SUNUCU:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam A9 TV, Aksu TV, Gaziantep Olay TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.TV sitemizden canlı olarak yayınlanan “Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programımıza hoş geldiniz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR: Şeyhim siz bir şey anlatacaksınız galiba.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Kitabınızı tanıtabilir miyim Hocam, inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Tamam.
ALTUĞ BERKER: “Bal Arısı Mucizesi” kitabınız. Bir çok kez programlarımızda vdeolarını göstermiştik, inşaAllah. Bu kitapta da, Kuran’da bal arılarından nasıl bahsedildiği, insanlardan çok üstün olan özellikleri; örneğin petek inşaaları, birbirleri ile iletişimleri, vücut tasarımlarını ayrıntılı bir şekilde anlatıyorsunuz Hocam, inşaAllah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: A9’un ayarlanmasında sorun yok değil mi?
ALTUĞ BERKER:Yok Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Öyle bir sorun yaşayan kardeşimiz yoktur kardeşlerimizden.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Tamam. O zaman sorun; uydu sistemlerinin geliştirilmesi, yani herkesin evinde bir uydu sisteminin olması ve A9’un tavsiye edilmesi, çünkü A9 ile ilgili bunlar daha deneme yayınları, asıl yayına geçmedik. Asıl yayında çok fazla sürpriz çalışmalarımız var, güzel çalışmalarımız var. Dışarıda, arabada, dışarıda bir kahvede, sohbet alanında bir yerde yahut çarşıda, pazarda pratik, halkla konuşurken çok fazla yayınımız olacak, ama tabii A9’un iyice tanınmasının üzerinde duruyoruz. 35 milyon bizim için çok çok düşük bir sayı, çok çok daha üzerinde olması lazım, inşaAllah. Leyla Aytemur’dan yine yazılar bekliyoruz, inşaAllah. Güzel yazısı, inşaAllah.
Biraz ledün ilminden bahsedelim. İlmi ledün; Kuran’da ledün ilmi gizlenmiştir, bir çok yerde vardır, fakat dikkatlice bakıldığında, dikkatli gözlerin görebileceği gibidir. Mesela 6. Surenin 76. ayetinde diyor ki Hz. İbrahim (a.s.): “Gece, üstünü örtüp bürüyünce bir yıldız görmüş ve demişti ki: ‘Bu benim Rabbimdir.’ Fakat (yıldız) kaybolunca: ‘Ben kaybolup-gidenleri sevmem’ demişti.”halka hitaben. Mesela bu bir ledün ilmidir. Normalde yıldıza Rab olarak inanmaz Hz. İbrahim (a.s.), ama bir ledün ilmi olarak yapıyor bunu. Ne diyor? “’Ben kaybolup-gidenleri sevmem’ demişti.” Önce putu kabul ediyor gibi gösteriyor, ama sonra putu aşağılıyor, putun gerçek değerini açıklıyor, değil mi? Yıldız; put. Önce yıldıza tabiymiş gibi gösteriyor, ama sonra yıldızı aşağılıyor ve gerçek yönünü gösteriyor. Aşağılıyor derken tabii hakaret etmiyor; gerçek yönünü akılcı olarak izah ediyor. “Ardından Ay'ı, (etrafa aydınlık saçarak) doğar görünce: ‘Bu benim Rabbim’ demiş, fakat o da kaybolunca: ‘Andolsun’ demişti, ‘Eğer Rabbim beni doğru yola erdirmezse gerçekten sapmışlar topluluğundan olurum.’” Yani duanın nasıl olması gerektiğini anlatıyor, bakın; “’Eğer Rabbim beni doğru yola erdirmezse gerçekten sapmışlar topluluğundan olurum.’” Müslüman’ın böyle dua etmesi gerektiğini gösteriyor. “Sonra Güneş’i (etrafa ışıklar saçarak) doğar görünce: ‘İşte bu benim Rabbim, bu en büyük’ demişti. Ama o da kaybolunca, kavmine demişti ki;” bak kavmine “’Ey kavmim, doğrusu ben sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım.’” Ben puta tapmam, diyor. Ama başta puta en büyük diyor, değil mi? Ama sonra ne diyor? “Ey kavmim, doğrusu ben sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım.” diyor, putu yerle bir ediyor. "Gerçek şu ki, ben bir muvahhid olarak,”tevhid dinini savunan olarak, tek Allah’ı savunan olarak; demek ki Hz. İbrahim (a.s.) neymiş? Muhavvid; tek Allah’a inanıyor. “Muvahhid olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ve ben müşriklerden değilim." Ben şirk koşmam, diyor. Şimdi ikinci bir ledün ilmi; bazı kafası tıkanıklara faydası olur diye anlatıyorum, çünkü açılmıyor kafaları, inşaAllah. “’Hayır’ dedi. ‘Sizin Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir, onları Kendisi yaratmıştır ve ben de buna şehadet edenlerdenim.’” Ben de şahidim, diyor. Müşriklere bunu açıklıyor, 21. Sure 57. ayette sonra diyor ki; “’Andolsun Allah'a, sizler arkanızı dönüp gittikten sonra,’” bakın, siz varken değil; siz arkanızı dönüp gittikten sonra. “’Ben sizin putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım.’” İlmi ledün. “Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere,” bakın büyüğü ellemiyor. “Onları paramparça etti; belki ona başvururlar diye.” Bu nedir? Bu da ledün ilmi. “Dediler ki: ‘Ey İbrahim, bunu ilahlarımıza sen mi yaptın?’” Putlarımıza sen mi bunu yaptın, diyorlar. “’Hayır’ dedi.” O yapmıyor mu?
ALTUĞ BERKER:O yapıyor.
ADNAN OKTAR:Cevap; “Hayır.” Yalan mı söylüyor? Onlara göre yalan. Bu, maslahat işte; yalan söylemiyor, doğru söylüyor, doğru hareket ediyor, maslahattır bu. Normalde yapan o, ama “hayır” diyor; ledün ilminin bir gereğidir bu, “’hayır’ dedi. “Bu yapmıştır,’”diyor, büyük putu gösteriyor. “’Bu onların büyükleridir; eğer konuşabiliyorsa, siz onlara sorun.’” diyor; bu da ledün ilmidir, değil mi? “Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da; "Gerçek şu ki, zalim olanlar sizlersiniz (biziz)’ dediler.” Kendilerinin olduğunu söylüyorlar. Tıkanık bazı kafalara anlatıyoruz ara ara, ama pek anlamıyorlar. Anlayıncaya kadar yine anlatacağız, , inşaAllah. Şeyhim, mürşidim buyrun.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Ali Bulaç Hocamız’ın bir yazısı vardı bugün Zaman’da. Şöyle diyor; Batı’nın Libya’da başlattığı operasyonların birkaç amacı olduğunu; bir yandan silah stoklarını tüketirken, bir yandan bunun faturasını Libya yönetiminin önüne koyacaklarını ve petrol kaynaklarını güvence altına aldıktan sonra ülkeyi ikiye bölmeyi planladıklarını, yazmış. Her iki bölgeye de kendileriyle uyumlu birer yönetim getireceklerini, böylece Afrika’yı Kuzey’den kendi kontrolleri altına almaya başlayacaklarını, ardından ise Suriye ve İran’ın geleceğini, söylemiş. Tüm bunların amacının ise, İslam dünyasında post modern bir sömürge imparatorluğu kurmak var, demiş.
