SUNUCU:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz, bu akşam A9 TV, Aba TV, Kocaeli TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo Ankara, www.HarunYahya.TV, Ankara Beypazarı Seyelan TV, Çorum Kanal 19, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo ve Uşak Egem TV’den canlı olarak yayınlanan Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza hoş geldiniz.
ALTUĞ BERKER:Bugün bildiğiniz gibi Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, inşaAllah. Ülkemizde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kutlanıyor, inşaAllah. Cumhuriyetimizin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara armağan edildi. 23 Nisan’ın Türkiye’de ulusal bayram olarak kabul edilmesinin nedeni, 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulması-açılması, inşaAllah. Aynı gün Mustafa Kemal Atatürk Ankara’da Hacı Bayram Camiinde öğle ve Cuma namazları kılmış, inşaAllah. 23 Nisan 1927’deki ilk çocuk bayramı, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu ve dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa himayesinde gerçekleştirilmiş. Etkinlikler için Atatürk arabalarından birini çocuklara tahsis etmiş ve Cumhurbaşkanlığı bandosunun konser vermesini sağlamış. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, UNESCO’nun 1979’u çocuk yılı olarak duyurmasının ardından, TRT uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliğini başlatarak, bayramı uluslararası düzeye taşıdı. 1979 yılında düzenlenmeye başlayan TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği, 23 Nisan’ı tüm dünya çocuklarının kutladığı bir bayram haline getirmeyi amaçlayan bir şenlik oldu. Günümüzde yaklaşık 50 ülkenin çocuklarının katımlı ile düzenleniyor kutlamalar. Ayrıca 1933’de Atatürk ile başlayan çocukları makama kabul etme geleneği, günümüzde çocukların kısa süre ile devlet kurumlarının başındaki memurların yerine geçmesi şeklinde devam ediyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Çok şeker oluyor, talimat falan veriyorlar. Acayip tatlı oluyorlar, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bugün yazarlarımızın değindiği konular içinde, Vakit Gazetesi’nden Ali Karahasanoğlu, dindar Kürtlerin ateist Kürtlere artık dur demesi gerektiğini, sivil itaatsizlik eylemleri vesilesi ile Kürtleri istismar ettiklerini, ateist Kürtlerin talimatlarına uymamaları gerektiğini yazmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Ama silahlı bir güç var karşılarında, onun hesap edilmesi lazım.
ALTUĞ BERKER:Onunla ilgili bir haber de vardı Hocam. “Her şeyi anlatan fotoğraf” başlığı ile vermiş Vakit Gazetesi. Cuma namazını normal camiinin imamının arkasında değil, kendi tayin ettikleri imamın arkasında kılmaya zorlamış bir grup BDP ve terör yandaşları. Bu şekilde bir zorlama ile kendi imamlarının arkasında kıldırmışlar.
ADNAN OKTAR:Daha ziyade, BDP’nin pek alakası olduğunu zannetmiyorum, PKK bu işleri organize ediyor. Dolayısı ile orada şiddet ve tehdit esas unsur. Güvenlik güçlerinin orada daha güçlü bir yapılanma göstermeleri gerekiyor, halkın güvenliğinin daha güçlü olması gerekiyor. Onun için artık neler yapılabilir, onu devlet takdir eder tabii. Ama tehdidin kalkması gerekiyor.
ALTUĞ BERKER:Ever Hocam. Türkiye’de ilmi anlamda, PKK’nın dinsiz olduğunu ve dininin materyalizm ve Darwinizm olduğunu ilk siz açıkladınız ve ondan sonra o etki ile bu dindar görünümü vermeye başladı PKK. Halk kendi şeyini anlayınca, deşifre olunca, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:PKK’nın da Mehdiyet’i anlamış olması çok çok şaşırtıcıdır, çok hayret verici. Onlar da deccaliyetin öleceğini anlamışlar demek ki. Alınan tedbirler onu gösteriyor. Artık komünist propagandanın da bir yere kadar olduğunu anlamışlar gördüğüm kadarıyla.
