ADNAN OKTAR: Ne güzel sohbet bu böyle, ne güzel İngilizce konuşuyorsunuz. Benim yerim de var, o zaman ben yerime otururum. Sen ne anlatıyordun?
SISTER BEGÜM: Bitki hücrelerinin tesadüfen ortaya çıkmasının mümkün olmadığını anlatacaktım, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Anlatacaksın, daha anlatmadın.
SISTER BEGÜM: Şimdi başlamıştım, inşaAllah. Ama başka bir konudan da bahsedebiliriz isterseniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Bitki hücrelerinin.
SISTER BEGÜM: Bitki hücrelerinin, evrimciler prokaryot hücrelerden tesadüfler sonucunda oluştuğunu iddia ediyorlar. Bunun neden imkansız olduğunu sizin eserinizden anlatmaya çalışacaktım, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim böyle on tane taş tesadüfen oluşmuyor, dünyada hiçbir şeyde görülmemiştir. On tane çakıl taşı üst üste gelemez, hiçbir yerde göremezsin. Bıraksınlar bunları. Böyle proteinlerin açıklamasını yapamayan adamlar, binlerce karmaşık dantel gibi planlı bir sistemin tesadüfen olduğunu söylüyorlar. Sonra çok utanacaklar, çok çok utanacaklar, çok ayıp yapıyorlar. Evet, sen neler anlatıyorsun?
SISTER GİZEM: Ben bu akşam, yirmi yaş dişinin evrime delil olmayacağını anlatacaktım, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Yirmi yaş dişi. Bende vardı bir tane yirmi yaş dişi, çektirdim bir ara, öbürü duruyor. Onu evrime delil olarak sunmaları, çok çok acayip. Mesela insanın yaşı ilerliyor, saçı beyazlar, Allah onu öyle yaratmış. Bizde mutlaka acze ihtiyaç vardır, imtihan için acz içerisinde olmamız gerekiyor. Mesela soğukta üşüyeceğiz, hastalanacağız; grip olabiliriz, nezle olabiliriz, insan kanser hastası olabilir, başka türlü imtihan olmaz. Mutlaka zorluklar gerekir. Bedeninde de mutlaka bozukluklar gerekir, mükemmel beden cennettedir. Beden mükemmel olursa, o zaman burası cennet olmuş oluyor zaten, olur mu? Cilt bozuk olacak, kemiklerde erime olacak, göz miyop olacak veyahut hipermetrop olacak, kulaklar duymayacak, adam kulağa cihaz takacak, onunla dinleyecek. Kulaktaki dinleme cihazını yaratan da Allah’tır. Mesela göz, göz nezlesi oluyor, ona anti-septik damla yapılıyor, anti-septik damlayı da yaratan Allah’tır. Onlar, Allah damlayı yaratmıyor, gözü yaratıyor zannediyorlar. Damlayı da, gözü de yaratan Allah’tır. Mesela beyninde bir rahatsızlık oluyor, röntgen aletini yaratan Allah’tır, röntgende onu görünür hale getiren de Allah’tır, onu oradan ameliyat ile çıkaran da Allah’tır. Hiçbir doktor bir ameliyat ile bir insanın kafasından bir şey çıkaramaz. Hepsini Allah çıkartır. Hiçbir insan, bir başka insanı öldüremez, hepsini Allah öldürür, insanları vesile eder, hastalığı vesile eder. Dolayısı ile bu gerçeği görmedikleri için, başka türlü düşünüyorlar. Mesela kulakta sağırlık; sağırlığı Allah yaratır, işitme cihazını yaratan da Allah’tır. İşitme cihazı çok karmaşıktır, yüzlerce parçadan oluşur, onu da Allah yaratır. Dolayısı ile, birbirlerinden ayrı bir sistem yok. Mesela nezle oluyor, nezleye karşı karmaşık çeşitli ilaçlar var eczanelerde kutular içerisinde. Onu, kutunun paketini yapan Allah’tır. Kutunun içerisindeki ilaç şişesini yaratan Allah’tır, oradaki hapları tek tek yaratan Allah’tır, onu vesile eder. Zaten biz onların dışarıdaki varlığını göremeyiz, simsiyahtır. Onlara renk veren, tat veren Allah’tır. Vücutta hücrelerin onu tanımasını sağlayan O’dur, ilacın etkisini sağlayan O’dur. Hücrelerin eksik olması, aciz olması, güçsüz olması, Allah tarafından özel yaratılır; mesela cennette öyle değildir. Allah çeliği