SUNUCU:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam Kocaeli TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, www.HarunYahya.Tv, Çorum Kanal 19, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Uşak Egem Tv’den canlı olarak yayınlanan, Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza hoş geldiniz. Nasıl başlamak istersiniz Hocam?
ADNAN OKTAR:Şeyhime sormak gerekiyor.
ALTUĞ BERKER:Hocam af buyurun, inşaAllah. Malum olduğunuz gibi Çanakkale Zaferi’nin 96. yıldönümü bugün Hocam.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Atatürk: “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum” diyerek, Hocam “Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde, yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir” dediği büyük zaferde, 253 bin şehidimiz oldu. Düşman donanmaları ağır kayıplar vererek geri çekildi, Allah’ın izniyle. Onunla ilgili bir gösterimim var, inşaAllah. Komutanlar ve askerler hep birlikte namaz kılıyorlar.
ADNAN OKTAR:Çanakkale’de.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah, evet Hocam, inşaAllah. Atatürk ve diğer kurmaylar, Piyade Tümenine bağlı Türk askerleri, trende giderken askerlerimiz, savaş sırasındaki fakirliği gösteren çavuşlarımız, onbaşılarımız, Gelibolu’ya erzak takviyesi yapan kervanlar, cephede yaralı askerler taşınırken, İngiliz ve Fransızların geri çekilmesini izleyen Türk kurmayları.
ADNAN OKTAR:Kim bu koç yiğit?
SUNUCU:Seyit Onbaşı.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah. Top mermisini ne yaptı?
ALTUĞ BERKER:Taşınabilecek bir top mermisi değildi o, inşaAllah. MaşaAllah Allah’ın verdiği kuvvetle, inşaAllah. Türk askerinin Çanakkale Savaşı’ndaki yüksek karakterini Mustafa Kemal Atatürk şöyle anlatıyor: “Bomba sırtı olayı (14 Mayıs 1915) çok önemli ve dünya harp tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir hadisedir. Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekilerin hiç birisi kurtulamamacasına hepsi düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musun? Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekilme bile göstermiyor. Sarsılma yok. Okuma bilenler Kuran’ı Kerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenlerse kelime-i şahadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak, cehennem gibi kaynıyor. 20 düşmana karşı her siperde bir nefer süngüyle çarpışıyor. Ölüyor, öldürüyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan tebriğe bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.” Mustafa Kemal Atatürk.
ADNAN OKTAR:Başka neler var?
ALTUĞ BERKER:Sayın Başbakanımız da bugün Çanakkale ile ilgili konuşmasında birlik çağrısı yaptı. Şöyle dedi: “Kardeşliğimizden taviz vermeyeceğiz. Kardeşliğimizi bozmaya çalışanlara fırsat vermeyeceğiz. Nifak tohumlarına müsaade etmeyecek ve kardeşliğimizi daha da fazla pekiştireceğiz. Sizler Çanakkale’de tarih yazmış bir neslin evlatlarısınız. Dün nasıl çok geniş bir coğrafya Çanakkale’yi izliyor ve gözyaşları döküyorsa bugün de çok geniş bir coğrafya Türkiye’yi izliyor ve başarısını ayakta alkışlıyor. Mısır’da, Tunus’ta, Libya’da, Yemen’deki gençlerle dayanışma içerisinde olmanızı sizlerden rica ediyorum. Bu coğrafyadaki akan kanın durması için sizlerin daha fazla dayanışma içerisinde olmanızı istiyorum. Biz artık bu coğrafyada kardeşlik ve dayanışma görmek istiyoruz. Bu coğrafyadaki gençlerin geleceğe umutla bakmasını istiyoruz.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Evet şeyhim seni dinlemeye devam ediyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. “Libya’dan Türkiye’ye gözlemci ol talebi” oldu Hocam bugün, inşaAllah. Dün uçuşa yasak bölge ilan edilmesinden sonra, Fransa ve İngiltere askeri harekata hazır olduklarını söylemeleri üzerine Kaddafi, bu sabah ateşkes ilan etti. Öğleden sonra da Libya yönetimi Türkiye’nin ateşkesin uygulanmasında gözlemci olmasını talep etti. Olayların ilk gününde bunun yapılmasını söylemiştiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ben bu adama, Türkiye müdahil olsun, dedim. Değil mi? Türkiye müdahale etsin, dedim. Bu konu başından hallolsun, sonra çok geç kalırsın, dedim. Aynı Saddam’ın konumuna düştü, geç kaldı şu an. Çünkü karar alındı. Karar alınmadan önce bunu yapacaktı. Çok enaniyetli ve kibirli bir adam. Bak zoru görünce hiza oldu. Sözümü dinlememenin cezasını çekiyor. Günler önce söyledim, sözüme aklı yattı o zaman anladığım kadarıyla fakat enaniyet yaptı, gurur yaptı kabul etmedi, çok gecikmiş olarak şimdi kabul ediyor. Yani ben bu adamlara ne diyeyim?
Cübbeli şu an Flash Tv’de Mehmet Talu Hocamız’ı eleştiriyormuş. Seninle yapılan videoyu yayınlamışlar. Karşısındaki şahıs da Mehmet Talu Hocamız’ı direkt eleştirerek geldi diyormuş. “Yakın diyebilir ama geldi derse kim olduğunu söylemesi gerekiyor” diyor. Ne mecburiyeti var? Ben de geldi diyorum. Şeyh Nazım Hocam da diyor. Niye mecbur olalım söylemeye? Şeyh Adnan Efendi de diyor, Şeyh Hişam Kabbani de diyor, Nimetullah Hoca’da söylüyor. En başta Bediüzzaman söylüyor. Bediüzzaman’ın bütün talebeleri söylüyor. Niye mecburiyet olsun? Hepsi, “Hz. Mehdi (a.s)’ın geldiğini” söylüyorlar. Ve çok çok önemli bir husus, büyük Nakşibendi Şeyhi Muhammet Raşid Erol Hazretleri 1980 yılında, “Hz. Mehdi (a.s) şu an genç ve faaliyette” diyor. O devirde git de sor bakalım Cübbeli Efendi, Muhammet Raşid Erol Hazretlerine; Hz. Mehdi (a.s) kim, söylemek mecburiyetindesin de. Bu münasebetsizlikten başka bir şey değil. Muhammet Raşit Erol Hazretleri nasıl müjdelediyse, Bediüzzaman Hazretleri nasıl müjdelediyse, nasıl “geldi” diyorsalar Seyyid Salih Özcan Hocamız da “geldi” diyor, Nimetullah Hoca başta olmak üzere diğer Hocalar da “geldi” diyorlar. Kimse açıklamaya mecbur değil, Cübbeliye kimse bilgi vermek durumunda değil, inşaAllah. Evet Şeyhim seni dinliyoruz. Sen Mehmet Talu Hocamız’ı anlat da, Cübbeli’nin nasıl bir insanla karşı karşıya olduğunu anlaması açısından çok iyi olur.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Kitaplarını göstereyim, inşaAllah. Soru ve Cevaplarla Dini Meselelerimiz, oldukça kalın bir kitap ve bu 8 cilt Hocam. Elimdeki 7. cildi. 8 cilt, her biri 800 sayfadan oluşuyor. Şu an 9. Cildini hazırlıyor Hocamız.
ADNAN OKTAR:Bir daha söyle bakalım.
ALTUĞ BERKER:Şu an elimdeki 7. Cilt Hocam. Şu an toplam 8 cilt basılmış. Her biri 800 sayfadan oluşan “Dini Meselelerimiz” kitabı.
ADNAN OKTAR:Bütün dini meseleleri burada anlatıyor, değil mi?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ben ne dedim? Mehmet Talu Hocamız, Cübbeli’yi yüz binlerce kere cebinden çıkarır, büyük bir alimdir. Hem kelam, hem fıkıh alimidir, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Arap Dili ve Edebiyatı, Sarf ve Nahve Giriş, bunun 1. cildi. Bu gösterdiğim 2. ve 3. ciltleri hepsi kalın. Bu da eser de toplam 5 cilt.
ADNAN OKTAR:Cübbeli, Fatih Altaylı ile ortalığı kaynatırken, Hocamız o aralarda kitap yazıyormuş demek ki.
