SUNUCU:Programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Konuklarımız Etila Hanım ve Jessina Hanım. Welcome. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet. “Selamun Aleykum Ya Büyük Şeyh” diyor. Allah'ım Ya Rabbim! Bir bu eksikti. Ben şeyh değilim bir kere, onu söyleyeyim. Talebeyiz, öğrenciyiz. “Sizin kitaplarınızdan okuduklarımdan, Allah'ın her şey olduğunu anladım” diyor. Yanlış. Allah'ın tecellisidir her şey. Mesela kalemde Allah tecelli eder, kahvede tecelli eder, bilgisayarda tecelli eder. Allah'ın Zat'ı ayrıdır. Biz Allah'ın Zat'ını hiçbir şekilde sonsuza kadar bilemeyeceğiz. Kendisi Kendi Kendini bilir Allah. Biz Allah'ı bilemeyiz. ‘Her şey’ demek, tecellisi demektir, değil mi? Yoksa kalem haşa Allah'dır, anlamında değil. Bu çok açıkken, defalarca anlatmışken bunu anlamazlıktan gelmenin bir alemi yok. Tecelli ayrıdır, Allah ayrıdır, inşaAllah. “Burada, Keşmir'de çok büyük sayıda kişi sizin hayranınız” diyor. İyi, maşaAllah. “Keşmir'den Nuht Latif Gani.”
“Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi Berekatuhu. “Hocam, Arnavutluk'tan tebrikler. Arnavutluk’taki konferanslar için çok teşekkürler. Gelecekte yeni konferansların olmasını umuyorum.” Arnavutluk çaka çaka delikanlı doludur, Arnavutlar çok delikanlıdır. Güzel insanlardır ayrıca. Çok şey bekliyoruz biz Arnavutlardan. Bütün Avrupa'nın sorumlusu onlar söyleyeyim. İslam'ı, Türklüğü, Türk ahlakını çok güzel anlatacak insanlar, inşaAllah. “Allah sizi korusun, hepimizi” diyor. “Bir sorum var; bir kişi tüm kalbiyle Hz. Mehdi (a.s)’ın öğrencisi olmayı isterse bu mümkün olur mu? Eğer mümkünse ne şekil olur?” Arnavutluk'tan yazmış kardeşimiz. İyi bak, her yerden izliyorlar. Kardeşim, ben mesela Hz. Mehdi (a.s) talebesiyim. Gayet kolay Hz. Mehdi (a.s) talebesi olmak. Ne yapacağız? Sevgiyle İslam'ı, Kuran'ı anlatıyorsak zaten Hz. Mehdi (a.s) talebesiyiz, değil mi? Aşkla Hz. Mehdi (a.s)'ı seviyorsak, Hz. İsa (a.s)'ı aşkla seviyorsak, Resulullah (s.a.v)’i aşkla seviyorsak Hz. Mehdi (a.s) talebesi olmuş oluruz.
“İstanbul'daki sevgili kardeşlerim” diyor Musa Jallow, Gambiya. MaşaAllah. “Yardım kuruluşunun teknoloji müdürü” diyor. Bir yardım kuruluşunun teknoloji müdürüymüş. “Ben Harun Yahya Hocamız'ın eserlerini İstanbul'da olduğum 1998-2004'den beri izliyorum. Sizi şimdi A9 Tv'den izliyorum. Bu üçüncü büyük gelişme. Allah sizin bu güzel çalışmanızı ödüllendirsin. Ben Batı Afrika'da, özellikle Gambiya ve Senegal'de evrim aldatmacası ile ilgili daha çok konferans yapmanızı istiyorum; çünkü buralar birçok materyalist felsefelerin yaygın olduğu yerler. Siz gerçekten çok güzel işler yapıyorsunuz. Allah işlerinizi hayır etsin, sizlere cennet nasip etsin. Çok güzel işler maşaAllah” diyor. Kardeşim, kitap dağıtacaklar. Her yere kütüphane kursun kardeşlerimiz. Bak, kardeşimiz Musa Jallow, bir insanın ömründe bir kütüphane kuracak kadar gücü olamaz mı, değil mi? Her gün kenara çok az bir para koymuş olsa çok rahat bir kütüphane oluşturabilir. Büyük bir şehirde, büyük bir merkezde evini, dükkanını, herhangi bir yerini kütüphane yapar ve herkese bu kitapları tavsiye ederse, gösterirse, bir kere okutturursa; alsın kitabı götürsün, adamın eline versin kitabı, okutsun, başında beklesin. 20 dakika, 25 dakika bile okumuş olsa yeter ona o. Resimlerine baksa yeter. Mesela Yaratılış Atlası'nı alsın götürsün. “Böyle bir kitap var, evrime cevap veriyor” dedin mi, adam okumasa dahi evrim kafasında yıkılır. Bak, nasıl bir çözüm vardır onun için biliyor musun? Ya o kitabı baştan sona okuyacak, başka türlü bir yol yok. Bak, aynı şekilde Müslümanlara da yapılmıştı bu zamanında. Abdülhamid döneminde, Abdülaziz zamanında dediler ki; “evrim teorisi diye bir teori var, Allah yaratmamış” dediler, haşa. “Tesadüfen olmuş canlılar” dediler. “Nereden anladınız?” Adam dedi ki; “Darwin denen bir adam var, kitap yazmış, 'Türlerin Kökeni' diye. Bilimsel olarak açıklıyor” diyor. Şimdi bunu duydu mu bir adam; ya o kitabı okuyacak, ya o kitabı okuyacak. O kitabı okuyup cevabını vermeden imanını muhafaza edemiyor. İllaki o kitaba bakıyor, hatta Erich Von Daniken mıdır nedir, bir adam vardı, onun kitapları vardı. Onları okuyanlar bile, bu kitabı okumadan karar veremediler. Birçok insan. Bu konunun usulü budur, yani “evrime cevap var burada” dedin mi adamın mutlaka onu okuması gerekiyor. Çünkü çok ciddi bir cevap. Yıkıcı bir cevap Yaratılış Atlası. Mesela kitabı gezdirse birkaç köy, kasaba; önemli insanlara bir kere gösterse ve dese ki, mesela nereden yazmış bu kardeşimiz? Gambiya'dan. Gambiya'da, gidersin bir profesör adama, “Selamun Aleykum Hocam” dersin. İngilizce Yaratılış Atlasını götürür, önüne koyarsın; “bana böyle bir kitap geldi ama ben bu kitabın kritiğini yapamadım. Doğru mu burada yazanlar? Bir baksanıza şöyle kısaca” dersin. “Bir gün sizde kalsın, ben yarın alayım sizden. Bir göz geçirin, ben ona göre karar vereceğim, bu kitabı okuyup okumamaya.” Bitti. Adam kitabı okudu mu, 10-15 sayfasına bakmış olsa konu biter. Sonra ne diyecek biliyor musun adam? “Baştan sona hurafe, inanma bu kitaba” der adam. Bu ne demektir biliyor musunuz? Dümdüz oldu demektir adam, konu bitti demektir. Özellikle öyle bir cevap, dümdüz olduğunu gösterir. Onun için kitap en etkili yöntemdir. Yani interneti açıp, bilgisayarı açıp; “alın, buradan okuyun,” bu biraz zordur ama kitabı tuğla gibi evine götürüp bıraktın mı, konu kökünden hallolur. Kitap en vurucu olaydır.
