SUNUCU:“Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programımıza A9 TV, Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz.
ALTUĞ BERKER:Hocam Milli Gazete’den Nurettin Yıldız’ın bugün “Din adamlığı” başlıklı yazısı vardı. Şimdi din adamı olarak anılan ve hoca gibi unvanları olan bazı kişiler, dindar olmayanlardan da saygı görüyorlar. Ancak bu durumu suistimal ihtimali karşısında sarık ve cübbe gibi dış görünüme dair unsurların bir ölçü olarak alınmaması gerektiğini söylemiş. “Başa sarılan sarık, bedene giydirilen cübbe ne ilimdir, ne karakterdir” diye devam etmiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Tabii, gayet kolay onu herkes yapabilir. Alır adam üç beş metre tülbent, başına sarar. Cübbe de dört metre kumaştan çıkacak bir şey. Takva onunla değildir. Takvanın alametleri Kuran’da açık açık belirtilmiştir. Sohbetler çok güzel oluyor gündüz.
ALTUĞ BERKER:Vesilenizle Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, Ender ile Önder maşaAllah iki kardeş çok güzel anlatıyorlar, her ikisi de acayip sevimliler, çok sempatikler. Gayet güzel de anlatıyorlar. Furkan ve Yahya da, onlar da çok güzel anlatıyorlar. Hepsini tebrik ediyorum, maşaAllah, Allah ilimlerini arttırsın. Erkan, Alper onlar da çok güzel anlatıyorlar, maşaAllah. Ali de devreye girdi, maşaAllah. O da tam mücahid maşaAllah, çok güzel anlatımı, üslubu. Allah ilimlerini arttırsın. Bayağı güzel.
Matta İncil’inde diyor ki: “Ne mutlu barışı sağlayanlara.” Pavlus’tan Romalılara Mektup, 12: 17, 18; “Herkesle barış içinde yaşamak için elinizden geleni yapın.” “Herkesle barış içinde yaşamak ve kutsal olmak için gayret edin.” İbranilere Mektup 12: 14, 15. Matta 5: 23, 25; “Sunakta adak sunarken kardeşinin sana karşı bir şikayeti olduğunu anımsarsan, adağını orada sunağın önünde bırak. Git, önce kardeşinle barış, sonra gelip adağını sun. Senden davacı olana daha yoldayken çabucak anlaş.” Birbirinizle uğraşmayın, diyor. “Birbirinizle barış içinde yaşayın.” Markus 9:50. “Allah sizi barış içinde yaşamaya çağırdı.” Pavlus’tan 1. Korintlilere Mektup 7: 15. Pavlus’tan Selaniklilere 1. Mektup “Birbirinizle barış içinde yaşayın. Fazlasıyla saygı ve sevgi gösterin.”“Barış içinde eken, barış yapıcılığını ve doğruluk ürünlerini biçerler.” Yakup’un Mektubu 3: 17, 18.“Bunun için sevgili kardeşlerim Allah’ın huzurunda lekesiz, kusursuz ve barış içinde olmaya gayret edin.” Petrus’un 2. Mektubu 3: 14.“Rabbin kulu kavgacı olmamalı, tersine herkese şefkatle davranmalı, öğretme yeteneği olmalı, haksızlıklara sabırla dayanmalıdır. Kendisine karşı olanları halim bir huyla yola getirmelidir.” Pavlus’tan Timoteos’a 2. Mektup.“Her bakımdan alçak gönüllü, yumuşak huylu yani halim olun, sabırlı olun, birbirinize sevgiyle, anlayışla davranın.” Pavlus’tan Efeslilere Mektup 4:1, 2.“Hz. İsa (a.s.) ‘ama beni dinleyin, sizlere şunu söylüyorum; düşmanlarınızı sevin, size kötülükle davranana siz iyilik yapın, size lanet edenlere iyilik dileyin, size hakaret edenler için dua edin.” Luka 6: 27
ALTUĞ BERKER:Hocam flamingo resimleri gösteriyorum. Flamingoların çok güzel renkleri var. Bu kuşlardaki zengin renk çeşitliliği, tüylerinin içerisinde yer alan, tüy ilk oluşmaya başladığı sırada depolanan pigmentlerin varlığına veya tüylerin yapısal özelliği nedeniyle ışık hareketlerine bağlı olarak meydana geliyor.
ADNAN OKTAR:Ama çok şekerler, bayağı güzeller. Boyunları da su hortumu gibi, itfaiye hortumu gibi ucu bucağı yok, maşaAllah. Çok tatlılar.
Mesela bakın diyor ki yine: “Sağ yanağınıza bir tokat atana, öbür yanağınızı da çevirin. Size karşı kavgacı, davacı olup mintanınızı almak isteyenlere abanızı da verin. Sizi bin adım yürümeye zorlayana, siz iki bin adım yürüyün.” diyor. Yani hep şefkat, merhamet, sevgiye dikkat çekiyor. Kuran’da da, hadislerde de aynı, Tevrat’ta da aynı şekildedir. Daha önce gelmiş Kitaplarda da, Allah’ın dininde değişiklik yoktur. Bütün hak dinlerde, hep sevgi, barış ve kardeşlik anlatılmıştır, ama tabii İncil tahrif olmuştur. Tahrif olan kısımlarını açıklıyoruz, ama hak olan kısımlarını da ayrıca sizlere anlatıyorum. Tahrif olan yerlere uymak olmaz, ama hak olan yerlere uymak güzel olur, inşaAllah. Bak, Yasanın Tekrarı Tevrat’ta 6: 5; “Allah’ınız Rabbi bütün yüreğinizle, bütün canınızla, bütün gücünüzle seveceksiniz.” Tahrif olmamış bir Tevrat hükmüdür bu. Yasanın Tekrarı 13: 3; “Allah’ınız Rab, Kendisine bütün yüreğinizle, bütün canınızla sevip, sevmediğinizi anlamak için sizi sınamaktadır.” Muhteşem bir anlatım, maşaAllah. Yasanın Tekrarı 11: 1; “Allah’ınız Rabbi sevin. Uyarılarına, kurlarına, ilkelerine, buyruklarına her zaman uyun.” Müslüman ne yapacak? Allah’ı çok sevecek, Allah’ın uyarılarına, kurallarına, ilkelerine, buyruklarına her zaman uyacak, Kuran’a tam tabi olacak. Süleyman’ın Özdeyişleri 8: 17, Tevrat’tan yine; “Beni sevenleri Ben de severim.” Allah’ın hükmü bu, Allah Kendini sevenleri Allah da seviyor. “Ama Beni seven, buyruklarıma uyan binlerce kuşa sevgi gösteririm.” Mısır’dan Çıkış 20: 6. “Allah’ınız Rabbi sevin. Tümüyle gösterdiği yolda yürüyün.” Yani Kuran’a tam tabi olun, şu an anlayacağımız budur. “Buyruklarını yerine getirin.” Yani, Kuran’ın hükümlerini yerine getirin. “O’na bağlı kalın, O’na candan ve yürekten hizmet edin.” Yeşu 22: 5. Bunlar hep hak olan hükümleridir Tevrat’ın. “Allah’ınız Rabbin Allah olduğunu bilin. O güvenilir Allah’tır. Kendisini sevenlerin, buyruklarına uyanların anlaşmasına bağlı kalır.” Yani onlara her türlü yardımı gösterir Cenab-ı Allah, inşaAllah. “Yüce ve görkemli Allah; Seni sevenlere, buyruklarına uyanlara yaptığın anlaşmaya bağlı kalırsın.” Cenab-ı Allah Kuran’da nasıl müminleri koruyacağını söylüyor, değil mi? Onları cennete götüreceği, onlardan razı olarak kalacağını bildiriyor, bir anlaşma o belirttiği hüküm. “Bunlara bağlı kalırsın” diyor, Allah’ın hükmünde bir değişiklik olmaz. “Allah’ınız Rabbi sevmeye çok dikkat edin.” Yeşu 23: 11. “Allah’ınız Rabbi sevin. Uyarılarına, kurallarına, ilkelerine, buyruklarına her zaman uyun.” Yasanın Tekrarı 11: 1. “O’nu (Allah’ı) bütün yüreğinizle, bütün canınızla sevesiniz ve yaşayasınız.” Yasanın tekrarı 36. Yani öyle orta bir sevgi değil; “Bütün yüreğinizle, bütün canınızla.” Allah’ın rızasına uygun olan budur, Tevrat’ta Allah bunu söylüyor. “Rabbi sevin (Allah’ı sevin). Ey O’nun sadık kulları, Rab Kendisine bağlı olanları korur.” Allah Müslümanları korur. Mezmurlar 31: 23. “Seni seviyorum. Gücüm Sen’sin Ya Rab.” Mezmurlar 18: 1. Bakın “Gücüm Sen’sin” çünkü Müslüman bütün gücünü Allah’tan alır, değil mi? Müslüman’da oluşan her şey Allah’ın tecellisidir. “Rabbi seviyorum. Yaşadığım sürece O’na sesleneceğim.” dünyada O’na dua edeceğim, inşaAllah. Mezmurlar 116: 1, 2. Cennette de sonsuza kadar, inşaAllah. “Ey sizler! (Rabbi sevenler) Kötülükten tiksinin, O sadık kullarının canını korur. Onları kötülerin ellerinden kurtarır.” Mezmurlar 97: 10. “Bugün size Allah’ınız Rabbi sevmeyi, yollarında yürümeyi, buyruklarına, kurallarına, ilkelerine uymayı buyuruyorum.” Kuran’a ve sünnete tam uyma anlamındadır bu. “Öyle ki Allah’ınız Rab tarafından kutsanasınız.” Kutsal bir hale gelesiniz, değerli hale gelesiniz. Yasanın Tekrarı 30: 16. “Sevinsin Sana sığınan herkes.” Kim Allah’a sığınıyorsa sevinsin, diyor. “Sevinç çığlıkları atsın sürekli, sevinçle coşsun adını sevenler Sende.” Coşkulu bir sevinç yaşayın Allah’ı sevdiğiniz için, diyor. Mezmurlar 5:11.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. İmam Muhammed Bakır’dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor; “Hz. Mehdi (a.s.), Tevrat ve diğer semavi kitapları Antakya’da bir mağaradan çıkartacak ve Yahudiler arasında Tevrat’la, Hıristiyanlar arasında İncil’le hükmedecektir.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Yeni bir kitabınız var onu tanıtmak istiyorum Hocam. “Kuran, Tevrat, Zebur ve İncil’de Hz. Mehdi (a.s.)” MaşaAllah, çok estetik, güzel kapağı. Uzun, güzel değişik bir şekli var.
