SUNUCU: “Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri” programımıza Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.TV sitemizden devam ediyoruz. Konuğum Etila Hanım hoş geldiniz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR: Biz de sözü Şeyhimiz’e bırakıyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Hocam şöyle söylemiştiniz: “Müslümanları gerçek dışı Kuran’a, hadis-i şerife uygun olmayan Mehdiyet inancı ile oyalamak haramdır. Mehdiyet’e karşı Müslümanların gücünü kırmak haramdır. Bu şekilde Müslümanlar’ı paramparça ediyorlar. Müslümanları parçalayarak gücünü kırmak haramdır. Bu şekilde Müslümanları oyalayıp İttihad-ı İslam’ı engelliyorlar” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Tabii, bunlar bizim için bahane meydana getirmiş oluyorlar, yoksa ben Cübbeli’yi, onu bunu falan takmam, önemli insanlar değil benim için, o yönüyle pek kıymetleri yok. Ne dediği; çok fazla öyle o tip konuşmalar yapan insanlar var, ama bize bir bahane oluşturmuş oluyor, bir gerekçe oluşturmuş oluyor. Allah onu vesile ediyor, çok kapsamlı güzel anlatmamıza sebep oluyor. Mesela Cübbeli Mehmet Talu Hocamız’ın aleyhine 35 dakikadan fazla Flash TV’de konuştu. Cevap hakkı doğdu, fakat Flash TV bunu yapmadı, diyor. Çok ayıp yapıyorlar tabii, halbuki tam ilgili şahıs var, ilgili şahıs çıkar konuşur, anlatır. Cübbeli’yi tek taraflı konuşturmak doğru olmaz. Ama fark etmez, biz senelerce anlatacağız, o bizim bir dakikalık, iki dakikalık, on günlük işimiz değil. En az üç yıl, beş yıl anlatırız, inşaAllah. O istediğini yapsın, istediği gayreti göstersin, bizim de ona göre konuşacağımız anlatacağımız şeyler olacaktır tabii. Berker Hocam sen konuş ben ordan bir konu çıkartırım, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Kuran’ı Kerim’den düşünmek ile ilgili ayetlerden okuyorum, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Kime dilerse hikmeti ona verir. Şüphesiz kendine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez.” Başka bir ayet okuyorum. Enam Suresi, 50. ayet. “De ki: ‘Size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da bilmiyorum ve ben size bir meleğim de demiyorum. Ben, bana vahyedilenden başkasına uymam.’ De ki: ‘Kör olanla, gören bir olur mu? Yine de düşünmeyecek misiniz?’"Cenab-ı Allah tefekkür etmekle, düşünmekle ilgili birçok ayet indirmiş, inşaAllah. Üzerinde düşünülmesi gereken konuları da Cenab-ı Allah bildiriyor Hocam. Allah göğün yaratılışı üzerinde düşünmeyi emrediyor ayetlerde, inşaAllah. Suyun yaratılışı üzerine ve denizlerdeki özelliklerini düşünmemiz gerektiğini söylüyor. “Denizi de sizin emrinize veren odur.” diyor Cenab-ı Allah. Bitkiler, meyveler ve ürünler üzerinde düşünmemizi istiyor, bunlarla ilgili bir çok ayet var, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.Araf Suresi, 94. Şeytandan Allah’a sığınırım.“Biz hangi kente bir elçi gönderdiysek”bir Mehdi gönderdiysek, “ora halkını yalvarıp-yakarsınlar diye, darlık ve sıkıntıya uğratmışızdır.” Araf Suresi, 95. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Sonra kötülüğün yerine iyilik koyduk, öyle ki çoğalıp babalarımız da darlığa uğrayıp, bolluğa kavuşmuşlardı, dediler.” Onlarda da böyle ekonomik krizler olurmuş geçmiş zamanda, her zaman olur dediler. “Bu yüzden onları ansızın yakaladık.” diyor Allah. Araf Suresi, 96. “Eğer kentlerin halkı inanmış ve bize karşı gelmekten sakınmış olsalardı, onlara yerin ve göğün bolluklarını verirdik.” Bakın, “eğer kentlerin” büyük kentlerin, “halkı inanmış ve bize karşı gelmekten sakınmış olsalardı,” dünyadaki kentler, “onlara göğün ve yerin bolluklarını verirdik, ama yalanladılar. Bu yüzden onlara yaptıklarına karşılık yakaladık.” diyor Allah. Araf Suresi, 97. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Kentlerin halkı geceleri uyurlarken, azabımızın kendilerine gelmesinden güvende miydiler?” diyor Allah. Nereden biliyorlar azabımın gelmeyeceğini, diyor mealen. Araf Suresi, 99. “Onlar, Allah’ın düzeninden güvende miydiler?” Yani Allah’ın intikam almasından. “Allah’ın düzeninden ancak mahvolacak millet güvende olur.” Yani güvende olamaz, diyor Allah, inşaAllah. Helakın sebepleri genellikle, uyarıcıları yalanlamak, yani Mehdileri yalanlamak, başlarına gelen bela ve musibetlerden ders almamak, ona ehemniyet vermemek, büyüklük taslamak ve zulüm. Bu dört nedenden helak meydana geliyor.
ALTUĞ BERKER: Şöyle söylemiştiniz Hocam, inşaAllah: “Kin ve nefret Müslüman’ın semtine uğramayacak, inşaAllah. Birbirimizi sevip koruyacağız, Kuran’da kavmiyetçilik haram kılınmıştır. Peygamberimiz (s.a.v) Arap’ın aceme, acemin Arap’a üstünlüğü yoktur, diyor. Irka dayalı nefret tohumu atanlar, deccalin emrinde olan insanlardır. Biz ırka göre değil, güzel ahlaka göre severiz” dediniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Demin kardeşlerden birisi ile konuşuyordum, Hocam geçen günlerde Kehf Suresi’nin 86. ayetine geldiniz, şeytandan Allah’a sığınırım, “sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu” ayetini okuduktan sonra, bu ayetin bir işareti var, ama şimdi değil daha ilerde söyleyeceğim dediniz, dedi. Hakikaten bunu kısa bir süre önce söyledim, yaklaşık en fazla bir on beş gün olmuştur yaklaşık yahut yirmi gün, bilmiyorum bakmak lazım.
