SUNUCU:Programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, bütün Müslümanları biz canımız gibi seviyoruz, hepsini. Tabii görüşleri muhtelif olur, o son derece normal. Onda şaşılacak bir şey yok. Düşüncelerine faydalı olmak için sürekli bir şeyler anlatmak lazım, doğru şeyler anlatmak lazım. Vehhabi’siyle, Sünni’siyle, Şii’siyle hepimiz kardeşiz. Halifelik denen şey, şimdi halkın kafasında bambaşka bir şey akla geliyor, böyle on altı atın çektiği... Öyle değil; Müslümanların kardeş olması, birbirini sevmesi. Avrupa Birliği de bir halifelik. Bir başkanları var, bir birliktir. İslam aleminin halifeliği de işte aynı Avrupa Birliği gibidir. Bu anlamdadır. Yani Avrupa Birliği nasıl bir halifelikse, İslam Birliği’nde oluşacak halifelik de o tarzdır, inşaAllah.
“Selamun Aleykum değerli Hocam. Ücra bir köşede pansiyonda kalmaya mecbur ettiler beni. İsmim Fatih Ayhan. Karabük’ten yazıyorum, inşaAllah. Nasılsınız, inşaAllah? Benim burada anlatmam yasaklandı. Okuyucular cemaatine girmeme ne dersiniz, değerli Hocam? Cevabınızı bekliyorum. İyi yayınlar, inşaAllah.” Kardeşimiz, Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetti diye aforoz etmişler. Madem tedirgin oluyorlar söyleme, değil mi? Diğer kardeşlerine anlat, etrafına anlat. Bulunduğun yerde anlatırsan, tedirgin oluyor olabilirler, rahatsız oluyor olabilirler. Tedirgin olacak bir şey yok. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.); “Hz. Mehdi (a.s)’ı müjdeleyin” diyor. Ne var yani? Son nerece güzel bir şey. Bir de bütün ehl-i sünnet alimlerinin tamamı anlatmışlar. Gece gündüz her yerde anlatıyorlardı. Yasaklanması ve anlatılmaması, deccalin çıktığının alametidir. Cübbeli de anlatıyor televizyonda, değil mi? “Hz. Mehdi (a.s) da, deccal de anlatılmıyor hutbelerde” diyor. Dershanelerde, sohbet yerlerinde anlatılmasının yasak olması, 1986’larden sonra başladı. Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetmek, birçok yerde yasaklandı. Topluluklarda, cemaatlerde de yasaklandı. Konuşanı hemen aforoz ediyorlar bazı yerlerde hakikaten. Halbuki daha önce gürül gürül anlatılıyordu. Mesela Fethullah Hocamız büyük bir coşkuyla anlatıyordu, Hz. Mehdi (a.s)’ın varlığını, Hz. Mehdi (a.s)’ı. Yine anlatıyor, gösterdiniz videokasetlerini. Hatta “talebelerini burada şu an görüyor gibiyim” diyor. Yer gök inliyor, cezbeye geliyorlar. Acayip hoşlarına gidiyordu. Hz. Mehdi (a.s)’ın alametlerini Fethullah Hocamız, isim vererek anlatırdı. Ben biliyorum o zaman bantları vardı. “Hâkim'in Müstedeki’nde,sakalından ve diğer detaylardan bahsediliyor” diyordu, anlatıyordu. Sonradan ne olduysa oldu, bir rüzgar esti, Hz. Mehdi (a.s)’dan anlatmak yasaklandı birçok yerde. En hassas oldukları konu bu. Mesela Cübbeli, adeta kendini kaybetti. Dergisinin bu sayısını da Hz. Mehdi (a.s)’a ayırmış, Hz. Mehdi (a.s) gelmeyeceğe ayırmış. Peygamberimiz (s.a.v.) “müjdeleyin” diyor. Bunlar da “gelmeyecek” diye müjdeliyorlar. Peygamberimiz (s.a.v.); “ Hz. Mehdi (a.s) gelecek, geldi diye müjdeleyin” diyor, bunlar da “gelmeyecek” diye müjdeliyorlar. Mehmet Talu Hoca’ya reddiye yazmış. Sen kimsin de Mehmet Talu Hoca’ya reddiye yazıyorsun. Mehmet Talu Hoca seni bin kere cebinden çıkartır. Asıl reddiye yazılacak sensin, değil mi? İlmin ne? İrfanın ne? Neye göre yapacaksın? Ancak nakil alıyorsun hadislerden alıp, koyuyorsun, hikmetini biliyor musun hadislerin? Bilmiyorsun. Daha kuyruklu yıldızın çıktığından haberi yok. “Böyle parlak bir kuyruklu yıldızdan benim haberim yok” diyor. Sen baktığında, evin tavanını görüyorsun. Gidip gazetelerden okumuyorsun ki. Televizyonu yasaklamışsın sen, gazeteyi okumayı da