SUNUCU: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam Kanal Avrupa, Çay TV, Ankara Beypazarı Seyelen TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara, www.HarunYahya.tv Çorum Kanal 19, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Super TV ve Radyo ve aynı zamanda Uşak Egem TV’den canlı olarak yayınlanan “Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri” programımıza hoş geldiniz. Buyrun Hocam, nasıl başlamak istersiniz?
ADNAN OKTAR: En güzel şekilde başlamak istiyoruz.
ALTUĞ BERKER: Şeyh Ahmed Yasin Hocamız’ın bir duasından bir görüntü vardı, onu gösterebilir miyim Hocam, inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Bakayım.
VTR: Şeyh Ahmed Yasin Hoca’nın bir duasından görüntü.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, çok şeker.
ALTUĞ BERKER: Hocam Okan Bayülgen ile ilgili bir bilgi verebilir miyim? Okan Bayülgen’in anneannesi Rahime Hanım, Elmalılı Hamdi Yazır’ın ailesine mensup bir hanımmış.
ADNAN OKTAR: Okan Bayülgen hakikaten dedesine benziyor, andırıyor yani, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Evet. Okan Bayülgen kendisi de, 2001 yılında Aksiyon Dergisi’nde yayınlanan bir röportajında; “biz Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın torunlarıyız. O aile büyük bir ailedir” demiş.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Okan Bayülgen çok yaman. Hem zeki, hem modern, hem pratik zekası çok gelişmiş bir zat. Nüktedan ve sevecen bir kişilik. Ama tabii biz istiyoruz ki, ufku geniş olsun, büyük idealleri olsun, büyük dava adamı olsun, çünkü böyle bir yeteneği ve imkanı var. Dünya çok çabuk geçer, kaç yaşında o? Bir 50 falan vardır, değil mi?
ALTUĞ BERKER: 45-50 arasında olabilir Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet. Hayat çok çabuk geçer. Şimdi böyle Türkiye’de de Milli İstihbarat Teşkilatı da uyarmıştı. Televole kültürü gençliği tahrip ediyor, çok büyük bir tehlike diye hükümete bir bildiri sunmuştu. Hakikaten televole kültürü çok tehlikeli bir kültürdür, insanları idealsiz, davasız yapan, şevkini, derinliğini kıran, günübirlik yaşamalarına neden olan, biraz egoistliğe, bencilliğe iten, sevgisizliğe iten, rekabet ruhunu teşvik eden, vatan-millet sevgisi gibi böyle yüce idealleri paralize eden, biraz azaltan bir akımdır. Şimdi tabii Okan Bayülgen bunu böyle olsun diye yapmıyor, ama baktığımızda böyle bir stil ortaya çıkıyor; televole kültürünün bir yansımasını görüyoruz. Yine neşeli olsun, yine canlı olsun, yine espiritüel olsun, konuşkan olsun, nüktedan olsun, ama o arada çok güzel mesajlar verebilir. Türk-İslam Birliği, vatanın-milletin birliği, bütünlüğü, büyük dava adamı olmak gibi, Allah inancı gibi, Allah sevgisi gibi güzel duyguları aralarda çok güzel ifade edebilir. Çok güzel bir aileye mensup, o dedesi de çok değerli bir insan. Atatürk’ün çok sevdiği bir insandı Hamdi Yazır; Elmalılı Hamdi. Biliyorsunuz Atatürk’ün ricası ile Kuran tefsiri hazırlamıştır. Evet, böyle bir insan.
ALTUĞ BERKER: Arzu ederseniz onunla da ilgili bilgiler var Hocam.
ADNAN OKTAR: Tamam, hadi bakayım.
ALTUĞ BERKER: “Atatürk, Kuran-ı Kerim tefsirinin ve tercümesi görevinin Elmalılı Hamdi Yazır’a verilmesini istemişti. Atatürk’ün ricası ile 1926’da Kuran-ı Kerim’in Türkçe tercümesini yapabilecek bir alim aranmaya başlandı. Sonunda görev rica üzerine Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’a verildi. Bu tefsirle Atatürk bizzat ilgilendi. Atatürk yedi madde ile nasıl bir tefsir istediğini ortaya koydu. Bu yedi madde daha sonra Diyanet İşleri Riyaseti ile Elmalılı Hamdi Yazır arasında imzalanan protokole eklendi. Atatürk, Diyanet’e gönderdiği yazıda özellikle iki maddenin üzerinde duruyordu. Bir: Yeni tefsir ‘Ehl-i Sünnet’ itikadına ve ‘Hanefi’ mezhebinin görüşlerine göre hazırlanacaktı. İki: Diğer bir isteği de ‘ibret ve öğüt mahiyeti taşıyan ayetlerin genişçe izah edilmesi’ idi. Atatürk’ün tefsirde dikkat edilmesini istediği maddeler: Bir: Ayetler arasında münasebetler gösterilecek. İki: Ayetlerin nuzül sebepleri kaydedilecek. Üç: Kıraat-i Aşere’yi (10 okuma tarzını) geçmemek üzere kıraatler hakkında bilgi verilecek. Dört: Gerektiği yerde kelime ve terkiplerin izahı yapılacak. Beş: İtikadda ‘Ehl-i Sünnet’ ve amelde ‘Hanefi’ mezhebine bağlı kalınmak üzere ayetlerin ihtiva ettiği dini, şer’i, hukuki, ictimai ve ahlaki hükümler açıklanacak. Altı: Ayetlerin ima ve işarette bulunduğu ilmi ve felsefi konularla ilgili bilgiler verilecek. Özellikle tevhid konusunu ihtiva eden ibret ve öğüt mahiyeti taşıyan ayetler genişçe izah edilecek. Yedi: Konuyla doğrudan ya da dolaylı ilgisi bulunan İslam Tarihi olayları anlatılacak. Sekiz: Batılı müelliflerin yanlış yaptıkları noktalarda, okuyucunun dikkatini çeken noktalar konularak gerekli açıklamalar yapılacak. Eserin başında Kuran hakikatini açıklayan ve Kuran’la ilgili önemli konuları izah eden mukaddime yazılacak. Hak Dini Kuran Dili 1936-1938 arasında tamamlandı. 1935-1939 arasında dokuz cilt olarak 10 bin takım bastırıldı ve ücresiz olarak halka dağıtıldı.” İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Atatürk’ün isteği ile bu yerine getirlimiş oldu. Atatürk, Hz. Mehdi (a.s.)’ın öncüsü dindar bir insandır, aydın bir Müslüman’dır. Şimdi bakın, bu Elmalılı tefsiri ile ilgili verdiğimiz delil, muhteşem bir delildir, çok nettir ve tefsirdeki detaylara dikkat edin, yani Atatürk’ün tefsirde istediği detaylara dikkat edin. Ne kadar samimi ve ne kadar derin, ne kadar bağlayıcı, ne kadar Kuran’ı anlamamıza faydası olan mükemmel bir yöntem tavsiye etmiş.
