SUNUCU:‘Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri’ programımıza Aksu Tv, Gaziantep Olay Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz.
ADNAN OKTAR:“Bu haberi artık Hocamıza verin yoksa okuyana kadar göndermeye devam edeceğim” diyor. “Her akşam amcamla beraber bütün ev halkı mesajımı Hocamız belki okur diye bekliyoruz. Selamun Aleykum çok sevgili Adnan Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Hocam, ben yaşadığımız ilginç bir olayı size yazmak istedim. Hocam, benim amcam 90 yaşında. Kendisi biraz rahatsız ve gözlerinde de ileri derecede katarakt var. Yaşından dolayı ameliyat etmiyorlar, bu yüzden televizyon hiç izlemiyor. Çünkü hiç görmediğini söylüyor. Sadece sesini duyabiliyor. Fakat siz çıktığınızda gidiyor ve televizyonun yanında oturuyor ve sizi çok dikkatli bir şekilde izliyor ve sizi görebildiğini söylüyor. Bu çok ilgimizi çekti Hocam. Bunu size yazmak istedim. Sizi çok seviyor Hocam. Her akşam, "saat kaç oldu? Hocamızın çıkmasına az kaldı" deyip sizi bekliyor. Adı Süleyman Genç. İnegöl’de, doğruluğu ve dürüstlüğü ile tanınan, delikanlılığından beri namazını hiç bırakmayan; Kuran, sünnet aşığı, çok mübarek bir insan.” Bu Süleyman Genç isimli muhterem hocaefendiden bahsediyor. “Çok mübarek insan, aynı zamanda İnegöl’de çok saygı ve sevgi duyulan bir insan. Kendisine dua etmenizi çok istiyor Hocam. Allah’a emanet olun. Sizi çok seven talebeniz Hakan Genç” diyor. Hocamıza Allah sağlık, sıhhat, uzun ömür versin. 90 yaş, daha delikanlı, bakalım, inşaAllah. Değil mi? Hz. İbrahim 120 yaşına kadar yaşadı. Allah Hocamıza daha uzun ömür versin, inşaAllah. Allah kalbindeki sevgiyi, imanı kat kat artırsın. Üzerindeki zorlukları alsın Allah. İçine ferahlık, rahatlık versin. Bütün milletimize de bu nimetlerini nasip etsin Cenab-ı Allah, inşaAllah.
“Kıymetli Muhammed Adnan Hocam. Siz Hz. Mehdi (a.s) siyasete müdahil olmayacak dediniz. Bu sözünüz tam olarak anlaşılmadı sanırım. Bunu biraz açmanızı istirham ederim. Hizmet ve faaliyetlerinizle kurulacak yeniden büyük Türkiye’ye,” Türk-İslam Birliği’ne diyelim yeniden, çünkü Türkiye Türk-İslam Birliği’yle daha güç kazanmış olacak. Çünkü milli sınırlar muhafaza edilecek inşaAllah Türk-İslam Birliği’nde. “Yeni bir dünya oluşumuna etkili rolünü sürdüreceğini ümit ederek hepinizi Allah’a emanet ederim.” “Hz. Mehdi (a.s) evinden idare eder” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v), açıkça söylüyor. Mesela ben örnek veriyorum işte, bu örnek çok iyi; bir insanın sevdiği bir insan vardır. O bir şey rica eder, insan sevdiği için onu yapar. Yani bir resmiyet yoktur, bir zorlama yoktur. Resmi görevli olmayacaktır Hz. Mehdi (a.s). Yani resmi Cumhurbaşkanı, resmi Başbakan değil. Manevi lider yani halkın çok sevdiği bir insan. Bütün milletin çok sevdiği bir insan. Sözü geçen, nazı geçen bir insan olacaktır. Yani bir şey söylediğinde insanlar onu severek yerine getirecektir. İnsanların en çok ihtiyacı olan şey nedir? Sevgi, dostluk, kardeşlik, barış, adalet, yardımseverlik. Hz. Mehdi (a.s)’ın görevleri bunlardır işte. Yoksa siyasete karışmaz. Yapacak birçok insan var. Hz. Mehdi (a.s)’ın vakti olmaz böyle bir şeyle uğraşmaya zaten. “Vakit ve hal müsaade edemez” diyor Bediüzzaman. Ama adaletin sağlanmasında, sosyal adaletin sağlanmasında, yardımseverliğin, şefkatin, merhametin sağlanmasında Hz. Mehdi (a.s) manevi lider olarak öncü olacaktır ve yardımcı olacaktır, inşaAllah.
Yine evrim propagandası yapmışlar Habertürk’te. Zaten Kanal 7’de oluyorsa hatta Türkiye Gazetesi bile zaman zaman evrimcilerin haberlerine çıkarıyorsa, Habertürk de yapar. Mühim olan halkımızın yüzde 95’i bu safsataya inanmıyor. İstedikleri kadar yapsınlar, kendileri dinlerler, etkisi olmaz. Çünkü biz köy köy, kasaba kasaba gidip arkadaşlarımız, kardeşlerimiz anlattılar. Kulaktan kulağa, gönülden gönüle bu bilgi yayıldı. Artık aksini istedikleri kadar anlatsınlar halkımız bayağı zeki ve çok akıllılar, öyle yanlış bilgilerle yönlendirebilecekleri bir durumda değiller. Çünkü internet var, bilgisayar var. İnternetin olduğu ortamda insanları yanlış yönlendirmek, yanlış bilgilendirmek mümkün değil. Düğmeye bastı mı adam doğrunun adresini buluyor. Yanlışın adresi de vardır, doğrunun adresi de vardır. Ama bir düğme, tek bir düğmeye bastı mı doğrunun adresine gelir. Böyle bir ortamda artık Habertürk’ün, CNN’in diğer işte Show Tv mi, hangisiyse artık yapacağı bir şey yok. Ama olmasaydı, yani internet olmasaydı etkileri olabilirdi. Ama internetin olduğu ortamda adam güler geçer. Çünkü onlar ona anlatırken elleri tuşların üzerinde geziyor, bir bakıyor ki gerçek şak karşısında. İstediği kadar anlatsın. Cahilliklerine gülerler, başka bir şey olmaz.
ALTUĞ BERKER:Bir örnek verebilir miyim Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nde bir arkeoloji müzesi açmışlar. Orada ilkel insan resimleri ve maketleri kullanmışlar, güya.
ADNAN OKTAR:Evrim propagandası yapıyorlar. Darwinizm propagandası yapıyorlar. Şimdi mesela bu yere gelen adam, bu müzeye gelen insan, bunları ilginç bulacaktır, bakacaktır. “Bunun hakikaten aslı, esası var mı? Eve gittiğimde bir bakayım” diyecektir. İnternete bir girecek, diyecek ki; “baştan sona doğru olmayan şeyler anlatmış bunlar, hayret” diyecek, “yani bunu niye yaptılar acaba?” Kökenine inecektir, bir de bakacaktır ki dünyadaki Darwinist diktatörlük bütün dünyayı böyle kaplamış. İnsanları gayet pervasızca yanlış yönlendirmeye devam ediyor. İnanılmaz bir kararlılıkla, inanılmaz bir düşünceyle bu tavrına devam ediyor. O zaman olayın fevkaladeliğini anlayacaktır. O zaman işte Darwinizme karşı mücadele gücü daha da artıyor insanlarda. Çünkü yalan ve aldatmaca üzerine kurulu bir teoridir evrim teorisi. İnsanlar bunu gördüğünde zaten; izzet-i nefsine düşkündür insanlar, gururuna düşkündür, çok kızarlar. Haksızlığa çok kızar insanlar. Orada çok ciddi bir haksızlık gördükleri için. Mesela protein tesadüfen meydana gelemeyeceği halde gelir diyor adam. Bu, adamı kızdırır. O zaman hakkı savunuyor işte. Mesela ara fosil yok, diyor ki adam; “ara fosil var.” Bakıyor adam, ara fosil yok. O zaman onu duyurma ihtiyacı duyar. Yani haksızlıkla mücadele insanlarda müthiş bir zevktir. İnsanlarda böyle bir içgüdüsel haz vardır. Yani bir nevi böyle özel zevk. Bakın her yerde bunu görürsünüz. Bakkalında, kasabında. Bir kasap bile mesela gelen et eğer bayat olduğuna kanaati olursa, yani öyle vicdanen haksızlığa uğradığını düşünürse sonuna kadar mücadele ederler. Bir yerde de bir insana yanlış bilgi verirsen sonuna kadar mücadele eder. Haksızlığa karşı insanlarda bir tahammülsüzlük vardır. Darwinizmde de çok ciddi bir haksızlık yapıldığı için, ciddi bir oyun oynandığı için muazzam bir gayret meydana geliyor. Şu an Türkiye’nin yüzde 95’inin evrim teorisine inanmamasının nedeni bu güçlerini kullanmalarıdır. Bu güçlerini ciddi şekilde kullandıkları için bu böyle oldu. Yoksa pek bu kadar anlaşılmazdı. Mesela bu müze olmasa biz Darwinizmin tehlikesini insanlara bu kadar iyi anlatamazdık. Habertürk Darwinizmi anlatmasa biz evrim teorisinin bir tehlike olduğunu insanlara bu kadar iyi anlatamazdık. Böyle bir tehlikenin varlığını vurgulamak için delile ihtiyacımız oluyor, adamlar delili gözlerimizin önüne zaten sürüyorlar. Biz de o delilleri göstertip evrim teorisini yerle bir ediyoruz. İnşaAllah.
“Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Hocam, bahsettiğiniz ahir zamanda gelecek Hz. Mehdi (a.s)’ın alametleri hangi kaynaklarda geçmektedir?” Kütüb-i Sitte’nin tamamında; Buhari, Müslim, Tirmizi, İbn-i Mace, Sünen-i Nesai, Sünen-i Davud, tamamında geçiyor. Ve Ehl-i Sünnet alimlerinin bütün eserlerinde, hangi Ehl-i Sünnet alimi olursa olsun hepsi Hz. Mehdi (a.s) hakkında mutlaka yazı yazmıştır. Mutlaka bir açıklaması vardır, bütün Ehl-i Sünnet alimlerinde Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceği açıklanmıştır. Şii alimlerin tamamı açıklamıştır, Caferilerin tamamı açıklamıştır; Alevi kaynaklarında, Bektaşi kaynaklarında, hepsinde Hz. Mehdi (a.s) reddedilmez açık bir hüküm olarak, açık bir gerçek olarak açıklanmıştır. “Bu hadis-i şeriflerin sıhhati hakkında bilgi verir misiniz?” Kütüb-i Sitte’den diyoruz artık, Kütüb-i Sitte sahih hadis kitabı zaten, Kütüb-i Sitte’nin tartışması olmaz. Ve Suyuti gibi büyük alimler, büyük muhaddisler yazıyor. Mesela El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,İbn-i Haceri Mekki’nin; İbn-i Haceri Mekki anı zamanda hadis imamıdır, büyük alimdir, onun yazdığı senettir. Bir de ahir zaman hadisleri aynısıyla çıktığı için zaten sahih hükmüne gelir, mütevatir hükmüne geliyor. Mesela Peygamberimiz (s.a.v) diyor ki; “Ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları olacak.” Aynısı olunca ne olmuş oluyor? Sahih ve mütevatir oluyor. Kuyruklu yıldızlardan bahsediyor, aynısıyla tahakkuk ediyor, sahih ve mütevatir oluyor. “Kabe’de baskın olacak, kan akıtılacak, Kabe ve hac yolu engellenecek” diyor. Ki İslam tarihinde ilk defa olmuştur bu. Aynısıyla tahakkuk edince ne oluyor? Hadis sahih ve mütevatir hükmüne giriyor. “Hayatımızı Hz. Mehdi (a.s)’ı bekleyerek geçirirken ne yapmamız gerekir?” diyor. Benim gibi faaliyet yapılacak, Hz. Mehdi (a.s) öncüsü olarak faaliyet yapacağız. Gayret edeceğiz ki Hz. Mehdi (a.s)’ın yolu açılsın, Hz. Mehdi (a.s)’a ortam hazırlansın ve Hz. Mehdi (a.s) kolay hareket edebilsin. Biz Hz. Mehdi (a.s) her şeyi bitirsin demiyoruz, vicdanımız bunu kabul etmez, Allah bunu bize sorar. Çünkü “Hz. Mehdi (a.s) ile müjdelenin” ne demek? “Karda, buzda sürünmek şeklinde bile olsa onun yanına gidin” deniyorsa, bu ne demek? “Hz. Mehdi (a.s)’a gidip yardım edin” demektir. “Karda, buzda sürünerek dahi olsa yanına gidin” deyince, “gidin, seyredin” anlamına gelmez bu. Karda, buzda sürünerek giden adam ne yapacak? Hz. Mehdi (a.s)’a yardımcı olacak, destek olacak, var gücüyle ona talebe olmaya gayret edecek. “Anlayamadım,” “fark edemedim,” “ne bileyim ben,” “hissedemedim,” bunların pek mantığı yok. Vicdanlı olan bir insan Hz. Mehdi (a.s)’ı çok rahat anlar. Allah öyle yaratıyor, vicdanen rahatça anlayabileceğimiz gibi yaratıyor ki o yüzden Hz. Mehdi (a.s)’ı gönderiyor. Hz. Mehdi (a.s) o kadar anlaşılamayacak, o kadar çözülemeyecek gibi olsa Allah zaten Hz. Mehdi (a.s)’ı göndermez. Hz. Mehdi (a.s)’ı göndermesinin ve alametlerini vermesinin nedeni ne? Biz çocuğumuzu tanır gibi onu tanıyacağız. Kuran ayetinde de var ya, Peygamberimiz (s.a.v)’e hitaben; “Onu çocuklarını tanır gibi Ehl-i Kitap tanır.” Diyor Cenab-ı Allah. İnsanlar da Hz. Mehdi (a.s)’ı çocuklarını tanır gibi tanırlar, fakat anlamazlıktan geleceklerdir. “Bu arada programınız çok güzel, inşaAllah.” İnci Sözlük’ün damgasını vurmuş, “inci gibi mübarek” diyor. Olmamış ama hadi oldu diyelim. Çünkü ben “çok belirgin yapıyorsunuz, bu böyle olmaz” dedim. Ama yine de gayretleri fena değil. Malik Hudut Kartalı, güzel de bir isim koymuş kendine; iyi, güzel. İnci Sözlük’ün ekibine de selamlar, hadi bakalım, inşaAllah. Ama bazen arkadaşlarınızdan böyle lafını, sözünü bilmeyenler oluyor, onları hukukla yönlendirmek durumunda kalıyoruz. Beni o tip şeylerin içerisine çekmeleri doğru değil; ben çünkü sevgi ve şefkat insanıyım; sonra da acıyorum, birçoğu şimdi mahkemede hesap veriyorlar. “Hocam, bizi affet” diyorlar, tamam affedeyim ama benim de vaktimi alıyorsunuz; gidiyorum savcılığa, ifade veriyorum. Şikayetçi olmam gerekiyor, bana iş çıkartmasınlar. Ama onun dışında şakalaşmak benim hoşuma gider; konuşalım, sohbet edelim, kardeş olalım, bunlar benim hoşuma gider. Solcu olmanız da beni ilgilendirmez; ben yine sevgi duyarım, şefkat duyarım; yine arkadaş olurum, kardeş olurum. Ama böyle zalimce, saygısızca, münasebetsizce bir üslup olursa lafı yerde bırakmam, inşaAllah.
