SUNUCU: Programımıza devam ediyoruz, Hocamız da aramıza katıldı. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR: Şeyhim.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Bugünkü yazarlardan Özdemir İnce Başbakan Erdoğan’ın “sandığı entellektüelin değil, milletin dili belirler” sözünden yola çıkarak. “Mao’nun da zamanında aydın düşmanı olduğunu, aydın düşmanlığının faşist bir bakış açısı olduğunu ve despotizmin en belirgin özelliği olduğunu. Başbakanı halkı ve halkın değerlerini kutsallaştıran bir popülist olduğunu, daha iyi yönetmek için değil, daha iyi gütmek için halkın değerlerini pohpohladığını, halkın değerlerini kutsallaştırdığını” söylemiş. Ardından da “oyunu açık arttırmayla satan bir halk nasıl kutsal olur? Hurafeye ve safsataya dayalı değerler nasıl kutsal olur?” diye sorarak “Türkiye halkı yüzde 99.9’u Müslümanlık sınavından sıfır alır. Türk halkı dinini bilmez” demiş, Hocam.
ADNAN OKTAR: Sözlerinin doğru kısımları da var yanlış kısımları da var. Hurafe var doğru ama biz hurafeye göz açtırmayız. Hurafeyi nerede görsek etkisiz hale getiriyoruz. Bu doğru hurafe yok demiyorum ben, var diyorum zaten. “Türk halkı dinini bilmez”. Halk müceddid, müçtehid olmak durumunda değil ki, mukallit zaten halk. Mezhepler ne için var? Halk mukallit olduğu içindir. Herkes müceddid ayarında olacak diye bir konu yok. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında da öyle bilgisi çok az sahabeler vardı ama sahabeydiler. Bu, İslam’ın ana kurallarını bilmekle ilgilidir. Helalleri, haramları bilmek, namaz kılmayı bilse yeterli. Hacca bile giderken haccın nasıl yapılacağını öğretiyorlar. Din, öyle çok kapsamlı araştırılması gereken bir husus değil. Özet bilgi bilmek yeterlidir. Mesela namazı da çok az bilgiyle kılabilir bir insan. Çok az bilgiyle oruç tutabilir, zekatını verebilir. Sorar, öğrenir, yapar. Dolayısıyla dediği tarz pek makul değil. Herkesin alim olması şart değil. Olsa güzel olur ama olmasa da Müslümanlığını yaşayabilir. Sayın Erdoğan’la ilgili sözü de; Erdoğan kendi halinde bir lider benim gördüğüm. Olaylara ciddi bir müdahalesi yok, mahkemeleri kastediyorsa, mahkemeler tamamen hakimlerin, savcıların ve polisin kontrolünde. Savcı talimat veriyor, polis fezleke hazırlıyor, savcı onaylıyor, onaylamıyor neyse artık hakime sunuyor, hakim kararları veriyor. Olay bu şekilde oluyor. Tayyip Erdoğan Beyefendi oturup, telefon açıp; “falancayı tutuklayın, falancayı bırakın” diye bir şey yok, varsa söylesinler. Dolayısıyla Özdemir İnce yine ince ince yanlışlarını sıralamış.
ALTUĞ BERKER: Özdemir İnce’nin yazıları azaltılmış Hürriyet’te Hocam. Artık haftada bir kez yazacakmış.
ADNAN OKTAR: Haydi bakalım hayırlısı dededen kurtuluyoruz.
ALTUĞ BERKER: Tufan Türenç’in de yazılarına son verilmiş.
ADNAN OKTAR: Geç alınmış bir karar. Uyara uyara nihayet akılları daha da çok açıldı, çünkü akıl alameti bu yaptıkları.
ALTUĞ BERKER: Ayrıca Cüneyt Ülsever, Hadi Uluengin, Rahmi Turan da haftada bir kez yazacaklarmış bundan sonra.
ADNAN OKTAR: Tam bak uyardığımız, hatırlattığımız şahıslar, Rahmi Turan. Ama biraz da yaşlarıyla ilgili olabilir. Yaşları arttıkça yazma sayısı da geriliyor biraz.
