SUNUCU:Adnan Oktar’la gece sohbetleri programımıza, A9 Tv, Samsun Aks, Mavi Karadeniz radyo, Pop Radyo, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz. Bu akşam iki tane konuğumuz var, Olga ve Burçin. Olga Moskova’dan aramıza katıldı. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, biz de Olga ve Burçin’e de hoş geldin diyoruz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Çok sevimli bir hayvan var, Hocam. Güney Amerika’da yetiştirilen.
ADNAN OKTAR:Adı nedir bunun.
ALTUĞ BERKER:Alpaga, deniyor. Onun resimlerini gösterecektim.
ADNAN OKTAR:Bunlar ne şeker böyle, maşaAllah. Bunların yünlerinden kumaş çok değerli. Bir de çeşit çeşit, maşaAllah. Türkiye’de yetişmiyor mu bunlar Berkerim?
ALTUĞ BERKER:Ekvator’un And Dağları’nda denizden 3500-5000 metre yükseklikteki yerlerde, yaylalarda sürüler halinde yaşıyorlar. Dediğiniz gibi yünleri kıymetli ve 52 değişik renge sahip, yünleri.
ADNAN OKTAR:52 renk. Allah Allah, hayret, bayağı ilginç.
Bizim anlattığımız, Müslümanlıkta Müslümanlar göğsünü gere gere gezeceklerdir. Çok onurlu olacaklar. Müslümanları küçük düşürecek hiçbir şey olmaz. Resim haram diyorsan, sen nasıl dini yayacaksın, İslam’ı yayacaksın. Mesela bu alpagayı nasıl gösterelim resim yoksa değil mi? Hayvanları, bitkileri; deccalizme karşı Müslümanları mahvedecek bir sistemden bahsediyorlar. Felsefe okuma, bilimle de ilgilenme. Cübbeli diyor; “Big Bang Teorisi onu anlatmayın, gerek yok. Bilime de gerek yok, sanata da gerek yok. Müslümanların estetik olmasına da gerek yok. Hanımların bakımlı temiz olması, onlara da gerek yok. Yüzündeki tüyleri onlar da dursun diyorlar, ne kadar aşağılatıcı bir şey bir kadın için. Ne kadar anormal bir şey, olur mu öyle şey? Peygamberimiz (s.a.v.) nezafete, inceliğe, güzelliğe çok önem veren bir insan. Kendi düzgünlüğüne, etrafındaki insanların düzgün olmasına çok önem veren bir insan. Böyle bir şey olur mu? “Müzik haram” diyor. Akşama kadar kendileri müzik dinliyorlar. Kendi yayınları, televizyonlarda filan, akşama kadar müzik yayını var. Hem de çalgılı çengili. “Resim yasak” diyorlar. Kendi yayın organlarında resim var. Yapmasınlar bunu. İslam’a çok büyük zarar verirler.
VTR (Cübbeli)
ADNAN OKTAR:Cübbeli, filmlerde falan rastlardık böyle tiplere. Romanlarda okurduk. Hakikaten varmış böyle adamlar. Bilime karşı, sanata karşı böyle tavır alan bir insan, inanamıyorum, gözlerime inanamıyorum. Bir de diyor ki; “ne kadar güzel yapıyor adam. Çok isabetli konuşuyor, süper konuşuyor” diyor. Müslümanları mahvettiler, bak Pakistan’dan bir hanım kız bana bir mektup yazmış. “Hocam, bizi burada mahvediyorlar. “Bütün İslam’ı, Kuran’ı anlatan bütün televizyonlar yasaklandı” diyor. İşte bak, yapacakları bu. Yaptıkları iş bu ve muazzam bir baskı var, “Müslümanların üzerinde şu an” diyor. Ne gerek var böyle durumlara düşmeye. Oranın da öyle Cübbelileri çok, akıldaneleri. Haydi durdurun bakalım şimdi. Akılla, bilimle, güzel sevgiyle İslam’ı, Kuran’ı anlatmak varken, bu hallere düşmenin alemi ne?
ALTUĞ BERKER:Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s.)’ın Türk milletini derin ilmi ve bilgisiyle aydınlatacağını bildirmiş, Hocam. Şu şekilde; “bir ulus bir nalbantın, bir okun ucunu bilemesi gibi bilenecektir. Gözleri vahiyle aydınlanmış, kulakları tefsirle doymuş ve bilgeliği kadehleri gece gündüz onlara sunulmuş, olacaktır” inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Türk milletine açık alenen de, hitap eden hadisler var. Ama bu Türk milletinin cesur olmasından, takva olmasından kaynaklanıyor. Güzel huylu olmasından. Yani genetik kodla alakası yok. O yanlış anlaşılmasın.
ALTUĞ BERKER:Kitabınızı tanıtmak istiyorum. Asker Atatürk, kitabınız Hocam İnşaAllah. Bu kitabın amacı Atatürk’ün yıkılmış bir imparatorluğun, yıkıntıların arasından güçlü bir devlet oluşturabilmesinde en önemli etkenlerden biri olan asker kimliğinin incelemek, inşaAllah. Kitabınızda ayrıca Türk ordusunun üstün seciye ve karakteri de bazı devlet adamlarının ve yabancı yazarların kalemlerinden anlatılıyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Atatürk ile ilgili en güzel kitapları ben yazdım. Allah’a çok şükür. İftihar ediyorum. Bir tane, iki tane, üç tane, dört tane değil, maşaAllah. Hep böyle, üçüncü hamur kağıtta görürdük biz çocukluğumuzda; Atatürk ile ilgili kitaplar olurdu. Soluk yaprakları böyle, özensiz bir basım. Ben birinci hamur kağıda çok güzel renkli resimlerle mükemmel bir üslupla hazırladım. Allah’a çok şükür.
Azerbaycan’dan gelmiş kardeşimiz. Yine Şeyh Nazım Hocam’la ilgili, soruyorlar. Bak ben ne diyorsam doğru çıkıyor. Şeyh Nazım Hocam; Bediüzzaman’ı çok seven bir insandır. Manevi alemde görüşen bir insandır, dedim. Mükemmel bir üslupla Bediüzzaman’ı övüyor. Demek ki doğruymuş. Diyalogcularla ilgili; diyalog öyle şeylere kafa takmasınlar. Diyalog nedir? Ehl-i Kitaba tebliğ yaparsın, şefkatle yaklaşırsın. 1400 seneden beri yapılan bir şey. Yeni bir şey keşfetmiş gibi. 1400 sene Müslümanların sanki Hıristiyanlarla, Musevilerle hiç bağlantıları olmamış, yeni keşfedilmiş, diyalog diye bir şey. Öyle bir şey olmaz. Hoşgörü; suç işler adam da onu hoş görürsün. O anlamdadır, hoşgörü. Yani Ehl-i kitabın hoş görülecek bir yanı olmaz. Eğer harama giriyorsa söylersin açıkça. Niye hoş göresin, değil mi? Doğru bir yönü varsa takdir edersin. Diyalog diye bir konu yok. 1400 seneden beri, binlerce yıldan beri Ehl-i Kitapla bir bağlantı vardır. Allah rızası için konuşulur. Karmaşık bir şey yok. Yeni keşifmiş gibi ortaya çıkmak doğru değil. İşte yeni keşifmiş gibi şahs-ı manevi. Yeni bir şey ortaya çıkmış gibi. Binlerce yıldan beri her zaman şahs-ı manevi olmuştur. Ama başta bir lider olmuştur. Bir cemaat olmuştur.
