SUNUCU: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam A9 Tv, Kocaeli Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara, www.HarunYahya.Tv, Çorum Kanal 19, Mardin Kanal 47, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Uşak Egem Tv’den canlı olarak yayınlanan, Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza hoş geldiniz.
ALTUĞ BERKER:Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in doğumunun 1440. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen, Kutlu Doğum programında, Başbakan Erdoğan ve Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bir araya gelmişler. Başbakan Erdoğan; “Müslümanların bir öz eleştiri yapmaları gerektiğini” belirterek, “daha önce bilimle, sanatla, medeniyetle anılan bu coğrafya, nasıl acıyla anılır bir coğrafya haline dönüştü? Kardeş kardeşi aynı kıbleye dönenler ise birbirlerini katlediyorlar, neden?” diye sorarak, “bizi biz yapan değerler terk edildiğinde, işte bu sonuçta kaçınılmaz olacaktır” şeklinde bir konuşma yapmış. Sayın Kılıçdaroğlu ise; “İslam’ın barış dini olduğunu, İslam’ın amacının Allah’a ve ahiret inancına dayalı, ahlaklı bir toplum yaratmak olduğunu, sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’in en büyük zulüm olan şirki yıktığını, her türlü şiddetin ve zulmün kol gezdiği günümüzde, sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’in güzel ahlakına ihtiyacımız olduğunu” söylemiş. Peygamberimiz (s.a.v.)’in, dünyayı bir misafirhane gibi gördüğünü, mükemmel bir eş, iyi bir öğretmen, iyi bir baba, sorumlu bir devlet adamı olduğunu ve insanlık tarihinin en büyük devrimini yaparak, kula kulluğu bitirdiğini” belirtmiş. Diyanet İşleri Başkanımız ise; hem Sayın Erdoğan, hem de Sayın Kılıçdaroğlu’na güller vererek, Kutlu Doğum Haftaları’nı kutlamış.”
ADNAN OKTAR:Şimdi bu işte bakın çok büyük olay. Çok görülmemiş olaylardan bir tanesi daha, bir tarihi olay daha, bir Mehdiyet olayı daha. Bir kere Başbakanımız mükemmel konuşmuş. Yani mezheplerin birbirine düşman olması, Müslümanların birbiriyle uğraşması ve bilim ve sanattan uzak olmaları konusu. En hayati konular, Mehdiyet’in özellikle üzerinde duracağı ve durduğu konuları gündeme getirmiş, Sayın Kılıçdaroğlu da, tam umduğum gibi, tam Müslüman evladına yakışır tarzda, mükemmel konuşmuş. Bence ikisi de tertemiz insanlar; Sayın Kılıçdaroğlu da, Sayın Başbakan Erdoğan da çok temiz insanlar, ikisine de Allah hidayet vermiş elhamdülillah, ikisi de tertemiz Müslüman evladı, ikisi de Resulullah (s.a.v.) aşığı, helal olsun. Ağızlarına, dillerine sağlık, çok güzel olmuş, milletimize de güzel bir örnek, Peygamberimiz (s.a.v.)’in güzel ümmetinden olmanın, güzel neticeleri bunlar inşaAllah, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Kutlu Doğum Haftası’nda, Kuran-ı Kerim’in indirilişinin 1400. yıldönümü vesilesiyle, Süleyman Çelebi’nin yazdığı Mevlid-i Şerif, 110 kişilik Senfonik Orkestra ve 400 kişilik dev bir koroyla, 20 Nisan’da Sultanahmet meydanında kutlanacak inşaAllah. Bu organizasyona, dünyaca tanınan ünlü isimler de katılacaklarmış. Mevlidin üç dilde şiirsel sunumu ve çevirisi de yapılacakmış. Bu çevirileri ve sunumları; Fransız aktör Gerard Depardieu, Michael Jackson’un kardeşi, Jermanie Jackson ve Yeşiller Partisi eş başkanı Cem Özdemir yapacakmış. Mevlidin metninde; sevgiyi, kardeşliği, barışı öneren sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’in doğumu müjdeleniyormuş. Türkiye’de başlayacak olan bu organizasyon, dünyanın 12 farklı ülkesinde sahnelenecekmiş inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah maşaAllah, ne güzel haberler elhamdülillah. Mehdiyet’in sıcaklığı, sevecenliği, sanat anlayışı, bilim anlayışı, herkesi kucaklayışı, aydınlık ruhu, ferahlatıcı ruhu, bağra basan ruhu, modern ruhu, bütün dünyaya mesaj sunan ruhu, gürül gürül duyuluyor elhamdülillah, maşaAllah. Daha bunlar bir başlangıç, Allah’ın izniyle, yer gök sallanacak. Ne bağnazlık kalacak, ne yobazlık kalacak, aydın, güzel, ferah, sevgi dolu Müslümanlık anlayışı, dünyayı kaplayacak inşaAllah. Hayrettir şu ana kadar çoktan olurdu, olmamış Allah’ın takdiri ama bu yüzyılda tamam Allah’ın izniyle.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam, bizim sanatçılarımız da Kutlu Doğum Haftası nedeniyle, Peygamberimiz (s.a.v.)’e olan sevgilerini dile getiren konuşmalar yapmışlar. Aralarında; Özdemir Erdoğan, Ezel Akay, Mercan Dede, Muazzez Ersoy, Hülya Koçyiğit, Cahit Berkay gibi ünlü sanatçıların bulunduğu bu kişiler, Zaman Gazetesi’ne; “Peygamberimiz (s.a.v.)’in ümmetinden oldukları için, iftihar ettiklerini, onu bilip tanıdıkları için kendilerini bahtiyar saydıklarını” söyleyerek, “Hz. Muhammed (s.a.v.), insanlığın kurtuluşuna vesile olan son Peygamberdir ve o yüce bir rehberdir” ifadelerini kullanmışlar. Hülya Koçyiğit de; “Hz. Muhammed (s.a.v.)’in sevgi anlayışı, dünya tarafından tam anlaşılsaydı, yeryüzü cennet olurdu. Ruh her daim sevgiyi, iyiyi, güzelliği arıyor, Müslümanlara bu anlayışı, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) öğretti” şeklinde güzel bir açıklama yapmış.
ADNAN OKTAR:Hülya Koçyiğit’in, ağzına diline sağlık, helal olsun, çok mübarek, çok muhterem bir hanımefendi, tam Müslüman evladına yakışır bir tarzda, çok şahane güzel konuşmuş, çok güzel örnek olmuş. Diğer sanatçıları da tebrik ediyorum. Zaman Gazetesi de güzel çalışma yapmış, iyi olmuş, Allah razı olsun onlardan, o güzel konuşmaları nakletmiş, kim bilir başka hangi sanatçılarımız var, daha hangi bilim adamları var, inşaAllah zamanı geldiğinde onlar da öyle güzel demeçlerle, güzel sözlerle ruhları yad edecekler inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Aktör Michael Douglas ve Catherine Zeta Jones çifti yıllardır magazin basınında, ideal çift olarak tanımlanıyordu. Kendilerine mutlu evliliğin, genç kalmanın sırları soruluyordu. Ancak geçen sene Michael Douglas gırtlak kanserine yakalanarak, uzun bir süre kemoterapi tedavisi gördü ve fiziksel olarak aniden çökerek, 10-15 yaş birden yaşlandı. Onun resimlerini gösteriyorum Hocam. Birkaç gün önce de, Catherine Zeta Jones’un halkla ilişkiler sorumlusu; “41 yaşındaki oyuncunun yaşadığı stres nedeniyle, manik depresif bozukluk tedavisi görmek üzere bir akıl sağlığı kliniğine yatmaya karar verdiğini” açıklamış.
ADNAN OKTAR:İşte maneviyat eksikliği, böyle şiddetli ruhi çöküntülere sebep oluyor. Halbuki Müslümanlığı tanımış olsa, içi son derece rahat olur, gayet huzur içinde, neşe içinde sağlıklı olurdu. Hristiyanlığa bakıyor; teslis inancı var, Museviliğe bakıyor; tahrif olmuş, Müslümanlık, Cübbeli tarzında anlatılıyor, o zaman da mümkün değil yanaşamıyor. İşte onun için bizim sanatçılarımıza, bilim adamlarımıza, aydınlarımıza çok görev düşüyor. İslam’ın hakikatini anlatmada, onlar önde olsunlar. Hülya Koçyiğit Hanımefendi, çok kaliteli, çok nezih bir insan. Onun demeci çok etkili olur, gayet güzel olur. Diğer köşe yazarlarının, bilim adamlarının, aydınların ifadeleri çok etkili olur. Meydanı yobazlara bırakmasınlar, cahile cühelaya bırakmasınlar. Artık aydın insanlar ortaya çıksın, Bismillah başlasınlar artık.
ALTUĞ BERKER:Siz o yobazlığa, bu konuda bir setsiniz inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:EvelAllah, evelAllah.