ALTUĞ BERKER: Hocam Sayın Başbakan’ın Cidde Ekonomik Formunda bir konuşması vardı bugün. Suudi Arabistanlı bir topluluğa; Müslümanlar’ın birlik ve beraberliği ile ilgili, sizin daha önce anlattıklarınızla birebir aynı ifadeler içeren önemli bir konuşma yapmış. Birliği anlatan çok uzun bir konuşma yapmış. Eğer uygun görürseniz biraz alıntı yapabilirim.
ADNAN OKTAR: Evet, en önemli yerlerden biraz açıklama yapabilirsin.
ALTUĞ BERKER: “Türkiye olarak kendi istikrar ve huzurum kadar, bölgenin istikrarını ve huzurunu da önemsiyoruz. Irak huzursuzken biz huzurlu, Lübnan mutsuzken biz mutlu olamayız. Libya kan ağlarken biz elimiz kolumuz bağlı seyredemeyiz. Şunun altını çizerek ifade etmek istiyoruz. Biz bölgemizdeki her ülkenin toprak bütünlüğüne, bağımsızlığına saygılıyız. Hiçbir ülke üzerinde gizli hesaplarımız, niyetlerimiz olmaz. Tunus Tunuslular’ındır, Mısır Mısırlılarındır, Bahreyn Bahreynlilerindir, Cezayir Cezayirlilerindir, Irak Iraklılarındır. Bunların üzerinde kimsenin farklı hesap yapmasını arzulamayız. Biz o ülkelerin halkının yanındayız. Hele hele Yeni Osmanlıcılık gibi bir ithamı kabul etmemiz asla mümkün değildir. Her ülke Türkiye’den, Türkiye’nin dostluğundan, kardeşliğinden, barış çabalarından emin olsun. Biz bölgede sadece kardeşlik istiyoruz. Bizim, bölgede kardeşlikten ve işbirliğinden öte bir gayemiz yoktur ve olmayacaktır.” demiş inşaAllah Sayın Başbakan.
ADNAN OKTAR: Mehdiyet’in özeti, çok güzel anlatmış, evet.
ALTUĞ BERKER: Konuşmanın sonlarında; “bizim mukaddes Kitabımız, daha ilk kelimeleri Besmele’de ve hem de Fatiha Suresi’nde dikkat ediniz, hem Rahman ve hem de Rahim kelimeleri, yani esirgeyen ve bağışlayan kelimeleridir. Bizim dinimiz kadınların aşağılanmasını, kız çocuklarının diri diri gömülmesini yasaklamıştır. Kul hakkını ve yetim hakkını ve hayvanlara, bitkilere şefkatle muameleyi emretmiştir. Tüm semavi dinlerde olduğu gibi bizim dinimizde de can kutsaldır. İnsanın insana zulmüne asla müsamaha gösterilmez. Er veya geç hepimizin gideceği yer kara topraktır, yalnız başımıza kalacağız gittimiz yerde” demiş sonucunda.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Çok samimi, dindarca bir üslup.
ALTUĞ BERKER: Vatan Gazetesi’nde Sanem Altan, Ahmet Altan’ın kızı; doğanın mucizevi yönlerini tefekkür ederek sonucunu Allah’ın varlığına bağlayan bir yazı yazmış. Güneş ile dünyanın arasında meydana gelen açılara göre mevsimlerin başlamasından, günlerin ve gecelerin meydana gelmesinden bahsederek; insanın gününü öylesine düşünmeden ya da hiçbir şeye aldırmadan yaşadığını, ancak günlerin meydana gelmesinin ardındaki mananın büyüklüğüne dikkat edildiğinde, insanın bu aldırmazlığından utandığını söylemiş. Ayrıca ülkemize baharın geldiğini, yolların çiçeklendiğini, yakında erguvanların açacağını ve her yerin eflatuna boyanacağını, ardından manolyaların açacağını hatırlatarak, çiçekleri çok sevdiğini, onların Allah’ın görebildiği parçaları olduğuna inandığını ve hayatı doğadan takip etmenin kendisine büyük bir zevk verdiğini ifade etmiş.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, dindarlığı çok güzel. Allah hidayet nasip etsin, hidayetini arttırsın, işlerini rast getirsin. Çok güzel bir insan, çok asil bir insan. Akıllı, candan, dindar bir insan. Çok saygı duyduğum, değer verdiğim bir insan, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Mehmet Talu Hocamız’ın bugünkü yazısında, Çanakkale Savaşı’nda şehit olan askerlerimizle ilgili yazdığı yazısında; bu savaşta Mehmetçiklerin çoğunun ayağında postal bile olmadan, maddi olarak son derece zor koşullarda savaştığını, ancak manevi gücünün büyüklüğü ile savaşı kazandığını söylemiş. Türkiye ile savaşan İngiliz ordusu komutanı General Hamilton’ın; “bizi Türklerin maddi gücü değil, manevi gücü mağlup etmiştir, çünkü onların atacak barutu bile kalmamıştı.” şeklindeki sözlerini hatırlatarak, askerlerimizin Kuran okuyarak ve cennete gitmeye hazırlanarak savaştığını, Kelime-i Şehadet getirerek düşmana doğru yürüdüklerini, şehit olamayanların üzüntülerini dile getirdiklerini belirtmiş. Çanakkale Savaşı’nı bizlere kazandıranın bu yüksek ruh olduğunu ifade etmiş Talu Hocamız.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Talu Hocamız dünya iyisidir, Muhammed Talu Hocamız. Asrımızın büyük müceddidlerinden, büyük alimlerindendir, maşaAllah. Allah şerlilerin şerrinden korusun, hasetçilerin hasedinden korusun Hocamız’ı. Biliyorsun bir ara suikast yapmaya kalkmışlardı Hocamız’a karşı. Allah uzun ömür versin, sağlık sıhhat versin. Evet, şimdi Bediüzzaman’ın talebelerinden, Hocalarımızdan dinleyelim.
VTR: Bediüzzaman’ın talebelerinin, Üstad’ın İttihad-ı İslam’dan bahsettiğini, Hz. Mehdi (a.s.)’ın şahıs olduğunu, anlatan konuşmaları.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Buyur Berker Hocam.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Libya’daki son durum Hocam; Birleşmiş Milletler çerçevesinde gerçekleştirilen askeri operasyonda, Amerikan savaş gemileri belirlenen hedeflere yüzlerce füze fırlatırken, Fransız savaş uçakları da havadan bomba atmaya başlamış. Ancak Libya devlet televizyonu, sivillerin de savaş uçakları tarafından vurulduğunu açıklamış. Yaralanan sivillere ambülanslar yetişemiyormuş. Daha sabah saatlerinde yüzlerce yaralı ve ölü olduğu Libya açıklanmış. Kaddafi, bombalamalar karşısında tüm cephanelikleri açarak, sivil halka ‘devrim için silahlanın’ çağrısında bulunmuş. Ayrıca İngiltere, Libya’ya yolladığı savaş uçaklarını Kıbrıs Rum Kesimi üslerinden yolluyormuş. Bu nedenle Kaddafi’nin de Kıbrıs’a karşı saldırı yapma ihtimali doğduğu için, Kıbrıslı yetkililer arasında bir tartışma başlamış.
ADNAN OKTAR: Kaddafi deli olduğu için yapmayacağı şey yok. Millet bayağı çekiniyor demek ki. Başka neler var.
