SUNUCU1: “Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri” programımıza A9 TV, Samsun Aks TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.TV sitemizden devam ediyoruz. Hocam buyrun.
ADNAN OKTAR: Önce misafirlerimize hoş geldiniz diyoruz. İkisi de çok hanım, çok terbiyeli ve çok saygılı hanımlar, maşaAllah. Şeyhim şimdi sana konuyu, beni sürekli ceridelerle muhatap ediyorsun. Tamam, bir şey oku.
ALTUĞ BERKER: Ama her an bir gelişme oluyor Hocam. Suriye’de de hareketlenmeler başladı, iki gündür gösteriler sürüyor. 100 kişinin öldürüldüğü söyleniyor Hocam.
ADNAN OKTAR: İşte ne dediysek çıkıyor, görüyorsunuz. Ama ayaklanmayla, bağırmayla, çağırmayla insanlar hiçbir şekilde mutlu olmaz, bölünme ile de mutlu olmazlar. Komünist olunca mutlu olacaklarını zannetmişlerdi, süründüler, perişan oldular, değil mi? Rusya’da olsun, Çin’de olsun, ayaklandılar, rezalet çıktı. Tek çözüm, Kuran’ın ruhu içerisinde derin sevgi, şefkat, merhamet ve dostluktur. Allah’a dayanmayan bir sevginin hiçbir anlamı yoktur. Hiçbir şekilde dostluk olmaz, hiçbir şekilde hayat güzel olmaz. Allah sevgisine dayanmayan her sistemde huzursuzluk, acı her yeri kaplar.
“Ben 16 yaşındayım, Almanya’da yaşıyorum Hocam. Telefonla canlı yayına bağlanma imkanı var mı Hocam?” diyor. Olur da, şimdi telefonda adam çıkar, bir densizlik yapar, bir münasebetsizlik yapar, bu sefer bunu düzeltme imkanımız da olmaz. Suç işler; özellikle Almanya’dan bağlanıyorsa, bizim orada mağdur olacağımız belli, çünkü muhtemelen Almanyalı olduğunda, daha pervasız oluyorlar tabii, daha rahat. Adamlara bütün yollar Roma’ya çıkıyor, acayip pervasızlar, deli deli ağızlarına ne gelirse söylüyorlar. Herkesi tenzih ederim tabii, buradaki delikanlıyı kastediyorum, keratayı, hissediyorum ne konuşacağını. Bir kere, dinin, İslam’ın menfaatini akılcı olarak değerlendiremiyorlar. Yıkıcı ve akılsızca dalmak istiyorlar. Rezil kepaze olduktan sonrada kurtarın bizi diyorlar, mesela Kaddafi de öyle. Bakın rezil, perişan olduktan sonra; pardon, Türkiye hemen gelsin kurtarsın, diyor. Biz seni uyarmadık mı başında? Paşa paşa, efendice gelecekti, hiçbir şey olmayacaktı. Şu an adamlar ne diyorlar? Katli vaciptir dedi Avrupa, katli kanunen hakkımız şu an, canı bize helal diyorlar. Ne demek? Öldüreceğiz, diyorlar. Bu akılsızlığa ne gerek var? Ucuz kahramanlık yapıyorlar, başı belaya girdiğinde de, kurtar bizi Türkiye. Olmaz, inşaAllah. Ben çok akılcı davranan bir insanım, Müslümanların menfaatini en iyi şekilde koruyup, kolluyorum. Fitneye sokmadan, başlarını belaya sokmadan, en güzel şekilde, sevgiyle, akılla, bilimle, Kuran’ı ve İslam’ı anlatıyorum. Bazı ahmaklar balıklama dalıyorlar, tepesinin üzerine betona çakılıyor, oldu bir kere, diyor. Olmaz öyle şey. Sonra da Marlboro satıcısı oluyorlar, Amerikan askerlerine kadın, kız satmaya başlıyorlar. Bıraksınlar dangalaklığı, akıllı hareket edecekler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hep akılcı tavır almıştı. İllaki Yahudi ve Hristiyan düşmanlığı istiyorlar. Kardeşim okuyorum, Peygamber (s.a.v.)’in uygulamasını gösteriyorum, mektubunu okuyorum, daha nasıl anlatayım? Kütüb-i Sitte’den anlatıyorum, Kuran’dan anlatıyorum, Kuran’ın birçok ayetini yok hükmünde kabul ediyorlar. İllaki Yahudileri tuttuğu yerde kesecek, Hıristiyanları tuttuğu yerde kesecek, dinsizleri tuttuğu yerde kesecek. Kesip biçme, böyle bir şey yok. Anlatarak, şefkat, merhamet, akıl ve bilimle anlatım vardır. İster kabul eder, ister kabul etmez, dinde zorlama yok, ayet var.
Atatürk hakkında abuk sabuk konuşup, zırzopluk yapmaya hazırlanan bazı tipler var. Tevbe estağfirullah, dangalak herifler, benim konuştuklarım doğru, samimi konuşuyorum, anlatıyorum. Ne geçiyor eline Atatürk düşmanı olunca, ne geçecek eline, boyun mu uzayacak? Vefat etmiş bir insan, kendini koruyamıyor, değil mi? Eserlerine bakıyoruz, dindar olduğu ortaya çıkıyor, konuşmalarına bakıyoruz dindar. Sırf bir kere la ilahe illAllah dese bile, Müslüman olduğuna hükmediliyor, değil mi? Hatta, musalla taşına gelse bile Müslümanlığı için yeterli diyorsunuz. Bu insan sürekli la ilahe illAllah Muhammeden Resullullah diyor, her gün Kuran okuyor. İmam Hatip’leri açtırmış, İlahiyat Fakültelerini açtırmış, Diyanetleri kurdurmuş, değil mi? Elmalılı tefsirinde 7 madde üzerinde madde açıklamış, titiz bir Müslümanlık anlayışı var. Yok içki içiyormuş, sana ne? Baban içmiyor mu? Senin baban da içiyor, deden de içiyor, şu iş mi? İçki içtiyse günahı ona, ne alaka yani? Biz genel tavrına bakarız. Genel tavrına göre Müslüman. La ilahe illAllah Muhammeden Resullullah dediğine göre Müslüman. Ucuz kahramanlık yapıyorlar. Bunları bırakacaklar, akıl değil bu, vefat etmiş bir insan. Kendi dedesi oluyor, şaraptan ölüyor, içmiş artık şişip ölüyor, konuşsana ondan, ondan konuşma yok. Milyonlarca insan içki içiyor, Müslüman değil mi bunlar? Müslüman, olabilir, günaha da girer, tevbe eder, Müslüman’dır, değil mi? Sanki ana konu buymuş gibi, böyle durup durup ucuz kahramanlık üslupları falan, insan şaşırıyor. Kardeşim kaç tane sayıyorum, bunlardan bir tanesini bile yapmış olsa yeterli. Sürekli cebinde Kuran taşıyan bir insana vefat ettiğinde ne denir? Müslüman denir. Her gece köşkte Kuran okutturuyor, bu nedir, Müslümanlık alameti değil mi bu? Ayrıca elinize ne geçecek? Haklı mıyım?
SUNUCU2: Haklısınız Hocam.
