SUNUCU: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam Gaziantep Olay TV, Mavi Karadeniz Radyo, www.HarunYahya.TV, Ankara Beypazarı Seyelan TV, Çorum Kanal 19, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Super TV ve Radyo ve Uşak Egem TV’den canlı olarak yayınlanan “Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programımıza hoş geldiniz. Nasıl başlamak istersiniz Hocam?
ADNAN OKTAR:Ben yine Erbakan Hocam’dan bahsetmek istiyorum.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Senin anlatacakların vardır.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam eğer arzu ederseniz?
ADNAN OKTAR:Anlat.
ALTUĞ BERKER:Bugün Hocamız’ın cenazesine katılmak için Saraybosna Uluslararası Havalimanı’ndan özel uçakla 165 kişi İstanbul’a gelmiş. Aliya İzzetbegoviç’in başkanlığını yaptığı Demokratik Eylem Partisi, insan yardım kuruluşları, İslam Birliği riyaseti, Bosnalı eski komutanlar cenaze namazına katılmışlar. Hocamız’ın mezarına dökmek için Sayın İzzetbegoviç’in kabrinden toprak getirmişler. Bugün Saraybosna’nın en büyük camiisi Gazi Hüsrev Bey’de Erbakan Hocamız için gıyabında cenaze namazı kılınmış. Namaza katılanlar arasında Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımız, hemen hemen tüm bakanlarımız, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, Tunus Başkanı Raşid Gannuşi, İhvani Müslim’den yetkililer, Sayın Derviş Eroğlu, Sayın Deniz Baykal, Muhterem Mahmut Efendi Hazretleri, CHP milletvekilleri, yurtdışından çok sayıda dini lider ve misafir varmış. Yaklaşık 60’a yakın ülkede ve birçok ilde gıyabi cenaze namazı kılınmış inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Benim bildiğim 60’a yakın ülkede gıyabi cenaze namazı kılındı, İslam ülkesinde. Yaklaşık 3000 camide de bugün sela verildi, toplam. Tabii bütün camiilerde hemen hemen, İstanbul’da sela verildi Erbakan Hocamız’la ilgili. O bizim canımız Erbakan Hocamız. Fatih Erbakan da, helal olsun Fatih’e. Çok seviyorum ben Fatih’i. Hem modern, hem çok kaliteli, hem çok dindar, hem Ehl-i Sünnet’e titiz, hem güvenilir, çok güzel de yetişti Fatih. En az babası kadar da mübarek, coşkun, İttihad-ı İslam için böyle can atan sağlam Türk Milliyetçisi, böyle aydın, Atatürkçü, devlet terbiyesi ile yetişmiş çok nezih, kaliteli bir insan. İnşaAllah Hocamız’ın bize emaneti.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Güzel bir konuşma yapmış. Var mı sende Fatih’in konuşması?
ALTUĞ BERKER: Var Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Oku bakayım.
ALTUĞ BERKER: Filmi var arzu ederseniz?
ADNAN OKTAR: Evet o daha iyi.
VTR: Fatih Erbakan’ın babasının cenazesinde yaptığı konuşma.
ADNAN OKTAR: Aferin, çok güzel konuştu Fatih Erbakan. Derli toplu çok net, en hayati noktaları çok güzel vurguladı. Aydın Doğan, Taha Akyol ve ekibi görsünler. 1.5 milyonun üstünde insan toplandı. Onlar çok önemsiz gibi gösteriyorlardı Erbakan Hocamız’ı, bakın Türkiye’de, İslam aleminde yer yerinden oynadı. Bütün İslam ülkeleri ayaktaydı bugün, hepsi, inşaAllah. Aydın Doğan, Allah hayırlısını versin, vefat etmiş olsa, bu topluluğun yüzde 1’i bile toplanmaz, yüzde 1’i. Binde biri bile toplanmaz. Taha Akyol yine vefat etse, tabii Allah’tan hayırlısı, yine bu topluluğun binde biri bile toplanmaz. Allah ona bak tam anlamıyla cevap verdi. Önemsiz gibi göstermeye çalışıyordu, Allah Hocamız’ın ne kadar büyük ve önemli bir insan olduğunu onlara gösterdi. Ve davanın büyüklüğünü de gösterdi. Bu davanın büyüklüğünü gösteriyor. Şahıs tamam ama dava çok büyük. Davanın büyüklüğünü gösterdi Allah. Zannederim bundan sonra dilini ona göre kullanır, dilini uygun şekilde tutar.
ALTUĞ BERKER: Haber7.Com’da bir haber vardı bugün Hocam Fatih Erbakan’la ilgili. “Erbakan öldü gözler oğlu Erbakan’da” başlıklı. Sizin de adınızı geçirmişler. “Adı bir dönem Adnan Hoca grubuyla da anılan Fatih Erbakan” diye başlayarak, hayatıyla ilgili yazı yazmışlar.
ADNAN OKTAR: Fatih’in adı Şeyh Nazım Hocam’la da anılır, Mahmut Hocam’la da anılır, benim ismimle de anılır, diğer meşayihlerle de anılır, bütün Müslümanlarla anılır. Fatih bütün Müslümanların sevdiği bir insan. O bütün Müslümanları seviyor, bütün Müslümanlar da onu seviyor. Bunda şaşacak bir şey yok, evet hayret edecek bir şey de yok. Fatih’ten biz çok şey bekliyoruz, bayağı bir şeyler bekliyoruz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Mehmet Şevket Eygi Hocamız güzel bir yazı yazmış Erbakan Hocamız hakkında.
ADNAN OKTAR:Çok güzel.
ALTUĞ BERKER: “Büyük insanların övgüye ihtiyacı yoktur.” demiş. “Önemli olan kişinin nasıl öldüğüdür. Geride kalanlar üzülür ancak imanlı ölen, sait Müslüman bayram yaparak gider ahirete” diyerek Hocamız’la ilgili şu düşüncelerini paylaşmış. “Çok azimli bir Müslümandı, hak bellediği yoldan dönmezdi. Azim neymiş, sabır neymiş insanlar ona bakıp öğrensinler. Milli siyasal İslam hareketinin kurucusu ve hocasıdır. Bugünkü Cumhurbaşkanı, Başbakan ve devletin sivil ricalinin çoğu onun talebesidir. Hayalinde büyük Türkiye vardı. Milli kimliğine ve kültürüne sımsıkı bağlı, kökünü maziden alan, kollarını istikbale uzatmış. İslam’ı iyi anlayan, iyi yorumlayan, çağı yakalamış, zengin, müreffeh, ileri Türkiye. Kendisi manevi gücünü Muhammed Zahid Kotku Hazretleri vasıtasıyla, ucu Resullerin seyyidine ulaşan bir silsileden alıyordu. Tarikat-ı Seniye Nakşibendi’ye mensuptu.” Mehmet Şevket Eygi Hocamız yazısını: “Hayırlı bir insan için, halkın Allah ona rahmet etsin demesi için, ne büyük bir mükafattır.” diyerek bitirmiş, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet Mehmet Zahid Kotku Hazretleri’nin talebesiydi, doğru. MaşaAllah, Hocamız’ı anlı şanlı uğurladık. MaşaAllah, davanın büyüklüğünü de bütün dünya ve bütün cihan görmüş oldu.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hocamız’ın değerini bir kat daha hissettiler, gördüler. Daha çok güzel şeyler görecekler, daha da hayırlı şeyler görecekler, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Mehmet Tezkan, Hürriyet Gazetesi’nde Erbakan Hocamız hakkında yazdığı yazıda üç konu üzerinde durmuş. Birincisi; AK Partililerin Erbakan Hocamız’ı ve Milli görüş felsefesini övmelerinin büyük bir samimiyetsizlik ve riyakarlık olduğunu söyleyerek, madem öyle neden ayrılıp yeni bir parti kurdunuz diye sormuş ve sadece Allah rahmet eylesin deyip geçmeleri gerektiğini söylemiş. Ayrıca Genelkurmay Başkanımız’ın Erbakan Hocamız hakkında, ülkemize yaptığı büyük hizmetler daima anılacaktır, diyerek büyük bir hizmet adamı olduğunun da altını çizmesinin de samimiyetsiz ve riyakarca bir açıklama olarak tanımlamış. İkincisi; Erbakan Hocamız’ın partiyi Numan Kurtulmuş’a kaptırmamak için ayakta duramaz haldeyken başa tekrar geçtiğini, bu uğurda Saadet’i de bitirdiğini söyleyerek, Numan Kurtulmuş’un akil ve görmüş geçirmiş bir insan olduğu için dilini kontrol ettiğini, ancak yalnız kaldığında neler düşündüğünü bilemediğimizi söylemiş. Üçüncüsü de; Fatih Erbakan’ın başa geçmesi durumunda partinin bir daha asla sırtını doğrultamayacağını söylemiş.
ADNAN OKTAR: Şimdi Mehmet Tezkan, nerede yazıyor bu?
ALTUĞ BERKER: Milliyet’te Hocam.
ADNAN OKTAR: Milliyet’te, yani Aydın Doğan böyle diyor anladığım kadarıyla ve bu benim gördüğüm Aydın Doğan ekibinin toplu görüşü, toplu görüşü. Şimdi ben onların toplu görüşüne bir toptan cevap vereyim. Şimdi baştan al.
ALTUĞ BERKER: Birinci husus: AK Partililer’in Erbakan Hocamız’ı ve Milli görüş felsefesini övmelerinin büyük bir samimiyetsizlik ve riyakarlık olduğunu söylemiş.
ADNAN OKTAR: Şimdi bak söylemiş değil, direkt okuyarak söyle, ben onlara cevap vereceğim.
ALTUĞ BERKER: Madem öyle neden ayrılıp yeni bir parti kurdunuz, diye sormuş ve sadece Allah rahmet eylesin deyip geçmeleri gerektiğini söylemiş.
ADNAN OKTAR:Kime sormuş?
ALTUĞ BERKER: AK Partililer’e hitap ederek yazmış.
ADNAN OKTAR: Onu özel belirt yani, AK Partililer’e hitap ettiğini belirt, ondan sonra söyle.
ALTUĞ BERKER: Madem öyle neden ayrılıp yeni bir parti kurdunuz diyerek AK Partililer’e hitap etmiş, ifadelerini de samimiyetsiz bulmuş.