ADNAN OKTAR:Ama İttihad-ı İslam’a da gerek yok, Hz. Mehdi (a.s.) zaten yok, değil mi? Hz. Mehdi (a.s.) da hayal, İttihad-ı İslam da yok, sadece böyle analizler yapmak olmaz. Yani felaket tellallığı yapıp, arkasından açıklama yapılmazsa olmaz. Bunu anlatacağına Ali Bulaç Ağabeyimiz; ellerinden öperim çok büyük alimdir, bunu söyleyeceğine İttihad-ı İslam’dan bahsetsene. Sürekli felaketi anlatıyorlar; şu felaket var, bu felaket var. Bu ne fayda sağlayacak? Arkasından İran’ı yiyecekler, şurayı parçalayacaklar, şurayı bölecekler, asıyorlar kesiyorlar; tamam anladık, çözüm? Çözüm; şahs-ı manevi. Şahs-ı manevi değil, şahs-ı manevi adamı böyle yapar işte, değil mi? Bu işi gevrek adamlara bırakmak doğru değil. İttihad-ı İslam olsaydı, konu kökten bitmiş olacaktı. Habire felaketin boyutlarını anlatıyorlar; şöyle asıyorlar, böyle kesiyorlar, dövdüler, kafamızı yardılar, akan kanlar çağıldadı, deniz oldu artık. Tamam biliyoruz, çözüm? Aynı Cübbeli ağzı. Biz, Zaman Gazetesi’nde İttihad-ı İslam’ı duyalım, Türk-İslam birliğini duyalım, Türk devletleri birleşsin, İslam ülkeleri birleşsinler. NATO gibi büyük bir güç oluştursunlar. Cübbeli, felaket tellalı gibi o da, anlatıyor anlatıyor, çözüm? Çözüme gelince çıt yok. Ali Bulaç da anlatıyor anlatıyor, sosyolojik analizler yapıyor, çözüm? Yok. Hiç Zaman Gazetesi’nden duydun mu sen, Türk İslam Birliği olsun, İttihad-ı İslam olsun? Yahu gürül gürül söylesenize kardeşim, bir şey yok. Avrupa Birliği suç mu? Avrupa Birliği’ni konuşuyorsunuz, suç değil. İslam aleminin birleşmesi de suç değil. Hristiyanların birleşmesinde suç yoksa, İslam aleminin birleşmesinde de suç yoktur. Ne var onda? NATO’nun birleşmesi suç mu? NATO birleşmiş, suç olmamış. İslam ülkeleri de birleşsin, bir NATO kursunlar, suç mu bu? Değil. Ağızlarına alamıyorlar kardeşim, hep felaketi anlatıyorlar. Bir defa da ağızlarından hayır çıksın, güzellik çıksın. İttihad-ı İslam çıksın, Türk-İslam Birliği çıksın. Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsedin, değil mi? Var güçleriyle anti-Mehdi. Amerika şöyle hain, siyonistler şöyle, şunlar böyle, Fransa bombardıman etti, yaktı-yıktı gidiyor, sıradan gidecekler, İran’ı da yakacaklar; ne kadar mükemmel yazı yazmış, diyor. Çözüm? Tek kelime, dilinize mi yapışır? Desene Türk İslam Birliği, diye. Belki Ağabeyimize karşı böyle bir üslup yakışık almıyor ama başka da nasıl anlatayım, bilmiyorum ki. İlmi, irfanı muazzam, çok mütevazı, mazlum, çok saygıdeğer bir insan. Çok etkileyici bir üslubu var, oradaki konuşması herkes tarafından izleniyor. Yaz gitsin, ne güzel. Ne diyorsun Berker’im?
ALTUĞ BERKER: Çok haklısınız Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:Libya operasyonlarında ölenlerin sayısı 100’e yaklaşmış Hocam. Amerika operasyonlarda sivillerin de öldüğünü kabul etmiş. Ayrıca Libya’daki harekata katılan uçakların komuta üssünün İzmir olacağı ve tüm yetkinin NATO’ya geçeceği kesinlik kazanmış.
ADNAN OKTAR:İşte Türk İslam Birliği olmazsa; Cübbeli tarzlı hocalarla ortada ne şevk kalıyor, ne heyecan kalıyor, ne birleşme azmi kalıyor, ne ittifak düşüncesi kalıyor. Onların tahrip ettiklerini düzeltmekle biz uğraşıyoruz. Ali Bulaç Ağabeyimiz de, böyle insanların beynini uyuşturan bir konuşma yapıyor. Müslümanların zaten bir kısmında korkaklık hakim. “Ödlek korkak biri olduk” diyor Cübbeli, adamları daha da korkutacak bir üslup kullanıyor. Cesareti anlatsana, delikanlı bir üslup kullansana. Müslümanların birleşmesi çok kolaydır, de. Şefkati, merhameti, sevgiyi dünyaya öğretelim, de. Müslümanlar birleşip milleti asıp kesecek değil ki; sevgiyi öğretecek, barışı, kardeşliği öğretecekler. Biz, silahlansınlar, milleti doğrasınlar demiyoruz. Birleşsinler sevgiyi öğretsinler, diyoruz. Devletlerin rejimine de saygımız var, üniter yapılarına da saygımız var. Biz, bozulsun da demiyoruz, bir şey de dediğimiz yok. Avrupa Birliği nasılsa, İslam alemi de öyle birleşsin, diyoruz bu kadar. İnsan telkine açık bir varlıktır. Din telkinle kaimdir. Israrlı telkinle kaim olur, güçlenir. Telkin çok hayati bir konudur. Her gün gazetelerin halkı, milletimizi bu telkinle Türk İslam Birliği’ne yönlendirmesi gerekiyor. Ödleri kopuyor kardeşim bir kısmının, ağızlarına alamıyorlar. Amerika’nın sonuna kadar haklı olacağı bir zemin meydana getiriyorlar adamlar; kendi kafalarına göre. Adam; halk katlediliyor, ben halkı kurtarmak için onları bombalıyorum diyor, kimse de bir şey diyemiyor. Türk İslam Birliği olmuş olsa, Müslümanların başındaki insan üç kelimeyle konuyu yatıştırır, üç kelime ile. Türk-İslam Birliği olunca zannediyor ki; millet palalarla böyle ortaya çıkacak, milyonlarca insan kılıçtan geçirilecek, öyle bir şey yoktur. Türk İslam Birliği’nde manevi bir otorite vardır, manevi bir sevgi bağı vardır. Bir mürşit olur başta, büyük bir alim, değerli bir insan, yani Hz. Mehdi (a.s.). Mesela Libya’da bir durum var; üç kelime bir şey söyler, konu kapanır. Hz. Mehdi (a.s.) sözleriyle etkili oluyor, Hz. Mehdi (a.s.)’ın silahı sözleridir. Hz. Mehdi (a.s.)’ın ağzından çıkan kelimeler silahtır. Dört kelime, beş kelime, on kelimeyle bitirir konuyu Hz. Mehdi (a.s.). Anti-Mehdi olmak, Hz. Mehdi (a.s.) karşıtı olmak kahramanlık gibi gösterilmeye başlandı. Mesela Cübbeli öyle kurnaz ki; Mahmut Hocamız’ı haşa böyle put haline getirdi; kendi düşüncesine göre, 32 sene sonra müceddid ilan etti. Dedi ki; müceddidler yüzyıl başında ilan ediliyor. Sen ne yaptın? Fark etmez, biz 32 sene sonra ilan ederiz, dedi. Tamam, güzel, ilan ettin, kabul eden var mı? Ben kabul ediyorum, sen de kabul ediyorsun, başka kabul eden var mı? Cemaatteki bir avuç kişinin dışında kabul eden yok. Ama şimdi bak, ne yapıyor adam? Kurnazlık yapıyor. Diyor ki; Mahmut Hocamız’ın müceddidliğini kabul etmeyip, Hz. Mehdi (a.s.)’