SUNUCU3: Hocam, Latife Hanım’la Atatürk evlendikleri zaman ilk hediye Kuran-ı Kerim göndermişti.
ADNAN OKTAR: Tabii ki.
SUNUCU3: Bir atla, bir Kuran-ı Kerim.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hayır kardeşim bir tane alamet yeterli diyorsunuz, bakın Cübbeli’niz bile diyor adam, bir tane alamet. Adam bir kere la ilahe illAllah Muhammeden Resulullah desin, Müslüman hükmündedir diyor. Atatürk ömrü boyunca demiş mübarek, değil mi? Olabilir, günahı da olabilir, Atatürk ben evliyayım, Peygamberim demiyor ki. Günahkar, Allah’ın bir kuluyum diyor, değil mi? Akıllarını başlarına alsınlar, böyle laf olmaz. Benim anlattıklarımı gece gündüz anlatıyoruz, sürekli Allah’ı övüyor, dini övüyor daha ne istiyorsun? Ne güzel. Senin deden böyle övmüş mü, bir bak bakalım; kerataya diyorum, ufaklığa. Dedesi şarabın türlerini, envaini bilir, kafayı çekip yatan tipler oluyor, ona bir şey yok. Atatürk gizli içmiyordu ki, bütün milletin gözü önünde içiyordu içtiğinde, böyle saklısı gizlisi yoktu, ben içiyorum diyordu, değil mi? İnşaAllah. Ne olur? Günaha girmiş olur. Dinden mi çıkar? Yok. Baksana, genel icraatına bak, inşaAllah.
Her ayetin başında Besmele yok. Sure başlarında Besmele vardır, Bismillahirrahmanirrahim. Ben sure başlarında Besmele’yi okuyorum, Bismillahirrahmanirrahim diyorum. Ama sürekli Kuran okuyana Allah; “şeytandan Allah’a sığının” diyor, biz de şeytandan Allah’a sığınıyoruz. Mustafa Eren “Daha önce de yazdım Hocam” diyor, açıkladım işte. Eğer yanlışsam hadis gönder, bana anlat, düzelteyim. Benim bilmediğim bir husus varsa, söyle. Sure başlarında Besmele ile başlanıyor, Kuran’da ayet var, okuyorum onu sure başlarında. Kuran okurken de her seferinde şeytandan Allah’a sığınıyorum. Ama eksik, yanlış olan bir şey varsa, hadis gönderirse bana, sahih hadis, uyarım ben, doğruya doğru. Alimim de demiyorum, olabilir, insanlık hali, bilmediğim bir şey de olabilir, öğrenirsem yaparım, inatçı bir insan değilim ben, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim mesela ben şu Elmalılı Tefsiri’ne hayretler içinde kalıyorum, müthiş detay vermiş Atatürk, muazzam bir şey. Buhari-i Şerif’in şerh ve tercümesini yaptırıyor, Elmalılı Tefsiri, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurduruyor, İmam Hatipleri, İlahiyat Fakültelerini kurduruyor, Anadolu’ya on binlerce Kuran dağıttırıyor. Hangi siyasetçi yapmış bunu bana bir söyleyin, mesela şu kişi yaptı diye gösterin bana. Cumhuriyet tarihinde yok başka, inşaAllah. Ben rahmetle anıyorum Atatürk’ü. Özgür bir ortam meydana getirmiş kardeşim, bizi kıtır kıtır doğrarlardı Atatürk olmasa Allahualem. Ben böyle konuşacağım da, beni konuşturacaklar, enseden keserlerdi adamı, mümkün mü böyle? Özgür, rahat konuşuyoruz. Bir kere İslam samimi olarak anlatılabiliyor, ne güzel, münafıklık yok. Her münafık köşeye sindi, hiçbir şey yapamıyorlar. Mehdiyet’in kapısı sonuna kadar açıldı. Açıkça söylüyorum, Atatürk olmadan Hz. Mehdi (a.s.) olmazdı, açıkça söylüyorum. Ama mesela Darwin’e de, doğru Darwin konusu, deccaldir Darwin. Hafız Esad de, süfyan de, doğru, bütün Müslümanları asmış, kesmiş, doğramış, Marksist görüşlü bir adamdı. Atatürk anti-komünisttir, açıkça söylüyor; “komünistlik her görüldüğü yerde ezilmelidir.” diyor. Mason localarını bir gecede kapattı. Ateistti o zaman masonlar, hepsini kapattı.
ALTUĞ BERKER: Dünya hayatının geçiciliğine örnek göstermek istiyorum. Dün Elizabeth Taylor ölmüş. Gençlik fotoğrafları ve şimdiki, son vefatına yakın ki halleri.
ADNAN OKTAR: Her vefat edenin ardından el sallayarak bir resmini koyuyorlar ona gıcık oluyorum, acayip bir ifade. Ne gerek var? Ama hakikaten çok güzelmiş gençliğinde. Menekşe rengi gözleri. Seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER: Bir kitabınızı tanıtmak istiyorum Hocam, “Kıyamet Günü”. Ahir zamandayız ve günbegün Kıyamet gününe yaklaşıyoruz, inşaAllah. Kuran’ın ayetleri ve sizin anlatımınızdan, Kıyamet gününün ne kadar ürkütücü ve kaçınılması imkansız olan bir gün olduğunu biliyoruz. Bu kitap Kıyamet’in nasıl gerçekleşeceğini çok detaylı anlatıyor. Bu kitap kardeşlerimizi, dünya hayatının oyalanmasından sıyrılıp, ahiret ve Allah rızası için yaşamaya vesile kılar, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bizim çocukluğumuzda Atatürk’ü bambaşka anlatırlardı, ben ilkokuldayken, ortaokuldayken. Ben sonra öğrendim Atatürk’ün dindar olduğunu, bilmiyordum ben, bize bambaşka anlatıyorlardı.
ALTUĞ BERKER: Komünist tanıtmaya çalışıyorlardı Doğu Perinçek’in dergisinde falan, 2000’li yıllarda.
