SUNUCU: ‘Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri’ programımızı A9 TV, Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.TV internet sitemizden devam ediyoruz.
ALTUĞ BERKER: NASA benzeri görülmemiş bir patlama görüntülemiş. “3.8 milyar ışık yılı mesafesindeki bir galakside, daha önce benzeri görülmemiş güçte bir gama ışını patlaması görüntüledi” diyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Olabilir, uzayda o tip şeyler oluyor. Ama bu alışılmışın dışında bir şey olduğu için, ilginç.
ALTUĞ BERKER: Hocam, Zaman Gazetesi’nde; İhsan Dağı’nın bir yazısı vardı. Doğan Grubu gazetelerinin, darbeleri teşvik edecek yayınlar yapmasını eleştirerek, bu yayınlardan örnekler vermiş. Birkaç gün önce Milliyet Gazetesi’nde, toplumun geniş bir kesinimde darbenin meşru kabul edildiğine dair bir haber çıktığını, ardından Hürriyet’te 12 Eylül döneminde hakimlik yapan ve kırka yakın idama imza atan bir kişinin ağzından, 12 Eylül dönemindeki yargılamaların, bugünkü yargıya oranla daha adil olduğuna dair bir haber yapıldığını yazmış. Bu tip yayınlarla, Doğan Grubu’nun darbelerin önünü açmaya çalıştığını ve eski günleri geri getirme gayreti içinde olduğunu söylemiş.
ADNAN OKTAR: Evet, artık bizim milletimiz özgürlüğün, demokrasinin güzelliğini gördü, bundan sonra zor. Bundan sonra öyle oyun olmaz, öyle münasebetsizlik olmaz. Kimin ne olduğunu da gördüler. Bir de internet var; eskiden çok dardı imkanlar, kısıtlıydı. Şu an artık çok zor. Bir de çok aydın bizim milletimiz. Bundan sonra demokrasinin kapısı sonuna kadar açık, inşaAllah. Gittikçe daha güzel, daha aydın, daha müreffeh, daha güzel olacak, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Mehmet Ali Birand’ın bir yazısı vardı. Kürt sorunu hakkında yapılan, iki araştırma üzerinde durmuş. Bu araştırmalardan yola çıkarak, Kürt halkına büyük bir zulüm yapıldığını, baskı uygulandığını detaylar vererek anlatmış. Ancak, tüm bunları iddia edilen Ergenekon zihniyetinin bir eylemi ya da zihniyeti olarak değil de Türk Devleti’nin eylemleri olarak anlatmış. Ve Kürt vatandaşlarımıza yapılan gaddar ve zalim uygulamaların sorumlusunun, Türk Devleti olduğunu vurgulamış.
ADNAN OKTAR: Evet, bizim milletimiz sevgi dolu, şefkat doludur. Kürtler de bizim canımız; çok nezih, efendi, dünya iyisidirler. Onlara bir zulüm uygulandı. Onlara o zulmü uygulayanlar iddia edilen Ergenekon terör örgütünün çakallarıydı. Ama artık, o beladan kurtuldular, bundan sonra gittikçe daha iyi olur. Daha rahat olacaklar, daha hür olacaklar; her yönden sevinecekleri, sevinç duyacakları bir gelişme görecekler. Türk-İslam Birliği’nin içerisinde alabildiğine neşeli, zengin, müreffeh, hoş bir hayat içerisinde olacaklar, inşaAllah. Bütün milletimiz, hepimiz. Evet, maşaAllah.
“Selamun Aleykum, Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Stüdyoda en güzel sizsiniz Hocam. Dekorasyon önemli değil. Dekorasyon güzel ama Mecnun nereye baksa Leyla’yı görüyordu. Biz de nereye baksak, sizleri görüyoruz Hocam” diyor, maşaAllah. “Dua edin” diyor, inşaAllah. Allah hepimize hidayet versin; sağlık, sıhhat versin, inşaAllah.
“İbrahimi dinler” diye bir soru sormuş Ahmet kardeşimiz; “Fethullah Gülen Hocamızın talebeleri bunu dillendiriyorlar” diyor. İbrahimi dinler var, tamam. Museviyet, İbrahimi bir dindir. Hepsi hak dindir. Ama tahrif olmuştur; Hristiyanlık tahrif olmuştur, Musevilik tahrif olmuştur. Tahrif olmayan sadece İslam dinidir. Hak olan odur. Ama İbrahimi olma yönünden hepsi İbrahimi’dir, doğru. Yani Musevilik, Hristiyanlık, Müslümanlık, hepsi İbrahimi dindir. Ama hak olması ayrı bir konudur. Yani tahrif olmamış olması ayrıdır. Tahrif olmamıştır. Kuran, saf vahiydir; tek kelime ilave yok, tek kelime çıkartma yok. Ama İncil, adamlar kendileri söylüyor zaten; dört ayrı kitap var. Dört ayrı kitap olunca, dört ayrı anlatım oluyor. Tahrif olmuş olduğu zaten ispat edilmiş durumda. Dört ayrı anlatım olunca, ne demektir bu? Tevrat’ta baştan sona birçok yerde tahrifat var. Onun için Tevrat’ın geçerli olan kısımlarını ayrı bir kitap haline getirdik, okuyoruz. İncil’in geçerli olan kısımlarını kitap haline getirdik, okuyoruz. Onlar haktır, o kısımlar haktır. Ama geniş çaplı tahrif olmuştur. Şu an hak din İslamiyet’tir, Müslümanlıktır. İbrahimi midir? Tabii ki İbrahimi’dir hepsi. Yani Hz. Yusuf (a.s)’ın dini İbrahimi’ydi, Hz. Süleyman (a.s)’ın dini de, Hz. Adem (a.s)’ın dini de. Yani hepsinde ortak yapı vardır, yani ‘La ilahe illAllah inancı’ hepsinde vardır. Hak olma, yani İslam olma açısından bu söyleniyor. İbrahimi denilince, İslam anlamında deniliyor. Başka, ikinci bir anlamı yok. İbrahimi din demek, İslam dini demektir. Bozulmamış İslam dini de tektir, Müslümanlıktır.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Balıklar konusunda ısrar var. O köfteler illaki gelecekler, bir şey yapacağız onlara artık, inşaAllah.
“Seyyid Muhammed Adnan Hocam, Kemal Kılıçdaroğlu hakkındaki görüşlerinizi merak ediyorum. Sizin sözleriniz bize yol gösteriyor. Bu konuda bizleri aydınlatabilir misiniz? Deniz.” Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, benim gördüğüm nezih bir insan, efendi bir insan. Yani halim selim, kendi halinde bir insan. Yani böyle azgın, saldırgan, saygısız bir insan değil. İnsan sever, sevecen, halim bir insan. Dürüst olduğu da anlaşılıyor. Ama gönlümüz istiyor ki tabii Cumhuriyet Halk Partisi anti-Darwinist, anti-materyalist olsun, bunu açıkça ifade etsin. Türk-İslam Birliği’ni açık açık savunsun. Yüzde 70’le iktidara gelsin isteriz. İddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı net tavır alsın, değil mi? Bir, iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı net tavır; iki, Türk-İslam Birliği’ni savunmak; üç, Darwinizme, materyalizme karşı olmak. Eğer yüzde 70’le iktidar olmazlarsa, bana ne derlerse desinler. Bunu yapsınlar, ezer geçerler. Ama bu şart.