ı bekliyorsanız, hainlik yapıyorsunuz” diyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesini, zuhurunu imkansız hale getirmek için, çok kurnaz bir put inancı meydana getirdi şimdi. Mesela Mehmet Talu Hocamız’a soruyor, diyor ki; sen Hz. Mehdi (a.s.) hayattadır diyorsun, değil mi, diyor. Evet, dedim. Sen de dedin, diyor. Ama ben Mahmut Hocamız’ı müceddid ilan ettim, şimdi ne yapacaksın, diyor. Çünkü Hz. Mehdi (a.s.) varsa müceddid de kalkmış oluyor. Sen dünya çapında müceddid olmasının kalkmasını mı istiyorsun da Hz. Mehdi (a.s.)’ı devreye sokuyorsun, diyor. Sen de Hz. Mehdi (a.s.) karşıtı ol ki, en azından yüzyıllar sonra gelecek de ki, bu konu devam etsin, diyor. Mesela bu bir kurnazlık, bir oyun ve bu oyunu tuttu kendince, kısmen ve çok ustaca kullanıyor şimdi bunu. Mesela yeni bir atak türü geliştirdi; Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsettin mi, sen Mahmut Hoca’ya mı karşısın o zaman, diyor. Hz. Mehdi (a.s.) gelecek dediğine göre, zuhur edecek, hayatta dediğine göre, onun müceddidliğini sen hükmen ortadan kaldırmış oluyorsun. Sen ne yapıyorsun, diyor. Adam diyor ki; haşa, ben öyle hainlik yapar mıyım? Tabii ki Hz. Mehdi (a.s.) yüzyıllar sonra gelsin, ben istemem şu anda gelmesini. Tabii ki Mahmut Hocamız en büyük müceddidtir, diyor. Buyurun, adam neticeyi almış oluyor. Mahmut Hoca’nın öyle bir talebi yok. Sen, her yüzyılın başında, diyorsun. Her yüzyılın başında çıkan bir müceddid göstersene bana. Mesela de ki; 1400’e kadar çıkan müceddidler şunlardır, hepsi de yüzyılın başında çıkmıştır, de bir görelim. Öyle bir şey yok. Esip savuruyor, doğru değil söyledikleri, dinleyen de inanıyor. O bıyıklı amca da oturup; ne güzel konuştun diyor, dinliyor o da. Dinleyenler de gerçek var zannediyorlar. Ona sormuyor; niye sen 32 yıl sonra ilan ettin, demiyor. Hindistan’da gariban birçok insan var, öğrenciler. Onları buraya getirdiler, yedirdiler, içirdiler, otelde ağırladılar birkaç defa, nezaketen tabii ki sorsan; müceddid kim desen, Mahmut Hoca, derler. İnsan misafir olduğu evin sahibi varken, kime müceddid desin, ne desin yani? Ama Pakistan’a gidersen, başkasına müceddid diyorlar. Nur talebelerine sorsan, bambaşka birisidir müceddid. Süleymanlı kardeşlerime sorsan, bir başkasıdır. Muhammed Raşit Erol Hocamız’ın talebelerine soruyoruz, bir başkası. Mesela Kadiriler’e soruyoruz, bir başkası. Fas’ın müceddidleri ayrı, Tunus’un ayrı. Bir tane iki tane de değil, mesela Fas’ta dünya çapında müceddidler, dünyadaki en büyük müceddidler en az 20 tane çıkar, sırf Faslı. Tunus’ta en az 20 tane çıkar. Türkiye’de de var. Şimdi Cübbeli, onlardan biri haline getirdi Mahmut Hocamız’ı. Mübareğin bir talebi de yok, kendi halinde bir insan. Köşeye sıkıştı, köşeye sıkışınca, bu yüzyılın müceddidi nerde dedik, ne yapacağını şaşırdı, en sonunda Mahmut Hoca’dır, dedi. Nereden anlıyorsun, dedik. O zaman da, bakın şahitler var, dedi. 100-150 kişiye imzalatmış, şöyle bir şey yaptırmış; ispat ettim gitti, ben yaptım oldu, diyor. Sen yaptın oldu da, ben kabul ediyorum, Hocam da kabul ediyor, ama başka kabul eden yok işte. Bir tek talebeleri kabul ediyor, o kadar. Ve bu yöntemle Mehdiyet’e karşı bir blokaj oluşturdu. Şimdi Mahmut Hoca’nın cemaatinde kim; ben Hz. Mehdi (a.s.)’ı bekliyorum, Hz. Mehdi (a.s.) hayattadır dese, vay hain sen o zaman Mahmut Hocamız’ın müceddidliğini inkar etmiş oluyorsun, diyecekler. Yani bir atışla yirmi yeri birden yakalamış oluyor. Gerçi o kadar ince düşünerek yapmıyor, ama ona Allahualem şeytan yardım ediyor, haberi yok.
Tolga kardeşimiz: “Hocam masonlar niye geliyorlar?” diyor kardeşimiz Tolga Tat. Gerçi Tat diye bir soyadı yoktur da, neyse. Masonlar; Peygamberimiz (s.a.v.) o devirde masonlara tebliğ yaptı mı? Yaptı. Hz. Musa (a.s.) o devrin masonu olan firavuna tebliğ yaptı mı? Oradaki bütün ekibine yaptı mı? Hepsi masondular. Nemrut da masondu; Nemrut harabelerine gidip baksınlar, bütün masonik semboller var. Firavunun sarayının bütün her yeri mason sembolleriyle kaplıdır; o da masondu. Hz. İbrahim (a.s.), nemrut mason olduğu halde gitti ona tebliğ yaptı. Hz. Musa (a.s.), firavun mason olduğu halde; ki üstad masondu, ona da tebliğ yaptı. Peygamberimiz (s.a.v.) de devrindeki masonlara tebliğ yaptı. Biz ne yapıyoruz? Biz de devrimizdeki masonlara tebliğ yapıyoruz ve elhamdülillah netice alıyoruz. Adamlar namaz kılıyorlar, Kuran’a hayran oluyorlar. Tolga, sen kahvehane de kağıt oynarken, biz işte bu çalışmaları yapıyoruz, inşaAllah. Oradan da, kahvehaneden camiye.
ALTUĞ BERKER:İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman; Batılı güçlerin İran ve Suriye’nin, Libya’dan daha tehlikeli olduğunu belirterek, Batı’nın Libya’ya saldırdığı gibi Suriye ve İran’a da saldırması gerektiği şeklinde Batı’yı savaşa tahrik eden konuşmalar yapıyormuş, Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, kardeşim işte Türk İslam Birliği olmazsa, her yerden olay patlak verir, her yönüyle. Adam, korkak ödlek olduk diyor, adamlara telkin veriyor. Müslümanları korkak ve ödlek olmaya itiyor ve teşvik ediyor. Ben ödleğim diyor, korkak olduğunu söylüyor, siz de öylesiniz, hepimiz böyle olduk, diyor. Ben yanlış mı duydum? Öyle söylemiyor mu?
ALTUĞ BERKER:Aynısı Hocam.
ADNAN OKTAR:Tamam. Yapılan telkin bu. Hz. Mehdi (a.s.) da çıkmayacak, 570 yıl var. Küfür de böyle hakim olur, rahat olun diyor, o kadar. İttihad-ı İslam’dan da bahsedemem diyor, çünkü İttihad-ı İslam’dan bahsetmesi demek, eşittir Mehdiyet, aynı şey. Ağzına alamıyor İttihad-ı İslam’ı, Türk İslam Birliği’ni, adamlar da ağzının içine bakıyorlar. Anlaşılmayacak bir yön yok, burada çok acayip bir durum var. Şeyhim ne yapalım?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Yahudilerin ibadetini anlatan bir film var Hocam.