ALTUĞ BERKER: Protein sentezi ile ilgili bir şey göstermek istiyorum Hocam inşaAllah. Protein oluşturmak için gereken şifre DNA üzerinde, RNA polimeras enzimi tarafından kopyalanır, onunla ilgili görüntü de var, inşaAllah. Bu şekilde kopyalama yapılıyor.
ADNAN OKTAR: Yine Hocalarımızdan biraz dinleyelim. Şeyh Ahmed Yasin Hocamız’ın, Muhammed Raşit Erol Hazretleri İle ilgili bir konuşması vardı; Hz. Mehdi (a.s) çıkışı ile ilgili. Yalnız 1975 değil de, 1980 yılında yapmış o konuşmayı. Şeyh Ahmed Yasin Hocamız özellikle belirtti, hatırlattı, onu da belirtmiş olalım.
VTR: Şeyh Ahmed Yasin Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıktığını inkar edenlerin doğru söylemediğini anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Şimdi Cübbeli’nin cevap vermesi gereken o kadar çok konusu var ki. Bir kere Şeyh Ahmed Yasin Hocamız’a cevap vermesi gerekiyor, bir. Sırf Mehmet Talu Hocamız değil, Muhammed Raşit Erol Hazretleri’ne cevap vermesi gerekiyor, iki. Bediüzzaman’a cevap vermesi gerekiyor, üç. Bediüzzaman’ın bütün talebelerine tek tek cevap vermesi gerekiyor, dört. Beş, altı, yedi devam ederiz, durumu acınacak halde. Hz. Mehdi (a.s)’ı bana gösterin, gidip biat edeceğim, diyor. Kurnazlık yapıyor, zaten sen hazırlıklısın. Diyor ki; çıktığında başının üzerinde bir bulut olması gerekiyor, diyor. Çok galiz de konuşuyor, konuşurken Hz. Mehdi (a.s) konusunda öfkeli. Geçenlerdeki konuşmasında da öyle, Hz. Mehdi (a.s) bizzat şahsına yönelik çok saygısız bir üslubu var. Çıktığında soracağız, hadi göster bir keramet diyeceğiz, diyor; sanki mecburmuş gibi Hz. Mehdi (a.s), sanki öyle bir durum varmış gibi. Başının üzerinde bir melek olması gerekiyor, ben onu görmezsem zaten inanmam, diyor; melek de olmayacağını biliyor, o konuyu kilitlemiş. Ama ne olur ne olmaz diye yinede beş yüz yetmiş yıl geriye alıyor ki, kendini sağlama almak için. Onun durumunu anlamazdan gelenlere şaşırıyorum, hayret ediyorum.
ALTUĞ BERKER: Şöyle söylemiştiniz: “Allah olayları binlerce perde ile saklıyor, imtihan bütün açıklığı ile devam ediyor, mucize meydana geliyor, Allah onu gizliyor. Fakat Hz. Mehdi (a.s)’da insanlığın pek şaşıracağını zannetmiyorum. İslam’ın hakimiyetinde sürekli ciddi gelişmeler oluyor, hiç kimse şaşırmıyor. İttihad-ı İslam ile ilgili ciddi gelişmeler oluyor, hiç kimse şaşırmıyor. Vizeler kalktı, kimse şaşırmıyor. Bütün İslam alemi Türkiye’yi örnek alıyor, kimse şaşırmıyor, şimdi bu harikadır. Asıl olaylar önümüzdeki yıllarda başlayacak ve artacak.” dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Mesela Kehf Suresi’nin 109. ayetinde, “deniz mürekkep olsa” diye cümle var. Mürekkep ne renkte olur? Siyah renkte olur, koyu olur, değil mi? “Deniz mürekkep olsa.” Bakın buna önce bir dikkat çekmek lazım. Bir cümle daha var, “elbette deniz tükenirdi.” diyor. Deniz tükenmesi nerde olur? Tsunamide olur. Deniz çekilip kuruyor, deniz tükeniyor. Diyor ki ayette yine, şeytandan Allah’a sığınırım; “Biz o gün bir kısmını bir kısmı içinde dalgalanırcasına,”bakın dalgalanma. Dalgalanma nerede olur? Denizde olur. “Dalgalanırcasına bırakmışız.” Bu ayetleri de daha sonra açıklayacağım. Ama bir kısmı zaten bayağı açık anlaşılıyor, inşaAllah. Berker’im buyurun.
ALTUĞ BERKER: A9 Televizyonumuzun frekanslarını söyleyebilir miyim? 21 Mart’ta yayına başlayacak, inşaAllah. Türksat uydusunda frekans numarasını söylüyorum. 12525 frekansında, sembol 30.000, polarizasyon da vertikal, dikey olacak, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ayrıca Digitürk’ten de herhalde yayın yapılacak.