ALTUĞ BERKER: Hocam Milli Gazete’de bir kardeşimiz, Akif Edip kardeşimiz; sahabelerin Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den duydukları hadisleri gelecek nesillere sağlıklı ve doğru aktarma konusunda gösterdikleri hassasiyeti ele alan bir yazı yazmış. Sahabelerin her konu ile ilgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e soru sorduklarını, Peygamberimiz (s.a.v.)’in buna memnun olduğunu, hatta sahabelerin merak ettikleri konuları sormaları konusunda teşvik ettiğini söylemiş. Ancak Peygamberimiz (s.a.v.) bazen sahabelerin sordukları soruları cevapsız bıraktığını, sahabe ise cevap alamadığında sukût ederek ısrarcı olmadığını, ancak sordukları bütün soruların hep cevaplandığını ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de zamanı geldiğinde daha önce cevabını vermediği soruların açıklamalarını sonradan yaptğını yazmış. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in vefatından sonra sahabeler ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in takipçileri, hadisleri öğrenmek için uzun seyahatler yapmış. Hatta Ebu Eyyub Halid İbn Amir bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den duyduğu bir hadisin teyidini almak için Medine’den Mısır’a seyahat ederek, Mısır valisi bulunan Ukbe'nin evine gitmiş. Müminlerin kusurunu örtme konusundaki hadisi; Peygamberimiz (s.a.v.)’den sadece ikisinin duyduğunu belirterek, kendi bilgisini ona teyid ettirmiş. Ukbe de, bu hadisi kendisinin Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in ağzından duyduğunu söylemesi üzerine geriye Medine’ye dönmüş. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. ‘MaşaAllah’ kelimesinin ebcedi 1987 ve 2016 tarihlerini veriyor, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam A9 Kanalı’nın uydu ayarlaması ile ilgili bilgi verebilir miyim?
ADNAN OKTAR:Evet.
VTR: A9 Kanalını izlemek için uydunuzu nasıl ayarlayacaksınız?
ADNAN OKTAR: Şimdi Hocalarımızı dinlemeye kaldığımız yerden devam edelim.
VTR: Bediüzzaman’ın has talebelerinden Seyyid Salih Özcan, Hz. Mehdi (a.s.)’ın her üç vazifeyi birden yapacağını anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Şimdi Atatürk ile ilgili hazırladığımız filmi görelim.
VTR: Mustafa Kemal Atatürk, Müslüman devletlere ve Türk-İslam Birliği’nin kurulmasına çok önem vermiş ve bu birliğin kurulması için girişimlerde bulunmuştur.
ADNAN OKTAR: Şimdi de Şeyh Ahmed Yasin Hocamız’ın videosunu seyredelim.
VTR: Şeyh Ahmed Yasin Hazretleri, En kısa zamanda İttihad-ı İslam’ın oluşacağını ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkacağını söylüyor.
ADNAN OKTAR: Evet, şimdi Şeyhimizi dinleyelim.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. İman hakikatleri gösterebilir miyim acaba?
ADNAN OKTAR: Evet. MaşaAllah. Hocam seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi, Saadet Partisi Genel Merkezi’ne taziye ziyaretinde bulunmuş. Ziyaret sırasında, rahmetli Sayın Erbakan Hocamız’ın sadece Milli Görüş camiası için değil, kendileri için de büyük bir kayıp olduğunu belirtmiş. Hocamız’ın İslam Birliği Projesi’ne atıfta bulunarak, Erbakan Hocamız’ın İslam alemini kapsayan projesine kendilerinin de sahip çıkacaklarını söylemiş. Türkiye’ye geliş amaçlarının sadece taziye ziyareti olmadığını, Saadet camiasının Erbakan Hocamız’ın emaneti olan İslam Birliği Projesi konusundaki çalışmalarına destek verdiklerini ve onlarla birlikte olduklarını göstermek için geldiklerini ifade etmiş. Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Kamalak ise, “İslam ülkeleri ile aramızda coğrafi sınırlar olabilir, ama gönlümüzde böyle bir sınır yoktur. Kalplerimiz, duygularımız, düşüncelerimiz hep beraberdir.” açıklamasını yapmış, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bu güzel bir konuşma.
ALTUĞ BERKER: Fosil gösterebilirim Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, bakalım.
ALTUĞ BERKER: 23 milyon yıllık defne yaprağı fosili. 23 milyon yıldır hiçbir değişikliğe uğramamış.
ADNAN OKTAR: 23 yıldan beri değişiklik yok.
ALTUĞ BERKER: Evet, inşaAllah. 95 milyon yıllık mürekkep balığı fosili. 95 milyon yıldır en ufak bir değişikliğe uğarmamış, günümüzde yaşayan mürekkep balıkları ile birebir aynı. Demek ki evrim olmamış, değişmemiş. Evrimcilerin iddiaları değişimdi, hiçbir değişiklik yok, demek ki evrim yok.
ADNAN OKTAR: Bu, taş yarıldığında ortaya çıkıyor.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, inşaAllah. Siz, bir ara fosil getirebilene 10 trilyon vereceğim dediniz, 4 yıldır daha kimse çıkmadı Hocam. Resmini getirin dediniz, o da çıkmadı, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çıkacak gibi de görünmüyor.
Bediüzzaman’ın talebelerinin ve diğer hocalarımızın filmlerine devam edelim.
VTR: Bediüzzaman Hazretleri ve diğer kıymetli hocalarımız Hz. Mehdi (a.s.)’ın ahir zamanda geleceğini söylüyorlar.
ADNAN OKTAR: Ne diyorsun Hocalarımızın anlatımlarına?
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah Hocam. Bütün Ehl-i Sünnet Hz. Mehdi (a.s.)’ı bekliyor, şu anda çıktığına da kanaatleri var, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bir tek Cübbeli beklemiyor. O, bu konuşmaları duyunca morarıyor, inşaAllah. Tamam, başka ne var anlatacağın?
ALTUĞ BERKER: Hz. Mehdi (a.s.)’ın hiç kan akıtmayacağına dair hadis-i şerif okuyabilir miyim, inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Evet
ALTUĞ BERKER: “İnsanların, bal arılarının beyleri etrafında toplanması gibi, Hz. Mehdi (a.s.)’ın çevresinde toplanırlar. Daha önce zulümle dolu olan dünyayı, Hz. Mehdi (a.s.) adaletle doldurur. Adaleti o denli olur ki, uykuda olan bir kimse dahi uyandırılmaz ve bir damla kan bile akıtılmaz. Dünya, adeta asr-ı saadet devrine geri döner.” (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 29 ve 48). El Berzenci’den aktarılan; “Hz. Mehdi (a.s.), Peygamber (s.a.v.)’in yolundan gidecek, uyuyan kişiyi uyandırmayacak, kan da akıtılmayacaktır.” Bu konu ile ilgili çok daha fazla hadisler var Hocam.