ADNAN OKTAR: Tabii. Hutbe verdiğini bilmiyorduk camiide, namazlarını kıldığını bilmiyorduk. Kuran’ı gayet güzel okuyabilen bir insan, çok güzel tefsir yapıyor, hocalarla konuşuyor, onların göremediği birçok şeyi görüyor, açıklıyor onlara, anlatıyor. Benim anlamadığım, mesela dedeleri oluyor, meyhaneden çıkmıyor, hayatlarında bir kere, iki kere Cuma namazlarına gidiyor, elhamdulillah Müslüman’dı dedem diyor. Peki, Atatürk’ün suçu ne, niye orada hüsnü zan etmiyorsun? Bir de vefat etmiş bir insan, kendini koruyamıyor da. Hayattayken söyle bakalım, söyleyebiliyorsan? Almanya’dan telefonla katılabilir miymiş, kerata oradan atıp tutacak. Nasıl olsa kanunlar oraya yetişemiyor, ondan sonra biz de onunla cedelleşeceğiz. Sen anlatsana İttihad-ı İslam’ı, Türk-İslam Birliği’ni, Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsetsene, Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın inişinden bahsetsene, bahsetmiyorsun kerata. İllaki kavga olsun; ona kafir desinler, buna münafık desinler, şuna şu desinler, sürekli suçlama ile nereye varacaksın? Ağzınızdan sevgi çıksın, bir muhabbet çıksın, bir güzellik çıksın. Yahudileri doğrayalım, Hıristiyanları doğrayalım, komünistleri doğrayalım, Ehl-i Sünnet olmayanları doğrayalım, Şiileri, Caferileri doğrayalım, Vahhabileri doğrayalım, diyorlar. Doğra doğra doğra, başka bir şey bilmiyor musunuz siz? Hep nefret, hep kin. Başı açık hanımlara olmadık laf ederler, başı kapalı hanımlara olmadık laf ederler. Mesela şimdi benim kız kardeşlerim gayet güzel mütesettirler. Cübbeli’ye bir sorun, doğrudan fasık ilan eder. Başı açık olsa daha iyi, diyor. Bunlarla, böyle adamlarla baş olur mu, ne biçim laf bu? Hepsi nur gibi, tertemiz Müslüman, maşaAllah. Hepsi benim kardeşim. Ağızlarına sevgi alsınlar. Facebook’taki sayfalarını açıyorum, hep nefret, ya küfür, ya hakaret, ya biriyle dalaşma, ya saldırı. Allah sevgisinden bahset, Allah korkusundan bahset, kardeşlerin arasındaki muhabbetten bahset, Müslümanların latif olmasından bahset, affediciliğin güzelliğinden bahset. Güzel olan şeyleri anlat, çiçeklerin, böceklerin, insanların güzelliğinden bahset. Doğru mu Berker’im?
ALTUĞ BERKER: Çok doğru Hocam, inşaAllah. Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR: Hep abus çehreler, abus konuşmalar, saldırgan üsluplar, mafya kılıklı tipler böyle. Tabii iyi insanlar, güzel insanlar da var, ama ne gerek bunlara kardeşim? Baktığımızda içimiz açılsın, herkesin ağzında sevgi olsun, merhamet olsun, muhabbet olsun. Şeyhim sükut buyuruyorsunuz, biz de bir hikmeti vardır diyoruz.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Güzel çiçek resimleri gösterebilir miyim Hocam, inşaAllah?
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Çiçek ne kadar lüks oldu kardeşim, çiçek sevemiyoruz. Sokaklarda var biraz, belediye yapıyor ama onların yanına yanaşmak mümkün değil zaten, arabayla yanından geçiyoruz. Çok zor çiçek sevmek. Bugün söyledim çocuklara, kokulu gül alın bana saksıda dedim, eve gelsin de seveyim diye. Çünkü daha açmadı birçok çiçek, şimdi bekliyorum açacaklar da, seveceğim diye.
ALTUĞ BERKER:Tam bir altın oran ve simetri örnekleri, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ne anlatayım? “Az önce MÜSİAD denmişti yanlışlıkla” diyor. MÜSİAD değil TÜSİAD. MÜSİAD sağlam. TÜSİAD’ta acayiplikler var, inşaAllah. Berker Hocam, siz sükut buyuruyorsunuz, siz konuşun, bir konu var ben onu araştırıyorum.
ALTUĞ BERKER: O zaman ben Said Özdemir Ağabeyimiz’in talebelerinin bir internet sitesini tanıtabilir miyim Hocam? Nur.Gen.Tr
ADNAN OKTAR: Nedir bu?
ALTUĞ BERKER: Said Özdemir Ağabeyimiz’in talebeleri, kardeşlerimizin hazırlamış olduğu bir Risale-i Nur sitesi. Bu sitede Risale-i Nur’ları yaklaşık 50 dilde bulabiliyor kardeşlerimiz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İmam-ı Sadık buyurdu ki; “Nevruz o gündür ki bizim kaimimiz Hz. Mehdi (a.s.) o gün zuhur edecek.” Bizim A9 da biliyorsunuz Nevruz’da zuhur etti, maşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.)’ın öncüsü olarak, Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebesi olarak, Hz. Mehdi (a.s.)’ın hizmetçisi olarak bizde böyle tezahur ediyorsa, Hz. Mehdi (a.s.)’da da güzel bir şekilde tezahür edecek demektir, inşaAllah. Ben Hz. Mehdi (a.s.)’ın emir eriyim, kapıcısıyım, ayakkabılarını temizleyeceğim, kapısında bekçilik yapacağım, o kadar, görevim bu, inşaAllah. İmam-ı Caferi Sadık buyurdu; “Bugünde bizim kaimimiz Hz. Mehdi (a.s.) gelecektir.” Hadi, inşaAllah. Demek ki Nevruz önemli. Kübra Hocam, “Hocam sizi seviyorum” diyor, çok coşkulu bir ifade kullanmış, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir internet sitenizi tanıtmak istiyorum, “Adamlık Dini”. Kitabı çok ilgi gören, herkesin okuyunca çok etkilendiği “Adamlık Dini” kitabının internet sitesi. Adam olma dini, Kuran ahlakına uygun olmayan, samimiyetsiz, yapmacık, zorlama tavırları, davranış biçimlerini, konuşma kalıplarını, yüz mimiklerini, her şeyini anlatıyorsunuz, detaylı, çok etkileyici.
ADNAN OKTAR: “Adamlık Dini” kitabım hakikaten şahanedir. Kaç günde yazdım onu? Üç gün falan sürdü. Bir gün, gece on gibi falan başladım, dörde kadar banda aldırdım, sürekli anlattım, ertesi gün de biraz daha anlattım, ertesi gün de bir detay anlattım, bant çözümlerini kitap haline getirdiler. Üç günde bitirdim bir kitabı.
ALTUĞ BERKER: On baskıdan fazla var bu kitabın, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kesintisiz anlattım akşam ve çok beğenilen bir kitap o, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Sizin söylediklerinizin çıktığını gösteren başka bir örnek göstereceğim Hocam, inşaAllah. Söylediklerinizin gerçekleştiği 1300’ü aşıyor. “Bu kumbarada elbise birikiyor.” diye haber var Hocam. Bursa Yıldırım ilçesinde kurulan giysi kumbaraları, 180 bin kişi faydalanıyormuş şu an bundan, maşaAllah. Siz 2009 yılında, “Bizim milletimize bir güzellik gelmiş olur, bir hoşnutluk gelmiş olur. Fazla kıyafetlerini götürsünler, fazla olan her şey olur, eşya da olur, mobilya da olabilir.” diye detaylı bir şekilde, birkaç defa anlatmıştınız Hocam.
ADNAN OKTAR: Bakın, ne söylediysek oluyor, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir konu daha var Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet.
ALTUĞ BERKER: Söylediklerinizin hepsi çıkıyor, maşaAllah ve hep merhamete dair böyle. “Kuran’da borcu olanın borcunu affetme vardır.” İki yıl önce söylemiştiniz, 2008’de. “Yani asıl sistemde bunun olması gerekir. İşin doğrusu, borçların affedilmesi.” dediniz, inşaAllah Hocam. “Borçlu esnafa 490 milyon TL’lik temiz sayfa açılıyor.” Borçlar siliniyor ve özet kısa borçlara da kolaylıklar getiriliyor.