ALTUĞ BERKER: Ben yine bir sözünüzü aktarayım. “Peygamberimiz (s.a.v), fitnelerin biri biter biri başlar, ta ki evlatlarımdan Hz. Mehdi (a.s) zuhur edene kadar, diyor. Her yer kaynıyor, insanlar kaynıyor. Türkiye’nin liderliği öne çıkmaya başladı. Türk-İslam Birliği ile ilgili yoğun toplantılar yapılıyor. Bu Allah’ın takdiri, yer yerinden oynayacak ve sürekli devam edecektir. Ekonomik kriz de gittikçe artacaktır. Hz. Mehdi (a.s)’dan başka çözüm olmadığını herkes anlayacak. Alevisi, Sünnisi, Caferisi hepsi Hz. Mehdi (a.s) dışında birleşemeyeceklerini anlayacaklar. Kökten çözüm Hz. Mehdi (a.s)’dır.” dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bakın Peygamberimiz (s.a.v) diyor ki; “Onun (Hz. Mehdi (a.s.)) zamanında büyük hadiseler vuku bulacak. (El-Kavlul Muhtasar Fi alamatil Mehdiyy-il Muntazar s.27) “Onun zamanında (Mehdi (a.s)’ın zamanında) nice hayret veren haller zuhur edecektir.” (Mektubat-ı Rabbani, 2/258) Bakın, nice hayret veren şeyler, peşpeşe. Onun zuhur mebdeleri ve mukaddimeleri (çıkış alametleri) Resulullah Efendimiz (s.a.v.)’in irhasatına benzer. (İrhasat: Hz. Muhammed (sav)'in peygamberliğinden evvel meydana gelen olağanüstü hallerdir ki, bunlar peygamberliğine delil teşkil eden olaylardandır.) (Mektubat-ı Rabbani, 2/258) Aynı Resulullah (s.a.v.) zamanında olduğu gibi, onun zamanında da fevkalade önemli olaylar olacak, diyor. Ortaya çıkışından önce, inşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ne diyor yine? “Depremler çoğalmadıkça, fitneler zahir olmadıkça, cinayetler çoğalmadıkça kıyamet kopmaz.”(Kıyamet Alametleri, s. 109) Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alameti olduğunu belirtiyor Peygamberimiz (s.a.v), depremlerin çoğalmasını. “İlim kalkmadıkça,” yobaz hocalar ortaya çıkıyor, cahil cühela veyahut Ehl-i Sünnet inancının dışında, Ehl-i Sünneti biliyor ama bambaşka düşünce içerisinde oluyor. Yeni yeni ekoller çıkarıyorlar; Şii de değil, Caferi de değil, Alevi de değil, Bektaşi de değil, yeni bir ekol çıkarıyor. “İlim kalkmadıkça, depremler çoğalmadıkça, zaman kısalmadıkça, fitneler zahir olmadıkça, cinayetler çoğalmadıkça kıyamet kopmaz.” (Buhari, İbni Mace, Kıyamet Alametleri, s.108)
İlim nasıl kalkıyor Darwinizm, materyalizm ortaya konuyor, bakıyorsun sahte ilim. Gerçek ilim yasak. Paleontolojiyle ilgili delilleri anlatabiliyor musun? Yok. Proteinin yapısını anlatabiliyor musun? Yok, yasak. Nasıl ilim serbest? Sahte ilim serbest. “Depremler çoğalmadıkça,” normalin üzerine çıkması, eskiye oranla acayip arttı.“Zaman kısalmadıkça,” hem teknik anlamda zaman kısaldı, hem de hissedilen anlamda zaman kısaldı. “Fitneler zahir olmadıkça” her yer fitne kaynıyor, bütün İslam aleminde fitneler var. “Cinayetler çoğalmadıkça” Suçsuz insanları çekip vuruyorlar sokaklarda. İslam aleminin her yerinde var. “Kıyamet kopmaz” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alameti olarak da onu belirtiyor. “Allah (c.c.) bütün insanların kalplerini onun (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) muhabbetiyle dolduracaktır.” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 42). Yani her yerde Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsedilecek diyor.“Hz. Mehdi (a.s.) zuhur eder, herkes sadece ondan konuşur.” Çok fazla konuşulur, diyor. Şimdi bizim konuşma sebebimiz de o. Allah bize ilham ediyor ve biz bu ilhamla Hz. Mehdi (a.s)’dan konuşuyoruz. Ne diyor hadiste Peygamberimiz (s.a.v)? “Herkes sadece ondan konuşur.” Çok fazla konuşulacak anlamına geliyor bu. “Onun sevgisini içer ve ondan başka bir şeyden bahsetmezler.” O kadar yoğunlaşır ki Hz. Mehdi (a.s) konusu, adeta ana konu gibi olur, çok fazla anlatılır; İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği. Nerede geçiyor?Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman. “Onun hilafetinden (manevi liderliğinden) yer vegök ehli, hatta havadaki kuşlar bile razı olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 26) Kuşların bile hoşuna gidecek, diyor.“Hz. Mehdi (a.s.) işi sıkı tutacak.” (Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 175) Hz. Mehdi (a.s) kafasını bir şeye taktı mı, sürekli onun üzerine gidecek, yakasını bırakmayacak. Bakın diyor ki; “Hz. Mehdi (a.s.) işi sıkı tutacak.”Söyleyip geçmiyor, bırakmıyor, o anormalliği çökertinceye kadar fikri mücadelesine devam ediyor. Kıyamet Alametleri Sayfa 175’te. “İnsanlar hakka dönünceye kadar (fikri) mücadelesine devam edecektir.(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)” Darwinizm’e, materyalizme, yobazlığa karşı, onormal düşüncelere karşı ne zamana kadar mücadelesine devam ediyor? “İnsanlar hakka dönünceye kadar.” Hak olan nedir? En doğru olana dönünceye kadar mücadelesine devam edecektir, kesintisiz, yine El-Kavlu'l Muhtasar’da, sayfa 23. “Fitneleri önlemenin kendisine zor gelmeyeceği,” fitneleri önlemek Hz. Mehdi (a.s.) için olağanüstü kolay olacak. Bir başkası için çok zor olan, Hz. Mehdi (a.s.) için çok kolay olacak, fitneleri çok kolay önleyebilecek. “Ve öldürmenin de onu vazgeçirmeyeceği” yani ne ölüm tehtidinden çekinecek, ne insanların öldürülmesinden dolayı davasından vazgeçecek. Ölüm tehdidi etkilemeyecek. Bakın diyor ki: “Öldürülmenin de onu vazgeçirmeyeceği.” Hiçbir şekilde durmuyor, onunla da durmuyor. “Ehl-i Beyt'ime (soyuma) mensup birisi (Hz. Mehdi (a.s.)) dünyaya sahip olmadan günler ve geceler bitmeyecektir.” Kitab-ül Burhan’da yine. “Mehdi hesabını çok seri bir şekilde görecek.” Hesabını görecek ne demek? Yamuk yumuk it kopuk takımı, yobaz takımına karşı fikri mücadele edecek ve hesabını çok seri görecek. Bakın Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? “Mehdi hesabını çok seri bir şekilde görecek.” Hepsini fikren indiriyor. Darwinistini, materyalistini, yobazını, itini, kopuğunu. “Ve vaadinden dönmeyecektir.” Mesela Türk İslam Birliği vaadi varsa, ondan dönmüyor. İttihad-ı İslam vaadi varsa dönmüyor, İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti vaadi varsa dönmüyor. “Vaadinden dönmeyecektir.” Kitab-ül Burhan, sayfa 24. “Mehdi Doğu tarafından çıkacak. Karşısına dağlar bile dikilse onları ezip geçecek.” Bakın dağın kenarından geçmiyor, dağı dümdüz ediyor, eziyor ondan sonra geçiyor. “O, dağlarda kendisine yol bulacaktır.” Delip geçiyor dağları. Mesela yobaz orduları çıkacak, deccal orduları çıkacak, etkilenmeyecek.
