SUNUCU:Programımıza A9 ekranlarından devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:Ayrıca www.HarunYahya.tv’den de, değil mi? Evet. Bak şimdi oldu. Böyle olursa konuşurum. İnternetten olursa olur ama eksik olur. Doktorum hoş geldin.
CİHAT GÜNDOĞDU:Estağfirullah Hocam, hoş bulduk.
ADNAN OKTAR:İki tane doktor. Sen de hoş geldin.
OKTAR BABUNA:Estağfirullah Hocam, hoş bulduk, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam açılışı sen yap. Anlat bir şeyler, bir konu.
OKTAR BABUNA:Estağfirullah Hocam. Hücrelerdeki kromozomlarla başlayayım mı Hocam?
ADNAN OKTAR:Anlat tamam.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Bilgideki çeşitlenmeyi sağlayan yani bireyler arasındaki farkı ve ırklar gibi farklılıkları meydana getiren genlerdeki değişik kombinasyonlar. Siz daha iyi bilirsiniz Hocam, inşaAllah, bunu da meydana getiren kromozomlarda bir mekanizma var. Burada iki tane kromozom görüyoruz. Bunlar şimdi birbirleriyle karşılıklı yan yana gelerek, bacakları arasında bir değişiklik meydana getirecekler. Aynı noktadan iki ayrı kromozom, kromozom parçalarını değiştiriyorlar. Yani genleri değiştiriyorlar, karşılıklı. Bu mekanizmayla kromozomlar arasında bir değişim meydana geliyor ve genlerin değişik kombinasyonları oluyor. Bu da değişik insan ırklarını, bireyler arasındaki farklılıkları ve türler içerisindeki çeşitlenmeyi meydana getiriyor. Ama bu asla evrim değil. Çünkü zaten var olan genlerin değişik kombinasyonları ortaya çıkıyor. Ama bu şekilde hepsi birbirinden farklı olan, görünüşleri birbirinden farklı olan 7 milyar insan oluşuyor. Ve mesela farklı siyah ırk, beyaz ırk, Uzak Doğulular, pigmeler bu şekilde meydana geliyor, inşaAllah. Bu Allah’ın yarattığı bir mekanizma, kusursuz işleyen bir mekanizma. Burada en ufak bir hata olmuyor. Zaten var olan genetik bilginin çeşitlenmesi söz konusu, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, geçen günler çocuklar yeni detaylar, yeni ilmi buluşlar anlattılar, nefesim kesildi. Zaten bu kromozom olayı başlı başına baş döndürücü bir olay. O katlanma olayı var ya, sırf o tek başına Allah’ın varlığını orta zekadaki bir insana trilyonlarca kere ispat eder; bir kere iki kere değil. Ya kardeşim o kadar acayip ki.
VTR- Antibiyotikler
ADNAN OKTAR:Şimdi bir şey daha var; bir bakteri, eğer direnci yoksa öbür arkadaşı gelip ona o şey hakkındaki bilgiyi aktarıyormuş. Ona da dirençli hale gelmesi için imkan tanıyormuş. Nereden biliyorsun onun o vaziyette olduğunu? İnanılır gibi değil. Kaşı yok, gözü yok, konuşmayı bilmez, lafı bilmez, sözü bilmez ona bakıyor adam “bunda direnç yok antibiyotiğe karşı” diyor. “Ben buna bilgi vereyim de antibiyotiğe direnç kazansın” diyor. Durduk yere nasıl tanırlar birbirlerini? İnanılır gibi değil, birbirlerini tanıyorlar. Bu küçük sistem; onun içinde muazzam bir bilgi var. Biz küçük sistemin üzerinde çok duralım. Oktar’ın tabiriyle mikro sistem. Mikro sistem, içinde çok çok fazla harikayı barındırıyor. Onu apayrı bir ekol olarak, apayrı bir konu olarak ele almamız gerekiyor. Evet, Oktar Hocam seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA:Estağfirullah Hocam. Bir sinek var, Hocam. Sineğin gözünün bir mucizesini gösterebilir miyiz burada Hocam, inşaAllah? Sineğin ilk doğum anı görülüyor. Bir göz sineği. Şimdi çıktıktan sonra gözlerinde çok büyük bir değişim meydana gelecek. İlk çıkış anını görüyoruz. İlk çıktığında gözleri böyle bu şekilde başına çok yakın olarak bulunuyor. Gözlerini başıyla birleştiren tüp yapıları var. Önce, kendisini emniyete alıyor. Burada şimdi, bu tüplerin içerisine basınçlı hava vererek, bu tüpler yoluyla gözlerini başından uzaklaştıracak. Basınçlı hava veriyor şimdi. Hava kabarcıkları içine giriyor ve gittikçe yanlara doğru açılmaya başlıyor gözleri. Böylece hem görüş alanını genişletiyor hem de dişisini etkileyebilecek bir duruma geliyor. Bu şekilde açılıyor, hava kabarcıklarını da görüyoruz burada. En sonunda da basınçlı hava, tüpleri gerginleştirince de gözler başından uzaklaşıyor. Elleri ile son şeklini veriyor, düzeltiyor. Ve mükemmel bir şekilde görmeye başlıyor. Genlerinde bu bilgi doğuştan itibaren var, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şimdi bu o kadar olağanüstü bir şey ki bu, adamlar bunu evrimle anlatıyor. Ahirette bunun hesabını veremez bu adamlar, çok perişan olurlar. Bu vaziyetin evrimle anlatılabilecek bir durumu var mı?
