SUNUCU: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam A9 TV, Aksu TV, Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara, HarunYahya.TvAnkara Beypazarı Seylan TV, Çorum Kanal 19, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo ve Uşak Egem TV’den canlı olarak yayınlanan ‘Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri’ programımıza hoş geldiniz.
ALTUĞ BERKER: Bugünkü yazılarda, Ahmet Hakan; Bedri Baykam’a yapılan saldırının bir profesyonel tarafından değil, İslami yayınlardan etkilenen bir şizofren tarafından gerçekleştirildiğini vurgulayan, “Meczuptan korkarım profesyonelden korkmam” başlıklı bir yazı yazmış. Bu görüşünü de şu şekilde ifade etmiş; profesyonel katillerin sırf kafası bozulduğu için değil, tam anlaşılamayan gizli sebeplerle yönlendirilerek suikast girişiminde bulunduklarını, nitekim bu sebeplerin araştırılsa da tam bulunamayacağını, ancak bir meczup ve şizofrenin saldırısından çok daha fazla çekinmek gerektiğini, çünkü bu kişilerin “işte din düşmanı” şeklindeki manşetlerden etkilenerek kolaylıkla birini öldürebileceğini belirtmiş. Bu nedenle bu tip haberlerin yumuşatılması gerektiğini ifade ederek, “aksi takdirde ‘Allah’tan başka ilah yoktur’ diyerek, ellerinde bıçağı beğenmedikleri kişilerin böğrüne sokmaya kalkışan birçok meczup türemesi içten bile değildir” demiş.
ADNAN OKTAR: Daha önce başka bir meczup da gitti, Yargıtay’da bir şeyler yapmaya kalkmıştı, başkası bir bilmem nerede bilmem ne yapmaya kalkmıştı, bir Musevi’yi bir başkası bombalamaya kalkmıştı. Hep Allah adına diye ortaya çıktılar, değil mi? Sonra arka plandan ne çıktı?
ALTUĞ BERKER: İddia edilen Ergenekon örgütü çıktı.
ADNAN OKTAR: İddia edilen Ergenekon terör örgütü çıktı. Ahmet Hakan şapkasını bir düzeltsin, o terek kısmını böyle ensesine getirsin, alnı biraz güneş alsın, aklı başında konuşsun. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün klasik, özel yöntemlerinden bir tanesidir bu. Hiç şaşmaz, her zaman aynı metodu yapar; bir deli bulur, Allah ve Kitap adına hareket ettiğini söyletir ve ortaya çıkar. Ahmet Hakan eğer bu kafadaysa, eğer samimiyse, yobazlığa karşıysa bunu açıkça söylesin. Kuran’ı savunsun, Kuran Müslümanlığını savunsun, yobazlığın tehlikeli olduğunu söylesin ve bütün yobaz inançlara karşı olsun. Madem Müslümanların Kuran’ın anlamını bilmede usta olmaları gerektiğini düşünüyorsa, mesela Cübbeli tarzı adamlara niye sahip çıktılar o zaman, değil mi? Aydın Doğan baş tacı yaptı, kendi avukatını gönderdi. Eğer samimiyse bu tip adamları desteklemesinler. Çünkü şiddeti savunan kimdir? Cübbeli. Ne diyor? Hz. Mehdi (a.s) çıktığında “Şiileri, Caferileri kıtır kıtır doğrayacak, pırasa gibi doğrayacak” diyor. Önüne geleni, kafasına uygun görmediğini anında mülhit ilan ediyor, ilhakta bulunmuş kabul ediyor, mürted kabul ediyor. İnşaAllah. Mürted, dinden dönmüş kabul ediyor. Onun için, eğer samimiyse bu tip adamları desteklemesinler. Ben onu tavsiye ediyorum, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Nuh Gönültaş bugünkü yazısında, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün son zamanlarda taktik değiştirdiğini, Türkiye’deki derin yapının, Uğur Mumcu’nun öldürülmesi, Sivas olayları, Danıştay baskını, Hrant Dink’in öldürülmesi gibi amacı karmaşa çıkarmak olan çok eyleme imza attığını fakat iddia edilen Ergenekon terör örgütünün defteri dürülmeye çalışıldığından beri böylesi eylemlerin olmadığını, taktik değiştirdiğini söylemiş. Ve yeni taktik, siyasi ve seçim analizleri yapmış.
ADNAN OKTAR: Taktik değiştirdiği falan yok, işte Bedri Baykam’a yapılan saldırı bu, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün saldırısı. Ne taktik değiştirecekler? Adamlar, iddia edilen Ergenekon terör örgütü, kemik kafalıdır, odun kafalıdır. Nato mermer derler ya; taş kafa adamlar, klasik taş kafadırlar. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün özelliği odur. Odun kafa, taş kafa, yani klasik, bilinir. Laf, söz anlamaz, kitap okumaz, bir şey anlatsan anlamazlar, burnunun dikine gider, halka tepeden bakar, her şeyi bilirim zanneder. Klasik bunak karakteri vardır. Yolda yürümekten acizdir, millete akıl vermeye kalkar; otellerde toplantı yapıp millete akıl dağıtmaya kalkarlar. Otelde toplantı yapıyorlar, Türkiye’ye akıl vermek üzere; camı parlatmış adamlar, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün bunaklarından bir tanesi gitti cama çarptı. Oradaki garson kolundan tutuyor, “dedem, burada cam var, gözünün önüne bak” diyor. Yoluna yürüyemiyorsun hergele, millete akıl verecek ne halin var senin, değil mi? Darwinizmi savunuyor, Darwinizm’in ‘d’sini bilmezler, Darwinizmi savunuyor. Oradan, buradan, dergilerden falan derme çatma bilgiler edinmişler ve çok katıdırlar bunlar. Kuran okumaz, Risale-i Nur okumaz; Kurani, imani eserlerden kaçınırlar. Klasik taş kafa. Onların dergileri oluyor, gazeteleri olur; onları okur. Lokalde toplanırlar; şarap içsin, rakı içsin, dimdik kendi kafasına gitsin. Ondan sonra da şunu asalım, bunu keselim, bilmem ne falan, anormallikler yaparlar. Dolayısıyla taktik değiştirme değil, taktik geliştirme var. Mevcuda ilaveler yapıyorlar, iddia edilen Ergenekon terör örgütü ve bu köpekler de şu an halen faal haldeler. Devletin son derece titiz olması lazım, hükümetin son derece titiz olması lazım. Amansız bir kararlılıkla üzerlerine gitmesi gerekir, amansız bir kararlılıkla. Dikkati çok iyi tekzip etmek lazım. Milletimiz de her türlü bilgiyi devlete aktarsın. İddia edilen Ergenekon terör örgütü davasından tutuklu da olabilir adam, yargılanıyor da olabilir. Nedamet getirebilir bir insan. Suç işlemiş olması onu insanlıktan çıkarmaz ki, yine vatanseverdir. Vatansever olsun, birden fikrini değiştirsin; “ben bu melanet örgüte tavır koyacağım” desin ve ihbar etsin örgütü. Çöksün örgüt. Biz onların hapiste çürümesinin meraklısı değiliz kardeşim, biz sadece bu pisliğin kalkmasını istiyoruz, bu kadar. Başka bir şey yok. Canhıraş şamata yapmalarına gerek yok, samimi ihbarda bulunsunlar, konu kapansın. Biz kimsenin hapiste çürümesinden zevk alacak insanlar değiliz, inşaAllah. Olay bu. Bedri Baykam’ı da özellikle seçmişler, benim gördüğüm. İddia edilen Ergenekon terör örgütü nokta hareketi yapar. Nasıl Uğur Mumcu’yu titizlikle seçtilerse, Bedri Baykam’ı da titizlikle seçiyorlar. Kaç bıçak darbesi olacağına kadar akıl vermiştir onlar. Mesela “öldürme, yarala” demişlerdir. Tam, ayarında tutuyorlar kendi kafalarınca. Tek kelime, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün lanet ve aşağılık, köpek bir örgüt olduğundan bahsetmiyorsun fakat durup durup Müslümanların tavrından, sert üslup kullanmamaları gerektiğinden bahsediyorsun. Tamam, güzel. O zaman neden Mehdiyet ruhunu savunmuyorsun? Neden Kuran ruhunu savunmuyorsun, değil mi? Niye Cübbeli’yi takım olarak savunuyorsunuz, var gücünüzle? Cübbeli alenen şiddeti savunuyor, anlatıyor adam. Şunu yapmayanı asmak lazım, şunu etmeyeni kesmek lazım diye anlatıyor, “hükmü şudur” diyor. İsterseniz örneklerini vereyim. Daha ne desin, ne kadar Şii ve Caferi varsa tamamını katletmek gerektiğini söylüyor. Adamlar da koro halinde “evet” diyorlar. Şii’nin, Caferi’nin kıtır kıtır kesilmesini, pırasa gibi doğranmasını istiyorsa, bir Marksist hakkında bu ne düşünür? Bedri Baykam sol eğilimli bir adam, sol ve materyalist düşüncede, ona ne düşünecektir? Onu da marul gibi doğratmayı düşünür. Onu düşünen adam, onu da düşünecektir. Sadece Ehl-i Sünnet’e uygun olmadığı için adamları doğramayı düşünüyor; Allah’ı, dini inkar ettiği için değil. Allah’ı, dini inkar etmiyor Şiiler. Peygamber (s.a.v)’e hayranlar, Hz. Ali (r.a)’a hayranlar, sahabelere hayranlar; tam, muttaki, mükemmel Müslümanlar. Suçları ne? Sünni olmamaları. Sırf bu sebepten pırasa gibi doğranmaları gerektiğini düşünüyor. Böyle bir adam da zaten Hıristiyan’ın, Yahudi’nin konumu belli oluyor, ne olduğu da; bir dinsizin, bir ateistin, bir Darwinistin, bir Marksistin konumu ne olur, bir düşünün. Eğer samimiyseler, akıllı davranıyorlarsa bu tarz adamları desteklemesinler. Dört koldan destekliyorlar, kendi desteklemiyorsa aracı oluyorlar. Mesela, Flash TV’nin desteklemesini sağlıyorlar, Fatih Altaylı’nın desteklemesini sağlıyorlar veyahut diğer kanalların desteklemesini sağlıyorlar.