ADNAN OKTAR: Şimdi AK Parti iktidar olabilmek için böyle bir modele mecburdu, yoksa hiçbir şekilde iktidar olamazlardı ve ezip geçerek, ezip geçerek çok güçlü bir iktidar meydana getirdiler. Ve iddia edilen Ergenekon örgütünü, Erbakan Hocamız’a kafa tutan, çakallık yapan, itlik yapan iddia edilen Ergenekon örgütünü rezil rüsva edip aşağıladılar ve tepe taklak yere yatırdılar ve kafasını binlerce kere yere vurdular. Bu bir ledün ilmidir. Gayet de güzel yaptılar, çok doğru yaptılar, isabetli yaptılar. Her partiden, her görüşten insan aldılar yanlarına. Tayyip Erdoğan, Erbakan Hocamız’ın adeta kopyasıdır. Bak diyor ki Tansu Çiller, inatçıydı, diyor. Acayip güzel açıklıyor Erbakan Hocamız’ı. Evet inatçıydı. Davasının inatçısıydı, acayip kararlıydı, azimliydi. Yani “azimliydi”yi, inatçı şeklinde söylüyor. Taviz vermeyen, kararlı, azimlinin özetini inatçı olarak açıklamış. Kabul, doğru ama bu anlamda. Azimli, kararlı ve asla dönmeyen. Tayyip Erdoğan’ın da öyle bir özelliği vardır, ben biliyorum. Gururludur, doğru bildiğinden asla dönmez. Ama bu Erbakan Hocamız’dan onlara geçen bir özelliktir. Hep, bütün talebelerinde vardır, bakın tek tek. Bak istisnasız bütün talebelerinde bu terbiye vardır, bu kişiliği, bu karakteri vermiştir onlara, çok benzerler Erbakan Hocamız’a. Stil, üslup, ses tonu, vurgular tıpatıp aynıdır. Bakın, hemen anlarsınız. Erbakan Hocamız’ın terbiyesinden geçmiş diyebilirsiniz. Onun böyle adeta manevi damgası vardır üstlerinde, görülür. Şimdi bu birincinin cevabı tamam mı?
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Geç şimdi ikiye.
ALTUĞ BERKER: Genelkurmay Başkanımız’ın Erbakan Hocamız hakkında; ülkemize yaptığı büyük hizmetler daima anılacaktır, diyerek büyük bir hizmet adamı olduğunun altını çizmesinin de samimiyetsiz ve riyakarca olduğunu açıklamış.
ADNAN OKTAR: Şimdi bak, bunda samimiyetsiz ve riyakar üslup bizzat kendinde var, çünkü devletin içini, devletin özünü, devletin politikasını bilemez. MİT’in görüşlerini, özel harp dairesinin görüşünü, Genelkurmay’ın görüşünü, hükümetin özel kararlarını, gizli dış siyasetini bilemez. Bilemeyince de böyle konuşması münasebetsizlik olur. Devlete çok büyük hizmet etmiştir Erbakan, bilen bilir. Asker bunu bildiği için gerçeği söylüyor, var olan şeyi söylüyor. Devlete çok büyük hizmet vermiştir. Gerek Kıbrıs Savaşı’nda, gerek ondan sonra, ondan sonra, ondan sonra, yüzlerce konuda çok büyük devlete hizmet vermiştir. Hepsi açık değildir ki, herşey söylenmez ki. Ordu bunu bildiği için, bu güzel yönlerini takdirle yad ediyorlar. Bu kadar yeter mi? Yeter, inşaAllah. Evet.
ALTUĞ BERKER: Partiyi, Numan Kurtulmuş’a kaptırmamak için ayakta duramaz haldeyken başa tekrar geçtiğini, bu uğurda Saadet’i de bitirdiğini söylemiş, sonra da Numan Kurtulmuş’u övmüş.
ADNAN OKTAR: Saadet bitecekken, Aydın Doğan’ın müdahalesiyle Saadet Partisi bitecekken ve bunların kafasıyla Saadet bitecekken, birden darmakeşan oldular ve Erbakan Hocamız aslan gibi kükreyip partiyi kurtardı.
ALTUĞ BERKER: Siz de vesile oldunuz.
ADNAN OKTAR: Lime lime edeceklerdi partiyi, darmakeşan edeceklerdi. Böyle sol görüşe teslim edeceklerdi. Adam zaten açık açık söylüyor, biz sosyalistlerle ittifak halindeyiz, diyor. Milli Görüş’ü de kabul etmiyorum, diyor. Milli Görüş’ü de ortadan kaldıracaklardı, partiyi de ortadan kaldıracaklardı, darmakeşan edeceklerdi. Erbakan Hocamız’ın aslan pençesi gibi tek pençesiyle darmakeşan oldular. Şu an Saadet Partisi en güçlü, en dinamik, inancı en güçlü yapıyı oluşturuyor, yapılardan birini oluşturuyor. Dolayısıyla Saadet’in bundan sonraki atağında da çok güçlü bir zemin olduğu için, bunun üzerine muazzam atak yapacaklar. Eğer Numan Kurtulmuş’un elinde olsaydı parti bitmişti şu an. Yani yüzde 1 bile oy alamazdı, tamamen bitmişti; Allah esirgesin, eritip yok edeceklerdi. Allah korudu.
ALTUĞ BERKER: Sizi de vesile etti, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Yani naçizane, tarih bunu yazdı. Kendilerince sessiz sedasız Erbakan Hocamız’ı köşeye alacaklardı. Kardeşim kimsenin gıkı çıkmadı; başta Cübbeli olmak üzere, birçok insanın gıkı çıkmadı. Bazı ses çıkaranlar oldu ama çoğunun sesi çıkmadı. Ben yeri göğü birbirine kattım ve bir daha böyle bir oyun yapamadılar ve yerle bir oldular. El mi yamanmış bey mi yamanmış Allah onlara gösterdi. Bak şu an manen tir tir titriyorlar. Şimdi de Fatih’ten korkmaya başladılar. Hakikaten korkularında da haklılar, oraya da geleceğim. Sen devam et.
ALTUĞ BERKER: Üçüncüde de, Fatih Erbakan’ın başa geçmesi durumunda partinin bir daha asla sırtını doğrultamayacağını söylemiş.
ADNAN OKTAR: Bakın Fatih Erbakan başa geçerse, parti ezerek iktidar olur söyleyeyim, ezerek iktidar olur. Fatih Erbakan demek, ne demek biliyor musun? Türk-İslam Birliği demektir, İttihad-ı İslam demektir, modern Türkiye demektir, aydın Türkiye demektir, genç ve dinamik Türkiye demektir. Anlamı budur. Silindir gibi ezer. Halep oradaysa, arşın burada derler. Gün gelince görecekler dediğimi. Benim her dediğim çıkıyor ama onların dedikleri çıkmıyor. Evet.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. İsmet Berkan Hürriyet’teki yazısında, 28 Şubat sürecinde Demirel’in, askerlerin istediği üç konunun çözüme kavuşturulması için, Başbakan Erbakan’a bir mektup gönderdiğini, ancak Erbakan Hocamız’ın bu mektuba bir cevap vermediğini, bu sorunları çözüme kavuştursaydı 28 Şubat sürecinin olmayacağını yazmış. Ayrıca Erbakan Hocamız’ın 28 Şubat bildirisinin kendisine karşı yapıldığını anlamadığını ve irtica kötü bir şeydir diyerek, bildiri kararlarını savunduğunu, askerin kendilerini sevdiğini söylediğini belirtmiş.
ADNAN OKTAR: Askerler Erbakan Hocam’ı her zaman seviyorlardı, ben biliyorum sevdiklerini. Son dönemde de sevdiklerini biliyorum. Tabii karşı oldukları noktalar var ama genelde çok şefkat duyuyorlar, çünkü onun milliyetçi yönü, büyük Türkiyeci yönü, başka da güzel yönleri var onlar da biliyor, biz de biliyoruz. Her yönden seviyorlardı ama katılmadıkları nokta da vardı. Milli bir insandır Muhterem Necmettin Erbakan Hocamız. Ordunun sevmemesi mümkün mü? Ama ordunun tabii ki muhalif olduğu yönler var. Tansu Çiller’e de karşı yönleri vardı, Demirel’e karşı yönleri de vardı. Normal, ordunun bakış açısında değişiklik olabilir. Ama saygılarını, sevgilerini bugün açıkça göstermiş oldular. Orgeneral, dört yıldızlı Orgeneral geldi, daha nasıl anlatsın ordu? Genelkurmay çelenk gönderdi, daha nasıl anlatsın?
ALTUĞ BERKER: Tabii Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Anlayan anlar. Bizim eskiden beri bildiğimiz bir konu, yani askerin Erbakan Hocam’ı sevdiği bilinir. Ama bazı noktalarda da karşı oldukları da bilinir, inşaAllah. Dolayısıyla bize maval okumasınlar. Bizim anlattıklarımız tam doğruları ama bunlarınki hikaye kısmı. Hürriyet Gazetesi’yle, Milliyet’le, şununla, bununla işte Aydın Doğan kendince halkı yönlendirdiğini zannediyordu eskiden, artık bu anlatımlar suya düştü, ters üstü suya düştüler bunlar. Bunların yapacağı artık bir şey yok. Millet gülüp geçiyor bunlara. Hiç kaale almıyorlar, hiç, yani sinek vızıldamış kadar değeri yok, hiç. Eskiden hakikaten önem veriyorlardı, benim çocukluğumda falan Hürriyet Gazetesi gündem belirlerdi. Şimdi halk hiç kaale almıyor. Özellikle internetin olması bunların pabucunu dama attı.
ALTUĞ BERKER: Cüneyt Ülsever Hürriyet’te, Erbakan Hocamız’ın 28 Şubat’a direnmemesinin tek sebebini iktidara tutku derecesinde sevdalı olması, olarak açıklamış. “İktidar o kadar tatlı geldi ki, denetimi dışına çıkar korkusuyla partisini Numan Kurtulmuş’a bile teslim edemedi” demiş.
ADNAN OKTAR: Numan Kurtulmuş’a teslim etmemesinin nedeni, davanın yok olmasından korktuğu için. Milli Görüş davasının yok olacağı açık, aşikar olduğu için tabii ki gereken tedbiri aldı. Ben açıkladım, en başından açıkladım, biz buradan kükredik. Dedik ki; Milli Görüşü bunlar götürmek için geldiler, bunda bir oyun var, dedik. Herkesi uyandırdık ve yaka paça Numan Kurtulmuş’u alıp götürdüler, olay bu. Erbakan Hocamız’ı alıp getirdiler.
ALTUĞ BERKER: Delegelerin de 300’ü oy verdi. 1200’den 300’ü oy vererek Genel başkan oldu.
ADNAN OKTAR: Kardeşim 4’te 1 oyla geldi adam. Yani o kadar acayip bir durum ki, o kadar kötü bir durum ki, anlatamam. Çok kötü bir durum. Onunla devam edecekti fakat yaka paça gitti, olay bu. Erbakan Hocamız bak ezici şekilde, sıfır fireyle geldi.
ALTUĞ BERKER: Tabii, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Genel başkan böyle olunur işte, inşaAllah. Usul adap öğrensinler. O yazıyı bir daha başından oku bakayım, şu son okuduğunu.
ALTUĞ BERKER: Cüneyt Ülsever’in ki. “28 Şubat’a direnmemesinin tek sebebinin, iktidara tutku derecesinde sevdalı olması.”
