SUNUCU:Adnan Oktar'la Gece Sohbetleri programımıza 00:30'dan itibaren A9 Tv, Kaçkar Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve Harunyahya.Tv sitemizden devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, teşekkür ederim. Mehmet Talu Hocamız, alim nasıl olurmuş, hoca nasıl olurmuş, Flash Tv'de gösterdi. Efendiliğiyle, terbiyesiyle, nezaketiyle, konuşma stiliyle, elinin yüzünün nuruyla, maşaAllah o mübarek topluluğun, mübarek bir üyesi olarak Mahmut Hocamıza yakışan alimin nasıl olması gerektiğini gösterdi. MaşaAllah, çok güzel. “1999 yılında, Mahmut Efendi Hazretleri ile umreye gitmiştik” diyor Hocamız. “Ekimin sonu Kasımın başındaydık. Bir akşam kendi odamızda ders yaptık.” diyor Mehmet Talu Hocam; Mahmut Hocamız da orada. “İçerideki odada İbrahim Hoca, Yusuf Hoca kalıyordu. Dersi verdim, 23.00'den sonra uyuyakaldım” diyor. “Uyurken birisi geldi, ayağımın iç kısmına vurdu.” diyor. “Gözlerimi açtım, bembeyaz saçı sakalı olan bir zat vardı, kalktım, oturdum. 'Bu fıkıh çalışmasına başla' dedi. Fetvaların kaynaklarına dair çalışma yapıp yapmamam konusunda tereddüdüm vardı. 'Bu çalışmaya başla, çünkü Hz. Mehdi (a.s.)’ın ihtiyacı olacak bu kitaplara' dedi” diyor. “Hz. Mehdi (a.s.) nerede, dedim. Aynen şöyle dedi: 'Şu anda hayattadır, hurucunu bekliyor' dedi ve gitti. Lambayı yaktım, saat 01.00; canlandım. 04.30 sıralarında Efendi Hazretleri'nin huzurunda rüyamı arz ettim. Buyrun, dedi. Bana bakarak elini omzuma koydu, maşaAllah, dedi. 'Bu bir zuhurattır, inşaAllah görürüz' dedi” diyor. Bitti, çok açık. Eğer deccalin çıkmadığına kani olsa, Hz. Mehdi (a.s.) alametlerinin çıkmadığına kani olsa “görürüz” der mi?
ALTUĞ BERKER:Demez.
ADNAN OKTAR: Oğlum, evladım, daha deccal çıkmadı, alametleri çıkmadı, hiçbir şey olmadı, dolayısıyla Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkması mümkün değil, yanlış der. “İnşaAllah görürüz,” demek ne demek? Ben hayattayken göreceğim, demek. Deccal de çıkmıştır, Hz. Mehdi (a.s.)'ın bütün alametleri çıkmıştır, inşaAllah görürüz anlamına gelir.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bakın daha da büyük; Allah razı olsun Mehmet Talu Hocamızdan, çok büyük bir olay meydana gelmiş, yani Cübbeli yerle bir, dümdüz olmuş. Bakın diyor ki: “Sekiz yıl önce Cübbeli Efendi bana geldi, Sapanca'da.” Bakın yer de belirtiyor. Zaten Cübbeli hayır, demiyor. “O da o zamanlar Hz. Mehdi (a.s.) şu anda 30 yaşında, demişti.” diyor. Eh bitti kardeşim. Cübbeli sen bizi ne uğraştırıyorsun yahu? Bak, ne diyor: “8 yıl önce...” bakın daha sekiz yıl önce; “ Cübbeli bana geldi, Sapanca'da. O da o zamanlar şu anda Mehdi (a.s.) 30 yaşında, demişti. O günlerde hep bunu konuşuyorduk.” diyor, bitti. “Efendi Hazretleri de hep bunu anlatıyordu” diyor. Mahmut Efendi Hazretleri de hep bunu anlatıyordu. “Pek çok alim vardı söyleyen, bunların hepsi keşiftir.” diyor. İlim ehli; kalbine doğan şeyi, imanın nuruyla gördüklerini anlatıyorlar.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. “Önemli olan Hz. Mehdi (a.s.) için gerekli çalışmaları yapmaktır.” Ben de, Hz. Mehdi (a.s.) için çalışma yapıyorum, diyor, inşaAllah; Allah rızası için. “Ben de bu beyanatımı yeni vermiyorum, 99'dan beri söylüyorum.” İlk defa söylemiyorum, diyor Mehmet Talu Hocamız. 99'dan beri söylüyorum, diyor. “Hiç kimseyi de kastetmedim” diyor. Doğru, biz de bilmiyoruz Hz. Mehdi (a.s.)’ın kim olduğunu. “’Sunucu sordu; Adnan Oktar'ın ismi üzerine konuşuldu. Mehmet Talu Hocamız: 'O kişinin Mehdiyet iddiası yok' diye cevap verdi.” Yok, yemin ediyorum. Defalarca söyledim, Mehdilik iddiam yok benim. “Bana diyorlar ki, sen onun, (yani Adnan Oktar'ın) Mehdiliğini kabul etmediğini söyle” diyorlarmış. Adnan Oktar'ın Hz. Mehdi (a.s.) olmadığını söyle. “O kişi, ‘ben Hz. Mehdi (a.s.)'yim’ demiyor ki, o kişiye 'ben Mehdiliğini kabul etmiyorum' diyeyim.” diyor. Zaten onun Mehdilik iddiası yok ki, ben onun Mehdiliğini kabul etmiyorum, niçin diyeyim, diyor. İddia yok ortada, diyor. İddia olsa, düşünülebilir; ama iddia yok. “Cübbeli; ‘ama burada 100 hadis bana uyuyor' diyor’ dedi. 100 hadis bana uyuyor, diyebilir. Ben konuşmalarını izledim. Örneğin Kon Tv'de yapmış olduğu bir programda bir hanım: 'Sen Hz. Mehdi (a.s.)'sın diyor. Sende şu alamet var, şu alamet var; şu da Hz. Mehdi (a.s.)’ın alameti; birçok alamet var, sen Hz. Mehdi (a.s.)'sin diyor. O şahıs; bunlar olabilir, benzer özellikler olabilir, ama Mehdilik iddiası için benzemek yeterli değildir” diyor. Bitti. “Cübbeli Efendi 99'dan beri bunları anlattığımı biliyor.” Cübbeli'nin daha kim bilir ne yönleri var; bu bizim bilebildiğimiz. Bakın 99'dan beri anlatıyormuş. “Efendi Hazretleri’nin de buna yakın beyanatları var, başka büyüklerimizin de vardı.” Yani Efendi Hazretleri de bunu söylüyordu, ben de söylüyordum, herkes bunu söylüyordu, diyor. Bakın, şimdi daha da müthiş bir şey daha: “Mesela 'Beklenen Hz. Mehdi' isimli bir kitap var; Ekmel yayıncılık. Cübbeli Hoca'nın Beyan Dergisi zamanında yayınladı.” Şimdi dikkat edin, bakın Ekmel Dergisi, Cübbeli Hoca’nın Beyan Dergisi zamanında yayınlıyor. “Bu derginin ekinde,” derginin ekinde veriliyor, Cübbeli’nin dergisinin ekinde veriliyor. “Tüm okuyuculara dağıtılan bu kitapta, benim bu ifadelerim yazılı.” diyor. Yani Hz. Mehdi (a.s.)’ın hayatta olduğuna dair ifadem yazılı, diyor. O kitaptan da edinin de Cübbeli'ye onu gösterelim.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah, Hocam.