ALTUĞ BERKER: Danimarka Din Hizmetleri Müşavirliği tarafından Diyanet Vakfı’nın bir toplantısı olmuş orada. Kutlu Doğum programına yaklaşık bin kişilik büyük bir topluluk katılmış. Müslümanlar arasındaki birlik ve beraberliğin önemine, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in güzel ahlakına dikkat çeken konuşmalar yapılmış. İlahiler okunmuş, semazen gösterileri düzenlenmiş, inşaAllah Danimarka’da.
ADNAN OKTAR: Yeni Asya okunması gereken bir gazetedir. Ben severim Yeni Asya’yı. Dürüsttürler, delikanlıdırlar, maşaAllah. Nur talebesi olarak, beğendiğim insanlar, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Hocam. Kardeşim, sıkıntıdan "keşke, hayvan olsaydım" diyor, dinden çıkar mı?” diyor. Ne biçim laf o öyle. Ne kadar güzel insan olmak. Yoklukken varlık olmuşuz, ne güzel. Varız yani ve sonsuza kadar mümkün değil yok olmamız. Mümkün değil. Haşa Allah’ın yok olması lazım, bizim yok olmamız için. Mümkün değil. Yaşıyor olmak ne güzel şey. Bir de, güzellikten zevk alacak şekilde yaratılmışız; güzellikten zevk almak acayip güzel. Ne hoş bir şey, bayağı güzel; renkler güzel, insanlar güzel, müzik güzel, yiyecekler güzel, Allah’ı sevmek güzel, ibadet etmek güzel. Bir de insanın ruhunda güzellik duygusu var, sürekli arıyor zaten onu, sürekli ondan hoşnut oluyor.
ALTUĞ BERKER: Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in Kitap Ehli’ne gösterdiği şefkat ve merhametten örnekler okuyorum Hocam, inşaAllah. Hıristiyan Necran heyeti bir ikindi vakti Medine’ye gelerek Mescid-i Nebevi’ye girmişler. Hz Peygamber (s.a.v) ashabı ile henüz ikindi namazını kıldığı sırada ibadet vakitleri gelen Hıristiyanlar doğuya yönelerek ibadet etmeye hazırlanmışlar. Bazı sahabiler onların ibadet etmesine engel olmak istemişler fakat Hz. Peygamber (s.a.v) onların serbest bırakılmasını ve ibadetlerini yerine getirmelerine müsaade edilmesini emretmiş. Oturması için abalarını sermiş, daha önce anlattığınız gibi Hocam. Necran Hiristiyanları onu ziyaretlerinde Hz. Muhammed (s.a.v) onlara abasını sermiş ve oturmalarını söylemiş.
ADNAN OKTAR:Bak, ne kadar güzel bir nezaket ve sevgi gösterisi.
ALTUĞ BERKER:Kitap Ehli’nin Müslümanların emanında olduklarını söylemiş. Peygamber Efendimiz (s.a.v); “Şark’ta ve Garpta yaşayan tüm Hıristiyanların dinleri, kiliseleri, canları, ırzları ve malları Allah’ın, Peygamber’in ve tüm müminlerin himayesindedir” buyurmuşlar, inşaAllah. Yahudi bir kişinin cenazesi geçerken ayağa kalkmış Resulullah Efendimiz (s.a.v). “Yanımızdan bir cenaze geçmişti” diyor Cabir b. Abdullah (r.a), naklediyor. “Biz de (ona uyarak),” Peygamber Efendimiz (s.a.v) hemen o cenaze için ayağa kalktı, “Biz de (ona uyarak) kendisi ile beraber ayağa kalktık ve "Ey Allah’ın Resulü! Bu bir Yahudi kadınının cenazesidir" dedik. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v): "… cenazeyi gördüğünüzde hemen ayağa kalkınız" buyurmuştur.”
ADNAN OKTAR:Bak, “Musevi’nin cesedine bile saygı gösterin” diyor. “Müslüman’a saygı gösterin, Hıristiyan’a saygı, şefkat gösterin.”
ADNAN OKTAR:Şöyle buyurmuş Peygamber Efendimiz (s.a.v); “Kim Yahudiliğinde veya Hıristiyanlığında kalmak istiyorsa, ona müdahale edilemez.” İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, tabii ki. Bak, bunların hepsi kaynaklı. Böyle delilli konuşmak lazım. Evet. Efendim, iman hakikatlerinden dinliyoruz, ahir zamandan dinliyoruz, neler anlatalım, neler gösterelim videoda?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Cübbeli’yi, siz daha iyi bilirsiniz, her zamanki gibi.
ADNAN OKTAR:Çok iyi olur. Evet, Cübbeli çok iyi anlatıyor Mehdiyet’i, devam edelim.
-VTR- Cübbeli, Hz. Mehdi (as)‘ın İslam Ahlakını Dünyaya Hakim Edeceğini Anlatıyor.
-VTR- Cübbeli, hutbelerde Deccal’in anlatılmamasının Kıyametin yaklaştığının alameti olduğunu anlatıyor.
-VTR- Cübbeli, “Kıyametin eşiğinde olduğumuzu” ve “Kendisinin, insanlar üzerindeki bu gafleti kaldırıp bu konuyu canlandıracağını” söylüyor.
ADNAN OKTAR:Cübbeli, insanları bu kadar aydınlatacağını bilseydi, bunları hiç konuşmazdı Allahualem.
“Selamun Aleykum Hocam. Sizleri takip etmeye çalışıyoruz ama bazen dışarıda oluyoruz. Radyodan bulmaya çalışıyoruz ama bulamıyoruz. Keşke A9 Kanalı gibi bir de A9 FM olsa da sizleri dinlesek.” Doğru. Aslında o mümkün, bakacağız sonra.
“Hocam, akşam güneş batıyor, ondan sonra siz doğuyorsunuz” diyor. MaşaAllah. “A9 da evimize hilal gibi doğuyorsunuz. Saatleri iple çekiyoruz. Şu anda evimize nur doğdu, maşaAllah. Sizi görünce kalbimiz rahatlıyor.” Kadir kardeşimiz yazmış.
“Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Sizler İslam’ı yaymak için uğraş verirken, birçok internet sitesi sizleri masonlukla suçluyor. Hocam lütfen bu densizlere bir cevap verin. Ekrem Erdoğan.” Allah Allah, mason olduk, öyle mi? Onlar demek ki bizi tekris edecekler böyle. Müslüman olduktan sonra, İslam’ı yaydıktan sonra, masonlar başımızın tacı. Çok sevgi duyarız, saygı duyarız. Mason olmaları suç değil, bir anormallik yok. Bizim istediğimiz Darwinist, materyalist olmamaları; Allah’ı, Kuran’ı sevmeleri. Allah’ı sevdikten sonra, Kuran’a tabi olduktan sonra mason olması çok güzel, maşaAllah. Devam etsinler ne güzel. Biz de mason oluruz o zaman. Sorun olmaz, inşaAllah. Olmadım ama olurum yani o zaman. Hep beraber namaz kılarsak locada, değil mi? Meşrik-i Azam da imamlığa geçerse, o zaman tamam. Ben masonun şahı olurum, 33 dereceden mason olurum yani. Sorun çıkmaz. Anti-Darwinist, anti-materyalist olmalarını istiyoruz biz. Zor yok; fikirle, düşünceyle Müslüman olmalarını, İslam’ı sevmelerini istiyoruz. Namaz kılan, İslam’a aşkla kalben bağlı olan bir mason nurdur bizim için, nur. Baş tacıdır, hiçbir sorun olmaz. O zaman hemen biz de mason oluruz evelAllah, sorun değil. Ama benim 33 dereceden başlamam gerekiyor, değil mi? Öyle kademe falan çıkış olmaz bizde. İnşaAllah.
“Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam. Hz. Mehdi (a.s)’ın isimlerinden birinin Adnan olduğu söyleniyor. Hatta bunu sizin söylediğinize dair iddialar var.” Bak, bak, bak görüyor musun? İnsanların ağzı da torba değil ki büzesin. Bak, neler de diyorlar. “Bu ne derece doğrudur, sizin ağzınızdan duymak istiyoruz.” Bir de benim söylediğimi söylüyorlar. Allah Allah. Rasim Çorumlu. Ama Rasim kardeş, itiraf edeyim; ben söylemiştim bunu. Peygamberimiz (s.a.v), “adı adıma uygun” diyor. “Babası babamın adına uygun, denk” diyor. Denk, yani müsavi. Arapça müsavi, müsavi demek aynısı demektir. Bu nasıl olur? Peygamberimiz (s.a.v)’in soyadı ne? Adnan. Ben-i Adnan, Ben-i Adnan soyundan geliyor. Herkes biliyor Peygamberimiz (s.a.v)’in soyadının Adnan olduğunu. Adı Muhammed, soyadı Adnan’dır, Muhammed Adnan’dır. Hatta “Mustafa Adnan Peygamber” diyor Hz. Ali (k.v), hitap ederken. Soyadı Adnan’dır. Asrımızda olsa Peygamberimiz (s.a.v), ne diye hitap edeceğiz? Muhterem Adnan diye hitap edeceğiz. Babası olmuş olsaydı ne diye hitap edecektik? Muhterem Adnan diye hitap edecektik. O zaman babasının adıyla kendi adı tam mutabık olmuş oluyor mu? Denk diyor, denk. Denk oluyor işte. Konu bu. Benim anlattığım videolarda var, bunlara bakın.
ALTUĞ BERKER:Sevimli Musevi çocukların resimlerini göstereyim mi Hocam?
ADNAN OKTAR:Bakayım.
-Musevi çocukların resimleri-
ADNAN OKTAR:İşte bak, bunlar bazı dangalaklara göre lanetlenmiş ve her tutuldukları yerde öldürülmeleri gereken varlıklarmış. Şu çocuklar, el kadar çocuklar, bu sübyanlar. Bunlar lanetli mahluklarmış. Her görüldükleri yerde taşların, ağaçların Müslümanlara haber vereceği ve hepsinin öldürülmesini bize söyleyeceklerini belirtiyorlar. Bu çok büyük bir zulümdür, vicdansızlıktır. Her çocuk Müslüman fıtratı üzerine doğar. Tertemiz, mazlum, sübyan bunlar, değil mi? Suçu yok, günahı yok, lanetlenmiş falan da değiller. Lanetlenmiş olanlar, o devirde o suçu işleyenler lanetlenmiştir. Kimse onlar, odur. Ne alakası var bunların, bu çocukların?
ALTUĞ BERKER:Mehveş Evin’in bir yazısı vardı Milliyet’te. Ülkemizdeki insan hakları ve düşünce özgürlüğü konularındaki ciddi eksikliklerden bahsetmiş. Örnek olarak da Dawkins’in internet sitesinin kapanması konusunu göstermiş. Bir ilahiyatçının dekolte hakkındaki sözleri, akademik özgürlük çerçevesinde değerlendirirken, Dawkins’in internet sitesinin yıllardır kapalı olduğundan bahsetmiş.
ADNAN OKTAR:Onun avukatı geldi, mahkemede bayağı bir çırpındı. “Efendim, yeniden açın siteyi” dedi. Mahkemede yine reddetti. Çünkü dedik ki Dawkins denilen elma yanaklıya; “kardeşim, senin ilmi açıklamalarına bir şey dediğimiz yok; saygımız var, istediğini anlat, Darwinizmi anlat. Hakaret ve küfür istemiyoruz” dedik. “Çıkart, serbest olsun” dedik. “Adam çıkartmayacağım” diyor. Biz de o zaman kapalı kalmasını istiyoruz. Mahkeme de sürekli kapalı tutuyor. Avukatı bayağı bir çırpındı açtırmak için. Yok, olmaz. Küfür, hakaret istemiyoruz; bu kadar. Karmaşık bir şey yok.
ALTUĞ BERKER:Mehmet Ali Birand’ın başka bir yazısı vardı Hocam, Çanakkale Zaferi ile ilgili. O yıldönümünde yaptığı konuşmasında şöyle demiş; “Çanakkale savaşlarının, gökten saf saf inen sakallı, cübbeli ruhani varlıklar tarafından kazanılmadığını ya da aniden bastıran sisler, üçler, beşler, yediler nedeniyle de kazanılmadığını; “Çanakkale savaşı, dinlerin savaşıdır” diyenlerin büyük bir hata içinde olduğunu; bu savaşın ancak Türklerin emperyalist güçlerle yaptığı bir savaş olduğunu söylemiş. Özellikle Çanakkale savaşının manevi güçle, iman gücü ile mucizevi bir şekilde kazanıldığı açıklamalarına bu sözle tepki göstermiş. “O tarihi zaferin sahibi, Mehmetçik değil de bir takım ruhani varlıklarsa, biz de bilelim” diyerek söz konusu açıklamaya destek vermiş, Mehmet Ali Birand.
ADNAN OKTAR:Bu balıklar konusunda çok ısrarlı talepler var. Nerede o keratalar? İçerideler mi onlar? Onları yarın acilen getirmemiz gerekiyor. Şuraya bir akvaryum koysunlar da, uzun yassı bir akvaryum. Onlarla iç içe olacağız mecburen, inşaAllah.
“Sayın Adnan Hocamız. A9’u kaç yerde ayarlarını yapıp, tanıttım. İnternet adreslerini aldım ve diğer tanıdıklarıma tanıtıp kitap sipariş ettim. Dün de bir arkadaşıma sms ile kanalın ayarlarını yolladım. Arkadaş Azerbaycanlı. Bana neden Azerbaycan bayrağı var diye sordu, cevap veremedim. Açıklarsanız sevinirim. Selamlar.” Azerbaycan, o da bizim bayrağımız. Ne demek. Türk bayrağı ne ise, Azerbaycan bayrağı da odur. Şimdi ayıp etmiş olursun öyle. Türkmenistan bayrağı, benim bayrağımdır. Kazakistan bayrağı, benim bayrağımdır. Türk bayrağı hepsi onların, değil mi? Ayıp yapıyorlar.