ADNAN OKTAR: Oku.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) Zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırlıcak, ne da bir kimsenin burnu kanayacaktır.” (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 44). “Uyuyanı uyandırmaz, asla kan dökmezler.” Hz. Mehdi (a.s.) ve azhabı, diyor inşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) İbn-i Mace’de, Konstantiniye’yi manevi fethinden bahsediyor. “Tespih ve tekbir getirerek Konstantiniye’yi feth edeceksiniz.”
ADNAN OKTAR: Manen, fikirle.
ALTUĞ BERKER: Sizin daha önce anlattığınız gibi, Allah’ı anarak ve fikirle kalpleri feth etme, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Felsefeye karşı hakikat ile mücadele edecek. Darwinizm’e ve materyalizme karşı mücadele verecek. Şimdi Atatürk’ümüzün ne kadar dindar olduğunu öyle kapsamlı anlattık ki, en azılı karşıtlar bile kabul etmeye mecbur oldular. Şimdi bir film daha var, onu da izleyelim.
VTR: Samimi bir dindar Atatürk.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Şimdi de Şeyh Ahmed Yasin Hocamız’ın bir konuşması var, onu dinleyelim.
VTR: Şeyh Ahmed Yasin Bursevi Hazretleri, Cübbeli Ahmet’in “Hz. Mehdi (a.s.) bu yüzyılda gelmeyecek” iddiasına cevap veriyor. (19 Mart 2011)
ADNAN OKTAR: Şeyh Ahmed Yasin Hocamız çok güzel konuşuyor, çok samimi bir insan, gerçek bir mürşidtir. Evet, seni dinliyorum Berker.
ALTUĞ BERKER: A9 kanalının uydu ayarlarını tekrarlamak istiyorum eğer uygun görürseniz?
ADNAN OKTAR: Tamam.
VTR: A9 Kanalını izlemek için uydunuzu nasıl ayarlayacaksınız?
ADNAN OKTAR: Şimdi zatıalinizi dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah. Japonya’da radyasyon, Tokyo civarındaki şebeke sularına ve bazı gıda ürünlerine karışmış. Alınan su, süt ve ıspanak örneklerinde yüksek oranda radyasyon bulunmuş. Japon yetkililer, yağmur esnasında halkın dışarı çıkmaması ve çıkılsa bile, baş bölgesi ve cildin tamamen kapatılması konusunda da uyarıda bulunuyorlarmış.
ADNAN OKTAR: Bunların bir çözüm olamayacağı belli, ama bir ön çözüm olmuş oluyor. Tek çözüm Japonya’nın boşaltılmasıdır. Evet, yapacak başka bir şey yok. Orada biraz lakayıt hava veriyorlar ama üç yıl sonra, 5 yıl sonra etkisi çok şiddetli olur, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam birkaç gün içerisinde; daha evvel siz duyurmuştunuz, röportajlarınız Rusça simultane tercüme olarak yayınlanmaya başlayacak, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: 3-5 gün içerisinde.
ALTUĞ BERKER: Evet, şu anda test yayınları başladı, Allah’ın izniyle.
ADNAN OKTAR: Test yayınları başladı.
ALTUĞ BERKER: Halihazırda İngilizce, Fransızca simultaneli yayın yapılıyor, inşaAllah, Allah’ın izniyle.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şeyh Ahmed Yasin Hocamız’ın videosu ve yine diğer videolarla devam edelim, inşaAllah.
VTR: Şeyh Ahmed Yasin Bursevi Hazretleri “Masum Yahudiler bizim emanetimizdir” diyor.
ADNAN OKTAR: Evet, çünkü bir Musevi ben Allah’a inanıyorum, Allah’ı seviyorum, Allah’a dostum, diyor. O sözü geçerlidir. Ama Allah onu dost kabul ediyor mu? O ayrı, ama orada o kendisini dost biliyor, Allah’a dost biliyor, inşaAllah. Ben dostum, diyor, inşaAllah. Ama tabii makbul olan, Muhammedi olmalarıdır. O zaman hakkı ile dost olmuş olur, inşaAllah. Allah’a düşman olmadığına göre, demek ki dost, inşaAllah. Ama dostluğu Allah’ın tasdik etmesi ayrıdır, o ayrıdır. Bu bir Müslüman için de geçerlidir.
ALTUĞ BERKER: Kedi ve yavruları görüntüsü var Hocam, gösterebilir miyim?
ADNAN OKTAR: Evet. MaşaAllah. MaşaAllah kelimesi, şeddesiz 1987’e, şeddeli 2016’ya bakıyor. İnşaAllah kelimesi, şeddesiz 1997, şeddeli 2027; dünya hakimiyetine bakıyor. İnşaAllah, maşaAllah dedikçe, dünya hakimiyeti adım adım ilerler. Bunun belirli bir sayısı var, inşaAllah ve maşaAllah’ın. O sayıya ulaşıldığında, hakimiyet de olmuş olacak, inşaAllah. Onun için bol bol inşaAllah ve maşaAllah’ı kardeşlerimiz kullansınlar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) diyor ki: “Bir kişinin bütün sözlerinde inşaAllah demesi, onun imanının kemalindendir.” Kamil imanındandır inşaAllah demesi, diyor. “İnsanlar için inşaAllah demekten daha faziletli itaat edicilik yoktur’ buyuruyor Peygamberimiz (s.a.v.)” yine. “İnsanlar için inşaAllah demekten daha faziletli itaat edicilik yoktur.” diyor. İnşaAllah, maşaAllah adım adım İslam’a, İttihad-ı İslam’a yaklaşma demektir. Her dediğinde, bir adım daha yaklaşırsın, her dediğinde bir adım daha yaklaşırsın. Allah’ın kastettiği bir limit var, o limit doluncaya kadar, o dolduğunda tamamdır, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Sabah Gazetesi’nde Mahmut Övür; Amerika’da özellikle zenci vatandaşlar arasında, son yıllarda İslam büyük bir hızla yayılıyormuş ve çok sayıda Amerikalı Müslüman oluyormuş. Bir Amerikalı Müslüman; “biz 60 yıl boyunca Kuran diye içinde sadece Hz. İsa (a.s.)’ın yerine, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in yazdığı bir incil okuduk. Şimdi herşey yerli yerine oturuyor” diyerek, gerçek İslam’ı daha yeni tanımaya başladıklarını anlatmış. Ayrıca İmam Warith Deed Muhammed’in liderliğindeki Kuzeydoğu Bölgesi Müslüman Topluluğu tarafından, Devlet Bakanımız Egemen Bağış’ın onuruna bir yemek düzenlenmiş ve kendisine bir ödül verilmiş.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Japonya isminin Japonca’daki anlamı Nippon, güneşin kaynağı, doğan güneşin ülkesi anlamına geliyor. Bunu ekstra bir bilgi olarak veriyorum.
ALTUĞ BERKER: Hocam siz Kehf Suresi’ndeki ayetin tefsirini yapmıştınız, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, onu kardeşlerimiz duydular.
ALTUĞ BERKER: Güneşin battığı yer olarak Japonya’yı ve kara çamurun da bu tsunamiye işaret ettiğini belirttiniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. O konuyu daha sonra daha detaylandıracağım, daha geniş anlatacağım.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam, sevimli bir kedi görüntüsü vardı.