ALTUĞ BERKER:Mehmet Şevket Eygi Hocamız’ın bir yazısı vardı Hocam. Almanya’da Eğitim Bakanı şöyle demiş: “İmamların da, papazlar gibi okullarda ders verebilmesi gerektiğini, ancak bunun için üniversitelerden gerekli diplomayı almalarının şart olduğunu’ söylemiş. Mehmet Şevket Eygi Hocamız da, bu görüşü destekleyerek; “bu kişilerin tasavvuf neşesi ve boyutuna sahip, dünyaya düşkün olmayan ahlaklı, iyi dil bilen, mümkünse Osmanlı sanatlarından anlayan kişiler olması gerektiğini, Müslümanların içinden böyle iyi yetişmiş imamların çıkmasının önemli olduğunu” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Ah canım Hocamız, o kadar değerli bir insandır ki o, hep Osmanlının güzelliği onun aklında. Hakikaten Osmanlı döneminde hoca efendiler; yabancı dil bilen, yakışıklı, lafını, sözünü bilen, tasavvuf yönü ağır basan, kaliteli ve klas insanlardan seçilirdi. O dönemin yeniden yaşanmasını istiyor, o ruhun yeniden yaşanmasını istiyor. Tabii bizim imamlarımız mazlum, güzel insanlar ama üniversite mezunu olsalar, yabancı dil bilseler, genel kültürleri daha gelişse, tasavvuf yönleri de olsa, çok çok mükemmel olur. Mehmet Şevket Eygi Hocamız, çok doğru söylüyor, isabetli konuşuyor, Allah ömrünü uzun etsin Hocamızın, Allah başımızdan eksik etmesin inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Yiğit Bulut’un bugün bir yazısı vardı: “Türkiye’nin, Avrupa Birliği’ne ihtiyacı olmadığını ve bölge ülkeleriyle bir alternatif birlik oluşturarak, Avrupa Birliği’ne üye olmaktan vazgeçmesi gerektiğini” yazıyor. Ve hemen hemen her yazısında; “yaşasın büyük Türkiye” ifadesiyle bitiriyor. Bugünkü yazısında aynı mantığı vurgulayarak; “Sayın Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanı olmasından sonra, Türkiye’nin yurtdışında mükemmel temsil edildiğini” söylemiş. Yazısının ikinci bölümünde ise, Doğan Grubu’nun bazı gazetecileri için; “Doğan ve beslemeleri oldukça, Türkiye’de özgür ve objektif basın beklemeyin” şeklinde başlık atmış. “Ve bu kişileri Türk medyasında görmekten büyük rahatsızlık duyduğunu, bu gazetecilerin eskiden beyaz çoraplarıyla gezerken, ellerine tutuşturulan şarap kadehiyle, sınıf atlayan beslemeler olduklarını, Maoculuktan, kapitalizme yatay geçiş yapan, cahil insanlar olduklarını, Aydın Doğan’ın fırsat vermesi sayesinde her türlü iftira ve karalamayı rahatlıkla yapabildiklerini, ancak eninde sonunda Türk halkının bu insanlardan kurtulacağını ve medyanın özgür ve objektif bir hale geleceğini” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Yiğit Bulut; çok klas, örnek, kaliteli, vatanını, milletini, devletini, Allah’ını, Kitap’ını çok seven, değerli bir gazetecidir. Her yerden anlaşılıyor, üslubundan, her şeyinden anlaşılıyor. Allah sayılarını arttırsın, şahane insan, bayağı güzel insan maşaAllah.
Ömer Çelakıl çok dürüst delikanlıdır. Yobaz takımı, ona bir ara musallat olmuştu, çocuğu mahcup etmeye çalışıyorlardı, köşeye sıkıştırmaya çalışıyorlardı. O kadar iğrenç ki dilleri, o kadar pis ki, o mübarek çocuk onlara karşı böyle çok candan, efendice, dürüstçe tavır alıyordu, o da onun çok sevilmesine sebep oldu. Çok zeki insan, bayağı akıllı maşaAllah. Tamam seyredelim.
VTR-Ömer Çelakıl-Arif Aslan Videosu.
ADNAN OKTAR:“Şam” deyince, çok geniş bir bölgeyi içine alan bir ifadedir. Şam, küçük bir şehir anlamında değil, uçsuz bucaksız bir bölgedir. Ve Mekke Medine dışındaki uçsuz bucaksız bölgeye; Şam denir. Dolayısıyla “Şam’da çıkacak” denildiğinde, onun içine İstanbul da giriyor inşaAllah. Zaten “İstanbul’da Hz. Mehdi (a.s)’ın ve Hz. İsa (a.s)’ın zuhur edeceğini” Bediüzzaman söylüyor. Ama 10’a yakın hadis, çok net, sarahaten anlatıyor, izah ediyor. Arif Aslan Hocamız, maşaAllah çok samimi. Daha önce bu görüşlerde değildi, birkaç defa daha söylemiştim ama öyle dürüst ki, anlattıklarımızı olduğu gibi almış, bakın benim anlattıklarımın tamamını, makul doğru olduğunu bildiği için, delilli olduğunu bildiği için, hepsini her yerde anlatıyor, izah ediyor.
Ömer Çelakıl da, çok güzel İslam’a çok güzel hizmet ediyor. Kuran’daki şifre dediği harf uyumları, harika harfler, harika anlatımlar, Allah ona ilham ediyor ve o da, onu çok güzel dile getiriyor, anlatıyor. Bazı yobaz takımı, o çocuğa, o zamanlar haset etmişlerdi, çünkü Allah akıllarını dumura uğratmış, akıllarına gelmiyor, onun aklına gelince de ağırlarına gidiyor. Çok uğraştılar ama Allah onun yolunu açtı maşaAllah. Gayet güzel efendice İslam’ı anlatıyor beş kuruş da çıkarı yok maşaAllah, ne kitaplarından, ne internetten, ne bu yayınlardan, kendisi ifade ediyor, aferin maşaAllah elhamdülillah, helal olsun o efendi delikanlıya. Arif Aslan Hocamızı da tebrik ediyor, kutluyorum bayağı güzel, candan üslubu, bu yobaz takımının etkisinde kalmadı, katı bir insan değilmiş demek ki, dürüstmüş. Doğruyu, hakkı gördüğünde, o tarafa dönüyormuş. İnşaAllah diğer kardeşlerimiz de, Hocamız gibi samimi olurlar. İslam aleminin merkezi tabii ki İstanbul değil, yani eski en son başkenti İstanbul’du. Manevi anlamda bir başkentlik, bir merkezlik İstanbul devam ediyor tabii manevi anlamda. Ama resmi olarak İslam’ın başkenti olması, halifeliğin kaldırılmasıyla beraber biliyorsunuz kaldırılmıştı. Ama manevi yönü devam eder tabii, kıyamete kadar devam edecektir inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:“Sayın Alparslan Türkeş’in oğlu Ahmet Kutalmış Türkeş, AK Parti’den aday olmuş. Kendisine neden AK Parti’den aday olduğu sorulduğunda; ‘babasının fikirlerine uygun bir yol çizdiğini, babasının milliyetçilik anlayışının, millete ve memlekete hizmet etmeye, milletimizin itibarını her alanda yüceltmeye dayandığını, AK Parti’nin de Türkiye’yi büyütmek ve Türk insanını yüceltmek için önemli çalışmalara imza attığını, bu nedenle AK Parti’yi tercih ettiğini’ söylemiş. ‘Bugün Orta Doğu’da, Balkanlar’da, Avrupa ve Orta Asya’da Türk olmanın özel bir anlam taşıdığını, itibarımızın geçmişle kıyaslanmayacak oranda arttığını, Orhun yazıtlarını bile ilk defa Sayın Başbakan’ın sahip çıktığını’ belirtmiş. ‘Rahmetli babası Türkeş’in herkesi saran, hatta Nazım Hikmet’ten şiirler okuyan, Ermeni kardeşlerimizi bile kucaklayan bir anlayışa sahip olduğunu, babasından aldığı efkar ve inancı rehber edindiğini ve kendisinin de bu yolda AK Parti içinde mücadele edeceğini’ belirtmiş.
ADNAN OKTAR:Ben tanımıyordum, bugün gösterdiler bana resmini, hakikaten babasına acayip benziyor maşaAllah. Bu konuşması da güzel olmuş. Yani o milliyetçi duruşu, Türk milliyetçisi olması, vatanını-milletini bayrağını sevmesi, büyük Türkiye’yi istemesi, Türk İslam Birliği’ni istemesi çok çok güzel. Farketmez AK Parti’de de olur, MHP’de de olur, Büyük Birlik Partisi’nde de olur, Saadet Partisi’nde de olur, her yerde hizmet hizmettir. Yeter ki, bu güzel gayeye, bu büyük ülkeye hizmet etsin, Allah yolunu açık etsin, Allah hayır versin, iyilik versin, bereket bolluk versin, sağlık sıhhat versin, Allah hidayet versin, inşaAllah hayırlı hizmetler eder. Tabii bizim için bütün partiler bir, ben sağ partilerin tamamını bir bütün olarak alıyorum, CHP de bunun içine dahil. CHP de milliyetçi çünkü maşaAllah, delikanlı partidir. Zaten onlar da sağ parti oldu, kendileri de söyledi. Artık Türkiye’de sol diye bir şey kalmadı. Allah’a çok şükür vesile oldum. Darwinizm yıkılınca, sol diye bir şey kalmaz tabii. Tek yol göründü; sağ. Allah ayette ne diyor? “Sağdan, sağcılar” diyor, sağdan ellerine hayırlı, güzel hayatları, bir disket gibi mi diyeyim veyahut kaset gibi mi diyeyim, bir şey, o hayatlarını anlatan, kristal parçasına benzeyen bir şey belki de, sağ ellerine sunulacak. Sol kesime de perişanlıkları, mahvolmaları sunulacak inşaAllah. Onun için sağda bereket vardır. Solda bereket olmaz inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah. Ahmet Hakan yazısında, bugün sizden de bahsetmiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne diyor?
ALTUĞ BERKER:Sizinle ilgili internette gençlerin yaydığı videolardan birinin başlığını yazısına uyarlamış. Başlıkta; “İkisi birden olmaz” diyor Hocam. Melih Gökçek’e; “Melih sen dev bir kedisin.”
ADNAN OKTAR:“Sen dev bir kedisin” diye Melih Gökçek’e mi diyor? Gürbüz bir kedi olduğu kanaatinde.
ALTUĞ BERKER:Şöyle; Melih Gökçek; “seymen kılığına girmiş, kedi adamların, Ankara’nın sembolü olacağını” söylemiş. “Bu kedilerin kuklaları, bibloları, oyuncakları üretilecekmiş.” Ahmet Hakan da; “bu durum karşısında, ne diyeceğini bilemediğini” belirterek, en iyisi Adnan Hocamız’ın; ‘Beril sen dev bir kedisin’ şeklindeki o meşhur iltifat cümlesini ödünç alıp, Melih Gökçek’e uyarlamak” demiş. “Melih sen dev bir kedisin” sözüyle yazısını bitirmiş.