Hicr Suresi, 94. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Öyleyse sen emrolunduğun şeyi açıkça söyle ve müşriklere aldırış etme.” Yobaz takımının üslubuna ehemmiyet verme, devam et diyor Cenab-ı Allah. “Öyleyse küfre itaat etme ve onlara Kuran’la büyük bir cihad ver.” Cihad nedir? Cehd etmek, gayret etmek. Fikri akılcı bir çalışma yap.
ALTUĞ BERKER: Hocam, sizin söylediğinizle ilgili bir başka hadisinde Peygamber Efendimiz (s.a.v) Müsned’te; “Ümmetimden başları sarıklı yetmiş bin kişi deccale tabi olacaktır.” Bir de şöyle söylüyor; “Kurân okuyacaklar (fakat) boğazlarından aşağı geçmeyecek, onlar dinden, yaydan okun çıktığı gibi çıkacaklar. Onlarla mücadele etmek, her Müslüman için bir haktır. Görünümleri de, saçları traşlıdır." (Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 6294) diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v).
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Cübbeli’yi yine çok rahatsız edecek bir hadis söyleyeceğim. “O (Hz. Mehdi (a.s.)) güzel bir delikanlıdır, güzel yüzlüdür. Yüzünün nuru başına ve saçlarının siyahına kadar yükselir.” Bakın, “yüzünün nuru başına ve saçlarının siyahına kadar yükselir.” İkdüd Dürer’den, bu kaynaktan alınıyor “Yüzü parlayan yıldız gibi nurludur.” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 33) Yine Cübbeli’den bir açıklama dinleyelim.
VTR: Cübbeli Hz. Mehdi (a.s.)’ı Anlatıyor
ALTUĞ BERKER: Ekrana gösterebilir miyim az önce okuduğum frekans numaralarını Hocam?Frekans 12525, sembol 30.000, polarizasyon vertikal (dikey) A9.
ADNAN OKTAR: Evet bu çok önemli, kardeşlerimizin en kısa sürede ayarlaması gerekiyor. Ya onu bilen birisini çağırıp yaptıracaklar veyahut kendileri biliyorlarsa kendileri yapacaklar. Ayın 21’inde, evet akşam 24:00’de başlıyor. 12525, burada tekrarlayan iki var, tekrarlayan beşler var, çok ilginç.
ALTUĞ BERKER: Hocam, dediniz ki: “Hz. Mehdi (a.s) mutlu olmayan insanları, mutlu hale getiriyor. Neşelerine vesile oluyor kafalarını açıyor, sevgiyi bilmeyen insana sevgiyi öğretiyor. Ölü bir kalbi diriltiyor. Adamı şeytan esir etmiş, üzerine çökmüş, ona mutsuzluk, neşesizlik veriyor, unutkanlık veriyor, bitkinlik veriyor, karamsarlık veriyor, hayata karşı bıkkın gözle bakıyor. Ona hayatı azap haline getiriyor. Hz. Mehdi (a.s) ne yapıyor? Şahısların tek tek iblislerini, şeytanlarını öldürür, bu bir fetihtir. Şeytana esir olmuşken, şeytan onun canını yakarken, şeytandan onları kurtarıyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın fethi budur işte. Kullandığı metod, şeytanları öldürme üzerinedir.” dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, o Armagedon dedikleri bu işte, milyonlarca şeytanın öldürülmesidir.