ADNAN OKTAR: Mahmut Hocamız’ın talebelerinden bir tanıdığımız var, bir hanımefendi. Onun akrabaları var, mermer atölyeleri varmış bunların, borçlanmışlar. Adam bütün gücüyle gayret etmiş, ama borçlular borçlarını ödememişler, adam feci şekilde iflas etmiş. Oradan buradan da borç para almışlar, onu ödeyememişler onları ödemek için. Tertemiz, namuslu normal bir vatandaş, bir mermer atölyeleri var. Gel bakalım sen ödeyemedin, demişler haydi hapse gir, çocuğu hapse sokmuşlar, babasını da sokmuşlar. Genç kız, kapalı, normal tesettüre, hadi bakalım sen de gir. Adamlarla gittik konuştuk, dedik ki; kardeşim hapsetmekle bir şey kazanmazsınız, bırakın da çalışsınlar. Az da olsa öder. Ne kazanacaksın? Bir türlü ikna edemiyoruz adamları, adamlar ikna olmuyor, yok yatsınlar, diyor. Sanki kulakları soğuyacak, buz gibi böyle. Gencecik delikanlı aylardan beri yatıyor. Sığmıyorlarmış yataklara, nöbetleşe yatıyorlarmış. Bu nasıl bir vicdandır? Nereden bulsun adam? Kız kardeşini tutuklatıyorlar, babasını tutuklatıyorlar, annesini tutuklatıyorlar, bütün aile tutuklanıyor. Yok, adamların bir şeyi yok. Hakikaten bayağı da borçlanmışlar. Ufak tefek bir şey varsa ödeyelim dedik, baktık ki deniz gibi. Adamlar bilememişler böyle bir şey olacağını, ne bilsin adam? Kiminin yüz milyar borcu varmış ödememiş, kiminin yüz elli milyar ödememiş, adamlar da sıkışmış kalmış. Gidip adamın yakasına çökülür mü? Olur, vermiyordur, aklım alır, öyle bir şey dese ona bir şey diyemeyebilirim. Ben yapmam da, yapana da bir şey diyemem. Ama yok adamın, hakikaten yok. Adam taksicilik yapıyormuş gece, mobeselerden görünüyor ya araba, şak hemen yakalanmış adam, hadi içeri. Bakın taksicilik yaparak ödemeye çalışıyor adam, gece taksicilik yaparak. Daha ne yapsın adam, işte ödemek istiyor. Adamın babası da ödemeye çalışıyormuş, onu da yakaladılar. Bu nasıl iştir kardeşim? Bırak adam ödesin. Hayır şart değil ödemesi, ne kadar yapabiliyorsa yapsın. Hakikaten araştırdık, adamların beş kuruşu yok. Sizin bildiğiniz gibi değil, onlar mafya falan dediler, böyle çok kötü adamlar. Baktık, araştırdık öyle bir şey de yok. Ayıp yapıyorlar, terbiyesizlik yapıyorlar, iftira atıyorlar, tertemiz, hiçbir şeyleri yok. Adli kayıtlarına da baktırdık, tertemiz adli kayıtları. Oradan buradan soruşturduk, yok kardeşim, öyle bir şey yok, konu komşusuna da sorduk. Hani yamuk yumuk adamlarsa hiç araya girmeyelim, mahcup oluruz dedik, öyle bir şey de yok. Üç-dört tanesini ikna ettik adamlardan, bir tanesi tutturdu, yok arkadaş illaki yatacak diyor. İyi, soğursun, alnın soğur yani. Ne kazanacaksın? Adamın yok işte. Yoktan yonca kopmaz. Ben böyle mantığı kavrayamıyorum. Halbuki ayette var, “ödeyemiyorlarsa bağışlayın.” diyor Allah ayette. Gizli bir hesabı olsa, bir şeyi olsa kabul, bir şey demiyorum, ben ona müdahale etmem, bir şey demem. Kim bilir kaç tane insan var? Bu bizim tanıdığımız, gördüğümüz, bu bir tane gördüğümüz. Görmediğimiz böyle binlerce vaka var. Hükümet buna bir şey çıkartsın, bir yolu vardır, bununla yatılmaz kardeşim. Bakın malı yoksa, kanun buna bir mantık getirsin, hapse gerek yok. Bunun bir yolu yöntemi vardır, hapis hiç mantığı olan bir şey olmaz, inşaAllah. Biz kanunlara saygılıyız, ama vicdanen benim aklım almıyor bu işi. Bir düzenleme olması lazım. Kanun, hukuk tabii ki lazım, tabii ki güzel, tabii ki saygılıyız, ama benim dediğim vicdanen daha güzel olanı. Buna çok rahat bir kanun çıkarıp, hükümetin hemen bir kararname, bir şey çıkarıp halledebilir. Bir ara bir sözünü duyduk, sonra yok oldu. Devlet bunu tespit edemez mi, kasten yapılıp, yapılmadığını? Bir oyun varsa, hemen anlaşılır bu. Gece yarısı bir adam sabaha kadar taksicilik yapıyorsa, ne demektir bu? Çok zor bir şey, ödemeye çalışıyor işte adam, bir şey yapmaya çalışıyor, inşaAllah. Çok gıcık olduğum için, anlarlar belki diye tekrar tekrar söylüyorum, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, inşaAllah. Ben bir kedi gösterebilir miyim?
ADNAN OKTAR: Evet.
ALTUĞ BERKER: Annesiyle yavrusu.
ADNAN OKTAR: Annesine kafayı takmış vaziyette, kadıncağız da ne yapacağını şaşırmış, bakıyor. Ona eğlence çıktı. Çok yaramaz olduğu için annesi bir türlü sakinleştiremiyor. Ne güzel şefkatleri, maşaAllah. Vahşi hayvan, normalde hiç bilmemesi lazım, maşaAllah.
