SUNUCU: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza A9 TV, TV Kayseri, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz.
ADNAN OKTAR:Evet, buyrun Beril Hocam.
SUNUCU:Estağfirullah, siz buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:Ben, o zaman Berker Hocam’a buyrun diyorum.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Bugün Kazım Güleçyüz Ağabeyimiz’in güzel bir yazısı vardı Yeni Asya Gazetesi’nde. “Üstad’ın tarif ettiği ölçü içerisinde İttihad-ı İslam’a destek vermek, İttihad-ı İslam’ın gerçekleşmesine kuvvet verecek çalışmalarda bulunmak, Nur hizmetine hayatını vakfeden fedakar Müslümanların en önemli hedeflerinden biri olmalı” demiş. Bu yaşanan gelişmelerin İttihad-ı İslam’ın tam zamanının geldiğini gösterdiğini ve şahsi kusurlara bakarak bu idealin gerçekleşmesini geciktirmenin büyük bir vebali ve sorumluluğu olacağını söylemiş.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Hocamla senelerden beri küs gibiydik, şimdi ben bu yazıyı okuyunca Hocamla barıştım. Helal olsun, helal olsun, helal olsun. MaşaAllah. Ben tutuklandığımda dedi ki Hocam, yazı çıkarttı; “Adnan Hoca” dedi, “Hz. Mehdi (a.s.) konusunu açtı” dedi, “böyle konuları, o yüzden tutuklandı böyle” dedi. “Allah belasını verdi” dedi, ona benzer. Benden kısa bir süre sonra Mehmet Kutlular Ağabey tutuklandı, benim arkamdan. Gün saymaya başladılar. Baktı ki alakası yokmuş. Tutuklanma şerefmiş, delikanlılıkmış; onu anladı. Sonra da Ankara Bürosu’nda bir Ağabey vardı, neydi onun ismi?
ALTUĞ BERKER:Cevher İlhan.
ADNAN OKTAR:Cevher İlhan. “Adnan Hoca’ya o öyle dedi ama” dedi, “yanlış söylüyor” dedi. Ayette de var; “eğer bizim yanımızda olsaydı başına hiçbir şey gelmezdi. O yüzden başlarına…” Kuran ayeti var, o ayeti de vermiş. “Çok yanlış söylüyor” dedi, “Kazım” dedi. “Doğrusu” dedi, “Hoca doğru yapmıştır” dedi, “helal olsun” dedi. “Allah için” dedi, “hapse girmiştir” dedi. Özetle, Kazım Hocamız da şekil şemail almıştı. Ama şimdi şu konuşma şahane, İttihad-ı İslam ile ilgili konuşma şahane. Helal olsun. Çok nadir duyduğumuz güzel sözlerden birisini duyduk. Ama bir süre sonra insanların hepsi, koro halinde bunu söylemeye başlayacaklar, İttihad-ı İslam’ı, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Siz söyledikten sonra, Zaman’da köşelerde Üstad’la ilgili yazılar arttı inşaAllah. Abdullah Aymaz Ağabeyimiz de ; “Duruşu Yeter” başlıklı, Üstadımız’ı güzel ifadelerle öven bir yazı yazmış. Said Nursi’nin müthiş bir heybetle Allah-u Ekber diyerek namaz kıldırdığını, dışarıdan bakanların; “bu kişiyi hiç tanımasak bile, sadece bu namazı onun hak çizgide olduğunu gösterir” dediğini, Üstad’ın Barla’ya giderken kayıkta kıldığı namazda Üstad’ın huşusu, rükûa gidişi, hamd edişini seyreden görevlilerin çok etkilenerek birbirlerine baktıklarını, ayrıca yetkililerin Üstad sürgündeyken, perişan bir halde olduğunu düşünerek resminin çekilmesini istediklerini, ancak Üstad’ın resimde dimdik, heybetli bir kumandan görünümünde poz verdiğini görünce resim istediklerine bin pişman olduklarını anlatmış. Bir de Üstad’ı dışarıdan ziyarete gelen önemli bir zatın; “ben İslam aleminde Bediüzzaman gibi İslamiyet’i ciddiye alan bir başka şahsiyet görmedim” dediğini aktarmış.
ADNAN OKTAR:Kardeşim bunlar, Risale-i Nur’la ruhları pişmiş, olgunlaşmış, değerli insanlar. Abdullah Aymaz Ağabey veli bir insandır, derin bir insandır. Benim kanaatim, Evliyaullah’tandır. Çok hikmetli, çok güzel üslubu vardır. Bu “Sen Yusuf Musun” isimli şiir kitabını yazan da o bildiğim kadarıyla. Ahir zamana inanır, Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkacağına, çıktığına inanır, Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın geleceğine inanır, kıyametin yakın olduğuna inanır, Risale-i Nur’u çok sever, Risale-i Nur’a tam bağlıdır. Şaşar Beşer Faruk Beşer kafasında, mantığında değildir. Ama ben anlayamıyorum bu adamlar nasıl rampa etti, nasıl yanaştı, nasıl bunları konuşturuyorlar. Hayrettir yani.
ALTUĞ BERKER: Fethullah Hocamız hakkında bir kitap yazmış Beşer, ondan sonra öyle.
ADNAN OKTAR:Ondan sonra haydi bakalım yandan kenardan.
Şimdi bana uzun bir yazı yazmış kardeşimiz. Böyle Marks’ın mektupları gibi upuzun yazılar olursa… O Marks’ın Kapital’inde, adam yememiş içmemiş yazmış, kardeşim ne gevezeymiş. Yaz yaz yaz yaz bitmiyor. Okuyoruz, okuyoruz; boş. Okuyorum, okuyorum; boş. İncir çekirdeğini doldurmaz. Özetle şunu diyor; “zenginlerin malını alıp, millete dağıtalım” diyor yani. Bunu bu kadar uzun, tuğla gibi kitap yazmaya ne gerek var ya?
ALTUĞ BERKER:Ben Hocam sizin o Ortaköy’deki evinizde üç duvar kütüphaneydi. Ben de sizin kitaplarınızdan rica ediyordum alıp okumak için. Bütün kitaplarınızın, tıp kitapları da dahil, bütün ideolojik kitapların da, hepsinin arkasına not düşülmüş, içerde de aralarına sorular yazılmış. Hepsi dopdoluydu kırmızı kalemle Hocam, hatırlıyorum da inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, ben analiz ederken öyle not alırım.
ALTUĞ BERKER:Bir üç bin kitap vardı herhalde Hocam, o şekilde.
ADNAN OKTAR:Naçizane, boş zamanlarımızda okuyorduk, inşaAllah.
SUNUCU:MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Selamun Aleykum. Lütfen okumanızı istirham ediyoruz!!” İki tane ünlem. Tamam. “Sevgili Seyyid Muhammed Adnan Hocam ve saygıdeğer Berker Hocam.”
ALTUĞ BERKER:Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR:Allah Allah, şimdi yeni bir şey çıktı. Hocam, zatıaliniz de olaya dahil olacaksınız demek ki.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Lütfetmişler.
