ALTUĞ BERKER:İyi geceler. ‘Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri’ programımıza A9 TV, Kaçkar TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve HarunYahya.TVsitemizden devam ediyoruz. Konuklarımız var, hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR:Herkes hoş geldi.
ALTUĞ BERKER:Bugün Sayın Başbakan Erdoğan seçim konuşmalarına Bayburt’ta başladı. Meydana sığmayan büyük bir kalabalığa konuşma yapan Başbakanımız; Türkiye’nin hedefinin 2023 olduğunu, Türkiye’nin büyüyeceğini, yapılan hizmetlerin tüm gayesinin ‘Allah razı olsun’ duasını almak, vatandaşlarımızın sevgisine mazhar olmak, annelerin duasını ve sevgisini kazanmak olduğunu söylemiş. Bayburt’taki vatandaşlarımız kadar, Kabil, Darfur, Bingazi, Saraybosna, Gazze ve Kudüs’ün sorunlarının da kendi sorunumuz olduğunu belirtmiş. Türkiye’de farklı etnik kökenli vatandaşlarımızın tümünün kardeş olduğuna da dikkat çekerek; şehitliklerimizde Türk, Kürt, Arap, Laz, Gürcü kardeşlerimizin bir arada cennet bahçesinde yattıklarını, tümünün Müslüman olduğunu ve Müslümanların da kardeş olduklarını belirtmiş. Millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldiklerini de yeniden ifade etmiş.
ADNAN OKTAR:Şimdi bu bütünleştirici bir ifade değil mi? Gayet güzel işte, mükemmel. İslam kardeşliği, Müslüman kardeşliği, İttihad-ı İslam’ı çok güzel anlatan bir üslup ve bölücülüğe de çok şiddetli bir şamar. Mükemmel bir anlatımla anlatmış; gayet güzel, samimi bir üslup. Haklı olanın, doğru olanın hakkını vermesi lazım insanların. Burada çok dürüst ve güzel bir üslup var. Hakkıyla candan, Müslümanca bir üslup kullanmış. Mükemmel anlatmış, maşaAllah
ALTUĞ BERKER: Bugün, Serdar Turgut; Sayın Erdoğan’ın açıklamadığı 2023 yılı İstanbul projesi hakkında araştırmalarının sonucunda oluşan fikirlerini yazmış. İstanbul’un üç büyük dinin başkenti olabileceğini, Atatürk’ün de isteği doğrultusunda yeniden halifeliğe işlev kazandırılabileceğine dair bir yazı kaleme almış. Düşünceleri şu şekilde; “Konu hakkında daha önce yazdığım yazıda aslında halifeliğin gerçekte hiçbir zaman kaldırılmadığını ve kurumun yeniden işlev kazanacağı güne kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde tutulmakta olduğunu söylemiştim. Bu bizzat Atatürk’ün istediği bir şeydi. Atatürk yaptığı konuşmalarda, Ortadoğu coğrafyasında sorun yaşayan Müslüman ülke sayısının arttığı gün halifelik kurumuna ihtiyacın tekrar doğacağını ve bu yüzden Türkiye Cumhuriyeti’nin halifeliği kaldırmadan, onu tekrar işlevsellik kazanacağı tarihe kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde korumak zorunda olduğunu söylemiştim.” Ayrıca konuyu konuştuğu kişilerin böyle bir projenin cumhuriyetin 100. yılını kutlamaya hazırlanan Türkiye’ye çok yakışacağını ve bunun da reel politikalarımızla çok uyumlu olacağını söylediklerini de yazmış.
ADNAN OKTAR:Atatürk ne diyorsa isabetli söylüyor. Son derece candan üslubu Atatürk’ün. Allah’a, dine, mukaddesata olan sevgisi, bağlılığı muhteşemdir. Hz. Mehdi (a.s) öncüsüdür, Hz. Mehdi (a.s)’a zemin hazırlayan bir insandır. İttihad-ı İslam’ın olacağını, İslam’ın dünyaya hakim olacağını da açık açık ifade ediyor. Türklük aleminin birleşeceğini, bütün Türklerin bir arada olacağını söylüyor. Bütün Turani devletlerin birleşeceğini söylüyor. İnşaAllah, bunların hepsini göreceğiz. Atatürk’ün her söylediği çıkıyor, bundan sonra da çıkacaktır, inşaAllah. Çünkü hadislerden kaynaklanan bir üslubu var.
ALTUĞ BERKER: Milli Gazete’den Mehmet Kurtoğlu’nun bir yazısını göstereyim Hocam, inşaAllah. Özellikle İslam dünyasındaki çatışmalara dikkat çekerek, tarih boyunca bu tip karışıklıklar yaşandığını, ancak her karışıklık ve çatışmanın sonunda bir durulma ve barış döneminin geldiğini söylemiş. Buradan yola çıkarak İslam alemi 21. yüzyılda yaşadığı çatışma ve savrulmayı aşabilirse, Avrupa’nın 2. Dünya Savaşı’ndan sonra oluşturduğu Avrupa Birliği benzeri bir İslam Birliği’ni gerçekleştirebileceğini, keza bu konuda Türkiye’nin hem geçmişten gelen bir birikiminin hem de tecrübesinin olduğunu belirtmiş.
ADNAN OKTAR:Mehdiyet’i Allah çeşit çeşit anlattırıyor. Başbakan’a başka türlü anlattırıyor, bir köşe yazarına başka türlü anlattırıyor, Habertürk’ten bir yazara başka türlü anlattırıyor; Amerika’daki devlet başkanına ayrı, İngiltere’deki devlet başkanına ayrı, hepsine anlattırıyor Allah. Ve hepsi de ister istemez İslam’a hizmet ediyorlar. İttihad-ı İslam’a hizmet ediyorlar ve İttihad-ı İslam süratle gelişiyor. Her anlatılan sözün arkasından İttihad-ı İslam’ı görüyoruz, maşaAllah.
Şeyh Nazım Hocamız’ın güzel sohbetlerini dinleyelim.
