SUNUCU:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam A9 TV, Samsun Aks, TV Kayseri, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara, www.HarunYahya.TV, Ankara Beypazarı Seyelan TV, Çorum Kanal 19, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Uşak Egem TV’den canlı olarak yayınlanan Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza hoş geldiniz.
ALTUĞ BERKER:Bugünkü yazarlardan bahsedecektim Hocam. Özellikle Sabahattin Önkibar; TRT konusunda yazı yazmış. Yakın zamanda polisimize tokat atan Sabahat Tuncel’i programa çıkartıp propaganda yapmasına ve Sayın Öcalan şeklinde hitaplarla anlatımına yer vermesini eleştirmiş.
ADNAN OKTAR:Sabahattin Önkibar delikanlıdır. Dürüst gazetecidir, vatanseverdir, efendi insandır. İyidir yani, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Bir de Sayın Başbakan için seçim sonrasında Başbakan’ın açıklayacağını düşündüğü bazı düşüncelerini anlatmış, maddeler halinde. Birincisi; ”Türkiye başkanlık sistemine geçip, eyaletlere bölünecek. Anayasaya Kürtler kurucu unsurdur ifadesi girecek. Türk Bayrağı değişecek, resmi dil Türkçe olmaktan çıkarılacak, İstanbul başkent yapılacak, Fener Patrikhanesi’nin Vatikan misali bağımsızlığı anayasa ile kabul edilecek. Türkiye’yi terk eden bütün azınlıkların mallarının geri verileceği ya da bedellerinin ödeneceği hükme bağlanacak” demiş, Hocam.
ADNAN OKTAR:Sebahattin Önkibar mı diyor?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Eyalet sistemi. Eyalet sistemi çok çok tehlikeli bir şey. Ona gerek yok, öyle bir şeye müsaade etmeyiz. Yani, ben müsaade etmem. Yani olur demem, inşaAllah. Ben olur demezsem, yani iyi olur, o zaman bayağı etkisi olur, inşaAllah. Yapamazlar daha Türkçesi, kimse yapamaz. AK Parti’nin de öyle bir şeye niyeti yok, hiçbir partinin niyeti yok öyle bir şeye. Bir partinin belki niyeti olabilir, BDP’nin niyeti olabilir. Onun dışında böyle bir olay olmaz. AK Parti, milliyetçi, Atatürkçü, vatansever bir parti. Ondan öyle yamuk yumuk bir şey çıkmaz. Onu bir kere unutsunlar. Oradan bir şey olmaz. Memleketin bölünmesini asla kabul etmez AK Parti. Bütün milliyetçiler destekliyor, vatanseverler destekliyor, mümkün mü? Sağ demek; zaten üniter devleti savunan demektir, değil mi? Vatana, millete, bayrağa sahip çıkan demektir. Böyle bir olay olmaz. Türkiye’yi böldürtmeyiz, evelAllah. Türkiye büyük devlet olacak. Görmüyorlar mı? AK Parti Türkiye’yi büyütmeye çalışıyor, küçültmeye çalışmıyor ki. Ne yapıyor? Türk Devletleri ile birleşme arzusu var. İslam Ülkeleri ile birleşmeye çalışmıyor mu? Yoğun bir gayreti yok mu? Vizeler kaldırılmadı mı? Pasaportları kaldırmaya çalışmıyorlar mı? Bunu yapan insan bölmeye niye çalışsın? Böyle bir şey olmaz. Kaç defa da açıkladı Başbakan, değil mi? Böyle bir olay olmaz. Vatanı bölenleri, bölmeye kalkanları Allah helak etsin. Bunu düşünenleri Allah helak etsin. Allah hidayet versin, eğer bu düşüncedelerse Allah hidayet versin. Allah akıl fikir versin, düzeltsin. Allah hidayet vermezse, akıl vermezse, Allah helak etsin. Biz Türkiye’nin süper devlet olmasını istiyoruz, büyük devlet olmasını istiyoruz. Nereden çıkıyor bu bölünme? Olur mu öyle şey? CHP kesin karşı bölünmeye, MHP kesin karşı, Saadet karşı, Büyük Birlik Partisi karşı, DYP karşı. Nasıl olacak? Türkiye’de bütün sağ partiler karşıdır. Öyle bir şey olmaz, inşaAllah. Yani, CHP de sağdır, inşaAllah. Tedirgin olmalarına gerek yok.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Fatih Altaylı’nın yazısında, “Beyoğlu’nda kavga” başlığı atmış. Yazısında; Bedri Baykam’a yapılan saldırının arkasının araştırılması gerektiğini söyleyerek. Geçen hafta kendisinin de bir saldırıya uğradığını ve kendisine laf atan üç kişiyle aralarında kavga çıktığını, nasıl yumruklaştıklarını ve yerlerde yuvarlandıklarını, anlatmış. “Anlatıldığı gibi hastaneye kaldırılmadım, sadece bir parmağım kırıldı. Sonra da eğlencemize kaldığımız yerden devam ettik” demiş. “Fakat Bedri Baykam’ın başına geleni görünce korktum doğrusu. Eğer bu olay aydınlatılmazsa, özellikle televizyonlarda, gazetelerde korkusuzca fikirlerini söyleyenlere karşı sokakta daha çok böyle saldırıların görüleceğini” yazmış, Hocam.
ADNAN OKTAR:Bir kere fikir özgürlüğü çok hayati bir konudur. Kuran’da bu açık açık geçer. Herkes fikrini açık açık söyleyecek. Müşrik de söyleyecek, efendim, dinsiz de söyleyecek, dindar da söyleyecek, kimse kimseye baskı yapmayacak. Saldırı vicdansızlıktır, ahlaksızlıktır, zulümdür. Saldırıyla olmaz, fikri, konuşarak istediği gibi anlatabilir. Ama AK Parti demokrat bir partidir. Fikir özgürlüğünü savunan bir parti. Yani Türkiye’de öyle baskı olsun diyen, işte yıldırılsın adamlar diyen düşünce, sadece iddia edilen Ergenekon terör örgütüdür. Bedri Baykam’a yapılan saldırının arkasında, iddia edilen Ergenekon terör örgütünü arasınlar. Yüzde yüz o çıkacak söyleyeyim. Çünkü iddia edilen Ergenekon terör örgütü, AK Parti’yi yıpratmak için, anti-demokratik bir ortam varmış imajını vermek için, bu tip saldırılar düzenler. Zaten iddia edilen Ergenekon terör örgütünün, o alçakların sistemi bunun üstüne dayalı zaten. Yani mesela; Allah’ın adını anarak Musevilere saldırmak. Allah’ın adını anarak, demokratik teşekküllere bomba atmak falan bu tarzda. Ne diyecekler adamlar; Müslümanlar bak böyle kan döküyorlar, bomba atıyorlar, anarşi çıkarıyorlar. Ne yapalım? Müslümanlığın kökünü Türkiye’de kazıyalım, bunu dedirtmek. Onun için, iddia edilen Ergenekon terör örgütü, böyle kahpe ve kalleş bir sistem olduğu için, böyle aydınlara, fikir adamlarına, yaklaşık son 30-40 yıldan beri saldırıları acayip yoğunlaştırdılar. Binlerce aydınımızı, aynı düşünce aynı hedefle şehit ettiler. Dolayısıyla, bu olayın arkasında da aynı olay var ben söyleyeyim, aynı olay var. Yine aynı olay çıkacaktır. O arkadaş, adam, meczup olan şahsı, iddia edilen Ergenekon terör örgütü para verip yönlendirmiştir söyleyeyim. Veyahut başka bir şekilde yönlendirmiştir. Dolayısıyla, AK Parti’yi, Müslümanları yıpratır falan düşüncesiyle yapmışlardır. Çok beceriksizce ve akılsızca yapılmış bir iddia edilen Ergenekon terör örgütü oyunu olduğu sırıtıyor. Onun klasik yöntemidir. Bütün olaylarda sistem budur zaten. Yani yüzlerce vakaya bakın, tamamında hedef, amaç, stil budur.
ALTUĞ BERKER:Rıza Zelyut da aynı düşüncede bir yazı yazmış. Başbakan Erdoğan’ın konuşmasıyla yandaşlarını kışkırttığını. Hakkı yenen liselileri bile tehdit ettiğini. “Karşınıza daha kalabalık gurupları çıkartırız” demesi üzerine de. “Ne oluyor? 1920’lerin İtalyası’nı, 1930’ların Almanyası’na mı gidiyoruz?” Sorusunu sormuş. Bedri Baykam’ın bıçaklanmasını tamamen AK Parti’yle ilişkilendirmiş.