ADNAN OKTAR: “Efendi Hazretleri’yle bu konuyu netleştirmek için Çarşamba günü görüşmüşler.” Mahmut Hocamızla. “Mehmet Talu Hocamız da 'daha var' diyor. Cübbeli 'yaşamıyor' diyor.” Yani Cübbeli, ‘daha hala göremeyeceğiz' diyormuş. Mehmet Talu Hocamız da Hz. Mehdi (a.s.)'ye daha var, yani zuhuru için daha var, demiş. “Efendi Hazretleri bizi çağırdı, gittik. Efendi Hazretlerine soruldu: 'Bu çarşamba ben bu rüyayı tekrar anlattım. Buna dayanarak bunları anlatıyorum' dedim. 'Şimdi görüşünüz nedir?'” Ben zaten Mahmut Hocamızı zaten müceddid kabul ediyorum, diyor. Biz de kabul ediyoruz, Mehmet Talu Hocamızı öyle demiş, ama bizim kabul etmemizle olmaz tabii.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah, tabii.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Bütün dünyanın, bütün İslam aleminin, bütün cemaatlerin, bütün mezheplerin kabul etmesi lazım. Kabul etmiyorsa, olmaz. “Efendi Hazretleri'ne (Mahmut Efendi Hazretleri'ne) sorduk. 'Şu anda aramızda bir ihtilaf çıktı.' dedi Cübbeli Hoca. 'Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesi yakın mıdır? Siz Hz. Mehdi (a.s.)'yi görebilecek misiniz?' Efendi Hazretleri elini yukarı kaldırdı: 'Ben göremeyeceğim’ buyurdu, ‘daha var.' dedi.” Kardeşim, şimdi elini yukarı kaldırması, göremeyeceğim demesi, ömrünün yetmeyeceğini, zuhuratı görmeyeceğini söylemiş olabilir. Daha var demek, üç sene, beş sene, altı sene, yedi sene, sekiz sene hepsinin içine dahil. Dokuz sene, on sene... İnşaAllah. Not düşmüşler not alanlar: “Cübbeli sürekli yaşamadığını açıkladı, diye vurguluyor; bundan çok sevinç duymuş bir hali vardı.” diyor. Yani Cübbeli, o kendi beyanatında yaşamıyor, diyormuş Hz. Mehdi (a.s.). Çünkü Aydın Doğan'ın buna ihtiyacı var, Amerika'nın da buna ihtiyacı var, Cübbeli'nin de ihtiyacı var, hepsinin ihtiyacı var. Özellikle Fatih Altaylı'nın ihtiyacı var. “Sunucu: 'Hakkınızı helal ediyor musunuz?' diye sordu Mehmet Talu Hocamıza. 'Tabii benim hakkımda çok şey söylendi. Ben yanlış yaptım, tövbe ettim derse ben hakkımı helal ederim.'” demiş. Tabii benim hakkımda çok söz söylendi, diyor Mehmet Talu Hocam. “'Ben yanlış yaptım, tövbe ettim derse, ben hakkımı helal ederim, ama ben Cübbeli'den böyle bir söz duymadım' dedi. Cübbeli burada biraz morardı, hiç cevap veremedi.” diye not düşmüşler. “Mehmet Talu Hocamız çok mütevazi davrandı, Cübbeli çok kasıldı. Mehmet Talu Hocamız Cübbeli'ye sarılmış, ‘bakın ben sarılıyorum. O da sarılırsa, ben de ona sarılırım' dedi. Sonra Cübbeli yarım ağızla; 'Eğer Efendimiz'e bağlıysa...'” Bakın lafa bakın. Kaç yıldan beri tanımıyor musun, Efendi Hazretleri'ne bağlı olup olmadığını bilmiyor musun sen? Sürekli Mahmut Hocamızın yanında, sağ kolu, çok değerli bir insan. “'Biz tabii helallik istiyoruz; hakkını helal etsin' dedi ama bunu çok yarım ağızla söyledi.” diyor. “İmam-ı Rabbani ilk çeyrekte çıkması sözü hakkında Mehmet Talu Hocamız: 'Bazıları bunu 50 yıl olarak düşünüyor, bu da makul' diye anlattı.’” İlk çeyrekte diyor ya Cübbeli, bazı alimler de bunun 50 yıl olduğunu söylüyorlarmış, diye belirtmiş. “İmam-ı Rabbani 'ilk çeyreği' diyor. Bazı alimler 50'yi kastediyor, diyorlar; yani yarı kabul eden. Şimdi 32'deyiz, hala vakit var, diyor. Bekliyorlar, bu olabilir, bu bir yorumdur.” Bu bir yorumdur, yani bu şekilde yorumlanacak gibi, diyor. “Bu, böyle bir tavrı gerektirmez” diyor, yani Cübbeli'nin bu tavrı yanlış, diyor Mehmet Talu Hocamız. “Ben umredeydim” diyor Mehmet Talu Hocamız. “Dolayısıyla çok telefon geldi. Senin için: 'ruh hastası' diyor' dedi” diyor. Cübbeli hakikaten öyle diyordu. Mehmet Talu Hocamız programı izlemiş; sunucuya: “Siz ikaz ediyorsunuz Cübbeli'yi; Hocam çıktı demedi, diyorsunuz. Yok o başka yerlerde anlattı, diye bana ithamda bulunuyor.” diyor. Hakikaten Hocamız 'hayatta ama zuhuratı bekliyor' diyor. Hala hayatta diyor. Çıktı, falancadır, demiyor. Tabii bunlar yaklaşık notlar, daha film olarak bizim elimize geçmedi. Cübbeli, ama baksana kaç cihetten birden çökmüş. Bir kere Mahmut Hoca Efendi Hazretleri, 99'dan itibaren bu sürekli mükerrer söylendiği halde bunu tasdik ettiyse, Mehmet Talu Hocamızın bu sözünü tasdik ettiyse, inşaAllah görürüz dediyse, demek ki deccal çıkmış. Demek ki Hz. Mehdi (a.s.)’ın alametleri çıkmış. Çünkü o zaman Mahmut Hocamız söyledi, derdi ki; alametler yok, deccal de çıkmamış; dolayısıyla bu sözünüz yanlış, derdi. Ama bakın, 99'dan beri muntazam, istisnasız devam etmiş.