SUNUCU: Adnan Oktar’la gece sohbetleri programımıza Aksu TV, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.TV sitemizden devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR: Anlatmamız için bir konu olması lazım, evet.
ALTUĞ BERKER: Fatih Erbakan ile ilgili bir haber var Hocam Hürriyet Gazetesi’nde. “Bugün Saadet Parti’sinde en büyük aday oğul Erbakan” başlıklı bir haber yer almış. Partide en güçlü başkan adayı olarak Fatih’in adının ön plana çıktığı söyleniyormuş Hocam.
ADNAN OKTAR: Yalnız Fatih askerliğini yapmadı, o nasıl olacak, oluyor mu? Askerliğini yapmış mıydı?
ALTUĞ BERKER: Hatırlayamadım Hocam.
ADNAN OKTAR:Neyse, vardır bir şeyi ama olur, gider gelir gerekirse, inşaAllah. Ama yakışır iyi olur, güzel olur. Fatih çok efendi çocuk, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Ahmet Hakan gençlik yıllarında, Sayın Erbakan’ın Başbakanlığının ilk gününde odasına ziyarete gittiğini ve Erbakan Hocamız’ın kendisine, kendisi gibi tıfıl birini ayakta karşılama nezaketi gösterdiğini, ancak böyle nezaket abidesi bir insanın, kaderinde sürekli alay edilmek olduğunu söylemiş. Ayrıca 28 Şubat sürecinin Erbakan Hocamız’ın manevi olarak siyasete son verdiği tarih olduğunu, o dönemde net bir tavır gösteremediği için, ondan sonraki tüm çabalarının nafile olduğunu, son nefesine kadar mücadele devam etse de, bayat bir söylem, eski bir tarz ve demode arkadaşlarla olayın çoktan bittiğini yazmış.
ADNAN OKTAR: Yine aynı Aydın Doğan kafası, Aydın Doğan ağzı, aynı borazan, aynı üslup. Taha Akyol’la aynı ağız. Bir kere olay baştan sona kadar yanlış. Erbakan Hocamız bir dava adamı, davada zaman zaman insan ricatta da bulunur, zaman zaman atakta da bulunur. Peygamber Efendimiz (s.a.v) zamanında da kimi savaşlarda gerileme de oldu, kimi savaşlarda da atak oldu, ileri mücadele oldu. Dava adamının sürekli atakta olması önemlidir, mühim olan odur. Bayağı güzel bir hizmet verdi, neticeyi de aldı. Türkiye’de imanlı bir neslin yetişmesine sebep oldu. Türk-İslam Birliği’ni savunan büyük bir kitlenin oluşmasına sebep oldu. Bu alınan netice açısından tek başına yeterlidir zaten. Milyonlarca gencin, insanın imanına vesile olması çok hayatidir. Ve bu kadar seveni olması, üstelik dünya çapında bu kadar seveni olması; Malezya’da da seviliyor, Arabistan’da da seviliyor, Mısır’da da seviliyor, her yerde de seviliyor. Fas, Tunus, Cezayir her yerde de seviliyor. Netice olarak bu çok önemli. O tek başına İttihad-ı İslam’ı getirememiş olabilir. Cenab-ı Allah, Mehdi (a.s)’a nasip edecek İttihad-ı İslam’ı, Erbakan Hocamız ona zemin hazırladı. Ona nasip olmaması, onun başarısız olduğunu göstermez. Bediüzzaman da Mehdi (a.s)’a zemin hazırladı, başarısız mıydı Bediüzzaman? Başarılıydı. Erbakan Hocamız da Mehdi (a.s)’a zemin hazırladı, başarısız mıydı? Başarılıydı. Onun için Ahmet Hakan, Kuran gözü ile olaylara bakarsa çok net netice alacaktır. Bir de Erbakan Hocamız’ın dönemi, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün eli kanlı en azgın dönemiydi, en şiddetli dönemiydi. Tek başına iddia edilen Ergenekon terör örgütünü dağıtacak gücü olmamış olabilir, bunda şaşılacak bir şey yok, hayret edilecek bir şey yok. Dolayısıyla şanla şerefle yaşadı, şanla şerefle de şehit oldu Hocamız. Ahmet Hakan’ın aklı pek böyle şeylere pek ermiyor ama zaman zaman anlatacağız, inşaAllah kavrayacak.
ALTUĞ BERKER: Haber7.Com’da Cemil Çiçek; “model olma ihtiyacımız yok” demiş Ortadoğu, Kuzey Afrika, İslam ülkelerine kısacası, şöyle diyor. “Türkiye’nin kimseye model olma iddiası yok. Kimseye ağabeylik yapmaya niyetimiz yok. Bizim emperyal niyetimiz de hiç yok”.
ADNAN OKTAR: Türkiye’yi model ülke Allah yapıyor, o yapmıyor. Allah Cemil Çiçek’e sormaz, Türkiye model ülke olsun mu, olmasın mı diye? Mehdiyet’in olduğu bir ülke, zaten Allah tarafından model ülke olmuş oluyor. Allah, Türkiye’yi model ülke yaptı. Cemil Çiçek veyahut Efendi Çiçek istediği kadar ne söylerse söylesin, bu kader değişmez. Türkiye’deki İslam anlayışı, İslam’ı yaşama modeli çok mükemmeldir. Çok kaliteli güzel bir İslam anlayışı vardır. Bu da bütün ülkeler tarafından model olarak alınıyor. Cemil Çiçek dedi diye mi vazgeçecekler şu an? Kimse kaale almaz Cemil Çiçek’i, zaten zannediyorum seçimlerde de anlayacaktır. Kaale almadıklarını daha iyi, net görecektir. Seçim bölgesinde halkın ona bakış açısına gidip bir baksın. Şimdi gitsin bir sorsun, benim ne demek istediğimi çok iyi anlayacaktır. Ama özellikle şahsına karşı, Ak Parti’ye karşı demiyorum. Şahsına karşı nasıl düşündüklerini görecektir. O zaman es kaza öyle seçildi. Ak Parti’nin o heyecanlı ortamında gözden kaçtı. Bakalım bu seçimde ne hale gelecek, bir görelim bakalım. Onu seven sadece Aydın Doğan ve ekibi, milletimizin bakış açısı bambaşka. Eğer merak ediyorsa gitsin sorsun. Bir de bize akıl öğretmesin, yok Türkiye model ülke falan. Türkiye’deki model İslam’ı kastediyoruz biz, İslam ahlakının yaşanması modeldir. Türkiye’nin model ülke olarak alınacak; biz binalarını, yollarını, ekonomisini örnek alın demiyoruz ki. Türkiye’deki Türk-İslam Birliği ruhu modeldir. Kuran’ın yaşanma şekli modeldir, bu. Dolayısıyla Mehdiyet modeldir. Mehdiyet’i Allah model olarak ortaya koymuştur. Beğenilecek bir stil ve yöntem olarak göstermiştir. Buna şunun bunun, Taha Akyol’un, Aydın Doğan’ın yahut Efendi Çiçek’in ne dediği önemli değildir.
ALTUĞ BERKER: Yiğit Bulut; Erbakan Hocamız’ın küresel, yerel bazı güçlere karşı her zaman karşı koyduğunu, bu nedenle bu düzenin medyası tarafından hep karalandığını, bu kirli düzenin adamları tarafından irticai faaliyetlerin başı olarak tanıtılmaya çalışıldığını, ancak asla böyle bir şey olmadığını yazmış. Erbakan Hocamız’ın özellikle 28 Şubat sürecinde ülkeyi soymaya kalkışanların düzenine dur diyerek itiraz ettiğini, bu nedenle bu düzenin medyasının, orduyu Erbakan Hocamız’a karşı kışkırtana kadar aleyhte yayın yaptığını, Türkiye’nin ileride bir gün bu süreçte neler olduğunu ve Erbakan Hocamız’ın verdiği mücadeleyi daha iyi anlayacağını yazmış.
