SUNUCU: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam A9 Tv, Samsun AKS, Tv Kayseri, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara, www.HarunYahya.Tv, Ankara Beypazarı Seyelan Tv, Çorum Kanal 19, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Uşak Egem Tv’den canlı olarak yayınlanan, Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza hoş geldiniz. Hocam nasıl başlamak istersiniz?
ADNAN OKTAR:En güzel şekilde başlayacağız inşaAllah, şeyhim de müsaade ederse inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam af buyurun. Hocam, Zaman Gazetesi’nde Ahmet Tezcan bir yazı yazmış, diyor ki: “Kendisine yönelik saldırılar olduğunda, cevap vermeyeceğini söylüyor ama Mevlana Celaleddin Rumi ve Bediüzzaman Said Nursi gibi büyük insanlara yönelik bir saldırı olduğunda, ben de hiçbir şeyi tanımam, aldırmazlık yapamam, saldırırım” demiş. “Mevlana Celaleddin Rumi’nin kendisine edilen hakaret ve iftiralara, hayatı boyunca hiç cevap vermeyip, sövene dilsiz olmayı tercih ettiğini, ancak değerlerini ve değer verdiklerine yönelik bir saldırı olduğunda, çok müthiş cevaplar verdiğini ve celallendiğini eserlerinde görürüz” demiş. “Aynı durum Bediüzzaman Said Nursi için de geçerlidir” demiş. “Bediüzzaman da kendisine zulüm edenlere, sürgün edenlere, hapsedenlere hiçbir zaman cevap vermemiş, ‘dilerim Allah affeder’ duasında bulunmuştur, ancak değerlerine ve değer verdiklerine saldırıldığında tam bir aslan kesilmiş ve çok müthiş cevaplar vermiştir. Bediüzzaman’da ‘Üstadımdan biri’ dediği Mevlana gibi, tepeden tırnağa celal kesilmiştir.” Ahmet Tezcan da; “ben de o iki insana saldıran, kendince hakaret eden olursa aldırmazlık edemem, ne sofrasına otururum, ne elini sıkarım, ne yüzüne bakarım. O iki insandan utanırım. O iki Hazreti insandan, onların değerlerinden ve değer verdiklerinden utanırım” diye devam etmiş.
ADNAN OKTAR:Ahmet Tezcan, Çerkez kökenli bir koç yiğittir. Çok samimi, dindar, milliyetçi bir gençtir. Güvenilir bir insandır.
ALTUĞ BERKER:Mehmet Şevket Eygi Hocamız, bugün “İslam dünyasının hali ne olacak” sorusuna şöyle cevap vermiş. “Osmanlı devleti ve hilafeti tüm zaaflarına rağmen büyük bir birlik teşkil ediyordu. Başta Suni de olsa, bir halife vardı. Halep, Şam, Mekke, Beyrut, Bağdat, Basra aynı ülkenin şehirleriydiler. Bu birlik yıkılınca, yerine emperyalist ve sömürgeci büyük devletler, Suni devletçikleri kurdular. İşte bugünkü manzaraya bakın. İslam ülkeleri konfederasyon mu olur, federasyon mu olur, bir birlik oluşması gerekiyor. Bu birliğin üye devletlerinin vatandaşları, sınırlardan pasaportsuz sadece kimlik kartıyla geçebilmelidir. Avrupa da böyle, niçin İslam Federasyonu da olmasın?” demiş. Dünyanın nereye gittiği ile ilgili soruya da; “bu karışıklıkların ardından beklenen Hz. Mehdi (a.s)’ın riyasetinde, 7 ile 40 yıllık bir Altınçağ devri başlar, sonra yine bozulma olur, kıyamet kopar Allahualem” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR:“Hz. Mehdi (a.s) bu yüzyılda gelecek” diyor. Bakın bu insan çok samimi, İslam’ın dünyaya hakim olmasını istiyor. Sonunda insanların mutlu olmasını, kardeş olmasını istiyor. Libya’nın petrolleri hakikaten şu an peşkeş çekilecek belli. Libya’yı parçaladılar zaten, oradaki insanlar eziliyor, acı çekiyorlar. Halbuki İslam Birliği olmuş olsa, konu bitecek. Sanki çok büyük bir