yasaklamışsın. Nerden göreceksin? Göğe de bakmıyorsun, evden çıkmıyorsun zaten. Evde yatıp, evin tavanını görüyorsun sen. “Ben görmedim kuyruklu yıldızı” diyor buyurun, ne yapıyorsanız yapın. Reddiyeyi yazacak kişi Mehmet Talu Hoca’dır. O değerli bir alimdir. Kaynak verir, mantığını açıklar, detaylandırır. Senin yazdığın reddiyeler sadece bir öfkeye, Fatih Altaylı’ya şirin görünmek için yaptığın reddiyeler. Fatih Altaylı’ya yaranmaya çalışıyor, onun beğenisini kazanmaya çalışıyor. O diyordur “beceremedin, bir türlü başarılı olamadın. Bak Hoca seni ne hallere getirdi” diyordur. O da boş değilim, bir şeyler yapalım diye ortaya çıkıyor anladığım kadarıyla. Aydın Doğan da “hadi oğlum durma, yap bir şeyler” diyordur anladığım kadarıyla. Onlar çırpındıkça Mehdiyet gelişir. Hocalar geldi buraya, maşaAllah, bayağı tarafsız gözle bakıyorlar. “Türkiye’nin yüzde 99’u, maşaAllah, ehl-i iman” dedi, değil mi? “Hocam Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alameti olmasın” dedik gayri ihtiyari, İnsan merak ediyor. Çünkü daha önce binde 999’u dinsizdi dünyanın. Şimdi diyor ki Hocamız; “İngiltere’de ve Türkiye’de olağanüstü değişiklik olmuş 10 yıldan beri” diyor. Kim yaptı bunu? Biri vesile olmuş, bir şey olmuş o zaman, değil mi? Bir şey olmuş, biri gelmiş, bir şeyler yapmış. Biz de Hz. Mehdi (a.s) talebesi olarak kenardan bir faydamız oluyor ama demek ki olağanüstü bir şeyler olmuş, bizim bilmediğimiz.
ALTUĞ BERKER:Bu “Japonya’daki depremin, dünyanın eksenini 10 santim kaydırdığına” dair haberler var, Hocam. “Dünyanın hızı artmış, 1.6 mikro saniye. Dolayısıyla günler de kısalmış 1.6 mikro saniye”, inşaAllah, ona vesile olmuş. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadisi var bu konuda: “Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır. Zaman kısalacak ve vasıtalarla mesafeler kısalacak”diyor. (Buhari, Fiten: 25; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/313)Buhari’de inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şimdi bu hem görünen anlamda, hem de teknik anlamda da, yani bir hissedilen zamanda da kısalma olacak anlamına geliyor bu, teknik anlamda da bir kısalma olacağına işaret ediyor. Her ikisi de oluştu.
ALTUĞ BERKER:Cumhuriyet Gazetesi de bir haber yapmış: “1980 sonrası büyük depremler” diye. O depremleri saymış. Tam Hicri 1400, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hicri 1400’den sonra dünya tarihinde, dünyanın ilk oluşumlarından itibaren bu derece çok deprem yok. İlk defa oldu. Özellikle 2000’lerden sonra muazzam bir gelişme ve artış oldu, inşaAllah.
Hocalarımın kanallarına da inşaAllah bir bakalım. Oradan da konuşma imkanımız var. Baksana Hocamız 100 milyon kişi falan dinliyor, değil mi? MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:“Anlatımlarında sizden istifade ettiğini” söylüyor, Hocam, eserlerinizden. Dünyanın her yerinde böyle Hocam.
ADNAN OKTAR:Hocamız’ın naçizane. Mütevazı, sevecen, iyi insanlar, maşaAllah. Her iki Hocamız da çok sevgi dolular. Beni Suudi Arabistan’a davet etti Hocam, inşaAllah. “Hem hac yaparsın” dediler, inşaAllah. Ya nasip bakalım, inşaAllah. Hep beraber gideceğiz. Berna Hocam, Beril Hocam, Tuğçe Hocam, Berker Hocam, inşaAllah. Berker Hocam bizim delilimiz olur. Ya nasip.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Mehmet Şevket Eygi Hocamız yine bugün de tekrarlamış; “Müslümanların ümmet şuuruyla hareket ederek, birleşmeleri gerektiğini ve başlarında bir lider olması gerektiğini” açıklamış yazısında, Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hocamız bizim manevi liderimiz inşaAllah, Mehmet Şevket Eygi Hocamız. O bizim canımız, inşaAllah.
