SUNUCU: Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza A9 Tv, Kaçkar Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tv internet sitemizden devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:Efendim hoş geldiniz. Mürşidim, Şeyhim buyurun.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Af buyurun, inşaAllah. Bugün Mehmet Talu Hocamız’ın Milli Gazete’deki yazısında; “Allah’a ve Resulü (s.a.v.)’e sadık Müslümanlara gaybden yardım geleceğini” söyleyerek, “eğer bugün Müslümanlara bu iİahi yardım gelmiyor ve Müslümanlar hezimete uğruyor iseler, elbette bunun da sebepleri vardır. Bunun üzerinde tefekkür etmek gerekir. Müslümanlar hallerini ıslah ederse, nasuh tevbesi ile tevbe ederse, cehri fısk ve fücurdan uzaklaşırsa, çekişmeyi bırakıp birleşirse, Allah’ın yardımına mazhar olacaklardır” demiş.
ADNAN OKTAR:Hocamız çok hayati bir konuyu, çok güzel anlatmış. Ağzından nur akıyor, maşaAllah. Şimdi, buradaki anlatım ilk nazarda bakıldığında “herkes söyler” gibi düşünülebilir, değil. Ahir zamanda çok önemli bir devirdeyiz. Allah’ın muradı; İslam’ı dünyaya hakim etmek, bunu istiyor Allah. Fakat Müslümanların toplu duasını istiyor Allah. Aksi dua ediyorlar. Mesela adam diyor ki: “570 sene sonra İslam hakim olacak” diyor, aksi dua ediyor. “Bin yıl sonra hakim olacak” diyor. Kimi “şahsı manevi” diyor. Halbuki Ya Rabbi bize Hz. Mehdi (a.s)’ı gönder, bize Hz. İsa (a.s)’ı gönder, İttihad-ı İslam’ı oluştur, Türk İslam Birliği’ni oluştur, bize zafer ver, başarı ver deseler; ilmi zafer, hadise çıkartmak, kan dökmek değil. Bunu toplumun yüzde 10’u yapsa konu bitecek. Birçok kişi hep aleyhte konuşuyorlar. “Biz bitmişiz, biz adam olmayız, mahvolduk. Müslümanlar da birleşmez, Türklük alemi de birleşmez. Avrupa Birliği de bizi almaz. Biz çökeriz, biz batarız.” Şeytan söyletiyor. Halbuki İslam aleminin birleşmesi son derece makul bir şey. Türklük aleminin birleşmesi çok makul bir şey. Ve en kolay olan olay, en kolay duayla Allah’ın izniyle olur. Samimi dua edecekler. Samimi isteyecekler. Şom ağızlar kapanacak, samimi konuşanlar ortada olacak, o kadar. Bak yüzde 10 diyorum, fazla değil. Ama kader, hakimiyet yönündedir. Şimdi, insanları çok düşündürecek, insanların şevkini artıracak olaylar olacak önümüzdeki yıllarda. Çünkü insanlar uyuyor. Allah insanları uyandıracak. Ashab-ı Kehf gibiler, mağarada uyuyor gibi uyuyorlar. O uyanma sağlanacak. Uykuda olan insana ne dersin? Uyan dersin, değil mi? Uyanmıyorsa omzundan bir sallanır, değil mi? Daha da uyanmazsa daha şiddetli sallarsın. Allah da insanları uyandıracak. Önümüzdeki yıllarda bunu göreceksiniz. Birçok olayla, birçok konuyla insanlar uyanacaklar, inşaAllah. Allah’a güvenmeyi öğrenecekler. Türkiye öncü. Türkiye mükemmel, bayağı güzel, Türkiye dindar. Türkiye’nin dindarlığı çok güzel. Ahlakı da güzel. İslam aleminde sorun var, Türklük aleminde sorun var, onları düzelteceğiz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Mehmet Talu Hocamız ile ilgili; Mehmet Talu Hocamız, Mahmud Efendi Hazretleri’nin “Hz Mehdi (a.s)’ın zuhuru yakındır, inşaAllah görürüz” dediğini anlatıyor.”Efendi Hazretlerimiz ile birlikte 1999 sonlarına doğru yaptığımız umrede, Medine-i Münevvere’de gördüğüm bir rüyayı Efendi Hazretlerimize anlattım. ‘MaşaAllah! bu bir zuhurattır, demek ki zuhuru yakındır, inşaAllah görürüz’ buyurup, rüyamı tasdik etmeleri üzerine ta o günden beri ahir zaman alametleri üzerine yaptığım bütün konuşmalarımda ve yazdığım yazılarda: “Bir takım araştırma, keşif ve zuhuratlara göre öyle zannediyorum ki; Hz. Mehdi (a.s) şu anda yaşamaktadır ve huruç tarihini beklemektedir” dediğini söylüyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Mahmud Hocamız’ın Nur Talebeleri, maşaAllah. Bak bunlar hakikaten alim. Bu kişiler olgun, aklı başında. Bunlar böyle, şamatadan hoşlanmazlar. Gidip Fatih Altaylı ile muhatap olmayı asla kabul etmezler. Dini konularda espri yapmazlar. Oturaklıdırlar, nezaketlidirler, adaptan edepten anlarlar. Samimi dindarlar. Hırsları yok, baş olma dertleri yok. Cübbeli, Mahmud Hocamız’ı bir anlamda kendince kullanmaya çalışıyor. Onun bazı hedefleri var. O camianın başına geçme hedefi var. Mahmud Hocamız’ın hiçbir talebi olmadığı halde, kendince, bir taşla iki hedefi ele geçirme düşüncesi oldu. Hem Mahmud Hocamız’ın çevresindeki insanların gönlünü almak için Mahmud Hocamız’ı müceddid ilan etti. Hem de Mehdiyet’e karşı bir set oluşturduğunu düşündü. Nitekim bak şimdi Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsedince “Hz. Mehdi (a.s) yok. Müceddid var. Müceddid de geldi, Mahmud Hoca’dır” diyor. Kendince, Hz. Mehdi (a.s)’a karşı, Mahmud Hoca’yı bir set olarak kullanıyor. Onu da bir nevi putlaştırıyor, haşa. Kurnazlık etti. İkincisi de; böylece sempati toplayıp taraftar toplama taktiği. Yani Mahmud Hocamız’a en yakın adam, en iyi kollayan adam, en seven adam konumunda. Çünkü o hocaları ayarlayan o. 150- 200 kişiyi topladı oradan buradan, İslam aleminden genç çocuklar, yaşlı amcalar var. Onlara “bu asrın müceddidir” diye imza attırdı. 