ADNAN OKTAR: Bak gördün mü insan evladını? Bak gördün mü koç yiğidi? Dürüst insanı, samimi insanı, delikanlıyı kimseye hesap vermeyen, bir tek Allah’a hesap veren adamı gördün mü? İşte bir insan kimseye hesap vermezse, sadece Allah’a hesap verirse böyle olur. Böyle dürüst olur, böyle yiğit olur. Saadet Partili değil ama Hakk’tan yana, doğrudan yana, dürüstlükten yana. Ben de Saadet Partili değilim ama Hakk’tan yanayım, dürüstlükten ve doğruluktan yanayım. Ben bütün sağ partileri kucaklıyorum. Zannediyorum Yiğit’in de öyle bir modeli var gibi görünüyor, inşaAllah. Ama delikanlıca konuşmuş, yiğitçe konuşmuş. “Erbakan Hocamız’la adamlar ömrü boyunca alay etmişler”. Ne güzel, Peygamber alameti, demek ki büyük veliymiş, bütün Peygamberler’le alay edilmedi mi? Bütün Allah yolunda mücadele eden velilerle alay edilmedi mi? Demek ki velayeti yüksekmiş ki, Allah ona bu nimeti ihsan etmiş. Cennetteki makamının yükselmesi için ona ihtiyacı vardı, Allah da o nimeti ona vermiş. Alay edenler, ama biz alay etmiyoruz. Biz çok saygı duyuyoruz, değer veriyoruz. Biz kimiz? Türkiye’nin bütünüyüz, inşaAllah. Bütün Türkiye seviyor Hocamız’ı. Alay eden, hakaret eden adamlar var, diyorlar. Memleketin iti, kopuğu tükenmez, sahtekarı tükenmez, alçağı tükenmez, kahpesi tükenmez değil mi? Kaynar onlar, foku fokur kaynar öyle. Bu da imtihanın bir gereğidir. Dolayısıyla Erbakan Hocamız’a hakaret edenler alçak adamlardır ve o hakaret onlara döner, aynısıyla döner. Ne yapıyorlarsa o da onlara döner. Dürüst bir insana, sevecen bir insana, Başbakanlık yapmış bir insana, böyle büyük bir mürşide, değerli bir insana karşı hürmetle, sevgiyle hareket edilir. Böyle pırıl pırıl sevgi dolu bir insana, ne kadar şendi. Şakacı, hoş sohbet, güzel huylu bir insan, ona karşı niçin böyle bir şey olsun, değil mi?
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Zaman Gazetesi’nden Ekrem Dumanlı, “Yeryüzünün yeni bir dünyaya hamile olduğunu söyleyerek, İslam dünyasının demokrasiye doğru giderken bir ayağının boşlukta kaldığını ve bu boşluğu doldurmak için Türkiye’ye büyük bir görev düştüğünü söylemiş. Ancak geçmişte birçok fırsatı iyi değerlendiremeyen Türkiye’nin, iç siyaseti kavgalara dalarak bu fırsatı kaçırmaması gerektiğini, kendini bekleyen bu görevin farkında olması gerektiğini söylemiş.
ADNAN OKTAR: Yani…
ALTUĞ BERKER: Mehdiyet’i zikretmemiş ama Hz. Mehdi (a.s.)’a ihtiyaç olduğunu söylemiş, siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Anti-Mehdi geniş bir yelpaze karşımızda. Bu zaten bilinen bir durum. Anti-Mehdi bir hareket olacak zaten, ona karşı da Mehdiyet atakta olacaktır. Şaşılacak bir şey yok.
ALTUĞ BERKER: Dediğiniz gibi Aydın Doğan’ın televizyonu CNN Türk’te, “Medya Mahallesi” programında İsmet Berkan ve Ayşenur Aslan, Sayın Erbakan’ın gerçeklerden kopuk bir siyaset izlediğini, Erbakan’ın Susurluk’u kavrayamadığını ve askere yaranma çabası olduğunu, hukuk dışılığı ve yasa dışılığı önemsemediğini söylemişler.
ADNAN OKTAR: Ne kadar yüzeysel insanlar. Erbakan Hocamız Susurluk’u kavrayamamış. Süleyman Demirel kavramış mıydı? Tansu Çiller kavramış mıydı? Ecevit kavramış mıydı? Mesut Yılmaz kavramış mıydı? Kavramışlardı. Peki, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün kahpe ve azgın yapısına karşı Erbakan tek başına ne yapabilirdi? Tansu Çiller kadın haliyle ne yapabilirdi tek başına? Diğerleri ne yapabilirlerdi? Ağzını, yüzünü darmadağın ettiler, feci şekilde dövdüler, ne oldu? Hiçbir şey denemedi. Mesut Yılmaz’ın ağzını, burnunu patlattılar, ne oldu? Hiçbir şey diyemedi. İddia edilen Ergenekon terör örgütü öyle bir zemin meydana getirdi ki Türkiye’de, vatandaş nefes alamıyordu, insanlar nefes alamıyordu, liderler nefes alamıyorlardı. Daha yeni yeni ortalık düzelmeye başladı. Erbakan Hocamız’a kimsenin olmadığı ortamlarda kabadayılık eden ahlaksızları da biliyoruz biz, alçakları da biliyoruz. Sırtını iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü’ne dayayıp, kabadayılık yapan köpekleri biliyoruz, değil mi?Sıkıysa şimdi de yapsınlar bakayım.
ALTUĞ BERKER: “Adamlık Dini” kitabınızın 10. baskısı Hocam, inşaAllah. Her okuyanın çok etkilendiği bir kitap, inşaAllah. Kuran ahlakına uygun olmayan insanların samimiyetsiz, yapmacık, zorlama tavırlarını, davranış biçimlerini, konuşma kalıplarını, yüz ifadelerini, hepsini çok detaylı anlattığınız çok etkileyici bir kitap, maşaAllah Hocam. 10. baskısı olmuş şu an kadar, inşaAllah. Kitapevi kargo masrafını karşılayanlara ücretsiz hediye ediyor bu kitabı, inşaAllah. Bunun için internette www.globalkitap.comsitesine kayıt olmaları kardeşlerimizin yeterli veya telefonla da 0216 444 444 1 numaralı telefonu aramaları yeterli, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Selamün Aleykum Hocam. Bu akşam mesajımı okursunuz inşaAllah.” Elimizden geldiği kadar okumaya çalışıyoruz, inşaAllah. “Her gece olduğu gibi yine sizi arkadaşlarımızla kampüsten takip ediyoruz, üniversite kampüsünde. Feyz almaya çalışıyoruz, inşaAllah. Bu yaslı günlerimizde aslında yaslı demek yerinde değil belki de” belki değil tabii, öyle denmez. “Erbakan Hocamız şehit oldu.” MaşaAllah oldu şimdi, inşaAllah. “Vatanı seven büyük bir zat idi. İzinde yürüyebilirsek ne ala bize ve neslimize.” Büşra isimli bir hanım kardeşimiz yazmış.