“Selamun Aleykum. Sabah güneşini kıskandıracak kadar güzel doğan Sayın Muhammed Adnan Hocamız.” Güneş kıskanmaz, gıpta eder, maşaAllah, inşaAllah. Biz de güneşe gıpta ediyoruz, inşaAllah. “Bizim güneşimizsiniz, sizinle git gide daha çok aydınlanıyoruz, inşaAllah. Hocam bu ayeti birçok kere açıkladınız biliyorum ama "tekrarda fayda vardır"demiştiniz. Rica etsem "Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin"(Maide Suresi, 51) ayetini tekrar açıklar mısınız? Teşekkür ederim, canım Hocam. Ellerinizden çok çok öperim. Murat Barış Coşkun.” “Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin.” (Maide Suresi, 51)
“Maide Suresi, 51. Daha nereden geliyor, 49. Daha da geriye geldiğimizde, Maide Suresi 44. Ayetin siyak ve sibakı çok önemlidir; akışı. Başlangıcından itibaren bakmak lazım ayete. Tam o anda değil de. Ayet bir konuyu anlatır, anlatır, anlatır, anlatır, son noktayı orada koyar bazen veyahut yine devam eder. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Gerçek şu ki, Biz Tevrat’ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik.” Demek ki insanların hidayetine sebep oluyor Tevrat ve bir nur. Hak kısımlarının özelliği budur. “Tevrat diye bir kitap yok” diyemeyiz şu an, Tevrat var. Tahrif olmuş kısımlar geçersizdir ama geçerli olan kısımları hidayet ve nurdur. “Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'ın Kitabı’nı korumakla görevli kılındıklarından,” Tevrat’ı korumakla görevli kılındıklarından, “ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse insanlardan korkmayın, Ben’den korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın.” Bakın, insanlardan korkmak haram, Allah’tan korkmak gerekiyor, Kuran’ın bir hükmü bu. “Ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın.” Kuran’ın hükümlerini değiştirmeyin, yerine hurafeler koymayın, Allah’ın hükmüne karşı put inançlar çıkarmayın. “Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kafir olanlardır.” Kuran ahlakına uymadığınızda, Kuran’a göre hareket etmediğinizde küfür içinde olursunuz diyor Allah. 46. ayet; “Onların (peygamberleri) ardından yanlarındaki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa'yı gönderdik.” Bakın, yanlarında Tevrat var, Tevrat duruyor; yani Tevrat diye bir kitap var, duruyor. “Tevrat’ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa’yı gönderdik.” Hak kısımlarını doğrulayıcı ama, geçersiz kısmını değil.“Ve ona içinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat'ı doğrulayan,” tasdik eden, Tevrat’ın hükmünü tasdik eden, doğru kısımlarını tasdik eden, “ve muttakiler için yol gösterici ve öğüt olan İncil'i verdik.” Neymiş İncil? Yol gösterici ve öğütmüş. Neymiş başka? Hidayet ve nurmuş. Bakın, İncil’in dört özelliği: Bir, hidayet, hidayet verici olması; iki, nur olması; üç, öğüt olması; dört, yol gösterici olması. Demek ki İncil denen bir kitap var. Neresi geçerli? Hak olan kısımları. Batıl olan kısımları geçerli mi? Değil. Hak olan kısımlarını biz ayırdık, kitap haline getirdik. “İncil sahipleri Allah'ın onda indirdikleriyle hükmetsinler.”İncil’e göre hareket etsinler, İncil sahipleri diyor Allah. “Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, fasık olanlardır.” Yani İncil’in hak kısımlarıyla hükmetsinler diyor Allah, yapmazlarsa fasık olurlar diyor. Çünkü İncil’in hak kısmı ile Kuran tam mutabıktır. Peygamberimiz (s.a.v)’e söylüyor Allah; “Sana da (Ey Muhammed,) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı,” Tevrat ve İncil’i doğrulayıcı, “ve ona 'bir şahid-gözetleyici' olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) indirdik.” Kuran neymiş aynı zamanda? Tevrat ve İncil’in doğruluğuna bir şahit, böyle bir kitabın var olduğunu söylüyor Allah ve gözetleyici. Yanlış olan kısımları ve doğru olan kısımları birbirinden ayırt edici. “…olarak “Kitab’ (Kuran’ı) indirdik. Öyleyse aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet.” Kuran’la hükmet. “Ve sana gelen haktan sapıp onların heva (istek ve tutku)larına uyma.” Yobazların uydurma ve hurafelerine, sahtekarların çıkardığı put inançlara uyma. “Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık.” “Her birinize ayrı bir yol, bir mensek, bir yol kıldık” diyor Allah. Mesela, Hıristiyanlara Hıristiyanlık, Musevilere Musevilik olmuş, değil mi? Önce Musevilik dini geliyor, sonra Hıristiyanlık geliyor. Museviler ne yapıyorlar? Hıristiyanlık gelince, Hıristiyanlığa uyuyorlar. Hıristiyanlıktan sonra ne geliyor? Müslümanlık geliyor. Ne yapıyor Hıristiyanlar? Müslümanlığa uyuyor. Her yeni gelen şeriata insanlar uyuyorlar. Daha önce ne var? Hz. Nuh (a.s) var, Hz. Nuh (a.s)’a uyuyorlar. Hz. Nuh (a.s)’dan sonra kime uyuyorlar? Hz. İbrahim (a.s)’a uyuyorlar. Kalmıyorlar yani, Hz. Nuh (a.s)’da kalmıyorlar, Hz. İbrahim (a.s)’a uyuyorlar, yani onun getirdiği kitaba uyuyorlar. “Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu,) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız.” Yani sürekli şeriatlar gelmiştir, sürekli hükümler gelmiştir, bu sizi denemek içindir diyor Allah. Bir renk, bir güzellik olarak böyle yaratmış Allah. “Artık hayırlarda yarışınız.” 49. ayette; “Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve onların hevalarına uyma”diyor Allah, yine. “Kuran’la hükmet” diyor. “Onlar hala cahiliye hükmünü mü arıyorlar?” diyor Cenab-ı Allah, yobazlara. O devirde de var yobazlar; aynı, klasik yobaz. “Onlar hala cahiliye hükmünü mü arıyorlar?” Hurafe, pis şeyler, milletin tiksindiği yobaz düşünceler var ya, aynısı Peygamberimiz (s.a.v) zamanında da var. Yobazlar Peygamberimiz (s.a.v)’e baskı yapıyorlar; “bunları dine koy, bunlar da dinin içerisinde olsun” diyorlar. Peygamberimiz (s.a.v) de şiddetle kabul etmiyor. “Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü, Allah’tan daha güzel olan kimdir?” “Kuran’a uyun” diyor Allah. Yobazlar, “tamam Kuran’a uyalım, bir de ilave yobazlık da olsun, ne mahsuru var?” diyor. “Eğer onlara uyacak olursan, az da olsa uyacak olursan, sana dünyanın da, ahiretinde azabını en şiddetli şekilde tattırırım” diyor Cenab-ı Allah. Hatta bir ayette de, “az da olsa uyacaktın” diyor, “az da olsa meyledecektin” diyor, değil mi? “Cenab-ı Allah seni korudu” diyor. Yanlış aklımda kalmadıysa; mealen, yaklaşık, manası bu şekilde. “Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se,” dinsiz olursa, mürted olursa, “Allah (yerine) Kendisi'nin onları sevdiği, onların da Kendisi'ni sevdiği,” Türk Milleti’ne bakıyor bu ayet; bu çok önemli, Türk Milleti anlatılıyor; “Allah (yerine) Kendisi’nin onları sevdiği, onların da Kendisi’ni sevdiği mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise 'güçlü',” Türk Milleti’nin özelliği