ADNAN OKTAR:Rıza’nın bu sözü beni ilgilendirmez. Ben olaya teşhisi koydum, söyledim. Aynısıyla çıkar. Araştırsınlar, dediğimin aynısı çıkacaktır. Karmaşık bir şey yok. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün kahpe stili budur, başka bir stil bilmez bu, klasik. Yüz kere yakalanmıştır, yüz kere aşağılanmışlardır. Yine aynı şeyi yapar yine aynı şeyi yapar. Hani derler; “alışmış kudurmuştan beterdir” diye, inşaAllah. Bedri Baykam, istediği gibi fikirlerini anlatabilir, düşüncelerini anlatabilir. Canlılık getirir. Susan Türkiye istenilen bir şey değildir. Gürül gürül, canlı, şakır şakır insanlar konuşacak, tartışacaklar. Direnecekler ki, biz de onları fikren ezelim, değil mi? Şimdi, güreşte karşına rakip çıkmazsa, boş minderde gezinemezsin. Ne yapacağız? Bir el ense, sonra direkt omuza alıp kaldırıp atacaksın. Akdeniz Olimpiyatları’nda bir güreşçiye sordular; “ne yaptın, nasıl güreştin?” “Efendim, daldım, kaldırdım, attım, daldım, kaldırdım, attım” diyor. Hiç unutmam yani, biz de öyle kodum mu oturtturuyoruz, vurdum mu deviriyoruz. Allah’ın izniyle, fikirle ve düşünceyle. Karşımızda adam olmazsa, Allah esirgesin kurdeşen çıkarırız biz. Öyle olmaz, mutlaka bize direnen birileri lazım. Mutlaka kaçacaklar, biz de kovalayacağız, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Haşmet Babaoğlu sizin üzerinizde durduğunuz konularda, yazılar yazıyor. “Merhameti konuşmamız, düşünmemiz, yaşamamız gerek acilen” diyerek; merhametin önemini, medyanın bu konuya ilgisizliği ile ilgili, bir yazı kaleme almış.
ADNAN OKTAR: O, ne kadar mübarek bir insan; Haşmet Babaoğlu, hayrettir, maşaAllah. Yani, veli tiynetli bir insan. Helal olsun, Allah ömrünü uzun etsin, Allah hidayetini artırsın, hidayet versin. Dürüst bir insan, bayağı iyi. Yiğit Bulut, Haşmet Babaoğlu; bunlar delikanlı insanlar, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Mustafa Özcan Ağabeyimiz’in yazısında; Libya, Mısır ve Yemen halkının uyuşturucu bağımlılıklarını, bunun ne kadar yaygın olduğunu anlatmış. Her yerde köşeye çekilerek, saatlerce kart yaprakları çiğnediklerini anlatmış. Yaşanan olaylar düşünülürse, Allah’ın hikmetle yarattığı, görülüyor, inşaAllah. İnsanların başka türlü, harekete geçmediklerini, imana yanaşmadıklarını, Filistin’in geçmişini örnek vererek anlatmıştınız, Hocam. Şu an ne kadar dindar hale geldiklerini, Allah’ın hayır dileğini, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, her şey tabii hayırla yaratılır, inşaAllah. Anlat bakalım, başka neler var.
ALTUĞ BERKER: Bir internet sitenizi tanıtmak istiyorum, Hocam. “iyi aile-kötü aile.com” bu sitede İslam ahlakında; ailenin yeri, aile içi şiddet konuları anlatılıyor, inşaAllah. Sizin bu konu da daha önceki açıklamalarınızın videoları bulunuyor. Tarih boyunca, Kuran ahlakına uymayan bazı anne-babaların çocuklarını nasıl baskı uyguladığı, bir kısım basın tarafından savunulan her anne-babanın çocuklarının iyiliğini ve sağlığını gözeterek hareket ettikleri iddiasının da gerçek dışı olduğu anlatılıyor. Tekrar ediyorum inşaAllah, www.iyiaile-kotuaile.com
ADNAN OKTAR: Şimdi kardeşim, maşaAllah bu internet girişleri çok iyi. A9’un da izlenme oranı, çok acayip yükseldi. Ama kardeşlerimiz devam etsinler, tanıtmaya. Fert, fert tanıtım çok hayatidir, çok önemlidir. Yani, “Benim tanıtmamdan, ne olacak? 3-5 kişi” demesinler. Çünkü 3-5 kişinin sevabı, insanı sonsuza kadar kurtarabilir, inşaAllah. Allah’ın rızasına uygun bir şey, sevaba girmiş olurlar. Tabii vatan, millet yararına. Çünkü Türk-İslam Birliği anlatılıyor, İttihad-ı İslam anlatılıyor, vatanın birliği ve bütünlüğü anlatılıyor. Zararlı cereyanlara karşı insanlar uyarılıyor, iman hakikatleri çok mükemmel izah ediliyor, Kuran’ın mucizeleri çok mükemmel anlatılıyor. Ahir zaman olayları, gayet dürüstçe, samimi, delillere dayalı anlatılıyor.
Bayağı faydalı olur, çok iyi olur. Kastamonu’daki ailesi bile olsa, binip otobüse gitsin Kastamonu’ya, hem ziyaret hem efendim tebliğ. “Esselamu aleykum dayı, ben geldim”. “Niye geldin oğlum?” diyecek. “Öyle, sizi ziyarete geldim” açtıracak televizyonu. “Siz A9’u seyretmiyor musunuz? Çok büyük eksiklik, hemen ben ayarlayayım” diyecek, değil mi? Ayarlayamıyorsa, gidecek bir uyducu mu artık? Televizyon tamircisi mi? Alıp eve getirecek, hatta uyducuyu da tembihleyecek, “Bak, böyle A9 çok önemli, tanıtımı. Sen bir yerlere gittiğinde, bu A9’u tanıt, çok iyi olur” diye, uyducuyu tembihleyecek. Değil mi? Televizyon tamircilerini, tembihleyecek ki, onlar da gittiklerinde, böyle bir imkanı olanlara sunsunlar.
ALTUĞ BERKER: Mahmut Efendi Hazretleri’nin, umre fotoğrafları vardı, görmek isterseniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şeyh Mahmut Efendi Hazretleri, bakayım. MaşaAllah. Mehmet Talu Hocamız da, aslan gibi yanında Hocamız’ın. Hay maşaAllah, maşaAllah, maşaAllah. Allah, sağlık, sıhhat versin Hocamız’a. Asaleti, maşaAllah çok haşmetli görünüyor, maşaAllah. Cübbeli, Hocamız ne yaparsa onu yapıyor. O, arabayla gidiyor, o da arabaya biniyor. Hocamıza maske takıyorlar, o da kendine maske takıyor. Çocuk gibi, ne görse aynısını taklit ediyor. Hocamız mesela, bir şey içiyor; o da aynısından içiyor. Hocamız’a o yönlerin benzeyeceğine, aklın benzesin. İnancın benzesin, kişiliğin benzesin. Sırf zevahirle benzetmeye çalışmakla olmaz, Cübbeli Efendi. Yahut astronot mu diyeyim, ne diyeyim, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: HaberTürk Gazetesi’nde fosillerle ilgili bir haber vardı, Hocam. “20 milyon yıllık böcek fosili, bulundu” diye. “Dinozorlarla birlikte dünyaya yaklaştığı tahmin edilen buz devrinden 2 milyon yıl önce yaşadığı” bildirildi.
ADNAN OKTAR: Türü tükenmiş bir şey mi? Yoksa devam eden böcek mi? Onu bir araştıralım. Türü tükenmiş de olabilir, yaşayan da olabilir. Mesela, bu da yaratılış delili. Çünkü bütün bulunan böcekler; simetrik, düzgün, altın oranla yaratılmış, mükemmel bir geometrik düzen içerisinde, değil mi? Cenab-ı Allah tarafından, inşa edilmiş. Bu yaratılış delili olmuş oluyor, inşaAllah. Hiçbir kusuru yok, hiçbir patoloji yok. Organlarda bir dengesizlik yok, bütün organlar yerli yerinde ve çok mükemmel oluyor. Dolayısıyla, yaratılışa delil olmuş oluyor.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Amber içerisinde fosil görmek isteyen kardeşlerimize, bir internet sitesi göstermek istiyorum. ‘dünyaamberleri.com’ bu sitede oldukça fazla miktarda amber içerisinde fosil görüntülerini görebilirler, inşaAllah. ‘dünyaamberleri.com’ aslının fotoğraflarıdır, oradakilerin kendileridir.