ALTUĞ BERKER:Burada oldukça fazla kitapları var Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tek tek hepsini göster.
ALTUĞ BERKER:Hac kitabı, Mekke- Medine’ye Ziyaret Yapmak İstiyorum, Ramazan ve Oruç Rehberi, Namaz kitabı, Dua Yapmak İstiyorum, İnfak- Helal Kazanç, Ticari ve Ekonomik Meseleler ve Fetvalar, Fetva Arşivi ve şu an bende olmayan başka kitapları da var Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Onları da oku.
ALTUĞ BERKER:Aylık bültenleri var Hocamın. Şu ana kadar 50 tane aylık bülten olmuş, inşaAllah. İslam’da Karşılıklı Haklar ve Vazifeler kitabı var. Arap Dili ve Edebiyatı 5 cilt demin gösterdiğimiz, Dini Meseleler 9. cildi hazırlanıyor. Türkçe- Osmanlıca- Arapça Tecvit İlmi kitabı var Hocamız’ın. Büyük İslam İlmihali- Ömer Nasuhi Bilmen’in sadeleştirilmesi, sizin daha önce gösterdiğiniz kitap Hocam. Muvazzah İlmi Kelam yine Ömer Nasuhi Bilmen’in sadeleştirilmesi. Üç Aylar- Mübarek Gün ve Geceler kitabı var. Kutsal İklimde İbadet-1, Kutsal İklimde İbadet-2, Kutsal İklimde İbadet-3 ve 4. eserleri var, inşaAllah. Ve devam ediyor eserlerine.
ADNAN OKTAR:Mehmet Talu Hocamız’ın ilmi seviyesi çok yüksektir. Üslubu, kişiliği, karakteri yıllardan beri bütün müminlerin, bütün Müslümanların gözü önündedir, herkesin çok sevdiği bir alimdir. Bakın Cübbeli, Mehmet Talu Hocamız sadece “Hz. Mehdi (a.s) geldi” dedi diye yeri göğü birbirine katıyor. Aleyhinde olmadık konuşmalar yapıyor, yakışıksız sözler ediyor. Ve Cübbeli kendi karakterini, kişiliğini ortaya koymuş oluyor. Bize karşı tavrının nedeni de budur, Mehmet Talu Hocamız’a karşı tavrının nedeni de budur. Mesela Mahmut Hocamız da böyle açıkça söylemiş olsa, ona karşı da tavır alır, söyleyeyim. Bu adamın tavır almayacağı kişiler Aydın Doğan ve Fatih Altaylı’dır. Onun dışında babası olsa yine tavır alır. Bunu bileceksiniz. İlginç bir adam diyorum, anlatamadım. İşte bakın Allah insanlara gösteriyor. Hayır, gösterdi görmezlikten geldiler. Allah, açıkça ne olduğunu gösterdi, anlattı, belgeli gösterdi yine anlamıyorlar. Bak böyle değerli bir alime ağzına gelen sözü söylüyor, bir kısım şahıslar yine anlamıyorlar. Allah hidayet versin. Mehmet Talu Hocamız, inşaAllah, A9 televizyonunda güzel fıkıh sohbetleri yapar. Ehli Sünnet inancını çok güzel anlatır, inşaAllah. Cübbeli gibi Fatih Altaylı’nın karşısına geçip onu eğlendirmeye çalışan bir karakteri hiçbir zaman görmeyiz. Çünkü asil bir insan, soylu bir insan öyle şeylere hiçbir şekilde tenezzül etmez.
ALTUĞ BERKER:“Çernobil’e ramak kaldı” diye bir haber vardı Hocam bugün. “Japonya’daki Fukuşima santralinde depremde meydana gelen hasar nedeniyle, soğutma sistemleri bozulmuş ve santralin reaktörlerinde muazzam bir ısı meydana gelmişti. Japonlar helikopterlerle denizden aldıkları suyu reaktörlerin üzerine boşlattıkları halde ısınmayı bir türlü durduramıyorlardı. Yetkililer ‘yeni Çernobil’e ramak kaldığını’ açıklamışlar. Ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurulu’nun Başkanı Yukiya Amano; ‘santraldeki durumun çok ciddi olduğunu’ belirtmiş. Ayrıca son resmi bilançoya göre depremde 6405 kişi yaşamını yitirirken, dalgaların denize sürüklediği ve kaybolan insanların sayısının 10 bini bulduğu ve bu kişilerin çoğunun da cesetlerine ulaşılamayacağı açıklanmış.
ADNAN OKTAR:Aynı anda hem yanardağ patlaması oldu, hem deprem oldu, hem tsunami oldu.
ALTUĞ BERKER:Bazı görüntüler var Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bakalım. Bu tsunaminin gelişi, değil mi?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Evleri kartondan evmiş gibi sürükleyip götürüyor. Bu büyük olaylar önümüzdeki günlerde, aylarda yine peş peşe devam edecek. Daha da devam edecek. İnsanlar ister istemez, dünyada bir olağanüstülük olduğunu, Allah’ın bir şey talep ettiğini anlamış olacaklar. Şu an anlamazlıktan gelmeye devam ediyorlar ama öyle bir raddeye gelecek ki, diyecekler ki; “Allah bir şey istiyor, bir şey talep ediyor” diyecekler. İnsanlar, Allah’ın ne talep ettiğini, ne istediğini kendileri bulacaklar. Mehdiyet’in asıl kökeni budur. Hz. Mehdi (a.s), gelin bana uyun demez, insanlar Hz. Mehdi (a.s)’ı buluyorlar. Ama bir fevkaladelik olduğunu anladıktan sonra buluyorlar. Bir şey var, diyecekler, inşaAllah.
Bir de Flash Tv, Cübbeli’yi çıkarıyor, adam orada istediğini konuşuyor, bize cevap hakkı yok. Mehmet Talu Hocamız hakkında konuşuyor, bize cevap hakkı yok. Şimdi Flash Tv’nin bu tavrı çok acayip bir şey. Bunu ben kasten, planlı olarak yaptıklarını zannetmiyorum. Muhtemelen Cübbeli’yi karşılarına almak istemiyorlar. O nedenle yapmıyorlar. Yani programını keser veyahut karşı bir atak yapar diye düşünüyor olabilirler. Ama bu yakışmıyor Flash Tv’ye, olmaz. Mehmet Talu Hocamız’ı çıkartsınlar, Hocamız cevap versin. Bizimle ilgili iddialarda da, mutlaka bizim cevap vermemiz lazım. Gerçi bizim onlara öyle bir talebimiz oldu mu?
ALTUĞ BERKER:Söylememiş olabiliriz Hocam.
ADNAN OKTAR:Ama bizim söylememize gerek yok, onların demesi lazım. Böyle bir şey var, size cevap hakkı doğru buyrun cevap verin, demeleri lazım.
ALTUĞ BERKER:Buradan söylediniz Hocam.
VTR-2011 Yılında Gerçekleşen Büyük Olaylar Hz. Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alametleridir.
ADNAN OKTAR:Volkan patlaması, nükleer patlaması arkasından tusunami, deprem; Allah düşündürtmek için ne gerekiyorsa yapıyor. Önümüzdeki 2012 yılına bir bakın göreceksiniz. Çok çok büyük olaylar olacak. Şimdi bak bu da banda alınıyor şu an, bu konuşmayı aynı şekilde yayınlayacağız, “Hocam demiştiniz, aynısıyla oldu” diyeceksiniz. Sonra hem Hz. Mehdi (a.s)’ı arayacaklar, hem Hz. İsa Mesih (a.s)’ı arayacaklar. Bu anti- Hz. Mehdi (a.s) olan, Hz. Mehdi (a.s) karşıtı olan grup da, mahcup olacak. Anti- Hz. Mehdi (a.s) grubunun başında da, Cübbeli tarzı kişiler var; Aydın Doğan, Fatih Altaylı, Cübbeli. Bak Mehmet Talu Hocamız’a karşı da, müthiş bir mücadele başlattı. Bütün samimi Müslümanlar, Mehmet Talu Hocamdan yanalar, sevenleri. Bakın suçu şu, tek kelime; “Hz. Mehdi (a.s) çıktı” diyor, o kadar. Başka hiçbir şey yok. Demediğini bırakmıyor, gizli, açık, sürekli.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Japonya’dan resimler gösteriyorum. Bir kısmını göstermiştik daha önce.