ADNAN OKTAR: 28 Şubat’a direnmemesinin tek sebebi, 28 Şubat’a direnmemesinin nedeni davasına sadakatidir, davasına zarar gelmemesi düşüncesidir. Kuran’da buna çok işaret edilir, bu bir ledüni ilimdir, bu ledüni bir ataktır. Sürekli ileri olmaz. Bazen dava icabı insan geriye bir adım atar, iki adım daha ileriye atabilmek için, üç adım ileriye atabilmek için bir adım geriye atılır. Çok akıllı bir insandı Erbakan Hocamız, yerli yerince tedbirini aldı, bir adım geriye attı ama sonra üç adım ilerlemiş oldu. Onların aklı böyle işlere ermez, inşaAllah. Bir de 28 Şubat direnilecek gibi miydi öyle? Daha hala temizleyemiyorlar, görmüyor musunuz? Daha hala temizlenemiyorlar, daha hala uğraşıyor devlet. 28 Şubat’ta tamam, ama 28 Şubat’ın dışında bir de ayrıca Erbakan Hocamız’ın karşısında iddia edilen Ergenekon terör örgütü vardı, bütün yapılanmasıyla. İddia edilen Ergenekon terör örgütü vardı. Tek başına ne yapsın Hocamız onlarla?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Bak hükümet daha hala bu adamlarla uğraşıyor, inşaAllah. Tabii biz bu örgütün üyesi olup bu üyelikleri sabitleşenlerden bahsediyoruz, inşaAllah. Mahkeme kararı ile sabitleşen kimse, onu anlatıyoruz. Erbakan Hocamız tek değildi o zaman, Tansu Çiller de görevinden çekildi. O dönemde iddia edilen Ergenekon terör örgütü ile baş edilecek gibi değildi ki. Diyorum Demirel’in ağzını burnunu birbirine kattılar, feci şekilde dövdüler. Mesut Yılmaz’ı başka bir ülkeye götürüp ağzını burnunu dağıttılar, feci şekilde dövdüler. Kimse kimseye karışamıyordu ki o dönemde. Nihat Erim’i plaj kapısında çektiler kafasından vurdular. Rahmetli Gün Sazak’ı şehit ettiler, Uğur Mumcu’yu şehit ettiler. Önü sonu yok. Erbakan Hocamız Başbakandı o dönemde. Halkın da bundan haberi yoktu, iddia edilen Ergenekon terör örgütünden halkın da haberi yoktu. Ama Erbakan Hocamız’ın haberi vardı. Davasının selameti için bu köpeklere ses çıkarmadı; olay bu, bir süre ses çıkarmadı. Ve daha sonra böyle bir örgütün varlığı anlaşıldı, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün. Tabii mahkeme safahatından sonra olay anlaşılacaktır, bütün netliğiyle çıkacaktır. Asıl o zaman konuşacağımız şeyler var. Dolayısıyla Erbakan Hocamız her zaman akılcı, doğru, isabetli hareketler yapmıştır, bütün hareketleri doğru. Evet.
ALTUĞ BERKER: Bugün NTV’deki bir haberde, Fehmi Çalmuk gazeteci; 28 Şubat kararlarının alındığı Milli Güvenlik toplantısında açıklanmayan pazarlıklar yapıldığını söylemiş. Bunlar için de MGK arşivlerini kaynak göstermiş. Şöyle diyor; “Çalmuk’un iddiasına göre askerlerin isteklerin arasında şu başlıklar vardı. Bir, ezanın tekrar Türkçeleştirilmesi 28 Şubatçılar tarafından, Fethullah Gülen’in tutuklanması, İlahiyat Fakültelerinin azaltılması, İmam Hatiplerin tamamen kapatılması.”
ADNAN OKTAR: Doğru, biz biliyoruz o dönemde böyle teklifler vardı. Yani deminden beri işte anlattıklarımı topluca düşünürseniz, 28 Şubatçılar da ayrı bir sorundu, onlar da ayrı bir problemdi. Onları da üsluplarını, mantıklarını görüyorsunuz. Erbakan Hocamız’ın tek başına onlarla öyle uğraşması çok zordu, kolay iş değildi, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Vatan Gazetesi’nde Güngör Mengi, biraz yakışıksız ifadelerde bulunmuş Erbakan Hocamız hakkında. “Parlak bir Cumhuriyet çocuğu olarak yetişmiş ama Cumhuriyet’in başına en çok dert açan yetişkini olmuştur. 40 yılda dört partisi kapatılmış tek siyasi lider Erbakan’dır herhalde. Bu sabrını besleyen güç,” yani partilerin kapatılmasındaki sabrını, “demokrasiye ve adalete olan inancı mıydı, yoksa her kapatma cezasının mağduriyetten ötürü seçmen tabanını genişlettiğini görmesi mi? Defineyi kaptırdığı için gözü arkada kalmış mıdır bilemeyiz. Ama Erbakan en içten şükranı bugünki iktidardan hak ediyor.” demiş.
ADNAN OKTAR: Ne demek oluyor? Yani iktidarın neyine şükretmesi gerekiyormuş?
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah, herhalde “defineyi kaptırdığı için,” diyor ama…
ADNAN OKTAR: “Defineyi kaptırdı,” niye kaptırsın? Tabii ki çok büyük bir davayı geliştirdi, güçlendirdi ve bu safhaya getirdi. Erbakan Hocamız Allah’ın rızası için yaşamış bir adam o. Define budur, Allah’ın rızasıdır. Allah’ın rızasına kavuştuktan sonra ne istenir başka? Ne konuştuklarından bunların haberi var mı? Bunlar biraz dini eğitimleri zayıf olduğu için imanları da zayıf Allahualem. Ne konuştuklarından pek haberleri yok.
ALTUĞ BERKER: Ayşe Arman yazısında, yine Haber7.Com sitesinin editörlüğünü yapan Ersin Çelik’le konuşmuş. Ersin Çelik, beş vakit namaz kılmadığını, İmam Hatip mezunu olduğunu, bir tiyatro oyununda travesti rolü oynadığını söyleyerek, Kuran kursuna gittiğinde üzerinde büyük bir baskı hissettiğini, sürekli kendisine cennetin ve cehennemin anlatıldığını, ancak oradan çıktığında hayatın bu olmadığını anladığını söylemiş. İmam Hatip’ten mezun olup kabuğunu kıran birçok insan olduğunu ve Ahmet Hakan’ın bunun örneklerinden biri olduğunu belirtmiş.
ADNAN OKTAR: Bunlar gibi tipler oluyor Türkiye’de, bunları kaale almaya gerek yok. Sen geç başka bir şey varsa söyle.
ALTUĞ BERKER: Sizin taziye ilanınız vardı Hocam, onu göstereyim.
ADNAN OKTAR:Nerede?
ALTUĞ BERKER:Burada.
ADNAN OKTAR:Bakayım.
ALTUĞ BERKER: Yarın gazetede çıkacak olan, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hangi gazetede?
ALTUĞ BERKER: Vakit Gazetesi herhalde, Milli Gazete’de yer var mıydı bilmiyorum.
ADNAN OKTAR: Vakit Gazetesi’ndeki taziye mi?
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:Okuyabilirim.
ADNAN OKTAR:Oku evet.
ALTUĞ BERKER: “Vefat ve taziye. Ömrünü Rızai İlahi ve Kurani esaslar uğrunda geçiren, üstün bir azim ve kararlılıkla yürüttüğü mücadelesiyle şahsıma ve tüm müminlere büyük bir örnek teşkil eden, yiğit ve kahraman Hocam Necmettin Erbakan Cenab-ı Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Başta Saadet Partisi ve Milli Görüş camiası olmak üzere tüm Türk-İslam dünyasına başsağlığı diler, bizleri kendisiyle cennet kardeşi kılmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ederim. Adnan Oktar.”
Cenazeden bir görüntü, bir resim göstermek istiyorum Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, işte bu kadar. Aydın Doğan iyi baksın. Bak sadece bir cadde bu, bir tane cadde bu, ona göre düşünsün. Yaklaşık 2 milyona yakın insan vardı, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah. Yeniasya’dan bir haber vardı Hocam, bir yazı. Köprü Eğitim Derneği’nin düzenlemiş olduğu “İttihad-ı İslam ve Dünya Barışı” konulu seminerde eğitimci yazar Bestami Sait Çiftçi söz alarak, 20. Yüzyılda gerçekleşen çeşitli savaşlarda yaklaşık 400 milyon insanın öldüğünü ve korkunç katliamlar yaşandığını söylemiş. Ancak Said Nursi’nin: “Beşer bu asırda harplerin, fenlerin ve dehşetli hadiselerin ikazatıyla uyanmış ve insaniyetin cevherini ve cami istidadını hissetmiş.” sözünü hatırlatarak, insanlar bu savaşlardan sonra İslamiyet’in cevherini keşfetmek gibi bir eğilime girerek, Dini Hakk’ı aramaya başladığını belirtmiş. Ayrıca biz insanlara Kuran’ı ve Risale-i Nur hakikatlerini anlattığımız zaman İttihad-ı İslam sağlanacaktır diyerek Üstad’ın sanat, marifet, ittifak silahıyla cihat edeceği sözünü hatırlatmış ve Nur talebelerine büyük vazife düştüğünü söylemiş, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, şimdi olmuş.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Hem şahane olmuş, güzel konuşmuşlar.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yusuf Suresi, 87. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Oğullarım, gidin de Yusuf ile kardeşinden (etraflı bir araştırma yapıp) bir haber getirin ve Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez." Biz de ne yapacağız? Hz. Mehdi (a.s.) ve kardeşinden etraflı bir araştırma yapıp bir haber getireceğiz, araştıracağız. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyeceğiz, çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez. Ahir zamana bakan yorumu bu şekilde olur.“Böylece onun (Yusuf'un) huzuruna girdikleri zaman, dediler ki: ‘Ey Vezir, bize ve ailemize şiddetli bir darlık dokundu.’” Bak o devirde de bir ekonomik kriz oluşmuş, Hz. Yusuf (a.s.) zamanında, yedi yıllık. Şimdi de, şu anda da bir yedi yıllık bir ekonomik kriz var. “’Ey Vezir, bize ve ailemize şiddetli bir darlık dokundu; önemi olmayan bir sermaye ile geldik. Bize artık (yine) ölçeği tam olarak ver ve bize ilave bir bağışta bulun.’” Hz. Mehdi (a.s.)’ın malı bol bol dağıtmasına işaret eden bir Kuran Ayeti. “Şüphesiz Allah, tasaddukta bulunanlara karşılığını verir. (Yusuf) Dedi ki: ‘Sizler, cahiller iken Yusuf'a ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?"Şu anda da mesela birçok cahil Hz. Mehdi (a.s.)’a ve Hz. İsa (a.s.)’a karşı tavır almış durumdalar."Sizler, cahiller iken,” Hz. Mehdi (a.s.)’a ve Hz. İsa (a.s.)’a karşı şu an, yorum olarak anlatıyorum “neler yaptığınızı biliyor musunuz?”. “’Sen gerçekten Yusuf musun, sensin öyle mi?’ dediler.” Bak kendi kardeşlerini tanımakta güçlük çekiyorlar. Daha önce bildikleri halde, eşkalini bildikleri halde, görünümünü bildikleri halde tanımada güçlük çekiyorlar. Hz. Mehdi (a.s.)’ın da eşkalini, her şeyini bildikleri halde Hz. Mehdi (a.s.)’ı tanımakta güçlük çekecekler, Kuran buna işaret ediyor. “Sen gerçekten Yusuf musun?” Demek ki Hz. Mehdi (a.s.)’da da insanlar bir kuşkuya kapılacaklar, gerçekten Hz. Mehdi (a.s.) mı diye şüpheye kapılacaklar. “’Sensin öyle mi?’ dediler. ‘Ben Yusuf'um’ dedi. ‘Ve bu da kardeşimdir. Doğrusu Allah bize lütufta bulundu.’” Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)’a Cenab-ı Allah lütufta bulunacak, inşaAllah. “Gerçek şu ki, kim sakınır ve sabrederse”helale harama dikkat ederse “ve sabrederse” sabır ne demek? Uzun zamana karşı güzel ahlakta kararlı ve ısrarlı olmak. “Sabrederse, şüphesiz Allah, iyilikte bulunanların karşılığını boşa çıkarmaz." Hz. Mehdi (a.s.)’