-VTR- Şeyh Nazım El Hakkani Hazretleri’nin Sayın Adnan Oktar İle İlgili Sohbetinden (Ocak 2011)
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, o kadar mütevazı, o kadar candan ki Hocamız, o kadar insan sevgisiyle dolu ki; hak olan, doğru olan herkese karşı gönlü coşkun bir sevgiyle dolu. Melanet insanı da hemen anlar mübarek, bakar bakmaz. Ne yaparsa yapsın, hemen anlar. Ne kadar sahtekarlık yaparsa yapsın, onu hisseder, bilir, nezaketiyle onun deccalliğini ona hissettirir. Hak yolda olan insanı da canı gönülden sever ve gayet güzel bir muhabbetle onu karşılar ve ruhaniyetiyle sürekli takip eder. Allah başımızdan eksik etmesin, Allah uzun ömür versin Sultamız’a, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllahHocam, Amerika’da bir Presbiteryan Kilisesi, Wasatch isimli, 600 tane Kuran-ı Kerim’i bir kitapçıya bağışlamış. Kitapçı da Kuran’ları bedava olarak, isteyen kişilere kilisenin bağışı olarak dağıtmaya başlamış. Kitapların üzerinde de “Nerede bulunursa bulunsun, gerçeklerden korkmayan Wasatch Presbiteryan Kilisesi tarafından hediyedir” ifadesi yer alıyormuş. Kilise bu bağışı Kuran-ı Kerim’i haşa yakmaya çalışan Floridalı papazın eylemini protesto etmek amacıyla yapmış. Dinler arası hoşgörüyü çok güzel ifade etmiş, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hoşgörü lafı güzel bir söz değil aslında. Onu kullanmamak lazım. Hoşgörü; adam anormal bir şey yapıyor, sen de onu hoşgörüyorsun, yani onun suçunu bağışlıyorsun, anlamazdan geliyorsun veyahut idare ediyorsun anlamına gelir. Hoş görecek bir şey yok, biz Kuran’a göre hareket etmiş oluyoruz. Müslüman olan bir kişi Kuran’a göre hareket eder. Hıristiyan bir insan da bunu yapıyorsa, böyle bir güzellik yapıyorsa, bunu yapıyorsa bu bir ibadettir, hoşgörü değildir. Hıristiyanların haklarını savunmak, onların rahatça yaşamasını sağlamak da yine hoşgörü değildir; Kuran’ın bir emridir, Allah’ın bir emridir. Biz onları korumakla, onların dinine saygı göstermekle mükellefiz; onlara zarar gelmemesi için gayret etmekle mükellefiz, onlara ibadet hürriyeti vermekle mükellefiz. İbadetlerini engellemek, sosyal hayatlarını engellemekle Müslüman görevli olmaz. Dolayısıyla Müslüman burada ibadet yapmış oluyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. İman hakikati resimleri göstermek istiyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Esselamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Muhterem Hocam, her zaman olduğu gibi bugün de çok şıksınız.” Allah razı olsun. “Allah kem nazarlardan saklasın. Şu an Edilet’ül Ahkamül Fıkhiye adlı dünyada ilk olan fıkıh çalışmasını yapıyoruz. Gece-gündüz İslam’ın ve Müslümanların refah ve saadeti için, Hz. Mehdi (a.s) ve İttihad-ı İslam için çalışıyoruz, Allah rızası için. Sizler ekran başında, bizler kitap başında var gücümüzle çalışıyoruz. Müjdelenen günler yakındır, inşaAllah. Başta Mehmet Talu Hocamız olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarımızın selamları var. Ben de selam eder, ellerinizden öperim. Allah’a emanet olun. Selam ve dua ile. Ali Barış Uygur.” Mehmet Talu Hocamız’ın damadı. MaşaAllah, elhamdülillah. Mehmet Talu Hocamız’ın başkanlığında fıkıh çalışmaları yapıyorlar. Allah ilimlerini, irfanlarını artırsın. Allah kolaylık versin, maşaAllah. “‘Edilet’ül Ahkamül Fıkhiye’ adlı dünyada ilk olan fıkıh çalışmasını yapıyoruz.” Çok şahane, maşaAllah. Fıkıh yönünden kaledir Mehmet Talu Hocamız, maşaAllah. İslam aleminde, Allahualem tek diyebilirim. Ehl-i Sünnet itikadını muhafazada kaledir, maşaAllah. Hepsini kaynaklarına inerek, çok güzel bir çalışmayla eda ediyor. Mükemmel bir ekibi var Hocamız’ın. Her biri müceddid hükmünde ekip, Hocamız da baş müceddiddir, inşaAllah, maşaAllah. Allah ilmini, irfanını artırsın. Bütün Hocalarımıza selam ediyorum. Ve Aleyna Aleykum Selam diyorum. Selamları da bizlere bir nur gibi gelir, maşaAllah, inşaAllah. Biz sizlerin ellerinizden öpüyoruz. Allah başarılar, güzellikler, iyilikler nasip etsin. Nurlu selamlarınıza da Aleykum Selam diyoruz tekrar, inşaAllah.
“Hocam, öncelikle ellerinizden öperim. Bu yazdıklarımı sessiz okuyup cevaplarsanız daha memnun olurum.” Ali, temiz kalplisin, güzel; iyi insansın da, her insanda öyle manevi haller olur, manevi cezbeler olur, manevi güzellikler olur; onu bir güzellik olarak alacaksın, onu çok çok olağanüstü bir olay olarak değerlendirmek olmaz. Her Müslümanda harikalar olur, kerametler olur, hayret edecek haller olur. Bu, onun imanını artırmak için, şevkini artırmak için bir ikram-i ilahidir. Her Müslümana verilen sana da verilmiş. Şükret, ilhama da şükret, Allah’ın verdiği nimete şükret, bilgini artır, irfanını artır, ahlakını artır, derinliğini artır, doğru yolda devam et. Şeyh Nazım Kıbrıs-i Hocamız’a da sıkı sıkıya bağlan, doğru yerdesin, doğru yöndesin. Allah sana zaten çok büyük bir nimet vermiş. Dünyanın Sultanı’nın manevi kontrolüne girmişsin, onun himmetine duçar olmuşsun. Çok güzel; himmetiyle seni sarmış, çok güzel olmuş, elhamdülillah. Senin yapacağın, en güzel şekilde Kuran’a, İslam’a hizmet etmek. Ehl-i Sünnet itikadı içerisindesin. Özenli bir çalışmayla İslam’ı yayacaksın, anlatacaksın, inşaAllah.