ADNAN OKTAR:Evet, Tevrat’ta, İncil’de, Kuran’da. Mesela bak, Kuran’da ayetler. Şeytandan Allah’a sığınırım, Mücadele Suresi, 21; “Allah, yazmıştır: ‘Andolsun’” Allahyemin ediyor “’Ben galip geleceğim ve elçilerim de.’ Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır.” Saff Suresi 9; “Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır” Dünyada tek din İslam kalacak, inşaAllah. “Müşrikler hoş görmese bile.” Tevbe Suresi 33; “Müşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur.” Yunus Suresi 82; “Allah, suçlu-günahkarlar istemese de, hakkı (hak olarak) Kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir.” Yani İslam dünyaya hakim olacak, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bu ayetlerin ebcedlerini de çıkartmıştınız Hocam. 2021 veriyor mesela ilk okuduğunuz; “Bütün dinlere üstün kılacaktır”
ADNAN OKTAR:Evet, bu ayetlerin hemen hemen tamamında ahir zamana bakıyor ebcedleri. Saff Suresi, 8-9. “Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar.”Yani konuşarak anlatarak, İslam’ın aleyhinde faaliyet yapıyorlar, diyor Allah. “Oysa Allah, Kendi nurunu tamamlayıcıdır; kafirler hoş görmese bile. Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile.” Ra’d Suresi 42; “Bu yurdun” dünyanın “sonu kimindir, inkar edenler pek yakında bileceklerdir.” İslam’ın dünyaya hakim olduğunu da görecekler, diyor, Cenab-ı Allah, inşaAllah. “‘Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkana ve tehdidimden korkana ait (bir ayrıcalıktır).’ (Peygamberler) Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatçı” her deccal “bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti.” Peygamberler; Mehdiler fetih istiyor Allah’tan “(sonunda) her zorba inatçı (deccal) bozguna uğrayıp -yok oldu-gitti” diyor Allah. İbrahim Suresi 14-15. Nasr Suresi 1 ve 3, şeytandan Allah’a sığınıyorum; “Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, hemen Rabbini hamd ile tesbih et” elhamdülillah “O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.” Demek ki, Allah’ın yardımı gelip, fetih geldiğinde insanların Allah’ın dinine, büyük gruplar halinde, milyonlarca insan, topluca dine girecekler, inşaAllah; Kuran ona işaret ediyor.
ALTUĞ BERKER: Ebcedi 2016, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ebcedi 2016, maşaAllah. Saff Suresi 13. “Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele.” Biz de yakın bir fetihle Müslümanları müjdeliyoruz; İslam’ın dünyaya hakimiyetiyle, İttihad-ı İslam’la, dünyanın barış yurdu, kardeşlik yurdu ve sevgi yurdu olacağını bütün Müslümanlara müjdeliyoruz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Deniz kaplumbağaları caretta carettalar, göç eden canlılar, manyetik alandan faydalanıyorlar Hocam, dünyanın manyetik alanından. Sanki daha önceden biliyorlarmış gibi, dünyanın farklı yerlerindeki manyetik alanları değerlendirip, okyanusta buna göre yön belirleyip yolculuk yapıyorlar.
ADNAN OKTAR:Acayip şekerler caretta carettalar, bakışları acayip salak ve süper şekerler.
Diyor ki Talmud’da; “Davud’un oğlunun, Hz. Mehdi (a.s.)’ın, geleceği nesilde tüm devletler” yani dünyanın büyük bir bölümü, ezici çoğunluğu “Minim dinini, yani ateizmi, Allahsızlığı kabul edecek ve verilen öğütlerden yüz çevirecek” devletler, diyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametidir. İlk defa bu yüzyılda oldu. “Mesih Hz. Mehdi (a.s.)’ın çağı gelmeden önceki sürede günahtan korkan insanlar hor görülecek.” Yani müminler, Müslümanlar hor görülecek “ve gerçeklerden yoksun kalınacak” gerçekleri bilemeyecek insanlar, diyor, Talmud 49b. “Davud’un oğlunun, Hz. Mehdi (a.s.)’ın, geleceği nesilde kötü insanlar taktir edilecek.” Asrımızda da öyle; it, kopuk, sahtekar mesela en aşağılık gazeteciler itibar görüyor, en aşağılık adamlar itibar görüyor, en aşağılık bazı iş adamları dünyada itibar görüyor. Talmud 97a’da. “Mesih” yani Şiloh yani Hz. Mehdi (a.s.)’nin “çağı gelmeden önceki sürede devlet yönetimleri delalete düşecek” dini inançlara ters düşecek devletler “ve onları kınayacak kimse olmayacak.” Çünkü yıldırılacaklar, korkutulacaklar, Talmud 49b. “Davud’un oğlunun, (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) geleceği nesilde soyguncular ve soyguncuların soyguncuları olacak.” Hakikaten de öyle oluyor, mesela kumarhane sahibi oluyor, mafya geliyor onlardan haraç alıyor; tabii illegal olanları, soyguncu olanları kastediyorum. Hırsızlık yapıyor yahut eroin satıyor, onlardan haraç alan ayrıca soyguncular oluyor, yani soyguncunun soyguncusu oluyor. Bilinir, herkes biliyor, inşaAllah. Bu tabii çok genişletilecek bir şey, ama bilinir, detay vermek istemiyorum. Ama mesela illegal kumarhane işletenler var, illegal eylem yapanlar var, değil mi? Uyuşturucu satanlar var, bunlara işaret ediyor. “Davud’un oğlunun (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) geleceği yedi yıllık sürenin sonunda açlık okları gönderilecek.” Bak yedi yılık ekonomik krize Tevrat nasıl dikkat çekiyor, 3 bin yıl öncesinden 2007’de başlayacak ekonomik krizi bildiriyor Tevrat. “Yedi yıllık sürenin sonunda açlık okları gönderilecek.” Ekonomik kriz başlayacak, diyor. “Ve büyük bir kıtlık olacak. Ve bu zamanda erkekler, kadınlar, çocuklar, dindar adamlar ölecekler.” Onlar insanları öldürecekler, diyor; bir anarşi olacağı belirtiliyor, Talmud Sanhedrin 97. “Her yeni kötülük, bir diğeri bitmeden hızla gelecek.” Yeni bir zulüm daha olacak, diyor. Peş peşe zulümler kesintisiz devam edecek Hz. Mehdi (a.s.) zamanında. “Tekrar kurtulacaklarına dair ümitlerini kaybetmedikçe (Hz. Mehdi (a.s.)) Şiloh gelmeyecek.” Talmud Sanhedrin 97a. “Davud oğlunun (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) geleceği nesilde alimlerin toplanma meclisleri, gayrimeşru meclisler haline gelecek.” Yani orada şirk, adavet, düşmanlık, Müslümanları birbirine düşüren üsluplar, mezhep kavgaları, iftiralar, fitne fücur, gıybet gibi birçok günahlar işlenecek, diyor. “Kral Mesih’in (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) geleceği nesilde babası ayıplandığında oğlu utanmayacak.” Yani o da yüzsüz olacak, o da utanmayacak, o da utanmayacak; hepsi arsız olacaklar, diyor. Yaşeya 11: 4; “Hz. Mehdi (a.s.) yoksulları adaletle yargılayacak, yeryüzünde ezilenler için dürüstçe karar verecek.” Yoksullara yardım edecek ve adaletle davranacak, diyor. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın davranışlarının temeli adalet ve sadakat olacak.” Zekeriya 4: 6; “Güçle, kuvvetle değil” Hz. Mehdi (a.s.)’ye tankla, topla, uçakla değil, “ancak Benim Ruhumla başaracaksın” diyor Cenab-ı Allah ona. Ben sana güç vereceğim, onunla başaracaksın, diyor. “Böyle diyor her şeye egemen Rab.” “Bakın, kulum (Hz. Mehdi (a.s.)) başarılı olacak, üstün olacak, el üstünde tutulup alabildiğine yüceltilecek.” Yaşeya 52: 13. Bak, “başarılı olacak, üstün olacak, el üstünde tutulup alabildiğine yüceltilecek.” Egemenliği hiç bitmeyecek, krallığı hiç yıkılmayacak bir krallıktır, diyor Hz. Mehdi (a.s.)’ın. Onun bulunduğu dönemde mümkün değildir aksi, Allah’ın izniyle. Bu kitabı kardeşlerimiz mutlaka edinsinler, çok güzel; “Kuran, Tevrat, Zebur ve İncil’de Hz. Mehdi (a.s.)” ilmi, güzel bir eser.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam. Bir çeşit kertenkele türü olan gekonun kamuflaj ustalığı var Hocam. Kendisi yaprak taklidi yapıyor, tam bir yaprağa benziyor, maşaAllah. Burada ayırt edilmiyor yapraktan, burada tamamen yaprak şeklinde.
ADNAN OKTAR:Hakikaten burada ayırmak mümkün değil. Geko; güzel bir ismi var. Cübbeli Hazretleri yine Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsetsin, çok güzel bahsediyor, biz de dinleyelim.
VTR: Cübbeli, “Hz. Mehdi (a.s.)’ın yardımcıları Arap değil, Türklerden olacak” diyor.
ADNAN OKTAR:Sen anlatıyor musun? Anlatmıyorsun işte. 700 sene sonra demek ne demektir? “İstemiyorum” diyorsun, “Türk İslam Birliği’ni, İttihad-ı İslam’ı istemiyorum.” İnsaf et, 700 sene. Kulağına ses gelmiş 4 saat diye, oradan 700 sene sonra olacağı inancı çıkmış. İnananlara da Allah hidayet versin, Allah akıl, fikir versin. Bunun peşinden gidenlere de Allah hidayet versin. Aklı başında, çok şahane insanlar var. Mehmet Talu Hocamız çok mübarek, muhterem bir insan onun sözünü dinlesenize. Mahmut Hocamız’dan, onun direkt eski anlatımlarından istifade edin. Şu an konuşması zor oluyor tabii, o olmaz ama eski anlattıklarından istifade edebilirsiniz. Orada çok değerli başka alimler var, ne alaka gidiyorsunuz onun peşinden?
ALTUĞ BERKER:Göç eden hayvan resimleri gösteriyorum. Özellikle çok yüksekten uçan kuşlar var Hocam. Onlar -50 derecenin altında da uçabiliyorlar. Hiçbir zorlukla karşılaşmadan, onların düşük oksijen seviyesiyle baş edebilmeleri için kanlarında bulunan, oksijen taşıyabilen hemoglobin molekülü son derece verimli bir yapı onlar için, özel onlara göre. 9 bin metre yükseklikte uçabilen kazlar var, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Fethullah Hocamız’ın yetiştirdiği talebeler çok çalışkan ve aklı başındadırlar. Fakat Darwinist ve materyalist olan insanlar; bu sözüm doğru, birçoğu dünya hırsına kapıldıkları için, dünyaya kendilerini bağladıkları için çalışkanlık onlara bir zul gibi gelir, ızdırap verir, kolaycı olurlar. Avrupa’da da o yüzdendir, mesela bakın Avrupalılar artık çocuk edinmek dahi istemiyorlar, çalışmak istemiyor adam, konuşmak istemiyor, ekonomik krizin asıl ana nedeni budur; insanların aşırı tembelliği ve hazır yiyicilik özellikleridir, yani gününü gün etme özelliğidir. Avrupa’nın Darwinist ve materyalist olmasından bu kaynaklanıyor, ama Türkiye’de gençlik dindardır. Fethullah Hocamız’ın talebeleri de dindardır, diğer cemaatler de dindardır, millet olarak, genel olarak dindardır, cemaate bağlı olmayanlar da dindardır. Dindarlar çalışkan olurlar, ama PKK’lılar olsun, Marksist komünist olsun, Darwinistler, materyalistler olsun bunların büyük bir bölümü hazırcıdır. Onun için o tip olayları onların içerisinde arayacaksınız. Fethullah Hocamız’ın talebelerinde böyle şeylerden şüphe etmek yakışık kalmaz. Fethullah Hocamız papazlarla muhatap oluyormuş. Papazlarla Hz. Mehdi (a.s.) da muhatap olacak. Hz. Mehdi (a.s.) ne yapacak? Onlara İncil’in aslıyla Kuran’ı anlatacak, Kuran ruhunu anlatacak İncil’in aslıyla, Kuran’daki o asıl ruhu onlara aktarmış olacak. Dolayısıyla onları bir süre sonra Kuran’a çekmiş olacak. Tevrat’la da yine Kuran’ın özünü onlara aktarmış olacak, Tevrat’ın orijinaliyle. Bunu Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Papazlara tebliğ yapılması zaten dinin bir emridir. Allah Kuran’da birçok ayette onlarla nasıl konuşacağımızı, nasıl bağlantıda olacağımızı bize açıklıyor. Ayrıca Ehl-i Kitap’tan, mesela adam papazdır, kızı Hristiyan olur, evlenirsin. Hahamdır, kızı da Musevi’dir evlenebilirsin. Bu hükmü kim söylüyor? Allah söylüyor. Nerede söylüyor? Kuran’da söylüyor. Bundan habersiz olan bir kısım ahmaklar, kendilerine sahte isim takarak; Ahmet, Mehmet, Mustafa şeklinde, cahilliklerini ortaya koyan üsluplar geliştiriyorlar. Bunların çoğu kökende dinsizler. Fethullah Hocamız’a kin duyanlara baktığımızda bunlar ne İttihad-ı İslam’ı savunuyorlar, ne Türk İslam Birliği’ni savunuyorlar, ne dini, ne sevgiden, şefkatten haberleri var. Hep nefret kin, nefret, kin, başka bir şey bilmez bunlar. Açıp bakın kitaplarına, araştırın bunu göreceksiniz. Zor şartlarda mücadele eden bir insandır Fethullah Gülen. Ben kusursuzdur demiyorum; hataları varsa söyleyin, Hocamız’ı uyarırız, o nezaketli bir insan, dinler, katı bir insan değil. Nitekim ben eleştiriyorum zaman zaman; Milli Gazete gibi olun, Vakit Gazetesi gibi olun dedim Zaman Gazetesi için, değil mi? Güzelce Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsedin, İttihad-ı İslam’dan bahsedin, Türk İslam Birliği’nden bahsedin, coşkulu olun, bunları söylüyoruz. Zaman zaman da onlar kendilerini düzeltiyorlar. Fakat Fethullah Hocamız’ın tırnağı etmeyecek adamlar, ayağının tozu etmeyecek adamlar oturur konuşurlarsa, bu olmaz. Şöyle konuşmalarını kabul ederim; Fethullah Hocamız kadar bir hizmet eder, o zaman konuşsun, o zaman dinleyeceğim, söz, o zaman onun yanında olacağım ben. Ama Fethullah Hocamız’ın milyonda biri kadar bir hizmeti yoksa, atom forvet sokakta soğanlı lahmacun yiyen, ayak takımından, it kopuk oturup abuk sabuk konuşursa, ben de onlara tabii ki cevap vereceğim, inşaAllah. Bunlar tiksinilecek adamlar. Aklı başında konuşmuyorlar. Müminler birbirlerini severler, şefkat duyarlar, hatası varsa Kuran’la, hadisle uyarırlar. Fethullah Hocamız katı bir insan değil, uyarın, anlatın eksiği varsa, ben anlatıyorum, değil mi? Hizmetine bakıyoruz mükemmel, gayet güzel; gençlere Türkçe öğretiyorlar, Allah sevgisini anlatıyorlar. Tam dini anlatamıyorlar, doğru ama sistemden kaynaklanıyor, kolay değil onların yaptığı çalışma. En azından materyalist eğitim vermiyorlar kardeşim, bu yeterli, Darwinist, materyalist eğitim vermiyorlar, değil mi? İnşaAllah.