Beni rüya tabircisi yapacaksınız Allah’ım Yarabbim. Herkes rüya gönderiyor. Ben ne yapacağım bunlarla? Çok şekerler, inşaAllah. “Selamün Aleykum Seyyid Adnan Hocam.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Öncelikle Türk Milleti’ne baş sağlığı dilerim. Çok büyük bir kayıp. Allah mekanını cennet edip, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e komşu etsin Sayın Muhterem Necmettin Erbakan Hocamız’ı. Sevgili Seyyid Adnan Hocam benim bir sorum olacaktı.” Herhalde bunlar Berlin’de konferansları organize eden gençlerden anladığım kadarıyla. Böyle büyük bir gençlik grubu oluştu Berlin’de, maşaAllah. “Ellerinizden sevgiyle öperiz Hocam.” diyor. Biz de sizin ellerinizden öpüyoruz. “Hocam dualarınızı bizden eksik etmeyin.” Ama şimdi burada bir şahıs ismi vermişsin, onun kitabını tavsiye etmemi söylüyorsun. Ben kitabını okumadım bu şahsın, bilmiyorum. Şimdi yanlış bir şey yapmayalım. Bir bakayım o kitaplara nedir, ne değildir. O zaman inşaAllah uygunsa tavsiye ederim, inşaAllah. Erbakan Hocamız’ın aleyhindeki konuşmalara karşı sürekli, her gün onların yanlışlarını dile getiren bir çalışmamız olsun. Basını iyi takip edin.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Gıcık oluyorum bunlara, saygısız hareketlerine. “Azerbaycan’dan. Lütfen Hocama iletin ne olur. Esselamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Adnan Hocam uykumda Kıyamet’in geldiğini gördüm. Dehşetti, anlatamam. Bir de namaz kılmak istiyorum ama…” tamam güzel Azerbaycan’dan bir kardeşimiz. “Allah’ın Selamı size.” Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Muhterem Seyyid Muhammed Adnan Hocam, mübarek ellerinizden öpüyoruz. Allah bize sizinle beraber namaz kılmayı nasip ve talebelerinizden olmayı nasip etsin, inşaAllah. Sizi derin, sonsuz bir sevgiyle seviyoruz. Dualarınızı bizlerden eksik etmeyin. Hz. Mehdi (a.s.) ve sizinle beraber bir mücadelemiz olsun” diyor herhalde anladığım kadarıyla. Nezaket isimli bir kardeşimiz Azerbaycan’dan yazmış, fakat Azeri Lehçesi çok şeker bir lehçe.
Resul isimli bir kardeşimiz, “Hocam sizleri zevkle dinliyoruz. Allah sizden razı olsun. Erbakan Hocamız’ın ailesine sabır, kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz.” Atakent’ten kardeşimiz yazmış. Çok fazla Erbakan Hocamız hakkında yazı geliyor. Sevenleri bütün dünyada, bir tek Türkiye’de değil.
Şuara Suresi. Şeytandan Allah’a sığınırım. "Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum.” Tebliğcinin en önemli vasfıdır bu, herhangi bir maddi çıkar olmadan Allah rızası için tebliğ yapması. “Ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir.” Sadece Allah’ın rızası için yapıyorum, diyor. “Sen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin.” Herhangi bir insansın diyorlar Peygambere. “Eğer doğru sözlü isen, bu durumda bir ayet (mucize) getir-görelim. Dedi ki: "İşte, bu bir dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakkı da sizindir. Ona bir kötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar. Sonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular. Böylece azap onları yakaladı. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.” Şimdi Cenab-ı Allah, bir toplum ahlaksız olduğunda, vicdansız olduğunda bir sebep meydana getiriyor, bela için herhangi bir sebep. Mesela diyor ki Cenab-ı Allah, şunu yapmayın ama yapacakları belli, yapmayın, diyor. Onu yapıyorlar, Allah belalarını veriyor arkasından. Mesela devede de hayvan sevgisinin olduğunu görüyoruz. O deveye ellemeyin diyor, çünkü çok sevimli, hoş bir deve. Buna ellemeyin, diyor Peygamber. Ellemeyin dedikleri halde zulümle hayvanı oturup, kesip, parçalıyorlar. Allah’ın intikam alması için gerekçe oluşmuş oluyor. Ama zaten Allah onların ahlaksız ve zalim olduğunu biliyor. Sadece onlara bir bahane gerekiyor, bahane de oluşmuş oluyor. Allah’ın ledün ilminin bir yansımasıdır o, inşaAllah.
Zelzele Suresi. Şeytandan Allah’a sığınırım, 99. Sure. 1999’daki zelzeleye de bakıyor bu ayet. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Yer, o şiddetli sarsıntıyla sarsıldığı” şeytandan Allah’a sığınırım “Yer, ağırlıklarını dışa atıp-çıkardığı ve insan: ‘Buna ne oluyor?’ dediği zaman.” Genellikle deprem anında insanlara bir bakın, hep ne oluyor, derler. Yani ilk söyledikleri şey odur. Bir sarsıntı var ama sebebini bilemediklerini için hep, ne oluyor, derler. Allah ona dikkat çekmiş. İlk refleks olarak. Mesela insanlara soru sorsanız, bana bir meyve ismi söyle derseniz, hemen elma der, genellikle bu yaygındır. İsterseniz deneyin. Mesela başka, bir renk onu şimdi söylemeyeyim o zaman. Bir renk söyle dersen, hemen o rengi söyler. Depremde de hiç şaşmaz şekilde ne oluyor derler insanlar o refleksle, Kuran ona dikkat çekmiş. “O gün (yer) haberlerini anlatacaktır.” Bütün gazetelerde o günkü depremin haberleri de anlatılmış oldu; televizyonlarda, radyolarda. “Çünkü senin Rabbin, ona vahyetmiştir.” Her şeyi Allah’ın yarattığını Cenab-ı Allah gösteriyor. Tabii ayetin ben 2., 3. işari anlamlarını söylüyorum. “O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin diye, bölük bölük fırlayıp-çıkarlar.”Kıyamet anında insanlar dışarı fırlıyor ama aynı zamanda depremde de dışarı fırlıyorlar, koşuşturuyorlar. “Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür. Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür.”Ayette bakın iki kere “artık kim, artık kim” diye tekrar ediliyor. Zerre ağırlığınca, zerre ağırlığınca. Birinde hayırdan bahsediyor 7’de hayır, bak 7. ayette hayı, 8’de de şerden bahsediyor Cenab-ı Allah. Deprem kaç şiddetinde olmuştu, hatırlıyor musunuz?
ALTUĞ BERKER: 7.8’di galiba Hocam.
ADNAN OKTAR: 7.8’di evet. Bak 7. ve 8. ayetler. Ayrıca ayetin ebcedi de o tarihi veriyor, depremin tarihini veriyor. 99’daki deprem çok önemli bir deprem. Depremler çok olur ama İstanbul’da olması, İstanbul’u vurmayıp geçmesi, çok olağanüstü bir olaydır. Adalar’a kadar geldi, İstanbul’u vurmadı, alttan devam etti. Ta ilerledi, ilerledi, ilerledi nereden çıktı?
ALTUĞ BERKER: Avcılar.
ADNAN OKTAR: Avcılar’dan çıktı. Mesela bu daha hala çözemedikleri bir sır, anlayamıyorlar. Bu nasıl oldu, İstanbul’u nasıl vurmadı deprem diye bilemiyorlar. Ben biliyorum. Sebebi Mehdi (a.s.)’ın bulunması. Onun için 1999 çok kilit bir tarihtir, çünkü bir yıl sonra 2000 oluyor. 1999 bakın, dünya tarihinde çok rastlanan bir şey değildir, çok zor bir şeydir oluşması yani 99’lu bir tarihin oluşması. 9, 9, 9. Hz Ali (r.a.)’de eliyle bir dokuz işareti yapıyor. Çocukların kurduğu kanal da öyle, A9 da öyle, orada da 9’a bir işaret var, inşaAllah.
