SUNUCU:Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza A9 Tv, Aksu Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tv internet sitemizden devam ediyoruz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, Şeyhim buyur, başla.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Fethullah Gülen Hoca’dan bir açıklama vardı. Başlık olarak vereyim. Uzunca bir açıklaması var. “Kendisi hakkında şu ana kadar, asılsız iftiralar içeren birçok kitap çıktığını, bu kitaplarla ilgili tazminat kararları olmasına rağmen, çoğunun hala satıldığını, sadece hukuki girişimlerde bulunduğunu” yazmış. “Kendisinin bu dava ve operasyonla hiçbir ilgisinin olmadığını, açtığı bir davanın da olmadığını” belirtmiş. Ayrıca; “İçinde yaşadığımız çağda internetle zaten her şeye ulaşılmakta. Böyle bir olay da kitaba ilgiyi artırmıştır. Dolayısıyla benim bu yaşananlarla hiçbir ilgim yoktur” demiş. “Düşünce özgürlüğünü her zaman sonuna kadar savunurum ama bu özgürlük kişilik haklarına saldırı, hakaret, iftira demek değildir” demiş.
ADNAN OKTAR:Evet, nezaketiyle tabii bir cevap vermesi gerekiyordu Hoca Efendi’nin, o da cevap vermiş.
Ben biraz astronota yönelik bir şeyler anlatacağım hem de milletimizi de aydınlatmaya yönelik. Ama özellikle astronota. “Hz. Ebu Hureyre (Radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:” Ferman ediyor Resulullah (sav). ‘Güneş, battığı yerden doğmadıkça kıyamet kopmaz. Batıdan doğunca, insanlar görür ve hepsi de iman eder.’ Yani dinsiz de iman ediyor, herkes iman ediyor, çünkü aklın ihtiyarını kaldırdığı için herkes iman ediyor.“Ancak, daha önce inanmamış veya imanın şevkiyle hayır kazanamamış olan hiç kimseye bu iman fayda sağlamaz.” İman kapısı kapanıyor. İmtihan kapısı kapanıyor. Cübbeli ne diyor? “120 yıl daha yaşayacaklar” diyor. Peki astronot, Buhari’de yazıyor bu, bunu niye okumuyorsun? Bunu niye anlamazdan geliyorsun? Buharî, Rikak 39, İstiska 27, Zekât 9; Müslim, İman bölümü 248, (157); Ebu Davud, Melahim Bölümü 12; bak bütün Kütüb-i Sitte’de var bu hadis. Demek ki imtihan kalkıyor. İmtihan kalkınca 120 yıl insan yaşar mı? “Camiler dolup taşacak” diyorsun sen. “Müslümanlar olacak, ezan okunacak” diyorsun. Bu nasıl oluyor? İmtihan kalkmış, değil mi? Astronotun bilmediği çok konu var. “Bir başka rivayette şu ziyade ihtiva eder” yani ilave şu kısım daha var: “Güneş battığı yerden doğunca iblis secdeye kapanır ve şöyle nida eder: ‘Allah’ım emret, kimi dilersen ona secde edeyim.’” Hizaya geldiği için, artık imtihan kapısı kapandığı için ‘kimi istersen secdeye geleyim’ diyor. Ama tabii imtihan bitmiş. "Güneş batıdan doğduğu vakit, Kalpler içinde önceden taşıdıkları üzere mühürlenir…” Kalpler mühürleniyor. “Hafaza melekleri artık çekilir.” Havaza melekleri çekiliyorlar. “Meleklere hiçbir amel yazmamaları emredilir.” İmtihan bitmiş. Cübbeli ne diyor? “120 yıl Hacca gidecekler, namaz kılacaklar, oruç utacaklar” diyor. “120 yıl insanlar yaşayacak” diyor, yanlış biliyor. Ben Cübbeli dedikçe sehven, siz astronot olarak düzeltin ki dilimiz sürçmesin, inşaAllah. “Güneşin batıdan doğmasıyla, tövbe kapısının kapanması önemli bir hikmettir. Zira o zaman müminle kafir kesin olarak birbirinden ayrılacak ve tövbe kapısının kapanmasının amacı yerine gelecektir” Kuran ayeti, şeytandan Allah’a sığınırım, Enam Suresi 158 “Rabbinin ayetlerinden bazılarının geleceği gün” Yani Allah’ın önceden vadettiği büyük bir alametin meydana geleceği gün “…daha önce iman etmemişse veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz. De ki: "Bekleyin, Biz de şüphesiz beklemekteyiz." Bu ayet işte bu konuya işaret ediyor; güneşin batıdan doğmasına. “İbni Ömer ve İbni Abbas, ‘İşte o andan itibaren, kafirin imanı ve asinin de tövbesi kabul edilmeyecektir.’demişlerdir. İbni Abbas’tan gelen bir başka rivayette de; ‘Küçüklerin imanı ile günahkarın tövbesi kabul edilir denilmektedir’” diyor. Zaten küçük sorumlu olmaz, günahkarın da tövbesi kabul edilmez, bu yanlış bir rivayet. Çünkü imtihan kapısı kapanmış. Tövbe kabul edilmesi, sevap kazanılması diye bir olay yok, inşaAllah. Böyle birkaç ilave, zamanla değişmiş hadisler var, sahih hadislerle alenen çelişiyor. Onlara biz bağlı kalamayız, sahih hadislere bağlı kalabiliriz. Şeytandan Allah’a sığınırım. Muhammed Suresi’nin 