Hz. Mehdi (a.s.) Peygamber değildir; imamdır, Peygamber’e uyandır, liderdir. Tabii imamlık görevi de vardır, Müslümanların imamıdır, lideridir, inşaAllah. “İnşaAllah astronot gibileri ilminizle ezip geçersiniz, Hocam. Bir sorum olacaktı da, İslam’da teessüflenmek ve hüzünlü olmak olur mu? Hürmetle. Azerbaycan’dan Ferzeliyev Murat.” Hüzün, teesüflenmek; bunlar enayiliktir. Müslüman niye yapsın bunu? Kendini boş yere ezecek, boş yere üzecek, boş yere vücudunun fonksiyonunu bozacak, çünkü üzüldün mü ne olur? Sağlığın bozulur, kolesterolün yükselir, vücudunun her yeri kasılır, beyin damarları kasılır, kalp damarları kasılır, betin benzin sapsarı olur, acı çekersin, hastalanırsın. Bu akıllı bir insanın yapacağı bir şey mi? Allah’a tevekkül edip, Allah’a bırakırsan da gayet sağlıklı, mutlu, neşeli olursun, ne gerek? Onun için Cenab-ı Allah Kuran’da haram kılmıştır üzüntüyü ve azabı, gereksiz. İnsanın kendi kendini ezmesi, acı çektirmesi akıllı bir hareket olmaz, kendini doğraması gibi bir şey, değil mi? Kendini zehirlemesi gibi bir şey, ha zehirlemişsin ha üzmüşsün, ne farkı var? Aynı şey, inşaAllah. Ama elinde olmayarak yapanlar için tabii enayilik demeyelim de yanlış yapmış olurlar, kendilerini düzeltecekler, inşaAllah. Ama bilerek yaparsa, kendi vücudunu tahrip ediyorsa bu enayiliktir tabii. Kasten insanın kendisine zarar vermesinden başka nedir?
ALTUĞ BERKER:Bugün Mehmet Barlas da Fethullah Hoca Efendi ve camiasından bahsetmiş. Türkiye’de tek cemaatin Fethullah Gülen cemaati olmadığını, Türkiye’de Aydınlık cemaati, TÜSİAD cemaati, Cumhuriyet Muhafızları cemaati ve Ergenekon cemaati benzeri sayısız cemaat olduğunu yazmış. Fethullah Gülen’in cemaatinin belirli çevrelerin hedefinde olduğunu ve bu kavramı her konu da; kendi ifadesiyle, ‘ağızda sakız etmenin’ yanlışlığını vurgulamış.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, şimdi ben Fethullah Hoca ve cemaatini korumamın nedeni çok mazlum ve sessiz insanlar, bunlar cevap vermiyorlar, vicdanım rahat etmiyor o yüzden. Çekingenler biraz, bu it kopuk takımına hak ettikleri cevabı pek veremiyorlar. Onlar da sürekli böyle böğürüyorlar, onlar da sessiz onları dinliyor. Ben de adaletli davranıyorum, haklarını avuçlarına koyuyorum. Her terbiyesizlik yapan it kopuk takımına gereken cevabı vereceğiz.
ALTUĞ BERKER:Onların aleyhinde faaliyet gösteren olduğu zaman yine sizden yardım talep ediyorlar zaten Hocam. Fethullah Gülen cemaatindeki dostlarımız sizden yardım istiyorlar, onların aleyhinde bir şey olduğunda.
ADNAN OKTAR:Naçizane, biz dilimiz döndüğü kadar, imkan dahilinde açıklıyoruz, anlatıyoruz. Ama ben mazlumdan yana olurum hep, sessizden yana olurum, kendini koruyamıyorsa hakkını avucuna koyarım, kimse itlik yapmayacak. Ses çıkaramıyor, nezaketli davranıyor diye oturup çakallık yapmak ayıptır, inşaAllah. Bu insan, efendilik üstünden, başından akıyor, kendi halinde bir insan; yaşlanmış, hastalıkları var, zor yürüyen bir insan. Oturup bunu yok Amerikan ajanı, yok papaz; o ne takar, ajanı ne takar, başkasını ne takar, değil mi? Onun gönlünde yatan Türk İslam Birliği’dir, İttihad-ı İslam’dır. Ama üstünde o kadar çok baskı var ki, o kadar çok üstünde müdahale edeni var ki, etrafını ve kendini korumak için ortalı hareket ediyor. Benim gibi deli dolu, gözü kara gitmiyor, inşaAllah. Ben Allah’ın delisiyim, benim gözüm kara, öyle bir şeyi ben takmam, dinlemem, ama o birçok şeyi hesap etmek durumunda. Onun için suskun kalıyor, bu da benim vicdanımı sızlatıyor, ben de haklarını avuçlarına koyuyorum. Terbiyesizlik yapmayacaklar, bu camia tertemiz insanlardan oluşuyor. İspat etmedikten sonra, olmaz. Bir de bayağı terbiyeli, akıllı çocuklar. Bizim Türkiye’mizde milliyetçiler, Müslümanlar, mukaddesatçılar hepsi çok şahanedirler. Bir avuç Darwinist, materyalist, iddia edilen Ergenekon terör örgütü mensubu, hazır yiyici, millete tepeden bakanlar bu sistemlerinin yıkıldığını görünce paniğe kapıldılar. Nerede vatansever varsa, nerede milletini seven, bayrağını seven, dinini, imanını seven varsa onlara azgın, kudurmuş köpek gibi saldırıyorlar. Biz de onlara tabii ‘hoşt’ diyeceğiz, inşaAllah. Gerekeni yapıyoruz işte, inşaAllah. İddia edilen Ergenekon terör örgütü ve PKK, bunlar komünistler, iç içe, el eledirler. Bir avuç it kopuk takımı Türkiye’yi ele geçirmeye çalışıyorlar, hazırcı takım. Bunlar kopya çekerek, oyun yaparak, sahtekarlık yaparak, milleti aldatarak, adam kullanarak orayı burayı, köşe başlarını tutmaya çalışıyorlar. Allah’a çok şükür, Türkiye’de vatanını, milletini seven, milliyetçi, mukaddesatçı, Atatürkçü gençlik, dindar gençlik çelik gibidir, evelAllah, ezici çoğunluk onların elindedir, konu da bitmiştir. Artık İddia edilen Ergenekon örgütün sadece ciyaklamalarını duyuyoruz, çırpındıkça daha da batacaklar, inşaAllah.