Hz. Mehdi (a.s.) konusunda Cübbeli Flash TV’de yine konuşma yapmış. Flash TV’de bu akşamki konuşmasından; “Hz. Mehdi (a.s.) çıktı da ismi yoksa bize ne lazım”, kendini ilan etmediyse, açıklamadıysa bize ne lazım böyle Hz. Mehdi (a.s.). “İslam alemi kırılmış, anası ağlamış durumda Hz. Mehdi (a.s.) çıkmış ne yapayım ben böyle Hz. Mehdi (a.s.)’ı? Millet birbirini öldürüyor bundan daha vahim durum mu bekliyor? Daha kaç yıl yaşayacak bu? Yüzyılın başından 32 sene geçmiş”. Bakın Hz. Mehdi (a.s.)’a bakış açısını adam böylece ilan etmiş oluyor. Bu, herhangi bir şahsı ve vakayı örnek alarak söylemiyor, gerçek Hz. Mehdi (a.s.)’ı kastederek söylüyor. Eğer varsa şahsı “çıktı, ismi yoksa bize ne lazım böyle Hz. Mehdi (a.s.). İslam alemi kırılmış, anası ağlamış durumda”. Bir kere hem cahilliği hem de üslubundaki pervasızlığı kendini gösteriyor, ne olduğu anlaşılıyor. Hz. Mehdi (a.s.) çıktığında, Mehdi’yim demeyeceğini biz söylemiyoruz. Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Bir kere adamın saygısı var mı yok mu belli değil. Bir kere Peygamberimiz (s.a.v.)’e saygısını belli etsin. Peygamberimiz (s.a.v.); “Hz. Mehdi (a.s.), Mehdiliğini ilan etmeyecek, Mehdilik iddia etmeyecek” dediğine göre bu konu kapanmış oluyor. Cübbeli’nin kendi mütalası bambaşka, Peygamberimiz (s.a.v.)’in dediği bambaşka. Biz Peygamberimiz (s.a.v.)’in dediğini esas alırız. Dolayısıyla “Hz. Mehdi (a.s.) çıktı da ismi yoksa bize ne lazım böyle Mehdi” diyemez, bu cahilliğinden. Peygamberimiz (s.a.v.) onu ısrarla vurguluyor, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Mehdilik ilan etmeyeceğini. Hatta zorla kabul edeceği, istemeyeceği bu çok açık belirtilmiş. “İslam alemi kırılmış anası ağlamış durumda, Mehdi çıkmış ne yapayım?” İslam aleminin perişan olması, acı çekmesi, birbirine düşmesi, parçalanması zaten deccal alametidir. Deccal çıkmadan da Hz. Mehdi (a.s.) çıkmaz. Bunda şaşacak ne var? Müslümanların perişanlığı, bölünmüşlüğü, Müslümanlar içinde müthiş fitneler çıkması, kargaşalar olması, depremler olması, tsunamiler olması, büyük olayların olması, insanların huzursuz olması, intiharların, hastalıkların artması Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametidir zaten. Bunlar olmadan Hz. Mehdi (a.s.) zaten çıkmıyor. Peki Cübbeli nasıl bir ortam istiyor? Günlük güneşlik bir ortam olacak, herşey çok güzel olacak, Hz. Mehdi (a.s.) da gelecek Mehdiliğini ilan edecek. Böyle bir şey yok, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) öyle bir şey demiyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alameti olan deccal gerçekleşmiş. Kendisi de söylüyor bak ne diyor, tabii çirkin bir üslup kullanmış o ayrı. “İslam alemi kırılmış, anası ağlamış durumda” diyor. Demek ki deccal çıkmış, kendi ağzınla ikrar ediyorsun. “Ne yapayım ben böyle Hz. Mehdi (a.s.)’ı?” Buradaki üslup anti-Mehdi olduğunun, Hz. Mehdi (a.s.) zıttı olduğunun, Hz. Mehdi (a.s.)’a zıt bir politika izlediğinin açık bir ifadesidir. Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi zaten bu olayları yatıştırmaktır, bu bozukluğu gidermektir Peygamberimiz (s.a.v.) böyle söylüyor, detaylı olarak anlatıyor. Yüzlerce hadisle açıklamış Peygamberimiz (s.a.v). “Millet birbirini öldürüyor, daha vahim durum mu bekliyor Mehdi (as)?” diyor. Şimdi demek ki daha vahim durum olamaz diyorsun sen değil mi? O zaman deccal çıkmış işte, süfyan da çıkmış. Hz. Mehdi (a.s.) kendiliğinden çıkmaz. Hz. Mehdi (a.s.)’ı Allah çıkarır. Hz. Mehdi (a.s.)’ı ortaya çıkaracak olan Allah’tır. Durumun en vahim hale gelmesi gerekiyor ki, Hz. Mehdi (a.s.) çıksın. Peygamberlerin gelişinde de bu böyle olmuştur. Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışında da bu böyledir. Açsın Kütüb-i Sitte’ye baksın, hadis kitaplarına baksın. “Daha vahim durum mu bekliyor?” diyor. İnsanlar artık ölmeyi arzu edecek hale geliyorlar, o kadar darlanıyorlar, hadislerde belirtiliyor. Hz. Mehdi (a.s.) o zaman çıkıyor, demek ki Hz. Mehdi (a.s.)’ın ortamı ve şartı oluşmuş. Bunu kabul ediyor. “Daha kaç yıl yaşayacak bu?” Sana ne, Allah ona ömür veriyor, “Hz. Mehdi (a.s.)’ın ömrü uzun olacak” diyor, Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Vahiyle bildiriyor, Cebrail (a.s.) söylüyor. Hz. İbrahim (a.s.) 120 yıl yaşadı, Hz. Musa (a.s.) 130 sene yaşadı, Hz. Nuh (a.s.) 950 yıl yaşadı. Bunda şaşacak bir şey yok.
ALTUĞ BERKER: Hocam, Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor; El Kavlul MuhtazarFi Alametil Mehdi Muntazar’da; “Hz. Mehdi (a.s.) ancak baskı ile başa geçmeye razı olacaktır”.