ADNAN OKTAR:“Bizler Almanya’da Hamburg’ta yaşayan otuz-otuz beş yaşlarında iki kardeşiz. Hocam sizi çok uzun yıllardan beri takip eden, fikirlerinizden ve ilminizden feyz almaya gayret gösteren ve fikirlerinizi de İttihad-ı İslam çerçevesinde anlatmaya, yaymaya, sizin talebeniz olmaya çalışan iki kardeşiz inşaAllah. Canım Hocam şu anda İstanbul’dayız ve hafta sonu dönmek zorundayız inşaAllah. Hocam gayretimizin ve şevkimizin artması adına, çok kısa bile olsa sizinle tanışıp, mübarek duanızı alarak çalışmalarımıza daha fazla gayret ve aşkla davamıza devam etmek istiyoruz.” Tamam buyurun. Yavuz ve Türkay kardeşler. Tamam, bekliyoruz fakirhaneye.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah. Milli Gazete’den Reşat Nuri Erol Ağabeyimiz, yazısında, dünya üzerinde zalim Batı düzeninin oynadığı oyunları sona erdirmek için, öncelikle Türkiye ve İran’ın üzerine büyük bir görev düştüğünü, bu iki ülkenin diğer İslam ülkeleriyle birleşerek, İslam âlemine hâkim değil ama hadim olmayı hedeflemeleri gerektiğini ve bir an önce bir birlik oluşturulması gerektiğini yazmış. “Bundan sonra yapılması gereken ise, bu birliğin tüm dünyadan ilim adamlarını toplayıp, yeni demokratik bir düzen oluşturmalarıdır” demiş. Ayrıca Rusya ve Amerika’yı da yanımıza almamız gerektiğini belirtmiş.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah. Ama Hocamız’ın bir eksiği var. Yani Müslüman alemi birleşiyor, bak ‘birleşme’ demek, baş gerektirir. Başı olmayan bir birleşme olmaz. Yani getirirsin bir araya; fakat baş olmadıktan sonra onun adına ‘birleşme’ diyemeyiz. Baştan niye bahsetmiyorlar? Yani Hz. Mehdi (a.s.)’dan niye bahsetmiyorlar? Hz. Mehdi (a.s.) özlemi neden yok? O tarz bir birleşmeden hiçbir şey çıkmaz. Yoksa zaten var, İslam ülkeleri arasında kurulmuş birlikler var. Kağıt üstünde birlikler… Başkanı da var. Ama kimsenin o anlamda kaale aldığı yok. Öyle bir şey olmaz. Birleşme mutlaka Hz. Mehdi (a.s.)’ın başkanlığında olursa ona ‘birleşme’ denir. Onun dışında, istediğin kadar birleş, hiçbir netice alamazsın. Çünkü bu Resulullah (sav)’e ve Resulullah (sav)’in getirdiği vahye karşı bir tavır olmuş olur. “Ben Mehdiyet’i istemiyorum” anlamı olmuş oluyor. Mehdiyet’i istemeyen İttihad-ı İslam’ı da istemez, Cübbeli gibi. Cübbeli bak, İttihad-ı İslam’ı istemiyor. Hiç duydunuz mu, “ittihad-ı İslam’ı istiyorum” diye? Benle barışabilmek için bir tek bir gün, böyle usulen söyledi; onun dışında yok, ağzından tek kelime çıkmadı ittihad-ı İslam lafı. Çünkü İttihad-ı İslam eşittir Mehdiyet.
ALTUĞ BERKER:Tabii Hocam. Türkiye’den Suriye’ye giden bir tır şoförü Mehmet Kalkan, Şam ve Dera bölgesinde, hükümet karşıtı gösterilerin ortasında kalmış. Bir anda taş yağmuruna tutulmuş. Kurtulabilmek için, arabasındaki Türk bayrağını camına yapıştırmış Hocam. Böyle olunca, isyancılar, hemen Türkiye’den geldiğini anlayıp tezahürat yapmaya başlamışlar Türkiye lehine, ona sevgi göstermişler, ondan sonra da yol göstermişler “nereden daha iyi gidersin” diye.
ADNAN OKTAR:Çok güzel.
“Hocam siz daha iyi bilirsiniz. Dünkü programda” diyor, “‘sevgi önemlidir demek basit bir klişe değildir. Sevgi gerçekten önemlidir’ dedi” diyor “bir hanımefendi. Sevginin önemini siz sürekli gündeme getiriyorsunuz, bu bayanın böyle konuşması çok hoşuma gitti” diyor. Evet, biz de beğendik.
“Hocam, Selamun Aleykum. Dün internet sitesinde Bediüzzaman Hazretleri’yle alakalı bir resim yayınlanmıştı. Resmin Bulgar zulmüyle alakalı olduğunu ve oradakinin Bediüzzaman olmadığını yayınlamışlar.” Olabilir, yani çünkü o sadece bir tahmin diyoruz. Ama Bediüzzaman da ona benzer bir namaz kılmış, yani adamların yanında kılmış.
“Selamun Aleykum Hocam. Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili” diyor, “yazılarınızı okuyoruz” diyor. “Neden Cübbeli’ye karşı” diyor, “tavır alıyorsunuz?” diyor. “Muhtemelen bu yazımı okumayacaksınız ama ben yine de yazıyorum” diyor. “Hem de Yahudilerin hepsinin canı cehenneme” diyor. “Siz onlara destek veren konuşmalar yapıyorsunuz. Selametle” diyor. Kardeşim peki niye şefkatle yaklaşmayı düşünmüyorsun? Niye o insanları kurtarmayı düşünmüyorsun? Neden Muhammedi olmalarını istemiyorsun? Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında Peygamberimiz (s.a.v.) onlara ne kadar şefkat gösterdi, sevgi gösterdi. Yani bu Cübbeli kafası sizi nerelere götürüyor? Nedir bu ruh, bu mantık böyle? “Ayrıca İslam karşıtlarıyla biraz uğraşsanız nasıl olur?” diyor. Kardeşim Darwinizm’e karşı, materyalizme karşı benden başka uğraşan varsa söyle göreyim. Var mı, dünya çapında? Yok. Ateist siyonizme karşı kim uğraşıyor? Masonlara İslam’ı kim anlatıyor benim dışımda? Tapınak Şövalyeleri’ne İslam’ı benim dışımda kim anlatıyor? Bana gösterin. Hz. Mehdi (a.s.)’ın geldiğini bir tek ben söylemiyorum; Mahmut Hoca söylüyor, Cübbeli’nin kendisi söylüyor, yıllardan beri adam söylüyor; “Hz. Mehdi (a.s.) geldi” diye. Haydar Efendi, Hz. Mehdi (a.s.)’ın 1400’de çıkacağını söylüyor. Mahmut Hocamız otuz yıldan beri söylüyor Hz. Mehdi (a.s.)’ın geldiğini. Muhammed Raşid Erol Hazretleri otuz yıldan beri geçerli sözü. 1980 yılında; “genç” diyor, “şu an vazife başında” diyor, “Hz. Mehdi (a.s.).” Muhammed Raşid Erol Hazretleri söylüyor. Bediüzzaman ne diyor? “Hicri 1400’de vazifeye başlayacak” diyor. Bediüzzaman’ın bütün talebeleri Hz. Mehdi (a.s.)’ın hayatta olduğunu söylüyorlar. Ulemadan, alimlerden aksini söyleyen hiç kimse yok. Vakit açısından başka bir vakit de yok zaten. Bu yetmiş yılın içinde hepsi olup bitecek. Yetmiş yıllık bir süre var.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Yahudiler’e Tevrat’la Hükmedeceğini ve birçok Yahudi’nin Müslüman olacağını anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Şimdi mübarek, ismini de vermemişsin de, ismini Ahmet diyelim. Ahmet ne soyadı? Bir soyadı verelim. Astronomi diyelim. Çünkü astronotun arkadaşı astronomiyle ilgilenir herhalde diye. Ahmet Astronomi Kardeşim diyelim. Bak şeyhin ne diyor? “Hz. Mehdi (a.s.), Musevileri İslam’a davet edecek ve onun vesilesiyle birçok Musevi, Müslüman olacak” diyor. “Tevrat’ın orijinali bulunacak” diyor. Demek ki ne olacakmış? Hz. Mehdi (a.s.), Musevilere şefkatle, merhametle, kardeşçe yaklaşacakmış. Senin sözün yanlış. Bak sen ne diyorsun? “Hem de” diyor, “Yahudiler’in hepsinin canı cehenneme.” Küçük büyük hepsi; beş yaşında çocuk, bir yaşında çocuk, “tamamının canı cehenneme gitsin” diyorsun. Allah’tan kork, utan; vicdansızlık yapma. Müslüman böyle konuşmaz. Müslüman şefkatli olur. Doğru mu Nihan Hocam?