ALTUĞ BERKER: Hz Mehdi (a.s.)’ın aynı Hz. Davud (a.s.) gibi vehbi ilim sahibi olacağını, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bildirmiş, Hocam. Şeyh Müfit bildiriyor; “Kaim’i Al-i Muhammed (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s.) kıyam ettiğinde aynı Hz. Davud gibi yani batın hasebiyle (gereğine uygun) hükmedecek. Şahide gerek duymadan hükmedecek. Allah hükmü ona ilham edecek ve o da ilahi ilhama göre hükmedecek”.
ADNAN OKTAR: Dinlerin birleştirilmesi diye bir konu olmaz. Yani böyle konuları, durup durup ortaya çıkarmanın alemi yok. Bir tek din vardır; İslam dini vardır. Diğer dinler, tahrif olmuştur. Muharref haldedir, ama; muharref oldu diye biz onlara düşman olmayız. Şefkat duyarız, sevgi duyarız, hürmet ederiz, nezaket gösteririz, dinlerine de saygı gösteririz, dinlerini yaşamaları konusunda onlara engel çıkartmayız. İslamiyeti en güzel şekilde yaşarız, örnek oluruz. İstiyorlarsa, kalplerine Allah ilham ederse, Müslüman olurlar, olmazlarsa da Allah diyor; “en güzel tarzın dışında onlarla mücadele etmeyin ve onları Allah’ın birliğine davet edin” diyor. Biz Kuran’a göre hareket ederiz.
“Esselamu Aleykum”, ve Aleyna Aleykum Selam. “Canım Muhammed Adnan Hocam, sizi çok seviyorum. Sizi sevmemi sağlayan Allah’a sonsuz şükürler olsun. Hocam, balıkları göremiyoruz”. Allah Allah, taktılar balıklara. Balıklar gitmedi, yerlerindeler. Sadece biz mekanı bu tarafa aldık. Onlar kendi mekanında gayet özgürler, bak hatta bir tanesi; evet, Hocam der gibi. Bu tarafa almayalım da karşı tarafı, Osmanlı tarzı dizayn edeceğim. Duvarın tamamını, Osmanlı Yahyalı halılarla kaplayacağım. Oraya sedir yaptıracağım, tepsi koyduracağım. İşte; semaver koyduracağım, Osmanlı tombaklar, şunlar, bunlar. Yani, beğeneceğiniz birçok Osmanlı alamet koyacağım. Orası şirin bir Osmanlı evi gibi olacak; balıklar da duracak. Efendim, balıkları da görmüş olacaksınız. Bu akşam, detaylı tarif edersem, iyi bir çalışma yaparlarsa yarına yetişir. O zaman, o sevimli balıkları da görürsünüz. Hiç yerlerinden kımıldatmadık, tam kadro görevdeler. “Hocam, şimdi benim aklıma, çok kıl bir espri geldi. Söylesem mi, söylemesem mi? İkilemde kaldım. Neyse dayanamıyorum, söyleyeceğim. Hocam, yoksa balıkları ızgara mı yaptılar? İnşaAllah, haddimi aşmamışımdır, gülmeniz için söyledim, sizi çok seven kardeşiniz” diyor. Yok güzel, ızgara olmadılar orada duruyorlar, inşaAllah.
Şeyh Nazım Hocamız’ı çok seviyoruz, Mahmut Efendi’yi çok seviyoruz, Fethullah Gülen Hocamız’ı çok seviyoruz, saygı duyuyoruz; bunlar tertemiz insan. Zaten bir avuç Müslüman var. Dangalaklık yapmayın, akılsızlık yapmayın. Müslümanlar birbirlerini sevsin, zaten dünyada çok az imkanlara sahip Müslümanlar. Fethullah Hoca, en güç şartlarda mücadele ediyor. Mahmut Hoca’nın üzerinde binbir türlü baskı var, zorluklar var. Bir de Cübbeli’yle de ayrıca uğraşıyor, değil mi? Şeyh Nazım Hocamız, o da güç şartta, ayrıca sağlığı da onu zorluyor. Yaşlılık zor bir şeydir. Var gücüyle Allah’ın dinini yaymak için; Hristiyanlara, Musevilere dini yaymak için gayret ediyor, en zor şartlarla. Takdir edin, eliniz sırtınızda geziyorsunuz, keratalar. Dır dır dır, ondan sonra dedikodu yapıyorsunuz. Onların yaptığı hizmetin binde birini yapamıyorsunuz. O yönde manevi bir gücünüz yok. Fethullah Hoca’nın hitabeti çok güzel mesela o yüzden onu çok sevenleri var. Şeyh Nazım Hocamız’ı sevdikleri için, milyonlarca insan tabi oluyor. Siz de öyle bir güç gösterin, size de tabi olalım. Niçin terbiyesizlik yapıyorsunuz. Yahudi olmak da çok zordur bu devirde. Acayip eziyorlar Yahudileri. O konuda da akılsızlık yapıyorsunuz. Bir avuç Yahudi var; Allah’a iman eden. Çok zor şartlarda yaşıyor o insanlar. Acayip eziyor, İsrail polisi, İsrail askerleri; dindarları. Hristiyanlar; çok zor durumdalar. Her yerde aşağılanıyorlar, hakaret görüyorlar. İtalya’da falan gülüyorlar. Amerika'da arkalarından laf atıyorlar. Çok güç şartlarda yaşıyorlar. O yüzden, Allah’a iman eden insanları, “Allah birdir” diyen insanları, koruyup kollamak, destek olmak lazım. İman kolay değildir, ahir zamanda. Bilakis onlara şefkatle yaklaşıp, Muhammedi ahlakı, Kuran’ı sevdirmeye gayret etmek lazım.