“Muhterem, Sevgili, Saygıdeğer Adnan Hocam, gördüklerimizin elektrik ışını, görüntünün beyin arkasında oluşunu açıklar mısınız? Yani A9’u izliyorum ama ışınlar görüntü oluyor ise, benim izlediğim elektrik mi? Hayırlı yayınlar. Ertan Karaoğlu.” Ertan, şimdi sen televizyon ekranına bakıyorsun, beni görüyorsun. Uzakta gibi görünüyorum ama televizyondan ışık ışınları geliyor gözüne, merceğe geliyor, mercek görüntüyü ters çeviriyor, irisin üzerine düşürüyor. Orada kimyasal elektrik enerjisi meydana geliyor. O elektrik enerjisini alıyor sinir, beyne götürüyor. O görüntü düz hale getiriliyor. Belirli işlemlerden geçiriliyor ve şuura getiriliyor. Sen de beni üç boyutlu, renkli, net olarak şu an beyninin içinde görüyorsun. Kendi görüntünle, benim görüntüm aynı yerde oluyor. Bu bilimsel bir gerçektir, aksini hiç kimse iddia edemez. “Televizyon uzakta” dediğinde adam, doğru söylemiş olmaz. Her televizyon insanın beyninin içinde olur. Bu bir harikadır, Allah böyle harika yaratmıştır kainatı, dünyayı harika yaratmıştır. Çok az insan bunu bilir. Anlamazlıktan gelirler, anlaşılmayacak gibi değil. Çok şaşırtıcıdır, hayret vericidir. Sesim de öyle; ses kulağa dalga olarak gelir, kulakta elektrik enerjisine çevrilir, beyne amperi düşük zayıf bir elektrik akımı olarak gelir. Beyinde ruh, kulaksız olarak duyar. Ruhun beyni de yoktur, kulağı da yoktur, duyar. Elektrik akımını ruh, görüntü olarak, gözsüz ve beyinsiz olarak görür; beyni olmadan. Ruhun beyni yoktur, gözü de yoktur. Çok net olarak bu elektrik akımını görüntü olarak görür. Dolayısıyla dünya metafiziktir, kainat metafiziktir, insanlar anlamazlıktan geliyorlar. Çok renkli olarak yayınlanıyor şu an; lacivert zemin var, kırmızı Türk bayrağımızı görüyoruz ama dış alemde ışık yok, renk de yok. Renk için özel sistem var vücudumuzda, renkle ilgili olarak gelen ışın dalgalarını ayırt ediyor, o ayırt etmeye göre renkleri beyin yorumluyor. Renk olarak yorumluyor tek tek; kırmızı ayrı yorumlanıyor, yeşil ayrı, mavi ayrı yorumlanıyor. Binlerce ayrı rengi yorumlayacak güce sahip beyin, Allah öyle yaratmış. O farklılıklar beyinde yorumlandıktan sonra şuura geliyor, şuurda tam renkli olarak görüyoruz şu an. Kendini de beni de aynı yerde görüyorsun, şu kadarcık bir yerde, ufak. Hiç kimsenin inkar edemeyeceği bilimsel bir gerçektir. Dinsizin de dindarın da kabul edeceği bir gerçektir.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam. Bugün AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın Hüseyin Çelik, Ertuğrul Özkök’ün dünkü ‘Ara rejim çuvallıyor’ başlıklı yazısına cevap vermiş. Hüseyin Çelik, “herkes haddini bilsin” demiş ve şöyle devam etmiş; “Bu anlayış hükümet kurup, hükümet deviriyordu; bu anlayış; bakan azlettirip, bakan tayin ettiriyordu, Cumhurbaşkanı’nın kim olması gerektiğine, kim olmaması gerektiğine bu zihniyet karar veriyordu, iktidarlar üzerinde oluşturdukları baskıyla milletin iradesi yerine kendi iradelerini koyuyorlardı ve bu şekilde ülkeyi idare etmeye çalışıyorlardı.” Hürriyet Gazetesi’ndeki bir haberden örnekle sözlerine devam eden Çelik, “Erdoğan’ın belediye başkanlığı düşüyor mu? Evet düşüyor. Yeniden başkan adayı olabilir mi? Hayır olamaz. Erdoğan milletvekili adayı olabilir mi? Hayır olamaz. Erdoğan parti genel başkanı olabilir mi? Hayır olamaz. Bakın, bunların hepsi milletin hafızalarında yer alan, silinmemiş olan manşetlerdir hafızalardan” demiş Sayın Hüseyin Çelik. “Sayın Ertuğrul Özkök, yıllarca başyazarı olan ve sekseninden sonra CHP’nin milletvekili adayı olan Oktay Ekşi ile birlikte milletin değerlerine, milletin iradesine hakaret etmeye, haksızlık etmeye devam ettiler. Aynı Oktay Ekşi 60 darbesinin şakşakçısıydı, aynı Oktay Ekşi 61 Anayasasını hazırlamak için kurulan kurucu mecliste CHP’nin teklifi ile milletvekili yapılan, görevlendirilen birisiydi. Bugün CHP saflarında” dedi. Konuşmasında Ertuğrul Özkök’e bir de tavsiyede bulunan Çelik; “Keşke kendisi de Oktay Ekşi ile birlikte, Balyozcularla ve Ergenekoncularla birlikte CHP’den aday olsaydı da takım tamamlansaydı. Bu takım birbirine çok yakışan bir takımdı.” Çelik, “AK Parti’nin iktidara gelmesiyle birlikte, kendisini ‘merkez medya’ diyen Ertuğrul Özkök, Oktay Ekşi zihniyetinin düdüğü kırılmıştır. Artık milletin düdüğü ötmektedir ve bunu herkes çok iyi bilmelidir” dedi. “Sayın Ertuğrul Özkök ve onun zihniyetini taşıyan insanlar varsın kendilerine ‘Beyaz Türk’ demeye devam etsinler ama hangi yüzün ak, hangi yüzün kara olduğunu halkımız çok iyi bilir. Özkök ve zihniyetindeki şahısların, geriye dönüp yazdığı yazılara bakın, kimler adına kalem oynattıklarına bakın. Bizi ara rejim heveslisi veya ara rejim kurmakla suçlayan, itham eden Özkök’e bu ithamlarını iade ediyorum ve kendisini kınıyorum. İktidar partisi kimsenin şamar oğlanı değildir” diyerek sözlerini tamamlamış.