SUNUCU: Doğrudur Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Kalbinize bir sevgisizliktir hakim olmuş, bir nefrettir hakim olmuş, bir öfkedir hakim olmuş. “Adın ne?” desen; “kin.” “Soyadın ne?” desen; “nefret.” Bu nedir böyle? Biraz kalbinizde merhamet olsun, biraz şefkat olsun, biraz Müslümanları sevin, biraz hayır gözüyle bakın, güzel gözle bakın. Mehmet Talu Hocam; “Hz. Mehdi (a.s.) gelmiştir” dedi diye aforoz etmeye kalktınız. Zorla ona diyor ki, bak daha sonunda bile daha hala diretiyor, diyor ki; “sen” diyor, “‘Hz. Mehdi (a.s.) şu an hayatta değil’ dedin” diyor “tamam, seninle barışırım o zaman” diyor. Mahmut Hocamız’a da zorla kabul ettirmiş. Kabul etmemiş. “Çık” demiş “Flash TV’de konuşacaksın, özür dileyeceksin” demiş. “Yok” demiş, “Mehmet Talu Hocamız’la beraber ben çıkmam” demiş, “telefonla katılsın” demiş. Karizması çizilecek ya Hazret’in… Sonunda kabul etti. Aslında o onun ilminin görülmesini de istemiyordu. Yani onun tevazusunun, efendiliğinin, nezaketinin görülmesini de istemiyor. Çünkü arada dağlar var. Mahmut Hoca mecbur bırakınca kabul etti, çıktı. Ama bak nasıl lafını sözünü kesiyor, gördünüz. Konuşturmuyor bile. “O böyle dedi” diyor, “Mahmut Hocamız.” Yani, “Ben vefat edeceğim göremeyeceğim.” Bin bir türlü laf aktarıyor arkasından; “şunu da dedi, bunu da dedi.” Çünkü kendi dediğini doğru çıkartacak ya, fabulasyon tarzında anlatıyor. Fabulasyon; yani hikaye tarzında, “fabl”.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah, siz daha iyi bilirsiniz. Hep pazarlıklı; sizin için de, “Mehdilik iddiasında bulunmasın, ben kapısını aralayacağım” dedi, “İslam Birliği’nin.”
ADNAN OKTAR:“Bana” diyor, “söz versin” diyor, “Mehdilik iddia etmeyeceğine dair” diyor, “ben” diyor, “Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu yüzyılda geleceğini” diyor, “söyleyeceğim” diyor. Defalarca yemin ettim. Daha ne söyleyeyim? Şimdi bir de Cübbeli’nin biz programda, dikkat ederseniz, anlatımlarında isabetli ve güzel gördüğümüz yönleri sürekli anlattırıyoruz. Diyorum, benden daha çok konuşuyor neredeyse Cübbeli. Mükemmel anlatıyor Mehdiyet’i. Hz. Mehdi (a.s.)’ı mükemmel anlatıyor. Mehdiyet’e saygısı büyük. Hz. İsa Mesih (a.s.)’ı çok güzel anlatıyor. Ama şu an asla istemez, asla. Ben de ne yapıyorum? Zorla anlattırıyorum, nezaketiyle. Allah imkan tanımış; cayır cayır anlatıyor. Konu bu, inşaAllah. Ciğerine oturuyordur. Bir kere anlatmış zamanında. Bak diyorum; mükemmel anlatıyor, kıraatı mükemmel, çok şahane okuyor Kuran’ı, hoşumuza giden bir üslubu var; ama şu an yapmaz, asla istemediği bir şey.
İslam karşıtlarıyla en iyi mücadele eden de benim ayrıca, bir daha söylüyorum. Senin Cübbeli Ağebey’in gidip ellerini öpüyor İslam karşıtlarının. Beraberler; yemeleri içmeleri beraber. Ben onlara karşı mücadele veriyorum işte; ilmi ve akılcı. Hiç gördünüz mü Darwinizm’e karşı Cübbeli’nin bir konuşma yaptığını, bir anlatım yaptığını, ilmi bir açıklama yaptığını, felsefeyi çökerten bir izah yaptığını? Göremezsiniz. Materyalizmi karşısına alan bir çalışma yaptığını görüyor musunuz? Göremezsiniz. Masonlara, Tapınak Şövalyeleri’ne yönelik imanî, Kuranî bir çalışma yaptığını görüyor musunuz? Göremezsiniz.
ALTUĞ BERKER: Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in, Habeşistan Kralı Necaşi Ashame’ye gönderdiği tebliğ mektubu vardı Hocam. Resimleri de var onun, orijinal. Onu okuyorum Hocam müsaadenizle, inşaAllah. “Hz. Muhammed (s.a.v.)’in, Habeşistan Kralı Necaşi Ahsame’ye hitaben yazmış olduğu mektup Müslümanlar’ın, Hıristiyanlar’a bakış açısını göstermesi açısından son derece önemlidir. Ashame, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in mektubunun ve Müslüman elçilerle yaptığı konuşmaların sonrasında ülkesine sığınan Müslümanlar’ı koruyan bir politika izlemiştir.” Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuş mektubunda; “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Allah Resulü Muhammed’den Habeş Necaşi’si Ashame’ye. Kendisinden başka İlah bulunmayan Gerçek Hükümdar, Mukaddes, Selam, Koruyucu, Kurtarıcı olan Allah’ın övgüsünü sana iletirim. Tasdik edip şahadet ederim ki Meryem oğlu İsa, Allah’ın ruhu ve kelimesidir. Kendisine dokunulmamış Meryem’e nasib edilmiştir. Böylece Meryem İsa’ya hamile kalmış, Allah Teâlâ da ruh ve nefesinden olmak üzere Adem’i nasıl yarattıysa onu da öylece yaratmıştır. Seni tek olan ve eşi bulunmayan Allah’a çağırıyorum, O’na itaat konusunda karşılıklı yardıma çağırıyorum. Beni takip et, bana uy ve bana gelen şeye iman et. Muhakkak ki ben Allah’ın Resulü’yüm. Bu nedenle seni ve etrafında bulunan askerlerini Allah’a iman etmeye davet ediyorum. Nasihat ve sözlerim size ulaşınca kabul etmenizi tavsiye ederim. Amca tarafından yeğenim olan Cafer’i, yanında az sayıda Müslüman grubuyla beraber sana doğru yola çıkarıyorum. Selam gerçek hidayet yolu üzerinde bulunanlara olsun.”
ADNAN OKTAR:Bak ne güzel. “Hristiyanlar siz lanetsiniz, sizi mahvedeceğim” demiyor. Şefkatle, nezaketle onları İslam’a, Kuran’a davet ediyor. Merhametle yaklaşıyor, koruyup kolluyor. Cübbeli kafası bambaşka; Kuran’ın anlattığı bambaşka. Biz Kuran’a, sünnete göre hareket ediyoruz, inşaAllah.
“Arzu Yiğit.” Arzu, kıskançlık yok, kıskançlık yok. “Yanınızda olan bayanlar neden oradalar?” diyor. “Neden saçlarınızı uzattınız?” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.) uzattığı için ben de uzatıyorum. Resulullah (s.a.v.) hatta örüyor iki taraftan, uzun, inşaAllah. Hz. Musa (a.s)’ın da saçları uzundu, Hz. İbrahim (a.s.)’ın da saçları uzundu, inşaAllah. Hz. İsa (a.s.)’ın da saçları uzundu, omuzlarına kadar dökülüyordu, inşaAllah.
Bak aferin. “Selamun Aleykum Hocam. Ben, Ankara’dan Lokman Özdemir. Hocam sizi çok seviyoruz. Çevremde astronota laf söyletmeyen zatlar var” diyor. “Onlara astronotu nasıl anlatmalıyım? Hocam ellerinizden öper, selam ederim. İyi yayınlar” diyor. Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Bizim astronotla ilgili çok sözümüz var, çok konuşmalarımız var, onlardan al. Hatta bir siteniz var, değil mi?