1.5 milyarlık İslam aleminde, 200 kişiyi toplamak zor değil ki. Toplarsın 200 kişiyi imzayı attırırsın. Ben müceddidi ilan ettim, oldu. Ben yaptım olduyla olmuyor ki. Senin demenle olmuyor. Müceddid olması için, bütün İslam aleminin kabul etmesi lazım. Ben müceddid olarak kabul ediyorum. Ama İran kabul etmiyor. Cezayir kabul etmiyor. Fas kabul etmiyor. Libya kabul etmiyor. Mısır kabul etmiyor. Bu nasıl müceddidlik oluyor o zaman? Ve Mahmud Hocamız’ı da mahcup ve mağdur durumda bırakıyor. Talebi olmadığı halde, Cübbeli ortaya bir laf attı “asrın müceddididir” diye, kocaman da bir şey hazırlatmış, Hocamıza götürdü. 29 Ekim’de verecekti aslında onu, çok büyük olay çıkartacaktı, kendini ön plana çıkartacaktı, Allah nasip etmedi. Şimdi de planının geri kalan kısmını tamamlamak için, Hocamızdan umrede halifelik almayı düşünüyormuş. Yani cemaatin başına geçecek şekilde bir Şeyhlik, öyle bir planı var kendi kafasınca. Hem şöhret olma peşinde hem de böyle cemaatin başına geçme düşüncesi var. Sorsan çok mütevaz, alakasız gibi görünüyor ama adım adım planını ilerletiyor. Mesela Mehmet Talu Hocamız’a karşı Mahmud Hocamız’ı kullanıyor. Diyor ki; “Müceddid geldi, sen buna mı karşısın?” diyor. Hz. Mehdi (a.s)’a karşı müceddid çıkartmış oluyor kendince. Ama Mahmud Hocamız’ın bir talebi de yok, haberi de yok, isteği de yok. Böyle bir şey yok yani, kendi kendine çıkarttı. Çünkü çözümsüz kaldı, ne yapacağını şaşırdı. Daha öncede anlatmıştım, 32 yıl geçmiş, “müceddid yüzyıl başında gelir” diyor. Hani yüzyıl başında geliyordu. 32 yıl sonra sen müceddid olduğunu söylüyorsun. 32 yıl sonra ilan ettin. “Yüzyıl başında ilan gerekir” diyor. “Yüzyıl başını geçerse olmaz” diyor. “32 yıl geçti artık Hz. Mehdi (a.s) gelmez” diyor. Ama sen “müceddid geldi” diyorsun. Hz. Mehdi (a.s)’ın gelmezliğini söylerken, müceddidlerle ilgili hadisi ortaya koyuyor. Diyor ki; “Yüzyıl başında ilan etmesi gerekirdi” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.) müceddidler geldiğinde yüzyıl başında ilan eder, diye bir şey demiyor. Bu, Cübbeli’nin hüsnü düşüncesi. Kendi kafasından çıkarttığı bir fikir. Hiçbir İslam aliminin böyle bir iddiası yok. Ve müceddidler yüzyılın başında ilan edecekler diye bir konu da yok. Böyle bir kaynak bulamazsınız. Nitekim pratik uygulamada da bu görülüyor bakın. Kendisi de 32 yıl sonra müceddidliğini ilan ediyor. Sırf Mehdiyet’e karşı bir blok oluşturmak için, bir set oluşturmak için. Ve Mehmet Talu Hoca’ya karşı da “Bu Mahmud Hoca’ya karşı.” Neden? “Çünkü Hz. Mehdi (a.s)’ı savunuyor” diyor. “Müceddid yok, Hz. Mehdi (a.s) var diyor” diyor.” Dolayısıyla müceddidliğini kabul etmiyor” diyor. Yahu kardeşim, ben de kabul ediyorum, Mehmet Talu Hocam da kabul eder ama sadece bu camia kabul etmiş oluyor. Başka kimsenin kabul ettiği yok. Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin cemaati asla kabul etmez. Hüseyin Hilmi Işık camiası asla kabul etmez, etmiyorlar da. Nur Talebeleri’nin hiçbir topluluğu, hiçbir şekilde kabul etmiyor, etmez. Menzil cemaati hiçbir şekilde kabul etmiyor. Türkiye’nin bilinen bütün dindar cemaatleri, klasik bütün bilinen cemaatlerinin hiç biri kabul etmiyor Mahmud Hoca’nın müceddidliğini; o cemaatin dışında. Cübbeli ve belirli bir ekip bunu kabul ediyor. Böyle müceddidlik ilanı olur mu? Ve hiçbir İslam ülkesi kabul etmiyor. O zaman nasıl oluyor bu? Bu Cübbeli’nin kurnazlığı işte, uyanıklığı. Yani Hz. Mehdi (a.s)’a karşı bir blok oluşturmak için, bir set oluşturmak için kendince acil olarak, tedbir olarak düşündüğü bir düzen diyelim. Çünkü köşeye sıkıştı. Biz dedik ki; “sen inkar ediyorsun ama ‘her yüzyılda bir müceddid çıkacağını’ söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.)” dedik. Bu, onu hesap etmemişti, düşünmemişti. Ondan sonra o bunaldı, ona cevap veremeyeceği için sıkıldı, o zaman ortaya bir müceddid ortaya koymak gerekiyor, birini bulmak gerekiyor, hemen apar topar Mahmud Hocamız’ı “alın size müceddid” dedi. Ve dolayısıyla bu iddiamızı kendi kafasınca bloke etmiş oldu. Ama olmadı, olmuyor. Çünkü müceddidlik tarifine hiç uymuyor bu durum. Bizim gönlümüz tabii ki olmasını ister ama pratikte yok öyle bir şey. Dolayısıyla Cübbeli’nin böyle şark kurnazlığına kimsenin gelmemesi gerekiyor. Olaya akılcı bakmak lazım. Ve ehli dünya insanlarına sürekli müjde veriyor; “gönlünüz rahat olsun kıyamet kopmayacak.” Halbuki Cenab-ı Allah Kuran’da; “her an kıyamet kopabilir” diyor. Her an kıyamet kopabilir, diyeceğine “Hz. Mehdi (a.s) şu gün bile gelse, en az 120 yıl var, çok rahat edebilirsiniz” diyor. O konuda da samimi değil. O 120 yılla ilgili hadis açıklaması hiç samimi değil, sadece insanlara yaranmak için yaptığı bir açıklama. Çünkü Güneş batıdan doğduktan sonra imtihan kalkıyor. İmtihan kalktıktan sonra insanların ibadetinin bir anlamı kalmaz. Orada diyor ki; “insanlar camiye gidecek, ibadet yapacaklar, hacca gidecekler, 120 yıl İslam ahlakı yaşanacak” diyor. Peki Güneş batıdan doğmuş. İmtihanı kaldırıyor mu bu? Kaldırıyor. Ehli Sünnet inancına göre imtihan kalkıyor. Peki imtihan kakınca ibadetler nasıl devam ediyor? Hiçbir Ehli Sünnet alimi bunu kabul etmez. Ama Cübbeli kabul ediyor, sırf Mehdiyet’i bloke edip durdurmak için. Aklınıza gelen herşeyi yapıyor. “Hz. Mehdi (a.s) başının üstünde bulut olsun, melek oradan bağırsın, oradan anlayalım” diyor. “O da yetmez, bütün gökyüzünü melekler doldursun. Ve her melek, yabancı dilde, herkesin kendi dilinde anlayacağı şekilde gökten hitap etsin onlara” diyor. “Bu da yetmez, biz keramet de isteyeceğiz” diyor. “Uçan kuşa işaret edecek, o da avucuna düşecek” diyor. “Uçan kuşa işaret ettiğinde eğer uçan kuş avucuna düşmezse onu da kabul