ALTUĞ BERKER:Mehmet Şevket Eygi Hocamız bugünkü yazısında; Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde, İslam dünyasında mezhep savaşlarının kışkırtıldığını, hatta İran ve Türkiye’nin de birbirleri ile savaştırılmak istendiğini söyleyerek, böyle bir çatışmanın büyük bir felaket olacağına dikkat çekmiş. Zamanında İran ve Irak arasında 8 yıl süren savaşın sonucunda milyonlarca yaralı, milyonlarca ölü, harabeler ve tarifi imkansız acılar ortaya çıktığını hatırlatarak, bu savaşların pastasının emperyalist güçler tarafından toplandığını, yüz milyarlarca dolar kar ettiklerini belirtmiş. Yazısında “Allah Müslümanları beyinsizliklerden, fanatizmden, mezhep taassubundan korusun” duası ile bitirmiş.
ADNAN OKTAR:Mehdiyet’in üslubu Hocamız’daki üslup, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Mehmet Ali Birand’ın bir yazısı vardı Hocam. İshak Alaton’unKürt konusu ile ilgili sözlerine kulak verilmesi gerektiğini belirterek, Kürt vatandaşlarımızın çoğunluk oldukları bölgede artık kendi kendilerini yönetmek ve kendi ana dillerini kullanmak istediklerini, bu gerçeği içimize sindirmenin zamanının geldiğini belirtmiş. Başbakan Erdoğan’ın diğer liderler gibi PKK’yı suçlayıp, milliyetçiliği ön plana çıkararak tarihi bir fırsatı kaçırabileceğini, halbuki artık Kürt sorununda muhafazakar davranmanın hata olduğunu, Sayın Erdoğan’ın cesur adımlar atarak ve riskleri göze alarak tarihe geçme fırsatını değerlendirmesinin gerektiğini söylemiş. Özetle Mehmet Ali Birand üstü kapalı şekilde, Sayın Erdoğan’ın Türkiye’nin doğusunda bağımsız özerk bir bölge kurarak tarihe geçebileceğini, aksi takdirde ülkede büyük bir kaos, karmaşa yaşanabileceğini ifade etmiş. Ayrıca Öcalan’ın hapsinin, ev hapsine çevrilmesini yeniden gündeme getirmiş.
ADNAN OKTAR:Evet. Öcalan ev hapsi olacaksa diğer hapis olan insanın suçu ne? Bütün Türkiye’de hapiste olan herkesin ev hapsine dönüştürülmesi gerekiyor o kafayla. Bunun bir mantığı var mı? Kime kulak verilmesi gerekiyormuş, İshak Alaton’a mı?
ALTUĞ BERKER: Evet. Ertuğrul Özkök de korktuğunu belli eden bir yazı yazmış, “Haddimi bileceğim” demiş dün Hüseyin Çelik’in açıklamalarına binaen. “AK Parti’nin çetecilere ve mafyalara boyun eğmeyeceğini söylemiş Hüseyin Çelik Başbakan yardımcısı ve bu zihniyeti ayaklar altına alacaklarını ifade etmişti. Ertuğrul Özkök, Hüseyin Çelik’in bu ifadelerini kendince biraz tehdit gibi gösteren, imalı bir yazı yazmış. Bu zihniyeti ayaklar atına alma ifadesinin kendisini çok korkuttuğunu, gazetesi, ailesi ve kendi adına korktuğunu, bundan böyle bu konulara girmemeye ve son derece temkinli olmaya dikkat edeceğini, haddini bileceğini söylemiş.
ADNAN OKTAR:Evet. Güya kendince kurnazca bir üslup kullanıyor. Kanun ve hukuk ölçüsü içerisinde her şeyi konuşabilir. Hukuk içerisinde her şeyi konuşabilir. Kanunsuz bir şey oldu mu, kanun yakasına yapışır, o kadar, karmaşık bir şey yok. Biz Kuran’a kulak veririz, Kuran’ı dinleriz, sünneti dinleriz. Sağ duyuya, vicdana kulak veririz, dolayısıyla İshak Alaton’a itibar etmeyiz. Evet, bunu bilsinler.
