SUNUCU:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam A9 Tv, Çay Tv, Kanal Avrupa, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara, www.HarunYahya.Tv, Ankara Beypazarı Seyelan Tv, Çorum Kanal 19, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo ve Uşak Egem Tv’den canlı olarak yayınlanan, Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza hoş geldiniz.
ALTUĞ BERKER:Siz hep “Güneydoğu halkının dindarlığını ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e olan sevgilerini” anlatıyorsunuz. Diyarbakır’da kutlanan Kutlu Doğum Haftası’na çok yoğun bir ilgi olmuş. 18 bin kişilik stadyuma sığmayan kalabalık, stadyumun dışından programı takip etmişler. Sayın Diyanet İşleri Başkanı da çok önemli bir konuşma yapmış. Konuşmasında Güneydoğu’lu kardeşlerimizin, dindarlığını ve samimiyetini övmüş. Siz de; “Kürt kardeşlerimize çok sevgi dolu yaklaşılmasının önemli olduğunu” belirtmiştiniz, inşaAllah. Mehmet Görmez şöyle söylemiş konuşmasında, önce Kürtçe mevlitten sonra; “Alemlerin Rabbine sınırsız hamdolsun. O Allah ki, bize bu büyük dini bahşetmiş” diyerek, Kürtçe başlamış konuşmasına. Sonra da şöyle söylemiş; “Bizi birbirimize bağlayan iman kardeşliğidir. O da; ‘La ilahe İllAllah Muhammeden Resulullah’ sözüdür. Bu bizi kardeş kılan, ırk ve renk ayrımlarının hepsini ortadan kaldıran ve kardeş kılan bu kelimedir. Bunun bir hukuku var. İstanbul ve Ankara, Hakkari ve Şırnak’taki kardeşiniz, bu kelimeyle size bağlı ve size haksızlık yapmamak zorunda, siz açken tok yatmamak zorunda; işte bu kardeşlik bugün ortaya çıkan bir kardeşlik değil, Diyarbakır’ın kapılarını İslam’a açtığı günden beri devam ediyor ve devam edecek bu kardeşlik” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Şahane, çok güzel, ama tabii imani çalışmaların daima ilmi, felsefi zeminini çok güçlü tutmak lazım. Mesela Avrupa’da Hıristiyanlık esasmış gibi görünür ama Darwinizm esastır. Bütün devletlerde, üniversitelerde, hükümetlerde, Darwinizm esastır ama dini usulen söylerler. “Ben dindarım” der, “Allah’a inanıyorum” der ama Darwinisttirler. Asıl olan ilmi, felsefi hazırlık yapılması ve aydın kesimin özellikle hedeflenerek çok iyi eğitilmeleri.
ALTUĞ BERKER:Suriye’de Baas Güçleri halka işkence yapmaya devam ediyor, Hocam. Yüzlerce kişinin öldüğü ve binlerce kişinin tutuklandığı söyleniyor. Bazı görüntüler var, uygun görürseniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bakayım. Suriye Hükümeti, çok büyük hata yapıyor. ‘Belaya kaşınma’ derler ya, belaya kaşınma gibi bir şey. Yalvarıyor gibi, “belayı istiyoruz” gibi bir şey olmuş. Beşir Esad bu kadar iradesiz, güçsüz mü? Ben bunu aklı başında, oturaklı bir adam zannediyordum. Bu kadar aciz mi, polise, askere emir veremeyecek kadar zavallı mı? Nasıl bir insanmış bu böyle? Çok anormal. Akıllarını başlarına alsınlar, çok büyük terbiyesizlik yapıyorlar. Halka bu şekilde işkence olmaz, bu da görünen, görünmeyen kim bilir nedir. Tam komünist kafası, bunu atacaklar. Halktan özür dileyip, bu işkenceyi hemen durdurması lazım, müthiş kepazelik. Demek ki yıllardan beri Suriye böyleymiş, değil mi?
ALTUĞ BERKER:“Kaddafi’ye ülke arıyorlar” başlıklı bir haber var Hocam. Siz daha olayların ilk başında bunu söylemiştiniz, “Bir ülkeye göndersinler” demiştiniz. Amerika yönetimi ve müttefiklerinin Kaddafi için bir ülke arayışında olduklarını yazmışlar haberde, Hürriyet’te.
ADNAN OKTAR:Fransa’ya gitsin, seviyor Fransa’yı işte. İtalya’ya da gidebilir, gitsin, orada dursun. Aslında zamanında sözümüzü dinleseydi, çok şahane olacaktı, bayağı güzel olacaktı ama geciktirdi.
Biraz Kuran mucizelerinden, iman hakikatlerinden önce bir kıyamet alametlerinden konuşalım. Önce ahir zamanla ilgili filmimizi bir seyredelim, sonra ben açıklayacağım, anlatacağım, inşaAllah.
VTR-Hz. Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alametleri.
ADNAN OKTAR:Evet, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in belirttiği hadislerin bilinmesi, tahakkukunun bilinmesi, bir dinsizde, çok büyük şaşırma meydana getirir ve imanına vesile olabilir. Hıristiyan’ın, Müslüman olmasına vesile olabilir, Musevi’nin, Müslüman olmasına vesile olabilir, Müslüman’ın, imanını artırır, çünkü çok şaşırtıcıdır. Mesela, yarın olacak olayları Peygamberimiz (s.a.v.) bize bildirse, hepsi, tamamı olsa, tek tek, saat saat verilse, şu saatte şu olacak, şu saatte şu olacak, hepsi doğru çıksa, ne olur? Müthiş bir iman hakikati olur bu, derin bir imana sebep olur. Şimdi bu durumda aynısı olmuş, saat saat ahir zamanı bildirmiş Peygamberimiz (s.a.v.). Saatlere ayıracak olursak; şurada şu, şurada şu anlatmış, hepsi de olmuş. Sırf inat ve gururdan, birçok insan anlamazlıktan geliyor. Yani ahir zamanın harikalığına insanlar bir dikkatli baksınlar. Bakın Peygamber (s.a.v.) söylüyor. Peygamber (s.a.v.)’in söylediği bir mucizenin bilinmesi, insana bir şey kaybettirmez, değil mi? Ne zararı olabilir? Herhangi bir cemaatten, tarikattan olduğunu bilelim, kalben inanması veya farkına varmasının ne mahsuru olabilir? Sadece hoşuna gider. Sırf muhannetlikten, inatlıktan birçok ahlaksız, açıkça Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerini görmezlikten geliyor. Cahilliğinden yahut dinsiz olduğu için görmeyenler o ayrı, onlar bizim kaale alacağımız durum değil. Ama sırf hasetliğinden ve ahlaksızlığından, alenen tahakkuk eden hadisleri görmezlikten geliyorlar; bir tane, iki tane, on tane, yirmi tane değil. Sırf o kavgacı ruhtan, sırf o azgın ruhtan kaynaklanıyor bu, terslik olsun. Halbuki, belli ki çok büyük bir mucize. Biz bu mucizeyi kimden duyarsak duyalım harikadır, çok şaşırtıcıdır. Kim söylerse söylesin bize. Kendi kendilerine bir din çıkarıyorlar, bir inanç sistemi çıkarıyor. Bakıyor ki tebliğ zor, İslam’ı yaymak zor, Mehdiyet zor. Onlardan kurtuluşun bir yolunu buluyor adam. Mesela diyor ki; “Bana rüyamda vahiy gibi bir ses geldi, 4 saat” diyor, “4 saat diye bir ses duydum” diyor. “Nedir bu 4 saat dedim” diyor, “’orasını kurcalama’ dediler bana” diyor, mahalle ağzıyla, kahvehanede konuşur gibi sanki. Sonra da adam bunu çarpıyor, bölüyor, bir şeyler yapıyor, “; 700 senelik bir vakit var Kıyamete, çok rahat olabilirsiniz” diyor. Taraftarlarının Kıyamet korkusunu onlardan kaldırıyor bir kere. Kıyamet korkusu, zaten Allah korkusuna sebep olur, Allah