“Mehdiyet konusuna gelince, Adnan Oktar Bey bir taraftan Mehdilik iddiasının küfür olduğunu söylüyor, diğer taraftan sözlerinde ve eserlerinde adres gösterir gibi Mehdilik imasında, hatta iddiasında bulunuyor röportajlarında” diyor. Kardeşim, Mehdiliği anlatacak bir yol varsa bana gösterin, ben sizin dediğiniz gibi anlatayım, söz veriyorum sizin dediğiniz gibi anlatacağım başka bir yolu varsa. Nasıl anlatayım başka türlü? Şimdi alnı geniş deyince, ben alnı dar mı diyeyim, değiştireyim mi? Saçı siyah diyor, sakalı var diyor, sakalını söylüyorum. Kevseçtir, meczum, cezmedilmiştir, diyor, Arapça söylüyor. Nasıl söyleyeyim, gizleyeyim mi yani? Vaktini Bediüzzaman net söylüyor. Darwinizm’e ve materyalizme karşı mücadele edecek diyor, bunu gizleyeyim mi ben, ne diyeyim? Yok, Hz. Mehdi (a.s.) Darwinizm’e ve materyalizme taraftar mı diyeceğim? Ne varsa onu söylüyorum. Benim de hiç niyetim yok, öyle bir şeye ihtiyacım da yok; ne maddi ne başka yönden. Evin en güzeli bende, elhamdülillah. İnsanların en güzeli benim çevremde, en güzel yiyecekleri yiyorum, en güzel kıyafetleri giyiyorum, zorum ne? Farz edelim öyle bir şey olsa, bana ne getirecek maddi? Getireceği bir şey yok ki ve çok zorduk Mehdilik, çok zordur insanı idare etmek, değil mi? Bütün hayatını vereceksin, çok zordur, güzel bir görev ama zordur. Ayrıca ben alimim de demiyorum, cahilim diyorum ben. Günahkarım, hatalı bir insanım diyorum. Bana benzeyin dedim mi kimseye, ben süperim diyor muyum? Demedim ki. Sahabelere benzeyelim, Peygamberlere benzeyelim, diyorum. Benim bildiğim bu kadar, cahil bir insan olarak araştırıp, okuyorum, hep kitap fotokopilerinden okuyorum, ezberden anlatmıyorum, Allah rızası için gayret ediyorum. Bunu anlatma diyorsun, bütün Ehl-i Sünnet alimlerinin hepsi Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatmışlar, Şiiler de anlatmışlar. Cübbeli, günde 5 vakit anlatıyorlardı, diyor. Vakti gelmiş, İslam alemi paramparça, sürünüyorlar, mahvolmuş vaziyetteler nasıl anlatmayayım? Ne anlatayım peki, yalan mı söyleyeyim, gizleyeyim mi, değil mi? Bana bir yol göstersinler, başka bir yol varsa söz bir, Allah bir yapacağım. Yol da göstermiyorlar. O öyle anlatılmaz böyle anlatılır desinler, çözüm göstersinler. Çözüm yok, anlatma diyorlar. Anlatmamak olmaz. Şöyle anlatırsanız bir mahsuru yok desinler, onların dediği gibi anlatacağım söz, bekliyorum göndersinler şu an, inşaAllah. “Adnan Oktar Bey’in bu sözlerimi canlı yayında değerlendirmesini istiyorum.” Değerlendirdim işte, anlattım. Siyami Arslan kardeş, hadi yaz gönder, ben de ellerinden öpeyim seni. Ayağından da öperim, benim öyle büyüklük iddiam yok, el pençe divan dediğini yapayım. Bediüzzaman’ın Mehdiyet ile ilgili anlattıkları ısrarla saklanıyordu, ben İstanbul’a geldiğimde. Sıkıysa Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahset, anında aforoz oluyordun, birçok yerde öyleydi. Bakın gürül gürül anlattım, herkes şimdi şahs-ı manevi muhabbetinden vazgeçti, Hz. Mehdi (a.s.) şahıstır diyorlar. Bakın İsmail Hoca bile vazgeçti. Allah aşkına, rica ediyorum, şu acayip sesler çıkararak konuşmasın. Yazık talebelerine falan, ben utanıyorum, onu yapmasın. Şahsen bağlantı kurmam mümkün olmadığı için söylüyorum. Bir de ilave ederek kendi kendine yalan yanlış şeyler çıkarmasın; yok 30 metrelik sandıktan bahsediyor. Nerede var öyle bir şey? Yok. Önce Risale-i Nur’dan Bediüzzaman’ın anlattıklarını güzelce doğrudan anlatsın, bir de bizim siteleri incelesin, ben yanlış bir hadis verdiysem, bak şu yanlış desin. Ben bunu istiyorum. Bana desinler ki, şu sitendeki şu hadis yanlış, şu anlatımın yanlış, net anlatsınlar. Şunu yanlış söylüyorsun desinler, düzelteyim; ama kaynak vererek, samimi olarak, inşaAllah. Mesela ben çocukken, Ankara’dayken annem dedi ki; benim oğlum çok dindar, konuşuyorduk, sohbet ediyorduk, tanıdıklar vardı. Adam dedi ki; namaz kılıyor mu? Annem; yok kılmıyor, dedi. Ben kıpkırmızı oldum, acayip utandım. Bakın uyarıya nasıl açıkmışım. Hemen Ankara’da Ulus Meydanı’na gittim, koşarak gittim, pazardı. Heykelin orada, alt tarafta koridor gibi bir yer var, orada yerde kitap satılan yerler var. Oradan Namaz Hocası aldım, hemen okudum, okur okumaz pratik uygulamaya geçtim hemen, demek ki açığım. Mesela bilmiyordum ben Ehl-i Sünnet nasıldır, onları öğrendim. Hüseyin Hilmi Işık Hocamız’ın “Tam İlmihal” kitabını aldım, size de aldırdım.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Sonra Ömer Nasuhi Bilmen’i aldım, Nimet-i İslam, İmam-ı Gazali. Bediüzzaman Said Nursi’nin Risale-i Nur Külliyatı’nı aldım okudum, halen de okuyorum, allame değiliz. Anlatsınlar, doğrusu neyse yapayım. Ben saplantılı bir adam olsam aklım alır, saplantılı biri değilim. Doğruyu, hakkı bana anlattıklarında, tamam Allah razı olsun diyorum, yapıyorum, inşaAllah.
Mehdiyet’i mükemmel anlatıyorum, benden güzel dünyada Mehdiyet’i anlatan yok şu an, elhamdülillah. Varsa getirsinler. Bakın var deyin, ayağının altını öpeceğim, söz veriyorum, yok. Darwinizm’i, materyalizmi benden mükemmel ezen varsa getirsinler.
ALTUĞ BERKER: Yok Hocam.
ADNAN OKTAR: Allah beni vesile ediyor, ben Allah’ın gariban bir kuluyum, bir şey de bildiğim yok. Allah bana okutturuyor, fotokopiler getiriyor yanıma, bir şeyler getiriyor, ben oradan öğreniyorum ve insanlara anlattırıyor bana. Cenab-ı Allah televizyon kanalı da kurdu, onunla bütün dünyaya yayıyor. Ben hayalimden bile geçiremezdim. Hayrettir, ben çok zor bir şey zannediyordum televizyon kanalı, bakın o da oldu. İnternetten, her yerden anlatıyoruz. Allah, “bana biraz yaklaşana, ben çok fazla yaklaşırım.” diyor ayette. Ben samimi yanaşıyorum, Allah da bana yardım ediyor, tabii inşaAllah. Mesela bana diyorlar ki, yanlış bir şey yaptın. Hemen internetten çıkarıyorum yanlış dedikleri yeri, doğrusu şu diyorlar, doğrusunu yazıyorum.
Doğru evet, bizim anlattığımız Hasan Ağabey aslında, Nur talebesi ağabeyimiz. İsmail Ağabey de var ama o ayrı. Hasan Ağabey son anlattığımız, inşaAllah. Hasan Ağabey’in konuşması var mı, bir daha yayınlayalım, Hasan Ağabeyimiz’i bir görsünler.
VTR: Nur talebelerinden Hasan Akar Hz. Mehdi (a.s.)’ın ahir zamanda üç vazifeyi birden yapacağını söylüyor.