18. ayeti; “Artık onlar, kıyamet-saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? İşte onun işaretleri gelmiştir. Fakat kendilerine geldikten sonra öğüt alıp-düşünmeleri onlara neyi sağlar?” yani artık imtihan kapısı kapanmış. Tövbe etse de bir şey değişmez, sevap da kazanamaz, hiçbir şey kazanamaz. “Ve Müminun Suresi’nin sonu ilk görüşü teyit etmektedir.” Yani bu konuyu teyit etmektedir, diyor. Fakat şu tarz hadisler var, bunlar doğru Allahualem; “İbni Ebi Şeybe, İbni Ömer (r.a.)’dan: ‘İyilerden sonra kötüler 120 yıl (kalacaklar.)’” Bu olabilir, bu ahir zamanın müddetini veriyor zaten. Zaten 2120; Bediüzzaman’ın dediği tarihe de tam uygun. 2000 tarihinden sonra 120 yıl. İyilerden sonra kötüler. Hem iyilerin hem kötülerin kaldığı süre zaten 120 yıl. Ahir zaman asıl olarak 2000’lerde başlıyor, 2120’de de bitiyor. Burada da diyor ki; “İyilerden sonra kötüler 120 yıl (kalacaklar.)” Tam 120 yıl, net. Bediüzzaman da tam 120 yıl vermiş. “Ubeyd Bin Humeyd, Ebu Hureyye (r.a.)’den: ‘İki ihtiyar birbirine rastlayıp biri arkadaşına ne zaman doğduğunu sorduğunda diğeri: ‘Güneş batıdan doğduğu zaman’ diye cevap verinceye kadar kıyamet kopmaz” diyor. Mesela bu sahih değil, belli. Çünkü imtihan kalkmış ihtiyarlar konuşuyorlar güneşin batıdan battığını. Bunu çocuk olsa anlar. Buhari’den, Kuran ayetlerinden. Hem Buhari, hem Müslim, hem Sünen-i Davud; ne diyor hadiste: “Güneş, battığı yerden doğmadıkça kıyamet kopmaz. Batıdan doğunca, insanlar görür ve hepsi de iman eder.” Kafir de iman ediyor. “Ancak, daha önce inanmamış veya imanın şevkiyle hayır kazanamamış olan hiç kimseye bu iman fayda sağlamaz.” O zaman namaz, oruç, zekat hepsi bitmiş oluyor. 120 yıl ibadetin anlamı ne o zaman, değil mi? Onun için astronot yanlış düşünüyor. Onun tarzındaki hadislerin yanlışlığını da hem ayetle, hem sahih hadislerle açıkladım. Zaten Ehl-i Sünnet’in görüşü de budur. Yani, güneş batıdan doğduktan sonra imtihan kalkıyor.
ALTUĞ BERKER:Zaten Hocam, siz daha iyi biliyorsunuz, inşaAllah, Cübbeli Ahmet hangi ahir zamanla ilgili hadisi şerifi şey yapabilmiş ki? Mesela deccalin eşeği konusunu, altının çıkma konusunu, diğerlerini hep anlatıyorsunuz. Hiç birini anlayamamış durumda.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, “deccali genetik mühendisleri yaptı” diyor. 20 kilometrelik adam yapmışlar. Bir de şimdi diyor ki; “genetik mühendisleri bunu 1400 sene önce yapmışlar.” Daha da eski hatta. “Adada bekliyor” diyor zaten Cübbeli. Yani, Atlas Okyanusu’nda bir adada bin küsur seneden beri balık yiyerek bekliyormuş. İyi geliyor herhalde balık, 20 kilometreymiş boyu. “Bekliyor, Amerikalılar da tespit edemiyorlar” diyor. “Genetik mühendisleri bak neler yapıyor. Bana siz sorun, ben anlatırsam insanlar ikna olur. Siz anlatırsanız dinini imanını kaybederler. Bana bırakın siz. Ben bak, ne kadar mükemmel anlattım, görüyorsunuz” diyor. 1400 sene evvel genetik mühendisini nereden bulacaksın? 20 kilometrelik adamı nasıl yapsın adamlar? Ben, bu astronotun keşifleriyle uğraşmaktan artık… Yani ne diyeyim ben bu adama? “Bir de ayrıca genetikçiler eşek de imal ettiler” diyor. “Deccalin eşeğini yeni imal edecekler” diyor. Adam bin küsur seneden beri eşeksiz mi bekliyor? Zaten deccal eşeğiyle beraber bekliyor, inşaAllah. Öyle diyeceğine şöyle de; “1400 sene önce genetik mühendisleri vardı. Eşeğini de onlar imal etti” de. Senden beklenir yani. Senin kafana göre 20 kilometrelik adamı genetikçiler yaptığına göre bin kusur sene önce; eşeğini de yapmışlardır, ne olacak? 20 kilometrelik adam yapan, 300 metrelik eşek mi yapamayacak? Kafatası hacmi de 20 metreymiş. 20 metre kafatasını düşündüm, buradan bahçenin ucuna kadar. Eşek mutlu bir şekilde adada otluyormuş, kuyruğunu sallayarak. Amerika onu da tespit edemiyormuş. Kardeşim, bu durumda insanda din, iman kalır mı Allah esirgesin. Ondan sonra “en bozuk kendisi olduğunu” söylüyor. En korkak olduğunu söylüyor. “Hep korkak, ödlek olduk” diyor. İnsanın imanı kalmaz ki böyle bir konumda; korkak da olur, ödlek de olur, her şey olabilir. Bunu destekleyenler de hangi kafayla destekliyor ben anlayamıyorum. Anlamaya çalışıyorum, anlayamıyorum. Bir mantığı varsa bana yazsınlar biz de anlayalım. Berker’im ne diyorsun?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam.