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Bu çok açık. Şimdi bakın, Cenab-ı Allah Cübbeli'yi kaç yönden birden çökertti. Kendi dergisinde zaten yayınlamış ve “şu an 30 yaşında” diyor. Allah'tan kork. Bak, demek ki deccalin çıktığına kanisin, Hz. Mehdi (a.s.)'ın bütün alametlerinin çıktığına kanisin ki, “şu an 30 yaşında.” diyorsun. Kendisinin Hz. Mehdi (a.s.) olamayacağını söylüyor. Her yerinde boru varmış. “Damarlar tıkanmış, donmuş” diyor, böyle bir şeyler yapıyor. “Benden Mehdi mi olur yav” diyor. Sana kim Mehdi diyor ki, sen oturup yav yuv diye ortaya çıkıyorsun? Ümidini kesince de o zaman: “Hz. Mehdi (a.s.) yok” dedi. Yani Cübbeli değilse yok zaten, olay bu. Onun kanaati bu. Bak Allah söyletmiş, inşaAllah. O zamanlar bunu söylüyordu. Ben bunu anlatmıştım, söylemiştim, bizim toplantımızda söyledi bunu, dedim. “'Oğlum Ahmet' diye Sultan Ahmet Cami'nden ses geldi” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’’in söylediğini, hatırladığım kadarıyla, söylüyor Cübbeli. Hatta ben; “Hocam biz Mehdi’mizi bulduk, Allah'a çok şükür.” Dedim, acayip keyiflendi, adeta erimişti. Ben her zaman, mutat olduğu gibi yine cezaevinden çıkmıştım, benim ikinci adresim gibiydi; gir çık, gir çık... Yine o çıkışlarımızdan bir tanesinde geçmiş olsuna geliyorlardı, böyle kafileler halinde. Allah'ım Ya Rabbim, vardır bir hayır. Neyse de, şimdi Cübbeli bundan sonra konuşursa eğer, artık söyleyecek laf yok ona, inşaAllah. Şeyhim seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Ağabeyimizin şehadetinin ikinci seneyi devriyesi Hocam, inşaAllah bugün.
ADNAN OKTAR: Ne muhterem ne temiz ağabeyimizdi, ne temiz kardeşimizdi, maşaAllah. Ben yine cezaevinden çıktığımda, Hocam da ziyaretime gelmişti. “Hocam biz tebligatı almıştık, biz hükmü vicahiye çevirmeye geldik” dedi. Yani adli cezaevi dili kullanıyor, yani gıyabi tevkif kararı alınıyor, şahsın yüzüne okunduğunda vicahiye çevrilmiş oluyor; yani artık fiilen uygulanmış oluyor. Fiili uygulamaya vicahi deniyor. Ziyaretime geldiğinde “biz de tevkif kararını vicahiye çevirdik, size geldik,” dedi. Çok şahane insandı, ama bıraktığı nesil, bıraktığı gençler, Büyük Birlik Partisi'nin gençliği çok muhteşem, çok temiz insanlar. Ahlak okulu gibidir Büyük Birlik Partisi. Çok nezih, kaliteli gençler yetişiyor, maşaAllah. Çok seçkin ve güzel bir kadrosu var Büyük Birlik Partisi'nin, maşaAllah. Allah muvaffak etsin, Allah ülkülerini, ideallerini gerçekleştirmeyi onlara nasip etsin, inşaAllah. Evet, şehidimize de Allah gani gani rahmet etsin, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam, Üstad Bediüzzaman'ın Isparta'daki Tahiri Mutlu, Zübeyir Gündüzalp, Bayram Yüksel, Mustafa Sungur Ağabeyler ile birlikte kaldığı tarihi evinin bitişik alanına, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu, mekanın tarihi bir sokak olması gerekçesiyle, daha önce yapı izni vermezken, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü tarafından yedi katlı bina izni verildiği ortaya çıkmış. Bu tarihi sokağa her yıl ortalama, bir milyon yerli ve yabancı turist geliyormuş. Yedi katlı bina Üstad’ın evinin tam bitişiğinde yapılacağı için, Üstad'ın tarihi evine zarar verebileceği belirtilmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: İşte buradan ilgili bakanlığa ve ilgili devlet kurumlarına bilgi verilmiş oluyor. Ayrıca dilekçeyle de bildirelim. Bediüzzaman'ın yaşadığı evlerin, her şeyin kalması lazım; bütün halinde. Geçenlerde Sungur Ağabey'e ziyarete gittiğimde; ben hiç görmemiştim Bediüzzaman'ın kıyafetlerini, orada camekanda gördüm. Cübbesi, hırkası, hepsi duruyor, orijinal. Büyük bir hayretle seyrettim, çok hoşuma gitti, maşaAllah. Evet.
ALTUĞ BERKER:Resimleri vardı Hocam evin.
ADNAN OKTAR: Göreyim. Bina başlanmış, olur mu? Bunun hemen mahkeme kararıyla durdurulması lazım, yani bu çok büyük olay. Ben zannettim ki, öyle düşünüyorlar sadece. Başlamışlar, hemen durdurulması lazım inşaatın. Olur mu? Orası böyle güzel bahçe yapılması lazım; yeşillik bahçe yapılması en doğru olandır. Kimse sahibi, değil mi? Sahibi kimse arsayı satın almak lazım aslında, sahibinden rica edip, yeşillik alana çevirmek lazım ve yahut şirin bir Osmanlı evi yapılabilir; küçük tek katlı. Yedi katlı bina batırır, olur mu? Görünüş çok acayip.