korkusunun yolunu da kapatmış oluyor, Allah yolunda ceht etmenin yolunu da kapatmış oluyor, heyecanın yolunu kapatıyor, İttihad-ı İslam’ın, Türk İslam birliğinin yolunu kapatıyor. Şimdi kapatınca tabii bir vicdani boşluk meydana geliyor, onlar zaten vicdanı boşlukta bırakmıyor, ne diyor? “Sakalı şöyle uzunca bırakın aşağıya kadar, sakal bırakmayan fasıktır” diyor, “Bak, bütün fasıklar sakal bırakmıyor. Siz takvasınız, ehli iman olarak seçilmiş bir cemaatsiniz, seçilmiş bir ümmetsiniz, fırkayı naciyesiniz, kurtulanlar sizlersiniz” diyor. “Sakalın boyunu görüyorsun; bir kısmı tamamen kesiyor, bir kısmı kısacık bırakıyor” diyor, “üstün müsün, değil misin? Üstünsün, görüyorsun. Onda sarık var mı? Yok. Sende sarık var mı? Bembeyaz, şahane sarık var. Üstün müsün? Üstünsün. Onda şalvar var mı? Yok. Sende şalvar var mı? Var. Sen üstünsün bak, görüyor musun?” diyor. “Onda cübbe var mı yok? Yok, sende cübbe var. Üstün olduğunu gördün mü?” diyor. “Ahir zamanın en mükemmel topluluğu, en mükemmel grubu olduğunu anladın mı şimdi?” diyor, “Anladım” diyor. “Bak sana da bu grupta olmanın bir güzelliğini göstereceğim; senden Kıyamet korkusunu kaldıracağım” diyor, “Allah korkusundan kaynaklanan Kıyamet korkusunu kaldıracağım. 700 seneye çıkarttım, 700 sene sana kolaylık, Kıyametten korkma” diyor. Bakın, “bütün Müslümanlar Kıyametten korkarken senin korkmana gerek yok, bu cemaatte olduğun için bir kolaylık olarak Kıyametten korkmana gerek yok.” diyor. Halbuki Müslümanlar, her an kıyametten korkmakla mükelleftir, Kuran’ın açık ayeti var. Kuran’ın açık ayetine rağmen adam; “korkmana gerek yok, rahat ol” diyor. İttihad-ı İslam için gayret etmesine gerek var mı? “Sen zaten üstünlüğü elde etmişsin, ona da gerek yok” diyor. “Çünkü İttihad-ı İslam için, daha 700 sene var. Türk İslam birliği için gayret etmene gerek yok” diyor. Peki küfür hakim olursa ne olur, küfür saldırsa? “Şehit olursun zaten bir şey olmaz. Senin bir karşı atak yapmana, ilmi çalışma yapmana hiç gerek yok” diyor, yani “tebliğ yapmana, kitap dağıtmana, televizyon kanalı kurup anlatmana; bunlara gerek yok” diyor. “Sen otur evde zikir yap, pilavı yerde ye, elinle ye pilavı, akik taşlı gümüş yüzük de takarsan, sakal da zaten uzamış, sarık, cübbe hepsi tamam, bitti kurtuldun gitti” diyor. “Görmüyor musun adam metruş, sakalı kesmiş, kravatı takmış boynuna geziyor” diyor. “Sen üstün olduğunu görüyorsun. Allah sana vesile ediyor, beni de bu yolda size yardımcı kılıyor, buna gerek yok” diyor. “Allah öyle Aziz’dir ki, sizin gücünüzün yetmeyeceğini bildi, sizden sakıt etti ahir zamanı, Mehdiyet’i sakıt etti” diyor. “Çoluğa çocuğa karışıyorsunuz, eğlenceye karışıyorsunuz” diyor. “Bakın, Allah zamanını nasıl biliyor, Cenab-ı Allah. Ahir zamanı sizin yapamayacağınızı bildiği için erteledi, 700 yıl sonraki Müslümanlar yapacak, ama bu yüzyılın en büyüğü sizsiniz. Mahmut Hocamız da en büyük müceddidtir, siz de en büyük topluluksunuz” diyor ve o insanları, İslam’ın asıl şartı olan İttihad-ı İslam’ı savunmaktan alıkoyuyor, bir. Kıyamet korkusundan onları alıkoyuyor, iki. Hz. Mehdi (a.s) sevgisinden alıkoyuyor, üç. Hz. İsa (a.s) sevgisinden ayrı koyuyor, dört. Türk İslam Birliği’nin meydana gelmesi durumunda, büyük bir kurtuluş ve ferahlık olacağı belliyken, bunu durduruyor, beş. Altı, yedi, sekiz, dokuz, on… adam, oraya kadar gidiyor. Mahmut Hocamız’ı da alelacele, ısmarlama müceddid ilan etti. 32 yıl sonra kafasına dank etti, biz köşeye sıkıştırınca, dedik ki: “Sahih hadis kitaplarında; ‘her yüzyılda bir müceddid geliyor’ demiyor mu?” dedik. “O zaman, hiç olmazsa buradan düşün bari, bir müceddid gelmesi gerekiyor. Bu yüzyılın en büyük müceddidi kim?” dedik. Düşündü, taşındı, baktı olacak gibi değil “bari Mahmut Hocamız’ı yapayım” dedi. Hindistan’dan topladı gariban insanları, onlara imzalattırdı, “Bu asrın müceddidi sensin” dedi. Arkasından da diyor ki: “Birçok müceddid olabilir” diyor. Kendi de biliyor, Mahmut Hocamız’ın müceddid olmadığı kanaatinde zaten, “çok fazla müceddid olabilir” diyor. “Her ülkenin ayrı müceddidi olur, her ülkede ayrı ayrı müceddidler olabilir” diyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ne diyor? Dünyanın müceddidinden bahsediyor Peygamberimiz (s.a.v.), değil mi? Bana göre Mahmut Hocamız müceddid ve cemaati de çok mübarek insanlar, sünnete uymalarına da çok memnun oluyorum, mutlu oluyorum, sevinç duyuyorum. Ama bu Cübbeli’nin, bu acayip politikasını anlamayan, o cemaatin içinde yüzde 1’de olsa bir kesim var. Onlar, bu adama uyup hata içerisinde oluyorlar ve kendilerini de tam doğru yolda zannediyorlar, isabetli yolda zannediyorlar. Cübbeli’nin bir filmi vardı, onu hazırlasınlar gösterelim. “Siz yapamazsınız, çoluğa çocuğa karışmışsınız” diyor. Kendisinin de aciz olduğunu söylüyor, örnek olarak gösteriyor. Halbuki kendini imam gibi gösteriyor, dava adamı, Mahmut Hocamız’ın baş yardımcısı gibi havalara giriyor. “En bozuğunuz benim” diyor, adam. “Ödlek korkak bir şey olduk” diyor, ödlek ve korkak olduğunu söylüyor, onların da ödlek ve korkak olduğunu söylüyor. “Siz dünyaya dalmış adamlarsınız, ama aynı zamanda en takva da sizsiniz” diyor, “en büyük de sizsiniz aynı zamanda” diyor. “Ama sizden de Mehdiyet’e yardım etmek, Hz. Mehdi (a.s) talebesi olmak, sakıt olundu, Hz. İsa (a.s) talebesi olmak sakıt oldu, kalktı, İttihad-ı İslam için gayret etmek de, İttihad-ı İslam için mücadele etmek de sizden sakıt oldu, kalktı” diyor. “Rahat olun, sadece evlenin zaten evleniyorsunuz, çoluk çocuğa karışıyorsunuz onun için Allah sizden sakıt etti, Rabbim bilir ne zaman ne yapılacağını, size bu görevi vermedi” diyor ve on binlerce, yüz binlerce insanı felç etme yönünde bir politika izliyor, birçok insan da fark edemiyor. Çünkü hakikaten bakıyor sarığı var, cübbesi var, sakalı da var, karşısındaki adamda sakal yok, sarık yok, cübbe yok, “ben evliya gibi adamım” diyor. “İttihad-ı İslam için gayret etmemek, mecburen öyle olmuş oluyor, çünkü bizim vaktimizin çalışması olsa ben zaten yapardım” diyor. “Biz çoluğa çocuğa karışmış durumdayız, Allah bizden sakıt etmiş. İleriki nesillerin faaliyeti olacak bu, ama bu nesilde en mübarek, en muhterem biziz, benim” diyor. Yüzde bir de olsa böyle bir kitle var Mahmut Hocamız’ın cemaatinde ve kendilerini mahvediyorlar. O film hazır mı?