ADNAN OKTAR:Sayın Hüseyin Çelik’in Ertuğrul Özkök’ü kaale almasına gerek yok. Milletin kalae aldığı bir insan değil. Aşağı yukarı etkisi eskiden 1000 ise, şu an 0,00001’dir yani. Hiç kimsenin kaale almadığı bir insan. Dikkat çekmek için hoplayıp zıplıyor, bir ileri bir geri bir şeyler yapıyor kendince, garip danslar yapıyor. Muhatap olmamak yeterlidir ama yine de cevap verme özgürlüğü var. Ben olsam, hiç gerek yok yani, kaale alınacak bir durumu yok. Kendisi zaten durumunun farkında, o ekibin tamamı durumunun farkında; o dedenin emekli olma sebebi falan, hepsi odur. Yani kalae alınmadığını anladığı için emekli olmuştur. Diğerlerinin de teker teker kenara çekilmesinin nedeni de odur. Millet bıktı bunlardan, son derece rahatsız oluyorlar; inançlarıyla, düşünceleriyle, fikirleriyle çok çelişen insanlar. Dolayısıyla çok yabancıladıkları, hoşlanmadıkları, rahatsız oldukları insanlar. Onun için onların konuşmalarına ehemmiyet vermeye gerek yok.
ALTUĞ BERKER:Hocam, evrimciler bir itirafta bulunmuşlar. “Yaratılışçılar eleştirilerinde haklı” diyorlar. Moleküler Genetik Profesörü Georgia Purdom’ın değerlendirmesi olmuş Discover Dergisi’nde, başka bir evrimci profesöre dayanarak; “onlar, evrimcilerin büyük çoğu doğal seleksiyon ve mutasyonun uzun zaman sonunda aşamalı olarak bir cins hayvanın bir başka cinse dönüşmesine sebep olduğuna inanıyorlardı” diye kendilerini söylüyorlar. “Sonuç olarak bir türde birçok varyasyon bulundu ama asla yeni bir tür bulunmadı” diyorlar. “Oysa eğer yeterince uzun beklenirse yeni bir tür bulacakları bize söyleniyordu” diyorlar. “Yaratılışçıların doğal seleksiyonun ve mutasyonun evrime yeni türler için bir mekanizma olmadığı konusundaki eleştirileri haklı” diye itirafta bulunmuşlar.
ADNAN OKTAR:Haklılığımızı daha çok tasdik edecekler, daha çok anlatacaklar, bülbül gibi şakıyacaklar, inşaAllah. Çünkü milleti 150 yıldan beri aldatıyorlardı yanlış bilgilerle. Masaya yumruğumuzu vurunca kalemleri, hokkaları havaya hopladı ve samimi olanlar da teker teker itiraf ediyorlar yanlış olduğunu, o kadar.
ALTUĞ BERKER: Vesilenizle Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah. Daha çok itiraf edecekler; ettiler, itiraf etmeye de devam ediyorlar, daha da edecekler, inşaAllah.
-VTR- Cübbeli Hz. Mehdi (a.s)’dan Bahsedilmemesinin, Kıyametin Çok Yaklaştığının Alameti Olduğunu Anlatıyor
-VTR- Mehmet Talu Hocaefendi, 1999 Yılında Hz. Mehdi (a.s) İle İlgili Rüyasını Anlatıyor (25 Mart 2011, Flash TV)
-VTR- Mehmet Talu Hocaefendi, Cübbeli’nin 7-8 Sene Önce “Hz. Mehdi (a.s)’ın 30 Yaşında Olduğunu Söylediğini Anlatıyor
-VTR- Cübbeli, “Hz. Mehdi (a.s) Ümmet-i Muhammed’in İmamı Olacak, Onu Bekliyoruz” Diyor
ADNAN OKTAR:Bak, Allah sana nasıl hizmet ettiriyor astronot, görüyor musun? En istemediğin şeyler oluyor. İşte, Cenab-ı Allah böyle tuzakları bozucudur. Sen bir tuzak hazırladın, Allah da tuzağını bozdu ve daha da bozacak, göreceksin, inşaAllah.
-VTR- Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s)’ın Çıktığını İnkar Edenlerin Doğru Söylemediğini Anlatıyor
-VTR- Mehmet Talu Hocaefendi Hazretleri, Ahir Zamanda Olduğumuzu Anlatıyor
-VTR- Mehmet Talu Hocaefendi Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s)’ın Şu Anda Hayatta ve Görev Başında Olduğunu Söylüyor (Lalegül FM, 24 Ocak 2011)
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Hocamız Hz. Mehdi (a.s) konusunda son derece samimi ve candan. Bir tek Allah’tan kokuyor, çok güzel anlatmış, maşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s) hayatta, inşaAllah ben de göreceğim” diyor. Allah nasip ederse, inşaAllah da görecek. Hocamız ve talebelerine tekrar buradan selam ediyoruz. Allah vazifelerini en güzel şekilde deruhte etmeyi Allah onlara nasip etsin. Ne güzel, değil mi? Hocamız’a o Şeyhefendi söylemiş; “sen Hz. Mehdi (a.s)’a zemin hazırlıyorsun, onun faydalanacağı kitaplar hazırlıyorsun” demiş. Mahmut Hocamız duyunca da “inşaAllah” demiş, inşaAllah. Bir de baktık sonra, cemaatin 10 küsür yıldan beri Hz. Mehdi (a.s)’ın geldiğinden haberi varmış; Cübbeli başta olmak üzere, maşaAllah.
Hasan Kotaran; “ben Erzurumluyum. O kadar adil, adaletlisiniz ki Allah yüzünüzde çok güzel bir nur tecelli ettirmiş, elhamdülillah. Programa çıkarttığınız hanım kardeşlerimiz de sizleri dinliyorlar, inşaAllah faydası oluyordur. Fatiha’yı, Kuran’ı yüzünden okumaktansa,” yani Arapça olarak, “onun manasını açıkladığınız için Allah sizden razı olsun. Çünkü biz Kuran’ın manasıyla sorumluyuz. Cübbeli bunu fark edemiyor, anlayamıyor. Astronotun anlayacağı daha çok şeyler var. Siz anlattıkça, inşaAllah onun eksik, yanlış ve hatalı yönlerini daha çok görüyoruz. Hz. Mehdi (a.s)’ın geldiğini söylüyorsunuz, bu içimizi açıyor, bizi sevindiriyor. Türk-İslam Birliği’ni, İttihad-ı İslam’ın oluşmasını canı gönülden istiyoruz. Dinimizin, imanımızın güçlenmesine vesile oluyorsunuz, Allah razı olsun” diyor.