ALTUĞ BERKER:Bir tavşan gösteriyorum iman hakikati olarak Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, süper tatlı.
“Selamun Aleykum Adnan Hocam. Duvarınız çok güzel oldu. Bir Türk Bayrağı eksik.” Bu ne? Gel, kameraya çek. Bu bayrak, Türk Bayrağı işte. Bu bizim bayrağımız. Bayrağını tanımıyorsan ben sana ne diyeyim. Bu Azerbaycan Bayrağı, bu da Türk Bayrağı. Ama ben Azerbaycan Bayrağını da kendi bayrağım olarak görüyorum, inşaAllah. Gülşah Hanım diyor ki; “Hocam hafif sarı işlemeli bir örtü daha güzel olurdu” diyor. Birçok örtü çeşidi seçtik. Zaten örtüleri sık sık değiştireceğiz. Sandalyeleri değiştireceğim. Bir şeyler yapacağım. Biraz sabırlı olursanız, inşaAllah. Yarın bir bakayım, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Japonya’da tsunaminin Pasifik Okyanusu’na çektiği binlerce ev ve otomobil, onlarca deniz aracı hatta ceset parçalarının bir yıl içerisinde Amerika’nın doğu sahillerine vuracağı hesaplanıyormuş. Uzmanlar en az iki yüz bin ev, sayısız motorlu araç, gemi enkazının ve kaybolan on altı bin kişinin birçoğunun cesetlerinin de bir yıl sonra Hawaii başta olmak üzere, California ve Washington kıyılarına ulaşacağını açıklamışlar. Şu anda bile dev enkaz yığınları gemi trafiğini etkiler hale gelmiş.
ADNAN OKTAR:Evet, o da bir ibret vesilesi olacak. Amerikan kıyılarına vurduğunda, Allah bir şey hatırlatmış olacak onlara. O da Allah’tan bir ayettir, inşaAllah.
“Hocam Esselamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. Allah’ına kurban olduğumuz Seyyid Muhammed Adnan Hocam.” Çok güzel. “Muhterem Hocam, sizlerden öğrendiklerimizi, eşimle ailelerimize anlatıyoruz.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “İnşaAllah bizlerden bir kısmının uzaklaştığını görüyoruz. Delirdiğimizi düşünüyorlar” diyor. İşte iman alameti, ne güzel. Hakiki imanda böyle olur. “Allah’ın izniyle çok huzurlu ve mutluyuz. Ailelerimizin tavırlarına karşı duruşumuz nasıl olmalı?” diyor. Şefkatli, akılcı. Müslüman alametidir. Delilikle itham edilmek iman alametidir. Bir kısım insanların tavır alması iman alametidir. Hiç kimse tavır almıyorsa bir yamukluk vardır o adamda. Mutlaka Müslüman’ın zıttı olur, karşıtı olur. O onun üstünlüğünü gösterir, kalitesini gösterir. Peygamberimiz (s.a.v)’e deli diyorlardı haşa. Hz. Musa (a.s)’a ne dediler? Deli dediler. Hz. İbrahim (a.s)’a ne dediler? Deli dediler haşa ve babası karşı geldi Hz. İbrahim (a.s)’e. Hz. Nuh (a.s)’a oğlu, eşi karşı geldiler. Resulullah (s.a.v)’a birçok akrabası karşı geldi. Bu iman alametidir. Ama buna rağmen Hz. İbrahim (a.s); “babacığım” diye hitap ediyor. Onun doğru yola gelmesi için gayret ediyor. Tebliğ yapacağız, şefkatle anlatacağız. Sertlik yok, kalp kırmak yok, ters konuşmak yok. Hürmetli, şefkatli, acıyan bir üslupla kurtarmaya çalışacağız; iyi niyetle. Olduğu kadar, inşaAllah. Olmadığında hayır vardır.
“Selamun Aleykum Sayın Hocam.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Sizi gördüğümüz anda içimizi tarif edilmez bir huzur kaplıyor.” Ne güzel, elhamdülillah. Cennette de beraber oluruz, inşaAllah. “Tek bir sözünüzü kaçıracağız diye gözümüzü, kulağımızı ekrandan ayırmıyoruz.” Ne güzel, elhamdülillah. “İnternet siteleriniz, A9 ve kitaplarınız vesilesiyle çok güzel bilgiyle doluyoruz, inşaAllah.” Şeyh Nazım Hocamızla ilgili sorular sormuş. O benim canım, Şeyh Nazım Hocam. “Gece dışarı çıkmayın” diyorsa, çıkmayın işte. Doğru söylüyor. Tehlikelidir sokaklar. Ama yanında annesi-babası varsa, onu koruyan varsa, tamam. Ama bir genç kız gece yarısı evinden çıkarsa riskli olur, tehlikeli olur, ona dikkat çekiyor. Ama yanında bir koruyanı varsa, zaruri durumda çıkar tabii. Zaman bozuk, inşaAllah. Benim mesela güzellerimi bizim çocuklar getirip götürüyor, ta kapılarına kadar. Çok özen gösteririm ben. Allah korkusundan özen gösteriyorum, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam Hz. Mehdi (a.s)’ın Kuran ahlakını anlatım üslubundaki samimiyeti insanların Allah’a derinden iman etmesine vesile olacağı şöyle geçiyor hadis-i şerifte; “İmam Mehdi (a.s)’ın dini tebliğ üslubu öyle olacaktır ki insanlar dini kalplerinin derinlerinden kabul edecekler ve Allah’a en büyük samimiyetle tapacaklardır. Dinden uzaklaşanlar hoşnutluk ve güvenliğin meskenine geri döneceklerdir.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Şimdi Bediüzzaman’ın talebelerinden dinleyelim. Bediüzzaman’ı dinlemiş olacağız, inşaAllah.
-VTR- Büyük İslam Alimi Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin, Yaşayan Talebe ve Vekillerinden Muhterem Seyyid Salih Özcan Hocamızın Hz. Mehdi (a.s) İle İlgili Beyanları
-VTR- Bediüzzaman Hazretlerinin Yakın Talebesi Abdullah Yeğin Ağabey İslam’ın Dünya Hakimiyetini Anlatıyor
-VTR- Bediüzzaman Hazretlerinin Yakın Talebesi Mehmet Kırkıncı Ağabey İslam’ın Dünya Hakimiyetini Anlatıyor
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Sayın Adnan Hocam, bu internet ne güzel bir nimet ki az da olsa sohbetlerinizle hasret gideriyoruz. Benim size sorum yok. Ama benim sizden ricam A9 TV’yi iphone üzerinden seyretmek için bir yazılım yayımlasanız keşke” diyor, yapıyor muyuz?
ALTUĞ BERKER: Yapıyoruz Hocam.