ADNAN OKTAR:Bütün şeyler olduğu gibi helak olmuş. Bütün teknoloji denizin dibinde.
ALTUĞ BERKER:“Kara çamur” demiştiniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, “Kara çamurlu bir gözede güneşi batıyor gördü” diyor. Kuran’da Hz. Mehdi (a.s)’a işarettir. Bak kara çamurlu. Orada denizi gördünüz, değil mi? Simsiyah çamur olarak akıyor. İşte o simsiyah çamurun içerisinde, o kara çamurlu gözede güneşin battığını gördük. Şimdi bunun arkasından Japonya’da ekonomik çökme meydana gelecek, bunu göreceksiniz. Müthiş bir ekonomik çöküntü gelecek. Çünkü bu ilk dalgası daha, ilk şoku. Şimdi orada radyasyona bağlı olarak mal alış verişi durdu, kimse mal almıyor. İç ticareti de durdu. Bütün mallar kullanılmayacak hale geldi. Japonya daha durumun farkında değil. Olaya bir nevi kendilerince anlayamamış gözlerle bakıyorlar. Ama bir süre sonra çok net anlayacak hale gelecekler. Yani kavrayamayacakları gibi olmayacak. Japonya’yı, hatta bölgenin bile boşaltılmasını gerektirecek hale gelecek bir süre sonra. Dolayısıyla Japonya’nın da çöküşüne neden olacak bir durum bu. Şu anda bile çökertti Japonya’yı. Daha etkisi yeni başlıyor, çok küçük. Aylara, yıllara yayılacak etkisi var. Kuran’da işaret edilen de odur; “çamurlu bir gözede güneşin batmakta olduğunu gördü” dediği, Kuran’da ayette belirtilen olayın işareti budur işte. Bir yönü, ayetin birçok işareti var, bir tanesi de budur.
Cübbeli’nin dünyası dar, göremiyor. Bu olayları da göremiyor. Kıyamet alametlerinin bütün hızıyla devam ettiğini göremiyor. Çok az şey görebiliyor.
ALTUĞ BERKER:Fehmi Koru, Zaman Gazetesi’nde; “araştırmaların BDP’nin tüm ülke seçmenlerini etkileyen söylem ve tanıtım programı ile partinin oy oranını,n 4 milyonun üzerine çıkacağını hatta daha da artacağını” söyleyerek, “gönlünün BDP’nin bir bölge partisi olmaktan çıkarak, Türkiye partisi haline dönüşmesinden ve barajı aşmasından yana olduğunu” yazmış. “BDP’nin mecliste daha güçlü hale gelmesi, daha kuvvetli bir grupla meclise girmesini ve hak ettiği oranda milletvekilleriyle temsil edilmesinin önemi de dikkat çekerek, bu şekilde Türkiye’nin de siyasi hayatını daha derinden etkilemesinin mümkün olabileceğini” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Yani BDP’nin mecliste çok sayıda olmasının ne faydası olacakmış?
ALTUĞ BERKER:Bilmiyorum Hocam. Demokratikleşme adına mı söylüyor yoksa başka bir şey adına mı tam anlayamadım.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, PKK hareketi BDP’yi hiçbir şekilde önemli görmez. Komünist Partisi vardır, PKK komünist partisidir. Komünizmin hakim olmasını istiyorlar adamlar. Karmaşık bir şey yok. BDP kaale aldıkları bir parti değil.
Şimdi Cübbeli’nin, Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili konuşmalarını bir yayınlayalım da biraz içi açılsın. Hem şevki gelir, daha iyi olur, inşaAllah.
VTR- Cübbeli Ahir Zamanın Büyük Mehdisinin, Peygamberimiz (s.a.v.)’in Hadislerinde Tarif Ettiği, Özel Bir Zat Olacağını Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Cübbeli, bir tek kendisinin söylediğini zannediyor. Zaten Hz. Mehdi (a.s)’a muhalif birçok düşünce var, hiçbir önemi yok. Asıl Hz. Mehdi (a.s)’ı savunanların düşünceleri çok önemli. Biz de onları çok açık delillerle ortaya koyuyoruz. Şimdi buyur.
ALTUĞ BERKER:İman hakikatleri resimleri göstereceğim Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Çok şeker bir şeymiş bu. Severim ben onu, acayip şeker, süper tatlıymış, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hüseyin Gülerce’nin bir yazısında; “2000’li yıllarda tarih sahnesine bambaşka bir Türkiye çıkacağını ancak bununla birlikte Türkiye’nin büyümesinden rahatsız olan bazı güçlerinde var olduğunu” söyleyerek, “bölgenin jandarması olan Amerika’ya dikkat çekmiş. Ayrıca İsrail’in de Türkiye’nin güçlenmesinden memnun olmayacağını” belirtmiş. “Kendi mana kökleri üzerinde yükselen Türkiye’nin, aslında hem İsrail hem de Filistin için Amerika’dan daha büyük güvence olacağını ancak Türkiye’nin bunu ne Amerika ne İsrail’e anlatamayacağını” söylemiş.
Yiğit Bulut, Türkiye’nin büyümesi ile ilgili bir yazı yazmış: “Yeni bir Türkiye doğduğunu ve tüm dünyanın bu gerçeğin farkında olduğunu” yazmış. “Türkiye’nin tarihi bir fırsatla karşı karşıya olduğunu, Türkiye’yi yönetenlere de bu nedenle çok büyük görev düştüğünü, Türkiye’nin tek bir kimlik altında ancak çok kültürlü bir yapıya sahip olması gerektiğini ve bir an önce Avrupa Birliği üyelik sürecini keserek, Avrupa Birliği’ne alternatif bir Büyük Türkiye kurmamız gerektiğini” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Beril Hocamız’dan bize Kuran’dan ayet okumasını isteyeceğiz, inşaAllah. Enbiya Suresi, 1. ayetten 9. ayete kadar okumanızı istirham ediyoruz. Şeytandan Allah’a sığınıyoruz.
SUNUCU:Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım, Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla: “İnsanları sorgulama zamanı yaklaştı. Kendileri ise gaflet içinde yüz çeviriyorlar. Rablerinden kendilerine yeni bir hatırlatma gelmeyiversin, bunu mutlaka oyun konusu yaparak dinliyorlar. Onların kalpleri tutkuyla oyalanmadadır. Zulmedenler gizlice fısıldaştılar: Bu benzeriniz olan bir beşer değil mi? Öyleyse göz göre göre büyüye mi geleceksiniz? De ki: “Benim Rabbim gökte ve yerde söylenen sözü bilir; O, işitendir, bilendir. “Hayır” dediler. “Bunlar karmakarışık düşlerdir; hayır, onu kendisi uydurmuştur; hayır o bir şairdir. Böyle değilse, öncekilere gönderildiği gibi bize de bir ayet (mucize) getirsin.” Kendilerinden evvel yıkıma uğrattığımız hiçbir ülke halkı iman etmemişti; şimdi bunlar mı iman edecek? Biz senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkekler dışında elçi göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, o halde zikir ehline sorun. Biz onları yemek yemez cesetler kılmadık ve onlar ölümsüz değillerdi. Sonra onlara verdiğimiz söze sadık kaldık, böylece onları ve dilediklerimizi kurtardık da ölçüsüz davrananları yıkıma uğrattık.”