ADNAN OKTAR: Tamam, bakalım. MaşaAllah, çok tatlı. Şimdi biraz Cübbeli’yi heyecanlandıralım. Hz. Mehdi (a.s.)’ı öven konuşmalarını dinleyelim.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın her an çıkabileceğini ve beklenmesi gerektiğini anlatan konuşmaları.
ADNAN OKTAR: Evet, Cübbeli geçen gün Flash TV’deki programda; bana dinlettiler, Mehmet Talu Hocamız’ın Hz. Mehdi (a.s.) çıktı demesinden dehşete kapılmış. Hayatta demesi delirtmiş, o hareketleri tavırları; şimdi ben yayınlatacağım bir görün. Bir sakalına yapışıyor, bir çenesine yapışıyor ne yapacağını şaşırıyor, var gücü ile bağırıyor, acayip tedirgin olmuş. Çünkü herkes Hz. Mehdi (a.s.) geldi, diyor. O son konuşmasını bir yayınlayın.
VTR: Cübbeli, 1980 yılında Medineli Büyük bir alimin kendisine “Hz. Mehdi (a.s.) çıktı” dediğini anlatıyor. (18 Mart 2011 Flash TV)
ADNAN OKTAR: Allah esirgesin bu hücceten gidecek böyle, acayip daralmış vaziyette. Nasıl böyle var gücü ile bağırıyor bu konu açıldığı zaman, müthiş bir telaşa düşüyor. Şimdi kendince bu, Hz. Mehdi (a.s.) konusunda da İmam-ı Rabbani’yi delil gösteriyordu. Halbuki İmam-ı Rabbani’nin açıklamalarına göre Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmiş olduğu çok açık anlaşılıyor. O da onun için bir delil değil, ona çok geniş bir açıklamanın hazırlığını yapıyorum, kitabı da zaten yarın çıkıyor. Kitap bugün baskıdaydı, yarın çıkacak, inşaAllah. Kendi açıklamaları ile kendi kendini çürütüyor, bu konuları kitapta açıkça göreceğiz, inşaAllah.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadiste Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebeleri hakkında; “onlardan biri bir iş yapmak istediği zaman ‘inşaAllah’ der.” diyor. “İnşaAllah bu işi yaparım der” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebelerinin vasfı olduğunu söylüyor; inşaAllah ve maşaAllah. Bakın diyor ki: “Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebelerinden, onlardan biri, bir iş yapmak istediği zaman: ‘İnşaAllah bu işi yaparım’ der.” Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Şimdi tabii Cübbeli bunun duyunca dahada kurdeşenler dökecek tahmin ediyorum. Bediüzzaman; “Hz. Mehdi (a.s.) çıktığında, kendisi dahi kendisini bilmez” diyor, değil ki ilan etmek. Hz. Mehdi (a.s.) hiçbir zaman Mehdilik iddia etmeyecek. Hatta bakın rivayette diyor ki: “İnsanlar nihayet Hz. Mehdi (a.s.)’a gelirler ve Rükun ile Makam arasında, kendisi istemediği halde ona biat ederler. "Eğer kabul etmezsen, boynunu vururuz" derler.Yer ve gök ehli ondan razı olur. Hz. Mehdi (a.s.) ancak baskı ile başa geçmeye razı olacaktır.” Hz. Mehdi (a.s.) olduğunu kabul etmiyor. (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar ) Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadisi, sahih hadis kitabı. Yine Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler’de, bakın Celaleddin Suyuti’nin. “ Ve sonra istemediği halde Hz. Mehdi (a.s.) biatlarını kabul eder.” Hz. Mehdi (a.s.) olduğunu kabul etmiyor. “Mekke halkından bir grup onu, Hz. Mehdi (a.s.)’ı istememesine rağmen (bulunduğu yerden) çıkarırlar.Hacer-i Esved'le Makamı İbrahim arasında ona, Hz. Mehdi (a.s.)’a biat ederler.” Dolayısı ile Hz. Mehdi (a.s.) çıktığı zaman öyle Mehdilik iddia etmesi gibi bir konu yok, sonuna kadar da olmayacaktır. Cübbeli bunu yanlış biliyor. İlk çıktığında ilan etmesi gerekirdi, diyor. Sen 32 yıl sonra Mahmud Hocamız’ı müceddid olarak ilan ettin, 32 yıl sonra. Hani olmuyordu, hani yüzyıl başında oluyordu? Her müceddid sağken yüzyıl başında ilan etmesi gerekir, ilan edilmesi gerekir müceddidliği, diyor. Kendini ilan etmesi gerekir, Hz. Mehdi (a.s.)’ın da kendini ilan etmesi gerekir, diyor. Sen ne yaptın? Tam 32 yıl sonra yapmışsın; o da apar topar. Şimdi baktı hakikaten bir Mehdi var. Mahmud Hocamız’ı, o mübareği devreye sokarak kendince durduracak, yani diyecek ki; bakın müceddid var, o yüzden Hz. Mehdi (a.s.)’a gerek yok, diyecek. Mübareğin de zaten öyle bir talebi de yok, beni müceddid yapın da demiyor, ben müceddidim de demiyor. Mahmud Hoca’nın ‘asrın müceddidiyim’ diye bir ifadesi yok, bunun ayarlaması. Oradan buradan genç hocalardan 100-150 kişi toparladı, onlara, asrın müceddididir diye bir yazı yazdırttı, aldı götürdü Mahmud Hocamız’a teslim etti. Türkiye’de 70 binin üzerinde cami hocası var. Her isteyen gider 100-150 kişiye, bu asrın müceddididir, diye imza attırabilir, bu zor birşey değil ki. Afganistan’da da on binlerce alim var. Fas’ta, Tunus’ta, Cezayir’de on binlerce alim var. Hepsine gitsen, falancayı asrın alimi ilan edelim diye rica etsen, imzayı altına basarlar. Bu geçerli olmaz ki, bütün İslam aleminin kabul etmesi gerekiyor. Ben Mahmud Hocamız’ı asrın müceddidi olarak kabul ediyorum, ama Türkiye’de kim kabul ediyor. Bir tek Mahmud Hocam’ın talebeleri kabul ediyor, başka kabul eden yok. Fas, Tunus, Cezayir, Libya, Mısır kabul ediyor mu? Afganistan kabul ediyor mu? Hiçbir yer kabul etmiyor. Süleymanlı kardeşlerimiz kabul ediyorlar mı Türkiye’de? Nur talebesi kardeşlerimiz kabul ediyorlar mı? Yok. Muhammed Raşid Erol Hazretleri’nin Menzil’deki cemaati kabul ediyor mu? Yok. O zaman olmamış işte. Demek ki apar topar heyecanla, güya Mehdiliği durdurmak için kendince bir ilave yapmak istedi, onu da beceremedi. Çünkü Mahmud Hocamız’ın öyle bir talebi yok, öyle bir ilanı, iddiası da yok. Hayır, ben onu müceddid olarak görüyorum, ama bu benim görmemle olmaz. Sonra sen bunu 32 yıl sonra ilan ettiğine göre, demek ki oluyormuş. Allah senin ayağına doladı, 32 yıl sonra ilan ediyorsun. İmam-ı Rabbani Hazretleri 28 yıl geçtiği halde en sonunda Hz. Mehdi (a.s.) çıkmamıştır, diyor. Çünkü deccal yok, süfyan da yok, o durumda Mehdi’nin çıkış alametlerini de görmeyince, 28 yıl da geçince Hz. Mehdi (a.s.) çıkmayacak demiştir. Bundan tabii ne olabilir? Bir alim bundan başka ne diyebilir? Bundan mantıklı başka bir şey olabilir mi? Dünya çapında bir şey olmadığı için; dünya çapında bir kabul yok, bir etki yok. Deccal ortada yok, süfyan ortada yok, kuyruklu yıldızlar çıkmamış; iki uçlu kuyruklu yıldız, bir tane kuyruklu yıldız çıkmış. Kabe’de baskın olmamış, Fırat’ın suyu kesilmemiş, 15 gün ara ile ay ve güneş tutulmaları olmamış, hiçbir alamet olmayınca, İmam-ı Rabbani Hazretleri de Hz. Mehdi (a.s.) çıkmayacak demiştir. Bundan tabii ne olabilir? Ama bakın yine bunu yüzyılın başında demiyor, isteseydi 28 yıl beklemezdi, hemen söylerdi. Yüzyılın başını bir yıl geçti olmaz, olsaydı ilan edilmesi gerekirdi, derdi ama dememiş, 28 yıl beklemiş. Demek ki yüzyılın başında ilan edilmesi gerekir diye bir konu yok, böyle bir konu yok. İmam-ı Rabbani de Cübbeli’nin sözünü yalanlıyor, bizzat kendisi de kendi kendisini tekzip ediyor; 32 yıl sonra Hocamız’ı müceddid ilan etmesiyle. Demek ki yüzyılın başında ilan edilmesi gerekir diye bir konu mevzu bahis değilmiş, böyle bir iddia yokmuş. Bağıra bağıra yüzyılın başında olması gerekir diye anlatıyor. Onun da görüntüleri vardı, onu da hazırlayalım.