Böyle bilmişlik yapmak, züppelik yapmak, lafazanlık yapmak, o konuda şampiyon keratalar. İş, samimiyete gelince, İslam’ı tebliğ etmeye, sevgiden, şefkatten bahsetmeye gelince tek kelime yok. Keratalar, internet sitelerinize bakıyorum. Tek kelime Allah’tan, Allah sevgisinden bahsetmiyorsunuz, şefkatten bahsetmiyorsunuz, merhametten bahsetmiyorsunuz. Hep; öfke, nefret. Asacağız, keseceğiz, biçeceğiz, yıkacağız. İşte; Fethullah Hoca şöyle, şu alim böyle, Şeyh Nazım Hocamız böyle. Olmadık terbiyesizlik ve fitne çıkartıyorsunuz, keratalar. Sevgiyle yaklaşın, şefkatle, merhametle yaklaşın. Sevdiğiniz insanlar olsun. Kendi cemaatinden, kendi içinizden de sevmiyorsunuz birbirinizi. Hep soğukluk, nefret. Güzel bir çığır açın, peşinizden gelelim. Kendinizin de bir şey yaptığı yok, değil mi? Habire oraya buraya, çen çen çen, keratalar. Küçük finolar gibi havlıyorlar.
ALTUĞ BERKER: Bir internet sitenizi, tanıtmak istiyorum; evrimteorisi.info bu sitede evrim teorisine dair tüm cevaplar, düzenli güncelleniyor, inşaAllah. Evrim teorisinin ortaya attığı, tüm iddialarının cevaplarını, bu sitede bulabilirler kardeşlerimiz.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Maillerimi okumuyorsunuz. Bir daha size, mail atmayacağım” diyor. “Selamun Aleykum”, Aleykum Selam. “Sayın Hocam nasılsınız? Ben size bir çok mail gönderdim ama, mailleri okumuyorsunuz veya size ulaşmıyor. Okunmayınca insan, strese giriyor”, benim canlarımı niye böyle strese sokuyorsunuz? Hakikaten, sıkılıyor olabilirler. Şöyle yapalım, maillerini aldıklarımızın listesini yayınlayalım. Ama niye yani stres? Benim böyle bir Hocam olsa, mail göndersem, başka kardeşlerimin gönderdiği mailler de, benim gönderdiğim mail hükmündedir; zevkle dinlerim. Ne alaka yani? Değil mi?
ALTUĞ BERKER: Hocam, “binlerce mailin arasından alınıyor” dediniz. Zor hakikaten.
Şöyle söylemiştiniz; “Müslümanlar, dünya genelinde esir konumdalar. Nüfusun artması bir şeyi değiştirmez. Kalite çok önemlidir, inanç önemlidir, ülkü, ideal önemlidir, kararlılık önemlidir, dava adamı olmak önemlidir. Mehdiyete önem vermek, Hz. Mehdi (a.s.)’a önem vermek esastır, Hz. İsa (a.s.)’a derin sevgi duymak, esastır. Bunlar olursa, başarılı olunur. Hastalık, deccaliyettir; şifa Mehdiyettir. Hastalığı alıyor adam, şifayı almıyor. Mehdiyete yaklaşmıyor, ilacı almak istemiyor, kabul etmiyor” dediniz, Hocam.
ADNAN OKTAR: Leyla Aytemur Hanımefendi, yazmış. “Hocam, iman hakikatlerini anlatmaya ne gerek var? Ben zaten iman ediyorum” diyor. Tamam, sen iman ediyorsun ama; dünyanın yüzde 99’u ateist. Bunu kim söylüyor? Muhammed Raşid Erol Hazretleri, söylüyor. Bediüzzaman Hazretleri söylüyor. En kör gözler bile, görüyor. Türkiye’de iman var, gidin bir Mısır’a bakın; ne vaziyette millet. Suriye’ye gidin, bir bakın. Onun için Bediüzzaman; “imanlı millet” diyor.
Biraz astronot efendiyi dinleyelim. Güzel anlatıyor çünkü, çok güzel anlatıyor. Hem yüreğine acı olur, hem de gerçekleri, doğruları bütün Müslümanlar duymuş olur. Bizler de tekrar tekrar duyup aşkla, şevkle, heyecanla dinlemiş oluruz.
VTR:Cübbeli; kendine kıyamet vaktinin ilham edildiğini iddia ediyor.
ADNAN OKTAR:Bak görüyor musun perişanlığı? Bir de buna uyup, bunun peşinden gidip hoca diye dinliyorlar. Dört saat diye bir ses duymuş, sonra “ne demek bu dört saat” demiş. Sonra “karıştırma” demişler buna, Yine bir ses gelmiş gaibden, o dört saatin üstüne, Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmeyeceğini yüzlerce sene sonra geleceğini anlatmak için bak ne hallere giriyor. Onu çarp, şunu şuna ekle, şunu şundan yeniden çıkart, yeniden ekle, yeniden düzelt, yeniden birleştir. Al sana hesap diyor. İnanıyorlar da buna, inanılır gibi değil, mucize bu yani. “Bana ses geldi” diyor. Dört saat denmiş. Üstelemiş, sonra demişler ki buna “karıştırma orasını” demişler. Kendi anlatıyor, kendi de karıştırıyor hesabı. Bak, Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmediğini, gelmeyeceğini anlatmak için, bu yüzyılda gelmeyeceğini anlatmak için şu düştüğü hallere bak. Bak, ne perişan hallere düşüyor. Hadis ile anlatacağına, kulağına gelen sesi ne şekillere sokup, ne netice alıp neler anlatıyor. Hadise karşı çözümü bu.
Cübbeli’nin öbür konuşmalarını yayınlayalım, Mehdiyet’i anlatan. Onlar doğru olanlar. Anormal, yanlış anlattıklarını zaten açıklıyoruz. Ama, doğru anlattıkları var, doğru olanları anlatalım.
VTR:Cübbeli; Deccalın Çıktığını Anlatıyor.
VTR: Cübbeli, “Hz. Mehdi (a.s)’ın Çıkışının, İslam’ın Hakimiyetinin Ve Kıyametin Kopmasının Çok Yakın Olduğunu” Anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın “Mezhepleri Kaldıracağını” Anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın Allah’ın Koruması Altında Olduğunu O’nun İzni Olmaksızın Kimsenin Hz. Mehdi’ye Zarar Veremeyeceğini Anlatıyor.
ADNAN OKTAR: “Hocam mavi gömleğiniz dekora uymuş maşaAllah” diyor. Evet doğru, inşaAllah. “Yine çok şıksınız, sizi twitterda görmek istiyoruz”. Yok muyum ben twitterda?
ALTUĞ BERKER: Başkalarının açtığı sayfalar var galiba Hocam.