etmeyiz” diyor. Peki, Peygamberimiz (s.a.v.)’e, Mekke müşrikleri ne diyorlardı o zamanlar? Aynısını demiyorlar mıydı? Tıpkısının aynısını demiyorlar mıydı? Mekke müşriklerinden ne farkı kalır o zaman bu adamın? Aklını başına alacak. Kendini çok uyanık zannediyor, bayağı uyanık zannediyor. Hakikaten de insanları ikna edebiliyor bazı şeylerde. Neyse, velhasıl kelam, çok rahat ikna kabiliyeti var ve hakikaten kendi dediğine kendi de inanıyor. O kadar candan bir üslupla anlatıyor ki Allahualem kendide inanıyor. Dolayısıyla Mehmet Talu Hocamız hiç tahmin etmedi. Çünkü Mahmud Hocamız’ın camiasında, Mehmet Talu Hoca hakikaten abartmıyorum en büyük alim odur. Diğer alimleri de tabii tenzih ederim, hepsine saygı duyarım ama bu herkes tarafından bilinir. Hakikaten fetva alimidir, çok büyük alimdir. Ve çok mütevazı ve mazlum, fakir bir insandır, kendi halinde yaşayan bir insandır. Cübbeli gibi multi milyarder değildir yani. Özetle, bu insanların kendini akıllı zannetmesi, karşısındakini ikna ettiğini düşünmesi ve karşısındaki insanların ona ikna olması biraz mahcup edici ve küçük düşürücü olur, yakışmaz. Akılcı bakıp, doğruyu görmek lazım. Mesela Mehmet Talu Hocamız’ı Mehdiyet konusundaki çıkışından dolayı kendince aforoz etti. Ama Mehmet Talu Hocamız büyüdü tabii, daha değerli hale geldi. Daha önemli bir insan oldu. Mesele pek o kadar tanınmıyordu ama şu an Türkiye’de en çok sevilen alimlerden biri haline geldi. Daha da sevilecektir, daha da değeri artacaktır. Allah hep aksiyle karşılık verir. Bakın Mehmet Talu Hocamız, cemaatin en sevilen insanlarından biri olduğu halde, onu en sevilmeyen insan haline getirmek için yoğun gayret ediyor şu an. Tek suçu ne biliyor musun? “Ben rüyamı Efendi Hazretleri’ne anlattım, o da; ‘inşaAllah Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuru yakın’ dedi” diyor. Yani “Bu yüzyılda çıkacak inşaAllah dedi” diyor. Yani göreceğiz gibisinden. Bunu dedi diye, yeri göğü birbirine katıyor. “Mahmud Hoca bana başka türlü dedi” diyor. Biz sana inanmayız, Mehmet Talu Hocamız’a inanırız. Sen, Mahmud Hocamız’ın hastalığından, yaşlılığından ve güçsüzlüğünden istifade ediyorsun. Mahmud Hocamız’ın o güçlü devresinde olacaktı da sen böyle şeyler yapacaktın. Şimdi arabada gidiyor Hocamız, yani konuşması zor. Bedeni gücü de kalmadı. Ruhen güçlü ama konuşma gücü de yok. Cübbeli gibi birisiyle Mahmud Hocamız’ın başetmesi çok çok zor. Cübbeli birçok kişiyi de etrafına aldığı için, orada hakikaten stratejik bir güç oluşturdu. Mahmud Hocamız’ın şu an ona karşı direnç göstermesi Allahualem biraz riskli de olabilir. Çünkü bunun ne yapacağı belli olmuyor. Ne diyeceği belli olmuyor. Mesela sıkıştığında “ben deliyim” diyor. Hırsı engellendiğinde ne yapacağı pek belli olmuyor. Olayı nerelere kadar götüreceği de belli değil. Hangi kozları kullanacağı da belli değil. Ne yapacağını da bilmiyoruz. Gerektiğinde böyle şeyler de konuşuyor. “Bütün gazeteciler toplarım” diyor. Bunu yaparım şunu yaparım, diyor. Yani aba altından sopa gösteriyor. Bir konuşması olmuştu dikkat ettin mi? “Aleyhimde kimse konuşmasın, bütün gazetecileri toplarım, basını toplarım” diyor. Fatih Altaylı arkasında, Aydın Doğan da arkasında. Bunun o cemaatle ilgili bildiği çok fazla şeyler var. Yani bundan bir şekilde çekiniyorlar şu an. Ve bu da, adım adım hedefine doğru ilerliyor şu an. Bizde insanları dikkatli olmaları için uyarıyoruz. Mehmet Talu Hocamız’ın o konuşmasından çok işgillenip rahatsız olduğu için, hem o konuşmayı yayınlayalım, hem de deminki o rüyasını anlatalım. Mehmet Talu Hocamız’ı, Cübbeli’ye en az bin kere dinletelim, Allah’ın izniyle. O yaptığına yapacağına pişman olacak inşaAllah. İlmi açıdan, mantıki açıdan. Evet buyurun.
VTR-Mehmet Talu Hoca Efendi Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s)’ın Şu anda Hayatta ve Görev Başında Olduğunu Söylüyor.
ADNAN OKTAR:İşte Cübbeli’yi ciğerinden vuran açıklama: “Hz. Mehdi (a.s) şu an hayatta” diyor. Flash Tv’de çıldırdı adeta. Hocamız’ın o deminki konuşmasını bir daha yayınla.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Mehmet Talu Hocamız, Mahmud Efendi Hazretleri’nin “Hz Mehdi (a.s.)’ın zuhuru yakındır, inşaAllah görürüz” dediğini anlatıyor.”Efendi Hazretlerimiz ile birlikte 1999 sonlarına doğru yaptığımız umrede, Medine-i Münevvere’de gördüğüm bir rüyayı Efendi Hazretlerimize anlattım. ‘MaşaAllah! bu bir zuhurattır, demek ki zuhuru yakındır, inşaAllah görürüz’ buyurup, rüyamı tasdik etmeleri üzerine ta o günden beri “ahir zaman alametleri” üzerine yaptığım bütün konuşmalarımda ve yazdığım yazılarda: “Bir takım araştırma, keşif ve zuhuratlara göre öyle zannediyorum ki: Hz. Mehdi (a.s) şu anda yaşamaktadır ve huruç tarihini beklemektedir” dediğini ifade ediyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Mehmet Talu Hocamız, o kadar dürüst ve efendi bir insan ki mesela Cübbeli’ye bir cevap yazısı yazmış, tam Osmanlı, acayip efendice ve çok nezaketli, derli toplu, en sonunda da “takdir yine sizindir” diyor mesela, çok nezaketli. Cübbeli’nin üsluba bak, buradaki üsluba bak. Çelebilik, efendilik, nezaket, saygı, hürmet, şefkat, incelik, zerafet bu mübarek insanda. Bakın, gerçek veli böyle olur. Gerçek alim böyle olur. O cevaben yazısı bir internet sitesinde bir yerde yayınlanmıştı o. Adresini de verebiliriz onun.
ALTUĞ BERKER:Facebook’ta, Ali Barış Uygur’un sayfasında.