ADNAN OKTAR:Ahmet Hakan, yaman. Aslında dürüstlüğe yatkın bir delikanlı, samimiyete yatkın bir delikanlı, biraz iradesini kullansa, Aydın Doğan’ın çizgisinden biraz çıkarsa, çok şahane olur. Kimse de kılına dokunamaz, hiç bir şey de olmaz, bayağı saygı sevgi görür. Yani borazan gibi topluca koro halinde hareket etmeye gerek yok. Dürüst, samimi kanaatini ayrı bir üslupla anlatabilir. Melih Gökçek hakkında da, yazısına detaylı olarak sonra bakarız.
“Esselamun Aleykum seyyid Adnan Hocam. Hocam, astronotun konuşma üslubunu düzeltmek için ne yapmak gerekir? Bazı sözleri; ‘Barbie bebekler erkekleri tahrik ediyor’ diyor.” Öyle bir şey olduğundan da değil de, o öyle uçuyor yani laf olsun, torba dolsun derler ya öyle. ‘Şimdi buraya türkücü gelse 20-30 bin kişi toplanırdı’ diyor.” O da çok gereksiz bir söz olmuş tabii. Hakikaten depremde “Mevlam zina yuvalarını vurdu” demesi, çok vahim bir ifadeydi, çok çok cahilceydi. Allah akıl fikir versin. Olur mu orada bebekler şehit oldu, anneler şehit oldu, onlar çok muhterem, mübarek tertemiz insanlar. “Onlar enkazın altından çıplak çıkarıldı” diyormuş. Taşın, toprağın, molozun içerisinden sürüklenerek çıkarılıyor, insanın üstünde elbise kalır mı? Allah vermesin değil mi? Taş, toprak, camlar bütün vücuduna yapışmış, mecburen çıplak olacak, başka nasıl olsun? Çıkarılırken bir insanın üstünde grand tuvalet takım elbise olur mu? Değil mi? Öyle çıkar insan, mecburen öyle çıkıyor. Oradaki şehitler için böyle bir ifade de bulunması, çok korkunçtu. Allah affetsin o üslubu için onu. Aklını başına alır inşaAllah. İzleyicimiz onun acayip ifadelerinden saymış, şimdi onu anlatmaya gerek yok.
“Selam aziz ve bereketli, gönül ferahlığım, ağabeyim inşaAllah” diyor, maşaAllah. “Zatınızın da malum olduğu üzere Macaristan’da Jobbik adında bir muhalefet partisi var. Bu zatlar, Karabağ’daki faşist katliamını kınayan bir yasa tasarısını meclislerinde gündeme almışlar inşaAllah.” Güzel, çok güzel yapmışlar. “Bu siyasi partinin başkanı, genç bir kişi ve araştırdığım kadarıyla sağcı ve bazıları aşırı sağcı olduğunu belirtiyorlar. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, bu siyasi hareket okuduğum kadarıyla Turan fikrini benimsemiş.” Oh ne güzel. “Ve bu bağlamda açıklamalar yapıyorlar inşaAllah.” Çok güzel tabii Türk aleminin çoktan birleşmesi gerekiyordu. Konya, Erzurum, Erzincan ayrı mı bizden? Ayrı değil. Tamam Türklük aleminin de birleşmesi lazım. Helal olsun o partiye, kimse o delikanlıya da, bayağı iyi yapmış. Benim haberim yoktu, onu biraz araştıralım. “Naçizane görüş olarak” diyor, hoşuna gitmiş kardeşimizin bu şeyler. MaşaAllah, Macarlar zaten Türk’tür. Macarlar, Bulgarlar Türk’türler. Zaten bütün Türklerin birleşmeleri gerekir. Tabii o bir kere önden olacak. Çünkü Allah; “sizi kavimler olarak yarattım” diyor. Bütün bölgede büyük bir Türk İslam Birliği oluşturacağız inşaAllah.
MaşaAllah, kardeşlerimiz çok güzel şeyler yazıyorlar. Fethullah Hocamız’ın hazırladığı bir şiir var: “Sen Yusuf musun?” diye, onu yazmışlar: “Boyun bala, gözün güzel, gören mecnun seni, sözün ferşte, gözün arşta, gönül meftun sana cana, nikabın nur nigahın nur, Kitabın nur senin ey nur. Yine sende bir hal var! Zülüflerin dağınık, nur-efşan siman mahzun, boynun bükük, dilin suskun, söyle, söyle sen Yusuf musun? Ey doymuşluğa ermiş ruh! Nesl-i cedid deyip seni ararız.” Nesl-i cedid; Hz. Mehdi (a.s) ve talebeleri, Bediüzzaman’ın söylediği; “Nesl-i cedid geliyor”. Ey ihtiyar, mezara gidecekler, hayatı kaymış tipler diyor, çekilin Hz. Mehdi (a.s) talebeleri faaliyetlerini yapsınlar, önlerine takılıp engel olmayın diyor. “Issız çölde gece giderken, bir ateş gören Musa gibi almak için bir haber, ateşinden bir kor” yani Hz. Mehdi (a.s)’dan bir haber almak için “ki sinede yanıyor. Hem nurundan bir şule” yani kalbimde o sevgi yanıyor diyor Fethullah Hocamız, Hz. Mehdi (a.s)’a şiir yazmış. “Endamın, cemalin bir başka.” Allahualem görmüş, gördüğü Hz. Mehdi (a.s)’a bunu söylüyor. Yani görmedeki üslup ayrıdır, nakle göre olan üslup ayrıdır. Fethullah Hocamız görmüş. “Endamın, cemalin bir başka. Yanılmamak, aldanmamak için bir daha bir daha soruyorum sana, söyle Allah aşkına, yoksa sen, yoksa sen Yusuf musun?” diyor. “Hz. Mehdi (a.s) sen misin” diyor inşaAllah.
“Selamun Aleykum değerli Muhammed Adnan Hocam. Bu yılki ÖSS sınavında, biyoloji bölümünde; ‘aşağıdakilerden hangisi canlılığın okyanuslarda çıktığına kanıt olamaz’ diye bir soru soruldu. Hocam siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, burada açık bir şekilde insanlara tesadüf putu olan Darwinizm telkini yok mu Hocam? Ayrıca ben sizi çok seviyorum. İnşaAllah sizinle tanışmak istiyorum Hocam. Bana yardımcı olur musunuz? Allah’a emanet olun, Hüseyin Akan.” Tabii görüşürüz Hüseyin, canım kardeşim neden olmasın? Gel 2’de, biz müsait oluyoruz inşaAllah. Evet, bu tarz Darwinist sorular var; yani mecbur eden. “Darwin’in evrim teorisinin doğru olduğunu ilk ne zaman anladınız? Evrim teorisinin bir gerçek olduğunu anlamadaki deliliniz neydi, ilk kanaatiniz neydi?” Bunlar çok ucuz yöntemler. Bunlarla oturup Darwinizm’in propagandasının yapılması mümkün değil. Adamlara soruyoruz; “kardeşim proteinler tesadüfen meydana gelir mi?” diyoruz, hepsi koro halinde “mümkün değil” diyor adamlar. “O zaman nasıl oldu?” diyoruz, “uzaylılar yaptı” diyorlar. Bizi ne uğraştırıyorsunuz? “Uzaylılar, uzaylılar” diye, bitmişsiniz işte. Uzaylıları kim yarattı? “Onları da başka uzaylılar yarattı” diyorlar haşa. Yani böyle çamura yatmanın bir alemi yok, bitmişsiniz, konu bitmiş. “Bir tane fosil getirin, 10 trilyon vereceğim” dedim, üç yıldan beri gıkları çıkmıyor. Bitmişsiniz, daha ne konuşuyorsunuz? Gece gündüz size fosil gösteriyoruz. Direkt alenen fosil. Siz, bir tane fosil gösteremiyorsunuz.
“Hocam, ben İsveç’ten Ömer. Çok zevkle izlediğimiz programınız inşaAllah sonsuza kadar devam eder.” Sonsuza kadar olmaz, ölünceye kadar devam eder. Biliyorsunuz bütün insanlar sonlu, dünyada sonlu. Cennette var sonsuzluk inşaAllah. “Bir sorum olacak; Kosova için ne düşünüyorsunuz? Hocam, Türk İslam Birliği’nde Kosova var mıdır, ne diyorsunuz?” Allah Allah, Kosova diyorsun, adı üstünde. Kosova’sız Türk İslam Birliği olur mu? “İsveç’ten Selamlar Ömer” diyor. Kosova’da şehitlerimiz yatıyor.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Siz Balkanlarla ilgili konferans yaptırmıştınız, Çırağan Sarayı’nda Mehteran da gelip, Mehteran orada vurmuştu inşaAllah. Orada, bütün Balkanların önemli lider kişileri gelmişti. Kosova’dan da, şimdi Çevre Bakanı olan, o zaman Türk Partisi Genel Başkanı Mahir Yağcılar gelmişti, o da çok övgüyle konuşmuştu inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, hepsini toplamıştık o zamanlar. Osmanlı ruhu, Osmanlı kültürü çok çok güzeldir. Bizim Mehmet Şevket Eygi Hocamız sürekli anlatır. İnsanın doğal yaşantısı aslında Osmanlı ruhuyla olan yaşantıdır. O stildeki yaşantı güzeldir. Mesela Osmanlı ev stili, bir insanın yaşayabileceği en mükemmel ev modelidir. Yani Osmanlı mutfağı, Osmanlı avlusu, Osmanlı sedirler, Osmanlı pencereler, Osmanlı kumaş, fesilkelr falan çok nefis, çok şahane. Yani insanı acayip açar. İnşaAllah, öyle güzel bir sanat anlayışı da, bütün dünyada yaygın olacak. Modernlikle iç içe tabii.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Melih Gökçek misket oynamış o kedilerle.
