SUNUCU2: “Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri” programımıza Samsun Aks TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Desten TV ve www.HarunYahya.tv sitemizden devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR: Beril Hocam ne buyurursunuz, nasıl anlatalım, Şeyhime mi soralım?
SUNUCU1:Estağfirullah Hocam, nasıl uygun görürseniz.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Mehmet Talu Hocamız’ın bir yazısıyla başlamak istiyorum uygun görürseniz? Malumunuz yarın 18 Mart şehitleri anma günü, inşaAllah “1915, 18 Mart’ta, tam 96 yıl önce Çanakkale’de Atatürk’ün liderliğinde kazanılan büyük zaferde 250 bin askerimiz şehit oldu. Bu nedenle 2002 yılından beri her yıl 18 Mart tarihinde hem Çanakkale zaferinde, hem de sonrasında şehit olan tüm kardeşlerimiz anısına törenler düzenleniyor, mevlûdler okunuyor.” Mehmet Talu Hocamız da şehitleri anma gününe atfen bir yazı yazmış. Yazısında, şehitlik makamının Kuran’da iki güzellikten biri olarak müjdelendiğini, iman, vatan sevgisi, birlik ve beraberlik duygularının zamanın güçlü ve donanımlı ordularına karşı koymada en önemli faktör olduğunun altını çizmiş. Bu büyük zaferin Mehmet Akif’in “Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.” sözünden kaynaklanan ruhun bir tecellisini olduğunu söylemiş, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Mehmet Talu Hocamız, maşaAllah çok güzel yazmış. Genel kültürü, bilgisi çok fazla olan bir insandır. Kelam bilgisi, felsefe bilgisi, her türlü bilgi Hocamız’da mevcut, maşaAllah. Fıkıhta da zaten deryadır, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Rusya ile vizeler kaldırıldı Hocam, Allah’ın izniyle. 30 gün sonra hayata geçirilecek bu uygulamanın anlaşmasını Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov imza attılar. Siz Rusya’nın Türk-İslam Birliği içinde olacağını yıllardır söylüyorsunuz Hocam inşaAllah. Onunla ilgili anlatımlarınızı içeren bir şey göstermek istiyorum. 1300’ü aştı söylediklerinizin gerçekleştiği. Rusya ile vizelerin kalktığına dair haberler, 17 Nisan’da vizeler kalkıyor, anlaşması imzalandı. Siz 2008 yılında söylemiştiniz Hocam, inşaAllah. “Süper, bayağı güzel. Hepsi bizim kardeşlerimiz, hepsi bizden koparılmış parçalar. Rus milleti de güzel millettir, güzel insanlardır, hep Türklerle iç içe yaşamıştır. Zaten Rusya aynı zamanda bir Türk devletidir ve bir Müslüman nüfusu barındıran devlettir. Hatta Rusya İslam Birliği örgütüne girmeye çalışıyor. Rusya da bizim topraklarımız, oralarda bizim yerlerimiz, sadece bir devlet ayrılığı var o kadar. Onlara da çok dostane ve sevecen yaklaşılması lazım, çünkü milyonlarca Türk yaşıyor Rusya’da ve milyonlarca Müslüman var. Rusya’da nereye gitsen Müslüman kaynıyor, maşaAllah. Onun için onları yabancı görmemek lazım. Oraları da bizim topraklarımız, inşaAllah ve kardeşlerimiz oralarda, inşaAllah.” demiştiniz. “Sınırlar açılsın vizeler kalksın, gürül gürül ticaret yapalım. Bağrımıza basalım onları, bir sevinç olsun, bayram olsun, bereket, bolluk böyle her yeri bir sarsın.” dediniz Hocam, inşaAllah. Şimdi gerçekleşiyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Her hafta, her ay çok büyük olaylarla sarsılıyor, sürekli insanlar söylenen hadislerin aynısıyla tahakkuk ettiğini görüyorlar. Saymaya kalkıyoruz, binin üzerinde; müthiş bir yoğunlaşma var, ama akıllı düşünen, samimi düşünen için tabii. Sathi düşünen, yüzeysel düşünen için görüş dar olur, göremez. Sathi düşünen, kutunun içerisine küçük bir iğne ile açılmış delikten bakar, dünyayı o kadar ile görür. Halbuki dünyayı her cepheden görmeleri lazım, yukarıdan, aşağıdan, kenardan, köşeden, sağdan, soldan, her yerden görmesi lazım. Fakat dar görüşlü insanlar, dar kültürlü, dar bilgili, dar görgülü insanlar, dünyaya, olaylara, İslam’a, Kuran’a dar bakıyorlar. Dar bakınca da, görüş de çok sığ ve yüzeysel oluyor. Onlara uyan insanlar da aynı şekilde acı çekiyorlar, yanlış yolllara gidiyorlar.
ALTUĞ BERKER: Robert Miranda adlı Amerikalı gazeteci Yeni Asya’ya yolladığı makalesinde: Amerikalı yetkililerin Orta Doğu’ya demokrasi gelmesinden endişe duyduklarını, çünkü Orta Doğu’ya demokrasi geldiğinde, İslam’ın büyük bir patlama yaşayacağını ve tüm dünyayı etkisi altına alacağını bildiklerini söylemiş. Demokrasinin olmayışının Orta Doğu’yu bölünmüş ve parçalanmış şekilde tuttuğunu, ancak demokrasinin gelmesiyle bu parçalanmışlığın ortadan kalkarak, dünya genelinde bir İslami uyanışın olacağını söylemiş, Amerika’nın da bu durumun farkında olduğunu belirtmiş.
ADNAN OKTAR: İşin doğrusu Amerika İslam alemine demokrasinin gelmesini ister. İslam alemindeki insanların Mehdiyet’i istemesi, Türk-İslam Birliği’ni istemesi çok önemli. Haberleri bile yok bir kısmının, öğrettikçe, anlattıkça, kavrayıp, anlıyorlar. Örtücü hocaların faaliyetlerinin durdurulması lazım, Cübbeli tarzında. İttihad-ı İslam’ı örtmeye çalışan, Türk-İslam Birliği’ni örtmeye çalışan, perdeleyici, perdeci hocaların durdurulması gerekiyor. Perdeci hocalar yüzünden İslam alemi birleşmiyor, birleşemiyor, yoksa çoktan birleşirlerdi. Adam 570 yıl sonra deyince, insanlarda ne şevk kalıyor, ne gayret kalıyor, ne heyecan kalıyor, vazgeçiyorlar. İşine gücüne bakıyor, ticaretine bakıyor, kendi hayatına bakıyor. Ama elan Hz. Mehdi (a.s.) hayattadır dese, şevklendirse Müslümanları, heyecanlandırsa, İttihad-ı İslam’ın oluşması, Türk İslam Birliği’nin oluşması haftayı alır belki, hafta en fazla, hemen oluşacak bir güzellik, çünkü NATO birleşti, kimse hayret etmedi, garip karşılamadık. Avrupa Birliği birleşti, bunu da şaşkınlıkla karşılamadık. Peki İslam alemi, Türklük alemi birleşince niye şaşıralım? Bunda şaşacak bir şey yok, bir güzellik var, hayır var, değil mi? Perdeci hocaların faaliyetlerine son vermek için de anlatımlar çok önemli. Çok detaylı televizyonlardan, radyolardan sürekli karşı anlatımlar yapılması lazım, çünkü bunların çeneleri çok güçlü oluyor, sürekli konuşuyorlar, Müslümanlar da susuyorlar, susunca da karşı atak gelişir. Bunlar boş durmazlar. Samimi iman edenler de bütün gayretleriyle hakkı, hakikati anlatmak durumundalar, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Serdar Turgut: “Bu yazının, uyandırıldıktan sonra İbo’ya okunmasını rica ediyorum” başlıklı bir yazı yazmış. Yazısında, kendisinin de benzer bir durum, yani beyin kanaması nedeniyle hastanede yattığını hatırlatarak, uyanır uyanmaz her şeyden önce Allah’a şükretmesini tavsiye etmiş. Ardından da kendisinin iyileşmesindeki süreçleri anlatarak, içini ferah tutmasını söylemiş.