ADNAN OKTAR: www.dunyaamberleri.com dünya çapında bir çalışmadır. Dünyada böyle bir çalışma yok, böyle bir site de yok. Bu kadar çok amber fosili, bu kadar çok orijinal ambere ait fosil dünyanın hiçbir yerinde bulamazsınız. Amber, Darwinizm’in belinin kırılmasında, çok şiddetli bir darbe olmuştur. Çünkü onlar diyorlardı ki; “Kardeşim, kemikler de tamam. Kemik yapısında, bir evrim olmamış, doğru. Ama et kısmında, vardı evrim” diyor, kıvırıyorlar böyle. Biz de ne dedik? Bunlar, sathi düşündükleri için, olayın ispat edileceğini pek akıllarına getirememişler. “Muhterem arkadaşım, amber denen bir şey var. Sen biliyor musun?” dedik. Öyle deyince tabii şafak atıyor, tansiyon 20. Ondan sonra, acile. Akıllarının ucundan geçmemiş, amberde böcek bozulmuyor, hayvan olduğu gibi duruyor. Eti-kemiği tamamı duruyor, o anlamda anlayın. Böceğin kemiği olmaz da fakat, yani bütün vücudunun tamamı kalıyor ve bozulmuyor. Gözü, kaşı, her şeyi kalıyor. Peki orada hiçbir değişiklik yok ve kaç tane amber var? Milyonlarca. Ne yapacaksın, şimdi? Yapacağın, hiçbir şey yok, değil mi? O kadar çok, hemen hemen bütün böcek cinslerinin tamamının amber içerisinde muhafaza edilmiş olduğunu görüyoruz ve hiçbir değişiklik yok. Kelebekler gıcır gıcır, karıncalar gıcır gıcır; 100 milyon, 150 milyon, 200 milyon yıllık çekirgeler hiçbir değişikliğe uğramamışlar. Hepsi simetrik, hepsi düzgün, hepsi altın oranla ve hepsi mükemmel. Onun için bu Dünya amberleri sitesi öyle rastlanacak bir site değildir. Bilimsel çalışma yapacak olan arkadaşlar da buradan istifade edebilirler. İşte, bu üniversitedeki öğrenciler tez hazırlayanlar falan, böyle bir kaynak dünyada tek ve çok mükemmel. Çok teknik düzgünlükte mükemmel, her yönden istifade edebilirler. Ve ezicidir etkisi, sadece şu yeter, mesela Dünya amberleri sitesi evrim teorisini yerle bir etmek için yeterlidir. Artık kıvırma imkanları da kalmadı. O yönden de çok şahane. Çünkü köşeye sıkışınca daldan dala atlıyorlar. Böyle çıldırmış sincap gibi, kovala da kovala bunları işin yoksa, maşaAllah. Hayvanlar kaçacak biz kovalayacağız, ayrı mesele de. Kurnazlığa bak sen kurnazlığa. “Tabii kemik değişmemiş, olabilir. Doğru kemik değişmemiş. Ama eti değişmiştir” diyor. “Fosil, tamam kabul. Ambere ne diyorsun?” dedik. “Hiç aklıma gelmemişti” diyor. Ama morarmış olarak tabii. Bir insan bu kadar mı az düşünür, bu kadar mı kafa nokta nokta olur, İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam Urfa Göbekli Tepe’deki medeniyet izlerine dair resimler göstereceğim, inşaAllah. Urfa yakınlarındaki Göbekli Tepe’deki kazılarda, bilim adamları tarafından; “olağanüstü ve benzersiz” olarak nitelendirilen buluntular elde edilmiş. Üzerinde hayvan rölyeflerinin bulunduğu, çapı 20 metreyi, boyu insan boyunu aşan dev T şeklinde sütunlar ortaya çıkartılmıştır. Resimlerde, Göbekli Tepe’de bulunan T biçimli taşlar görülmekte. Bazılarının üzerinde aslan figürü bulunuyor. Bunları taş devri olarak adlandırıyor, evrimciler. Böyle taşla vurularak yapılacak resimler değil. Çok düzgün figürler var üstünde. Hayvan ağızları şekillendirilmiş. İnce detay çalışmalar var. Ancak günümüzdeki işçilik gibi böyle, eğe, levye ve rende gibi taş işlemeliciliğinde kullanılan metal aletler yardımı ile ancak yapılabilecek şeyler. 11 bin yıl önce bu aletlerin kullanıldığı, bu sanat eserlerinden anlaşılıyor, inşaAllah. Kazılarda bulunup müzede sergilenen bu taş heykel gerçek boyutlu en eski insan heykeli. Gözleri volkanik bir cam türü olan obsidyenden yapılmış. Sadece taş darbeleriyle çok sert bir madde olan obsidyene böyle pürüzsüz, parlak, kusursuz bir şekil vermek mümkün değil. Göbekli Tepe’deki kazı ekibinin başkanlığını yürüten Prof. Klaus Schmidt: Şöyle diyor. “O dönemde yaşayan insanların tıpkı bugün olduğu gibi düşünme kapasiteleri olduğu görülmektedir. Hep düşündüğümüz gibi ilkel insanlar değillerdir. Ağaçtan inip uygarlık kurmaya çalışan maymun benzeri yaratıklar oldukları düşünülmemelidir. Zeka yönünden bakacak olursak bize benzedikleri görülmektedir” diyor, Hocam İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şu an Darwinistler mosmor. Kardeşim, Darwinistler sopa yemekten bıkmadı. Biz de bunlara sopalamaktan bıkmadık. İnanılır gibi değil, daha hala direniyorlar. Ama bizim sopa tabii; nur sopaları, ışık sopası, ilim sopası, aydınlık sopası, inşaAllah. Gerçek sopa yerine bunlar ilimle, bilgiyle, akılla, İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Deniz yıldızı ile ilgili bir film göstereceğim Hocam inşaAllah. Uygun görürseniz, önce bir anlatayım. Kumun altında saklanmış, çünkü takibi için. Kumun altında saklanmış olan deniz yıldızını araştırmacılar ortaya çıkarmak için ilk olarak üzerindeki kumu püskürtüyorlar. Sonra deniz yıldızını ters döndürüp nasıl düz haline gelecek, ona bakacaklar. Ancak deniz yıldızı tekrar eski pozisyonuna dönmek için çok değişik bir hareket yapıyor. Bakın, nasıl hareket yapıyor. Onu göreceğiz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Çok şeker, darmakeşan etti ortalığı. Bayağı akıllı bir şey, maşaAllah. Milyonlarca yıldan beri değişmediği fosillerden anlaşılıyor, deniz yıldızlarının. Yüz milyonlarca yıllık deniz fosilleri var. Bu sesler nedir? Öyle body çalışması gibi.
ALTUĞ BERKER:Fatih Erbakan’la ilgili bir film vardı, Hocam. Sevgiyle muhabbetle.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bizim milletimiz çok kadirşinasdır, çok vefalıdır. Babasından emanet diye, şu coşkuya şu muhabbete bak. Şu vefa hissinin güzelliğine bak, maşaAllah. Erbakan Hocamız’dan bize bir emanet, Fatih. İnşaAllah Allah ömrünü uzun etsin. Ondan güzel hizmetler bekliyoruz. Saadet Partisi’nin İnşaAllah başına geçip Allah’ın izni ile iktidar yapar, inşaAllah. Haydi bakalım. Kardeşi ile birlikte öyle çok daha iyi olur. Ama oradaki bak, bizim dedelerimizi, amcalarımızı görüyor musun? Osmanlı ruh. Anadolu kokuyorlar, tertemiz insanlar. O vefa ve sıcaklık, o sevecenlik, o güzel ahlak hemen hissediliyor, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Filistinli çocuklara yapılan zulüm bir kez daha ispatlandı, diye bir haber var Hocam. Kaynak dünya bülteninden.
ADNAN OKTAR:Yani; nasıl ispatlanmış.
ALTUĞ BERKER:İsrail askerlerinin yıllardır Filistinlilere yapılan işkenceler, son yapılan araştırmalarda bir kez daha gündeme taşındı. Yapılan araştırma sonucu hazırlanan raporda; çok çarpıcı tespitlere yer veriliyor. Uluslararası Çocukları Koruma Örgütü’nün Kudüs’te yayınlanan raporu, Hocam İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hava bombardımanı çocuğu, kadını, bilmem nesi kalır mı? Herkese dehşet saçan bir sistem var. Mehdiyet gelmeden bu zulüm durmaz. Yani; Filistin ezile, ezile, ezile, küçüldü, küçüldü, küçüldü. Nerede ise yok olacak hale geldi. Mahvoldular bütün mutlulukları, saadetleri yerle bir oldu. İsrail de huzursuz, onlar da acı ve ızdırap içerisinde. Filistin de acı ve ızdırap içerisinde. Kral Mesih’i Hz. Mehdi (a.s.)’ı bekliyorlar, inşaAllah. Ama her şeyin bir vakti merhumu var, Allah kastedilen vakit oluşmadan, Hz. Mehdi (a.s.)’ını çıkartmıyor. Hz. İsa Mesih (a.s.)’ı zahir hale getirmiyor. İlla ki insanlar bu çileden geçecek, bu eğitimden geçecekler. Daha var, çünkü insanların sabrı sınanıyor, insanların iradesi sınanıyor. Bu yol uzun, bu dava çetin, inşaAllah. MaşaAllah. Onun için öyle kolay olmaz. O zaman mesela; birkaç yılın içerisinde olsa, aceleci bir insan şevkle ve heyecanla yardım eder, gayret eder. Çok fazla sevap alır ve konu biter. Ama Mehdiyet çiledir. Zor badireli yollardan geçilecek, emek verilecek, sabır edilecek, irade kullanılacak, sabır, sabır, sabır ilmek ilmek sabır. En sonundadır Mehdiyet. Evet 40 yıldır, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Siz daha iyi biliyorsunuz, Hocam inşaAllah. Yahudiliğin de 13 iman esasından biri Kral Mesih’in geleceğine inanmakla ilgili. Bir tanesi şöyle diyor; “Allah Mesih’i gönderecektir ve geciktiği halde yine beklerim”.
ADNAN OKTAR:Musevilikte bu imanın şartlarından. Mesih’i gecikmesine rağmen Kral Mesih’i Hz. Mehdiy (a.s.)’ı beklemek. Halen şu an, bütün hahamlar, bütün Museviler Şiloh’un Mesih’in hayatta olduğunu ve zuhur edeceğine inanılıyor, inşaAllah.
“Selamun Aleyküm, Hocam”, Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Bereketühü. “Sizden bir ricamız olacaktı. Önümüzdeki günlerde İstanbul’a geleceğiz. Biz iki kardeşiz. Eğer mümkünse sizinle görüşmek istiyoruz. Bize olumlu veya olumsuz hemen, bilgi verebilir misiniz? Ayşe Baltacı” diyor. Ayşe gel. Kardeşinle beraber gelin. Görüşelim, konuşalım. Ama ben her zaman söylüyorum gece iki gibi görüşebilirim.