VTR-Cübbeli, Zorluklara Karşı Dayanıksız Olduğunu Şöyle Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Bakın, “bu millet” diyor, bütün Türk Milletini söylüyor, “ekmeği bulduğunda, yiyecek de verirsen her şeyi yapar” diyor, ama olumsuz yönde “her şeyi yapar” diyor. Ağzından çıkanı kulağı da işitmiyor. Böyle bir insanın eline çok büyük kitleleri veriyorlar ve bir kısım insanlar, bunun peşinden gidiyor Uyarıyoruz, anlatıyoruz yine bir kısmı anlamıyor.
ALTUĞ BERKER:Hocam, bugün malumunuz merhum Turgut Özal’ın vefatının 18. yıl dönümü. Hayatından bilgiler var uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Evet, dinleyelim.
ALTUĞ BERKER:Turgut Özal; 1927 yılında Malatya’da doğmuş, 1993 yılında vefat etti. 45 ve 46. dönem hükümetlerinde Başbakanlık yaptı. Türkiye’nin 8. Cumhurbaşkanı oldu. İstanbul Teknik Üniversitesi elektrik mühendisliğini burslu olarak okudu. Elektrik İşleri Etüt İdaresi’nde çalıştı. Ardından Teksas Teknik Üniversitesi’nde ihtisas yaptı. 43. hükümet döneminde Başbakanlık Müsteşarlığı ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı görevine getirildi. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra, Bülent Ulus hükümetinde, ekonomiden sorumlu başbakan yardımcılığı görevine getirildi. 20 Mayıs 1983’te, Anavatan Partisi’ni kuran Özal, 6 Kasım 1983 seçimlerinde, 400 kişiden oluşan parlamentoda 211 kişilik milletvekili çıkararak, tek başına iktidar ve 45. hükümetin Başbakanı oldu. 1987 yılında yapılan genel seçimlerde de, 292 milletvekili çıkartarak tekrar çoğunluğu sağladı ve 46. Hükümetin başbakanı oldu. 18 Haziran 1988 Cumartesi günü, Ankara Atatürk spor salonunda, Anavatan Partisi’nin 2. olağan kongresinin düzenlendiği sırada, Kartal Demirağ isimli bir saldırgan tarafından düzenlenen suikasttan, yaralı olarak kurtuldu. Turgut Özal, 17 Nisan 1993’te 5 ülkeyi kapsayan, 12 günlük Türkistan gezisinden sonra vefat etti. Özal’ın cenazesine, Türkiye’nin dört bir yanından yüz binlerce kişi akın etmiş, televizyonlardan canlı yayınlanmış, ülkede bayraklar yarıya indirilmişti, Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, Allah rahmet etsin. Genellikle Türkiye’de orta sağ sürekli iktidar olur. Demokrat Parti ile başladı, Adalet Partisi ile devam etti, ANAP ile devam etti sonra AKP ile devam etti. Yani sürekli, orta sağ istisnasız iktidardır Türkiye’de. Genelde de Hz. Mehdi (a.s) zuhur edene kadar, o şekilde olacak, onu söyleyeyim. Bunu kim söylüyor? Bunu Bediüzzaman Said Nursi söylüyor. Yani “sürekli orta sağın, Hz. Mehdi (a.s) hakim oluncaya kadar, iktidarda olacağını” söylüyor.
ALTUĞ BERKER:Zaten vesilenizle pek sol kalmadı Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet
ALTUĞ BERKER:Yeni Şafak Gazetesi’nde, Nazif Gürdoğan; “Orta Doğu Birleşik Devletleri” başlıklı bir yazı yazmış. Yazısında; “Müslüman ülkeleri zamanında birbirlerinden kalem, cetvelle ayırdılar, böylece önemlerini büyük ölçüde yitirmelerine neden oldular. Artık bugün hiçbir ülke, kendi sınırları içinde kalarak süper güç olamaz. Müslüman dünyası da Amerika gibi bir birleşik devlet oluşturmalıdır. Türkiye bunu Avrupa içinde kalarak yapmalıdır. Sadece Avrupa üyesi olmakla, Türkiye dünya gücü haline gelemez. Müslüman ülkeler de mutlaka birlik oluşturmalıdır” demiş Hocam, inşaAllah.
Irak’taki İngiliz askerlerinin, Iraklı bir sivile, sorgu sırasında işkence uyguladıklarıyla ilgili bir video ortaya çıkmış, kısa bir video. Söz konusu görüntülerde, ölen arkadaşlarının intikamını almak isteyen askerlerin, feci şekilde dövdüğü sivilin, kanlar içinde kırılan çenesinin de sallandığı görülüyor ayını zamanda.
ADNAN OKTAR:Nerede bu film? Cübbeli’nin kafasına göre “700 yıl öyle bekleyin, ağzınızı, burnunuzu kırsınlar, Müslümanların ırzı, namusu payimar edilse bile Hz. Mehdi (a.s) da gelmeyecek, Hz. İsa (a.s) da gelmeyecek, oturun oturduğunuz yerde” diyor. “Ben Malta’ya gideceğim, gezeceğim, o arada da siz ne yapıyorsanız yapın” diyor. En bozuğunun da kendisi olduğunu söylüyor. Ödlek, korkak bir şey olduğunu söylüyor. Elinde baston, kiliselerin mermeriyle ilgileniyor, onlarla haşır neşir oluyor. Bir oraya gidiyor, bir buraya gidiyor, bu arada da Müslümanlar perişan ediliyorlar. Tek söyleyeceği şu; “Ben İttihad-ı İslam’ı istiyorum” diyecek, diyemiyor adam, demiyor yani. Onu dememeyi şimdi onur vesilesi kıldı bir kısım takipçileri de, onu büyük bir şerefmiş gibi, iftiharla söylüyorlar; “Hz. Mehdi (a.s)’ın gelmeyeceğini, Hz. İsa (a.s)’ın gelmeyeceğini, İttihad-ı İslam’ın olmayacağını, Türk İslam birliğinin olmayacağını, böyle bir şey için gayret etmeye gerek olmadığını.” Onların bir kısmı, sakalın, cübbenin içinde kurtulacaklarını zannediyorlar. Yüzde bir de olsa böyle hatalı, eksik bir kısım var, ama gördünüz Mehmet Talu Hocamız çıktı, aslanlar gibi kükredi, ki cemaatin büyük bir bölümü Mehmet Talu Hocamız’ın zihniyetindedir, yani yüzde 99’u gayet aklı başında dava adamlarından oluşuyor.
ALTUĞ BERKER: Amerika’da bir üniversite, Brandeis Üniversitesi, oradaki akademisyenler, Türkiye’nin bölgedeki etkisi üzerine bir araştırma yapmışlar. Akademisyenler şu yorumda bulunmuşlar: "Artık Türkiye'yi, bölgesel gerilimlere arabulucu olmada daha aktif rol oynarken göreceğiz. Türkiye, bölgede, ABD ve Avrupa'nın politika ve çıkarlarıyla her zaman uyuşmayacak, daha bağımsız bir dış politika yürütecek gibi görünüyor” demişler. “Ayrıca, rol model ve bölgesel güç olarak Türkiye, İran'ın bölgeye etkisi karşısında, dengeleyici faktör haline gelebilir” demişler. “Arap dünyasındaki popülaritesi ve emsalsiz düzeydeki etkisi Türkiye'ye, bu ülkelere demokratik kurumlarını geliştirmede, etkili şekilde yardımcı olma imkanı sağlayabilir" diye yorumlamışlar Hocam.