ALTUĞ BERKER:www.CübbeliAnlatiyor.Com
ADNAN OKTAR:CübbeliAnlatiyor.Com, oradan anlatabilirsin. Sevmeleri de zararlı bir şey değil. Şimdi bu faydalı bir adam. Bu olmasa biz kiminle bu konuları münazara edecektik, konuşacaktık? Bir hayır vardır. Ve zamanında Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili mükemmel açıklamalar yapmış, çok önemli, çok önemli, çok vurucu. Hanefi, Sünni, Nakşi görüşün mükemmel anlatımını yapmış. Biz böyle bir kaynak bir daha kolay kolay bulamayız. Kitaplar da yazmış. Sürekli Mehdiyet’i anlatırken biz o kaynağı kullanıyoruz. Bu yönden bir kere hizmet ediyor, bir. İkincisi, olumsuz, yani yanlış Müslüman tipi nasıl olur; onu halka göstermemiz açısından bu ilginç bir tip. Yani nasıl diyeyim? “İdeali olmayan Müslüman tipi.” Çünkü yanlış biliniyor. “Müslümanlık böyledir. Yani bu tip adamlar Müslüman olur. Bu tip insanlar Müslümandır” gibi biliniyor. Halbuki değil. Yani onu vurgulamamız açısından böyle değişik bir tipin, yani klasik tipin, insanların kafalarında canlandırdığı bir tipin de var olması gerekiyor ki biz onun üstünden doğruyu anlatabilelim. Yani yanlış olan olacak ki biz doğruyu aktarabilelim. Şimdi o olmasa onu anlatamayız. İkincisi, bu adam sıcak vaka. Yani mesela sıcak yanlışlıkları var. Mesela Mehmet Talu Hocamız’a gösterdiği ahlak yapısı bu zihniyetin temel özelliğini gösteriyor. Yani bu zihniyet hakim olsaydı nasıl vahim bir durum olurdu; bunu gösteriyor. Ne kadar vahim bir durum olurdu; bunu gösteriyor. Bakın şu an gücü aforoz etmeye yetiyor, bak sırf aforoz. Bütün cemaatle bağını koparmak istiyor Mehmet Talu Hocamız’ın, sırf “Mehdi (a.s.) geldi” dediği için. Bir de bunun eline imkan versen sırf aforozla bırakmaz, çok daha kapsamlı şeyler olur. Yani sizin tahayyülünüze bırakıyorum. Onun için yani “irtica” denilen olay, tabii “geriye dönüş” anlamında alınıyor ama biz öyle anmayalım; yani estetik olmayan, İslam’ın ruhuna uygun olmayan, yanlış olan İslam uygulaması diyelim, işte bu tarzda oluyor ve sıcak bir örnektir bu. Mesela bak Mehmet Talu Hocamız nezaketin, efendiliğin bir örneğidir. İdealdir tavırları. Mesela çok hürmetkar. Onun mesela enaniyetine, kibirine rağmen; gördünüz, canlı yayında gördünüz, nasıl candan tavırla onunla barışmak istiyor, ne kadar sıcak. O hiç niyeti yoktu. Bak Mahmut Hocamız talimat verdiği halde niyeti yok.
ALTUĞ BERKER:Programa da çıkmasını istememiş , “telefonla bağlansın” demiş.
ADNAN OKTAR:“Telefonla bağlansın” diyor, bak. Yani kendi karizması gidecek ya. Bence Flash TV aksine Mehmet Talu Hocamız’ı sık sık çıkartması lazım. İlim, irfan arıyorlarsa onda. Fetva arıyorlarsa onda. Demagoji bulamazlar onda, hurafe bulamazlar. Hakiki alimdir. Ehl-i Sünnet alimidir. Tam Osmanlı döneminin alimlerinden.
SUNUCU: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Astronot hakkında sonra yine konuşacağım, şimdi bu kadar yeter. Bak Mehmet Talu gibi mübarek, muhterem bir insanı… İmam-ı Rabbani keşifle birçok konuyu açıklıyor. Mahmut Hoca birçok konuyu keşifle açıklıyor, Mahmut Hocamız mübarek, Nakşi büyükleri, Bahaeddin Nakşibendi Hazretleri hep keşifledir. “Sen astronot musun?” diyor, “keşifle konuşuyorsun” diyor. Kendince espri yapıyor. Sen kendin de keşifle zaten açıklamışsın birçok konuyu, değil mi? Tabii hadise de dayandırıyor, Hz. Mehdi (a.s.)’ın geldiğinden emin. Açıkça yaş veriyor; “otuz yaşında şu an” diyor, “Hz. Mehdi (a.s.) hayatta” diyor. Bir de baktı ki canının hiç istemeyeceği, kafasının hiç istemeyeceği bir Hz. Mehdi (a.s.) var. Bir yerde birini görmüş bu. Biz bilmiyoruz. Bu birini fark etmiş. Yüzde doksan dokuz değil ama yüzde yüz emin olmuş Hz. Mehdi (a.s.) olduğundan. Yüzde doksan dokuz olsa bu kadar çırpınmaz. Yüzde yüz emin olmuş. Fatih ağabeyini de devreye sokmuş. Allahualem teklif bundan Fatih’e gitmiş; Fatih’ten buna değil. Aydın Doğan’a da teklifi götüren bu. Yani bunun ittifak etmeyeceği çok az adam var.
ALTUĞ BERKER:Bir kardeşimiz resmini göndermiş. Şeyh Ahmet Yasin’le beraber çektirmişler. Size iletmemizi rica etmiş. “Merhaba” diyor, “Şeyh Ahmet Yasin’le beraber Buhara seyahatine katılmıştım. Biz hep Allah dostlarının yanında olduk ve yanındayız. Lütfen Es-seyyid Muhammed Adnan Hocam’a bu resmi iletirseniz sevinirim” diyor. “Selam ve dua ile. Cem Erbakış.”
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah, hay maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Yazısına devam etmiş. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın yanında bulunacak olanlara, tüm hepsine selam edeceğim” diyor. “Allah sizin tebliğinizi mübarek kılsın” diyor. “Bayrami Melamileri sizi çok seviyor” diyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, biz de onları canımız gibi seviyoruz, canımızdan çok seviyoruz.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. “Sebebi de” diyor, “Melamiler sizin gibi kınayanın kınamasından etkilenmezler” diyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah. Elhamdülillah. Bu Ahmet Yasin Hocamız dünya tatlısı. O, o kadar mükemmel bir insan ki talebelerini, sevenlerini milyonlarca kere tebrik ediyorum. Çok muhteşem bir insana bağlanmışlar, helal olsun. Onun bağlandığı, Muhterem Hocamız’ın bağlandığı Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri de dünyanın en tatlısıdır. Şu an dünyada ben onun üstüne güzel bir insan göremiyorum, gördüğüm insanlar içerisinde. Dünyanın en mükemmel insanıdır şu an, gördüğüm. Hz. Mehdi (a.s.)’ı görürsek ayrı. O zaman tabii ki, inşaAllah. Görmediğim için bir şey diyemiyorum, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Şeyhimin videosu, dinleyelim.
VTR: Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı çıkacak yetmiş bin sarıklı kişiyi anlatıyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bak Hocamız, dünya tatlısı nur insan ne diyor? “Yetmiş bin sarılıklı, Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı mücadele edecek” diyor. Demek ki İstanbul’daki o azılı yobaz bir kısım kişileri kışkırtacak; toplamı yetmiş bini buluyor, bu yobaz güruhu, Hz. Mehdi (a.s.)’a karsı tavır alacak. Bunu kim söylüyor? Resulullah (s.a.v.) söylüyor. Kim naklediyor? İmam-ı Rabbani Hazretleri naklediyor. Vahim bir olay olduğu için özellikle belirtiyor. İmam-ı Rabbani çok az hadis almış Hz. Mehdi (a.s.)’la ilgili; biri budur. “İstanbul’daki azılı yobaz, Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı tavır alacak” diyor “ve ‘bu bizim dinimizi kaldırdı’ diyecek ve onu mürtetlikle itham edecek” diyor, “Hz. Mehdi (a.s.) da ona karşı mücadele edecek” diyor. İmam-ı Rabbani söylüyor. Demek ki Allah bu yobaza bir imkan verecek, güç verecek, hayret edecek şekilde istidrac gösterecek ve güç ve imkan kazanacak; bu görünüyor.
ALTUĞ BERKER:İman hakikatleri gösteriyorum, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bir kardeşimiz bir ebced göndermiş. Sad Suresi 26. Şeytandan Allah’a sığınırım. “…Gerçekten Biz seni yeryüzünde halife kıldık.” “Bu kelimenin ebcedi” diyor, “2011 tarihini veriyor Hocam” diyor. “Bu cümlenin” diyor, “2011’i veriyor” diyor. “Ey Davud, gerçekten Biz seni yeryüzünde halife kıldık.” Hz. Mehdi (a.s.)’a işaret etmesi açısından 2011, değil mi?