bu, “'veonurlu,' Allah yolunda cihad eden,”Osmanlı dönemi hep cihattır, hep cihat, “ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir.” Bir kavim getirir. “Bu, Allah'ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir.” Bakın, Mehdiyet de yine Türk Milleti’ne nasip oluyor. Mehdilik görevi de Türk Milleti’ne nasip, inşaAllah. “Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir. Kim Allah'ı, Resûlü’nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse.”Bakın, Allah’ı, Resulü’nü ve Müslümanları dost ve veli edinirse. “Hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır.” “Hizbullahtır” diyor Allah, Allah hizbidir. Şeddesiz 2007 şeddeli 2055; tam dünya hakimiyetinin olacağı aralık, inşaAllah. Şimdi bak, başlıyor ayet açıklamaya; “Ey iman edenler, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin.” Ayette ne diyor bakın, 51. ayette; “Ey iman edenler Yahudi ve Hıristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez.” Şimdi 51. ayet bu, 57. ayete geçiyoruz, açıklıyor; “Ey iman edenler, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi,” İslam’ı, “alay ve oyun (konusu) edinenleri”. Bakın, saygılı olanları değil; dine, mukaddesata saygılı, inançlarına karşı saygılı olanları değil; dine, inanca karşı saygısı olmayıp, “alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin.” Şimdi bakın, ayet şerh etmiş burada. Demek ki kendi halinde, dinimize saygılı bir Hıristiyan, bir Musevi bu hüküm içerisinde değil. Onlarla evleniliyor, onların yemeği yeniyor, onlara misafirliği gidiliyor, onlarla ticaret yapılıyor, inşaAllah. Ama yönetici kılamazsın tabii, başına vali yapamazsın, başbakan yapamazsın. Çünkü inancın ile çelişir, senin inancınla onun inancı çelişecektir, uygulama bambaşka bir şey olur, değil mi? Kendi inancından biri olması lazım. “Dostlar (veliler) edinmeyin. Ve eğer inanıyorsanız, Allah'tan korkup-sakının.” Bir Hıristiyan’a, bir Musevi’ye sırf Hıristiyan ve Musevi diye düşman olun, onunla aradaki bağları, kökleri koparın anlamında bir ayet değil. Çünkü diğer ayetler bunu açıklıyor. Bakın, diyor ki Allah; “Ehl-i Kitap’ın yemeği size helal kılındı.” Şimdi, bu ne demek? Biz evine gideceğiz, yemeğini yiyeceğiz. Düşman olduğumuz adamın yemeğini nasıl yiyeceğiz? Bakın, olayı netleştiren bir ayet daha var. Diyor ki Allah; “Ehl-i Kitap’tan hanımlarla, Musevi ve Hıristiyan hanım alıp evlenmeniz size helal.” Şimdi, ne diyor; “falanca hanım, ben sizi aşkla seviyorum, çok beğeniyorum, evlenmek istiyorum” diyor, haber gönderiyor babasıyla, anasıyla; evleniyor. Ne diyor eşine? “Aşkım,” “sevgilim,” “bir tanem” diyor, değil mi? “Dostuz” diyor, bağrına basıyor. Aynı yatakta yatıyorlar, bütün ömürleri beraber geçiyor. Ehl-i Kitap değil mi onlar? Şimdi yanlış mı bu? Doğru. Dinle alay ediyor mu bu kadın? Etmiyor, dinine saygılı. Adam da onun dinine saygılı. Öyle olunca sorun yok. Ama yönetici kılamazsın. Ayrı bir hüküm olarak yönetici kılamazsın. Zaten olmaz, adam “ben Hıristiyan’ım” diyor, bambaşka bir inançta olacaktır, nasıl yönetsin o seni? Senin inancını bilmez ki sana ona göre davransın. Bu makul zaten, böyle olması lazım. Ama ayetin hükmü burada çok açık görülüyor. Mesela, diyor ki Allah; “Onlar, siz birbirinizi namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun (konusu) edinirler.” Şimdi burada bunu dost edinemezsin tabii ki; adam dinine saldırıyor, buğz edersin ona. Ben öyle adamla konuşmam, dava ederim, mahkemeye veririm. Nasıl alay eder, oyun oynar, değil mi? “Bu, gerçekten onların akıl erdirmeyen bir topluluk olmalarındandır.”Şeytandan Allah’a sığınırım. “De ki: "Ey Kitap Ehli,"” onlara hitap edin, “yalnızca Allah'a, bize indirilene ve önceden indirilene inanmamız,” “biz Tevrat’a ve İncil’e de inanıyoruz” diyor Müslümanlar, değil mi? Kuran’a inanıyoruz. “Ve sizin çoğunuzun fasıklar olmanız,” zaten dininizin hükmünü yapmamanız, “nedeniyle mi bizden hoşlanmıyorsunuz?” “Bu tavrınız nedir?” diyor. Dost edinilmeyen bir insanla nasıl konuşulacağını da Allah gösteriyor. Alay eden, fasık olan bir Hıristiyan’ın; fasık olan, fısk içinde olan bir Musevi’ye nasıl cevap vereceğimizi anlatıyor Allah. Bakın, adamlara nasıl hitap etmeye devam ediyoruz? Dinle alay ediyor ve dini oyun konusu ediniyor ama bunlar. 60. ayet: “De ki: "Allah Katında, 'kesinleşmiş bir ceza olarak' bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Allah'ın kendisine lanet ettiği, ona karşı gazablandığı ve onlardan maymunlar ve domuzlar kıldığı ile tağuta tapanlar; işte bunlar, yerleri daha kötü ve dümdüz yoldan daha çok sapmışlardır."” Bakın, “Müslüman buğzunu bu şekilde açıklasın” diyor Allah. “Allah'ın kendisine lanet ettiği, ona karşı gazablandığı ve onlardan maymunlar ve domuzlar kıldığı,”maymun ve domuz hükmünde, hatta “daha da aşağılıktır” diyor. Dinle aday edilmez, dinle alay eden küfre girer. Küfür içinde olan adamla, dinine hakaret eden adamla sen dost olabilir misin? Olmayacağın açık. Ama dinine saygılıysa sorun yok. Müşrik de mesela, adamın müşrik olması bizi ilgilendirmez, dinde zorlama yok. Ama dinimize saldırırsa, hakaret ederse, kendimizi koruruz; hukuk, kanun ölçüsünde koruruz. Ama müşrik dinimize saygılıysa ne yapıyoruz? Ayet var, Kuran ayeti var; adamı tehlikeli bölgeden alıyoruz askeri kuvvetle; can tehlikesini, mal tehlikesini göze alarak. Canımızı verme ihtimali var, malımızın alınması ihtimali var, buna rağmen adamları güvenlikle alıp, güvenlikli bir bölgeye kadar götürüyoruz. Can ve mal emniyetini sağlıyoruz, görevimiz bitiyor. Çünkü dinimize saygılı, oyun ve eğlence konusu edinmiyor, konu bu.
Cübbeli bu kadar ayeti görmezlikten geliyor, tek bir ayeti alıyor, diğer ayetleri görmüyor. Kuran’ı açıklarken diğer ayetlerle açıklamak gerekir. Ayet ayeti açıklar, Kuran Kuran’ı açıklar. Tek bir ayet aldın mı, yanlış yorumlarsın, yanlış hareket edersin. “Ehl-i Kitabı dostlar, veliler edinmeyin” diyor, öbür ayette de “evlenin” diyor. Veli edinmiyorsan niye evlenesin ki sen o zaman, değil mi? Demek ki anlamı başka, nereden anlıyoruz anlamını? Dinimizi alay ve oyun konusu etmeyecekler; o zaman tamam. Biz onların dinini alay ve oyun konusu edinmeyiz, onlar da bizim dinimizi alay ve oyun konusu edinmezler, konu bu. Saygılı olacaklar, karışık bir şey yok.
Cihad, her zaman söylüyorum cehd etmektir, kelimeleri hep yanlış anlıyorlar. Kıtal ayrıdır. Kıtal, doğramaktır, kesmektir, öldürmektir; kıtal, katele, katletmek. Ama cihad, cehd etmek. Mücahit demek, cehd eden, gayret eden anlamındadır, değil mi? Biraz cehd et, gayret et dersin insana. Gayretli olmak, atak olmak, çalışkan olmak anlamındadır, inşaAllah. Cihadın anlamı; yoğun gayret, yoğun çalışma, yoğun faaliyet, o anlamdadır.