Timur Şakir, San Francisco, Kaliforniya'dan yazıyor. Deccal, defalarca söylüyorum Darwinizm ve Darwin'dir. Karmaşık bir şey yok. Dünyanın yüzde doksan dokuzunu kim dinsiz yapabilir? Adam çıkacak, tepe göz falan, öyle bir şey yok. Dünyayı dinsiz yapan adamın adı deccaldir. Dünyayı dindar yapan kişinin adı da Hz. Mehdi (a.s)'dır. Bu kadar. Ana hatlarıyla budur. Karmaşık bir şey yok.
“Şans,” şans olmaz Müslüman'da, nasip olur. Nasipli diyelim. “Esselamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi Berekatuhu. “Bazı Hristiyanlar, Hz. İsa (a.s)'ın haşa- Allah olmadığını ama haşa Allah'ın oğlu olduğunu ve öldüğünü söylüyorlar. Önümüzdeki pazar onlarla yeniden buluşacağım. Onlara Hz. İsa (a.s)'ın haşa Allah'ın oğlu olmadığını ve haşa ölmediğini açıklamam gerek. Lütfen bana bu konuda yardımcı olun. Şanslı kardeşiniz” diyor, ama nasipli diyecek. Şimdi Hristiyanlar zaten inanırken mantığa göre inanmıyorlar, yani akla mantığa göre inanmıyor. Holigan tarzında oluyor, yani bizim anladığımız anlamda dindar olmuyor zaten. Mesela İncil dese ki; “beş vakit namaz kılın,” kılmaz adamlar. Müthiş bir iman zafiyeti var. Ama “Hz. İsa (a.s) Allah'ın oğlu, bir de Allah var, bir de Ruhu’l Kudüs var” diyor. “Ne yapacağım ben?” diyor, “arada sırada bir papaz var, Hıristiyan rahip, ona git, senin günahlarını çıkarsın” diyor. “Başka bir şey yapacak mıyım?” diyor, “yok” diyor. “Arada sırada kiliseye uğrarsan nur ala nur” diyor. O kadar. Adam dindar oluyor işte o zaman. “Dindar oldum” diyor. Hiçbir şey getirmiyor, yani ona bir teklif getirmiyor Hristiyanlık. Lady Gaga'yı görüyorsunuz, adam Tarzan gibi geziyor. “Hristiyan'ım” diyor, aynı zamanda Darwinizmi savunuyor. Bütün yollar Roma'ya çıkıyor o zaman. Adam Hıristiyan oluyor işte o zaman; Allah'ın oğlu da der, başka şey de der, hepsini der. Gerçek anlamda iman olmuyor; zannedildiği gibi olmuyor olay, başka bir şey oluyor. Gerçek iman ayrı. “Allah için canını ver” de, bakayım veriyor mu? Vermez. Hristiyanlık bir yükümlülük getirmiyor insana. Çok kolay, çok çok kolay. Musevilikte de çok fazla hüküm vardır. Namaz, oruç gibi yaklaşık yetmişe yakın hüküm vardır. Museviler o hükümlerin çok az bir kısmını yapıyorlar şu an. Bilmiyorum, Tevrat'ı inceleyenler bir baksınlar, Tevrat'ı incelesinler; bir kere topluma uygulanması mümkün değil şu an. Hiçbir şekilde uygulayamıyorlar. Mesela annesine hakaret eden öldürülüyor Musevilikte. Birçok şeyin karşılığı ölümdür. Pratikte bu olacak bir şey değil, hiçbir Musevi bunu yapmaz. O kadar çok ibadet şekilleri var ki, bir Musevi'nin buna güç yetirmesi mümkün değil, imkansız. Pratikte yaşanmıyor. Yaşanmadığı için daha kolay oluyor tabi. Ama Müslümanlıkta tahrifat yok, değişiklik yok; beş vakit namaz var, oruç var zekat var.
“Tek taş pırlantam” diyor. “Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi Berekatuhu. “Ruhumun en tesirli gıdası,” en tesirli demeyelim de şöyle diyelim; “en tesirli gıdalarından” diyelim. Çünkü en tesirli gıda, biliyorsun Kuran'dır. Tecelli olarak diyelim. “En tesirli şifalarından” diyelim. Vesile olur. Ama 'en' değil, çünkü 'en' dedin mi Allah içindir. En fazlası Allah içindir. “Canım Hocam, sizi uzun süre dinleyemeyince, göremeyince etrafa sataşmaya başlıyorum. Bu arada, oğlum sabahçı. Onunla anlaşmıştık, bilgisayar öğlen onundu, akşam benim. Laptop eşimin;. Eğer sohbetiniz sabaha dönecekse ya oğlumla anlaşmalı ya da eşimle pazarlık yapmalı. Ya da üçüncü bir bilgisayar almalıyız, başka çaresi yok. Ben sizsiz yapamam; olamam, kururum, çürürüm. Aman Canım Hocam, Allah bizi sizden ayırmasın.” Allah vermesin, öyle demeyelim de; “zor” demek lazım.