ADNAN OKTAR:Ali Barış Uygur, Hocamız’ın damadı. Ali Barış Uygur Hocamız’ın Facebook’taki sayfasında Hocamız’ın cevabı var. Çok çok nezaketli bir insan. Hiç itidalini kaybetmemiş. Son derece hürmetkar, efendice, çelebice, güzel bir kalem ustalığıyla dile getirmiş. Çok haklı sebeplerle, güzel hadislerle açıklamış, ayetlerle açıklamış, mükemmel bir açıklama, tarihi bir açıklama. Seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER:Mehmet Şevket Eygi Hocamız yazısında, bugün iki husus üzerinde durmuş. Birincisi; “bir toplumda fuhuş, zina, kumar, harama girme, isyan, tuğyan artarsa o toplumun, Sodom ve Gomore, Bizans ve Roma, Lut Kavmi, Nemrut ve Firavun’un başına gelenlerden çekinmesi gerektiğini” hatırlatmış. İkincisi de; “her toplumun bir rehbere, yol göstericiye ihtiyacı olduğunu, bu kişilerin halkı ıslah ederek onlara gerçek Müslümanlığı öğrettiğini ve İslam’da bu yol göstericilere Kamil-i Mürşid adı verildiğini” söyleyerek, “her mürşidin Kamil olma özelliğe sahip olmadığını belirtmiş. Kimi insanların mürşid geçindiğini ancak Kuran’a, sünnete aykırı işler yaptığını, Kuran’a aykırı hal ve tavırlarının olduğunu” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Mehmet Şevket Eygi Hocamız tam Osmanlı efendisidir. Ehl-i sünnete de çok titizdir. O da yalnızdır. Yani etrafı olan bir insan değildir. Hakkı, hakikati söylediği için, birçok insan onu pek sevmez. Halbuki bayağı dürüst, çok candan bir insan. Ben çok seviyorum. Kardeşlerim de çok seviyorlar. Hak, hakikat ehli çok severler Hocamız’ı. Çok candan. Aylardan beri İttihad-ı İslam, Türk İslam Birliği’nin önemi, birleşmek bunun üzerinde duruyor. O hep “Müslümanların bir başı olsun” der. Onu duyanlar “tamam, herhalde bu Müslümanların başı olmak istiyor” diyorlar. Peki kardeşim, bunu her söyleyene, siz bunu söylerseniz bunu nasıl söyleyeceğiz peki, nasıl konuşacağız? Mehdilik’ten bahsedene, “tamam Mehdilik iddia ediyor” diyorlar. “Müslümanların başı olsun” diyene, “tamam, Müslümanların başı olmaya karar vermiş” diyorlar. Bunlar samimi sözler değil. Bunlar yanlış.
Yabancı ülkelerden bu takip çok hoşuma gidiyor, maşaAllah. Hiç ummadığım ülkelerden takipler var, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Ergun Babahan bugün yazısında, Taraf Gazetesi’nin yayınladığı Wikileaks belgelerinden bazı alıntılar yapmış. “Belgelerde Amerikan Büyükelçisi Robert Pearson’un Türkiye’deki derin devletle ilgili bir raporu yer alıyormuş. Pearson raporunda; ‘eski bir Milli Güvenlik üyesinin kendisine derin devletin kalbinde yatan unsurların birinin yargı olduğunu söylediğini, Anayasa Mahkemesi’nde uzun süre görev yapmış bir yargıcın ise kendisine; ‘Türkiye’nin yargıda bağımsız olmadığını, yargının derin devletin yerleştirdiği sistemi korumaya yarayan çok geniş bir mekanizmanın önemli bir parçası olarak görev yaptığını aktardığını’ belirtmiş.” Ergun Babahan da bu bilgilerden yola çıkarak; “derin devlet mekanizmasının bir ayağının da medya olduğunu” hatırlatarak, “Doğan Grubu’nun yayınlarına dikkat çekmiş. Bu grubun, iddia edilen Ergenekon davasını sulandırma gayretlerini ve Anayasa reformunda ‘Yargı bağımsızlığı elden gidiyor’ diyerek nasıl bir gürültü kopartmaya çalıştığını” hatırlatmış.
ADNAN OKTAR:Evet. Orada Fatih Altaylı’nın da ismi geçiyordu, değil mi? Ne diyordu o açıklamada, nasıl geçiyordu biliyor musun?
ALTUĞ BERKER:“Derin devletin kullandığı iki gazeteci” başlıklı Taraf Gazetesi haberinde.
ADNAN OKTAR:Ne diyor o Taraf Gazetesi haberinde?
ALTUĞ BERKER:“Kıdemli gazeteciler derin mesajı taşır” başlığı altında”, “Hürriyet Gazetesi’nin Fatih Altaylı’sı misali paralı ajanlardan söz etti” diye devam ediyor.
ADNAN OKTAR: Kim bunu söyleyen? Nerede geçiyor bu haber?
ALTU BERKER:Taraf Gazetesi’nde.
ADNAN OKTAR:Taraf Gazetesi’nde evet. Fatih Altaylı’nın bu işin içinde olduğunu mu söylüyor Taraf Gazetesi?
ALTUĞ BERKER:Wikileaks belgelerinde böyle geçiyormuş.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, bu Taraf’ın iddiası, bu geçen iddianın araştırılması lazım. Yani bakılsın bunlara, değil mi? Devletin savcısı var, mahkemeleri var, polisi var. Aslı var mı araştırılsın. Aslı varsa gereği yapılsın. Aslı yoksa da açıklansın, değil mi? Evet, seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Hocam, bugün şu an tarih 23 Mart oldu, Seyda Hazretleri’nin doğumunun yıldönümü. Onu internette rahmetle ve dua ile anıyor kardeşlerimiz. Biz de inşaAllah. Ve aynı zamanda Bediüzzaman Hazretleri’nin vefat günü. İkisi de aynı tarih, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Allah, Allah, maşaAllah. Çok muhterem, derin bir Şeyhti, Muhammed Raşit Erol Hazretleri. Müthiş bir tasarrut gücü vermişti Allah ona, maşaAllah. Çok güzel hizmetleri olmuştu, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir kitabınızı tanıtmak istiyorum Hocam. “Kuşların ve Uçuşunun Kökeni” insanoğlu belki 100 senedir uçakları kullanıyor ama kuşlar milyonlarca yıldır uçuyorlar, inşaAllah. Bu eserinizde kuşların mükemmel özelliklerinden biri olan uçuş tekniklerini anlatıyorsunuz ve bu özelliklerin kesinlikle evrimle oluşamayacağını bilimsel olarak ispat ediyorsunuz.
ADNAN OKTAR:Kapağı mükemmel, yazılar mükemmel. Ne güzel bir çığır açtık, Allah vesile etti, değil mi? Anlatım çok net, yalın, çok anlaşılır tarzda, belgelerle, delillerle. Şu iki kitabı göster Berker Hocam.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Seyyid Albdülhakim El- Hüseyni’nin Sohbetler isimli kitabı.
ADNAN OKTAR:Yani Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin babasının.
ALTUĞ BERKER:Bu kitap da Seyda Hazretleri’nin Hayatı ile ilgili, Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin hayatı ile ilgili Dr. Selahaddin Kınacı’nın yazdığı eser, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Her ikisinde de Hz. Mehdi (a.s)’ın geldiği yazıyor. Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin bu konuyla ilgili açıklamalarını da zaten duyduk. Şeyh Yasin Efendi söylüyor; “1980 yılında Hz. Mehdi (a.s) şu an hayatta” diyor Muhammed Raşit Erol Hazretleri. Cübbeli duyduğunda, olmayan saçları diken diken olur herhalde şu an. Kendini kaybediyor böyle bir şey duyduğunda. Alelacele hocamıza reddiye yazacağına, yazsın bakalım Muhammed Raşit Erol Hazretleri’ne bir reddiye yazsın. “Hz. Mehdi (a.s) bu yüzyılda gelmeyecek, yanlış söylüyorsun” diye bir yazsın bakalım. Veyahut Bediüzzaman’a yazsın. Bediüzzaman da bu yüzyılda geleceğini söylüyor. Bugün Sungur Ağabey’le konuştuk “Vakit yok. 70 yıllık bir vakit var” diyor. Sungur Ağabey “son zamandayız” dedi. Hocam bir 70 yıl var, değil mi? dedim, “evet başka vakit yok. Son zamandayız” dedi. Yine o hadisi söyledi.