“Siz nasıl bir muhteşem varlıksınız, sizin sevginizin alanı içinde olmak ne bahtiyarlık. Şu an kurabiye yiyorum.” inşaAllah. Bu hanım kardeşimiz de çok tatlı bir insan, maşaAllah. Çok güzel yazmış, inşaAllah. “Sevmediğiniz yok canım Hocam. Kadınları seviyorsunuz, çocukları seviyorsunuz, hayvanların kulaklarını, patilerini, Yahudileri, Hıristiyanları, Ermenileri, masonları kısaca tüm insanları. Bazen astronota bile şefkatinizi hissediyoruz.” Gariban tabii, ben ona hakikaten acıyorum. Konuşuyorum ama işin doğrusu bir yamukluk yapan olsa gerekeni yapıyoruz. Mesela bakın internet sitelerindeki o filmleri falan, hiç birini bıraktırmadım, hepsini çıkarttırdım, hukuki müdahale ettik, inşaAllah. Olduğunda da anında ihbar ediyoruz, söylüyoruz. Ama biraz çocuksu, yönlendirilebilen bir tip; birisi biraz sırtını okşadı mı, ufak tefek hediye gördü mü, uçuyor, bambaşka bir şekle giriyor ve çok yanlış tavırlar koyuyor. Bir anda gözünden birçok insanı silebiliyor. Mehmet Talu Hocamız’a karşı tavrı, Şeyh Nazım Hocamız’a karşı tavrı, Bediüzzaman’a karşı tavrı, çok gözü kara ve çok pervasız, biz de uyarıyoruz. Biz frenlemiş olmasaydık bayağı uçacaktı bu. Ben bunun elini, ayağını, kulağını hepsini birbirine düğümledim, oturdu oturacağı yerde, ama ilimle, bilimle, akılla yaptık tabii, şefkatle yaptık. Yoksa bu bayağı bir kişiye sardıracaktı, inşaAllah. Doğruları anlattıkça, belgelendirdikçe tabii yapacak bir şeyi kalmıyor. Ne söylese anında cevabını veriyoruz, inşaAllah.
Özellikle garibana, mazluma laf söylenirse bu benim çok ağrıma gider. Delilik yapan olursa ben bin misli daha deliyim, onu da söyleyeyim, Allah’ın delisiyim. Öyle dangalaklık olmaz, inşaAllah. Çünkü mübarek, Amerika’da esir gibi bir şey, zaten zor şartlarda yaşıyor, ne yapsın? Evden, kapıdan dışarıya çıkamıyor artık, daha ne istiyorsunuz? Kendi vatanına gelemiyor. Adam mı öldürdü, banka mı soydu, ne yaptı, değil mi? Çok nezaketli bir insan, bir de içli bir insan. Her şeye ağlıyor, üzülüyor daha hala üstüne üstüne gidiyorlar, bu nasıl bir vicdandır ben anlamıyorum. Fethullah Hocamız’ın talebelerine bakıyorum, nur gibi çocuklar, tertemiz insanlar, kimseyle zarı yok, zoru yok, çekingenler, utangaç; yüzüne baksan kızarır çocuklar. Bir acayip göstermeye çalışıyorlar. Asıl siz gidin kaşar tiplerle uğraşın, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün, PKK’nın kaşarlarıyla uğraşın, değil mi? Oturup ne mazlumla uğraşıyorsunuz? Nerede Türk milliyetçisi var, nerede aydın, aklı başında vatansever var, nerede Atatürkçü var, nerede Allah’a, kitaba aşık insan var onların üstüne gidiyorlar. Biz de nezaketiyle karşılık vereceğiz tabii.
Ne kadar çok Türk Sanat Müziği teklifi geliyor, kardeşim. Bu nedir böyle? “Arada Türk Sanat Müziği de olsa” diyorlar, programın dışında. Nerede, öyle iyi kanun falan çalan olursa bakacağız, inşaAllah. Öyle Osmanlı, eskiden kalan sanatçılardan varsa bakalım.
ALTUĞ BERKER:Size misafir gelen müzisyen dostları görünce herhalde daha çok arzu ediyorlar, Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet. Olabilir, kanun, ut falan olabilir, inşaAllah, ama aşkla, şevkle çalıyorsa. Bir sınayacağım ben, bizzat başında durup denetleyeceğim. Ben takdir edersem, tamamdır, o zaman çıkabilirler programa. Tabii sabah programlarında olur, inşaAllah. Cübbeli’yi dinlemeye devam edelim, güzel anlatıyor.
VTR: Cübbeli; Hz. Mehdi (a.s.)’ın yakında Mescid-i Aksa’da Müslümanlar’a imamlık yapacağını ve insanlığın tek bir ümmet olacağını anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Helal olsun, bak güzel, böyle anlatırsa bir sorun yok, ama 10 yıl, 15 yıl önce anlattıkları bunlar, inşaAllah. Bunu bir şekilde yıldırmışlar. “İslam dünyaya hakim olmayacak de, sana her türlü kapıyı, yolu açacağız” demişler, anladığım kadarıyla. Kulağını da kaşımışlar, ondan sonra bu ortaya çıktı. Ama eski dediklerini unuttu, biz de eski dediklerini sürekli anlatıp, bu eksiğini gideriyoruz, inşaAllah. Hatasını düzeltmiş oluyoruz.
ALTUĞ BERKER:Ben isterseniz yavru kediler gösterebilirim.
ADNAN OKTAR:Göster. Dolmuşa binmiş geziyorlar, ekip olarak. Bir de yolda da yolcu bırakıyorlar ara ara. Tek tek yolcular aşağıya, bir tane yolcu kaldı şimdi. Bunlar acayip tatlı şeyler, ne kadar güzel huylu bunlar, maşaAllah.
Eğer cemaatler olmasaydı, ülkücüler olmasaydı, Nur talebeleri olmasaydı, Fethullah Hocamız olmasaydı, Nakşiler olmasaydı Türkiye çok çok çok acı bir ortama sürüklenirdi, tahmin edemeyecekleri bir ortama sürüklenirdi. Allah onları vesile etti; Türk milliyetçilerini, ülkücüleri, Nur talebelerini, Süleymanlı kardeşlerimizi, Nakşi kardeşlerimizi, Kadiri kardeşlerimizi. Bunların hepsi vatanseverdir. Vatana, millete, bayrağa aşkla, muhabbetle düşkün, aşkla, muhabbetle koruyan mübarek topluluklardır. Allah onların vesilesiyle çok güçlü bir Türkiye meydana getirdi, Allah vesile etti. Çoktan giderdi Türkiye, otuz kere parçalanırdı. Bütün yabancı ülkeler, aşağı yukarı ittifak halindeler Türkiye’yi parçalamak için. “Çanakkale geçilmez, vatan bölünmez” dediler, değil mi? Ne çilelerden, ne zorluklardan geçtiler. Bu günlere geldik, bundan sonrası artık düz, Allah’ın izniyle. Yokuşu geçtik, ondan sonra iniş aşağıya, son sürat gideceğiz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Siz daha iyi bilirsiniz Hocam, inşaAllah, 1979’lar söylediğiniz tarih, tam hicri 1400, Allah’ın izniyle, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah. Benim canım kardeşlerim, o zamanlarda yetişen nesil, şu an Türkiye’de devletin bütün kilit noktalarında görev alıyorlar. Ülkücüler, milliyetçiler, diğer cemaat mensupları olsun, vatanını, milletini seven bütün aydın kesim, Atatürkçü, milliyetçi, kültürden, sanattan, bilimden derin haz alan, iyi niyetli, güzel insanlar, makul insanlar hep devletin güzel yerlerine geldiler. Her şey güzelleşti, her yer güzelleşti. Polis güzelleşti, MİT güzelleşti, devletin diğer kurumları güzelleşti, her yerde bir güzellik ve bereket oluştu, daha da güzel olacak, inşaAllah, daha da iyi olacak. Hayır hakim olacak, inşaAllah. Bu saydığım gruplar, hep devleti muhafaza için uğraştılar; aman devlet yıkılmasın, aman üniter devleti muhafaza edelim, vatana, millere zarar gelmesin, vatan işgal edilmesin diye gayret ettiler. Allah hepsinden razı olsun. Çok güzel netice aldılar, inşaAllah. Kolay değildir, çok zordur; Fethullah Hocamız’ın çektiği çileleri, talebelerinin çektiği çileleri Allah bilir. Ülkücülerin çektiği çileler; ne ızdıraplar çekti o koç yiğitler cezaevlerinde, herkes bilir. Mahallelerinde nefes aldırmıyorlardı o çocuklara, o koç yiğitlere. Ben bilirim, lise yıllarından falan çok iyi biliyorum, sokakta gezemiyorlardı, o kadar zordu; saldırılırlar, kurşunlanırlar. En zor şartlarda çok güzel hizmetler verdiler ve bu günlere geldik, Allah’a çok şükür. Süleymanlı kardeşlerimiz her yere Kuran kursları açtılar, inşaAllah. Muhammed Raşid Erol Hazretleri büyük bir coşkuyla, güzel bir hareket başlattı, inşaAllah. Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin güzel bir yönü vardır; devlete çok bağlıdır, aydın bir insandır, bölünmeye şiddetle karşıdır. Güneydoğu’da bir kale oldu PKK’ya karşı, yoksa PKK çok acayip hamle yapabilecekti, Muhammed Raşid Erol Hazretleri durdurdu onu, Allah onu vesile etti Güneydoğu’da. Seyyidlerin orada çok büyük faydası oldu. Özetle, aydın, aklı başında, milliyetçi, mukaddesatçı, Atatürkçü, dindar gençlik bugün Türkiye’de hakimdir, elhamdülillah, Allah’a çok şükür, inşaAllah.