“Hocam acizane bir sorum olacaktı size; acaba mümkünse Kuran-ı Kerim'deki Nur Suresi'nin bayanların kapanmasıyla ilgili ayetin açıklamasını yapabilir misiniz? Şimdiden Allah razı olsun, hayırlı programlar. Funda” Yani ayetin hükmü açık. Benim açıklamam, ne diyeyim? Başörtüsü ile ilgili açık hüküm var işte, net. Ayrıca Ahzab Suresi'nde de vardır, net açıktır. Ben hükmü açıklamam, zaten Ehl-i Sünnet alimleri açıklamış. Ömer Nasuhi Bilmen'in ilmihalini al, oradan bak. Çok detaylı açıklaması vardır. Biz ilave ne yapalım ayete? Bir şey yapamayız ki. Çıkartma da yapamayız, ilave de yapamayız. Neyse ayet odur. Doğru mu?
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Harun Yahya Hocamız'ı canlı olarak izleme linki koyduk. Burada hep beraber bizimle izleyebilirler. Rica: mümkünse bizim sitemizin de alt yazıda geçmesi mümkün mü?” Yüzlerce site var ama geçmiyor isimleri. Çok fazla sitede yayınlanıyor şu an canlı yayında. Bir ara yapıyordunuz ya alttan bir yazı geçiyordu, yine yapın onu.
ALTUĞ BERKER: Evet, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Gündüzcülerden bir kardeşimiz, Avusturya-Viyana'dan Sevil Bektaş; Avusturya-Viyana, orada da çok sevdiklerimiz var. Çok yakın kardeşlerimiz var, bir hayli dostumuz var Avusturya’da maşaAllah. Sevil Bektaş, “Kanalınız hayırlı olsun. Çevremdekilere sizin kanalınızı tavsiye ediyorum.” Evet, o çok önemli. “Siz çok iyi bir İslam hizmetkarısınız. Ben ilk defa yazıyorum. Yeni öğrendim size yazmak için. Kalbimizi aydınlatıyorsunuz, içimizdeki Allah aşkı ve sevgisinin daha da güçlenmesine yardım ediyorsunuz; Allah da sizin yardımcınız olsun. Ben Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceğine bütün kalbimle inanan biriyim.” Kardeşim, Hz. Mehdi (a.s)’ın gelmesine biz niye inanmayalım, ne mahsuru var? Cübbeli maşayla bir yerleri dağlanmış gibi panik oluyor. Sana ne zararı olur Hz. Mehdi (a.s) gelse, ne olur yani? Allah övüyor, Peygamberimiz (s.a.v) bildiriyor, bütün İslam alemi için bir rahmet. Büyük bir felaket gibi anlatıyor, adam dehşet içinde. “İyi ki bizim zamanımızda gelmiyor. Hadi gözünüz aydın, 570 yıl sonra gelecek, ferahlayın” diyor. Ama özel, eski konuşmalarına bakıyoruz, hepsinde dua ediyor; "Ya Rabbim bizi kavuştur Hz. Mehdi (a.s)'a” diye. 10 yıl Hz. Mehdi (a.s)’ın hayatta olduğunu anlatmış Mahmut Hoca'nın yanında, Mahmut Hocamız da hiçbir şey dememiş, “inşaAllah” demiş. Şu an şu yaşta, şu an şu yaşta diye konuşmuş adam, 10 yıl. Mahmut Hocamız’ın yanında bu adamın olması beni biraz tedirgin ediyor. Mahmut Hocamız’ı psikolojik olarak çok geriyor olabilir bu, rahatsız ediyor olabilir. Mahmut Hocamız’ı çok tedirgin ediyor olabilir. Bence Hocamız’ı seviyorlarsa en azından bir süre uzak tutsalar iyi olur Cübbeli'yi, Mahmut Hocamız'dan. Sevenler ihvanı bağrına bassın, ama Cübbeli psikolojik olarak çok yoruyor Hocamız'ı, çok rahatsız ediyor. Benim naçizane tavsiyem bu.
-VTR- Cübbeli Birkaç Yıl Öncesine Kadar Hz. Mehdi (a.s)'ın Her An Çıkabileceğini Söylüyordu
ADNAN OKTAR: Bak, bir daha söylüyorum, Mahmut Hocamız'ı psikolojik olarak çok sıkan bir tip bu Cübbeli denen zat. Astronot mu, Cübbeli mi, neyse de. En azından bir süre Hocamız'ın yanından uzak tutsalar iyi olur, inşaAllah. Hocamız'ı bunaltan bir tip. O çok nezih, saygılı bir insan. “Hz. Mehdi (a.s) gelecek” diyor, “inşaAllah” diyor. Adam on sene kendisi savunuyor, diyor ki: "Mehdi (a.s) şu an şu yaşta, şu an şu yaşta" diyor. Hocamız da sürekli “inşaAllah” diyor. Ne desin? Sonra da “yok, şimdi de tersini söyle, gelmeyecek” de diyor Mahmut Hocamız'a. Psikolojik baskı yapıyor; yok şöyle dedi, yok böyle dedi. 10 yıl; “geldi, inşaAllah göreceğiz” diyorsan, bitmiştir o. Bir daha onun sorusu sorulur mu? Tekrar tekrar her gün aynı şey sorulur mu? 365 çarpı 10, bir bak, inşaAllah.
“Gece gündüz izleme oranları hakkında: Selamun Aleykum.” Ama şu an 131.011 kişi toplam. Çok iyi gündüz için, şahane. “Selamun Aleykum.” Aleykum Selam. “Hüsn-ü zannımız olan Hocam, siz daha iyi bilirsiniz ki gece ve gündüz izleyenlerin sizlere e-mail yoluyla ulaşma oranı bir olmayabilir. Çünkü evinde internet olup işyerinde olmayanlar olabilir. Ya da tam tersi TV'de izlenme gittikçe yayılacak inşaAllah. Benim için fark etmez, her saat izlemeye müsaidim ama gündüz dediğiniz gibi iş yerinden TV açılıp halkın görmesine ve tanımasına vesile olabilir.” Tabii, ne olacak? Berber dükkanı, aç güzelce, olsun inşaAllah. Annem bayılıyor, televizyondan o da seyrediyor.