ADNAN OKTAR: “Selamun Aleykum Hocam, tweeter hesabınız var mı? Sizleri arıyoruz. Ama farklı farklı kişiler çıkıyor.” Tamam, ben kendime ayrı bir tane yapayım. MaşaAllah, maşaAllah. Yer, gök inliyor, maşaAllah. Ne kadar çok sevenimiz var, maşaAllah, elhamdülillah. Bu da Amerika’dan, “Hocamıza iletin. Çok değerli Muhammed Adnan Hocam, biz Amerika’dan Kuzey Carolina’dan dört arkadaş sizi şevkle izliyoruz. Sizin hikmetli konuşmalarınız kalplerimize şifa veriyor. Dekor harika olmuş Hocam. Buradan çok rahat internetten A9’u takip edebiliyoruz, maşaAllah. O nurlu ellerinizden hürmetle öperiz. Bize çok dua edin.” Seda Hanım ve arkadaşları.
“Hocam, yeni dekorunuz çok güzel olmuş, maşaAllah. Ama dekorun gözleriniz gibi yeşil olması sanki daha güzel olurdu” diyor. “Hocam bir de balıkları görmek istiyoruz. Size her şey yakışır, maşaAllah” diyor, Murat Barış.
Dinor isimli bir kardeşimiz, “Selamun Aleykum Harun Yahya Bey” diyor. Herhalde gayrimüslim kardeşimiz. “Acaba Hz. İsa (a.s) şu an aramızda mı?” Tabii, dünyada. Şu an faal halde, inşaAllah.
“Türkçe meal okuyorsunuz, Besmele’yi de Türkçe söylüyorsunuz” diyor. Güzel işte. Arapça anlamaz bizim insanlarımız. Bismillahirrahmanirrahim; Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, aynısıdır. Orada Cenab-ı Allah’a hitap ediyorsun sen; Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Allah onun Arapça olması, Fransızca olması, Sırpça olmasını ayırt etmiyor. O ifadenin kullanılmasını istiyor Allah. Rahman ve Rahim olduğunu biz Allah’a ifade ediyoruz. Türkçe meal, tabii Türkçe okuyacağız. Fransa’da olsaydık Fransızca okurduk. Almanya’da olsa Almanca okurduk. Her kavme kendi dilinden anlatmak esastır. Bizim milletimiz Türkçe biliyor, Türkçe anlatacağız. Bunda şaşıracak ne var? İnşaAllah.
“Hocam, size ihbar ettiğim İnci Sözlük’ün, sizin tanıdığınız İnci Sözlük olmadığını söyleyeyim. Bu aynı adı kullanan ama başka adresten yayın yapan çakma bir ekip. incisözlük.org üzerinden yayın yapıyorlar. “On sekiz yaşından küçükler giremez” diye de uyarı koymuşlar. İlgileneceğinizi biliyorum. Sonsuz teşekkürler” diyor. EvelAllah, evelAllah. Şu rüya olaylarına Allah aşkına girmeyin. MaşaAllah, iyi güzel.
Kuran’dan okuyalım. Bismillah. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Hamd, Kitab'ı kulu üzerine indiren ve onda hiçbir çarpıklık kılmayan Allah'a aittir.” Ne güzel; Kuran’da hiçbir eksiklik yok, çarpıklık olan hiçbir şey yok, kusur yok. En mükemmel şekliyle Allah Kuran’ı bizlere sundu. Elhamdülillah. “Dosdoğru (bir Kitap'tır) ki,” dünyada Kuran’ın dışında başka dosdoğru bir kitap yok. “Kendi Katından şiddetli bir azapla uyarıp-korkutmak ve salih amellerde bulunan mü'minlere müjde vermek için (onu indirdi).” Bak, “Kendi Katından şiddetli bir azapla uyarıp-korkutmak,” Allah korkusu olmadan sevgi olmuyor. Benim mesela bu güzel ahlakımın kökeninde sevgi vardır. Sizlerin de güzel ahlakınızın kökeninde sevgi var. Ama onun üzerinde Allah korkusu var. Allah’tan korktuğumuz için güzel ahlaklıyız. “Salih amellerde bulunan,” yani “samimi amellerde bulunan, “müminlere müjde vermek için onu indirdi.” İyi olan insanlara ne güzel müjde var. Rahat edeceğiz; dünyada rahat ediyoruz ahirette rahat edeceğiz. Sevgiyi sonsuza kadar yaşayacağız. Ne kadar güzel bir şey. Sevgi çok lezzetli, çok zevkli. Yüz sene değil, bin sene değil, bir milyon sene değil; sonsuza kadar. Acayip güzel. Allah’ı seveceğiz, Allah’ın yarattıklarını seveceğiz, hayvanları seveceğiz, bitkileri seveceğiz. Orada Peygamberleri seveceğiz, hepsinin üzerinde. Velileri seveceğiz, kardeşlerimizi seveceğiz, eşlerimizi seveceğiz. Ne hoş, ne güzel. Ucu bucağı yok. Sonsuz sevgi, sonuna kadar devam ediyor. Yani en sonuna kadar, sonsuzluğun sonu yok, inşaAllah. Yani sevgiyi en son haddine kadar tadıyoruz, sonuna kadar. Allah en yüksek oranda veriyor ama sonsuza kadar. Tabii Cenab-ı Allah bizlerdeki güzelliği sonlu ve sınırlı yaratacaktır. Sevgiyi de sonlu ve sınırlı yaratacaktır. Hayatın sonu yok. Sonsuz güzel Allah’ın Kendisi’dir çünkü. Yani insan sonsuz güzel olmaz. Belli derecede, Allah’ın takdir ettiği kadar biz sonlu güzel olacağız. Birbirimize sevgimizi de Allah’ın istediği kadar yaşarız. Ama Allah’a karşı sonsuz sevgi duyarız, inşaAllah. Fakat hepsini Allah yaratır. İnsanın kendi yarattığı hiçbir şey yoktur, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Ben bir iman hakikati gösterebilir miyim? Yavru bir kedi.
-VTR- (Yavru Kedi)
ADNAN OKTAR: İşte bak, cennette böyle varlıklar, böyle güzel kediler yaratacak bize. Bir de konuşacak. Mesela şimdi kadın konuşuyor ama cevap vermiyor. Cennette konuşur ve cevap verir. Ama çok şekermiş bu da, maşaAllah. Biz tabii bu hayvanları severken Allah’ın tecellisi olarak seviyoruz. İşte orada sonsuzdur sevgimiz. Yani Allah’a karşı sonsuz sevgimiz vardır. Ama tabii Allah bize belirli derecede onu tattırır. Kendisi sonsuz sevgiyi sonsuz bilir ve sonsuz yaşar. Biz O’nun bildiği gibi bilmiyoruz. O bize Kendi istediği kadar o sonsuz sevgiyi tattırıyor. Ama iman olarak, inanç olarak Allah’ı biz sonsuz severiz. Fakat Allah’ın bildiği tarzda bilemeyiz sevgiyi. O Kendi sevgisinden bize çok küçük bir bölüm vermiştir. O da çok şiddetli etki yapıyor bize. Mesela Kendi tecellisinden küçük bir tecelli vermiştir. Muazzam bir güzellik oluşuyor, inşaAllah.