Ulubey, Rusya, Dağıstan, hay maşaAllah. Dağıstan’ın bütün aslanlarına selam. “Selamun Aleykum Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Benim bir sorum olacak size. Evet, Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuru çok yaklaştı Hocam, elhamdülillah. Hatırladığım kadarıyla Hocam, programlarınızın birinde Hz. Mehdi (a.s)’ın gelişinin onu herkes unuttuğu zaman olacağını söylemiştiniz. Bu durumda insanlara Hz. Mehdi (a.s)’ı hatırlatmakla Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışını geciktirmiş olmuyor muyuz? Bizim onu unutturmamız onun çıkışını yaklaştırmaz mı? Allah sizden razı olsun. Saygılar, sevgiler.” Hz. Mehdi (a.s)’ı unutturmaya çalışacak kişiler olacaktır anlamındadır. Hz. Mehdi (a.s) unutulur mu? Peygamberimiz (s.a.v)’in hadisleri var. Öyle bir şey olmaz. Hz. Mehdi (a.s)’ın faaliyet yaptığı dönemde zaten deccal unutturmaz Hz. Mehdi (a.s)’ı. Deccal en büyük düşmanı olarak gördüğü, en büyük hedef olarak gördüğü Mehdiyet’i zaten unutturmaz. Ama nasıl unutturmaz? “Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek,” “Hz. Mehdi (a.s) diye bir şey yok,” “Hz. Mehdi (a.s)’ı unutun,” “Hz. Mehdi (a.s) gelip geçmiştir,” “570 yıl sonra gelecek,” “bin yıl sonra gelecek,” “ruh gibidir, görünmez,” “ölmüştür, bir başka insanın bedenine girmiştir,” “şahs-ı manevidir” gibi böyle pasifist, mantıksız, akıl dışı izahlarla Mehdiyet’i yok etmek isteyecektir. Kimi saf insanlar, kimi cahil insanlar da bilmeden bunlara uyacak; aynı stil, aynı yöntemi kullanacaktır. Olay bu. Ve bu unutturma yöntemleri olduğu için Peygamberimiz (s.a.v) buna dikkat çekmiştir. Yoksa Mehdiyet’i insanlar unutmaya çalışsa bile, deccal unutturmaz. Büyük Ortadoğu Projesi’nin de amacı zaten Hz. Mehdi (a.s)’ın bu yüzyılda geleceği bilindiği için özel olarak hazırlanmıştır. Yani bu yüzyıl için hazırlanmış bir projedir Büyük Ortadoğu Projesi. Gelecek yüzyıllar için değil. O kadar uzun bir vakit yok onlar için. Bu son 10-20 yılı geçiştirebilmek için yapılmıştır. Ama buna rağmen bak Mehdiyet bütün İslam aleminde şahlandı. Yer yerinden oynuyor. Ve alimler teker teker gidiyorlar. Alimlerin gidişi de yine Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametidir. Hadislerde Peygamber Efendimiz (s.a.v); “büyük ulema Allah tarafından alınır” diyor. Yani ulemanın çekilişi Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametidir. Bak, bugün de yeni haber geldi, Tahir Büyükkörükçü Hoca; çok büyük bir alim, değerli bir alimdir, o da ebedi aleme, Cenab-ı Allah’a, Hakka yürüdü. Zaten biliyorsunuz çok mübarek, büyük mücahid Necmettin Erbakan Hocamız da Hakka yürüdü, şehit oldu. Bunlar da ayrıca Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametleridir. Hatta zamanı gelince söyleyeceğim, özellikle bazı alimlere, bazı büyük şahıslara, Hz. Mehdi (a.s) devrindeki önemli kişilere dikkat çekilmiştir. İsim isim belirtilmiştir. Şu, şu, şu diye isimleri belirtilmiştir. Bunlardan biri de Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızdır, inşaAllah. Ona işaret eden iki tane hadis var. Fakat şu an ona gerek yok, onu söylemeyeceğim. Mesela Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’ne, Şeyh Ahmed Yasin Hazretleri’ne işaret eden hadisler var. Çok net. Ve ulemanın çekilişi. Ümmet yetim kalacaktır. O ortamda işte Hz. Mehdi (a.s) çıkıyor. Alimlerin çekilişi, gerçek alimlerin kalmayışı, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametidir. Çok az alim kalacak. Çok çok az.
ALTUĞ BERKER:Mantis karidesi isimli canlıyı göstereceğim Hocam, inşaAllah, resimlerini. Dünyada polarize ışığı rahatlıkla görebilen bilinen tek canlı Hocam. Normal insanlar gözlükle bakabiliyorlar ancak. Ve o ışığı yansıtıcı yüzlere de sahip. Birbirleriyle iletişim kurduğu düşünülüyor mantis karideslerinin bu özellikleriyle. 320 milyon yıldır da yaşıyor. Fosili de var bizde, inşaAllah. 320 milyon yıldır en ufak bir değişiklik olmamış. Mantis karidesi halen günümüzde yaşıyor. Demek ki evrimin olmadığına çok büyük bir delili, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bir de, bir filmi var Hocam. Bir deniz kabuklusunu kırmaya çalışıyor, kırıyor, inşaAllah.
Video- Mantis karidesi
ADNAN OKTAR:“Selamun Aleykum Hocam. Yıllar önce Bursa Nur Cemaati’nde öğrencilik sebebiyle kalmıştım. O günlere ait ağabeylerin resimlerini ekliyorum. Sizleri severek izliyorum. Hizmetlerinizin devamını diliyorum. Selam ve dua ile. Metin Bulun. Kocaeli.” Var mı sende öyle bir resim?
ALTUĞ BERKER:Açıyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Abdullah Yeğin Ağabey, Sungur Ağabey, Bayram Ağabey, hepsi oradalar. Çok sevimliler, maşaAllah. Yok yok, herkes orada. Kırkıncı Hocamız da orada. MaşaAllah. Sungur Ağabey sohbet ediyor, bir şey anlatıyor, maşaAllah. Allah uzun ömürler versin onlara, inşaAllah. Sağlık, sıhhat versin, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam Yusuf İslam El-Cezire ile 24 Şubat’ta yaptığı röportajda şöyle söylemiş; “Şunu itiraf etmeliyim ki, bu değişim hareketinin,” İslam dünyasındaki, “bir lidere ihtiyacı var. Harekete adının koymak için birinin öne çıkması gereken bir nokta vardır. Binlerce yıl geri giderseniz, Peygamberleri görürsünüz. Hz. Musa (a.s) İsrailoğulları’nı Mısır’dan çıkarıp firavunun pençesinden kurtarmıştır. Bugün sanıyorum ki insanların bir vizyon aradığında birleşmesi için bir liderin arandığı vakittir” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Benim o sözümden etkilenmiş olabilir. Çünkü ben dedim ya; “firavunun varlığını kabul ediyorlar, firavunu kovuyorlar ama Musa’yı aramıyorlar” dedim. O da onu vurgulamak için özellikle ondan örnek vermiş. Musa’yı niye aramıyorsunuz, firavunu madem kovdunuz? Ama Musa’yı da aramanız gerekir gibi bir üslup kullanmış. Çok akıllı, çok değerli bir insan Yusuf İslam. Buraya geldiğinde de konuşmuştuk. Şevki güzel, gayretleri güzel, fakat tabii daha değeri bilinse, daha dikkatli izlense daha güzel olur. Biraz içine kapanıyor, daha dışa dönük olsa çok çok daha güzel olacak.
-VTR- Büyük İslam Alimi Tahir Büyükkörükçü Hazretleri’nin Ahir Zaman Konulu Vaazı
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, rahmetli şehidimize sevgimiz çok büyüktü. Cenab-ı Allah geride kalanlara uzun ömürler versin; sağlık, sıhhat versin. İyilikler versin. Sevenlerine daha büyük şevkler, heyecanlar versin Allah. Allah yolunda coşkuyla mücadele etmeyi nasip etsin, inşaAllah.