ALTUĞ BERKER:Doğru Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Devam et Berker Hocam, dinliyorum seni.
ALTUĞ BERKER:İsmet Berkan bugünkü yazısında: “Ergenekon'un gerçekten düşmana ihtiyacı yoktur” başlıklı bir yazı yazmış. “Ergenekon operasyonuna ilk başlarda destek vermiştim” diyor. “Ama operasyon zamanla Deniz Baykal'ın da dediği gibi, muhalifleri sindirme operasyonuna dönüştü.” demiş. “Daha basılmamış bir kitap için Radikal Gazetesi'ne yapılan baskının çok hatalı olduğunu” ifade etmiş. “Yaşananlar bir düşünce polisliğine dönüştü” demiş. “Zamanında Nazım Hikmet'e, Nihal Atsız'a, Alparslan Türkeş'e, Said Nursi'ye ve Tayyip Erdoğan'a da aynı şeyler yapıldı. Eylemlerden düşüncelere yöneldi dava; bu da davayı itibarsızlaştırıyor. Aslında darbe planlamak, darbe yapmak kadar suçtur ve ben de bu teze katılıyorum. Çünkü darbe zaten gerçekleşse yeni bir hukuk oluşturulur. O zaman darbecileri yargılamak mümkün olmaz, ama her halükarda yargılamanın sonunu beklemek lazım. Açık şiddet çağrısı; açık etnik, dini, sınıfsal nefret ve çocuk istismarı dışındaki her ifade özgür olmalıdır” demiş.
ADNAN OKTAR: Yahu kardeşim, bizimle ilgili tutuklamalar olduğunda, 99'daki olaylarda arkadaşlar uyuyorlardı. Bir kısmı neredeyse, ne derler, zil takıp folklor yapacaklardı diyelim, yani o tarz hale gelmişlerdi. “Hocam, bugün Mehmet Talu Hocamızın, Şeyh Mahmut Hazretleri'nin 'Hz. Mehdi (a.s.) yaşamamaktadır' mealindeki, son görüşmede bize söylemiştir, sözünün nasıl anlamalıyız? Selam ve dua ile.” Kardeşim, ben göremeyeceğim demek ayrıdır; daha var demek ayrıdır, Hz. Mehdi (a.s.) şu an yok, demek ayrı konudur, değil mi?
ALTUĞ BERKER:Tabii.
ADNAN OKTAR: Daha var, inşaAllah. İlk söz esastır, ilk konuşma, yani o bir daha düzeltilecek bir söz değildir. Mahmut Hocamızın ilk sözü esastır, geçerlidir ve on yıl teyitli. Ve Cübbeli'nin 10 yıl teyitli kendi sözü var; “Hz. Mehdi (a.s.) hayatta, diyor. Bu bir daha çevrilecek bir söz değildir, buna ‘yanlış oldu’ diyemezsin artık. Çünkü bu, düşünülerek, tasarlanarak, kapsamlı bir açıklama bu, yani bununla deccalin çıkmış olduğu kabul edilmiş oluyor. Süfyanın çıktığı kabul ediliyor; ki Hafız Esad'dır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın bütün alametlerinin çıktığı kabul ediliyor, hayatta olduğu kabul ediliyor, sadece zuhuratı bekleniyor. Bu söylendikten sonra ‘yanlışlık oldu’ denmesi mümkün değil; o zaman bütün sistem çöker. Yani anlattıklarının tamamı yanlış anlamına gelir o zaman, böyle bir şey olmaz. Fakat Mahmut Hoca'ya şimdi sorarsanız; tabii ki şimdi iki taraftan biri başka türlü biri başka türlü söylüyorsa, Cübbeli'yi karşısına almak istemez. “Cübbeli yanlış söyledi bu konuda, evet Hz. Mehdi (a.s.) şu an hayatta” derse Mahmut Hocamız, düşün ne olur? O zaman diyecek; bakın geçen gün Cübbeli meydan okudu, “o zaman Hz. Mehdi (a.s.)'ı bize göstersin Mehmet Talu. Biz de karda sürünerek olsa dahi ona gitmekle mükellefiz, bu bize Allah'ın emri. Mutlaka yanına gitmekle mükellefiz, mutlaka ona tabi olmakla mükellefiz. O zaman bizi günaha sokar, o zaman bize zulmeder. Madem çıkmış, söylesin yerini” diyor. Aynı söz Mahmut Hoca'ya söylenmiş sözdür şu an. “Madem çıktı, o zaman bize göster.” diyor. Mahmut Hoca da şudur diyemeyeceğine göre, o zaman Cübbeli hazır açıklama yapmaya; zaten yapmış açıklamasını. O zaman Mahmut Hocamızın çok yanlış yolda olduğunu etrafa empoze etmiş olacak; kendi kafasınca, yani onun zeminini hazırladı o. Dolayısıyla Mahmut Hocamız hiçbir şekilde artık ‘Mehdi (a.s.) çıktı’ demez, diyemez. O diyeceğini demiş zamanında, anlayan anlamış. Bunun tekrar tekrar sorulması, artık fitne demek; şu an fitne çıkmış orada. Çünkü 10 yıl hepsi kabul etmiş, bütün cemaat kabul etmiş, 10 yıl süre ile. Evet, Hz. Mehdi (a.s.) şu an hayatta demişler, kimse aksini söylememiş, ama şu an fitne çıktığı için taraflar var. Bu durumda artık Mahmut Hoca bir şey diyemez, çünkü Mahmut Hocamızın sözüne; 10 yıl söylemesine rağmen, kanaati gelmemiş adamın, 10 yıl. 10 yıl sonunda bir daha soruyor, tekrar soruyor. Şimdi o zaman ne diyecek? Yaşlandı, kanaati değişti, diyecek haşa. Zaten söylüyor; “yatırmaları gerekiyor Mahmut Hocamızı, ‘başına kan gitmesi gerekiyor, konuşamıyor’ diyorlar” diyor. Yani “akli melekeleri o kadar yerinde değil, keşke eski hali olsaydı Hocamızın, diyorlar.” diyor. Kimsenin sorduğu morduğu yok, bunu açık açık anlatıyor. Şimdi konuşacağı laf da hazır adamın, yani ne konuşacağı hazır. Sen 10 yıl bir şeyhin açıklamasına inanamıyorsan, 11. yılda mı inanacaksın? 10 yıl çıktı demiş, daha nasıl desin? 10 yıl sık sık gündeme getirirdi, tekrar tekrar aynı şeyi söylerdi; diyor. Kendisi de ayrıca on yıl müddetince Hz. Mehdi (a.s.)'ın çıktığını söylüyor; Cübbeli. Ve “şu an otuz yaşında.” diyor, yaş veriyor artık. “Devam ediyor şu an, faaliyet halinde, hayatta” diyor. Eh bu durumda Mahmut Hoca seni karşısına mı alsın, ne desin? 10 yıl inanmayan adamı 11. yılda nasıl inandırsın, ne desin? O zaman ne diyecek? Bu kadar, diyeceği budur. Yaptığı işaret de bu, ben göremeyeceğim, diyor. Vardır bir bildiği. Ben göremeyeceğim, ne demek?