ADNAN OKTAR:Bakayım nasıl? Gördüğüm kadarıyla, şarkının sonuna kadar oynamış. Kedi sevgisini mübareğe de bu şekilde hissettirmiş olmanın sevinci içindeyiz. Vesile olmuşuzdur inşaAllah. Yalnız kedilerin yüzü mask, öyle olmaz, şirin tatlı böyle güler yüzlü kediler olması lazım. Biraz ruhsuz bir görünüm olmuş. Onu düzeltebilirler. Yani teknik imkan da var. Canlı görünümü de verilebilir, gözünü açıp kapayan da yapılabilir. Yani yüzünde mask, anlamsız, donuk bir ifade istenilen neticeyi pek vermeyebilir. En azından kedilerin dudakları yukarıya doğru olabilir, sevinçli, neşeli bir görünüm verilebilir. Böyle şeylerde estetiğe dikkat etmek lazım. Yani illa yapacaksa böyle bir şeyi, daha kediye benzetilebilir. Garip bir görünüm zannedildiği gibi olmaz, zevksiz bir görünüm verir, daha hoş, daha hoşun da üstünde, insanın içini açan bir görünüm rahatça verilebilir inşaAllah.
“Selamun Aleykum Adnan Hocam. Bana dua der misiniz?” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “İş yerinde hanımefendi bir kız var, onunla evlenmek istiyorum. Kızın kafasında bazı soru işaretleri var, kafası çok karışık ve kararsızlığı beni çok uğraştırıyor. Kızın ailesine göre, bizim aile daha muhafazakar. Onlar CHP’li, biz AK Partiliyiz. Hocam duanıza ihtiyacım var. Allah yolunuzu açık etsin inşaAllah, Mustafa Kurtuluş, Bahçelievler/İstanbul.” Şimdi benim burada ne yapmam gerekiyor bilmiyorum? Mustafa bir kere hitabını; hanımefendinin kafasında, düşüncelerinde bazı soru işaretleri var diyebilirsin, üslubu daha güzel yapabilirsin. Cumhuriyet Halk Partili olması, bayağı güzel. AK Partili olması o da çok güzel. Yani her ikisi de bizim tertemiz vatandaşlarımız. CHP’li, AK Partili olması ne fark eder? CHP ile AK Partili evlenemez diye bir konu mu var? Nereden çıktı o? CHP’lilerin yüzde 99’u Müslümandır, tertemiz insanlar, aydın aklı başında insanlar. AK Partililer de öyleler, dolayısıyla öyle bir ayırım söz konusu olmaz. Ama evlilikte en dikkat edilecek şey; Allah korkusunun, Allah sevgisinin çok derin olmasıdır. Yani mesela bir hanım Allah’ı çok seviyorsa, Allah’tan çok korkuyorsa, Allah ona dayanılmaz bir çekicilik ve güzellik verir. Yani müthiş bir güzellik verir. Fiziki güzellik de verir, ruh güzelliği de, ahlak güzelliği de verir ve garip bir etkileme gücü meydana gelir onda, yani olağanüstü bir güç meydana gelir. O güzelliği tadarak, yaşama arzusu olur insanda. Cennette de beraber olup, o tutkuyu, o derinliği yaşamak için evlenilir. Yoksa çamaşırını yıkatmak, bulaşığını yıkatmak, ütü yaptırmak, haftada bir de; öyle o tarz mantık için evlenilmez. Yani o çok kızdırıcı, çok itici olur. Evliliğin amacı; tutkuyu yaşamaktır, Allah aşkını yaşamaktır. Cennet arkadaşını seçiyorsun, ahiret arkadaşını seçiyorsun, Allah “min zevcetin” diyor, “ahirette zevceleriyle beraberlerdir” diyor. Kadınların büyük bir bölümünde, tutku gizli kalır. Evlense de tutku gizli kalıyor, onu çıkaracak gücü bulamıyor. Çünkü şartları oluşmuyor. Mesela insan doğar, normal vücut fonksiyonları vardır ama manevi fonksiyonlar sonradan ortaya çıkmaya başlar. Yani insan beyninin gücü, sonradan ortaya çıkmaya başlar. Mesela Kuran’ı, İslam’ı çok iyi yaşayan bir insanda, metafizik özellikler gelişmeye başlar. Mesela Peygamberlerde nasıl mucizeler oluyor, mesela normal bir insanken Peygamber, Peygamberlik verildiğinde, olağanüstü haller meydana geliyor. Mesela yüzünde, Allah olağanüstü bir etki meydana getiriyor. Konuşmasında olağanüstü bir etki meydana getiriyor. Gözünde özel bir etki mekanizması meydana geliyor. Sesinde özel bir etki meydana getiriyor. Ruhlara ferahlık veren bir gücü oluyor. Yani Allah’ın dilemesiyle, tarif edilemeyen bir güce kavuşmuş oluyor. Kadın da öyledir. Normal olarak etten, kemikten oluşmuş bir varlıktır. Normal fonksiyonunu göstermez kadın, eğer manevi derinlik, Kuran’a tam tabi olup, derin Allah korkusu ve derin Allah sevgisi kalbine yerleşmezse, kadın fonksiyonunu zaten gösteremez. Yani alıp koluna götürmek, nikah masasına oturtmakla bir şey değişmez. O zaman bir canlı etkisi yapar ona, sadece canlı bir insan gibi, o kadar. Gerçek fonksiyonun ortaya çıkması için, yani sarsıcı gücün ortaya çıkması için, kadının derin tutku gücünün ortaya çıkması lazım. Derin tutku gücü, asıl etkileyici olandır. Mesela Allah, ona ahirette de dikkat çekmiş. “Gözlerini sadece eşlerine teksif etmiş” diyor Allah, “ve tutkuyla ona bağlı” diyor. Bakın sadece bunun üstünde durmuş Allah. “Gözlerini sadece eşlerine çevirmiş”, bakışa dikkat çekiyor Allah, ama “tutkuyla bağlı” diyor Allah. Tutku hissini alan. Tutku denen bir güç vardır. Yani şiddetli Allah aşkının meydana getirdiği, ruhta meydana gelen, şiddetli haz. Bu şehvetle birleştiğinde evlilikte, çok şiddetli bir etkiye dönüşür. Bu olmadığında, kadından insanlar kısa sürede bıkarlar. Bakıyor, iki kolu iki bacağı var, hiçbir farkı yok aşağı yukarı. Bir tek cinsel organları farklı, biri dış bükey, biri iç bükey, o kadar. Yani o bir şey değiştiren bir olay değil. O da yiyip içen, zavallı bir varlık, o da yiyip içen zavallı bir varlık. Adam çok şey beklerken, bakıyor ki hiç bir şey yok, bir şey olmuyor, olmaz da. Allah o gücü vermez. Yani o gücün oluşması için, mutlaka derin Allah sevgisi ve derin Allah aşkı olması lazım ki, Allah onda tecelli edip, onun ruhunda şiddetli bir haz meydana getirsin. Uğraşıyor, uğraşıyor birbirlerini sevmek için “hediye aldım, işte gonca çiçek aldım, üzüm salkımı getirdim” diyor, kendini sevdirmek için, şaklabanlıklar yapıyor, kadını daha da gıcık ediyor. Kendini sevdirmek için birden mutfaktan fırlıyor böyle acayip hareketler yapıyor, garip espriler yapıyor, hiç ummadık hareketler, gideceği yola küçük küçük hediyeler diziyor. Yani kadın bundan sıkılır ve kızdırır onu, başka bir faydası olmaz. Çünkü ruhu tatmin eden bunlar değildir. Bak sana ne aldım diyor, mesela bir yüzük alıyor, başında gözleri parıldayarak bekliyor, o da yüzüğü bir görüyor, hemen üstüne atlıyor, beraber dönüyorlar etraflarında. Bu ne kadar küçük düşürücü. Adamın oradaki amacı belli değil mi? Adam sana maddi bir şey sunuyor, sen onun ahlakından, kişiliğinden, manevi derinliğinden değil de, pahalı olan bir malı almış olmanın ve sana getirdiği menfaatin etkisi altına giriyorsun, menfaat sunan adama karşı heyecan duymuş oluyorsun. Oradaki durumun, sevgiyle ne alakası var? Sevgi, manevi derinlikle, manevi tutkuyla olur. Yani Allah’ın özel meydana getirdiği bir güçtür. Bunu Allah, takva sahiplerine sunuyor. Onun için Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in evliliklerinin çok olmasının nedeni budur yani yüksek tutku gücüdür. Hanımlar, onda bu tutkulu gücü gördükleri için, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den şiddetli etkileniyorlardı. Allah aşkını yaşamak için Peygamberimiz (s.a.v.) ile beraber oluyorlardı. Ama sığır kafalılara göre de, saf cinselliğe dayalı olduğunu zannettikleri için de, ondan utanç duyuyorlar bazı ahmak yobazlar, nasıl örtbas edeceklerini bilemiyorlar. “Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hanımlar yaşlıydı, sakattılar, hastaydılar” diyorlar. Yani “Peygamber Efendimiz (s.a.v.) nerede yaşlı kadın varsa, hasta kadın varsa, evine doldurdu” gibi öyle üslupla konuşuyorlar. Filinta gibiydi annelerimiz, genceciktiler. Yaşlı olanlar da vardı ama geneli gençti. 18-19 yaşında, 20 yaşındaydılar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), 60 yaşındaydı. Mesela Hz. Ayşe (r.a) gencecikti. Ama Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’de, insanın ruhunu derinden sarsan, bir tutku gücü gördü, onu kendi ruhunda da gördü, o dayanılmaz istek sonucu Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile evlendi. Ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e aşıktı. Allah’ın tecellisinden kaynaklanan bir aşk. Peygamberimiz (s.a.v.) ile beraber olmaktan, şiddetli haz duyuyordu. Bir ay bile beraber olmuş olsa, fark etmez, bir saat bile beraber olmuş olsa fark etmez. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), sürekli savaşlardaydı, tebliğdeydi, nadir görüşebiliyordu, buna rağmen hanımları, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i derin bir aşk ve derin bir tutkuyla seviyorlardı. O yüzden evliliklerde, herkes evlenebilir, biz de evlenelim, alalım bir tane götürelim falan, bu mantık, sonucunda 5-6 ay sonunda, şiddetli kavgayla sonuçlanan olaylara neden olur, böyle olmaz. Onun için bakın buradaki üslupta, AK Partili, CHP’li, bizim aile, sizin aile, mesela genç kızı aileleriyle çatışmaya itmek olmaz, insan akıllı olacak. İnsan eşini, ailesinin içinde cahil insanlar olabilir, onlarla bir mücadele içine sokmaması lazım. Onu planlayacak, onu düşünecek, onu ezdirmeyecek sistemi kurduktan sonra insan evliliğe adım atar. “Hadi bir girelim bakalım, sonra sonucu nasıl olacak” olur mu? Dayısı ayrı musallat oluyor, amcası ayrı musallat oluyor, dedesi ayrı musallat oluyor, her bir kafadan bir ses geliyor, görümceler ayrı musallat oluyor genç kıza, hayatını zehire çeviriyorlar çocuğun, öbürü de ütü yapan, bulaşık yıkayan bir makine gibi gördüğünde, ara ara kendini tatmin eden bir makine gibi gördüğünde, kadında ne sevgi kalır, ne tutku kalır, ne aşk kalır, hiçbir şey kalmaz. Dolayısıyla gizli bir nefret oluşacaktır. Ondan sonra da istediği kadar boylu poslu olsun, ona o sığır gibi gelir. Angus sığırları var ya, onlar da koskoca geliyorlar bir ton falan ama sığır. Yani boylu poslu olması, yakışıklı olması hiçbir şeyi değiştirmez, derin bir nefret meydana gelir, kahredici bir nefret meydana gelir. Onun için, “herkes yapıyor, ben de yapıyorum” mantığıyla değil, Kuran’ın derin ruhuyla, İslam’ın derin ruhuyla olaya bakmak lazım. O zaman Allah’ın gizli bir cennet ruhu yarattığını, insanlar görürler. Yani bilinmeyen, harika bir güce sahip olduklarını o zaman görürler. Onun dışında, karşılıklı azap vesilesidir, o ona herif diyor, o ona karı diyor, sadece bir nefret makinesidir, her gün kavga, her gün ağız dalaşı, o ona laf sokuyor, o ona laf sokuyor, o onu aşağılıyor, o onu aşağılıyor ve katlamalı nefret gelişir. Halbuki Allah rızası için evliliklerde derin bir şefkat, derin bir merhamet, derin bir tutku, derin bir aşk vardır. Şehvet de en yüksek yüksekliktedir, tutku en yüksek derecededir, aşk en yüksek derecededir Allah’ın dilemesiyle, Allah’ın dilediği kadarıyla. Bilmem anlatabildim mi muhterem kardeşim,?