Şu Cübbeli’yi biraz Hz. Mehdi (a.s) konusunda konuşturalım. Hz. Mehdi (a.s)’ı övdürelim, Hz. Mehdi (a.s)’ı anlattıralım ki onu kendince kullanmaya kalkanlar şöyle bir sırt ağrısı çeksinler. Çünkü bayağı bunalıyorlar; onun bu kadar Hz. Mehdi (a.s)’a hizmet edeceğini bilseler hiç ortaya çıkarmazlardı onu. Yani şu an en çok Hz. Mehdi (a.s)’a hizmet ettirdiğim adam. Asla söylemek istemediği şeyleri zamanında söylemiş. Hem de gürü gürül söylemiş. Şimdi biz onları ona defalarca söyleteceğiz. İstese de istemese de anlatıyor şu an. Kitap da çıkarıyorum şimdi onun dediklerinden, hazırladığım. Şahane bir kitap, bayağı güzel, çok detaylı. Hiç ikinci bir açıklama yapılacak gibi değil. Cübbeli’nin az yayınlanan, Hz. Mehdi (a.s)’yle ilgili az yayınladığımız videolardan olursa daha iyi olur.
-VTR- Cübbeli Hz. Mehdi (a.s)’ın Yakında Mescid-i Aksa’da Müslümanlara İmamlık Yapacağını ve İnsanlığın Tek Bir Ümmet Olacağını Anlatıyor
-VTR- Cübbeli Hz. Mehdi (a.s)’dan Bahsedilmemesinin, Kıyametin Çok Yakınlaştığının Alameti Olduğunu Anlatıyor
ADNAN OKTAR:“Onlar geçmiş” diyor, sen de gelecek diyorsun. Diyorsun ki; “aç kaldığımda benim tavrım değişir” diyorsun. “Açlığa ben dayanamam” diyorsun. “O yüzden ben Hz. Mehdi (a.s)’ı istemem” diyorsun. “Ben öyle sıkıntıya gelemem” diyor. Açıkça söylüyor.” Aç kaldım, ben zayıf adamım” diyor. “Bir anda tavrım değişir, o yüzden Hz. Mehdi (a.s)’ı istemem. Beni şehitliğe koysunlar” diyor. Nerden biliyorsa şehit olacağını? Allah esirgesin mundar gitmek de var. Nerden biliyorsun şehit olacağını? Orada akıllı olacak. Şehit olmak için şartlar vardır, inşaAllah. Yani inşaAllah mundar gitmez ama şehitliği de garanti değil, inşaAllah. Çünkü Allah yolunda mücadele etmeyen, “zora gelince bambaşka bir tavır gösterebilirim” diyor, “ben zayıf adamım” diyor, “aç kalmaya dayanamam” diyor. Olmaz. Müslüman yüksek ahlaka sahiptir, yüksek kişiliğe sahiptir. Aç kalsa da, sürünse de, hatta ne diyor Peygamberimiz (s.a.v); “Karda, buzda sürünmek şeklinde dahi de olsa, onun yanına gidin. O Hz. Mehdi (a.s)’dır” diyor. Sen Hz. Mehdi (a.s)’ın geldiğini anlayınca yeri, göğü birbirine katmaya başladın. Aydın Doğan, sen üçünüz el ele verdiniz, var gücünüzle Hz. Mehdi (a.s)’ın gelişini engellemeye çalışıyorsunuz kendi kafanızca. Mehdiyet sizi dinlemez. Gürül gürül, eze eze geçer. Çünkü sevgiyle, şefkatle, akılla ilerleyen bir yapı ve bir gerçek olay. Bunun konuşmaları çok ibret verici. Onun için çok çok dinlenmesinde fayda var. Ama ille de bak, mundar gider de demiyorum, inşaAllah. İnşaAllah hayırla ahirete gitmek çok önemli. Ama yan gelip yatacaksın, “ben açlığa dayanamam, Hz. Mehdi (a.s)’ı istemiyorum” diyeceksin, sonra da “ben şehit oldum” diyeceksin. Böyle bir şey mümkün mü, kendisine bir sorun bakalım. Bize bir cevaplasın.
ALTUĞ BERKER:Müslümanlara yapılan zulümlerden resimler gösteriyorum Hocam, Afganistan’dan özellikle.
ADNAN OKTAR:Deccaliyetin yaptığı zulmü görüyoruz. Evet. Bak yine bomba patlatmışlar, millet kan revan içinde. Deccalin yaptığı olay budur.
“Savunduğunuz AK Parti ve Fethullah Hocaefendi’nin siyonizme hizmet ettiğini sizlere söylemek isterim. AK Parti’nin çıkardığı yasaları incelemenizi tavsiye ederim. Fethullah Hocaefendi’nin Mavi Marmara olayında İsrail’den izin alması gerektiği hakkında açıklaması var. Biz bu kişilerin peşinden mi gidelim şimdi? Bununla birlikte programınızdaki hanım kızlar neden kapalı değiller? Saygılar” diyor. Siyonizme hizmet etmek, AK Parti… AK Parti bir kere Erbakan Hocamızın eğitiminden geçmiş, AK Parti’deki kişiler yıllarca Erbakan Hocamızın yanında tecrübe edinmiş, onun güzel ruhunu almış kişiler. Cumhurbaşkanımız da öyle, Başbakanımız da öyle. Adeta Erbakan Hocamızın birer parçası gibiler. Onlar ateist siyonizmin zulmünü bilirler. Ona karşı ne yapılması gerektiğini bilirler ve tavır da alırlar. Ama Musevilere karşı da şefkatlidirler. Yani İsrail’deki hayatlarında, İsrail’deki yaşantılarında onların mutlu ve refah içinde olmalarını isterler. Çünkü Ermenilere karşı da biz şefkatliyiz, Rumlara karşı da biz şefkatliyiz. Müslüman olan insan ehl-i kitabın da huzur içerisinde yaşamasını ister, ibadetlerinde özgür olmasını ister. Bu Müslümanlığın bir gereğidir. Yani onları ezmek, yok etmek istemez ama onların da hiç bir şekilde zulüm yapmasına müsaade etmez. AK Parti’nin tavrının da böyle olduğunu görüyoruz. Fethullah Hocaefendi yaşını başını almış bir insan, birçok rahatsızlıkları var. Ne zoru oturup böyle bir şey yapsın? Yok “kardinal oldu” diyorlar, işte papanın yanına gitmiş, “kardinal oldu” diyorlar falan. Yok “siyonizme hizmet ediyormuş, yok CIA’e hizmet ediyormuş. Yani bunlar çok kötü, ilkel, böyle militan kafalar; biraz Marksist eğitimden geçen, Marksist ruhu almış, sevgisiz, şefkati bilmeyen kişilerin üslupları. Niçin böyle bir şey yapsın? Mevcut imkanlar içinde, en zor şartlar içerisinde Fethullah Hoca bu kadar hizmet yapabiliyor. Gücü buna yetiyor. Sen yapabiliyorsan daha güzelini yap da görelim. Değil mi? Fethullah Hoca gibi on kişi olmuş olsa zaten iş biter. Yap, sen yap, de ki; “Fethullah Hocam, sen beceremiyorsun, bu çalışman düzgün değil, o öyle olmaz böyle olur de. Çık ortaya peşinden gidelim. Kerata, atom forvet, böyle kot pantolonun yırtığını daha da açarak sokaklarda samba yaparak yürüyorsun, ondan sonra oturuyorsun, yok Fethullah Hoca şöyle, yok AK Parti böyle. Sen daha güzelini yap, peşinden gelelim. Hiçbir şey yapamıyorsun. Milyonda birini yapamıyorsun. Oradan çöplükten öten karga gibi cik cik ötüyorsun, olmaz. “AK Parti’nin çıkardığı yasaları...” Beğenmiyorsan yeni yasa teklifleri yap. Söyle, de ki; “şöyle daha iyi olur” de, “iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı yasalar şöyle olursa