ADNAN OKTAR: Bakın Hasan Ağabey’in iyi yönü, demagoji yapmıyor bu konuda. Daha önce yapıyordu, sağ olsun, Allah razı olsun, ama ne demagoji, şimdi onu da yayınlayacağım yarın, bir görün. Karmakarışık, bir türlü toparlayamıyor. Çocuklar bir soru soruyorlar, akıl almaz açmaza giriyor, çok acınacak hallere düşüyor böyle, çocuklar da çok yaman. Ama baktı ki olacak gibi değil, Hasan Ağabey teslim oldu, tamam dedi, maşaAllah. Bakın, “kendisi ve talebeleri” çok önemli, kendisini ve talebelerini bütün olarak anlatması çok hayati. Öbür arkadaşlarımız ne yapıyor? Kendisini bir kenara çekiyor, talebelerinin devamı diyor. Hz. Mehdi (a.s.) bizzat başta bulunuyor, bizzat başta. Hatta Mehmet Kırkıncı Ağabeyimiz ne diyor? “Bizzat, bizzat, kendisi, kendisi.” diyor, değil mi? Çok şeker, maşaAllah. Şekeri küt kırıyor böyle Erzurum işi, sonra içiyor. Dünya tatlısı Hocamız, Fethullah Hocamız’ın Hocasıdır, inşaAllah. “Çok sevirem, takdir edirem.” diyor Erzurum şivesiyle, çok güzel konuşuyor, inşaAllah.
“Onur Çilesiz.” Onur en iyisi ben sana Kuran’dan anlatayım da, artık kafan biraz rahatlasın. Bakın tam açtım ilgili yer çıktı, maşaAllah, inşaAllah. Mehmet Kırkıncı Hocam’ı seyredelim hadi, tamam.
VTR: Mehmet Kırkıncı Hoca İslam’ın bu yüzyılda dünyaya hakim olacağını anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Helal olsun, bakın koç yiğit bu hocalar, lafı hiç evirip çevirmiyor. “Hz. Mehdi (a.s.) da şahıstır, Hz. İsa (a.s.) da şahıstır, bizzat kendi gelecek, kendi.” diyor, net, açık konuşuyor. Erzurum’un koç yiğidi tabii, maşaAllah. Onurlu insan, haysiyetli insan, yalan söylemeyi haysiyetsizlik olarak gördüğü için, Allah rızası için doğrusunu söylüyor. Yalan söyleyenler utansınlar. Bakın benim çalışmalarımı da takdir ediyor Hocam, maşaAllah. “Akıllı şuurlu, takdir edirem, tasvip edirem” diyor. Mükemmel, Anadolu’nun o sıcaklığı, güzelliği Hocamız’ın üstünde, dünya tatlısı, maşaAllah. Hocamız bir gün inşaAllah İstanbul’a geldiğinde, inşaAllah hem elini öperim, hem de konuşmalarını yine videoya alalım, yayınlayalım veyahut canlı yayın da olabilir, nasıl isterse.
Nerede o kerata deminki, bunlardan birisi. Neyse, o tarz düşünen kardeşlerimiz için diyeyim. Ama çok anlattım kardeşim, kaç defa anlatayım, bir daha mı anlatayım? Dikkatli izlesinler de, başka bir gün anlatayım, bir arada anlatayım. Şimdi dikkatleri teksif olmuş vaziyette olmaz, inşaAllah. Yalnız şunu bilecekler, ben sırf zahir hocası değilim, benim bir yönüm de batındır, ledün ilmini uygularım, bunu bilecekler, inşaAllah. Hz. İbrahim (a.s.) nasıl ledün ilmini uyguladıysa, Hz. Yusuf (a.s.) nasıl ledün ilmini uyguladıysa, Resulullah (s.a.v.) nasıl uyguladıysa, ben de ledün ilmini uyguluyorum, ilm-i batın, inşaAllah. Onun için acip bir görünümüm var, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.) talebelerinde bu olur, Hz. Mehdi (a.s.) öncülerinde bu olur, zahiriyle batınında ledüni özellikler olabilir, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam, bir tırtıldan kelebeğe geçiş görüntüsü gösteriyorum inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bakayım.
VTR: Tırtıldan kelebeğe geçiş görüntüsü.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, şahane bir şey, tırtıl kelebeğe dönüşüyor. Bir de bunu evrimciler tesadüfle açıklıyor öyle mi? MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Evrimciler dediniz Hocam, fosil gösterelim inşaAllah, isterseniz?
ADNAN OKTAR: Gösterelim.
ALTUĞ BERKER: 50 milyon yıllık Huş yaprağı.
ADNAN OKTAR: Huş.
ALTUĞ BERKER: Bakın, detaylarına kadar birebir aynı, hiç değişmemiş, maşaAllah. Birde balık var, Kurt Ringa balığı 125 milyon yıllık.
ADNAN OKTAR: 125 yıldan beri değişmemiş.
ALTUĞ BERKER: Evet, en ufak bir değişiklik yok. Evrimcilere göre değişmesi gerekiyordu, değişmediğine göre evrim yok.
ADNAN OKTAR: Bizim gibi konuşsunlar delille, değil mi?
ALTUĞ BERKER: Evet.
ADNAN OKTAR: Delail-i katha, kati deliller, inşaAllah. Şeyhim sen konuşmaya devam et, ben bu yazıları okuyacağım.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Ben sevimli bir köpek göstereceğim, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Nedir bu böyle, ne şeker şey bu böyle? Korkuyor mu inmeye? MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Mehmet Talu Hocamız’ın resimlerini hazırlıyorum şu anda, Mahmut Efendi Hazretleri ile birlikte, beraber fotoğrafları, maşaAllah çok nurlu hakikaten.
ADNAN OKTAR: Evet, Mahmut Hocamız hakikaten çok nurlu bir insan, çok da mazlum. Mehmet Talu Hocamız’ı da çok sever, en güvendiği alimlerdendir. Erbakan Hocamız’la beraber Mehmet Talu Hocam, maşaAllah. Erbakan Hocamız da çok severdi Mehmet Talu Hocamız’ı, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Mehmet Talu Hocamız da 2 Nisan’da umreye gidiyormuş.
ADNAN OKTAR: Hadi bakalım, maşaAllah, hayırlı olsun, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Karıncalarla ilgili resimler ve bilgiler var. Bazı karınca türleri canlarını feda ediyorlar; Brezilya’daki şekerkamışı tarlalarında yaşayan cinsi bunlar. Forelius pusillus adlı karıncalar, akşam olduğunda yeraltındaki yuvalarına girip, üzerlerini kumla örtüyorlar. Bazı karıncalar da dışarıda kalarak, yuva girişinin iyice kapalı olduğuna emin olmak için, girişi dışarıdan kumla örtüyorlar. Böylece hiçbir açık kısım kalmamasını sağlayarak, içerideki karıncaların güvende olmasını sağlamış oluyorlar. Fakat bu karıncalar geceyi dışarıda geçirdikleri için soğuk ve rüzgarlı havada ölüyorlar.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, fedakarlar yani.
ALTUĞ BERKER: Evet, kolonilerini korumak için hayatlarını feda ettikleri anlaşılmış, maşaAllah. Allah’ın ilhamıyla yaptıkları bir hareket, maşaAllah. Kedi ile köpek göstereyim, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: O da süper lakayıt, alışmış Allahualem ona. Benim gördüğüm kadarıyla onlar bayağı ahbap olmuşlar. Hayvana acayip eziyet ediyor, tam çete bu, klasik çete. Ama köpek de çok terbiyeli, maşaAllah, o da oyun peşinde.
Beril Hocam, 65-66-67-68-69 şeytandan Allah’a sığınıyoruz.