ALTUĞ BERKER: Ümmetimden bir tayife 1506.
ADNAN OKTAR:Evet. Teker teker, yavaş yavaş anlattı. Daha bir nuraniyet gelmiş, maşaAllah. Mehdiyet ile ilgili güzel şeyler anlattı. Mübarek hocamın seccadesi de bize nasip oldu, elhamdülillah. Bediüzzaman’ın kıyafetleri varmış orada, ben ilk defa gördüm. Ben yakından hiç görmemiştim Bediüzzaman’ın kıyafetlerini. Cübbesini gördüm, hırkasını gördüm. Çok şeker kıyafetleri Üstadımızın, maşaAllah. El yazması kitaplar var, onları gördüm. Ama hocamızın halini de iyi gördüm, maşaAllah. Daha güzel, daha sağlıklı, daha iyi gördüm, maşaAllah. Başarılarımızı takdir etti, dua etti, maşaAllah. Allah razı olsun. Öyle ara ara duasını alırız, inşaAllah. Diğer Ağabeyleri de bir sırayla ziyaret edelim, inşaAllah.
Şeyhim seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Işıklı mantarlarla ilgili resim gösterecektim.
ADNAN OKTAR:Işıklı mantar. Bunun dibinde yaşamak ne güzel. Cennet ağacı gibi, maşaAllah. Nasıl oluyor bu?
ALTUĞ BERKER:Işık yayan bu mantar türü, oksijene bağlı bir kimyasal tepki oluşturuyor. Lusiferaz diye bir enzim kullanıyor. Fazladan enerjiyi parçalayarak, bunu ışık olarak yayıyor. Canlının dokuları da bu tepkime sonucunda ışık yayıyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Burada yaşayanların bayağı hoşlarına gider.
ALTUĞ BERKER:Bazı türleri 40 metreden fark ediliyormuş.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Çok güzel, maşaAllah. Karıncalara gece eğlence çıkıyordur. Dibinde toplanıp gece dans ediyor olabilirler. Bedava aydınlanma, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bir internet sitenizi tanıtabilir miyim Hocam, inşaAllah. www.atomevrimiyalanliyor.com , maşaAllah. Burada, canlı cansız her şeyin temeli olan atom konusu ele alınıyor, inşaAllah. Atom hakkında nelerin, nasıl ve ne şekilde meydana geldikleri sonra da neden sorusunun cevapları aranıyor. MaşaAllah, bu sitede atom ile ilgili kitabınız, video ve sesli anlatımlar mevcut. Kardeşlerimiz hepsini, ücretsiz olarak indirip istifade edebilirler. www.atomevrimiyalanlıyor.com
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Sungur Ağabey ile fotoğrafınızı göstereyim mi tekrar, Hocam?
ADNAN OKTAR: Evet. Dünya tatlısı, maşaAllah. Çok mazlum, maşaAllah. Bediüzzaman’ın da çok sevdiği bir insan.
“Selamun Aleykum muhterem Hocam. MaşaAllah, sağlam sinirlerinizle, küçük beyinli bir takım insanların sinsi yalanlarına, uyanıklıklarına aslan bir mücahit gibi yılmadan cehd veriyorsunuz, inşaAllah, canım Hocam” diyor. Şimdi, yalnız açıkça anlattığı için ben tam anlatamıyorum. Mehtap Hanım da güzel bir yazı yazmış. “Selamun Aleykum canım Hocam.” Aleykum Selam. “Japonya’daki tusunami videolarını her gün yeniden izliyorum. Çünkü Hz. Hızır (a.s) o kadar fazla yerde gözüküyor ki, maşaAllah. Hz. Hızır (a.s)’ın, Hz. Mehdi (a.s)’a yardımını, bağlılığını ve Hz. Mehdi (a.s)’a zemin hazırlamasını gördükçe, ben de şevkleniyorum. Hocam, bütün dünyadaki çiçekler toplansa, sizin kadar güzel olamazlar.” MaşaAllah, ne güzel iltifat bu böyle. “Bütün dünyadaki şekerler, kurabiyeler, çikolatalar toplansa sizin kadar tatlı olamazdı” diyor. MaşaAllah, o senin güzelliğin. Allah senin güzelliğini tecelli ettiriyor. “Allah’ım bilir, kaç milyon insanın imanlarından, inşaAllah, imanınız daha güçlüdür diye düşünüyorum.” diyor. İnşaAllah, hepimizin imanı çok güçlü olsun, inşaAllah. “Sizi çok seviyorum” diyor bir hanım kardeşimiz yazmış.
ALTUĞ BERKER:Hocam uçuç böcekleri ile ilgili resim gösterebilir miyim, inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:Dünyada üç binden fazla uçuç böceği türü var Hocam, inşaAllah. Bunların bazısında 2, bazısında 7, bazısında 50’den fazla benek oluyor. Eğer tehlikeli karıncalar tarafından etrafı çevrilmişse ve bir türlü uçarak kaçamıyorsa, hemen ters dönüp bacaklarını hafifçe içeri çekiyor. Sonra bir sıvı salgılıyor. Bu, çok rahatsız edici bir kokusu olan bir sıvı, bu şekilde düşmanlarını kaçırıyor, kimse yaklaşamıyor. Eğer orada da bir zorluk çekerse, bu sefer ölü taklidi yapmaya başlıyor.
ADNAN OKTAR:Boncuk gibi ne şeker şeyler bunlar.
ALTUĞ BERKER:Keçi yavrularıyla ilgili bir film Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne şeker şeyler bunlar böyle. Tam böyle yakalayıp burunlarından öpmek lazım bunların. Şu enerjiye bak şu enerjiye. Yiyip içip kuduruyor keratalar. Ama çok şiddetli tatlılar, acayip sevimliler. Bu kadar olur, maşaAllah. Şimdi orada çan sesi gibi bir şey geliyor. Cübbeli çan sesi dinletiyorlar diye ortaya çıkar. Cübbeli’nin sağı solu belli olmaz, dikkatli olmak lazım. Yahudilere gösterdiğim şefkati, onu aleyhimde zannediyor, çok zayıf düşünüyor. Halbuki Kuran’ın bir gereğidir bu. Peygamberimiz (s.a.v.), Musevilere karşı çok şefkatliydi, çok sevecendi. Onların hidayet bulması için, doğruyu görmeleri için, İslam’a asılmaları için çok gayret etti. Ve onları, onların kendi dinleriyle idare ediyordu o dönemde. Kendi inançlarına göre onları idare ediyordu Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Ona bir hüküm için geldiklerinde, o hükmü uyguluyordu. Nedir oradaki yazı?
ALTUĞ BERKER:Erzurum Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Kütüphanesi’nin İslam tarihi bölümünde bulunan Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Anadolu’daki Ermenilere verdiği ahitname.
ADNAN OKTAR:Çok önemli, Cübbeli açsın kulaklarını, iyi dinlesin.