“Esselamu Aleykum Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Bundan iki sene önce Kıbrıs’a gittim. Amacım sadece gezmekti. Orada bulunan bir arkadaşım Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nden bahsetti, dergahına ziyarete gitmeyi teklif etti. Ben ilk başta uzak olduğunu düşündüm, gitmek istemedim ama beni ikna etti, dergaha gittik. İlk dikkatimi çeken, siyahiler, İngilizler, Japonlar ve Almanlardı. Kısacası dünyanın dört bir yanından birçok insan orada oturmuşlar, Kuran-ı Kerim okuyorlardı; Hocamız’ın sohbet kasetlerini dinliyorlardı. Çok etkilendim. Çünkü ben bir Türk’tüm ama Hocamız’dan haberim yoktu. Oysa diğer milletlerden birçok insan, binlerce kilometre yol gelerek Hocamız’ı bulmuşlardı. Dergahın yeri yeşillikler içinde bir Osmanlı hanesiydi. Şeyh Nazım Hocamız’ı görmek istedik ama dışarıda olduğu, bir saat beklememiz gerektiği söylendi ama bekleyemedim Hocam. Sebebini söylemek bana acı veriyor ama Türkiye’de önemli, mühim bir görev yürütüyorum. Resmi görevliyim, o yüzden mahsur olur diye görüşemeden ayrıldım. Hocam ismimi okumazsanız sevinirim. Hayırlı programlar dilerim” diyor. Tamam. Niye canım, kim bilecek? Gidip görüşürdün, hiç bir şey olmazdı. Hocamız’ın himmetiyle, Allah’ın izniyle hiç bir şey olmaz. Ne olacak? Cumhurbaşkanı görüşüyor, Cumhurbaşkanıyla sohbet ediyor, Kıbrıs Cumhurbaşkanıyla, değil mi? Rauf Denktaş’la da çok samimidir, defalarca görüşmesi olmuş. MİT mensuplarıyla da görüşüyor, emniyet mensuplarıyla da görüşüyor; komutanlarla, askerlerle de görüşüyor Hocamız. Herkesle görüşür. Bakanların birçoğuyla görüşür, değil mi? Türkiye’de de öyle; çok önemli, kilit noktadaki insanlar onun talebesidir. Dünyadaki birçok krallar, padişahlar, başbakanlar, cumhurbaşkanları, bakanlar hep onun mürididir, talebesidir. Gönlün rahat olsun, değil mi? Biraz hoş bir yaklaşımın olsun, gönlün rahat olsun. Biraz cesur ol.
“Selamun Aleykum Seyyid Muhammed Adnan Hocam.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Sizleri her gün izlemeye çalışıyorum. Hocam, siz çok karizmatik bir lidersiniz.” Yani karizmam olduğunu mu söylüyor? Evet, iyi, teşekkür ederim. “Ses tonunuz ve bakışlarınız insanın içini açıyor. İkna kabiliyetiniz de çok yüksek ama duydum ki hiç evlenmemişsiniz, çevrenizde bu kadar güzel kadınlar olduğu halde.” Doğru, çok güzeldir benim kız arkadaşlarım, çevrem maşaAllah. Benim canlarım da öyle, çok güzeller. “Bu kadar yakışıklı olduğunuz halde kendinizi Allah yoluna adamışsınız. Hz. Mehdi (a.s)’ın talebesi olmuşsunuz. Bu ne erdemli bir davranıştır, ne mübarek bir yaşamdır. Allah sizlerden razı olsun. Nur yüzlü Şeyhimin de ellerinden öperim” diyor, Selim Çıtak.
ALTUĞ BERKER:Güzel çiçek resimleri gösteriyorum Hocam, inşaAllah. MaşaAllah, kupkuru topraktan, rengarenk, kokulu, simetrik ve altın orana sahip mis gibi çiçekler.
ADNAN OKTAR:Gül acayip bir şey. İnsan hakikaten hipnotize oluyor adeta güle baktığında; acayip güzel bir şey, maşaAllah. Bütün çiçekler güzel, acayip tatlılar. Bir de mis gibi kokuyorlar. Süslere bak, renkle süslenmiş, biçimle süslenmiş, yeşillikle süslenmiş. Bir de mis gibi kokuyla süslenmiş. Kıvamı da süslü, bir de böcekler de ayrıca bayılıyor bunlara. Ballılar da hepsi, maşaAllah. Böceklere de ziyafet veriyorlar, maşaAllah. Elhamdülillah, inşaAllah.
“Allah’ın selamı, rahmeti, nuru üzerinize olsun.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Güzel yüzlü, nur kalpli Hocam, biz sizleri çok seviyoruz. İnşaAllah, Allah’a layık bir kul, Resul (s.a.v)’e layık ümmet ve Hz. Mehdi (a.s)’a layık asker olmaya çalışıyoruz. Öğrendiklerimizi paylaşmaya çalışıyoruz ve sizlerin duanıza çok ihtiyacımız var. Sizleri çok seviyoruz. Tüm kalbimizle bizlere öğrettiklerinizden, Kuran-ı Kerim ve sahih hadisler ışığında amel etmeye çalışırız, inşaAllah. Allah’a sonsuz hamd ediyoruz ki kaderimizde sizinle tanışmayı ve sizin talebeniz olmayı nasip etmiş. Allah sizden iki cihanda razı olsun. Sayenizde karanlıklardan nura kavuştuk, şuurumuz açıldı.” Vesile olduğumu söylüyor. “Açıldı kalbimiz, açıldı ruhumuz, ferahlık bulduk. Sizi çok ama çok seviyoruz; canımız, bir tanecik Hocamız.” MaşaAllah, bu ne kadar sevgi böyle. “Sizi tüm kalbiyle seven, Azerbaycan’dan sizi sevenlerden selamlar olsun. Betül Şafak Rahibibazade.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Azerbaycan kale, maşaAllah. Dolu kardeşlerimiz, maşaAllah. Hepsi benim canım, maşaAllah.