SUNUCU: Kovulmuş şeytandan, Allah’a sığınırım. “Derken, Katımız'dan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular. Musa ona dedi ki: "Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" Dedi ki: "Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin." (Böyleyken) "Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?" (Musa:) "İnşaAllah, beni sabreden (biri olarak) bulacaksın. Hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim" dedi.
ADNAN OKTAR: Ne anlatılıyor burada, Beril hocam?
SUNUCU: İnşaAllah, Hocam. Hocam siz söylemiştiniz, Hz. Hızır (a.s.)’ın ledün ilmine sahip olduğunu. Hz. Mehdi (a.s.) de, inşaAllah ledün ilmine sahip olduğunu söylemiştiniz ve talebelerinin de onların Allah’tan rahmet edip bu görevi verdiğini, yoksa bunun dışında talebe olmaya güç yetiremeyeceklerini, söylemiştiniz. Şimdi, Hz. Musa (a.s.)’ın da örneğini vermiştiniz, o da güç yetiremedi, söylemiştiniz.
ADNAN OKTAR: Evet, zamanımızda da bir takım zatlar, güç yetiremiyorlar, değil mi? Ledün ilmini.
ALTUĞ BERKER: Evet, Hocam.
ADNAN OKTAR: Allah, feraset, basiret ve akıllarını açsın, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Özdemir İnci’nin bir yazısı vardı, Hocam, inşaAllah. Şimdi gençliğinde iplik ve dokuma fabrikasının banko ve kelep tezgahlarında çalışırken, sınıflar ve bireyler arasındaki eşitsizliği ve insanların nasıl sömürüldüğünü gördüğünü ve bu nedenle solcu olmaya karar verdiğini, anlatmış. Kendi hayatımda bizzat, bu eşitsizlikleri gördüğü için, Marks ve Engels’i okurken hiç şaşırmadığını, sadece kendisinin hayatta öğrendiklerini kaleme aldıklarını söylemiş. Ancak o yıllardan, bu yana çevresinde ki solcuların, büyük kısmının fikirlerinin tepeden tırnağa değiştiğini, kendisinin ise kendi yolunda yürümeye devam ettiğini ve hiç değişmediğini belirtmiş. Yazısının sonunda da, hayatta ne kendisiyle ne de hayatla asla uzlaşmadığını, çünkü değişimlerin uzlaşma yoluyla yaşanamayacağını söyleyerek, değişimin çatışma yoluyla gerçekleşeceğini, vurgu yapmış.
ADNAN OKTAR: İşte, Marksist mantıktan kurtulamıyor. Çatışma, atışma, kapışma, bunları bırakacak. Barışla, sevgiyle, akılla, ilimle, sanatla, inşaAllah.
Reşat Balcıoğlu, diyor ki özetle, aynı fikirlerinde kardeşimiz tekrar etmiş, mükerrer. Şimdi Reşat Balcıoğlu kardeşimiz şöyle yapacak; bana bir alim çıkaracak, bir hoca çıkaracak yahut bir kardeş veyahut kendi gelecek. O, Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatırsa, söz ben susacağım, anlatmayacağım. Yani bana, Hz. Mehdi (a.s.)’ı, bütün hadisleri mükemmel anlatan birini getirecekler. Anlatan yoksa, ben anlatacağım, başka çare yok. Yani mükemmel anlatan biri olursa, söz ben anlatmayacağım, ama, anlatan olmayınca ne yapalım? Örtbas mı edelim bu hadisleri? Gizleyelim mi? Başka anlatan yok, mecbur anlatacağım, inşaAllah. Ya gelsin Reşat kardeş kendi anlatsın, ya da ben anlatayım. Değil mi?
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah, Hocam.
ADNAN OKTAR: Ama bak, Reşat anlatmaya başladı mı, Reşat’a da derler; sen de herhalde Mehdilik iddia ediyorsun, diyecekler. Evet, “Selamun Aleykum, aşıklar aşığı, şahlar şahı, canım Hocam” diyor, maşaAllah. “Aşk badesinden, koca yudumlarla ikramlandığınız o kadar belli ki” diyor, maşaAllah. “Ne şevkiniz bitiyor, ne coşkunuz” diyor, maşaAllah. Bir hanım kardeşimiz çok güzel yazmış, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ahir zamanda Müslümanlara yönelik saldırıların artacağını ve bazı Müslümanların dünya sevgisine yöneleceğini, haber vermiş şu şekilde. “Yakında milletler yemek yiyenlerin, başkalarının çanaklarına, sofralarına davet ettiği gibi, sizi karşı savaşmak için birbirlerini davet edecekler. Birisi; “O gün, bizim azlığımızdan dolayı mı olacak?” dedi, Resulullah (s.a.v.); “Hayır, aksine siz o gün kalabalık, fakat selin önünde ki çer çöp gibi zayıf olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın gönlünden, sizden korkma hissini soyup alacak; sizin gönlünüze de vehin atacak” buyurdu. Yine bir adam; “Vehin nedir, ya Resulullah?” diye sorunca, “Vehin; dünyayı fazlaca sevmek ve ölümü kötü görmektir” buyurdu.
ADNAN OKTAR: Evet.
ALTUĞ BERKER: Yavru kediler gösteriyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hadi bakalım. Şekerliklerine bakın. Ne kadar güzel şeyler, güzel de bakıyorlar, maşaAllah.
Azerbaycan’dan kardeşlerimiz yazmış. Onur kardeşimiz, yazmış. Biraz Cübbeli’nin, ahir zaman anlatımlarını yayınlayalım da, Hz. Mehdi (a.s.)’ı biraz anlatsın. Cübbeli hem de bir hizmet etmiş olduğunu da görsün. Evet, az yayınlanmış olan videolarını özellikle yayınlayalım.
VTR:Cübbeli, Hz. Mehdi (as)’ın Yahudilere Tevrat’la Hükmedeceğini ve Birçok Yahudinin Müslüman Olacağını Anlatıyor.
VTR:Cübbeli, Ehl-i Sünnetin tüm kaynaklarında, Hz. İsa (as)’ın nuzülünün mütevatir hadislerle sabit olduğunu anlatıyor.
ADNAN OKTAR: En hoşuma giden şey ne biliyor musunuz? Bunu Mehdiyet’e karşı büyük bir kale gibi görürken, Mehdiyet’e en iyi hizmet eden kişi haline gelmesi.
ALTUĞ BERKER: Hz. Mehdi (a.s), istemediği haldekendisine biat edilecek, diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v). Şöyle diyor: “İnsanlar nihayet Hz. Mehdi (a.s.)’a gelirler ve Rükun ile Makam arasında, kendisi istemediği halde ona biat ederler. ‘Eğer kabul etmezsen, boynunu vururuz’ derler. Yer ve gök ehli ondan razı olur. Hz. Mehdi (as) ancak baskı ile başa geçmeye razı olacaktır.”
ADNAN OKTAR: Herkes bir olağanüstülük olduğunu artık bu sene anladılar. Bu olaylardan dolayı anlamaya başladılar, bir daha ki sene daha da iyi anlayacaklar. Anlatmadığım çok fazla hadis var, onları da anlatacağım. Kuran’da çok fazla işaret var, onları da anlatacağım ve olayların Allah tarafından nasıl yönlendirildiğini görecekler, Allah’ın dünyayı nasıl takip ettiğini, olayları nasıl sıcak takip ettiğini an an, olay olay, vaka vaka görecekler ve dünyanın metafizik olduğunu görecekler. Eskiden çekler gitsin, senetler gelsin, iş güç öyle zannediyorlardı. Bak, Allah dünyayla bağlantısını insanlara nasıl gösteriyor.