ADNAN OKTAR:Bakalım. Evet güzel, inşaAllah. Biz de onların tabii tam Muhammedi olmalarını istiyoruz, inşaAllah.
Fatih: “Selamun Aleykum Hocam. Nasılsınız?” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Değerli Hocam, sizi dikkatle her gün severek takip ediyoruz. İsmim Fatih Ayhan, Karabük’ten yazıyorum. Arz etmek istediğim” diyor. Yok, Hz. Mehdi (a.s.)’da kan yok. Hz. Mehdi (a.s.)’da sadece sevgi, şefkat ve merhamet vardır, Mehdiyet’te. Allah’ın böyle bir imkan vermiş olması da çok büyük bir nimet. Ahir zamanın bu kadar neşeli, bu kadar hoş olması da çok büyük bir nimet. Allah üzerimizden öyle bir yükümlülüğü kaldırmış, ne güzel, değil mi? İnşaAllah. Zorlukları kaldırmış, bize huzurlu, güzel bir ortam vermiş.
Cübbeli’den biraz dinleyelim de, oradan analizler yaparız, inşaAllah.
VTR: Cübbeli, Ehl-i Sünnet’in tüm kaynaklarında, Hz. İsa (a.s.)’ın nuzulünün mütevatir hadislerle sabit olduğunu anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Bakın Cübbeli’nin Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatışı mükemmel. Bir kere çok güzel deliller veriyor, dinleyenlerin kaçacak bir tavırları kalmıyor. İkincisi; vurgular mükemmel, çok güzel aşkla, şevkle anlatıyor. Şu an anlatır mı? Anlatmaz. Bu da bir kere anlatıp, dinleyip, geçilecek konular değil, ben bunları ezberleteceğim, Allah’ın izniyle. Su gibi ezberleyecek insanlar, Cenab-ı Allah’ın izniyle. Cübbeli’nin kendisi de ezberleyecek, arkadaşlarına da ezberlettireceğiz. Mesela şu Hz Mehdi (a.s.) konusu ile ilgili Kütüb-ü Sitte’den doğru söylemeyen tiplere mükemmel cevap veriyor, bayağı güzel. Kıraati çok güzel. Ben, farkında olmadan şeytana uyduğu yerlerde onu uyarıyorum. İslam’a zarar verdiği yerlerden uzaklaştırıyorum. Yani elektrik gibi; kimini yakıyor, ama kimini de aydınlatıyor. Ben yakan kısmını durdurtuyorum, zarar veren kısmını durdurtuyorum. Faydalı, aydınlatan kısmını açıyorum. Cübbeli benden daha çok konuşuyor dikkat ederseniz. Mükemmel anlatıyor, çünkü benim anlatacağım şeyleri anlatıyor. Ben anlatacağıma ona anlattırıyorum, ama bakın işin ilginç yanı, ciğeri yanıyordur şu an. Asla duyulmasını istemediği şeyler şu an, anlattıkları. Mesela Mehmet Talu Hocamız, bir gerçeği açıkladı, bizim hiç bilmediğimiz bir şeyi açıkladı. Meğer adam, Hz. Mehdi (a.s.)’ı zaten geldi diye herkese, her yerde anlatıyormuş; yıllardan beri, onlarca yıldan beri anlatıyormuş ve yaş takibi varmış. Mesela bakın; “şu an Hz. Mehdi (a.s.) 30 yaşında” diyor. Kerata hani gelmemişti, hani yoktu, hani 570 seneydi. Allah razı olsun Mehmet Talu Hocamız’dan, onu duymuş olduk. Şimdi çok kıymetli bir konuşma olduğu için, Allah kafasına dolandırdı. O konuşmalar çok hayati olduğu için, çok gündemde tutacağız. “Efendim suistimal ediyorlar”, bilmem ne diyor. Suistimal olur mu? Hakkı anlatıyoruz işte. Bir alim, bir hoca veyahut Peygamberimiz (s.a.v.) hakkı bildirdiğinde, bizim onu anlatmamız suistimal olur mu? “Hz. Mehdi (a.s.) ile müjdelenin” diyor, suistimal mi bu, bunu anlatmak? Sen; “Hz. Mehdi (a.s.) çıktı, 30 yaşında şu an” diyorsun. Bunu anlatmak suistimal mi? Hocamız da; “ben bir rüyet gördüm, bir görüntü gördüm, olağanüstü bir hal oldu, bir rüya-ı sadıka gördüm ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıktığı bana söylendi” diyor. Bunu biz niye gizleyelim astronot? Niye gizleyelim? Bunu suç gibi gösteriyor, “aman sakın söyleme” diyor astronot efendi. Yayınlayın, dinleyelim.
VTR: Mehmet Talu Hocaefendi, 1999 yılında Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili gördüğü rüyasını ve Cübbeli’nin kendisine Hz. Mehdi (a.s.) 30 yaşında olduğundan söz ettiğini anlatıyor.
ADNAN OKTAR:İşte bu kadar. Şimdi bu suistimal değil bu, bu ilmi bir gerçeğin ortaya konulması. Demek ki, Hz. Mehdi (a.s.)’ın geldiğinden adın gibi eminsin. Hz. Mehdi (a.s.) deyince, illa şahısa kafayı bağlamamak lazım; ben İttihad-ı İslam’ı kastediyorum, Türk İslam Birliği’ni. Kim olursa olsun; Hasan, Hüseyin, Mehmet, Ahmet, bir şahıs. Bana deseler ki; bu Hz. Mehdi (a.s.)’dır, söz bir Allah bir, ayakkabısının altını öpeceğim, peşinden gideceğim. Bu şahsın özelliği; İttihad-ı İslam’a vesile olan insan olması, Türk-İslam Birliği’ni sağlaması, dünyaya barışı, kardeşliği, adaleti getirmesi, o kadar. Yoksa şahsı; bütün insanlar etten kemikten, Allah’ın gariban kulu insanlar. Hz. Mehdi (a.s.) dediğimiz de, Allah’ın zavallı bir kulu, gariban bir kulu Allah’ın. Allah’ın yarattığı bir insan, haşa İlahi bir vasfı yok. İlah değil, Allah’ın kuludur. Allah onda tecelli ediyor, Allah onu vesile ediyor. Nasıl kolumuzu vesile ediyorsa, nasıl ayağımızı vesile ediyorsa, nasıl elektrik düğmesini elektriğin yanmasına vesile ediyorsa, Hz. Mehdi (a.s.)’ı da vesile ediyor işte. Hz. Mehdi (a.s.)’ın üstünde durmamın nedeni, Türk İslam Birliği’dir. Türk İslam Birliği ne sağlıyor? Kanı durduruyor kanı, dünyadaki bu zulmü durduruyor o yüzden, olay bu. Adamlar zulmü durdurma peşinde değil, biz korkağız, ödleğiz, diyor adam. Ödleklik propagandası yapıyor. Ben de diyorum ki; “ben delikanlıyım, bir tek Allah’tan korkuyorum” diyorum. Aradaki fark bu, konu bu.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam.