ADNAN OKTAR:Genetik biliminde böyle bir gelişme oldu da bizim mi haberimiz yok? “Adada bekliyor” diyor, “zincirli vaziyette.” Bir de zincir dinler mi o kazulet adam. 20 kilometrelik adama zincir mi dayanır? Herhalde ona göre bir zincir de yapmıştır adam. Mühendislik yeteneği de var, deccalin yeteneklerine bak sen. Allah akıl, fikir versin astronot beyefendiye.
ALTUĞ BERKER:Altın sütunlar da öyle “takken düşer bakarken, her tarafı dolduracak” diyor. Anlatıyorsunuz hep, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Cübbeli kafasını kaldırdığında takkesi düşecekmiş. “Süleymaniye Camii’nin ana sütunları gibi” diyor. Yani mesela 5 metre, 6 metre çapında altın sütunlar 100-150 metre, yerden fışkıracak, diyor, bahçelerden her yerden. Müslümanların tarlası mı var, bahçesi mi var, “her yerden fışkıracak” diyor adam. Millet onlarla meşgul olacakmış. Dolayısıyla da Hz. Mehdi (a.s)’ın yanına gitmeyeceklermiş. 150 metrelik altınlar; İstanbul birbirine girer kardeşim. Memleket, trafik falan hiç bir şey kalmaz. Bir de ne işe yarar trilyonlarca ton altın? Ne işe yarayacak? Millet bahçede ziraat mı yapsın, o altınlarla mı uğraşsın? “Hem de 24 ayar” diyor. Buna inanıyorlar da. İnanıyorlar mı inanmıyorlar mı, espri mi yapıyorlar anlamıyorum ki bu nedir? Olayın ne olduğunu ben kavrayamadım. Ne demek istediler onu da anlamadım. Nereye vardırmak istiyorlar, o da belli değil.
“Adnan Hocam, A9 kanalına SMS ile soru sormak gibi bir yenilik getirseniz” diyor. Olur, güzel olur.
ALTUĞ BERKER:Hasan Aksay Hocamız, Yeni Akit Gazetesi’nde “İslam dünyası yanıyor” başlıklı yazısında, İslam dünyasında yaşananlar hakkında bilgi vermiş. Sonra şunları yazmış; “İslam dünyası niçin böylesine ufalanıyor? Müslüman, senin meselen bu, düşmanın değil. Ondan şikayet boşuna. Bölge ve İslam dünyasının öncelikli üç işi” demiş. “Bu felaketler bütün ümmete ibret ve gayrete gelmeye yeter” diyor. “Birincisi; Türkiye’nin sorunsuz komşuluk ve vizesiz dolaşım yakınlaşmasını, Ortadoğu ve Afrika Devletleri, Arap Birliği, Afrika Birliği, İslam Konferansı Teşkilatı ve D8 teşkilatlarının da katkılarıyla hızlandırmak, vizesiz dolaşımı, yeni atılım ve dayanışmalarla güçlendirmek, duraklamamak gerekmektedir. Bölge ve İslam ülkeleri yalnız dış ilişkilerde değil, iç meseleler için de konuşacak bir yakınlığa ve dayanışmaya süratle ulaşmalıdır. Birleşmiş Milletlerden sonra en büyük devletler topluluğu İslam Konferansı Teşkilatı, bir barış gücü kurmalıdır. Suriye’nin meselesi hepimizin meselesidir” diyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah. Türk İslam Birliği olmadığında, bu konu hiçbir şekilde düzelmez, inşaAllah. Biraz astronottan bir şeyler dinleyelim. Astronotun sohbetleri güzel oluyor. Az yayınladığımız kısımlardan yayınlayın.
VTR-Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın Yanındaki Meleğin Görünmeyeceğini Söylüyor.
ADNAN OKTAR:Kardeşlerimiz, aşağı yukarı bunun dediklerini ezberlediler. Hepsi hadise dayalı doğru izahlar. Hz. Mehdi (a.s)’ın yanındaki melekler, görülmüyor. Cübbeli ne diyordu? “Görünüyor” diyordu. Defalarca görülmediğini, kendi açıkladı. Demek ki görülmüyormuş. Çünkü Mehdiyet’i durdurmak için kurnazlık yaptı o. “Hz. Mehdi (a.s)’ın yanında melek olmazsa, biz onu Hz. Mehdi (a.s) kabul etmeyiz, yahut Hz. Mehdi (a.s) beklemeyiz, yahut Hz. Mehdi (a.s) Mehdiliğini ilan etsin.” Bakın, Mehdiliği kilitlemek için yaptığı kurnazlıklara bak. “Hz. Mehdi (a.s) Mehdiliğini ilan etmelidir” diyor. Halbuki diyor ki; “Hz. Mehdi (a.s) kendisini bilmez” diyor. Allah onu ıslah ettiğinde, Hz. Mehdi (a.s) nasıl kendisini ilan etsin ben Hz. Mehdi (a.s)’ım diye? Vahiy alması lazım. Eğer vahiy alıyorsa, Kitap’lı Peygamber olmuş oluyor zaten. Vahiy almayacağına göre nasıl ilan edecek? Haram olur, olur mu öyle şey. O konuda da Ehl-i Sünnet inancıyla çatışıyor, Cübbeli. Samimi değil. Hz. Mehdi (a.s)’da Mehdiyet ilanı yok. “Kendisi dahi kendisini bilmez” diyor, açıklıyor. Bediüzzaman da diyor. İmanın nuruyla anlaşılır Hz. Mehdi (a.s). Dürüst olacak, samimi olacak. Melek de görülmez. Kendisi de söylüyor. Melek görünse, zaten aklının ihtiyarı kalkar. Ona uymak farz olur zaten o zaman. Melek diyorsa, meleğe uymak mecburiyetinde Müslüman. Samimi olursa, bu konular hallolur. Evet buyur.