ADNAN OKTAR: Zaten İbrahim Tatlıses dindar bir insan, dine karşı sevgisi olan bir insan, İslam’a karşı sevgisi olan bir insan. Zannediyorum daha da dindar olacaktır tabii, daha şevki artacaktır. Dolayısıyla daha da candan, daha derin imanla İslam’a daha güzel hizmet edeceğini düşünüyorum, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İddia edilen Ergenekon davası kapsamında yapılan araştırmalarda, ele geçirilen belgeler içinde, birçok isme suikast düzenleyerek, dindar insanların üzerine suç atma planı içeren kriptolu yazılar bulunmuş. Dindar görünümlü tetikçi seçilerek, eylemi gerçekleştirirken, “ya Allah, Allahu ekber” diye bağırması planlanmış.
ADNAN OKTAR: Daha önce de öyle yapıyorlardı, evet. Başına ‘la ilahe illAllah’ yazıp, iti, kopuğu insanlara saldırtıyorlardı. Bakıyorsun, adam alkolik, hapçı, fakat başında yeşil bant, üstünde ‘la ilahe illAllah’ yazıyor, onunla eylem yapıyor. Üst baş tam klasik çakal, üslup çakal, hayatı çakal, başında ‘la ilahe illAllah.’ Tam iddia edilen Ergenekon terör örgütünün stili, oyunlarından bir tanesi, ama artık insanlar böyle oyunlara hiç kanmıyorlar. Türkiye’deki insanlar, benim milletim çok aklı başında, çok tutarlıdır. Hakkı, hakkaniyeti çok iyi fark eder ve bilirler, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Hocam dün Bahreyn’deki olaylarla ilgili bir film göstermiştik, müsaade ederseniz tekrar göstermek istiyorum, inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Bakalım.
VTR: Bahreyn’deki olaylar.
ADNAN OKTAR: Burada anlatacağın nedir, filme yorum yap.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam, siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah. Plastik mermi kullanmışlar, bugün de bazı ölümler olmuş, Suudi idareciler yardım istediler. Bugün de Sayın Davutoğlu, Suudi Dışişleri Bakanını davet etti, o da görüşmek üzere acil geldi. Bahreyn’de olaylar arada sıcaklaşıyor. Biraz evvel son dakika haberinde Hocam; “Birleşmiş Milletler’de yapılan Libya görüşmelerinde, Libya uçuşa yasak bölge ilan edilmiş. Kaddafi birlikleri Bingazi’yi ele geçirmek üzereydi, bu kararla Kaddafi’nin askerlerinin ve uçaklarının Bingazi’ye saldırmasının engellenmesi hedeflendi. Kaddafi, eğer böyle bir karar çıkarsa tüm gücüyle savaş ilan edeceğini söylemişti. Birleşmiş Milletler kararlarına göre, sivillerin korunması için Birleşmiş Milletlere haber göndermek koşuluyla Birleşmiş Milletler üyesi ülkeler askeri çıkarma yapabilecek. Fransa Dışişleri Bakanlığı tasarı kabul edilir edilmez sivillerin korunması için harekete geçeceğini açıklamış.”
ADNAN OKTAR: Türk İslam Birliği olmuş olsaydı, ne Fransa’ya ihtiyaç olurdu, ne NATO’ya ihtiyaç olurdu, ne şuna, ne buna, ne Birleşmiş Milletlere, kimseye ihtiyaç olmazdı. Daha hala Cübbeli tarzı kişilerin perdelemeleriyle, örtmeleriyle Türk-İslam Birliği oluşamıyor ve gecikiyor. Geciktirmeyi bu kişiler var güçleriyle yapıyorlar. Bunu kahraman edasıyla yapıyorlar, bir de alkışlıyorlar bu adamları; ne güzel engelliyorsun Türk İslam Birliği’ni, İttihad-ı İslam’ı ne güzel engelliyorsun, helal olsun, çok takva adamsın, diyorlar. Şimdi de 2 Nisan’da Mahmut Efendi ile beraber Hacca gitme planı varmış Cübbeli’nin, 2 Nisan’da. Orada Mahmut Efendi’den el alma hedefi varmış. Ona herhalde kendince böyle bir psikolojik baskı yapacak, anladığım kadarıyla ve Mahmut Efendi’den el alıp cemaatin başına geçmeyi düşünüyormuş. 2 Nisan’da büyük bir Hac kafilesi gidecekmiş, orada Cübbeli’nin ilginç bir planı varmış. Varmış derken, var yani, inşaAllah. İlk defa İslam aleminde böyle bir yönü olan, böyle ilginç yönü olan bir Nakşibendi şeyhi olmuş olacak, İslam tarihinde ilk defa, hani var ya meşhur özelliği. Çünkü hiç görülmemiş bir şey, böyle bir olay yok, ilk defa böyle bir Nakşibendi şeyhi olacak. Herkese de hayırlı uğurlu olacak; o tipteki adamlara tabii, onu şeyh kabul edenlere de. Allah ıslah etsin, ne diyeyim? Yalnız Mahmut Efendi Hazretleri’ni, bu çok değerli insanı, etrafındaki aklı başında insanlar; hepsi aklı başında da fakat bir kısım kardeşlerimizin daha titiz olup, dış baskılardan, müdahalelerden Hocamız’ı beri tutmaları lazım, herkesle muhatap etmemeleri lazım. Zaten yürüme güçlüğü çekiyor, konuşma güçlüğü de çekiyor. Bu durumda bir insan üstelerse, üstüne üstüne gelirse, öyle bir durumda Şeyh Efendi çok müşkül durumda kalır. Etrafındaki ailesi olsun, kişiler olsun Hocamız’ı garip insanlardan uzak tutmaları lazım. Garip derken, yani ilginç diyeyim, inşaAllah. Tabii bu benim kanaatim. En akılcı, en güzel hareketlerin yapılması için, en saygılı, en hürmetli tavırların ortaya konması gerekiyor, inşaAllah. O camianın içerisinde çok değerli büyükler var, çok değerli insanlar var. Mürşidlik görevi yapabilecek, aklı başında, saygın, değerli, fıkıhta alim, genel kültürü çok yüksek, bir çok yabancı dil bilen, sevgisi, şefkati yerinde, üstelik de Cübbeli’de olan o malum özellik olmayan, tertemiz insanlar var. Dolayısıyla böyle bir insanı, böyle nezih bir cemaatin başına getirmeye kalkmak, çok çok acayip bir şey olur, çok çok acayip bir şey olur. Bilmiyorum kimler nasıl bir plan hazırladılar, bu planın sonucunda neler düşünüyorlar, bu da ayrı bir şey. Benim isteğim, talebim Mahmut Efendi Hocamız’a çok yoğun sahip çıkılması, etrafına elini, kolunu sallayarak herkesin gelip gitmesinin engellenmesi, inşaAllah. Bakalım, 2 Nisan’da Cübbeli neler yapacak, göreceğiz. Seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER: Japon İmparatoru’nun dua istediğine dair bir haber vardı Hocam. “Kurbanların sayısını bilmiyoruz, ancak her bir kişinin kurtarılabilmesi için dua ediyorum.” demiş, dua istemiş televizyonda.