“Selamun Aleykum Hocam. Sizin eserlerinizin hepsine ulaşmak istiyorum ama öğrenci olduğumdan nasıl alacağımı bilmiyorum. Ne yapmam lazım, birer birer mi alayım Hocam? İskender Soydan.” Hocamız da şefkatli zaten, mecburen gönderecek. Ah İskender, ah kerata seni. Tamam, İskender’e kitap gönderin, inşaAllah. Ama İskender internetten de istediğin gibi ücretsiz indirebilirsin, değil mi? Kolay bir sistem kurmuşlar, hepsini indirebiliyorsun. 300 kitabın 300’ünü de indirebilirsin, sıkı bir hard diske ihtiyacın var senin, başka bir şey yok. Sana hard disk hediye edelim en iyisi biz, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Sizi kanalınız A9 TV sayesinde buldum. Ben 19 yaşında üniversiteye hazırlanan bir gencim. Sizi bize nasip ettiği için Allah’a şükrediyorum ve bu çalışmalarınızdan dolayı size teşekkür ediyorum.” Allah’a hamd ediyoruz. “Hocam, kafama çok takıldı; siz TV programınızda kötü insanları, Deccaliyeti savunan insanları, Allah yarattığı için öyle olduklarını söylediniz. Tabii ki her şeyi Allah yaratıyor ama bu dünyada adil bir sınav olması için insan iradesini öne koymuyor mu? Yani insanlar kötülüğü seçtiği için kötü değiller mi? Bu kafama çok takıldı Hocam, inşaAllah cevaplarsınız. Hayırlı geceler” diyor kardeşimiz. Şimdi gidin bir komüniste, dinsize sorun, var ya internette ateist siteler; “hemşerim, sen bu yazıları yazıyorsun ama bunu yazarken böyle elini tutan bir güç var mı senin, zorla mı yazıyorsun, nasıl oluyor yani, kafana baskı yapan bir güç hissediyor musun, elini o şekilde yazdıran bir güç var mı?” dersin. “Sen ne diyorsun” der adam, “olur mu öyle şey, tabii ki bilerek ve isteyerek yapıyorum” der. Herkes bilerek ve isteyerek yapar. Allah’ın gücünü, Allah’ın sırrını kavramak mümkün değil. Bir avuç beyinle ki o bir avuç beynin de şu kadar kısmı kullanılıyor zaten, şuur kısmı şu kadardır, Allah’ın sırrını kavramak mümkün olmuyor. Şimdi kardeşim, ben daha değişik bir şey söyleyeyim; sonsuz kısa zamana an deniyor, bakın sonsuz kısa zaman. Sonsuz kısa zamanda sonsuz zamanı yaratmış Allah ve olup bitmiş sonsuz zaman. Sonsuzluk biter mi, bitmiş işte. Bitmiyor ama anlamanız için bitmiş diyorum. Biter mi, bitmez tabii. Ama sonsuz kısa zaman içerisinde onu bitirmiş Allah. Anlayabildin mi? Anlayabilen olmaz. Sonsuzluğu bir kere kavrayamıyorlar ki, onu kavrasınlar. Yok, sonu yok; git, git, git, sonu yok. Mesela, bin katrilyon çarpı bin katrilyon sene tekrarlasan, bir rakam tekrarı meydana getirsen, meydana gelen rakam sonsuzluğun başına konduğunda daha hiç başlamamış hükmünde oluyor. Sıfır hükmünde oluyor. Milyarlarca katrilyon sene olsa, ne kadar zaman geçti dersen sonsuzluğa göre, sıfır hükmündedir, hiç. Şimdi bunu akıl almıyor ama böyle, doğrusu da böyle. Bilimsel açıdan da doğru ama akıl almıyor. Mesela, şimdi beni televizyonda seyrediyor kardeşlerimiz, değil mi? Televizyonda seyrediyorlar. Ne kadar uzak televizyonları? 2 metre, 3 metre uzakta. Yok öyle bir şey. Akıllarının almayacakları bir şey söyleyeyim, yeminle de söylüyorum, ben beyinlerinin içindeyim şu an, hepsinin. Televizyon o kadar uzakta değil, beyinlerinin içinde, aynı yerdeyiz. Akıl alıyor mu, almıyor. Ama doğru. Doğru olan da bu, bilimsel olarak doğru olan bu. Onun için iki kere iki dört eder şeklinde, ben bunu anlarım diye bir şey yok. An içerisinde hepsi bunu yapıp bitirmişler. Ben mesela şu an zorlanmıyorum dini anlatırken, bir güç beni zorlamıyor ama kaderimdekini konuşuyorum. Ne zaman ben bunu konuştum biliyor musunuz? Daha Hz. Adem (a.s)’ın çamuru karılırken ben bunu konuştum, bu konuşmayı ben yaptım. Hz. Adem (a.s) daha balçıktandı, daha o heykel haline gelirken ben bunu konuşmuştum ve tamamı bitmişti. Akıl alıyor mu? Almaz ama doğru, bilimsel olarak doğru. Tek bir an var, izafi fizik bu gerçeği daha yeni kabul etti, bu bilimsel gerçeği. Eskiden zaman bağımsız bir güç zannediliyordu, bağımsız bir varlık zannediliyordu zaman. Bir de baktılar ki, zaman beynin bir ürünü, algı biçimi; inanç, inanca zaman deniyor. Serbest uzayda zamanın olmadığını anladılar, zaman yok. Gerçek anlamda mekan da yok. Mesela diyoruz ki, Samanyolu acayip büyük. Bir başka varlık avucunun içinde bakıyor Samanyolu’na, “bu toplu iğne başı kadar şey nedir?” diyor, “Samanyolu” diyorlar. Bir başkası için, bütün evrenin tamamı, bardağının içindeki küçük bir toz olur, ufacık bir toz, evrenin tamamı. Haberi bile olmaz, mesela parmağıyla şöyle alır kenara koyar bütün evreni. İzafidir mekan; zaman da izafidir, mekan da izafidir. Einstein söyledikten sonra, “doğruymuş” dediler. Kuran 1400 sene önce söyledi. Onun için, Allah; “onlar akletmez bir kavimdir” diyor. Darwinist ve materyalist insanlar o kadar akledemezler, akılları çok zayıftır. Ufukları dardır, çok dar düşünürler. Sizin zannettiğiniz gibi değil; havalı, afili hareketlerinden dolayı siz onları bir şey var zannediyorsunuz ama değil. Biraz konuşsanız akıllarının çok zayıf olduğunu anlarsınız, hayret edecek şekilde akılları zayıftır. Fakat onlar böyle entel dantel falan takıldıkları için, insanlar da biraz avami baktıkları için fark edemiyorlar. Halbuki biraz konuşup, sohbet etseniz, analiz etseniz; zeki olduklarını ama akıllarının çok zayıf olduklarını görürsünüz. Kuran’da da Allah söylüyor, “akletmez bir kavimdirler” diyor.
ALTUĞ BERKER: Ertuğrul Özkök bugünkü yazısında, Türkiye’nin ikinci cumhuriyet hedefiyle yola çıktığını ancak bu hedefi gerçekleştiremediğini ve şu anda içinde bulunduğu rejimin ilkel bir ara rejim haline dönüştüğünü belirten bir yazı yazmış. Türkiye’nin şu anda rejim açısından oldukça eski ve ilkel bir konumda olduğunu söylerken, bu duruma bölünme konusunu ve iddia edilen Ergenekon davasını delil olarak göstermiş. Eskiden federasyon dahil her şeyi düşünelim zihniyeti ile hareket eden siyasetçiler varken, bugün AK Parti’nin Kürt sorunu yoktur çizgisine geldiğini, iddia edilen Ergenekon davasının ise AK Parti’nin muhaliflerinin yargılandığı bir davaya dönüştüğünü, insanların rahatça telefonda konuşamadığını, gazetecilerin baskı altında olduğunu, yargı reformu adı altında adaletten uzaklaşıldığını ve AK Parti’nin bir korku imparatorluğu haline geldiğini söylemiş. Sonuç olarak da, bu ilkel ara rejimin artık çökmeye başladığını ve hep birlikte üçüncü bir cumhuriyet kurmamız gerektiğini söylemiş.
ADNAN OKTAR: Ertuğrul Özkök böyle bir şey söylüyorsa AK Parti doğru yolda demektir. Yani bakın, tam tersini alacaksınız. Beyaz mı diyor, siyahtır; siyah mı diyor, beyazdır. İddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı hükümetin kararlı olduğunu mu söylüyor; tamam, hükümet doğru yolda. Bakın, ne güzel bir tespit yapmış. Diyor ki; “AK Parti "Kürt sorunu diye bir sorun yoktur" dedi” diyor. Doğru, Türkiye sorunu vardır. Niye Kürt sorunu olsun? Hepimiz için gerekiyor özgürlük, hepimiz için demokrasi gerekiyor. Niye Güneydoğu’ya gereksin, niye başka yere gereksin? Güneydoğu da özgür olsun, biz de özgür olalım; Ege de özgür olsun, Karadeniz de; her yer özgür olsun. Demokrasi her yere, laiklik her yere. Sen daha önce ne diyordun? Sadece buraya diyorsun. Toptan bu olsun, bütün Türkiye. Türkiye sorunu vardır, Türkiye sorununu da hükümet halletmekle mükelleftir ve elinden geldiği kadar da gayret gösteriyor. Beğenmiyorsan, demokrasilerde çare tükenmez. Kimin sözüdür bu?
ALTUĞ BERKER: Demirel.
ADNAN OKTAR: Evet. “Hükümetler vardır, hükümetler gelir, hükümetler gider, demokrasi devam eder” diyor, değil mi? “Meşru zeminde çare tükenmez” diyor. Çok şahane adam, niye konuşturmuyorlar ben anlamıyorum, süper onun konuşmaları. Sadece sohbet konuşmaları bile olsa yeter. Acayip zeki. Tabii başka yönlerden hoşlanmayan insanlar var. Fakat ben kadirşinas bir insanım; akılcı, vicdanlı bakan birinsanım, ben aleni ve açık bir delil olmadıktan sonra bir insanı suçlamam. Dolayısıyla ben Demirel’i çok zeki buluyorum, çok yaman buluyorum, inşaAllah. Yok, mason, tosun falan, ben öyle şeylere takmam, o da önemli değil benim için. Ben son haline, samimi haline bakarım. Dolayısıyla zeki, hafızası müthiştir, akıl almaz bir hafızası vardır. MaşaAllah, bayağı da dinç. Çok tarihi bir insan. Unutturmaya çalışıyorlar ama bence gündemde olması lazım Demirel’in. Danışmaları lazım, çok şahane insan. Ben o konuşurken nefesim kesilir, acayip dikkatli dinlerdim. Çok özür dilerim ama biraz da eğlenmek için dinlerdim, biraz yakışıksız olacak ama. Çünkü müthiş espritüeldi, acayip zevkli oluyordu. Bir de Erbakan Hocamız, çok şahane konuşurdu. Ondan çok istifade edemedi insanlar, acayip şahane konuşurdu. Demirel halkın nabzını çok iyi tutan bir insan yani duruma göre vaziyet, vaziyete göre durum. Atraksiyon falan çok iyi bilir öyle şeyleri. Ama adamcağız biraz da mecbur, anlayışla bakmak lazım. Çok zor dönemlerden geçmişler, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün en azgın olduğu dönemlerde görev yaptı, durumu zordu onun. Suikaste de uğradı, adamlar ağzını burnunu kırdılar, feci şekilde dövdüler. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün gösterileriydi bunlar, yani yönlendirmeyle yapılmıştı. Yine bir suikast yapıldı, yaşlı birisini kullandılar, yine öyle meczup görünümlü birini kullandılar. İddia edilen Ergenekon terör örgütü hep meczup görünümlü insanları kullanır, hukuki sorun çıkmasın gibisinden, kolay örtbas olsun diye seçiyorlar öyle tipleri, özellikle onları kullanıyorlar. O yüzden o konuda özellikle dikkat edilmesi lazım, çok özen gösterilmesi lazım çünkü “delidir, ne yapsa yeridir” diyorlar, konu kapanıyor. Öyle değil. Merhum Turgut Özal da, Süleyman Demirel de hep iddia edilen Ergenekon terör örgütünün gölgesinde yaşadılar. Çok güçtü onların hayatları, hep o tehdit altında hareket ettiler. Yine çok iyi durumu muhafaza etti onlar, çok iyi durumu muhafaza etti. Erbakan Hocamız da çok güç şartlarda hükümeti etti o zamanlar, Başbakan iken. İddia edilen Ergenekon terör örgütü heyula gibi üzerindeydi, her yerden sarmışlardı. Yine çok iyi devam edebildi, helal olsun.