ALTUĞ BERKER:Bir internet sitenizi tanıtmak istiyorum, Hocam. Milleti Sadıka Ermeniler; www.milletisadika-ermeniler.cominternet sitesinin ismi. Ermeniler, Osmanlı döneminde “Milleti Sadıka” olarak adlandırılırlardı. Sizin bu konu hakkında söylediğiniz birkaç cümleyi aktarıyorum Hocam siteden, inşaAllah; “Ermeniler bizim kardeşlerimiz, dostumuz, eski sadık kardeşimiz” demiştiniz Hocam. “Hatta ‘Milleti Sadıka’ deniyor biliyorsunuz. Osmanlı döneminde ‘Milleti Sadıka’ olarak anılırlardı. Yeniden o güzel günlere dönmek istiyoruz. Onlarla kucaklaşmak, kardeşliğimizi pekiştirmek, hatta aradaki sınırı kaldırmak, inşaAllah, Türk İslam Birliği içerisinde, onlarında yer almasını çok arzu ediyoruz, çok istiyoruz” demiştiniz. Bu siteden bu konuyu çok detaylı inceleyebilir kardeşlerimiz. Tekrar ediyorum internet sitesinin ismini; www.milletisadika-ermeniler.com
ADNAN OKTAR:Osmanlı dönemindeki Ermeni Paşalar, değil mi?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Gayreti muazzam, ideali muazzam, televizyonu muazzam canım Hocam” diyor. Televizyon benim değil ama sevenlerimizin tabii, gönül ehlimizin, inşaAllah. “Gayreti hayretimizi celbeden canım Hocam. Rabbim Katından üstün bir güçle sizi daima güçlendirsin. Ne kadar önemli, ne kadar değerli, ne kadar gereklisiniz, inşaAllah” diyor, bir hanım kardeşimiz. Allah razı olsun. Şu an 18 yaşında, otistik bir çocuk varmış. “Sizden dua istiyorum” diyor, Sevim Hanım. Allah şifa versin, sağlık sıhhat versin; bütün hastalara, bütün rahatsızlığı olanlara, inşaAllah. Hepimize huzur, bereket, bolluk versin Allah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, sağlık konusunda, sosyal yardım konusunda bir söylediğiniz vardı, şimdi gerçekleşti. Onu gösterebilir miyim, inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:Söylediklerinizin gerçekleştiğinin sayısı 1300’ü aştı, Hocam. Bugünkü gazete haberi; “’Günübirlik hastaların ulaşımı devletten.’ Sağlık Bakanlığı, tedavi için belirli aralıklarla sağlık kurumlarına gidip gelmek zorunda olup, ulaşımda sıkıntı yaşayan hastaların, hastaneye gidiş gelişi için hizmeti alımı uygulaması başlatılmasına karar verildi.” Devlet kendisi götürüp getirecek hastaları Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bunu kaç yıl önce söyledik.
ALTUĞ BERKER:2 yıl önce söylemişsiniz Hocam. “Hastadan para alınmaz, en kaliteli, en güzel hastaneye gidecek, birinci sınıf hastaneye gidecek kanser hastası; orada aslanlar gibi tedavi olacak, hürmet görecek, sevgi görecek, hatta onu güzel geniş salonlarda oturtacaklar. Hastadan para alınmaz. Bunu biz milli bir terbiye olarak bunu alacağız. Bu asla kabul edilecek bir şey değil” dediniz Hocam, 2 yıl önce. Gerçekleşiyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Vicdan onu emrediyor, doğrusu o, inşaAllah.
Rukiye Zorbaz kardeşimiz soru soruyor. Kuran’ı Türkçeden ezberlerse daha çok faydalı olur. Çünkü Türk olan insanın, Türkçesini öğrenmesi önemlidir. Arapça bilmeyen bir insanın, Kuran’ın Arapçasını ezberlemesiyle bir şey anlaması mümkün olmaz. Ama Türkçesini ezberlerse, ezberlediği ayetleri hayata geçirebilir, değil mi? Asıl sorumlu olduğumuz anlamıdır; Kuran’ın anlamıdır, biz onunla mükellefiz.Allah bize Arapça, Fransızca, Sırpça biliyor musunuz demeyecek; “Kuran’ı yaşadınız mı, hükmünü biliyor muydunuz” diyecek Allah. Kuran’ın hükmü esastır, onu bileceğiz. Haramları, helalları, doğruları, yanlışları onları bileceğiz, ona göre hareket edeceğiz, inşaAllah. Yine bizim astronotun konuşmalarını dinleyelim.