çok mükemmel yaratır, sağlam yaratır ama insanları mükemmel yaratmaz, hatta hamamböceği bile çok güçlüdür. Mesela akrep çok güçlüdür, çok sağlıklı hayvandır; hastalığı olmaz, şu olmaz, bu olmaz, hiçbir şeyden etkilenmez. Pek çok canlı öyledir, bakarsanız acayip güçlüdürler. Ama insan için Allah özel olarak söylüyor; “insan zayıf yaratılmıştır” diyor, zayıf varlıktır. Dolayısı ile zayıf varlığı da, zayıflığını giderecek sistemleri de yaratmıştır Allah. Mesela nefes almakta zorlanıyor, Allah oksijen verecek cihaz yaratmış. Mesela astımı oluyor, astımı çözecek sprey var. Astım ile sprey aynı yaratılıyor, astımı yaratan Allah, spreyini de yaratmış oluyor. Spreyin o çözme gücünü yaratan da Allah’tır. Mesela öksürük oluyor, öksürüğü yaratan Allah’tır. Öksürüğü durduracak ilacı yaratan da Allah’tır. Allah baş ağrısını yaratıyor, baş ağrısına karşı şöyle küçücük, ufacık bir hap yaratıyor Allah, adam onu alıyor, baş ağrısı gidiyor. O hapın kutusunu, içerisindeki prospektüsü yaratan, hepsini meydana getiren Allah’tır. İkisi de baş ağrısı ile beraber yaratılmıştır. Baş ağrısı olmazsa, imtihan olmaz. Nezle, grip olmazsa, imtihan olmaz. Zorluklar olmazsa, imtihan olmaz. Mesela kalbinden rahatsız oluyor, tansiyonundan rahatsız oluyor, tansiyon ilacı veriliyor, tansiyonu duruyor. Zaten tansiyonun insanda normal duruyor olması mucizedir, normalde tansiyonun her insanı öldürmesi lazım. Çok rahat öldürmesi lazım, öldürmüyor, tam ayarında duruyor tansiyon. Küçük tansiyon tam ayarında, büyük tansiyon tam ayarında; kim ayarlıyor? Vücutta özel bir mekanizma. O mekanizmanın şuuru bir parça gitse, bir parça bozulsa, tansiyon anında insanın beynini parçalar; kalbini de parçalar, beynini de parçalar. Allah, çok mükemmel bir dengeyi sürekli sağlayan bir sistem yaratmış, basıncı tam ayarında tutuyor. Ne çok düşük, ne çok yüksek. Düşük de olursa, insan komaya girer, düşük de yapmıyor Cenab-ı Allah, çok yüksek de yapmıyor, tam ayarında. Ama yükselince de, mesela küçük bir ilaç veriyor; dil altı ilaç veriliyor, bir başka ilaç veriliyor, tansiyon hemen o ilacı tanıyor, Allah onu vesile ediyor, duruyor. Her ikisini de yaratan Allah’tır. Mesela insanların tansiyon aletleri var, bütün tansiyon aletlerini Allah yaratıyor. Tansiyon aleti, tansiyon hastalığı ile beraber yaratılır. İkisi beraber aynı anda yaratılıyor. Mesela dişçi ile diş ağrısı aynı anda yaratılır. Diş çürümesinin tedavisinde kullanılan aletler, dişin yapısından daha da karmaşık, yani oradaki kaba yapısı açısından. İnce, mikro seviyedeki yapısı tabii açıklanacak gibi değil, kimse açıklayamaz, ama kaba görünüşüne göre o aletler, çok karmaşıktır, muazzam karmaşıktır, harikadır. Dişin çürümesi olayı ile o aletler birlikte yaratılıyor; dişçi birlikte yaratılır. Veyahut mesela adamın ayağı bir şey oluyor, beli sakatlanıyor; biliyorsunuz felçliler için elektrikli araba var, o arabayı yaratan Allah, felci yaratan Allah, aynı Allah’tır. O felç ile beraber yaratılır, birlikte yaratılır. O kadar çok şey birlikte yaratılmıştır ki, millet ayrı ayrı yaratıldı zannediyor. Hepsi birlikte yaratılmıştır. Mesela miyop ile gözlük beraber yaratılır. Adam gözlüğünü takar, sorunu biter. Şu an biliyorsunuz göz ameliyatları yapılıyor; miyop olanlarda, göz kesilip çıkartılıyor. Onu kesen Allah’tır, çıkaran da, ameliyatı yapan da Allah’tır. Ama düşünmemiz için, bunlar şart olduğu için bunlar yaratılır, başka türlü imtihan olmaz. İmtihan için ikinci bir sistem yok, bu sistemin dışında başka bir sistem yok, ancak böyle oluyor.