ADNAN OKTAR:Şeyhim buyurun.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “ahir zamanda bazı Müslümanları doğruyu görmekten ve anlatmaktan alıkoyan fitneler olacağını” bildirmiş. Şöyle söylüyor İmam Şarani sayfa 380’de; “Kör ve sağır (yani insanları doğru olanı görmesinden kör, hak olan sesi duymasından sağır) eden büyük bir fitne, ulu bir bela vardır. Fitnenin içinde de halkı cehennem kapılarına doğru çağıran bir takım davetçiler de vardır. Sağır edip hak olanı duyurmayan ve dilsiz edip hak olanı konuşturmayan bir takım korkunç fitneler olacaktır” diyor yine inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Mesela Hz. Mehdi (a.s) geldi diyemeyeceksin, yasak. Cübbeli efendi yasaklamış. Muhammet Raşid Erol Hazretleri söylüyor, Cübbeli “yasak” diyor. Bediüzzaman Hazretleri söylüyor, yasak. Mehmet Talu Hocamız söylüyor, yasak. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız söylüyor, ona da yasak. Cübbeli, “bir tek ben doğru konuşuyorum” diyor. Ve bakın Mehdiyet’i ne kadar mükemmel anlatıyor. Eğer Cübbeli susmuş olsaydı, biz bu anlatımların binde birini yapamayacaktık. Allah onu, Hz. Mehdi (a.s)’ın tanıtılmasına vesile etti, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “zamanın imamını tanımadan ölenin cahiliye ölümü üzerine ölmüş olacağını” şu şekilde ifade etmiş Hocam: “ “Her kim zamanının imamını tanımadan ölürse, cahiliye ölümü üzerine ölmüş olur. Ve her kim imamını tanırsa Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhurundan erken veya geç olması onun için fark etmez” demiş.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Benim sevimlim, Kasas Suresi, 60. ayeti okusun, şeytandan Allah’a sığınıyorum.
SUNUCU:Şeytan’dan Allah’a sığınırım: “Size verilen her şey yalnızca dünya hayatının metaı ve süsüdür. Allah katında olan ise daha hayırlı ve daha süreklidir. Yine de akıllanmayacak mısınız?”
ANAN OKTAR: MaşaAllah. Hoca Hanıma da inşaAllah bir ayet okutturacağız, inşaAllah. Kasas Suresi 73. ayet. Şeytandan Allah’a sığınıyoruz.
SUNUCU:Şeytandan Allah’a sığınırım. “Kendi rahmetinden olmak üzere O, sizin için, dinlemeniz ve O’nun fazlından geçiminizi aramanız için geceyi ve gündüzü var etti. Umulur ki şükredersiniz.”
ADNAN OKTAR: Şeyhim buyrun.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadisinde: “Ümmetimin son zamanlarında mescitlerini süsleyip kalplerini harap bırakan, elbisesinin sakınıp koruduğu kadar dinini sakınıp korumayan, dünya işlerinin yolunda gitmesi uğrunda dinini vasıta yapmaya aldırış etmeyen bir takım insanlar türeyecektir” diye buyurmuşlar.
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkmasını istemeyen, İttihat-ı İslam’ı istemeyen, Türk İslam Birliği’ni istemeyen, bunu da açıkça söyleyen, çekinmeyen insanlar çıkacak evet.
Şeyhim çok güzel hadisler okuyorsun, devam et.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Deccalin, Hz. Mehdi (a.s)’ın yaptıklarının tam tersini yaptığına dair hadis var. Mesela “Hz. Mehdi (a.s) kan akıtmayacak, deccal de fitneler, karışıklıklar, ihtilaller çok olur da insanlar birbirlerini öldürürler” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). “O zaman o melun deccal çıkar” diyor. “’Zaman, kıyamet yakınlaşır, amel eksilir, insanları aşırı cimrilik ve hırs atılır, herc çok olur’ buyurdu. Sahabeler herc nedir diye sordular. Resulullah (s.a.v.) ‘öldürmek, öldürmek” buyurdu.”
ADNAN OKTAR:Biraz açıkla.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Şu an da İslam dünyası üzerinde de deccalin kan akıtması söz konusu. Hz. Mehdi (a.s) da o kanı durdurmaya geliyor, Allah’ın izniyle.
ADNAN OKTAR:Beril Hocamız’a yine bir ayet okutalım, inşaAllah. İbrahim Suresi 14. ayet.
SUNUCU:İnşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkana ve tehdidimden korkana ait bir ayrıcalıktır.”
ALTUĞ BERKER:“Sure numarası ve ayet numarası 14 olması itibariyle, hicri 1400’e bakıp, Mehdiyet’e işaret ettiğini” söylemiştiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ebcedi de uyuyor çünkü 1993 ebcedi de. “Peygamberler fetih istediler. Sonunda her zorba-inatçı bozguna uğrayıp yok oldu gitti.” Ebcedi 1993. Şeyhim seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Güzel kuşlardan göstereceğim, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sulu boyayla boyanmış gibi, ne şeker bunlar böyle. Olsa da sevsek bunları biraz. Gerçi rahat durmaz bunlar da. Acayip şeker, renkler muhteşem, çok çok güzel. İnsan bakmaya doyamıyor, maşaAllah. Şu renklerin güzelliğine bak, maşaAllah. Çiçekler, bunlar için bir nimet. Küçük arı kuşları bal özü alıyorlar. Bunlar niye böyle turuncu renkli? Onu açıklayacağım. Bu kerataların bulundukları bölgedeki gıdalardan yosunlardan, alglerden falan kaynaklanıyor, inşaAllah.
Şeyhim buyrun, dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Bir hadis daha okuyorum, inşaAllah: “Müslümanlar için üç şehir olacak. Bir şehir iki denizin birleştiği yerde, bir diğer Cezuret-ül Arap’ta, bir diğer şehir Şam’da. İnsanlar üç kere korkutulur. Bu arada deccal büyük bir ordu ile çıkar, Doğu’dan başlayarak, önüne geleni hezimete uğratır, ilk gireceği şehir; iki denizin birleştiği yerdeki şehirdir.”
ADNAN OKTAR:Darwinizm, materyalizm bütün dünyayı kaplamıştır. Doğu izafidir. İngiltere mesela Doğu’dur. İngiltere’nin doğusuna doğru gidersen, sonunda yine Türkiye’ye varırsın, inşaAllah. Ne yapıyoruz, ara mı veriyoruz?
SUNUCU:Programımıza kısa bir ara veriyoruz.
SUNUCU:Programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:Şeyhim ne anlatayım?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam.
ADNAN OKTAR:Cübbeli’nin marifetlerinden anlatayım. “32 sene olmuş eğer Hz. Mehdi (a.s) çıktıysa, 32 sene içerisinde çoktan söylenmesi, ilan edilmesi gerekiyordu” diyor. “Bir müceddid de olsa, Hz. Mehdi (a.s)’da olsa, yüzyılın başında çıkar. Sonradan çıkmaz, 32 yıldan sonra olmaz” diyor. Madem öyle, sen Mahmut Hoca Hazretleri’ni, o mübareği müceddid ilan ettin. Kaç yıl sonra? 32 yıl sonra. Sen nasıl yaptın peki? Sen hicri 1400’de Mahmut Hocamız’ı müceddid ilan ettin mi? Yok. 1410 ilan ettin mi? Yok. 1420’de ilan ettin mi? Yok. 1430’da ilan ettin mi? Yok. 1432’de ilan ettin sen. 1432’de ilan ettiğine göre, demek ki oluyormuş, değil mi? Kimse bilmiyordu Mahmut Hocamız’ın müceddid olduğunu, gizliydi. Bak sen söyleyince ortaya çıktı müceddid olduğu ve öğrendik. Gerçi o camianın müceddidir. Çünkü diğer camialar kabul etmiyor. Mesela bir Nur camiası kabul etmez, Süleymanlı kardeşlerimiz kabul etmez, Nakşibendi olan Muhammet Raşid Erol Hazretleri’nin talebeleri kabul etmez. Çünkü onlar kendi cemaatlerindeki kişileri asrın müceddidi kabul ediyorlar. Bu bir gerçek. Ama camianın hakikaten müceddididir doğru. Ama sen, 32 yıl sonra ilan ettin. Dolayısıyla dürüst konuşmadın, samimi konuşmuyorsun. Bir kere pratik olarak gösterdin ki 32 yıl sonra müceddid, müceddidliğini ilan edebiliyor, açıklanabiliyormuş. Eğer samimiyse bu sözü bir daha kullanmaması lazım çünkü fiili durum var. Bir de “Hz. Mehdi (a.s)’ı bana söylesinler biat etmek istiyorum” diyor. Hz. Mehdi (a.s), Mehdilik iddia etmeyeceğine göre, Cübbeliye gidip böyle bir müjde verilmesi mümkün değil. Mantıksız konuşuyor. Mümkün mü böyle bir şey Berker’im?