VTR-Cübbeli Ahir Zamanın Büyük Mehdisinin Peygamberimiz (s.a.v.)’in Hadislerde Tarif Ettiği, Özel Bir Zat Olacağını Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Astronotun diğer konuşmalarına devam edelim. Ben durun deyinceye kadar devam edin, çünkü önemli anlattığı şeyler.
VTR-Cübbeli: Hz. Mehdi (a.s), Gelse de Yardım Etsek Diye Aşkla, Şevkle, Hasretle Bekliyoruz Diye Allah’a Dua Ediyor.
ADNAN OKTAR:Ahmet Gezer: “Selam güzel pirim. Geçenlerde sizin 2009 yılındaki Dem TV’deki röportajınızı tekrar dinleyerek, izledik, çünkü aklımızdaki bazı suallerimize cevap aradık. İlmi Ledün ilminin kamilisiniz” diyor, İnşaAllah öyle oluruz. Zaman zaman herhalde sorular soracakmış kardeşimiz. “Cevap arz edersiniz” diyor, inşaAllah. “Allah razı olsun, size muhabbet besliyoruz. Alevi kardeşiniz Ahmet. Selametle Ahmet Gezer.” Kardeşimizden soru geldiğinde imkan nispetinde cevaplarız, inşaAllah. A9 kanalı nasıl bulunuyor, göster onu bir daha.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. A9 kanalını izlemek için uyduyu nasıl ayarlayacağız? Uydunun kumandasından menü tuşuna basacağız. Uydu ayarları içinde kanal ekleme menüsüne geleceğiz. Kanal ekleme menüsünden sonra uyduyu Turksat 3A olarak seçeceğiz. Eski Uydu alıcılarında 1C de yazabilir bu, önemli olan Turksat yazması. Sonra burada TP ayar butonuna basacağız. Uyduyu Turksat 3A’ya ayarladıktan sonra, TP ayar butonuna basacağız. TP ayar kısmında frekans: 12525, sembol: 30000, polarizasyon: vertical (dikey), değerlerini gireceğiz ve taramayı başlatacağız; taramayı başlat tuşu var. TP ayar kısmına girdiğimizde, frekans ayarını gireceğiz: 12525, sembol: 30000, polarizasyon: vertical olarak yazdıktan sonra, taramayı başlat diyeceğiz. Tarama bitince, otomatik olarak aşağıdaki gibi bir özet bilgisi veriyor Uydu. Ondan sonra A9 yazısını kanal ayarlanmış olarak buluyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Veyahut televizyon tamircisi bir kişiye uydu cihazını götürürlerse, orada 5 dakikada ayar ederler, değil mi? Eve de çağırsalar ayar ederler, tamirciler, değil mi? Veyahut herhangi bir televizyon tamiri yapan bir atölyeye de götürseler, orada 5 dakikada ayar ederler, o aletin götürülmesi yeterli olur, inşaAllah. Bilenlerden de sorabilirler.
ALTUĞ BERKER:İman hakikati gösterebilir miyim Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:Sevimli canlılar.
ADNAN OKTAR:Ben bunların kulaklarını kıtır kıtır yiyeceğim. Yazık hayvanı tıraş etmişler herhalde, aslında bu ponponmuş da, bayağı iri yarı bir şeymiş. Tam kucağa alınıp gezilmesi gereken tipler bunlar. Bak, iki kardeş, ikisi de çok şeker. Koma halinde uyuyor. Bu kuzular apayrı bir şey, çok acayip tatlı varlıklar. Bak kuyruğa bak sen kuyruğa. Sesleri de çok şahane, maşaAllah. Bu da başka bir kuzu, maşaAllah.
Şu mektubu bir oku sen.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Hatice İlikçioğlu göndermiş. “Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun değerli Muhammed Adnan Hocam. Sohbetlerinizi dinlediğimden beri dünyevi hayata ve kadere bakış açım ciddi şekilde değişti, bunun için size teşekkür ederim. Allah sizden razı olsun. 7 yaşında Ahmet Emin adında bir oğlum var. Bebeklik döneminden beri çok hareketli. Nitekim kendisinde bir sene önce hiperaktiflik ve algıma- konsantrasyon bozukluğu olduğunu hekimler tespit ettiler. Okulda ve sosyal hayatta birçok sorun yaşıyor ve sakinleşmesi için, çeşitli ilaçlar almak zorunda kalıyor. Sizden naçizane, iyileşmesi için dua rica ediyorum. Şifa Allah’tan, kullar da buna vesile. Allah razı olsun Hocam. Rabbim hizmetlerinizi daim eylesin.”
ADNAN OKTAR:Evet, o sevimli miniğe Allah sağlık, sıhhat versin, güzellik versin. Bütün milletimize de öyle; bereket, bolluk, huzur versin. Şimdi bir de ahir zamanla ilgili filmimiz vardı onu seyredelim.
VTR-Ahir zamanda Gerçekleşen Hz. Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alametleri.
ADNAN OKTAR: Şimdi Cübbeli’nin ve bütün Müslümanların çok sevdiği Nimetullah Hocamız var; Japonya’da güzel hizmetler yapan büyük alim. Muhterem Hocamız’ın Hz. Mehdi (a.s.) hakkındaki görüşlerini bir alalım, Nimetullah Hocamız’ın.
VTR: Nimetullah Hoca efendi bu yüzyıl İslam’ın yüzyılı olacak diyor.