VTR: Cübbeli, zorluklara karşı dayanıksız olduğunu şöyle anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Bakın, Hz. Mehdi (a.s)’ı kan dökücü bir zalim gibi gösteriyor ve bütün dinleyenlere de hepsinin ödlek ve korkak olduğunu telkin ediyor. İnsan telkine açık bir varlıktır, adama ödlek ve korkak olduğunu inandırırsan, adam inanır ödlek ve korkak olduğuna. Ne yaptığından, ne konuştuğundan haberi yok. Bozuk, en bozuk olanın kendisi olduğunu ve dolayısıyla onların da bozuk olduğunu söylüyor. Bir de şehitliği garanti gibi anlatıyor, yani küfür saldırınca garanti şehit oluruz diyor. Sen küfre karşı hiçbir şey yapmayacaksın, ilmi mücadele yapmayacaksın, sevgiyle, şefkatle Kuran’ın gerçeklerine karşı koymayacaksın, Malta’larda gezeceksin, sonra da şehit olacaksın; garantiye almış gibi. Mesela insanları açlıkla tehdit ediyor, aç kalırsanız siz dininizi imanınızı haşa bırakırsınız telkinini veriyor. Yani her şeyi yapabilirsiniz telkini veriyor ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebesi olamayacaklarını, dolayısıyla İttihad-ı İslam’ın olamayacağını, Türk İslam Birliği’nin olamayacağını onlara empoze ediyor. Bu durumda oradaki insanların kendilerine güveni kalır mı? Mesela diyor ki; bu millet ekmeği buldu mu, vatan, millet, din, iman hiç bir şey beklemez, gibi bir üslup kullanıyor. Bütün mesele ekmeği bulmasında diyor, yani yiyecek karşılığında çok şey yapar bu millet; bir de bu millet diye, benim necip milletime hitaba bakın. Çanakkale’deki insanlarımız aç kaldılar, perişan oldular, yeri göğü birbirine kattılar. Küfür onlara ekmek de teklif etti, yiyecek de teklif etti, ama onlar vatan, millet, bayrak, din, iman dediler. İşgal güçleri; her türlü imkanı sağlayalım size, dediler. Asla kabul etmediler. Komünizme de bu millet var gücüyle karşı koydu. Komünistler onlara iş, ekmek, yiyecek, her türlü güvenceyi sağlamışlardı; kendi kafalarına göre, ama millet asla kabul etmedi. Bizim milletimiz için din, mukaddesat her şeyin üzerindedir. Açlıktan öleceğini bilse, yine dinini bırakmaz. Ama bakın ne diyor; bu millet aç kaldı mı yapmayacağı yok, diyor. Ben yanlış mı duydum?
ALTUĞ BERKER: Doğru Hocam.
ADNAN OKTAR: Tabii. Bakın, bu telkinlere bakın, bir de bizim anlattıklarımıza bakın. Bende diyorum ki; benim milletim yiğittir, delikanlı ve cesurdur, bunu tarihte de göstertmiştir, geçmişte de göstertmiştir, şimdi de göstertmeye hazırdır. Şefkatle, sevgiyle, muhabbetle, ilimle, bilimle, sanatla İslam’ı dünyaya hakim edelim diyorum.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İttihad-ı İslam’dan bahsedelim diyorum, felaket tellallığını bırakalım. Gece gündüz şöyle kestiler, böyle astılar, şöyle sürünüyoruz, bunları bırakın, çözümün üzerinde durun diyorum. Yanlışsa bana söylesinler.
ALTUĞ BERKER: Doğru Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet
ALTUĞ BERKER: CubbeliAnlatıyor.Com diye bir internet sitesi var Hocam, gönüllülerin hazırladığı.
ADNAN OKTAR:CubbeliAnlatıyor.Com? Anlatsın, güzel, de faydalı şeyler anlatsın.
ALTUĞ BERKER: Eskiden Hz. Mehdi (a.s) hakkında anlattığı doğru şeyler, Kıyamet alametlerinin gerçekleştiğine dair.
ADNAN OKTAR: Güzel, yani Cübbeli’nin faydalı konuşmaları, fakat şu an hiç konuşmak istemediği konuşmaları herhalde.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Çünkü şu an hiç konuşmuyor. Şu an cinsel bilgiler ansiklopedisi hazırlamakla meşgul Hazret. 2. cildini çıkartmış, herhalde 3.ve 4. ciltlerde yolda. Berker’im seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Sizin söylediğinizin bir başka şeklini Sayın Dışişleri Bakanı Davutoğlu söylemiş.
ADNAN OKTAR: Ne diyor?
ALTUĞ BERKER: “Türkler edilgen olmaz’” demiş.
ADNAN OKTAR: Nasıl?
ALTUĞ BERKER: Tarihte bir kere özne olmuş milletlerin, hiçbir zaman tarihin nesnesi yapılamayacağını söylemiş. “Türkler de tarihte yaptıkları büyük tecrübeleriyle bütün Asya ve Avrasya coğrafyasını kateden, o bütün birikimleriyle, tarihte nesne yapılabilecek, tarihin edilgen unsuru yapılabilecek bir topluluk değildir. Hiçbir zaman biz tarihin edilgen unsuru olmadık, olmayacağız da” demiş.
ADNAN OKTAR: Çok büyük olaylar olmuş. İstanbul Türk Ocakları’nın kuruluşunun 100. yılı, haydi bakalım hayırlı uğurlu olsun. Kutlama etkinlikleri kapsamında Ali Emir Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Büyük Türkiye’ye Doğru’’ bak bunlar çok güzel sözler. “Büyük Türkiye’ye Doğru” konulu sempozyumda konuşan Davutoğlu, Türk Ocakları Balkan Savaşı döneminde ayrıştırıcı mücadeleye karşı Türk Milleti’ni bütünleştirmeye çalışanlarca kurulduğunu ve bunun üzerinden 100 yıl geçtiğini belirtti. Artık hep beraber 100 yılın muhasebesini yaparak, gelecek 100 yıla milletlimizi hazırlamak zorundayız.” Evet, helal olsun Dışişleri Bakanımıza.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah
ADNAN OKTAR: Bir de millet beni Cübbeli’yi sırf eleştiriyorum zannediyor. Kardeşim Cübbeli’nin anlattığının doğru ve güzel yönlerini biz sürekli anlatıyoruz.
ALTUĞ BERKER: Evet
ADNAN OKTAR: Mükemmel anlatıyor, onun için anlattırıyoruz, inşaAllah. Ama anormal yönlerini de anlatıyorum işte, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Uyuya kalan çocuklarla ilgili resimler var Hocam
ADNAN OKTAR: Bakayım. Köpekle beraber derin uykuda, ah yerim ben onu yerim. Yazık çocuklara bunlar böyle. Ancak oraya kadar yetişebilmiş. Şeyhim söyle bir şeyler anlatayım, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Mehdiyet ile ilgili hadis okuyabilirim Hocam arzu ederseniz?
ADNAN OKTAR: Tamam.
ALTUĞ BERKER: Hz. Mehdi (a.s.)’ın, aynı Hz. Davud (a.s.) gibi Vehbi ilime sahip olacağını ve Allah’ın ilhamıyla hükmedeceğini Peygamber Efendimiz (s.a.v) bildirmiş. Şöyle: “Kaim Ali Muhammed (s.a.v), Hz. Mehdi (a.s) kıyam ettiğinde aynı Hz. Davud (a.s.) gibi yani batın hesabıyla gereğine uygun hükmedecek, şahide gerek duymadan hükmedecek, Allah hükmü ona ilham edecek ve o da İlahi ilhama göre hükmedecek.’’
ADNAN OKTAR: Evet, Sait Yılmaz, Sait bu sözüm sana, deminki anlattığımı anladın, değil mi? İnşaAllah. Fatih kardeşimiz yazmış, Azerbaycan’dan İlkin yazmış. Muhammed kardeşimiz Kocaeli’nden yazmış, Eşref kardeşimiz yazmış. Eşref cin görmüş onu anlatıyor. Baş parmağında oluşmuş cin, evet var öyle bir olay, inşaAllah. Öyle bir ilim var, değil mi?
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Seni dinliyorum Berker’im.
ALTUĞ BERKER: Uyuyan çocukların bir de filmi var Hocam.