“Selamun Aleykum canım Hocam, şu kurabiyeleri yemeniz yok mu, psikolojimizin frekans ayarlarını normalleştiriyor, doğallık ve rahatlık veriyor, sanki evimizde gibiyiz. Bu arada ben de kurabiye yiyorum Hocam, fena halde alışkanlık yaptım canım Hocam.” diyor, bir hanım kardeşimiz yazmış. Metin Bulun, Burak kardeşimiz, Azerbaycan’dan da kardeşlerimiz yazmışlar. Özetle; dünyada bir harikalık var, özür dilerim eşek olsa fark edecek durumda. Beş yaşında çocuğu getirsen anlar. Dünya tarihinde görülmemiş bir harikalık, hayret verici ortam, hayret verici olaylar insanlara adeta nefes aldırmıyor. Biri bitti derken biri başlıyor, biri bitti derken biri başlıyor. Peygamberimiz (s.a.v) de aynısını söylüyor; “biri bitti derken biri başlar, böyle ipe dizilmiş boncuk taneleri gibi peş peşe takip ederler. Ta ki evlatlarımdan Hz. Mehdi (a.s) zuhur edinceye kadar” diyor. Hz. Mehdi (a.s) kimse kim, şudur budur diye onda bir iddia yok. Benimle ilgili de oturup boş yere zorlama projesi geliştirmelerine gerek yok, benim Mehdilik iddiam yok. Ben bayağı aklı başında bir adamım, öyle çocuksu o tarz hareketler içerisine girmem. Mantıksız bir tavrın içerisine girmem. En başta Allah’tan korkuyorum, niye öyle bir şeye gireyim? Ne faydası olacak bana? Niye amaçlayayım öyle bir şeyi? Bir kere bu Allah’a karşı çirkin bir cüret olur haşa, zaten onu yapmam, bir. İkincisi, ihtiyacım yok. Nefsen de ihtiyacım yok, çünkü Allah bana her şeyi vermiş, her türlü imkanım var. Aklınıza gelen her şeyin en iyisi bende mevcut, elhamdülillah. Ama İttihad-ı İslam istiyorum, Hz. Mehdi (a.s) kim olursa olsun, ayağını öper peşinden giderim ben. İlla kuşkulanıyorlarsa, yani Hz. Mehdi (a.s)’a çok benzediğim kanaatindelerse, benzemeyeceğim bir alamet söylesinler yapayım, rahatlasınlar, değil mi? Başka ne diyeyim yani? Bana, Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatma, anlatıyorsan, kendini anlatıyorsun, diyorlar. Peki o zaman bana anlatma yolunu gösterin, onu nasıl anlatalım? Diyoruz ki; Hz. Mehdi (a.s.), siyah saçlıdır, tamam, kendini anlatıyorsuni diyorlar. Hz. Mehdi (a.s.)’ın kaşı kavislidir, tamam, kendini anlatıyor. Kardeşim çözüm şu; o zaman ben Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatmayacağım. Olur mu? Olmaz, biz bunu anlatacağız. Benziyorsa da, benziyor. Benzemesi, suç değil ki, yani şimdi inkar mı edeyim? Evet, benziyor, ama benim, böyle bir iddiam yok ve benzeme de delil değildir; yeterli bir delil değil, delil tahakkuk etmesidir. Hocamız ne diyor? “İttihad-ı İslam olur, o kendini belli eder.” diyor mübarek. Bakın benim sözümün aynısını söylüyor.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, Abdullah Yeğin Hocamız.
ADNAN OKTAR: Abdullah Yeğin Hocamız, tabii. Biz kaşına bakar, gözüne bakar, anlarız demiyor. Ama, İttihad-ı İslam olduğunda, Müslümanların başına geçen lidere baktığımızda; Peygamberimiz (s.a.v.)’in dediğinin aynısını görürsek, tabii ki heyecanlandırır bizi bu, tabii ki hoşumuza gider, tabii ki Allah’a hamd ederiz.
ALTUĞ BERKER: Biraz evvel Kehf Suresi’nde, Japonya’daki olaylara baktığını ve daha evvel söylediğinizi ifade ettiğiniz ayeti 15 Şubat’ta söylemişsiniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Oku.
ALTUĞ BERKER: Ayeti okuyup şöyle demiştiniz: “Güneşin battığı bir yer olmaz. Her yer güneşin battığı yerdir. Kuran, özel bir şifre ile özel bir anlatımla, özel bir olaya, özel bir şekilde işaret ediyor. ‘Güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede, batmakta buldu.’ Bu da özel müteşabih, gizli manası olan çok önemli bir açıklamadır. Güneş, kara çamurlu bir gözede batmaz, güneşin nasıl bir şekilde battığını, Allah zaten Kuran’da anlatıyor. Nasıl doğduğunu da anlatıyor, ama burada bambaşka bir şey anlatıyor.” dediniz.
ADNAN OKTAR: 15 Şubat’da, söyledim.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: 15 Şubat, bir daha oku.
ALTUĞ BERKER: “Güneşin battığı bir yer olmaz. Her yer güneşin battığı yerdir. Kuran, özel bir şifre ile özel bir anlatımla, özel bir olaya özel bir şekilde, işaret ediyor.” Ayetin ifadesi şöyle; “’Güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede, batmakta buldu.’ Bu da özel, müteşabih, gizli manası olan çok önemli bir açıklamadır. Güneş, kara çamurlu bir gözeye batmaz, güneşin nasıl battığını, Allah zaten Kuran’da anlatıyor. Nasıl doğduğunu da anlatıyor, ama burada bambaşka bir şey anlatıyor.” dediniz.
ADNAN OKTAR: Bu, Japonya’da olan olaydan çok kısa süre önce yaptığım bir açıklama, evet.
Şeytandan Allah’a sığınırım. Bakın Cenab-ı Allah Tevbe Suresi, 43’te diyor ki; “Allah seni affetsin,”diyor Peygamberimize (s.a.v) “doğru söyleyenler sana açıkça belli oluncaya ve yalancıları da öğreninceye kadar niye onlara izin verdin?” Mücadele edeceğin adamlar, birlikte olacağın talebelerin doğru insanlardan olsun diyor. Değil mi? Özü sözü doğru, samimi insanlarla birlikte mücadele edeceksin, diyor. İşari anlamı bu, asrımıza bakan yönü. Yoksa, Peygamberimiz (s.a.v.)’in zamanına bakan yönü açık. Evet, 45. ayet; “Senden, yalnızca Allah'a ve ahiret gününe inanmayan,” imansız, “kalpleri kuşkuya kapılıp, kuşkularında kararsızlığa düşenler izin ister.” Aman diyorlar, biz bu mücadeleye gelmeyelim. O zaman da İslam’ın hakimiyeti için Müslümanlar gayret ediyorlar, aman aman bizi yaklaştırma, bize izin ver, oturanlarla beraber, oturalım, diyorlar; münafıkların bir vasfı. Münafık, mücadeleden kaçmak için, yine kendince bahaneler bulur ve uzak kalmaya çalışır. Allah, o konuya dikkat çekmiş. “Eğer (mücadeleye) çıkmak isteselerdi, herhalde ona bir hazırlık yaparlardı.” diyor, değil mi? İttihad-ı İslam için, Türk İslam Birliği için ilmi, akılcı bir çalışma için hazırlık yapılması lazım. “Ancak Allah, gönderilmelerini çirkin gördü de ayaklarını doladı ve; ‘(Onlara) Siz de oturanlarla birlikte oturun’ denildi.” Adam ne yapıyor? Evinde oturuyor. Böyle adamlardan bahsediyor Kuran’da Cenab-ı Allah, değil mi? Bunları anlatıyor. Bakın, “Sizinle birlikte çıksalardı, size 'kötülük ve zarardan' başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi.” Bakın, “size ‘kötülük ve zarardan’ başka bir şey ilave etmez,” ahlaksızlık yapıp, ihbarcılık yapıp, oyun oynayarak, “fitne çıkarmak isterlerdi” diyor Allah. “İçinizde onlara 'haber taşıyanlar' vardır.” diyor Allah. “Allah, zulmedenleri bilir.”