SUNUCU:Kısa bir aradan sonra, yayınımıza tekrardan devam edeceğiz.
Programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz, buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:İnci sözlük ile ilgili bir yazı var. İnci Sözlük, sitenin giriş sayfasında, özür ve teşekkür ilanı yayınlamış. “Sayın Adnan Oktar’dan özür diliyoruz” diyor, İnci Sözlük sitesinin başında. “İnci Sözlük platformu altında, Sayın Adnan Oktar hakkında, maalesef bazı üyelerimiz tarafından hukuk ve insaf ölçüleriyle bağdaşmayacak derecede, gerçek dışı sözler sarfedilmiş, çirkin yazılar yazılmıştır. Bu hukuk dışı yazıların tamamı, İnci Sözlük sitesinden silinmiş, bunu yazanların tespit edilebilecekleri bilgiler de, adli mercilere intikal ettirilmiştir. Bundan sonra da böyle yazanlar için, aynı işlem hemen gerçekleştirilecektir. İnci Sözlük sitesinde, Sayın Adnan Oktar’ın kişilik haklarını hedef alan bu yazıların yayınlanmış olmasından dolayı, Sayın Adnan Oktar’dan tekrar tekrar özür diliyoruz.” Estağfirullah, biz sadece istirham etmiştik, onlar da istirhamımızı yerine getirmişler. Yani hakaretten, çirkin sözden hoşlanmıyoruz. Ben şakadan, espriden hoşlanan bir insanım, yaptıkları espriler hoşuma gidiyor ama hakaret yok, inşaAllah. Ben onlara da hakaret edilmesini istemem, kimseye hakaret edilmesini istemem. Huzur içinde, kardeşçe, dostça yaşayalım. Sohbet edelim, şakalaşalım da, konuşalım da ama çirkin söz, hakaret, berbat şeyler bunlar. Beni kastederek; “Kendisi din karşıtı ideolojilerin, dünya çapında, bilimsel anlamda ortadan kalkmasını sağlamış, İslam’ın doğruluğunu en etkili yollarla anlatarak, dünya çapında büyük beğeni kazanmış, dünyaca ünlü bir yazardır.” Teşekkür ediyorum, Allah razı olsun, inşaAllah öyle oluruz. Türk İslam Birliği’nin oluşmasında, dünyaya sevgi ve barışın hakim olmasında, en etkin ve başarılı mücadeleyi de yine Sayın Adnan Oktar vermektedir.” Estağfirullah, inşaAllah öyle olur. “Özür yayınlama vesilesiyle de olsa, Sayın Adnan Oktar’ı tüm bu başarılı çalışmalarından dolayı tebrik ediyor, kendisine çok teşekkür ediyoruz. Ayrıca bu özür ve teşekkür metninden dolayı, A9 televizyon kanalında, özrümüzü kabul ettiğini belirterek, hakkımızda iyi temenniler bulunan Sayın Adnan Oktar’a bir kez daha teşekkür ediyoruz. En derin hürmet ve saygılarımızla.” Evet, İnci Sözlük’ün bu özür ve teşekkür ilanı güzel. Onları seviyoruz, şefkat duyuyoruz, esprileri hoşumuza gider, sevecenlikleri hoşumuza gider, neşeleri hoşumuza gider ama yine söylüyorum kimse kimseye hakaret etmeyecek, kişilik haklarını zedeleyecek üsluptan kaçınacak, hürmetkar, saygılı bir üslup güzel olur inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İman hakikatleri resimleri gösteriyorum Hocam.
ADNAN OKTAR:Ördek yavrusu; anneyle seyahat ediyor. Bu kedi köpek sevgisi, diğer hayvanların birbirlerine olan sevgileri insanın gözüne acayip güzel görünüyor, çok hoş maşaAllah. Allah, üzümü ne kadar güzel yaratıyor maşaAllah, görünüşü çok ihtişamlı, çok hoş bir meyve, Allah’ın yarattığı çok çok güzel bir meyve. Hurma da öyle, dalında acayip güzel görünüyor, hevenkle, dört kilo, beş kilo, on kilo koskoca hevenkler maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Siz daha iyi biliyorsunuz Hocam inşaAllah, Bediüzzaman Hazretleri de en çok üzümü seviyormuş, “tulumba tatlıcıkları” diyormuş onlara.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Erkan/Almanya. Çok değerli Harun Yahya, Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Cennette insanların ilmi makamı artacak mı, açıklar mısınız? Allah razı olsun.” Yani ilmi artacak mı anlamında demiş. Tabii insan, her gün yeni bir şeyle karşılaşıyor cennette, her gün bilgisi artmış oluyor inşaAllah.
“Kocaeli Üniversitesi öğrencileri soru sormuşlar, Veli Yavuzyiğit. Fetvayı Mehmet Talu Hocamız’a soracaksınız. Ehl-i sünnet itikadına en uygun, en güzel açıklamaları o, size sunar inşaAllah, istirham ederseniz Hocamıza, o çok mübarek muhterem bir insan, onun fetvalarına da bakabilirsiniz, anlattıkları hep ehl-i sünnet itikadının temel eserlerinden kaynaklanan güvenilir açıklamalardır, güvenebilirsiniz inşaAllah.