ADNAN OKTAR: “Selamun Aleykum, nur yüzlü, eşi benzeri az görülen ilim sahibi, güzel hocam. Her gece sizi izlemek her insana inşaAllah benim gibi nasip olur. Sizleri bir senedir izliyorum. A9 TV’yi izlemek çok güzel Hocam. Mesajımı sesli okursanız çok şükür. Hayırlı sohbetler yakışıklı Hocam. Ben Ali Karaismail, Trabzon Of”. Helal olsun. Of’tan delikanlı çıkar. Bütün Türkiye gibi maşaAllah. Almanya, Berlin “Türk-İslam Birliği olacak” diyor, inşaAllah. Erkan, Almanya “Selamun Aleykum, Sayın Harun Yahya, Kanal 9’da hiç reklam göremiyorum. Bilgilerin hepsi faydalı, anlıyorum ki maksadınız Allah’ın rızası. Sizi gönülden destekliyoruz”. Evet, doğru. “Selamun Aleykum Hocam, ben Çorum’dan Yunus. Sorum şu; Mayalara göre 2012 yılında kıyamet kopacakmış. Sizin bu konuda düşüncelerinizi alabilir miyiz? Şimdiden teşekkür ederim. Sizleri çok severek izliyorum. Hayırlı geceler, Allah’a emanetsiniz”. Çok harika olaylar olacak tabii 2012’de. Ama kıyamet değil, manevi kıyamet yani İslam alemi ayağa kalkacak. Kıyamet mesela; kıyam et dediğinde ne demektir? Ayağa kalk demektir. Namazda kıyam vardır, değil mi? Rukü, sücud ve secde, inşaAllah. Bizim orada kastedilen kıyamımız Müslüman aleminin ayaklanmasıdır. Manevi ayaklanma yani olay çıkarma anlamında değil. Ruhen, manen bütün İslam alemi ayağa kalkacaktır. Kıyam edecektir. Öyle bir kıyamet, inşaAllah. Şu an başladı zaten bütün İslam ülkelerinde başladı. 2012’de daha netleşecek. Adını koyacaklar, daha keskin hale gelecek, inşaAllah. 2013’de, 2014’de devam edecek.
ALTUĞ BERKER: Siz anlatıyorsunuz her zaman Hocam. “Feveran eder, hamiyet-i İslamiye, sonra da Hz. Mehdi (a.s) başına geçip hak ve hakikate sevk eder” diyor.
ADNAN OKTAR: Yalnız Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili söylediklerim doğru. Bayağı hoşuna gidecek, herkesin çok hoşuna gidecek izleyenlerin. Bizi bilen herkesin çok hoşuna gidecek. Bediüzzaman’ın dedikleri hayret edilecek şekilde doğru, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in dedikleri hayret edilecek şekilde doğru, benim dediklerim de hayret edilecek şekilde doğru. Onlardan alıyorum. Ben şaşırmıyor değilim. Ben şaşıranların on misli ben de şaşırıyorum. Ama hayret oluyor, olmaya devam ediyor. Hakikaten de doğru. Ben Hz. Mehdi (a.s)’ın bu yüzyılda geleceği aklımın ucundan geçmez. Ben çocukluğumda falan duyardım. Ama hakikaten doğru. Hakikaten İslam hakim oluyor. Herkes görüyor. Gözünüzün önünde gelişiyor olaylar. Türkiye’ye bakın anlarsınız zaten. Bak CHP bile ne duruma geldi. Sağ parti oldu. Ve İslamiyet’i nasıl savunuyor görüyorsunuz. Nasıl Müslümanlığı savunuyor.
ALTUĞ BERKER: Vesile oldunuz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Mesela; Sayın Kılıçdaroğlu çok efendi insan. Bak gidiyor mevlüt okuyanlarla beraber dua ediyor, Fatiha okuyor, Kuran okutturuyor, Kuran dinliyor. Çok şahane, CHP şahlandı, maşaAllah. Bayağı güzel. Tam Atatürk’ün partisi olma yönündeler. Atatürk dindardı. Onlar da dindar oluyor. Atatürk, Allah’a hayrandı, aşıktı. Onlar da hayran ve aşıklar. O güçlerini geliştiriyorlar. Vardı, biraz örtülüydü. Örtüyü açtılar. Olay o, CHPliler dindardır. Ama örtülüydü, örtüyü kaldırdılar sadece, inşaAllah. Atatürkümüz’ün dindarlığına dair bir video yayınlayalım. Şöyle bir Atatürk karşıtlarını fıtık edelim.
VTR: Dindar ATATÜRK
ADNAN OKTAR: Atatürk’ün dindarlığına dair anlatımlarımız çok etkili oldu. Atatürk’e karşı muhalefet eden bazı tiplerde yanlış yolda olduklarını anladılar. Şu an güzel bir Atatürkçü anlayış, samimi bir Atatürkçü anlayış bayağı oturdu.
Bak bir genç kızın saçları dökülürse arkadaşları içinde çok mağdur olur, mahçup olur. Allah ona eziyet etmez. Böyle şey olmaz. Tabii ki peruk da takar. Güzel görünecek şekilde neyse onu yapar. Mesela bazı hanımlarda bıyık çıkar, bazılarında sakal çıkar az bir miktarda yani hormon bozukluğuna bağlı olarak. Kaşları mesela fazla çıkar. Erkek kaşı gibi de olabilir kaşları. Kadın onu düzeltir ve düzgün, güzel bir hale getirir. Nasıl erkekler gidip saçlarını traş ettiriyorlar, bakım yaptırıyorlar değil mi? Bu da böyledir. Saçında ya da kafasında beğenmediği bir bölüm vardır. Basıklık, garip bir görünüm olabilir. Onu perukla örter ve mutlu olur o insan ve mutlu yaşar. Hayret nazarlarıyla sürekli bir insana bakılması mı güzel? Yoksa beğenilerek bakılması mı güzel? Niçin bir genç kız öyle aşağılansın? Niye azap çeksin? Niye o acıyı çeksin ömrü boyunca? Bunun mantığı var mı? Peygamber Efendimiz (s.a.v) böyle bir şeye emir verir mi? Olacak iş mi bu? Tabii ki peruk da takar, kaşında bir anormal bir görünüm varsa onu da düzeltir. Yakışacak hale getirir. Yüzünde de tüy varsa alır onu. Genç kız, yazık değil mi? Mahçup ediyorlar genç kızları. Çok ayıp bunu yapmaları. Sakallı, bıyıklı kadınlar oturup, kaşları birbirine girmiş, sakallı, bıyıklı sokakta geziyorlar. Nedir? “Bu takva kadın” diyor. Aşağılamış oluyorsunuz. Saçı dökülüyor. Yarısı dökülüyor hastalıktan, yarı saçı var adam öyle geziyor. İnsanlar dönüp dönüp