Adiyat Suresi. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. “Soluk soluğa koşan (at)lara andolsun. (Tırnaklarıyla) Ateş saçanlara, sabah vakti baskın yapanlara. Derken, orada tozu dumana katanlara, Bununla bir (düşman) topluluğun orta yerine kadar dalanlara. Gerçekten insan, Rabbine karşı nankördür.” 100. Sure. Sanki böyle soluk soluğa koşanlara derken; böyle havayı emerek hareket eden bir şeyden bahsediyor gibi ayetin ifadesi. “Ateş saçanlara, sabah vakti baskın yapanlara. Derken, orada tozu dumana katanlara. Bununla bir (düşman) topluluğun orta yerine kadar dalanlara.” Şimdi Hava Kuvvetleri’nin bir baskını oluyor mesela jetlerle, tam ona benziyor buradaki üslup. Havayı emerek giden, hareket edenlere, ateş saçanlara, sabah vakti baskın yapanlara erkenden… “Derken, orada tozu dumana katanlara.” Ortalığın tozu dumana katılması zaten bu tarz operasyonlarda oluyor. “Bununla bir (düşman) topluluğun orta yerine kadar dalanlara. Gerçekten insan, Rabbine karşı nankördür. Ve gerçekten, kendisi buna şahiddir.” Bakın, “Gerçekten insan, Rabbine karşı nankördür.” İnsanların geneli nankördürler, egoist ve bencildirler böyle. İşte şu an deccaliyet bunu sağladı dünyada. Bu ayetin tahakkuku oluşmuş oldu. Nankörler oluştu dünyada, Allah’a karşı nankör, egoist ve bencil insanlar oluştu. “Ve gerçekten, kendisi buna şahiddir.” Kendisi de bu ahlaksızlığına, bu vicdansızlığına, egoistliğine, bencilliğine şahit. “Muhakkak o, mal sevgisinden dolayı (bencil ve cimri tutumundan) çok katıdır.” Demek ki asıl amacı ne? Mal sevgisi. Mal sevgisi derken ev, araba, çocuk, eşi onların hepsini mal olarak görür o kafadaki insan. Bakın, ev, araba, eşi ve çocuğu. Orada hayvani bir egoistlik ve hayvani bir azgınlığa dönüşür. Bakın, “Muhakkak o, mal sevgisinden dolayı (bencil ve cimri tutumundan) çok katıdır.” Yani amansız bir katılık ve egoistlik oluşuyor. “Yine de bilmeyecek mi? Kabirlerde olanların 'deşilip dışa atıldığı.” Mesela insanlar öldüğünde kabirlerde zaten parçalanıyorlar, Allah o ölüme dikkat çekiyor. Ama ayrıca mezarlar da parçalanacak diyor Allah, onlar da dışarı atılacaklar, mezarlar da dağılacak, diyor. “'Göğüslerde olanların derlenip-devşirildiği zamanı?” Gizlediğiniz bütün her şeyin, gizlediğiniz her türlü bilginin toparlandığı zamanı. “Şüphesiz, o gün Rableri, kendilerinden gerçekten haberdardır.” Ölüm gelecek, diyor Allah. Mallarınız, oğullarınız, eşleriniz, çocuklarınız, yarım kalmasından korktuğunuz ticaret, kendisini çok büyük gördüğünüz, ulu gördüğünüz her şeyi bırakıp geleceksiniz, diyor Allah.
Tekasür Suresi. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. Şeytandan Allah’a sığınırım. “(Mal, mülk ve servette) Çoklukla övünmek, sizi 'tutkuyla oyalayıp, kendinizden geçirdi.” İşte kocası, çocukları, malı, arabası, işi onlarla bak, “övünmek sizi tutkuyla oyalayıp” delice bir tutkuyla diyor Allah “oyalayıp kendinizden geçirdi” manyak gibi olmuş oluyor adam, kendinden geçiyor. Artık laf, söz dinlemez, dengesiz bir mahluka dönüşüyor. Katı, bencil, egoist, saldırgan böyle deli ruhlu bir varlığa dönüşüyor. “Öyle ki (bu,) mezarı ziyaretinize (kabre gidişinize, ölümünüze) kadar sürdü.” Ölümünün son anına kadar da, ölme anına kadar da bu azgınlığınıza devam ettiniz diyor Allah. “Hayır; ilerde bileceksiniz. Yine hayır; ilerde bileceksiniz.” İki kere tekrarlıyor Allah. “Hayır; eğer siz kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız, Andolsun, o çılgınca yanan ateşi de elbette görecektiniz.”Sizin Kıyamet’ten ve cehennemden haberiniz olmadığı için diyor Allah, yani onu tam görmediğiniz için, cehennemi görmediğiniz için. “Sonra onu, gerçekten yakîn gözüyle (Ayne'l Yakîn) görmüş olacaksınız.” Cehennemi bütün açıklığıyla göreceksiniz diyor Allah. “Sonra o gün, nimetten sorguya çekileceksiniz.” Neden mesela? Evliliğinde neyi tercih ederek hareket ettin? Arabada neyi amaçladın? Evde neyi amaçladın? Çocuklarda neyi amaçladın? Allah rızası için neler yaptın? Bütün benliğinle, sevginle Allah’a teslim oldun mu? Yoksa kocanı mı put hale getirdin? Çocuklarını mı put hale getirdin? Evliliğini mi put hale getirdin? Tahsilini mi, işini mi put haline getirdin? Yoksa Allah için mi yaşadın? Bunun hesabını vereceksiniz diyor Allah.
“İnşaAllah bugün mektubumu okursunuz Hocam. İki aya yakın olar ki mesajım çatmıyordu, inşaAllah. Bugün çatar deyip yine yazdım, inşaAllah. Esselamün Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Nur yüzlü arslan Muhammed Adnan Hocam, ellerinizden öpmek nasip olsun, inşaAllah. Ellerinizden öpeceğim. Nasılsınız, İnşaAllah? iyi olarsınız. Hocam bir sualim olacak icazınızda, sualim budur: ‘Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa Mesih (a.s.) geldiğini bize müjdelediniz sizden bildik, sizden eşittik. Allah razı olsun Hocam. Bizlere Peygamberimiz (s.a.v.)’den hadis var der.” Sonunda soruya bir gelsek. “Sayın Şeyh Nazım Kıbrisi Babamız’a selamlarımızı çaktırın.” diyor. İnşaAllah selam gönderiyorsun Şeyh Nazım Hocamız’a. Biz de iletiyoruz, inşaAllah. Aleykum Selam. “Bir de bütün Müselmanların başı sağ olsun ki Sayın Seyyid Erbakan Hocamız şehit oldu.” Allah Allah herkes biliyor Erbakan Hocamız’ın seyyid olduğunu. Bizim söylememizden sonra mı acaba, daha önceden mi biliyorlardı?
ALTUĞ BERKER: Duymuş olabilirler Hocam. Sizden de duymuş olabilirler.
ADNAN OKTAR: Ayrıca Hocamız mürşittir de, Erbakan Hocamız tabii. Sağdadı Nakşibendi mensubudur. Nakşibendi tarikatına mensup mübarek bir insandı, inşaAllah. Hayrettir, Osmanlı döneminden bu yana hep devletin ileri gelenlerinin büyük bölümü hep Nakşibendi olmuştur. Şimdi bir saysam hayretler içinde kalırsınız. Halen de birçok devlet görevlisi, önemli devlet görevlisi Nakşibendi’dir. Ama hep Osmanlı’dan beri hep böyle gelmiştir, şu ana kadar hep böyle gelmiştir, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuş: “Hz. Mehdi (a.s.), insanların kötülük, canilik ve zulümden bıktığı ve hiçbir gaip (gizli yaşayan) onun kadar aziz ve sevgili olmadığı bir zamanda kıyam edecektir.”
ADNAN OKTAR: Tekrar söyle.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. “Hz. Mehdi, insanların kötülük, canilik ve zulümden bıktığı ve hiçbir gaip (gizli yaşayan) onun kadar aziz ve sevgili olmadığı bir zamanda kıyam edecektir.”
