SUNUCU: Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri Programımıza A9 TV, TV Kayseri, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve Harunyahya.tv sitemizden devam ediyoruz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Tegabün Suresi 11. ayette, şeytandan Allah’a sığınırım, Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor; “Allah’ın izni olmadıkça hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez.” Önceden kaderde, Allah’ın takdir etmesi gerekiyor. Mesela bu konuşmada, musibet, yani herhangi bir olay; musibet deyince insanlar bir bela olarak görebiliyorlar. Musibet; isabet eden demektir. “Kim Allah’a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Allah her şeyi bilendir.” Demek ki Müslüman, Allah’a kendini teslim edecek, çok samimi olacak, o zaman Allah onun kalbini hidayete yöneltiyor, açıyor kalbini, makul, iman edebilir, dengeli, tutarlı hale getiriyor Allah. “Allah her şeyi bilendir”, insanların gizlediğini, açıkladığını, mesela istihbarat örgütleri var, oradaki bütün bilgilerin hepsini Allah bilir. O bilgileri yaratan Allah’tır. KGB, CIA, FBI; bu gizli bilgileri, Allah Katında gizli bilgi yoktur. Allah, hepsini bilir, çünkü Kendi yaratıyor. 12-“Allah’a itaat edin”, yani Kuran’a uyun. “Resul’e de itaat edin”, çünkü Resul (s.a.v.) de Ulu’l emirdir. Aynı zamanda imam oluyor, ona da itaat edin. “Şayet yüz çevirecek olursanız” eğer itaat etmez de asi olursanız, “artık elçinin üzerine düşen yalnızca apaçık bir tebliğ”, gerçeği seyretmektir, tabii ağır suç olduğu için ahirette karşılığını verecekler. 13-“Allah O’ndan başka ilah yoktur”, tek Allah vardır. “Öyleyse müminler yalnızca Allah’a tevekkül etsinler”,yani kendilerini Allah’a bıraksınlar, güvensinler, onlar için en güzel olanını, en hayırlı olanını Allah yapacaktır. 14-“Ey iman edenler, gerçek şu ki eşlerinizden ve çocuklarınızdan bir kısmı sizin için birer düşmandırlar. O halde onlardan sakının. Yine de affeder, hoş görür, kusurlarını yüzlerine vurmaz ve bağışlarsanız artık, elbette Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Mesela adamın hanımı oluyor, evli oluyor. Çekiyor herif vuruyor, hanımına düşman. Veya kadın kocasını, kıtır kıtır doğruyor adamı, düşman. Veya annesini doğrayanlar oluyor, kesenler oluyor, değil mi? Allah, ona dikkat çekmiş, böyle insanlar var, diyor Allah. “Gerçek şu ki eşlerinizden ve çocuklarınızdan bir kısmı sizin için birer düşmandırlar.” “O halde onlardan sakının” dikkatli olun, diyor, Allah. “Yine de affeder, hoş görür, kusurlarını yüzlerine vurmaz ve bağışlarsanız, artık elbette Allah bağışlayandır, esirgeyendir” bağışlanacak gibi suçları vardır, artık onları da bağışlayın, diyor Allah. Ama mesela çok büyük bir ahlaksızlık yaptıysa bağışlama olmaz. Mesela adam öldürmeye kalkıyor, vatan hainliği yapıyor. Onu bağışlayamayız, inşaAllah. 15-“Mallarınız ve çocuklarınız ancak sizin için bir fitne, denemedir. Allah ise büyük ecir ve en güzel karşılık O’nun Katında olandır.” Mal ve çocuklar, zaten sabahtan akşama kadar insanların düşündüğü genelde odur birçoğunun. Mesela bir lisede gitseniz, genç kızın birine sorsanız bazı yerlerde, bazı liselerde, bazı genç kızlara sorsanız, niçin okuyorsun desen; “Vatana, millete faydalı olmak için okuyorum” der. Halbuki yalan söylüyor. Tek derdi iyi, zengin bir koca bulmaktır, doğurmaktır, yiyip, içip, yan gelip yaşamaktır. Bir yazlığı olsun, arabası olsun, kocası da tıkır tıkır maaşını getirsin, versin, o da günlere gitsin, çene çalsın. Asıl derdi o oluyor. Sorduğunda; vatan, millet, bayrak onların oluyor. Tabii hepsini tenzih ederim, bir kısmı doğruyu konuşmuyorlar.
Buyur Şeyhim.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Siz; “gazetelerde sevgiye, merhamet yer veren izahların olması gerektiğini” anlatıyorsunuz inşaAllah. Diyanet İşleri Başkanımız da; “Gazetelerin üçüncü sayfası, merhamet sayfası olsun” demiş, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çok güzel. Merhamet ve şefkat.
ALTUĞ BERKER: Şöyle çağrıda bulunmuş: “Tüm basın, yayın kuruluşlarından temsilcilerinden bir ricam var; gazetelerinin üçüncü sayfalarını bir haftalığına merhamet sayfalarına dönüştürsünler” demiş, Sayın Mehmet Görmez.
ADNAN OKTAR: Üçüncü sayfalar hep asma, kesme sayfaları. “O onu bıçakladı, şu şunu doğradı.” Bunun yerine; merhamet ve şefkat nasıl anlatacağını anlatman lazım. Şimdi onlar merhamet sadece yazar anlatır, detayı göstermek lazım.
Teğabün Suresi, 16-“Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup sakının, dinleyin ve itaat edin.” Bakın güç yetirebildiğiniz kadar en son haddine kadar, “Allah'tan korkup sakının, dinleyin ve itaat edin.” Dinlerken dikkatli dinleyin, anlayarak dinleyin, kavrayarak dinleyin ve itaat edin, asi olmayın. Kuran’a, Ulu’l emre itaat edin inşaAllah. “Kendi nefsinize hayır olmak üzere infakta bulunun.” Fakirlere, ihtiyacı olan insanlara, mal dağıtın, yiyecek dağıtın, imkan verin. “ Kim nefsinin bencil tutkularından korunursa; işte onlar, felah bulmuş olanlardır.” Cimrilik, insanlar arasında çok ciddi bir hastalıktır, bütün dünyada insanların adeta yüzde 99 sarmış durumda bir hastalıktır. Halbuki cimrilik olmuş olmasa, insanların hepsi çok zengin olmuş olur. Cimrilik yüzünden, cimride fakir yaşıyor, herkes fakir yaşıyor. Cimriler harcasa, dağıtsa zekat verse, sadaka verse, muazzam zenginlik olur. 17-“Eğer Allah'a güzel bir borç verecek olursanız, onu sizin için kat kat arttırır.” Birisine bir para verildiği vakit, bir yiyecek, imkan verildiği vakit, “onu Allah’a borç vermiş olursunuz” diyor Cenab-ı Allah. ”Onu sizin için kat kat arttırırım” diyor Cenab-ı Allah. Yani ‘hem maddi olarak arttırırım” diyor Allah, ‘hem sevap olarak arttırırım’ diyor. “Sizi bağışlar. Allah Şekûr'dur (şükrü kabul edip çok ihsan eden), Halim'dir.” Mülayim, Halimdir. 18-“Gaybı da, müşahede edilebileni de bilen, Aziz (üstün ve güçlü), Hakim (hüküm ve hikmet sahibi)dir.” ‘Gaybı; görünmeyeni de bilirim’ diyor Allah, görüneni de bilirim’ diyor. “Müşahede edilebileni de bilen, Aziz (üstün ve güçlü), Hakim olan benim” diyor Allah.