ALTUĞ BERKER:Yalçın Doğan, Türkiye’de ülkeyi karıştıran her olayın ardında iddia edilen Ergenekon terör örgütünün aranmasına alaycı bir dille yaklaşarak, “hasta ruhlar” başlıklı yazı yazmış. Kürt sorununda, öğrenci gösterilerinin ardında, ya da AK Parti hükümetini güçsüz düşürme eylemlerinin ardında, hep derin devletin hesaplarının arandığını ve böyle bir tavra kendisini Gogol’un ünlü tiyatro yapıtında geçen, bir delinin kendisini kral ilan etme konusunu hatırlattığını söylemiş,
ADNAN OKTAR:Peki şu ana kadar olan yüz binlerce cinayeti kim işledi? Binaları kimler yaktı, bombaladı? Askerlerimizi kimler şehit etti? Polisi kimler şehit etti? İddia edilen Ergenekon terör örgütünü deşifre etmek esastır. Devlete yardım etmek esastır. Evet biraz Cübbeli’yi dinleyelim.
VTR: Cübbeli, İmam-ı Rabbani Hazretleri’nin beyanına göre Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesinin mümkün olmadığını söylüyor. Ayrıca deccalin zuhurunun kesin olduğundan söz ediyor.
ADNAN OKTAR:Çünkü Ortadoğu Projesi’nin bu şekilde uygulanması gerekiyordu da onun için, inşaAllah. Onun da nereye hizmet ettiğinden haberi bile yok. İmam-ı Rabbani’yi de boş yere alet eden bir üslup kullanıyor. Daha önce de söyledim, süfyan yok, deccal yok, alamet yok, 25 yıl geçmiş. 25 yıl geçmesine gerek yok ki, 1 yıl bile geçmiş olsa, 6 ay bile geçmiş olsa Hz. Mehdi (a.s.) çıkmadı, çıkmayacak, dedi. Hiçbir alamet olmayınca Hz. Mehdi (a.s.) çıkacak denir mi? Bir kere hiçbir yerden uymuyor. Uymadığı için de, 25 yıl da geçtiği için onu da ayrıca vurgulamıştır İmam-ı Rabbani. Yoksa zaten alenen belli Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkmadığı, zaten görüyor. Onun için Cübbeli boş yere İmam-ı Rabbani’ye sığınmaya kalkmasın, hadise göre hareket etsin, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Fetva soran kardeşlerimizi Mehmet Talu Hocamız’a yönlendiriyordunuz Hocam. DiniMeseleler.Com isimli internet sitesi var Mehmet Talu Hocamız’ın, burada bu sorulara cevap bulabilirler, sorular sorabilirler. Hocamız’ın hem eserleri var, hem sohbetleri var, hem de fetvalara cevapları var.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, bir daha söyle.
ALTUĞ BERKER:DiniMeseleler.Com
ADNAN OKTAR:Her türlü konuda güvenle bakabilecekleri bir internet sitesi. Tam Ehl-i Sünnet itikadına uygun en yetkili ağızdan, değil mi? Evet.
ALTUĞ BERKER:Fatih Altaylı iki gün önceki yazısında, hayatını gayri meşru yollarla kazanan insanlardan örnekler vererek, kişinin güzel ahlaklı olması ile maddi durumu arasında direkt bağlantı olduğunu vurgulamış. Yazısında, güzel ahlaklı olmayı engelleyen en önemli sebeplerden birisinin fakirlik olduğunu, dolayısı ile iyi ahlaklı olmanın en büyük düşmanının yoksulluk olduğunu söyleyerek, siyasetçilerin toplumun ahlak anlayışına aykırı olduğu gerekçesi ile televizyon programlarına ceza kesmekle uğraşmak yerine, ekonomi ile ilgilenmeleri gerektiğini tavsiye etmiş.
ADNAN OKTAR:Fatih Altaylı? Avrupa’da, dünyanın her tarafında birçok zengin, dünyanın en azılı ahlaksızlıklarını yapan adamlar. En azılı ahlaksızlar onlar. Fakirler son derece mazlumdur, güzel ahlaklıdır. Zenginler de güzel ahlaklıdır, ama demek ki fakirlikle ve zenginlikle alakası yok. Cibilliyetle alakası var, imanla ve inançla alakası var. Peygamberimiz (s.a.v.) başlangıçta fakirdi, birçok Peygamber fakirdi. Sahabelerin birçoğu fakirdiler, ama çok yüksek ahlaka sahiptiler. Hz. Ebu Bekir (r.a.) çok zengindi, ama çok güzel ahlaka sahipti. Demek ki doğrudan imanla alakası var, zenginlikle, fakirlikle alakası yok. Onun için Fatih Altaylı bu aklını kendisine saklasın.