ADNAN OKTAR:Şeytandan Allah’a sığınırım, Hadid Suresi, 27. Ayet “Sonra onların izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ardınca gönderdik.” Peygamberler silsile olarak peş peşe geliyorlar. “Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık.”Yani, ‘İncil’e tabi olanların kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık’ diyor Allah. ‘Hıristiyanlığın bir özelliği, şefkat ve merhametin yoğun olmasıdır’ diyor Allah. Bunu bir hüküm olarak belirtmiş Allah. Şefkat ve merhamet; biz de Müslümanlar olarak, şefkat ve merhameti esas almamız lazım, inşaAllah. Kuran’da da hakimdir, şefkat ve merhamet, İncil’de de hakimdir. “(Bir bid'at olarak) Türettikleri ruhbanlığı ise”yani, uydurdukları, sonradan çıkarttıkları ruhbanlığı ise, “Biz onlara yazmadık (emretmedik).” ‘Ben böyle bir şey söylemedim’ diyor Allah, ‘İncil’de öyle bir emrim yok’ diyor. “Ancak Allah'ın rızasını aramak için (türettiler)”‘Ruhbanlığı türettiler, olmayan bir şeyi söylediler’ diyor, “ama buna da gerektiği gibi uymadılar.”‘Yani İncil’de yazan, ruhbanlığın ortaya çıkarttığı inançlara da gereği gibi uymadılar’ diyor. “Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik,”‘Samimi iman edenlere sevap verdik’ diyor, Allah. “Onlardan birçoğu da fasık olanlardır.”‘Birçoğu da günahkardır’ diyor. 28, “Ey iman edenler, Allah'tan sakınıp-korkun” Allah’tan korkmak, Müslüman’ın en belirgin vasıflarındandır. “Ve O'nun elçisine iman edin” Peygamberine iman edin, “size Kendi rahmetinden iki kat (güzel karşılık) versin” iki kat sevap versin. “Size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur kılsın”Biz yürürken bir nura ihtiyacımız var, akla ihtiyacımız var, basirete, ferasete ihtiyacımız var. “Size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur kılsın”yani, hayatta yaşarken, ihtiyacımız olan o güç, Allah’ın verdiği güzel güç, “ve size mağfiret etsin.”Size acısın, bağışlasın. “Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.”“Öyle ki; Kitap ehli, Yahudi ve Hıristiyanlar Allah’ın fazlından hiçbir şeye güç yetirip sahip olmadıklarını” “Allah’ın fazlından hiçbir şeye güç yetirip sahip olmadıklarını”, çünkü her şeye güç yetiren Allah’tır. Kendilerinin müstakil bir gücü olmaz. “Ve fazlının muhakkak Allah’ın elinde olduğunu” yani, bütün gücün Allah’ın elinde olduğunu “Onu dilediğine verdiğini” istediği kimseye üstünlük ve güç verdiğini “bilip öğrensin. Allah büyük fazl, ihsan ve lütuf sahibidir.”
ALTUĞ BERKER:Diyanet İşleri Başkanlığı, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Kutlu Doğum Haftası nedeniyle, vesilesiyle bir internet sitesi açmış. Sitenin adresi; www.merhamet.org. Sitede, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in, şefkat, merhamet ve sevgi dolu kişiliğinden örnekler, bu konu ile ilgili kitaplar, makaleler, hadisler, rivayetler yer alıyor. Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı, bu konu ile ilgili videolar hazırlamış, radyolara ilanlar vermiş inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet. Mustafa Aydın, Darıca Kocaeli. “Selamun Aleykum saygı değer Hocam, hürmetle ellerinizden öper saygılar sunarım. Astronot efendinin ve bazı arkadaşlarının, Muhterem Mahmut Efendi’nin sözlerini dinlemediklerinin ve kararlarının kendi kafalarına göre değiştirdiklerini düşünüyorum. Bunu düşünmeme sebep olan, Rahmetli Erbakan Hocamız’ın ifadeleri şu şekildedir: ‘Geçen seçimde, kendi oylarının Ak Parti’ye verildiğini ve bunun nedenlerini araştırdıklarını’ ifade eden Erbakan, şöyle konuştu: ‘Geçen seçimde hepimizin bildiği inançlı bir gurup, evlatlarını topladı”. Yani, Mahmut Hocamız’ın cemaatini kast ediyor. ‘Bendenizi de çağırdı’, Mahmut Hocamız, Erbakan Hoca’mızı çağırmış. ‘Yardımcılarını da çağırdı’. Bu, işte Cübbeli ve başka kişileri. ‘Ve dedi ki; ‘ben hastayım, seçimler geldi, sizinle meşgul olamayacağım, şu yardımcılarım meşgul olacak’. Yani Cübbeli, asıl zaten işin içinde olan o. ‘Yardımcılarına döndü ve bendenizi göstererek’ yani Erbakan Hocamız’ı göstererek, ‘Hocamız’ın izinden ayrılmayacaksınız dedi.’ Hocamız’ın izi, Cübbeli’yi ilgilendirmiyor ki. O, Fatih Altaylı’nın izine takıldı, Aydın Doğan’ın izine takıldı. Fatih Altaylı, Erbakan Hocamız hakkında, olmadık çirkin sözler etti, akıl almaz sözler etti, yakışıksız sözler etti. Tek kelime çıtını çıkartmadı. Ama kendisi ile ilgili olduğunda, cingir cingir kendini savunuyor. Erbakan Hocamız ile ilgili olduğunda da, hiçbir konuşma yapmadı. Yani, nefes dahi almadı. Hiç ilgilenmedi. Ama kendini savunmada ne kadar titiz olduğunu gördünüz, güya savunmada. ‘Hocamız’ın izinden ayrılmayacaksınız dedi’. Yani, Erbakan Hoca’mızın izinden ayrılmayacaksınız diye Mahmut Hoca’mız talimat veriyor. ‘Seçime gittik, bunların camisinin önündeki sandığın’ yani İsmail Ağa Cami’sinin önündeki sandığın ‘ne oy aldığına baktık. Yüzde 50 Ak Parti oy almış, yüzde 10 Saadet Partisi oy almış’. Saadet Partisi’nin oyu yüzde 10, Ak Parti’nin yüzde 50. ‘Kendilerini çağırdık’, bu Cübbeli’yi falan, ‘Dedik ki; size bu tebligat yapıldığı halde, bu hal nedir?’ Yani, Mahmut Hocamız size bunu söylediği halde, bu neden böyle oldu diyor, ‘dediler ki; ‘hata yaptık’”. Yani, tabii ki biz, Ak Parti’ye oy verilmesinden rahatsız olmayız. Ama bir söz verildiyse, o sözün yerine getirilmesi gerekir. Yani orada mesela, Cübbeli’nin verdiği bir söz varsa, orada dürüst davranması lazım. Mesela diyecek; Hocam, ben şu nedenlerden dolayı, Saadet Partisi’ne oyumu vermem, vermeyeceğim, Ak Parti’ye oy vereceğim diye söylemesi lazım. Mesela, benim gizlim saklım yok. Ben Ak Parti’nin, iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı, güçlü mücadele yaptığı kanaatindeyim. Yani, en güçlü mücadeleyi yaptığı kanaatindeyim. Mafyaya, devlet mafyasına, iddia edilen Ergenekon terör örgütüne destek olan hiçbir partiyi de vatandaşlarımız desteklemesin. Yani çok büyük vebal altında kalırlar, çok büyük vebal altında kalırlar. Yani, katilleri destekleyen bir parti varsa, katilleri destekleyen parti, yüzlerce, binlerce milyonlarca kişinin katillerini destekliyorsa, o partiyi iktidara getirdiğinde, onun canı artık eman altında değildir. Yani, belanın içine girmiş demektir. Çünkü bir siyasi parti çıkıp, devlet içerisindeki mafya örgütlenmesini, iddia edilen Ergenekon terör örgütünü alenen ve açıkça destekliyorsa, bu ne