ADNAN OKTAR: Tabii, Hz. Mehdi (a.s.) Mehdiliği kabul etmiyor. Ben Mehdiyim demiyor. Cübbeli’ye göre bambaşka bir stil, bambaşka bir bakış içerisinde olaya bakıyor. Böylece Cübbeli’nin cehaleti de ortaya çıkıyor. Diyor ki; “alimler Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıktığını söylemiyor” diyor. Bir kere, doğru konuş. Bir kere Bediüzzaman söylüyor, Bediüzzaman çok büyük bir alimdir. Son bin yılın en büyük alimidir. Türkiye’deki en etkili alimdir, dünyaca kabul gören bir alimdir. Bediüzzaman Hicri 1400’de Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkacağını çok açık söylüyor. 1500’lere kadar mücadelenin devam edeceğini, Mehdiyetin 1400’le 1500 arasında biteceğini söylüyor. Aksini söyleyen bana gelsin, çok net. Aylardır televizyonlarda bütün alimler, hocalar anlatıyor. Bediüzzaman’ın bütün talebeleri Hz. Mehdi (a.s.)’ın geldiğini söylüyor. Şeyh Nazım Hocamız aynı şekilde. Yurt dışındaki bütün alimler aynı şekilde. Yüzlerce şeyh efendi ve alim sayarım. Bir tane, iki tane, on tane değil. Bütün alimler söylüyor. Bunların da üzerinde Peygamberimiz (s.a.v.)’in söylediği Mehdi (a.s.) ile ilgili alametler çıkmış. Mesela diyor ki; “Ay ve Güneş tutulmaları olacak dediler, olmadı” diyor. Takvim yapraklarıyla gösterdik sana, ispat ediyoruz daha nasıl söyleyelim. On beş gün arayla Ay ve Güneş tutulmaları oldu, kuyruklu yıldızlar peş peşe çıktı, fotoğraflarıyla gösterdim. Daha nasıl anlatalım? O istiyor ki kuyruklu yıldızı alalım kafasına vuralım, olmaz ki. Kuyruklu yıldız havada duruyor, böyle olur kuyruklu yıldızın geçişi. “Ben göremedim” diyor. Senin görememen önemli değil ki. “Hz. Mehdi (a.s.) bu yüzyılda gelecek. Yüzyılın başında olduğu Ebu Davud hadisleriyle sabit, otuz iki sene geçti, bu ilan olmadı” bak hala ilana kafayı takmış. Mehdiyette ilan yok. Peygamberimiz (s.a.v.) bunu çok açık anlatmış, kaç tane hadisle bunu anlattım. “Otuz üç oldu mu Hz. İsa (a.s.)’ın inmesi lazım. Otuz iki senede ne gördük. Ne faaliyet var Vatikan mı fethedildi? Hangi alamet oldu? Ay ve Güneş tutulmaları diyor, bu oldu mu? Olmadı” diyor. Ay ve Güneş tutulmalarını, biz takvim yapraklarıyla, fotoğraflarıyla gösterdik. Vatikan’ın fethi Hz. Mehdi (a.s.)’ın ortaya çıkışından sonradır. Ve süratle gelişecek olaylardır bunlar. İtalya’ya kadar İslam hakim olacaktır. Hz. İsa (a.s.) indiği vakit alenen görünmüyor. Bak yine burada aynı kafada, aynı mantıkta. Hz. İsa (a.s.) alenen inse zaten küfür doğrudan saldırır. Hz. İsa (a.s.) gizlenecektir. Hz. Mehdi (a.s.) da gizlenecektir. Hz. Mehdi (a.s.)’ın gizlenmesi ünlü bir olaydır, bilinir. Hatta Gaybet-i Kübra ve Gaybet-i Sübra olarak belirtilir. Cübbeli biraz paniğin de etkisiyle tahmin ediyorum. “Arifan Dergisi’nin bir dahaki sayısında Nakşi Tarikatı’ndan olup Hz. Mehdi (a.s.) çıktı diyenlerin yanıldıklarını bir de özellikle Mahmut Efendi’ye bağlıyız deyip, Hz. Mehdi (a.s.) çıktı diyenlerin nasıl yanıldıklarını anlatıyoruz”. Bak kendi cemaatinden de insanların Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıktığını kabul etmesini bir türlü hazmedemiyor. Onları da anti-Mehdi (a.s) hale getirmeye çalışıyor, Mehdi (a.s.) zıttı haline getirmeye çalışıyor. Koskoca bir cemaati, camiayı da manevi, ağır bir sorumluluğun içine sokuyor. Büyük bir manevi sorumluluğun içerisine sokuyor veyahut sokmaya çalışıyor. Gerçi bunu dinlemezler de ama yine de böyle tehlikeli bir tavır gösteriyor. “İmam Rabbani’ye ne cevap vereceğiz”. İmam Rabbani’ye cevap vereceğine önce Peygamberine (s.a.v.) cevap versene. Niye kaçıp kaçıp İmam Rabbani’nin arkasına sığınıyorsun samimiyetsiz? Duruyor duruyor “İmam Rabbani’ye ne cevap vereceğiz?” diyor. Bir tane açıklaması İmam Rabbani’nin onu da yanlış anlıyor. Duruyor duruyor onun arkasına saklanıyor. Sen bize Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisleriyle haber ver ve onunla bize cevap ver. Neden tek kelime hadisleri ağzına almıyorsun? De ki; “kardeşim kuyruklu yıldızlar alamettir, çıkmadı” de. “15 gün arayla Ay ve Güneş tutulmaları olacak, olmadı. Afganistan işgal edilecekti, olmadı. Irak işgal edilecekti, olmadı” de “Fırat’ın suyu kesilecekti, olmadı” de değil mi? Say da say. Hadislerle ispat et. Ama bakıyorsun ki hadislerde herşey tamam. Bütün alametler çıkmış. O zaman alim arıyor. Alimlerden de kimseyi bulamadı. Sadece İmam Rabbani’nin bir sözünü buldu. İmam Rabbani’nin arkasına saklanmaya çalışıyor. Ben de onu kulağından tutup İmam Rabbani’nin arkasından çeke çeke çıkaracağım onu ve çıkarıyorum, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Eski konuşmalarında “bütün alametleri çıktı” diyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi bu bayağı değişik. Ne dediğinden haberi yok. Daha önce büyük bir coşkuyla Hz. Mehdi (a.s.)’ı bekliyordu. Alametleri de, bir kere deccalin alametlerini de sayıyor. Şimdi İmam Rabbani devrine döndük biz, o devirde olduğumuzu düşünelim. Şimdi deccal yok. Halife var başta, deccal yok. Süfyan da yok. Yüzyıl başı geçmiş süfyan yok. Çok daha evvel gelmesi gerekiyor çünkü deccalin. Çünkü deccalin gelip tahribatını yapmasını gerekiyor ki Hz. Mehdi (a.s.) gelsin. Daha yüzyılın başında otuz küsür sene geçmiş deccal çıkmamış, daha süfyan çıkmamış. O durumda zaten Hz. Mehdi (a.s)’ın gelmesi imkansız, çıkmayacağı belli ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın hemen hemen hiçbir alameti çıkmamış. Bir tek bir kuyruklu yıldız görülmüş o devirde. Onun dışında hiçbir alamet yok. Ne Fırat’ın suyu kesilmiş, ne 15 gün arayla Ay ve Güneş tutulmaları olmuş, ne Irak işgal edilmiş, ne Afganistan işgal edilmiş, değil mi? Mesela Fırat’ın suyunun kuruması çok önemli bir konu. Onun olmaması çok hayati bir alamet. Hiçbiri olmayınca bir alim neye karar verir? “Hz. Mehdi (a.s.) çıkmamıştır, bu yüzyılda çıkmadı. Çıkmayacağı belli oldu” diyor. Burada haklı, çünkü Peygamberimiz (s.a.v)’in hadislerine dayandırıyor. Bu neye dayandırıyor? Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerini hepsini bir kenara koyuyor. İmam Rabbani’nin arkasına saklanıyor. Ben de kulağından tutup dışarı çıkarıyorum işte böyle, inşaAllah. Bu ne panik böyle? Aylardan beri anti-Mehdi faaliyet için oradan oraya oradan oraya koşuyor oradan oraya koşuyor. Nereye kaçsa oradan tutup yakalayıp çıkarıyorum kulağından.