ALTUĞ BERKER:“İnsanlığın bittiği an” diye bir haber vardı Hocam. Siirt’te en işlek caddede kaçırılmaya çalışılan bir genç kızın çığlıklarını toplanan vatandaşlar durumu sadece izlemekle yetindi, diyor. Görüntüleri var.
ALTUĞ BERKER:İngiliz The Guardian Gazetesi, “İstanbul’da bir ay Müslüman olun” başlığı ile bir haber yayınlayarak, LAT Faundation adlı bir sivil toplum kuruluşunun, İslam dinini daha iyi tanımak isteyenleri İstanbul’a getirerek, bu süre içinde bir Müslüman gibi yaşama imkanı sunduklarını yazmış. Söz konusu turda Ramazan ayı temel alınıyormuş. Tura katılanlar beş vakit namaz kılıyor, oruç tutuyor, alkol ve domuz eti tüketmiyormuş. Ayrıca İslam üzerine derslerin verildiği organizasyonda İstanbul’u tanıtmak için şehir turu düzenleniyormuş. Bu programın yöneticisi olan Ben Bouler, böyle bir geziyi Müslümanlarla dünyanın geri kalanı arasında çatışmaların yaşandığı günümüzde, Müslümanları ve İslam’ı daha iyi tanıtma amacı ile düzenlediğini açıklamış.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah, güzel. Sen anlat ben dinliyorum.
ALTUĞ BERKER:Hasan Pulur da Bedri Baykam’ın olayı ile ilgili yazı yazmış. Bedri Baykam’ın, geçmişte sanat adına kızlarla yaptırdığı çamur güreşi etkinliğiyle adını duyurduğunu hatırlatmış. Son saldırı esnasında feryatlarına kimsenin kulak vermeyişi ve yardımcı olmayışını şöyle ele almış. Bedri Baykam’a yardım etmek için arabalarına almayan kişilerin yanlış yapmakla birlikte, pek de haksız olmadıklarını, çünkü bu tip durumların sonrasında kişinin başına dert açılabileceğini, yaralıya yardımcı olan insanın suçlanma ihtimalinin olduğunu, nitekim bu nedenle aylarca sürünen kişilerin bulunduğunu ifade etmiş. Bedri Baykam’a yardımcı olmayan insanların da, bu ruh haliyle hareket etmiş olabileceğini belirterek, “Allah bu durumdan herkesi korusun” temennisinde bulunmuş.
Yeni internet siteniz var Hocam, Yaratılış.Com onu gösteriyorum.Yaratılış.Com, inşaAllah bu sitede yaratılışın delillerinden çok fazla örnekler bulabiliriz. Hocamız’ın iman hakikatleri kitaplarından istifade edilerek hazırlanmış bir internet sitesi. www.Yaratilis.Com , inşaAllah.
İman hakikati resimleri gösteriyorum Hocam, inşaAllah. MaşaAllah, bu hayvanların desenleri hepsi birbirinden farklı, birbirlerini o şekilde ayırt edebiliyorlar; özellikle kaplanlarda.
ADNAN OKTAR:Aman ne kadar şeker bunlar, maşaAllah. Ne kadar tatlı varlıklar bunlar, Allah ne kadar güzel yaratıyor, maşaAllah, elhamdülillah.
ALTUĞ BERKER:Bir ülke ile daha vizeler kalkıyor Hocam, inşaAllah, Ukrayna ile. Siz dört sene önce söylediniz, kimsenin tahayyül edemeyeceği bir konuydu. MaşaAllah, şu anda gerçekleşiyor. Türk-İslam Birliği’nin adım adım ilerleyişi vizelerin kalkmasıyla başladı, inşaAllah. Yaklaşık 60 ülkede vizeler kalktı Türkiye’de. MaşaAllah, bu söylediklerinizin gerçekleştiği 1300’ü aştı Hocam.
ADNAN OKTAR:Daha dur, daha dur, daha pasaportlar da kalkacak, inşaAllah. Daha başlangıcındayız. Evet.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Suriye’de katliam devam ediyor Hocam. 34 ölü olduğuna dair haber var. Suriye yönetimi katı ve sert tutumuna devam ediyor.