demektir? Ben sizi, iktidara geldiğimde doğratacağım, mahvettireceğim, faili meçhullerle öldürteceğim, Türkiye’yi paramparça ettireceğim anlamına gelir. Başka bir anlamı olmaz. Yani, çok büyük bir gaflet ve dalalet içinde olması lazım, iddia edilen Ergenekon terör örgütünü destekleyen bir partiyi, aklı başında bir Müslüman’ın desteklemesi için yani, aklında çok ciddi bir sorun olması gerekir. Çünkü ne çoluğuna çocuğuna acıyordur, ne vatana millete, ne bayrağa hiçbir şeye bir bağlılığı yok anlamına gelir. Adamlar diyor; “komünist örgüt” olduğunu söylüyorlar, “kan dökeceğiz” diyor. Adam zaten aksini iddia etmiyor. “Biz, devlet içerisinde örgütlendik ve mafyayız” diyor. “Kanla, irinle bu gücü kazandık” diyor, “Güneydoğu’daki insanları da biz mahvettik böyle” diyor. “Güneydoğu’yu da böleceğiz” diyor, “Antalya bölgesini de ayıracağız, İstanbul’u da ayıracağız, Karadeniz’i de ayıracağız, İç Anadolu’yu da ayıracağız, Türkiye’yi 22 ayrı parçaya böleceğiz” diyor. “Komünist bir rejim getireceğiz, üç milyon kişiyi de katledeceğiz” diyor. Adam da diyor ki; “maşaAllah” diyor, “ne kadar güzel, helal olsun, ben sizi koruyacağım” diyor “parti olarak.” Böyle bir partiyi desteklerse bir vatandaş, vatanına, milletine, bayrağına kalleşlik yapmış olur. Böyle bir parti var mı yok mu, benim haberim yok. Ama varsa böyle partiler yahut herhangi bir parti, sakın ha sakın vatandaşlarımız desteklemesin. Çok büyük vebal altında kalır. Yani, bıçak elindeki katili desteklemek gibi bir şey bu. Adamın bıçağından kan damlıyor, seni de keseceğim diyor, oh ne ala diyor, çok iyi olur diyor, seni destekliyorum ben diyor, gel kes diyor, çoluğumu, çocuğumu kızımı, kısrağımı kes diyor. Böyle bir rezalete kimse göz yummasın. Ben AK Parti’yi o yüzden destekliyorum. Başka partiler de, tabii iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı olan başka partiler de var ama şu an en güçlü mücadeleyi o yapıyor. İmkanı var, o yüzden AK Parti’nin bu başarısını, Allah’ın mübarek kılmasını istiyorum.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. “Ekonomisi” diyorlar. Kardeşim ekonomi düşünecek durumumuz var mı bizim? Yani, can bu artık yani, can pazarı var yani. “İddia edilen Ergenekon terör örgütü iktidar mı olsun, olmasın mı” gibi bize bir şey sunarlarsa, yani buna yol açacak her hangi bir durum varsa, biz buna müsaade etmeyiz. Çünkü bir parti gelir, iddia edilen Ergenekon terör örgütüne taraftar değildir ama karşı da değildir veyahut yeteri kadar karşı değildir, aynı tehlike olur.
ALTUĞ BERKER:Doğru Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani, bizim kastettiğimiz bu. Yoksa alenen tabiî ki desteklemez de, aklı başında hiçbir partimiz desteklemez zaten. Ama nötr hareket, tarafsız hareket, destek anlamına gelir. Zayıf karşılık vermek, yine destek anlamına gelir. Var gücüyle, bütün iradesiyle, bütün aklıyla, bütün imkanlarıyla bütün milletimiz, top yekun mücadele vermek durumundadır. Bu melanet örgütüne, bu alçak ve kahpe örgüte karşı, bu kalleş örgüte karşı. Bizimle bunlar; iddia edilen Ergenekon terör örgütü, 30 yıldan beri uğraşır, 30 yıldan beri. Yapmadık işkence, yapmadık zulüm bırakmadılar. Herkes bilir. Hemen hemen her gün bir kepazelik yani. O yüzden biz, AK Parti’nin samimi gayretini tebrik ediyoruz. Ben süper insanlar, acayip yetenekliler falan demiyorum. Anadolu’dan gelmiş, tertemiz, normal insanlar. Yani herhangi bir insan. AK Parti’nin özel bir yeteneği yok, bir şeyi yok. Ekonomide de özel bir başarısı, yeteneği olan bir durum yok. En beğendiğim yön, iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı verdiği tavırdır. Birlik ve beraberliğimizi koruyacak her türlü tedbiri milletçe almamız gerekiyor. Hükümete de bu yönde destek olacağız. Bir acayiplik olursa, var gücümüzle de tabii ki karşı koyarız. Bu millet sahipsiz değil, inşaAllah.
Kıyamet Suresi, Rahman Rahim Olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım. “Hayır, kalkış (kıyamet) gününe and ederim.” Kıyamet işte bu, kalkış. Ayağa kalkış. “Ve yine hayır; kendini kınayıp duran nefse de and ederim.” Kendini, nefsini, insanın kınaması çok makbuldür. Akıllı olmasını sağlar. Nefsini temize çıkarttı mı bir insan hasta oluyor, akli dengesi bozulur. Öyle tipler vardır, eleştirirsin hemen kendini övmeye başlar. “Yok öyle değil böyle” derler. Halbuki “doğru, Allah razı olsun, daha iyi olurum, inşaAllah. Eksik hatalı yönlerimi düzeltirim” demiş olsa, aklın kapısı orada işte. Yani Allah korkusu ve nefsi temize çıkartmamak, nefsi kınamak, hatta Alak Suresi’nde, nefsini yücelten bir insandan bahsediyor. Darwin’in vaktini, Darwin’in ölüm tarihini veriyor, inşaAllah. Şeytan’dan Allah’a sığınırım;“İnsan, onun kemiklerini Bizim kesin olarak bir araya getirmeyeceğimizi mi sanıyor?” Tabii ki o bir araya gelen kemikler, mezardaki kemikler değil, yeni bir inşa ile Allah yaratıyor. Yeni bir bedenle yaratıyor. Bir kere yapıyorsa, bin kere de yapar, milyon kere de yapar. Sürekli yapıyor, Allah gösteriyor zaten yaptığını. Dünyaya sürekli insan sunuyor. Bir gençle karşılaşıyoruz, 1980 yılında dünyaya sunulmuş, kimi 1990 yılında dünyaya sunulmuş. Sürekli gençlerle, insanlarla karşılaşıyoruz. “Evet; onun parmak uçlarını dahi derleyip-(yeniden) düzene koymaya güç yetirenleriz.” Parmak ucundaki detaylara Allah Kuran’da dikkat çekiyor. Hakikaten herkesin parmak uçları farklı, çok şaşırtıcı dünyadaki hiç kimsenin parmak ucu birbirine benzemiyor, hiçbir şekilde. Onların detaylı olarak yaratılmasını Allah yapıyor. “Ancak insan, önündeki (sonsuz geleceği)ni de 'fücurla sürdürmek ister.'” Fücura karşı, insanda bir eğilim vardır, nefsinde. "Kıyamet günü ne zamanmış" diye sorar.” Cübbeli de kıyamet vaktini reddediyor; “700 yıl sonra” diyor. “Ama göz 'kamaşıp da kaydığı,' “Ay karardığı,” “Güneş ve ay birleştirildiği zaman;” Ay tutulmasına, güneş tutulmasına da işaretler var bu ayetlerde. 10. Ayet “İnsan o gün: "Kaçış nereye?" der.” Kıyamet anında, kaçacak yer arayacaklar tabii ki. Her yer hareket halinde ama bir kurtuluş yok onlar için.
ALTUĞ BERKER: İman hakikatleri resimleri göstermek istiyorum Hocam.
ADNAN OKTAR:Acayip şekerler maşaAllah. Hayvanlara çok iyi bakılması gerekiyor, özenli bakılması gerekiyor.
Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ın, güzel sohbetlerinden örnekler varmış onları yayınlayalım.