“Esselamü Aleyküm haşmetli ve şefkatli Hocam” diyor. Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Bereketühü. “’Gelecekteki sinema filmleri çok şahane olacak, inşaAllah’ demiştiniz. Ben de bu güne kadar yapılmamış olan, Kuran’ı referans alan filmleri heyecanla bekliyorum”. Tabii ki çok şahane. Mesela, Hz. Yusuf (a.s.)’ın hayatı mükemmel anlatılır. Hz. İbrahim (a.s.)’ın hayatı mükemmel anlatılır. Hz. İsa (a.s)’ın hayatı mükemmel anlatılabilir. Osmanlı tarihi mükemmel anlatılır. Her şey çok mükemmel anlatılır. Güzel ahlak mükemmel anlatılır. Sabır, şefkat çok güzel anlatılır.
Mehmet Akgün, Mehmet sen zil-zurna içip yazmışsın herhalde, ne dediği anlaşılmıyor, Mehmet’in. Her şeyi söylemiş. Sen bir daha şöyle kafanı toparla bir daha yaz. Acayip cümle düşüklükleri var. Başı sonu birbirini tutmuyor. Karmakarışık bir şeyler yazmışsın. Yani herhalde ayıkmıssındır, artık. Akşam yazdıysa inşaAllah. “60 milyon Müslüman Türk’ün son sözü, 3000 yıllık Türk bayrağını, yani namusumuzu, İnşaAllah hocam göklerden indirmeyeceğiz, değil mi?” diyor. Evet, inşaAllah; Ümit Doğru evelAllah. Vatan, millet, bayrak bunların hepsi namustur. Din, iman hepsi namustur. “Selamün Aleyküm”, Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü. “Seyid Muhammed Adnan Hocam”, bak defalarca söyledim Ersin, bu şekilde bir iltifat olmaz, dedim. Sen hala aynı hatayı yapıyorsun. Defalarca söyledim. İnşaAllah diyeceksiniz; “Hz. Mehdi (a.s.) olursunuz”. İnşaAllah sen de Hz. Mehdi (a.s.) olursun. İnşaAllah başka birisi de olur. Ama öbür türlü bir hitap küfürdür. Küfre düşmemen için uyarıyorum. O şekilde olmaz. “Hz. Mehdi (a.s.) insanların iman etmeleri için keramet gösterir mi?” O keramet göstereyim diye ortaya çıkmaz. Ama Hz. Mehdi (a.s.)’ın tabi olarak kerametleri vardır. Ay ve Güneş tutulması; Hz. Mehdi (a.s.)’ın kerametidir. Kâbe’de baskın olması; Hz. Mehdi (a.s.)’ın kerametidir. Lulin kuyruklu yıldızının çıkışı; Hz.Mehdi (a.s.)ın kerametidir. Halley kuyruklu yıldızının çıkışı; Hz. Mehdi (a.s)’ın kerametidir. Darwinizm ve materyalizmi ezip, yok etmesi; Hz. Mehdi (a.s.)’ın kerametidir. Çünkü asla yıkılmayacak gibi görünüyordu, Darwinizm. Darwinizm’in yıkılması dünyanın ortadan bölünmesi gibi bir şey görünüyordu insanlara ama yıkıldı. O da Hz. Mehdi (a.s.)’ın bir kerametidir.
ALTUĞ BERKER:Sırtına vuruldukça genişlemesi. Siz daha iyi bilirsiniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s.)’a saldırıldıkça ünü ve şanının yayılması kerametidir. Yenilememesi, kimsenin onu yenememesi; Hz. Mehdi (a.s.)’ın kerametidir. Hakaret ve saldırılara, baskılara rağmen asla boyun eğmeyip, daha da coşku ile kahramanca mücadele etmesi; kerametidir. Öldürülememesi; kerametidir. Etrafındaki talebelerinin başarısı; kerametidir. Küçük bir toplulukla çok büyük netice alması; kerametidir. En karmaşık gibi görünen konuları asrımızda çözüp, insanların kolay anlayacağı haline getirmesi; Hz. Mehdi (a.s.)’ın kerametidir. Bediüzzaman’ın sözlerinin aynısı ile çıkması, Hz. Mehdi (a.s.)’ın kerametidir. Sabaha kadar sayarım. “Hz. Mehdi (a.s.) insanların kendisine biat etmesi için Mekke’ye gidecek mi?” Evet, tabii. Eninde sonunda Hz. Mehdi (a.s.)’ın bir Mekke’ye gidişi vardır. Mekke’ye gidecek tabii ki. Biat oradadır. İstanbul’da var, Mekke’de var biat ve Kudüs Şerif’te.
“Selamün Aleyküm. Öncelikle ciğerden söylemek isterim. Allah’ına kurban Hocam. Saf gerçekleri savunan, gözü kara bir insan. Rabbim yardımcınız olsun”. Evet, tabiî dünyada bir köle sistemi var. Mesela bakıyorum, bir televizyon kanalı var; (Fashion Tv) mankenleri falan gösteriyor. Çocuklara baktım hakikaten çok güzel. Gençler de çok güzel, bayanlar da çok güzel. Böyle yakışıklı filan. Ama tam bir köle ruhu oluşmuş. Mesela çocuklara akıl almaz şeyler yaptırıyorlar. Ancak bir köle ruhuyla herhalde yaptırılabilir. Çünkü onurlarını kıracak şeyler. Onlara şaklabanlıklar yaptırıyorlar. Böyle küçük düşürecek şeyler yaptırıyorlar, onları eziyorlar. Aslan gibi delikanlılara güzel kızlara, mesela filinta gibi genç kızlar, insan bakmaya kıyamaz, acayip güzeller, insan acayip hürmet duyar değer verir, gözünde büyütür; acayip basit şeyler yaptırıyorlar. Nasıl aşağılıyorlar, anlatamam. Çeşit, çeşit böyle ucu bucağı yok, bakıyorum. Dedim; herhalde bunlar da köleleri. Köle yapmışlar bir nevi. Bastırmış parayı adam, istediği şeyi yaptırıyor. Böyle sapık gibi tipler böyle, abuk sabuk adamlar. Çocuklar onların emrinde. Yazık günah, çok kötü bir durum var. Bu da ancak Mehdiyetle inşaAllah ortadan kalkacak. Allah nasip ederse, İnşaAllah.
“Hayırlı akşamlar Hocam, ben Dr. Kadir Şimşek. Allah elinizi öpmeyi bize nasip etmişti Hocam. Bize dua edin, ben A9 Kanalı’nın tanıtımı yapıyorum. Telefon rehberinden tüm herkesi aradım. Tavsiye ettim. Arada arayarak izlemeyenleri kontrol ediyorum. İnşaAllah kitap dağıtıyorum. 7 tıp arkadaşıma Yaratılış Atlası’nı, Yaratılış Mucizelerini, İman hakikatlerini, Kuran Mucizeleri ile ilgili kitapları gönderdim”, maşaAllah bak bu cihad işte, cihad budur. Mücadele helal olsun. “İnşaAllah Hocam. Ayrıca sağlık ocağında hem hastalarıma, hem ilaç tanıtımı yapan...”, evet bayağı güzel hizmet yapıyor. “Cennet gözlü, gül kokulu seyyidler şahı güzel Hocam ellerinizden öperim, hizmetinizde olmak isterim” diyor. Aferin var gücüyle, bütün imkanlarıyla İslam’ı Kuran’ı tanıtıyorlar. A9’u tanıtmak hizmettir. Yaratılış Atlası; mesela baktığımızda azılı bir dinsiz, Darwinist, materyalist, bir Yaratılış Atlası adamı tam dümdüz edecektir, net, ikinci bir ihtimal yoktur. Yani tentürdiyot damlattığında bir enfeksiyon üzerine ikinci bir ihtimal var mıdır? Tentürdiyot hepsini öldürür canlı hiçbir şey bırakmaz. Yaratılış Atlası da öyle Darwinist’in şahı olsa mutlaka kavurur bitirir. Yakar atar, dümdüz olur hiçbir şey kalmaz. Kalbindeki bütün mikropları öldürür, inşaAllah temizlenir.
ALTUĞ BERKER:Biraz evvel bahsettiğiniz konuda Orta Çağ’ın ünlü Yahudi düşünürü Moşe Ben Maymon; “beklenilen Kral Mesih’in (Hz.Mehdi (a.s.)’ın) tabiat üstü güçlere sahip olan değil, insan özellikleri gösteren gerçek bir önder olacağını” söylüyor. Şu şekilde; “sakın ola aklına gelmesin ki Kral Mesih’in mucizeler yapması, dünyada yeni şeyler meydana getirmesi ya da ölüleri diriltmesi veya bunun gibi işleri yapması gerekir asla böyle olmayacaktır” diyor.
ADNAN OKTAR:Evet çünkü Peygamber değil. Peygamberlik iddiası yok, dolayısıyla aklın ihtiyarını almayacak hep bir mücadele içerisinde olacaktır, inşaAllah. Ama göstereceği kerametleri söyledik, Allah’ın dilemesiyle Allah meydana getiriyor kerametleri, harikaları inşaAllah.