ADNAN OKTAR: Bakayım. Ne şeker şey, burnuna, ağzına bakar mısın. Burunda fındık gibi, her eve lazım bir tane bundan. Acayip tatlı bir şey bu, maşaAllah.
Hocalarımızdan filmler izleyelim, video filmlerden.
VTR: Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s)’ın hayatta olduğunu anlatan video görüntüsü
ADNAN OKTAR: Şeyh Hocamız’ın daha önceki güzel sohbetlerinden de dinleyelim, inşaAllah.
VTR: Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısi Hazretleri Sayın Adnan Oktar’ı anlatıyor.
ALTUĞ BERKER:Bir internet sitenizi tanıtıyorum; daha önce de göstermiştim, inşaAllah. www.AyetBul.Com. Bu tam bir fihrist, inşaAllah. Kardeşlerimiz herhangi bir kelime, Kuran’da aramak istedikleri kelimenin baş harfi olan harfin üzerine gelecekler. Örnek: Namazı arıyorlar, N’nin üzerine geldiklerinde, oradaki kelimeler açılıyor. Namaza bastığımızda, namazla ilgili ayetler yanda hepsi beliriyor, inşaAllah. Kolayca ayet taraması yapılabilir. Tam yedi yüz altmış dört tane başlık var. www.AyetBul.Com
ADNAN OKTAR:Evet. Ersin Albayrak: “Selamun Aleykum değerli Adnan Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Ledün ilmini çok güzel bir şekilde açıkladınız, maşaAllah” diyor, evet. “Cübbeli, Arifan yayınlarında çıkan Hz. Mehdi (a.s.) hadislerinde, çıkmamış olarak gösteriyor. Halbuki bütün yazdığı o hadis alametlerinin hepsi çıkan hadislerdir. Alenen dediğiniz gibi Cübbeli Mehdiyet’e mükemmel hizmet ediyor Hocam, ama farkında değil, astronot olmuş Hocam” diyor. Doğru, Cübbeli hakikaten halis astronot, benim gördüğüm. Havalarda uçuyor. Murat Barış Coşkun; “A9 süper diyor kardeşimiz” maşaAllah. Evet Berker, seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Puma ve tavşanın birlikteliği videosu vardı.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Şeyhim senden yine güzel şeyler bekliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam, fosil gösterebilir miyim, inşaAllah? 58 milyon yıllık karaağaç yaprağı. Bakın, en ince dokularına kadar aynı. 58 milyon yılda hiçbir değişiklik olmamış. Birde vatoz göstereceğim Hocam. Vatoz da 95 milyon yıllık. Bakın hiçbir fark yok. 95 milyon yıl önce nasılsa, günümüzde de aynı. Evrimciler değişti diyorlar, evrim olması için değişme olması gerekir, değişme olmamış.
ADNAN OKTAR:Yan tut, bak nasıl oyarak çıkartmışlar o şeyi. Evet. Yani böyle granit gibi bir taşın içerisinde; orada bir fosil olduğunu onu yandan tespit ediyorlar. Ondan sonra çok ustaca onun üstünden alıp, fosili ortaya çıkarıyorlar. Evet, ilim deryası Hocamız, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Bir kedi göstermek istiyorum Hocam, sepete tırmanmaya çalışıyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, olsa da sevsek bunları biraz.Geçen günler Sungur Ağabeyimiz’i sohbetine gitmiştik, dinlemiştik. Bir konuşması vardı çok önemli, o Kıyamet’in yakın olmasıyla ilgili konuşmasını bir dinleyelim.
-VTR- Mustafa Sungur Ağabey’in dünyanın ömrü ve Kıyamet’in yakın olduğu ile ilgili konuşması.
ALTUĞ BERKER: Sungur Ağabeyle resminiz Hocam.
ADNAN OKTAR: Geçen gün ziyaretine gitmiştim, aynı konuyu orada da söyledi, “son zamandayız” dedi. Bir yetmiş yıllık dönem var Hocam, dedim. “Evet, çok kısa bir dönem var. Herşey bu dönemde olacak” dedi. İslam’ın hakimiyeti, İttihad-ı İslam, herşey. Bu dönemde olacak değil mi, dedim. “Evet bu dönemde olacak” dedi.
ALTUĞ BERKER: Ertesi gün bir röportajı yayınlandı Yeni Asya’da orada da aynı şeyi anlatmış.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bakın yetmiş yıl kalmış, adamlar nelerle uğraşıyorlar, nelerle iglileniyorlar? Yetmiş yıl, yedi tane on sene. “Hepsi onun içinde” diyor. Ondan sonra gerileme çağı başlıyor. Onun sonunda da Kıyamet, arkasından da Kıyamet. Böyle bir şeyde, yetmiş yıl kalmışken biz Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetmeyelim, Hz. İsa (a.s)’dan bahsetmeyelim, İttihad-ı İslam’dan bahsetmeyelim, Türk-İslam Birliği’nden bahsetmeyelim, peki neden bahsedelim? Cübbeli gibi seks üstüne kitap mı yazalım, neyi anlatalım yani? Karpuz, kavun nasıl yenilir onu mu anlatayım ben, ne anlatalım? Dünyada şu an en hayati konu bu, başka bir konu yok. Varsa söylesinler, şu konu önemli desinler. “İttihad-ı İslam en büyük farz vazifedir” diyor, inşaAllah.
Yine Cübbeli Efendi’nin Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili konuşmalarını yayınlayalım.
-VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın teninin buğday renkte, boyunun ise İsraili olacağını söylüyor.
ADNAN OKTAR: Okan Bayülgen şu an benimle ilgili Kanal D’de yine yaramazlıklarına devam ediyormuş. Ne anlattığını biliyor musunuz? Öyle hayta ki, böyle hazır cevaplılık, akıcılık, zekası şahane, ama tabii o Kurani konularda espri olmaz, inşaAllah ve maşaAllah ile ilgili şaka olmaz, ama öbürleri çok güzel, o iltifatları anlatması. Bir çocuk yapmış o çok güzel, ben onu beğendim. O tam kelimesi kelimesine yapmış. Okan Bayülgen hazırlanmadan yapmış anladığım kadarıyla, onun için o kadar tutturamamış. Yakın olmuş güzel ama tam olmamış. Öbür dediğim tam.
ALTUĞ BERKER: Geçen hafta kendisinden bahsettiğinize dair konuşmanızı yayınlamış galiba. “Zerafeti için teşekkür ederim” demiş size Hocam.
ADNAN OKTAR: Yok hakikaten iyi niyetli, sevecen bir insan. Öyle kimseyle bir zoru olan birisi değil. İnsanlar mutlu olsun, neşeli olsun, hoş sohbet olsun. Ben onu mahcup ettiklerinde, mesela çok rahatsız oluyorum, çünkü hakikaten iyi niyetli. Fakat tabii gönül istiyor ki böyle o programında güzel mesajlar verebilsin. Böyle daha etkili mesajlar verebilir, daha vatana, millete, bayrağa hizmet eden, dine, imana, mukaddesata faydalı olan konuşmaları az az da olsa aralarda onları verebilir.
ALTUĞ BERKER: “Şu an hepsini yayınlayamıyorum. Ama ben hepsini seyrettim. Teşekkür ederim zerafetine” demiş.
ADNAN OKTAR: Ben de ona teşekkür ediyorum, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hamdi Yazır’ın torunları olduğunu söylemiş daha önce.
ADNAN OKTAR: Evet asil bir aileden tabii. Hamdi Yazır, Elmalılı Hamdi çok çok büyük bir alimdir. Hem müceddid, hem müçtehid, hem değerli bir insan. Bayağı benziyor da dedesine.