ADNAN OKTAR: Cübbeli’nin çok hürmet ettiği, çok saygı duyduğu büyük bir alim. Bakın, o da aynı şeyi söylüyor, hepsi Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu yüzyılda gelmiş olduğunu söylüyor. Bir tek Cübbeli böyle ayrı bir kafada, astronotluk yapıyor.
İman hakikatleri ilgili hazır bir film vardı, ona bakalım.
VTR: Hücre zarı mucizesi.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hücrenin içi şehir gibi, her biri ayrı nefes kesecek teknoloji, nefes kesecek bir akla sahip. Proteinlerin ayrı aklı var, kromozomların ayrı yapısı var, kofulların ayrı aklı var, mitokondrinin ayrı aklı var, golgi cisimciğinin ayrı aklı var. Tarif edilecek gibi değil, anlatılacak gibi değil, binlerce birbirinden harika özellik iman hakikati olması açısından çok önemli. Başka ne var filmimiz? Onu da seyredelim.
VTR: DNA’daki tamir mekanizması olmasa ne olurdu?
ADNAN OKTAR: Şahane, anlatım bayağı güzel. Berker’im seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Hocam Atatürk’ten bahsetmiştiniz, 19 ile ilgili harikaları var hayatında. Onunla ilgili gösterim yapıyorum, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bakayım.
ALTUĞ BERKER: Atatürk’ün hayatında 19 sayısının yeri. 1881 de 19. yüzyıl bitimine 19 yıl kala doğmuştur. 19 yaşında Harbiye’ye girmiştir. Çanakkale savaşı 19. Tümeni kuruş ve ona konuta etmiştir. 19 mayıs 1915’te albay olmuştur. Milli mücadeleye fiili olarak başlaması için komutanlarla yaptığı konuşma ve mecliste milli davanın gerçekleşmesi yolunda güdülecek siyasetin karara bağlanma tarihi 19 kasım 1919’dur. Mareşallik ve gazilik unvanını alması 19 Eylül 1921’dir. Nutuk’un sonundaki Türk gençliğe hitabesi de başlangıç cümlesiyle beraber 19 cümledir. Adı ve soyası “Mustafa Kemal Atatürk” 19 harftir. “Ne Mutlu Türküm Diyene.” Bu cümle 19 harftir. “İstikbal göklerdedir” Atamızın bu sözü de 19 harftir. 10 kasım 1938 (19x2=38) günü saat 9’da (10+9=19) 57 (3x19=57) yaşında vefat etmiştir. Atamızın vefatı üzerine İsmet İnönü’nün Türk milletine beyannamesi 19 cümledir. Doğum ve ölüm yılları arası (1938-1881=57)(19x3=57) sayısının katlarıdır.
ADNAN OKTAR: Daha çok çok fazla var 19 ile ilgili; aldığı madalyalar ve başka şeyler de var. Yine astronotumuzdan dinleyelim.
VTR: Cübbeli’nin çelişkili sözleri
ADNAN OKTAR: Çok fazla çelişkisi var, fakat çok az bir kısmını almışlar. “Selamun Aleykum canım Hocam. Muhammed Adnan Hocam, kardeşim Diloş astronot efendinin resmini yaptı, ekte gönderiyorum. İyi ki varsınız Hocam, sizdeki iman neşesi bize de hal veriyor, inşaAllah. Allah razı olsun. Dün yayında söylediğiniz AstronotAnlatıyor.Com’u da kuracağız Diloş’umla beraber inşaAllah. Hürmetler.” Kübra isimli bir kardeşimiz. Var mı öyle bir resim, geldi mi sana?
ALTUĞ BERKER: Astronot mu?
ADNAN OKTAR: Evet.
ALTUĞ BERKER: Bir resim geldi, doğru Hocam.
ADNAN OKTAR: Başka ne var? Bir tane daha vardı bakayım, demin birkaç tane daha resimler vardı.
ALTUĞ BERKER: Bakayım, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Yine bizim astronot anlatmaya devam etsin, güzel anlatıyor, dinleyelim.
VTR: Cübbeli, içinde yaşadığımız Ahir zamanda konuşulacak en önemli konulardan birinin Hz. Mehdi (a.s.) konusu olduğunu anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Funda Hanım yazmış, Funda kardeş her zaman söylüyorum, başörtülüler de çarşaflılar da, başı açıklar da hepsi yüzde yüz Müslüman’dır, tertemiz kardeşlerimizdir. Hepsine derin sevgimiz var, hepsine muhabbet duyuyoruz, inşaAllah. Şeyhim seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER: Hocam günümüzde yaşayan bilim adamlarının; özellikle şu an göstereceğim Tıp profesörlerinin Allah’a olan inançları ile ilgili ifadeleri var. Yüzyılın beyin cerrahı seçilen Prof. Dr. Gazi Yaşargil diyor ki: “Okuduklarım ve bildiklerime baktığımda makro ve mikro kozmosta gördüğüm mükemmellik karşısında şaşkın durumdayım. O zaman diyorsunuz ki, akılcı Yaratıcı var. Akıllı Yaratıcı; Allah. Düşünün ki insan hayatı kısacık. Dünya milyarlarca yıldır var. İnsan, en fazla 120 yıl yaşayabiliyor. İnsan toz parçası bile değil, dalga içindeki bir damla. Bütün ibadet merkezlerinde ulvilik hissediyorum. Atatürk’ün kurduğu Türkiye ortamında yurtdışına eğitime gitme olanağı bulduğum için ‘Gazi’nin eseri Gazi’ ifadesi çok doğru, ama hepimiz en sonunda Allah’ın eseriyiz.” demiş.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: 45 bin ameliyat ve 1500’ü aşkın karaciğer nakli gerçekleştiren cerrah ve organ nakli uzmanı Prof. Dr. Münci Kalayoğlu diyor ki: “Ben abdest almadan ameliyata girmem. Ameliyata hazırlanırken içimden dua ederim. Zor ameliyatlar olursa, mutlaka annemi arayıp bana dua etmesini isterim.” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Dünyada ilk yapay kalp naklini gerçekleştiren kalp ve damar cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz diyor ki: “Dua etmek insanı iyileştirir. Ben inançlı biriyim. Her ameliyatımda mutlaka dua ederim. Bence duanın şifa gibi iyileştirici özelliği var. Ameliyat sonrası hastalarıma da mutlaka dua ettiriyorum. Bunun, sağlıklarına kavuşmalarında müthiş bir etkisi var. Bazen hiç anlaşılmayan bir şekilde, tedavisi mümkün olmayan bir hasta inancı sayesinden iyileşebiliyor. Allah’a inanmak mühim bir konu.” demiş.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah, çok güzel. Başka ne yapalım Berker’im?