“Güzeller güzeli Seyid Muhammed Adnan Hocam lütfen okuyun, lütfen. Selamün Aleyküm, canım Seyid Andan Hocam”, Aleyküm selam rahmetullahi ve berekatuhu. “Nedendir bilmiyorum ama siz her gün bir başka muhteşem görünüyorsunuz. Size bakmaya doyamıyorum Hocam, sebebi de samimi olmanızdır, inşaAllah. Sizi tüm Müslümanlara bu devirdeki en iyi örneksiniz, sizin sayenizde”, inşaAllah iyi örneklerden biri olurum, inşaAllah. “Müslümanın en iyiye layık olması, en iyi giymesini öğrendik. Siz bizim dine bakışımızı önemli derecede aydınlattınız. Sizin eserleriniz bizim günlük hayatımızda büyük ışık tutuyor. Size ne kadar teşekkür etsem azdır. Hocam sizi candan çok seven talebeniz Azerbaycan’dan Miraga Nift Alioğlu”. MaşaAllah Azerbaycan bambaşka bir şey oldu, maşaAllah.
“Hayırlı akşamlar Hocam”, bu da başka bir doktor arkadaşımız, maşaAllah. O da bayağı bir faaliyet yapıyormuş, maşaAllah helal olsun, maşaAllah. “Selamün Aleyküm Muhammed Adnan Hocam”, Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Adnan Hocam, astronot bundan yaklaşık 10 yıl önce rüyasında kendisine ilham yoluyla 4 saatlik bir şey gösterildiğini anlatıyor, bazı hesaplar yapıyor kıyamete çok uzun bir zaman olduğunu söylüyor. Ama Flash Tv’ de Mehmet Talu Hoca’ya ise astronot 8 sene önce kendisine Hz. Mehdi (a.s.)’ın 30 yaşında olduğunu söyledi astronot itiraz etmedi ben böyle bir şey demedim demedi ve kafasını salladı ve onayladı. Yakında astronot bana vahiy geliyor derse hiç şaşmamak lazım. Hocam siz daha iyi bilirsiniz astronot bana ilham geldi demekle kendisinin evliya olduğunu iddia ediyor. Hocam bu astronota ne oluyor, gerçekten de. İstanbul’dan Emin Yüksek”. Bazı şeyler de var ama devamı okunacak gibi değil. Cübbeli’ye bazı sözler söylemiş. “Cübbeli’ye ne oluyor” diyor, sonra başka bir şeyler söylemiş.
“Hocam merhaba, demin Türkiye’nin bölünmesini kabul etmem demiştiniz”, evet ben fert olarak müsaade etmem. Bölmeye kalkanı da Allah helak etsin. Mustafa Seyhan, Mustafa hiç korkma Türkiye hiç bölünmez evelAllah. Bölmeye kalkanı fikirlerimizle, düşüncelerimizle engelleriz, inşaAllah. Türkiye büyüyecek ve büyüyor şu an daha da büyüyor, büyüyecek inşaAllah. Şamataya pabuç bırakılmaz, şamatadan kimse etkilenmesin, şamatayı kaale almaya da gerek yok. Herkes ilmi, akılcı güzel mücadele verecek. Çünkü karşımızda Marksist düşünce var, Darwinist düşünce var. Marksist, komünist bir ayaklanma var. Cumhuriyet tarihinin en büyük komünist ayaklanma var. Komünist ayaklanmaya ilmi cevap verilir. Yani anti-Leninist, anti-Marksist, anti-Darwinist, anti-materyalist çalışma yapılacak, karmaşık bir şey yok. Son derece kolaydır. Bunun dışında küfretmek, bağırmak, çağırmak bunlarla netice alınmaz. Bu komünist ve faşist sistemin ihtiyacı olan bir şeydir. Yani üstüne gelinmesi onlara küfredilmesi, hakaret edilmesi saldırılması hem komünizmi hem faşizmi geliştirir. Çözüm ilmi çalışmadır.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah. Terörist başı da kitabında çorbacılardan bahsetmiyor, mesela sizden bahsediyor. Ne kadar tehlikeli kendi için olduğunu anlamış Hocam.
ADNAN OKTAR:Benim MİT elemanı olduğumu söylüyor kitabında. Devlete yol gösterdiğim, benim düşüncelerime göre devletin yönlendiği, bayağı bir şeyler yazıyordu kendi kafasınca.
ALTUĞ BERKER:“Evet Osmanlı’da da böyleydi” diyor.
ADNAN OKTAR:“Osmanlı’da da din adamları, din alimleri yol gösterirlerdi devlete, devlet de ona göre hareket ederdi. Şimdi de onun yerini bu şahıs aldı. Devlete yol gösteriyor, devlet de gereğini yapıyor” diyor. O tarz bir mantık geliştirmiş. Halbuki Türk-İslam Birliği zaten devletimizin milli ülküsüdür. Milli düşüncesidir o zaten inşaAllah. Milli politikadır, şaşıracak bir şey yok.
ALTUĞ BERKER:Bir haber vardı “Milliyet ve Vatan gazeteleri satıldı” diye. Aydın Doğan’ın gazeteleri.
ADNAN OKTAR:Nereye satılmış?
ALTUĞ BERKER:“Demirören ve Karacan ortaklığı” diye. Anlaşmışlar satın alma konusunda.
ADNAN OKTAR:Karacan Yayınları vardı bizim zamanımızda bilmiyorum var mı şimdi? Aydın Baba dergahı dağıtıyor demek ki, inşaAllah. Önce dedeleri gönderdi. O şimdi bir tek ayakkabı elinde kalan kaldı. O da ortalarda ayakkabı elinde geziyor, bir elinde şarap şişesi.
ALTUĞ BERKER:Bir yazısı vardı bayağı korkmuş.
ADNAN OKTAR:Ne diyor?
ALTUĞ BERKER:Bedri Baykam olayından bahsediyor. Ürktüğüne dair anlaşılıyor yazısından Hocam, inşaAllah. Göstereyim, şöyle diyor; “Önceki akşam Bedri Baykam'ın, sokakta o çaresiz çığlıklarını seyrederken çok fena oldum. Bir insanın, bir sanatçının, sokak ortasındaki çaresiz çığlıklarını seyretmeye mahkûm edilmeme kahroldum” demiş. Kendi üslubuyla, ölüm korkusunun insana neler yaptırdığını yazmış.
ADNAN OKTAR:Kardeşim şimdi adamdaki üslup tabii panik atağı andırıyor. Bedri Baykam’daki üslup, klasik panik atak nöbeti gibi bir görünüm verdi. Ama tabii onun orada yapacağı bağırtı-çağırtı yapmamasıdır. Sakince taksi çevirmiş olsa götürür. Ama adamlar ona orada aklını kaybetmiş sanmış olabilir. O kadar bağırdı çünkü kan falan gözükmüyor üzerinde, var gücü ile bağırıyor. İkinci ihtimal aşırı derecede içmiş sarhoş kendini kaybetmiş bağırıyor zannedebilirler. Üçüncüsü ise kamera şakası yapıyor zannedebilirler. Adamlar onun yaralandığını nereden anlasın. O kadar bağrılmaz. Bir tane taksi çevirir. Bir de oradaki önce hanımı kurtarmak mesele. O çok önemli bir konu. Orada insan vicdanen yardımcısına, yapılan o menfur hareketten çok müthiş vicdanen sarsılır, kendini unutur insan. Önce o çocukcağızı kurtarması gerekir. Nezaketiyle bir taksi çevirirse hastaneye götür dese götürürler. Nitekim taksici hiçbir şey demiyor adam, dur deyince duruyor, açıyor kapıyı biniyor, inşaAllah.
“Selamün Aleyküm saygıdeğer Hocam bir konuyu aydınlatmanızı rica edecektim, inşaAllah. Cevat Babuna ve Oktar Babuna hakkında bazı söylentilere inananlar ve internette ayrıntılı bilgi edinmeyenler Adnan Hocamız’ın aileleri ve evlatlarını ayıran biri olarak düşünüyorlar. Bu konuları bizler biliyoruz. Ancak bazılarının dinlemeleri için sizin açıklamanızı rica ediyoruz. Allah razı olsun. Hayırlı geceler. Barış Muharrem Geyve”. Cevat Hoca benim adete talebem gibiydi ne diyorsam yerine getiriyordu. Yıllarca bana hizmet eden bir insandı. Bir çok konferansa gönderdim. Anadolu’da çok fazla sohbet toplantılarına gönderdim. Ne diyorsam yerine getiriyordu. Ben ona fotokopiler veriyordum, bilgiler veriyordum. Nasıl konuşacağını, nasıl hitap edeceğini anlatıyordum, o da gidip birebir anlatıyordu.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam beraberdik.
ADNAN OKTAR:Derin bir saygısı, derin bir sevgisi vardı, derin bir hürmeti vardı. Ta ki iddia edilen Ergenekon terör örgütü mensupları Cevat Hoca’yı kışkırtıncaya kadar. Cevat Hoca’nın haberi yok onların Ergenekon terör örgütü mensubu olduklarından, adamların etkisinde kaldı ve bize karşı tavır aldı. Olay bu. Onun kendi konuşmasını şimdi yayınlayalım görün. Acayip hürmetkardır. Yani benim kitaplarımı övüyor, benim çalışmalarımı övüyor, arkadaşlarımızı övüyor. “Ben onlarla beraber, yol arkadaşlığı yaptım. Yol arkadaşı olarak da insan insanın birbirini tanıması en mükemmel tanıma odur. Bizzat bana bu imkan verildi. Ben de onları çok yakından tanıdım muhteşem, çok mükemmel ve güvenilir insanlar. Söylenenlerin hepsi iftiradır, hiç birisine kanmayın” diyor. Kitaplarımı övüyor, beni övüyor. “Kendisi ile karşılaşmadım” diyor, ama ben söyledim. Hocam dedim biz konuşurken, karşılaşmadığınızı söyleyin daha rahat hareket edersiniz dedim. Çünkü benim sizi yönlendirdiğim düşünülür, bu bilgileri benim size verdiğim, sizi teşvik ettiğim düşünülür. Siz kendi gönlünüzle bunu yapan konumunda olmanız için, siz benimle görüştüğünüzü söylemeyin. Yoksa Hoca, Cevat Hoca bizim eve geliyordu. Ben de onların evine gittim. Bütün çocuklarını tanıyorum hepsi bizimle beraberler zaten. Çocukların tamamı bizimle beraberler. Eşini de tanırım.