ADNAN OKTAR: Dua edelim de, Allah’a mı dua etmemizi istiyor, Japonlar’ın putuna mı insanların dua etmesini istiyor, Buda’ya mı dua etmelerini istiyor? Neye göre dua etmelerini istiyor, onu söylemesi lazım. Bir olan, yaratan Allah’a, hak olan, sübhan olan Allah’a dua edilmesini istemesi ayrıdır, bir de dua edin demek ayrıdır. Hangi dine göre, neye göre dua edeceğiz onu söylemesi lazım. Şinto dinine göre mi? Çünkü Şinto dini yaygın orada, Budizm yaygın, pagan dinler çok yaygın. Hangi dine göre olması gerektiğini söylemesi lazım.
ALTUĞ BERKER: Tsunami ile ilgili görüntü vardı Hocam, uygun görürseniz gösterebilirim, inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Biraz sonra.
ALTUĞ BERKER: Tamam Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Sayın adnan Oktar Hocam, aşağıda yazılanlar facebookta var. 15 yıldır Cübbeli’nin tarikatındanım. Şu anda Efendi’nin cemaatinin sözcüsü Cübbeli olduğu için, o kendisini Hz. Mehdi (a.s.) olarak görüyordu. Ama yaşı 45’e geldi, hala kendisine Mehdilik gelmeyince, gelecek olan Hz. Mehdi (a.s.)’a tavır aldı, Hz. Mehdi (a.s.) çıkmayacak, diyor. Yüzde 99 bekliyoruz Hz. Mehdi (a.s.)’ı, inşaAllah. Sakarya’dan sevgiler.” “Allah Celle Cellalühu’nun selameti üzerinize olsun, inşaAllah. Hocam, ben aslen Tokatlıyım.” diyor, Kaan isimli kardeşimiz. Yaşı ile falan alakası yok Cübbeli’nin, o herhangi bir kıpırdanma, herhangi bir şey olmadığı için, bir de sağlık durumunu ortaya koyuyor. Onun daha önceki videoları var, ben onları toplatayım, getireyim. Zaten şimdi onun kitabını hazırladım Cübbeli’nin, bayağı kapsamlı Hz. Mehdi (a.s.)’ı savunuyor. Aleyhinde değil, Cübbeli’nin aleyhinde değil, lehinde. Fakat yoğun olarak Hz. Mehdi (a.s.)’ı savunuyor, delilleri ile gösteriyorum, anlatıyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu yüzyılda geleceği açıkça ifadelerinden anlaşılıyor. Cübbeli, “ben ayakta duramıyorum, damarlar donmuş, benden Mehdi mi olur yav?” diyor böyle. Yani hadi desek, demek ki yapacak Mehdilik. Tedavi edilse hemen ortaya dökülecek, elinde bastonu ile çıkacak. Eğer samimi olarak takvayı, İslam’ı savunuyorsanız, Kuran’ı savunuyorsanız, şahane alimler var o camia içerisinde, şahane; başta Mehmet Talu Hoca olmak üzere, değil mi? Mübarek insan, muhterem insan, tasavvuf yönü de mükemmel, kelam yönü de, ilmi de, kültürü, görgüsü, adabı, edebi, her şeyi mükemmel. Yine Mehmet Talu Hocamız gibi birçok alimler var orda, değerli insanlar var. Onlar varken, en geriden gelen bir insanı; Aydın Doğan dedi diye ortaya çıkarmaya kalkmak acayip, çok çok acayip. Evet, Allah hidayet versin, Allah akıl fikir versin.
ALTUĞ BERKER: Tsunami görüntüleri gösteriyorum Hocam, inşaAllah. Bunlar bir filmden alınmış, ama tsunaminin oluşumunu gösteriyor.
ADNAN OKTAR: Evet, tipik tsunami görüntüsü, evet. Kardeşimiz sormuş, “Kıyamet alametlerinden midir? Bu durum.” diyor. Tabii ki Kıyamet alametlerinden. Bunu anlamayan, bilmeyen kimse kalmadı, herkes bunun farkında. Bir olağanüstülük olduğunu herkes açıkla görüyor, alenen görüyor.