“Hayırlı geceler Adnan Hocam, Azerbaycan bayrağı ve Türk bayrağını bir tutmanız ve düşünceleriniz gerçekten beni çok mutlu etti. İnşaAllah, Türk İslam Birliği sizin öncülüğünüzde kurulur” diyor Mert Tankutay. Tabii ki onlar da bizim bayrağımız. Türk bayrağı, Türkmen bayrağı, Kazakistan bayrağı, hepsi bizim bayrağımız. Canımız gibi seviyoruz bayraklarımızı, inşaAllah.
Hulusi Ülkü, bayrakların iki tane olmasına şaşırmış. Ne var? Gayet güzel işte. “Niye iki Türk bayrağı var?” diyor. Ne mahsuru var, inşaAllah?
“Aslanların aslanı Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Hocam size hayranım, her yönünüzle sizi örnek alıyorum. Giyiminizle, sevecenliğinizle, her şeyinizle benim idolümsünüz, inşaAllah.”
Selamun Aleykum aslanların aslanı Seyyid Muhammed Adnan Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Benim okulumda bir tane ateist biyoloji hocamız var. Tam bir Darwinist, ben ona karşı mücadelemi sürdürüyorum. Ama bana ‘örnek göster’ diyor. Yaratılış Atlası kitabınızı ona göstermek istiyorum. Ama alacak param yok. Bana bu kitabı hediye ederseniz sevinirim. Mustafa Şahin.” Mustafa, tamam; sana bir obüs mermisi gönderelim, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Peygamber Efendimiz (s.a.v), Hz. Mehdi (a.s) için söyle buyurmuş; “O kadar merhametli olacaktır ki zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak, ne de bir kimsenin burnu kanayacaktır” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v). “Ve çıkışı sadece Ehl-i iman için değil, yer ve gök ehli için dahi sevinç kaynağı olur” diyor, inşaAllah. “Onun idaresinden sadece insanların değil, bütün yer ve gök ehlinin memnun olacağını bildiriyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın şefkatini ve merhametini anlatan başka Hadis-i Şerifler de var Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Kardeşlerimiz sürekli bu yeni dekor ile ilgili tavsiyelerde bulunuyorlar. Acele etmesinler, içeri girdiğimizde devam ediyordu inşaat değil mi, faaliyet devam ediyordu. İnşaatı durdurup, faaliyetleri durdurup konuşmaya başladık. Daha bitirmedim, bekleyin; daha güzelleştireceğim, daha hoş şeyler olacak. Daha Bismillah, daha bir şey yapmadık, değil mi? Karşı tarafı da öyle, orayı da güzelleştireceğim, inşaAllah.
Serdar Aslantürk; “Hocam, bir hafta önce Rusya’dan bir arkadaşım geldi, sizden bahsettik. Rusların sizi çok iyi tanıdığını ve kitaplarınızı takip ettiğini belirtti. Kitaplarınızın birçoğunu okudum ve ücretsiz indirilebiliyor olması da hizmetinizin samimiyetini ortaya koymaktadır.” Doğru, maşaAllah. Telefon numarasını da vermiş kardeşimiz, maşaAllah. Tabii, biz internet sitelerinin çoğuna giriyoruz; “önce parayı yatırın, sonra size bilgiyi sunalım” diyor. Öyle bir şey olur mu? Biz de öyle bir şey olmaz. Adam Allah rızası için öğrenmek istiyorsa ondan para istenir mi, değil mi? Biz üzerine para veririz. Tabii, inşaAllah.
“Geleceğimizin teminatı Adnan Hocam” diyor. Estağfirullah, inşaAllah vesile oluruz. “Hocam, ben sizi bir kez dünya gözüyle yakından görmek istiyorum. Bu benim en büyük hayalim, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Ben sizin bir sözünü hatırlatmak istiyorum, uygun görürseniz. “Hz. Mehdi (a.s) Müslümanların ağabeyidir, babasıdır; onların koruyanı, şefkat göstereni; onları bağrına basan sevgi öğretmeni, muhabbet öğretmenidir, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s)’ın vazifesi budur. Hz. Mehdi (a.s) sadece Kuran’ı sevdirir, sevgiyi öğretir. İnsanlar onun sevgisiyle, muhabbetiyle coşacak, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s) mutlaka adaletlidir. Ahkamda masumdur; zahiren hata yapıyor gibi görünse de mutlaka doğruyu yapar, inşaAllah” dediniz.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Sizin bir sözünüzü hatırlatmak istiyorum yine. “Dürüst Müslüman, samimi Müslüman o kadar çok olmaz. Onun için samimi, dürüst olan, iyi niyetli olan, candan, halis Müslümanlar ısrarla hakkı arasınlar. Mesela ben samimi olarak anlatmak istiyorum; Allah televizyon kanalı da veriyor, internet siteleri de veriyor, radyolar da veriyor. İnterneti yarattı Allah ahir zamanda. Hz. Mehdi (a.s)’a hizmet etsin diye yarattı. Allah vesile etti. Biz de talebesi olarak istifade ediyoruz, çok büyük bir kolaylık. Teknoloji adeta patlama tarzında gelişti, muhteşem ve güzel gelişmeler oluyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bakın, Kıyamet Alametleri, Muhammed Bin Resul El Hüseyni El Berzenci Hazretleri’nin eseri; açtım, 190. sayfa çıktı. Hz. Mehdi (a.s)’ın sekizinci vasfı olarak Peygamberimiz (s.a.v)’in hadisini açıklıyor. “İnsanların ihtiyacını iyi anlamak.” Hz. Mehdi (a.s)’ın bir vasfı. “Çünkü onların her türlü işlerini görmek için Allah onu diğer insanların üzerine takdim etmiştir.” “Üstün kılmıştır” diyor. “Liderlerin davranış ve faaliyetleri kendi nefislerinden ziyade halkın menfaati için olmalı. Halkın yararına aykırı olan şeylerle uğraşıp, onların işlerini görmeyen bir lider azledilmelidir. Çünkü onunla diğer insanlar arasında artık bir fark kalmamıştır.” Hz. Mehdi (a.s)’ın bir vasfı, ‘insanların ihtiyacını iyi anlamak.’ Hz. Mehdi (a.s)’ın yedinci özelliği; “işlerin girift taraflarını iyi bilmesi.” Hz. Mehdi (a.s)’ın bir özelliği. “Çünkü bunlardan haberi olan bir lider vereceği hükümlerde yanılmaz. Hz. Mehdi (a.s) kıyas ilmini onu hükmetmek için değil, belki ondan kaçınmak için bilir.” “Kıyasın amacı odur onda diyor, “kıyastan kaçınır” diyor. “Çünkü verdiği hüküm doğru bir ilham neticesi olacak. Yani Muhammed (s.a.v)’in getirdiği şeriat üzerine hükmedecek. Bu sebepledir ki Peygamber Efendimiz (s.a.v) onu vasfederken,” ferman buyuruyor, diyor ki; “Benim izimi takip edecek, hataya düşmeyecek” diyor. Bir tek Hz. Mehdi (a.s) için bu müjde verilmiştir. “Bundan anlıyoruz ki o şeriat sahibi değil de, şeriata uyandır ve aynı zamanda günahtan da masumdur.” Hz. Mehdi (a.s)’ın bir özelliği. “Bundaki masumluğundan murat, hükümdeki masumiyettir. Çünkü gerçek manada ismet ancak Peygamber için söz konusu olabilir. Oysa o Peygamber değil, velidir. Veliler günah işlemekten mahfuzdurlar, masum değildirler” diyor. Dokuzuncu özelliği Hz. Mehdi (a.s)’ın; diyorlar ki “niye A9 Kanalı var?” Bir dokuz da burada çıktı ortaya, Hz. Mehdi (a.s)’ın dokuz tane vasfı varmış, değil mi? Dokuz vasfı. A9 da Hz. Mehdi (a.s) öncüsü bir kanal olduğuna göre, bir yönüyle de ona işaret ediyor işte. “Bilhassa kendi zamanında ihtiyaç hissedilen gaibi ilimleri vukufu bulması.” “Gelecekte ne olacağını Allah’ın dilemesiyle bilir” diyor. “Hadislerden, Kuran’ın işaretlerinden bilir” diyor. Kuran’daki anlatımlardan ve hadislerden ve Bediüzzaman’ın ilham sonucu anlattıklarından, inşaAllah; Allah-u alem diyerek. Allah’ın dilemesiyle olduğunda gerçekleşmiş oluyor ama orada ümit var olmuş oluyor, Bediüzzaman’ın açıklamalarından. Hadislerden de inanmak zaten farzdır. “Çünkü ancak o sayede yeni yeni zuhur edecek meseleleri halledebilir. Yukarıda arz ettiğimiz gibi Hz. Mehdi (a.s) kıyasla hüküm etmeyecektir. Çünkü kıyas birçok meselenin meydana gelmesini intaç eder ki,” yani karmaşa ve çok fazla hüküm meydana getirir ki, “bu kulları zor duruma sokar.” Hz. Mehdi (a.s) dini kolaylaştıran bir insan olduğu için karmaşadan kaçınacak, karmaşık izahlar yok Hz. Mehdi (a.s)’da. “Bu kulları zor duruma sokar, oysa İslam’da esas olan tahfiftir.” Hafifletme; din hükümlerini ağırlaştırmak değil, hafifleştirmek. “Bu sebepledir ki Resulullah (s.a.v) şöyle buyururlardı: "Size terk ettiğim hususlarda beni baş başa bırakın." “Hüküm çıkarttırmayın, yeni yeni hükümler istemeyin, detaylara girmeyin” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Cübbeli ne yapıyor; detay, detay, detay, detay. Kendi de detayda boğuluyor, milleti de detayda boğmaya çalışıyor. “Ancak Hakk’ın ona emrettiği meseleleri tebliğle yetinirlerdi.” Peygamber Efendimiz (s.a.v) ne yapıyormuş, Hakk’ın ona emrettiği meseleleri tebliğ ile yetiniyor. “Madem ki Hz. Mehdi (a.s) Resulullah (s.a.v)’in izinde olacak ve hataya düşmeyecek. Öyleyse tıpkı Allah’ın Resul’ü gibi varlıklara karşı son derece merhametli olması gerekir.” Son derece merhametli olacak.
ALTUĞ BERKER: Şöyle buyuruyor Peygamber Efendimiz (s.a.v) Hz. Mehdi (a.s) için; “İmam-ı zamanın (Hz. Mehdi (a.s)) adil hükümetinde, bütün İlahi kitaplar insanların önüne orijinal biçimleriyle, hiçbir bozulma olmaksızın sunulacaktır. İmam Mehdi (a.s) Tevrat ehline Tevrat ile, İncil ehline İncil ile, Zebur ehline Zebur ile, Kuran ehline Kuran ile hükmedecektir.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Cübbeli de aynı şeyi söylüyor, biz de söylüyoruz; Peygamberimiz (s.a.v)’in söylediği bir hükümdür. Hristiyanlara İncil’le, İncil’in aslıyla, Musevilere de Tevrat’la, Tevrat’ın orijinaliyle hükmedecek, inşaAllah.
“(Hz. Mehdi (a.s)) Bütün gam ve zulmetleri giderecek” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Bakın, “bütün gam ve zulmetleri giderecek bir güneştir” diyor. Güneş, birçok yerde geçiyor. Bediüzzaman da diyor ya; “fecr-i sadık, fecr-i kazib de olsa, otuz-kırk sene sonra doğacak” diyor, inşaAllah. “İhsanda bulunduğu zaman pek bereketli bir yağmurdur” diyor, Hz. Mehdi (a.s) için. Yani o kadar çok ihsanda bulunuyor. “İktidar ve siyaset sahibi olacak” diyor. “Muhtaç bulunduğu gücü Allah’tan alacaktır. Çünkü o doğrulanmış kuş ve bütün hayvanların dillerini bilen bir halifedir.” Bütün hayvanlara karşı şefkatli olan bir halifedir. “Onun için adaleti bütün insan ve cinlere cari olacaktır.” Cinlere karşı da çok şefkatli, insanlara karşı da çok şefkatli. “Allah ona inanmış kimseleri yardımcı kılmıştır. O vezirleri sayesinde bütün işleri en güzel şekilde başaracaktır.” Dokuz tane de vezirinden bahseden rivayet var. Bediüzzaman, “dokuz düşman cephesine gitmiş, gelecek” diyor. Dokuz hasleti var. Hz. Ali (r.a) eliyle dokuz yapıyor. Dokuzda çok hikmet var.
ALTUĞ BERKER: Şöyle bir hadis vardı Hocam, Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlar; “İmam Mehdi (a.s) ile birlikte Musa kavminden bir halk olacaktır.”
ADNAN OKTAR: Evet, açıkla.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah. Hz. Mehdi (a.s) zuhur ettiğinde Hz. Musa (a.s)’ın kavminden olan, iman sahibi Musevilerden, Allah’a karşı samimi olan bazı Museviler ile bağlantı halinde olacak ve ona inanacaklar, inşaAllah. siz daha evvel izah etmiştiniz, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
Zekeriya Okumuşoğlu. “Hocam, benim gece seyretme imkanım var. Özlettiniz çok. Tiryakinizim, bir tanesiniz siz” diyor, maşaAllah. “Kurban olayım Allah’ına. Allah’ın selamı üzerinize olsun.” MaşaAllah, Allah sevginizi daha da artırsın, ben de çok seviyorum sizleri, maşaAllah. Berker Hocam, seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER: Hz. Mehdi (a.s)’ın Allah’ı dünyadaki her şeyden çok seveceğine ve Allah’tan derin bir saygı ile korkacağına dair hadis-i şerif: “Hz. Mehdi (a.s) son derecek takva sahibidir, Allah’tan çok korkan birisidir. Kartal cinsinden neşir kuşunun kanatlarının titrediği gibi Allah’tan korkar.” Diğer bir hadiste de; “Hz. Mehdi (a.s), gerges kuşunun kanadı ile titremesi gibi Allah’tan çok korkan bir kimsedir” buyurmuş Peygamber Efendimiz (s.a.v).
ADNAN OKTAR: Selamını almadığım herkese, Aleykum Selam diyorum, inşaAllah.