bakıyorlar. Yazık, günah değil mi? Şu akıl mı? Nereden çıkarıyorsunuz böyle lafları, sözleri? Peygamberimiz (s.a.v)’in genel ahlakını görmüyor musunuz? Nasıl akıllı bir insan, vahiy ile hareket eden bir insan, daima isabetli hareket eden mübarek bir insan, her yeri güzelleştiren bir insan. Kendi saçlarını örüyor Peygamberimiz (s.a.v) iki taraftan, dört hat halinde saçlarını örüyor. Ve saçlarına böyle parlatıcı güzel bir yağ sürüyor. Pırıl pırıl, gül kokan bir yağ. Kaşları son derece bakımlı, sakalını tarıyor, bakıyor. Mesela makasla biçim veriyor sakallarına, gayet güzel. Kıyafeti son derece kaliteli ve güzel. Çok pahalı bir kıyafet giyiyor. Üstünde Bizans cübbesi var. Çok değerli Bizans cübbesi. Yabancıların karşısına öyle çıkıyor. Hz. Dihye de öyleydi. Yazık yapıyorlar. “Resim haram” diyor. Kardeşim o zaman ne Milli Gazete çıkabilir, ne Vakit Gazetesi çıkabilir, ne Cübbeli’nin dergisi çıkabilir. Olur mu öyle şey? Biz o zaman hayvan resmi yayınlayamayız, bitki resmi, zaten bitkiye bir şey dedikleri yok. Hayvan resmi, hayvanlarda ne harika haller var. Niçin yayınlanmasın, değil mi? Allah’ın sanatını gösteriyoruz. Nereden çıkıyor bu yasaklar? Aynı şekilde diğer izahlarda da bir acayiplik var. Mesela şu müzik konusunda demin de söyledim. Mesela; TGRT’de bir hoca efendi var, o malum şahıs. Hatta birkaç tane. Böyle güzel güzel, uzun uzun anlatıyor müziğin haram olduğunu. Nerede kalmıştık?” diyor. Tefle, darbuka, cümbüş, kanun, klarnetle ince saz başlıyor arkasından. Arkadan çalgılar, çengiler ortaya çıkmaya başlıyor. Arkasından yine müziğin haram olduğunu anlatıyorlar. Oluyor mu şimdi bu? Cübbeli’nin radyosunda da akşama kadar müzik var. Nasıl oluyor bu? Biraz aklı başında olaya bakmaları lazım. Müslümanlığa çok ağır darbe vuruyorlar ve küfrün altında ezim ezim ezilecek hale getiriyorlar Müslümanları ve perişan ediyorlar. Ondan sonra da bizi şehit etsinler diye yan gelip yatıyorlar. Olmaz öyle şey. Bak Cübbeli de habire bilime cephe alıyor, bilimi durdurmak için uğraşıyor. “Big Bang Teorisi yanlıştır” diyor. Bir kere yanardağlardan bile anlaşılıyor. Yani bir ateş halinde dünyanın altı, mağma halinde. Demek ki soğumuş belli, bir başlangıcı olduğu açıkça belli değil mi? Mesela biz bir yere gitsek bir ateş küllenmiş, üstü kül kaplamış fakat bir ateş var. Bu ne demektir? Belirli bir süre önce bu ateş yakılmış anlamına gelmiyor mu? Dünyanın bir başlangıcı olduğu hemen anlaşılıyor orada. Anlaşılmayacak nesi var bunun, değil mi? Adam “bunlara gerek yok” diyor. Allah her yerde, Kuran’ın her ayetinde bilimi anlatıyor bize, aşağı yukarı yüzlerce yerde.
“Sayın Adnan Hocam, hayırlı akşamlar. Muğla’dan Tamer Özoğlu. Hocam benim merak ettiğim soru tevbe kapısının kapandığı ve imanların kabul olmadığı zaman, Güneş Batı’dan doğduğu an mıdır?” Evet, doğru. “Daha erken mesela benim gibi yakın zamanda namazını kılmaya başlayanlar ve Kuran öğrenmek için çabalayanlar, yaşım yirmi dört, ne durumda?” diyor. Canım Güneş Batı’dan doğmadı ki, ben de namazı sonradan kıldım. Bana lisede hiç kimse namaz kıl demiyordu. Hiç öyle bir şeyle karşılaşmadım. Bir gün “annem benim oğlum çok dindar” dedi. Sohbet ediyorduk. Orada bulunanlardan birisi dedi ki; “namaz kılıyor mu?” dedi. “Yok ben namaz kılmıyorum” dedim. Ama kıpkırmızı oldum, acayip ağrıma gitti. Hemen gittim Ankara Ulus’a, Zafer Çarşısı mı, oralarda bir Namaz Hocası kitabı aldım. Kendim öğrendim namazı, kendim kıldım. Allah Gafur’dur, Rahim’dir. Allah sonsuz akıl sahibidir. En isabetli şekilde hareket eder Allah. En doğruyu yapar, en güzeli yapar. Bizim için en güzel şeyleri düşünür. En çok zevk almamızı ister, en çok mutlu olmamızı ister. Bizim için Cennet yaratmış. Sonsuza kadar yaşatmayı istiyor Allah bizi. İyi olmamız için bizi eğitiyor burada. Eğitilmezsek biz nasıl olacağız? Görüyorsunuz insanları nasıl egoist bencil oluyorlar eğitilmezlerse, hayvan gibi oluyorlar. Ne sevgiyi biliyorlar, ne merhameti biliyorlar, ne affetmeyi biliyorlar, değil mi? Çok acayip, odun gibi tipler oluyor eğitilmezse insan. Egoistlikten, bencillikten nasıl insanların canının yandığını herkes görüyor. Sevgiyi bilmeyen bir insan ne kadar itici duruyor. Dostluğu bilmeyen bir insan ne kadar itici duruyor, değil mi? Cömert olmayan bir insan, pinti bir insan insanı kızdırıyor, çok gıcık duruyor. Ama cömert bir insan güzel oluyor. İnsan seviyor cömert bir insanı. Mesela misafirperver bir insanı biz seviyoruz. Ama misafirden nefret eden adamdan tedirgin oluyoruz, değil mi? Rahatsız oluyoruz. Allah bizim güzel ahlaklı olmamızı istiyor. Kurs burası, burada eğitim alıyoruz. Dost olmak, arkadaş olmak, güzel olanı sevmek, güzelliklerden zevk almak. Temizliği öğreniyoruz, temiz olmanın zevkini öğreniyoruz. Cennet sonsuz temiz olan bir yerdir. Oraya bizi alıştırıyor Allah, eğitiyor. Yoksa bilmeyiz eğitmezse. İmtihan ediyor. İmtihanın amacı aynı zamanda bizi eğitmek ve bize kendimizi göstermektir. Yoksa Allah bizim ne olduğumuzu biliyor zaten, Kendi yaratıyor.