ALTUĞ BERLER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çünkü Hz. Mehdi (a.s.) Müslümanların halifesidir. Ne demek halifesi? Ağabeyi, babası, onları koruyanı, onlara şefkat göstereni. Onlara tahakküm eden değil, resmi görevli değil, siyasette karışan değil. Onları bağrına basan, onları koruyup kollayan, sevgi öğretmeni; onlara aşkı, tutkuyu, kardeşliği, öğreten muhabbet öğretmeni inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.)’ın vazifesi budur, inşaAllah. Halife deyince insanların aklına böyle bir tahta oturmuş,emirler yağdıran… “Evinden” diyor, “evinden.” Hz. Mehdi (a.s.) hiçbir şeye karışmaz. Sadece sevgidir onun öğretmenliği. Kuran’ı sevdirir, Allah’ı sevdirir; sevgi öğretmenidir. Onun muhabbetiyle insanlar coşacaklar, insan sevgisi olarak, İnşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hz. Davut (a.s.) ile Hz. Mehdi (a.s.)’la ilgili hadis vardı Hocam, inşaAllah. “Kaim-i Al-i Muhammed (s.a.v.); (Hz. Mehdi (a.s.)) kıyam ettiğinde aynı Hz. Davut (a.s.) gibi, yani batın hasebiyle (gereğine uygun) hükmedecek, şahide gerek duymadan hükmedecek, Allah hükmü ona ilham edecek ve o da İlahi ilhama göre hükmedecek.”
ADNAN OKTAR: Evet, yani “adaletsiz” gibi bir insan Hz. Mehdi (a.s.)’ı değerlendirebilecek ama mutlaka adaletle hareket ediyor. Çünkü Hz. Mehdi (a.s.)’ı sürekli yönlendiren bir melek var. Cebrail (a.s.) ve Mikail (a.s.) iki tarafındalar. Sürekli Allah ona bir meleği görevlendirmiş. Hz. Mehdi (a.s.) ahkamda masumdur. Yani, zahiren hata yapıyor gibi görünse de mutlaka doğru olan hareketi yapmış oluyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam birkaç genç dün Ankara’da sizin kitaplarınızı alıp dağıtmışlar. Onunla ilgili resim vardı, gösterebilir miyim?
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER: Ankara’da böyle bir masanın üzerine koymuşlar, dağıtmışlar ondan sonra.
ADNAN OKTAR: Aferin gençlere, helal olsun. Bak koç yiğit bunlar, aferin çocuklara. MaşaAllah. Hatıra fotoğraf da çektirmişler, aferin. Mesela bu çok güzel bir hizmet. Şu kitabın bir tanesi bile bir insanın imanını kurtarabilir, bir tanesi. Ve silsile yoluyla devam eder. Müselsel, silsile olarak devam eder, inşaAllah. Ondan ona, ondan ona, ondan ona, ondan ona, ona, ona. Birçok kişinin imanının kurtulmasına vesile olabilir, teselsülen, müteselsil. Osmanlıca çok şahane.
ALTUĞ BERKER: Ben bir kitabınızı tanıtmak istiyorum inşaAllah; “Allah İçin Yaşamak”. Bu kitabınızda hayatımızın tek amacı olan Allah’ın rızasını kazanmanın önemini anlatıyorsunuz Hocam, inşaAllah. “Sadece Allah için yaşamak” ne demektir, onu tarif ediyorsunuz. Bu önemli bir konu. Çünkü böyle yaşayan bir Müslüman sonunda cennetle mükâfatlandırılacak inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Böceklerin gözleri ile ilgili bir film gösteriyorum Hocam inşaAllah, müsaadenizle.
VTR: Böceklerdeki Muhteşem Gözler
ALTUĞ BERKER: Evrimcilerin iddiası; “tek bir hücreden” güya “basitlikten gelişmişlik” diyor. Böceklerin gözleri, binlerce mercekten oluşan gözler var, bizden daha mükemmel gözleri var ve yüz milyonlarca yıldır aynı şekilde. 500 milyon yıllık buna dahil fosiller var. Trilobit fosilleri var mesela, çok mercekli. Sadece bir kız böceğinde, benim hatırladığım, elli altı bin göz var Hocam, elli altı bin mercekli göz maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. “Hocam” diyor. “Kuran’ı” diyor, “Arapça okuyup meal eder misiniz?” diyor, “ezberden okumanızı rica ederiz” diyor Bilal. Ah Bilal ah! Cübbeli’nin yanından yazıyor. Ben “ümmiyim” dedim. Kaç defa söyleyeyim? Ben Arapça bilmiyorum. Ümmi ne demek? Bilmiyorum, yani okuma yazmam yok. Arapça bilmem. Yalnız, ciğerinize oturacak bir şey söyleyeyim; benim böyle bir iddiam yok söylüyorum ama Hz. Mehdi (a.s.) talebesi olarak, Hz. Mehdi (a.s.) da Arapça bilmez. Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor, o da ümmidir. Ben de, onun öncüsü olarak, ben de ümmiyim. Bunda şaşacak bir şey yok. Arapçasını okusam bile halkımızın %99’u anlamaz ve vakit kaybetmiş oluruz. Kuran’ın asıl anlamı önemlidir. Ben şimdi sabaha kadar Arapçasını okurum, insanlar anlamaz. Orada amaç ne olur? Sükse yapılmış olacak. Yani; “ben Arapçayı iyi bilirim.” Yahut İngilizcesi de olabilir. Mesela bir konuyu anlatırken ben önce uzun uzun İngilizcesini okurum, sonra da Türkçesini açıklayabilirim; bu samimiyetsiz olur. Yani hani; “ben çok iyi İngilizce biliyorum”, “çok iyi Fransızca biliyorum”, “Latince biliyorum.” Hiç Latincesini benden duydunuz mu? Söylemiyorum. Hiç İngilizcesini duydunuz mu? İstesem yazdırırım, onu da okurum. Bunlar samimiyetsiz hareketler olur. Mühim olan insanların pratik ve süratle öğrenmeleridir. Biz, Kuran’ın Arapçasından sorulmayacağız; Kuran’ın manasından sorulacağız. İmtihan olduğumuzda Allah bize Arapça bilip bilmediğimizi sormayacak; Kuran’ın manasını biliyor muyuz bilmiyor muyuz, bundan sorulacağız. Ben de buna göre hareket ediyorum. Yani Arapçasının Türkçe manasının üstünde duruyorum. Arapça okuyor adamlar, anlatıyor. Bilmiyor halk, insanlar bilmiyor. Ama mühim olan nedir? Onun manasıdır. Cübbeli de; “gelsin” diyor, “Fatiha okuyalım, yarışalım” diyor. Bak, akla bak. Sen zahir hocasın; ben özüne bakıyorum ilmin. Ben Fatiha’nın anlamının üstünde duruyorum, diğer ayetlerin anlamının üstünde duruyorum. Benim açıkladığım, anlattığım harika yönleri siz hiç Cübbeli’den duydunuz mu, Kuran ayetleriyle ilgili? Cübbeli, Kuran ayetini üstüne hurafe ekler anlatır. Bol bol hurafe ekler. Ben anti-hurafeyim ve hakkı ve doğruyu söylüyorum.
SUNUCU:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Ahmet Astronomi” yazmış, ismini bildirmiş. İsmini vermeyeyim. “‘Cübbeli kafası’ diye bir şey mi var Hocam?” diyor. Var işte, anlatıyoruz ama şimdi biz ona bir isim takmayalım; malum. Yani bütün dünya bilir, Cübbeli zihniyetinin ne olduğunu bilir.Mehmet Talu gibi mübarek, muhterem bir insan, bütün ömrünü Mahmut Hocamız’ın yanında geçirmiş bir insan ve muazzam eserler vermiş bir insan; dünya iyisi, nezaketi, efendiliğiyle. Sırf “Hz. Mehdi (a.s.) geldi” dedi diye onu aforoz etti ve felç etmeye kalktı. Facebook’ta akıl almaz hakaretler yağdırdı taraftarları. Akıl almaz hakaretler ve iftiralar söylediler Mehmet Talu Hocamız’a. Allah razı olsun, Mahmut Hocamız el koydu. Onu da, Mahmut Hocamız’ın emrini kısmen kabul etti. “Git, görüş ve özür dile” dedi. Onu da zoraki yerine getirdi. Yani biraz daha zorlasa Mahmut Hocamız’a da isyan edecek. Mesela Mahmut Hocamız dese k; “Hz. Mehdi (a.s.) şu an hayatta” dese, inanın bana Mahmut Hocamız’a da mücadele verir. Ayrılır taraftarlarıyla, ona karşı mücadele verir. Hazır yani. Öyle tahmin ettiğiniz gibi değil Cübbeli. Yani adamın pervası yok. Bunu bayağı da destekleyen adamlar var. Fatih Altaylısı destekliyor, Aydın Doğan destekliyor, yani var.