Çok sevimli kardeşlerimiz. Konuşmaya çeşitli yorumlar getirmişler, aramızdaki konuşmalara. Öyle olur mu sevimli hanımefendi? Bir sevimli hanım bir şey yazmış da. “Selamun Aleykum Hocam. Yanınızdaki değerli insanlar kim acaba? Bilgi alabilir miyiz?” diyor. Müslüman değerli kardeşlerimiz. Televizyonlarda hizmet veriyorlar. Televizyonlardan İslam’ı, Kuran’ı anlatıyorlar. Kardeşliği pekiştiren bir tavırları var. Gördüğüm kadarıyla Sünni, Şii, Vehhabi ayrımı yapmıyorlar. Açık açık da söylediler zaten “La ilahe İllAllah Muhammeden Resulullah diyenler kardeştir” dediler, maşaAllah, şahane, inşaAllah. Bu Hocalarımızı hakikaten birisine sorsak, desek nedir? Kimi tekfir de edebilir, kimi kafirlikle suçlar, kimi takva Müslüman olduğunu söyler. Biz tertemiz Müslüman olarak görüyoruz. Naif Müslümanlar olarak görüyoruz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bir internet sitenizi kardeşlerime tanıtıyorum. www.Yaratilisdelilleri.com, burada iman hakikatlerini, Allah’ın yeryüzündeki yaratılış delillerini gösteriyorsunuz, inşaAllah Hocam. 30 yıldır yaptığınız gibi, insanların imanının artmasına vesile oluyorsunuz, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: “Sevgi ve çok saygı duyduğum Muhammed Adnan Hocam. Sizin İngiltere’de Manchester şehrinde yeni yapılan “Evrim gerçek mi kurgu mu?” adlı, güzel ve profesyonel konferans dolayısıyla tebrik etmek için yazıyorum” Allah razı olsun. “Tam olarak ne anlattıklarını çok iyi bilen ve büyük bir tıp bilgisine sahip iki fevkalade insan tarafından sunuldu. Şalom ve Selam. Rabbi Mordehay Moşe Linhard.” Bu Haham bir kardeşimiz, Haham bir arkadaş. “Darwin’in birçok sefer kendi yazdıklarıyla çeliştiğini öğrenmek, orada olan herkese onun sadece deli gibi bir adam olduğunu değil, aynı zamanda evrimin de onun hayal gücüyle yalanlar üzerine inşa edildiğini gösterdi. Darwinizm dünyaya çok fazla acı verdi ve korkunç bir hastalık olan ateizmi getirdi. Musevi ve Müslümanlar arasında gerçek inananlar olarak, Allah’ın evreni, dünyayı ve onun üzerinde bulunan her şeyi yarattığını, ortak inancımızı paylaşıyoruz.” Doğru, maşaAllah. “Bu yüzden Darwinizm’in, ateizmin yalanlarına karşı fikri mücadele çok başarılı olmaya devam etmeniz için dua ediyorum.” EvelAllah, pestillerini çıkartmazsam bana ne derseniz diyin, inşaAllah. Yerle bir edeceğim Cenab-ı Allah’ın izniyle. Ettik, ediyoruz ve edeceğiz. Nasıl konuşmam ama? MaşaAllah, elhadülillah, maşaAllah. “Benim güzel Allah’ımın sanatını ve güzelliklerini insanlara atması için Allah Hocamız’a sağlık ve güç versin. Yakında Allah’ın şanını duyurmak için rüku edeceğiz ve Moşiyah Hz. Mehdi (a.s)’ın tüm dünyaya barış getirdiğini göreceğiz” diyor, inşaAllah. Bak onlar bile Hz. Mehdi (a.s)’ı bekliyorlar, maşaAllah, Musevi kardeşlerimiz. Şahane.