ALTUĞ BERKER:Ömrüm vefa etmeyecek.
ADNAN OKTAR: Benim ömrüm vefa etmeyecek, diyor. Diyebilir. Aslında konu bitmiştir, yani Cübbeli'nin konuşacağı bir hal kalmadı. Allah dümdüz etti onu, konu bitti, inşaAllah. Zaten ısrarla Mehmet Talu Hocamızın çıkmasını istemiyordu. Mahmut Hocamız talimat vermiş: “illa ki çıkacak” demiş. “Özür dileyeceksin, çıkacaksın, özür dileyeceksin” demiş. Biliyor başına geleceğini, şiddetle direnmiş. En son şunu kabul etmiş sadece; “telefonla katılsın” demiş Mehmet Talu Hocamız için. “Hayır, yüz yüze görüşeceksiniz” demiş Mahmut Hocamız. Ve şu an dümdüz oldu. Bu ona vurulan en büyük darbedir, ilmi darbedir. Bakın, bilinmeyen ne kadar çok şey ortaya çıkmış oldu. Bir kere 10 yıldan beri Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıktığı söyleniyormuş cemaatte, 10 yıldan beri. Herkes biliyor cemaatte. Bak bunu nasıl gizliyor, görüyor musun? Hakikaten ben, cemaatte bilinmiyor zannettim. Bakın 10 yıldan beri bunu cemaat biliyormuş. Daha da ilginci, kendisi bizzat; “Hz. Mehdi (a.s.) şu an hayatta” diyormuş; bizzat kendisi. Yıllarca bunu savunmuş, şu an hayatta diye. Mahmut Hoca da savunmuş, Mahmut Hocamız da savunmuş; şu an diyorlar ki hep beraber gidip: “Ne diyorsunuz Şeyhim?” diyorlar. 10 yıllık açıklamayı sen kabul etmiyorsan, 11. yıla ne desin Mahmut Hocamız? Ne diyecek, ne desin? Fitne kapıya dayanmış, 'yaşıyor' derse ne olacağını tahmin edemiyor musun sen? O da en akılcı hareketi yapmış, Mahmut Hocamız da, ledün ilminin gereğini yapmış, bu kadar ve ben göremeyeceğim, demiş inşaAllah. Kendince oraya buraya benim Mehdilik iddia ettiğimi söylüyordu. Bakın Mehmet Talu Hocamız Kon Tv'den; ki benim yüzlerce açıklamam var, sadece bir tanesini vermiş açıklamasının, o bile ona yetmiş. Kardeşim benziyor olmak ayrıdır, iddia etmek ayrıdır. Benzeyince inkar edersen yalancı olursun, samimiyetsiz olursun. Benzeyebilir bir insan. Hocam da mesela orta boylu, o da benzer. Alnı geniş, o da benzer. Mehdilik iddia değil, ispat ve boş yere panik oluyor o. Allah bir merhaleden daha geçirdi bizi. Mehdiyet, biraz daha berraklaştı, daha netleşti şu an ve Cübbeli altta kaldı şu an. Bakın, Cübbeli’nin üstü bulutla örtüldü. Bir kademe daha Mehdiyet aydınlanmış oldu, inşaAllah, evet.
ALTUĞ BERKER:Hocam Sabah Gazetesi'nde Mahmut Övür, 3 ay sonra yapılacak olan seçimlerle ilgili bir yazı yazmış. Yazısının başlığı “CHP ve MHP Etkili Muhalefet Yapıyor mu? Metropol Araştırma Şirketi 31 ilde bir araştırma yapmış ve ‘Türkiye'de Siyasal Durum’ başlıklı bir rapor yayınlamış. Raporda şu sonuçlar yer alıyor. Yüzde 21'i ‘muhalefet etkili değil’ diyor. Yüzde 65'i Bahçeli'yi başarısız buluyor. Kemal Kılıçdaroğlu'nu yüzde 60 başarısız buluyor. CHP'lilerin yüzde 69'u kendi partilerini başarısız buluyor. MHP'nin yüzde 81'i kendi partilerini başarısız buluyor. ‘CHP iktidar olabilir’ diyenlerin oranı yüzde 19. ‘MHP iktidara gelebilir’ diyenlerin yüzde 21. MHP'lilerin yüzde 45'i kendi partilerinin iktidar olamayacağını düşünüyor. ‘Başörtülü milletvekili olmalı’ diyenlerin oranı yüzde 78. CHP'lilerin yüzde 46'sı başörtülü milletvekiline karşı değil. Halkın yüzde 64'ü iddia edilen Ergenekon terör örgütü sanıklarının aday gösterilmesini istemiyor.”
ADNAN OKTAR: O çok hayati. Demek ki milletimiz, iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı yekvücut karşısında, maşaAllah. Evet, Şeyhim seni dinliyoruz, güzel şeyler anlatıyorsun.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. On bin yıl önce beyin ameliyatı yapıldığını gösteren delilleri gösteriyorum, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kaç bin?
ALTUĞ BERKER:On bin yıl önce Anadolu'da beyin ameliyatı yapılıyor.