ADNAN OKTAR: Biraz şerh et.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Terörün, anarşinin ve zulmün en doruk noktasına ulaştığında herkesin Hz. Mehdi (a.s.)’ı bekleyeceğini, gaybte de olsa onu arzu edeceğini, onu isteyeceğini ve öyle bir dönemde de Mehdi (as)’ın çıkacağını, en karanlık dönemde, zulmün en yüksek olduğu zamanda çıkacağını, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ama hayret, çok da güzel. Ben böyle bir dönemde olmuş olmama sürekli şaşıyorum. Mesela 100 yıl, 200 yıl önce de olmuş olabilirdi. Mehdiyet o kadar elle tutulur ve gözle görülür dev alametlerle ilerliyor ki, insan şaşkınlık içinde kalıyor, hayretler içinde kalıyor, alenen gelişiyor. Metafizik olarak alenen gelişiyor.
Hümeze Suresi. Şeytandan Allah’a sığınırım. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. “Arkadan çekiştirip duran, kaş göz hareketleriyle alay eden her kişinin vay haline.” Şeytandan Allah’a sığınırım. Bak “Arkadan çekiştirip duran” dedikodu yapan “kaş göz hareketleriyle alay eden” adi insan modeli belirtiliyor. Vardır ya böyle adi insanlar, kaşıyla gözüyle böyle hareketler yaparlar, basit insanlarda olur. “Her kişinin vay haline; Ki o, mal yığıp biriktiren” bak “o, mal yığıp biriktiren ve onu saydıkça sayandır.” Delice bir mal hırsı. İşte dediğim gibi kocası olsun, evli olsun, malları olsun, akrabaları olsun, sadece dünyada yaşamayı amaçlıyor, ahiret onlar için önemli olmuyor. “Gerçekten malının kendisini ebedi kılacağını sanıyor.” Sanki hiç ölmeyeceğini zannediyor diyor Allah. “Hayır; andolsun o, 'hutame'ye atılacaktır. "Hutame"nin ne olduğunu sana bildiren nedir? Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir. Ki o, yüreklerin üstüne tırmanıp çıkar. O, onların üzerine kilitlenecektir.” O ızdırap ateşi, o acı onların bütün benliğine kilitlenecek, diyor. Şiddetli bir acı olarak üstlerine kilitlenecek, diyor Allah. “(Kendileri de) Dikilip-yükseltilmiş sütunlarda” Allah cehennemde de sütunlar yaratıyor. O sütunlarda onlara azap edileceği belirtiliyor ayette. Ama tabii adam gözüyle görmediği için inanmıyor, fakat gördüğünde de eyvallah bize diyorlar, gerçekten doğruymuş diyorlar.
Maun Suresi. Şeytandan Allah’a sığınırım. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. “Dini yalanlayanı gördün mü? İşte o yetimi itip-kakan; yoksulu doyurmaya teşvik etmeyen odur.” Bakın din, İslam, şefkat ve sevgi dinidir, o hemen görülüyor. Bir kere yetimlere sahip çıkıyor Cenab-ı Allah, onların itilip kakılmasını istemiyor Cenab-ı Allah. Yoksulun doyurulmasını istiyor Allah, yoksulların rahat etmesini istiyor. “İşte (şu) namaz kılanların vay haline, Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar.” Namaz kılsa da; bazı sahtekar, bazı üçkağıtçı yobazlar, bambaşka bir ruh halinde oluyorlar. Dünya hırsında oluyorlar ve küfürle iç içe oluyorlar. “Onlar gösteriş yapmaktadırlar.” Mesela bakıyorsun adamda sarık, cübbe, şalvar, çarık her şey tamam ama ahlak, sevgi, şefkat, merhamet, dava adamlığı, İttihad-ı İslam’ın dünya hakimiyeti, Mehdiyet’in müjdelenmesi gibi konular adamda yok. Onun yerine ne var? Fuhuş var, ahlaksızlık var, yalancılık var, dolandırıcılık var, yağcılık var, yancılık var her türlü üçkağıtçılık var. “Ve ufacık bir yardımı (veya zekatı) da engellemektedirler.” İslam’a yapılacak yardımları engellemek için de, Müslümanlara yapılacak yardımı engellemek için de, it kopukla bağlantıyla onları kendilerine lider seçerek, mücadele ederler, diyor Allah.
ALTUĞ BERKER: Bir hadis-i şerif daha okuyorum, inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.)’in, Hz. Mehdi (a.s.)’ı terk edenin Allah’ı terk etmiş gibi olacağını ifade eden bir sözü. “Bu ümmetin Mehdi’si de bizdendir. Benden sonra onlara sarılan şüphesiz ki Allah’ın kopmaz ipine sarılmıştır. Onları terk eden ise Allah’ı terk etmiş sayılır.” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şerh et, biraz açıkla.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah. Hz. Mehdi (a.s.), inşaAllah Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in torunu ve o dönemde Allah’ın imamı, Müslümanların manevi önderi. Uyulması gereken, sadece Allah’ın rızasını gözeten, Allah’ın halifesi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in ifadesiyle. Dolayısıyla ondan ayrılan, kopan Allah’tan, Allah’ın arzu ve isteklerinden ayrılmış olur, çünkü sadece Allah’ın isteklerini iletecektir Hz. Mehdi (a.s.), inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hayret verici bu kadar çok hadisin olması Mehdi (a.s.) ile ilgili.
“Süleymanlılar hakkında bilgi verir misiniz? Çocuklarımızı yurtlarına gönderebilir miyiz? Mehmet.” Mehmet kardeş çok doğru yaparsın. Süleymanlı kardeşlerimiz, Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’nin sevenleridir, muhipleridir. Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri seyyiddir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) neslinden çok mübarek, muhterem, büyük bir Nakşibendi mürşididir. Talebeleri de çok efendi ve muhlis insanlar, güvenilir insanlardır, çok titiz dindarlardır. Gönül huzuruyla gönderebilirsin tabii.
ALTUĞ BERKER: Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’nin Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili sözünü okuyayım Hocam uygun görürseniz, inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Oku evet.
ALTUĞ BERKER: “Hz. Mehdi (a.s.) hakkında vaki hadis-i şeriflerde Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den sırran (gizlice) haber sadır olmuştur (haber gelmiştir). Ancak anahtarı kimdeyse o açar ve işin hakikatini o anlar başkası anlayamaz. Herkes anlasa sır zahir olur, usule muhalif gelir yani zamanın sahibi Hz. Mehdi (a.s.), Resulullah (s.a.v.)’in varisi perdeyi kime açarsa ancak o anlar. Nuzulü Hz. İsa (a.s.)’da ki sırda böyle, Allah dostlarının rütbesindeki büyüklükleri nispetinde halleri ve sırları kapalıdır. Hz. Mehdi (a.s.) bizim usulümüz üzere gelecek. Şimdi o devirdeyiz.” diyor inşaAllah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Buradan da anlıyoruz ki, Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri de bir öncü Mehdi’dir. Hz. Mehdi (a.s.)’a zemin hazırlayan Mehdi’dir ve bu vazifesini de başarıyla yerine getirmiştir, inşaAllah. O da Cenab-ı Allah’ın yanına, Cenab-ı Allah’ın cennetine kavuşan mübareklerden birisidir, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Mesed Suresi. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. “Ebu Leheb'in iki eli kurusun; kurudu ya.” Şeytandan Allah’a sığınırım. “Malı ve kazandıkları kendisine bir yarar sağlamadı.” Bak hep Kuran’da Allah mal ve kazanmaktan, yani insanların dünya hırsından bahsediyor işte. Parası, malı, mülkü, evi, kocası, dünyası, işi, çıkarları. Buna kilitlenme konusunu Allah bir bela olarak açıklıyor ve kendilerine bir yarar sağlamadı, diyor Allah. “Alevi olan bir ateşe girecektir. Eşi de; odun hamalı (ve).” Bak eşini de Cenab-ı Allah özellikle belirtiyor. Çünkü eşlerini ilahlaştırıyorlar, haşa Allah gibi görüyor eşini, dininin üzerinde gibi görüyor. Mesela eşi Hıristiyan oluyor, o da Hristiyan oluyor. Eşi Budist oluyor, o da Budist oluyor. Böyle gözü dönmüş bir tavır gösteriyorlar. 5. ayette de. “Boynuna bükülmüş bir ip (bağlanmış) olarak.” Bu da aşağılayıcı bir husus olduğu için Cenab-ı Allah tarafından belirtiliyor.