felaket gelecekmiş gibi, İslam Birliği’ni sürekli, ileriye ötelemek istiyorlar, halbuki İslam Birliği olmuş olsa, insanlar, gençler son derece mutlu olurlar, çok rahat ederler. Ama Mehdiyet’in kontrolündeki İslam Birliği. Yobaz birliği tarzında yapmaya kalkarsan yani böyle anarşist-terörist akımına, siz bu işi yapın derse ki, yapamazlar ayrıca onu da söyleyeyim. Hani insanların var ya yobazlık korkusu var. Bu kaderde imkansızdır. Yani Allah yönlendiriyor dünyayı, yani o imkansız olan bir şeydir. Yobazlık tarihe, bir daha dirilmeyecek şekilde gömülecektir. Mehdiyet, anti yobaz harekettir. Yani bütün dünya gençliği son derece mutlu, sevinçli bir hayata kavuşacaklar; hepsi. Boş yere acı, ızdırap çekiyorlar. En mutlu olacakları, en rahat edecekleri, en kafalarının dinç olacağı ortam olacaktır. Sanatı, bilimi en güzel şekilde yaşayacakları, özgürlüğü en güzel şekilde yaşayacakları ortam olacaktır. Rahmetli Atatürk, bunun zeminini hazırlamıştır, Mehdiyet’in zeminini hazırlamıştır, çok güzel hazırlamıştır, mükemmel bir sistem kurmuştur, Allah ondan razı olsun. Hz. Hızır (a.s), Atatürk’e yardım etmiştir. Hz. Mehdi (a.s) öncüsüdür, önce Atatürk, sonra Hz. Mehdi (a.s), bunu göreceksiniz. Atatürk olmadan, Hz. Mehdi (a.s) çıkmazdı söyleyeyim, bu böyle, yani kader bu şekilde. Onun meydana getirdiği bu güzel, hoş zemin üstünde Mehdiyet, pırıl pırıl aydınlık olarak ortaya çıkacaktır. Mehmet Şevket Eygi Hocamız’ın anlattığı konu da odur.
ALTUĞ BERKER:Biraz kendi sağlığından da bahsetmiş. “Biraz şekeri yükselmiş, dizlerindeki kireçlenmeler artmış ama haline şükrettiğini” ifade etmiş.
ADNAN OKTAR:Mehmet Şevket Eygi Hocam, kendini doğal yiyeceklerle tedavi ediyor. Şimdi o ne yapar? Güzel sirkeyle, balı karıştırır. Çok sevimli, acayip tatlı. İftarda konuşuyorduk, Hocam dedim, “bu kolesterolü gerçekten düşürüyor mu?” dedim, “elma sirkesinin, balla karışması gerekir” diyor. “Ama hakiki bal nerede” diyor, acayip tatlı. “Sirkeyle balı karıştırdığında evelAllah hiçbir şey kalmaz” diyor. Tabii ki tedavi metodu olarak yeterli bir şey değil de ama psikolojik etkisi olabilir, o doğru, bir de doğal yiyecekler hakikaten faydalı olur. Başka ağır yiyecekler yemez de, hafif yiyecekler yerse insan, o dediği doğru. Ama Mehmet Şevket Eygi Hocamız çok değerli bir insandır, kıymetli bir insandır, samimidir, hayvan sevgisi vardır, insan sevgisi vardır, çiçek sever, gülleri sever, karanfilleri sever, sanattan hoşlanır, yani yanlış anlama ama antikadan hoşlanır. Berker Hocam da antikadan hoşlanır, onun için. Çelebi, Osmanlı efendisidir, güzel insan, Allah ömrünü uzun etsin. Hocamız’ın sağlığıyla yakından ilgilenin, Doktor Cihat ilgilensin istirham edelim, tabii, bana bilgi verin, onlar bizim değerli hazinelerimiz, değerli büyük alimler inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Terörist başının ağabeyi, Mehmet Öcalan, terörist başı Abdullah Öcalan için; “hayatı boyunca kimseyi, hatta karıncayı bile incitmediğini” söylemiş. “Bebek katili olmadığını, bugüne kadar eline silah almadığını, daha doğrusu tek kurşun sıkmadığını” söyleyerek, “Öcalan’ın politik bir kişiliği olduğunu” iddia etmiş. “Kanı durduracak en etkili kişinin o olduğunu ve burada bir barış olacaksa, Öcalan’sız olamayacağını” söyleyerek, “hapsinin Şanlıurfa’da güvenli bir yerde, ev hapsine çevrilmesini istemiş.”