ADNAN OKTAR: Onlar, elinde sopalarla mağaralarda geziyorlar falan diyorlardı; bak adamlar beyin ameliyatı yapan cerrahi geliştirmişler on bin yıl önce.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam. Anadolu'da en eski ameliyatlı kafatası, Aşıklıhöyük'te, Aksaray'da bulundu. Yaklaşık on bin yıllık 20-25 yaşlarında bir kadına ait kafatasında, çok düzgün biçimde açılmış deliğe rastlandı. Kafatasındaki deliğin düzgünlüğü ve görülen iyileşme izleri, bu kişinin ameliyattan sonra yaşamını sürdürdüğünü gösteriyor. Anadolu'da bulunan bir başka örnekte de, kafatasının bregma bölgesinde gerçekleştirilen ameliyat sırasında on üç küçük delik açılarak elips şeklinde bir parça çıkarılmış. Çıkarılan parça ameliyattan sonra yeniden aynı bölgeye konmuş. Bu da ameliyatın tedavi amacıyla yapıldığını gösteriyor inşaAllah. Bu yöntemle kafatasında kemiğin çıkarılacağı bölgeye matkap gibi sivri bir aletle en içteki kemik tabakasına kadar çok sayıda delik açılır. Sonra beynin en dışındaki zara zarar vermeden kemik parçası dışarıya çıkarılır.
ADNAN OKTAR: Çok yüksek teknoloji gerekir bunun için.
ALTUĞ BERKER:Evet.
ADNAN OKTAR: Değil mi?
ALTUĞ BERKER:Bununla ilgili aletleri de gösteriyor Hocam. Bu ameliyatlarda ‘obsidyen’ yani volkanik bir cam türü, çakmaktaşı, bakır, demir, gümüş gibi madenlerden yapılan 'trepan' adı verilen aletler kullanılmış. Ayrıca arkeolojik kazılarda ilaç ölçeği, küret (enfeksiyonlu derilerin kazınmasında) olarak kullanılan kaşıklar, kulak içindeki yaraların, yabancı cisimlerin temizlenmesinde kullanılan kulak sondaları, cımbız, bistüri, bıçak, dağlama aletleri, merhem sürücüler, bakım setleri ve iğneler gibi çok çeşitli tıbbi araç gereçler de bulunmuş. Bu şekilde araçlar binlerce yıl önce kullanılan tıp aletleri bugün kullanılan tıp aletlerinin neredeyse aynısı.
ADNAN OKTAR: Evet, bu buldukları çok küçük bir bölümüdür, çünkü metaller çok kolay okside olan şeyler. Yani bu ameliyatı bununla yapmışlardır diye kestirip atmak doğru değil. Bir kısmını bulmuşlar, belki yüzlerce alet vardı, ki olması gerekir, o mesela farz edelim cımbızı bulmuş, bilmem başka şeyi bulmuş; onlar yan malzemeler. Asıl malzemeler hep okside olmuş, yok olmuşlardır çoğu.
ALTUĞ BERKER: Sevimli canlılar gösterebilir miyim Hocam?
ADNAN OKTAR: Evet, Cübbeli’nin az seyrettiğimiz filmlerinden Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili olanlardan seyredelim.
VTR: Cübbeli, deccalin çıktığını, kıyamet alametlerinin çıktığını, kıyametin yaklaştığını anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Evet,Cübbeli'ye cayır cayır Mehdiyet'e hizmet ettiriyoruz, elhamdülillah, maşaAllah. “Selamun Aleyküm canım Hocam.” ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi Berekatuhu. “Açık öğretim kitaplarında alenen ve açıkça Marks ve Lenin'in sosyal Darwinizm’i övdüğü ve anlattığı konular yer arıyor. Ayrıca evrenin nasıl olduğu konusunda bilim adamlarının deneylerde başarılı oldukları ve doğada bu sentezlemenin görüldüğü gibi doğru olmayan, gayri bilimsel anlatımlar yer alıyor. Yaşam şöyle oluşmuştur, böyle oluşmuştur; diyor ama cevabını vermeden sadece oluşmuştur kelimesini vurguluyor. Herhangi bir açıklama yapmaksızın, tamamen mantık karıştırıcı, akla yerleşen basit şeyleri etkileme yoluna başvuruyorlar. Allah ıslah etsin bu insanları. Bu konudaki önlemlerinizi ve anlatımlarınızı, uyarmalarınızı bekliyoruz mübarek Hocam” diyor, Murat Barış Coşkun. EvelAllah, evelAllah. Darwinizm materyalizm çok büyük bir tehlike. Anlatıyoruz, anlatmaya da devam edeceğiz, değil mi?
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Buyur...
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam, hayvanlardaki kamuflaj özelliği, Allah'ın yarattığı müthiş sistem hakkında resim göstermek istiyorum. Hayvanların kendileriyle yaşadıkları ortamların birbirine tam uyumlu olduklarını gösteriyor. Bakın yapraklarla çekirgenin dokusunun aynı olması. Bulunduğu ortamda fark edilemeyecek, kendini gizleyebilecek gibi Allah yaratmış. Ortamı da canlıları da Allah'ın yarattığının delili.
ADNAN OKTAR: Bu çok garip, hakikaten tam uyumlu olmuş, maşaAllah, maşaAllah. Mehmet Talu Hocamızın konuşmaları hazırlanıyor, ama daha önceki konuşmalarını bir dinleyelim Mehmet Talu Hocamızın.
VTR: Mehmet Talu Hocaefendi Hazretleri, ahir zamanda olduğumuzu anlatıyor.
VTR: Mehmet Talu Hocaefendi Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s.)’ın şu an hayatta ve görev başında olduğunu söylüyor.
ADNAN OKTAR: Çok şahane oldu Hocamızın konuşması, Mehmet Talu Hocamızın konuşması. Efendilik, adap, nezaket; Cübbeli'ye bir cevabı var, internette yayınlandı. Hangi adresteydi o?
ALTUĞ BERKER:Facebook'ta, Ali Barış Uygur...
ADNAN OKTAR: O 8sütun mu ne, orada da varmış herhalde.
ALTUĞ BERKER:Haber5'de de çıkmış.