Kardeşlerimizin soruları var, onlardan başlayalım. “Selamun Aleykum Hocam, ben Almanya’dan Filiz.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “İnşaAllah, bu sefer okursunuz” diyor, demek ki çok yazmış. Çok yazanlara bir ayrıcalık tanıyalım, inşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s) şu an kaç yaşında?” Onu Cübbeli’ye sormak lazım. O zamanlar “30 yaşında” diyormuş, baksana. Şimdi 40-50 falan mı olmuş oluyor, kaç olmuş oluyor?
ALTUĞ BERKER:8 sene evvel diyormuş.
ADNAN OKTAR:“Hocam, ben sizden dua istiyorum. Hocam, depresyon geçiriyorum, yedi seneden beri var. Lütfen dua edin. Herkese Selam” diyor. Tevekkülle geçer o. Her şeyi çok kafaya takıyorsunuz. Biraz geniş olun, rahat olun, Allah’a tevekkül edin, kendinizi bırakın. Zaten her şey olacağına varır, siz tedirgin olsanız da olur, tedirgin olmasanız da olur. Allah’ı çok sevmek, kalbini sürekli Allah’a bağlamak önemlidir. Bol su için, az su içiyorsunuz, o da sıkıntı yapar. Kilo da sıkıntı yapar, kilonun bir özelliği de sıkıntı yapmasıdır, kilo verin. Sebze yemekleri yiyin, vücut pH’ının bozulması da vücudu rahatsız eder; bol sebze, meyve yiyin. Spor yapın, spor rahatlatır vücudu; gerginliği giderir, daha bir zindelik, ferahlık olur. Kuran işaret ediyor zaten, Hz. Eyüb (a.s) Cenab-ı Allah’a; “Ya Rabbi! Bana şeytandan bir azap dokundu” diyor. Cenab-ı Allah; “soğuk su iç, yıkan, hareket et” diyor, “ayağını depret” diyor. Demek ki spor yapmak, duş almak, yıkanmak; tabii yorucu spor değil, bazıları var yıpratıp, hoşafı çıkıyor, ayakta duramayacak hale geliyor. Öyle değil, en fazla 20 dakika, yarım saat falan yapılır spor. Su için, vücudun susuz kalmasını engelleyin. Zeytinyağlı yiyecekler yersiniz, kolesterolün yüksek olmaması için eti az yemek lazım, çok fazla yememek lazım. Gönlün rahat olsun, Allah’a kendini bırak. İyi insanlarla konuş, akıllı insanlarla konuş; aptal, insanı gerilime düşürür. Akılsız, aptal insanlarla görüşmeyin. Akıllı insanlarla görüşmek insanı ferahlatır. Aptal farkına varmadan sizi strese sokar, gerilime düşersiniz. Aptalın negatif elektriği vardır, akıllı insanın pozitif elektriği vardır, inşaAllah.
“Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Sayın Muhammed Adnan Hocam, benim size bir sorum olacak. Bazı kimseler var çevremde, tartışmaya bile giriyoruz; Hz. Mehdi (a.s)’a "geldi, geçti" diyorlar. "Sizin bilmediğiniz çok şey var"diyorlar. Yok, "herkes anlamaz onu"gibi birçok şeyler söylüyorlar. Çok sinirlendim. Bu konuyu değerlendirebilir misiniz? "Herkes anlamaz, sizin bilmediğiniz şeyler var"falan diyor. Abdullah Emiroğlu, Antalya, Gündoğmuş.” O bazı Nur talebelerinin kurnazlığıdır. Bazı bunaklarda, özellikle kendini göremeyen bunaklarda, Bediüzzaman “ayaktaki cenazeler” diyor, değil mi? “Hortlamış mahluklar” diyor. “Yeni neslin, Hz. Mehdi (a.s) talebelerinin önünden çekilin de İslam hakim olsun” diyor. Ayakta yürüyen ölüler onlar, onlara itibar etmesin. Onların taktiğidir, oyun oynuyorlar; “Sen bilmezsin, ben anlarım.” Neyi anlayacaksın? Çok açık söylüyor Bediüzzaman, Peygamberimiz (s.a.v) çok açık söylüyor. Peygamberimiz (s.a.v) “Siz anlayamazsınız” demiyor ki, “Hz. Mehdi (a.s) gelecek” diyor. Bediüzzaman kapalı söylemiyor ki, çok net söylüyor; “1400 sene sonra İstanbul’da çıkacak” diyor, anlaşılmayacak ne var? “Benden 100 sene sonra” diyor, 100 rakamdır. 1330’a 100 eklersen 1430 eder, neyini anlamayacağız? “Siz anlamazsınız, biz anlarız” diyor. Bunaklar kendi tekellerine almak istiyorlar Mehdiyet’i, sahtekarlık yapıyorlar, onlar muteber değil, muğber değildir onlar, inşaAllah.
Biraz Cübbeli’den dinleyelim de Mehdiyet var mı yok mu daha iyi anlasınlar, varlığını daha iyi hissetsinlar.
-VTR- Cübbeli, Ahir Zaman Hadislerinin Yarısından Fazlasının Çıktığını, Bundan Sonra Da Çıkmaya Devam Edeceğini Anlatıyor
-VTR- Cübbeli, 1980 Yılında Medineli Büyük Bir Alimin Kendisine “Hz. Mehdi (a.s) Çıktı” Dediğini Anlatıyor (18 Mart 2011, Flash TV)
-VTR- Cübbeli, Deccalin Çıktığını Anlatıyor
ADNAN OKTAR:Cübbeli şahane anlatıyor. Hz. Mehdi (a.s) çıkıncaya kadar da Hz. Mehdi (a.s)’ın askeri olarak hizmet edecek, bana da talebe olacak. Bu şekilde hizmete devam edecek. Allah onu nasıl oyununa düşürdü, değil mi? Allah’a tuzak kurmaya kalktı kendince ama Allah onu tuzağa düşürdü, inşaAllah. Bir nevi tuzak kurmaktır bu, çünkü Hz. Mehdi (a.s)’ın geldiğini çok iyi biliyor, İslam ahlakının dünyaya hakim olmasının gerekliliğini çok iyi biliyor, İttihad-ı İslam’ın gerekliliğini çok iyi biliyor. Kendince putlar meydana getirdi. İmam Rabbani’yi putlaştırmaya çalışıyor, Mahmut Hoca’yı putlaştırmaya çalışıyor; Mahmut Hocamız sanki “En büyük müceddid benim, beni ilan edin” demiş gibi. Mahmut Hoca son derece mütevazı bir insan, şöhretten şiddetle kaçınır, böyle bir talebi de yok. Sırf Mehdiyet’e karşı bir koz olsun diye Mahmut Hocamız’ı müceddid ilan etti, “asrın müceddidi odur” dedi. Adamlar şimdi Hz. Mehdi (a.s) gelecek nasıl desin? Hz. Mehdi (a.s) hayatta nasıl desin? Cübbeli’nin mantığı şu; “sen o zaman Mahmut Hoca’ya karşısın. Çünkü asrın müceddidi belli. Sen de "Hz. Mehdi (a.s) geldi" diyorsun, Hz. Mehdi (a.s)’ı bekliyorsun, o zaman olmadı, o zaman seni aforoz ederim” diyor, hakikaten de aforoz ediyor. Adamlar da korkudan, çekindikleri için “haklısın” diyorlar. İmam Rabbani’yi de Peygamberimiz (s.a.v)’e karşı put haline getirdi. Peygamberimiz (s.a.v) Hz. Mehdi (a.s)’ın alametlerini belirtmiş, alametler çıkınca konu bitmiştir. “İmam Rabbani, "ilk çeyrek geçince olmaz" dedi” diyor. Peygamberimiz (s.a.v)’in yüzlerce hadisi nereye gidiyor o zaman? Sen Peygamberimiz (s.a.v)’e karşı İmam Rabbani’yi put haline getirdin. İmam Rabbani’nin sözü neden doğru? Çünkü Hz. Mehdi (a.s) devrinde deccal çıkacak önceden, süfyan çıkacak. Bakıyor, çeyrek geçmiş, daha Hz. Mehdi (a.s) alametlerini bırak, deccalin alametleri yok; deccal yok ortada, süfyan yok. Deccal, süfyan olmayınca Hz. Mehdi (a.s) beklenir mi? Çeyrek yüzyıl değil, bir yıl geçmiş olsa yine beklenmez. O yüzyıl başına kadar zaten çoktan deccalin çıkmış, süfyanın çıkmış olması gerekiyordu yüzyıl başına kadar, ondan sonra Hz. Mehdi (a.s) beklenir. Ne Hz. Mehdi (a.s)’ın alametleri var, ne deccalin alametleri var. 25 yıl beklemeye gerek yok ki onda zaten. 25 saat bile beklemeye gerek yok. Zaten gelmemiştir, hiçbir alamet yok. Ama asrımızda deccal çıkmış, süfyan çıkmış, Hz. Mehdi (a.s)’ın bütün alametleri çıkmış. Bu konu açık ve netleşmiş. Peygamberimiz (s.a.v)’in yüzyıl başında gelir dediği nedir? Şimdi yüzyıl başı; yüzün bir başı vardır, bir ortası vardır, bir sonu vardır, değil mi? Yüzyılın ortası nedir, 50 değil mi? Karışık bir hesap yok ki. Ortası 50’dir. 50’ye kadar başıdır, 50’den sonra artık sona yaklaşılır. Dolayısıyla 50’ye kadar geçerlidir. Ama İmam Rabbani “25 yılı geçmiş” diyor, sonuna kadar haklı. 25 gün bile geçmiş olsa yine geçerli olur dediği söz. Çünkü ortada süfyan, deccal yok, bu çok önemli ve ahir zaman alametlerinin hiç biri oluşmamış. Cübbeli’nin bu saydıkları oluşmamış, İslam aleminin başı var, Müslümanlık yaşanıyor. Öyle bir ortamda Hz. Mehdi (a.s) niye çıksın? Süfyan yok, deccal yok, hiçbir şey yok. Onun için Cübbeli’nin İmam Rabbani’yi put haline getirip, Peygamberimiz (s.a.v)’in hadislerine karşı kullanmasına karşı Müslümanlar uyanık olsunlar. Mahmut Hocamız’ı put haline getirmeye kalkıyor Hz. Mehdi (a.s)’a karşı, buna karşı uyanık olsunlar. Her ikisine de inandığından değil. Çünkü inanıyor olsa, Hz. Mehdi (a.s)’ın alametlerinin çıktığından emin ki “Hz. Mehdi (a.s) şu an 30 yaşında” diyor. Deccalin çıktığından eminsin sen, süfyanın çıktığından da eminsin, Hz. Mehdi (a.s)’ın alametlerinin çıktığından da eminsin, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıktığından da eminsin. Hatta “30 yaşında şu an” diyorsun. Bunu neye göre dedin sen, 10 yılı o zaman? Eğer süfyan çıkmadıysa, deccal çıkmadıysa sen Hz. Mehdi (a.s) çıktı der misin? Hz. Mehdi (a.s)’ın alametleri çıkmasa Hz. Mehdi (a.s) çıktı der misin sen? Demek ki süfyanın, decalin çıktığını görmüşsün, Hz. Mehdi (a.s) alametlerinin çıktığını görmüşsün, 10 yıl “çıktı” demişsin. 11. yılda, baktı, işine gelmeyecek birdurum var; bundan Hz. Mehdi (a.s) olmazmış, çürükmüş. “Her yerim donmuş” diyor. “Yüzmem gerekiyormuş, doktor söyledi. Evin önüne havuz yaptırdım” diyor. Hazret orada yüzüyor, o donmuşluk öylece gidecekmiş, yüzdükçe donma açılacakmış.