ın gayretleri, Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın gayretleri boşa çıkmayacaktır, Müslümanların gayretleri boşa çıkmayacaktır. Dünyada da karşılığını alacaklar, ahirette de karşılığını alacaklar, inşaAllah. “Dediler ki: ‘Allah adına, hayret, Allah seni gerçekten bize karşı tercih edip-seçmiştir.’” Hz. Mehdi (a.s.)’a da şaşırıyorlar. Yani Allah onu niye seçti, o insanı, diyor. Bizim şeyhimizi, bizim mürşidimizi, bizim memleketten, bizim çevreden, bizim tarikattan birisini değil de, neden Hz. Mehdi (a.s.)’ı seçti diye şüpheye düşecekler ve garip itirazlarda bulunacaklar, Kuran ona da işaret ediyor. Bak “Dediler ki: ‘Allah adına, hayret, Allah seni gerçekten bize karşı tercih edip-seçmiştir.’” Allah niye seni seçti, diyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’e de şaşırmışlardır. Allah niye onu seçti, niye iki büyük şehrin ileri gelenlerinden birini değil de, onu seçti Allah diye şaşırmışlardır. “Ve gerçekten biz de hataya düşenler idik.” Bunu demek ki sonunda Hz. Mehdi (a.s.) karşıtları hataya düştüklerini kabul edecekler, Kuran ona işaret ediyor. “Dedi ki: ‘Bugün size karşı sorgulama, kınama yoktur.’” Hz. Mehdi (a.s.)’ın intikam almayacağı anlaşılıyor, Kuran’ın işaretinden. Yani kötülük yapanlardan intikam almanın uygun olmayacağı anlaşılıyor. “Sizi Allah bağışlasın.” Ama bak burada çok manidar bir şey söylüyor. Ben bağışladım, ama sizi asıl Allah bağışlasın, diyor. Asıl konu o. Allah bağışlamadığında bitti. Mesela diyor ki hatta Peygamberimiz (s.a.v.)’e Cenab-ı Allah; “sen onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen yine Allah onları affetmez.” diyor. Allah affetmediğinde bitti. İnsanın affetmesi hiçbir şey değiştirmez söyleyeyim. “O, merhametlilerin (en) merhametlisidir.” Bazı insanlar vardır haşa Allah’a merhamet öğretmeye kalkar haşa, değil mi? Cehennem niye gerekiyor, ben olsam haşa cehennem meydana getirmezdim gibi, şeytani ve ahmakça üslup kullanıyor. Zaten cehennemin gereği oradan anlaşılıyor, senin o züppeliği yapmandan anlaşılıyor. Sen o kadar züppe ve pervasızsan hayatının her safhasında züppe ve pervasızsın demektir. Orada Allah’a ihanet ediyorsan sen herkese ihanet edersin. Allah’a karşı haşa böyle küstah bir üslup kullanıyorsan herkese karşı bunu kullanabilirsin. “Bu gömleğimle gidin de, babamın yüzüne sürün. Gözü (yine) görür hale gelir. Bütün ailenizi de bana getirin." “Bu gömleğimle gidin de, babamın yüzüne sürün. Gözü (yine) görür hale gelir. Bütün ailenizi de bana getirin."Burada da Hz. Mehdi (a.s.)’ın bedeninin, varlığının, insanların birçok hastalığına da iyi geleceğini anlıyoruz. İnsanlar ruhi hastalıklardan kurtulacaklar, dolayısıyla bedeni hastalıklardan kurtulacaklar. Birçok hastalığın sebebi psikolojiktir. Hz. Mehdi (a.s.) insanlarda çok yüksek psikolojik moral meydana getireceği için, çok yüksek bir sevinç ve bahar havası meydana getireceği için, insanlardaki o psikolojik şiddetli baskı kalkacak. Dolayısıyla çok sağlıklı hale gelecekler. Gözleri rahatsız olanların gözleri düzelecek. Başka bir rahatsızlığı olan, o da düzelecek. Hastalıklar geniş çapta düzeliyor Hz. Mehdi (a.s.) devrinde. Toplumdaki genel psikolojik rahatlık insanların bedenlerine de yansıyacak. Çünkü mesela baş ağrılarının nedeni sıkılmadır. Birçok insanın baş ağrılarının, mesela migrenlerinin sebebi sıkıntıdır, hayattan bezmedir, bunalmadır. Hz. Mehdi (a.s.) devrinde bunlar kalkacağı için, insanlar mesela migren hissetmeyecekler, baş ağrısı hissetmeyecekler. Mesele grip, şu, bu falan da onlar da moral çöküntüsünde, vücut savunma sistemi kırıldığı için rahatça hastalanıyor insanlar. Neşeli bir insan kolay kolay hastalanmaz. Mesela vücutta meydana gelen urlar, şunlar, bunlar hep moral bozukluğundan olur, çoğu. Mesela fıtıklar, bel fıtıkları hep sinirdendir, boyun fıtığı, şiddetli gerilimden ve şiddetli ızdıraptan oluşur bunlar. Mesela tüberküloz olması; hatta filmlerde bile yerli filmlerden bilirsiniz, üzülen adam sonunda verem olur. Hatta derler, adamı verem ediyorsun falan derler, çünkü vücut savunması kırılır ondan sonra mikroba uygun hale gelir vücut. Hz. Mehdi (a.s.) öyle neşeli, öyle canlı, öyle dinamik bir toplum meydana getiriyor ki, toplum artık hasta olmuyor, geniş olarak hasta olmuyor. Çok nadir hasta olan oluyor. 93. Ayet buna işaret ediyor. Bak “Bu gömleğimle gidin de, babamın yüzüne sürün. Gözü (yine) görür hale gelir. Bütün ailenizi de bana getirin."Herkese sahip çıktığını da gösteriyor ayette. Hz. Mehdi (a.s.)’ın herkese, her insana sahip çıkacağına, merhametli olacağına işaret ediyor. Yusuf Suresi baştan sona Mehdiyet’i anlatır. Hz. Süleyman (a.s.)’ın kıssası da Mehdiyet’i anlatır, Hz. Zülkarneyn (a.s.) kıssası da, Kehf Suresi de Mehdiyet’i anlatır. Mehdiyet dünyanın en büyük olaylarından bir tanesidir, en büyük olaydır. Çünkü bütün Peygamberler bunu söylüyor, en büyük olaydır diyor deccaliyet, gelmiş geçmiş en büyük olay. En büyük olaya karşı da en büyük karşı atak oluyor, en büyük temizlik yapılıyor. Onu da Hz. Mehdi (a.s.) yapıyor işte. Tabii manevi yönüyle Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in dünyaya gelişi ve Peygamberliği en büyük olaydır ama dünya çapında olması açısından en büyük olay Mehdiyet devrindeki olaydır; yani çap açısından en büyük olay odur. Manevi yönden Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’dir en büyük olay. “Kafile (Mısır'dan) ayrılmaya başladığı zaman, babaları dedi ki: ‘Eğer beni bunamış saymıyorsanız, inanın Yusuf'un kokusunu (burnumda tüter) buluyorum.’" “Kafile Mısır’dan ayrılmaya başladığı zaman,” demek ki Mısır’dan, yaramaz bazı adamlar, yanlış bazı adamlar ayrılacaklar, çünkü o zamanlar yaramaz tavır gösteriyor kardeşleri. Bak ne diyor Allah: “Kafile (Mısır'dan) ayrılmaya başladığı zaman”.Şu an o kafile Mısır’dan ayrıldı, değil mi? Meşhur takım, alaca karganın takımı. “Babaları dedi ki: ‘Eğer beni bunamış saymıyorsanız,’” demek ki ahir zamanda bazı büyük müceddidlere, bazı büyük alimlere bunamış insan muamelesi yapılacak. Sanki bunamış gibi bir üslup kullanacak bazı terbiyesizler, bazı saygısızlar. Çünkü yaşı ilerleyince bazı insanlardan şüphe edilir, hani acaba bunadı mı falan gibisinden. Ama büyük mürşidlerde, büyük alimlerde bunama olmaz. Ama bazı kendini bilmezlerde bunu görüyoruz biz, bazı cahillerde, malum. "Eğer beni bunamış saymıyorsanız, inanın Yusuf'un kokusunu (burnumda tüter) buluyorum." Demek ki Hz. Mehdi (a.s.) daha önceden hissedilecek, onun kokusu daha önceden hissedilecek ve ayrıca Hz. Mehdi (a.s.)’ın da güzel bir kokusu olduğuna da işaret var burada, inşaAllah. Ama bu tip olaylarda zuhurundan önce kokusunun geldiği, alametlerinin oluştuğu anlaşılıyor. Kokusu alametlerine işaret, inşaAllah. “Allah adına, hayret dediler.” Bak her şeyde Allah’ın adını kullanıyorlar. “Allah adına, hayret, Allah seni gerçekten bize karşı tercih edip seçmiştir.”Bak hep de evliya havasındalar görüyor musunuz? Her suç işlediklerinde de hep Allah’ın adını kullanıyorlar. Allah diyor, “Şeytan sakın sizi Allah ile aldatmasın.” "’Allah adına, hayret’ dediler. ‘Sen hala geçmişteki yanlışlığındasın.’" Halbuki Peygamber bu insan, yanlışlığı da yok. Geçmişteki yanlışlığındasın diyorlar. “Müjdeci gelip de onu (gömleği) onun yüzüne sürdüğü zaman” Hz. Mehdi (a.s.) devrinde de müjdeci olmak çok önemli. Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor: “Mehdi ile müjdelenin”. O müjde insanların kalbini açar. Ahir zamanda müjdeciler var. Ben de müjdeciyim, sen de müjdecisin, bizi seven herkes müjdeci. “Müjdeci gelip de onu (gömleği) onun yüzüne sürdüğü zaman gözü görür olarak (sağlığına) döndü.”Neşe geliyor. Demek ki yeniden İslam’a kavuşmanın neşesi, yeniden güzelliğe kavuşmanın neşesi insanlarda müthiş bir canlılığa sebep olacak. Buradaki gömlek, İslam’ın yeniden dönüşüne işaret eden bir olaydır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hırkası çıktığında, Peygamberimiz (s.a.v.)’in gömleği çıktığında, bütün toplumda muazzam bir manevi inkılap olacak, buna işaret ediyor. Muazzam bir heyecan meydana gelecek, inşaAllah ve toplum maddi, manevi sağlığına dönecek, inşaAllah. “(Yakub) Dedi ki:” yani İsrail, Yakup’un diğer ismi İsrail. Dedi ki Hz. Yakup (a.s.): “Ben, size bilmediğinizi Allah'tan gerçekten biliyorum demedim mi?" Bazı insanlar mürşidlere, alimlere veyahut özellikle Hz. Mehdi (a.s.)’a zahir gözüyle baktığında anlayamazlar. Bak ne diyor: “Ben, size bilmediğinizi Allah'tan gerçekten biliyorum demedim mi?" Çünkü özel bir ilme sahip, özel bir ilme sahip. Demek ki Peygamberler özel bir ilme sahip oluyorlar. Bazı veliler özel bir ilme sahip oluyorlar. Zahire bakan aldanır. “(Çocukları da:) ‘Ey babamız, bizim için günahlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten hataya düşenler idik’ dediler.” En sonunda demek ki bunu diyecekler. Hz. Mehdi (a.s.) karşıtları, Hz. Mehdi (a.s.) zıtları en sonunda hataya düştüklerini, yanlışlık yaptıklarını kabul edecekler. “İlerde sizin için Rabbimden bağışlanma dilerim.” Bakın Peygamber hemen bağışlanma dilemiyor, çünkü bakacak, tavırlarına bakacak, samimi iman ettiklerine kanaat getirirse bağışlanma dileyecek. Çünkü bağışlanma deyince bağışlanma dilenmez. Adam hakikaten düzeldiyse vicdani kanaati gelecek, ondan sonra bağışlanma dileyeceksin. O da ne diyor dürüst olduğu için: “İlerde sizin için Rabbimden bağışlanma dilerim.” Çünkü kanaati gelmemiş. “’Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir’ dedi. Böylece onlar (gelip) Yusuf'un yanına girdikleri zaman, anne ve babasını bağrına bastı.” Demek ki sevgide sarılma var, bağrına basma var. Sevgi ifadesi, kalpten kalbe muhabbet geçer. “Ve dedi ki: "Allah'ın dilemesiyle Mısır'a güvenlik içinde giriniz.” Demek ki Mısır, İslam alemi güvenliğe kavuşacak, İslam dünyaya hakim olacak. Güvenlik içinde giriniz ne demek? Güvenlik, her yer aydınlık. Hz. Mehdi (a.s.) devrinde bir kadın tek başına Şam’a kadar gidecek, güvenlik içinde olacak diyor, hadiste açıkça belirtilmiş. İşte ona işaret ediyor bu ayet.