CİHAT GÜNDOĞDU:Mümkün değil Hocam.
ADNAN OKTAR:Mucize olarak yaratılıyor bunlar, inkar edenler mucize olarak yaratılıyor. Makul bir akılla olacak iş değil. Nasıl inkar ederler, inanılır gibi değil. Var mı başka anlatacağın?
OKTAR BABUNA:Kement atan bir örümcek vardı Hocam. Onu gösterelim mi?
ADNAN OKTAR:Göster.
OKTAR BABUNA:Şimdi, avlanma taktiği olarak kement kullanan bir örümcek gösterecek. Örümcek ağını üretmeye başladı, ipeğini çıkartıyor. Vücudundaki ipeğin yapısı da mucizevi, son derece hafif ve esnek. Büyük bir süratle üretiyor bunu. Normalde vücudunda bu şekilde ipek olarak bulunmuyor, sıvı olarak bulunuyor. Ama vücudundan her çıktığı anda ipek haline geliyor. Üzerinde de özel yapışkan damlacıklar var. Bu damlacığının çok yapışkan bir özelliği var; bunu şimdi kement olarak ve avlanmakta kullanacak. Yatay bir ipek de meydana getiriyor. Bunun üzerinde şimdi bunu avlanmak üzere kullanacak. Çeviriyor, dengeliyor önce. Ve avını beklemeye başlıyor. İpeğin ucunda yapışkan bir damla var. Bir güve geliyor, önce kaçırdı. Fakat burada çok önemli bir özelliği daha var; onu geri çağıracak olan bir konu molekülü salgılıyor. Avı da buna karşı dayanılmaz bir istek duyuyor; güvenin buna karşı çok dayanılmaz bir isteği oluyor ve bundan dolayı geri dönüyor. Yani örümceğin salgıladığı koku molekülü, güvenin dişisinin salgıladığı koku molekülü. Ve yakaladı.
ADNAN OKTAR:Onu üzerine savurup yapıştırıyor, öyle mi?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, inşaAllah. Bu şekilde kaçmasına imkan yok artık, yakalandı. Ve onu paketliyor. Bu sefer de paketleme ipeğinden üretiyor, biraz daha farklı o. Bu şekilde avını da sarıp sarmalıyor. Burada hem yapışkanlı bir kemet kullandı hem de salgıladığı özel bir feromon var; kimyasal bir madde. Bu da genlerinde var olan bir madde. Onu kendisine çekecek şekilde yaratılmış, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam seni dinliyoruz. Ama bu anlattığın çok şahane. Şimdi bu örümcekteki akıl, bu adamın uyguladığı akıl insan aklının çok üstünde. İnsan bunu hiçbir şekilde yapamaz. Yani bu nasıl bilim adamlarını şaşırtmıyor? Çok büyük bir olay değil mi bu? Böcek aklı insan aklının çok üstünde. Adam böcek diye beğenmiyor, böceğin aklı kat kat üstün. Bir de bunun daha mikro seviyede diyelim, detaylı incelendiğinde nefes kesiyor artık. Bacaklarındaki yapı ayrı, o çengellerindeki yapı ayrı, değil mi? Kromozomları, şusu busu, bunun genetik özellikleri, DNA’sı… Yani bu şımaran adamlar, şımaran insanlar ahirette bunun hesabını hiçbir şekilde veremezler. Çok müthiş bir durum var. Bizim yapacağımız; Allah’ın sanatını görüp hayretten hayrete gelmek, hayrete gitmek inşaAllah. Ünlü mehter marşınız varmış açılışta çaldığınız. Bir çalın da göreyim.
VTR- Mehter Marşı
ADNAN OKTAR:İyi oldu, şart. Yalnız mehterin bütün türleri olsun; tarihi çevir, ceddin deden, gafil ne bilir, ey şanlı ordu ey şanlı asker, düşsün çelengi Rum’un, yelkenler biçilecek, Estergon Kalesi, Osman Paşa marşı, başka? Hücum marşı Fransa’da konferans başladığında olur, inşaAllah. Öyle yapabiliriz, Almanya’da diğer yerlerde. Başka? “Allah Allah Celilü'l- Cebbâr, Muinü's-Settâr, Hâliku'l-leyli ve'n-Nehâr” evet o da olsun, inşaAllah.” Lâyezâl, Zü'l-Celâl, birdir Allah Ânın birliğine…” diyor, değil mi? İngilizce mi yayın yapacaksınız siz?
OKTAR BABUNA:Nasıl uygun görürseniz Hocam.
ADNAN OKTAR:O zaman bize müsaade. Bir film koyun, kardeşlerimiz o arada seyretsinler.
Makaleler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...