ADNAN OKTAR:Yani tetiği çeken, suçlu olan parmaktır, beynin bir suçu yok demek istiyor. Beyin emir veriyor parmağa, parmak da tetiği çekiyor. O zaman silahı da suçlar. Ben öldürmedim, silah öldürdü. Yok silah öldürmedi dersen, o zaman parmağım öldürdü, ben öldürmedim” der. Parmağını suçlarsan, yok o zaman beyin suçlu. Bıraksınlar bunu yani böyle bir ifade olmaz.
ALTUĞ BERKER:Ertuğrul Özkök iki gün önceki yazısında; “eğer Silivri’ye gidecek olursa, yanına neler alacağı” yönünde bir yazı yazmış. Buna göre “eğer hapse girerse, yanına yeni öğrenmeye başladığı gitarını, şaraplarını, Ipod’undaki Mahler 5. Senfonisinin tamamını, Dante’nin Cehennemi’ni ve Çin yapımı tütsülenmiş çayını alacağını” söylemiş. Bugünkü yazısında da, çıplak ayakla fotoğraf çektirerek, “bu pozu herkesle paylaşmanın harika bir duygu olduğunu ama bunu çok geç keşfettiğini, çıplak ayakla dolaşmanın insanı özgürleştirdiğini, ufkunun açacağını” söylemiş. Resimleri de var Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne resmi o?
ALTUĞ BERKER:Kendisinin çıplak ayakla çektirdiği resimleri.
ADNAN OKTAR:Cezaevinde şarap mı içmek istiyormuş? Hazret ihtiyarladıkça, orijinalleşiyor böyle. Şimdi yabancı dergilerde görüyorlar böyle pozlar verenleri, onlara özeniyor, tıpatıp aynısını yapıyor, görmüştür üç beş dergide böyle resimler, onlar yapıyor ben neden yapamayım diyordur, şarap da, onu da özenti olarak alıyor. Şarap kültürü diye yeni bir edebiyat çıkarttılar ya, o da oradan, bir gitarı eksikti onu da almış şimdi, “yeni öğreniyorum” diyor, bilmem ne senfonisi falan, ondan da zevk aldığından değil, onların hepsi özenti olduğu için, tamamı özenti. Yani duyanlar da, “baksana kaçıncı senfoniyi dinliyor, biz tefli, darbukalı, klarnet, keman dinlerken, adam senfoni dinliyor, amma değişik adam, uzaylı gibi, modern insan, ultra modern, çağlar ötesi, bak yalınayak geziyor” diyeceğiz. Çok gereksiz bir özenti tavır içerisinde. İnsan işin doğrusu biraz da acıyor. Yani çok gereksiz, kendini mahcup ediyor. Böyle şeylerde takılıp kalması, daha hala bu kafada. Bu kafanın, bu mantığın yok olup, bittiğinin haberini alması lazımdı şu ana kadar, bunlardan da haberi yok. Çok kapalı yaşıyorlar. Bu anlattıkları hep entel-dantel izahlar. Listeyi bir daha say bakayım. Gitarını, şaraplarını başka?
ALTUĞ BERKER:Şöyle Hocam: “Gitarını, şaraplarını, Ipod’undaki Mahler 5. Senfonisinin tamamını, Dante’nin Cehennemi’ni ve Çin yapımı tütsülenmiş çayını alacağını” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Bakın hep orijinal olacak yani, normal çay değil. Rize çayı içsen ne oluyor? Senfoni falan, bırakacak böyle şeyleri. Bir özenti modası, hem Türkiye’de, hem dünyada çok var, özellikle üçüncü dünya ülkelerinde çok yaygındır. Pakistan’da, Hindistan’da, Türkiye’nin bazı kesimlerinde, İran’da çok yaygındır. Tahmin etmediğin müzikler dinler, tahmin etmediğin yiyecekler yer, tahmin etmediğin şeyleri içer, halktan ayrıdır, orijinaldir, çağlar üstüdür. Böyle gereksiz bir özenti içinde oluyorlar. Ertuğrul Özkök de böyle bir gereksiz özenti tavır içerisinde, ben onun yerine utanıyorum yani bu tip hareketlerinden, çok gereksiz. Daha asil, daha akıllı, daha yüksek düşünen bir insan olması lazım. Yani Türkiye’nin meselelerine baksın, Türk İslam Birliği’nin üstünde dursun, İttihad-ı İslam’ı savunsun, dünyadaki fitnenin yatışması için konuşsun, sevginin, barışın, kardeşliğin, sanatın, bilimin gelişmesi için konuşsun. Bunun derdi günü, kendi şarabını, gazozunu içecek; bunlar çok sıradan şeyler, çok sıradan idealler. Böyle ideal, böyle hedef olmaz, böyle bir üslup da olmaz. Buna eskiden birçok insan, saygıyla bakıyordu, ben anlattıktan sonra bunun perdesi indi, şu an birçok insan buna acıyor, gariban olarak görüyorlar. O da zaten ne konuşacağını şaşırdı dikkat ederseniz, durup durup şarap muhabbeti ediyor. “Gitar çalıyorum, şarap içeceğim, şarap içtim”, öyle önemli bir konu değil, çok sıradan bir şey.