ADNAN OKTAR:Evet, bunlar katlanarak devam edecek. 2012’de daha da şiddetlenecek, bunu göreceksiniz, inşaAllah. İslam alemi bir türlü durulmayacak, ta ki Hz. Mehdi (a.s.) zuhur edinceye kadar. Dünya da durulmayacak, sürekli bir hareketlilik göreceksiniz.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah. Selahattin Duman da Bedri Baykam’la ilgili yazmış.
ADNAN OKTAR:Selahattin Duman? Ne diyor?
ALTUĞ BERKER:Selahattin Duman, Bedri Baykam olayında medyanın insanlık ölmüş demesi ve Bedri Baykam’ın da, bağırtısına tepki vermeyen sürücüler için dava açacağını açıklamasının yersiz olduğunu yazmış. Bedri Baykam’ın görünümüyle ilgili detaylar vererek, böyle bir kişiyi kimsenin arabasına almamasının normal olduğunu yazmış.
ADNAN OKTAR:Ne detaylar vermiş, ne demiş?
ALTUĞ BERKER:Sizin daha önce söylediklerinize paralel şeyler söylemiş Hocam. “Bedri Baykam’ı şahsen tanımasaydım, o yoldan arabamla olay anında geçseydim, saçı başı dağılmış, sarhoş mu, tiner mi çekmiş veya deli mi olduğu belli olmayan birinin aracıma hamle yapmasından korkardım” diyor.
ADNAN OKTAR:Yani doğru. Belli değil ki orada, kendini kaybetmiş, çıldırmış görünümü var, yani görünüm olarak öyle. Adam onu ne bilecek? Çünkü üzerinde kan da yok, bir şey de yok. Alkol komasına girmiş olabilir, aklına bir şey gelmiş olabilir, adam onu çıkaramaz, tanıyamaz da zaten, yani Bedri Baykam’ın böyle bir şey yapacağını, o kadar bağırtı yapacağını, o kadar arabaların üstüne gideceğini. Çünkü normal makul bir insan bir araba çevirir, biner arabaya gider hastaneye. Genç kız mesela, orada genç kızcağız, çocuk orada kuzu gibi yatıyor, cankurtaran bekliyor gayet sakin. Görülmüş bir şey değil, alışılmadık bir tepkiyle karşılaşınca panik olur insan. Korkar, canından korkar. Öyle bir insanı arabaya nasıl alsın? Ne olduğunu bilmiyor, konu belli değil. Yaralanıp yaralanmadığı bir kere belli değil hakikaten. Ayakta, var gücüyle bağırıyor, hiç yaralanmış görünümü yok. Kendini kaybetmiş görünümü var; üstü başı, eli yüzü. Yayınlasana o filmi bak.
ALTUĞ BERKER:Bulayım Hocam, inşaAllah.
VTR:Bedri Baykam’ın bıçaklı saldırıya uğradığı olaydan görüntüleri.
ADNAN OKTAR:Allahualem taksici de almazdı, o yanındaki öbür adamdan güvence gördüğü için almıştır. Çünkü ya aklını kaybettiyse? Hayati tehlike olur arabasının içine sokarsa. Onun, ona saldırmayacağını nereden biliyor? Onun için orada bir makullük olması gerekiyor önce, ona göre hareket edilir. Bir kere insan olgun ve nezaketli olur. Velev ki böyle bir şey olmuş olsa bile, Allah’a tevekkül eder. Biz yüzlerce yaralanan görüyoruz. Bizim Mehmetçiklerimizi delik deşik ediyorlar mübarekleri, bizim kuzularımızı. Annesine telefon açıyor; kurşun yemiş karaciğerinden, mideden, omzundan kurşun yarası alıyor o aslanlar, annesiyle helalleşiyor, gayet sakin telefon açıyor. Gidiyor arkadaşlarına yardım ediyor, yaralı olduğu halde. Bu kadar şamata kimse yapmaz, tam panik atak krizi gibi üslup. Dolayısıyla orada, olgunluk ve nezaket esastır o tip şeylerde. İnsan ölse bile, Allah esirgesin, yine nezaketlidir, yine asildir, yine edebini korur, yani kendini kaybedecek bir tavra gerek yok, inşaAllah. Her yerde Müslüman asil olacak, soylu olacak tavırlarında. Sahabeler de vurulmuşlardı, değil mi? Kolu kopanlar var, bacağı kopanlar var, daha hala Peygamberimiz (s.a.v.)’i savunuyorlar. Müslüman dediğin yiğit olur, delikanlı olur, Allah’a tevekkül eder, inşaAllah.