ALTUĞ BERKER: Bu dediğini de Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bildirmiş Hocam. Siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah. Şöyle diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v); “insanların ümitsiz olduğu ve hiç Hz. Mehdi (a.s.) falan yokmuş dediği sırada Allah Hz. Mehdi (a.s)’ı gönderir”.
ADNAN OKTAR: Bir daha oku da Cübbeli dinlesin.
ALTUĞ BERKER: Kaynağını okuyorum. Ali bin Hüsameddin El Muttaki Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sayfa 55; “insanların ümitsiz olduğu ve hiç Hz. Mehdi (a.s.) falan yokmuş dediği sırada Allah Hz. Mehdi (a.s)’ı gönderir”.
ADNAN OKTAR:Evet. Bak, “dış mihraklar Mehdiyet’i gündeme getirir” diyor. Dış mihraklar olur mu? Peygamberimiz (s.a.v) getiriyor gündeme Hz. Mehdi (a.s)’ı. “Dış mihraklar meydana getiriyor” diyor. Sahabe devrinde bile Hz. Mehdi (a.s.) gündeme gelmiş. Sahabeler Peygamberimiz (s.a.v)’in vefatından sonra Hz. Mehdi (a.s.)’ı beklemişler, Hz. Mehdi (a.s)’ı aramışlar değil mi? O dış mihraklar mı o zaman Mehdiyet’i gündeme getirmişler? İmam Rabbani zamanında gündeme gelmiş, Abdulkadir Geylani zamanında gelmiş, Muhittin Arabi zamanında gelmiş. Hep Hz. Mehdi (a.s.)’ı beklemişler. Yüzyıllardan beri her yüzyıl başında Hz. Mehdi (a.s.) beklenmiş. Ümmet hep onun heyecanı içinde olmuş. Burada dış mihraklar mı onları görevlendirdi öyle hareket ettirdi? Ne yapacağını şaşırmış. Dış mihraklar ne yapıyor biliyor musun? Anti-Mehdi (a.s) hareketi körüklüyor, organize ediyorlar. Dış mihrakın görevi budur. Deccaliyetin görevi budur. Anti-Mehdi (a.s.) hareketi organize eder. Deccal ne yapıyor? Anti-Mehdi değil mi? “Hz. Mehdi (a.s.) çıkmayacak, Hz. Mehdi (a.s.) yok” faaliyetini deccal yapar. Bir kısım Müslümanlar da bunu deccalden haberi olmadan cahilliğinden yapar. Farkında olmadan deccale hizmet eder. Cübbeli de bunlardan biri, haberi bile yok deccale hizmet ettiğinden. Bir de cemaatini de Allah esirgesin batıracak. Onları da deccale hizmet ettirmeye çalışıyor. Ki ahir zamanda Peygamberimiz (s.a.v.) bu tehlikeye de dikkat çekmiş diyor; “70 bin sarıklı anti-Mehdi olarak Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı mücadele verirler, deccal safında, deccale 70 bin sarıklı’. Hatta “başları tıraşlı” diyor, detay veriyor. 70 bin kişi, bak “başlarında sarık vardır” diyor. “Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı deccalin safında mücadele verirler” diyor. İki muteber kaynaktan, hadisten okudum. Cübbeli “yok bu hadisler” dedi. Ben de Süleymaniye Kütüphanesi’nden buldurdum, Arapça orijinallerinden okuttum, ondan sonra gıkı çıkmadı. Neyi yanlış söylerse ispat ediyorum. Hemen oturuyor tahtının üstüne, ünlü tahtının. Dünyanın yaşı hakkında da “dinazor kemiği falan atmasyon onlar dünyanın yaratılışı o kadar eski değil” diyor. Var ya 100 milyon yıllık, 150 milyon yıllık, 200 milyon yıllık. “Öyle bir şey yok. En fazla 2-3 bin yıllıktır onlar, palavra onlar” diyor. Zaten Yiğit Bulut sordu evrim teorisi konusunda ne diyorsunuz? Şaşırdı ona bir baktı tepeden, alttan bakıyor ona, herhalde sakallarına kaşıntı geldi, veyahut alerjisi var bilmiyorum haşırt-huşurt sakallarını önce bir kaşıdı. “Evrim ne ki?” dedi. İşte olay bu, tam ideal Fatih Altaylı hocası. Tam Fatih Altaylı’nın aradığı hoca tarzı. Bak “bin beş yüzün başında ilan etmesi, Hz. Mehdi (a.s)’ı ilan etmesi yüz yıl daha atacak” diyor. Sürekli atma üstüne kurulu onun sistemi. Bir yüz yıl daha atacak, atacak, atacak; mühim olan senin doğru konuşman, değil mi? Sen Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıktığına emin olmasan,bu kadar panik olmazsın. Bu kaçıncı açıklaman senin, neredeyse ömrünü buna hasrettin, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkmayacağına hasrettin. Dönüyor, dolaşıyor Hz. Mehdi (a.s.) çıkmayacak, Fatih Altaylı’nın yanına gidiyor “Hz. Mehdi (a.s) çıkmayacak” diyor. Yiğit Bulut’un programına çıkıyor, “Hz. Mehdi (a.s.) çıkmayacak” diyor. Yine çıktı dedi ki; “Adnan Hoca yemin etsin, Hz. Mehdi (a.s) olmadığına, demeyeceğine, Hz. Mehdi (a.s)’ın bu yüzyılda çıkacağını söyleyeceğim” dedi, değil mi? Kendi ifadesi.