VTR: Şeyh Ahmed Yasin Hazretleri, 2011’de yaşanan büyük olayların Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametleri olduğunu anlatıyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Hocamız son derece candan, samimi bir Müslüman. Kendi kendini kandırmıyor, dürüstçe yaklaşıyor. Ama mesela gözümün içine baka baka bir kısım Müslümanlar alenen yalan söylüyorlar. Kendi de inanmıyor, anlattığı insanlar da inanmıyorlar, ondan sonra pasifize olup güçleri gidiyor. Adamların yüzünde fer yok, konuşmalarında bir heyecan yok. Şevkleri gitmiş, imanları zayıflamış, akılları zayıflamış; böyle perişan etmenin ne alemi var? Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerine uysana, anlatılanlara uysana. Alenen tahakkuk etmiş, ne kadar güzel, tam bir iman hakikati, müthiş bir mucize, insanı müthiş coşturacak bir mucize ve mucizeler, peşpeşe mucizeler. Bütün mucizeleri görmezden geliyorsun, zorun nedir, ne yapıyorsun? Korkak, pasif, içine kapalı bir nesil yetiştirmeye kalkıyor bir kısım insanlar. Diğer filmi de izleyelim.
VTR: Şeyh Ahmed Yasin Hazretleri, Allah izin verirse 2022, 2024 seneleri gibi Hz. Mehdi (a.s.)’ın elinin öpüleceğini söylüyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Buyur Berker Hocam.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam, ilim sizde inşaAllah, ben sadece aktarıyorum, inşaAllah. Biraz önce bahsettiğim Rusça test yayınının test kısmını gösteriyorum, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, Şeyhim ne diyorsa aynısı ile Rusçaya tercüme ediliyor, maşaAllah.
Bakın, Seyyid Abdulhakim El-Hüseyni’nin Sohbetler kitabı, basımı biraz eski. Bakın bu kitapta ne diyor? “Gavs cevaben şöyle buyurmuş. ‘Evet, artık hidayet kalmamış da ondan. Bizimkisi bu zamanda vallahi bir idaredir, aldatmaca gibi bir şey. Çünkü hidayet-i tamme (hidayeti sunmak, hidayete vesile olmak) şimdi Hz. Mehdi (a.s.)’ın elindedir. Hidayet-i tammeyi ancak o yapacak, biz şimdi idare ediyoruz. Çoluk çocuk nasıl aldatılır, eğlendirilirse biz de öyle yapıyoruz artık. Artık iş Hz. Mehdi (a.s.)’a kalmış, onun zamanında hidayet-i tamme olabilir, bu zamanın insanlarında ilerleme olmuyor.’” Şimdi Hz. Mehdi (a.s.)’ın elinde, diyor, açıkça söylüyor. Muhammed Raşid Erol Hazretleri de, 1980 yılında açıkça söylüyor; Hz. Mehdi (a.s.) şu an hayatta, genç ve faaliyet halinde, diyor. Bunu Muhammed Raşid Erol Hazretleri söylüyor, bakın bu çok önemli. Cübbeli’nin gücü ancak belirli insanlara yetiyor. İşte kendince sessiz gördüğü, saygın gördüğü, nezaketli gördüğü, adap edebe dikkat eden insanlara dikkatini yöneltiyor, kendince onlara yönelik konuşmalar yapıyor. Ama Muhammed Raşid Erol Hazretleri yanlış söylemiştir diyemiyor, çünkü ağzı burnu eğrilir, söyleyemiyor. Çıkıp söylesene. Mesela o, 1980 yılında Hz. Mehdi (a.s.) genç ve hayatta, diyor. Yanlış söylemiştir de, çık söyle. Bediüzzaman, 1980’de Hz. Mehdi (a.s.) çıkacak, diyor. Çıkıp Bediüzzaman yanlış söylemiştir de, çıkıp söyle. Mehmet Talu Hocamız söyleyince, hemen ona o böyle cingir cingir sesi ile kendince cevap vermeye kalkıyor. Nasılsa cevap hakkı da vermiyor, çünkü Flash TV, tek yanlı konuşuyor. Ama çık söyle, biz bunu bir duyalım. Diyecek ki; Seyyid Muhammed Raşid Erol Hazretleri’nin Hz. Mehdi (a.s.)’ın 1980 yılında çıktığını söylemesi, hayatta olduğunu söylemesi yanlıştır, de. Çık, bunu söyle. Bediüzzaman’ın, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Hicri 1400’de zuhur edecek, demesinin yanlış olduğunu çıkıp söyle. O ancak belirli kesime hitap edebiliyor. Belirli kişileri de gördü mü susuyor. Şeyhim şu televizyon olayını bir kere daha anlat.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam.
VTR: A9’u izlemek için uydu ayarı.
ALTUĞ BERKER: Hocam El-Hüseyni Hazretleri’nden söz etmiştiniz, eğer uygun görürseniz resimlerini göstereyim? Abdulhakim El-Hüseyni Hazretleri.
ADNAN OKTAR: Tamam, bakayım. Abdulhakim El-Hüseyni Hazretleri, bu kitabın yazarı. Ve aynı zamanda Şeyhimiz’in de babası.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, Muhammed Raşid Erol Erol Hazretleri, resimde de gördüğünüz gibi.