ALTUĞ BERKER:Mahmut Efendi Hazretleri’nin bir resmi var Hocam.
ADNAN OKTAR:Göreyim.
ALTUĞ BERKER:Mehmet Talu Hocamız ile birlikte ve kendisine şöyle söylemiş Mahmut Efendi Hazretleri, Mehmet Talu Hocamız’a; “Sen bana ve Müslümanlara lazımsın. Sen boş durmazsın. Rabbim seni muhafaza etsin.”
ADNAN OKTAR: Şimdi, Mahmut Hocamız, Şeyh Mahmut Efendi Hazretleri bana göre müceddiddir. Cübbeli gibi ben putlaştırmıyorum, müceddidlerden biridir. İslam aleminde şu an en az 70-80 tane müceddid var, o müceddidlerden biridir. Bana göre benim müceddidimdir ama diğer müceddidlere de saygı duyuyorum. Mehmet Talu Hocamız çok mübarek ve muhterem insandır. Bak, onu yanına oturtturmuş ve ona sevgisini gösteriyor. Ne diyor Mehmet Talu Hocamız’a, bir daha söyle.
ALTUĞ BERKER: “Sen bana ve Müslümanlara lazımsın. Sen boş durmazsın. Rabbim seni muhafaza etsin.”
ADNAN OKTAR:Bak, “Bana ve Müslümanlara lazımsın. Boş durmazsın.” Sürekli ilimle ilgileniyor. Gidip gezmiyor Malta adalarında, bilmeme nerelerde. Sıkılmıyor, bunalmıyor. Bütün ömrünü Allah’a, dine vermiş. “Camiden, cemaatten sıkıldım, tatile çıkacağım” demiyor. Gece gündüz, fetvaların kaynağını araştırıyor. Derin alimdir ve fetva alimidir. Alim ayrı bir şeydir, fetva alimi çok daha ayrı bir şeydir, daha üsttedir, fetva alimidir ve tam bir Ehl-i Sünnet alimidir. Derya gibi bir alim, gerçek alimdir. Mahmut Hocamız da tam onun konumunu, mükemmel açıklayan bir konuşma yapmış. Bir daha söyle ne dediğini.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. “Sen bana ve Müslümanlara lazımsın. Sen boş durmazsın. Rabbim seni muhafaza etsin.”
ADNAN OKTAR:“Rabbim seni muhafaza etsin” diyor. Çünkü iddia edilen Ergenekon terör örgütünün de hedefi Hocamız, Mehmet Talu Hocamız. Geçenlerde bir suikast de yapılmıştı ona. Biz de diyoruz; Allah Hocamız’ı başımızdan eksik etmesin. Büyük alimdir. Fetva konusu oldu mu, Hocamız’a gidin diyorum.
ALTUĞ BERKER:Tam Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in Kutlu Doğum Haftasında, doğum gününde, Amerikalı bilim adamları Hubble uzay teleskobunda eşine az rastlanan bir görüntü ile karşılaştıklarını açıklamışlar; daha önce rastlamışlar, yeni açıklanıyor. 300 milyon ışık yılı uzaklıkta iki galaksi bir araya gelerek bir gül resmi oluşturmuşlar. NASA yöneticileri tarafından bu görüntü heyecanla karşılanmış, burada görüntüsü daha net. Bir de film var Hocam, uygun görürseniz, görüntüleri daha net gösteren. Hubble teleskobunun tespit ettiği görüntü, galaksilere yaklaşırken görüyoruz. İki ayrı galaksinin beraber bir gül oluşturduklarını şu an gösteriyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İman hakikati resimleri gösteriyorum Hocam, inşaAllah. MaşaAllah, yavrularına karşı çok şefkatli ve çok sevimliler. Yüzlerinde tam bir altın oran var, simetri var; kulaklar, gözler, her şeyde, maşaAllah. Denizatları, maşaAllah. Leylekler, yavrularıyla. Hayvanlardaki şefkat, evrimcilerin tezlerini tamamen yalanlayan, Allah’ın koyduğu merhametin tecellilerini görüyoruz onlarda.
ADNAN OKTAR:“Selamun Aleykum Canım Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Hocam benim bazı sıkıntılarım var. Dua ederken, Kuran okurken hemen her dini davranışta aklıma iğrenç düşünceler gelebiliyor. O sebeple dua etmekten, Kuran okumaktan korkar oldum. Yani yaşantımı olumsuz etkiliyor bu. Bana bu durumdan nasıl kurtulurum, yardımcı olabilir misiniz, inşaAllah? Dua eder misiniz, inşaAllah? Burak (gerçek ismin değil)” diyor. Evet, normal ismini yazmaman. Daha önce de söylemiştim; en galiz hakaretler, küfürler gelse de aklınıza Allah esirgesin, haşa en iğrenç şeyler gelse hiçbir sorumluluğunuz olmaz. Son derece rahat olun, hiç kaale almayın. Kendin, kasten, azmederek gibi de görünebilir içinizden, “ben, kendim isteyerek bunu yapıyorum” der gibi de gelebilir içinizden, yine kaale almayın. Yani öyle düşünürseniz, yine yanlış olur. Hiç kaale almadın mı gider. Şeytanın bir oyunudur o, bütün Müslümanların hepsine yapar, teker teker dener öyle. Sahipsiz Müslümanlara, ilgilenilmeyen Müslümanlara kendince oyun oynamaya, dinden uzaklaştırmaya kalkar. Bazen de unutkanlıkla namazda musallat olur, rekatları şaşırtır, ne okuduğunu şaşırtır, ne yaptığını şaşırtır. Onda da öyle, baktınız; bir, iki, üç tane olduysa artık geçerli değildir. Kılın, çıkın namazı. İlk aklınıza gelen, zannı galiple bir parça zannettiğiniz neyse doğru olan odur, o şekilde yaparsınız biter. Oturup çok çok üstüne düşmeye gerek yok, inşaAllah. Vesvese de hiç geçerli değildir, hiçbir hükmü yok, günah da değil, yani sorulmazsınız da ondan. Hiç muhatap olmadığınızda konu biter. İlgilenirseniz günaha girersiniz, muhatap olmayacaksınız. “Ben hata yaptım, eksik yaptım” falan, o zaman anormallik yapmış olursunuz. Hiç ilgilenmediniz mi konu bitti demektir, inşaAllah. Öyle güç bir şey değildir.