Bak yine Yahudilere kafayı takmış. Cübbeli bunları öyle bir eğitmiş ki adamlar bambaşka bir şekil almışlar. Yahudiler, Hz. İbrahim (a.s.) neslinden gelen, Hz. İbrahim (a.s.)’ın evlatlarıdır. Onlara şefkatle, sevgiyle yaklaşırsak onlar zaten can atarlar Kuran’a tabi olmak için, Muhammedi olmak için can atarlar. Fakat anlatım şekli, üslup çok sert ve ters olduğu için ve Müslümanların da epey bir bölümü onları dışladığı için Müslümanlara yaklaşamıyorlar. Bütün Müslümanlar onlara şefkat gösterse belki çoktan Müslüman olmuşlardı. Ama çoluğuyla çocuğuyla hepsini lanetlerseniz... Adamın birisi çıkmış, ayyaş kılıklı bir adam; “kundaktaki çocuğa varıncaya kadar” diyor, “hepsi lanetlidir” diyor. “Hepsine” diyor, “düşmanım, karşıyım” diyor. Yani bunların eline geçse kim bilir ne yapacaklar. Ne suçu var? Kuzu, küçücük, ufacık, Allah’ın yarattığı bir minik, tatlı varlık ve her çocuk doğuştan zaten İslam fıtratı üstüne doğar. Bu, İslam’ın hükmüdür. Kuran’da hükümdür, Allah’ın hükmüdür bu, inşaAllah. Ne istiyorsun? Sevgiyle yaklaşsana, şefkatle yaklaşsana, iyi olmaları için, hakkı, hayrı görmeleri için yaklaşsana. Varsa yanlışlıkları doğruyu gösterirsin. Allah onlara “Ehl-i Kitap” diyor Kuran’da. Peygamberimiz, Necaşi’nin yanına gönderdi Müslümanları, değil mi? Onların yanında yaşadılar; Ehl-i Kitab. Ehl-i Kitab’a bakışı bilmiyorlar. Bambaşka bir slogan kafası, böyle militan bir kafayla yaklaşıyorlar. Ahmet Astronomi; seni kimse bilmez, etmez. Buna niye alınıyorsun ayrıca? Bilinen biri olsan, aklım alır. Bir de üstadın baksana en mübarek bir insanı astronot ilan etti, en sevdiğimiz. Ben de Cübbeli’yi astronot ilan ettim. Bana bundan sonra Cübbeli diye yazmasınlar, astronot desinler. Astronot derlerse anlarım. Cübbeli derlerse tashih edip düzelteceğim; Astronot diyeceğim. Madem öyle makbulmüş, Mehmet Talu gibi mübarek bir insana astronot dediğine göre, demek ki beğeniyor. Biz de ona astronot diyoruz işte, değişik bir şey yok.
ALTUĞ BERKER:www.CubbeliAnlatiyor.Com sitesinde Emre Bukağılı’nın son Cübbeli’yle ilgili olan kitabı da var, kardeşlerimiz isterlerse internet sitesinden onu indirebilirler.
ADNAN OKTAR:Tamam.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Neydi? Bir daha söyle.
ALTUĞ BERKER:CubbeliAnlatiyor.Com internet sitesinde Cübbeli’yle ilgili olan son kitap, Emre Bukağılı’nın yazdığı, onu indirebilirler bilgisayarlarına.
ADNAN OKTAR:“AstronotAnlatıyor.Com” şeklinde değiştirmek lazım onu.
ALTUĞ BERKER:Kitap Ehli’yle ilgili ayet okuyabilir miyim Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:Şeytandan Allah’a sığınırım. Al-i İmran Suresi, 113 ve 114’üncü ayetler. “Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli'nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar. Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır.”
ADNAN OKTAR:Biz, kafir bile olsa, dinsiz imansız bile olsa şefkatle yaklaşmak durumundayız. Kuran’da, onlara daha da titiz olmamızı söylüyor Allah. Mesela müşriklere, ayet, Kuran ayeti; “bir yerden bir yere güvenlik içinde geçirin” diyor Allah. “Canınızı ortaya koyun” diyor, “onlara bir zarar gelmesin. Koruyup kollayın” diyor Allah, “gidecekleri yere kadar” diyor. Müslümanlar’ın, onların can güvenliğini korumakla mükellef olduğunu söylüyor Cenab-ı Allah. Cübbeli ne diyor? Astronot, pardon.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Bir internet sitenizi tanıtmak istiyorum; www.Romantizm.Org Bu sizin “Şeytanın Bir Silahı: Romantizm” kitabınızdan hazırlanmış bir internet sitesi, inşaAllah. Romantizm gibi bir konunun işlenmesindeki amaç, tehlikesiz gibi yansıtılan ama aslında insanlara umulmadık zararlar veren bir konuya dikkat çekmek, sıradan bir karakter özelliği zannedilen romantizmin içten içe gerek toplumlar gerekse insanlar için ne kadar ciddi bir tehdit oluşturduğunu gözler önüne sermek. Ve elbette bu tehlikeden kurtulmanın ne kadar kolay olduğunu, Allah’ın tüm insanlara gönderdiği bir rehber olan Kuran’a uyulduğu takdirde insanın duygularının aklının önüne geçemeyeceğini örneklerle gösteriyor, maşaAllah. Tekrar ediyorum; www.Romantizm.Org
ADNAN OKTAR:Mevlana Halid Bağdadi, 1200’lerin müceddidi, ittifakla. 1200’ün başında yedi yaşında. Müceddidliğini mi ilan etmiş yedi yaşında? Cübbeli diyor ki; “Yüzyıl başında müceddidliğini ilan etmesi gerekiyordu” diyor. Mevlana Halid yedi yaşında nasıl ilan edecek? Cübbeli serbest atış demeyeyim de yani serbest yanlış konuşmalar yapıyor yani, inşaAllah. Mesela Bediüzzaman Hazretleri tam yüz sene sonra hicri 1293’te doğmuştur, 1300’lerin müceddididir. 1300’ün başında yedi yaşında. Hani yüzyıl başında ilan etmesi gerekiyordu? Şah Veliyullah Dehlevi 1114’te doğmuştur, 1100’lerin müceddididir. Yani 12’nci Hicri asır başladıktan on dört sene sonra doğmuştur. On dört yaşında müceddidliğini mi ilan etti? MevlanaCelalettin-i Rumî, hicri 604’te doğmuştur, 600’lerin müceddididir. Yani 7’nci hicri asır başladıktan dört sene sonra doğmuştur. Dört yaşında müceddidliğini mi ilan etti? Ebu Bekir Bakıllani, hicri 403’te doğmuştur, 400’lerin müceddididir. Yani 5’inci hicri asır başladıktan üç sene sonra doğmuş. Üç yaşında müceddidliğini mi ilan etti? Kimse bilmediğinde oradan Cübbeli rüzgâr gibi esiyor. O karşısındaki gözlüklü amca da onu dinliyor. Öyle tebessümle, iyi niyetli bir insan, sevecen bir insan, onu ilginç birisi diye dinliyor. Fakat sürekli yanlış bilgilendiriyor Cübbeli. Böyle bir şey yok. Böyle bir şey yok. Her yüzyılda bir müceddid oluyor. Yüzyıl başında gelmesi; doğumu olabilir, vazifeye başladığı tarih olabilir, her şey olabilir. Yani; “o yüzyılda görev yapacak” demektir. Elli yıl geçmeden de, yani elli yıl geçtikten sonra, elli birinci yıla geçtikten sonra o yüzyıl bitmiş olur. Hatta diyorum; elli beş bitip, elli altıya geçmesi lazım.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Bir pitbull ve civcivin arkadaşlığı var.