“Hocam Selamun Aleykum,” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi Berekatuhu, “Ben Tunceli'den Serhat.” Koçyiğit yatağıdır Tunceli. “Programlarınızı büyük bir mutlulukla dinliyoruz. Siz bizlere nur saçıyorsunuz, Allah razı olsun. Bir Alevi olarak düşünceleriniz bizi çok duygulandırdı. Sizden ricam, bizi ateist olarak görenlere cevap vermeniz.” Onlar halt etmiş. Beş kulaklar! Onları hiç adam yerine koymayın, öyle görenleri, kaale de almayın. Onların kendileri dinsiz aslında, süper ahlaksız tipler. Hiç kaale almayın. Aleviler can tanemizdir bizim, nur tanelerimizdir. Hepsi delikanlı; tanıdığımız hepsi koç yiğittir. Müthiş vatanseverdirler. İzzet-i nefsine çok düşkün, haysiyetine çok düşkün, namusuna çok düşkün, Allah'ı çok seven insanlardır. Türkiye için de güvencedirler bir yönüyle. Bütün Anadolu halkı mükemmeldir. Onlar da o yönüyle güvencedir. İzzet-i nefsine acayip düşkündür. Bir düşman şeyi olsa, Allah vermesin, kanının son damlasına kadar tavır koyar.
“Hocam tek kelimeyle maşaAllah, sitenizi açtım, o da ne; sabah 10.00-14.00 arası, akşam da 22.00-24.00 arası canlı yayın, maşaAllah. Bizler günde maksimum sekiz, on saat çalışabiliyoruz, siz gece gündüz, maşaAllah.” Bu gördüğünüz, bir de görmediğiniz yönler var. EvelAllah, sabahlara kadar hareket halindeyiz, canlıyız. “Hocam, dediğiniz gibi, karşınıza kimse geçip cevap bile veremiyorlar Sayın Hocam. Sizin gibi öğretmenleri bize yolladığı için Allah'a hamd olsun.”EvelAllah. Dümdüz eder kuzu pirzolası gibi açarız. Kimse tartışmaya falan girmesin, direkt bana gönderin, inşaAllah. “Esselamun Aleykum” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Yüzü nurlu karizmatik Hocam,” ama hakikaten de karizmatiğim, maşaAllah. “Ben Kahramanmaraş’tan Neriman Erbaşlı, iki kardeşim daha var. Sizi çok seviyoruz. Erkek kardeşim Hz. Mehdi (a.s)’ın talebesi olmak istiyor. O dönemi yaşamayı Allah hepimize nasip etsin. Bizim için dua edin lütfen Hocam. İyi yayınlar. Neriman Erbaşlı.” Mehdilik öyle karmaşık bir şey değil. Bütün insanlar iyi olmayı ister, barışı ister. İşte bu iyiliğin, barışın, kardeşliğin bir lideri oluyor başında. Bir ağabeyi, babası; o güzelliği temin eden, organize eden, derli toplu uygulamasını yaptıran; irade sahibi, akıl sahibi, Allah’ın zavallı bir kuludur Hz. Mehdi (a.s), naçiz bir kuludur. Allah onda tecelli eder. Ona İslam’ı hakim ettiriyor, vesile ediyor. Hz. Mehdi (a.s) haşa İlah gibi bir varlık değildir; zavallı bir varlıktır, Allah’ın gariban bir kuludur. Bir şey yok. Allah onu vesile etti mi oluyor işte. Oluyor, olacak. Hz. İsa Mesih (a.s), Hz. Mehdi (a.s) gibi değil. Hz. Mehdi (a.s) çok zahir, aşikardır. Kolay anlaşılacak gibidir yani, karmaşık değil. Hz. İsa Mesih (a.s) siyaset yönünden gittiği için çok derinden gidiyor, onun anlaşılması çok daha zor. Dünya siyasetini etkilemek çok büyük bir olaydır, çok zordur ama çok büyük olaydır tabii Hz. İsa Mesih (a.s). Ne güzel vakitteyiz, maşaAllah. İstanbul’daki yobaza varıncaya kadar hepsi tahakkuk etti. Mesela Hz. Mehdi (a.s)’a karşı zuhur edecek bir topal var, o da zuhur etti. “Kenane” diyor, isim veriyor Peygamberimiz (s.a.v), “o devirde Kenane çıkacak” diyor; Kenan Evren, o da zuhur etti. Net isim söylüyor, bak; “Kenane zuhur edecek” diyor o devirde. “Büyük göçükler olacak” diyor. Dünyanın her yerinde büyük göçükler meydana geldi. Apartmanlar, evler falan çok derin aşağı çöktü, yerin dibine çöktü. Ne diyorsa oluyor. Mesela şu iki uçlu kuyruklu yıldız olayı o kadar büyük bir olay ki bir kısım insanlar bunu anlayamıyor. Kardeşim, “bu kuyruklu yıldız çıkmadan önce kuraklık olacak, yağmur yağmayacak” diyor. Allah Allah! Bilim adamları açıklayamadılar, adamlar felç oldular; yani kuyruklu yıldız öncesindeki o kuraklığı açıklayamadılar. Dediler ki; “küresel ısınma,” “çakmağınızı yakmayın,” “ızgara yapmayın,” “gazoz içmeyin,” “gökyüzü ozon tabakası delindi ondan oluyor” falan, değil mi? Hatta Kızılırmak’tan su getirmeye falan kalktılar. Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek öyle bir şeyler diyordu, mübarek. Melih Gökçek zeki bir insan; çalışkan, uyanık da ama biraz fazla temkinli, yani çok dikkatli, aşırı temkinli, buna gerek yok. Sevsin, Müslümanların hepsine karşı şefkat duysun. Bu kadar temkinli olmasına gerek yok. O iyi bir şey değil, soğukluk meydana getirir, güzel bir şey değil. Mehdi Eker de, o da çok temkinli, aşırı temkinli; bu güzel bir şey değil. Delikanlı olmak güzeldir, dışa dönük olmak güzeldir. Yani temkinden dolayı bir bereket gelmez, bir güzellik gelmez. Bak, Erbakan Hocam nasıldı? Delikanlıydı, delikanlı, gayet rahattı. Allah onu hep korudu, baş tacı oldu. Mesela Mehdi Eker’de aşırı temkin görüyoruz. Diğer hükümet üyeleri delikanlı, çok rahatlar. Bir tek Cemil Çiçek’i sevmem. Sevmiyorum adamı.
ALTUĞ BERKER:Efendi Çiçek.