ALTUĞ BERKER: Siz, Kehf kıssasında buna işaret olduğunu söylemiştiniz, 86-87. ayetlerde, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. Bakın, Kehf Suresi’nde diyor ki Cenab-ı Allah. Tabii Kuran’ın bir çok işaret yönü vardır, fakat, bir işaret yönünü daha gösteriyorum. 86. ayet, “Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin." “Yanında bir kavim gördü,” bakın, “güneşin battığı yere kadar ulaştı”. Japonya’nın bayrağı güneştir, biliyorsunuz. Japon bayrağı, güneştir, göster bakalım Japon bayrağını. “Onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu.” Tsunamideki denizi bilmiyorum gördünüz mü? Simsiyah, tam çamurlu ve kapkara ve böyle batak gibi, yani kara batak gibi simsiyah bir çamur. Onun içinde Japon bayrağının güneşinin battığına işaret ediyor Kuran. Yani, Japonya’da böyle bir olay olacağını, böyle bir batış olacağını; bir yönüyle, bakın, bir çok işaretinden bir tanesidir. Japonları temsil eden bu bayrağın; oradaki sembolik anlatımın, burada da tezahür ettiğini görüyoruz. “Kara çamurlu bir gözede;” büyük bir olay oldu, çok büyüktür, tarihi bir olaydır, dünya tarihinin en büyük olaylarından bir tanesidir. Denizin kara çamurlu olması, Japon bayrağının güneş şeklinde olması, bir de yanlarında bir kavim olması, değişik bir kavim olması, Kuran’nın bir işareti olduğunu görüyoruz, inşaAllah. Ayet devam ediyor, “Dedi ki: “Kim zulmederse biz onu azaplandıracağız, sonra Rabbine döndürülür, O da onu görülmemiş bir azaplandırır.” Ebcedi de manidar, ebcedi de bu yılları veriyor Kuran, 87. ayet. “Kim iman eder ve salih amellerde bulunursa, onun için güzel bir karşılık vardır. Ona buyruğumuzdan kolay olanını söyleyeceğiz." Hz. Mehdi (a.s.)’ın kolaylaştırıcı yönü vardır, yani dini tahfif edecektir. Dinin üzerine ilave getirilmiş hurafeleri, tahrifatı, ortadan kaldıracaktır, inşaAllah ona da bakar.
ALTUĞ BERKER: Belçika’da ve İskoçya’daki konferanslarımızdan olan görüntüler bunlar Hocam. Bu, Belçika’da sizin kitaplarınızla ilgili stant kurulduğu; Barış ve Saadet Derneği tarafından düzenlenmişti. Türkçe, İngilizce ve Hollanda dilindeki kitaplarınızın olduğu bir stant kuruldu, çok ilgi gördü, inşaAllah. Birde, Autoform Eğitim Merkezin’de, İskoçya Glasgow’da düzenlenen bir eğitim merkezinde düzenlenen bir konferans oldu. Salon tamamen doldu, inşaAllah. Hz. İsa (a.s.) gelecek ve İbrahimi dinlerin birliği konusu anlatıldı.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Evet, Şeyhim sen güzel şeyler anlatıyorsun, devam et.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam, inşaAllah. Türk-İslam Birliği, internet sitenizi tanıtabilir miyim Hocam, inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Evet.
ALTUĞ BERKER: Bu yeni bir internet sitesi, www.TürkIslamBirligi.Com.Tr. Bu internet sitesi ile Türk-İslam Birliği ile ilgili her türlü bilgiye ulaşılabilecek. Türk-İslam Birliği’nin kurulmasına vesile olacak tüm dünyada yaşanan gelişmeleri takip edebilecekler kardeşlerimiz, inşaAllah. Bazı kardeşlerimiz, “Neden Türk-İslam Birliği, nasıl olacak?” diye soruyorlar. Tüm sorularınızın cevabını bu sitede, görecekler, inşaAllah. www.TurkIslamBirligi.Com.Tr
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. “Hocam cinler üzerine de kitap yazar mısınız?” diyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İslam Birliği’nden bahsetmiştik Hocam. Bugün yine Yeni Asya’da Ali Ferşadoğlu, bahsetmiş İslam Birliği’nden, ama hiç Mehdiyet’ten bahsedilmiyor. Üçüncü defa yazıyor, “İttihad-ı İslam, önce iman ve ibadet birliği” diyor. Üçüncü yazısı, ama yine Mehdiyet’ten bahis yok.
ADNAN OKTAR: Kendisi okuyor, bir kısım çevreden kardeşlerimiz okuyor, o kadar, yani o çevre içerisinden bir kısım kardeşlerimiz. Mesela Fethullah Hocamız’ın cemaatinden kimse okumaz. Diğer Nur cemaatlerinde de kimse okumaz, ancak Yeni Asya cemaatinden kardeşlerimiz okuyor. Neden? İşte, şahs-ı manevi bunu getiriyor. Başsız şahs-ı manevi oldu mu; Hz. Musa kıssasında da olduğu gibi, Müslümanlar bütün dünya çapında eziliyor, acı çekiyorlar, bölünüyorlar. Bakın, bütün dünyadaki tabloya bir bakın ne halde Müslümanlar. Şahs-ı manevi yok mu? Her yerde var şahs-ı manevi. İşte şahs-ı manevi bunu yapar, lidersiz şahs-ı manevi böyledir, çünkü Allah Kuran’da, liderin önemini ısrarla vurguluyor Cenab-ı Allah. O kadar çok vurguluyor ki, ama insanlar buna gözünü yumarsa, kapatırsa, lidere gerek yok derlerse, konu bu şekil aluyor işte, böyle oluyor.
ALTUĞ BERKER: İman hakikati, gösteriyorum Hocam, inşaAllah, müsaadenizle. Güzel canlılar.
ADNAN OKTAR: Renkler, şahane, maşaAllah. Bu köftelerden bir tane alalım, inşaAllah. Acayip şekerler, ah canım benim çok şeker. Acayip tatlı, uslu uslu oturuyor. Bunlar da şakalaşıyorlar, gördüğüm kadarıyla.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Bir kitabınızı tanıtmak istiyorum, “Allah Korkusu.” Allah korkusu, bir insanın imanının çok keskin bir göstergesi, inşaAllah. Onun ebedi hayatını belirleyecek çok önemli bir özellik. Kitabınızda; insanda Allah korkusu olmazsa, her türlü şeyi yapabilme kapasitesine sahip olduğunu, nasıl ve neden Allah’tan korkmak gerektiğini çok detaylı bir şekilde anlatıyorsunuz Hocam. Bendeki onbirinci baskısı şu anda, daha da ilerlemiş olabilir, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. Şimdi Cübbeli’nin en istemediği olaylardan bir tanesini yapalım. Mehdiyet’le ilgili Cübbeli’nin müjdelerini dinleyelim.
VTR: Cübbeli, içinde yaşadığımız ahir zamanda konuşulacak en önemli konulardan birinin Hz. Mehdi (a.s.) konusu olduğunu anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Bakın Cenab-ı Allah’ın kendisini uyandırmasını söylüyor, ama derin uykuda. Mehdiyet’i perdeleyen hoca konumunda şu anda. İttihad-ı İslam’ı durduran hoca. Türk İslam Birliği’nin önündeki perde olan hoca konumunda şu an, görevi bu. Aydın Doğan, bu, Fatih Altaylı el ele tutuşmuşlar dev bir perde oluşturmaya kalkıyorlar, ama kasırga bunların üzerinde esiyor, bunlar altında kaldılar. Bir de 2 Nisan’da Mahmud Efendi Hazretleri’ni inşaAllah Hacc’a götürüp, orda ondan biat almak, ona el verme, Cübbeli’ye el vermesini istemesi Cübbeli’nin ve böyle bir planın hazırlığı içerisinde olması çok şaşırtıcı. Allah bu badireyi atlatmayı bu mübarek topluluğa nasip etsin, inşaAllah. Yani bir fitnedir gidiyor, bir garipliktir gidiyor, bir acayipliktir gidiyor. Evet, seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER: Hocam bahçe örümceği ile ilgili bir iman hakikati gösterebilir miyim, inşaAllah? Bahçe örümceği ipliği üretirken, salgı bezlerinden dışarı çıkan iplik lifleri yapışkan bir madde ile sürekli kaplanıyor. Bu yapışkan sıvı, atmosferdeki suyu toplayıp küçük damlacıklara ayırıyor ve bu damlacıklar ipin üzerinde boncuklar gibi sıralanıyor. Örümcek ağını yaparken hızlı aralıklarla yapışkan ipeği büzerek ve gererek damlacıkların içerisinde kalan lifleri birer yay veya çıkrık gibi kuruyor ve çözüyor. Böylece iplikte meydana gelebilecek çatlamalar ve yüzey hasarı baştan önlenmiş oluyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim mazaAllah buraya düşenin tutumunu ben düşünemiyorum, bir daha yakayı kurtarması mümkün değil, maşaAllah. Evet, buyrun.