VTR: Cevat Babuna
ADNAN OKTAR: Cevat Hoca’yı Kıbrıs’a da göndermiştik, Rauf Denktaş’a destek olması için. Birçok profesör, bilim adamı, emekli paşa, emekli bakanlardan birçok kişi, bir uçak dolusu insan göndermiştik. Çok büyük katkımız olmuştu. Kıbrıs’ın bölünmesi, Kıbrıs’ın ilhak edilmesi gibi, Türkiye’den ayrılması gibi düşünceler vardı. Bölünmesinden kastım Türkiye’den ayrılması, bunlara net tavır almıştık. Çok ciddi tavır aldık, etkili bir mücadele verdik. Allah’a çok şükür, Allah vesile etti o fitneyi yatıştırdık. Allah durdurdu, vesilelerden birisidir. Ama Cevat Hoca da bizlere yıllarca hizmet etmiş, konferanslarımıza gönüllü olarak katılmış, her ricamı yerine getiren bir insandı. Burada da gördünüz konuşmasını. Samimi düşüncesi budur. Dolayısıyla ailelerin, samimi olan ailelerin bana olan sevgisi çok şiddetlidir. Yüzlerce aile derin muhabbet duyar, hepsinin çocuklarıyla beraberiz. Babalarıyla, anneleriyle görüşürüm dolayısıyla muhalif olan üç kişi var, üç aile vardır. Bunlar da Cevat Babuna’ya yaklaşıp ondan biraz yiyecek temin etmek, giyecek temin etmek, biraz para temin etmek kastıyla yanaşmış fakir ailelerdir. Ve hakikaten de bayağı besili hale geldiler onların yanına gide gele acayip kilo aldılar. Normal zayıf hanımlarken acayip kilo aldılar. Cevat Babuna’nın hanımı yemek yapmayı çok sever, ziyafet vermeyi de çok sever. Bunlar geceli gündüzlü onlara baktılar. Yiyeceklerine, içeceklerine yardımcı olunca onlarla ittifak etmiş oldu. Olay bu. Yoksa aileleri çok sevdiğim, onların da beni çok sevdiğini internet sitelerimize girdiğimizde görürsünüz. Bu konulardaki bilgiler, anlatımlar, filmler, ailelerin görüşleri bizim internet sitelerimizde çok kapsamlı anlatılıyor. Oraya bakıldığında anlaşılır.
ALTUĞ BERKER: Gösterebilirim Hocam. bilimarastirmavakfi.org’dan, BAV aileleri bölümünde, basın toplantısı ve diğer ailelerin görüşleri hem kişisel, hem açıklamalarla, videolar şeklinde.
ADNAN OKTAR: Bütün aileler, anneler, babalar çok kapsamlı Bilim Araştırma Vakfı’yla ilgili görüşleri, benimle ilgili görüşlerini, benim yanımda olan arkadaşlarımla ilgili görüşlerini övücü, sevgi dolu, şefkat dolu, muhabbet dolu ifadelerle anlatmaktalar. O siteyi bir daha tanıt.
ALTUĞ BERKER: www.Bilimarastirmavakfi.org sitesinde Bav aileleri. Orada aramayla da Bav aileleri yazarak da bulabilirler, ana sayfadan girebilirler.
ADNAN OKTAR: Bav aileleri dendiğinde orada çok kapsamlı, detaylı ailelerin açıklamaları var. Bu belgelere bu konuşmalara itibar etsinler. Diğer açıklamalar itibar edilecek gibi değildir. Muğber değildir, Osmanlıca söylüyorum muğber değildir. İtibar edilecek olan açıklamalar orada sarahaten orada zikredilmiştir, açıklanmıştır. Onlara kanaat getirebilir kardeşlerimiz. Çünkü canlı çekimler, samimi anlatımlar doğrusu odur, inşaAllah.
“Azerbaycanlı’yım İngiltere’de yaşıyorum size bir sorum var. Vakar Kuamaliyev”, iyi, maşaAllah namazlarını kılıyormuş, İslam Birliği için, insanların dine imana gelmesi için gayret ediyormuş.
“Selamun Aleykum”, Aleykum Selam Ve rahmetullahı Ve Berakatuhu, canımız gözümüz Hocamız.” Yalnız defalarca söyledim hüsnü zan olabilir ama açıkça zikredilmesi küfür olur onu söyleyeyim. Yani ben sorumlu olmayayım, inşaAllah.
“Selamun Aleykum, Sayın Muhammed Adnan Hocam, internette dünyayı yöneten aileler diye bir videolar var. Herkese çip takılacak ve tek tip dünya ve tek tip ordu sistemi isteyen kişiler var. Peki bu dinimize göre bu deccaliyet midir? Böyle değerlendirebilir miyiz? Bu konu hakkında bilgi verirseniz seviniriz, Mehmet”. Türkiye’nin öncülüğünde büyük bir Türk İslam Birliği olacak, dünyaya İslam hakim olacak. Hz. İsa (a.s) ve Hz. Mehdi (a.s)’ın vesile olmasıyla bunu göreceksiniz. On yıl içinde dediklerim teker teker zuhur edecek. Olaylar şiddetlenecek, vakalar şiddetlenecek. Şu ana kadar dediklerimin tamamının çıkması, söylediklerimin tamamının çıkacağının delilidir, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir seveninizin mektubu var Hocam. Bir de resim göndermiş. “Selamun Aleykum gündüzümüzün güneşi dünya güzeli Hocam. Ekteki resimleri Viyana’dan bir arkadaşım gönderdi. Orada dükkanları var. Bir kısmı da sizin eserlerinizden oluşan bir kütüphane yapıldı, orada birçok kişiye hitap ediyor. Geçen gün Afrikalı birkaç çocuk gelmiş ablaları sizin kitabınızı açmış, kardeşlerine bu kitabı okumuş. Melissa Gürbüz gönderen”.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, o köfteler de etrafına doluşmuşlar acayip şekerler. Kütüphane küfür için acayip kızdırıcı bir şeydir. Bilgisayarın içinde ne olduğunu adam bilmez. Ama işyerine gidip de kitabın kapağını gördünde, Yaratılış Atlası’nı gördünde hele küfür ehliyse nevri döner ve psikolojik olarak çöker. Çünkü orada gerçeklerin yazıldığını o biliyor. Yaratılış Atlası’nı okumasa dahi böyle kapsamlı bir kitabın yaratılışı anlattığını ve evrim teorisini çürüttüğünü bir insana söylerseniz, o kişi bu kitabı okumadan bir daha evrim teorisine samimi olarak inanamaz. İnanmaz artık çünkü ya o kitabı baştan sona okuyacak veyahut aksi mümkün değil. Çünkü bir Müslüman için de böyle. Mesela bir Müslüman diyor ki adam; “evrim teorisi diye bir şey var, yaratılışı evrimle anlatıyor” diyor. Samimi olarak iman etmesi için o kitabı okuması lazım. Onu okuyacak, ona cevap verecek o zaman samimi iman etmiş olur. Yoksa küfür varken, put varken susup kapatıyorsa o zaman kafasında istifham meydana gelebilir, şüphe meydana gelebilir. Ama böyle olursa kafasında hiçbir istifham ve şüphe kalmaz. Biz putları da bileceğiz, Hıristiyanlığı da bileceğiz, Museviliği de bileceğiz, satanizmi bileceğiz, komünizmi bileceğiz ve hepsinin cevabını da bileceğiz. Doğrusunu bileceğiz, inşaAllah. Çünkü Hıristiyanlık tahrif olmuş bir dindir, ama kökeninde hak bir dindir, İslam dinidir. Fakat zamanla bir kısım hükümleri değişmiştir. Doğru olan kısımları biz zaten kitap haline getirdik. Musevilik de hak bir dindi tahrif olmuş (değişmiştir). Fakat biz hak olan bozulmamış yerlerini yine kitap haline getirdik ve ben okuyorum, gece-gündüz okuyorum. Tevrat da okuyorum, İncil de okuyorum. Ama hak olan kısımlarını. Kuran saf vahiydir, değişmemiştir. Bunu herkes bilir, vicdanı olan herkes bilir. Dolayısıyla gerçekçi ve akılcı bir mücadele içinde insan gerçekleri mutlaka araştırmak durumundadır. Satanizmi duyacağız fakat bilmeyeceğiz olur mu? Mutlaka bilmemiz lazım. Budizmi duyacağız ama bilemeyeceğiz, olmaz. Müslüman’ın genel kültürü çok olacak. Bir Budist’le karşılaştığımızda biz ona İslamiyet’i nasıl anlatacağız? Bilmediğin bir şeyi nasıl anlatırsın? Yüz milyonlarca Budist var. Ben bilmiyorum Budizmi ama Budizm’e karşıyım diyeceğim. Adam bilmediğin şeye nasıl karşısın demez mi? Bileceksin, şuurlu olarak, akılcı cevap vereceksin, inşaAllah.