“Selamun Aleykum” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Adnan Hocam, astronot sizi izliyor mudur?” diyor. O şu an horlayarak uyuyordur. Canı tatlı onun; yemeğini, pilavını yemiştir o. Ona sonra bizim haberimiz gidiyor, konuşmalarımızı aktarıyorlar. O söylüyor zaten; şunu demiş, bunu demiş diye aktarıyor tek tek. Belli de olmaz, hazret eğer fazla yemekten uykusu kaçtıysa dinliyordur. Ama talebeleri dinliyorlar. Biz talebelerini önemli görüyoruz. Talebeleri, yakın çevresi büyük bir dikkatle, itinayla dinliyorlar. Allah razı olsun onlardan.
“Değerli, Kıymetli Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Selamun Aleykum ve Rahmetullah” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Ellerinizden öperim doya doya.” Biz sizin ellerinizden öpüyoruz. “Sizi yaratan Yüce Rabbim ne güzel yaratmış. Kurban olayım sizi yaratana. Bu alemi, dünyayı, ahireti yaratana hamdolsun, şükürler olsun Hocam. Benim sorum; Facebook’ta elimden geldiği kadar Bediüzzaman Hazretleri’ni yaymaya çalışıyorum, anlatıyorum; hadis-i şerifleri yaymaya çalışıyorum, Hz. Mehdi (a.s)’ın geldiğini ve çıkan alametlerini yazıyorum. Ben de böyle bir hizmet verdiğim zaman sevap alıyor muyum Hocam?” Hem de nasıl, hem de nasıl tabii ki. “Bir de hadis-i şerifleri yayınladığımdan beri, Hz. Mehdi (a.s)’ı yayınladığımdan beri, Said Nursi Hazretleri’ni yayınladığımdan beri Facebook’taki arkadaşlarımdan bazıları beni arkadaşlıktan çıkarttılar. Bir kısmı bana deli diyorlar” diyor. Oh, ne güzel. Allah, küfürle iman farklılığının ne olduğunu sana gösteriyor. Küfür içinde olan İslam’dan, Kuran’dan rahatsız olur; tabii ki seni çıkaracaktır ve tabii ki sen bundan sevap alacaksın. Peygamberimiz (s.a.v)’in nasıl yollarına dikenli çalılar attılarsa, nasıl deve işkembeleri attılarsa, nasıl saldırdılarsa, sen de iman ehli olduğun için sana da küfür içinde olanlar saldıracaklardır. Sen bundan sevap alacaksın. “Bazı arkadaşlarım da bana deli diyorlar” diyor. Bu da Peygamberlere söylenen sözdür, ne güzel. Bütün Peygamberlere, hemen tamamına deli denmiştir, Bediüzzaman’a da deli denmiştir. Muhtemel ki Hz. Mehdi (a.s)’a da deli denecektir. Çünkü bütün Peygamberlere denmiş, inşaAllah. “Hocam dönen dönsün yolundan, ben dönmem, inşaAllah. Ben de aynen devam ediyorum Hocam. Sevap alıyor muyum, bana söyler misiniz lütfen Hocam?” diyor. Biliyorsun sevap aldığını da benden bir daha duymak istiyorsun. “Allah razı olsun, Allah’a emanet olun değerli Hocam. Hocam’a iletirseniz, lütfen. Allah razı olsun. Murat Haydar.” Ne güzel, isim de şahane. Ali Haydar Murtaza; dedemin güzel lakabı, Ali Haydar, inşaAllah. Döne döne dövüşen aslan, inşaAllah; Ali Haydar Murtaza, inşaAllah. Eğer hiç muhalifin yoksa o zaman battın sen, Allah esirgesin. Müslüman’ın mutlaka muhalifi olur, mutlaka karşıtı olur ama muhaliflere Müslüman şefkatle, merhametle, ilimle, akılla karşılık verecek. Hiddetle, öfkeyle, sertlikle değil. Daima şefkat, daima merhamet ki ayetin hükmü açık, Cenab-ı Allah ne diyor? “Size kötülük yapanlara siz iyilikle karşılık verin. Bir de bakacaksınız ki size dost olmuşlardır” diyor Allah, Kuran ayeti.
ALTUĞ BERKER:Mehmet Talu Hocamız’ın umre resimleri var Hocam.
ADNAN OKTAR:Bakalım, Hocamız’ın nurundan istifade edelim. Hay mübarek! Bak, umrede duayı ona okutturuyorlar, maşaAllah. Biz de iftarlarımızda Hocamız’dan istirham ediyoruz, yemek duasını o okuyor. Her yerde öyledir mübarek, maşaAllah. Orada da nurani kardeşlerimizle sohbet halinde Hocamız, maşaAllah. MaşaAllah. Heybeti de Osmanlı heybetidir. Mehmet Talu Hocamız pehlivan yapılıdır. O gün Cübbeli yanında çocuk gibi kalmış. Cübbeli’nin omzuna şakadan bir dokundu, Cübbeli hopladı. Mehmet Talu Hocamız çok sevimli bir insan. Ayağa bir kalktı, Cübbeli yanında bir karış kaldı. Eni, boyu maşaAllah, ağır siklet pehlivanı gibi. Pehlivandır da Hocamız, Mehmet Talu Hocamız pehlivandır da. Yani geçmişi pehlivan, inşaAllah. Tam Osmanlıdır.
ALTUĞ BERKER:Mahmut Efendi Hazretleri ile birlikte.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Mahmut Efendi Hazretleri, maşaAllah elinden, yüzünden nur akıyor. Çok müşfik, nezaketli, efendi, gerçek Osmanlı’dır ve gerçek Osmanlı Şeyhidir, maşaAllah. Örfe, ananeye çok dikkat eder, geleneklere çok dikkat eder. Öyle mürşit dünyada en fazla üç-beş tane kalmıştır, inşaAllah. Birisi de Şeyh Mahmut Efendi Hazretleri’dir. Bütün Türkiye sever Mahmut Hocamız’ı, ittifakla herkes sever, maşaAllah. Candır, güzel insandır, maşaAllah.
Şeyh Nazım Hazretleri Nakşibendi silsilesinin mühim kollarından bir kola mensuptur. Hem seyyid, hem şeriftir. Zaten olağanüstü yakışıklılığından da anlarsınız. Gerçek Şeyhlerden birisi de odur. Dedim ya üç-beş tane şeyh; biri Mahmut Efendi’dir, biri de Şeyh Nazım Kıbrıs-i Hazretleri’dir, inşaAllah.