“Sevgili ve saygıdeğer kardeşim, dostum. Son Şabat günü İsrail’de dindar Musevi Fogel ailesinin öldürüldüğünü eminim şimdiye kadar duymuşsunuzdur. Saygıdeğer arkadaşım mahsun bir adamın karısını, küçük bebeklerini ve çocuklarını Müslüman olan kişiler tarafından canı alındı. Bunu Allah adına gerçekleştiren onlara bu dünyada ve ahirette de şeref verecek bir olay olduğunu hayal edilmiş gibi görünüyor. Bu korkunç olaya karşı düşüncelerinizi dile getirmenizi rica ediyorum” diyor, Moşe Linhard. Haham bu arkadaşımız, bu kardeşimiz. La ilahe İllAllah kardeşimiz. İnşaAllah Muhammeden Resulullah kardeşimiz de olur. La ilahe İllAllah da kardeşimiz, inşaAllah. Kardeşim, ailece bir insanı öldürmek, çocukları, kadınları öldürmek bunlar kalleşliktir, bunlar vicdansızlıktır, zulümdür, alçaklıktır. Nerenin kutsal tavrı olsun bu? Nasıl kutsal olsun bu? Zulümdür. Çok büyük günahtır. O çocuklara o dehşeti yaratmak, onların canını almaya kalkmak çok çok büyük günahtır. Allah ahirette, sonsuz cehennem azabı vadetmiştir. Ne yapmış sana? Ne yapmış yani, değil mi? Dolayısıyla, terör, Hz. Mehdi (a.s) çıkmadan durmaz. Şiddet, bağnaz dehşet, Hz. Mehdi (a.s) çıkmadan durmaz. Gerek devlet terörü devletler tarafından yapılan terörler, gerekse şahsi terörler, insanlar tarafından yapılan terörler, zulümler, kan akıtmalar, acılar bütün dünyada yaygın. Her yerde kan revan görünüyor. Ve bir türlü durmuyor, durulmuyor. Ancak Hz. Mehdi (a.s) ile inşaAllah durup, durulacak. Barış da o zamandır, kardeşlik de o zamandır, şefkat de o zamandır, demokrasi de o zamandır, fikir özgülüğü de o zamandır, devletlerin özgür olması da o zamandır. Devletlerin hiçbirinde fitne olmayacaktır. Her devlet üniter yapısını korur. Bölünme olmaz devletlerde, rejimlerinde de bir şey olmaz. Sevgileri değişir, şefkatleri değişir, merhamet anlayışları, adalet anlayışları, kardeşlik anlayışları değişir. Koruyup kollama, Allah aşkı anlayışları değişir hepsinin üstünde, Allah korkusu anlayışları değişir. Dolayısıyla çok çok güzel günler olacak, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s) sevgi öğretmenidir. Aşkı, tutkuyu, kardeşliği öğretecek insanlara. Bir kargaşa, bir azap ortamı var dünyada. Bunu tamamen ortadan kaldıracak. Bir yerde değil, milyonlarca yerde var. Tek bir yerde değil.
Çok sevimli bir kardeşimiz var, hanım kardeşimiz. “Sevgili Hocam. Saçlarınızı açınca aynı arslana benziyorsunuz” diyor, maşaAllah. İnşaAllah o dediklerin daha ileriki yıllarda olacak, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam Sakarya Üniversitesi Kütüphanesi’nden resimler geldi. Muhammed ve Serdar isimli iki kardeşimiz, sizin çok sayıda kitabınızı alıp üniversite kütüphanesine hediye etmişler. Oradan da resim çekip yollamışlar.
ADNAN OKTAR:Aslanlarım benim. Çalışmaların böyle olması lazım. Her yeri kütüphane yapmak lazım. Dükkanlar, çarşılar her yerde kütüphaneler. Her yerde küçük bir yerde kütüphane. Muhteşem olmuş. Çok çok güzel çalışmalar.
“Selamun Aleykum Hocam. Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri, yeni açıklamalarında; “büyük şehirleri terk edin” dedi. Ve Kıbrıs ile ilgili açıklamalarda tam anlayamadım ne demek istediğini güzeller güzelinin. Bu konuyla ilgili bir açıklamada bulunursanız sevinirim. Bayağı ürktüm. Bir de psikolojik tedavi caiz midir? Canlar canı dün sizi göremedik. Allah gücünüzü ve tebliğinizi artırsın. Rabbim cümlemizden razı olsun.” Sevim Yılmaz kardeşimiz. Şeyhimiz, mürşidimiz bir şey söylediğinde tabii ki ledüni, batıni anlamı da oluyor. Mesela “büyük şehirleri terk edin” dedi ama baktık büyük şehirlerde büyük bir tsunami oluyor, büyük bir felaket oluyor. Bu demek istediği Hocamız’ın büyük bir yerleşim yerinde, büyük bir yerde bir felaket olacak. Onun ledüni açıklamasıdır, kapalı açıklamasıdır. Yoksa tabii ki büyük şehirlerin hepsini terk edin, köylerinize gidin anlamında değil. Tehlike görüyorsanız, risk görüyorsanız, orada yaşayamıyorsanız, Müslümanlığınızı yaşayamıyorsanız, dininizi yaşayamıyorsanız gitmeniz iyi olur anlamında, inşaAllah. Benim anladığım o. Çünkü Şeyhimizin her sözünde bir hikmet, derinlik oluyor.