ADNAN OKTAR: Haber5'de de var. Tam Osmanlı terbiyesi, tam İslam terbiyesi ile çok çok nezaketli, güzel bir üslupla yazmış, Cübbeli'yi bitirmiş, maşaAllah. Allah ayağına dolandırıyor. Kendini çok uyanık zannediyor, ama muazzam hizmet veriyor. İmam-ı Rabbani'nin sözünü de çok güzel açıklamış. “Bazı alimlerin ilk çeyreğinden kasıt, 50'yi kastediyor, diyorlar, yani yarı kabul eden. Şimdi 32'deyiz, hala vakit var, diyor, bekliyorlar. Bu olabilir, bir yorumdur.” İlk çeyreğinden kasıt budur, diyor İmam-ı Rabbani'nin kastettiği anlam; yani böyle de yorumlanabilir, diyor, inşaAllah. Ki zaten öyle yorumlanmış ki; İmam-ı Rabbani'nin sözünü teyit eden bir durum var burada zaten, inşaAllah. Çünkü bizzat Cübbeli kendisi zaten Hz. Mehdi (a.s.)'ın hayatta olduğunu söylemiş. Mahmut Hocamız söylemiş; Mehmet Talu Hocamız söylüyor, ama bütün ulema ittifakla söylüyor; Bediüzzaman başta olmak üzere. Muhammed Raşid Erol Hazretleri mesela 1980 yılında: “Şu an genç, hayatta ve faaliyet halinde” diyor.
ALTUĞ BERKER:Evet.
ADNAN OKTAR: Çok net. Ha kim? Kimse kim, Allah biliyor, biz bilmiyoruz. Biz alametlere bakarız, inşaAllah. Evet Şeyhim, buyrun.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam, Japonya'dan son resimler vardı.
ADNAN OKTAR: Evet çok büyük felaket olmuş.
ALTUĞ BERKER:İkinci Dünya Savaşı görüntülerine benziyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Hayret, baksana evler kağıt gibi savrulmuş. İşte Hz. Mehdi (a.s.)'ın çıkış alameti denilen, Mehmet Talu Hocamızın da anlattığı olay bu, olaylar bunlar. Bakın anlatıyor; o anlattıktan sonra zuhur etti zaten, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bir de Fethullah Hocamızı da dinleyelim de kalbimiz inşirah bulsun, inşaAllah. Şahs-ı manevicilere cevap.
VTR: Fethullah Gülen Hocaefendi, Hazreti Mehdi (a.s.)’ı anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Beril Hocam, Kehf Suresi 30. Şeytandan Allah'a sığınıyoruz.
SUNUCU 3: Şeytan'dan Allah'a sığınırım. “Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlar ise; Biz gerçekten en güzel davranışta bulunanın ecrini kayba uğratmayız.”
ADNAN OKTAR: Evet. Kehf Suresi 31. ayet, muhterem Hoca Hanım'dan rica edelim, inşaAllah.
SUNUCU 1: “Onlar; altından ırmaklar akan Adn cennetleri onlarındır, orada altın bileziklerle süslenirler, hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler giyerler ve tahtlar üzerinde kurulup-dayanırlar. (Bu,) Ne güzel sevap ve ne güzel destek.”
ADNAN OKTAR:“Onlar; altından ırmaklar akan Adn cennetleri onlarındır, orada altın bileziklerle süslenirler, hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler giyerler” bakın evrimci hocalara cevap. O elbiseler de mi cennette evrimle meydana geldi, Allah yaratıyor. “…ve tahtlar üzerinde kurulup-dayanırlar. (Bu,) Ne güzel sevap ve ne güzel destek.” Evet, Şeyhimiz'e de Risale-i Nur'dan okutmak lazım. Var mı Risale-i Nur? Tamam, 62 ve 63 Enfal Suresi.
ALTUĞ BERKER: Şeytandan Allah'a sığınırım. “Onlar, seni aldatmak isterlerse, şüphesiz Allah sana yeter. O, seni yardımıyla ve mü'minlerle destekledi. Ve onların kalplerini uzlaştırdı. Sen, yeryüzündekilerin tümünü harcasaydın bile, onların kalplerini uzlaştıramazdın. Ama Allah, aralarını bulup onları uzlaştırdı. Çünkü O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak, şeytandan Allah'a sığınırım: “Onlar, seni aldatmak isterlerse, şüphesiz Allah sana yeter.” değil mi? Müslümanlar’ı, Hz. Mehdi (a.s.) çıkmayacak, İslam ahlakı dünyaya hakim olmayacak, İttihad-ı İslam olmayacak diye yanlış yönlendiriyor insanları. MaşaAllah, çok güzel yazılar gelmiş kardeşlerimizden. Evet, yine Cübbeli’den dinleyelim, devam edelim.
VTR: Cübbeli, Kıyametin eşiğinde olduğumuzu ve kendisinin, insanlar üzerindeki bu gafleti kaldırıp bu konuyu canlandıracağını söylüyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın en büyük düşmanlarının fıkıh alimleri olduğunu anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Mehdiyet güzellikle, sevgiyle, rahatlıkla hakim olacaktır; öyle dehşetle, panikle falan değil. Demokrasi neymiş, özgürlük neymiş, insanlık neymiş, onu görecek insanlar. Herkese sevgi, saygı, bereket, bolluk, neşe olacaktır. Tıp gelişecek, sanat gelişecek, güzellikler gelişecek, gençler neşeli olacaklar. Genç kızların yüzünde neşe olacak, pırıl pırıl olacaklar. Çok şık giyinecek insanlar. Zenginlik, bereket, bolluk, insanların yüzünde iman aydınlığı her yerde görülecek inşaAllah. Bu son derece kolayken, dünyayı karmakarışık hale getiriyorlar. Kaddafi gidiyor, orada bir dangallık yapıyor; bir başkası çıkıyor, başka münasebetsizlik yapıyor, zulmediyorlar Müslümanlar’a, inananlara zulmediyorlar. İnanmayanlara da zulmediyorlar, onlar da insan, inanmıyor olabilir, ona zulmetmek gerekmez ki. Mehdiyet iç huzuru, neşe, akıl, fikir, bilim, gerçekçilik, doğruyu aramak olacaktır, ama kıyamet de yakın. İlk defa dünyaya, dünya çapında bir hakimiyet, ilk defa bakın. Hiç olmamış derecede büyük, muhteşem bir hakimiyet olacak, ama hiç görülmemiş bir bozulma da onun arkasından geliyor. Çok büyük bir bozulma olacak onun arkasından da. Bu Cübbeliler, onlar hep kaderde olan şeyler. Allah onu kaderde çıkartmış, bakın adam nasıl Mehdiyet'e hizmet ediyor? Direnmesi, Mehdiyet’in gerçek olduğunu gösteriyor, yani gösterdiği panik normal değil. Kardeşim bu ne paniktir böyle? Niye bu kadar telaş ediyorsun? Her yüzyılda binlerce insan Mehdilik iddia etmiştir, her