“Aynur Jale Altıner. Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam. Adım Aynur Jale Altıner. Arkadaşım göndermediği için, aracılık yapıyorum. Selamun Aleykum canım Hocam. Nasılsınız Hocam? Hocam, ben sizden kader konusunu öğrenmek isterim. Güzel Hocam, ben mesela bu dünyada günah kazanıyorum ise, arkadaşım kazanmıyorsa, demek Hocam günah kazanmak benim kaderimde varmış. Yoksa ben kendimi günaha mı atıyorum? Hocam bir de ben, A9 Kanalını çok yayıyorum.” Çok güzel. İş yerinde, arkadaşlara sizin güzelliğinizden konuşuyorum inşaAllah.” MaşaAllah. “Onlara hem de bana da zevk bu, Allah razı olsun, Azerbaycan’ın Samaksi Radyosunda sizi çok seven, bağrına basan” diyor, kardeşimiz. MaşaAllah. Mesela ben şimdi burada konuşuyorum, kaderimde olduğu için konuşuyorum. Deminden bu yana söylediğimiz her konuşma, daha ben doğmadan, kardeşlerimiz doğmadan konuşulmuş bitmiş konulardır. Mesela “Hocamız ne güzel konuşuyor” diyor. Öyle bir şey yok. Allah ne güzel konuşturuyor. Şahıs nasıl konuşsun? Biz gölge varlığız, son derece aciziz, Allah’a tam teslim olmuş ruhlarız. Bütün güç, kuvvet, kudret Allah’ın elindedir, her şeyi Allah yaratır. Bunu da şu an bizzat görüyoruz. Sürekli görüntü devam ediyor. Ben de, Allah’ın yarattığı bu konuşmayı duymuş oluyorum. Duyuran da Allah’tır. Bütün güç kuvvet Allah’ta toplanmıştır. Yani şahısların, insanların gücü kuvveti olmaz. Dolayısıyla, daha kainat yaratılmadan, bu konuşmalar olmuştu, tek bir an vardır, daha önce de söylemiştim, bakın şöyle söyleyeyim, bu sesi duydunuz, şimdi ikinci bir ses daha duyacağız, ikisini birbiriyle kıyasladık, zaman nerede meydana geldi? Kafamızda meydana geldi, inançtır, zaman bir inançtır. Allah Katında zaman yoktur, Allah Katında tek bir an vardır. Sonsuz kısa zamana; an denir. Sonsuz kısa zaman içerisinde Allah, sonsuz zamanı yaratmıştır. Bakın sonsuz kısa zaman içerisinde, sonsuz zamanı yaratıyor. Harika çok hayret verici bir durum, Allah’ın gücünün bir tecellisi. An içerisinde yaratılıp bittiği için, ne var ne yoksa her şey kaderdedir. Mesela benim misafirim tercümeyi birinci yarıda dinleyemedi, kaderindeydı, ama ikinci yarıda şu an dinleyebiliyor, o da onun kaderinde. Mesela şu an iki tane yazı geldi kardeşlerimizden, “Selamun Aleykum” diyor. “Ben bir Digitürk üyesiyim ve A9 kanalınızı izleyebiliyorum. Digitürk’ten yayınınızı izlemek, bulunduğunuz Digitürk paketine bağlıdır. Eğer benim gibi Türksat 1C üzerinden yayınlanan, kampanyalı bir pakete” diyor, anlatıyor mesela kardeşimiz, bu kaderde olan bir yazı. Ve biz de bu harfleri tek tek görmüş oluyoruz. Her harfi de kaderdedir bunların, tek tek. Mesela “Türksat 1C üzerinden yayınlanan kampanyalı bir pakette benim paketim, şampiyonlar paketi” diyor. “Bu pakete sahipseniz kanalın frekanslarını kayıt ettikten sonra, Digitürk kumandasından mode düğmesine bastığınızda, yeni bir kanal listesine geçiyorsunuz. Bu listede A9 kanalını göreceksiniz, bilgilerinize” diyor. “Not: kanalın ayar ettikten sonra, kanal kaydedildi ibaresini göreceksiniz. Ama listenizde A9 kanalı çıkmayacak, ancak kumandadan mode düğmesine basarsanız, diğer listeden çıkacaktır” diyor, “Erkan.” Mesela yeni bilgi, bu bilgiyi gönderen de Allah’tır, kaderde yaratıyor Allah. Mesela Digitürk’ü, dinin yayılması için Allah yaratıyor. Mesela uydu yayınını Allah yaratıyor. Tam ne zaman? Tam Mehdiyet’in devrine göre yaratmış Allah. Halbuki uydu yayınları, 50 yıl önce de olabilirdi, çok makuldü, olmadı. Tam vakti geldi, bütün dünyaya ulaşılması gereken vakit geldi, bu vakitte Allah yarattı. Mesela tercümenin aynı anda yapılması, hadislerde belirtilen bir husus, Allah bunu tahakkuk ettirdi. Ve bütün dünyaya gösteriyor, her olayı gösteriyor. Mesela “İstanbul da bir yobaz zuhur edecek” diyor, yani illa ki o yobaz zuhur ediyor, illa ki. Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi (a.s)’a karşı mücadele edecek bir yobazdan bahsediyor, kaderinde. Daha Peygamberimiz (s.a.v.) doğmadan o yobaz, Allah tarafından yaratılmış, kaderi öyle. Aciz, zavallı bir mahluk. Ama Hz. Mehdi (a.s)’a karşı, Allah tarafından imtihan için özel yaratılıyor. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.); “70 bin sarıklı, Hz. Mehdi (a.s)’a karşı mücadele eder” diyor. 70 bin demesi; çok fazla anlamındadır. Hz. Mehdi (a.s)’a karşı mücadele etmesi için Allah, çok fazla sarıklı yobaz yaratıyor. Hatta “başları tıraşlı” diyor. Başlarını tıraş edende Allah’tır. Onların başlarına sarığı saran da Allah’tır. Kaderde öyle yaratılıyor. İmtihan için bu gereklidir. Onlar normalde çok akılsız olurlar ama Allah, Hz. Mehdi (a.s)’a karşı mücadele etmesi için onlara, şeytani bir akıl veriyor, şeytani bir güç veriyor, onunla Hz. Mehdi (a.s)’a karşı mücadele etmiş oluyorlar. Hz. Mehdi (a.s)’ın da onlara karşı mücadelesinde aklına gelen her türlü bilgi, Allah tarafından verilir. Rivayette; “yanında melek bulunur” diyor ya, o melek sürekli ona sürekli ilham ediyor. Allah, iki çatışma sonucunda, Hz. Mehdi (a.s)’ı ortaya çıkartıyor yani Hz. Mehdi (a.s)’ı insanlara sevdiriyor. Cennete bir süs meydana getirmiş oluyor, cennete bir heyecan meydana getirmiş oluyor. Bu kaderdir. Geliştirebilirim ama herhalde şu an bu kadar yeterli, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Suriye’de Müslümanlara yapılan zorluklar devam ediyor Hocam. Protesto gösterileri de devam ediyor, ancak Beşer Esad kuvvetleri de halka yönelik işkence ve baskılarında hız kesmeden devam ediyorlarmış. Şu anda bazı bölgelerle bağlantı kesilmiş. Katliam boyutunda baskılar olduğu söyleniyor, daha önce Hafız Esad’ın yaptığına benzer şekilde. Onunla ilgili haberler var Hocam.
ADNAN OKTAR:Esved isimli bir kardeşimiz, o da sitem ediyor. “Hocam ben size gelemedim” diyor. Gel işte, diyorum akşam 02:00 gibi olabilir.
“Sevgili Adnan Hocam, Allah sizden razı olsun. Sizdeki İlahi nur…” şimdi bu inci sözlük ekibine benziyor. Bak, “İlahi nur inci gibi tecellisini göstermiş” diyor. Öyle kurt bu keratalar, öyle kurtlar. “Hocam size bir sorum var. Ben maalesef günahlara giren bir insanım, ne yapmam lazım?” diyor. Asıl orada tabii amaç o “inci”yi geçirecek kerata. Her insan günahkardır, her insan. Günahsız insan var mı? Günahkar insanlar ne yapıyorlar? Tövbe ediyorlar. Ben, günahsızım, tövbe etmiyorum diyor muyum? Ben de günahkarım, sen de günahkarsın, herkes günahkardır, herkes tövbe edecek, inşaAllah. Bu arada da İnci Sözlük’e selam, ama havada karada yakalarım onu söyleyeyim, inşaAllah.
Erkan; “Selamun Aleykum” diyor. Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hz. Hızır (a.s) ve Hz. Zulkarneyn (a.s) peygamber midir?” diyor, gibi ama Peygamber oldukları açıklanmıyor Kuran’da, ama bayağı benziyorlar tabii Peygamberlere.
“Esselamu Aleykum, ey benim sevimli ve şefkatli, mübarek, nur yüzlü, Allah’ın yeryüzündeki tecellisi olan, Seyyid Muhammed Adnan Hocam. O mübarek ellerinizden öpmek inşaAllah bize bir gün nasip olur” diyor. Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Biz, sizlerin ellerinden öpüyoruz. “Astronot gibilerini, ilminizle ezip geçersiniz Hocam” diyor. “İslam’da teessüf etmek, hüzünlenmek olur mu?” diyor. Olmaz; hüzün, Allah vermesin, kadere isyandır, Allah’ın yarattığına isyandır. Başka anlamı yoktur. Hüzün, üzüntü, azap, kahroldum, perişan oldum, üzüntüden yataklara düştüm demek; şiddetli Allah’a isyan ediyorum anlamına gelir, kadere isyan ediyorum anlamına gelir. Allah’ın her yarattığında hayır vardır. Hikmetle yaratır Allah. Niye üzüleceksin? Bir hata yaptıysan pişman olursun. Pişmanlık da öyle yerlere yatan pişmanlık değil. Pişmanlık demek; bir daha yapmamaya kararlı olup, azmetmektir, pişmanlık budur. Niye üzüleceksin? İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. “Hüsnü Mübarek, ülkenin 700 milyar dolarını çalmış” habere göre.
ADNAN OKTAR:700 milyar dolar.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam ve 19 Nisan’da da mahkemeye çıkacakmış, oğulları da aynı zamanda.
ADNAN OKTAR:Oturuyordu oturduğu yerde, kimsenin bir şey dediği yoktu. Beni mahkemeye sevk edin diye dilekçe vermiş. “Temize çıkayım” demiş. “Tamam” demiş mahkeme de ifadesini almaya başlamış. Mahkemede fenalık geçirmiş, kalp enfarktüsü geçirmiş, çok ağır suçlar işlediği anlaşılmış. Şimdi idamla yargılanıyor yani uçuyor bu. Dünyayı tanımıyor demek ki, yaptığı suçların farkında değil. Adamın kafa yapısını görüyor musun? Yaptığı suçlardan haberi yok. “Yargılayın da alnımın ak olduğu ortaya çıksın” diyor. Neren ak olacak senin, her yerin kapkara. Bari özür dile de, değil mi?
ALTUĞ BERKER:Peygamber Efendimiz (s.a.v.) aynen tarif etmiş ama maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, “karga” diyor, tam karga hakikaten. “Burnunun üstünde boşluk var” diyor, burnunun üstünde de boşluk var. “Mısır’da mülkü zail olacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), aynı şekilde de oldu.
ALTUĞ BERKER:“Omuzları geniş, boyu uzun” diyor.
ADNAN OKTAR:Evet, angus gibi bir tip.
ALTUĞ BERKER:Bir internet sitenizi tanıtmak istiyorum Hocam. www.alimlerdenguzelsozler.com, bu güzel sitede değerli İslam alimlerinin güzel sözleri var, inşaAllah, Hocam. Konularına göre hikmetli sözleri kardeşlerimiz bu siteden okuyabilirler. Konular şöyle; Allah’ı anmak, Allah sevgisi, dünya hayatı, şeytan, nefs, güzel ahlak, mümin özellikleri, insanlarla iyi geçinmek, salih amel, imani konular. Tekrar ediyorum; www.alimlerdenguzelsozler.com, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: www.alimlerdenguzelsozler.com, iyi maşaAllah.
Şimdi, bu A9 kanalının tanıtımı önemli. Ben bir daha kardeşlerime yeniden söylüyorum. Amca, hala, dayı kim varsa akrabalardan tek tek ziyaret edip, mutlaka A9 kanalının kurulumunu yapacaklar, teşvik edecekler. Hakikaten bir kere açtığında, kapatmaya gerek yok. Gayet şahane, gayet güzel anlatımlar.