ALTUĞ BERKER:Değil Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Değil mi? Falanca Hz. Mehdi (a.s)’dır, git ona biat et denir mi? Onu diyen küfre gider zaten. Hüsn-ü zan edebilir. Ama Mehdilik iddiasında bulunamaz. Neye göre, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerine göre. Peygamberimiz (s.a.v) hadislerinde; Hz. Mehdi (a.s), Hz. Mehdi (a.s)’ım diyemiyor. O diyemeyince, başkası nasıl desin? Hz. Mehdi (a.s)’ın diyemediğini başkası diyebilir mi? Yanlış yolda, yanlış anlatıyor. Kendinden çok emin. Uyanıklık yapıyor, kendince köşeye sıkıştıracak. Ona göre Mehmet Talu Hocamız falanca kişi Hz. Mehdi (a.s)’dır diyecek, o da ya olur mu öyle o Hz. Mehdi (a.s) olamaz, diyecek. Sen, kim gelirse gelsin, şu an haşa Peygamberimiz (s.a.v.) gelse, Hz. Mehdi (a.s) şudur dese sen yine kabul etmezsin. Mahmut Hocam derse sen kabul edecek misin? Yine etmezsin. Sen en büyük kendini görüyorsun şu an, inşaAllah. Her asırda Müslümanlar, Hz. Mehdi (a.s)’ı beklemişler. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıktığını da söyleyenler olmuş. Tebbe tabiin zamanında söyleyenler olmuş. Bu küfür bir söz değildir ki. İmanı artıran, şevki artıran güzel bir sözdür. O zaman küfre mi girdi tebbe tabiin? Değil mi? “Hz. Mehdi (a.s) çıktı” diyorlar. İmam Rabbani zamanında da çıktığını iddia eden birçok Müslüman olmuştur. Asrımızda da biz, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıktığını söylüyoruz. Gerçekten çıktı mı, çıkmadı mı biraz beklerse, 10 yıl sonra görür. Yani onun muhalefetiyle, Hz. Mehdi (a.s) durmaz. Mehdiyet daha da gelişir. Daha da gelişiyor. O Flash TV’de söylüyor, biz ona cevap veriyoruz, o ona cevap veriyor, dallanıp budaklanıp genişlemiş oluyor, büyüyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Siz daha iyi biliyorsunuz inşaAllah, gösteriyorsunuz eski konuşmalarında “alametlerin hepsi çıktı” diyor.
ADNAN OKTAR:Eski konuşmalarını biz niye yayınladık ki, yayınlamazdık. Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’a tavır almasa, biz yayınlar mıydık? Yayınlamayacaktık. Yüzlerce, binlerce kez yayınlatacağım, insanlar adeta ezberleyecekler. Şimdi yeni televizyon kanallarından da yayınlatacağız. Kitap olarak da çıkartıyorum. İstediği kadar çırpınsın. Diyor ki: “Bize Hz. Mehdi (a.s)’ı göstersinler, biz de uyalım” diyor. “Kar üstünde dahi olsa geliriz” diyor. Sen taksinin üstünde de olsan gitmezsin, ne karı. Devam et Berker.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Bir internet sitenizi tanıtıyorum; www.basitliginkirlikulturu.com,inşaAllah. Bu sitede ele aldığınız konular halk arasında kullanılan anlamdaki basitlik değil, din ahlakına göre basitliğin nasıl bir ruh hali olduğu. Daha köklü ve derin bir hastalık olan bir basitlik. Allah’ın dilemesi dışında cehenneme sürükleyebilecek büyük bir tehlike. Buna karşı siz, Müslüman kardeşlerimizi uyarıp Allah’ın beğenmediği bu ruh halinden uzaklaşmalarına vesile oluyorsunuz, inşaAllah Hocam. Tekrar ediyorum, www.basitliginkirlikulturu.com
ADNAN OKTAR:Kardeşim, bu internete bir hayli giren oluyor; Facebook’a şuraya buraya falan. Ben orada Müslüman çarşaflı, başörtülü hanımların Facebook’taki sayfalarına bakıyorum, bana gösteriyorlar. İsterseniz örnekler vereyim, isimlerini vermeden göstereyim, şimdi hazırlatıyorum. Tek kelime Allah sevgisinden bahis yok, Allah aşkından bahis yok, muhabbetten bahis yok. Hepsini tenzih ederim, bir kısmında ağır bir züppelik, ağır bir özentilik görüyorum, ağır bir densizlik ve münasebetsizlik görüyorum. Bir kısmını not almıştım, rezalet. Yani tam özenti ve ayak takımı üslubu. Bir kere dini terimleri kısaltmak çok çirkin. İnşaAllah, inşaAllah’ı olduğu gibi yaz. Sabaha kadar lak lak lak konuşuyorsunuz beş saat. Yüzlerce- binlerce kelime yazıyorsun, inşaAllah’ı yazamıyor musun? İnşaAllah’larda, maşaAllah’larda mutlaka kısaltma, Selamda kısaltma “slm”, o zaman hiç selam verme, madem yazmayacaksın. “Slm” ne demek yani? Yazsana “Selam” diye. Bir de o üslubun kirli kültürünü tam almışlar. Ona çok ciddi bir özenti halleri var. Onu yüzeysel anlatmak değil de, bol örnekli anlatmayı düşünüyorum. Onun için onların sitelerinden örnekler aldım, onları yayınlayacağım. Tabii isim vererek falan değil. Ben kimseyi mahcup etmenin peşinde değilim. Bir de internette küçük küçük it kopuk çeteler oluştu. Bir Müslümanlara saldırıyorlar, bir ona saldırıyorlar, bir ona, bir ona saldırıyorlar, bunlar organize hareket ediyorlar. Elli kere söyledim, dedim ki: “münasebetsizlik yapmayın, canınız yanar, mahkemelik olursunuz” dedim, sözümü dinlemediler. Bir kere daha bak son kere uyarıyorum, çünkü bunların organize hareket ettikleri internetteki yapıdan anlaşılıyor. Silahtan bahsediyorlar, asıp kesmekten bahsediyorlar, itlik kopukluk yapıyorlar. Bunların hepsi suçtur, tehdit unsuru da var. Fakat kafaları çalışmıyor. Yani suç işlediklerinin farkında değiller. Bunlar ancak hakim karşısına dikildiklerinde anlıyorlar. Şimdi önümüzdeki günlerde bir ekibi, hepsini toplatacağım, Allah’ın izniyle. Bunlarınki tam net, direkt çete bunlar. Annelerine, babalarına da acıyorum çünkü onlar mağdur durumda kalıyorlar. Bu densizlere söylesinler, oraya buraya karşı çirkin bir üslup kullanmayacaklar, nezaketsiz üslup kullanmayacaklar. Çok şuursuzlar, alenen suç işliyorlar. Kafası çalışan bir insan yapar mı bunu? Ama bunları sürekli uyarmakla uğraşmak olmaz. Onun için mecburen, içlerinden en azından birkaç grubu aldırıp kanunla, hukukla akıllarının başına gelmesini sağlayacağız. Ben artık sorumluluk kabul etmem çünkü kaç defa uyardım. Çok azgın ve edepsiz bir üslupları var, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Doğan Grubu yazarları sık sık Türkiye’de son yıllarda insanların dindarlaştığını ve dinin eskiye nazaran çok daha ön plana çıktığı yönünde yazılar yazıyorlar. Ancak bunun sebebini tam olarak anlayamadıkları için kendilerince bazı tespitlerde bulunmuşlar. Mesela Mehmet Tezkan; “gelir seviyesi düşük, fakir insanların dine daha çok yöneldiğini ve daha muhafazakar olduğunu” söylemiş. “Türkiye’de dine yönelişi de buna bağlayarak, Türkiye’de işçi, memur, emekli sınıfının gün geçtikçe daha fakirleştiğini ve bu durumunda onları muhafazakar olmaya yönelttiğini ve muhafazakarlığı ülkeye iyice yerleştirdiğini” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Muhafazakarlık var hakikaten doğru. Muhafazakar derken, neyi kastediyorlar bunu açıklığa kavuşturmaları lazım. Eğer Osmanlı kültürüyse bu bir zenginlik, bir güzelliktir. Tabi ki bunu muhafaza edeceğiz. Osmanlı’nın sanatı, Osmanlı’nın ahlak anlayışıysa, Asr-ı saadeti kastediyorlarsa, zaten bu farz. Ama başka bir şey kastediyorlarsa bunu açıklamaları gerekiyor. Modernliğe karşı olmak, sevgiye karşı olmak, neşeye karşı olmak anlamında da biz yobazlığı görüyoruz. Mesela bunu açıklamıyorlar. Biz mesela gericiliğe karşı bir kaleyiz, bu açık. Akılcı olarak ama, Kuran’la.. Gericiliğin tarifini de yapmıyorlar. Sadece muhafazakarlık. Muhafazakarlık zaten güzel bir şey. Sen gericiliğe karşı ol. Muhafazakarlıktan ne alıp vermediğin var.