ADNAN OKTAR: Çok mübarek, çok muhterem ve müthiş manevi gücü olan çok büyük bir insandı, Allah rahmet etsin. 1980 yılında Hz. Mehdi (a.s.)’ın hayatta olduğunu söylüyor, “Hz. Mehdi (a.s.) şu an hayatta ve vazifesine devam ediyor” diyor. Cübbeli’nin çıkıp, Hocamız’ı tekzip etmesini bekliyoruz. Çıksın söylesin, yanlış söyledi desin, bir duyalım bakalım. Böyle büyük alimleri gördü mü, Cübbeli bastonunu ayağının altına saklıyor. Olmaz, inşaAllah.
Esra Avcı, “Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin talebesiyiz. Kıbrıs’a gidecektik, biletimizi aldık, size danışmak istiyoruz. Hocam gidelim mi, inşaAllah?” Allah Allah, en güzel nimetlerden, daha ne istiyorsun? Tabii ki gideceksin, ne güzel. Ama Hocamız’ı üzmeyin, yormayın, inşaAllah. Çok çok iyi olur, selamımı da söyleyin. Benim yerime Hocam’ın ellerinden öpün, inşaAllah. A9 Kanalı’nda bayağı birşeyler anlatacağım, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir internet sitenizi tanıtmak istiyorum Hocam. www.MuslumanlaraYapilanZulum.Com Allah’a hamd olsun biz şu an zulüm altında yaşamasak da, şu anda dünyanın dört bir yanında Müslümanlar zulüm ve baskı altındalar. Bu sitede, kardeşlerimize yapılan zulümlerin resimleri ve videoları da bulunuyor. Büyük acılar yaşatan fitnelerin son bulması, akan kanın durması ancak Türk-İslam Birliği’nin kurulması ile mümkündür. Filistin’i, Irak’ı, Afganistan’ı, Doğu Türkistan’ı, Kırım’ı, Kerkük’ü, Moro’nu, Patani’yi, Arakan Müslümanlığı’nı kurtaracak tek çözüm Türk-İslam Birliği’dir. Türk-İslam Birliği yalnızca Müslümanlar’ın değil, Museviler’in, Hıristiyanlar’ın, Budistler’in, ateistlerin ve her düşünceden tüm insanların güvencesi olacaktır. Kardeşlerimiz www.MuslumanlaraYapilanZulum.Com sitesinden bu konu hakkında çok detaylı bilgi edinebilirler, inşaAllah.
Bir kısım sözde din alimlerinin, ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı düşmanca tavırları olacağını hadislerde haber vermiş, Hocam malumunuz, inşaAllah. Şu şekilde: Resulullah (s.a.v.); “ümmetimden başları sarıklı 70 bin kişi deccale tabi olacaktır.”
ADNAN OKTAR: Başları sarıklı 70 bin kişi deccale tabi olacak, yani Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı mücadele verecekler, anti-Mehdi olarak. Ama aynı zamanda başlarında da sarık var.
ALTUĞ BERKER: Evet. “Doğu’dan başları tıraşlı kavimler çıkacak, dilleri ile Kuran okuyacaklar, fakat boğazlarından aşağıya geçmeyecek. Onlar dinden, yaydan okun çıktığı gibi çıkacaklar.” (Ramuz El-Ehadis.)
ADNAN OKTAR: Ayrıca belirleyici olarak başları tıraşlı diyor. Bir daha oku.
ALTUĞ BERKER: “Doğu’dan başları tıraşlı kavimler çıkacak, dilleri ile Kuran okuyacaklar, fakat boğazlarından aşağıya geçmeyecek,”
ADNAN OKTAR: Kuran’a hakimler. Güzel ezberden; hafız da yani, çok güzel Kuran okuyor, ama boğazından geçmiyor, sahtekar. Demek ki sahtekar bazı üçkağıtçı hocalar çıkacak.
ALTUĞ BERKER: “Onlar dinden, yaydan okun çıktığı gibi çıkacaklar.” (Ramuz El-Ehadis.)
ADNAN OKTAR: Evet, bunları zaten görüyoruz. Demek ki daha da göreceğiz, Allahualem.
ALTUĞ BERKER: Bir başka hadis-i şerifte; Hz. Mehdi (a.s.)’ın bulunduğu evde Allah’ın isminin çok anılacağını Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyorlar. “Cafer-i Sadık (a.s.)’dan duydum ki, şöyle buyurdu: ‘Bu emrin sahibinin bir evi vardır ki, (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) o eve hamd evi derler.”
ADNAN OKTAR: Hamd evi, Allah’a hamd edilen yer. Demek ki o evde tebliğ yapıyor, oradan İslam’ı anlatıyor, yayıyor. İnsanlar yattığı yerden onu dinlerler, diyor. Yattıkları yerden hem onu görürler, hem dinlerler, diyor.
ALTUĞ BERKER: Kendi bulunduğu mekandan, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s.)’ın bütün insanların evlerinde bulunacağını zannediyorlardı, halbuki Hz. Mehdi (a.s.)’ın görüntüsü, sesi olacak, yoksa kendisi değil. Bir kısım insanlar da, Hz. Mehdi (a.s.) her yerde, böyle on binlerce, milyonlarca yerde oluşacağını zannediyorlarmış daha önce. Ama ahir zaman olunca gördük ki, radyo ve televizyona işaret edilmiş. Çünkü yattığı yerden diyor, o ifade çok manidar, Hz. Mehdi (a.s.) varken adam yan gelip yatmaz, inşaAllah. Demek ki görüntüsü ve konuşması, mucizevi olarak açıklanıyor. Çünkü bütün Müslümanların evinde görüneceği belirtiliyor. Başka hangi hadisler var?
ALTUĞ BERKER: 6000 cinin Hz. Mehdi (a.s.) bağlılıklarını bildireceğini söylüyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.).
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER: “6000 cin, İmam-ı Zaman’a (Hz. Mehdi (a.s.)’a) meleklerden sonra kendisine bağlılıklarını bildirecek, fedakar yoldaşları arasında olacaktır.”
ADNAN OKTAR: 6000 cinni, bayağı bir hizmet ederler, inşaAllah. Şeyhimde çok güzel hadisler var.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Bir son dakika haberi var. Amerika Savunma Bakanı Robert Gates, “Libya’nın bölünmesi çözüm olur” demiş.
ADNAN OKTAR: “Libya’nın bölünmesi çözüm olur.” Kaça bölmeyi düşünüyorlarmış?
ALTUĞ BERKER: Henüz bilmiyorum Hocam.
ADNAN OKTAR: Anladığım kadarı ile Kaddafi’ye bir şey düşünüyorlar. O dursun, yarısını bölelim, diyorlar. İşte Kaddafi söz dinlemedi, inadı böyle eşek inadı gibi, bir türlü laf söz dinlemiyor. Gayet güzel anlattık, izah ettik. Sözümüzü zamanında dinlemiş olsaydı, konu kökünden hallolmuş olacaktı. Türkiye arabulucu olsun dese, istirham ediyoruz Türkiye bir tümen asker göndersin dese, ben hepsine razıyım, kabul ediyorum, yeni bir hükümet kurulsun dese, konu bitecekti. Bakın kendine iş çıkarttı ve yüzlerce, binlerce insanın da şehit olmasına vesile oldu. Şimdi onun da hesabını verecek. Bayağı bir tahribat oldu; eşyalar, mallar, evler yerle bir oldu, insanlar mağdur oldular. İşte deli tıynetli, söz dinlemiyor.