SUNUCU1: Programımıza kısa bir ara veriyoruz.
SUNUCU1: Programımıza devam ediyoruz.
ALTUĞ BERKER: Uygun görürseniz bir resim gösterebilir miyim Hocam, inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Tamam.
ALTUĞ BERKER: Burası Afrika’da bulunan en büyük lav gölü. Niragongo krateri. 2010 yılında bilim adamları oraya ayak basmışlar, çok yaklaşarak fotoğraf çekmişler. Çevresindeki kenar yaklaşık 3.470 kilometre derinliğinde, lav gölünün derinliği ise yaklaşık 400 metre. 1977 ve 2002 yıllarında lav püskürmesi sonucunda Kongo’daki Goma şehrinde büyük yıkım meydana gelmiş ve binlerce kişi evsiz kalmış.
ADNAN OKTAR: Bunlar belasını mı arıyor? Ta diplerine gitmişler, Allah’ım. Oraya insan gider mi? İşte yerin altı böyle. Elma kabuğu kadar incedir dünya kabuğu. Elmaya oranla kabuğu ne kadar ince, o toprak kısmı o kadar incedir. Altı su gibi lav böyle, kaynayan lav. Biz onun üstünde yaşıyoruz şu an, ateşin üstünde yaşıyoruz. Kimi düğün yapıyor, kimi diskoda oynuyor, kimi siyasi konuşmalar yapıyor, değil mi?
ALTUĞ BERKER: Evet.
ADNAN OKTAR: Dünyayı Allah öyle yaratmış. Evet buyur.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Ünlü besteci Mozart’ın Allah’a imanını ifade eden cümleleri var Hocam. Şöyle diyor Mozart: “Allah’ın yaratışı ne kadar garip görünürse de mutlaka onda bir hayır vardır. Hiçbir doktor, insan keza hayatı veremez ya da alamaz. Ancak Allah hayatı verir ve alır. Allah’ın rızasına tam anlamıyla teslim olalım. Bu bizim için en hayırlısıdır. Allah’ın yarattığı mutlaka en güzelidir.” demiş.
ADNAN OKTAR: O yüzden de çok güzel besteler yapıyor, çok güzel sanat eserleri yapıyor. Bakıyoruz en ünlü sanatçılar hep Allah’a inanıyorlar. Allah’a inanmayan sanatçılarda da sanat çıkmıyor, sanat yapamıyorlar. Ateist bir tane sanatçı göremezsin. Ya şeş beş, abuk sabuk resimler yapmışlardır, ya da hiç sanat yapamamışlardır.
ALTUĞ BERKER:Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bir hadis-i şerifi; “ahir zamanda yılanlar çocuklara zarar vermeyecektir.” diyor Hocam, El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar, sayfa 43’te. “Kurtla koyun bir arada oynayacaktır, yılanlar çocuklara zarar vermeyecektir”.
ADNAN OKTAR: Evet hadislerde var. Ahir zamanda böyle vahşi ve yırtıcı hayvanların insanlarla iç içe olacağı, dolayısıyla onların terbiye edileceği, yani o saldırgan tavırlarını göstermelerinin azalacağı var. Hakikaten de oluyor.
Şeytandan Allah’a sığınırım. Yusuf Suresi, 100. “Babasını ve annesini tahta çıkarıp oturttu.” Babaya ve anneye ne kadar sevgi ve saygı gösterileceği anlatılıyor. Taht, devletin ona tahsis ettiği en önemli makamı belirleyen sembol. Ne yapıyor iltifat olarak Hz. Yusuf (a.s.)? Yüksek bir güzellik göstererek anne ve babasını tahta çıkartıp-oturtuyor. Onlar da “Onun için secdeye kapandılar.” Onlar da ona müthiş sevgi gösteriyorlar. O zamanlar sevgi ifadesi, saygı ifadesi secdeydi, sonradan o selama çevrildi. “Secde yalnızca Allah için yapılan bir ibadet türüdür, ancak o dönemde secde ve selam saygı ifadesiydi, ibadet değildi. Katalde selefin selamı, selam verdiği kimseye secde etmekti. Allah’ın Resulu (s.a.v.) ise bize Esselamün Aleyküm ve Rahmetullah demeyi öğretti. Bu selam cennet ehlinin selamıdır, dedi.” “Dedi ki: ‘Ey Babam, bu, daha önceki rüyamın yorumudur.”Hz. Mehdi (a.s.) da ne diyecek? Daha önceki hadislerin aynen tahakkuk ettiğini gördünüz diyecek. “Doğrusu Rabbim onu gerçek kıldı.” Hz. Mehdi (a.s.) ne diyecek? O rivayetleri Cenab-ı Allah gerçek kıldı, aynısıyla çıktı diyecek, inşaAllah. “Bana iyilik etti.” Hz. Mehdi (a.s.) ne diyecek? Allah bana iyilik etti diyecek, inşaAllah. “Çünkü beni zindandan çıkardı.” Hz. Mehdi (a.s.) da ne diyecek? Allah beni zindandan çıkardı diyecek. Allah kendisini zindandan çıkarttığı için Allah’a şükredecek. Ne diyecek? Beni hapse koyan da, hapisten çıkaran da Allah’tır diyecek, inşaAllah. Kuran ona işaret ediyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ın da hapise konacağını anlıyoruz.“Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra,” demek ki bir kısım Müslümanlar Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı tavır alacaklar ve aralarını açılacak, aralarında bir husumet oluşacak. “Açtıktan sonra, (O,) çölden sizi getirdi. Şüphesiz benim Rabbim, dilediğini pek ince düzenleyip tedbir edendi.” Demek ki ta çölden, başka yerlerden insanlar Hz. Mehdi (a.s.)’ın yanına gelecekler. En uzak diyarlardan insanların Hz. Mehdi (a.s.)’a biat edeceğine işaret ediyor. “Şüphesiz benim Rabbim, dilediğini pek ince düzenleyip tedbir edendi.” Hz. Mehdi (a.s.)’ın kaderinde, Mehdiyet’te çok ince tedbir ve çok ince detaylar üzerine dayanacağını anlıyoruz. Öyle karmaşık bir kader ve öyle ince bir kader olacak ki nefes kesici olacak, inşaAllah. “Gerçekten bilen, hüküm ve hikmet sahibi O'dur."Gerçekten herşeyi bilen Allah’tır. Hüküm sahibi O’dur, hikmet sahibi olan O’dur.
“Selamun Aleykum Hocam. Ben Ankara’dan Sefa. Hocam ben sizi önceden takdir edemedim” diyor özetle. “Sonra farkına vardım, çok seviyorum şimdi. Ne olur özrümü kabul edin.” diyor. Tamam özrünü kabul ediyorum, hakkımı da helal ediyorum. Hocam sizin eserlerinizi çok beğeniyorum, diyor özetle. Hayırlı akşamlar, diyor. Hayırlı akşamlar.“Selamun Aleykum Hocam. Öncelikle mübarek ellerinizden öperim.” Biz de sizin ellerinizden öpüyoruz. “Allah sizin gibi birini iyi ki Türk-İslam Birliği’nin oluşması için,” ne diyelim? Görevlendirmiş, vesile etmiş, vesilelerinden birisiniz diyelim, o dediğin tarz o biraz garip olur öyle demeyelim de, çünkü Türk-İslam Birliği’nin başı Türk Milleti’dir, inşaAllah. “Ne kadar şükretsek azdır. Hocam Türkiye Türk-İslam Birliği’ni kurmak için neyi bekliyor? Halkın bilmediği gizlilikler mi var acaba? Biz Türk Müslüman halkı bir kıvılcım bekliyor. Devlet büyüklerimizde ne zaman başlayacak bu kıvılcım?” Vakti var, vakti var. “Not: Hocam 19 yaşındayım sizin hastanızım. Sizi her yerde anlatıyorum. Benim sayemde bütün akrabalarım sizi tanıdılar, sizi dinlemeye izlemeye başladılar. Her yerde sizin sitenizin reklamını yapıyorum.” Tanıtımını diyelim. “Hocam sizi ölene kadar da olsa bulup elinizden öpüp, nasihatlerinizi almak istiyorum. Beni de dizinizin dibinde büyütür müsünüz? O güzel huyunuzu bana da sunun. Emrullah” Emrullah, maşaAllah bizi çok seviyor. Emrullah, faaliyetlerin güzel, şevkin de güzel.
“Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. Selamını almadığım herkese Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu diyorum. “Sayın Hocam, Allah Erbakan Hocamız’a rahmet etsin. Hocam, biz Erbakan Hocamız’ın dün sizin açıklamalarınıza kadar seyyid olduğunu bilmiyorduk. Hocam dediniz ki seceresini göstereceğim. Sizden istirham ediyoruz seceresini gösterir misiniz? Eğer seceresini gösterirseniz elbette biz Müslüman olarak, Resulullah (s.a.v.)’in soyuna Müslümanlar daha çok destek verecektir. Neden Erbakan Hocamız seyyid olduğunu şimdiye kadar açıklamadı? Açıklasaydı şimdi gördüğü itibardan binlerce defa daha fazla itibar görürdü. Hayırlı yayınlar. Rize’den Ahmet.” İşin doğrusu biz Hocamız’ın Müslüman olmasından, İttihad-ı İslam’ı savunmasından dolayı seviyoruz, seyyid olmasından değil. Ahlaksız adamlar da var seyyid olup, seyyid olması kurtarmaz ki. Cehenneme gidecek çok fazla seyyid vardır. İmanlı, ahlaklı seyyid makbuldür. Dolayısıyla biz Erbakan Hocamız’ı ahlakından dolayı, dava adamı olduğu için seviyoruz. Dolayısıyla ona gösterilen sevgi de çok yüksek. Bir internet sitesinde vardı açıklıyordu Erbakan Hocamız’a ait, Erbakan Hocamız’ı anlatan internet sitelerinde olması lazım, oralarda görebilirsiniz. Ben de bir internet sitesinde okumuştum. Şimdi tam aklımda değil ama Hocamız’ı anlatan, hayatını anlatan belirli internet siteleri vardı, zannediyorum orada var.
“İrfan Ceylan. İyi akşamlar.” diyor. Atatürk’ün vasiyeti hakkında soruyor. Evet, İttihad-ı İslam’dan da bahsediyor Atatürk vasiyetinde, Hz. Mehdi (a.s.)’dan da bahsediyor. Atatürk metafizik bir varlıktır.
ALTUĞ BERKER: Bir kitap çıkıyormuş Hocam “İslam Birliği ve Mustafa Kemal” isimli, çıkmış Allahualem. Onunla ilgili bir haber vardı.
ADNAN OKTAR: Bakayım.
ALTUĞ BERKER: “İslam Birliği ve Mustafa Kemal” kitabı çıktı.
ADNAN OKTAR: Çok iyi, çok iyi. Bakarız, yarın bana bir getirin bakayım.
ALTUĞ BERKER: Oldu Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Selamun Aleykum Üstadım, Efendim.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Seyyid Adnan Hocam internette uzun süre uğraşmaktayım ve her gece sizin nurlu yüzünüzü izlerken,... Sinan Doğan.” Sinan ayrıca bana internetten bilgi ver ben sana yardımcı olacağım, inşaAllah. Sizinle bağlantıya geçsinler.
ALTUĞ BERKER: Tabii Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Değerli Adnan Hocam Allah yardımcınız olsun. Alttaki hadis hakkında bir yorumum olacak.” Vay, vay, vay. Seni, seni, seni, İslam Beycan. “Deccal Hz. Mehdi (a.s.)’ı kesmek için yakalar fakat Allah-u Teala o müminin boynuna köprücük kemiğine kadar olan kısmı bakır haline dönüştürür, bu sebeple deccal ona bir şey yapamaz. Bunun üzerine deccal onun ellerinden ve ayaklarından tutup fırlatır.” Yani hem elinden, hem ayağından zincirleyip fırlatıyor. “Halk onu cehenneme attığını zanneder, halbuki o cennete atılmıştır.” İyi web sitesi hazırlaman güzel. Kütüphaneler oluştur, onlar da çok güzel. Evet dediklerini sonra ayrıca buraya gelirsin burada konuşuruz, inşaAllah. “Adnan Hocam siyasete girmeyi düşünüyor musunuz?” diyor. Hiçbir şekilde, hiçbir şekilde. Ben Mehdi talebesiyim, asla. Bediüzzaman diyor, Hz. Mehdi (a.s.) siyasetten uzak duracak, açıkça söylüyor. Ben de siyasetten uzak durdum, diyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ın da siyasetten uzak duracağını özellikle belirtiyor. Hz. Mehdi (a.s.) siyaseti Hz. İsa (a.s.)’a bırakacak, diyor. Dünya siyasetini Hz. İsa (a.s.)’a bırakacak, inşaAllah. Ben de Mehdi talebesi olduğum için böyle bir tavra girmem.
“Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Yüzünden, elinden nurlar akan Sayın Hocam. Fethullah Gülen Hocamız’ı ve sizi gerçekten çok seviyorum. Hangi delikanlı ve yürekli insanlar sizin yaptığınız gibi bu devirde elini böylesine kızgın taşların altına sokar. Ancak sizin gibi mübarekler yapar bunu. Bize de sizi takip etmek düşer. Hocam ben bahsettiğiniz ledün ilmini çok merak ettim. Bunu biraz daha açıklar mısınız? Çünkü güzel dinimizin biraz daha derinliklerini merak ediyorum. Allah yardımcınız olsun, inşaAllah. Kenan Mutlu.” Tamam, biraz anlatırım sonra. “Kıtlık, bu ekonomik krize bakıyor mu?” diyor Mehmet Eminyanbeyi. Tabii ki biz işari anlamda diyoruz. Zaten oradaki anlatımların hepsi işari anlamdadır. Yani asıl anlamı zahir anlamdır, zaten görülüyor. Ben işari anlamında anlattığım için tabiî ki kıtlık eşittir ekonomik kriz olarak yorumlanır. “Selamun Aleykum Seyyid Adnan Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Milli Görüş camiası Mehdi-i Azam için büyük bir göreve mi hazırlanıyor. Seyyid Erbakan siyaset aleminde, Seyyid Bediüzzaman diyanet aleminde, Seyyid Nazım Kıbrısi Nakşilerin sultanı olarak saltanat aleminde hizmet edip acip bir şahsa zemin hazırlamışlardır. Bediüzzaman bunu şöyle açıklıyor: “O zat bütün ehl-i imanın manevi yardımlarıyla ve İttihad-ı İslam’ın (Milli Görüşün) muavenetiyle bütün ulema ve evliyanın bilhassa Âl-i Beyt’inneslinden fedakar seyyidlerin Bediüzzaman, Şeyn Nazım Kıbrısi Hazretleri vs. iltihaklarıyla o vazifeyi uzmayı yapmaya çalışır.” Hocam bu konuyu açıklayabilir misiniz? Ellerinizden öperim. Sinan Dolayman.” Demek ki anlamak isteyen anlıyormuş bak. Gayet güzel anlıyorlarmış. Demin ki çocukların anlattıklarına bakıyorum, çok güzel anladıkları anlaşılıyor. Bir kısmı da; çok özür diliyorum, eşek gibi anlamazlıktan geliyorlar. Bir kısmı da cahilliğinden anlamıyor, onlara da bir şey demiyorum, inşaAllah. “Azerbaycan’dan Emirhan Vatanoğlu. Allah’ın salat ve selamı üzerinize olsun Hocam. Muhterem Aslan Adnan Hocam sizin sayenizde çok şey öğrendim ve hala da öğreniyorum. Sizin sayenizde imanım gittikçe güçleniyor. Karşıma bir maksat koydum, avucumda bu kor ateşi ölene kadar tutacağım. Birkaç arkadaşıma sizden ve kitaplarınızdan öğrendiklerimden bahsettim. Onlardan birçoğunun dinden imandan haberi bile yoktu. Şimdi birçoğu sizin kitaplarınızı okuyor ve Harun Yahya sitelerinden bilgiler ediniyorlar. Ben de sizin buradaki talebelerinizi buldum ve telefonlarını aldım. Buluşup, inşaAllah tüm konferanslara iştirak edeceğim. Ben hep İstanbul’u görmek istemiştim, şimdi hem İstanbul’u hem de sizi görmek ve sizin imamlığınızda namaz kılmak isterim. Allah sizden razı olsun bizi unutmayın.” diyor. İnşaAllah hadi bakayım. Bu şevk, bu heyecan çok güzel. Bunu heryerde görüyoruz, inşaAllah. Allah daha da artırsın, inşaAllah. Özetle, her yerde Azerbaycan’da, diğer ülkelerde kardeşlerimiz büyük bir coşkuyla hareket ediyorlar. Akılcı hareket ettikleri içinde çok güzel netice alıyorlar. Makul ve tutarlı hareket ediyorlar, çünkü önce iman hakikatlerini esas alıyorlar, imanın güçlenmesi. İman güçlenmeden Cübbeli tarzında hurafe girdiğinde ağır tahribat yaparsın veyahut doğrudan helalleri haramları anlatırsan yine zarar verirsin. Ama çok güçlü bir iman oluşturduktan sonra Allah sevgisi, Allah korkusunu oluşturduktan sonra, kardeşim o adam bulur zaten nereden ne öğreneceğini bilir o. Ehl-i Sünnet itikadını öğrenmek zor mu? Gayet kolaydır, çok rahat öğrenirsin.
ALTUĞ BERKER: Taha Akyol biraz endişe etmiş Hocam bugünkü cenazenin kalabalık olmasından. Şöyle demiş: “Bu kalabalığı görünce Milli Görüş’ün yeniden dirilişi diyebilir miyiz?”
ADNAN OKTAR: Evet diyebiliriz.
ALTUĞ BERKER: Sonra da kendisi diyemeyiz böyle diye yorumlamış.
ADNAN OKTAR: Dersin, dersin bir şey olmaz. Diyemezsen dedirtiriz nezaketiyle, bilgiyle, sevgiyle dedirtiriz. Evet.
ALTUĞ BERKER: “Kendimizi kandırmış oluruz böyle yorumlarsak” demiş.
ADNAN OKTAR: Aksini söylerse kendini kandırmış olur. O direkt Milli Görüşe olan sevgiden. İnsanlar niye bu kadar coşku göstersin? Mesela o mübarek de inşaAllah vefat edecek; inşaAllah uzun ömürlü olur Allah nasip ederse, milletimiz görecektir çok insan kaale almayacaktır, çok az adam cenazesine katılacaktır. Ama o da onu görmüş olmayacak, ahiretteki olayları görmüş olacak. Bir kere haset etmesin ve mahcup oldu, küçük düştü. Erbakan Hocamız’ın bu kadar sevildiğini, Milli Görüş’ün sesinin bu kadar gür olduğunu görünce, hakikaten adam sarsılmış anladığım kadarıyla. Bir insan oraya bu kadar coşkuyla niye gelir. Herkes sevgisini ifade ettiğine göre, demek ki onun görüşünü seviyor ki ifade ediyor. Dolayısıyla oraya tabii ki muhalif insanlardan da gelen olmuştur ama onlar çok çok azdır, milyonda birdir ancak. Hep onu sevenler gelenler, hep onun görüşünde olan insanlar. Onun için onun öyle çiğ börek gibi midesine oturmasın olaylar. O kadar ızdırap çekeceği bir şey yok, hazmedemediyse hazmettirecek bilgiyi ona sunacağız, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Özellikle Fatih’in konuşması bayağı onu heyecanlandırmış herhalde Hocam.
ADNAN OKTAR: Ne diyor?
ALTUĞ BERKER: “Yeni söylem bu olacaksa” diyor, yani bugünkü İslam Birliği ve mücadele konusu, “bu partinin hiçbir geleceği olmaz” demiş.