ADNAN OKTAR:Efendi Çiçek, evet. Nam-ı diğer Efendi Çiçek. Neden sevmediğimi de herkes bilir. Birçok insan da sevmez, çok fazla insan sevmez. Nedenleri de bilinir, inşaAllah. Ama temkin yakışmaz. Mesela bak, Başbakanımız delikanlı, çok rahat. Alevilerin camisine gitti, helal olsun. Gitti, dua etti. Cumhuriyet tarihinde ilk, helal olsun. Temkinli olan, titrek olan tipler bunu yapamıyorlar işte. Bundan kaçınmak lazım. Delikanlılık güzeldir, değil mi? Allah delikanlının yolunu açar, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Başbakanımızdan bahsettiniz. Başbakan Irak gezisinde Barzani ile baş başa görüşmesi sırasında Devlet Bakanı Zafer Çağlayan odada bulunan piyanoda ‘Burası Huş’tur, yolu yokuştur’ türküsünü çalmış. Bunun ardından Mesut Barzani’nin Anadolu türkülerini özellikle Yemen türküsünü çok sevdiğini söylemesi üzerine, Başbakanlık Müşaviri Dr. İbrahim Kalın bağlama ile Yemen türküsünü çalmış. Başbakan Erdoğan ve Barzani’nin de eşlik etmesiyle tüm salon hep beraber Yemen türküsünü söylemiş. Cengiz Çandar da burada bulunuyormuş. Yazısında, bundan önce dokuz kere daha Erbil’e gelmiş olmasına rağmen ilk defa burayı memleketi gibi hissettiğini, Sayın Erdoğan’ın da mecliste konuşma yaparken Osmanlı şuuruyla konuştuğunu, Yemen türküsünün ardından hep beraber ‘Dostum dostum’ türküsünü de söylediklerini anlatmış. “Türkiye Başbakanı ile başka hiçbir ülkenin lideri arasında böyle doğal bir yakınlığın görülmesi mümkün değildir” diyerek “buradan gördüklerinden sonra memlekete geldik değil, zaten memleketteyiz” hissine kapıldığını ifade etmiş. Ayrıca oradaki izleminin yakında Irak’la Türkiye arasında gerçekleşecek olan bir entegrasyonun ekonomik alt yapısının hazırlandığı yönünde olduğunu söylemiş, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bunu söyleyen kim?
ALTUĞ BERKER:Cengiz Çandar.
ADNAN OKTAR:Helal olsun Cengiz Çandar’a. Özellikle söyletiyorum ki iyi bilinsin diye. Cengiz Çandar Osmanlıcı delikanlıdır, büyük Türkiyecidir, koç yiğittir. Güzel. Solcudur ama delikanlıdır. Solcu olması beni ilgilendirmez o yönden, inşaAllah. Ama delikanlıdır. Şimdi bak, ne diyorsun bu habere? Tam delikanlıca haber, çok güzel helal olsun. ‘Dostum dostum’, o da Alevi türküsüdür; şahane olmuş, bayağı güzel olmuş. Saz çalınması, çok güzel. Başbakan’ın eşlik etmesi çok güzel, bunların hepsi delikanlılık alametleridir. Titreklik, korkaklık; bunlar yakışık kalmaz. Bunlar samimi hareketler, ne var bunda? İnşaAllah.
Hay maşaAllah, Esra Tanta; “en kıymetlilerimizden,” bak, bu olmuş. En kıymetlim olmaz. En kıymetli Resulullah (s.a.v)’dir. “Değerli Adnan Hocam, Esra ben, İstanbul’dan. Öncelikle sizleri çok seviyorum. Ellerinizden öpüyorum. A9 kanalımız hayırlı olsun, inşaAllah. Bundan sonra sadece sabah programlarında mı göreceğiz sizi?” Ben biraz Allah’ın delisiyim. Allah aşkıyla benim ne zaman çıkacağım belli olmaz; gece de çıkarım, gündüz de çıkarım. “Hocam ben de size kurabiye yapmak istiyorum. Biliyorum ki çok seviyorsunuz.” Çok iyi olur, çok iyi olur. Güzel kapalı pakette kurabiyeler gelsin bana; susamlı, çörek otlu. Bayağı kötü oluyorum, gerçi bunlar da şahane ama. Sen bizzat ellerinle yaparsan Esra şahane olur, inşaAllah.
“A9 kanalımız hayırlı olsun. Heyecanımızın daha da artmasına vesile oldu ve olacak Hocam. Ellerinizden öpüyorum” diyor, “Halit Özkurt, Trabzon.” Karadeniz’in koç yiğitlerine, canlarına hepsine selam ediyorum; bütün Anadolu’ya, inşaAllah.
“Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Bir günlüğüne programınıza gelip, sizinle ve şeyhimizle o masada oturmamız mümkün mü? Fatih Ateş.” Tabii ki, onur duyarız Fatih kardeş, inşaAllah.
“Allah sizden razı olsun. Rabbim sizden razı gelsin. Böyle sorularla bunaltmak değil amacım sizleri.” Ben bunalmam, niye bunalayım? Hoşuma gidiyor, açılırım. Sorudan bunalır mı insan? Hoşuna gider. “Mazur görün. Allah’ın ve sizin affınıza sığınıyorum. Sonuçta ah bu nefse müdahale edemeyen ben aciz kulun basit sorusudur. Bilirim de nefis istemez işte. Ve yine Allah razı olsun. Ekranda alt yazı dakikalardır duruyor, ben size ne diyeyim Hocam?” Güzel, ne olur durmasında? “Siz elinizde kırbaç olan bir Hoca değilsiniz, aksine gül ile dine davet ediyorsunuz. Allah razı olsun. Allah bu dini sevginizi benim gibi aciz kullara ulaştırsın ki sayılarımız artsın” diyor, Funda kardeşimiz.
Rasim kardeş yazmış. “Esselamun Aleykum.,” Sedat Zorlu, Ankara’dan; “Mehmet Adil Hocamız ile de röportaj yapabilir misiniz?” Çok affedersiniz, özür dilerim ama ben Mehmet Adil Hoca diye birisini tanımıyorum. Bilgi verirse kardeşimiz, iftihar ederiz. Ben bütün Müslümanları seviyorum.
“Hocam tek kelime ile maşaAllah.” diyor.