Şeyhim şimdi seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in ahlakıyla ilgili Hocam, alemlerin nuru, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in, üstün ahlakından bazı örnekler okuyacağım inşaAllah; Peygamberimiz (s.a.v), güler yüzlüydü ve güler yüzlü olmayı tavsiye ederdi. “Allah Resulü... halkın en çok gülümseyeni ve en neşelisi idi.” (İmam Gazali, İhya’ Ulum’id-dim, 2. Cilt, s. 801) “Hz. Ali (r.a); “Onun güler yüzlü oluşu ve herkese nazik davranışı, adeta onu halka bir baba yapmıştı. Herkes onun katında ve nazarında eşit idi.” (Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid min Cami’il-usul ve Mecza’iz-zevaid, cilt 5 s.34) Peygamberimiz (s.a.v) çok nezaketli ve güzel sözlüydü “(Birlikte) oturduğu kimselerin her biriyle ilgilenir, farklı muamele ettiği izlenimi vermezdi. İhtiyacını gidermesi için onunla oturan veya onu ayakta tutan kimseye karşı sabırlı olur, o kişi ayrılmadıkça kendisi onu terk edip ayrılmazlardı.” “Kimsenin sözünü kesmez, bitirinceye kadar beklerdi. (Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid min Cami’il-usul ve Mecma’iz-zavaid, cilt 5, s. 34) “... İnsanları birbirlerine sevdirecek, birbirlerine kaynaştıracak şeyleri konuşurdu. Onları ürkütmez, kaçırmazdı. Her kavmin liderine önem atfederdi; ikram ederdi...” “Gelen yabancıların aşırı ve mantık dışı davranışlarını sabırla karşılardı. Ashab bazen buna kızarlardı da o onları teskin eder, şöyle derdi; “Böyle kimseleri gördüğünüzde onu irşad edin!” (Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid min Cami’il-usul ve Mecma’iz-zavaid, cilt 5, s. 34) Peygamberimiz (s.a.v), çocuklara sevgi ve şefkat gösterirdi. “Hz. Enes (r.a); “Resulullah aleyhissalatu vesselam çocuklarla şakalaşmada insanların en önde olanıydı.” (Kütüb-i Sitte, 15. Cilt, s.209) “Çocuklarla o kadar içice olmuştu ki, bir defasında yarış yapan çocukları görmüştü de, onların neşesine katılmak için birlikte koşmuştu.” “Bir defasında Arka bin Habis (r.a), Peygamberimiz (s.a.v)’i, Hz. Hasan’ı öperken gördü ve şöyle dedi; “Benim on çocuğum var. Şimdiye kadar hiçbirini öpmedim.” Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v), “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz” buyurdu.” (Kütüb-i Sitte, 2. Cilt, s. 507) “Kız ne güzel evlattır. Şefkatli, yardımsever, munis, kutlu ve analık duyguları ile doludur.” (vesail, Ebvab-ı Ahkam-ül-Evlad, 4. Bab, 4. Haber- Meşkiniden naklen)
ADNAN OKTAR: İnsan aklının hayal ettiği en güzel ahlakı en güzel tavrı, Peygamberimiz (s.a.v.) gösteriyor. Çok tatlı, güzel huylu, mübarek, muhterem, çok yüce bir insan, bütün dünyanın herkesin seveceği bir ahlaka sahip, Allah o yüzden ona; “Habibim” diyor. Resulullah (s.a.v ), Allah’ın en sevdiği kuldur, İnşaAllah. Cübbeli aşkla şevkle Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsediyor, devam edelim, onun yine filmlerini yayınlayalım. Hz. Mehdi (a.s)’ı, mükemmel anlattığı için, anlattırmaya devam edeceğiz inşaAllah.
VTR-CÜBBELİ: Cübbeli, “Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışının, İslam’ın hakimiyetinin ve kıyametin kopmasının çok yakın olduğunu” anlatıyor.
VTR- CÜBBELİ: Cübbeli’nin yalanı
VTR-CÜBBELİ: Cübbeli Ahmet Hoca’nın Mehdiyet ile ilgili bir konuşmasından
VTR-CÜBBELİ: Cübbeli; “Mehdi(a.s) gelse de yardım etsek diye aşkla, şevkle, hasretle bekliyoruz” diye Allah’a dua ediyor.
VTR-CÜBBELİ: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ın mezhepleri kaldıracağını anlatıyor.
VTR-CÜBBELİ: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ı anlatıyor.
VTR-CÜBBELİ: Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’ı görmek için Allah’a dua ediyor.
ADNAN OKTAR: Evet, burada işte, Cübbeli’nin taraftarları veyahut o kafada olan kişiler, bayağı açık sarih olarak birçok gerçeği defalarca duyuyorlar. Cübbeli’nin sesinden, Allah onlara duyuruyor. Orada suç, daha da belirginleşiyor. Her dinlettirdiğimde, suçun yükü daha da ağırlaşıyor. Her dinlettirdiğimde, daha da ağırlaşıyor. Her seferinde, bahaneleri kalmamış oluyor. Anlamadım, duymadım, bilmiyorum, kavrayamadım diyemeyecekler. Bizzat kendi adamı anlatıyor, Rasulullah (s.a.v.)’in dilinden, gayet sarih anlatıyor. Dünya tarihinde, binlerce senelik dünya tarihinde, ilk defa olan Mehdiyet’i şu an insanlar yaşıyorlar ve Mehdiyet’e karşı Müslümanların epey bölümü cephe almış durumda ve hadiste belirtilen olay, tahakkuk etti. Müslümanlar, bu belanın içine girdiler. Dünya tarihinde, binlerce senelik dünya tarihinde ilk defa olan Mehdiyet’i şu an insanlar yaşıyorlar. Müslümanların epey bir bölümü, Mehdiyet’e karşı cephe almış durumda ve hadiste bildirilen olay tahakkuk etti ve Müslümanlar bu belanın içine girdiler. Birçok Müslüman, Mehdiyet’e ve Hz. İsa (a.s)’a cephe almış durumda, kimi; şahs-ı manevi ile cephe alıyor, kimi “570 sene”, kimi “600 sene”, kimi “1500 sene” diyor yani bunların hepsinde, şeytan onları yönlendiriyor. Bediüzzaman açık açık söylüyor, Peygamberimiz (s.a.v.) açık açık söylüyor; “7000 yıllık” bir ömürden bahsediyor takvimden bahsediyor, “bunun 5600 yılı geçmiştir” diyor. Hicri 1400 ile 1500 arası dışında bir vakit olmadığını, Allah hepsine gösterdi. Badiüzzaman’da; “Hicri 1506’ya kadar galibane” diyor, “1506’dan sonra 1543’e kadar devam eder, 1545’te Allah’ın izniyle kıyamet kopacak” diyor. Bütün Nur talebeleri bu gerçeği biliyorlar, 70 yıllık bir vaktin kaldığını da herkes biliyor. 