Murat Kaygusuz; “Sayın Hocam, sizi gördüğümüzde içimiz nurlanıyor.” MaşaAllah, elhamdülillah. “Karşınızdaki hanımlar da ayna gibi, sizin nurunuzla nurlanıyorlar” diyor, inşaAllah. Öyle olurlar, inşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s)’ın sakalını anlatır mısınız?” diyor. “Şeyhim de bu konuda sizinle paralel şeyler söyledi. Ama şimdi bu konuları da sizden duymak istiyorum” diyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın sakalıyla ilgili hadis var mı?
ALTUĞ BERKER: Açıyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ben ezberden anlatayım. “Hz. Mehdi (a.s)’ın sakalı yanlardan incedir” diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Alt kısımdan da toparlanmış, düzenlenmiştir” diyor, yani “cezm edilmiş, meczumdur” diyor. “Yanlardan da sakalı kevsecdir” diyor, yani “ince bir sakalı vardır” diyor. Meczum da cezmedilmiş, yani “düzgün hale getirilmiş, derli toplu hale getirilmiş bir sakalı vardır” diyor. Bir lakabı da, bu hadiste de geçiyor, ‘Şuayb;’ yani şube sahibi, küçük şubeye sahip olan, küçük topluluğa sahip olan, Hz. Mehdi (a.s)’ın küçük bir topluluğu olacak. Şubecik anlamına gelir, şuayb; şubecik, küçük topluluğu olan anlamına gelir. Şuayb Peygamber(a.s)’in ismi de oradan geliyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın da lakabıdır ‘şuayb’, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:O hadis-i şerifi yansıttım ekrana Hocam. “ Hz. Mehdi (a.s) orta boylu, esmer, meczum (cezm edilmiş yani yanlarına nazaran daha uzun ama düzeltilmiş sakal şekline sahip), kevsec (sakalı yanlarda az)... Bir adam ki, ona Şuayb bin Salih denilir.”
ADNAN OKTAR:Evet, babası salih bir kişidir. Seyyid olduğu için salih bir soydan geldiğine işaret ediyor ama küçük bir topluluğun da lideri olmuş oluyor, imamı olmuş oluyor, inşaAllah.
“Sayın Adnan Hocam, ben Erdem. Avusturya’da kalıyorum. Eşim Kazakistanlı ve sonradan Müslüman oldu. Yalnız ona dinimizi öğretmekte zorlanıyorum. Ben iki senedir nikahsız eşimle kalıyorum.” Ne demek nikahsız kalıyorum? Herhalde resmi nikah yapmış anladığım kadarıyla, dini nikah yapmamış. Nikah nikahtır zaten; milletin önünde kıydıysan nikahı, nikah kıymışsın işte, inşaAllah. Nikahın şartı nedir? İki tarafın kabulü, cümle alemin duyması. İki taraf kabul etmiş, şahitler huzurunda da kabul etmişsiniz. Zaten Allah’ın huzurunda, cümle alemde kabul ettiğine göre, nikahınız tamam olmuş işte. Resmi nikah geçersizdir diye bir şey yok. Resmi nikah, nikah işte, inşaAllah. Tabii siz o nikahı Müslüman olarak, imani gözle, Kurani gözle niyet ederek kıyacaksınız, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Canım Hocam. Amerikan yapımı olan Hz. Musa (a.s) filmi hakkında size bilgi vermek istiyorum.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Bu film, zamanının en pahalı, en gösterişli ve en güzel filmi olarak bilinir. Hz. Musa (a.s)’ın hayatı filmde anlatılıyor ve Kuran’daki anlatıma yaklaşık benziyor. Ama en güzeli Allah’ın bu filmi tam 1956 senesinde yaratması. Hocam, siz 2012’de inşaAllah 56 yaşına gireceksiniz. 2012’deki harikalardan biri de budur” diyor. Sen beni bayağı bir seviyorsun Haydar, maşaAllah. Evet, 2012’de 56 yaşıma giriyorum ama 1956 ile nasıl bağlantı kurmuş? Tamam, güzel bir tevafuk ama 1956 doğumlu binlerce insan var, ben de onlardan bir tanesiyim. Onlar da aynı konumda olacak, 2012’ye işareten 56 yaşında olacaklar, 56 doğumlular.
-VTR-Sultan Baba’nın Çocukları Anlatıyor
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Sultan Babamız’a Allah rahmet etsin. Mübareği ben de çok severdim. Hocamız da beni çok severdi, maşaAllah. Değerli bir Nakşibendi büyüğüydü. Sevenleri şu an çok çok fazla, maşaAllah. Gittikçe de sayıları artıyor. Allah, sevgilerini, muhabbetlerini kat kat artırsın.