ALTUĞ BERKER: Şöyle söylemiştiniz; “İnsanların bir kısmının bilmediği, bilmek istemediği veyahut bilip de bilmek istemedikleri metafizik varlıklar yönetiyor olayları, başta Hz. Hızır (a.s.) olmak üzere. Hz. Hızır (a.s.)’ın adamları var, binlerce, yüzlerce onlar yönetiyorlar. Olay bu.” dediniz Hocam Ortadoğu’daki olayları da kastederek, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Aslında o kadar çabuk neticelenecek ki ve o kadar çabuk gelişiyor ki olaylar. Şimdi mesela Türkiye’deki olaylar da önümüzdeki bu yıl akıl almaz hızlanacak, inşaAllah. İslam aleminde de müthiş hızlanacak. Ne diyorlar İslam alemindeki bu gelişmelere? İnternetin bir başarısı. İnterneti tamam Cenab-ı Allah yaratıyor, Hz. Mehdi (a.s.)’ın emrine verdi Allah. Ve İslam aleminde hakikaten müthiş bir iletişim olduğu da ortaya çıktı, muazzam bir iletişim var. Gençler müthiş aydınlandılar ve acayip şevkliler, acayip heyecanlılar ve çok dinamik bir Mehdi topluluğu oluştu bütün dünyada, sessiz sedasız. Mesela Malezya’da var, Filipinler’de var, Azerbaycan’da var. Sorsan, bir kısmı söylemiyorlar ama bir kısmı da söylüyor. Her yerde İttihad-ı İslam, dünyanın barış ve kardeşlik içinde olması düşüncesi tam anlamıyla yayıldı ve hakim oldu, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İman hakikati göstereceğim Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bu nedir böyle? Çok şekermiş. İkisini de yerim ben bunları, ne kadar tatlı bunlar arkadaş olmuşlar. Bak seninki de göbeğinden tutmuş, bir de ne biçim tutmuş hayvancağızı, maşaAllah. Her biri birbirinden şeker. Kirpiler acayip şeker oluyorlar bak arkadaşı da çok tatlı, çocuk da çok güzelmiş, burun fındık gibi bayağı şeker. Pür keyif, maşaAllah. Dişler acayip sevimli, maşaAllah. Bunların dişlerinin iki tane tavşan dişi gibi olması çok acayip. Hem komik duruyor, hem de çok sevimli duruyor.
Kimleri dinleyelim Berker Hocam?
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Fethullah Gülen Hocamız’ı uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR: Fethullah Gülen Hocam, hakikaten o şahs-ı manevicilerin tepesine bir yumruk gibi iniyor, Fethullah Hocamız’ın açıklaması. Fethullah Hocamız’ı dinleyelim.
VTR – Fethullah Gülen Hocaefendi Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Kaynak kimi gösteriyor? Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i gösteriyor. İfade o kadar açık ve net ki, hiçbir sahtekarın örtüp, kapatacağı gibi değil. Böyle yakalanacaklarını sahtekarlar hiç tahmin etmiyorlardı, böyle televizyonlardan, radyolardan. Böyle emek emek ördükleri karanlık sistemin, anti-Mehdi sistemin böyle yerle bir edileceğini hiç tahmin etmiyorlardı. Deccal avanesi olmuşlardı, çünkü Mehdiyet’e karşı olduğunda bir insan, bilerek veya bilmeyerek deccalin kucağına oturur. Haberi olmadan da deccalin emrindedir veyahut haberi olarak deccalin emrindedir. Çünkü bütün mesele Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı olmasındadır adamın. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ahir zamanda iki taifeden bahsediyor, iki bölük, başka bir şey yok. Bir deccal ekibi, bir Hz. Mehdi (a.s.) ekibi. Deccale tabi olan Mehdi (a.s.)’a zıt oluyor. Hz. Mehdi (a.s.) taraftarları da deccale zıt olmuş oluyor. Bir ara yol yok. Ama tabii insanların büyük bir bölümü bunu farkına varmadan yapacaklardır, haberleri olmadan deccale uymuş olacaklardır.
ALTUĞ BERKER: Siz vesile oldunuz Hocam. Yoksa bir mühendislik olduğunu söylüyordunuz, sizin izahlarınızla sustular.
ADNAN OKTAR: Tabii müthiş pasifize etmişlerdi gençleri. Şu an o oyunları bozulmuş oldu. Başka Berker Hocam?
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam, Talu Hocamız’ı…
ADNAN OKTAR: Mehmet Talu Hocam. Aman aman nasıl canlarını yakıyor bu sahtekar takımının. Dinleyelim
VTR – Mehmet Talu Hocaefendi Hazretleri, Ahir zamanda olduğumuzu anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Bana diyorlar ki; Cübbeli ile barış, iyi olur gibisinden. Ben de diyorum ki; Cübbeli ahir zamanın çok önemli şahsı diyorum. Bir hayli önemli bir insan, hadis-i şeriflerde belirtilen bir şahıstır. Dolayısıyla böyle bir şey mümkün değil, sonuna kadar ilmi mücadeleye devam edeceğim. O vazgeçemez bu sistemden, anti-Mehdi olmaya mecbur o, bir anlamda mecbur o. Sürekli anti-Mehdi olacaktır, biz de sürekli Mehdiyet’i savunacağız. İslam hakim oluncaya kadar onunla benim böyle bir mücadelem olacaktır, göreceksiniz ve sonunda mağlup olacaktır. Mağlup olduğunu da göreceksiniz, açık açık söylüyorum. Bakın mesela Cübbeli’nin yaptığı numaralardan bir tanesi, oyunlardan bir tanesi, Mehmet Talu Hocamız’ın bu konuşmasını ehli sünnete muhalif bir şey var mı? Tamamen hadis. Ne yaptı biliyor musun Cübbeli? Lale Gül FM’deki; Mehmet Talu Hocamız ki alimlerin alimi, müceddidlerin müceddidi, çok büyük alimdir. Bütün konuşmalarını çıkarttırmış Lale Gül FM’den, açın bakın yok. Bir tek kendi konuşmaları var ve işte kendisinin böyle bir alanı gibi görüyor cemaati, topluluğu, o mübarek topluluğu. Bu onun oradaki etkenliğini ve tehlikeli tırmanışını gösteriyor. Bu çok acayip bir şeydir, Lale Gül FM Müslümanların parası ile kurulan bir yer. Mahmut Hocamız’ı sevenlerin dişinden tırnağından artırarak verdikleriyle, Allah rızası için sunduklarıyla kurulan bir yer. Bakın orada Cübbeli’nin talimatıyla, Mehmet Talu Hocamız’ın bu konuşması çıkarılmış ve diğer konuşmaları da çıkarılmış. Yine bir alim, büyük bir alim daha var, o daha önce Mahmut Hocamız’ın görev yaptığı camiide imamlık görevi yapan, muhterem çok büyük bir alim var. Gösterişten, şaşadan şiddetle kaçınan, çok takva değerli bir alim, ona da kafayı takmış vaziyette. Kendi cemaatinin içindeki insanlarla da uğraşıyor. Dışarıdaki alimlerle zaten uğraşıyor, Müslümanları zaten hedef almış vaziyette de, zaten karşı olmadığı adam yok. Fakat kendi cemaati ve kendi topluluğu içindeki insanlarla da uğraşıyor. Bir liderlik hırsı, öne geçme hırsı olduğu için böyle bir mücadele veriyor. Adamlar da diyor ki bana; seyretmen mümkün mü? Ben seyretmem. Bu adam önemli bir şahıs, ben buna karşı mücadele edeceğim, fikri mücadele vereceğim ve sonunda mağlup olacak bu. Oldu, daha da mağlup olacak. Bakın, Mehmet Talu gibi değerli ve büyük bir alime reva gördüğü tavra bakın. Kardeşim bu adam diğer Müslümanlara ne yapmaz? Bir düşünün. MazaAllah bunun zihniyeti Türkiye’ye bir hakim olsa; şu an Mehmet Talu Hocamız’ın yayınını durduruyor. Biraz daha buna yetki versen, neler yapar bir düşünün bakayım. Bakın kendi cemaatinde ve Mahmut Hocamız’ın çok sevdiği, en değer verdiği alimlerden biridir Mehmet Talu Hocamız. Nur gibi insan, tertemiz. Tek suçu ne biliyor musun? Hz. Mehdi (a.s)’ı müjdelemektir. Vay sen misin Hz. Mehdi (a.s.)’