“İbrahim Tatlıses, Şişli’de uzun namlulu silahlarla saldırıya uğramış ve başından vurulmuş, hastaneye kaldırılmış.” Çok büyük ahlaksızlık ve vicdansızlık. Çünkü kendi halinde, mazlum bir insan, inşaAllah. İnsanların iyi olması, neşeli olması için gayret eden bir insan. Ama tabii böyle ünlü insanların yalnız gezmemesi lazım. Yalnız derken, korunmasının çok titiz olması lazım. Büyük bir zulüm. Kim yaptıysa, çok büyük günaha girmiş ve çok büyük bir zulüm yapmış. Sevilen bir sanatçıydı. Çok ters bir hareket, çok çirkin. Hatta İbrahim Tatlıses’i, ben bizim programımıza çıkartmayı da düşünüyordum, tabii Allah’ın hikmeti, inşaAllah. Hasetlik oluyor, kıskançlıklar oluyor, evet kızdırıcı bir hareket. Ama tekrar söylüyorum, böyle tanınan bilinen insanların korunmasının çok iyi olması lazım. Ün yapmak için, tanınmak için, tabii çirkin bir ün bu, çirkin bir tavır ama bunu yapıyorlar, böyle şeyleri yapıyorlar. Böyle bir şeyle tanınmak güzel mi? Herkesin sevdiği bir insanı, herkesin muhabbet duyduğu bir insanı vurmak, bu nefret meydana getirir. Burada ne meydana gelir? Başka bir şey meydana gelmez, inşaAllah. İşte diyorum ya bakın, her yerde var zulüm. Moşe Linhard demiş ya; “burada bir zulüm yapıldı, burada bir katliam yapıldı” bak bu da bir zulüm işte. Zulüm her yerde. Hz. Mehdi (a.s)’ın olmadığı bir ortamda, bu olur ve devam eder. Mehdiyet’in olmadığı bir yerde bunlar olur ve devam eder, edecektir. Bütün dünyada devam edecektir. Filistin’de de acı çekiyor kardeşlerimiz, İsrail’de de acı çekiyorlar, Mısır’da da acı çekiyorlar, Fas, Tunus, Cezayir’de de acı çekiyorlar. Dünyanın her yerinde acı çekiyor insanlar. Her yerde cinayetler var. Bunun duruşu ancak Mehdiyet’ledir. Bunu insanlar görecek, inşaAllah.
SUNUCU:Bizi yarın 22.00’dan itibaren Kahramanmaraş Aksu TV, Mavi Karadeniz Radyo ve www.HarunYahya.Tv sitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Rad Suresi 34, şeytandan Allah’a sığınırım, zalimler için Cenab-ı Allah diyor ki, “Dünya hayatında onlar için bir azap vardır.” Bir kere dünyada acı çekiyorlar, vicdan azabı çekiyorlar. Allah çeşitli dertler veriyor. “Ahiretin azabı ise daha zorludur.” Yani daha çetin olacak diyor Allah cehennemde. “Onları Allah’tan kurtaracak hiçbir koruyucu yoktur.” Bu dünyada belki kendilerini koruyabilirler ama ahirette hiçbir şekilde koruyamazlar diyor, Allah. “Takva sahiplerine vadedilen cennet; onun altından ırmaklar akar.” Böyle küçük veyahut büyük su arkları. “Yemişleri ve gölgelikleri süreklidir.” Yemişler tükenmiyor, gölgeliklerde hiçbir şekilde tükenmiyor, sürekli. “Yemişleri ve gölgelikleri süreklidir. Bu korkup sakınanların mutlu sonudur; inkar edenlerin sonu ise ateştir.” Allah bu ayetlerle, bu açıklamalarla bizim sürekli iyi olmamız için, muntazam Kuran ayetleri ile bizi bilgilendiriyor Allah. Yani beynimiz, ruhumuz bu bilgilerle sürekli yönleniyor. En güzel hareketi yapmak için, en güzel tavrı göstermek için. 36, “Kendilerine Kitap verdiklerimiz” yani Musevi ve Hıristiyanlar, “sana indirilen dolayısıyla sevinirler.” Yani Hıristiyanlar ve Musevileri sevindiren bir durumdur Kuran’ın inmesi, bir güzelliktir diyor. Çünkü hak bir Kitap inmiş, değil mi? Hak bir Peygamber (s.a.v) gelmiş, saf vahiy gelmiş. Onlar için bir sevinç vesilesidir, diyor Allah.
Makaleler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...