Kıskançlığa bak şimdi, hep bayanlardan geliyor. “Niye karşınızda güzel hanımlar var?” Kardeşim, delikanlılar da çıkıyor. Dün de birbirinden yakışıklı delikanlılar çıktı. O zaman diyeceksiniz ki; “niye delikanlılar çıkıyor?” Buhar mı olalım, yani ne yapalım, değil mi? “Hocam niye bu kadar yakışıklısınız?” der gibi bir laf bu, olmaz. Güzel insanlar Allah’ın tecellisi. Bakın, Allah’a şükredin. Allah böyle güzel insanlar yaratıyor. Biz kelebekleri de gösteriyoruz, kuşları da gösteriyoruz, çiçekleri de gösteriyoruz. Bunlar da birer çiçek. Allah’a hamd edeceksiniz böyle güzel insanlar yarattığı için. Onlara ben kitap veriyorum buradan çıkarken. Yaratılış Atlası’nı veriyorum, diğer İngilizce kitaplardan veriyorum; memleketlerine götürüyorlar, okuyorlar, olumlu etkileniyorlar. Kimse ilgilenmiyor. Ben ilgilenmezsem kim ilgilenecek? Siz diyorsunuz ki; “bunlar fasık, kafir, ilgilenmeyin.” Kim ilgilenecek, olur mu öyle şey? İslam nasıl yayılır? Nur gibi insanlar, öyle denmez. Tertemiz insanlar, mazlum; Allah’ın kulları. Bilgileri yok, eğitimleri yok, hakkı yeni yeni duyuyorlar. Nasıl yapacağız? Bir vesile ile tanışmamız lazım. Peygamberimiz (s.a.v) Ukas Panayırı’nda nasıl tebliğ yapıyordu? Kafirlere, müşriklere, münafıklara hepsine yapıyordu tebliğ. Masonuna, dinsizine, imansızına, ateşe tapanına, hepsine tebliğ yapıyordu. Bu çocuklar mazlum, tertemiz çocuklar. Gelmişler Türkiye’ye, seyir mi edelim? Tabii ki anlatacağız, tanışacağız. Kitap veriyorum, konuşuyorum; programlara katılıyorlar, gönüllerinde bir sevgi oluşuyor. Güzel, ne güzel. İslam’ı tanımış oluyorlar, sevmiş oluyorlar. Sizin stilinizle ne oluyor? Nefret ettiriyorsunuz Müslümanlardan. Avrupa’da Müslümanlardan nefret ettiriyorsunuz. Müslümanları terörist diye tanıtıyorsunuz, değil mi? Müslümanları cahil tanıtıyorsunuz. Estetikten uzak, sevgiden uzak; güzellikten, kaliteden uzak insanlar olarak tanıtıyorsunuz. Anti-demokrat tanıtıyorsunuz, hoşgörüsüz tanıtıyorsunuz, gayri insancıl tanıtıyorsunuz ve zulmediyorsunuz. Müslümanlığı cendereye alıyorsunuz, zarar veriyorsunuz. Biz de sizin yaptığınız tahribatı temizlemeye çalışıyoruz, yıktıklarınızı tamire çalışıyoruz, değil mi? Mesela o koçyiğit delikanlılar da, onlar da iftihar edilecek bir şey. Nur gibiler; gayet güzel katılıyorlar, konuşuyorlar, değil mi? Ne güzel. Geleceğin gençliği en az böyle olacak, inşaAllah. En az.
MaşaAllah. “Seyyid Muhammed Adnan Hocam, maşaAllah ne kadar güzel giyiniyorsunuz” diyor, Rasim kardeş. Herkesi övmüş, maşaAllah. Herkese Aleykum Selam.
“Selamun Aleykum Hocam. Ben Aksaray’dan Ramazan, mesajımı okursanız,” Resulullah (s.a.v) hakkında sorular sormuş kardeşimiz. Resulullah (s.a.v)’in uzun saçları vardı ta buralara kadar, güzeller güzeli. Simsiyah gözler, acayip yakışıklıydı Peygamberimiz (s.a.v). Omuz böyle; acayip güçlü, pehlivandı Peygamberimiz (s.a.v). Bileğini büken yoktu, tuttu mu yapıştırıyordu. O devrin en iyi başpehlivanını getirdiler, defalarca vurdu adamı. Saniyesinde tuş etti kaç defa. Müthiş babayiğitti Peygamberimiz (s.a.v), acayip kuvvetliydi. Kemikleri kalın, elleri falan çok acayip kuvvetliydi, pazuları çok kuvvetliydi. Zaman zaman Hz. Ayşe (r.a) annemiz de, o da, saçlarını boyuyorlar; kına ve keten karışımı, kırmızıyla siyah karışımı bitkisel boyayla boyuyorlar. Olur, eğer saçı beyazlanırsa, ileriki yaşlarda. Müslüman’ın güçlü kuvvetli görünmesi gerekir, özellikle cehd anında zaten sünnettir, yakışır. “Saçımı boyayabilir miyim?” diyor da kardeşimiz. Boyar tabii, niye boyamasın? Çok güzel de olur, inşaAllah. Ama bitkisel boyalar iyi olur, yaparsa öyle bir şey yapsın.
ALTUĞ BERKER:www.HazretiMuhammed.orginternet sitenizi tanıtabilir miyim Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:www.HazretiMuhammed.orgburada Peygamberimizin (s.a.v) güzel ahlakı, tebliği, güzel hayatı, şemail-i şerifi ve geleceğe dair verdiği haberler ile ilgili detaylı çok güzel anlatımlarınız ve kitaplarınız, eserleriniz var, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Müslüman şık giyinecek. Hanımlar güzel, bakımlı olacaklar. Olmaz öyle, üst baş dökülüyor, bilmem ne, “ben takvayım” falan, olur mu öyle şey? Karikatürlerde falan tipler olur ya böyle. Zulüm bu, Müslümanlara çok büyük zulüm yapmışlar. Dünyanın en kaliteli insanıdır Müslüman. Kadın olursa dünyanın en kaliteli kadını, erkekse dünyanın en kaliteli erkeğidir Müslüman; öyle olacak, en kaliteli insanı olacak. Lafı, sözü, konuşması, üslubu, yürüyüşü, oturup kalkması, sofrası, hitabeti, evi, barkı her şeyi klas olacak ve sevinç dolu olacak. Cennetin yolcusu, cennet terbiyesi alıyor, cennet kursuna hazırlanıyor. Cennet kursunda eğitim alan bir insandır Müslüman. Cennete gitti mi de şahane yaşıyor, çok güzel yaşıyor. Uyumlu, zaten öğrenmiş. Kaliteyi arıyor zaten, güzelliği arıyor, temizliği arıyor. Cennete bir gidiyor, her yer tertemiz. Kalite ise, süper kaliteli cennet; estetik güzellikse, süper güzel cennet. Konuşmalar mükemmel. Eğitimini almamış mı dünyada? Almış. İşte, tamam. Uygulama yerine de gitmiş oluyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Bir hadis okuyabilir miyim Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER:Bahsettiğiniz konuda, Ebu Davud’ta ve İbn-i Mace’de geçiyor. İbn-i Abbas’tan rivayet edilmiş. “Saçlarına kına yakmış bir adam gelmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v): ‘bu ne güzel’ diye takdir etti. Az sonra kına ve keten ile boyanmış biri geldi. ‘Bu evvelkinden de güzel’ buyurdu.”