ı müjdeleyen, hadi bakalım Lale Gül FM’den bütün konuşmaları siliyorum, sen misin Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahseden. Bir kısım Nur talebelerinde de bu aforoz sistemi var. Sen misin Hz. Mehdi (a.s)’dan bahseden, haydi bakalım bütün yazılarını siliyoruz, sakın konuşma. Ne yaparsanız yapın, Hz. Mehdi (a.s.) zuhur etmiştir. Ne yaparsanız yapın, İttihad-ı İslam olacaktır ve küçük düşeceksiniz, mahcup olacaksınız. Bu çok manidar ve çok büyük bir olaydır. Ve Cübbeli’nin kişiliğini, zihniyetini ve karakterini herkesin görmesi açısından çok büyük bir olaydır. İsmailağa Camiisi’nin imamı olan, Şeyhimizin de çok sevdiği değerli bir alim var, ismini vermiyorum. Orada çok güzel, büyük vaazlar veriyor, diğer camiilerde de yayınlanıyor. Dinden asla taviz vermeyen bir insan. Böyle gösterişten, süsten kaçınan bir insan; tanınmak istemez, görünmek istemez, böyle fotoğrafları falan da yoktur hiç, ortamda göremezsiniz. Ne televizyona çıkar, ne oraya, ne buraya, bilinmek istemiyor ve çok takva bir alim, çok titiz bir alim. Ona söylemediğini bırakmıyor, bandını da getireyim isterseniz dinleteyim. Akla hayale gelmedik laflar ediyor. Mehmet Talu Hocamız’a karşı da öyle tavır almış vaziyette, birçok kişiye karşı tavır almış vaziyette. Kendi cemaatindeki insanlara karşı saygısı bu tarz olan bir adamın, bakış açısı bu tarz olan bir insanın, hasetliği bu derece olan bir insanın konumunu artık düşünün siz. Bir fevkaladelik var ki anlatıyoruz, söylüyoruz, nerenin barışması. Sanki karşımızda alelade bir durum varmış gibi anlatıyor arkadaşlar. Bir fevkaladelik var, bunu görmeleri lazım. “El mi yaman, bey mi yaman” demişler, “bey hepsinden yaman” demişler. İlmi mücadelemize devam edeceğiz, akılcı mücadelemize devam edeceğiz. Cübbeli’nin hiçbir oyununa müsaade etmem. Hepsini bozdum ve bozmaya da devam edeceğim. “Canım Muhammed Adnan Hocam, Erbakan Hocamız’ın seyyid olduğunu ben bilmiyordum” diyor. Evet doğru seyyidtir.
ALTUĞ BERKER:Bir masaj yapan kedi var Hocam onu göstereyim mi?
ADNAN OKTAR:Bakayım. Ne şeker şey bu, masör olmuş bu kereta.
ALTUĞ BERKER:Mahmut Efendi Hazretleri ile de ilgili Hocam, siz daha iyi bilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Kardeşim öyle kurnaz ki, öyle karmaşık bir insan ki, öyle garip yöntemler kullanıyor ki, çok iyi izlenilirse fark edilebiliyor. Diyor ki mesela Mahmut Hocamız için; ancak yatırılıyor, beynine kan gidiyor, diyor. Böyle şeyler yapıldı, ilaçla bu hale getirdiler, diyor. Halinde ne var? Hiçbir şey yok, yaşlanınca insanlarda birçok konuda değişiklik olabilir, değil mi? Hafızası iyi diyor, konuşabiliyor, şu kadar konuşma yapabiliyor, diyor. On dakika bile konuşabiliyor, diyor. Şimdi burada ne demek istediği, nasıl bir mesaj verdiği açıkça belli oluyor. İnsanların hiç aklında olmayan, hiç düşünmediği şeyleri, insanların aklına sokmaya çalışıyor. Kim bunu söyler? Erbakan Hocamız’la da ilgili aynı üslubu kullandı, onunla ilgili aynı şey. “Akli melekeleri yerinde” diyor. Sen kimsin de böyle laf ediyorsun sen. Buradaki ince olayları çok fark etmek lazım. Ne kasıtla bu taktikleri uyguluyor bunları görmek gerekiyor, tek düze yüzeysel bakmamak gerekiyor.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Fosil gösterebilir miyim?
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:Sekiz milyon yıllık deniz atı. Sekiz milyon yıldır en ufak bir değişiklik olmamış. Beş yüz milyon yıllık deniz anası. Evrimcilerin yetmiş yıl boyunca sakladıkları fosillerden, buldukları yaratılışın net ispatı olduğu için, beş yüz milyon yıl önce.
ADNAN OKTAR:Beş yüz milyon yıl, değil mi? MaşaAllah. Hiçbir değişiklik yok.
Biraz Cübbeli’nin ciğerine oturtacak bir şeyler yapalım. O zihniyet, Cübbeli zihniyeti, yoksa o bizim muhatabımız olacak bir durumu yok onun. En önemli konuşmalardan bir tanesi de Şeyh Ahmed Yasin Hocamız’ın konuşmaları oluyor, onun güzel konuşmalarından yayınlayalım.
VTR - Şeyh Ahmed Yasin Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıktığını inkar edenlerin doğru söylemediklerini anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Makul, iyi insanlar hemen belli oluyor. Mesela bakın Şeyhimiz bayağı samimi, candan, hiç kendini sıkmıyor, dürüst. Konuşmaları her insanın vicdanında kanaat oluşturuyor. Ama Cübbeli tarzı, şahs-ı manevicilerin üslubu tarzı konuşmalar olduğunda, anlayabilene helal olsun. Karmakarışık, konuşuyor, konuşuyor, konuştuğundan kendinin bile haberi yok, ne konuştuğundan haberi yok. Bir söylediği, bir başka söylediğini tutmuyor, sürekli çelişki var. Mesela bir ay önceki konuşmasıyla, bir ay sonraki konuşması farklı oluyor. Cübbeli’nin canını en çok yakan şey Hz. Mehdi (a.s)’ı övmesidir. Cübbeli anti-Mehdi bir şahıstır, ona Hz. Mehdi (a.s)’ı savundurtalım, Hz. Mehdi (a.s)’ı övdürelim, inşaAllah. En çok canını yakacak şey odur onun. Devam edelim ona, inşaAllah.
VTR – Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunun ve İslam ahlakının dünya hakimiyetinin çok yaklaştığını söylüyor.