ALTUĞ BERKER:Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in yalancı peygamber Müseylime’ye yazdığı mektup var Hocam. Orijinali ekranda. 1980’li yılların sonlarında Topkapı’nın Saray Müzesi Mukaddes Emanetler dairesinde ortaya çıkarılmış bu mektup. Peygamberimiz (s.a.v.), hicretin 7. Senesinde yazdığı tebliğ mektuplarının ardından insanlar akın akın Müslüman olmaya başlamışlardı. Bu durumu kıskanan Ben-i Hanife kabilesinden Müseylime isimli kişi; “Peygamber olduğunu ileri sürerek, herkesin kendisine tabi olmasını” istedi. Kendi kabilesinden bazı kişiler ona tabi oldular. Bir kişi daha da ileri giderek, Peygamberimiz (s.a.v.)’e mektup yazmış ve Peygamberliğini ilan etmiş bu kişi. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.), Müseylime’ye aşağıdaki mektubu yazmıştır. Şu şekilde; “Rahman ve Rahim olan Allah' ın adıyla; Allah'ın Resulü Muhammed'den, yalancı peygamber Müseylime-tül-Kezzab'a. Selâm, hidayete tabi kimseler üzerine olsun. Bundan sonra bilesin ki, yeryüzü Allahın’dır. Onu, kullarından dilediğine ihsan eder. Hüsn-ü akibet ise, müttakilerindir. (Allah'tan korkan mümin kullara aittir.) Sen ve beraberindekiler eğer tevbe ederseniz, Allah da seni ve seninle beraber tevbe edenleri affeder." Daha sonra Müseylime, İslam ordusu ile yaptığı bir savaş sırasında Hz. Vahşi (r.a) tarafından öldürülmüş.
ADNAN OKTAR:Hz. Vahşi (r.a), bakın Hz. Hamza (r.a)’ı şehit ettiği halde o, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından affedildi, Müslüman oldu, bakın şimdi Hazreti Vahşi (r.a) diye anıyoruz. İslam’ın güzelliğini görüyor musun? Hz. Hamza (r.a)’ı şehit etti, çıkarıp ciğerini ısırdı, buna rağmen Peygamberimiz (s.a.v.) onu affetti ve “Müslüman oldum” dedi. Affetti, sahabe oldu. İnsanlar onu; Hz. Vahşi (r.a) diye anıyorlar, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bende biraz bilgileri var. Uygun görürseniz okuyabilirim, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet
ALTUĞ BERKER:“Vahşî, Hz. Hamza (r.a)'nın Bedir savaşında öldürdüğü Tuayme’nin kardeşinin oğlu olan Cübeyr bin Mutim’in kölesi idi. Habeşli olduğu için, el ile ok ve mızrak atmakta usta idi. Uhud savaşında, Cübeyr, Vahşi’ye; ‘Hz. Hamza (r.a)’ı öldürürse kendisini azat edeceğini' söyledi. Daha o zamanlar Müslüman olmakla şereflenmemiş olan Ebu Süfyan’ın hanımı Hind de, babasının ve amcasının intikamını aldığı takdirde Vahşi’ye bir ödül vaat etti. Vahşi Uhud savaşında bir taş arkasına saklanıp sürekli Hz. Hamza (r.a.)’ı gözledi. Hz. Hamza (r.a.) savaş halindeyken Vahşi ona mızrağını atarak onu şehit etti. Sonra gidip durumu Hind’e haber verdi. Hind sevinip üzerindeki ziynetlerin hepsini Vahşi’ye verdi. Hicret’in 8. yılında, Mekke fethedildiği gün, Vahşi Mekke’den kaçtı, bir süre dönmedi. Sonra pişman olup Medine’de mescide gelip selam verdi, Resulullah Efendimiz (s.a.v.) selamını aldı. Vahşi dedi ki: “Ya Resulullah, bir kimse Allah’a ve Resulüne düşmanlık yapsa, en kötü, en çirkin günah işlese, sonra pişman olup temiz iman etse Resulullah’ı canından çok seven biri olarak huzuruna gelse, bunun cezası nedir? Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: “İman eden, pişman olan af olur, bizim kardeşimiz olur” “Ya Resulullah ben iman ettim, pişman oldum. Allah-u Teala’yı ve O’nun Resulünü her şeyden çok seviyorum. Ben Vahşi’yim. Ashabı Kiram kılıçlarına sarılmış, işaret bekliyorlardı. Vahşi kapıya doğru yöneldi. Herkes “öldürün” emrini beklerken Resulullah Efendimiz (s.a.v.): “kardeşinizi çağırınız” buyurdu.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Kardeş sözünü işitince, Ashabı Kiram saygıyla onu çağırdılar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Vahşi’ye affolunduğunu müjdeledi. Hz. Vahşi (r.a)’ın çok büyük hizmetleri oldu dine, İslam’a. Hz. Osman (r.a) zamanında vefat etti.
ADNAN OKTAR:Allah rahmet etsin, maşaAllah. İslam’da kin, nefret yok. Görüyor musun affediciliği? Çok net örnek, maşaAllah.
“Selamun Aleykum benim yakışıklı, kadın ruhundan en iyi anlayan canım Hocam” diyor, inşaAllah öyle oluruz. Öyle insanlardan birisi oluruz, inşaAllah. “Sizin kadınlarla ilgili bütün anlattıklarınızı ‘kadınları anlamak mümkün değil’ diyen bütün kişilere armağan ediyorum” diyor. “Sizi çok seviyorum Allah için Hocam. Son zamanlarda ‘mürşitsiz olmaz, kişinin illa ki bir mürşide tabi olması gerektiğini’ duyuyorum. Sizin bu konuda görüşleriniz nedir? İnsanın Rabbi’ne ulaşması için, mürşit şart mıdır? Allah razı olsun canım Hocam. Ellerinizden öperim. Belçika’dan Burcu.” Ben düşünüyorum, Şeyh Nazım Hocamız gibi tatlı bir insan varken bir insan onu tanımazsa, sevmezse çok büyük kayıp içinde olur, diye düşünüyorum. Ben Hocamız’ı çok seviyorum, bayağı güzel, çok güzel bir duygu. İnsanlar da, Şeyh Nazım Kıbrısi Hocamız’ı çok sevsinler, inşaAllah. Bir mürşidi sevmek çok güzel, ona hürmet etmek çok güzel; çok modern, klas, çok kaliteli, sevecen, tatlı, dünya iyisi bir güzel insan, inşaAllah. Şeyh Mahmut Efendi Hazretleri de öyle, çok efendi ve munis bir insandır. Tabii Cübbeli gibi tipler yapışıp, onu rahatsız ediyorlar, o ayrı mesele, fakat o da çok efendi bir insandır. Gerçek mürşitlerdir yani son kalan gerçek mürşitlerdir, o açıdan söylüyorum. Yani dünyada mürşit pek kalmadı, gerçek mürşit 3-5 tane ancak vardır, toplam. Herkes tarafından biliniyor, kalmadı. Eskiden çoktu mürşit, inşaAllah. Çok iyi olur, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam. Size şöyle bir sorum olacak” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Ben Allah’a çok yakın, en yakın kılınanlardan olmak için dua ediyorum, ancak küçüklüğümden beri çok zeki olduğum, çok güzel ahlaklı olduğum yönünde sürekli telkinler aldığım için, bende aşırı bir yeterlilik duygusu var. Hangi konu olursa olsun birazcık gelişme gösterdiğimde, hemen kendimi bir şey zannetmeye başlıyorum. Bu konuda böyle olmasından endişe ediyorum. Allah’a en yakın olmayı isterken, birden kendimi cehennemin tam ortasında bulabilirim, Allah esirgesin. Kendimin bir hiç olduğunu bilerek, Allah’a en yakın kullarından olmak için ne yapmam gerekir Sevgili Hocam? Sevgiyle ellerinizden öperim. Sizi her zaman çok seveceğim, inşaAllah.” Feyza Çaylı Hanım, İstanbul’dan. Allah sevgini, muhabbetini, derinliğini artırsın. Allah sana hidayet versin, kalbini açsın. Bence, ben ne yaparım? Benim kitaplarımı okurum. En akılcı çalışma o olur, en güzeli o olur. Risale-i Nur desteğinde benim eserlerim son derece güzel olur. Ve her türlü kafanıza takılan soruyu en mükemmel, en anlaşılır şekilde kalbinize sindirtir, tam kanaat getirtirir, çünkü bayağı samimi yazılmış eserlerdir, demagoji yok, duygusallık yok, hurafe yok, abartı yok. Tam doğruyu akılcı, bilimsel delillerle ortaya koyan, mükemmel bir anlatım var, Türkçesi mükemmel, elfaz-ı küfür hiç yok, Ehl-i sünnet itikadına uygun, bütün cemaatleri, bütün toplulukları kucaklayan bir üslubu var, o yönüyle çok mükemmel. Bence bu nimetin iyi değerlendirilmesi gerekir. Çünkü benim hazırladığım siteleri hazırlayan da Allah’tır, beni vesile etti, kitaplarımı hazırlayan da Allah’tır, beni vesile etti. Ben 300 kitap nasıl yazayım? Allah yazıyor, Allah vesile ediyor beni ve insanlar da bu kitapları okuyor. Ben bu kadar imkana nasıl kavuşayım? Allah yaratıyor. Ben herhangi bir insanım, Ankara’dan geldim, gariban bir insandım. Allah sürekli muazzam imkanlar yaratıyor; CD’ler, internet siteleri… Mesela dünyanın en büyük internet sitelerinden bir tanesi benim internet sitem. Yüz binlerce giriş oluyor her birine ayrı ayrı yüz binlerce, her gün. Dünyanın her tarafından; Fransızca, İngilizce, Almanca, Sırpça, Hırvatça, Çince, Malayca ucu bucağı yok, bu çok büyük bir hizmet. Allah vesile ediyor. Allah zamanı geldiği için, herhangi bir kulunu vesile eder. Yani benim özel bir gücüm, yeteneğim olduğu için değil. O, güzel Hanım kardeşim de öyle; mutlaka zekidir, mutlaka akıllıdır. Allah onda güzel tecelli ediyor, hoş tecelli ediyor. O güzel kardeşim, o güzel Hanım her şeyin Allah’tan olduğunu bilirse, gönlü çok rahat olur. Her şeyi Allah’ın yarattığını bilirse, çok rahat olur, ki bir gerçek bu. Bir insan inanmasa da bu bir gerçektir.