ALTUĞ BERKER: Hz. Mehdi (a.s.) ilgili başka bir hadis okuyabilir miyim Hocam?
ADNAN OKTAR: Evet.
ALTUĞ BERKER: Söylediğiniz “Fitne içindeki insanlar kan akıtıldığı bir zamanda evinde oturmakta olan Hz. Mehdi (a.s.)’a gelir ve ‘bizim için kalk artık’ der. O ise kabul etmez, ancak ölümle tehdit edildikten sonra onlar için kalkar. Ondan sonra artık kan dökülmez”. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 52)
ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s)’ın hareket kabiliyeti, sürati, yani olayları yatıştırması, İslam alemini birleştirmesi, imar etmesi, dünya tarihinde görülmemiş bir süratle yapıyor. Yani akıl almaz bir sürati var Hz. Mehdi (a.s)’ın. Bu hadislerde uzun uzun geçiyor. “Sizin yirmi yılda yaptığınızı, Hz. Mehdi (a.s.) bir yılda yapar” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Bakın “Sizin yirmi yılda yaptığınızı, Hz. Mehdi (a.s) bir yılda yapar”. Yani bürokratik engellere takmıyor. Mesela gayet şefkatli, merhametli ama Hz. Mehdi (a.s)’da bir resmiyet yok, resmi görevli değildir Hz. Mehdi (a.s), yani resmi görevli değildir. Kalbi görevlidir, severek insanlar tabi oluyor, sevgiye dayalıdır. Resmi Başbakan, resmi Cumhurbaşkanı değil, yani resmi bir sıfatı yoktur. Sadece sevgiyledir, muhabbetledir, saygıyladır onun emirlerinin yerine getirilmesi. Dolayısıyla ne devletlere müdahalesi vardır, ne siyasetlere müdahalesi vardır, ne de o tarz bir talebi olacak. Bak “evinden idare eder” diyor zaten. “Gidip Cumhurbaşkanlığı köşküne oturur” demiyor. “Gider sarayda oturur” demiyor. “Evinden idare eder” diyor, “evindeyken” Hz. Mehdi (a.s)’ın özelliği o. Kalp ehli bir insan çünkü sevgi insanı. Onun için Bediüzzaman “siyasete girmez” diyor. Siyasetle işi yok Hz. Mehdi (a.s) o anlamda siyasetle işi yok. Sevgiyle her işi hallediyor, mesela Şeyh Nazım Hocamız’a uyan bir insan resmi olarak mı uyuyor? Yok, sevgiyle uyuyor. Bediüzzaman’a uyan, Bediüzzaman’ı sevenler, ne için uydular? Sevgiyle uydular, saygıyla, değer vererek uydular. Hz. Mehdi (a.s.)’da da böyledir, Hz. Mehdi (a.s) işte falanca ülkenin rejimi kaldıralım, feşmekan rejimi değiştirelim böyle bir iddiası olmaz Hz. Mehdi (a.s.). Yahut sınırlarını böyle çizelim, sınırlar aynen durur, devletler, rejimler aynen durur, ahlak değişir, sevgi değişir, muhabbet değişir, dostluk, kardeşlik değişir; değişen budur.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. İngiliz The Ekonomist Dergisi’nde bu haftaki sayısında Erbakan Hocamız’ın cenazesinin demokrasi ve İslam açısından ne anlama geldiğiyle ilgili bir yorum yayınlanmış. Bu yoruma göre zamanında gerici ve tehlikeli olarak görülen Sayın Erbakan’ın artık Türkiye’nin İslamcıları için, ılımlaştırıcı bir etmen olarak görüldüğü, Arap dünyasının da olası bir örnek olarak Türkiye’ye baktığı bu günlerde, Erbakan’ın mirasının yeni bir önem kazandığını söylenmiş. Yazı Başbakan Erdoğan’a yönelik şöyle bir hatırlatma notu içeriyor; “Erdoğan Avrupa yanlısı olmasının, onu çekici kıldığını unutmamalı. Ancak bu hafta giriştiği Avrupa eleştirileri AKP’nin artık Avrupa üyeliğiyle gerçekten ilgilenmediği şüphelerini güçlendiriyor. Avrupa Birliği’nin bir Hristiyan Kulübü olduğunu söyleyen Erdoğan endişe verici bir şekilde, on dört sene öncesinin erkanını anlatıyor. Ancak ne olursa olsun Türkiye deneyimi İslam ve demokrasinin sürdürülebilir bir birleşim olduğunu gösteriyor” demiş, Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet bunlar bir ara aşama olarak tabii ki güzel. Fakat işin doğrusu insanın sevdiği başında bir insan olduğunda, sevdiği bir mürşidi olduğunda, dostlukla işlerin halledilmesi çok çok güzeldir. Mesela ben hatırlıyorum biz Şeyh Nazım Hocamız’ın biz yemeğine giderdik herkes birbirini orada çok seviyordu, çok sıcak bir ortam oluyordu, çeşitli meşreplerden insanlar geliyordu, Mehmet Şevki Eygi Hocamız mesela ayrı bir görüştedir. Biz ayrı bir görüşteyiz, birçok insan vardı. Ama herkes canı gibi severdi Şeyh Nazım Hocamız’ı. O sohbet ortamında mesela bir nasihatte bulunsa herkes onu güzel karşılardı, güzel söz olarak alırdı. Mehdiyet’in etkisi de budur. Olay bu şekildedir.