70 yıl sonra, ne Hıristiyanlık ne Müslümanlık ne başka bir din, ne Musevilik hiçbir din kalmayacak, bunu da çok iyi biliyorlar, buna rağmen anlamazlıktan gelerek, daha da olmazsa Bediüzzaman’ı devreden çıkararak, konuyu örtbas etmeye çalışıyorlar. İşte şaşar beşer-Faruk Beşer, bu tarz tipler çıkararak konuyu kapatmaya çalışıyorlar. Allah, bahaneleri kalmamaları için, harika ve mucizatlı olarak bir sistem yaratmış. Televizyonları, interneti yaratmış, defalarca Allah’ı hatırlatıyor. Bakın, Rahman Suresi’nde, nasıl Allah tekrar ediyor değil mi? Tekrar tekrar tekrar. Bakın şimdi de Allah onlara, Hz. Mehdi (a.s)’ı da defalarca, tekrar tekrar hatırlatıyor. İttihad-ı İslam’ı hatırlatıyor, Türk İslam Birliği’nin önemini hatırlatıyor, anlamayanlar; ahirete gittiklerinde “anlayamadım” "fark edemedim” diyecek. Cenabı Allah; “Kaç yüz kere anlatıldı” diyecek? Beş yüz kere, dört yüz kere. Bahanen var mı? Yok. Cübbeli Hocan’dı, Cübbeli sana çok açık anlatmadı mı? “Anlattı.” Hadis’leri duydun mu? “Duydum.” Kuyruklu yıldızın çıktığını gördünüz mü? “Gördük.” Hadiste var mıydı? “Vardı.” Farkına varmadın mı? “Vardım” diyecek. On beş gün arayla, ay ve güneş tutulmaları oldu mu? “Oldu”, farkına vardın mı? “Vardım.” Peki farkına varmış gibi mi yaptın, farkına varmamış gibi mi yaptın? “Farkına varmamış gibi yaptım” diyecektir. Fırat’ın suyu kesildi mi? On binlerce senelik tarih içerisinde Fırat’ın suyu kesilmemiş, başka yok, bir kere kesilmiş, bir kere. Kuyruklu yıldızla, Halley kuyruklu yıldızı, yani iki uçlu kuyruklu yıldız; Halley kuyruklu yıldızı, tarihte ilk defa beraber çıkıyor ilk defa, peş peşe aynı vakit içerisinde, aynı süre içerisinde. Hiçbir bahaneleri kalmadı. Ben bahaneleri kalmaması için ısrarla anlatıyorum. Benim acelem yok, ben gayet sakinim. Var acelemde yani, çünkü Mehdiyet, güneşin doğuşu gibi kanundur. Zaten Mehdiyet olacak, zaten İttihad-ı İslam olacak. Peygamberimiz (s.a.v.)’in anlatımlarını anlatırken, ben sadece, suçluların hükmü daha netleşsin, Müslümanların da kalbine neşe gelsin, bu mucizeyi görsünler diye anlatıyorum. Özellikle Nur talebesi ağabeylere anlattırıyorum ki, hiç bahaneleri kalmasın. Yani ağabeyler başka türlü diyordu, ne bilelim işte, biz anlayamadık, bilsek böyle olur muydu. Kuran’da da var ya hani “bize söyleyen olsaydı diyorlar, biz böyle hallere düşer miydik?” diyorlar. Bahaneleri kalmasın diye; hem Sungur ağabeye, hem Abdullah Yeğin ağabeye, efendim, Hüsnü Bayram ağabeye, hepsine anlattırdım. Yani hepsinin dilinden yahut yazılarından, anlatımlarından aktarıyoruz. Seyit Salih Özcan Hocamız’ı, yüzlerce kere dinlediler. Anlamadım, dinlemedim, bilmiyorum yok yani bundan sonra, inşaAllah.
“Selamun Aleyküm yakışıklılar yakışıklısı Yusuf yüzlü Muhammed Adnan Hocam. Sizi birkaç gündür izleyemedim, strese girdim” diyor. “İnşaAllah bu akşam izlerim ya da dinlerim” diyor.
“Selamun Aleyküm Hocam. Denizde mavi ışık yayan bakteriler varmış. Arkadaşım A9 TV’de görmüş çok şaşırmış. Bana söyledi, çok şaşırdım. Yeniden yayınlamanız mümkün mü? Hayırlı programlar. Rasim”. Rasim, şimdi bizim zaten internete girdiğinde, eski filmleri internetten seyretmen mümkün. Ayrıca ilgili bölümlerde de var bu. Ama herhalde ya üşendi, ya bulamadı. Tamam o filmi bir daha yayınlayın da, Rasim görsün.
VTR - Işıklı bakteriler
ADNAN OKTAR: Dalga olduğunda, bakteriler onu bir saldırı olarak algılıyorlar, bir anda ışık vermeye başlıyorlar. Çok şahane. Denizde ışık vermesi, denizin cinlendiğinin zannedilmesi, o da ayrı bir komik olay.
Rahman Ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla. Şeytandan Allah’a sığınırım. Münafıkun Suresi , 1-“Münafıklar sana geldikleri zaman: "Biz gerçekten şehadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah'ın elçisisin" dediler. Allah da bilir ki sen elbette O'nun elçisisin. Allah, şüphesiz münafıkların yalan söylediklerine şahidlik eder.” 2- “Onlar, yeminlerini bir siper edinip Allah'ın yolundan alıkoydular. Doğrusu ne kötü şey yapıyorlar. Bakın; “Allah’ın yeminlerini, onlar yeminlerini bir siper edinerek.” Demek ki münafık; dindar gibi görünüp, dini kıyafetler, dine uygun sözlerle, Müslümanları uyuşturabiliyorlar. Yani onların tepkilerini yok edebiliyorlar. “Ve Allah’ın yolundan alıkoydular.” Mesela, İttihad-ı İslam’dan, Türk İslam Birliği’nden alıkoydular. “Doğrusu ne kötü şey yapıyorlar” diyor Allah. 3-“Bu, onların iman etmeleri sonra inkar etmeleri dolayısı ile böyledir”. Demek ki önce başta iman ediyor bunlar, kabul ediyorlar, Mehdi (a.s)’ın geleceğini de, İslam’ın hakim olacağını da anlıyorlar. “Sonra inkar etmeleri dolayısı ile böyledir”, ‘sonradan inkar ediyorlar’ diyor Allah. Sonradan inkar ettiklerini söylüyor, başlangıçta kabul ediyorlar diyor. “Böylece kalplerinin üzerleri mühürlenmiştir, artık onlar kavrayamazlar”. Artık onlar azgın ve kontrol edilemez bir safhaya geliyorlar. 4-“Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır.” Mesela, sarık var, cübbe var, şalvar, sakal var, elinde misvak, parmağında yüzüğü hepsi tam. “Konuştukları zaman da onları dinlersin.” Mesela, Arapça orijinaliyle konuşuyor, tecvitli, efendim, vurgular mükemmel, böyle ayın’ları çok sıkı vurguluyor, böyle güçlü vurguluyor. “(Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler.” Odun gibidirler diyor Allah. “(Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar.” Mesela, bir yerde bir haber duyduğunda, hemen aleyhlerinde sanırlar diyor. ‘Sürekli bir korku içindedirler’ diyor. “Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar” diyor Allah. Tabii bu gerçek anlamda münafık olanlar için, yoksa herhangi bir şahıs yahut ismini belirttiğimiz herhangi bir kişiyi kastetmiyoruz burada. Daha önce ismini andığımız kişileri kastetmiyoruz. Onlar kendilerini bilir zaten münafıklar hissederler. O hisseden şahıslar, kastedilenler onlardır.