Şeytan’dan Allah’a sığınırım; Nur Suresi 45; “Allah, her canlıyı sudan yarattı”, “Her canlının kökeninde su vardır” diyor, Allah. İnsanların da büyük bölümü sudur, bütün canlıların büyük bölümü sudur biliyorsunuz. “İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir. Andolsun Biz, açıklayıcı ayetler indirdik. Allah, dilediğini doğru yola yöneltip-iletir.” Yani hidayet verip doğru yola iletir. 2044 tarihini veriyor, ebcedi. “Onlar derler ki: ‘Allah'a ve elçisine iman ettik ve itaat ettik’. Sonra bunun ardından onlardan bir grup sırt çevirir. Bunlar iman etmiş değildirler”. İnsanlar genellikle iman ederler fakat bir süre sonra bakarsın namazdan vazgeçer, dinden vazgeçer. Dinden vazgeçen, sonradan tavrını değiştiren çok insana rastlamışsınızdır. Kuran onlara dikkat çekiyor. “Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Resulüne çağrıldıkları zaman, onlardan bir grup yüz çevirir”. “Kuran ahlakına göre hareket edelim dendiğinde kabul etmezler, bir grup” diyor, Allah. “Fakat hak lehlerinde ise, ona boyun eğerek gelirler”. İnsanlar da bir şey olduğunda mutlaka önce kendi haklarının korunmasını isterler halbuki, adalette mutlaka bir taraf mağdur olacaktır. Mağdur zannedecektir kendini. İki kişi davalaşıyorsa bir tanesi haklıdır, değil mi? İkisi birden haklı çıkmaya çalışıyorlar, Kuran ona dikkat çekiyor. “Eğer hak lehlerinde ise, ona boyun eğerek gelirler. Bunların kalplerinde hastalık mı var? Yoksa kuşkuya mı kapıldılar? Yoksa Allah'ın ve elçisinin kendilerine karşı haksızlık yapacağından mı korkuyorlar?” Peygamberimiz (s.a.v)’in adaletine güvenemiyorlar. Kuran ona dikkat çekiyor. “Hayır, onlar zalim kimselerdir. Aralarında hükmetmesi için, Allah'a ve elçisine çağrıldıkları zaman mümin olanların sözü; ‘işittik ve itaat ettik’ demeleridir. İşte felaha kavuşanlar bunlardır”. Mümin ne yapacak? İşittik ve itaat ettik diyecek. Adaleti Peygamberimiz (s.a.v)’e bırakacak. Mehdiyet devrinde de öyle, adaletine Hz. Mehdi (a.s.)’ın kanaat getirilecek. İnsan orada şüpheye, kuşkuya düşmeyecek. Hakkım yendi, hakkım çiğnendi demeyecek. Çünkü onun bilmediği bir yönü olabilir. Derinliğini bilmediği bir yönü olabilir, güvenecek, inşaAllah. “(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten tutkuya kaptırıp alıkoymaz”, adama diyoruz ki; neden dini yaşamıyorsunuz, İttihat-ı İslam’ı savunmuyorsunuz, namaz kılmıyorsunuz? Ne diyorlar? “Ticaretle uğraşıyoruz, işimiz gücümüz var, ailemize bakıyoruz, çoluğumuz var, vaktimiz olmuyor” diyor. Allah da diyor ki; “(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten tutkuya kaptırıp alıkoymaz”. İnsanlar ahir zamanda bu belanın içine düştüler, tutkuya kapıldılar. Çekler ödenmedi, senetler ödenmedi, mallar gelmedi, gümrük işlemleri yapılamadı şu bu. Hayatlarını tamamen ona göre yönlendiriyorlar. Tutkuya kapılmış oluyorlar, ona kendilerini kaptırmış oluyorlar. Halbuki Allah diyor; “namazı da kılmaları gerekir, zekatı da verirler, bu onlara engel değildir” diyor. Mesela üniversitede imtihanını devam ettirebilir, işte çalışabilir. Ama mutlaka Allah; “ben size hakkı yerine getireceğiniz, ibadet yapacağınız vakti veririm size” diyor, Allah. Yeter ki samimi yaklaşılsın, samimi yaklaşan zekata da, namaza da, ibadetlerine de, İslam’ı tebliğ etmeye de hepsine vakit bulur, candan yaklaşırsa. Orada bir mucize vardır, özel olarak mucize meydana gelir. Ama niyeti samimi ise, inşaAllah.
Kuran’da insanların bilinçaltındaki vicdansızlıkları, ahlaksızlıkları, oyunları, taktikleri mükemmel bir psikolojik analizle anlatılır, çok mükemmel hatta. Kuran’a baktığımızda, bu İncil’de de vardır, Tevrat’ta da vardır ama Kuran’da çok detaylı vardır. İnsanların zaafları, oyunları, adamlık dini tarzı yaptıkları taktikler, insanları kandırmada kullandıkları yöntemler, münafıkların sahtekar yöntemleri, insanlara nasıl yanaştıkları, onların ondaki ruh halleri, psikolojileri, hatta vücutlarında meydana gelen etki. Ahlaksızlık yaptıklarında, vicdansızlık yaptıklarında vücutlarındaki meydana gelen fizyolojik değişiklikler, Kuran’da mükemmel bir psikiyatri kitabı gibi ruhi bozukluklar anlatılır. İnsanların kişilik bozuklukları, şahsiyet bozuklukları çok kapsamlı anlatılır. Onun için Kuran’ı çok iyi anlayan insan, çok akıllı olur. Aklın bütün sırlarını görmüş olur, akıllı olmanın bütün sırlarını görmüş olur. Öbür türlü insan aklı kavrayamaz, zeki olabilir ama aklı kavrayamaz. Kuran’ı çok iyi anlayan insan aklın bütün detaylarını, bütün girift yönlerini kavramış olur ve onu hayatına aktarır. O zaman ne kendi başını belaya sokar, ne etrafındakilerin başını belaya sokar. Eğer iyi bir analizle bakılırsa, Kuran’ı incelerken çok kapsamlı düşünülürse bu görülecektir. Ama yüzeysel okuyan, sathi bakan bunları göremez. Mesela, diyor ki, Allah Nahl Suresi, 23. ayette: “Şüphesiz Allah, onların saklı tuttuklarını ve açığa vurduklarını bilir, gerçekten O, müstekbirleri sevmez”.Kendini beğenen, enaniyetli olanları sevmez. Müstekbir, enaniyetli, cahiliyedeinsanlar gururlu çocuk; gururlu olmasıyla takdir ederler. Halbuki gururlu ve enaniyetli bir insan, dik kafalı bir insan ruhen rahat olamıyor, ruhen sağlıklı olamıyor. Mütevazı ve mazlum olan, mütevazılığın verdiği samimiyetle candan konuşan insan güzeldir. Kendine de güzel gelir, başkasına da güzel gelir. “Onlara ‘Rabbiniz ne indirdi?’ dendiğinde. ‘Eskilerin masalları’ dediler”. Kuran’ı yorumlayan Marksistlere “Kuran için ne diyorsunuz?” dediğimizde “Eskinin masalları” diyorlar. Firavun ne diyordu? “Eskinin masalı” diyordu. Ondan evvelki tipler, nemrut ne diyordu? “Eskinin masalı” diyordu. Hepsi aynı üslubu kullanıyor. Allah kullandıkları ortak dili de Kuran’da çok detaylı belirtir, hepsinde aynı psikoloji, aynı şey. Darwinizm Kuran’da geçer, anlatılır, kapalı bir üslupla anlatılır. Her devirde savunulmuştur, hep tesadüf düşüncesi savunulmuştur. Diyor ki Allah: “Kıyamet gününde kendi günahlarının tümünü ve bilgisizce saptırdıklarının günahlarının bir kısmını yüklenmeleri için. Bak, ne kötü yük yükleniyorlar”. Şimdi cahil adamlar kendisi sapıtıyor. Ama bilgisizce başkasını da saptırıyor. “Onların da yükünü yüklenirler” diyor. Bunun bir ahlak bozukluğu, tavır bozukluğu olduğunu bize Kuran bildiriyor. “Onlardan öncekiler, hileli-düzenler kurmuşlardı da, Allah(ın azap emri) onların kurdukları yapıların temellerine geldi”. Hileli düzenleri kurma şu anda da var, daha önce de var, daha önce de var, her devirde var. Ama bazı Müslümanlar, hileli düzenler karşısında panik oluyor, bozguna uğruyorlar. Halbuki o hileli düzenin meydana gelmesini Allah yaratıyor zaten. Bakın, “Allah(ın azap emri) onların kurdukları yapıların temellerine geldi”. Allah temelinden çökertiyor. Mesela, Darwinizm’i Allah temelinden vurdu, protein yapısından vuruyor, Allah. Proteinlerin, molekül yapısının açıklanacağı, bilimin Darwinizm’i yerle bir edeceği Darwinistlerin hiç ummadığı bir şeydi. Çünkü Darwinistler bilime dayanarak zaten bir şeyler anlatıyorlardı. Dayandıkları sistem, bilim, onların temeline vurdu, temel düşüncelerine vurdu, ta proteinlere vurdu, proteinlerden yıkıldılar. “Böylece üstlerindeki tavan tepelerine çöktü”. Bütün Darwinist sistem çökmüş oldu. Bakın, tavanı vurmuyor Allah, temeli vuruyor. Biz ne yaptık Darwinizm’de, temelden vurduk, en dipten, proteinlerden ve fosilden vurduk. Milyonlarca, milyarlarca detaydan oluşan Darwinizm’in uçsuz bucaksız imparatorluğu tepeden çökmüş oldu, tavandan çökmüş oldu, inşaAllah. Bakın, diyor ki Allah: “Azap onlara şuurunda olmadıkları yerden gelmişti”. Hiç tahmin etmedikleri bir yerden geldi, şok oldular. İstanbul’dan bir genç çıkmış, dünyadaki uçsuz bucaksız, katrilyonlarca lira parayla kurulmuş, milyonlarca profesörün, milyonlarca doçentin, yüz binlerce üniversitenin savunduğu bir sistemi temelinden vurup, çökertmiş. Bu Allah’ın sistemidir, Kuran buna işaret ediyor inşaAllah, vesile ediyor bizleri.