“Selamun Aleykum gözümüzün nuru sevgili Adnan Hocam. Sizi Allah için çok seviyoruz MaşaAllah. Yolumuzu aydınlatan bir ışık oldunuz inşaAllah. Nurlu yolunuza canımız, malımız feda olsun Allah için inşaAllah. Allah sizi başımızdan eksik etmesin, Allah’ın izniyle bizi bidat ve yobazlık çukurundan çekip çıkaran ve kurtarıcımız oldunuz. Kitaplarınızı oğluma (Halit)’miş”, Allah uzun ömür versin Halit’e Allah hidayet versin. “Beraber, eşimize, dostumuza, tanıdıklarımıza, yakınlarımıza Allah için elden dağıtıyor, bilgisayar vasıtasıyla da maille de gönderiyoruz, tavsiye ediyoruz, inşaAllah. Ayrıca sohbetlerinizde birçok defa Hz. Mehdi (a.s.) yetmiş tane örtüsü olacak demiştiniz. Bu örtünün bir tanesi de Hz. Mehdi (a.s.) sohbetlerinde yobazları ve münafıkları çok kızdıran bir fiil olarak”. Evet, doğru söylüyorsun Osman kardeşimiz Ereğli’den yazmış, Zonguldak’tan doğru söylüyorsun, inşaAllah. Baksana bir kardeşimiz yazmış Alevilere öfkesini anlatıyor içinde. Çok büyük akılsızlık, çok büyük aptallık. Her insan inancında hürdür, herkes aynı inançta olmak durumunda değildir. Alevi olan kardeşlerimiz “La ilahe İllAllah Muhammeden Resulullah” dedikten sonra onlar bizim canımızdır. Milimi milimine aynı olacak diye bir konu yok, değil mi? Mezhepler de yaratmış Cenab-ı Allah, cemaatler yaratmış, düşünceler yaratmış, gayet normal. Biz her fikre saygı duymak durumundayız. Ama genelde kişilik olarak çok temiz insanlar, dürüst, efendiler, cesurlar, vefalılar, İslam ahlakı üstlerinde “La ilahe İllAllah Muhammeden Resulullah” dedikten sonra tamamdır.
“Esselamun Aleykum canımın içi başımın tacı, gözümün nuru gönlümün gülü bir tanecik Muhammed Adnan Hocam mübarek ellerinizden öpüyorum”. Biz de sizlerin ellerinizden öpüyoruz. “Hocam inşaAllah ben Hz. Mehdi (a.s.)’ı imanın nuruyla tanırım, inşaAllah” diyor. “Hocam ben sizleri çok seviyorum” diyor. Evet MaşaAllah çok güzel candan, sevgi cümleleri kullanıyor kardeşlerimiz, maşaAllah. Mesela “cümleten Selamun Aleykum, sevgi öğretmeni, tutku öğretmeni. Canımdan çok sevdiğim, aklına, ferasetine, bin tane hatta daha fazla kişiden daha çok güvendiğim” diyor. Güzel yazmış sevgisini kardeşimiz. Bak böyle insanlar, bu kadar sevgi dolu insanların hakim olması Mehdiyettir. Tutkunun, sevginin, candanlığın oluşması Mehdiyettir. Çünkü Allah bizden sevmeyi istiyor, sevilmeyi istiyor. Güzel huylu olmayı istiyor, bizim canımızın yanmasını istemiyor ki Allah. İnsanların canını yakmamızı da istemiyor. Kendi canımızı yakmamızı da istemiyor. Huzur içinde, güzel, şükrederek, helale harama dikkat ederek, kardeşçe, heyecanla coşkun bir Allah sevgisiyle, samimi bir Allah korkusuyla yaşamamızı istiyor, kimseye zarar vermeden. Mehdiyet de dünyadaki bu fitneyi, kargaşayı bitirecek bir vesiledir. Kargaşanın bitmesi bir anda olur, bir anda. Mesela bir gecede biter. Hz. Mehdi (a.s)’ın sürati çok yüksektir. Farz edelim Libya’da bir fitne çıktı. Hz. Mehdi (a.s.) için bu ne kadar sürer? Bir gece değil, belki iki saat, belki bir saat. Yıldırım hızıyladır Hz. Mehdi (a.s.)’da. Bir imar faaliyeti, farz edelim güzel konutlar yapılacak, binalar yapılacak, ne kadar sürer bu diyorsun? “En az yirmi yıl sürer” diyor, adam. Yok diyor Mehdi (a.s). “Altı ayda bitireceksiniz” diyor. Altı ayda da bitiyor. Özelliği budur Mehdi (a.s.)’ın. Biter yani, azmettikten sonra olur, kararlılık çok önemlidir. Mesela Nimetullah Hoca da aynı şekilde Hz. Mehdi (a.s)’ın geldiğini söylüyor. Cübbeli koluna girerek acayip saygı gösteriyor ona hürmet ediyor, değil mi? Gitti Şeyh Nazım Hocamız’ın elini öptü, ona asrın Kutbu olduğunu söyledi. Asrın Kutbu, Hz. Mehdi (a.s.) geldi diyor, Nimetullah Hoca Hz. Mehdi (a.s.) geldi diyor. Mehmet Talu Hocamız çok büyük alim Cübbeli’yi bin kere cebinden çıkarır, Hz. Mehdi (a.s) geldi diyor. Bediüzzaman Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.) geldi diyor. Nakşibendi büyüklerinden Hz. Mehdi (a.s.) geldi demeyen kimse yok. Muhammed Raşid Erol Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.) geldi diyor. 1977’de mi diyor?