Cum’a Suresi, 5. ayet, Şeytandan Allah’a sığınırım. “Kendilerine Tevrat yükletilip de, sonra onu (içindeki derin anlamları hikmet ve hükümleriyle gereği gibi ) hükmetmemiş olanların durumu, koskoca kitap yükü taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini yalanlayan kavmin durumu ne kötüdür. Allah zalim bir kavmi hidayete erdirmez.” Var mesela, yobazlarda hakikaten oluyor, Kuran’ı baştan sona ezberliyor, hadis kitaplarını ezberlemiş, birçok şeyi ezberlemiş. Ama bakın Allah diyor ki; İçindeki derin anlamları, hikmet ve hükümleri gereği gibi kavrayamamış ve anlatamıyor, sadece gösteriş için yapmış. Allah bunların ilmini, koskoca kitap yükü taşıyan eşeğin durumuna benzetiyor. Yani bir eşek gibi diyor. Eşeğe de mesela kitap yükleyebilirsin ama eşektir, eşeklikten çıkmaz, değil mi? Onun gibidir yani, yobaz takımının ilminin onları batırıyor olması, onların eşekliğinden kaynaklanıyor. Kitaplardaki hakikatleri göremedikleri için, derinliği göremedikleri için, mükemmelliği göremedikleri için, ne şefkati, ne merhameti, ne İttihad-ı İslam’ın önemini, ne Peygamber’e sevgiyi, ne affediciliği, bunları fark edip anlatamıyorlar, kavrayamıyorlar. Cenab-ı Allah, Kuran’da ona dikkat çekiyor.
Saff Suresi 4. ayet, şeytandan Allah’a sığınırım. “Şüphesiz Allah, Kendi yolunda,” yani; İslam yolunda, Kuran yolunda, İttihad-ı İslam yolunda “sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak mücadele edenleri sever.” Nasılmış Müslümanlar? Bütün dünya Müslümanları, nasıl olması gerekiyormuş? Bakın, anlatıyor Allah; “birbirine kenetlenmiş bir bina gibi” betonarme bir bina gibi olacak, diyor. Burada mezheplere ayrılmış, cemaatlere ayrılmış, tarikatlara ayrılmış, Müslüman paramparça, İttihad-ı İslam yok. Allah, İttihad-ı İslam’ı, Saff Suresi, 4. ayette farz kılıyor: “Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak mücadele edenleri sever” diyor, farz.
Şeyhim, seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Kaplanlarla ilgili, resim gösteriyorum Hocam. Kaplanların postları, birbirlerinden ayrıt edici özellikleri var. Hepsinin postundaki ve yanaklarındaki çizgiler ile kaşları, hepsinin birbirinden farklı; insanların parmak izleri gibi. Ayırt edici özelliği, hepsini birbirinden ayırt edici özellikleri görülebiliyor.
ADNAN OKTAR: Ama ne şeker şeyler bunlar, koca dev kediler.
Şeytandan Allah’a sığınırım, Saff Suresi, 14-“Ey iman edenler, Allah'ın yardımcıları olun”, mücahit olun, cehd ehli olun, İslam’ı, Kuran’ı yayın. İttihad-ı İslam için, mücadele edin. “Meryem oğlu İsa'nın havarilere: "Allah'a (yönelirken) benim yardımcılarım kimlerdir?" demesi gibi. Havariler de demişlerdi ki: "Allah'ın yardımcıları bizleriz." Böylece İsrailoğulları'ndan bir topluluk iman etmiş, bir topluluk da inkar etmişti. Sonunda Biz iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, onlar da üstün geldiler.”9-“Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur.” Ebcedi; 1993 yılını veriyor.“Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır;” bunun ebcedi de; 1990 yılını veriyor.“müşrikler hoş görmese bile.” Ebcedi; şeddeli 2021 yılını veriyor, dünya hakimiyeti. Bakın, çok manidar bu ayet; “Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O’dur.” Ebcedi; 1993. “Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile.” Ebcedi; şeddesiz 1990, şeddeli 2021 tarihini veriyor.13-“Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele.” Ebcedi; 1981 yılını veriyor, Hz. Mehdi (a.s)’ın göreve başladığı yılı veriyor. Saff Suresi, 61. sure, 13. ayeti. “Seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele” Ebcedi; tam 1981 tarihini veriyor. Tabii Allah, bunların hepsini soracak. “Ayetleri okudunuz mu?” “Okudum”, “dinlediniz mi?“Dinledik”, televizyonlardan, radyolardan, internetten duydunuz mu?” “Duyduk.” “Hadisleri gördünüz, İttihad-ı İslam’ın önemini anladınız, ‘bir bina gibi birleşip, bir arada olun’ dediğimi de duydunuz” diyecek Allah. Değil mi? “Allah, nurunu tamamlayacak. Bunu da duydunuz. Nur Suresi’nin 55. ayetinde İslam’ın dünyaya hakim olacağını da gördünüz. Buna rağmen, gayret etmediniz; ihtiyaç görmediniz. Ama evlenmek, iş kurmak, araba almak, keyfine bakmak konusunda çok titizdiniz, o konularda anlamazlık etmediniz” belki de diyecek Allah,onun hesabını verecekler. İşte biz, uyarıyoruz, inşaAllah. Sonra duymadık, anlamadık yok.
Şeyhim, seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Bir internet sitemizi tanıtıyorum, inşaAllah: “Denizlerdekimucize.com”, bu sitede denizlerdeki iman hakikatleri anlatılıyor, inşaAllah. Yunuslar, balinalar, denizanaları, derin deniz canlıları ile ilgili makaleler, belgeseller, videolarla çok güzel anlatımlar var. Estetik olarak gerçekten çok güzel bir site, maşaAllah. Tekrar ediyorum; “Denizlerdekimucize.com”
ADNAN OKTAR: Bakın, diyor ki Cenab-ı Allah yine, Kuran’da, açtım herhangi bir sayfa gördünüz. Şura Suresi 39. ayet, şeytandan Allah’a sığınırım; “Ve haklarına tecavüz edildiği zaman,” Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da, her yerde“Ve haklarına tecavüz edildiği zaman,” yani Müslümanlara saldırıldığı zaman, bombalandıklarında, ezildiklerinde, hakaret gördükleri zaman, “birlik olup karşı koyanlardır” diyor Allah, Müslümanın vasfı. Müslümanlar bunu yapıyor mu? Yapmıyorlar. Bunun yapılmaması, haramdır, yapılması da farzdır. Bakın, “Haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır.” Birlik olup, karşı koymak; İttihad-ı İslam’ın, farz olduğunu görüyoruz. Farz-ı ayın açık, net bir hüküm var. Adam burada ki açık hükümleri görmüyor, Cübbeli’nin hurafelerine geceli gündüzlü, Kuran’ın hükmüymüş gibi titizlik göstertiyor, anlamazlıktan geliyor.
Evet, Şeyhim seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER: Zürafaların resmini gösteriyorum inşaAllah, insanın iki katı nabzı atıyor, yaklaşık 270 defa nabzı atıyor. Hayvanın beyninin alt kısmında, fazla kanı emen sünger bezleri gibi organı var. Su içmek için öne eğildiğinde, bu sünger, bir koruyucu görevi görüyor. Suyunu içip, başını yukarı kaldırdığında, beyni, kanı tekrar vücuda naklediyor. Böylece hayvan bayılmaz veya sersemlemiyor, inşaAllah. Rahatlıkla yaşamını devam ettiriyor, hatta başını doğrultur doğrultmaz, o anda hemen koşmaya başlayabiliyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ama ne şeker şeyler bunlar, ne orijinal varlıklar. Yavruları süper şeker maşaAllah.