ALTUĞ BERKER:Bir kitabınızı tanıtmak istiyorum: “Atom Mucizesi.” Bu kitapta canlı, cansız her şeyin temeli olan atom konusunu ele almışsınız Hocam. Atom hakkında nelerin, nasıl ve ne şekilde gerçekleştiğini inceledikten sonra, neden sorusunun cevapları da aranıyor. Kitap, okuyucuyu çevresinde gördükleri hakkında derin düşünmeye davet ediyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, şahane görünüyor kitap. Mesela Facebook’cu bazı densizlerin üsluplarından birkaç örnek: Allah’ım Ya Rabbim diyeceklerine haşa “Allah’ım Yareppim” diyorlar. Bu çok müthiş münasebetsiz, densiz ancak dinsizlerin kullanacağı bir tavır, üslup, özentilik. Mesela haşa “patlat bir Fatiha ya” şeklinde üslup, bir Fatiha okuyun demiyor da “patlat bir Fatiha” diyor. Bu densizlerin örneklerini çok fazla göstereceğim. Hazırladım, göstereceğim.
Bir hanım kardeşimiz güzel bir şiir yazmış; “Seni görmek acılara bir son vermek” diyor, inşaAllah öyle oluruz. “Sensizliğin hayaliyle yaşamak, her gecenin karanlığında yağan yağmurda ıslanır gibi bin parçaya bölünürüm, büyütürüm hayalini gözlerimde, seni görmek gecede güneş doğmuş gibi aydınlatır karanlık gecemi” diyor. Çok güzel bir şiir, maşaAllah. Derin sevgisi var demek ki, maşaAllah.
“Asrımızda gönlümüzün sultanı olmayı ziyadesiyle hak eden, muhterem Muhammed Adnan Oktar Hocam’ın nurlu ellerinden öpüyoruz. Zatına ve fedakar talebelerine hürmet ve selamlarımı iletiyorum.” Bana Selam diyelim. Aleykum Selam ve Rahmetullahu ve Berakatuhu.” Ayet, ne diyor kardeşimiz:”“Bana demir kütleleri getirin", iki dağın arası eşit düzeye gelince, "Körükleyin" dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar (bu işi yaptı, sonra:) dedi ki: "Bana getirin, üzerine eritilmiş katran dökeyim." Muhterem Hocam Japonya’daki nükleer sızıntı tüm çabalara rağmen kontrol altına alınamıyor. Bu ayet bize bu musibetten kurtulmanın çaresine işaret ediyor olabilir mi?” Şimdi benim bildiğim o demir de dinlemez. Patladığında hepsini havaya kaldırıyor, değil mi? Bayağı şiddetli bir şey. En başta o olaya girmeyecekler. O çok tehlikeli bir olay, atom bombasından reaktör yapmak gibi bir şey. Kontrol edemeyeceğinize göre, hiç yapmayın daha iyi. Ne gerek var, değil mi? Kontrol edemiyorlar. En basit bir olayda bile kontrol altına alamadılar. Demek ki karşı tedbiriniz yoksa bundan kaçınacaksınız. Bu kadar açık.
ALTUĞ BERKER:Bediüzzaman Hazretleri’nin ve yakın talebelerinin bazı eşyaları ile ilgili, Adıyaman’da sergi açılmış. Onun açılışıyla ilgili görüntüler vardı. Abdülkadir Badıllı Ağabey, Mehmet Fırıncı Ağabey ve diğer.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah. Onlar bize Allah’tan bir emanet. Değerlerini bilmemiz lazım, inşaAllah. Adıyaman Demokrasi Parkı’nda, kardeşlerimiz gidip ziyaret ederlerse güzel olur.
ALTUĞ BERKER:Hüseyin Gülerce; “CHP’nin iddia edilen Ergenekon davası sanıklarına teveccühte bulunmasının kendisini zora sokacağını hatırlatarak, CHP’nin geniş kitlelere bilhassa mütedeyyin kitleye açılmayı bırakmamasını tavsiye ederek, özellikle CHP’nin dinle ilgili problemi var algısının değişmesinin önemine” değinmiş. “Bizim halkımız CHP yöneticilerinde samimi bir yaklaşım, kendi değerlerine saygı duyan, o değerleri önemseyen bir tavır içinde olduklarını görürse, onları tokalaştıkları salonda tekrar yerinden kalkıp kucaklayacak kadar harbidir” demiş.
ADNAN OKTAR:Yalnız CHP’li yöneticilere karşı, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün tehdit edici bazı tavırları var gibi hissediyoruz. Bazı anormal olaylar gelişiyor. Bunlar bizim dikkatimizi çekiyor. Bunun dışında da bazı olaylar var, bunlar da bizi rahatsız ediyor. Mesela Sayın Deniz Baykal’a yönelik de daha hala ısrarlı karalama çabaları var. Ben, o insanın dürüst olduğuna, efendi olduğuna adım gibi eminim. Ne yaparlarsa yapsınlar, hiçbir şekilde onun değerini gözümüzden düşüremezler. Kaliteli, aklı başında, nezih bir insan. Çok rahatsız edici. Sadece bizi şevklendirir, sadece o olur başka bir şey olmaz. Bilakis onların daha lehinde olmamıza, vesile olacak hareketlerdir onlar.
ALTUĞ BERKER:Bitkilerle ilgili resimler göstereceğim Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu kavanoz gibi ne şeker bir şeymiş bu böyle.
ALTUĞ BERKER:Bilim adamlarının son buluşlarına göre; bitki yaprağı, hastalanmasına yol açan bir mikroorganizmanın saldırısına uğradığında, bitkinin kökleri yararlı bakteriler içeren bir asit salgılamaya başlayarak, kendilerini tedavi edebiliyorlarmış Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bitkiler benim çok hoşuma gidiyor. Acayip tatlı varlıklar. Ama bahçe olacak, bir kere zemininde bahçe olması lazım. İyi güneş görecek, gidip onları seveceksin. Baksana şu şekerliğe. Bu ne bu, olağanüstü bir şey değil mi bu? Göze çok büyük bir zevk bu, çok büyük bir mucize. Bahçeye çıkacaksın, orada karıncalar olacak, kuşlar olacak, meyveler olacak hepsini seveceksin, bakacaksın, inşaAllah. Şeyhim ilim deryasısın, maşaAllah. Senin bu dabbetül arz ilim dağıtıyor, maşaAllah, yağmur gibi.
ALTUĞ BERKER:Hz. Mehdi (a.s)’a, cinlerin yardım edeceğine dair bir hadis vardı Hocam.
ADNAN OKTAR: Ecinniler, evet dinliyorum.
ALTUĞ BERKER:“6 bin cin zamanın imamı Hz. Mehdi (a.s)’ın, meleklerden sonra kendisine bağlılıklarını bildirecek, fedakar yoldaşları arasında olacaktır” diyor.