“Münafıklar ve kötü kişiler ondan ayıklanmış olacaklar” diyor, Hz. Mehdi (a.s)’dan. “Halis iman Medine’de,” İstanbul’da, “olacak” diyor, inşaAllah. “Beyt-i Makdis ve diğer ülkelerde böyle olmayacak. Çünkü münafık ve ehli zimme ve yaramaz kişiler de orada olacak” diyor. “Fitne bütün dünyayı saracak” diyor. İstanbul’a çok dikkat çekilmiş, İstanbul’un kurtuluşla olacağına dair, inşaAllah. Dolayısıyla Türkiye’ye dikkat çekilmiş oluyor. Gerçek imanın Türkiye’de toplanacağına işaret ediyor hadis, inşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s) verdiği hükümde masumdur, Peygamber (s.a.v)’in izindedir, asla yanılmaz” diyor. “Bu vasıflar şüphe yok ki Şeyhaynde yani Hz. Ebabekr ve Ömer (r.a)’da yoktur. Yukarıda arz ettiğimiz dokuz haslet bugüne kadar hiçbir dinin liderinde bulunmamıştır.” Sadece Hz. Mehdi (a.s)’da var. “Bu bakımdan Hz. Mehdi (a.s) onlardan üstündür” diyor.
“Resulullah (s.a.v), Hz. Mehdi (a.s)’a ‘Halifetullah’, ‘Allah’ın Halifesi’ demiştir” diyor. “Hz. Ebabekr’e ancak ‘Halifet-i Resulullah’ demiştir” diyor, Peygamberimiz (s.a.v). Ama Hz. Mehdi (a.s) için ‘Allah’ın Halifesi’ diyor Peygamberimiz (s.a.v), ‘Halifetullah’.
Hilyesi, “O açık alınlı ve küçük burunludur” diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Dişleri parlak” diyor. “Peygamber (s.a.v)’in nişanı vardır omzunda” diyor. “Rengi Arap rengidir.” “Dilinde ağırlık vardır.” “Bazen konuşma zorluğu çeker” diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Allah’a karşı son derece boyun eğicidir; orta boyludur, esmerdir, kaşı kavislidir.” “Peygamberimiz (s.a.v)’in Ehl-i Beyt’indendir” diyor. Çok güzel bir eser hazırlamış Berzenci Hazretleri, maşaAllah. “Antakya veya Taberiye Gölü’nden Tabut-u Sekine’yi çıkaracak. Omuzlanıp Beytül Makdis’te Hz. Mehdi (a.s)’ın önüne konulacak” diyor. 3 bin yıldan beri aranıyor kutsal tabut, Tabut-u Sekine, inşaAllah. “Yahudiler onu görünce birazı müstesna Müslüman olacaklardır” diyor. Cübbeli duysun, Yahudi düşmanları da duysunlar. “Yahudiler onu görünce birazı müstesna Müslüman olacaklardır.” Siz, “biz hepsini doğrayacağız” diyorsunuz. Peygamberimiz (s.a.v), “Müslüman olacaklar” diyor, değil mi? Allah’tan korkun. “Meryem oğlu İsa (a.s) ile buluşacak; Hz. İsa (a.s), Hz. Mehdi (a.s)’ın arkasından namaz kılacak. Üzerinde Peygamber (s.a.v)’in alameti bulunacak” diyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bir başka hadis-i şerifte, Hz. Mehdi (a.s)’ın bütün Peygamberlerin ilmine sahip olacağını buyurmuş Peygamber Efendimiz (s.a.v). Şöyle ki; “İmam Mehdi (a.s) ilim sandığının koruyucusudur, tüm Peygamberlerin ilimlerinin varisidir ve her şeyden haberdardır.”
ADNAN OKTAR: Allah’ın dilemesiyle, inşaAllah.
“Süfyan’ın zuhur etmesi Hz. Mehdi (a.s)’ın alametlerindendir” diyor. Önce süfyan çıkıyor. Hafız Esad. Süfyan çıktıysa bil ki Hz. Mehdi (a.s) çıkacak demektir. Önce süfyan tahribatı yapıyor; genişçe tahribat yapar, bütün İslam ülkelerinde tahribat yapar. Hz. Mehdi (a.s) gelir, o tahribatı düzeltir. İşte şahs-ı manevi orada vardır, süfyanın şahs-ı manevisinin yaptığı tahribatı düzeltiyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuş; “Her şeye kadir olan Allah İmam Mehdi (a.s) için tüm zorlukları giderecektir, başarı ve zafer unsurları onun kontrolünde olacaktır.” İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Sayın Adnan Oktar, Harun Yahya, interneti deccal ilan ettiniz, ardından Hz. Mehdi (a.s)’a hizmet etmesi için Allah’ın yarattığı güzel bir nimet olarak lanse ediyorsunuz.” Nereden çıktı bu? Öyle bir şey demedik biz. İnternet, Dabbet-ül Arz’dır dedik; Hz. Mehdi (a.s)’ın kılıcıdır, manevi kılıcıdır. Lafı sırtından anlıyorsun delikanlı, değil mi? Yamuk yumuk duyuyorsun, düz dinleyeceksin, dikkatli dinleyeceksin. Aylarca, yıllarca internet Dabbet-ül Arz’dır dedik. Deccal ayrı, deccali biz çok detaylı anlattık. Deccaliyet; Darwinizm, materyalizmdir.
“Canım aslan Hocam, bilginize çok ihtiyacım var biricik Hocam. Allah sizi ne kadar güzel ve özel yaratmış Hocam. Ben sizi tanıyana kadar uyuyormuşum, uyandım” diyor, inşaAllah. “Bir daha uyumam. Her an, her şeye şükrediyorum, inşaAllah. Eşim de, ben de, ailem de sizi çok seviyoruz. Ama en çok ben” diyor, inşaAllah. “Hocam artık bir şeyler yapmak istiyorum, elimden geldiği kadar. Hocam, benim de minik canımı sevin” diyor, inşaAllah. “Canım Hocam, artık tek amacım Allah rızası. Sizi çok seviyorum. Pınar Dilmen.” Senin de o minik canını çok seviyorum, hadi bakayım, maşaAllah. Tabii, insan gayri ihtiyari seviyor, kalbinde bir muhabbet oluyor, inşaAllah.
“Hocam, hediyeniz için çok teşekkür ediyorum, çok mutlu oldum” diyor. Estağfirullah, Allah rızası için yapıyoruz. “Akşam programlarında sizi görmek istiyoruz Hocam. Benim kulaklarımda bir çınlama var, üç senedir devam ediyor. 34 yaşındayım. Dua etmenizi istiyorum” diyor. Allah şifa versin, Allah senin kulağındaki çınlamayı kaldırsın, inşaAllah. Derya Hanım.
Ne yaparız, biraz sonra devam ederiz. Nasıl olsa A9 var, internet yayını da var, devam ederiz inşaAllah, inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah. Bizi yarın 22:00’dan itibaren A9 TV, Asu TV, Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo ve HarunYahya.Tvsitemizden takip edebilirsiniz.
Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Kuran Mucizeleri
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...İlanlar
Devamı ...