Bakın Cenab-ı Allah, Kuran’da tehdit ediyor, Şura Suresi, 5. ayet; 1545’e de işaret inşaAllah. “Onları görürsün; zilletten başları önlerine düşmüş bir halde, ona (ateşe) sunulurlarken göz ucuyla sezdirmeden bakarlar.” Ateşe göz ucuyla sezdirmeden bakıyorlar, ateşe sunulurken. Daha orada da enaniyet yapıyorlar. “İman edenler de: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendi nefislerini, hem yakın akraba (veya yandaş)larını da hüsrana uğratmışlardır" dediler.” İman edenler de diyorlar ki “gerçekten” diyorlar, “hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendi nefislerini, hem yakın akraba (veya yandaş)larını,” arkadaşlarını, aşiretini, grubunu, işte Facebook’tan arkadaşı olabilir, mahalle arkadaşı olabilir, meyhane arkadaşı olabilir, “yandaşlarını da hüsrana uğratmışlardır” onları da saptırmışlardır diyor, Müslümanlar. “Haberiniz olsun; gerçekten zalimler, kalıcı bir azap içindedirler” diyor Allah, 46- “Onların Allah'ın dışında kendilerine yardım edecek velileri yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onun için hiçbir (çıkış) yolu yoktur.47-Allah'tan, geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden evvel, Rabbinize icabet edin. O gün, sizin için ne sığınılacak bir yer var, ne sizin için inkar (etmeye bir imkan).” Hem kıyamete hem de ölüme işaret eden, bir ayet. Bakın, Müslümanların vasfı olarak belirtiyor, Allah;38-“Rablerine icabet edenler, namazı dosdoğru kılanlar, işleri kendi aralarında şura ile olanlar” demek ki Müslümanların geniş bir meclisi olması gerekiyor İslam aleminin ki şura yapılsın. Şurayı Allah, farz kılmış.Müslümanlar yapıyorlar mı? Yok, kendi hallerindeler, o orada, o orada paramparça haldeler. Halbuki bütün Müslüman aleminin, Avrupa Birliği Parlamentosu gibi, büyük bir parlamentosu olması lazım. İslam Birliği Parlamentosu farz, Kuran ayetiyle açık bakın; “işleri kendi aralarında şura ile olanlardır” diyor, Müslümanlar menfaatlerini orada konuşacaklar değerlendirecekler, o parlamento karar alacak.39-“Ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır.” Orada toplanacaklar, diyecekler mesela, Libya’ya saldırılmış; “Ne yapalım? İslam Natosu, orada gereken önlemi alsın” diyecekler. Veya Afganistan, Amerika’ya diyecekler; “siz buradan çekilin, bura bizim kendi kardeşlerimizin yeri, biz kendi askerimizi getireceğiz, burada zulüm istemiyoruz, bu kadar.” Irak’ta da “olay nedir?” diyecekler. “Fitneye gerek yok, kargaşaya da gerek yok, burayı hemen terk edin, bizim kendi askerimiz var, buraya sokar, biz gereken düzenlemeyi yaparız” diyecekler. Böylece demokratik, sıcak, güzel bir ortam olacak. Laik sistemde aynı zamanda, çünkü laik sistem olmadan münafıklık gelişir. Dindar dindarlığını rahatça yapacak, dinsiz de, dinsizse ona da kimse karışamayacak. Bu çok önemlidir. Çünkü Hıristiyan kendi dininin gereğini yapacaktır, Musevi kendi dininin gereğini yapacaktır. Bir Musevi’yi, Müslüman olmaya zorlayamazsın. Hıristiyan’ı Müslüman olmaya zorlayamazsın. Dinsizi, Müslüman olmaya zorlayamazsın. Ancak tebliğ edersin, anlatırsın. Kabul eder veya etmez. İşte bu laikliktir, inşaAllah.
Şeyhim seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER: Yavru köpekler ve annesiyle ilgili bir film var Hocam.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. Taha Suresi, 123. ayet; “Artık size benden bir yol gösterici gelecektir.” Ayetin ebcedi;1982 yapıyor. Tevbe Suresi, 33. ayet; “Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar” diyor Cenab-ı Allah. “Oysa kafirler istemese de Allah kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.” Yani ‘İslam’ı bütün dünyaya hakim edecek’ diyor. 1423 tarihini veriyor, ebcedi; 2002. Bakın, “ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar.” Yani konuşarak, yazarak, her türlü konuşma tarzında, Allah’ın nurunu yani İslam’ı söndürmek, İslamiyet’i kaldırmak istiyorlar, “oysa kafirler istemese de,” inanmayanlar, Darwinistler, materyalistler de istemese de, “Allah kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.” İslam’ı bütün dünyaya hakim edeceğini söylüyor Allah. 33-“Müşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur.” Bu ayetin ebcedi de; 1980 yılını veriyor. Yani bakın çok net değil mi? “Müşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur.” 1980, maşaAllah. Bakın, 36-“onların sizlerle topluca mücadele etmesi gibi sizde müşriklerle topluca mücadele edin” diyor Allah. Farz, Kuran ayeti. Darwinistler, materyalistler, Müslümanlarla tek bir millet olarak mücadele ediyor. Bakın mesela Libya’ya saldırma kararını, topluca kararı alıyorlar. Bir araya gelip alıyorlar değil mi? Mesela Birleşmiş Milletler topluca karar almıyorlar mı? Ayet ne diyor? “Onların sizlerle topluca mücadele etmesi gibi sizde müşriklerle topluca mücadele edin” diyor. Kararı topluca almıyorlar mı? Müslümanlar da toplanıp, topluca karar alıp karşı koymaları gerekiyor. Tavsiye zannetmesinler, farz, açık, muhkem ayet. Cübbeli’nin hurafelerine değil, bu açık farzlarla ilgilenmeleri lazım. Birde önüne geleni asıp kesme kafasındalar. Bakın ayette diyor Cenab-ı Allah, Tevbe Suresi 6. ayette; şeytandan Allah’a sığınırım. “Eğer müşriklerden biri,” putperest, müşrik, dinsiz. “Müşriklerden biri senden 'eman isterse', ona eman ver.” Yani güvenlik istiyor, korunma istiyor. “Bunu kabul et” diyor Allah. “Öyle ki Allah'ın sözünü dinlemiş olsun, sonra onu 'güvenlik içinde olacağı yere ulaştır.” Bakın herhangi bir yere de değil. Müşriki, güvenlik içinde olacağı yere güvenlik içinde götürüyorsun. Hani nerede asıp kesme Cübbeli efendi? Bakın, “Allah'ın sözünü dinlemiş olsun, sonra onu 'güvenlik içinde olacağı yere güvenlik içinde ulaştır.' Bu, onların elbette bilmeyen bir topluluk olmaları nedeniyledir.” “Bilmiyorlar” diyor Allah. Allah şefkatle bakıyor, “anlatın” diyor. Enfal Suresi, 62. ayet-“Onlar seni aldatmak isterlerse şüphesiz Allah sana yeter. O seni yardımıyla ve müminlerle destekledi” diyor Allah. Hz. Mehdi (a.s)’a karşı yobaz güruhu, dinsizler, imansızlar, Darwinist, materyalistler ittifak edecekler. Bakın diyor ki ayet, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e işaret ediyor, Hz. Mehdi (a.s)’a da işaret var, şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlar seni aldatmak isterlerse.” Nasıl aldatıyor? Mesela İttihad-ı İslam’ın olmadığını söylüyor veyahut Mehdiyet’in tarihini akıl almaz şekilde değiştiriyor. Ve yahut “şahsı manevidir” diyor, İttihad-ı İslam’ı boğmaya çalışıyor. “Seni aldatmak isterlerse şüphesiz Allah sana yeter. O, seni yardımıyla ve müminlerle destekledi.” Allah, Hz. Mehdi (a.s)’a yardım edecek, müminlerle de Hz. Mehdi (a.s)’ı destekleyecek, inşaAllah. Tabii biz burada genel anlamı var. Oturup şu şahıs, bu şahıstır diye belirli bir kişiyi kast etmiyoruz. Milyonlarca muhatabı var bu ayetin, inşaAllah. 64-“Ey Peygamber, sana ve seni izleyen mü'minlere Allah yeter,” o kadar. “Ey Hz. Mehdi (a.s), sana ve seni izleyen talebelerine Allah yeter,” ahir zamana bakan yönü.