daha hoş olur” de. Fikir ver; hükümet açık, düşünceye, görüşe açık. Ayrıca da hukukta, yargıda düzenlemeler fena değil, iyi. Yani güzel gidiyor. Hiç yoktan iyi, eskiye göre daha iyi, inşaAllah. “Mavi Marmara olayında İsrail’den izin alması gerektiği hakkında bir açıklaması var.” Ne var? Niye alınmasın? Ben de söyledim. Gidip oradaki insanlar olay çıkarttılar, değil mi? Oradaki adamlar. Gittiler, vurdular, bizim kardeşlerimizi şehit ettiler. Bunu engellemiş oluruz. Ne olur, değil mi? Yani bir olayda mutlaka kan akacaksa ve bunun bir tedbiri varsa, tedbir almak farz olur. Biz niye kan akıttıralım? Farz edelim bir insan var, sürekli kurşun sıkıyor; biz oraya gitmeyiz. En azından siper ederiz, kendimizi siper alırız. Değil mi? Tedbir farzdır. Tedbiri alacak Müslüman. Tedbir nedir? İzin almaktır. Ben o zaman söyledim; “arkadaş biz buraya barışçıl amaçla geliyoruz. Gelsin İsrail askerleri, kontrol etsin. Gemiye baksınlar. Ne yapıyorsanız yapın. Beraber dağıtalım, iyi niyetliyiz”, denilecek olan bu. Bunda ne var? Anormal olan ne var? Şimdi adamlar gelse Türkiye’ye, Türk sahiline gemiyle girseler, “biz burada dağıtım yapacağız” deseler, Türkiye müsaade etmez. İzin ister yani, değil mi? “Ben gümrük falan dinlemiyorum” dese adam, tırla gümrükten içeriye girse ne olur? Devlet müdahale eder. Haklı da olur kendi imkanları içerisinde. Tabii adam öldürmeyi meşhur hale getirmez bu ama müdahale edebilir. Dolayısıyla oradaki üslup da makul değil. “Hanımlar niye kapalı değiller?” Kapalı olma kurtarıyor mu? Kapalı olunca ne diyorsunuz? Fasık diyorsunuz. Başörtülü hanımlara ne diyorsunuz? Fasık diyorsunuz. “Hiç örtünmesinler daha iyi” diyorsunuz. “Ne olması gerekir?” diyoruz, “çarşaf olması gerekiyor” diyorsunuz. Bak, defalarca anlattım; çarşaflı olunca kurtarıyor mu? “Yok, yüzünü kapatması gerekir” diyorsunuz. Yüzünü kapatınca oluyor mu? “Olmuyor.” Niye? Yine “fasık” diyorsun. Niye? “Sokağa çıktı” diyorsun. Kardeşim, o zaman olmadı. O zaman bu üslup olmadı. Türkiye’deki hanımların yüzde 70’inin, yüzde 80’nin başı açıktır; annelerimiz, kız kardeşlerimiz. Hepsi de mübarek, muhterem, müberra insanlardır ve tertemiz insanlardır. Başı açık olanlar da öyledir. Çarşaflı olanlar da öyledir. Hepsi yüzde yüz Müslümandır, tertemiz insanlardır. Yani bunu anlamayacak bir durum yok. Sen asıl İttihad-ı İslam üzerinde dur. Türk-İslam Birliği’nin üzerinde dur, değil mi? Atatürk’ün vasiyetidir. Bütün İslam aleminin birleşmesi, Türklük aleminin birleşmesi vasiyetidir. Bak, vasiyeti bile açılmıyor. O kadar çok sözü var ki Atatürk’ün İslam Birliği ile ilgili, Türk Birliği ile ilgili; haddi hesabı yok, inşaAllah.
Süleyman Öztorun kardeşimiz. Salat-ı tefriciye’nin faydalarını söylemiş. Güzel, doğru söylüyorsunuz tabii ki, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Yeni internet sitemizi tanıtıyorum; AdnanOktarDiyorKi.com. Sizin özlü, hikmetli anlatımlarınız bu sitede yer alıyor, inşaAllah; çeşitli konularda. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bizim HarunYahya.orgve HarunYahya.comsiteleri hakikaten yirmi üniversite kadar var, inşaAllah. Yirmi üniversite bitirmiş kadar olur bizim siteleri okuyanlar, eserleri inceleyenler, inşaAllah. Yine Cübbeli’nin az dinlediğimiz videolarından dinleyelim. Çünkü taraftarları o açıklamaları duydukça benim anlattıklarımın ne kadar doğru olduğunu, ne kadar önemli olduğunu, ahir zamanının önemini, Mehdiyet’in önemini, deccaliyetin önemini daha çok görüyor. Bak, diyor ki Cübbeli; “Hz. Mehdi (a.s)’den, deccalden bahsedilmemesi ahir zaman alametidir. Hiç bir şekilde bahsetmiyorlar” diyor. Sen bahsetmiyorsun, asıl sen bahsetmiyorsun. Şiddetle kaçınıyorsun. Sen kendini niye başta saymıyorsun? “Ben başta olmak üzere” diyeceksin, değil mi? Sen şiddetle kaçınıyorsun. Asıl sorun sende. Mehmet Talu Hocamız çıktı, o çok büyük alim; bütün ömrünü İslam’a, Kuran’a vakfetmiş insan, “Hz. Mehdi (a.s) hayattadır” dedi diye onu karşına aldın, işi gücü bıraktın, var gücünle onunla uğraşıyorsun. Nefes aldırmadan, etrafındaki takımınla beraber ona karşı ciddi bir mücadele veriyorsun var gücünle. Yine camiinin imamı o büyük alime de var gücünle mücadele veriyorsun. İçerde de bir çok alime karşı mücadele veriyorsun ama bu arada da Mehdiyet’i susturmak için var gücünle de gayret ediyorsun, değil mi?
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Onun için diyorlar ki bana; “Cübbeli’yle barış.” Kardeşim, adam ahir zamanın önemli bir şahsı diyorum, ahir zamanın önemli bir şahsı. Hadislerde belirtilmiş bir insan diyorum. Önemli olmasa ben üzerinde durmam bu kadar.
-VTR- Cübbeli Hutbelerde Deccalin Anlatılmamasının Kıyametin Yaklaştığının Alameti Olduğunu Anlatıyor
ADNAN OKTAR: Bak, kendisi ne tesirleniyor, ne hazırlanıyor, ne de öyle bir faaliyeti var. Geceli gündüzlü Mehdiyet’e karşı mücadele veriyor. Menzil’in o mübarek şahsı, Muhammed Raşid Erol Hazretleri, ta 1975’lerde; “şu an genç, hayatta Hz. Mehdi (a.s)” diyor. Cübbeli ne diyor; “Yok, Muhammed Raşid Erol Hazretleri yanlış söylüyor, o bilmiyor” diyor. Peki, Bediüzzaman çıkıyor, Hz. Mehdi (a.s)’ın vaktini veriyor, “1400’de çıkacak” diyor. “O da yanlış söylüyor” diyor. Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri diyor; “2010’larda Mehdiyet’in şahlanacağını” söylüyor. “O da yanlış söylüyor” diyor. Mehmet Talu Hocamız çıkıyor, “o da yanlış söylüyor” diyor. Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri çıkıyor, “Hz. Mehdi (a.s) halen faaliyette” diyor, “o da yanlış söylüyor” diyor. Peki, kim doğru söylüyor? “Ben doğru söylüyorum, Fatih Altaylı doğru söylüyor, Aydın Doğan doğru söylüyor; üçümüz doğru söylüyoruz” diyor. Hadi bakalım üç atlı, devam edin. Biz de devam edeceğiz, inşaAllah.