VTR: Melami Şeyhi, Ahmet Arslan Efendi, Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın yaşadığını anlatıyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, bakın benim milletim ne kadar güzeller, ne kadar kalenderler, ne kadar sevgi dolular. Hep böyledir, nereye gitse, inşaAllah. Eskiden CHP sorundu, o da çok güzel oldu. MaşaAllah, Sayın Kılıçdaroğlu’nun üslubuna, konuşmasına bakıyorum, partinin genel politikasına bakıyorum, İslam’a, Kuran’a bakış açıları çok güzel oldu, çok sevecen yaklaşımları. Şahane gidişat, bayağı güzel, inşaAllah. Bir de şu iddia edilen Ergenekon terör örgütü belası ortadan kalkarsa, bu beladan da kurtulursak tamamen, bu milleti Allah’ın izniyle kimse tutamaz. Çünkü Türkiye’nin kalkınmasını, büyümesini, gelişmesini bu melanet, iblis ordusu durdurdu, iddia edilen Ergenekon terör örgütü. Hiçbir şeye müsaade etmediler Türkiye’de, gelişmeye büyük ket vurdular, engel oldular ama artık bu şeytan hizbi mağlup durumda, artık bundan sonra yollar açık, Allah’ın izniyle, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah, Hocam. Vesilenizle onun fikriyatını, Allah’ın izniyle siz yok ettiniz.
ADNAN OKTAR:Evet, dinini yok ettik. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün dinini yok ettik. Bundan sonra o iblisun ve iblisat belini artık kaldıramaz. Yani İddia edilen Ergenekon terör örgütünün bir daha hortlaması mümkün değil, atomize oldular, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Uyuyan hayvanlar gösterebilir miyim Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet, bakalım. Oh, yorganını serdi. O nedir, o? Acayip şekermiş. Bak, göbekler yukarıda, bak rüyasında. Ne şeker bunlar, ne tatlı varlıklar, maşaAllah.
“Hocam Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahu ve Berekatuhu. www.Harunyahya.net sitesi çok faydalı.” Tabii ki, çok yararlı. “Allah razı olsun. Hangi yeteneklerimizi geliştirmeliyiz?” diyor. Genel kültür çok önemlidir, şefkatli olmak önemli, makul olmak önemli, kucaklayıcı olmak önemli. Masonuna, dinsizine, imansızına, komünistine karşı her zaman kucak açan olmak gerekiyor, dışlayan olmak doğru değil. Bir kere mezhep taassubundan tamamen kurtulmak lazım, onlar bizim can kardeşlerimiz, onlar bizim bir tanelerimiz, onlara karşı fitneden şiddetle kaçınmak lazım. Ama komünist de olsa, dinsiz, imansız, mason da olsa onlarda bu vatanın evlatları. Hz. Adem (a.s.)’dan, Hz. Havva (a.s.)’dan kardeşlerimiz; yanlış yola girmişler, eğiteceğiz, anlatacağız. Anlamazlarsa bir daha anlatacağız, anlamazlarsa bir daha anlatacağız, ama sonuçta zafer İslam’ın. İttihad-ı İslam olacak, Türk İslam Birliği olacak hep birlikte göreceğiz, bir şey diyorsam bir bildiğim vardır, inşaAllah. Hüküm bu şekilde, Allah’ın izniyle, inşaAllah.
“Selamun Aleykum.” Aleykum Selam. “Muhammed Adnan Hocam, ben Bala’dan Erkan.” Bala delikanlı doludur. Benim babamın memleketi, Ankara Bala. Anlattıklarımızı aynısıyla tekrar etmiş kardeşlerimiz. “Hocam, kendinizi helak edercesine her şeyi anlatıyorsunuz, Mehdiyet’i, İttihad-ı İslam’ı. Hala anlamayanlar var. Allah insanlara akıl vermiş. Darwinizme, materyalizme cephe alıp, onlarca kitap yazdınız, onları etkiliyorsunuz. Çalışmaların maliyeti çok yüksek olmasına rağmen, fedakarane her türlü çalışmayı yapıyorsunuz. Dünyanın dört bir tarafına ulaştırmaya çalışıyorsunuz, hem de canınız pahasına, tehditlere aldırmadan, Allah razı olsun. Bir katkımız olursa Bala, Ankara ve köylü olarak yanınızdayız Hocam” diyor. Hay maşaAllah. Bala’ya selam, Bala’nın koç yiğitlerine, köylerine; alayı delikanlıdır. Ankara, Sincan, Polatlı falan hakikaten delikanlı yatağıdır, bütün Anadolu gibi, bütün Türkiye’miz gibi, maşaAllah. Ama hayret, Allah’ın hikmeti, ne kadar ruhları delikanlı milletimizin, dünyanın başka hiçbir yerinde yoktur böyle. Ankara mesela, Çubuk, Polatlı falan oraya git, hepsinde silme delikanlı vardır, acayip yiğittirler, laflarına sözlerine çok özen gösterirler, nezaketleri güzeldir, efendilikleri güzeldir, fedakar, coşkuludurlar. Benim milletim şahanedir, maşaAllah, bayağı güzel insanlar. Bütün dünyaya örnek olacak güzel bir insanlık modeli, Türkiye’den bütün dünyaya yayılacak, inşaAllah.
“Selam benim yakışlıklı arslan Ağabeyim.” Aleykum Selam ve Rahmetullahu ve Berekatuhu. Bazı ayetler sormuş kardeşimiz. Ayetlerin de ebcedlerini merak etmiş. Onları internet sitesinde bulmaları mümkün, değil mi?
ALTUĞ BERKER:Evet, Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, internet sitelerimize girsin kardeşlerimiz.
ALTUĞ BERKER:Hocam şöyle söylediniz; “İslam ahlakı hakim olduğunda, İttihad-ı İslam olduğunda resim de olacaktır, müzik de olacaktır, sanat da olacaktır, bilim de olacaktır, her şey olacaktır her türlü güzellik olacaktır”
ADNAN OKTAR:Demokrasi, laiklik.