Cincilere mincilere falan gitmeyin. Onlar sahtekar adamlar, onlarla ne muhatap oluyorsunuz. Onlara hiç gerek yok. Allah’a dua edin, Allah uzaklaştırır. Cinler gariban varlıklardır, Allah’ın kontrolünde olan varlıklardır. Ayet-el Kürsi’yi açın, okuyun. Türkçesi de olur. Kuran’dan açın Ayet-el Kürsi’yi okuyun, Allah’a sığının. Felak, Nas Sureleri’ni okuyun, Allah’a sığının hiçbir şey olmaz. Cin takımı darmekeşan olur. Bu gökyüzünü saran taşların filmini gösterelim. Depremlerle ilgili filmi gösterelim ki unutmasın insanlar, onları hatırlatalım. Allah’ın tehdidi bu, bunu da insanlara hatırlatmakta fayda var. Sonra unuttum, anlamadım denilmesin.
VTR-Dünya Gök Taşlarının Tehdidi Altında
BELGESEL - Depremlerin artması Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametlerindendir.
BELGESEL - Kabe’de kan akıtılması Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametlerinden biridir.
ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s) yüzbinlerce, milyonlarca insanın, cennete gitmesine vesile olacaktır. Ama yine aynı şekilde yüz milyonlarca insanın da cehenneme gitmesine vesile olacaktır. Çünkü Mehdi (a.s)’ın her açıklaması; suçun suut delili, netleşmesi, suç kesinlik kazanıyor. Suçta kaçacak bir yön kalmamış oluyor. Tebellüğ etmiş oluyor. Çünkü açıklıyor, buna rağmen yapmıyorsa suç oluşmuş oluyor. Nasıl devletin kanunları var tebellüğ ediyor, açıklanıyor; adam yapmayınca cezayı alıyor. Aynı bu şekildedir Mehdi (a.s)’ın bir vasfı da odur. Tebellüğ eder, açıklar buna rağmen şahıslar yapmazsa, Allah, cehennemde veyahut dünyada helak eder.
Cenab-ı Allah diyor ki Enfal Suresi 73. ayette; “İnkar edenler birbirlerinin velileridir.” Birbirlerine ittihat etmişlerdir, birbirlerine yardımcılardır, topluluklardır. Mesela birleşmiş milletler olabilir, bir başka mason teşkilatı olabilir, başka şekilde olabilir, ittihat ediyorlar, birleşiyorlar veyahut Nato tarzında bir şeyler yapıyorlar. Bakın diyor ki Allah: “İnkar edenler birbirlerinin velileridir.” Bunun içinde inkar etmeyenlerde oluyor ama genellikle inkar edenlerin elinde, kontrolünde. “Eğer siz bunu Müslümanlar olarak yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız)”, İttihad-ı İslam’ı oluşturmazsanız, birbirinize yardım etmezseniz, birlik içinde ortak hareket etmezseniz, birlikte şura etmezseniz, topluca hareket etmezseniz, “yeryüzünde bir fitne ve aleyhinizde büyük bir bozgunculuk (fesat) olur.” Şu an bu oldu mu? Oldu. İslam alemi bozguna uğradı mı? Uğradı. Tek tek sıradan işgal ediliyor mu? Ediliyor. Ayette ne diyor Cenab-ı Allah; “İnkar edenler ittifak ederler, birbirlerini korurlar.” Siz de ittihat edin, birleşin, İttihad-ı İslam’ı oluşturun “Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve ittihat etmezseniz) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur.” ‘Mahvolursunuz’ diyor. Fitne bütün İslam alemini kapladı mı? Kapladı. Bozgun oldu mu? Oldu. Bozgunu toparlayabiliyorlar mı? Toparlayamıyorlar. Çünkü Allah’ın hükmü yapılmadığı için. Onun için, Bediüzzaman’ın İttihad-ı İslam en büyük farzdır demesi, bu nedenledir. Ama adamlar, kendi sistemlerini oluşturmuşlar, keyif, zevk içinde yan gelip yatıyorlar. Karısı sarımsak dövüyor, o orada kahve değirmeninde kahve öğütüyor, o orada salata yapıyor, oğlan üniversiteye gidecek onun derdiyle uğraşıyor, kızın çeyiziyle uğraşıyor işinde, gücündeler. Cübbeli de “Mehdi (a.s)’ın gelmesini zaten istemezsiniz” diyor, anlatıyor, “bende isteyemem, içinizde en bozuğu benim” diyor. En bozuğu kendisiymiş, “sizde korkaksınız ben de korkağım” diyor. Ama kendisi mevzu bahis olduğunda, nasıl efe oldu o gün gördünüz değil mi? Ben deliyim diyor, horozlanmaya başladı, kabadayılık yapmaya başladı. Kendiyle ilgili bir şey olduğunda, kabarıyor ama İslam alemine yönelik bir şey olduğunda,“kendisinin korkak olduğunu, bozuk olduğunu” söylüyor. Bir de korkakmış, millete de bu telkini yapıyor. Ama kendisi söz konusu olduğunda, Hindi gibi kabarıyor. Hindidir demiyoruz da kabarması benziyor, güya. 71-“Eğer sana ihanet etmek isterlerse, onlar daha önce Allah'a da ihanet etmişlerdi;” Münafıklar Allah’a ihanet etmiş oluyorlar zaten. “Böylece O da, "bozguna uğramaları (için) sana imkan vermişti.' Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Allah da; Hz. Mehdi (a.s)’a, küfrü bozguna uğratacak imkan verecektir, onu hep beraber göreceğiz, inşaAllah. 64-“Ey Peygamber, sana ve seni izleyen mü'minlere Allah yeter.” diyor Allah. Bütün mesele Allah’ın desteğinde inşaAllah. Diyor ki Cenab-ı Allah Enfal Suresi 46. ayette; “Allah'a ve Resûlü’ne itaat edin” yani o devirde; Peygamber (s.a.v)’e, asrımızda Mehdi (a.s)’a itaat edin. “ve çekişip birbirinize düşmeyin,” Mesela; sen Alevisin ben Sünni’yim, sen şu ırktansın, ben bu kavimdenim şeklinde çekişip birbirinize düşmeyin. “çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider.” ‘Mağlup olursunuz’ diyor, Cenab-ı Allah şu anda da o oluyor. “Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.” 47-“Bir de yurtlarından refahtan şımarıp-azıtarak,” Arap ülkelerinin çoğunda adamlar azıtıp, şımarıyorlar. “insanlara gösteriş yaparak çıkanlar” Rolls Royce’u altın kaplatıyor bir şeyler yapıyor, biliyorsunuz. “Ve halkı Allah yolunda alıkoyanlar gibi olmayın.” Kendi ülkesinde adam İslam ülkesi, resmi devlet eliyle, Darwinist propaganda yapıyor. “Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatandır.” 