Amerika Chicago’dan Edin Kablic; “Hocam, sorum şu; bir yıldır Hz. Mehdi (a.s)’ın bir neferi olmak için dua ediyorum. Bosna’daki şeyhimden Hz. Mehdi (a.s)’ın geldiği konusunu öğrendiğimden beri neredeyse her gün dua etmeye başladım. Hocam, bu duam gerçekleşecek mi? Hz. Mehdi (a.s)’ın yardımcısı olabilecek miyim?” Fakat bakın, Cübbeli’deki mantığa da çok dikkat edin; “Ödlek, korkak bir şey olduk” diyor. Kendisinin de korkak olduğunu söylüyor ve dolayısıyla bu nedenlerden dolayı da Hz. Mehdi (a.s)’a yardım etmeyeceğini ve Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkmasını istemeyeceğini söylüyor. “Siz de istemezsiniz çünkü çocuklara, aileye, arabalara, işe, güce daldınız; dünyayı kaptınız, artık siz de Hz. Mehdi (a.s)’ı istemezsiniz” diyor. “Ben size bir kolaylık göstereceğim” diyor özetle. “570 sene sonra gelecek Hz. Mehdi (a.s), herkes işine gücüne baksın” diyor ve gerekçesini de söylüyor; ödlek ve korkak olduğunu söylüyor, zayıf olduğunu söylüyor, yiyeceğe tamah edeceğini söylüyor. Açıkça söylüyor, anlatıyor. Ve o yüzden de “Hz. Mehdi (a.s)’ı ben istemem, gelmesini istemem” diyor. Geçen gün Flash Tv’de de Hz. Mehdi (a.s)’a karşı, direkt şahsına karşı çok saygısız bir üslupla, çok pervasız bir üslupla bir konuşma yapmış. Bizzat şahsına karşı. İşte bunun Hz. Mehdi (a.s) anlayışı bu. Bu durumu biz sürekli anlatıyoruz ki bunun kafasında olan adamlar da var. Bir tek bu değil. Öncüleri bu, başları bu. Yoksa bunun kafasında olan adamlar var. Biz aydınlatmaya çalışıyoruz. O diğer filmi de seyredelim.
-VTR- Cübbeli Hz Mehdi (a.s)’ın Türk-İslam Birliği’ni Kuracağını Anlatıyor
-VTR- Cübbeli; “Hz Mehdi (a.s) Ümmet-i Muhammed’İn İmamı Olacak, Onu Bekliyoruz” Diyor
ADNAN OKTAR: Yalnız tabii bunun Hz. Mehdi (a.s) anlayışı çok değişik ve çok yanlış. Bir kere “kırıp geçirecek” diyor, ondan da çok korkuyor, “beni de kesecek” diyor. O yüzden de istemiyor olabilir, Hz. Mehdi (a.s)’ın elinde palayla gezeceğini düşünüyor. “Cübbeli, gel buraya” diyecek, bunu kulağından tutacak, bunu doğrayacağını zannediyor. Allahualem kabus görüyor da olabilir, o yüzden de bu kadar korkuyor olabilir. Halbuki Hz. Mehdi (a.s) şefkat ve merhamet insanıdır, “Mehdi-ül dem” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v), bakın “Mehdi-ül dem;” kan durduran Mehdi, lakabıdır. Asıl gerçek Mehdi. Bir tane gerçek Mehdi vardır, odur o; “Mehdi-ül dem”. Bu kafasında kabus geliştirdiği için istemiyor. Hz. Mehdi (a.s) bir kere siyasetle ilgilenmez; hükümetler, devletler, hepsi devam eder; rejimler devam eder. Hz. Mehdi (a.s) sadece sevgiyi ve şefkati, merhameti, dostluğu ve adaleti teşvik eden bir lider. Ama herkes canı gönülden sevdiği için herkes sözünü tutacak, olay bu. Kimseye müdahale etmez, kimsenin inancına zor kullanma yoluyla müdahalesi olmaz. Bir kere kan yok Hz. Mehdi (a.s) devrinde, bu çok net; “damla kan akıtmaz” diyor Peygamberimiz (s.a.v), “uyuyan kişiyi uyandırmaz” diyor, “insanların burnu dahi kanamaz” diyor. Görülmemiş bir şefkat ve merhamet anlayışı olacaktır. Son derece affedici, son derece insancıl bir güzellik dünyayı saracak. İnsanlar onlardan örnek aldığı için, herkes birbirini çok sevecek. Coşkulu bir bayram ortamı gibi böyle, düğün ortamı gibi sevgi ortamı meydana getirecek. Hz. Mehdi (a.s)’ın görevi budur. Sistemlerde bir zorlama ve baskısı yoktur. Cübbeli’nin anlattığına göre “taş taş üzerinde bırakmayacak” diyor. “Bir tekbir getirecek binalar çökmeye başlayacak, deprem olacak” diyor Allah anıldığında. Orada çocuklar var, kadınlar var; Hz. Mehdi (a.s) öyle kitle katliamı yapmaya mı geliyor? Öyle zulüm olur mu? “Roma’ya gelecek; bir tekbir getirecek, tüm binalar çökecek” diyor. Orada mazlum çocuklar, kızlar, anneler var; bunlar ne yapıyorlar? Ne zoru var, ne için ölsünler? Hz. Mehdi (a.s) onlara güzelliği, sevgiyi anlatmaya geliyor. O da kırıp yıkmadan bahsediyor; “kırıp, yıkacak Hz. Mehdi (a.s)” diyor.
ALTUĞ BERKER:Pazartesi, İngiltere’de konferanslarımız başlıyor, inşaAllah. 7 Mart ve 11 Mart tarihleri boyunca her gün iki tane konferansımız olacak, inşaAllah. Londra’da, Wolverhampton, Manchester, Nottingham, Dundee ve Glasgow şehirlerinde konferanslarımız. Detaylarını öğrenmek isteyen kardeşlerimiz HarunYahya.com sitesinden diğer bilgilerini de edinebilirler.
Azeri kardeşlerimizin yaptığı bir internet sitesi var Hocam; TurkİslamBirliginiİsteyerik.tk.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ben Azerbaycan bayrağını öperken resmimi çekmişler, öyle mi?
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah, evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Güzel olmuş, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Anlatımlarınızdan örnekler var. Türk-İslam Birliği, hazırladığınız bayraktan, sizin sitenizden hepsini almışlar inşaAllah, Hocam.
ADNAN OKTAR: Erdoğan Partal. Erdoğan aferin sana, maşaAllah; güzel faaliyetlerin var, inşaAllah. Konferans, kütüphane, ilmi çalışmalar, hiç bir şey yoksa internette güzel site yapmak. Ama sitelerde de milletle kapışmak, o da yanlış. Böyle laf dalaşı derler ya, böyle şeylere girmeyin cahil cühelayla. Münasebetsizin biri bir laf atıyor, otuz kişi birden oturup onunla uğraşıyor. Memleketin delisi tükenmez, oturup uğraşmayın, gerek yok. Ne diyorsa desin, adam kendi yoluna gitsin. Siz doğruyu, güzeli sürekli anlatın, gerisine karışmayın. Adam dinler veya dinlemez, kaderindeyse dinler. Oturup onlara vakit ayırmak çok büyük hata olur. Allah diyor, cahilden yüz çevireceğiz. Çünkü Allah diyor ki; “içi titreyerek korku duyan ondan öğüt alır” diyor. Eğer hakkı kabul ediyorsa zaten vicdanlıdır, kabul eder. Kabul etmiyorsa, Allah; “sen mi onları hidayete erdireceksin” diyor; Peygamberimiz (s.a.v)’e de Cenab-ı Allah soruyor. Zorlama yok dinde; ikna oluyorsa olur, olmazsa olmaz. Cahillerden yüz çevrilir; baktın laf anlamıyor, tamam. Söz dinliyorsa anlatılır, dinlemiyorsa anlatılmaz. Adam dinsiz oluyor, haberiniz olmuyor, o konu arıyor gelip orada; şu niye şöyle, bu niye böyle. Onun amacı zaten bir şey öğrenmek değil, orada demagoji yapıp cedel istiyor, tartışma istiyor. Gerek yok, ona gerek yok, kendi haline bırakırsınız. Siz iman hakikati resimleri koyun, güzel ahlaka ait birçok filmler koyabilirsiniz; sevgiyi anlatın, dostluğu anlatın, kardeşliği anlatın; kendi aranızda birbirinizi çok sevin, sayın. Zulme karşı da zulmün kötülüğünü anlatan ilmi ve akılcı yazılar yazılır. Sevgi ve şefkatle anlatacağız. Sert bir üslup Müslümana gitmez.