ALTUĞ BERKER: Japonya’nın yerden son görüntüleri vardı Hocam eğer uygun görürseniz, inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Evet, Japonya’daki felaket gün be gün daha çok göz önüne geliyor, daha çok insanlar tarafından fark ediliyor. O yazdığı yazı ne anlama geliyor?
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah. Ülkelerin, kısaltmasını yazıyorlar, United Kingdom şeklinde, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani, ne alaka? Ne oluyor, öyle olunca? Bir biz geldik falan mı demek istiyorlar? Kardeşim, ne fark eder İngiliz, Fransız, Alman, değil mi? Allah rızası için hizmet edeceksin, yardımcı olacaksın.
Şimdi Bediüzzaman’ın talebelerinden Hocalarımızı dinleyelim.
VTR: Bediüzzaman Hazretleri’nin yakın talebesi Abdullah Yeğin Ağabey, İslam’ın dünya hakimiyetini anlatıyor.
VTR: Bediüzzaman’ın has talebeleri Hz. Mehdi (a.s.)’ın şahıs olduğunu, görevlerini, İstanbul’dan çıkacağını ve İttihad-ı İslam’ı anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah, Hocalarımız çok net anlatıyorlar. Hocalarımızın anlatımlarına göre de, Hz. Mehdi (a.s) gelmiş. Bediüzzaman’ın anlatımlarına göre Hz. Mehdi (a.s) gelmiş. Çünkü Bediüzzaman “hicri 1400 de gelecek” diyor. Cübbeli, Hocamız’ı nezaketli, efendi bulduğu için, bir de Flash TV’de de cepheyi elde etmiş, oradan istediği gibi esip gürlüyor. Ama bu konuda aynı görüşü paylaşan yüzlerce, binlerce alim var. Hangi birine cevap vereceksin sen, değil mi? Kimse seni kaale almaz. Kehf Suresi’nin 86. ayetine ben daha önce dikkat çekmiştim; 15 Şubat’ta dikkat çekmiştim, 11 Mart’ta bu olay oldu; Japonya’daki güneşin kara çamurlu gözede batışı olayı oldu. 15 Şubat’taki o konuşmamı gösterin.
VTR: Sayın Adnan Oktar’ın 15 Şubat 2011 tarihinde, 11 Mart’ta 2011’de Japonya’da meydana gelen deprem olayına, Kehf Suresi 86. ayetini yorumlarken dikkat çekmişti.
ADNAN OKTAR: Çok özel bir olaya baktığını belirmiştim, on beş gün sonra da dediğim olmuştu. Japon; Şinto dilinde Mikami, Japonların güneş tanrıçası, bütün orada hakimdir. Tekrar tekrar söylüyorum ki Peygamberimiz (s.a.v)’in sünnetine uygun olduğu için, önemli olduğu için. Güneş batmayan imparatorluk deniyor Japonya için biliyorsunuz. Güneşin oğlu da, Japon imparatoru için söyleniyor ve milli sembolleri de güneştir. Kara çamurlu, simsiyah denizi de insanlar görmüş oldular ve bu batışı da görmüş oldular.
ALTUĞ BERKER:Kedi ve köpek kardeşliğini gösteren bir video gösteriyorum, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Selamun Aleykum Sevgili Seyyidimiz, efendimiz, biricik canım Hocamız” diyor kardeşimiz Muhammed Masum, Almanya’dan yazıyor. Güneşim batıdan doğmasıyla ilgili bugün yayınlanan bir haberi sizinle paylaşmak istiyorum. Bu haberde ‘ortalama üç yüz bin yılda bir dünyanın doğusu, batısı haline geliyor.’ deniyor. Hadiste buyrulduğu üzere ‘güneş battığı yerden, doğmadıkça kıyamet kopmayacaktır. İnsanlar onu gördüklerinde zaman yeryüzünde bulunanlar iman edenler.’ (Sünen-i İbn-i Mâce cilt 9, sayfa 4362) Evet, buna da bakmakla beraber, güneşin batıdan doğması da fiilen olacaktır; onu da söyleyeyim. Çarpma neticesinde; peşpeşe dünyada meydana gelecek iki çarpmanın neticesinde, dünya ekseninden ters istikamete doğru dönmeye başlayacak. Şeyhim buyurun.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Selam almamış olabiliriz diye not geldi.
ADNAN OKTAR: Selam almadığım herkese “Aleykum Selam” diyorum.
ALTUĞ BERKER:Benekli yaban kedisi yavrusu videosu gösterebilir miyim Hocam?
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne şeker. Biliyorsunuz bunlar evcilleştirilebiliyor.