ADNAN OKTAR: Daha koyu olduğu için, inşaAllah. Yani simsiyah değil de, kızıla kaçan siyah, inşaAllah.
“Selamun Aleykum. Baharımız, güneşimiz, bizi sıcacık saranımız.” Ne güzel hitabetler, ne güzel. “Canım Hocam, siz zemzem suyu gibi doyurucu, vücudumuza ve ruhumuza sayısız şifasınız, inşaAllah. Aman canım Hocam, anlattıklarınız ne şahane; az çalışma, kaliteli hayat, kültürle, ilimle ilgilenmeye fırsat, tek kat bahçeli evler, sevgi saygı dolu bir hayat, ağır sofralar, herkesin Kuran ahlakı ile ahlaklanması… Aman canım Hocam, anlattıklarınızı hep not alıyorum. Bunları tekrar tekrar okuyup, gelecek güzel günlere, Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. İsa (a.s) ile İttihad-ı İslam’ı hayal edip uçacağım” diyor, maşaAllah.
“Tek taş pırlanta yüzüğümüz yanınızda çok sönük ve değersiz kalıyor canım Hocam” diyor. Bu ne güzel sevgi böyle, maşaAllah.
İzmir’den Mustafa Bilişik. İzmirliler çok şeker insanlardır, çok sevgi doludurlar. İzmir’in başka bir havası vardır. Hem fizik olarak da güzeller, huyları da güzel. Anadolu hep öyledir, memleketimiz ama İzmir hoştur, maşaAllah.
“Hocam sizi ve hizmet eden kardeşlerimizi sınır ötesi çok seviyoruz. Ailemizle birlikte size hayranız. 10 yaşındaki oğlumu az önce okula gönderdim. Sizi seyretmeyi bırakıp okula gidemiyor” diyor. Aman olmaz, maşaAllah. “Sizlere aşığız biz. Ben resmi kamu görevlisiyim. Sizin hizmetinize girmek için inanın istifa edip gelebilirim. Aman aman, olmaz; devam, inşaAllah. “Lütfen izin verin. Siz hangi konuda derseniz hizmet etmek istiyorum, inşaAllah. Allah yolunuzu açık etsin. Selametle kalın” diyor. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Japonya’da tsunami sonrası görüntülerin panoramik bir görüntüsü vardı Hocam. 360 derecelik bir açıyla vermişler.
-Japonya; tsunami sonrası görüntüleri-
ADNAN OKTAR:Allah Allah, hayret! Çok büyük felaket; Tevrat’ta da, Kuran’da da bu açık açık anlatılıyor. Aynı Tevrat’ta ve Kuran’da anlatıldığı gibi. Allah’ın müthiş bir güç gösterisi.
ALTUĞ BERKER:Rahim Er Ağabeyimizin bugünkü yazısı; “2023 Büyük Türkiye, 2071 Cihan Devleti Türkiye”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Hüseyin Hilmi Işık Hocamız’ın halis munis, koçyiğit talebelerinden birisidir Rahim Er. Efendilik, nezaket, kültür, bilgi, hepsi üstündedir. Ehl-i Sünnet’e çok titiz, çok değerli bir kardeşimizdir. Bak, görüyor musun koç yiğidi, ne diyor? “İslam dünyaya hakim olacak” diyor. Öbürü ne diyor? “1000 yıl var, 600 yıl var, 700 yıl var” diyor. Dürüst olan bu işte, samimi olan bu, maşaAllah. Helal olsun. Hüseyin Hilmi Işık Hocamız’ın ruhaniyetini içine almış demek ki. Peygamber sevgisiyle dolu kalbi, Allah sevgisiyle dolu.
Nihat Aydın. “Esselamu Aleykum haşmetli ve saygıdeğer Hocam. Allah razı olsun Hocam. Sohbetlerinizi takip ediyorum. Namaz kılarken okuduğum sure, dua ve tesbihatın anlamlarını tefekkür ediyorum.” Çok güzel, zaten öyle olması lazım. “Namaz kılmanın ne kadar güzel ve zevkli olduğunu anladım.” Namaza karşı olanlar da ipsiz sapsız, karaktersizce konuşmalar yapıyorlarmış. Kardeşim, ilk defa karşılaşılan bir şey değil ki? Hz. İbrahim (a.s) döneminde de diyorlardı, Hz. Musa (a.s) zamanında da diyorlardı. Memleketin dangalağı tükenmez. Oturup onların derdine düşmeyeceksin, o senin şevkini daha artıracak, inşaAllah. Dünyada hiçbir zaman için dangalak nüfusunda eksilme olmamıştır. Her devrin hazır bir ekibi olmuştur.
ALTUĞ BERKER:Eski Mısır’da tıp bilimini gösteren yazıtlar; arkeolojik bulgularda tıbbi uygulamaların tamamına ait detaylı bir tablo ele geçirilmiş. Burada ihtisaslaşmış yüzlerce doktorun ismi geçiyor, unvanları geçiyor. 700 kadar ilaç tarifi var. Beyin ameliyatı gibi müdahaleler yapıldığı gösteriliyor. Herhangi bir cerrahi dikiş izine rastlanmadan estetik yara dikimi yapıldığı gözlenmiş Hocam. Bazı yeni ilaçların etkisini denemek için plasebo kullanılıyormuş. Bulgular, Eski Mısır’da oldukça gelişmiş bir tıp bilimi olduğunu gösteriyor Hocam.