48-“O zaman şeytan onlara amellerini çekici göstermiş ve onlara: "Bugün sizi insanlardan bozguna uğratacak kimse yoktur ve ben de sizin yardımcınızım" demişti.” Çok güçlü devletsiniz, hiçbir şey olmaz diyor. Bak Libya altüst oldu, Suriye altüst oldu, birçok yer altüst oldu. Sayfa sayfa geçiyorum, herhangi bir ayete bakıyorum, her yerde İttihad-ı İslam’dan bahsediyor Cenabı Allah. Enfal Suresi 39. ayette; “Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah'ın oluncaya kadar onlarla mücadele edin.” İslam aleminin bölünmesi fitne, mezheplere ayrılması fitne, birbirleriyle uğraşmaları fitne, Müslümanların böyle mağdur perişan olmaları fitne, Darwinizm’in, materyalizmin yayılması fitne, ve dinin hepsi Allah'ın oluncaya kadar”, dinin tamamı, dünyadaki dinin tamamı İslam oluncaya kadar,“onlarla mücadele edin.” İttihad-ı İslam için geceli gündüzlü mücadele etmek; farzdır, farzı ayn. “Şayet vazgeçecek olurlarsa, şüphesiz Allah, yaptıklarını görendir.” Eğer küfür ve delalet vazgeçerlerse tamam, mesele yok. Vazgeçmezlerse,‘mücadele edin’ diyor Allah. “Ey iman edenler,” bütün dünya Müslümanlarını, bir olarak alıyor Allah, mezhep, din, tarikat, cemaat kabul etmiyor Cenab-ı Allah. Yani bir bütün olarak alıyor Cenab-ı Allah. 45-“Ey iman edenler, bir toplulukla karşı karşıya geldiğiniz zaman” Ey aleviler, ey Sünniler demiyor Allah “ey iman edenler” diyor, “bir toplulukla karşı karşıya geldiğiniz zaman” yani dinsiz, materyalist, ateist dine, İslam’a karşı gelen gruplarla karşı karşıya geldiğiniz zaman “dayanıklılık gösterin” dayanın, direnin, mücadele edin. “Ve Allah'ı çokça zikredin. Ki kurtuluş (felah) bulasınız.” Başka türlü kurtulamazsınız diyor Allah. Dayanıklılık nasıl? İlmi, fikri, kültürel, yoğun karşı koyma inşaAllah. Şeytan’dan Allah’a sığınırım, Araf Suresi, 204- “Kuran okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Umulur ki esirgenmiş olursunuz.” Camilerde bağıra bağıra Kuran okunuyor, adamlar ayakta, ne zaman yemek yiyeceklerini konuşuyorlar. Abuk sabuk laflar konuşuyorlar. Ben Topkapı’ya ziyarete gittim, orada gürül gürül Kuran okunuyor; adamlar, turistler uğultu şeklinde konuşuyorlar. Ya Kuran tilaveti okunduğunda, onların duyamayacağı şekilde okunsun veyahut okunuyorsa da, dinlemeleri sağlansınlar. Allah açıkça ne diyor; “Kuran okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun” konuşmak haram, dinlememek haram. “Umulur ki esirgenmiş olursunuz.” Araf Suresi 196. ayet; “Hiç şüphesiz, benim velim kitabı indiren Allah'tır ve O salihlerin koruyuculuğunu (veliliğini) yapıyor.” Hz. Mehdi (a.s)’ı da, talebelerini de, Hz. İsa Mesih’i de, talebelerini de Allah koruyor, onların koruması altında. 188-“Ben, iman eden bir topluluk için, bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim. Ebcedi; 2026 yılını veriyor. Bu ayetler tek tek sorulacak, inşaAllah. Anlamadım yok.
Şeyhim seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Bir kitabınızı tanıtıyorum, kapağını ekrana yansıtıyorum; Allah Sevgisi kitabınız Hocam inşaAllah. Bu kitabınızda; en önemli sevgiyi; Allah sevgisini anlatıyorsunuz. Resulullah Efendimiz (s.a.v.)’in sevgiyle ilgili, örnek bir duası var Hocam, duası şöyle; “Ya Rabbi, bana Kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini ve beni, Senin sevgine yaklaştıracakların sevgisini ihsan eyle ve Kendi sevgini bana, hararetten, susuzluktan yananların, soğuk suya kavuşmasını istemelerinden, sevgili kıl” demiş Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Hayırlı geceler sayın Hocam.Kitaplarınızı, belgesellerinizi, röportajlarınızı elimden geldiği kadar takip ediyorum.” Kitaplarımı tavsiye edin, kitaplarımdan kütüphaneler oluşturun. Bir köyde, bir kasabadaki kütüphane, orada bulunan çok etkili, yenilmez bir alim demektir. Daha önce de söyledim. Mesela bir Marksist ile karşılaştınız, “Selamun Aleyküm” dersiniz. Adam diyor ki; “ben Marksizm’i çok iyi bilirim ve çok iyi anlatırım, Darwinizm’e de taraftarım, var mı benimle tartışacak?” diyor. Var diyeceksin. Kim? Bir alim var bizim evde tanıdık, evden çıkmıyor evde oturuyor, ama büyük bir alim her gördüğünde eziyor dersiniz. Yüzde yüz galip geliyor dersiniz. Nerede? İşte burada dersiniz, götürürsünüz. Bu kitapların üç sayfasına cevap ver, sen diyorsan ben kabul edeceğim dersiniz. O kadar. Yaratılış Atlası’ndan on sayfa okusun, bitti. Her yere büyük bir alim şart. A9 Televizyonu’nun da kurulumu, artık bu en kolay yol. Berberlere, lokantalara, işyerlerine her yere kurun herkesin seyretmesini sağlayın, inşaAllah. Dikkat edin reklam yok, hiçbir şey yok, saf iman hakikatleri anlatılıyor, tam Kuran mucizeleri anlatılıyor, tam Mehdiyet’in ruhuyla hareket eden bir kanal. O kanal da bir Hz. Mehdi (a.s) talebesi, ben de bir Hz. Mehdi (a.s) talebesiyim, sizler de bir Hz. Mehdi (a.s) talebesisiniz. Ebcedlerin aynısıyla çıkması, o tarihleri vermesi harikadır, mucizedir. Tabii inanılması farz değil, Kuran’ın bir hükmü değil ama bir mucize. Çok şaşırtıcı ve hayret edicidir. Yoksa tabii uyulması gereken; Kuran’ın muhkem hükümleridir.