VTR: Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri, Kadınlara da Tebliğ Yapılmasının Gerekliliğini Anlatıyor
VTR: Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri,Ahir Zaman’da Hakiki Alim Az Olduğu İçin Hz. Mehdi (a.s)’dan Pek Bahsedilmediğini Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Şeyh Ahmet Yasin Hocamız, çok muhterem, mübarek bir insan. Ahir zamanda, çok güzel örnek oluyor diğer alimlere de. Küçük, güzel mescidinde konuşuyor ama Allah onu milyonlarca kişiye duyuruyor. Milyonlarca kişi duyuyor, sonra duymadım, farkında değildim diyemeyecekler. Mesela biz de konuşuyoruz uyduyla, televizyonla her yere yayılıyor, duymadım, anlamadım diyemezler, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Sarığın içinden, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet “sarığın içinden bir adam çıkar, Mehdi (a.s)’ı müjdeler” diyor. Allahualem, hem Şeyh Nazım Hocamız’ı, hem Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’a bakıyor hadis. Şimdi biraz Cübbeli’yi dinleyelim. Cübbeli, bayağı güzel, bayağı coşkuyla anlatıyor. Hem yüreğine işlesin biraz, hem de en çekindiği konuda, onu ve talebelerini Mehdiyet’e hizmet ettirmiş olalım.
VTR: Cübbeli, Evren’in Yoktan Yaratıldığını Anlatan Big Bang Teorisinin Gereksiz Olduğunu Anlatıyor.
VTR: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın fiziksel özelliklerini anlatıyor.
VTR: Allah Hz. Mehdi (a.s)’ı bir gecede ilim sahibi kılar.
VTR: Cübbeli Ahmet, Ehl-i Sünnet’in bütün kaynaklarında, Hz. İsa (a.s)’ın ineceğinin mütevatir hadislerle sabit olduğunu anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Cübbeli’nin anlatışı mükemmel, delillendirmesi de mükemmel. Hz. İsa (a.s) ve Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili konuları mükemmel, çok güzel anlatıyor. Arapçası da güzel, kıraati de güzel ama Cübbeli’nin içine afakanlar geliyor. Çünkü o; “700 sene sonra” diyordu, bu anlattıklarından, Hz. Mehdi (a.s)’ın hayatta olduğu anlaşılıyor. Allah onu, geceli gündüzlü Hz. Mehdi (a.s)’ı anlatmakla görevlendirmiş, en istemediği şeyi, Allah ona yaptırıyor. Fatih Ağabeyi, bunun bu hale geleceğini bilse, bunu destekler miydi? Aydın Doğan, bunun bu kadar Mehdiyet’e hizmet edeceğini bilse, bunu destekler miydi? Desteklediklerine, destekleyeceklerine bin kere pişman oldular, binlerce kere pişman oldular. Cübbeli, bu konularda daha çok faydalı olacak, şimdi onu yeni yeni filmleri var, video filmleri ve anlatımları var. Aslında bu, kişilik olarak biraz çocuksu, kolay yönlendirilebilen bir tip. Kendine “korkak, ödlek” diyor. O vasfından dolayı, kendi söylediği vasfından dolayı hakikaten kolay yönlendirilebiliyor.
“Gençlerimizi zehirliyorlar, Kuran ve dinimize hakaret ediyorlar” diyor. Bir adamın sitesini vermiş. Bu adam zır cahil herifin teki, bununla muhatap olmaya gerek yok. Bir şeyin güzelliğini anlatmak yeterlidir. Onun çirkinliğini anlatanlarla uğraşmaya gerek yok. Mesela biz bir şeye güzel diyoruz, güzel olduğunu ispat ediyoruz, adam istediği kadar çirkin desin. Berker Hocam, zat-ı alinize de hürmetlerini iletmişler.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam, Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR:“Selamun Aleykum Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Ben lise öğrencisiyim, öğrenci evlerinde kalan arkadaşlarımın televizyonlarına, A9 Tv’nin frekanslarını ayarladım. Sizlerden çok memnun kaldılar. Yakında zamanda onları kitaplarınızla tanıştıracağım inşaAllah. Fatih Ateş.” Aferin. Bakın, diyorlar ki; “ben nasıl tebliğ yapacağım, nasıl dini yayacağım bilemiyorum Hocam” diyor. Git, A9 Tv’nin kurulumunu yap teşvik et, kitapları tanıt. Kitapları satın alamıyorsan, internetten indirmenin yolunu göster, nasıl indirileceğini göster. Bedava indiriliyor çünkü değil mi, ücretsiz, fisebilillah. A9 Tv’nin nasıl izleneceğini göster, kurulumunu göster. Kitapları anlat, onlara özetlerini anlat, merak edip, okuyacaklardır, o şekilde, gayet güzel hizmet edebilirsiniz. Bundan sonra, Müslümanlara yapılan zulümleri anlatan filmler yayınlayacağız, dünyanın çeşitli ülkelerinde Müslümanlara yapılan bütün zulümleri göstereceğiz. Çünkü birçok insan; bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın kafasındalar, haberleri yok. Gösterelim, eğer vicdanı varsa, vicdanı sızlasın, vicdanı da yoksa, artık onu Allah’a havale ediyoruz, Allah’a bırakıyoruz, inşaAllah, Allah ıslah etsin. Çünkü zulme karşı susan, o da zalimdir, inşaAllah.
“Selam Muhammed Adnan Hocam.”Aleykum Selam. “Benim ismim Pervane Seferulvadır.” 8 yaşında çocuğu varmış herhalde, Azerbaycan’dan yazmış. “Ben sizi çok seviyorum ve sizin çoklar için kitaplarınızı okuyorum, okul arkadaşlarımla da paylaşıyorum. Öz anne, babamla sizi görmek istiyoruz. Hocam ben Azeri kardeşlerimin verdiği konferansa iştirak ettim, çok hoşuma gidiyor. Hocam benim ablam Meryem’e ve bana dua et. Bizlerin Hz. Mehdi (a.s)’ın talebesi olmamız için dua edin.” Özetle; “sizinle görüşmek istiyorum” diyor, Azerbaycan’dan Pervane. Şahane ismi de, çok sevimli. Tamam Pervane görüşelim, bekliyoruz, inşaAllah.
“Esselamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “İstem dışı bir korkaklık var üzerimde. Hocam bu tevekkülsüzlükten sanırım. Hocam sizden istediğim, mübarek ağzınızla bana ve tüm kardeşlerimize hidayet bulmamız için dua etmeniz. Necmettin Ergin Kastamonu.” Allah seni cesur kılsın, Allah sana hidayet versin, mütevekkil olmanı nasip etsin inşaAllah ve bütün kardeşlerimize inşaAllah, bütün Müslümanlara.
“Hocam, Peygamberimiz (s.a.v.)’in; sineği çorbaya batırdığından bahsettiniz. Bu hadis sahih kaynaklarda geçiyor, doğru olabilir diye düşünmek lazım değil mi? Tıpta da incelenmişler, varmış böyle bir şey, ispatlamışlar” diyor, “Abdullah.” Böyle şeyleri sık sık duyarız, tıpta bir buluş olmuş, namazda parmağını dik tutanın böbrek ağrıları gidiyormuş, karaciğerindeki enfeksiyonu düzeliyormuş, ona benzer gibi. Bunlar zavallı izahlar, bunlara gerek yok. Gerçekten varsa, zaten oluyor ama hurafe tarzında böyle boş şeylerle Müslümanları aciz gibi göstermek, Kuran’ı aciz gibi göstermek haşa, çok çirkin olur. Olan bir şeyi söylüyoruz. Sinek iğrenç bir varlıktır, tiksinti verir, çorbanın içine batırdığında, insanın içi dışına döner ve yiyemez onu, bayağı kötü bir şey. Peygamberimiz (s.a.v.) de öyle pis bir şeyi yapmaz, günahtır, ayıptır, Peygamberimiz (s.a.v.)’e böyle iftira atılmaz. Bu hadisin neresi sahih? Bakar bakmaz anlaşılıyor acayip olduğu, yanlış olduğu, beş yaşında çocuk bile anlar onu. Peygamberimiz (s.a.v.) gibi afif, temiz, nezih, kaliteli, klas bir insanın, mübarek bir insanın, temizliğe çok titiz bir insanın böyle birşeyi yapmayacağı açık. Bir de sineğin sağa mı battı, sola mı battı diye nasıl tespit edilsin? Sinek, bir kere balıklama girer. Nerede görülmüş sineğin sağdan, soldan girdiği, adam onu nasıl tespit etsin? Olacak iş mi şu, ne kadar mantıksız laflar bunlar, değil mi? Sinek girdiğinde, zaten balıklama dalar, insanın midesi bulanır, yiyemez, normal bir insan onu yiyemez. Müslümanlarla ilgili çirkin çirkin şeyler, Peygamberimiz (s.a.v.) ile ilgili çirkin sözler ediyorlar Allah esirgesin, güya iyilik yapıyormuş gibi. Cübbeli’den ben çok duyuyorum öyle şeyleri, yani anlatmak istemiyorum, çünkü onu tekrar ettiğimde, zaten olumsuz havaya katkıda bulunmuş olacağız. Onun için yapmak istemiyorum. O kadar acayip şeyler söylüyor ki Peygamberimiz (s.a.v.) ile ilgili, akla, hayale gelecek gibi değil, çok şaşırtıcı. Fatih Altaylı’nın programında da duymuştun ya.