ALTUĞ BERKER:Kısaltılmış halini okuyorum, inşaAllah. “İslam’a zorlanmazlar. Hiçbir Piskopos görevinden alınmaz. Hıristiyan biri dininden vazgeçirilmez. Rahip ruhbanlıktan, gezgin gezisinden alıkonmaz. Eski kiliselerinden hiç biri yıkılmaz. Ne kiliseleri ne de evleri, camii veya Müslümanların evlerine döndürülmez. Müslümanlarla birlikte savaşa çıkmaya ve keşif gücü olarak düşmanlarla karşılaşmaya zorlanmaz. Çünkü onların savaşma yükümlülüğü yoktur. Onlara ancak en iyi şekilde davranılır. Rahmet kanatları gerilir. Her zaman ve her yerde, eza ve kötülük görmeleri engellenir. Bir zalim onlara zulmederse, Müslümanlar onlara yardımcı olmak zorundadır. Başlarına bir iş gelir veya hatta cinayet olursa, bu fiile düşmanları arasına sulh yoluyla girilir. Sulh, kuralların temelidir. Yardımsız bırakılmazlar, reddedilmezler ve ihmal edilmezler. Onlar Müslümanlarla aynı hak ve yükümlülüklere sahiptir. Müslümanlardan hiç kimse, onları gece ve gündüz Kitaplarını okumaktan alıkoyamaz. Onlardan biri mazlum olarak, Müslümanlardan biri yanında saklanmaya ihtiyaç duyarsa, Müslümanlar bu konuda ona yardımcı olmalıdır. Umduğunda onu düş kırıklığına uğratmamalıdır. Bu yazı kıyamete ve dünyanın sonuna dek uyulacak ve bağlanılacak bir belge olmalıdır.”
ADNAN OKTAR:Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu sözlerini ben söylemiş olsam, Cübbeli beni mürtedlikle itham eder. Zaten itham ediyor da, bir kere daha mürtedlik fetvası verir. Ben Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu sözlerinin yarısını bile söylesem, yeri göğü birbirine katar. Kabul etmiyor adam; Ehli Kitaba bakışı çok acayip. Hatta Ehli kitabı bırak, Şiilere karşı, Caferilere karşı pırasa gibi doğranmaları gerektiğini düşünüyor. Yani artık düşünün. Mehmet Talu Hocamız’a bakış açısına bakın, sırf “Hz. Mehdi (a.s) hayatta” dedi diye aforoz etti, “Mehmet Talu Hocamız’a ruh hastası” diyor. Ve onu şu an, orada burada o şekilde anıyor, ruh hastası olarak propagandasını yapıyor, böyle bir insan. Bir de bu insanın peşine gidenler var. Biz de uyarıyoruz, uyarmaya da devam edeceğiz. Flash Tv bilmiyorum bu konuları neden gündeme getirmiyor, doğruları neden aktarmıyor? Flash Tv halkı yanlış bilgilendirmede Cübbeli’yi kullanıyor. Çok büyük manevi sorumluluk altında kalıyor. Çünkü onun hurafelerini, yanlış inançlarını sürekli halka empoze ediyor Flash Tv. Hem çalgılı çengili programlar yapıyor, hemen arkasından da Cübbeli’yi çıkartıp, hurafe programları yaptırtıyor. O hurafelere cevap verdirmiyor. Mehmet Talu Hocamız fetva alimi, çıkartsana. Onunla ilgili iddialara cevap verdirsene, konuştursana. Bin bir türlü kıymetli alimimiz var, değerli insanlar var. Sürekli Cübbeli’nin hurafelerini niye dinletiyorsun? Tabii ben Kuran’ı ve sahih hadisleri tenzih ederim. Ama Cübbeli’nin hurafelerinden göz gözü görmüyor. Yağmur gibi hurafe anlatıyor adam. Flash Tv de buna alet oluyor. Halbuki alimlere, büyük insanlara, değerli insanlara cevap hakkı tanıması lazım. Mehmet Talu Hocamız’a rahatça bir program ayırabilirler. Niçin ille Cübbeli? Bu, halkı aydınlatmak için zaten o televizyonun akıllı tavrı olarak onlardan beklenir. Doğru bir tavrı olarak onlardan beklenir. Bunu yapmaları lazım. Mesela Mehmet Talu Hocamız’a cevap hakkı vermemeleri çok acayip bir şey. Çok şaşırtıcı. Cübbeli’yi 35 dakika Mehmet Talu Hocamız’ın aleyhinde konuşturuyorlar, 10 dakika da Mehmet Talu Hocamız’a cevap hakkı tanıyın. O dergahın, o topluluğun en değerli insanlarındandır o. Nedir bu yani? Flash Tv bu destekleme kararını nereden aldı? Flash Tv ile zihniyet olarak, düşünce olarak tamamen zıt. Flash Tv’nin Cübbeli’den 10 dakika evvelki programına bakın, çengi, çalgı, alem birbirine karışıyor. Ve Cübbeli’nin o tip insanlara neler dediğini, onlar biliyorlar. Akıl almaz sözler, akıl almaz konuşmalar ediyor. Haklı veya haksız ama o sözlerin muhatabı oluyorlar. Arkasından da Cübbeli’yi çıkartıp bambaşka bir hurafe denizine insanları çekmiş oluyorlar. Tabii Kuran’ı, sahih hadisleri tenzih ederim. Flash Tv burada samimi olacak. Yani, inancı Cübbeli’den yanaysa, Cübbeli gibi hayat ortaya koysunlar. Cübbeli gibi yaşasınlar ve Cübbeli’nin düşüncelerini anlatsınlar. Cübbeli’ye zıtsalar, o zaman ona cevap veren insanlara da imkan tanısınlar veyahut kendileri cevap versinler. Tek yanlı hurafe propagandası olmaz. Menfaatimiz var diyorlarsa, yine olmaz. Menfaati olabilir tamam ama bir hak hakikat vardır, onun ortaya konulması gerekiyor. Geceli gündüzlü hurafe propagandası manevi sorumluluk getirir. Mazlum, tertemiz insanın aleyhine olmadık laflar ediyor çıkıp televizyonda. 10 dakika cevap hakkı olmuyor mu? Oluyor. Başka bir televizyon kanalı olsa, çok makul olarak bu cevap hakkını tanır ama Cübbeli’den çekindikleri için o cevap hakkını tanımıyorlar. Kardeşim, bu garibanın teki. Bunun neyinden çekiniyorlar ben anlamıyorum. Birçok kişi çekiniyor bundan. Şeyhim buyurun.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Yavru fillerle ilgili bir görüntü gösterebilir miyim, inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Bunlar ne şeker şeyler. Büyük bir keyif içindeler.
“Değerli Muhammed Adnan Hocam Allah’ın selamı ve bereketi üzerinize olsun, inşaAllah.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hocam biraz önce canlı yayında yaptığınız o güzel esprileri yapmayacağınızı söylediniz ama ben sizi her gün izlediğim için, uzun zamandır o güzel esprilerinizi not alıyorum, inşaAllah. Birkaçını gönderiyorum size, uygun görürseniz. “ Fenomen, fena men çok kötü adam” “Teksas’ta mı yoksa çiftsasta mı göreceğiz” “Vertikal, altikal”” diyor, bayağı bir liste var. “Sadece bir kaçını gönderdim Hocam. O güzel esprilerinizi bizden esirgemeyin. Çünkü biz esprilerinizi çok seviyoruz, inşaAllah. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah.” Çok gıcık espriler, fakat mümkün mertebe ayarda tutmaya çalışacağım.