ALTUĞ BERKER: Mısır rölyeflerinde, hak dinlerden kalan ibadetler gözüküyor, bildiğiniz gibi Hocam, inşaAllah. Mısır’ın tek tanrılı dinine inanan tek firavunu Akeneton dönemine ait Tarnak’taki Atom Mabedi’nde yer alan bu rölyefte, hak dinlerin bozulmamış şeklini devam ettirerek, yaşayan kişilerin yere kapanıp secde ederek, topluca namaz kıldıkları görülüyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bu dönem, Hz. Yusuf (a.s)’ın Mısır’da bulunduğu dönem, değil mi? Evet. Bakın o dönemde cemaat halinde namaz kılıyorlar; Mısır kabartmalarında, topluca. Önde imam var, arkada cemaat var. Taş üstüne kabartma yapılmış. Hz. Yusuf (a.s) dönemi, Hz. Yusuf (a.s)’un olduğu dönem.
ALTUĞ BERKER: Firavunlara ait altın ve gümüş kaplamalı mabed var. Ve o devirde; iki bin yıl önce, pil kullanıldığını gösteren, toprak kabın iç kısmında bir tüp içine yerleştirilmiş, bakır bir şerit bulunmaktadır. Üst kısımdaki; asfatl tabağa tutturulmuş demir çubuk da, bu bakır tüpün içinde sallanır pozisyonda. Bu kap asitli bir sıvı ile doldurulduğunda, akım üreten bir pil elde ediliyor. Günümüz pilerinin de işleyiş mekanizması da bu şekilde. Bağdat pili ile yapılan denemelerde 1.5-2 wolt arasında enerji elde edilmiş.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Demek ki elektriği adamlar eskiden beri biliyorlarmış, evet.
ALTUĞ BERKER: Sizin “Kabataş Devri” kitabınızı öneririm kardeşlerimize. Çok muazzam bir kitap, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, Kabataş kitabı. Şeyhim seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in şemailinin Mehdi (a.s)’ye benzerliği yönünde fiziksel özellikleri. Resulullah (s.a.v)’in anlatımları var Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, dinleyelim.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. “Allah’ın Resulu (s.a.v), çok yakışıklı ve alımlı idi. Mübarek yüzü ayın on dördündeki dolunay gibi parlardı. Burnu gayet güzel idi. Gür sakallı, iri gözlü, düz yanaklı idi. Ağzı geniş, dişleri inci gibi parlaktı. Boynu sanki bir gümüş hüzmesi idi. İki omuzu arası geniş, omuz kemik başları kalın idi." Burnunun güzel olması, dişlerinin inci gibi parlak olması, iki omuz arasının geniş olması, Hz. Mehdi (a.s)’da de aynı özellikler var. Siz daha iyi biliyorsunuz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Dedesine benziyor demek ki, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:"Resulullah Efendimiz (s.a.v.)’in boyu; ne çok uzun, ne de fazla kısa idi. Teni de, ne duru beyaz, ne de koyu esmerdi.” Hz. Mehdi (a.s) için de aynı özellikler geçiyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Rengi Arabi. Hz. Mehdi (a.s) için de rengi Arabidir diyor Peygamberimiz (s.a.v). Peygamberimiz (s.a.v)’in rengiyle aynı Hz. Mehdi (a.s)’nin rengi. Ama Cübbeli ne dedi? “Koyu esmer” dedi. Yani onun kafasında birisi var, ona benzetmemek için ne yapacağını şaşırıyor. Kardeşim benzeyebilir, yüzlerce insana benzeyebilir. O, onun Hz. Mehdi (a.s) olduğunu mu gösteriyor? Mehdiyet bir başarıdır, iddia değildir. Kaderde Allah’ın o kişiyi Hz. Mehdi (a.s) olarak yaratması lazım. Gidip orada burada Müslümanlar’ı kandırmaya kendince çalışarak, Hz. Mehdi (a.s) olunmaz. Nasıl olunur? Kaderdeki Hz. Mehdi (a.s) kim ise, Allah onu zaten insanlar istese de, istemese de Hz. Mehdi (a.s) yapar, inşaAllah. Cübbeli’nin Hz. Mehdi (a.s)’ı anlattığı bir konuşması var; hiç istemediği bir konuşmadır, ama biz ona yine dinletelim. Üzerinde durmamın sebebi, Aydın Doğan’ın ve Fatih Altaylı’nın destekliyor olması. Desteklediklerine destekleyeceklerine bin kere pişman oldular. Bilselerdi, hiç ağızlarına almazlardı bu adamı, yani bu kadar Hz. Mehdi (a.s)’a hizmet edeceklerini bilselerdi. Güya anti-Mehdi diye getirdiler onu, Mehdi karşıtı olarak getirdiler, Mehdiyet’i durduracak bir adam olarak getirdiler, bir de baktılar ki, Mehdiyet’i en iyi savunan adam konumuna getirdim, inşaAllah.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın teninin buğday renkte, boyunun ise İsraili olacağını söylüyor.
ADNAN OKTAR:Afakanlar basmıştır Cübbeli’yi ve onu savunan küçük bir ekip var, tipler var. Yine devam edelim biz Cübbeli’nin Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili konuşmalarından.