Erkan, Almanya’dan yazıyor; “Selamun Aleykum Sayın Harun Yahya, Türk İslam Birliği kurulduktan sonra ABD ve Avrupa da bu birliğe katılacak mı? Allah razı olsun”. Amerikalılar güzel insanlar, Avrupalılar güzel insanlar. Ben çok severim İtalyanları, Fransızları falan, çok kaliteli, güzel insanlar. Niye ayrı gayrı olsun? Niye ezilsin mahvolsunlar? Tabii ki isteriz Türk İslam Birliği’ne girmelerini. Tabii ki dünya kardeş olsun. Ruslar mesela nur gibi insanlar, tertemiz insanlar niye mahvolsunlar? Çinliler yazık gariplerime zaten yıllardan beri ezim ezim eziliyorlar. İslam yayılsın, hakim olsun, Çin’e de hakim olsun. Hisndistan’da gariplerim putlara mutlara tapıp sürünüyorlar adamlar. Maymunlarla iç içe, gidip öküze tapıyorlar bilmem ne. Öküze insandan çok daha fazla saygı gösteriyorlar. Çok acayip bir durum var. İslam oralara hakim olsun, adamlar rahatlasın, ferahlasınlar ne güzel. Bilim yayılsın, akıl yayılsın, sevgi yayılsın, modernlik yayılsın, nezaket yayılsın. Allah bizim en iyi olmamızı istiyor. Kuran’ın istediği budur, karmaşık bir şey yok.
ALTUĞ BERKER: Nitekim Roma diye anlatıyordunuz Hocam.
ADNAN OKTAR: İtalya mesela, İtalya’ya Müslümanlar hakim olacaklar. Hadiste belirtiliyor. Çünkü sanatın merkezidir. İtalyanlar çok mükemmel insanlardır. Allah onları sanatçı yaratmış. Mesela şu İtalyan malı, çok nefis hazırlamışlar, bayağı güzel. Gördüm mağazada acayip beğendim. Çok ince bir akıl, güzel bir teknik kullanmışlar. Bayağı kibar, duvar fonu olarak çok hoş. Işıklandırma tekniği değiştirilirse çok güzel. Şu lambalar da bunlar da İtalyan. Acayip güzel, çok hoş. Mesela mağazada gördüm, acayip beğendim. Işıklandırma tekniği falan Allah onları sanata yatkın yaratmış. Elleri de çok uz. Mobilyalara falan baktığımda çiçek gibi, gayet güzel. Allah yaratıyor, onları vesile ediyor. Cennette asıllarını göreceğiz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Çitaların resimlerinden göstereceğim Hocam. Çok hızlı koşabilen canlılar bilindiği gibi. Çok kısa sürede 72 kilometre hıza ulaşabiliyorlar hemen ve altı yüz metre gibi bir mesafeyi de 113 kilometre hıza ulaşıyorlar.
ADNAN OKTAR: Bunlar ehlileştirilebiliyormuş. Firavun’un sarayında bunların ehlileştirildiğine ait resimler var. Bakarsanız görürsünüz eski Mısır’a ait resimlerde. Hakikaten ehlileşebilen şeker varlıklar.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) daima insanların iyiliğini, güzelliğini, temizliğini istemiştir. Çok kaliteli olmalarını, neşeli olmalarını istemiştir. Sık sık şaka yapıyordu Peygamberimiz (s.a.v). Her yeri çok güzel donatıyor. Kendisi bizzat gül yetiştiriyordu. Mis gibi gül kokuyordu Peygamberimiz (s.a.v). Sevgiden çok hoşlanıyor. “Bana üç şey sevdirildi” diyor. “Bir; saliha kadınlar, iki; gözümün nuru namaz, üç; güzel koku” diyor, maşaAllah. Aşk insanıydı, tutku insanıydı Peygamberimiz (s.a.v), süper yakışıklıydı. Acayip çekiciydi, çok etkiliyordu kadınları, maşaAllah. Omuzlar falan böyle ucu bucağı yok, maşaAllah. Aslan gibiydi Peygamberimiz (s.a.v), çok heybetliydi. Gözler simsiyah, kıvrık uzun kirpikli, elleri iri, beyaz tenliydi Peygamberimiz (s.a.v), buğday, beyaz tenli. Çok adeleli, pazuları falan çok güçlü, pehlivandı Peygamberimiz (s.a.v). Yani ayakları falan, bacakları da çok güçlü. Eli, ayakları falan çok güçlüydü. Yürüyüşü çok nezaketli, çok nezih bir insan. Mesela yüzüne baksan kızarıyor, utangaç Peygamberimiz (s.a.v), Kuran’da belirtiliyor utangaç olduğu. “Utanıyor sizden” diyor. Kıpkırmızı oluyor, misafirler gelse, rahatsız etseler bile söyleyemiyor. O kadar utangaç. Çok isabetli ve güzel konuşan bir insan. Her sözü mükemmel, vahiy ile hareket ediyor. Bakışları son derece anlamlı ve güzel. Bakanın içi eriyor böyle acayip güzel bakıyor. Dili tutulanlar var, bakışlarından. Ses tonu çok mükemmel, acayip güzel, böyle erkeksi, çok hoş, güzel bir ses tonu var Peygamberimiz (s.a.v)’in. Yattığı vakit sağ tarafa, elini böyle başının altına koyup yatıyor. Yatma şekli öyle. Süt çok seviyor. Süt sever, tirit yemeği çok sever. Koyunun, kuzunun kol kısmını seviyor, inşaAllah. Bir ara Peygamberimiz (s.a.v) hafif kilo almış. Kuran’da da belirtiliyor. Sonra o kilosunu vermiş. Ama biraz balık etli yani irice yapılı, maşaAllah. Hatta ayette de diyor Allah; “Üstünüzden o yükü almadık mı? Kalbini yardık, rahatlattık kalbini” diyor, inşaAllah. Güzel insanları seviyor, güzel konuşmayı seviyor, etrafını güzelleştirmeyi seviyordu. Temizliğe çok titiz. Dişleri pırıl pırıl. Dişleri çok mükemmeldi Peygamberimiz (s.a.v)’in, bembeyaz. Konuşurken o dişlerinin beyazlığı hemen görülüyordu. Cildi tabii bazen güneş yanığı da olabilir. Pembe, buğdayın pembeye kaçanı, inşaAllah. Sırtında bir mühür var Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in. Hz. Mehdi (a.s)’da da vardır. O genetik olarak geçen bir mühür. Abdülkadir Geylani’de de var. Seyyidlerin birçoğunda vardır. Tam kalp hizasında bir mühür. Peygamberimiz (s.a.v)’den gelen genetik kod, Allah’ın hikmet, hiç değişmemiş. Aynısı Hz. Mehdi (a.s)’da da çıkıyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v) dünya tatlısıdır, dünyanın en güzel insanıdır. Çok sevecek insanlar ahirette de gördüklerinde, inşaAllah. Cennete gördüğümüzde. Bütün Peygamberlerden efdaldir, inşaAllah. Hepsinden daha üstündür. Allah “Habibim” diyor. Allah’ın çok sevdiği bir Peygamberdir. Çok sadık, yiğit ve yaman bir Peygamberdir, maşaAllah. Sözü, özü hep doğru olan bir insandır. Allah’a hep vefalıdır, Allah’a hep sadık kalmıştır. Allah şefaatine nail etsin bütün Müslümanları, hepimizi, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Sizin de kitabınız gül kokuluydu Hocam. Hz. Muhammed (s.a.v) kitabınız, onsekizinci baskısı, bütün kitap gül kokuyordu, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Benim o kitabım nefis bir kere, herkeste olsun o. Peygamber Efendimiz (s.a.v) ile ilgili olan eser, üstüne yoktur. İsterseniz alın, bakın. O şekilde Peygamberimiz (s.a.v)’i mükemmel anlatan bir eser yoktur. Yani çok güzel resimlerle süslenmiş şahane bir eserdir.