Mesela bakın Al-i İmran Suresi 81. ayet; Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhur tarihi; 1981, 81. ayet; “sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde,” Kuran’ı doğrulayan bir Mehdi (a.s) geldiğinde; ebcedi 1956 tarihini veriyor. İsteyen baksın. “sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde,” yani Kuran’ı doğrulayan yani Kuran’a uymanızı isteyen bir Mehdi (a.s) geldiğinde; ebcedi 1956, 81. ayet; 1981’e bakıyor. Bediüzzaman; “1956 küfür ve deccaliyet sisteminin yıkılış tarihinin başlangıcı” diyor, Risale-i Nur’un serbest bırakıldığı tarihtir. “Ona kesin olarak iman edecek ve ona yardımda bulunacaksınız." 81- Hani Allah peygamberlerden 'kesin bir söz (misak)' almıştı: "Andolsun size kitap ve hikmetten verip sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde,” bir Mehdi (a.s) geldiğinde,“ona kesin olarak iman edecek ve ona yardımda bulunacaksınız.” Demişti ki: "Bunu ikrar ettiniz ve bu ağır yükümü aldınız mı?" Onlar: "İkrar ettik" demişlerdi de "Öyleyse şahid olun, Ben de sizinle birlikte şahid olanlardanım" demişti.” Bu ayette; “sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde,” 1956 tarihi,Hz. Mehdi (a.s)’a bakan bir ayet, çünkü Hz. İsa (a.s)’dan, Hz. Musa (a.s)’dan, Hz. İbrahim (a.s)’dan ve Hz. Nuh (a.s)’dan Cenab-ı Allah yeminle söz alıyor ve “senden”diyor, Peygamberimiz (s.a.v)’den, bir elçi gelecek, elçi geldiğinde ona yardımcı olacaksınız diyor. Tabii genel olarak elçi ve peygamberlere işaret etmekle beraber, ahir zaman ve Hz. Mehdi (a.s)’a çok net işaret ediyor. İkinci işari anlamı o,çok net işaret ediyor. Çünkü bizim Peygamberimiz (s.a.v)’e de söylüyor ve İsa (a.s)’a da söylüyor, Cenab-ı Allah. Peygamberimiz (s.a.v)’e de söyleniyor, Peygamberimiz (s.a.v)’den de söz alınıyor. Bakın“bir elçi gelecek” diyor Cenab-ı Allah, İsa (a.s)’a da bir Hz. Mehdi (a.s) gelecek, ona yardım edeceksiniz” diyor. Şimdi İsa (a.s) kime yardım edecek? Hz. Mehdi (a.s)’a yardım edecek ve ayetin işari manası tahakkuk etmiş olacak, inşaAllah. 1981’e işaret etmesi çok manidar, Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış tarihi “sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde,” 1956 yılını veriyor, o da; Mehdiyet’in başlangıcı 1956. Bunu Bediüzzaman söylüyor;“1956 tarihi, küfrün ve deccaliyetin yıkılışının başlangıç tarihidir” diyor. Risale-i Nur’da, açın bakın.
Ercüment Yeşil çok güzel bir girişle anlatmış, maşaAllah. “Selamun Aleyküm canım Hocam sizi öyle seviyoruz ki, bazen bir anne şefkati gibi, sizi öyle seviyoruz ki, bir çocuk gibi” diyor, uzun uzun anlatmış, derin bir sevgiyle maşaAllah. Mehmet Emin, kerata Mehdiyet, İttihad-ı İslam sabahtan beri ne anlatıyorum ben? İttihad-ı İslam’ın farz olduğunu anlatmıyor muyum ben? Bütün anlattığım boşa gitmiş gibi. Mehdiyet demek; İttihad-ı İslam demektir, İttihad-ı İslam; demek de Mehdiyet demektir. Farziyetini Kuran ayetleriyle açık, aleni anlatmadım mı? 10’a yakın ayet ile anlattım, hepsi muhkem, açık, çok net. Bu ebcedlerin aynısıyla çıkması da, harikadır başka açıklaması yok. Bir tane çıkıyor çünkü. İkinci bir tarihi vermiyor ki. 7918 çıkabilir, 978 çıkabilir, çıkabilir de çıkabilir, öyle çıkmıyor ki. 1956 çok hassas bir tarih, Bediüzzaman’ın verdiği bir tarih; tam 1956 çıkıyor. Çünkü 1955’i aşıyor,55’i aştığında, 56. O, 1900’de bitiyor artık, 1955: elli bir ortası, beş bir ortası, altıya geçtiğinde, 1900 bitmiş oluyor. Hassas bir tarih. Onun için Bediüzzaman; “1956 tarihinin, deccaliyetin yıkılış tarihinin başlangıcıdır” diyor. Küfrü nemrudanenin, tuğyan ve deccaliyetin yıkılışının başlangıç tarihidir” diyor. Aynısı çıkıyor, Kuran’da başka ebced çıkmıyor. "Öyleyse şahid olun, Ben de sizinle birlikte şahid olanlardanım" ebcedi; 1994 tarihini veriyor. Bu ayette yine “sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde,” 1956, bir tane. 57 değil, 58 değil, 56. 81. ayet ve Al-i İmran, Al-i İmran soyu-İmran ailesi. İsa Mesih’in soyu, hepsi aynı soydandır. Hz. Mehdi (a.s)’da, Hz. İsa (a.s)’da aynı soydandır, inşaAllah. Ve her yerde, İttihad-ı İslam’ın farz olduğu Kuran’da alenen ve açıkça anlatılıyor. Hz. Mehdi (a.s) deyince; İttihad-ı İslam anlayacaksın, İttihad-ı İslam deyince;Hz. Mehdi (a.s)’ı anlayacaksın. Hz. Mehdi (a.s)’ın vasfı ne? İttihad-ı İslam’ı kurmak değil mi? İttihad-ı İslam nedir? Mehdiyet’i ortaya koyan bir sistem, inşaAllah, Müslümanların birleşmesi, bir liderleri olması. Mesela bir ayet daha, çok şaşırtıcı bu ebcedler; Al-i İmran Suresi 64- “De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin.” Ehl-i Kitap’a; ‘Allah birdir deyin’ diyor,Hz. Mehdi (a.s) bunu diyecektir. Ebcedi bir tane çıkıyor; 1979, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihini veriyor, hicri 1400. Bir tane tarih veriyor. 1980 değil, 1979;Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihidir hicri 1400. “De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin.” Hz. Mehdi (a.s), Hıristiyanlara bunu söyleyecektir, ebcedi de bu.
SUNUCU: Bizi yarın 22:00’dan itibaren A9 TV, Asu TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, HarunYahya.tv sitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Cenab-ı Allah, Al-i İmran Suresi, 61. ayette diyor ki: “ Artık sana gelen bunca ilimden sonra,” bunca anlattıklarından sonra, “onun hakkında seninle 'çekişip-tartışmalara girişirlerse” daha hala anlayamıyorlarsa, tartışıyorlarsa “de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım; sonra karşılıklı lanetleşelim de Allah'ın lanetini yalan söyleyenlerin üstüne kılalım." diyor Cenab-ı Allah. İttihad- İslam farz, “yok” diyorsan, gel lanetleşelim, inşaAllah. 39-“Allah, sana Yahya'yı müjdeler. O, Allah'tan olan bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayan, efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamberdir." Ebcedi; 1986 tarihini veriyor, Yahya ile ilgili, bu harikadır, maşaAllah.
Sizden Gelen Güzellikler
Devamı ...Allah'ın İsimleri
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Sokak Röportajları
Devamı ...