ALTUĞ BERKER:Hocam, siz Libya’daki olayların en başında, Kaddafi’nin başka bir ülkeye gitmesinin en akılcı çözüm olacağını söylemiştiniz. Londra’da büyük bir Libya zirvesi yapıldı, bu zirvede; “Kaddafi’ye sürgüne git çağrısı” yapıldı.
ADNAN OKTAR:Sürgünde de mahkeme olur, asarlar. Yani olacağı o. Laf, söz dinlemiyor. Başlangıcında söyledik, uzun uzun anlattık, enaniyet yaptı, bilmişlik yaptı, söz dinlemedi. İşte Cübbeli zihniyeti böyle oluyor. Önce kabadayılık yapar, üst perdeden konuşur, sonra da garibanlaşır, teslim olur ve yenilir.
ALTUĞ BERKER:Siz TÜSİAD’ı, daha mantıklı sözler söylemeleri konusunda uyarmıştınız Hocam. TÜSİAD Başkanı açıklama yapmış, tepkiye neden olan açıklamalarının ardından geri adım atmış; “Anayasa’nın değişmez maddelerinin değiştirilmesi konusunda, TÜSİAD olarak bir talebimiz geçmişte de olmamış ve bugün de olmamaktadır” demiş.
ADNAN OKTAR:Evet, güzel. Güzel de fakat başlangıcında kafaları bulandırdılar, şimdi de böyle konuşuyor.
ALTUĞ BERKER:İshak Alaton da, TÜSİAD’ın bu açıklamasının ardından, Ümit Boyner’in istifa etmesi gerektiğini söylemiş. “TÜSİAD’ın raporun arkasında durmayarak, güvenilirliğini yitirdiğini, tutucu kuvvetlerin Türkiye’ye egemen olduğunu, ancak buna rağmen, Türkiye’yi değiştirmek için mücadele edeceğini” söylemiş.
ADNAN OKTAR:İshak Alaton, Museviler hakkında, Türkiye’de suizan beslenilmesine, Musevilere karşı ters gözle bakılmasına sebep olacak sözler. Senin neyine lazım böyle çetrefilli işler, ne gerek var? Bilakis Türk İslam Birliği’ni istemesi lazım.
ALTUĞ BERKER:CHP lideri Sayın Kılıçdaroğlu; “Türkiye’de herkesin gelecek korkusu yaşadığını iddia ederek, ülkedeki gelir dağılımında büyük bir dengesizlik olduğunu” belirtmiş ve “çözüm olarak da, CHP’nin, Türkiye’ye Hz. Ömer (r.a) adaletini getireceğini” söylemiş.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Biraz ahir zamanı anlatan videoları izleyelim.
VTR-İran-Irak Savaşı, Hz. Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alametleridir.