“Selamun Aleykum Hocam. Biz Tokat’ta Türk-İslam Birliği’ni savunuyoruz, tebliğ yapıyoruz, inşaAllah. Köylerde konferanslar yapıyoruz, A9 Kanalımızın tanıtımını yapıyoruz, el ilanları dağıtıyoruz. Gittiğimiz köylerin okullarına ve misafirhanelerine kitaplarınızdan hediye ediyoruz ve insanlar sizin sohbetlerinizi dinliyorlar” diyor. MaşaAllah, elhamdülillah.
ALTUĞ BERKER:“Bahreyn’de 16 camiiyi yıktılar” diye bir haber var Hocam. “Bahreyn’in nüfusunun % 60’ı Şii, ama Şiiler’in pek çok hakkı sınırlandırılmış durumda ve mecliste temsil edilmiyorlar. Bu nedenle bir süredir Bahreyn’deki Şii kardeşlerimiz eylem yapıyorlardı. “Polis eylemcilerin üzerine ateş açarak, çok sayıda kişinin vefatına sebep oldu”. Ayrıca bugün çıkan bir haberde, “birçok Şii camiinin yıkıldığı” söyleniyor.
ADNAN OKTAR:İslam aleminde her yer felaket içerisinde, ızdırap içinde, acı içerisinde kurtuluş bekliyorlar. Evet.
ALTUĞ BERKER:Bediüzzaman Hazretleri’nin; siz her zaman söylüyorsunuz sözünü, inşaAllah. “İslam aleminde hamiyet-i İslamiye feveran eder, Hz. Mehdi (a.s.) başına geçip, tarik-i hak ve hakikate sevk eder” diyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, o hamiyet-i İslamiye şu an sürekli tırmanıyor, sürekli gelişiyor, maşaAllah. Bediüzzaman’ın talebelerinden, sohbetlerinden dinleyelim yine.
VTR:Seyyid Salih Özcan Hocamız, Hz. Mehdi (a.s)’ın şahıs olacağını, İstanbul’da çıkacağını ve kendisinin de göreceğine anlatıyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah. Üstadımız’ın çok sevdiği bu muhterem insan, çok güzel müjdeler veriyor, maşaAllah.
Büyük fikir ve dava adamı Necip Fazıl Kısakürek Üstadımız’ın hayatıyla ilgili, fikirleriyle ilgili kısa bir film var, onu seyredelim, inşaAllah.
VTR:Necip Fazıl Kısakürek Üstadımız’ın hayatından kısa görüntüler ve Mehdiyet hakkındaki görüşleri yayınlanıyor.
ADNAN OKTAR: O “Ayağa Kalk Sakarya”’daki ifade, İslam aleminin uyanması, intibaa gelmesi, Türkİslam Birliği’nin oluşması, Hz. Mehdi (a.s)’ın başa geçmesi, özetle o, onu anlatıyor, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İlk siz anlatmıştınız Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, şerh etmiştik, maşaAllah, elhamdülillah.
ALTUĞ BERKER: Bir de Osman Yüksel Serdengeçti’nin bildiğiniz gibi “Bir Kahraman Bekliyoruz” diye bir şiiri var Hocam. Aynı şekilde Hz. Mehdi (a.s)’ı anlatıyor. 1952 Ağustos’unda Serdengeçti mecmuasının 17. sayısında, kapakta Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin temsili resmiyle yayınlanıyor. Bu nedenle Nur talebeleri şiirde Üstad’ın anlatıldığı söylüyorlar ama Allahualem net olarak Hz. Mehdi (a.s) anlatılıyor.
ADNAN OKTAR: Tabii ki.