ALTUĞ BERKER:Evet.
ADNAN OKTAR:Çok tiksindirici, çok iğrenç şeyleri anlatabiliyor, gayet normal bir şeymiş gibi anlatıyor. İnsan tekrar edemiyor, tekrar edip söylesen daha da kötü olacak, en iyisi susalım da insanlar unutsun diyoruz, inşaAllah.
“Sohbetleriniz İslam’ın güzelliklerini o kadar güzel anlatıyor ki, bal akan ırmaklar gibi mükemmel sözler. Sizi dinledikçe, kuvvetleniyor yüreğim. Eserlerinizi, yorumlarınızı okudukça, çok mutlu oluyorum. Allah sizden razı olsun.”
“Selamun Aleykum Hocam. Biz sülalece AK Parti’liyiz, fakat oyuna geldik sanırım. Çünkü milletvekilleri diyor ki: ‘Türklerin namusu, tapusu ilk üç maddeyi yani bu ülke bin yıldır Türklerindir maddesini çıkaracaklarmış.’ Biz ne için oy verdik? Mehmet Akgün.” Yok, öyle bir şeye hiç kimse cesaret edemez, öyle bir şey olmaz, tahayyül dahi edemezler, öyle bir şey olmaz, hiç kimse yapamaz. AK Partililer; milliyetçi, mukaddesatçı, vatanını, milletini seven, aklı başında, aydın insanlardır, garip fikirleri, garip düşünceleri hiç kimse gündeme getiremez. Millet olarak, bütün Türkiye karşı, öyle bir şey olmaz. ‘Biz yaptık oldu’ olmaz. Milletin karşı olduğu bir şeyi hiçbir parti yapamaz.
“Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Muhterem Hocam, her zamanki gibi yine şıksınız.” Allah razı olsun. “Ellerinizden öperim.” Biz de sizlerin ellerinizden öpüyoruz. “Hocam, size göre Hz. Mehdi (a.s) Avrupa’yı nasıl etkisi altına alacak, sizce nasıl bir yöntem izleyecek?” Avrupa’da ekonomik çöküntü olacak, önümüzdeki günlerde daha da şiddetlenecek, dine, imana, mukaddesata mecbur olacaklar. Mehdiyet’in modern yönü, sıcak, sevgi dolu yönü onlara olumlu yönde etki edecek. Masonluğun bunda çok büyük etkisi olacak. Dünya masonluğu, Müslümanlığı destekleyecek, Tapınak Şövalyeleri, Müslümanlığı destekleyecek, başka buna benzer teşekküller, Müslümanlığı destekleyecek. Tek kurtuluşun, tek ferahlığın, tek rahatlığın Müslümanlıkta olduğunu anlayacaklar ama Müslümanlığın da gerçek demokrasiyi getireceğini, huzuru, kardeşliği, barışı getirdiğini gördükleri için destekleyecekler. Bir cennet ortamı meydana getireceğine hakikaten samimi kanaatleri geldiği için destekleyecekler. Yoksa Avrupa yobazlığa karşı tabii çok ciddi tavır alan bir yapıdadır. Allah öyle yaratmıştır, insanların kalbinde yobazlığa karşı bir nefret yaratmıştır. Ben nasıl nefret ediyorsam yobazlıktan, Avrupalılar da nefret eder, Türk Ordusu da nefret eder, Türk Polisi de nefret eder, milletimiz de nefret eder. Yobazlık çok iğrenç, zift gibi pislik bir şeydir, kanlı, irinlidir, çok pistir yobazlık, çok aşağılık bir sistemdir.
“Selamun Aleykum Sayın Adnan Oktar.” diyor. Bana uzun uzun kızmış kardeşimiz. “İslam Birliği’nden bahsediyorsunuz, İslam Birliğine Ergenekon’dan daha fazla zarar veren AK Partiden bahsediyorsunuz, bu fikirleriniz hiç benimsenmiyor. Sizi fikirlerinizden dolayı eleştiriyorum. Başörtüsü daha hala yasak. Adnan Ağabey daha sayayım mı? Lütfen içinizden geçen gerçeği haykır, seni sevenler, AK Parti’yi doğru sayacaklar.” Ben bir tek Allah’tan korkarım, o yönde kimseyi önemli görmem. Ben, AK Parti’yi riskli görsem, gereken demokratik mücadeleyi veririm, bayağı da etkili olurum, öyle birşey olmaz. AK Parti’ye iftira atılıyor benim kanaatim, alenen iftira atıyorlar, net iftira atıyorlar. Çünkü iddia edilen Ergenekon terör örgütünün dişlerini söktü, inim inim inletiyor, yere çökertti, boynuna bastı, ciyak ciyak inletiyor. Adamlar bağıracak tabii, var gücüyle bağırıyorlar. Ne diyorlar? “Afganistan, İran, Irak, Libya.” Kardeşim bir kere Türk İslam Birliği’ni, son 50-60 yıl içerisinde en etkili şekilde savunan sisteme geçtiler. Bütün Türki devletleri ile beraberlik politikası izliyorlar, İslam ülkeleri ile beraberlik politikası izliyorlar, çok net. Alevi kardeşlerimizi bağrına bastı AK parti, gittiler, ilk defa bir Sünni Başbakan, Alevi camisinde namaz kıldı. Çok büyük olaylar oluyor. 5 vakit namazında bir Başbakan var, 5 vakit namazında bir Cumhurbaşkanı var, 5 vakit namazında bir Meclis Başkanı var. Generallerimiz, orgenerallerimiz namaz kılıyorlar. Güzel Türkiye’nin hali, kimse şamata yapmasın. Ama AK Parti’de Allah vermesin anormal bir şey görürseniz, söz bir, Allah bir, ben bayağı tavır alırım demokratik zeminde.
ALTUĞ BERKER:Şahıs olursa söylüyorsunuz Hocam.
ADNAN OKTAR:Cemil Çiçek’i sevmem diyorum, hiç sevmediğim, hoşlanmadığım bir adamdır. Yani acayip bir şey olduğunda söylüyorum. Mesela Tarım Bakanı Mehdi Eker var, ondan da pek hoşlanmam. Çekinmiyorum, söylüyorum, aynı şeyleri söyleyebilir mi başkası olsa?
ALTUĞ BERKER:Ki Cemil Çiçek, Başbakan Yardımcısı.