yüzyılda. Hiç kimse panik olmamıştır, ama Cübbeli, Aydın Doğan, Fatih Altaylı, oralar buralar, her yer ayağa kalktı, muazzam bir panik; “Hz. Mehdi (a.s.) gelmedi, Hz. Mehdi (a.s.) gelmedi.” Anladık kardeşim, sakin olun, gelmediyse gelmemiştir; sakin olun. Ama ben size bir şey söyleyeyim mi? Geldi Hz. Mehdi (a.s.). Gayet sakin olun ve yedi ceddiniz uğraşsa durduramazsınız Allah'ın izniyle, inşaAllah. Size huzur getirecek, barış getirecek, kardeşlik getirecek, neşe getirecek, sevinç getirecek, iç rahatlığı getirecek. Ne kadar boş bir şeyle uğraştığınızı anlayacaksınız. Kendi bereketinizi, kendi mutluluğunuzu engellemek için şeytanın sizi nasıl yönlendirdiğini göreceksiniz. Ve bir mucize meydana geliyor; şeytan Mehdiyet'i engellemek için bütün ordularıyla şu an ayakta. İnsanları kışkırtıyor, haberleri yok birçok insanın, ama durduramazlar.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim güzellik niye dursun, neşe niye dursun, sevinç niye dursun, doğru mu Şeyhim?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Çok doğru inşaAllah, Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR: Tabii. Mehmet Talu Hocamız, nur insandır. Bakın onda Allah Rahmani bir tecelli meydana getiriyor, ama Cübbeli şeytanın etkisine girmiş. Allah onu korusun, hidayet versin, aklını açsın. Rahmani insan nasıl belli oluyor? Melek gibi, gayet saygılı, efendi, nezaketli, tertemiz bir insan. Kimseye karşı öfkesi yok, husumeti yok, mütevazi ve ilim deryası, maşaAllah. Alim böyle olur, Allah alim gösterdi. Flash TV iyilik yapacaksa, sürekli Cübbeli’yi çıkarıp hurafelerle milletin başını ağrıtacağına, çıkartsın Mehmet Talu Hocamızı da gerçek ilim öğrensin insanlar; kaynağından. O kaynaklı konuşur, hurafeye de yanaşmaz, değil mi? Gerçek fıkıh alimi, kerem alimidir, muhteşemdir ilmi. Konuştur onu işte, o mübarek insanı, değil mi? Ne gerek Cübbeli'yi çıkarıyorsun, milletin vaktini alıyorsunuz? Buyur Şeyhim.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Bir yavru kedi gösterebilir miyim, inşaAllah?
Cüneyt Özdemir bugün Radikal'deki yazısında, “Ayhan Çakır'ın (O itirafta bulunan özel harekatçınınn) anlattığına dudak büken, önemli görmeyen kişiler olduğunu, halbuki bu itirafların büyük önem taşıdığını, ilk defa operasyonlara katılan bir özel harekat mensubunun bu suçları bizzat işlediğini” yazmış. “Eğer bu itirafların bir köşesinden tutarsanız, bir dönemin kirli siyasetine damgasını vurmuş, basiretsiz yöneticilerine ulaşıp, çıkıp hesap sorabilirsiniz. Susurluk çözülmeden Ergenekon'u çözemezsiniz. Büyük bir fırsat çıktı. Leoparın kuyruğunu tutan ve ucu nereye giderse gitsin bırakmayan, demokrasiye inancı tam, cesur bir savcı aranıyor.” demiş.
ADNAN OKTAR: Daha ne olsun, savcılarımız var. Destek olacaklar sadece savcılara.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Değil mi? İddia edilen Ergenekon terör örgütüyle mücadele ediyorlar, gayet güzel. Destek oldular mı, tamamdır, inşaAllah, Şeyhim dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam, gül resimleri gösterebilir miyim Hocam?
ADNAN OKTAR: Bakalım, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Güller tam altın oranlı dediğiniz gibi Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet. Çok çok güzel görünüşü, maşaAllah. Muhteşem, maşaAllah. Evet, zat-ı aliniz kapanış konuşmalarını yaparsa, istirham ediyorum.
SUNUCU BAYAN: Bizi yarın 22.00'dan itibaren A9 Tv, Kocaeli Tv, Aba Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo ve HarunYahya.Tv sitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Şeyhim, 3 ve 5 Enam Suresi.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam, şeytandan Allah'a sığınırım; “Göklerde ve yerde Allah O'dur. Gizlinizi ve açığınızı bilir; kazandıklarınızı da bilir. Kendilerine hak gelince, onu yalanladılar; fakat alaya aldıklarının haberleri onlara gelecektir.”
ADNAN OKTAR: Ebcedi 1412, maşaAllah. Hocamızdan yine istirham edelim. Hud Suresi 109.
ALTUĞ BERKER:Şeytandan Allah'a sığınırım; “Artık onların tapmakta oldukları şeyler konusunda, sakın kuşkuda olma. Daha önceleri, ataları nasıl tapıyor idiyseler, bunlar da ancak böyle tapıyorlar. Şüphesiz Biz, onların paylarını eksiltmeksizin onlara ödeyecek olanlarız.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şimdi Beril Hocam'a bir ayet okutalım, inşaAllah. Tevbe Suresi, 32 ve 33. ayetler, şeytandan Allah'a sığınıyoruz.
SUNUCU 3:Şeytandan Allah'a sığınırım; “ Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor. Müşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, birinci ayet 1423 tarihini veriyor ebcedi, ikincisi 1980 tarihini veriyor. Hep Hz. Mehdi (a.s.)’ın vakti, maşaAllah. Evet, 27. ayet.
ALTUĞ BERKER:Şeytandan Allah'a sığınırım; “Bunun ardından Allah, dilediği kimseden tevbesini kabul eder. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Tevbe Suresi, 27)
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Allah içimize ferahlık versin. Bütün milletimize güzellik, iyilik, hayırlar nasip etsin.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Allah daha geniş tebliğ imkanları nasip etsin.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Allah daha geniş anlatım imkanları nasip etsin, çok güzel günler göreceğiz, inşaAllah. Peki ne yapıyoruz?
ALTUĞ BERKER:A9 TV'den ve HarunYahya.TV'den devam ediyoruz, inşaAllah.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Sizden Gelen Güzellikler
Devamı ...