Bakın yine Allah insanların psikolojisinden örnekler veriyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ki melekler, kendi nefislerinin zalimleri olarak onların canlarını aldıklarında. ‘Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk’ diye teslim olurlar. Hayır, şüphesiz Allah, sizin neler yaptığınızı bilendir”.Kötülük yapan, mesela bir hırsızı yakaladığınızda, ben hırsızlık yapıyorum demez. Katili yakaladığında hep inkar ederler. Hangi suçluyu yakalarsan yakala inkar ederler. Ne diyorlar: “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk”. Ömrün boyunca dine, İslam’a, Kuran’a saldıran sen değil miydin? Ama bakın, orada sanki Allah’ı inandıracaklarmış gibi yalan söylüyor. “Öyleyse içinde ebedi kalıcılar olarak Cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların konaklama yeri ne kötüdür.” “Enaniyet yapan, kendini beğenen, büyüklenen insanların yeri ne kötüdür” diyor. Mütevazı insanlar çok rahat ve huzurlu yaşıyorlar. Hem akli dengeleri yerinde olur, hem ruhen çok huzurlu olurlar, hem sevilirler. Ama büyüklük taslayanlar, azametli olanlar ruh hastası olur. Panik atak gelişir, başka şeyler gelişir, Allah vermesin. Tabii panik atağı olanları tenzih ederim de, fakat hastalığın tetikleyicisidir bunlar. Bazen de Allah sebepsiz de yaratabilir tabii. “Adn Cennetleri; ona girerler, onun altından ırmaklar akar”. Irmak sevgisine Allah dikkat çekiyor. Mesela, Müslüman cennette ırmak olacağını düşündüğünde, akan sular olacağını düşündüğünde kalbinde bir sevinç meydana geliyor. Su sevgisi var insanların ruhunda, suya karşı sevgi. Denize girsin, göle girsin, ırmak aksın, illaki su olsun, değil mi? Evlerinin önünde de böyle küçücük bir su olsun, insanlar bayılırlar. Göle manzaralı ev olduğunda daha pahalı oluyor, denize manzaralı daha pahalı oluyor. Hatta bazen komedi filmi gibi oluyor, evin üst katına çıkıyorsun, mutfağın kenarından deniz görünüyor. “Bak deniz manzaralı. Şu kadar daha pahalı ev” diyor. İnsanların suya olan iştiyakı, Allah kalplerine müthiş bir sevgi vermiş, suyu gördüğünde ruhu açılıyor. “İçinde onların her diledikleri şey vardır”. Şimdi bunlar bize bu dünyada sevdiriliyor. Bilgisayar sevdirilir, araba sevdirilir, güzel kıyafet sevdirilir, marka kıyafetler olabilir, oyuncaklar sevdiriliyor insanlara, akla hayale gelmedik şeyler sevdiriliyor. Bu dünyada bizi alıştırıyor Allah. Diyor ki: “Onların her diledikleri şey vardır” diyor. Burada sevdiği şeyleri insanlar orada bol vakit de olduğu için, bol imkan da olduğu için, çok fazla vücudu olduğu için rahat rahat kullanacaklarına Allah Kuran’da işaret ediyor. “Allah, takva sahiplerini (samimi olanları) böyle ödüllendirir” diyor, Allah. Bu dünyada şu an nasıl devam ettiriyorsa bu sistemi, aynı sistemi devam ettireceğini söylüyor, Allah. “Aynı sistemle mükemmelini yapacağım” diyor. Mesela bize kalem yaratıyor, Allah önümde Kuran’ı yaratıyor, Kuran’a ait konuşmaları yaratıyor, bilgiyi yaratıyor ve bize en önemli konuyu öğretiyor, Allah. İnsanları tanımayı öğretiyor, insanları tanımada Kuran dünyanın en gelişmiş psikoloji kitabıdır. En gelişmiş psikiyatri ve psikoloji kitabıdır. Akıl hastalıklarını, ruh hastalıklarını, insanın bozukluklarını, davranış bozukluklarını, mükemmel davranışları, düzgün davranışları ve insanlara nasıl davranmamız gerektiğini, dünyaya nasıl davranmamız gerektiğini, ağaçlara, bitkilere nasıl davranmamız gerektiği, dünyayı nasıl kullanmamız gerektiği; Kuran’da çok detaylı anlatılır. Nasıl bir ilaç aldığımızda içinde prospektüsü oluyor, ilacın nasıl kullanılacağı çok detaylı anlatılıyor. Diyor ki; ilacı şu kadar kullanırsanız zehirlenirsiniz, bu kadar kullanırsanız tam olur. Ama bazı durumlarda şunu da kullanabilirsiniz, yan etkileri şunlardır diyor. Kuran da öyledir, “dünyayı böyle kullanırsanız hoşunuza gider, ama şu tarzda kullanırsanız başınızı belaya sokarsınız. Şöyle yaşarsanız mutsuz olursunuz. Ama bu tarzda yaşarsanız mutlu olursunuz. Biraz daha dozunu artırdığınızda şu yanlış hareketin ızdırap çekersiniz, tam ayarı, düzgün olanı şudur, bu hareketi yaparsanız mutlu yaşayacaksınız” diyor, Allah. İlaç tarif eder gibi. Onun için dünyayı alan yanında mutlaka Kuran’ı da alması lazım. İlaç aldığında içinde prospektüsü olmazsa ilacı kullanmazsın. Dünyayı alan da Kuran’ı almazsa, dünyayı kullanamaz. Mutlaka dünyayı alan yanında Kuran’ı da alacak ve dünyayı nasıl kullanacağını görecek. Yoksa her günü ızdırap, her günü elem, her günü acılarla geçer. Hem bedeni acılar, hem ruhi acılar içerisinde kıvranır, toplum da bozulur, sistem de bozulur; mesela Güneydoğu’da komünist sistemin gelişmesinin nedeni Kuran eğitiminin olmaması, Kuran’daki yapının olmaması, Darwinist, materyalist sistemin gelişmesi, tek yönlü açılması, sosyal yapıyı hasta yapmıştır. Orada bir kanser meydana gelmiştir, komünist kanser meydana gelmiştir. Toplumu kemirmekte şu an kanser uru. Ve bütün Türkiye’yi rahatsız ediyor. Bünyenin bir yeri kanser olduğunda bünyenin tamamı rahatsız oluyor. Türkiye’nin her yeri rahatsız o kanserden dolayı. O uru Hz. Mehdi (a.s.) alacak işte, baş tabiptir, ser tabip. Fethullah Gülen Hocamız’ın şiirlerinde Hz. Mehdi (a.s.) ser tabip olarak geçer, baş tabip. Baş tabip nezaretinde bu tedavinin, bu ameliyatın yapılacağı şiirlerde detaylı olarak anlatılır. Sızıntı Dergisi’nde sık sık çıkardı. Oralardan sizlere bir dahaki sefere göstereyim, inşaAllah. Baş tabip şu an görevde inşaAllah. Ne ur bırakacak, ne hastalık bırakacak, hepsini tedavi edecek, inşaAllah.
SUNUCU: 00:30’dan itibaren “Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri” programımıza, A9 TV, Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve www.HarunYahya.Tvsitemizden devam edeceğiz. Bizi yarın 22:00’dan itibaren A9 TV, Aksu TV, Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo ve www.HarunYahya.Tvsitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Ahzap Suresi, 47. “Mü'minlere müjde ver. Gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl vardır”diyor, Cenab-ı Allah. Büyük bir kurtuluş, büyük bir hakimiyet, İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği, bir refahlık vardır ve sonunda cennet, inşaAllah. Ebcedi 2005 tarihini veriyor, tam. “Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter”.Allah’a tevekkül etmek bütün ruh hastalıklarının tedavisidir. Allah’a tevekkül etmeyen her insan ruh hastası olur, mutlaka psikolojisi bozulur, dengesi bozulur. Allah’a tam tevekkül edende hiçbir ruh hastalığı bulunmaz, psikiyatrik, psikolojik hiçbir bozukluk olmaz, tam tevekkül edende. Onun için Allah tevekkülün çok üzerinde duruyor. Allah Kuran’ın bir şifa olduğunu söylüyor, ruhlara ve bedenlere şifa olduğunu söylüyor. Tevekkül de bütün psikolojik bozuklukların net çözümüdür ve net ilacıdır.
Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...