“İnanışlarımızı Allah’ın izniyle doğrulttunuz. Kimbilir beynimizi daha fuzuli neler işgal ediyor? Heyecanla, vesilenizle ilim irfan öğrenmeye devam edeceğiz, inşaAllah” diyor, kardeşimiz. Doğru, İslamiyet’i içinden yıkmaya çalışıyorlar. Müslümanları böyle haşa komik ve aciz, akılsız gibi göstermeye, estetikten uzak, işte asar, keser, döver, işte kaşları birbirine girmiştir, kadınların sakalları, bıyığı olur. Bütün millete böyle nefretle bakarlar. Öbürü bilmem işte başka türlü, klasik yobaz mantığını gösterir gibi bir üslup takınıyorlar. Müslüman dünyanın en kaliteli, en klas insanıdır. En ince düşünen, en detaylı düşünen, en keskin zekaya sahip, en keskin akla sahip, dünyanın baş edemeyeceği en mükemmel insandır. Her yönden de ahlakı en yüksek noktadadır. Müslüman deyince budur. Allah’ın bizden istediği de budur. Anlaşılmayacak bir şey yok. Bize yobazlığı dayatırlarsa, biz de onlara Peygamberimiz (s.a.v)’in ahlakıyla, Kuran’ın gerçekleriyle mücadele veririz ve veriyoruz. Çirkin olan şeyleri Peygamberimiz (s.a.v) söylemez. Peygamberimiz (s.a.v)’e iftira atmasınlar. Çirkin şeyleri söylemez Peygamberimiz (s.a.v). Ne kadar vicdana uygun olmayan bir hareket bu? Peygamberimiz (s.a.v)’e ne kadar ağır bir söz. Allah’tan korksunlar. Yemek yiyormuş Peygamberimiz (s.a.v) çorbanın içine sinek düşmüş, Peygamberimiz (s.a.v) de tutmuş sineği çorbanın içine batırmış haşa, şimdi yeyin demiş. Bir kanadının altında zehir varmış, bir kanadının altında da panzehir varmış. Böylece dengelenmiş. Ne akılla ne bilimle hiçbir alakası olmayan çirkin bir söz, öyle tiksindirici bir şeyi Peygamber (s.a.v) yapar mı? O nezaketli insanın yapacağı bir şey mi o? Ne kadar ayıp ne kadar vicdandan uzak hareket bunlar. Nerede acayip şey varsa gidip onu buluyorlar. Olur mu öyle şey? Güya iyilik yapıyorlar, ne kadar acayip bir söz. Bir tarafta zehir, bir tarafta panzehir varmış. Neresinde bize göstersin bakalım. Velev ki öyle bir şey olsa bile Peygamberimiz (s.a.v) öyle itici bir şeyi yapar mı, olacak şey mi? Çorbanın içine sokacakmış sineği çıkaracakmış. Şimdi yeyindiyecekmiş, olur mu öyle şey? Peygamberimiz (s.a.v)’e iftira atıyorlar. Allah iftiracıların affedilmeyeceğini, çok büyük suç işlediklerini söylüyor, Allah. Tabii Cenab-ı Allah isterse affeder. Fakat Peygamber’e iftiranın ağır bir suç olduğu Kuran’ın açık bir hükmüdür. Allah Peygamber’e iftira, Allah adına yalan söyleyenlerle ilgili o kadar çok ayet söylüyor ki Kuran’da. Bu çok büyük bir derttir. Peygamber şunu dedi, Peygamber bunu dedi. Peygamber öyle çirkin şeyler söyler mi? Olacak iş mi? Aklın, estetiğin, güzelliğin tam zıttı olan şeyleri söyler mi Peygamber?
ŞeytandanAllah’a sığınırım; “Adn Cennetleri (onlarındır) ki, Rahman (olan Allah, onu) Kendi kullarına gaybtan vadetmiştir (görünmez olarak vadetmeştir)” diyor Allah. Biz Cenneti görmüyoruz, iman ediyoruz. “Şüphesiz O'nun vaadi yerine gelecektir. Onda ‘boş bir söz’ işitmezler; sadece selam (ı işitirler). Sabah akşam, onların rızıkları orda (bulunmakta)dır. O cennet; Biz, kullarımızdan takva sahibi olanları (ona) varisçi kılacağız”, yani “güzel ahlaklı, sevgiden, estetikten, temizlikten hoşlanan insanları, Allah’ı aşkla seven insanları ona varisçi kılacağız” diyor, Allah. “Biz (elçiler) ancak Rabbiniz emriyle ineriz. Önümüzde, ardımızda ve bunlar arasında olan her şey O'nundur. Senin Rabbin kesinlikle unutkan değildir”.Bu vahiy kesilişinden sonra tekrar gelişinde Cebrail (a.s.)’ın Hz. Peygamber (s.a.v.)’e söylediği söz, bu ayet.