VTR: Cübbeli, ahir zaman hadislerinin yarısından fazlasının çıktığını, bundan sonra da çıkmaya devam edeceğini anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Evet. Bakın bunun konuşmalarını dikkalice dinlemek çok önemli. Şimdi hazırladığım kitapta da bunun konuşmalarını analiz ediyorum. Mesela; “Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışı yakındır, Allah ayette yakın diyor” diyor, halbuki kendisi yakın görmüyor, kendisi 570 yıl sonrasına atıyor. Etrafındaki insanları da dindar görmüyor, “siz de takva değilsiniz, sizin de imanınız zayıf, siz de hastasınız” diyor. Kendisinin de imanının zayıf olduğunu söylüyor, kendisinin de manen zayıf olduğunu söylüyor. Diyor ki; “engellemek istiyorlar” diyor. En başta engelleyen sen değil misin Mehdiyet’i, Türk İslam Birliği’ni? Var gücünle mücadele etmiyor musun Fatih Altaylı ile birlikte? Senin şu an işin gücün bu değil mi? Mehmet Talu Hocamız, o mübarek, muhterem insan, Hz. Mehdi (a.s.) elan hayatta dediği için; Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin söylediğinin aynısını söylediği için, Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin söylediğinin aynısını söylediği için, bütüm meşayihin, alimlerin sözünün aynısını söylediği için, Bediüzzaman’ın sözünün aynısını söylediği için, onu afaroz etmeye kalktın sen, değil mi? Dışlamaya kalkıyorsun, Lalegül Fm’deki bütün konuşmalarını çıkarmışsın; hak olan, hakikat olan, Ehl-i Sünnet’e uygun olan gayet güzel konuşmalarının hepsini çıkartmışsın. Suçu ne? Türk-İslam Birliği yakın demesi, ittihad-ı İslam yakın demesi, Hz. Mehdi (a.s) zuhur etmiştir demesi. Sen Büyük Orta Doğu Projesi, diyorsun. “Büyük Orta Doğu Projesi ile Hz. Mehdi (a.s)’ı engellemek istiyorlar” diyor. Peki sen? Sen Büyük Orta Doğu Projesi’nden daha etkili bir projesin, var gücünle engellemeye çalışıyorsun. Büyük Orta Doğu Projesi senin solda sıfır kalır yanında, değil mi? Sen var gücünle, bütün gücünle Mehdiyet’i engellemeye çalışıyorsun. Hadisleri değiştirerek, hadisleri gizleyerek var gücünle böyle bir mücadele içerisindesin. Sen resim mi göstereceksin?
ALTUĞ BERKER:Daha önce göstermiştik.
ADNAN OKTAR:Bir daha bakalım.
ALTUĞ BERKER:Mehmet Talu Hocamız’ın Mahmut Efendi Hazretleri ile birlikte resimleri.
ADNAN OKTAR:Evet, bakın her ikisinin de eli tertemiz. Evet, seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER:Hocam şöyle söylemiştiniz. “İnsanların en çok ihtiyacı olan şeyin, sevgi, barış, dostluk, güven, yardım severliktir. Hz. Mehdi (a.s)’ın görevi bunlardır. Hz. Mehdi (a.s) manevi bir lider olacaktır ve öncü olacaktır.” dediniz, inşaAllah. Ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.) açıkça söylüyor, ‘evinden idare ediyor’ diyor. Mesela bir insanın sevdiği bir insan vardır, o bir şey rica eder. Sevdiği için karşıdaki hemen yapar, resmi bir şey olmaz. Hz. Mehdi (a.s)’da da öyledir. Bütün halkın çok sevdiği bir insandır. Bir şey derse yapılacaktır. Sözü geçen, nazı geçen bir insan olacaktır” dediniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, yine Cübbeli’nin konuşmalarıyla devam edelim.
VTR: Cübbeli; Hz. Mehdi (a.s)’ın Türk İslam Birliği’ni Kuracağını Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Şimdi benim bunu ısrarla konuşturmamın nedeni, hem Fatih Altaylı’ya, hem Aydın Doğan’a, hem Vatan Gazetesi’nin ekibinin içlerine ve yüreklerine oturtacak bir şey olduğu için çok önemli görüyorum. Ayrıca Cübbeli de, zamanında bu konuşmaları keşke yapmasaydım, diyordur benim anladığım, ama Allah işte ona yaptırmış bu konuşmaları. Şimdi ağzına dahi almak istemiyor. Kenardan, köşeden dahi söylemek istemiyor, hiçbir şey şekilde söylemek istemiyor. Her konuyu konuşuyor, ama bu konuyu konuşmak istemiyor. Bakın Allah onu; 35 milyonun üstünde insana hitap ediyoruz şu an, sürekli Allah ona Hz. Mehdi (a.s)’ı anlattırıyor kendi diliyle, en istemediği şeyi Allah ona zorla yaptırıyor. Tabii onun kafasındaki Mehdi inancında, asıp kesen bir Mehdi var, fakat doğrusu Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in anlattığı Hz. Mehdi (a.s) anti-kandır, kan durduran, Mehdi-ül dem, Mehdi-ül dem’dir ismi, kan durduran Mehdi’dir. Şefkatle, merhametle, sevgiyle, güzellikle İslam’ı bütün dünyaya sevdirecektir. Siyasete girmeden, insanları zorlamadan, kavga, gürültü olmadan, olay çıkmadan bütün dünyaya İslam’ı sevdirecektir, inşaAllah.
“Selamun Aleykum” ve Aleykum Selam “Seyyid Muhammed Adnan Üstad Hocam, ellerinizden öperim. Allah razı olsun Hocam, ben Paris’ten Murat Ali, sizi yaratan Allah’ıma kurban olurum. Yüce Rabbim’in mübarek nuru, selamı üzerinize olsun bir ömür boyu, inşaAllah Hocam. Ben Türk-İslam Birliği’nin kurulmasını canı gönülden istiyorum, inşaAllah bir an önce kurulur Hocam. Buradaki, Paris’teki Müslüman kardeşlerimizden Arap olanlar biz Türklere çok inanıyorlar ve diyorlar ki; siz Türkler bizlerden daha Müslümansınız, bizden daha çok inançlısınız. Böyle diyorlar Hocam, bir gelip görseniz Fransa’daki Müslüman kardeşlerimizi. Burada Fransız devleti özgürlük vere vere, dinimizi bir kısım kardeşlerimiz pek o kadar yaşayamıyorlar. Yüce Rabbimiz de deccallerin ellerinden bizi kurtarsın, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. İsa (a.s) inşaAllah onlar hepimizin imanımıza vesile olurlar. Güzel imanlı, sabırlı, ahlaklı, şefkatli üstadım Adnan Hocam, duanıza çok ihtiyacımız var.” diyor. İnşaAllah, Allah hepimize hidayet nasip etsin.