ALTUĞ BERKER:“Kardeşlik olacaktır, demokrasi olacaktır, fikir özgürlüğü olacaktır. Sanatta ve bilimde olağanüstü, çağlar üstü bir güzelliğe doğru gideceğiz, inşaAllah. Laiklik de olacaktır, tam bir güzellik olacaktır. Kimsenin rahatsız olacağı bir ortam olmayacaktır.” dediniz, inşaAllah, Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, çünkü bir insanı zorla hizaya getirmeye kalkmak ahlaksızlıktır, vicdansızlıktır. Müslüman oluyorsa olur, olmuyorsa olmuyordur. Olmuyorsa Allah onu öyle takdir etmiş, zorla hiza etmek olmaz. Fikirlerinden, düşüncelerinden dolayı da aşağılamak olmaz, saygı duyacaksın. Adam mason da olabilir, komünist de olabilir, ama kimse kimseye zarar vermeyecek, önemli olan bu, inşaAllah. Cenab-ı Allah ne diyor, Al-i İmran Suresi, 103’de? “Allah'ın ipine hepiniz,” bütün dünyadaki Müslümanlar, Allah’ın ipi nedir? Kuran, Kuran’ın gösterdiği yol. “...sımsıkı sarılın dağılıp-ayrılmayın.”Farz dağılıp ayrılmamak. Adamlar dağılıp ayrılmışlar. İttihad-ı İslam’ın farz olduğunu açıkça ayette, muhkem olarak anlatıyor Cenab-ı Allah. “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin” Mezhep ayrılıkları olmasın, diyor Allah. “Allah'tan korkup sakının; umulur ki esirgenirsiniz.” Hucurat Suresi 10, şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah'a ve resulüne itaat edin,” yani Kuran’a ve sünnete ittiba edin“çekişip birbirinize düşmeyin.”İslam alemine bir bakın, birbirlerine düştüler. “Çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider.” Diyor, hem çözüldüler, hem yılgınlaştılar, hem güçleri gitti. “Sabredin, şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir” diyor Cenab-ı Allah. Bak yine İttihad-ı İslam’ın, Allah’ın dinini yaymanın farz olduğunu nereden anlıyoruz? Enfal Suresi, 39. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Fitne kalmayıncaya,” İslam’ın hakim olmadığı her yer fitnedir, Kuran’a göre böyledir. “...Ve dinin hepsi Allah’ın oluncaya kadar,” İslam bütün dünyaya hakim oluncaya kadar “...onlarla mücadele edin.” Anlatın, film gösterin, kitap dağıtın ne yapıyorsanız yapın, zulüm yok ama, zorlama yok, baskı yok. Dinde zorlama yok, haram. Açık ayet var, Allah “Dinde zorlama yok” diyor. Yok ben zorlarım diyorsan, Kuran’a karşı mücadele veriyorsun demektir. “Şayet vazgeçecek olurlarsa, şüphesiz Allah, yaptıklarını görendir.” “Ve haklarına tecavüz edildiği zaman,” haklarına saldırıldığı zaman, Müslümanlara saldırıldığı zaman “birlik olup karşı koyanlardır.” Var mı şu an? Yok. İslam NATO’sunun farz olduğu Şura Suresi’nin 39. ayetinde çıkıyor, değil mi? Birleşmiş Milletler gibi birleşmeleri gerektiği bütün ayetlerden çıkıyor. Saff Suresi, 4. “Şüphesiz Allah, Kendi yolunda” Kuran yolunda, İslam yolunda“...sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi” betonarme bina nasıl? Betonarme bina gibi“saf bağlayarak mücadele edenleri sever.”Diyor Allah. Bunu gördüğü halde bir insan İttihad-ı İslam’ı savunmuyorsa ne olur? Kuran’a karşı mücadele vermiş olur. Tevbe Suresi, 36. “Ve onların sizlerle topluca mücadele vermesi gibi siz de müşriklerle topluca mücadele verin” diyor, Allah, ehli şirke.Darwinist, materyalist imparatorluğa bakıyoruz dünyada, bunlar tek millet, tek topluluk olarak hareket ediyorlar. Yaratılışı savunanlar, Allah’a inananların topluca hareket etmeleri gerektiğini Allah Kuran’da açıkça belirtiyor.
“Hocam ben Endonezya’da Cakarta’da Müslüman Türk bir ailede doğdum, büyüdüm. Burada İslami Akademilerde okutulan kitaplarda hep sizin adınız geçiyor” diyor, elhamdülillah, maşaAllah. Doğru, Endonezya’da resmi olarak, devlet kitaplarında benim kitaplarım okutuluyor. “Her defasında Türk olmaktan çok gurur duyuyorum, sizlere çok teşekkür ederim Hocam” diyor, Özgün. Estağfirullah, biz vesile oluyoruz, elhamdülillah. Biz Allah’a şükrediyoruz, inşaAllah. Allah’a şükredeceğiz, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Hocam vesilenizle yobazlıktan, Atatürk düşmanlığından, başı açık hanımlara olan düşmanlıktan, şahs-ı manevicilikten vs. kurtuldum. Bu konularda 2 sene önce görüşlerim tamamen yobazcaydı. Çeşitli telkinlere maruz kalmıştım. Hocam, benim de bu konuda cahilce anlatımlarım oldu. Günahlarım çok dua edin, inşaAllah. Allah razı olsun sizden.” Hocam diyor, Necmettin Ergin. Tabii ki, başı açık, çarşaflı, başı kapalı bunlar hep tertemiz, muttaki insanlardır. Bakın nur gibi benim canlarım, ne kadar güzel insanlar. Başı kapalı kardeşlerimiz de geliyorlar, nur gibiler. Çarşaflı kardeşlerimiz oluyor, nur gibiler ne güzel. Hepsi kardeş, hepsi yüzde yüz Müslüman’dır. Atatürk’ü gördünüz, geceli gündüzlü anlattık. Atatürk’ü dinsiz gibi gösteriyorlardı. Adam baktı, Atatürk’ün yüzde biri kadar değil kendi dindarlığı. O zaman anladı ki yanlış yoldaymış.
“Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam. Allah rızası için sizden yardım almak istiyoruz. Beni yönlendirirseniz çok sevineceğim. Bir arkadaşım var, arkadaşın Rabbime inancı yok. Arkadaşım ateist ve ben arkadaşıma yardım etmek istiyorum, bunun için sizden yardım istiyorum, inşaAllah. Benim ilmim, bilgim bu konuda çok yetersiz. Sizden yeni yeni dinimizi öğreniyorum, ama inşaAllah bu arkadaşımı da kurtarmak istiyorum. Öyle konularda sorular soruyor ki susup kalıyorum, çünkü bilgim, ilmim çok yetersiz. Her gün tartışıyorum. Arkadaşımı dinimize, Rabbimize, Peygamberimiz (s.a.v.)’e inandırmaya çalışıyorum. Kendi başıma yapamıyorum, sizden yardım istiyorum, inşaAllah.” Tamam, o keratayı sen bizimle tanıştır Erdem. Facebook’tan adresini ver, oradan konuşalım. İşte beni dinlemiyorsun ki Erdem, benim kitaplarımdan bir kütüphanen olacaktı senin evde, çayı hazırlayacaktın, bisküviyi de yanına koyacaksın, sen benimle tartışma, burada büyük bir alim var diyeceksin, benim kitaplarımı göstereceksin. Benim kitaplarım onu lime lime eder ve konu biterdi, konu çoktan hallolurdu. Yaratılış Atlası’nı, evrimle ilgili benim çok fazla kitabım var, Allah’ın yaratılışını anlatan, iman hakikatlerini anlatan, Kuran mucizelerini anlatan çok fazla kitabım var. Onları okumuş olsa, dümdüz olur, hiçbir şey kalmaz. Diyoruz bak, her eve bir alim şart, diye. Erdem, senin evde alim olmayınca bak zor durumda kalmışsın, değil mi? Hem de çok kapsamlı bir alim gerekir. Çünkü kardeşim, bilgisayar çökebiliyor yahut adamlar interneti yasaklayabiliyor dünyanın bazı ülkelerinde, değil mi? Hiç ummadık şeyler oluyor, akla hayale gelmedik. Ama kitap her evde, kitaba ulaşamazlar. Bilgisayarını elinden alabilirler, ama kitaplar kalır, değil mi? Binlerce yıldan beri kalıyor kitaplar. Kitap sağlamdır, inşaAllah, bilgisayar gibi olmaz. Bilgisayarı açacaksın, adamı getireceksin. Çok zordur bilgisayarın başına getirmek adamı, ama kitap çok kolay; adam bir köşeye çekilir, oturur, hemen raftan bir kitap çeker, üç sayfa okusa bile hemen etkilenir. Biz adama nasıl diyelim, ‘bilgisayarı aç, şu siteye gir’ o çok zor, ama kitabı ortaya koydun mu, illa ki refleks olarak açacaktır. Masanın üzerine bir kitap koyulduğunda, bir insan kendini özel olarak muhafaza edip, tutmadıktan sonra o kitabı illa ki okur, değil mi? Bazen insanlar bir yere gidiyor, berbere, şuraya buraya gidiyor, orada bir dergi oluyor illaki bir açıp bakıyorlar. Kitap da böyledir. Evelrde mutlaka, köylerde, kasabalarda, her yerde Harun Yahya kitapları olacak. Her eve bir alim, inşaAllah.