ADNAN OKTAR:Hadiste, “6 bin cin” maşaAllah. Biz Hz. Mehdi (a.s)’ın öncüsü olarak, bayağı bir cin taifesi oluştu. Arkadaşlarımıza yardımcı oluyorlar. Özellikle bir Hanım arkadaşımız var, maşaAllah ilim deryası. Cinlerle bağlantısı mükemmel. Geçenlerde de söyledim ya; ne sorsak doğru söylüyor. Mesela al götür kalemi bir yere sakla, sor, doğrudan şuraya koydun diye yerini söylüyor. Cinler normalde bayağı uğraştırır insanı, bu bayağı iyi. Dur bakalım, hayırlısı. Biz asıl, Hz. Süleyman (a.s)’ın sandığının yerini soracağız, inşaAllah. O sandığı götürüp, inşaAllah, Hz. Mehdi (a.s)’ın karşısında huzura sunacağız, Allah’ın izniyle, inşaAllah. Cübbeli’de; “baksana karda, buzda sürünerek giderim Hz. Mehdi (a.s)’ın yanına” diyor. Hiçbir şekilde gitmezsin sen, hiçbir şekilde. Bakın Mahmut Hocamız söylese, dese ki; falancadır benim kanaatime göre, hiçbir şekilde kabul etmez, hiçbir şekilde. Çünkü onun hesabı bambaşka, kafası bambaşka. O, bu konuya kilitlenmiş, o artık onun için inanç haline gelmiş. 570 yıl sonra gelmesini istemesi ve insanları da Mehdiyet’e karşı soğutacak faaliyetler yapması, Mehdiyet’e ciddi tavır aldığını gösteriyor. Halk için de “sizde Hz. Mehdi (a.s)’ın gelmesini istemezsiniz” diyor. “”Ben de istemiyorum, siz de istemiyorsunuz” demeye getiriyor. Var ya öyle bir konuşması, onu bir yayınlayın.
VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın Zuhurunun Ve İslam Ahlakının Dünya Hakimiyetinin Çok Yaklaştığını Söylüyor.
ADNAN OKTAR:Bir kere diyor ki; “benim zamanımda Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkmasını istemiyorum” diyor. “Allah bizi o zamandan beri koydu” diyor. Yani “ben Hz. Mehdi (a.s)’ın devrine, o şanlı devre gitmek istemem, o devri görmek istemem, Allah, bize o vakti getirmesin” diyor. “Gelse de uymayız, siz de uymazsınız ben de uymam zaten” diyor. Baksana insanları da olumsuz yönde etkiliyor. “Bir de çıksa da deccale uyma tehlikesi var, Hz. Mehdi (a.s) bu değil deriz ve deccale uyarız” diyor. Şimdi kardeşim, sen zaten farkında olmadan boğazına kadar belanın içine girmişsin de haberin yok. Allah sana söyletiyor zaten, konuşuyorsun. Ne yaptığını sen kendin anlatıyorsun. Ben şimdi, senin bu konuşmalarını kitap haline getiriyorum. Senin Allah’a karşı açıklayacak bir halin de kalmayacak, Allahualem. Çünkü bak, kendi suçunu sen kendin biliyorsun. Yaptığın hatayı kendin biliyorsun. Çok kapsamlı anlatıyorsun zaten. “Ben Hz. Mehdi (a.s)’ın gelmesini istemem” diyor, açıkça söylüyor. “Siz de istemezsiniz, bizim menfaatlerimizle çelişiyor, çatışıyor Hz. Mehdi (a.s)” diyor. Çok açık anlatıyor bak, çok net. “Onun için çok şükür, biz Hz. Mehdi (a.s)’ın devrine gelmedik, kurtulduk” diyor. Kendi kafasınca müjde veriyor. Hz. Mehdi (a.s) devrinde haberi yok. Bir de, “Hz. Mehdi (a.s) çıksa da biz ona sen Hz. Mehdi (a.s) değilsin deriz” diyor. “Belki de beni kesecek Hz. Mehdi (a.s)” diyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın faaliyetleri sevgi ve güzellik üzerinedir. Hz. Mehdi (a.s) oturup seni kesmekle biçmekle uğraşmaz. Bakın halka da verdiği imajı görüyor musun? İnsanları Hz. Mehdi (a.s)’dan soğutmak için kendisini dahi kesecek bir Hz. Mehdi (a.s) imajı veriyor. Cübbeliyi de kesecek bir adam gibi göstermeye çalışıyor. Var mı o konuşması? Onu da bir yayınlayın.
VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın “İslam’ı Kabul Etmeyen Herkesi Geberteceğini” İddia Ediyor.
ADNAN OKTAR:İnsanlara olumsuz telkin yapıyor. Bak diyor ki; “hepimiz görünüşte Müslümanız” diyor. Sakalla, cübbeyle zahiren Müslüman gibi görünüyoruz, diyor. “Ama normalde ödlek ve korkağız, çıkarcıyız biz” diyor. En bozuk da kendisiymiş. “Hepimiz böyleyiz işte bu şekildeyiz” diyor ve insanlara olumsuz telkin yapıyor. Sonra da Hz. Mehdi (a.s)’ı asan, kesen, doğrayan bir insan gibi gösterip, insanların gözünü korkutup, insanların Hz. Mehdi (a.s)’a karşı tavır almasını sağlamaya çalışıyor. Halbuki öbür konuşmalarında da; “Hz. Mehdi (a.s)’ın mülayim, şefkatli, güzel huylu bir insan olduğunu ve kan akıtmayacağını” söylüyor. Ama o sözünü unutmuş. Bu, Fatih Altaylı ile tanıştığı dönemin konuşmaları bunlar. Fatih Altaylı ile tanışmadan önceki dönemde, Hz. Mehdi (a.s)’ı övüyor. “Kan akıtmayacak” diyor. “Çok şefkatli olacak, merhametli olacak, uyuyan kişiyi uyandırmayacak” diyor. Ne oldu, beş dakikanın içinde değiştin? Yayınlayın o videoyu.
VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın “İslam’ı Kabul Etmeyen Herkesi Geberteceğini” İddia Ediyor.
ADNAN OKTAR:En bozuk buymuş, kendisi söylüyor. Ödlek korkak olduğunu söylüyor. Oradakilere de söylüyor; “siz de ödlek korkaksınız” diyor. Bakın burada da şimdi ne diyor? “Son derece mülayimdir Hz. Mehdi (a.s), kan akıtmaz, uyuyan kişiyi uyandırmaz” diyor. Az önce “asacak, kesecek, darmadağın edecek, doğrayacak herkesi, zorla kılıç zoruyla Müslüman yapacak” diyordun. Orada da ne diyorsun “son derece mülayim, şefkatli” diyorsun, değil mi? Uyuyan kişiyi uyandırmaz, kan da akıtmaz, diyorsun. Kendin açıklıyorsun. Arada tam zıtlık var. Bir gün siyah dediğine öbür gün beyaz, diyor. Doğrusu odur; Hz. Mehdi (a.s), kan akıtmayacaktır, barış insanıdır, sevgi insanıdır. Bir kere, Hz. Mehdi (a.s)’ın Mehdilik iddia etmesi diye bir konu yok. Bunu unutacak Cübbeli. O kurnazlık yapıyor kendince. Şark kurnazı bu, uyanık. Kendince taktikler yapıyor. Şimdi de önümüzdeki günlerde, Mahmut Hocamız’ı hacca götürmek için ikna etmişler, topluca hacca gidecekler. Büyük kalabalık bir grup olarak gidecekler. Orada Mahmut Hocamız’dan biat almayı düşünüyormuş. Yani Şeyhlik ilan edecek kendi kafasınca.
ALTUĞ BERKER:Bir köpekle bebeğin görüntüleri vardı Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bakayım. Çok şeker maşaAllah.
“Hocam Hz. Mehdi (a.s)’dan, İttihat-ı İslam’dan niye bu kadar çok bahsediyorsun?” diyor. Peki, Amerika geceli gündüzlü anti-Mehdi hareket yapıyor. Bütün İslam alemi ayakta. Cübbeli sürekli, “Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek” diyor. Vatan Gazetesi sürekli, Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek diye yayın yapıyor. Hürriyet sürmanşetten verdi; “Ahmedinejad Hz. Mehdi (a.s) geldi” diyor. Muhammed Raşid Erol Hazretleri, “Hz. Mehdi (a.s) geldi” diyor. Bediüzzaman “Hz. Mehdi (a.s) geldi” diyor. Bütün Şeyh Efendiler “Hz. Mehdi (a.s) geldi” diyor. Bu fevkalade olaya karşı ben karpuzun faydalarından mı bahsedeyim, neden bahsedeyim? En büyük farz vazife olduğuna göre, tabii ki bahsedeceğiz. Karşı hareket şiddetli; Mehdiyet’i durdurmaya yönelik hareket çok şiddetli. Büyük Ortadoğu Projesi ve onun elemanları; bir, Cübbeli gibi farkında olmayan elemanları var, bir de farkında olarak, bilerek elemanları olanlar var. Biz bunlara karşı susamayız ki, mecburen anlatacağız.