“Allah’ın Selamı, üzerinize olsun.” Ve Aleyna Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Sevgili, Muhammed Adnan Hocam, sizleri çok seviyorum ve siz ve oradakiler ailem gibi, oldunuz inşaAllah. Eserlerinizi sabırla bekliyorum, Allah Süphan, Allah (c.c) yardımcınız olsun.” Evet, maşaAllah, yurtdışından ne kadar çok dinliyoruz, ne kadar çok dinleyen kardeşimiz var. Kosova’dan, her yerden var, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Şöyle söylemiştiniz Hocam; “Müslümanların birbirini sevmesi, kardeş olması çok önemli, Vahhabi, Sünni, Caferi, Şii, hepsi kardeştir. Şimdi, parçalanma zamanı değil, birlik zamanı, inşaAllah. Herkesi seveceğiz, Hristiyanlara ve Musevilere karşı da şefkatli olacağız. Onların da Müslüman olması için, güzel ahlak göstererek, güzel örnek olarak, saygılı ve sevecen davranmamız gerektiği aşikar. Peygamber Efendimiz (s.a.v) devrinde, öyleydi çünkü” dediniz, inşaAllah.
Bir haber çıktı TimeTürk’te, “Müslümanlara acil çağrı!” diye. “Ey Müslümanlar artık ağlamayı ve sızlanmayı bırakın! Virahane dönüştürülen İslam dünyasını işgallerden ve diktatörlerden kurtarmak için ayağa kalkın! İslam Konferansı ve Örgütünü ve Arap Birliği’ni derhal ele geçirin! İslam Barış Birliği için ilk adımı hemen şimdi atın!” diye galiba Mehmet Çelik isimli kardeşimiz, yazmış.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, işte bu kadar. Böyle uğurlu, bereketli konuşmalar, yüzde 10’a bulsa, konu bitecek. Bakın; fazla değil, yüzde 10. Hep ters konuşanları görüyoruz. “Biz birleşmeyiz, biz adam olmayız, biz şunu yapamayız.” Sen söyle, gerisine karışma. Olacak, diyorum. Yani, iki kelime. Olumsuz konuşacağına, olumlu konuşacaksın. İlla ki, olumsuz konuşuyorlar. Mutlaka, olumlu konuşacaklar. Ben buradayım, göreceksiniz diyorum. Yani ben söyleyip de, çıkmayan bir olay oldu mu? Olmadı.
ALTUĞ BERKER: 1300’ü geçti olanların, hepsi.
ADNAN OKTAR: Ne diyorsam çıkıyor, Allah’ın izniyle. Beklesinler, dediğim doğru, görecekler.
“Selamun Aleykum, Hocam.”Aleyna Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Sizi çok seviyorum.” maşaAllah, “Her daim, sitenize bakıyorum” diyor. “Dün canlı izlememe rağmen, şimdi tekrarını izliyorum. Hayatım değişti, sizi dinlemeden duramıyorum” diyor, “Belgeli, mantıklı, cesurca, delikanlıca konuşuyorsunuz, iyi ki tanımışım, Hocam” diyor, “Tevafuken görmüştüm tv’de, sonra, bağımlınız oldum” diyor arkadaş, maşaAllah. Ayhan, isimli kardeşimiz.
ALTUĞ BERKER: Vakit Gazetesi’nde, bir haber vardı Hocam, Sayın Kılıçdaroğlu’yla ilgili; “Kılıçdaroğlu, şantajla konuşmuş” diyor, “’Ergenekon terör örgütü nerede? Gidip, üye olayım’ sözünün sırrı anlaşıldı” diyor, “O sarf ettiği söz için, Soner Yalçın’a övgüler yağdırdığı ve bu sözü söylediği, Ergenekon’un; ‘Elimizdekini haberi yayınlarız’ şantajı sonrası yapıldığı ortaya çıktı” diyor.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, bu doğru mu yanlış mı bilemem ama CHP’de bazı önemli şahıslara, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün, tehdit ve şantajda bulunduğunu duyuyoruz. Alametlerini de görüyoruz ve yaparlar da. Bir tek o değil hukukçulara da yapıyorlar, Yargıtay mensuplarına da yapıyorlar, emniyet mensuplarına da yapıyorlar, duyuyoruz, görüyoruz alametlerini. Devlet, çok daha iyi sahip çıkması lazım ve daha cesur, daha kararlı, daha atak tavır koyması lazım. Bu mikrop ordusuna karşı, iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı, çok kararlı atak göstertilmesi gerekiyor. Ve çok seri davranılması gerekiyor, yani yavaş yavaş değil. Tabii takdir mahkemelerin ama vatandaş olarak ben gönlümde olanı söylüyorum. Bu psikopatlara, bu alçaklara karşı çok seri, kararlı mücadele şart. Ama milletimiz de var gücüyle, devletimizi desteklemesi lazım. Polisi, askeri, mahkemeleri, hakimlerimizi desteklemesi lazım.
ALTUĞ BERKER: Fosil göstermek istiyorum İnşaAllah, müsaadenizle. 95 milyon yıllık, yılan balığı. Bakın, fosilliği ile kendisi en ufak bir değişiklik yok, 95 milyon yıldır, aynı, hiç değişmemiş. Demek ki evrim olmamış. Yine 95 milyon yıllık, asker balığı.
ADNAN OKTAR: Ne güzel ismi varmış, bunun böyle.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah, en ufak bir değişiklik yok. 95 milyon yıldır, aynı. Evrimin olmadığının, bir ispatı, Yaratılışın delili, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, evrimcileri morartma politikası, herhalde bu. Evet, Cübbeli’nin az yayınlanmış, Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili olan, konuşmalarını yayınlayalım. Biraz daha, Mehdiyet’e hizmet ettirelim ona. Geceli gündüzlü ona anlattıracağım, Hz. Mehdi (a.s)’ı. En çekindiği şeyi sürekli ona, hizmet şeklinde, uygulatacağım.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın Yahudilere Tevrat’la Hükmedeceğini ve Birçok Yahudi’nin Müslüman Olacağını Anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Cübbeli, hadislerle kendi konumunu da, Hz. Mehdi (a.s)’ı da, o kadar mükemmel anlatıyor ki, Yani, çok çok mükemmel anlatıyor. Dikkatlice dinlerseniz, kendi fark edemiyor, Peygamberimiz (s.a.v.)’in ne anlattığının farkında değil. Ama kendi anlattıklarında, Mehdiyet’i mükemmel ortaya koyuyor. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.)’in açıklaması. Allah, zamanında buna söyletmiş, ama farkında değil. Onun farkında olmaması önemli değil, insanlara anlatmış olması, önemli. İnsanlar, fark ediyor ve bu bilgiler her tarafa, dünyanın her tarafına yayılıyor. Şu an, dünyada Mehdiyet’e, en iyi anlatan, hizmet eden adam konumuna getirdim, Cübbeli’yi. En istemediği şey ama dikkat edin. Fatih Altaylı’nın da, Aydın Doğan’ın da, onun da en istemediği şeyi, yaptırıyoruz şu an Cübbeli’ye. Hani, Hz. Mehdi (a.s)’ı durdurmak için görevliydin, sen? Bak, Mehdiyet’e en iyi hizmet eden adam konumuna getirdim, seni. Daha dur, daha ne hizmetler yapacaksın. inşaAllah. Daha başlangıcındasın.