“Hocam hayırlı geceler. Menzil’deki Abdulbaki Hazretleri hakkında görüşleriniz nedir? Arkadaşım oraya bağlanmamı tavsiye diyor. Sizin fikrinizi almak istedim. Bugünlerde birçok tarikat Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıktığını kabul etmiştir ve onun Türk olduğunu iddia ediyorlar, bazıları da Arap olduğunu söylüyorlar. Bu konuda net bir şey var mıdır? Cevaplarsanız sevinirim.” Hz. Mehdi (a.s.), Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in neslindendir, seyyiddir, o çok meşhurdur, çok fazla hadis var onunla ilgili, o kadar çok ki. Sahihtir ve tevatür haddine varmıştır Hz. Mehdi (a.s.)’ın seyyid olduğu. Abdulbaki; Muhammed Raşid Erol Hazretleri’nin evladı, onun devamı, o ruhun devamı. Seyyiddir, bunun üstüne ben ne ilave yapayım? Mübarek, muhterem bir insan tabii ki, Allah rızası için İslam ahlakını dünyaya yaymak için gayret eden, halim, selim, kendi halinde, güzel huylu bir insan. Fitneden kaçınır, kargaşadan kaçınır, sükunet içerisinde o güzel Menzil’de, orada güzel yerde İslam’ı, Kuran’ı sevgiyle, şefkatle, nezaketle aktarıyor. Binbir türlü fitnenin, binbir türlü zorluğun içerisinde, ki çok hassas bir yer, inşaAllah. Üstlerindeki bunca baskıya rağmen, orada içlerine fitneciler de girebiliyor, sakat adamlar da giriyor, karanlık adamlar da yaklaşabiliyor, onların içerisinde arı ve duru olarak, güzel bir hizmet veriyor. Tabii ki doğru yolda. Hocamız hakkında bizim görüş beyan etmemiz zaten haddimize değil, ama yine de muhabbetle, sevgiyle Hocamız’ı değerlendiriyoruz. Allah yolunu açık etsin. Orada küfre karşı bir kaledir, PKK’ya karşı bir kaledir, bölünmeye karşı bir kaledir; nezih insanlardır, temiz insanlardır, misafirperver insanlardır. Ama tabii gönül isterdi ki Muhammed Raşid Erol Hazretleri’nin devri gibi olsaydı. İşte o da sizlerin gayretleriyle olacak, kardeşlerimizin gayretleriyle olacak, inşaAllah, değil mi? Asena, güzel Asena hadi bakalım, inşaAllah, Allah mübarek etsin. Güzel yer, güzel insanlar, inşaAllah hakkını verirsin, inşaAllah.
“Baharım, canım Hocam. Hanımlara dair bazı meselelerle ilgili açıklamalarınız çok iyi oldu. Hakikaten ferahlık oldu. Resim ve müzik konularında pek çok şeyi yanlış biliyormuşuz, canım Hocam.” Müslüman Hanım, Kuran’dan, İslam’dan hiçbir şekilde ayrı kalmayacak. Şu bahaneyle, bu bahaneyle Kuran’dan uzak kalmak şeytanidir. Şeytan bahane çıkartır. Kuran Müslüman’ın ruhudur, canıdır, kalbidir. Kalbi çıktı mı ne olur bir insan? Ölür. Müslüman hanımların da, Müslüman beylerin de kalbidir Kuran. Dolayısıyla ayrı bir saniyesi dahi olamaz, bir saniyesi, inşaAllah. Muhabbetle Kuran’ı bağrımıza basacağız. Ekmek, su gibi ihtiyaçtır Kuran, daima başucumuzda olacak, inşaAllah.
Hulusi, maşaAllah, sağlam, Hulusi Ülkü. “Mahalle büyük bir heyecan içinde, 3 bin yıllık Türk bayrağını ve 60 milyon Müslüman Türk’ün namusuna saldıran bu PKK’ya, hainlere karşı ne yapmamız gerekir, Hocam?” diyor. Bilimle karşılık vereceğiz, bilimle. Onların atağı bilimdir, sahte bilimi kullanıyorlar. Darwinist, materyalist eğitimle gençleri eğitiyorlar. Biz de ilimle karşı koyduğumuzda, tuzun suda eridiği gibi erir bu deccal ordusu. Kaba kuvvetten anlamaz komünizm. Komünist, Leninist düşünce kaba kuvvetten anlamaz. Bilim karşısında da su gibi erirler, tuzun suda eridiği gibi. Aynen hadiste de böyle geçiyor zaten, “Deccaliyet, tuzun suda eridiği gibi eriyecek” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), inşaAllah. Onların anlayacağı; mesela al Yaratılış Atlası’nı anlat, izah et. Bir tane PKK’lıyı vazgeçirtirsen, gider o başka bir PKK’lıya anlatır, o başkasına anlatır, peş peşe gider. Ama bilimsel mücadele yapılmazsa, küfretmekle, hakaret etmekle sadece onları beslemiş olursunuz, geliştirmiş olursunuz. Sopadan, değnekten de anlamazlar, o daha da geliştirir, böyle olmaz. Yapılacak şey; bilimsel, anti-komünist, anti-Darwinist, anti-materyalist mücadeledir, bunu herkes bilir. Sorun Avrupalılara, Amerikalılara sorun, CIA’e sorun, deyin ki; PKK’ya karşı ilmi mücadelede, PKK yenilir mi, yenilmez mi? En uzmanına, en bilir adamına sorun, herkes; evet yenilir, der. Peki hakaretle, küfürle yenebilir miyiz, diye sorun, yenemezsiniz, der. Askeri çözüm, çözüm müdür, diye sorun, hayır, derler. Amerika baş edemedi, Kuzey Kore’ye yenildi, Vietnam’da yenildi, gücü yetmedi. Akledemedi Amerika bilimsel mücadele yapmayı. Zaten bilimsel mücadeleyle bitecek bir topluluk bu. Bilimsel mücadele yapsan bitecek konu, çoktan hallolacak. On binlerce ton bomba yağdırdı, hiçbir netice alamadı. Onun yerine on binlerce ton kitap atsaydı, dünya çapında netice alınırdı, değil mi? İnşaAllah.
“Hocam rica etsem az evvel yolladığım maili okur musunuz? Annem çok üzüldü” diyor. “Ben sizi çok seviyorum Hocam. Çok dua ediyorum, başımızdan eksik olmayın, böyle devam eyleyin, inşaAllah. Biz mazlumların yanındasın, korkmadan konuşuyorsun, Fethullah Hoca’ya sahip çıkıyorsun, Bediüzzaman’ı anlatıyorsun, yiğitsin, varolasın, hep başımızda kalasın. Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatıyorsun, Allah senden razı olsun. Allah sana uzun ömür versin. Annem Hikmet Akça, 61 yaşında, söyledi ben yazdım, inşaAllah. Hayırlı gecemiz olsun, inşaAllah. Ben Meryem” diyor. Böylece bu üzüntüyü de halletmiş olduk, ama üzülmek de haramdır.
SUNUCU: Bizi yarın 22.00’dan itibaren A9 TV, Samsun AKS, TV Kayseri, Mavi Karadeniz Radyo, POP Radyo ve www.HarunYahya.TV sitemizden takip edebilirsiniz.
Güncel Yorumlar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...