ADNAN OKTAR: Allah ona bu konuşmalarını tekrar tekrar dinlettiriyor, tekrar tekrar dinlettiriyor ve hayatta en istemediği şeyi yaptırıyor Allah ona, Hz Mehdi (a.s)’a hizmet ettiriyor Allah onu. Bugün hayatta ona en ızdırap veren konu budur, Mehdiyet’i anlatmak, İttihad-ı İslam’ı anlatmak ve bu uğurda geceli gündüzlü hizmet etmek. En istemediği şeyi, Allah ona yaptırıyor, inşaAllah.
Şeytan’dan Allah’a sığınırım Hud Suresi, 38. ayet: “Hz. Nuh (a.s), Gemiyi yapıyordu. Kavminin ileri gelenleri kendisine her uğradığında onunla alay ediyordu.”Erbakan Hocam’la alay ediyorlarmıymış? Hz. Nuh (a.s) ile alay ediyorlarmıymış? Peygamber özelliği, veli özelliği, evliya özelliği. “O (Hz. Nuh (a.s.) diyor ki): ‘Eğer bizimle alay ederseniz, alay ettiğiniz gibi biz de sizlerle alay edeceğiz’ dedi.”Şimdi Erbakan Hocamız’ın sözü de oydu. “Son gülen iyi güler” diyordu. İttihad-ı İslam olduğunda, o alaycıların konumuna bir bakacağız, inşaAllah. "Artık, ilerde bileceksiniz. Aşağılatıcı azap kime gelecek ve sürekli azap kimin üstüne çökecek. "(Gemi) Onlarla dağlar gibi dalga(lar) içinde yüzüyorken Nuh, bir kenara çekilmiş olan oğluna seslendi: ‘Ey oğlum, bizimle birlikte bin ve kafirlerle birlikte olma. (Oğlu) Dedi ki: ‘Ben bir dağa sığınacağım, o beni sudan korur.’" Mesela Peygamber oğlu ama densiz, bilmiş, ukala, kendi kafasına, kendi mantığına göre hareket ediyor. Halbuki dediği doğru Hz. Nuh (a.s)’ın ama ukala ve çakal olduğu için, kendi aklını da beğendiği için doğru bir şey yaptığı kanaatinde. Ne olacak diyor dağa çıkarım hiçbir şey de olmaz diyor. Ama anlatsan da anlamıyor o anda, aptal olduğunun farkında değil. “Dedi ki: ‘Bugün Allah'ın emrinden, esirgeyen olan (Allah)dan başka bir koruyucu yoktur.’ Ve ikisinin arasına dalga girdi, böylece o da boğulanlardan oldu.” Bak belasını bulunca helak oluyor, Allah helak etmiş oluyor. “Denildi ki: ‘Ey yer, suyunu yut ve ey gök, sen de tut.’ Su çekildi, iş bitirildi, (gemi de) Cudi (dağı) üstünde durdu ve zalimler topluluğuna da: ‘Uzak olsunlar’ denildi. Nuh, Rabbine seslendi. Dedi ki: ‘Rabbim, şüphesiz benim oğlum ailemdendir ve Senin va'din de doğrusu haktır. Sen hakimlerin hakimisin.’ Cenab-ı Allah dedi ki: ‘Ey Nuh, kesinlikle o senin ailenden değildir.’”diyor Allah. Çünkü iman bağıyladır akrabalık, çocuğu olması iman bağıyladır. “Çünkü o, salih olmayan bir iş (yapmıştır).” Samimiyetsiz bir iş yapmıştır. “Öyleyse hakkında bilgin olmayan şeyi Benden isteme.” Onun kurtuluşunu benden isteme, diyor Allah. Yine bir ihtimal kurtulabilir mi diye söylüyor onu. “Gerçekten Ben, cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum." diyor Allah vahiyle. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Hz. Nuh (a.s) Dedi ki: ‘Rabbim, bilgim olmayan şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Ve eğer beni bağışlamaz ve beni esirgemezsen, hüsrana uğrayanlardan olurum." Peygamber olduğu için çekiniyor Allah’ın gazabından, böyle güzel bir duada bulunuyor. Cenab-ı Allah diyor ki; "’Ey Nuh’ denildi. ‘Sana ve seninle birlikte olan ümmetler üzerine Bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in. (Sizden türeyecek diğer kafir) Ümmetleri de yararlandıracağız, sonra onlara Bizden acı bir azap dokunacaktır."İlerde de Hz. Nuh (a.s)’ın soyundan insanlar oldu, fakat onlar da sapıttılar. Allah onlara da azap edeceğim diyor, inşaAllah. “Bunlar: Sana vahiy ettiğimiz gayb haberlerindendir.” Peygamberler’e hani gayb bildirilmiyordu? Bak bildiriliyormuş demek ki. “Bunları sen ve kavmin bundan önce bilmiyordun. Şu halde sabret. Şüphesiz (güzel olan) sonuç takva sahiplerinindir.”Kim takvaysa sonucu mutlaka güzeldir diyor Allah, iyi olacaktır, diyor. “Ad (halkına da) kardeşleri Hud'u (gönderdik). Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Siz yalan olarak (tanrılar) düzenlerden başkası değilsiniz.” Şimdi Darwinistler de yalan olarak kendilerine Tanrı düzüyorlar, Darwinist, materyalist bir sistem oluşturuyorlar. Aynı sistem o zaman da var. “Ey kavmim, ben bunun karşılığında sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir. Akıl erdirmeyecek misiniz?” Hep böyle akılsızlıklarına, aptallıklarına dikkat çekiyor Peygamberler. Hep onların aptallıklarıyla uğraşmışlardır. Tabii küfür açısından diyorum, Müslümanlar akıllı oluyorlar. “Ey kavmim, Rabbinizden bağışlanma dileyin,” Allah’tan affetmesini isteyin, “sonra O'na tevbe edin. Üstünüze gökten sağanak (yağmurlar, bol nimetler) yağdırsın ve gücünüze güç katsın. Suçlu-günahkarlar olarak yüz çevirmeyin." Dua ederseniz hep bereket ve güzellik bulursunuz diyor Allah. Dua etmek son derece önemli Müslümanlar için. 56. ayet; "Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim. O'nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur.”Bütün böcekler, kuşlar her ne olursa olsun mutlaka Allah’ın kontrolündedir. “Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.)"
SUNUCU: Bizi yarın 22:00’den itibaren Gaziantep Olay TV, ve Mavi Karadeniz Radyo ve www.HarunYahya.TV’den takip edebilirsiniz.
ALTUĞ BERKER: Hocam yarın akşam 22.00’de Gaziantep Olay TV’de olacağız, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ben yine birkaç ayet daha okuyayım. Bismillah Şeytan’dan Allah’a sığınırım; Şuara Suresi 215; “Ve mü'minlerden, sana tabi olanlara (koruyucu) kanatlarını ger.” Aynı zamanda Hz. Mehdi (a.s)’a da işaretlerdir. Müminlerden ona tabi olanlara koruyucu kanatlarını gerecektir Hz. Mehdi (a.s), inşaAllah. “Eğer sana karşı koyacak olurlarsa, artık de ki: "Gerçekten ben, sizin yaptıklarınızdan uzağım." Sen, O güçlü ve üstün, esirgeyici olan (Allah')a tevekkül et.” Sen Allah’a kendini bırak, rahat ol diyor. “O, kıyam ettiğin zaman seni görüyor.”Ayağa kalktığın zaman seni görüyor, oturduğunda seni görür, sürekli Allah seni takip ediyor diyor. “Secde edenler arasında dönüp dolaşmanı da.” Onu da görüyorum, diyor Allah. “Hiç şüphesiz, O, işitendir, bilendir. Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi? Onlar, 'gerçeği ters yüz eden,' günaha düşkün olan her yalancıya inerler.” 222. ayet; “Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler.” Bu deccal ordusunun aynı zamanda şeytanlarla bağlantısına da ayrıca işaret ediyor.
Gözardı Edilen Kuran Hükümleri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...