ALTUĞ BERKER: Aynı şeyi Saddam’a da söylemiştiniz Hocam.
ADNAN OKTAR: O zaman Saddam’ı da defalarca uyardık, söz dinlemedi. Burnunun dikine gitti, enaniyet yaptı, gurur yaptı. Ve o da. Bu bir zihniyet, bu bir kafa, bu Cübbeli’de de var. Önce bir dikbaşlılık yapıp, sonra mağlup olunca da çok zor durumda kalmak ve etrafındaki diğer insanları da perişan etmek. Bakın Cübbeli diyor ki; Hz. Mehdi (a.s.), bütün Alevileri, Bektaşileri, Şiileri, Caferileri, hepsini doğrayacak. Şimdi bu söz çok büyük bir fitnedir. "Lâ ilâhe illAllah Muhammedun Resûlullah"diyen insanları niye doğrasın? Hz. Mehdi (a.s.) onları bağrına basar, niye doğrasın? Ve buna zemin hazırlamış oluyor; Müslümanların bölünmesine, Müslümanların aralarının açılmasına, birbirlerine düşmelerine zemin hazırlamış oluyor bu sözü ile. Hz. Mehdi (a.s.) onları kendisine talebe mi edecek, yoksa onları pırası gibi mi doğrayacak, diyor. Koro halinde bağırıyorlar, pırasa gibi doğrayacak Caferileri, Şiileri, Vahhabileri. Niye doğrasın? "Lâ ilâhe illAllah Muhammeden Resûlullah" diyen insan, mümin, muttaki, Müslümandır. Bağrına basar Müslümanlar. Bu fitneyi, kargaşayı çıkarttıktan sonra da, bu tipler genellikle ortadan kayboluyorlar, olan Müslümanlara oluyor. Tabii ben Saddam’ın kafasındadır demiyorum, aynı kafada değil tabii ki, ama zihniyet, mantık, yani kargaşa mantığında mutabıklar. Hz. Mehdi (a.s.) dediğin, kırıp geçirecek, diyor. Bunu hangi hadislerde görüyorsun sen? Hadislerden kendin söylüyorsun. Son derece müşfik olacak, merhametli olacak. Karıncayı dahi incitmez, uyuyan kişiyi uyandırmaz diyor, bunları kendin söylüyorsun. Öbür türlü de, Hz. Mehdi (a.s.) dediğin, kırıp geçirecek, diyor. Niye kırıp geçirsin? Hz. Mehdi (a.s.)’ın işi, şefkat, sevgi, merhamet, dostluk, kardeşlik, bilim, sanattır. Hz. Mehdi (a.s.) birleştiricidir, bölücü değildir. Hepsini, herkesi, Caferi’si, Alevi’si, Bektaşi’si, Sünni’si, hepsini kardeş hale getirecektir. Hatta Hristiyan ve Musevileri dahi kurtaracaktır, onları da Müslümanlığın sevgisi içerisinde eritecektir, ama zor kullanarak değil, sevgi ile tavsiye ederek, ikna ederek, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam altın orana bir örnek olarak, akciğerler örneği.
VTR: Akciğerlerimizdeki altın oran.
ADNAN OKTAR: Yarım saat sonra hangi kanallardayız biz?
ALTUĞ BERKER: Kayseri TV ve A9’dayız Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kayseri TV ve A9. A9’un yayınını durdurmayacağız, değil mi? Sabaha kadar devam eder, inşaAllah.
SUNUCU: “Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri” programımıza 00.30’dan itibaren A9, TV Kayseri, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Tokat Turhal Super TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.tv sitemizden devam edeceğiz.
ADNAN OKTAR: Evet, Ya Allah bismillah, Kuran’dan bir sayfa açtım. Hud Suresi, 117. ayet. “Halkı, ıslah eden kimseler iken,”halka yönelik tebliğ yapılırken, anlatılırken, hak, hakikat söylenirken, ama halka, geniş olarak. “Senin Rabbin (Allah) o ülkeleri zulüm ile helak edecek değildi.” Allah böyle bir şey yapmaz, orada bir helak meydana gelmez. Deprem, büyük olaylar, tsunamiler, yani geniş çaplı bir helak olayı meydana gelmez. Hangi şehir ise, neresi ise, orada öyle bir şey olmaz, diyor Allah. Bakın, “Halkı, ıslah eden kimseler iken, senin Rabbin (Allah) o ülkeleri zulüm ile helak edecek değildi.”Zulüm ve helak olmuyor, bu Allah’ın bir sırrı.
Bismillah, şeytandan Allah’a sığınıyoruz, Nahl Suresi, 65. “Allah gökten su indirdi, ölümünden sonra yeri onunla diriltti; işitebilen bir topluluk için bunda gerçekten bir ayet vardır.” Daha önce de söylemiştik, Esbab-ı Nüzul’ün Hz. Mehdi (a.s.)’a işeret ettiğini belirtiyor Cafer-i Sadık. “Allah gökten su indirdi,” bunun Hz. Mehdi (a.s.)’a işaret olduğunu, “ölümünden sonra yeri” yeryüzü dinsiz olduktan sonra, “onunla” Hz. Mehdi (a.s.) vesilesi ile insanlığı, dünyayı “diriltti.” İmanlarına vesile oldu anlamına geliyor ayet, diyor. Birinci anlamının dışında ikinci anlamı budur, diyor inşaAllah. “Allah rızıkta kiminizi kiminize üstün kıldı; üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altında bulunanlara onda eşit olacak şekilde çevirip-verici değildirler. Şimdi Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?” Bazen Allah tarafından rızkın insanlara çok verildiğini, ama bu rızkı dağıtmanın önemine Allah dikkat çekiyor Kuran’da.
Tevbe Suresi, 121. “Küçük, büyük infak ettikleri her nafaka ve (Allah yolunda) aştıkları her vadi, mutlaka Allah'ın yaptıklarının daha güzeliyle onlara karşılığını vermesi için, (bunlar) onlar adına yazılmıştır.” Bakın burada da yine Allah infak etmeyi, Allah yolunda dağıtmayı, malın dağıtılmasını söylüyor, ki Hz. Mehdi (a.s.)’ın bir vasfıdır. Malı bol bol dağıtacaktır, inşaAllah. Bu ayette, bundan önceki ayette aynı şekilde bu konuya dikkat çekiyor. “Aştıkları her vadi,” Allah için alınan her yol, geçilen virajlar, geçilen yollar. “Mutlaka Allah'ın yaptıklarının daha güzeliyle onlara karşılığını vermesi için, (bunlar) onlar adına yazılmıştır.” Hepsinin karşılığında Allah’ın rızası var, inşaAllah.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...