ALTUĞ BERKER: İman hakikati, sevimli canlılar filmi gösterebilirim isterseniz?
ADNAN OKTAR: Bakayım.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Kedi, tavşan ve hint domuzunun dostlukları var.
ADNAN OKTAR: Bak gözlere bak sen, gözlere, gözlere. Hoşuna gitti arkadaş olmak istiyor onunla. Ama acayip gürbüzmüş kerata. Ekip tammış. Tavşanda sıcak diye gitmiş onun burnunun dibine. Dördü de arkadaş olmuşlar, o da onu yalıyor. O da havucunu yiyor, hepsi çok mutlu gördüğüm kadarıyla.
ALTUĞ BERKER: Hocam Pitbull en vahşi köpek olarak bilinir. Ahir zamanda vahşi hayvanların da dost olacağını söylüyordu Peygamber Efendimiz (s.a.v.), maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ama hepsinin de keyfi yerinde, maşaAllah, maşaAllah. Fethullah Gülen Hocamız’ı dinleyelim. Şahs-ı manevicilere her seferinde tokat oluyor, manevi tokat, çok iyi oluyor.
VTR: Fethullah Gülen Hocaefendi Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Bu söz geriye çevrilecek bir söz değildir. Ne şaşar beşer çevirebilir, ne Faruk Beşer, hiçbirinin geri çevireceği gibi değil, bakın çok açık. “Fıkıh konusunda bile bu kadar detay vermemiştir” diyor sahabeler, Hz. Mehdi (a.s.) konusunda ve Hz. Mehdi (a.s.)’ında şahıs olduğunu açıkça, alenen söylüyor, değil mi?
ALTUĞ BERKER: Tabii.
ADNAN OKTAR: Demek ki şahs-ı manevi değilmiş. Resulullah (s.a.v.)’in açıklamaları çok nettir, izahları çok nettir. Şahs-ı manevi iddiası 30-40 sene önce ortaya atılmış, üç beş tane ilginç şahıs tarafından ortaya atılmış çürük bir iddiadır, hiçbir mantığı yoktur, hiçbir gerekçesi yoktur. Hiçbir hadise, ayete dayanmaz, hiçbir alimin görüşü ile uyumlu değil. Bediüzaman’ın talebelerinin hiçbirinin izahına uygun değil. Dolayısıyla itibar edilecek bir şey değil. Evet, Şeyhim seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Hocam estağfirullah. Dünyanın en küçük atı, onun görüntüleri var Hocam.
ADNAN OKTAR: Bakayım. Bu ne şeker bu, sevmek için şahane olur.
ALTUĞ BERKER: Adı, Einstein.
ADNAN OKTAR: Adı, Einstein.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam. Bütün hayvanlarla dostmuş, hepsiyle iyi geçiniyormuş. Ama en çok Saint Bernard cinsi köpek varmış orada Hannah isimli, onunla çok iyi geçiniyormuş.
ADNAN OKTAR: Acayip şeker, iki arkadaş bayağı iyi geçiniyorlar anladığım kadarıyla, maşaAllah. Berker Hocam sende çok güzel şeyler var.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam.
ADNAN OKTAR: Anlat, başka neler var?
ALTUĞ BERKER: Bir sözünüzü hatırlatmak istiyorum Hocam, hepsi gibi önemli. “Müslümanlar birleşsin, ama başsız olsun denilmez, çünkü başsız birleşmek olmaz. Başı olmayınca onun adına birleşme diyemeyiz. Baştan, Hz. Mehdi (a.s.)’dan neden bahsetmiyorlar? Hz. Mehdi (a.s.) özlemi neden yok? İslam ülkeleri arasında kurulmuş kağıt üzerinde birlikler var, ama kimsenin kaale aldığı yok. Birleşme, mutlaka Hz. Mehdi (a.s.)’ın başkanlığında olursa birleşmedir. Onun dışında istediğin kadar birleş, netice alamazsın. Çünkü bu Resulullah (s.a.v.)’e karşı bir tavır olur, bu Hz. Mehdi (a.s.)’ı istememek olur.” dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, doğru. Yine bir şey daha anlat Berker Hocam, sende ilim çok.