ADNAN OKTAR:Kılıçdaroğlu; “Hz. Ömer (a.s) adaletini getireceğini” söylemiş. Helal olsun. Çok beğeniyorum. Böyle dindarca, Müslümanca, Allah’a inanan her üslubunda, derin saygı duyuyorum, derin sevgi duyuyorum, çok çok güzel oluyor. Yani o efendiliğine yakışıyor, nezaketine yakışıyor, çelebiliğine yakışıyor. Parti lideri dediğin böyle olacak. Milletin mukaddesatına, milletin inançlarına gönül bağıyla bağlanacak ve milletin sevgisini bağrına basacak, milletten ayrısı gayrısı olmayacak, milletle mücadele etmeyecek, milletin değerleriyle savaşmayacak. Lider dediğin böyle olacak. Güzel, Allah daha iyi etsin, ama bir de ağzından şöyle bir söz duysak; “Darwinizm’in modası geçmiştir, miadı dolmuştur.” Yani Allah ona öyle bir şerefi verse, çünkü dünyada hiçbir lider söylemiyor bunu. Sol ama sağ olan bir partinin lideri olarak bunu söylemiş olsa, tarihe geçer, çok büyük olay olur. Onun bereketi ona yeter, şahane olur. Ama çok takdir ettiğim temiz bir insan, Deniz Baykal da, o da çok efendi insanlar.
ALTUĞ BERKER:Hocam, daha önce Suriye ile ilgili görüntüler göstermiştik. Beşir Esad’ın ağabeyi, Sadnaya’da katliam yapmış. Buna dair yeni bir haber alınmış. “Beşir Esad’ın kardeşi Mahir Esad’ın emri ile Sadnaya hapishanesinde büyük bir katliam yapmışlar. Çok fazla kişi parçalanarak hayatını yitirmiş. Daha sonra Mahir Esad buraya gelip, telefonunun kamerasıyla sakin bir şekilde ceset parçalarının, kopmuş kafa, kol ve bacaklarının görüntülerini çekmiş ve bu anı da birisi kameraya çekmiş. Bu şekilde Mahir Esad Suriye’de çok fazla kişiyi katletmiş.” Görüntüleri de gösterebilirim uygun görürseniz Hocam. “Suriye’de muhalifler, Cuma günü büyük bir gösteriye hazırlanıyorlarmış.”
ADNAN OKTAR:Hafız Esad, süfyandır zaten. Yani bir nevi deccaldir. Oğlu iyi gibi görünüyordu; buyrun. Akıl almaz kepazelik, akıl almaz rezalet. Bir gün konuşuyordu mecliste, onun yapacağı şey, varsa daha ılımlı, sevecen birisini hükümetin başına getirmesi ve kendinin de çekilmesi. Çünkü babadan oğula biraz anormal bir durum bu yani. Bütün İslam ülkelerinde bu sistem var, buna benzer, padişahlık gibi. Gerçek, hakiki demokrasinin Suriye’de olması gerekiyor.
ALTUĞ BERKER:Videoyu göstereyim mi Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet. Kardeşlerimizin, Mehdiyet konusunda o kadar tedirgin olmalarına gerek yok. Mehdiyet, dünyanın dönmesi gibi kanundur. Yani Allah gece yaratıyor, gündüzü yaratır. Hz. Mehdi (a.s)’ın çabalaması veyahut başka insanın çabalaması; bununla alakası yok. Hz. Mehdi (a.s) zaten bir çabalama gerekiyorsa, kaderinde o var ve netice alacak şekilde Allah yaratmıştır. Gece olduğunda, gündüz oluyor. Gündüzü kimse durduramıyor. Hz. Mehdi (a.s) da öyle durdurulacak bir şey değildir, herkes rahat olsun, gönlünü de rahat tutsun, sevecen güzel bir ortam olacaktır. Bayağı da hoşlarına gidecek inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:“Devlet Opera ve Balesi, Kuran-ı Kerim’in indirilişinin 1400. yıldönümü nedeniyle, Süleyman Çelebi’nin 1409 yılında yazdığı Mevlit kasidesinin bestesini 110 kişilik orkestra ve 320 kişilik büyük opera korosu ile seslendirerek, bir ilki gerçekleştirecekmiş. Bu konser İstanbul’da, SultanAhmet Meydanı’nda, Cumhurbaşkanlığı himayesinde yapılacakmış” inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bayağı güzel. Seninki hapishanede şarap içip, senfoni dinlemeye hazırlanacağına, böyle güzel şeyleri dinlemeye hazırlansın, milletin güzel değerlerine sahip çıksın inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Mehmet Yılmaz’ın bir yazısı vardı, Fethullah Gülen Hoca Efendi hakkında, şöyle diyor: “Bu olaylarla bağlantısı olmadığına inandığını, kendisinin mistik yönü ağır basan, kendine özgü bir felsefesi olan bir din adamı olduğunu, ancak ortada kendilerini Fethullah Gülen’in izleyicileri sıfatına uygun görmüş bir grup olduğunu ve bu grubun gayri resmi bir yöntemi olduğunu” söylemiş. “Ayrıca bu grubun kaynağı ve miktarı belli olmayan bir bütçesinin olduğunu, bu muazzam parasal kaynakla değişik işler yapıldığını, gazeteler basıldığını, televizyonlar idare edildiğini, bu yapının gizli bir örgüt olduğunu iddia etmenin bile mümkün olduğunu” belirtmiş. “Kamuoyunda da cemaatin, devletin içinde kadrolaşma çabası içinde olduğu yönünde bir kanaatinin bulunduğunu, cemaatin suçlardan rahatsız ise şeffaflaşması gerektiğini” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Şeffaflaşmazlar, çünkü çekingen insanlar, yani tedirgin olabilen, utanan, içine kapalı insanlar. Öyle zannedildiği gibi çok dışa dönük, atak insanlar değiller, çekiniyorlar, her yerden, her şeyden çekiniyorlar. Ama genelde de iyi niyetliler, temiz insanlar, mazlum, kimseye zararı olan insanlar değiller.