ADNAN OKTAR:Cemil Çiçek Başbakan Yardımcısı, açıkça söylüyorum. Acayip yetkisi var, her yere kolu yeten adam, çekinmiyorum, kütür kütür sayıyoruz evelAllah, başından beri de anlatıyorum yani çekindiğim bir konu yok. Cübbeli de devletin bir kurumunda üç, beş tane dinsiz bu adamı yönlendiriyor, haberi yok. Biliyorum, bayağı eminim, başka bilgilerim de var. Bakın kütür kütür söylüyorum. Cübbeli’den çekiniyor birçok adam, değil mi? Dedikodu yapar, orada, burada konuşur, bilmem ne yapar diye çekiniyorlar. Ben takır takır anlatıyorum, benim çekinmem yok. Ben Sayın Tayyip Erdoğan’ı samimi buluyorum, Cumhurbaşkanını da samimi buluyorum, hükümeti de samimi buluyorum. Ama acayip bir şey yapan olduğunda, cayır cayır söylüyorum. Mehdi Eker’i çekingen buluyorum, çok çekingen, böyle ayranı bile üfürerek içen tarzda. Öyle olmaz, Allah’a tevekküllü olacak, gönlü rahat olacak. Ama Cemil Çiçek’i hiç sevmem, açıkça söylüyorum bakın, bir şey yok. Benim öyle çekindiğim bir şey olmadığını herkes gördü, yıllardan beri görüyorlar, benim ihtiyacım yok. Benim AK Parti’ye de ihtiyacım yok, AK Partinin bana hiçbir menfaati olmadı, olamaz da zaten. Ne menfaat sağlayacak bana AK Parti? Bir siyasi bağlantım da yok, bir çıkarım da yok, birçok davalarım devam ediyor aleyhimde, AK Parti’nin yapacağı bir şey yok ki bunda, değil mi? Şu ana kadar ben milim santim AK Parti’nin bir desteğini, bir şeyini görmedim. Ben milletin menfaatini, Müslümanların menfaatini düşünüyorum, bana ne başka şeylerden.
ALTUĞ BERKER:Şimşeklerle ilgili bilgi vermek istiyorum Hocam, hem resimli. Şimşek, elektrik yüklü bulutlar arasındaki elektrik akımı bildikleri gibi kardeşlerimizin. Bu akım yeryüzü ile bulutlar arası olursa, buna; yıldırım deniyor. Şimşek saniyede neredeyse yarı ışık hızıyla, yani 150 bin km hızla hareket ediyor. Gürleme sesiyse 4-5 saniye sonra geliyor. Sesten yüz bin defa daha hızlı, sesin sonra gelme sebebi de o. Bir yıldırım gücü, 100 watt gücünde bir ampulü, 3 aydan fazla yakabiliyor. Yıldırımın toprağa ulaştığı andaki ısısı; 30 bin derece yani güneşin yüzeyindeki ısının beş katı kadar. Gökyüzünde, yılda 3 milyar yıldırım veya şimşek oluşuyor inşaAllah, yani dünyamıza her saniye 100 yıldırım düşüyor. Hocam siz hep, “dünyanın güvensiz ve tehlikelerle dolu bir yer olduğunu” söylüyorsunuz, “uzayda boşlukta asılı durduğunu, ateş tabakasının üzerinde olduğumuzu ve bunun bir tehdit olduğu ama bazı insanların, bunu hiç düşünmeden, gafil bir şekilde, kendilerinden son derece emin bir şekilde yaşayabilmelerinin mucize olduğunu” söylüyorsunuz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Tabii şu an magmanın üstünde kayığa binmiş gibiyiz, magmanın üzerinde sandal sefası yapıyor gibiyiz. Altı magma, deniz, fokur fokur kaynayan ateş denizinin üzerinde, incecik kabuktan bir kayığın üzerinde yaşıyoruz. Bir elmayı düşünün, elma kabuğu ne kadar ince, yerkabuğu da o kadar ince. Altı fokur fokur kaynıyor böyle, su gibi magma, ateş. Onun üzerinde yerkabuğu incecik bir örtü olarak duruyor. Onun üzerinde adam diskoda samba yapıyor.
ALTUĞ BERKER:Kısa bir filmi var Hocam, gösterebilir miyim? Ağır çekim yıldırım görüntüleri.
ADNAN OKTAR:Evet. Çok şahane görüntü maşaAllah.
Mesela, CHP ile ilgili görüşlerim var, Sayın Kılıçdaroğlu’na bakıyorum mübareğe, hakikaten saygılı bir insan. Ama CHP’nin içindeki Darwinist, Marksist eğilimlere net tavır alıyorum, karşıyım. İddia edilen Ergenekon terör örgütü ne karşı, ılımlı davranan veyahut sempatizan davranan kişilere karşı net tavırlıyım ve rahatsızım, açıkça söylüyorum. Mesela Deniz Baykal’a ben saygı duyarım, sevgi duyarım, değer verdiğim bir insan, çünkü efendi insan yüzünden anlaşılıyor. Ben simasına göre hareket ederim, üslubu da öyle. Ama CHP’nin içinde benim kabul etmeyeceğim çok fazla insan var, fikir olarak zıtlaşacağım çok fazla insan var. Ama genellikle aydın bir kesimdir, o da bizim bir partimiz, o da vatanımızın bir parçası, o da milletimizin bir parçası. Ben öyle nefret politikasıyla bakmam, gerçekçi, akılcı bakarım.
Rahman rahim olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım. “Asra andolsun” diyor Cenab-ı Allah. “Gerçekten insan, ziyandadır.” Bütün insanlar ziyandadır. “Ancak iman eden” bir, “salih amellerde bulunan” samimi tavırlarda bulunanlar, iki, üç “birbirlerine hakkı tavsiye edenler” tebliğ yapanlar, İslam’ı yayanlar ve “birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka” sabırla mücadele edenler. Mesela İttihad-ı İslam oluncaya kadar, Türk İslam Birliği oluncaya kadar, sabırla mücadele veriyoruz 30 yıldan beri, bunun adına sabır denir. Güzel ahlakta sabır, iradede sabır, akılda sabır, “sabredenler başka” diyor Allah. Ebcedi; 1979 yılını veriyor, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihini veriyor. Bir tane tarih var; 1979. Bakın, “Ancak emin edip salih amelde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka.” Ve özellikle bu yüzyıla bakıyor inşaAllah.
SUNUCU:İnşaAllah. 00:30’dan itibaren, Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza A9 Tv, Tv Kayseri, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Radyo, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve HarunYahya.Tv sitemizden devam edeceğiz. Bizi yarın 22:00’dan itibaren A9 Tv, Asu Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo ve www.HarunYahya.Tv sitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Bakın Allah’ın bizlere emaneti, gayri Müslim. Bir kısmı doğramaya kalkıyor, ne kadar alçakça ve vicdansızca bir hareket. Allah’ın emaneti, Hz. Adem (a.s) ve Hz. Havva (a.s)’dan kardeşlerimiz, ne oluyorsunuz? Bu kudurganlık nedir? Hakkı güzelce anlatırsın, sevgiyle, şefkatle anlatırsın, kabul ederse eder, etmezse etmez ama şefkat esastır, değil mi? Allah seni de Hristiyan yaratabilirdi, Musevi yaratabilirdi ama Müslüman yaratmış. Sana ters davransalar, seni doğramaya kalksalar senin hoşuna gider miydi, değil mi? Sen ne istersin? Sana tebliğ yapılsın istersin, doğrunun, hakkın anlatılmasını istersin ve fikirlerine saygı duyulmasını istersin, doğrusu da budur.
Fil Suresi’nin 4. ayetinin ebcedi; 2. Dünya Savaşı’nın başlangıç tarihini veriyor. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım. “Rabbinin fil sahiplerine neler yaptığını görmedin mi? “Onların 'tasarladıkları planlarını' boşa çıkarmadı mı? “Onların üzerine ebabil (sürü sürü) kuşlarını gönderdi.“ 2. Dünya Harbi’nde, hava bombardımanı olmuştu ya. “Onlara 'pişirilip-sertleştirilmiş balçık taşları' atıyorlardı.” 1940’ta, bomba patladığında, bütün binaların tuğlaları havalara sıçrıyordu, insanların başlarına milyonlarca tuğla yağdı, Kuran ona dikkat çekiyor. Bakın, “Onlara 'pişirilip-sertleştirilmiş balçık taşları' atıyorlardı.” Yani ‘tuğlalar atıyorlardı’ diyor, binaların parçalanması sonucu meydana gelen tuğlalar, ebcedi, tam 2. Dünya Harbi’nin başlangıcını veriyor. “Sonunda onları, yenik ekin yaprağı gibi kıldı.” Sonunda hepsi yenildiler, iki taraf da yenildi, perişan oldular.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...