ADNAN OKTAR: Şimdi bak ak dediyse kara, kara dediyse ak. Daha önce bu ölçüyü koymuştum ya, şimdi böyle diyorsa bu parti çok büyük bir parti olacak demektir. Bu adam ne derse tersi oluyor dikkat ederseniz. Bakın tarihine, her dediğinin tersi olmuştur. Hiçbir zaman için dediği çıkmaz bunun.
ALTUĞ BERKER: Bir de oyları ile ilgili bir şey söylemiş. “Milli Görüş tarih boyunca yüzde 10 oy almıştır, sadece 95’te yüzde 21 almıştır. Bununda sebebi Çiller ve Mesut Yılmaz’ın merkez sağı eritmiş olmasıdır. Yoksa Milli Görüş düşüncesi olmamıştır bu oy alımında.” demiş.
ADNAN OKTAR: Bak Türkiye’de Milli Görüşün oyu en az yüzde 70’tir, en az yüzde 70’tir. Milli Görüş demek, ben ona tarif edeyim; Türk-İslam Birliği, İttihad-ı İslam’ı savunan, büyük Türkiye’yi savunan, örf, anane ve geleneklerimizi savunan, İslam dinini bağrına basan, aşkla şevkle İslam’ı savunan görüş demektir. Türkiye’de bunun en az; bak bütün ihtimalleri göz önüne alarak söylüyorum, en az yüzde 70 oyu vardır, zemini vardır. AK Parti’yi iktidara getiren görüş budur. Daha önce Erbakan Hocamız’ı Başbakan yapan görüş de buydu. Şimdi bak ona bir şey söyleyeceğim. Turgut Özal; hatırlar, Turgut Özal’ı iktidara getiren ruh ne biliyor musun? Milli Görüş ruhudur, Türk-İslam Birliği, İttihad-ı İslam, milli ve manevi değerler, Türk örf ve ananesi, Türk’ün o sıcak ruhu, o iktidara getirmiştir. Turgut Özal’ı halk tanımaz ki. Üç, beş konuşma yaptı; ben Müslümanlığı seviyorum, Türk-İslam Birliği’ni seviyorum dedi. Halk, ne demek istediğini anladık, hadi gel iktidara dediler.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Olay bu. Millet Turgut Özal’ı tanımaz, yani bir deha da değil, bir özelliği de yok Turgut Özal’ın, herhangi bir insandır. Adnan Menderes dedi ki bak iyi hatırlar, dedi ki bakın; “gözlerimin içine bakın ne demek istediğimi anlayın” dedi, bakın o en dehşetli ortamda. Sadece bunu dedi bakın, dikkat edin. “Gözlerimin içine bakın ne demek istediğimi anlayın.” Bitti. Millet aldı, iktidara getirdi. Ne demek istiyordu biliyor musun gözlerinin içinde, biz onda ne okuduk biliyor musun? Türk-İslam Birliği’ni, İttihad-ı İslam’ı, ezanın ruhunu, Kuran’ın ruhunu, Türk töresini, örflerimizi, ananelerimizi, Anadolu’daki o sıcak ruhu gördük. Adnan Menderes’in hangi yeteneğini biliyordu halk? Adnan Menderes yeteneği olan bir insan değildi ki, alalade bir insan, herhangi bir insandı Adnan Menderes. Özel bir kabiliyeti olan insan değildi. Tek özelliği buydu, bunu dediği için alıp getirdi millet iktidara. Bakın ben açık söylüyorum, Kılıçdaroğlu aynısını söylesin; isterseniz buyurun deneyelim, ezer geçer yüzde 70’le iktidar olur. Aynısını desin, bakın yüzde 100 garanti veriyorum, ezer geçer yüzde 70 ile iktidar olur. Bunu kim derse iktidardır, bu kadar, olay bu. Karmaşık bir şey yok. Bak kaç tane örnek verdim o Taha Akyol’a. Bak verdiğim örneklere dikkat etsin: Adnan Menderes, Turgut Özal ve AK Parti iktidarı. Tayyip Erdoğan Anadolu delikanlısıdır, normal bir vatandaştır, normal bir insan, dahi değil. Millet onu niye iktidarda tutuyor anlamıyor mu bunu? Milletin istediği bu, Türk-İslam Birliği, İttihad-ı İslam, sıcaklık, sevgi, millete tepeden bakmamak, ukalalık yapmamak, küstahlık yapmamak çok önemlidir bizim milletimiz için, çok severler. Ukalalık yapmayan adamı, küstahlık yapmayan adamı çok severler. O yüzden de sevgilerini gösterirler öyle insanlara, herkes bilir, az veya çok. Büyük Birlik Partisi’nin ruhu da odur, Türk-İslam Birliği ruhudur. MHP’nin ruhu da Türk-İslam Birliği’dir, Doğru Yol Partisi’nin de Türk-İslam Birliği’dir. Gerçi bilmiyorum şu an son durumu nasıl Doğru Yol Partisi’nin, bir ara çalkalandı falan bir şeyler oldu.
ALTUĞ BERKER: Bilmiyorum siz nasıl uygun görürsünüz Hocam, ama 95’te sizin de bir desteğiniz vardı Hocam, inşaAllah. Yüzde 21 oydan bahsediyor o zamanki Milli Görüş…
ADNAN OKTAR: Erbakan mı?
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Erbakan Hocamız’ı, o dönemin belgelerine bir bakın, o zamanki konuşmalarına da bir bakın, benim şahsi olarak desteğim olmuştur, şahsımın desteği olmuştur. O devrin gazetelerine, köşe yazılarına bakın konuyu anlarsınız.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: AK Parti iktidara geldiğinde, Türkiye İşçi Partisi’nin lideri Doğu Perinçek bayağı yanlış yolda bir insan ama çok kültürlüdür, olağanüstü bilgisi vardır. Felsefecidir, hem sosyolog hem felsefecidir. Çok iyi tarih analizi yapar, çok iyi sebep analizi yapar, çok iyi de teşhis koyar. AK Parti’yi Adnan Hoca iktidara getirdi, dedi. Açıkça söyledi adam. Anadolu’daki yoğun faaliyetle, anti-Darwinist, anti-materyalist ve anti-komünist faaliyetle felsefi yönden çökertti, felsefe gidince sol ayakta kalamadı, sol çökmüş oldu ve sonuna kadar da yol açıldığı için AK Parti iktidar oldu dedi. Eğer felsefe ile AK Parti desteklenmemiş olsa, AK Parti iktidar olamaz. Eğer Darwinist, materyalist felsefe; biz olmasaydık, ayakta olsaydı AK Parti iktidar olamaz, Darwinist felsefe ezer geçer, muazzam. Hem orduda müthiş bir güç elde ederdi, hem devlette müthiş bir güç elde ederdi, hem üniversitelerde müthiş bir güç elde ederdi. Bu gücün önüne kimse geçemezdi, duramazlardı, kahredici bir güç olurdu. Biz her alanda Darwinizm’i ezdik. Hatta bu o kadar şiddetli, o kadar güçlü oldu ki, Tuncer Kılınç Paşa çıktı; o devirde açıklama yaptı dedi ki: “Türk Ordusu’nun görüşü Darwinist görüştür, materyalist görüştür.” dedi. Paşam nereden icap etti? İlk defa duyuyoruz. Biz ne Atatürk’ten duyduk, ne başka zaman duyduk. Nereden icap etti de söyledin? Paşam niye söyledi biliyor musun? Orduda da Darwinizm yıkıldı da onun için söyledi. O bir taziye ilanıydı.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tuncer Paşam’ın taziye ilanıydı.
ALTUĞ BERKER: Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekteriydi.
ADNAN OKTAR: Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteriydi, Darwinizm’in bitişini açıkladı. Ordumuz son derece zeki, çok yaman ve acayip kültürlü, acayip güzel yetiştiriyorlar gençleri Harp Okulu’nda, müthiş kültürlüler. İnternete giriyor, bilgisayara giriyor. Proteinin tesadüfen meydana gelemeyeceğini benim aslan subayım bilmez mi?
ALTUĞ BERKER: Tabii ki.
ADNAN OKTAR: Protein molekülü ortada, görülüyor molekülün nasıl olduğu, dantel gibi. Bir tanesi yerinden koptuğunda bütün molekül yapısı çöküyor. Binlerce, yüzlerce atomun çok düzgün dizilmesinden oluşuyor ve hassas şekilde dizilmesinden oluşuyor ve hücreye ihtiyaç var proteinin oluşması için. Hücre olmadan olamıyor, proteinin olması için proteine ihtiyaç var. Tesadüfen olması mümkün değil. Benim teğmenim bunu bilir, dolayısıyla orduda Darwinizm’e hiç kimse inanmaz. Tuncer Paşam bunu anlatmak istemişti, biz de tercüme ediyoruz. Yoksa AK Parti’ye kimse müsaade etmezdi, zannedildiği gibi olmazdı. Felsefi yönden yolu açılmayan bir parti asla iktidar olamaz. İlmi yönden, ilmi tabanda başarı kazanmamış bir fikir asla iktidar olamaz. Adnan Menderes’in devam edememesin nedeni felsefi tabanın oturmamasıydı, felsefi taban oturmamıştı. Felsefe yıkıldığı için şu an iddia edilen Ergenekon terör örgütü çok rahat yerle bir edildi, çünkü inancını yok ettik iddia edilen Ergenekon terör örgütünün. Eğer inancı ayakta kalsaydı, iddia edilen Ergenekon terör örgütünü Allahualem kimse yenemezdi, ben söyleyeyim, hiç kimse yenemezdi ve AK Parti de asla iktidar olamazdı. Mesela Bediüzzaman, felsefi tabanını biraz ayarladığı için, biraz düzenlediği için Adnan Menderes iktidar olabildi, yani felsefi tabanını kısmen yıktığı için. Eğer Bediüzzaman Said Nursi materyalist felsefenin felsefi tabanını Anadolu’da yıkmasaydı, Adnan Menderes’i kimse iktidar yapmazdı, öyle bir şey olmaz. Ama kamil anlamda yıkılmadığı için, tabii karşı taraf çok güçlü bir çıkış yaptı. Şu an Darwinist’im demek utanç verici bir şey Türkiye’de. Göğsünü gere gere Darwinist’im diyebilen var mı? Adamlar şaşırıyor. Habertürk’e çıkıyor adamlar, ilginç bir varlık gibi bütün millet televizyona bakıyor, adamlar Darwinist’miş falan diyorlar. Yani nasıl bir şeymiş bir bakalım diye herkes hayretle bakıyor. Hakikaten ben de hayretle bakıyorum, herkes de hayretle bakıyor. Adamı görüyorsunuz kahveyi viski içer gibi falan içiyor, çayı fondipleyip bir şeyler yapıyor, böyle el kol hareketleri, pilokronik hareketler. Tam bir panik var, yenilmiş olmanın paniği.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Demirel’in güzel bir sözü vardı: “Petrol vardı da biz içtik mi?” diye. Ne muhteşem adam Demirel, birçok kızanı var ama ben bayağı seviyorum Demirel’i.
ALTUĞ BERKER: Ziyarete gitmiş hastaneye Erbakan Hocamız’ın vefatından önce, bayağı muhabbetli bir diyalogları olmuş onu göstermiştiler televizyonda.