ALTUĞ BERKER: Anneannesi Rahime Hanım, Elmalılı Hamdi Yazır’ın ailesine mensupmuş. Daha önceki bir röportajında “biz Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın torunlarıyız. O aile büyük bir ailedir” demiş.
ADNAN OKTAR: Doğru, maşaAllah.
Yusuf Suresi, Hz. Yusuf (a.s)’a kadınlar sevgiyle bakıyorlar, çok beğeniyorlar Hz. Yusuf (a.s)’ı. Allah ona müthiş bir güzellik, etkiliyicilik veriyor, ama bu aklından, derinliğinden kaynaklanan bir şey, sırf fizik özellikten kaynaklanan bir şey değil. Çünkü adamda et olur, kemik olur ama ruhsuz, koftur. Vardır mesela öyle tipler olur 1.90, 95, ama sığır gibidir, bakışlarında olsun, ses tonunda boştur, böndür. Ama bazı insanlarda Allah onda özel bir elektrik, özel bir etkileyicilik yaratır. Tutkuya açıktır, derinliğe açıktır, aşka yatkın bir ruhu vardır. Hz. Yusuf (a.s)’da da Allah onu çok şiddetli yaratmış, tam tutkunun insanı, tam aşkın insanı. Kadınlar bakınca aşık oluyorlar, acayip etkileniyorlar, ama açıklayamıyor. “Allah’ı tenzih ederiz bu herhalde bir melektir, melek gibi” diyorlar. Çok çok müthiş bir etkileme gücü var, elektriği bir anda kaplıyor ortamı, hatta kadınlar şaşırıp ellerini kesiyor, yani meyve keseceklerine, ellerini kesiyorlar. Tabii iffeti, temizliği de çok etkileyici, ama kadınlarla muhatap oluyor Hz. Yusuf (a.s). Muhatap oluyor yani perde arkasından konuşmuyor, yüz yüze, kadınlarla iç içe. Hz. Musa (a.s)’da da öyledir, mesela Hz. Musa (a.s)’ın konuştuğu Peygamber kızlarıdır, ama konuşuyor, muhatap oluyor, inşaAllah. Hz. Süleyman (a.s)’da da öyle, mesela Sebe Melikesi Belkıs geldiğinde, onunla arkadaş oluyor, sohbet ediyor, konuşuyorlar. Perde arkasından konuşmuyor, yüzyüzeler. Sonra da Hz. Yusuf (a.s), biliyorsunuz, hapisi kabul ediyor, zinaya yaklaşmıyor. Zina yapmayan bir erkekte Allah bir güzellik meydana getirir, onun çekiciliğini artırır. Mesela zina yapmayan bir kadın da çok çok güzeldir, kendini koruyan bir kadın. Fahişe olan bir erkek iticidir, tiksinti verir. Onun kendine has bir iticiliği olur, ama iffetli bir erkek kadın için çok etkileyicidir, Mümin bir kadın için çok hoştur. “Böylece Rabbi duasını kabul etti ve onların hileli düzenlerini kendinden uzaklaştırdı.” 1453 tarihini veriyor. Hem İstanbul’un fetih tarihi var; 1453’te maddi fethi, ayrıca 1453 dünyanın fetih tarihi, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Ayet numarası da İstanbul, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: 34, İstanbul’un kodu, tabii o da çok manidar, inşaAllah. Fakat kadın öfkesi çok tehlikelidir. Bazı psikopat kadınlar, bazı gözü dönmüş kadınlar iftiradan kaçınmazlar, özellikle böyle müptezel, gözü dönmüş, kaybedeceği bir şeyi olmayan, ahlaksız kadınlar çok tehlikelidir, fahişe tıynetli kadınlar. O kadın da çok zalim, Hz. Yusuf (a.s)’a karşı çok acımasız. Onun cinsel ilişki teklifini kabul etmediğinden dolayı gururu kırıldığı için ve şehvetinin karşılığını alamadığı için, müthiş bir öfkeye kapılıyor. Onun hapsedilmesi için ona tuzak kuruyor, oyun oynuyor ve iftira atıyor; kadın iftirası. Kadın iftirasına toplum daha yatkındır; tarih boyunca hep yatkındır. Mesela bir erkek dese, kadının tecavüz etmeye kalktığını söylese, halk inanmaz, hatta komik bulurlar, onu bir suç olarak görmezler. Ama erkek kadına tecavüz ediyor denildiğinde, hemen kadının ifadesine inanılır. Mesela şu bak Deniz Baykal’ın olayında da, kadın bir şey söyledi, bütün toplum ayağa kalktı; bir konuşma farz edelim. Ufacık bir şeyden bile, böyle sinektan yağ çıkarır tarzda bir üslup oluyor. Taştan yağ çıkarır tarzda. İşte onu niye konuştu, onu niye böyle yaptı, niye şununla şöyle muhatap oldu? Yani çok riskli bir konuma sokmuş oluyorlar o insanı o zaman. O zaman kiminle konuşsa, potansiyel herkes iftira atacak, birçok kişi iftira atacak konuma gelmiş oluyor. O zaman onun herhangi bir kadınla konuşması suç haline gelmiş olur. İşte baktı, şöyle baktı, şunu konuştu, şunu söyledi, meşhur insanlar için bu bir sorun oluyor, böyle bir şey. Tabii ben oradaki bayanı tenzih ediyorum, cahillik yapmış olabilir, ama Kuran ona da dikkat çekmiş oluyor. Kadınların sözüne toplum daha çok inanıyor, çünkü kadın cinselliği genelde tarihte hep kutsal bilinmiştir, daha dokunulmaz bilinmiştir. Onun sözüne daha itibar etme ve galeyana gelme daha yaygın görülmüştür toplumda. Mesela orada da kadının sözüyle hemen galeyana gelip, hemen inanıyorlar, kadın diye ikna oluyorlar. Halbuki Hz. Yusuf (a.s) aynısını söylüyor, Hz. Yusuf (a.s) bilakis onun yaptığını söylüyor, bunu geçerli görmüyorlar, inandırıcı bulmuyorlar. Halbuki tecavüz eden kadın aslında, tecavüz etmeye kalkan. Hz. Yusuf (a.s) söylüyor, ispat ediyor, delil gösteriyor; bak gömleğim arkadan yırtılmış diyor, gösteriyor, bir başkası gösteriyor örnek olarak da, tabii Hz. Yusuf (a.s) da onu delil olarak göstermiş oluyor, fakat dinlemiyorlar. Onun için bu bela da Mehdiyet devrinde kalkacaktır. Tam bir adalet, yani kadın erkek arasında bir eşitlik, denge meydana getirecektir; bu tip oyunlara, iftiralara kapılar kapanacaktır. Hz. Yusuf (a.s)’ın çok güzel yorumlama gücü var. Yusuf Suresi zaten doğrudan Mehdiyet’ten bahseder, Hz. Mehdi (a.s)’ı anlatır adeta. Hapse girmesi Hz. Yusuf (a.s)’ın, o devirde bir kıtlık olması; mesela biliyorsunuz ekonomik kriz 2007’de başladı. Bir yıl sürecek dediler, ben yedi yıl sürecek dedim, bütün dünya kabul etti. Şu an yedi yılın dolmasını bekliyorlar. Tedbirin önemine dikkat çekiyor. Yağmurların kesileceğine dikkat çekiyor, hakikaten yağmurlar kesilmişti bir ara, siz de biliyorsunuz 2007’ye rast geliyor. Sonradan da yağmurlar acayip çoğaldı. İki uçlu kuyruklu yıldızın çıkışıyla bu olayın olacağı açıkça belirtilmiş. “Birkaç yıl öncesinden yağmurlar kesilecek” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v). “Şiddetli yağmur kesilmesi olacak, sonra da çok fazla yağmur yağacak” diyor. Aynısıyla oldu. Yusuf Suresi’nde bu konuya da dikkat çekilmiş oluyor.