VTR: Pitbull ve civcivin arkadaşlığı
ADNAN OKTAR: Çok şeker bir şey ya, maşaAllah. “Hocam, siz kısa zaman önce otizm teşhisi konmuş altı yaşındaki oğlum Harun için canlı yayında dua etmiştiniz. Ertesi gün Harun’un konuşmasında ani bir gelişme ve birkaç gün içinde de tamamen normal bir şekilde konuşmaya başlamasına şahit olduk” diyor “ve ertesi gün yine okulda müthiş gelişmeler gösterdiğini ve otizmden hiçbir eserin kalmadığına şahit olmuştuk maşaAllah. Hocam, Harun üç hafta önce okumayı ve yazmayı çözdü” diyor. “Sınıftaki en başarılı öğrenci durumuna geldi” diyor, “maşaAllah” diyor kardeşimiz. İskoçya’dan yazıyor, Serdar Kardeşimiz.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şeyhim, buyur.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Hz. Ali (r.a.)’la ilgili resimler var Hocam. Defnedildiği Necef’teki İmam Ali Camii, inşaAllah. Kılıcı Zülfikar, türbesinin iç kısmı resmi, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hz. Ali (r.a.)’ın kılıcı Topkapı’da, bu bir benzeri. Yani benzetilerek yapılmış. Aslı Topkapı’dadır.
ALTUĞ BERKER: Bir de halifeliği aldığı kılıç var, Hocam. Topkapı’daki kılıç. Kılıçlar yukarıdan aşağıya sırasıyla, Hz. Ebubekir (r.a.), Hz. Ömer (r.a.), Hz. Osman (r.a.) ve Hz. Ali (r.a.)’a ait. Hz. Ali (r.a.)’ın bu kılıcı zülfikar değil de halife seçildiği törende kullandığı kılıç, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Zülfikar nerede?
ALTUĞ BERKER: Onun nerede olduğu bilmiyorum Hocam.
ADNAN OKTAR: Onu bir araştırıp bir öğrenelim.
ALTUĞ BERKER:Öğreneyim Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Peki, Cübbeli’den bahsettik, onun Hz. Mehdi (a.s.)’la ilgili güzel konuşmalarına az yayınladıklarımızdan başlayalım, inşaAllah.
VTR:Cübbeli, içinde yaşadığımız ahir zamanda konuşulacak en önemli konulardan birinin Hz. Mehdi (a.s.) konusu olduğunu anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) döneminde huzur ve barışın hakim olacağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Peygamberimiz (s.a.v.)’in bildirdiği kıyamet alametlerinin gerçekleştiğini anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın mezhepleri kaldıracağını anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Evet, Cübbeli bak çok şahane anlatıyor. Sünni, Hanefi inancın mükemmel anlatımlarını yapıyor ve hepsi hadislere dayalıdır. Doğru, yani anlattıkları doğru. Yine bir tane daha anlatalım, Cübbeli’den. Pardon, Astronot’tan. Astronot’u dinleyelim.
VTR: Cübbeli, 1980 Yılında Medineli Büyük Bir Alimin Kendisine; “Hz. Mehdi (a.s.) Çıktı” Dediğini Anlatıyor. (18 Mart 2011, Flash TV)
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Roma’yı fethedeceğini ve İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağını anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunun, İslam ahlakının dünya hakimiyetinin ve kıyametin çok yakın olduğunu anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Bak biz Cübbeli’nin nasihatına uyuyoruz. Ne diyor? “Hz. Mehdi (a.s.)’ı sürekli gündemde tutmamız lazım. Beş vakit” diyor, “sahabeler, Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsediyorlardı” diyor. “Şu an minberlerde konuşulmuyor, hiçbir yerde konuşulmuyor” diyor. “Bu bir ahir zaman alametidir. Hz. Mehdi (a.s.) çok hayati bir konudur” diyor, “sürekli gündemde tutulması ve konuşulması lazım” diyor. Biz bu nasihatı yerine getiriyoruz. Peygamberimiz (s.a.v.)’den gelen bu hadisi bize aktarıyor. Biz de buna uyuyoruz.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şimdi Mehmet Talu Hocamız’ı dinleyelim.
VTR:Mehmet Talu Hocaefendi, 1999 Yılında Hz. Mehdi (a.s.) İle İlgili Gördüğü Rüyasını Anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Şimdi bu konuşmaları ben ezberlettireceğim. Din telkinle kaimdir. Kuran’da da sürekli tekrarlar vardır. Rahman Suresi’nde tekrarlar vardır. Özellikle tekrar ediyorum ki çünkü oradaki anlam iyice oturur. Yani her seferinde insanlar daha da olayın vahametini, önemini ve derinliğini kavramış olurlar. Bak Mahmut Hocamız yıllardan beri Hz. Mehdi (a.s.)’ın geldiğini biliyormuş. Kendisi de biliyormuş, Mehmet Talu Hocamız da ve cemaat de biliyor. Ve bu gerçeğe mülaki olmuş olduk. Allah her şeye kadir. Cübbeli, Hocamız’ın aleyhinde konuşunca… Normalde o televizyona çıkıp konuşmaz Mehmet Talu Hocamız, böyle kendi halinde, ilim insanı; konuşmaz. Ama bu gerçekler de gizli kalacaktı. Allah, onun aleyhinde konuşunca Mehmet Talu Hocamız’ı çıkarttırdı, bizim bilmediğimiz bu gerçekleri ortaya koydurttu ki yani her biri bomba açıklamalar, yani çok hayati. Ve Cübbeli’nin kişiliğini de gördünüz. Yani nasıl konuları örtbas etmeye çalışıyor, nasıl lafı değiştirmeye çalışıyor, Mahmut Hoca’nın tek bir hareketini nasıl tevil edip bambaşka şekillere çekmeye çalışıyor. Ve tek amacının da Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmediğini ispat etmek, İttihad-ı İslam’ı engellemek olduğunu görüyoruz, tek amacının. Ve bazı insanlar da buna uyuyorlar. Onun İttihad-ı İslam’ı istememesine, Hz. Mehdi (a.s.) karşıtlığına uyuyorlar ve onu bir kahramanlık gibi görüyor adam, iftihar ediyor. İttihad-ı İslam’a karşı olmayı, İttihad-ı İslam’ı istememeyi, Türk-İslam Birliği’ni istememeyi, Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı olmayı şu an gurur vesilesi olarak görüyorlar, bayağı bir insan. İsterseniz göstereyim Facebook’tan. O kadar çok örneği var ki; bir tane, iki tane, on tane değil yani. Böyle sarı dişleriyle sırıtan tipler var, fotoğraflarını gördüm. Böyle çok mutlu, gözleri akmış sevinçten. Fotoğrafını da koymuş. İttihad-ı İslam’a karşı olmayı zafer sevinciyle karşılıyor. Böyle bir adam grubu oluşturmuş. Ve biz de tabii ki gereğini yapıyoruz.
SUNUCU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bu Darwinistler, sineğin gözünden, şundan bundan anlamazlar. Çok detaylı anlatılması lazım. Sineğin gözündeki mükemmellik, düzgünlük, onları pek kaale almaz onlar, öyle olmaz. Teknik kilitlemek, yani bilimsel olarak imkansızlığı üstünde durmak lazım. Mesela adamlara diyorlar ki; “bir rakamının yanına dokuz yüz elli sıfır koy; onda bir ihtimal.” “O zaman” diyor, “zaten ihtimal dahilinde olduğuna göre olur o zaman” diyor. Dokuz yüz elli tane sıfır yanına koyduğun bir rakamdan bahsediyorsun sen. Buna bile “olur” diyor, adam. Onun için bunlara sıfır ihtimal üzerinde durmak lazım. Sıfır ihtimal, inşaAllah.
“Canım Hocam her zamanki gibi harika görünüyorsunuz” diyor, “maşaAllah” diyor. “Astronot Efendi tayfası da bizden uzak olsun” diyor. Meryem Gül isimli bir kardeşimiz. Aferin. “Astronot Efendi” olur, denebilir. ‘Efendi’yi ilave edebiliriz. “Astronot” dedikten sonra olur.
Allah aşkına şu bana rüya yazma işinden vazgeçin. Çünkü rüyayla biz bir açıklamada bulunamayız. Rüyanın bir kıymeti, yani fıkhi bir şeyi pek olmaz. Mevcut bir durumu tasdik ediyorsa olur. Mesela sahih hadiste belirtilmiştir, onu rüya tasdik ediyordur, o tamam. Ama rüyayla biz neye varırız? Rüya bir şey meydana getirmez, inşaAllah.