ALTUĞ BERKER: Bir haber çıktı Hürriyet Gazetesi’nde şu anda, şu saatlerde. “Türkiye’nin Libya’da ABD’nin “koruyucu güç” olması ABD makamlarınca resmen açıklandı. Daha evvel konuşuluyordu fakat Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, günlük basın toplantısında bir soru üzerine, ‘Türkiye’nin ABD’nin koruyucu güç/hami devleti olmayı kabul ettiğini’ söylediğini açıklamış.”
ADNAN OKTAR:Kardeşim böyle, Türk Ordusu gidecek, ana caddelerde değil mi? Böyle inim inim inletecekler böyle, o asker postal sesleriyle, yer gök inleyecek konu bitecek, bu kadar. Sevinçten ağlar Libya Halkı, coşarlar. Bir de üstüne Mehter takımını gönderirsek, ama ordunun Mehter takımı, çünkü çok kaliteli maşaAllah, yeri göğü şöyle, Trablusgarp’ta, Bingazi’de şöyle yeri göğü bir inletirlerse, konu bitmiştir, bu kadar ki, zaten öyle olacağı belli. Ama mutlaka bir Mehter takımının gitmesi şart, inşaAllah. Haydi hayırlı uğurlu olsun memlekete, millete, Türklük alemine, Müslüman alemine.
ALTUĞ BERKER:Osmanlı’dan sonra Kıbrıs’a ilk Mehteri siz çıkartmıştınız Hocam.
ADNAN OKTAR:EvelAllah evelAllah evelAllah. Çakıl taşı vermeyiz Kıbrıs’tan, tapusu üzerimize yani Allah’ın izniyle, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Denktaş’ın da bir açıklaması olmuş;” Erbakan Hocamız’ın adanın tamamını alma düşüncesi vardı” diyor.
ADNAN OKTAR :Helal olsun, atasına Rahmet olsun Erbakan Hocamız’ın. Doğru söylüyor, çünkü bize ait bir yer. Yani ben şimdi söylüyorum, insanlar bilmiyor olabilir, şu anda da öyle, yani hukuken, uluslar arası hukuka göre Kıbrıs bize ait, yani tapusu bizim üstümüzde şu an. Osmanlı kayıtlarında var, tapusu bizim. İşgal edilmiştir, gasp edilmiştir Kıbrıs. Yani böyle katakulliye getirdiler derler ya, oyun ile aldılar elimizden, bize aittir. Adalar da öyle, 12 ada, o da öyle yani, tapusu bize aittir. O kargaşa ortamında gürültüye getirdiler. Yani, tabii bunlar da düzelmesi gereken hususlar. Kardeşim bizim toprak hırsımız yok ama biz adalet yerine gelsin istiyoruz. Yoksa bizim Yunanlılar canımız kardeşimizdir, onları çok seviyoruz, huzurlu olsunlar, ama hak hukuk, adalet neyse onun yerine gelmesi lazım. Doğrusu ne ise o olsun. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bir lemur türünün filmi var Hocam.
ADNAN OKTAR: Lemur. Bu ne tatlı şey. Bunun salaklığı acayip şeker. Ne kadar tatlı bir varlık bu böyle, hayret. Kaç dakikamız var? 5 dakikamız var. Berker buyur.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Siz nasıl uygun görürseniz. Kuran okuduğunuz için son dakikalarda inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kapanış konuşmasını yap o zaman, biz de Kuran’dan okuruz inşaAllah.
SUNUCU: Bizi yarın 22:00’dan itibaren, A9 Tv, Samsun AKS Tv, Tv Kayseri, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo ve www.HarunYahya.Tv internet sitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:O kadar büyük bir kitleye hitap ediyoruz ki, Elhamdülillah, ucu bucağı yok, maşaAllah. 3 uydu yayın, çok fazla radyo, yüzlerce internet sitesi, maşaAllah
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah Hocam. Allah’a çok şükür.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. O zaman 35 milyondu tespit ettiğimiz, şu an yeniden tespit yaptırıyorum, bugün de çalışmalar devam etti. Bir kere HarunYahya.Tv’de astronomik gelişme. Yani sürekli ilave gelişmeler yaparak, yayını rahat dinlenecek hale getiriyoruz, inşaAllah. Ya Allah Bismillah. Berker, Rum Suresi 58 ve 59.ayetler, şeytandan Allah’a sığınıyoruz.
ALTUĞ BERKER:Şeytandan Allah’a sığınıyorum,“Andolsun, Biz bu Kur'an'da insanlar için her örneği gösterdik.”
ADNAN OKTAR:Her örneği. Elhamdülillah.
ALTUĞ BERKER:“Şüphesiz, sen onlara bir ayetle geldiğin zaman, o inkar edenler, mutlaka: "Siz ancak muptil olanlardan başkası değilsiniz" derler.
ADNAN OKTAR:İptal eden yani “mürtedsiniz” diyorlar, “dinsizsiniz” diyorlar. O devrin yobazları.
ALTUĞ BERKER:“İşte Allah, bilmeyenlerin kalplerini böyle mühürler. Öyleyse sen sabret; şüphesiz Allah'ın va'di haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp-hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler.”
ADNAN OKTAR:Allah’ın vaadi haktır, neyi vaad ediyor Cenab-ı Allah? Hz. Mehdi (a.s)’ı. Neyi vaad ediyor? Hz. İsa Mesih (a.s)’ı, İslam’ın dünya hakimiyetini. Ebcedi 2077 maşaAllah. Sen de şu 56. ayeti oku. Bismillah.
SUNUCU: “Kendilerine ilim ve iman verilenler ise, dediler ki: Andolsun siz Allah’ın Kitap’ında ( yazılı süre boyunca ) diriliş gününe kadar yaşadınız; işte bu dirilme günüdür. Ancak siz bilmiyordunuz.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Beril Hocam, 30. ayeti oku.
SUNUCU: Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Meryem Suresi, 30. Ayet ”(İsa) dedi ki; Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum, Allah bana Kitap’ı verdi ve beni Peygamber kıldı.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Nitekim, ebcedi; 1410, 1412, 1462 tarihlerini veriyor, maşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınırım; Meryem suresi, 33. ayet"Selam üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün de." Ebcedi; 1987, 2007, 2057 tarihlerini veriyor. Üç ayrı tarihi veriyor ayet.“İşte Meryem oğlu İsa; hakkında kuşkuya düştükleri "Hak Söz"” diyor Allah. Diyorlar ya, “inmeyecek, gelmeyecek”, Kuşkuya düşmüşler. Allah ne diyor; “İşte Meryem oğlu İsa; hakkında kuşkuya düştükleri "Hak Söz.”
Evet, ne yapıyoruz?
ALTUĞ BERKER:A9 Tv’den ve Harun.Yahya.Tv internet sitemizden devam ediyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne şahane kardeşim, dünya çapında televizyon yayınımız devam ediyor ve 24 saat, gözlerime inanamıyorum, maşaAllah, şahane. Reklam yok şu yok bu yok, sadece iman hakikatleri. MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah, vesilenizle Hocam inşaAllah.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...