“Selamun Aleykum çok sevdiğim Sayın Muhammed Adnan Hocam. Hocam dün gece attığım mesajda anlatmıştım” diyor. Babası Müslümanların eserlerini okumasını istemiyormuş; kitapları, dini, imani eserleri okumasını istemiyormuş. Saldırganmış. “Ama kendisi namaz kılıyor” diyor. Var öyle cins tipler, çoktur. Kendi kafasına göre din anlayışı vardır. “Fakat Hocam, annemi "CHP’ye oy atmazsan hakkımı helal etmem" diye tehdit ediyor. Bu konuda annem nasıl davranmalı? Annem AK Parti’ye oy atmak istiyor” diyor. Allah Allah! Seçim sandığının içine beraber mi girecekler, annen ayrı girecek. “Attım” desin olur, biter. “Tamam, CHP’ye attım” desin, ne olacak? Gönlünü alsın, yine götürsün AK Parti’ye atıyorsa atsın, serbest. Öyle olur mu? inşaAllah. Necmettin kardeş, baban biraz ilginç adammış. Böyle tipleri idare etmek kolaydır. Doğrucu olmayın o kadar da; maslahattır o, yalan söylemiş olmazsınız. Ne olacak? Kitap okursun, farz edelim Kuran okuyorsun, “biyoloji kitabı okuyorum” dersin, üniversite imtihanı için veyahut “bir roman okuyorum” dersin, geçiştirirsin. “Evet, baba, falancanın kitabını okuyorum” diyor. Adam deli işte, daha ne adamın üzerine gidiyorsun, delirtiyorsun değil mi? Gayet güzel idare edilecek bir durumun var. Öyle şeyler çok kolaydır. Çok kaale alıyorsunuz, çok ciddiye alıyorsunuz. Gariban, belki takıntılı, hasta da olabilir. Ne yapacaksın? İdare edeceksin. Adam öldürmeye birisi gelse, “falanca nerede? Arıyorum” diyor, elinde bıçakla. “Eh, sana doğrusunu söyleyeyim, yan odada” diyor. Bu kerizlik ve avanaklık, akılsızlık. Bu söylenir mi, değil mi? Söyle, desene, “bir saat önce geçti, gitti” dersin, olur biter. O kadar doğrucu olmaya gerek yok. Buna maslahat denir, yalan söylemiş olmazsınız, değil mi? Mesela adam kanser hastası, kanser oluyor, çat diye suratına söylüyorlar kanser diye, adam da kalbi tutup ölüyor. Söylenir mi öyle, değil mi? Bir nezaketi vardır her şeyin, inşaAllah. “Bir ur var ama iyi huylu, tedavi edeceğiz. Sen bize bırak, kafayı takacağın bir şey yok” dersin. “Ufak bir şey, bir tedavi yapacağım, ben onu bitireceğim” o kadar. Ne paniğe kaptırıyorsunuz? “Efendim, size doğruyu söyleyelim, siz kansersiniz” falan. Adamı kontrol ettin mi bakalım, vesveseli mi, tedirgin mi? Kimi insanlar ürkek olur, kimisi tevekkülsüz oluyor, zayıf oluyor; sarsılabilir. Durumuna göre anlatılır, inşaAllah.
Hz. Mehdi (a.s) kaç yaşında? Şeyh Ahmet Yasin Hocamız ne diyordu?
ALTUĞ BERKER:Hocam, 80’de “Genç bir delikanlı” demiş Muhammed Raşit Erol Hazretleri.
ADNAN OKTAR:1980 yılında genç bir delikanlı. Ona göre hesap et işte, inşaAllah. Ben demiyorum, Muhammed Raşit Erol Hazretleri diyor, “Genç bir delikanlı” diyor. Şeyh Ahmet Yasin Hocam da “şu an 50 ile 60 yaşları arasında” mı, bir şey demişti geçenlerde, konuşmuştu. “Benden 3-5 yaş büyük” mü dedi? Onlar kalp ehliler, onlar bilirler, inşaAllah.
-VTR-Muhammed Raşid Erol (k.s) Hazretleri’nin Yıllarca Yanında Hizmette Bulunmuş Olan Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri de, Gavs ve Seyda Hazretleri’nden Kendi Kulağıyla İşittiği Şu Sözleri Aktarmaktadır
ALTUĞ BERKER:Burada Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri 80 yılı olarak düzeltme yapmıştı kendisi, 75 yıllarındaki ifadeyi.
ADNAN OKTAR:Onu yeniden videoya alalım, Hocamızla konuşalım. “1980 yıllarında, “1980 yılında” diyor, “net hatırlıyorum” diyor. “Ağustos ayında "Hz. Mehdi (a.s) hayattadır" dedi” diyor.
“Cübbeli Ahmet Hz. Mehdi (a.s) hayatta demişti. Ben şahidim. İl, İstanbul; ismim, Mehmet Kartal. Selamun Aleykum Seyyid Muhammed Adnan Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Hocam siz namı diğer astronotun Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili sözlerine şahitlik edenlerin yazmasını söylemiştiniz. Uzunca bir aradan sonra ben bu şahadeti yerine getirmek için yazıyorum. Hocam, ben Cübbeli’nin sohbetlerine uzunca bir süre devam ettim. Genelde bir stand-up ustası gibi cami içinde yaptığı esprilerle bizi çok güldürürdü. Böyle gayri samimi konuşmalarının arasına bize bir de, Mekke’den çok değerli bir alimin geldiğini ve Mahmut Efendi Hazretleri’nin evinde misafir olduğunu ve bu alimin o gece gördüğü bir rüya üzerine Mahmut Efendiye "sen Hz. Mehdi (a.s)’ı göreceksin" dediğini ve Mahmut Efendi’nin de bu söze karşılık onaylarcasına gülümsediğini söyledi.” “Sen de göreceksin” demiş Mahmut Hocamız’a, o da onaylarcasına gülümsemiş, bu çok önemli. Mahmut Hocamız’ın “ben göremeyeceğim” sözü doğru değil demek ki. Çok mantıklı onun görmesi. Mühim bir konu daha açıklanmış oldu. Onun için böyle kardeşlerimiz samimi olarak bize yazsınlar. Ben Mahmut Hocamız’ı canım gibi seviyorum, canımdan çok seviyorum; çok muhterem, mübarek bir insan. Ama Mehdiyet, İttihad-ı İslam hayati bir konu olduğu için böyle konuları mutlaka bize bildirsinler ki doğrular daha çok anlaşılsın. “Mahmut Efendi’nin, bu söze karşılık onaylarcasına gülümsediğini söyledi. Hocam, ayrıca Mekke’den gelen o büyük alimin aynı rüyadan aldığı işaretlerle "Hz. Mehdi (a.s)’ın şu an hayatta olduğunu, 25 yaşında olduğunu ve şu an Mısır’da bulunup bazı ilimler tahsis ettiğini bildirdi" dedi. Astronot bu sözleri cami içerisindeki cemaate söyleyince, Hz. Mehdi (a.s)’ın hayatta olmasından dolayı büyük bir heyecan ve sevinç oluştu. Bazıları yüksek sesle "Allah-u Ekber" diyerek, sevinç ve şaşkınlık gösterileri yaptılar. Ben de çok sevindim. "Aman Allah’ım, Hz. Mehdi (a.s) bize bu kadar mı yakınmış" diye hayret ettim. Hala yaklaşık 6 sene önce aldığım, yaşı dışında doğru olduğuna tüm kalbimle inandığım bu haberin heyecanını kalbimde duyuyorum. Hocam, size karşı Allah’ın izniyle olağanüstü bir sevgim oluştu. Hatta bu sevgi anne, baba ve kardeş sevgisini çoktan geride bıraktı. Sizin bizi alıkoyduğunuz birçok haramlardan, ilimleri olmadığı için yakınlarımız bile bizi sakındırmıyor, akılcı tavsiyede bulunmuyorlar. Hocam, siz daha önce yazdığım mesajıma cevaben gitmeyi düşündüğüm Avustralya’yı benim için çok hayırlı görmüştünüz. Cahilliğimi bağışlayın Hocam ama orası benim için hayırlı olunca benim oraya gitmemin anahtarı olarak gözüken evlilik düşündüğüm hanımefendi de benim için hayırlı mıdır Hocam? Ne olur bunda sizin nurlu kelimelerini duyayım, kalbim iyice mutmain olsun, inşaAllah Hocam. Bana çok üstün, keskin bir zeka, başı ve sonu afiyet olan sonsuz bir hidayete ermem için dua ediniz. Ben sizin kapınızın paspası olmaya razıyım.” Estağfirullah, biz sizin kapınızın paspasıyız. “Allah nurunuzu artırsın, düşmanlarınızdan sizi korusun. Düşmanlarınızdan hidayet nasip olmayacakları Allah zelil etsin, inşaAllah” diyor. Evet, inşaAllah.
-VTR- Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin Vekillerinden Şeyh Ahmed Yasin Hz. Mehdi (a.s)’ı Anlatıyor
ADNAN OKTAR:Hocamız’ın anlatımına göre, Hz. Mehdi (a.s) 50 ile 60 yaş arasında, değil mi? O zaman kendisi 48 yaşındaydı, o anlatımlarına göre 50 ile 60 yaş arasında şu an, hayatta, inşaAllah. Ama “30 yıl önce de faaliyet halindeydi” diyor. Alabildiğine candan, alabildiğine samimi bir insan. “Benden 5 veya 8 yaş büyük” diyor. Ama “kendisiyle görüşmedim” diyor, maşaAllah.
