlarımız, hem de ziyaretçilerimiz için son derece faydalı oldu. Allah sizden razı olsun Sayın Hocam. Koray Alptekin, İstanbul.” Var mı resmi?
ALTUĞ BERKER: Var Hocam, göndermişler kardeşlerimiz.
ADNAN OKTAR: İşte bu kadar, bak. Güzel. Kütüphane de şık bir kütüphane, cayır cayır yanıyor, maşaAllah. Çok çok güzel olmuş, maşaAllah. Ama oraya da şöyle mümkünse küçük oturacak bir yer de yapılsa şöyle, gerçi dar bir yer ama iyi olur. Farketmez, oradan da alıp içeride bir yerde okuyabilirler. Yalnız kitabı alıp eve götürme diye bir olay olmaz. Eğer çok çok eminseniz, güvenilir biriyse olur. Çünkü kitabı alıyor, unutuyor. O zaman dağılır kütüphane zaten. Orada okuyacaklar kitabı. Alıp götürülmez kitap. O zaman git al kerata, değil mi? Satın al, madem öyle bir durumun var. Ama çok çok naz ehliyse, güveniyorsa getireceğine, tamam. Ama kitap alıp götürmek, kütüphaneden bir güzelliği eksiltmek demektir. Olmaz öyle şey.
ALTUĞ BERKER:Simetri ile ilgili resimler gösteriyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Özellikle kelebek kanatlarındaki muhteşem simetri. Orada ne varsa, orada da var; evrimcilerin açıklayamadığı bir olay. Bakın burada da var, orada da var. Şimdi diyor ki adam; “bu mutasyonla oldu.” Peki, dış çeperi? “O da mutasyonla oldu.” Peki öbür taraftaki milimi milimine eşitlik nasıl oldu? “Oldu işte bir kere” diyor. İşte o zaman adamlara; “bırak adamım” dersin, değil mi? Bakın aynısı; burada altı gibi, orada da aynısı. Süsleri de en ince detayına kadar aynı. Evrimcilerin hiçbir şekilde açıklayamadığı bir gerçek. Her yerde hakim; simetri, geometrik düzgünlük, bakın. Muhteşem bir renk cümbüşü var, acayip güzel. Orada ne varsa, orada da var, aynısı. Orada ne varsa, orada da aynısı var.MaşaAllah. Evet şimdi hem Seyyid Salih Özcan Hocamız’ı dinleyelim, hem Said Özdemir Ağabeyimiz’i dinleyelim, inşaAllah.
VTR: Seyyid Salih Özcan Hocamız Hz. Mehdi (a.s.)’ın şahıs olacağını anlatıyor
VTR: Seyyid Salih Özcan Hocamız, Hz. Mehdi (a.s.)’ın İstanbul’dan çıkacağını anlatıyor
VTR: Said Özdemir Ağabey, Hz. İsa (a.s.)’ın nuzulü ve şahıs olacağını anlatıyor.
VTR: Hz. Mehdi (a.s.)’ın şahıs olacağını anlatıyor
ADNAN OKTAR:“Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi Berekatuhu. “Halil Yaşar Mutlu Efendi Hazretleri, Sayın Adnan Oktar Hocamız'la bir görüşme talebinde bulunmuşlar. Olumlu ya da olumsuz bir cevap, henüz taraflarına ulaşmamış. Konunun önemli ve acil olduğunu hatırlatmamızı bizlere emir buyurdular. İnşaAllah, bu mektup elinize geçer. Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi Berekatuhu. Mümin bir kardeşimiz, hocaefendi anladığım kadarıyla. Şeref duyarız, tabii görüşürüz. İkiden sonra biz müsait oluyoruz. Eğer teşrif buyururlarsa, inşaAllah şeref duyarız. Siz ne gerekiyorsa yapın. İnşaAllah.
“Hocam, Allah'ın selamı üzerinize olsun.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Bir sorum olacak Hocam. Fethullah Gülen Hocamız'ın çabaları sonucu yabancı ülkelere açılan Türk okullarında, Türk-İslam Birliği'ne katkıları neler olmuştur? Sizleri seviyor ve takip ediyoruz, Özkan Urfa.” Açık, onun Türk-İslam Birliği’ne faydası olacağı. Yani bir okulda Türk öğretmenler varsa, Türkçe öğretiliyorsa, Türk kültürü sevdiriliyorsa, onun içinde tabiiki İslam’ın ruhu da veriliyor, İslam ahlakı da veriliyor, İslam terbiyesi de veriliyor. Etki çok net, çok güçlü olur ama tabii deccaliyetle göğüs göğüse fiili mücadele asıldır, esastır. Yani Darwinizmle, materyalizmle hiç taviz vermeden mücadele esastır. Ama bu modelde de, bu yöntemde de çok iyi bir zemin hazırlanması mevzubahis oluyor, o yönden çok güzel, inşaAllah.
SUNUCU: ‘Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri’ programımıza Aksu TV, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.TV sitemizden devam edeceğiz. Bizi yarın 22.00'dan itibaren Gaziantep Olay TV, Mavi Karadeniz Radyo ve HarunYahya.TV'den takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Şeytan'dan Allah'a sığınıyorum, Bismillahirrahmanirrahim, Nahl Suresi, 125; “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır.” Bakın, hikmetle ve güzel öğütle; kısa, özlü fakat güzel, etkileyici biçimde çağır. “Ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et.” Öyle yobazca, delice, saldırgan bir üslupla değil. “Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir, hidayete ereni de bilendir.” “Eğer ceza verecekseniz, size verilen cezanın misliyle ceza verin ve eğer sabrederseniz, andolsun bu, sabredenler için daha hayırlıdır.” Ceza vermekten vazgeçiyoruz mesela, değil mi? Affediyoruz. “Bu daha hayırlıdır” diyor Cenab-ı Allah. “Sabret; senin sabrın ancak Allah(ın yardımı) iledir. Onlar için hüzne kapılma ve kurmakta oldukları hileli düzenlerden dolayı sıkıntıya düşme.” (Nahl Suresi, 127) “Gönlün rahat olsun” diyor Allah. “Şüphesiz Allah korkup-sakınanlarla ve iyilik edenlerle beraberdir.” “Allah onu seçti ve doğru yola iletti” diyor Nahl Suresi, 121. Ayet, 2002 tarihini veriyor.“Allah onu seçti ve doğru yola iletti.” 2002. “Sonunda vaad geldiği zaman,,” 2019. İnşaAllah, Hz. Mehdi (a.s)'a bakıyor aynı zamanda. Hz. İsa (a.s)'ın vakti de, inşaAllah. Hz. Musa (a.s)'a yönelik bir ayet var, İsra Suresi, 2'de; “Musa'ya kitap verdik ve "Benden başka vekil edinmeyin, sadece Beni Rab edinin" diye onu İsrailoğulları'na kılavuz kıldık.” Sadece İsrailoğulları'na gelen bir Peygamber, inşaAllah.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...