ALTUĞ BERKER: “Bir kahraman bekliyoruz” mısraların hepsini okumuyorum. “Ve kurulsun ebedi Allah’ın saltanatı. Ufukları kaplasın bayraklarımız al al. Göklere zaferini çizsin vahşi bir kartal. Eğilsin öpsün gökler canım nazlı hilali; ordularım yeniden Tuna’ya akın etsin. Bir yıldırım çıksın da uzağı yakın etsin. Bir deha bekliyoruz, gençliğe mihrap olsun. Ruhları tutuşturan bir ateş mihrap olsun. Sinesinde birleşsin sağa sola sapanlar. Kahrolsun Hak dururken yabancıya tapanlar. Çık nerdesin zuhur et, biz seni bekliyoruz. Yıllardır yollarında yorgun emekliyoruz. Musa ol Hakk’a yüksel. Tecelli etti tuğra, zulmet yıkılsın gitsin. Cihan gark olsun nura.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, geldi demiyor, gelecek diyor, bekliyoruz diyor.
ALTUĞ BERKER: 1952 yılında evet.
ADNAN OKTAR: Tabii, burada Nur talebelerinin yanlış teşhisi olduğu çok açık, öyle olsa geldi derdi. Kavuştuk, geldi derdi. “Bekliyoruz” diyor. Bir daha oku şiiri.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. “Ve kurulsun ebedi Allah’ın saltanatı.”
ADNAN OKTAR: Türk-İslam Birliği, Allah’ın dininin dünyaya hakimiyeti, evet.
ALTUĞ BERKER:“Ufukları kaplasın bayraklarımız al al. Göklere zaferini çizsin vahşi bir kartal.” Türk-İslam Birliği haritasına benzetmiş galiba Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah, tabii ondan bahsediyor.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah. “Eğilsin öpsün gökler canım nazlı hilali. Ordularım yeniden Tuna’ya akın etsin. Bir yıldırım çıksın da uzağı yakın etsin. Bir deha bekliyoruz, gençliğe mihrap olsun. Ruhları tutuşturan bir ateş mihrap olsun. Sinesinde birleşsin sağa sola sapanlar. Kahrolsun Hak dururken yabancıya tapanlar. Çık nerdesin zuhur et. Biz seni bekliyoruz.”
ADNAN OKTAR: İşte açık alenen Hz. Mehdi (a.s)’a hitap var. “Bekliyoruz, çık” diyor. Öyle olsa çıktı derdi, zuhur etti derdi; Bediüzzaman olsa, evet.
ALTUĞ BERKER:“Yıllardır yollarında yorgun emekliyoruz. Musa ol Hakk’a yüksel. Tecelli etti tuğra. Zulmet yıkılsın gitsin. Cihan gark olsun nura.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, rahmetli o da çok büyük fikir ve dava adamıydı. Allah gani gani rahmet etsin Osman Yüksel Serdengeçti’ye. Çok muhterem, mübarek, büyük bir dava adamıydı. Büyük bir insandı, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah, biraz önce sizin okuduğunuz Tokat’taki gönüllü kardeşlerin resimleri var bende Hocam. İzledikleri ekranı çekmişler, beraber toplanıp izlerlerken görüntülerini kaydetmişler.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Türk İslam Birliği haritası ve kitaplarınızla beraber.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, çok güzel. Tokat çok güzel bir yer. Bütün Tokatlılar’a Selam. Allah oraları çok güzel yaratmış. Turhal, Tokat, bütün Anadolu, heryeri çok güzel Türkiye’nin, maşaAllah.
SUNUCU: Kısa bir aradan sonra programımıza devam edeceğiz.
Programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
ALTUĞ BERKER: Ankara’da kitap dağıtan gönüllülerin resimleri var Hocam.
ADNAN OKTAR:Aferin gençlere, helal olsun, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Türk-İslam Birliği gönüllüleri imza kampanyası.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Ankara delikanlı yatağıdır. MaşaAllah bütün Anadolu gibi, tüm ülkemiz gibi, maşaAllah. Böyle şevkle bunlar gayret ederlerse, bunu Allah dalga dalga yayacak, görecekler, inşaAllah. Çünkü çok haklı ve çok güzel bir düşünce, kaderde olan bir düşünce. Kaderlerini görecekler, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam eğer uygun görürseniz biraz önce gösteremediğim videoyu gösterebilirim, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tamam.
ALTUĞ BERKER: Siirt’te kız kaçırma vakası.