ALTUĞ BERKER: 1975- 1977
ADNAN OKTAR: O sıralarda “Hz. Mehdi (a.s.) geldi” diyor. Kardeşim bir tek sensin Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı çıkan. ÜUlema, alimlerin hepsi Hz. Mehdi (a.s.) geldi diyor. En büyük Nakşibendi topluluğudur, Muhammed Raşid Erol Hazretleri’ne tabi olan topluluk Menzil Cemaati Ortadoğu, Balkanların en büyük Nakşibendi birliğidir, öyle diyeyim. Bu alimlerin, bu büyüklerin hepsi Hz. Mehdi (a.s.)’ın geldiğini söylüyor. Bir tek sen ve Fatih Altaylı, Aydın Doğan belirli bir ekip Hz. Mehdi (a.s.) gelmedi diyorsunuz ve gelmeyecek diyorsunuz ve gelmesin diyorsunuz. Sen zaten bak gelmesin istemiyorum diyor. Senin demenle olmaz. Sen Flash Tv’deki programına devam et, Hz. Mehdi (a.s.) gelip senin kulağından tutacak bir gün böyle seninle tanışacak, inşaAllah. “İlk evvela beni kesecek” diyor. Hz. Mehdi (a.s) seni niye kessin, seninle ne işi var Hz. Mehdi (a.s)’ın? “Beni kesecek” diyor. Hz. Mehdi (a.s.) sevgi insanıdır, şefkat insanıdır, merhamet insanıdır. Var mı onun konuşması, beni kesecek dediği. Kafayı kesmeye takmış. Hz. Mehdi (a.s.)’da kesme, biçme, doğrama, zulüm yok, kan akıtmak yok. Hz. Mehdi (a.s.) son derece demokrat, sevgi dolu, şefkatli, nezih bir insan olacak, sevgi insanı olacak. En fazla diyeceği nedir? şeytandan Allah’a sığınırım ayette ki gibi “sizin dininiz size, bizim dinimiz bize” der en fazla.
-VTR- Cübbeli
ADNAN OKTAR: “En bozuğu benim” diyor. Fatih Altaylı’nın orada her şey olur sana, o kafayla. Çünkü yanlış bilgiler alıyorsun, yanlış düşünceler alıyorsun. Ödlek olduğunu söylüyor. Korkak olduğunu söylüyor. Kuran’a sıkı sıkıya sarılırsan, Resulullah (sav)’ın sünnetine tam uyarsan, ne ödlekliğin kalır, ne korkaklığın kalır, ne bozukluğun kalır, değil mi? Sağlam adam olursun. Biz senin, işte bu kendi dediğin eksik yönlerini düzeltmeye çalışıyoruz. “Beni kesecek” diyor. Seni kesip de, sen koyun musun da seni, niye kessin seni? Bak Mehdi (a.s)’a da iftira atıyor. Şefkati, sevgiyi, muhabbeti, aşkı, tutkuyu, kardeşliği öğreten insandır. Yardımlaşmayı öğreten insandır, Merhameti öğreten insandır, Kuran’ın güzel ahlakını öğreten insandır. Seyyid Abdulbaki Hazretleri yine aynı kanaatte. Abdulkerim Efendi yine Mehdi (a.s) geldi diyor. Efendim Şeyh Adnan Mehdi (a.s.) geldi diyor. Mehdi (a.s)‘ın geldiğini iddia etmeyen hiç kimse yok ki. Bütün İslam aleminde bu sabit. Çünkü ya Peygamberimiz (s.a.v)’in hadislerini reddedecekler, ya kabul edecekler. İkisinden birisi. Bir de Muhammed Raşid Erol Hazretleri’nin Mehdi (a.s)’ın geldiğini söylediği o bandı da yayınlayalım. Şeyh Ahmed Yasin Efendi açıklıyordu. O bant hazırsa yayınlayın. İstirham ederim.