ADNAN OKTAR:“Selamun Aleykum.” Aleykum Selam. “İl il, ilçe ilçe gezen bir grup çevreye fitne yayıyor. Son derece zekice, şeytani tavırlarla inanmış insanlara, Kuran bilgisi zayıf insanlara kendi bilgileriyle çelişecek sorular sorup inançlıları inançsızlığa sürüklemeye gayret ediyorlar” diyor, Ahmet Elçi. Bu arkadaşı bize gönder internetten, hemen bir hoşaflarını çıkartayım. Cahil insanlarla konuşuyor olabilirler. Sıkıysa benim yanıma bir gelsinler. Çok akılsızca ve aptalca taktikler kullanıyorlar. Bunların on dakikalık işi var. İsterseniz canlı yayına da çıkartabilirim, gelsinler.
Viyana’dan bir kardeşimiz yazmış. “Selamun Aleykum Adnan Hocam.” Bir hanım kardeşimiz. “Ben Viyana’dan sizin programınızı seyrediyorum. Sizi çok seviyorum. Allah sizden razı olsun.” Ben de sizleri çok çok fazla seviyorum.
ALTUĞ BERKER:Filistin’de 11 bin yıl önce Eriha şehrinde inşa edilen bir kule bulunmuş Hocam.
ADNAN OKTAR:11 bin yıl?
ALTUĞ BERKER:Evet. Yılın en uzun gününde Güneş batarken arkadaki tepenin gölgesi önce kuleye düşüyor. Kuleyi kaplamakta, daha sonra kasabaya yayılıyor. Ayrıca kulenin içindeki merdivenlerin ekseni yılın en uzun gününde Güneş’in batımını açı alıyor. 11 bin yıl önce yaşamış insanların Güneş’in açısını ve yılın en uzun gününü kusursuz bir şekilde hesap etmeleri ve buna göre göklerin hükmünde bir binayı tam ilgili yere inşa etmiş olmaları o dönemin insanlarının ne kadar yüksek bir bilim seviyesine sahip olduklarını gösteriyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, ona ait elimizde çok daha fazla büyük, önemli deliller var. Son filmleri bir daha seyrettirelim. Sonra onları bir daha yorumlayacağım.
-VTR- Cübbeli, Evrenin Yoktan Yaratıldığını Anlatan Big Bang Teorisinin Gereksiz Olduğunu Anlatıyor
ADNAN OKTAR:Cübbeli’yi tanımaları, anlamaları için; bilime ve sanata bakış açısını görmeleri için söylüyorum. Cübbeli’nin faydalı yönleri de var, biz onları zaten değerlendiriyoruz. Ama anormal bir tavır görürsek, garip bir tavır görürsek tabii onu da açıklayacağız. Hakan Durmuş, bu konuyu işlemiş kardeşimiz. Ben vicdanlı davranıyorum. Çok büyük, değerli bir alime astronot deyince demek ki beğendiği bir hitap. Biz de ona astronot diyoruz, şaşılacak bir şey yok bunda, değil mi? Yani astronotluk kötü bir şeyse niye söylüyor? İyi bir şeyse biz de ona söylüyoruz. Karışık bir şey yok.
Kayseri’den Mustafa Aslantaş ve Meryem Satıhan aramış. Evet, sizin sitelerinizi tanıtacağız. Onu ben bugün akşam konuşayım, sürekli altyazı geçsin siteler çünkü canlı yayınlayan yüzlerce site var. En azından bir kısmını yayınlayalım, inşaAllah.
“Selamun Aleykum” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Mübarek, nur yüzlü, güzel Hocamız, Allah sizden razı olsun. Gün boyu sizi izlesek doyamayız sizi izlerken. Huzur ve güzellik doluyor içimize. Ailece izliyoruz. Küçük, 6 yaşındaki kızım Azra,” çok güzelmiş ismi, Allah bağışlasın. Allah hidayet versin, sağlık, sıhhat, güzellik versin. “…sizi çok seviyor. "Açın Hocamız’ı, onu izleyelim" diyor.” MaşaAllah. “Herkesi yönlendirmeye çalışıyoruz, inşaAllah.
“Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Sevgili Hocam, sizi çok seviyoruz.” MaşaAllah. “Pek tatlısınız Sayın Hocam. Şarkı, türkü söylemenin günah olduğunu söyleyenler var. Müzik konusunu anlatır mısınız?” diyor Pınar Hanım. Abuk sabuk şarkılar da var; “kadere isyan ediyorum,” “kader beni ne yaptı” falan, bunlar anormal şeyler, tabii bunlar dinlenmez. Düzelttiriyorum onları bilgisayarda, istirham ediyorum, normal hale getiriyorum. Ama hem sazlıca hem sözlüce çok güzel şarkılar var; Ankara havaları var, çok şahanedir. Kanun, severim ben, klarnet, şahane; cümbüş, ince saz, güzeldir. Beğeniyorum, çok şiddetli zevk alıyorum. Allah sevgisini coşturur, kalbi açar, kalbe inşirah verir. Ama sözlerin güzel olmasına dikkat etmek lazım. Türk Sanat Müziği’nde de çok güzel parçalar var, şu fakir de iyi icra eder yani; özel toplantılarımızda güzel şarkı, türkü oluyor, inşaAllah. Çıkışlarım falan iyidir, güzel söylerim, inşaAllah. kanunda da iyiyim yani, maşaAllah. İnşaAllah.
Kahramanmaraş, Arif Günay; A9 kanalını herkese anlatıyormuş, çok güzel. Recep Tayyip Günay’mış ismi, kardeşimizin.
Herkes Müslüman olmaz. Bir kısım insanlar şeytanın etkisinde olur, bir kısım küfür dalalet etkisinde olur. Din böyle zaten. Kafirsiz, münafıksız din olmaz. “Bir de şöyle adamlar var” demek, bu olmadı. Bu acayip olur. “Gündüz var, gece niye oldu?” Allah’ın kanunu bu, olur. Küfür de olacak, Müslüman da olacak. Biz de tebliğ yapacağız, anlatacağız, inşaAllah.
Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Radyo programları
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Dergiler
Devamı ...