Kuran’dan okuyayım. Şeytandan Allah’a sığınırım. Meryem Suresi, Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd. (Bu)Rabbinin, kulu Zekeriya'ya rahmetinin zikridir. Hani o, Rabbine gizlice seslendiği zaman;” Allah’a dua ederken gizlice dua etmek çok makbuldür, gizlice için için, yalvara yalvara. “Demişti ki: ‘Rabbim, şüphesiz benim kemiklerim gevşedi.’” Yaşlılıkta kalsiyum vücuttan sürekli atıldığı için, kemikler yavaş yavaş erimeye ve küçülmeye başlar. İnsanın hem boyunda kısılma olur, hem hacminde küçülme olur, onun için kalsiyum alınması lazım. İlave kalsiyum alınması gerekiyor. Buna rağmen olur, ama alınan kalsiyum o hızı düşürür, inşaAllah. “Baş, yaşlılık aleviyle tutuştu;” saçlarda beyazlanma oluyor, yaşlılık aleviyle tutuştu o. “Ben sana dua etmekle mutsuz olmadım." Demek ki dua eden mutlu oluyor, Kuran buna işaret ediyor. “Doğrusu ben, arkamdan gelecek yakınlarım adına korkuya kapıldım, benim karım kısırdır. Ancak bana kendi katından bir yardımcı armağan et.” Demek ki çocuk, böyle sırf üremek için çocuk yapılmıyormuş. Ne için yapılıyormuş çocuk? “Doğrusu ben arkamdan gelecek yakınlarım adına korkuya kapıldım.” Soyun tükenmesinden çekiniyorum, soyun devamının tükenmesinden çekiyorum. “Benim karım bir kısır (kadın)dır.” Evlenirken de kısır bir kadınla evlenmiş, çocuk oluşması amacı yok. Üreme amacı yok, çoğalma amacı yok, çünkü kısır bir kadınla evlenmezdi öyle bir şey olsa, kısır olmasına rağmen evlenmiş. Çoğalma hedefi yok, çünkü çoğalma ancak Allah rızası için olur, onun da gerekçesini söylemiş. Vahim bir gerekçe var, “arkamdan gelecek yakınlarım adına korkuya kapıldım” diyor. O konuda tedirgin “soyunun tükenmesinden çekiniyorum” diyor. “Artık bana Kendi Katından bir yardımcı armağan et." Demek ki kısırlık, şu bu hiç önemli değil Allah Katında, asıl olan Allah’a dua edip, Allah’tan istemek, inşaAllah. "Bana mirasçı olsun. Yakup oğullarına da mirasçı olsun. Rabbim, onu (kendisinden) razı olunan(lardan) kıl. (Allah buyurdu:) ‘Ey Zekeriya, şüphesiz Biz seni, adı Yahya olan bir çocukla müjdelemekteyiz; Biz bundan önce ona hiç bir adaş kılmamışız.’" O isme benzeyen başka bir isim yok daha önce, diyor. Hz. Yahya (a.s)’ın doğumunu müjdeliyor Cenab-ı Allah. “Dedi ki: ‘Rabbim, karım kısır (bir kadın) iken, benim nasıl oğlum olabilir? Ben de yaşlılığın son basamağındayım." Çok yaşlıyım, iki yönden de bu zor görülüyor, diyor. "’İşte böyle’ dedi. ‘Rabbin dedi ki:” melek söylüyor, “Rabbin dedi ki: ‘Bu benim için kolaydır, daha önce sen hiç bir şey değil iken, seni yaratmıştım.’" Seni yokluktan yarattım, o benim için kolay, diyor Cenab-ı Allah. “Dedi ki: ‘Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver.’ Dedi ki: ‘Senin alametin, sapasağlam iken, üç tam gece insanlarla konuşmamandır.’" Bakın, “üç tam gece insanlarla konuşmamandır.” Bunun da bir anlamı var, bir işari anlamı var, bunu da göreceğiz, inşaAllah. “Böylelikle (Hz. Zekeriya (a.s.)) mescidten kavminin karşısına çıkıp onlara (şu anlamları) işaret etti: ‘Sabah akşam tesbih edin.’" Bir sabah, bir akşam; yani sabah akşam tesbih edin, sabahtan akşama kadar her zaman tesbih edin.12 ayet, “(Çocuğun doğup büyümesinden sonra ona dedik ki:) ‘Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut.’ Daha çocuk iken ona hikmet verdik.” Mehdi (as)’a yönelik yorumlarsak; “Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut." Kuran’a kuvvetle sarıl, “daha çocuk iken ona hikmet verdik.” Demek ki,inşaAllah çocukken hikmet verilmesi çok makbul, demek ke güzel konuşmak hikmetli konuşmak özlü konuşmak çok makbul. “Katımız'dan ona bir sevgi duyarlılığı ve temizlik (de verdik).” Ahir zamana bakan yönüyle, Hz. Mehdi (a.s) çok sevgi duyarlılığı olan bir insan olacak. Sevgiden çok zevk alan, sevmekten sevilmekten çok zevk alan bir insan olacaktır ve çok temiz olacaktır. Bütün Müslümanlar gibi çok temiz olacaktır. “O, çok takva sahibi biriydi.” Hz.Mehdi (a.s) da çok takva sahibi bir insan olacak, inşaAllah. “Ona selam olsun; doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağı gün de.” Aynı şekilde Hz. İsa (a.s)’a da buna benzer Cenab-ı Allah’ın bir hitabı var. Sonra Hz. İsa (a.s)’ın doğumuna dikkat çekiliyor. “Böylelikle ona gebe kaldı, sonra onunla ıssız bir yere çekildi.” Yirmi iki, iki ve iki Hz. İsa (a.s) doğumuna işaret eden bir ayet, inşaAllah. “Derken doğum sancısı onu bir hurma dalına sürükledi. Dedi ki: ‘Keşke bundan önce ölseydim de, hafızalardan silinip unutuluverseydim.’" Şiddetli sancı ve acıdan dolayı, bir de iftiralar var, üstüne çok fazla gelinmiş, ağır hakaretlere uğramış, o bunaltı içerisinde böyle bir ifadesi oluyor, tabii bu bir zelledir, inşaAllah. “Altından (bir ses) ona seslendi: ‘Hüzne kapılma, Rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıştır.’" Allah ona vahyediyor. “Hurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz oluşmuş-taze hurma dökülsün." Taze hurma çok lezzetli, güzel bir yiyecektir. Çok faydası var, Cenab-ı Allah ona dikkat çekmiştir. "Hüzne kapılma,” bakın üzülmeyi haram kılıyor Allah, yasaklıyor hüzne kapılmayı. “Rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıştır." Şimdi bu ark neye hitap ediyor neyi anlatıyor, hurma ağacı neyi anlatıyor, bunları zamanla daha çok göreceğiz, inşaAllah. Mesela “Kaf” şeytandan Allah’a sığınırım. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. “Kaf, He, Ye, Ayn, Sad.” Bunların da anlamlarını inşaAllah Allah bizlere açıklattırır. Hz. İsa (a.s) ayette 33. ayette; 33 yaşında göğe alınmıştır biliyorsunuz. 33 yaşında yere inecek, yeniden yeryüzüne inecek; şu an dünyada, inşaAllah. "Selam üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün de." Ayetin birinci ebcedi 1987, ikinci ebcedi 2007, üçüncü ebcedi 2057 tarihini veriyor. “(İsa) Dedi ki: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. (Allah) Bana kitabı verdi ve beni Peygamber kıldı." 1410 – 1412 -1462 tarihlerini veriyor, hicri 1410 – 1412 – 1462. Meryem Suresi 40; “Elbette, yeryüzüne ve onun üzerindekilere Biz varis olacağız”Allah dünya hakimiyeti meydana getireceğim, diyor. Bakın, “Elbette, yeryüzüne,” “elbette” mutlaka “yeryüzüne”; yeryüzü ne demek? Bütün dünya, “ve üzerindekilere” yani ne varsa, insanlar, eşyalar, devletler hepsine “üzerindekilere Biz varis olacağız.” Hakim olacağız, diyor Allah. “Ve onlar bize döndürülecekler”, diyor. Bu ayetin ebcedi de 1992 tarihini veriyor miladi, tam 1992.