Bakın bir hanım kardeşimiz Bediüzzaman’ın şu sözünü söylüyor; “Çekilin atide gelecek canlı cenazeler Mehdiyet’in önünden.” diyor. Bediüzzaman “canlı cenazeler” diyor, hani filmlerde olur ya mezardan kalkmış zombiler, Hz. Mehdi (a.s)’ın ve talebelerinin önünden, nesl-i cedidin önünden çekilin, onlar çıksın faaliyet yapsın, pislik yapmayın, baş belası olmayın, kenara çekilin, diyor. Daha ne diyeyim, inşaAllah?
Beni eleştirenler ayetle, hadisle, makul bir anlatımla anlatsınlar. Ben öyle avami üsluplardan pek anlamam, onların benim için önemi olmaz. Mesela desin ki; Hocam biz bir ekip hazırladık, canlı yayına getirelim, Mehdiyet’i mükemmel anlatacağız, siz bize bırakın desinler, ben hepsinin ayağının altını öpeyim, tabi olayım. Hatta ben onların getirilip götürülmesini de tanzim edeyim, hepsini yaparım, yeter ki yapan olsun. Kardeşim diyorsun ki; ben yapmayacağım, İttihad-ı İslam da anlatmayacağım, Türk-İslam Birliği de anlatmayacağım, Mehdiyet’i de anlatmayacağım, Hz. İsa (a.s)’ın inişini de anlattırmayacağım, sana da anlattırmayacağım, diyorsun. O zaman olmadı işte bak. O zaman ben coşarım, benim o deli damarım, Allah aşkıyla yanan deli damarım daha da coşar. On anlatıyorsam yüz anlatırım, inşaAllah, değil mi? Olmaz öyle şey.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ahir zamanda bazı Müslümanları doğruyu görmekten ve anlamaktan alıkoyan fitnelerin olacağını anlatıyor. Şöyle; İmam Şarani’de sayfa 380; “Kör ve sağır (yani insanları, doğru olanı görmesinden kör, hak olan sözü duymasından sağır eden) büyük bir fitne, ulu bir bela vardır. Fitnenin içinde de halkı cehennem kapılarına doğru çağıran birtakım davetçiler (propagandacılar ve çığırtkanlar) da vardır. Başka bir hadisinde de; “sağır edip hak olanı duyurmayan ve dilsiz (edip) hak sözleri konuşturmayan birtakım korkunç fitneler olacaktır.” diyor, inşaAllah Peygamber Efendimiz (s.a.v).
ADNAN OKTAR: Şimdi önümüzdeki günlerde insanların yürekleri ağızlarına gelecek, bayağı bir olay olacak söyleyeyim. Zincirleme gelişecektir, önceden söylüyorum. Hz. Mehdi (a.s) yok diyenler, böyle boğuk bir sesle Hz. Mehdi (a.s) var diyecekler. Hz. İsa Mesih (a.s.) gelmeyecek diyenler, evet gelmiş, diyecekler. İttihad-ı İslam olmaz diyenler, tek çözüm İttihad-ı İslam diyecekler, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Şöyle söylemiştiniz Hocam; “Allah’ın muradı, İslam ahlakını dünyaya hakim etmek, bunu istiyor Allah. Fakat Müslümanların toplu duasını istiyor Allah. Aksi dua ediyorlar, mesela adam diyor ki; 570 yıl sonra İslam hakim olacak, aksi dua ediyor, bin yıl sonra hakim olacak diyor. Kimi diyor ki; şahs-ı manevi, halbu ki Yarabbi bize Hz. Mehdi (a.s)’ı gönder, bize Hz. İsa (a.s)’ı gönder, İttihad-ı İslam’ı oluştur, Türk-İslam Birliği’ni oluştur, bize ilmi zafer ver, başarı ver dese, bunu toplumun %10’u yapsa, konu bitecek.” dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Cübbeli Hazretleri’nin bir filmini daha yayınlayalım. O şifa oluyor çünkü Cübbeli’nin arkadaşlarına, taraftarlarına. Gittikçe Hz. Mehdi (a.s)’ı kendi hocalarının ağzından öğrenmiş oluyorlar, çünkü ben söylemiyorum, o söylüyor oluyor, bayağı etkili oluyor.
VTR: Cübbeli, Allah’ın kullarından sevip seçtiklerine gaybı bildireceğini anlatıyor.
VTR: Cübbeli, deccaliyetin zuhur ettiğini, küfrün sonunun geldiğini anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Sen yakın görmüyorsun Cübbeli, sen uzak görüyorsun, 570 sene sonra diyorsun, yakın nerede görüyorsun sen? Hz. Mehdi (a.s) çıkmadan engelleyeceklermiş diyor, yani Amerikalıları kast ediyor, Büyük Ortadoğu Projesini. Büyük Ortadoğu Projesinin en alasını sen uyguluyorsun, Hz. Mehdi (a.s)’ı sen engelliyorsun işte, Hz. Mehdi (a.s) çıkışını sen engellemeye çalışıyorsun, güya kendi kafanca. Amerika bir yapıyorsa, sen bin yapıyorsun, Amerika senin kadar başarılı mı? Amerika senin yaptığının binde birini yapamaz. Senin kadar etkili bir mücadele var mı Hz. Mehdi (a.s)’a karşı? O konuda dürüst olacak, samimi olacak.
ALTUĞ BERKER:Şöyle söylediniz: “Birçok kişi hep aleyhte konuşuyor, biz bitmişiz, biz adam olmayız, Müslümanlar da birleşemez, Türklük alemi de birleşemez, Avrupa Birliği de bizi almaz, biz çökeriz, biz batarız, şeytan söyletiyor. Halbuki İslam aleminin birleşmesi son derece makul bir şey, Türklük aleminin birleşmesi çok makul bir şey, en kolay olan, en kolay dua ile Allah’ın izni ile olur, samimi dua edecekler, samimi isteyecekler” dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah göreceğiz Allah’ın izniyle.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Bir tavşan filmi göstereyim.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Sen kapanış konuşmasını yap, ben devam edeceğim, inşaAllah.
SUNUCU:Bizi yarın 22:00 itibaren A9 TV, Kocaeli TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo ve www.HarunYahya.Tv’den takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Bir ayet okuyayım Ya Allah, Bismillah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Kim Allah'ı, Resûlü'nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır.”2007, 2055 tarihlerini veriyor, maşaAllah. Allah'ı, Resûlünü (s.a.v.) ve iman edenleri dost edinecekler. Biz de o şekilde düşünüyoruz, inşaAllah. O şekilde iman ediyoruz, inşaAllah. Bakın, “hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar Allah taraftarlarıdır” diyor Allah. Hizbullah, Allah taraftarları, Allah’a inanan herkes, bütün Müslümanlar Allah Hizbi oluyor, inşaAllah.
Web siteleri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...
BAV Broşürler
Devamı ...