Ramazan Özkan, Almanya; “Selamun Aleykum Hocam. Akşamınız hayırlı olsun, inşaAllah.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Hocam, şu an aslında Cübbeli de sizinle beraber orada olsaydı, keşke sohbeti beraber yapsaydınız. Aslında ikiniz de aynı şeyleri söylüyorsunuz. Ne kadar farklı yorumlanırsa yorumlansın, neticesinde o da Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceğini ve birçok şeyi söylüyor. Yalnız şöyle bir şey var; senin dediğin mi olacak, benim dediğim mi olacak diye bir konu var Cübbeli’de. Oysaki kendisi de her şeyi çok iyi biliyor ve fakat inat ediyor. Keşke benim dediğim gibi Cübbeli de şu an orada olsaydı. Kompleksliğini atıp, mütevaziliğini takınıp sizin sohbetinize dahil olsaydı. Böyle bir şeyin olması biz Müslümanlar için, Müslüman kardeşlerimiz için daha hayırlı olurdu. Allah’a emanet olun” diyor. Ama Cübbeli’nin o şekilde değil yönü. Ben olaydaki fevkaladeliği gördüm, ben olayın arka planını biliyorum. Cübbeli milletin bildiği gibi birisi değil, tahmin ettiği gibi birisi değil. Şimdi ben usturuplu konuşuyorum, anlayın; devletin bir kurumunda bunu destekleyen üç-beş tane dinsiz var; bu, bağlantıda onlarla, konu bu. Fatih Altaylı’yı da destekliyorlar; aynı kurumun içindeki üç-beş tane dinsiz, Fatih Altaylı’yı da destekliyorlar. Emin kaynaktan söylüyorum, ben boş bir şey söylemem. Cübbeli’nin asıl amacı İttihad-ı İslam’ın net durdurulmasıdır. İttihad-ı İslam’a şiddetle karşı Cübbeli, istemiyor. Mehdiyet’i 700 yıl ileriye almasının nedeni de budur. 700 yıl Müslümanların dayanamayacağı belli. Mahvolmuş durumda İslam alemi, 700 yıl bekleyecek durumu var mı? Ne mahsuru var İttihad-ı İslam’ın olmasının? Hz. Mehdi (a.s)’a karşıysan ittihad-ı İslam’ı iste. Onu da istemiyor, çünkü “İttihad-ı İslam’ın başına geçecek olan kişi yine Hz. Mehdi (a.s)’dır” diyor, “o yüzden ittihadı da istemem ben” diyor. Mahmut Hoca’yı da öyle, sevdiğinden değil; onu, haşa put gibi kullanıyor, herkese karşı koz olarak kullanıyor. Mesela Mehmet Talu Hocamız oluyor, “sen Mahmut Hoca’ya mı karşısın? Seni aforoz ettim” diyor. Adam diyor ki; “Hz. Mehdi (a.s)’ın hayatta olduğuna inanıyorum” diyor, “sen o zaman Mahmut Hoca’ya karşısın. Çünkü o asrın müceddidi. Seni aforoz ettim” diyor. Adam diyor ki; “Peygamberimiz (s.a.v)’in hadisleri var, 100’e yakın hadisi çıkmış” diyor. “Sen İmam Rabbani’ye mi karşısın o zaman?” diyor. İmam Rabbani’yi de putlaştırmış. “Çeyrek geçtikten sonra” diyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın gelmediğinden nereden emin oluyorsun sen? Sen misin bunun bilirkişisi, değil mi? “Ben görmediğime göre Hz. Mehdi (a.s) gelmemiştir. Çeyrek yüzyıl geçti” diyor. Bütün ulema, evliya “Hz. Mehdi (a.s) geldi” diyor, bir tek sen “gelmedi” diyorsun. “25 yıl geçti, ben görmediğime göre Hz. Mehdi (a.s) yoktur” diyor. Senin görüşün niye önemli? Ulemanın görüşü önemli. Mehmet Talu Hocamız’dan tut, Mahmut Efendi Hoca Hazretleri’nden tut, Beidüzzaman’dan çık, Şeyh Nazım Kıbrısi’ye kadar bütün alim, ulemalar; yüzlerce, binlerce alim ulema, hadislerin de net tahakkukuyla, olayların da net gelişmesiyle, “Hz. Mehdi (a.s) çıkmıştır” diyorlar. Bu, “yok” diyor. Savunan adam oldu mu, “sen İmam Rabbani’ye mi karşısın?” diyor. Peygamberimiz (s.a.v)’e karşı put mu yapıyorsun sen İmam Rabbani’yi? İmam Rabbani, deccal olmadığı için, süfyan olmadığı için, ta başında bile diyebilir, çeyrek yüzyıl geçmesine gerek yok ki, değil mi? O yüzyılın başında “Hz. Mehdi (a.s) yok, gelmeyecek” diyebilir, hakkı, çünkü deccal yok, süfyan yok. Müslümanlık yaşanıyor, Müslümanların lideri var, Müslümanların başında insan var. Bir kere halife olmaması lazım, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıktığı yüzyılda. İlk defa Hz. Mehdi (a.s) zamanında oluyor halife olmaması. Her yüzyılda halife olmuştur, İmam Rabbani’nin zamanında da olmuştur. Halife varken Hz. Mehdi (a.s) gelmez. Halifenin olmadığı bir ortamda Hz. Mehdi (a.s) geliyor, Peygamberimiz (s.a.v)’in hadisi. Ama Peygamberimiz (s.a.v)’e karşı da adam, İmam Rabbani’yi putlaştırıyor, Mahmut Hocamız’ı putlaştırıyor kendince, uyanıklık yapıyor. İttihad-ı İslam’ı hiçbir şekilde istemiyor ve işine de gelmez, onun sistemini yıkar İttihad-ı İslam. Onun bütün menfaatlerini yıkar; keyfini, zevkini yıkar. Bilmedikleri için yüzeysel bakıyorlar; sarığına bakıp, cübbesine bakıp aldanıyorlar. Halbuki Allah diyor Kuran’da, ayette söylüyor Allah; “şeytan sakın sizi Allah ile aldatmasın.” Cübbeli de farkında değil, şeytanın etkisi altında, Allah ile insanları yanlış yola sürüklüyor, hurafelerin içerisine sokuyor. Müslümanları hurafelerde boğuyor. Kendi de boğulmuş hurafede, diyor ki; “camiden, cemaatten yorulduk, bıktık; Malta adasına gezmeye gittim” diyor. Hurafe denizinde adam boğulmuş. Bunu kardeşlerimizin görmesi gerekiyor. Ben, Mahmut Hocamız’ın cemaatine derin sevgi, saygı duyuyorum. Ben onların dergahının kapıcısıyım. Mahmut Hocamız’ın ayağının tozuyum ben. Benim o mübarek cemaate karşı sevgim çok derin ama bu adamın özel bir hususiyeti var; tam anlatamıyorum, anlamıyorlar da bir kısmı. Adam değişik, yüzüne biraz yakından, dikkatlice baksalar anlayacaklar; tahmin ettikleri gibi birisi değil. Onun dilbaz olması, milleti güldürmesi esas değildir. Gerçek mahiyetini görmek lazım; ilginç birisi, değişik bir adam. Hadislerde belirtilen bir insan, Peygamberimiz (s.a.v)’in hadislerinde geleceğini söylediği bir kişi. Ahir zamanın önemli bir şahsiyetidir, önemli bir kişisidir. Ve Allah yolunu açıyor da, zaten başarılı olur o, bir süre başarılı da olacak. Böyle tiplerin başarılı olması gerekiyor kaderde. Ama Müslümanlar aldanmasınlar sarığına, cübbesine. Akıllarını başlarına alsınlar, dikkatli baksınlar. Bakın, Hz. Mehdi (a.s)’e karşı olmakla bitirmiyor adam, İttihad-ı İslam’a da karşı bu adam. Zoraki söylettim İttihad-ı İslam’ı, zoraki; Flash TV’nin bir programında. “Hazretle, Hocamızla görüşmek istiyorum. Himmet buyursun bana, Efendi Hazretleri ile görüşeyim” diye telefon açmış, çok ısrar etmiş, değil mi?
ALTUĞ BERKER: Evet, aynen Hocam.
ADNAN OKTAR: “Tamam, o zaman görüşürüm” dedim. Ama üç şartla. “Bir, İttihad-ı İslam’ı savunduğunu açıkça söyleyecek” dedim. Çünkü ısrarla kaçınıyor ondan. “İki, Şeyh Nazım Hocamız’a karşı söylediği o çirkin sözlerinden dolayı özür dileyecek. Üç, Bediüzzaman’a karşı kullandığı o çirkin üsluptan dolayı özür dileyecek” dedim. İki şartımı yerine getirdi, birini yerine getirmedi. Onu Mehmet Talu Hocamız da söylüyor. Ve adam faaliyetlerine devam ediyor şu an. İttihad-ı İslam’dan da şiddetle kaçınıyor, dikkat ederseniz. Müslümanların içinde bulunduğu durumu anlatmaktan da kaçınıyor, İttihad-ı İslam’ı anlatmaktan da kaçınıyor. Bunun, Müslümanların gözünden kaçmaması lazım. Yoksa ben herkese karşı şefkatliyim. Kafasına kavun takan adam bile, ona bile şefkatliyim ki alenen küfre gidiyor, alenen dalalette. “Bana vahiy geliyor” diyor, küfür sözler ediyor. Ben ona bile acıyorum, şefkat duyuyorum, hidayeti için dua ediyorum. Sadece eleştirdim, anlattım; kendi hallerine bırakıyorum. Çünkü benim muhatabım küfürdür, dinsizliktir, ateizmdir, ateist masonluktur ama hepsinin üzerinde Darwinizm ve materyalizmdir. Çünkü ana dinleri bu. Dolayısıyla Cübbeli’ye bakanlar biraz olayın derin yönüyle baksınlar. Açıkça, alenen söyleyeyim mi, onu mu istiyorlar? Bir şey biliyorum ki söylüyorum. Mahmut Hocamız çekiniyor, cemaat de bundan çekiniyor. Adam “Ben deliyim” diyor, “çıkar televizyona anlatırım. Bütün basını toplar, anlatırım” diyor. İsterseniz yayınlayayım, şakası yok yani. Cemaatin her şeyini bilir. MaazAllah, bu kafasını bir taksa cemaate neler olur bir düşünün bakayım. Çünkü çok düşmanı olan, karşıtları çok olan bir cemaat. Onun için, benim gördüğüm, bunu idare ediyorlar. Bu da sürekli hakimiyetini devam ettiriyor cemaatin içinde, gittikçe gelişiyor.
SUNUCU:00.30’dan itibaren ‘Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri’ programımıza A9 TV, Samsun AKS, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve HarunYahya.TV sitemizden devam edeceğiz. Bizi yarın 22.00’dan itibaren A9 TV, Kocaeli TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo ve HarunYahya.TV sitemizden takip edebilirsiniz.
Makaleler
Devamı ...
Sizden Gelen Güzellikler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Ses kasetleri
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...