ALTUĞ BERKER: Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadisi şerifinde Hocam, “hüccet (Hz. Mehdi (a.s)) halkı tanır, halk ise onu tanıyamaz; Tıpkı Yusuf (a.s) gibi” diyor.
ADNAN OKTAR: Evet, bu hadiste de Hz. Mehdi (a.s) ile bağlantı açıkça söylenmiş oluyor, inşaAllah.
Mustafa, Mersin’den yazmış. “Hocam özellikle Allah için buğz ediyorsunuz, Allah için de seviyorsunuz” diyor. Doğru, ben buğz ettiğimde Allah için buğz ederim, kimseye öfkemden değil. Ben mesela normalde Cübbeli’ye acıyorum, ama Cübbeli vesilesiyle dini çok güzel anlatabiliyorum, çünkü anlatımı mükemmel. O anlatımlar, yani şu an söylemeyeceği anlatımlar tabii, onları anlatarak ahir zamanı, İttihad-ı İslam’ı çok güzel anlatmış oluyorum. Kendisine söylüyorum, anlat diyorum, anlatmıyor. O zaman biz ona anlattırıyoruz işte, çünkü şu an Mehdiyet’e karşı en şiddetli gard alan insanlardan birisi. Gözü döndü Hz. Mehdi (a.s)’ı durdurmak için, Mehdiyet’i durdurmak için. Ben de onu Mehdiyet’e hizmet eden bir adam konumuna getirdim; bu bir mucizedir, harikadır, yani Allah’ın meydana getirdiği bir harikadır. Benim meydana getirdiğim bir mucize değil, Allah bir harika meydana getiriyor. Allah başına doladı, olay bu, inşaAllah. Yoksa öyle olsa, yani bir muhalefetim olsa, olumlu yönlerini övmem. Mesela çok güzel Kuran kıraati var, özellikle de okutuyorum, mükemmel. Mehdiyet’i anlatırken de bayağı, çok içli dua ediyor, ama şu an şiddetle karşı İttihad-ı İslam’a ve Mehdiyet’e. Çünkü Mehdiyet’e karşı olup da, İttihad-ı İslam’ı savunması mümkün değil. Bakın İttihad-ı İslam’ı ağzına dahi alamıyor, çünkü İttihad-ı İslam’la Mehdiyet ayrılmaz iki parçadır. Mehdiyet eşittir İttihad-ı İslam, İttihad-ı İslam eşittir Mehdiyet’tir, bunun böyle olduğunu herkes bilir, onun için hiçbir şekilde yanaşamıyor. Sadece felaketleri, zayıflıkları, güçsüzlükleri anlatıyor ve Müslümanların kuvve-i maneviyesini kırıyor, şevklerini kırıyor, onları korkak, ürkek, kendine güveni olmayan insanlar haline getirmeye çalışıyor. Farkında mı? Farkında bile değil belki de, ağzından çıkanı kulağı duymuyor, yani bir acz ortamı yaratmaya çalışıyor, bir güçsüzlük ortamı ve Müslümanların dikkatini bambaşka noktalara çekiyor. Hedef şaşırtıyor yani, en acil konuyu en önemsiz konu haline getiriyor adeta. Ben de buna karşı tavır alıyorum, anlatıyorum. Cübbeli’nin böyle Kuran ayeti okuyarak anlattığı, güzel kıraatlı anlattığı Mehdiyet’i anlatan filmi vardı, onu da izleyelim.
-VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın yardımcıları Arap değil, Türkler’den olacak, diyor.
ADNAN OKTAR: Benim bir muhalifliğimin olmadığını akılcı bir insan görür. Ben burada Cübbeli’nin olumlu yönlerini çok şiddetli vurguluyorum. İslam’a çok güçlü şekilde hizmet ettiriyorum, ama yanlış olan tavırlarını da ortaya koyuyorum. Mahmut Efendi Hazretleri de ayrıca bu yüzyılda Hz. Mehdi (a.s) gelmedi, benim ihvanım da görmeyecek dememiş. Orada Hoca Efendi bunu duymuş, Cübbeli buna ilave yapıyor. Yoksa Mehmet Talu Hoca çok dürüst bir insan, samimi bir insan. Sadece eliyle böyle yaptı, bu kadar, dedi. Ben göremeyeceğim; Hocam siz görebilecek misiniz, demiş. O da ben göremeyeceğim, demiş. İhvanım göremeyecek nasıl desin? İhvanın içinde beş yaşında çocuklar var. 110-120 yaşına kadar yaşadığını düşün bir çocuğun, bir dahaki yüzyılı da garanti içine almış oluyorsun, bir dahaki yüzyıla da gelebilir belki diyorsun sen. İhvanım bir dahaki yüzyılda da göremeyecek, diyorsun sen. Nereden baksan, Cübbeli bir Mehdi paniği içerisinde. Bakın ihvanı da işin içine katıyor, 5 yaşında, 6 yaşında, 7 yaşında çocuklar da var ihvanda. Onları nasıl işin içinden çıkarıyorsun sen? 90 yaşına, 100 yaşına yaşadığını düşün çocuğun, ferah ferah görür bir dahaki yüzyılı. Bir dahaki yüzyılda da mümkün değil diyorsun sen. Mahmut Hocamız’ın dediği, kendisi için diyor. Ben göremeyeceğim, diyor. Yaşlı olduğu için, göremeyeceğini düşünüyor, ama Hz. Mehdi (a.s) gelmedi diyemez. 10 yıl, 15 yıl, 20 yıl, 30 yıl Hz. Mehdi (a.s) yaşıyor diyen bir insan, birdenbire Hz. Mehdi (a.s) gelmedi diyemez. Çünkü çeyrek yüzyıl var; böyle bir iddia var, ama ulemanın büyük bir bölümü, yüzyılın içerisinde 50 yılı esas alıyor. Zaten doğru olan da budur. 51. yıla geçince o yüzyıl geçmiş olur. Metamatikte de bu açıktır. 100’ün ortası 50’dir. 50’yi geçince 100 bitmiş olur. Hatta diyorum 55’den, 56’ya geçiş, 56’dır esas, 1 geçmesi gerekir. Dolayısıyla Cübbeli’nin oradaki paniği de; o filmi de sonra yayınlayalım, orada gösterelim. Müthiş telaş var, Yani Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkmaması için, İttihad-ı İslam’ın olmaması için muazzam bir panik içerisinde. Bakın aslında Hz. Mehdi (a.s) konusunu gündeme getirmeyerek de Cübbeli’ye soru sorabilirler. Bu yüzyılda İttihad-ı İslam olmalı mı, diye sorun bakayım, diyemez. İstemiyor İttihad-ı İslam’ı, Türk-İslam Birliği’ni istemiyor, çünkü o zaman başına kim geçecek, diyeceğiz. Başı olacak mı? Başı olması lazım, diyecek tabii ki. Başı kim, dediğimizde, Hz. Mehdi (a.s). Cübbeli, her yönden sıkışmış durumda ve onun yanında olan bazı şahıslar da.
SUNUCU: Bizi yarın 22.00’den itibaren A9 TV, Çay TV, Kanal Avrupa, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo ve www.HarunYahya.TV’den takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Bir de taraftarları da yazı yazdıklarında İttihad-ı İslam’dan asla bahsetmiyorlar, asla. Hadi Hz. Mehdi (a.s)’a karşı reaksiyonunuz var, İttihad-ı İslam’dan ne istiyorsunuz? Türk İslam Birliği’nden ne istiyorsunuz?
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...