ADNAN OKTAR: Erbakan ile…
ALTUĞ BERKER: Kardeşim diye hitap ediyorlar birbirlerine. Necmettin Erbakan 60 yıllık dostumdur, çok iyi arkadaşımdır, diyor. O da ona kardeşim, diyor.
ADNAN OKTAR: Demirel sempatik insandır. Bazıları çok ters gözle bakıyor ama çok hoş insan. O mübareği bir ara ziyarete gitseniz yine iyi olabilir.
ALTUĞ BERKER: Gitmiştik bir 12 sene evvel birkaç arkadaşımızla birlikte, o olayların olduğu dönemlerde.
ADNAN OKTAR: 99 olaylarının olduğu dönemler.
ALTUĞ BERKER: Evet 2000 yılıydı. Bize dedi, Hocanız’a olan vefanız, bu müthiş vefanız ve sadakatiniz mükemmel, bunun araştırılması lazım, dedi. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Olmuşsa olmuştur, olmamışsa olmamıştır.” falan gibi ilginç felsefeleri var Demirel’in. Ama ben zekasını çok beğeniyorum, bence çok kültürlü bir insan, istifade edilmesi gereken bir insan. Niye şöyle yapmadı, niye böyle yapmadı diyorlar ama Türkiye’nin şartları çok zor şartlardı. Aslında o çok daha güzel şeyler yapmak isteyen bir insan ama eli kolu bağlı. Yani o kadar yollar açık değildi ki o dönemler, şu an yollar açık, felsefe şu an ezildi. O zaman Darwinist felsefe bütün azgınlığıyla ortadaydı, en zor şartlardı o. Yine çok iyi politika yaptı, çok iyi manevra yaptı. Bütün sağı desteklemişti o zamanlar, sağ o zaman bir toparlandı. Hem işin doğrusu ülkücü gençliği destekledi o dönemler, ben biliyorum. Nur talebelerini de destekledi, bütün tarikatları da destekledi. Bütün sağ müthiş toparlandı o dönemde, Süleyman Demirel’in döneminde. Modern sağı kurdu. Modern sağın kurucusudur ve Türkiye’nin hakikaten bayındırlık çalışmalarında çok hizmeti geçti. Niye şunu yapmadı, niye bunu yapmadı? Kardeşim kolay mı o iş öyle? Tepesinde bin bir türlü heyula vardı, Nasıl yapsın? Bak Erbakan Hocamız da geldi Başbakan oldu, kolay iş mi bu? Neler imzalattılar Erbakan Hocamız’a. Türkiye çok zor yollardan geçti, bunu görmeleri lazım. Felsefeye vurdukça yollar açılır, vurdukça açılır. Şu anki ferahlığın sebebi, felsefenin yerle bir olmasıdır yani deccaliyetin yerle bir olmasıdır. Mesela AK Parti’nin karşına felsefi, bilimsel olarak çıkamıyorlar, sebebi biziz. Eleştiri getiremiyor, dini eleştiremiyorlar. Mesela dini bir eleştiriyorlar, kafalarına anında ilmi olarak biniyoruz. Darwinist, materyalist felsefeyle hükümetin karşısına çıkmaya çalışıyorlar, felsefeyle hemen indiriyoruz. Bir hükümetin karşısına felsefe ile çıkılamıyorsa, o hükümetin yolu sonuna kadar açılır. Orduya da Darwinist felsefeyle artık yaklaşamıyorlar. Tuncer Kılınç paşamız Darwinizm’in ölümünü açıkladı.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Yok kalender bir tip, ben anladım gözlerinden falan, böyle neşeli bir tip. Durduk yere niye onu söylesin bir insan? Darwinizm’in öldüğünü dolaylı olarak anlattı.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Vesilenizle Hocam, inşaAllah. 80’lerden önce yüzde 50’ye 50 iken Allah’a iman ve evrime inanma, şu anda yüzde 95 oldu.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Sizin çalışmalarınızın vesile olduğu bir gerçek, inşaAllah Allah’ın izniyle.
ADNAN OKTAR: Bu Türkiye İşçi Partisi’nin Genel Başkanı Doğu Perinçek’in açıklaması, olayı çok net gösteriyor, çok net. Adnan Hoca’dır dedi, çok net ve delillendirdi, bilimsel felsefe olarak delillendirdi. Çünkü böyle ilmek ilmek bütün Anadolu’da yoğun faaliyet oldu, anti-Darwinist faaliyet oldu, anti-materyalist faaliyet oldu. Felsefe bütün Anadolu’da çöktü, materyalist felsefe. Bak CHP ne dedi? Sol bitmiştir dedi, yani CHP’nin de sağ bir parti olduğu açıklandı. Ve hakikaten Kılıçdaroğlu’nun söylemi de şu an sağ söylemdir, alenen sağdır şu an. Sağa da şu an yanaşmalarının sebebi budur, çünkü çöktü Darwinist felsefe, bitti.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Aynı söylemi, aynı üslubu demin söylediğim sözü tekrar ediyorum. Sayın Kılıçdaroğlu uygulasın; ki dürüst bir insan, güzel bir insan, dürüst bir insan ben görüyorum. Söylesin, bak garanti veriyorum yüzde 70’le iktidara gelir. Bizim milletimiz böyledir, kalenderdir, gani gönüllüdür. Çeyrek ekmek arasında biraz zeytin ama ona dinini ver, hürriyetini ver, sevgiyi ver, neşeyi ver, küçük bir kilim parçası ona yeter. O mutluluğu arar benim milletim. Diyorlar ki para, işte maaşlar, değil kardeşim, öyle bir konu yok. Benim milletim ben bildim bileli fakirdir, hep fakirdir. Hz. Mehdi (a.s.) döneminde inşaAllah zengin olacaklar. Hep fakirdir, şimdi de fakirler, inşaAllah. Benim milletim maneviyat olsun, sevgi olsun, dostluk, kardeşlik olsun, huzur olsun bunu arar. Mesela Turgut Özal vardı, efendim Nejdet Calp vardı hatırladığım kadarıyla.
ALTUĞ BERKER: Evet. Sunalp.
ADNAN OKTAR: Evet, Turgut Sunalp vardı, o da değişik bir tipti yani. Baktık o İslam’ı seviyor, Kuran’ı seviyor, Türk-İslam Birliği’ni savunuyor, hissettik bunu üsluplarından. Onlar da bir şeyler söylüyorlardı buna benzer ama onda çok net gördük. Ezdi geçti, millet ruhunu oraya akıttı, konu budur kardeşim. Yoksa onların kabul etmeyeceği başka şeyler de vardı Turgut Özal’da, başka özellikleri de vardı. Her ne olursa olsun bu mevcutlar içerisinde biz yine de onu seçeriz, dediler. Bu görüldü. Ama felsefi çökme çok hayatidir. Mesela Fransa’da da Darwinist felsefenin çökmesi siyasete yansıdı, İngiltere’de siyasete yansıdı, Amerika’da siyasete yansıdı. Darwinizm’in ayakta kalması demek dünyanın komünist olması demektir. Darwinizm’in yıkılması demek, dünyanın İslam olması demektir. Başka bir anlamı olmaz, inşaAllah.
SUNUCU1: “Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programımıza 00:30’da Kaçkar TV, mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve HarunYahya.TV sitemizden devam edeceğiz. Bizi yarın 22:00’dan itibaren Samsun Aks, TV Kayseri, Mavi Karadeniz Radyo ve www.HarunYahya.TV’den takip edebilirsiniz. Buyurun.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. Neml Suresi, 18. Bak Hz. Süleyman (a.s.)’ın ne kadar hayvan sevgisi ile kalbi dolu, diyor ki: “Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: ‘Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp-geçmesin.’" Hz. Süleyman (a.s.)’ın sözünü dinliyor karıncalar, karıncalarla bağlantı kuran bir güce sahip, yani karıncaların da insanların dilinden anladığını Allah gösteriyor. Bu özel bir ilimdir, bunun tabii Hz. Mehdi (a.s.)’a bakan yönü de var. Ama Hz. Mehdi (a.s.)’ın ta böceklere varıncaya kadar sevgi göstereceği görülüyor burada. Hayvan sevgisinin ne kadar detaylı olduğu anlaşılıyor. “(Süleyman) Bu sözü üzerine tebessüm edip güldü.” Bak bu da bir sevgi alametidir, karıncaya karşı şefkatin bir alameti, ona olan sevgi ona neşe veriyor.“Ve dedi ki: ‘Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi,’” bak “anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi.” Anne ve babasını sevmesi nimete şükretmesi, buna dikkat çekmiş Cenab-ı Allah. “Hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et.”Yani yaptığım her türlü güzel faaliyeti, her şeyi sana borçluyum sen bana yaptırıyorsun Yarabbi diyor, Sen yaratıyorsun, ben yapmıyorum diyor. Her türlü müspet, olumlu tavrı Sen yapıyorsun Yarabbi diyor. Her türlü müspet olumlu tavrı Sen yapıyorsun diyor. Doğrusu da budur. Bir insan ne yapabilir ki? Beyninin içinde görüntüyü kendi mi yapıyor? Allah yaratıyor. “Ve beni rahmetinle Salih kulların arasına kat.” Samimi kulların arasına kat. Bak hep samimiyet istiyor görüyor musun? Salih bir amelde bulunma, salih; samimi demektir. Müslüman’ın en çok üzerinde duracağı samimiyettir. Hep samimiyete dikkat çekiyor Cenab-ı Allah. “Kuşları denetledikten sonra dedi ki: "Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa kaybolanlardan mı oldu?" Hz. Süleyman (a.s.)’ın aynı zamanda askeri disiplini de önemli gördüğünü görüyoruz çünkü bir denetlemesi var. Demek ki devlet yönetimde denetleme önemli, buna dikkat çekiliyor ve istihbarat faaliyetlerinde cinlerin de kullanılacağını da anlıyoruz. Hüdhüd Allahualem cin, yani kuş görünümde bir cin. Tabii doğrusunu Allah bilir. Çünkü imanla mükellef olduğuna göre; kuş imanla mükellef olmaz. Ama burada imanla mükellef olduğu anlaşılıyor.
ALTUĞ BERKER: Siz Fransa’dan bahsedince, dün göstermiştik ama Fransa şu an Dışişleri Bakanı olan Alain Juppe size bir teşekkür mektubu göndermişti.
ADNAN OKTAR: Biliyorum söylemiştik. Yarım saat sonra nerdeyiz?
ADNAN OKTAR: Yarım saat sonra Kaçkar Tv’deyiz, peki. Bir ayet daha okuyayım ondan sonra bitireyim. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. Şeytandan Allah’a sığınırım. Neml Suresi. “Ta. Sin. Bunlar Kuran’ın ve apaçık olan Kitab’ın ayetleridir.” Allah sürekli Kuran’ın apaçık olduğuna işaret ediyor. Yobaz takımı da Kuran’ın sürekli açık olmadığını söyler. Allah da sürekli açık olduğunu söylüyor. Ahirette bakalım ne yapacaklar inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Aileler Sn. Adnan Oktar için ne dediler?
Devamı ...