Fosil mesela bak adamların bu ciğerine oturur. Fosil sağlam iştir.
ALTUĞ BERKER:65 milyon yıllık kozalak.
ADNAN OKTAR:Köyde biz kurumuş kozalakları toplardık. Onunla ateş yakardık. Çok şahane yanıyordu. Aklıma gelmişken söyleyeyim.
ALTUĞ BERKER:Karides, 95 milyon yıllık. Bakın şurada ve bir de yanında başka balık var.
ADNAN OKTAR:Yanında başka balıklar olması önemli. Onu net söyle. Gerçek fosil olduğunun bir başka delili o.
ALTUĞ BERKER:Başka balıklar da var karidesin yanında. 95 milyon yıllık karides hiç değişmemiş, günümüzde de aynı şekilde yaşıyor. Evrimciler “değişti” diyorlardı.
ADNAN OKTAR:Bu fosiller bazen şöyle enine kırıldığında, enine açılırsa altından başka fosiller de çıkıyor. Üst üste oluyorlar. Yani yandan anlaşılıyor ama biz kıyamadığımız için fosillere tabii ellemiyoruz.
“Bu okunmayan kaçıncı mesajım saymadım. Selamun Aleykum Sayın Adnan Hocam. Bazı insanların düşüncelerine yerleşmiş olan Allah’a kul olmak yerine köle olma bilinci yüzünden gelişemiyoruz. İslam herkese açık bir dindir” diyor. “Hiç kimse dışlanamaz. Bugün dışladığımız bir Yahudi belki de ilerde benden daha mümin bir kul olur.” Aferin, doğru söylüyorsun. “Allah ne dilerse o olur. Dışlama zihniyeti; ne zaman bu yıkılır, o zaman gelişiriz, dünyaya dağılırız. Herkese kucak açmalıyız. Yüce Allah’ın dinini yayacak kullara ihtiyaç vardır, düşünen, idrak eden. Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceğine yürekten inanıyorum. Eğer göremeden ölürsem gözlerim açık gider.” Niye canım? Vardır bir hayır, inşaAllah. “Müslüman bilim ve teknolojiyi takip eden kişidir.” Doğru, güzel. “Yenilikleri takip eder ve her zaman aklı açıktır, zekidir.” Doğru. Cübbeli zeki, çok zeki ama gönlümüz isterdi ki akıllı da olsaydı. Ama çok zeki. Fakat biraz aklı zayıf, bir parça inşaAllah. O da inşaAllah nasihatlerle düzelecek, inşaAllah. “Peygamberimiz (s.a.v.) çağında TV ve PC olsaydı eminim ki kullanırdı. Sizi çok beğeniyorum, saygılarımı sunuyorum. Son olarak; eğer Allah izin verirse bir site açmayı düşünüyorum Müslüman alemine seslenen ve birlik olma çağrısında bulunan geniş kapsamlı, büyük bir site. İnşaAllah yapabilirim bunu.” Haydi bakalım, inşaAllah. Çok iyi olur.
Numan Kendirli. “Hocam” diyor, “bazı konuları niye mükerrer anlatıyorsunuz?” diyor. Mükerrer ezberlemeni sağlar, çok iyi kavramanı sağlar. İnsan basireti kapanmaya müsait bir varlıktır, feraseti kapanmaya müsait bir varlıktır, dikkati kapanmaya müsait bir varlıktır. Ama tekrar çok acımasızdır. Basireti de açar, feraseti de açar. En aklı zayıf olanın bile aklını açar. Gözüne gözüne sokar adeta. Onun için biz her türlü insanı düşünerek mükerrer açıklamalarda bulunuyoruz. Kuran’da da, demin de söyledim, Rahman Suresi’nde Allah sürekli tekrar ediyor. Her tekrarında insanlar yeni bir şeyin farkına varıyorlar. Yeni bir derinlik alıyor, yeni bir boyut alıyorlar inşaAllah. İslam telkinle kaimdir. Din telkinle kaimdir. Telkinde de tekrar çok hayatidir, inşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bile mühim bir konu olduğunda en az üç kere tekrarlıyor inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak Hakan yanlış demişsin; “benim cennetim”; “Cennetim gibi” diyebilirsin. “Cennetim” dersen olmaz. Evet, Şeyhim sen bir şey söyleyecek misin?
ALTUĞ BERKER:Hz. Ali (r.a.), Hz. Mehdi (a.s.) döneminde Müslümanlara çok baskı olacağını ama Hz. Mehdi (a.s.) cemaatinin asla korkuya kapılmayacağını anlatıyor. Şöyle, biri kendisine Hz. Mehdi (a.s.)’ı sormuş. Hz. Ali (r.a.) ise; “o, ahir zamanda çıkacaktır. Kişinin, Allah dediği için ölüme mahkûm edileceği bir zamanda gelecektir” diye cevap vermiştir. Devamında; “Allah, onun etrafında hiçbir şeyden korkmayan ve hiçbir menfaat için sevinmeyen bir topluluk meydana getirecektir” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet. Bak Cübbeli diyor, “günde beş vakit” diyor, “beş vakit Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsediyordu” diyor, “Peygamberimiz (s.a.v.)” diyor. “Ahir zamandan bahsediyordu. Şimdi bahsedilmiyor” diyor. Haklı eleştirisi. Bak haklı eleştirisinin, haklı nasihatinin bir yansıması bu. Bu doğru. Ben de onla aynı fikirdeyim, aynı kanaatteyim. O yüzden sürekli anlatıyorum.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Naim Bin Hammad, Sabah’tan tahric etti. O dedi ki; ‘Hz. Mehdi (a.s.), insanlar arasında otuz dokuz yıl bekler. Küçükler büyük olmak, büyükler de küçük olmak temennisinde bulunur.” “O kadar güzel bir vakit olur” diyor. Otuz dokuz da manidar tabii. İllaki bir dokuz var inşaAllah.
“Hz. Mehdi (a.s.), bizim Ehl-i Beyt’ten bir gençtir. İhtiyarlarınız ona yetişmeyecek, gençleriniz ise onu ümit edecekler.” Şimdi bak yaşlı. Mesela Mahmut Hoca ne diyor? Böyle diyor. Ümidi pek yok. “Ben göremeyeceğim” diyor. Ne diyor hadiste? “Gençleriniz ise onu ümit edeceklerdir.” “İnşaAllah göreceğiz” diyoruz, inşaAllah. “Allah dilediğini yapacaktır.”
“Hz. Mehdi (a.s.) benim evladımdan bir reculdür. Rengi Arabî, cismi İsrailî cisimdir.” “Ben-i İsrail gibidir görünümü” diyor. Yani İbranî görünümlü.
“Hz. Mehdi (a.s.), gerges kuşunun kanadı ile titremesi gibi, Allah'tan çok korkan bir kimsedir.”
“Hz. Mehdi (a.s.) bendendir” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Burnunda hafif bir kemer, ondan bahsediyor. “Açık alınlıdır. Zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak ve yedi yıl dünyaya malik olacaktır.” Bu Hz. İsa (a.s.) ile beraberliğidir, yedi yıllık beraberliği inşaAllah. Yani Hz. İsa (a.s.)’ın zahir olmasından itibaren yedi veya dokuz yıl beraber olacaklar Hz. İsa (a.s.) ile.
“Bezzâr, Câbir’den tahric etti. Dedi ki: Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu; “ümmetim arasında Hz. Mehdi (a.s.) olacak; malı saçacak ve saymadan dağıtacaktır.”
“Naim, Taus’tan tahric etti. Buyurdu ki; “Hz. Mehdi (a.s.) geldiği zaman malı çokça ihsan eder, çalışanları disiplinli davranır, miskinlere merhamet eder.”
SUNUCU: Bizi yarın 22.00’dan itibaren, A9 TV, Asu TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, www.HarunYahya.Tv ‘den takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Hac Suresi. 23’üncü ayet. “Hiç şüphesiz”diyor, Cenab-ı Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Hiç şüphesiz Allah, iman edenleri ve salih amellerde bulunanları altından ırmaklar akan cennetlere sokar, orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler; orada elbiseleri ipek(ten)tir.” Allah böyle güzel müjdeliyor Müslümanları, hepimizi, bütün müminleri.
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Radyo programları
Devamı ...Güzel Konular
Devamı ...Harun Yahya Etkiler
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...