ALTUĞ BERKER: Karpuz yiyen bir kedi gösterebilir miyim inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Bakayım. Ben onu yerim, şiddetli tatlıymış o. Bak nasıl iştahla yiyor, burunla göz aynı seviyede. Bak, bak, bak ağız burunda hep karpuz oldu, minicik diliyle. Sıcak havada da çok iyi gider hakikaten. Arkadaşıyla paylaşamıyorlar. Sesleri duyuyor musun? Allah bunları böyle acz içinde yaratıyor, insanı acayip etkiliyor, çok şefkatini artırıyor insanın. Bu da karpuzla çekilmiş hatıra fotoğrafı. Şeyhim başka neler var?
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Hz. Mehdi (a.s.)’ın temiz ve huzurlu bir çehreye sahip olduğunu söylüyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Şöyle, tanınmış şair A. Sait Hasan Hazretleri’nden Hz. Mehdi (a.s.)’dan söz etmiştir. A. Sait Hasan’ın sözü bu; “Güzelliği temiz yüzünden yükselir, sabah meltemi huzur veren çehresinden yayılır.” Diyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, o hadisten alınan bir söz.
ALTUĞ BERKER: Evet. Hadiste de Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Mehdi benim torunlarımdandır, yüzü parlak bir yıldız gibidir.” diyor. “Göklerde ve yerde yaşayan tüm canlılar ve kuşlar bile onun hükümdarlığından ve halifeliğinden mutluluk duyacaktır. 20 yıl boyunca hüküm sürecektir.” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Özetle, insanlar birbirini sevecek, şefkat içinde olacaklar. Dünyada kısa bir süre kalıyoruz, akılcı yaklaşılacak, dünya hırsı yapacak bir şey yok. 20 yaşında olan bir insan bile, iki on sene sonra 40 yaşına geliyor, yaşlanıyor. Bir iki on sene sonra da 60 yaşına, 70 yaşına geliyorlar ve vefat ediyorlar. Onun için dünyada hırs yapılacak bir yön olmadığını Allah bize ısrarla gösteriyor. Hastalıklardan gösteriyor, insanın aczinden gösteriyor, insanın güçsüzlüğünden gösteriyor. Ama insanlar birbirlerini severlerse dünya cennet gibi olur. Herkese karşı şefkatli olmak lazım. Ehl-i Kitap’a karşı, Hristiyanlara karşı, Musevilere karşı, dinsizlere karşı da şefkatli olmak gerekiyor. Müslümanları da çok iyi koruyup, kollamak gerekiyor. Alevi, Sünni hiç fark etmez “La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah” diyen herkes Müslümandır, kardeşimizdir. Suni olay çıkarmak, gerilim çıkarmak, dünyada kavgalar çıkarmak zulümdür, acımasızlıktır.
ALTUĞ BERKER: EvetinşaAllah Hocam. Bu konuda bir haber vardı, söylediğinizle fizikende mutabık. “Armenian DNA Project” isimli bir proje yapılıyor Ermenistan’da. Kürtler, Türkler, Ermeniler, Süryaniler ve Yahudiler arasındaki soy birliği olduğunu ortaya koymuş Hocam bu araştırmalar.
ADNAN OKTAR: Tabii ki. Genetik olarak bakılırsa aynı soydan gelirler, doğru, inşaAllah. Hepsi Hz. Adem (a.s.)’a dayanıyor sonunda. Kısacık dünyada hırs yapmak çok büyük akılsızlık olur. Şeyhim seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Yetenekli bir çocuk var Hocam.
ADNAN OKTAR: Ne yapıyor bu kerata böyle? Vay kerata, vay, acayip yamanmış.
SUNUCU: Bizi yarın 22:00’dan itibaren A9 TV, Gaziantep Olay TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo ve www.HarunYahya.TV sitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Bismillah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “İnsan önceden, hiçbir şey değilken, gerçekten Bizim onu yaratmış bulunduğumuzu (hiç) düşünmüyor mu?” Daha önceyi hiç hatırlamıyoruz, hiçbir şey değildik. Allah yarattı çocuk olduk, geliştik, bu günlere geldik. Bunu düşünün, diyor Allah. “Şu halde O’na ibadet et ve O’na ibadette kararlı ol.” Israrlı ibadetini devam ettir. “Adn cennetleri (onlarındır) ki, Rahman (olan Allah onu) Kendi kullarına gaybtan vadetmiştir. Şüphesiz O’nun va’di yerine gelecektir.” Mutlaka mümin, muttaki olanları cennete koyacağım, diyor Allah. Bu benim vaadim, diyor. “Onda ‘boş bir söz’ işitmezler. Sadece selam (ı işitirler). Sabah akşam, onların rızıkları orada (bulunmakta)dır. O cennet; biz, kullarımızdan takva sahibi olanları (ona) varisçi kılacağız.” O cennete varisçi kılacağız, cennete gidecekler, diyor Allah. “Biz” elçiler “ancak Rabbiniz emriyle ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan her şey O’nundur. Senin Rabbin kesinlikle unutkan değildir.” Bu Cebrail (a.s.)’ın, Peygamberimiz (s.a.v.)’e söylediği bir söz. “Biz” elçiler “ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde arkamızda ve bunlar arasında olan her şey O’nundur. Senin Rabbin kesinlikle unutkan değildir.”
Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Yaratılış Delilleri
Devamı ...