Pratik düşünün, ne sabrı, ne şefkati, ne affetmeyi, ne yardımseverliği, ne acıya karşı sabrı diyeyim, ne sıkıntılara karşı sabrı insan hiçbir şekilde bilemezdi. Dümdüz olurduk, dümdüz. Yiyen içen bir varlık olurduk, o kadar. Allah bizi böylece çok girift ve karmaşık, çok ince detaylı bir insan haline getiriyor. Mesela bakın Mehdiyet’i yaratıyor. Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı deccali yaratıyor, deccale karşı da Hz. Mehdi (a.s.)’ı aynı anda yaratıyor, sırf imtihan olsun. Hz. İsa Mesih (a.s.)’ı yaratıyor o devirde. Mesela başka bir boyuta alıyor Hz. İsa Mesih (a.s.)’ı, o başka boyuttan alıp, insanların hoşuna gitsin diye dünyaya getiriyor. Halbuki her gün insanlar yaratılıyor, ama Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın inişi insanlara şok geliyor, acayip hayret edecekleri bir şey oluyor. Halbuki her gün ona benzer olaylar milyonlarca oluyor dünyada. Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın inişi gibi olaylar, onun dünyada gösterilmesi gibi olaylar her gün oluyor. Mesela bakın siz biraz önce yoktunuz, Allah sizi birdenbire burada yarattı. Hz. İsa Mesih (a.s.) da aynısıdır, görünmezken birden görünür hale geliyor, o kadar, aynı kanun. Fakat şimdi Cübbeli’nin ekip de o kafada işte, şaşar beşer, şu bu kafasındaki adamlar, iman derinliğini Allahualem pek elde edememişler. O yüzden olaya çok teknik bakıyorlar, insanları bu inançlardan beri tutmaya çalışıyorlar. Mesela Cübbeli diyor ki; siz Mehdiyet’i kaldıramazsınız, dünyaya dalmış durumdasınız, işte evleniyorsunuz, yiyorsunuz, içiyorsunuz, evler yapıyorsunuz. Ben öyle bir din adamıyım ki, size bir kolaylık sağlayacağım, ben kurnazım, uyanığım, şu an bir 570 yıl ilave ediyorum, sizi Hz. Mehdi (a.s.)’dan beri kıldım, diyor. İmtihandan da beri kıldım, zorluklardan da beri kıldım, yan gelin yatın, diyor; özetle bu. Ama bakın ben Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı değilim, yanlış anlamayın, diyor. Bakın aynı zamanda vicdanlarını da rahatlatıyor. Biz Hz. Mehdi (a.s.) gelmeyecek dedik mi hemşerim? Gelecek, diyor. Hz. İsa (a.s.) gelmeyecek dedik mi? Gelecek, biz başka bir şey demiyoruz, diyor. İttihad-ı İslam’a karşı değilim ki, olacak, tabii ki olacak diyor, ne zaman? Ama 570 yıl sonra olacak, diyor. Şu an ne yapacağız? Karpuz yiyip, yan gelip yatacağız, diyor. Adam takva değil diyor, ‘bak bu Hz. Mehdi (a.s.) gelecek diyor’ diyor bu. Şeytanlık yapıyor diyor, ‘Hz. Mehdi (a.s.) gelecek, geldi diyor’ diyor. Bunlar astronotun ifadeleri, bizim astronotun. Hz. Mehdi (a.s.) geldi demeyi, çok büyük bir suç haline getiriyor adam. Ona yaranmak için, onun beğenmesi için ne diyeceksin? 570 yıl sonra gelecek. Tamam, o zaman Müslüman kardeşimsin tamamdır, diyor. Bakın gördünüz Hoca ile beraber çıktılar, Mehmet Talu Hocamız ile; tamam diyor, Hz. Mehdi (a.s.) hayatta değil de diyor, kardeşiz o zaman, elhamdülillah, o zaman sorun yok, diyor. Bakın tek gerekçe onu gösterdi, yani net söyledi, Hz. Mehdi (a.s.) hayatta değil de, o zaman mesele yok, anlaştık o zaman, dedi. Adamlar daha hala anlamazlıktan geliyorlar. Evet, sen anlatmaya devam et, ben gidiyorum, bana müsaade.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...