ALTUĞ BERKER:Fosil gösterebilir miyim, Hocam?
ADNAN OKTAR: Evet.
ALTUĞ BERKER:95 milyon yıllık, uçan balık fosili.
ADNAN OKTAR: 95 milyon yıllık, evet. Şu ana kadar, onların iddiasına göre bunun insan haline gelip, karşımızda masada oturup konuşması gerekiyordu, değil mi? 95 milyon yıl az bir vakit değil. Onlar “birkaç milyon yılda maymunun insan olduğunu” söylüyorlar. Bak, 95 milyon yıldan beri, hiçbir değişiklik yok hayvanda.
ALTUĞ BERKER:325 milyon yıllık, eğrelti otu.
ADNAN OKTAR:325 milyon yıl. Onların kafasına göre, şu ana kadar eğrelti otunun dile gelip konuşması gerekiyordu, değil mi? Samba yapıyor olması gerekiyordu şu ana kadar. Bunun fosilleşmesi ilginç. Mesela katmanlar halinde beyaz fosilleşmiş. Bu kırıldığında yine açılıyor, arka tarafında da var. Arka tarafını göster fosilin. Yandan da göster. Görüyor musunuz, kırıldığında fosiller yine devam ediyor. Parçalansa içinde yine yüzlerce fosil var, çok fazla fosil var. Biz orijinal halini muhafaza etsin diye ayırmıyoruz. Yoksa bu katman ortadan ikiye ayrılmış olsa, dolu içi yine fosil dolu.
ALTUĞ BERKER:Haşmet Babaoğlu’nun yazısı vardı; Japonya’da meydana gelen depremle sonrasında bir kısım insanların “adamlar hazırlıklılar, dakikalarca sarsıldılar yine de paniğe kapılmadılar” türünde gevezelik ettiklerini ancak depremin üzerinden biraz zaman geçince karşılaşılan tablodan en güçlü teknoloji, en parlak uygarlık düzeyi ve en sıkı sosyal disiplinin bile, büyük felaketler karşısında çaresiz olduğunun ortaya çıktığını” söylemiş. “Eskiden Endonezya veya civarındaki 3. Dünya ülkelerine deprem vurup büyük can kayıplarına yol açınca, bütün dünyanın ‘nede olsa oralardaki kıyılar derme çatma yerleşim alanları’ diyerek dudak büktüğünü, oysa son depremde gelişmişlik düzeyi, bilim ve aklın çarelerinin bir yere kadar olduğunun anlaşıldığını ve insanın derin çaresizliğinin ağır bastığı bir olayla karşılaşıldığını” söylemiş. “Ayrıca bu olayla birlikte uygarlık mitinin yani uygarlık putunun sarsıldığını” da eklemiş, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Japonlar şu an biraz anlamazlıktan geliyorlar ama önümüzdeki günlerde, çok daha iyi anlar hale gelecekler. Öyle Şintoculukla, Budacılıkla bu yollarda yürüyemeyeceklerini görecekler. Böyle olmaz. Hakkı, hakikati samimi olarak görmeleri lazım. Allah sürekli uyarıyor, sürekli hatırlatıyor, inşaAllah. Tabii Allah hidayet versin. Biz acıyoruz onlara, şefkat duyuyoruz.
ALTUĞ BERKER:“Kehf Ehli’nin, hayatın tüm yönlerinden çekilerek kendilerini dine teksif etmeleri gibi, Hz. Mehdi (a.s)’ın cemaatinin de hayatın tüm sosyal yönlerinden çekileceğini” anlatıyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), inşaAllah. Kehf Suresi 16. ayette, şeytandan Allah’a sığınırım. “Madem ki siz onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından kopup- ayrıldınız…” diyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bir hadisi şöyle; “Ey Ebu Hüreyre! Bu topluluk (Hz. Mehdi (a.s) Cemaati) zor ve güç bir yola girerek peygamberlerin derecesine kavuşurlar. Allah kendilerini doyurduktan sonra açlığı, giydirdikten sonra çıplaklığı, içirdikten sonra susuzluğu tercih ederler; Allah’ın katındakine ümitlerini bağlayıp bunları terk ederler. Hesabından korku duyarak helali dahi bırakırlar. Dünyaya sadece bedenleri ile ilgi gösterirler, onun herhangi bir şeyiyle iştigal de etmezler. Onların Rablerine olan itaatleri karşısında, melekler ve peygamberler dahi hayrete düşer. Ne mutlu onlara, ne mutlu onlara! Allah'ın, onlarla benim aramı birleştirmesini ne kadar çok isterdim! ... (el-Vesaya li-İbnü'l-Arabi, Halet Ef. no.: 198/2, 486a yaprağı)”
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Kardeşlerimiz, Japonların bazı özellikleri var, onlar hakkında bilgi sormuşlar. Japonlar, kendilerinin Güneş tanrıçasının soyundan geldiğine inanıyorlar. Yani Güneş’e tapıyorlar. Ve bayraklarında da biliyorsunuz Güneş semboldür. Onlar için Güneş kutsaldır. Mesela imparatorlarına da “Güneş’in oğlu” derler. Ve ilk defa insanlar kara çamuru, denizin simsiyah kara çamur olduğunu orada gördüler. Ve insanlar şu an, kara çamurlu gözede Güneş’in batmak üzere olduğunu görüyor. Ve Kuran’ın bu işareti şu an tahakkuk etmiş oldu. Önümüzdeki günlerde bu daha da yoğun görülecektir. Tabi ki biz hepsine hidayet, rahatlık dileriz ama bu, bu şekilde. Nedir o?
ALTUĞ BERKER:Bayrak Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, Japon bayrağı. Hatta Amaterasu, Omikami; Japon Şinto dinin de Güneş tanrıçası. Biliyorsunuz Japonya’da Şinto dini hakim, inşaAllah. Kendi imparatorlarına da; “Güneş’in oğlu” diyorlar, inşaAllah. Kara çamurlu denizi de göster. Simsiyah kara çamur olarak döndü Güneş. Bir de kara çamurlu olarak denizin gelişi var, film olarak vardı. Ona bir bakalım. Ebcedi de uyuyor.
VTR-Japonya’da Yaşanan 8.9 Büyüklüğündeki Deprem, Hz. Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alametlerindendir.
ADNAN OKTAR:Evet. Kehf Suresi 85. ayet, şeytandan Allah’a sığınırım. “O da bir yol tuttu” diyor. “Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü.”Japon kavmine işaret ediyor, inşaAllah. 87. ayette “Dedi ki: "Kim zulmederse biz onu azablandıracağız, sonra Rabbine döndürülür, O da onu görülmemiş bir azabla azablandırır."Ebcedi tam bu yılın tarihini veriyor. “Sonra yine bir yol tuttu.” diyor ve devam ediyor. Kehf Suresi ahir zamana bakan bir suredir. Mehdiyet devrine bakan ve bütün olayların içinde olduğu bir suredir. Fakat şimdi zamanı gelmediği için detay veremiyorum. Burada çok daha fazla detay var. O detayları daha sonra vereceğim, inşaAllah. Daha sonra açıklayacağım.
SUNUCU:Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza, 00.30’da Kaçkar Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tv internet sitemizden devam edeceğiz.
ADNAN OKTAR:Evet, bir ayet okuyayım, Kehf Suresi 101. ayet, şeytandan Allah’a sığınırım. “Ki onlar, Beni zikretme (konusun)da gözleri bir perde içindeydi. (Kur'an'ı) dinlemeye katlanamazlardı.” Kuran okunurken adam hemen kapat diyor, dinlemek istemiyor. “İnkâr edenler, Beni bırakıp kullarımı veliler edindiklerini mi sandılar?”Yani insanlara deccallik vermiş oluyorlar. Deccal yapıyorlar insanları, onlara uyuyorlar. “Gerçekten Biz cehennemi kafirler için bir durak olarak hazırlamışız.”.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Aileler Sn. Adnan Oktar için ne dediler?
Devamı ...