“İnsan önceden, hiçbir şey değilken, gerçekten Bizim onu yaratmış olduğumuzu hiç düşünmüyor mu?”diyor Allah. Biz yoktuk, varız şu an. Bunu düşünmüyor musunuz, diyor Allah. Düşünmek, çok önemli bir ibadettir. İnsanlar namaz kılıyor, oruç tutuyor, zekat veriyor, tamam. Ama düşünmek çok önemli bir ibadettir. Düşünmenin içinde o kadar çok hikmet, o kadar çok derinlik var ki. Mesela ne diyor Cenab-ı Allah; Bakara Suresi 269; şeytandan Allah’a sığınırım,“Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp, düşünmez.” - “De ki; “Kör olanla gören bir olur mu? Yine de düşünmeyecek misiniz?” Enam Suresi 50. Enam Suresi 80; “Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?” Enam Suresi 126; “Öğüt alıp düşünmesini bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıkladık.” Yunus Suresi 3; “Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?” Hud Suresi 30;“Hiç düşünmez misiniz?” “Umulur ki korkup sakınırlar ya da onlar için düşünme yeteneğini oluşturur” Taha Suresi 113. Müminun Suresi 68; “Onlar yine de o sözü (Kuran’ı) gereği gibi düşünmediler mi? Yoksa onlara geçmişte atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?” “İçten Allah’a yönelenden başkası öğüt alıp düşünmez” Ancak içten Allah’a yöneldiyse öğüt alıp, düşünür, diyor Allah. “Fakat kendilerine geldikten sonra öğüt alıp düşünmeleri onlara neyi sağlar?” Yani bela geldikten sonra, ölüm geldikten sonra, düşünmenin bir anlamı yok, diyor Cenab-ı Allah. Daha önce düşünmeniz gerekir, diyor. “Öyle olmasa Kuran’ı iyiden iyiye düşünmezler miydi?” Demek ki çok derin düşünmemiz gerekiyor. Cübbeli ne diyor? Düşünmeye gerek yok, koca karı imanı yeterli. Derin düşündün mü, kafanız gider, diyor. Allah ne diyor? “Öyle olmasa iyiden iyiye düşünmezler miydi?” Derin düşünün, diyor Allah. Cübbeli Kuran’ı esas almadığı için, birçok konuda kendi kafasına göre hareket ettiği için, yanlış bilgiler veriyor. Koca karı imanı, diyor; bu da çok acayip bir söz. “Andolsun Biz Kuran’ı öğüt alıp düşünmek için kolaylaştırdık.” Kuran demek ki zor değil, inşaAllah. “Fakat öğüt alıp düşünen var mı?” diyor, Allah. Kamer Suresi 17, 22, 32, 40. “Andolsun ilk inşa yaratmayı bildiniz, ama öğüt alıp düşünmeniz gerekmez mi?” diyor Allah, Vakıa Suresi, 62. Bakın, Kuran’ın neresine baksak hep öğüt alıp düşünmekten bahsediyor Cenab-ı Allah. Müslüman çok derin düşünecek. Beyni çok gelişecek, ince ince tefekkür edecek. Kuran ayetlerini ince ince düşünecek. Allah o zaman akıl oluştururum diyor. Düşünmedin mi, akıl gider, bambaşka bir insan meydana gelir, Allah esirgesin.
SUNUCU 1: Bizi yarın 22:00’dan itibaren, Aba TV, Kocaeli TV, Mavi Karadeniz TV, Mavi Karadeniz Radyo ve www.HarunYahya.TV’den takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Her gün biz televizyon kanalımız hakkında bilgi verelim. Teknik bilgi de verelim de kardeşlerimiz rahatça ayarını yapabilsinler, inşaAllah. Frekans: 12525, Sembol: 30.000, Polarizasyon: Vertical (dikey).
Şeytandan Allah’a sığınıyorum; Ankebut Suresi 59; “Ki onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.” Ki onlar sabredenler, bakın Müslüman sabırlı olacak. Her konuda sabırlı olacak. Ve istikrarlı olarak güzel ahlaklı olacak. “Ve Rablerine tevekkül edenlerdir;” Allah’a kendilerini bırakanlardır. Bu ayetin ebcedi 2027 tarihini veriyor.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...