Şeytandan Allah’a sığınırım Cenab-ı Allah diyor ki Yusuf Suresi 105’de; “Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, üzerinden geçerler de, ona sırtlarını dönüp giderler”. Cübbeli efendi iyi duysun. Göklerde Allah ne yarattıysa bütün ihtişamı, herşeyi biz incelemekle mükellefiz. “Yerde nice ayetler vardır”, deliller, Allah’ın hükümleri, Allah’ın gösterdiği güzellikler, sanatlar, her türlü özellik. ”Ki üzerinden geçerler de”, “İlgilenmezler, bilimle, teknolojiyle bakmazlar” diyor, Allah. ”Ona sırtlarını dönüp giderler”, Cübbeli’nin de yaptığı o, sırtını dönüp gidiyor adam. “Gerek yok” diyor. “Onların çoğu Allah'a iman etmezler de ancak şirk katıp-dururlar”. Cübbeli Allah’a iman ediyor ama şirke kaçıyor bazı üslupları farkında değil, inşaAllah.“Şimdi onlar, kendilerine Allah'ın azabından kapsamlı bir bürümenin gelmesinden”, bir ekonomik kriz olabilir, bir deprem olabilir. “veya onların hiç haberleri yokken kıyametin onlara apansız gelmesinden kendilerini güvende mi buldular?” Cübbeli ne diyor; “yedi yüzyıl kıyamet yok gönlünüz rahat olsun” diyor. Cenab-ı Allah ne diyor? “Veya onların hiç haberleri yokken kıyametin onlara apansız gelmesinden kendilerini güvende mi buldular?” Cübbeli ne diyor? “700 sene garanti veriyorum” diyor. Halbuki her an kıyamet kopabilir. “De ki: ‘Bu, benim yolumdur. Bir basiret üzere Allah'a davet ederim’", ebcedi 2004. Direkt Hz. Mehdi (a.s)’a bakıyor, inşaAllah. “De ki: ‘Bu, benim yolumdur. Bir basiret üzere Allah'a davet ederim’" “Tebliğ yapıyorum” diyor.
Nur Suresi 64. Ayet. “Dikkatli olun; göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. O, üzerinde bulunduğunuz şeyi elbette bilir. Ve O'na döndürülecekleri gün, yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah, her şeyi bilendir”. Bir kristal gibi veya buna benzer bir şey bizim elimizde olacak ahirette. Bütün hayatımız herşey onun içinde olacak. Hatta Cenab-ı Allah; “şaşıracaklar” diyor. “Bu nasıl bir şey ki herşeyi içine almış” diyorlar. Bütün hayatımız var bunun içinde” diyecekler. “Şaşıracaklar” diyor, Cenab-ı Allah. Yani video kaset gibi bir şey. Furkan Suresi 2, şeytandan Allah’a sığınırım; “Göklerin ve yerin mülkü O'nundur, çocuk edinmemiştir. O'na mülkünde ortak yoktur, her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş (düzgünlük, simetri, altın oran), belli bir ölçüyle takdir etmiştir”. Her şeyde matematik düzgünlük vardır, altın oran vardır ve simetri vardır. Allah ona dikkat çekiyor. Cübbeli iyi duysun. Furkan Suresi 7; “ Dediler ki: ‘Bu elçiye ne oluyor (bu Mehdi’(a.s.)’a ne oluyor)? Yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır? Ona, kendisiyle birlikte uyarıcı olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi?’"“Başının üstünde melek olsun” diyorlar. Cübbeli ne diyor? “Mehdi (a.s)’ın başının üzerinde bir melek olsun görelim” diyor. Müşrikler, kafirler bunu söylüyor. Cübbeli Allah’a sığınsın, aklını başına alsın. Furkan Suresi 30; “Ve elçi”, o devrin Mehdi (a.s.)’ı; “dedi ki: ‘Rabbim gerçekten benim kavmim (benim arkadaşlarım, benim toplumum, benim milletim) bu Kur'an'ı terk edilmiş (bir Kitap) olarak bıraktılar". Bu ahir zamanda olacak bir olaydır, aynı zamanda. Hz. Mehdi (a.s) devrine bakan bir ayet, çok açık. Kuran ilk defa terk edilmiştir. 1300 sene Kuran bırakılmamış ama 1400. senede İslam aleminde Kuran terk edilmiştir. Türk milleti de Kuran’ın bayraktarıdır, inşaAllah. “İşte böyle; Biz, her peygambere” her Mehdi (a.s)’a, suçlu-günahkarlardan bir düşman” deccal “kıldık. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter”. Mutlaka her peygamberin zıttı bir deccal oluyor. 31. ayet ona bakıyor. 25. ayet; “Göğün bulutlarla parçalanacağı”, bulutlar paramparça açılıyor, uzayı göreceğiz. Gökyüzündeki o mavi tabaka ayrılıyor, direkt uzay görülüyor. “ve meleklerin bir indirilme ile indirileceği gün”, ne zaman melekler görülüyormuş? Kıyamet günü. Cübbeli ne diyor? “Kıyametten önce görünecek” diyor. Allah; “kıyamette görünecek” diyor. İmtihan kalkmış oluyor çünkü. “İşte o gün, gerçek mülk, Rahman (olan Allah)ındır. İnkar edenler için oldukça zorlu bir gündür” diyor, Allah. Allah çok büyük acılar çekeceklerini hatta acının şiddetinden saçlarının bembeyaz olacağını söylüyor, Allah. “Sen onları sarhoş zannedersin, halbuki sarhoş değillerdir”. Ama ayakta duracak halleri yok ne konuştuklarından haberleri yok. “O kadar şiddetli korkacaklar” diyor, Cenab-ı Allah. “O gün, zulmeden, ellerini (hınçla) ısırarak (şöyle) der: ‘Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım (keşke Mehdi (a.s)’a uysaydım) diyecekler’” diyor. Hangi Peygamberse o. “’Vah yazıklar bana, ne olurdu da falanı dost edinmeseydim’ diyecekler” diyor, Allah. “Arkadaşlarına uydukları için bin pişman olacaklar” diyor, Allah. “Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler”. Her Mehdi (a.s.)’da, her Peygamber’de bunu yapıyorlar. "Allah'ın, elçi olarak gönderdiği bu mu, nedir bunun özelliği.” Aynı şekilde Mehdi (a.s)’a da bunu yapacaklar. “Allah’ın Mehdi (a.s) olarak gönderdiği bu mu” diyecekler, bazı gafiller, inşaAllah. “Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, Biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım”, 33. ayette yine Mehdi (a.s.)’a bakan bir ayet. Çok mükemmel ciğerine ciğerine oturtacaktır Hz. Mehdi (a.s). Ayet ne diyor; “Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki”, Darwinizm, materyalizm her türlü örneklere karşı. “Biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım”. “Mükemmel cevap vereceksin” diyor, Cenab-ı Allah. Peygamberimiz (s.a.v)’e hitap ediyor, Mehdi (a.s)’a işaret ediyor. Furkan Suresi 52. ayet; “Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur'an'la) büyük bir mücadele ver” (tebliğ yap, İslam’ı yay ve büyük bir hareket başlat)” diyor. 1979 Hicri 1400 Hz. Mehdi (a.s)’ın çıktığı tarihi veriyor. “Deccaliyet’e itaat etme, dünya çapında bir cihat ver”. Tam hicri 1400 tarihini veriyor 1979 tarihini veriyor, bakabilirler.
SUNUCU: Bizi yarın 22:00’den itibaren A9 TV, Kocaeli TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, www.HarunYahya.Tv’den takip edebilirsiniz.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...