“Selamun Aleykum” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Selam vermediğim herkese Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu diyorum. “Adnan Oktar Hocam, sizin yayınlarınızı çok güzel buluyorum ev ayrıca oradaki bayan hanımların çıkıp, programınıza renk vermesi ayrı bir güzellik. Şimdi Hocam, ben size bir Sure sormak istiyorum. Bu ülkede 10 Sure için ne söyleyebilirsiniz? Maide 44;” ne demek istiyor, cümle düşüklüğü mü var acaba?
“Ben Almanya’dan Engin, çok değerli Harun Yahya; Selamun Aleykum” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu “Şeyh Ahmet Yasin el Bursevi el Buhari Hazretleri’ni stüdyoya konuk olarak getirmeyi düşünüyor musunuz? Hayırlı işler ve dua edin, inşaAllah.” Bizim ne haddimize, biz onun huzuruna gideriz, inşaAllah. Zaten Hocamız’ın mübarek yüzünü televizyonda görüyorsunuz. Güzel konuşmalarını sürekli alıyoruz, ama bir karşılaşma gerekirse biz Hazret’in ayağına gideriz, ellerini öperiz, inşaAllah. Ama çok güzel insan, çok dürüst insan, çok efendi insan, ideal bir Müslüman, ideal bir mürşit. Allah feyzini artırsın, bereketini artırsın, inşaAllah, taabilerinin onu çok sevmesini nasip etsin, Allah ondan ayırmasın taabilerini, çok mübarek insan, maşaAllah. Çünkü Şeyh Nazım Kıbrıs-i Hocamız’ın, güzel kokusu var onda. Şeyh Nazım Kıbrıs-i Hazretleri’nin üzerine güzel koku nereden geliyor? Resulullah (s.a.v.)’den geliyor. Her ikisi de seyyiddir, biliyorsunuz. Şeyh Nazım Kıbrıs-i Hazretleri de hem seyyid, hem şeriftir yani iki koldan da hem Hz. Hasan (r.a)’dan, hem Hz. Hüseyin (r.a)’dan gelir soyu. Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri de seyyiddir, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in soyundandır, maşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Maide Suresi 44, “Gerçek şu ki, Biz Tevrat’ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'ın Kitabı’nı korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse insanlardan korkmayın, Benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kafir olanlardır.”‘Allah’ın hükmüyle hükmedeceksiniz’ diyor Allah. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de o zamanlar, Musevilere Tevrat’la hükmediyordu, Tevrat’ı getirtiyordu, rica ediyordu Tevrat’ı, Tevrat’ın aslına göre hükmediyordu. Hristiyanlara da İncil’in aslıyla hükmediyordu. Hz. Mehdi (a.s) da ahir zamanda Tevrat’ın aslıyla Musevilere, İncil’in aslıyla da Hristiyanlara hükmedecek, inşaAllah. Kuran ayeti o gerçeğe bakıyor, inşaAllah. Mesela Maide Suresi, 47. ayette: “İncil sahipleri” yani Hristiyanlar “Allah'ın onda” İncil’de “indirdikleriyle hükmetsinler.” İncil’e göre hükmetsinler. “Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, fasık olanlardır.” ‘Siz de İncil’e göre hükmedeceksiniz’ diyor, Allah. Musevilere de ‘siz de Tevrat’a göre hükmedeceksiniz’ diyor. ‘Tevrat’ın orijinaline, aslına göre, siz de İncil’in aslına göre hükmedeceksiniz’ diyor. Tevrat’ın aslı da, İncil’in aslı da zaten Kuran’da var, ama kendi kitaplarında da var. Biz oradan onu kitap haline getirdik zaten. İncil’i kitap haline getirdik, Tevrat’ı da kitap haline getirdik. Yani muhalif olan kısımları çıkarttık, tahrif edilmemiş kısımları, kitap halinde şu an bulunduruyoruz. İnternette de var, isteyenler oradan ücretsiz olarak indirebilirler.
ALTUĞ BERKER:İlgili hadisleri okuyorum Hocam, inşaAllah. Muhammed Bakır’dan rivayet ediliyor; “Hz. Mehdi (a.s)’ın Hz. Mehdi (a.s) diye isimlendirilmesinin sebebi şudur ki; ‘ Gizli bir işe doğru yönlendirilecek, Tevrat ve diğer semavi kitapları Antakya’da bir mağaradan çıkartacak ve Yahudiler arasında Tevrat’la, Hıristiyanlar arasında İncil’le hükmedecektir. ‘” Başka bir hadisi şerifte de; “Tevrat kitaplarını çıkartacak, Yahudilere karşı delil getirecektir.” “Tevrat kitaplarını oradan çıkartır ve onlara dayanarak Yahudilere münazara eder ve sonuçta bir grup Yahudi onun eliyle Müslüman olur.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Kuran’ın bu hükümlerini hiç yerine koyanlar var. Bu ayetleri okuyacaklar, ona göre hareket edecekler. Maide Suresi, 46. Ayet, şeytandan Allah’a sığınırım; “Onların (peygamberleri) ardından yanlarındaki Tevrat'ı doğrulayıcı”Tevrat’ı doğrulayıcı “olarak Meryem oğlu İsa'yı gönderdik ve ona içinde hidayet ve nur bulunan”bakın “içinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat'ı doğrulayan ve muttakiler için yol gösterici ve öğüt olan İncil'i verdik” diyor, Allah. Adam, hiç hükmüne koyuyor. Hiç hükmüne koyulur mu? O zaman sen iman etmemiş olursun, dinden çıkarsın. İncil var, Tevrat var; hak kısımları geçerlidir, inşaAllah. “Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve onların hevalarına uyma”diyor, Allah yine 49. ayette. Maide Suresi, 48. ayette; “Sana da (Ey Muhammed,) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı” Tevrat ve İncil yanında Peygamberimiz (s.a.v.)’in. Onların doğru olan, tahrif olmamış kısımlarını biliyordu Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zaten. “ve ona 'bir şahid-gözetleyici' olarakKitab'ı (Kur'an'ı) indirdik. Öyleyse aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların heva (istek ve tutku)larına uyma.”‘Kuran’a göre hareket et’ diyor, Cenab-ı Allah. Aynı zamanda Hz. Mehdi (a.s)’a hitaptır bu, aynı zamanda bütün Müslümanlara hitaptır. “Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu,) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir”diyor, Allah, inşaAllah. Maide Suresi 56, “Kim Allah'ı, Resûlü’nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır.” Hizbullah; Allah hizbi, Allah taraftarlarıdır. Ebcedi; şeddesiz; 2007, şeddeli; 2055 tarihini veriyor. Tam dünya hakimiyetinin tarihini veriyor, inşaAllah. Bakın,“hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır.” ‘Hizbullah’tır’, diyor Allah yani Allah hizbi, Allah taraftarları demek Allah hizbi aynı kelime. Kuran’da geçen şekli de ‘Hizbullah’ olarak geçer Kuran’da, inşaAllah. “Ey iman edenler, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi, alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin.” Demek ki; Hristiyanlardan, Musevilerden, it kopuk takımından da, müşriklerden de kim olursa olsun, “Ey iman edenler, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi, alay ve oyun (konusu) edinenleri” İslamiyet ile alay ediyorsa, oyun oynuyorsa “ve kafirleri” küfür içinde dinsiz, ateist, komünist veyahut neyse artık, ama dinle alay ediyor, hakaret ediyor, oyun oynuyor haşa, Allah diyor ki; bunları “dostlar (veliler) edinmeyin.” ‘bunlarla bir dostluğunuz olmasın’ diyor. ’Bunları bir yönetici kılmayın, başınıza getirmeyin, muhatap olmayın’ diyor, Allah. “Ve eğer inanıyorsanız, Allah'tan korkup-sakının.” Çünkü dine saygılı olacak. Bir Müslüman nasıl Hıristiyanlığa saygılı, Museviliğe nasıl saygılı, aynı şekilde bir Musevi, bir Hristiyan, bir kafir de Müslümanlığa saygılı olacak. Saygılı değilse onunla bir velayet kalmaz, inşaAllah. Cenab-ı Allah, Kuran’da ona dikkat çekiyor.
Yeni videolarımız vardı, önce bir onları dinleyelim. Tahir Gürdere Hocamız’ın vardı, ona bir bakalım.
VTR-Üstad’ın Talebelerinden Tahir Gürdere Ağabey, İslam’ın Dünyaya Hakimiyetinin Başladığını Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Evet, Hocalarımızı yine dinleriz, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Muhammed Arslan Hocam. Hocam, Kutlu Doğum Haftası nedeniyle düzenlenen bir programda, İslam Birliği Derneği adına sizin Türk İslam Birliği’ne Çağrı kitabınız ve tişörtünüzü ilahi sanatçısı Mustafa Dursun’a” hediye etmiş ve Cemal Kuru Beyefendiye hediye etmiş. Onlar da sevgilerini ifade etmişler. “Cemal Kuru Beyefendi size olan hayranlığını ve samimiyetini bildirmek üzere beni görevlendirdi” diyor. “Hocam bol bol selam gönderdi. Videosu Facebook’ta, kaydettim Hocam. Saygılarımla Kayseri’den Yunus Çakır” iyor. Biz de onları çok seviyoruz. Müslüman Müslüman’ı sever, kardeştir, şefkat duyar, koruyup kollar. Hiç fark etmez, hangi cemaatten, hangi gruptan olursa olsun, hepsine ben derin sevgi duyuyorum, ki Hristiyanlara da şefkat duyuyorum, Musevilere de şefkat duyuyorum, dinsizlere, komünistlere de şefkat duyuyorum, masonlara da şefkat duyuyorum, hiçbirine karşı içimde bir öfke yok; şefkat duygusu var, kurtarmak duygusu var. İyi olmalarını istiyorum.
SUNUCU:Yarım saat sonra, A9 Tv, Kaçkar Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tvsitemizden devam edeceğiz. Bizi yarın 22:00’dan itibaren A9 Tv, Aba Tv, Kocaeli Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo ve www.HarunYahya.Tvsitemizden takip edebilirsiniz.
Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...