-VTR- Şeyh Ahmed Yasin Hazretleri Diyor ki; Gavs Hazretleri ve Oğlu Muhammed Raşid Erol Hazretleri, Tam Hidayetin Hz. Mehdi (as) ile Oluşacağını Söylemiştir
ADNAN OKTAR: Dabbet-ül Arz’ı Yunus Yaman sormuş. “Hocam, bu kaçıncı yazışım. Arkadaşlar size sunmadılar herhalde” diyor, özetle. Ama daha yeni anlattım Dabbet-ül Arz’ı, dün anlattım. “Gökhan, saygılarımı sunarım. Abdurrahman Dilipak bugünkü yazısında dünyada olan son olayları yorumlarken, ‘bu olayların arkasında ABD mi var’ diye başlık atarak konuyu açmış ve yazısında şu şekilde ifadelerde bulunmuş. İfadesi aşağıdaki gibi: ‘Birileri kehanet peşinde. Sorumluluklarını örgütlemek değil de, bu işlerin arkasında kim var onu bulmaya çalışıyor. Hem hiçbir bilgisi olmadığı halde. İçinden çıkamayınca da, komplo teorilerine, vehimlerine, siyasi dedikodulara ve biraz da işi dini bir temele oturtup kıyamet alametlerine, Mesih ve Mehdi konusuna getiriyor. Yatıp uyuyanları, dedikodu yapanları Mesih de gelse, Mehdi de gelse kurtaramaz. Çaba gösterenleri ise Allah, yeryüzünün varisi kılmak ve onları cennetle ödüllendirmek istiyor’”. Yani “Mehdi (a.s.)’ı ve Mesih (a.s.)’ı bekleyip, yan gelip yatmayın. Mehdi (a.s) ve Mesih (a.s.)’a yardımcı olun” diyor. Benim anladığım bu. Mesela biz Mehdi (a.s.) ve Mesih (a.s)’ı beklemiyoruz. Ne yapıyoruz? Mehdi (a.s) gelsin, kurtarsın diye beklemiyoruz. Bütün gücümüzle Mehdi (a.s.)’a yardım ediyoruz. Mehdi (a.s.) geldiğinde, yani onu gördüğümüzde, tabi oluruz. Ama Mehdi (a.s.) talebesi olmanın özelliği, var gücüyle gayret etmektir. Candan hareket etmektir. Benim anladığım bu. Bunu kastediyor, inşaAllah. Yani Müslümanların başında bir lider bulunması, Allah’ın emridir. Her topluluğun manevi bir lideri olur. Bu bir siyasi lider değil. Kalp lideri olması lazım. Bir muhabbet lideri olması lazım. Bunu da Müslümanlar yaptıklarında, bu bölünmüşlük, bu parçalanmışlık, bu acılar; bak Nikaragua yardıma geliyor, Amerika yardıma geliyor, Müslümanlar yardıma gidemiyorlar. Bakın dikkat edin. Hiçbir Müslüman ülke çıkıp da biz Libya’ya yardım edelim diyemiyor. Nikaragua diyor veyahut başka ülkeler diyor. Chavez diyor, çeşit çeşit insanlar ortaya çıkıyorlar. Onlar söylüyorlar. Halbuki en başta Müslümanların, Müslüman bir ülkenin ortaya çıkması gerekir, değil mi? Bir Müslüman liderin ortaya çıkması gerekir. Hiç alakasız insanlar olaya dahil oluyorlar. Amerika ne alaka. Yani bir kere bir Hristiyan’ın, bir Müslüman’ı yönetemeyeceği belli. Müslüman’ı Müslüman yönetir. Hristiyan’ı da Hristiyan yönetir. Çünkü inanç çatışması olur. Çok büyük zorluk meydana gelir. Bir de ayrıca, zor kullanmadan, şefkatle ve akılla çok rahat halledilebilecek bir şey. Kan dökerek halledilmeye çalışılıyor. Kan dökmeye ne gerek var, akıl kullandıktan sonra. Mesela Libya’da niçin kana ihtiyaç olsun? Eziyete ihtiyaç olsun? Aklın yolu müşterektir. En akıllı hareket nedir? Oturulup konuşulur, taraflar ikna edilir. Netice de alınır. Yok diyorlar. “Biz bunu böyle yapmayalım da, kırıp geçirelim birbirimizi, ağzımızı, burnumuzu parçalayalım, büyük bir kıtal yapalım, ondan sonra senin dediğini yapalım” diyorlar. Kardeşim, dönüp dolaşıp bir noktaya geleceksiniz değil mi? Bir noktaya geleceksiniz, bunu, on binlerce insanı öldürmeden, yuvaları yıkmadan, insanları mahvetmeden yapmak varken, bu rezalete niye giriyorsunuz? Gayet kolay. Mesela ben lokantadan yemek getirttireceğim, adamı çağırırım, istirham ederim, getirir. Bir de lokantadakilerin hepsinin ağzını burnunu kırar adam, yerlerde sürükleyerek falan, lokantayı birbirine katar falan. Bir de öyle getirttirir. Hangisi güzeldir? Nezaketiyle olan güzeldir. Akılcı olan budur. Adamlar kepazelik çıkararak yapmaya çalışıyorlar. İşte Mehdiyet de kepazeliği ortadan kaldıran, rezaleti ortadan kaldıran, dehşeti ve acıyı ortadan kaldıran bir sistemdir. Bak “Hz. Mehdi (a.s.) dediğin kırıp geçirecek” diyor. Kafayı takmış kırıp geçirmeye. Sen kafandaki cinleri, şeytanları kırıp geçir. Sen bırak kırp geçirmeyi. Hz. Mehdi (a.s.)’ın öyle bir vasfı yok. Hz. Mehdi (a.s.) şefkat ve sevgi insanıdır. Muhabbet insanıdır. Peygamberimiz (s.a.v.) onu söylüyor. Sen kendi kafandakileri söylüyorsun. Kendi mantığından çıkarıyorsun. Flash Tv de onu habire öyle konuşturuyor. Bize imkan sağlıyor. Onlara teşekkür ediyorum İnşaAllah.
SUNUCU: ‘Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri’ programımıza 00.30’da Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve HarunYahya.Tv sitemizden devam edeceğiz. Bizi yarın 22.00’dan itibaren Aba TV, Kocaeli TV, Mavi Karadeniz Radyo ve www.HarunYahya.Tv’den takip edebilirsiniz.
Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...