Şu münafıkları kudurtmak ve kızdırmak hayatta en zevk aldığım konulardan bir tanesi. Bana deseler ki, şöyle yatla falan bir boğaz gezisi mi istersin yahut bir münafığı, ya da yüz, yüzeli tane münafığı kızdırmak mı istersiniz? Hiç istisnasız münafıkları kızdırmak isterim. Onun zevki bambaşka bir şey, çok şahane. Mesela Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsettikçe, münafıklar kuduruyor, acayip kızdırıyor. Bende o kızdırmadan çok zevk alıyorum, çok hoşuma gidiyor. İttihad-ı İslam dedikçe, Türk-İslam Birliği dedikçe, Hz. Mehdi (a.s) dedikçe; Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili her hadisi okuduğumda, adamların içi kavruluyor böyle, kemikleri çatırdıyor. Allah onları bir manevi ateşle yakıyor; içlerinden yakıyor. Yine Cübbeli’den bir daha dinleyelim.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışının, İslam’ın Hakimiyetinin ve Kıyametin kopmasının Çok Yakın Olduğunu” Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Bakın önce “müezzin akşam ezanını okumak üzere” diyor. Arkasından da “570 sene var” diyor. Şimdi arada muazzam bir fark var. Sen hemen olmak üzere, diyorsun, değil mi? “Müşrikler çatlasa da, patlasa da Hz. Mehdi (a.s) inşaAllah zuhur edecek, İslam dünyaya hakim olacak, inşaAllah” diyor. Şimdi bak bu çok önemli; müşrikler çatlasa da, patlasa da, demek ki müşrikleri çatlatmak çok önemli, kızdırmak çok önemli. Çatır çatır çatlıyor işte, bizim anlattığımız da o. Bakın bu konuda Cübbeli ile ittifak halindeyiz. Demek ki müşrikler, demek ki münafıklar çatır çatır çatlıyorlarmış, manevi ızdırap çekiyorlarmış. İttihad-ı İslam olacak, Türk-İslam Birliği olacak diye, Hz. Mehdi (a.s) çıkacak diye ızdırap içindelermiş. Biz de doğru yoldayız demek ki, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Amerika Dış İşleri Bakanı Hillary Clinton, Libya’da uçuşa yasak bölge oluşturulması kapsamında, Libya hava savunma hedeflerinin vurulabileceğini açıklamış.
ADNAN OKTAR:Evet, işte Türk İslam Birliği olmayınca, Cübbeli kafasında adamlar olunca, sistem böyle oluyor işte, yoksa çoktan konu halledilmişti. Çoktan Libya’da bayram vardı şu an, çoktan konu halledilmişti sevgiyle, barışla, kardeşlikle. Şu an zıtlaşma devam edecektir. O da deli olduğu için, şimdi burada cihad ilan edeceğim, diyor. Cihat ilan edeceksin de, senin din anlayışın ne? Bambaşka bir sistemin var, bambaşka bir kafan var, bambaşka bir üslubun var, yöntemin bambaşka. Onun dediği cihad, kanlı cihad. Halbuki Mehdiyet’te kan yok, sevgi var, barış var, muhabbet var, dostluk var. Sen nasıl hallediyorsun? Phantomlarla Müslümanların üzerine napalm bombası yağdırıyorsun. Genel maksat bombası yağdırıyorsun, hallaç pamuğu gibi ortalığı birbirine katıyorsun. Müslümanların verdiği para ile Müslümanları şehit ediyorsun. Müslümanlar para veriyor; adam onlardan vergi alıyor, gidip o paralarla bomba yapıyor, bomba satın alıyor, sonra onu gidip Müslümanların üzerine atıyor. Ne yapıyorsun? Cihad yapıyorum, diyor. Cihad; cehd etmektir. Cehd; gayret. Mücahid demek, cehd eden, gayret eden demektir. İlimle, akılla, fikirle, bilgi ile olur. Mehdiyet devrinde damla kan yok. Deccaller kan akıtır ve bakın adam kan akıtıyor. Müslüman kanı akıtan deccaldir. Müslümanlara karşı, mazlumlara karşı şefkatle yaklaşılması Kuran’ın emridir, Allah’ın emridir. Hz. Mehdi (a.s) da bu görevi en güzel şekilde yerine getirecektir, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hz. Mehdi (a.s) ve talebelerinin çok akıllı olduklarını ve şık giyimleriyle dikkat çektiklerini söylüyor şu şekilde söylüyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Doğu tarafından gelen ve deha sahipleri” yani çok akıllı, çok zeki ve anlayışlı, geniş fikirli.
ADNAN OKTAR:Dahi gençler yani, evet.
ALTUĞ BERKER:“Deha sahipleri oldukları halde, kıyafetlerine insanların taaccüp ettikleri (hayranlıkla baktıkları) kimselerin zuhur ettiğini işittiğinizde, işte o zaman muhakkak Kıyamet’in gölgesi üzerinize düşmüştür” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.).
ADNAN OKTAR:Onu Şeyh Nazım Hocamız da söylüyor; kıyafetlerinin güzel olacağını. Evet, Cübbeli’yi izlemeye devam edelim.
VTR: Cübbeli Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsedilmemesinin, Kıyamet’in Çok Yakınlaştığının Alameti Olduğunu Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Kuran’dan ayet okuyalım. Bismillah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Zümer Suresi, 61, Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Allah takva sahiplerini” yani İslam’a, Kuran’a samimi sahip çıkan, ibadetlerini samimi yapan, Allah’a samimi teslim olmuş, candan Müslümanları. “Allah takva sahiplerini (inanarak ve inançlarını uygulayarak) zafere ulaşmaları dolayısıyla kurtarır.” Bakın zafere ulaşacaklar diyor ve onları kurtarmış olacak böylece Cenab-ı Allah. Ebcedi, Arapça bilen veyahut Kuran harflerini tanıyan kardeşlerimiz hesap edebilirler, 2019 tarihini veriyor. “Onlara kötülük dokunmaz” durduramazsın, zarar veremezsin. “Ve onlar hüzne kapılmayacaklardır.” Üzülmezler diyor Allah, hüzünlenmeyeceklerdir. “Allah, her şeyin Yaratıcısı'dır. O, her şey üzerinde vekildir.” Bu konuşmayı da Allah yaratıyor. Bakın her şeyin yaratıcı ne demek? Konuşmanın, renklerin, görüntülerin, her hareketin, her tavrın, her eşyanın yaratıcısı Allah’tır. Işık, ses hepsi dahil. Hepsini Ben yaratıyorum diyor Allah. “O, her şey üzerine vekildir.” Hepsinin koruması, hepsinin yaratılışı Allah’a aittir. “Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur.“Yani her şeydeki sırlar, bilgiler Allah’a aittir; gökteki ve yerdeki. “Allah'ın ayetlerine (karşı) inkar edenler ise; işte onlar, hüsrana uğrayanlardır.” Deccaliyet mutlaka yenilecek, diyor Allah. “De ki: ‘Ey cahiller, bana Allah'ın dışında bir başkasına mı kulluk etmemi emrediyorsunuz?’" Biz de diyoruz ki; ey cahil Darwinistler, Allah’ın dışında atomlara mı tapmamızı bize söylüyorsunuz, diyoruz. Şuursuz, aklı olmayan, iradesi olmayan. “Andolsun, sana ve senden öncekilere vahyolundu (ki): ‘Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz amellerin boşa çıkacak ve elbette sen, hüsrana uğrayanlardan olacaksın.’”Demek ki yobazlık yaptığında, üçkağıtçılık yaptığında, sahtekar hoca konumuna girdiğinde, hurafelere daldın mı, bunu Allah söylüyor diye Allah’ın hükümlerini ortadan kaldırıp yerine yeni hükümler koyduğunda ne olmuş oluyor? "Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz amellerin boşa çıkacak.” Yanine yaptıysa hepsi boşa çıkar, diyor Allah. “Ve elbette sen, hüsrana uğrayanlardan olacaksın.” Demek ki böyle sahtekarlar mutlaka hüsrana uğruyorlar. Bütün yapıp ettikleri boşa gidiyor; ne kadar plan yaparsa yapsın, inşaAllah. Tabii burada Müslümanlar için, takva olan Peygamberler için, Peygamberler zaten böyle bir şey yapmayacakları için, onlara bir bilgi. Ama bu söylediğim de, münafıklar ve müşrikler zaten yaptıkları için, onlara da cehennemde bir belanın geleceğinin açıklaması olmuş oluyor. Ama muttaki Müslümanlar için, Peygamberler için de tabii ki bir hatırlatma, inşaAllah. “Hayır, artık (yalnızca) Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol." Allah’a hamd et diyor Cenab-ı Allah. Her şeyde Allah’a şükretmek lazım, elhamdülillah. Konuşturduğu için elhamdülillah, tebliğ yaptırdığı için elhamdülillah, hakkı söylettiği için elhamdülillah, müşriklerin ahlaksızlıklarını, üçkağıtçılıklarını ortaya koydurduğu için elhamdülillah, müşriklere, münafık hocalara Allah tuzak kurduğu için elhamdülillah, hepsine elhamdülillah. “Yalnızca Allah’a kulluk et.” Şirk koşmayın diyor Cenab-ı Allah, yani Allah adına hüküm vermeyin. Allah söylemediği halde, Allah böyle söyledi Peygamber’e, biz de bunu duyduk demeyin, diyor. Allah adına yalan söylemeyin. Müşriklerin en önemli kaynağı hurafelerdir. Hurafelere göre hareket ederler, Kuran’a göre hareket etmezler.
ALTUĞ BERKER:Aslanlarla ilgili bir film gösterebilir miyim Hocam?
ADNAN OKTAR:Bakayım. Allah muhabbetlerini artırsın. Kardeşim bu koca kedilerle böyle; Hz. Mehdi (a.s.) devrinde böyle insanların aslanlarla oynayacağı hadiste var. Çocuklar aslanlarla oynar, diyor inşaAllah. Bu da ahir zamanın bir özelliği, çok fazla vaka var, inşaAllah. Bu da hadislerde belirtilen bir husus, inşaAllah.
“Hz. Mehdi (a.s.) 40 sene baki kalacaktır” diyor. Yani 40 yıllık bir hakimiyet devri var, inşaAllah. Deccalin de 40 yıldır ömrü, 40 çok önemli bir rakamdır. Mesela Allah olgunluk yaşı olarak 40 yaşı verir, hep 40 yıldır. Deccaliyet 40 yıl, Mehdiyet 40 yıl, inşaAllah.
Yusuf Suresi, baştan sona Mehdiyet’ten bahseden bir sure, inşaAllah. 70. ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Erzak yüklerini kendilerine hazırlayınca da, su kabını kardeşinin yükü içine bıraktı.” Su kabı, yine kova çağına bakıyor, Mehdiyet’le bağlantılıdır. Yine Yusuf Suresi’nde kovayı sarkıttılar, diyor. Kovayı sarkıttılar diyor, değil mi? Kova çağının başladığına işaret, inşaAllah. Mehdiyet’in kova çağında başlayacağına işaret. Burada da yine aynı şekilde. “Su kabını kardeşinin yükü içine bıraktı.” Yine aynı şekilde kova çağına işaret var.
ALTUĞ BERKER:İncil’de de örnek veriyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet İncil’de üç tane açıklama var. Kova çağını temsil eden, su kabını taşıyan kişinin peşine düşün, diyor Hz. İsa (a.s.). Onun gittiği eve gidin, ona uyun diyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ı açık açık anlatmış oluyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ın da kova çağına mensup bir insan olduğunu, kova çağında geleceğine de işaret etmiş oluyor, inşaAllah.
SUNUCU:Kova çağı 2012’de mi başlıyor?
ADNAN OKTAR:Evet 2012’de. Yani çok büyük olaylar, çok şaşırtıcı olaylar bekleniyor inşaAllah. “Sen gerçekten Yusuf musun?” Hatta biliyorsunuz bu konuda hazırlanmış bir şiir kitabı var, Fethullah Gülen Hocamız’ın hazırladığı, “Sen Yusuf musun?” diye. Direkt Hz. Mehdi (a.s.)’a yönelik şiir kitabıdır, Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatan bir şiir kitabı. “Sensin öyle mi?" dediler. "Ben Yusuf'um" dedi.”Oradaki Yusuf’ta da bir anlam var tabii. "Ve bu da kardeşimdir.” İki kişi olmaları. “Doğrusu Allah bize lütufta bulundu.” Allah Hz. Mehdi (a.s.)’a ve Hz. İsa (a.s.)’a lütufta bulunacak.“Gerçek şu ki, kim sakınır ve sabrederse,” bir sakınacak, helale harama dikkat edecek, bir de sabredecek, çünkü münafık saldırısı olur, küfür saldırısı olur, ahlaksızların saldırısı olur, sabredecek. Süre uzar, sabredecek. “Şüphesiz Allah, iyilikte bulunanların karşılığını boşa çıkarmaz." Nedir istenen? Allah’ın rızasıdır. Hz. Mehdi (a.s.) neyi isteyecektir. Sadece Allah’ın rızasını isteyecektir, inşaAllah.
Evet, kapanışı yapalım ben sonra yine devam ederim.
SUNUCU2:Bizi yarın 22:00’dan itibaren Kocaeli TV, Mavi Karadeniz Radyo ve www.HarunYahya.TV internet sitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Şeytandan Allah’a sığınırım. 91. ayet. “Dediler ki: ‘Allah adına, hayret.’” O devirdeki hasta insanlar diyorlar ki, “Allah seni gerçekten bize karşı tercih edip-seçmiştir”. Hz. Mehdi (a.s.) konusunda da aynı şekilde şaşıracaklardır. Allah seni gerçekten bize karşı tercih edip seçmiştir, diyecekler. Yani niye bizim tarikatımızdan olmadı, niye bizim grubumuzdan olmadı da, hiç alakası olmayan, tarikatı olmayan, cemaati olmayan; cemaati demeyeyim de Hz. Mehdi (a.s.)’ın cemaati var çünkü. Tarikatı olmayan bir insan Hz. Mehdi (a.s.) olacaktır. Bunu Cübbeli de söylüyor, zaten hadislerde de bunu görüyoruz.
Radyo programları
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...