ALTUĞ BERKER:Amerika’da da konferanslarımız devam ediyor. Bugün Arizona’da “Evrim Teorisinin Çöküşü ve Kuran Mucizeleri” isimli konferansımız olacak. 11 Mart’ta California Belmont’ta, 12 Mart’ta Los Angeles’dada konferanslarımız devam edecek. www.HarunYahya.Com sitesinden detayları alabilirler kardeşlerimiz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yalnız Azerbaycan’da sakın olay istemiyorum. Azerbaycan bizim canımız, orada demokratik tamam; yürüyüş yapabilirler, konferans düzenlesinler. Fakat Azerbaycan’da muhalifler Azerbaycan’da kan dökülmesine, kargaşaya sebep olurlarsa onun vebali çok büyük olur. Çok büyük bir densizlik yapmış olurlar. O zaman diyorsunuz ya; “Ermeniler kan akıttılar, olay çıkarttılar,” o zaman siz o yapılanların bin mislini yapmış olursunuz. Sakın ha, o zaman biz sizi affetmeyiz, tarih de affetmez. Öyle densizlik olmaz. Ama konferans olur, radyo-televizyon konuşmaları olur, gazetelerden konuşmalar olabilir ama şiddet tehlikeli iştir. Çünkü şiddette insanlar samimi kanaatini beyan edemezler. Kuvvetliden yana olunur, güçlüden yana olunur, haklıdan yana olmazlar. Birçok insan öyle yapar. Büyük hata olur. Makul bir ortam tutulması lazım, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bir gülen bebek resmi gösterebilir miyim?
ADNAN OKTAR: Çok şeker bu maşaAllah.
Bu anlatımlarımız sonucunda birçok kardeşimiz, aklı başında insan Cübbeli zihniyetinin tehlikesini çok açık fark ettiler. Süratle aklı başında bir İslam anlayışına, aklı başında bir Kuran anlayışına dönmeye başladılar. Cübbeli’yi önceden fark edemiyorlardı, hakikaten de böyle faydalı birisi olarak zannediyorlardı, baktılar ki olayın arkası bambaşka. Tamam, iyi yönleri var ama acayip yönleri çok çok şiddetli; yanlış yönleri çok çok şiddetli. Bir kere İttihad-ı İslam’a tavır alması, Türk-İslam Birliği’ne tavır alması ve Mehdiyet’e karşı üslubunu tamamen bozması, Mehdi (a.s)’ın bizzat şahsına karşı da çirkin bir üsluba dönüştürmesi, Mehdiyet konusunda bilinçaltındaki gerçek düşüncesini ortaya koymuş oldu. Mehmet Talu gibi büyük bir alime cephe almış olması, sırf “Hz. Mehdi (a.s) yaşıyor” dediği için, başka hiçbir suçu yok bakın, saf Ehl-i Sünnet alimidir, çok mükemmel bir insan, kusursuz diyebileceğim bir insan nerdeyse, inşaAllah; var gücüyle ona karşı mücadele başlattı, Lalegül Fm’deki bütün konuşmalarını kaldırmış. Adeta o mübarek cemaati tamamen kontrolüne almak, avucunun içine almak yönünde bir politikası var, gördüğüm kadarıyla. Mahmut Hocamız da şu an rahatsız; elini, kolunu oynatacak durumu yok, sesini de yükseltecek durumu yok. O bu durumu fırsat bildi; o mübarek topluluğu tamamen kontrolü altına alma politikası izliyor. Etrafındaki bir avuç grupla stratejik konumu da uygun bulduğu için var gücüyle bastırıyor şu an. Hakikaten de yıldırıcı bir üslup kullandığı için, çevresindeki bazı kişiler de biraz pervasız oldukları için hakikaten hakimiyetlerini çok rahat geliştirebiliyorlar. Mahmut Hocamız’ın gençliğindeki gibi gücü yok, ondan istifade ediyor; o yüzden bu kadar pervasız oldu. Mahmut Hocamız rahatça konuşurken, rahatça ayaktayken böyle bir tavrı yoktu bunun; bu gariban ve ezikti. Mahmut Hocamız’ın sağlığı biraz bozulduktan sonra, fizik gücü azalınca bu atağa geçmiş oldu. Müslümanlar da efendi oldukları için, terbiyeli oldukları için, mesela Mehmet Talu Hocamız halim selim bir insan, oturup bununla muhatap olmaz, buna cevap da vermez. Uğraşmaz bununla. O yüzden alimler de bununla uğraşmak istemiyorlar bununla. Dikkat ederseniz büyük alimler bununla pek muhatap olmuyorlar. Bunu karşılarına alıp bununla muhatap olmak, zor görüyorlar, biraz da riskli görüyorlar benim kanaatim. Ama ben bir tek Allah’tan korkarım. EvelAllah Kayseri pestili gibi dümdüz etmeye devam edeceğiz. Her anormal hareketini, her anormal tavrını açıkça vurgulayacağım. Bunu bildiği için zaten gelip barışmak istedi daha önce de; beni anladığı için, tavrımı bildiği için. Öbür alimlerle barışma diye bir konusu yok onun zaten, direkt onlara atakta. Bir tek benimle barışmak istedi. Ben de nezaketiyle devam ediyorum. Yanlışlarını, eksiklerini anlatmaya devam ediyorum. İnşaAllah, umarız düzeltir tavırlarını. Düzeltmese de uyaracağız.
“Ben öncelikle Hocamız bizi çok konuda aydınlattığı için çok teşekkür ediyorum.” İrfan kardeşimiz yazmış, telefon numarasını da vermiş, İstanbul’dan. “Birçok tv kanalı özellikle gençleri yanlış yollara sürüklerken, bazıları zehirlerken sizin buna seyirci kalmamanızı oldukça içten kutluyorum. Benim Hocam’dan bir isteğim olacak; ben 22 yaşında bir gencim, yıllardır ben de gözüm ve kalbim kör bir şekilde materyalistlerin oynadığı oyuna kanmıştım. Şükürler olsun ki kendime geldim biraz olsun. Ben Adnan Hocam’dan dini eğitimlerimi tamamlamak için, bundan sonra ömrümün sonuna kadar gerçek bir Müslüman gibi yaşamak için onun öğrencisi olmak istiyorum. Mümkünse yüz yüze konuşmak isterim. Anlatacak, fikir danışacak çok şey var. Ben de deccaliyet ve cehaleti yıkmak için ömrüm yettiğince çalışmak istiyorum, gayret etmek istiyorum, lütfen” diyor. Telefon numarasını vermiş İrfan. İrfan, ilk yapacağın bizim internet sitelerine ilk önce bir gir, oradaki yazıları güzelce bir oku, bilgini artır. Benimle görüşürsen iyi olur, güzel olur ama asıl bilgi, bilgi çok önemlidir. Bilgiyle kendini donat; şefkati, sevgiyi, merhameti de ruhuna iyice yükle; demokratik bir ruhla, akılcı bir ruhla, siyasetten uzak olarak sevecen bir çalışma içinde olacaksın, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Seyyid Hocam. "Hz. Mehdi (a.s)’ı herkes sevecek ve onun sözünü dinleyecek"dediniz. Sanki Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi’yi anlattığınız yere doğru gidiyor gibi. Arap ve İslam dünyasında çok seviliyor, Hz. Mehdi (a.s) olabilir mi?” diyor Murat Işık. Tabii, bir nevi Mehdi’dir. Cumhurbaşkanımız da bir nevi Mehdi’dir, halkımız da bir nevi Mehdi’dir. Aşk insanlarıdır, sevgi insanlarıdır. Hayır yolunda, güzellik yolunda hareket eden her insan bir nevi Mehdi’dir. Çünkü Mehdiyet’in zıll ve gölgesi Türkiye’nin üzerinde şu an. Herkes istese de istemese de Hz. Mehdi (a.s)’a hizmet ediyor şu an. Fatih Altaylı şiddetle Hz. Mehdi (a.s)’a karşı, değil mi? Cübbeli’yi ortaya çıkarttı; Mehdiyet’e