Hafız Esad’ın kardeşi, Asir Esad. Katliamı yapan o, evet biliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Başbakan Erdoğan’ın Irak’a gerçekleştirdiği ziyaretten büyük memnuniyet duyan Barzani buna karşılık, bir jet olarak Başbakanımızın gelişine saatler kala, Türkiye ile bölgesel Kürt yönetimi arasında büyük tartışmalara sebep olan Kerkük şehrinin il meclisi başkanlığına bir Türkmen’in seçilmesini sağlamış. Zaman Gazetesi Aldülhamid Bilici de, Başbakan Erdoğan’ın Irak ziyareti hakkında bazı bilgiler vermiş. “Başbakanımız, Hz. Ali (r.a) türbesinde bir köşeye giderek, namaz kılmış. Ardından da Irak Şiiliğinin en önemli ismi Ayetullah Sistani’yi son derece fakir görünümlü bir sokağın içinde bulunan evinde ziyarete gitmiş. Şii Iraklılar, ‘yaşasın Erdoğan’ şeklinde bağırıyorlarmış. Bir kısmı ise ‘Erdoğan Sünni değil mi? Bu türbeye nasıl gelmiş’ tarzında sorularla şaşkınlıklarını dile getiriyorlarmış. Başbakan Erdoğan mecliste yaptığı konuşmada ise; “Kuran’da geçen ‘Müminler ancak kardeştirler’ ayetinin Arapçasını söyleyerek, ayette Şii-Sünni ayırımı yapılmadığı ve bu kutsal sözün üstüne bir söz tanımadığını belirtmiş.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Tam Mehdiyet, tam Mehdiyet gölgesi, tam Mehdiyet ahlakı, tam hadis-i şeriflere uygun hareket ediyor maşaAllah, elhamdülillah. Helal olsun, atasına rahmet olsun, çok şahane. Yobaz zihniyetin beynine beynine sevgiyle vurmuş oluyor.
ALTUĞ BERKER:Yeni açılan bir internet sitemizi tanıtmak istiyorum Hocam inşaAllah. www.KuranTefsiri.Tv yeni açılan sitemiz, sizin röportajlar esnasında, ayetler hakkında yaptığınız açıklamalar bulunuyor Hocam bu sitede. Bu siteyi kardeşlerimiz takip edebilirler, site devamlı güncellenecek inşaAllah. Üst tarafta sureler yazan yere girip, oradan istedikleri Surelerin açıklamalarını dinleyebilirler. www.KuranTefsiri.Tv.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Evet şeyhim seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. İman hakikati resimleri gösterebilir miyim?
ADNAN OKTAR:Ne tatlı şeyler bunlar, kendileri de çiçek olmuş bunların. Her biri ayrı tatlı maşaAllah. Şimdi bizim kanalı her yerden dinleyenler olduğu için, her kesimden dinleyenler var. Biraz da Cübbeli Hazretlerini dinleyelim. Mehdiyet’i çok güzel anlatıyor.
VTR-Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’dan Bahsedilmemesinin, Kıyametin Çok Yakınlaştığının Alameti Olduğunu Anlatıyor.
SUNUCU:Kısa bir aradan sonra devam edeceğiz.
Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...