“Sevgili Hocam, merhaba.” Merhaba. “Sizden bir ricam olacak.” Estağfirullah. “Sizin gibi, konuşmalarıyla kitleleri harekete geçirebilecek kişilerin, ülkemizin daha iyi, daha mutlu olmaları için biraz desteğinize ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Biliyorum, siz siyaseti çok seven biri değilsiniz ama sizi seven ve takdir eden bir solcu olarak sizin desteğinize ihtiyacımız var. Lütfen sizi seven dostlarınıza Cumhuriyet Halk Partisi’ne destek vermelerini ister misiniz? Bülent Polat.” Bülent, öyle bir laf etmişsin ki. CHP’yi tabii ki ben severim, Atatürk’ün kurduğu bir parti. Sayın Kılıçdaroğlu’nu da çok seviyorum, çok saygı duyuyorum, değer veriyorum, efendi insan. Yöneticileri de nezaketli, kaliteli insanlar. Ama benim ve bütün milletimizin en çok üstünde durduğumuz konu ne? İddia edilen Ergenekon terör örgütü. Allah rızası için CHP net tavır alsın şu melanet örgütüne, açık demeçlerle tavır alsın. Bir de keşke Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP kurmayları Darwinizmin artık bittiğini, materyalizmin bittiğini, bu yüzyılın Türk-İslam Birliği’nin yüzyılı olduğunu söyleseler. Bakın iki şey, biri; İddia edilen Ergenekon terör örgütüne net tavır alacaklar, diğeri; Türk-İslam Birliği’ni savunup, Darwinizmin, materyalizmin bittiğini söyleyecekler. Eğer yüzde 70 ile CHP ezip geçmezse, iktidar olmazsa gelin bana konuşalım. Ve var gücümle de gayret ederim, söz bir Allah bir. Yani bunu yapsın, söz bir Allah bir, var gücümle gayret ederim CHP’nin iktidar olması için. Ama bu çok hayati, milletimizin kabusu bunlar, iddia edilen Ergenekon terör örgütü. Çocuklarımızı, kardeşlerimizi, arkadaşlarımızı doğruyor bu adamlar. Kepaze, manyak, akılsız, sadist tipler. Domuz bağları, bilmem neler falan, mahvettiler insanları. Güneydoğu’daki kardeşlerimize, Kürt kardeşlerimize akıl almaz işkenceler yaptılar, mahvettiler. Başbakanlar, bakanlar, milletvekilleri, sanatçılar, Uğur Mumcular, Bahriye Üçoklar, Ahmet Taner Kışlalılar… Adamlar psikopat, gözlerini kan bürümüş. Sürekli cinayetler devam ediyordu, daha yeni kesildi cinayetler. Bedri Baykam olayı bile onların olayı olduğu anlaşılıyor; stilden, yöntemden. Bunlara karşı tavır alınması; vatanını, milletini seven her insan için farz olan bir görev. Ama onun dışında CHP tabii ki bizim medarı iftiharımız. Seviyoruz çünkü modern, kaliteli insanlar; İslamiyet’e bakış açıları güzel; İslam’a, Kuran’a sevgisi güzel Sayın Kılıçtaroğlu’nun. CHP de, inşaAllah, bu dediğimiz güzel çizgiye doğru gider. Biz de onları anlı, şanlı iktidarda görürüz o zaman, inşaAllah. Ama bu söylediklerim çok hayati. Allah rızası için bu konuda net tavır alsınlar. Özellikle iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı net ve kesin tavır alsınlar. Çünkü polisin, savcıların ve mahkemelerin desteğe ihtiyacı olur. Özellikle muhalefetin desteği, iktidarın desteği zaten çok hayatidir, fakat muhalefet de destekledi mi nur ala nur olur, şahane olur, çok çok güzel olur. Sayın Kılıçdaroğlu’na da buradan, bu vesile ile selam ediyoruz, inşaAllah. Hak yoldaki faaliyetlerini de Allah muvaffak etsin. Doğru olan, hak olan konularda her zaman destekçisiyim, her zaman yanındayım ama bu konularda hayati, anlattıklarımız da, inşaAllah. Özellikle Darwinizm ve materyalizme karşı, inşaAllah bir gün çıkar Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP’nin kurmayları net tavırlarını açıklarlarsa baş tacılar, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Bu akşam o kadar güzel mesaj okuyorsunuz ki dayanamadım. Hocam, biyoloji mezunuyum. Ekoloji alanında yüksek lisans yaptım. Üniversitede çalıştım. 6 aydır sizi takip ediyorum. Bu süre zarfında sizin vesilenizle öğrendiklerim, bütün eğitim hayatımda öğrendiklerimi solladı. Her şey mantığa, akla uygun, maşaAllah. Ben, sizi nasıl sevdiğimi anlatacak kelime bulamıyorum. Ailemden yıllardır ayrıyım ve sizi ve kardeşlerimi görünce ailemi görmüş gibi oluyorum, elhamdülillah. Bizlere dua edin, sizi çok seven Yeşim.” Yeşim, ben de seni çok çok seviyorum. Görmediğim, bilmediğim halde derin muhabbetle, derin bir sevgiyle seviyorum. Allah sevgini, coşkunu artırsın. Kalben beraberiz, inşaAllah; kalben beraber yaşıyoruz, inşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınırım, Hud Suresi, 117. ayet; “Halkı, ıslah eden kimseler iken, senin Rabbin o ülkeleri zulüm ile helak edecek değildi.” Yani, bir ülkede, bir yerde hakkıyla tebliğ varsa; nehy-i anil münker, emr-i bi'l ma'rûf varsa, Mehdiyet varsa o ülkede zulümle helak olmuyor. Bediüzzaman diyor ki; “Risale-i Nur’un intişarı, Türkiye’nin 2. Dünya Harbi’ne girmesini engelledi” diyor ve Kuran’dan ebcedle de buna işaret eden de açıklamaları var. Hakikaten Risale-i Nur Külliyatı, o devirde bütün Anadolu’yu sarmıştı. Garip bir şekilde dünya liderleri, dünyayı yöneten karanlık güçler toplandılar bir türlü Türkiye’yi savaşa sokma kararını alamadılar. Allah aldırmadı. İblisle, şeytanla çok boğuştular, şeytana çok ısrar ettiler ama şeytandan o izni bir türlü alamadılar. Şeytanın ağzı burulmuştu çünkü, konuşamadı şeytan ve 2. Dünya Harbi’ne Türkiye’yi sokamadılar. Risale-i Nur’un bereketiyledir, inşaAllah. Allah’ın izniyle, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam. Saat 22.00’dan itibaren A9 TV, Aba TV, Kocaeli TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, HarunYahya.TVsitemizden bizi takip edebilirsiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Artık onların tapmakta oldukları şeyler konusunda, sakın kuşkuda olma.” Yani asrımıza bakan yönüyle; Darwinizmle, materyalizmle ilgili, sakın kuşkuya kapılma, yani onları sakın kaale alma, inanma, “Daha önceleri, ataları nasıl tapıyor idiyseler,” yani nasıl Mısır döneminde Darwinizme tapıyor idiyseler, nasıl Sümerliler döneminde, eski Yunanda Darwinizme tapıyor idiyseler, “bunlar da ancak böyle tapıyorlar. Şüphesiz Biz, onların paylarını eksiltmeksizin onlara ödeyecek olanlarız.” “Darwinizmin, materyalizmin ne olduğunu Ben onlara ahirette göstereceğim” diyor Cenab-ı Allah. Yani “Darwinizme, materyalizme uymanın ne anlama geldiğini, o anlamda bir hayat meydana getirerek, onların o özendiği hayatı meydana getirerek, onlara yaşatarak, ne olduğunu tam göstereceğim onlara” diyor. “Madem tesadüfen yaratıldığınıza inanıyorsunuz” diyor Cenab-ı Allah, manen, “onun meydana getireceği ortamı göreceksiniz” diyor. “İnsanlar ne şekle geliyor, zemin ne şekilde oluyor, ısı ne şekilde oluyor, suyun tadı ne şekilde oluyor göreceksiniz” diyor Allah, inşaAllah, manen. Kuran’ın ayetlerine göre, Kuran’ın işaretlerinden bunu anlıyoruz.
Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...