karşı tavır alması için, Mehdiyet’i durdurması için onu teşvik etti. Ne oldu? Bin misli Mehdiyet şahlandı; Fatih Altaylı’nın sayesinde, onun vesile olmasıyla. Yoksa biz Cübbeli’yi bu kadar gündem yapar mıydık? Mehdiyet bu kadar gündem olur muydu? Yanlış düşünceler bu kadar ortaya çıkar mıydı? Çıkmayabilirdi. Vesile oldu işte. Başbakanımız da Mehdiyet’in gölgesi altında. Bütün dünya Mehdiyet’in gölgesi altında. Amerika da Mehdiyet’in gölgesi altında, İsrail de Mehdiyet’in gölgesi altında. Hepsinin Mehdiyet’e hizmet ettiğini göreceksiniz. Rusya da Mehdiyet’in gölgesi altında. Rusya Başbakanı açık açık söylüyor; Türk İslam Birliği’nden bahsediyor alenen, açıkça. “İslam hakim olsun, gelişsin” diyor. Milyarlarca lira para veriyorlar. Baş müftüleri var güçleriyle destekliyorlar. Cami açılıyor, iftihar ediyorlar; “açılsın, sayısı artsın” diyorlar. Amerika’da da öyle; 11 Eylül olaylarının olduğu yerde cami yapılıyor şu an, hazırlanıyor. Normalde vazgeçilecekti, Amerikan halkı ayaklandı, “biz istemiyoruz” dedi bir kısmı. Hükümet de vazgeçecekti. Amerika’daki mason locaları açılması için bastırdılar ve Obama kabul etti. Nasıl bastırdılar biliyor musun? Buraya gelen masonlar dedi ki bize yazdıkları yazıda; “Hocam, sizinle görüştükten sonra biz gittik mason localarıyla görüştük, ortak karar aldık, caminin açılmasının isabetli olacağını anladık ve İslamiyet’e de bundan sonra destek vereceğiz çünkü tavrınızı, kişiliğinizi çok güzel buluyoruz. Böyle bir İslamlık anlayışının dünyaya hakim olması bizi sevindirir; böyle sevgi anlayışının, dostluk anlayışının. O yüzden destekledik. İlk alamet olarak budur; bizimle görüşmenizin ilk meyvesi budur, camiyi açtırıyoruz” dediler. Yazısını da göstereyim. Bak topluca gittiler çocuklar kaç defa namaz kıldılar birlikte.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam inşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v), Hz. Mehdi (a.s)’ın geliş alametlerinden, koyun postuna girmiş cahil alimlerin ortaya çıkacağından bahsediyor. Şöyle diyor Taberani’de; “Canavar ruhlu insanlar koyun kılığına girecekler.” Bir başka kaynakta Ebu Nuaym’de; “Çünkü onlar kalpleri canavarlaşmış kuzu kılığına girerler” diyor ahir zamanda, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Anlayanın anlayacağı kadar net ve açık. Hatta bakalım, bak burada deccal konusu var; decl kelimesi, deccal anlatılıyor. Nerede anlatılıyor? Kıyamet Alametleri, Berzenci Hazretleri’nin. Uzun uzun Hz. Mehdi (as.)’ı anlatmış, maşaAllah. “Deccale mesih denilmesinin sebebi” diyor. Bir kere uzun mesafeler kat edeceği için, yeryüzünü dolaşacağı için bu isim veriliyor. Sürekli geziyor orayı, burayı batırmak için. “El-decl sözünün buna göre manası hilekar ve dolandırıcı demektir.” Yani kelime kökeni olarak. Hak ile batılı karıştıran anlamına geliyor. Yani zaten yeterli bu açıklamalarımız.
ALTUĞ BERKER:Peygamber Efendimiz (s.a.v) Hz. Mehdi (a.s)’ın isminin hem kendi ismine mutabık hem de bir Peygamberin ismi gibi olacağını buyurmuşlar İbn-i Hacer el-Askalânî’de kaynak olarak. Şöyle buyuruyor Peygamber Efendimiz (s.a.v); “Yeryüzü zulüm ve zorbalıkla dolacaktır. Zulüm ve zorbalık yeryüzünü doldurunca Allah-u Teala ismi benim ismim gibi veya bir Peygamberin ismi gibi olan birini (Hz. Mehdi (a.s)’ı) ümmetimin arasından gönderir.”
ADNAN OKTAR:Şimdi diyorsun; “Harun ve Yahya isimleri de Peygamber ismi olduğuna göre Hocamıza da benziyor.” Sen o imayla yapıyorsun anladığım kadarıyla. Bizim milletimizin yarısından çoğu neredeyse Peygamber ismidir. Ahmet, Mahmut, Muhammed zaten hepsi Peygamberimiz (s.a.v)’in ismidir. Ayrıca İlyas, İshak, Yakup, İsmail… yanlış anlaşılabilir, ben seni tenzih ederim, sana şaka olarak söylüyorum, fakat yanlış anlaşılabilir. Bu hadis doğru. Yani Peygamber Efendimiz (sav)’in bu konudaki açıklamaları tahakkuk ettikçe doğruluğunu daha da çok açık anlamış olacağız. Yani her tahakkuk eden hadiste hadisin sahih ve mütevatir olduğunu anlamış oluyoruz. Bu hadisi de inşaAllah Hz. Mehdi (a.s) çıktığında anlayacağız, sahih ve mütevatir olduğunu o zaman anlamış olacağız.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah
SUNUCU:Bizi yarın 22:00’dan itibaren Çay tv, Kanal Avrupa, Mavi Karadeniz Radyo ve www.HarunYahya.Tv’den takip edebilirsiniz.
ALTUĞ BERKER:Deccal çok yalancı, kezzap demektir. Demin de izah ettiniz, inşaAllah. “Bu, cim harfi cezimli okunursa (decle ve declen - dacil şeklinde) böyledir. Cim harfi fethalı okunursa (decele şeklinde) hakkı batıl ile örtmek manasına gelir.”
ADNAN OKTAR:Hakkı batıl ile örten yalancı hilekar anlamına geliyor, evet.
ALTUĞ BERKER:“Çoğul siygası; deccalun ve decacile olur. Deccal yalanlarıyla gerçeği kamufle edicidir” diyor sözlük.
ADNAN OKTAR:Evet. Azılı bir yalancı olacak deccal. Küçük deccallerden bahsediyor Peygamberimiz (s.a.v) ayrıca. Kadın deccaller de var. Fakat küçük deccaller var. Yani Hz. Mehdi (a.s) döneminde büyük deccalin dışında da küçük deccaller var. Buna dikkat çekmiş Peygamberimiz (s.a.v). Ayrıca “yetmiş bin sarıklı deccalin safında Hz. Mehdi (a.s)’a karşı mücadele verirler” diyor. Başları traşlı, yetmiş bin sarıklı. Çok açık Peygamber (s.a.v)’in hadisleri. Onun için böyle insan olmaktan Müslümanlar Allah’a sığınacaklar.
Şeytandan Allah’a sığınırım. Zuhruf Suresi, 29;“Hayır; Ben onları ve atalarını, kendilerine hak ve açıklayan bir elçi gelinceye kadar yararlandırdım.”2015 tarihini veriyor, bir tane ebcedi var. “Ancak kendilerine hak gelince, dediler ki: "Bu bir büyüdür, doğrusu biz ona (karşı) kafir olanlarız."” Bütün güçleriyle karşı çıkıyorlar o devrin Mehdi’si gelince. Diyorlar ki Mehdi’ye: “Ancak kendilerine hak gelince,” Mehdi gelince, “dediler ki: "Bu bir büyüdür,” yani onun büyücülük yaptığını iddia ediyorlar, “doğrusu biz ona (karşı) kafir olanlarız.” Reddediyoruz, inkar ediyoruz diyorlar. Ebcedi 1990 tarihini veriyor. Bir tane tarihi var, 1990. Bakın peş peşe ayetler, hayret edilecek şey. “Ve bunu (bu tevhid inancını) belki (insanlar Allah'a) dönerler diye ardında (kendi soyunda) kalıcı bir kelime olarak kıldı-bıraktı.” O da 1999 tarihini veriyor, 28. ayet de. Bakın birinci ayet 1999, ikinci 2015, üçüncü de 1990 tarihini veriyor.
Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...