ADNAN OKTAR: Bakın o kadar insan toplanmış seyrediyor, hayrettir. İnanılır gibi değil yani. Yardım edin diye bağırınca bakılır mı?
ALTUĞ BERKER: Demesine bile gerek yok, uygun durumda müdahale edilir.
ADNAN OKTAR: Tabii, durum açık, ortada. Bir sürü adamsınız, iki kişi adamın kolundan tutsunlar, kızı alıp oradaki bir dükkana, bakkala götürürler o kızcağızı, adamlar da polisi, 155’i çağırırlar polise teslim ederler. Şahidiz derler, sonuna kadar da takip ederler, inşaAllah. Öyle şeylerde insan kendi avukatını da görevlendirir, işi gücü bırakır, onunla uğraşır. Gerekirse karakolda da çocuğun yanında olup yardımcı olmak lazım, Adliye’de de yardımcı olmak lazım, sonuna kadar takip etmek lazım. Telefon numarası da verirsin, bir şey olursa bizi arayın dersin, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. “Sayın Cumhurbaşkanımız’dan İsrail’e çağrı.” İlgili haberi okuyorum. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül New York Times Gazetesi’ne verdiği röportajda, Türkiye’nin İsrail ve Filistin arasında barış sağlamak için eskisi gibi rol oynama arzusunda olduğunu söyleyerek, Arap Birliği’nin İsrail’e 1967 yılı öncesi sınırlarına dönmesini ve Arap ülkeleriyle ilişkilerinin tamamen normalleşmesini teklif ettiğini hatırlatmış. İsrail’in bu teklifi değerlendirmesi gerektiğini belirterek, gelecek elli yıl içerisinde Araplar’ın bölgede nüfus olarak da ezici çoğunluğu elde edeceğini, üstelik bu yeni nesil nüfusun demokrasi ve özgürlük konusunda daha bilinçli olduğunu, dolayısıyla İsrail’in uzun vadeli tek başına kaldıramayacağını ifade etmiş.
ADNAN OKTAR: Yorumla.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Türk-İslam Birliği’nde İsrail’in de olup, kendini güvende hissetmesi, nitekim daha önce de öyle olduğunu ve Türkiye’ye, adaletine, güvenliğine kendilerini teslim etmelerini, Allah’ın izniyle bölgede rahat edeceğini ifade etmiş.
ADNAN OKTAR: Süper olur. En başından beri, yıllardan beri benim savunduğum bir gerçek bu. Osmanlı dönemi gibi huzurlu, neşeli, sıhhatli, zengin bir hayatları olur, son derece güzel olur, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnternet sitenizi tanıtıyorum Hocam, inşaAllah. SürüngenFosilleri.Com, sizin eserlerinizden faydalanılarak hazırlanan bu sitede, tüm sürüngen fosillerinin listesi görüntüleriyle veriliyor, inşaAllah. Ayrıca sürüngen evrimi hikâyesinin evrimci yayınlarda konu olmaya devam edişi, dinozor kuşları masalının gerçek yüzü, 350 milyon fosilin, nasıl evrim teorisinin geçersizliğini ispat ettiğini ve evrimcilerin sudan karaya geçiş masalı tüm açıklığı ile anlatılıyor. Tekrar ediyorum, inşaAllah. www.SurungenFosilleri.Com , inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. Işıklı Balta balığı, iman hakikati olarak filmini gösteriyorum, inşaAllah.
-VTR- Işıklı Balta Balığı.
ADNAN OKTAR:Evet. Mehmet Kırkıncı ve Fethullah Hocamız ile ilgili bir film vardı, onu da bir seyredelim.
-VTR-Mehmet Kırkıncı Hoca Hazretleri Fethullah Hocaefendi’yi yetiştirmiş, kıymetli bir mürşiddir.
ADNAN OKTAR: Evet, madem yayınladınız Mehmet Kırkıncı Hocamız’ın konuşmasını da yayınlayın. Sonra Fethullah Hocamız’ın Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili konuşmasını yayınlayın. Peş peşe onlar o zaman daha güzel olur. Hatta doğrudan ekleyin, filme.
VTR-Mehmet Kırkıncı Hoca Hazretleri İslam’ın bu yüzyılda dünyaya hakim olacağını ve Müslümanlar’ın bir lideri olacağından söz ediyor.
VTR- Fethullah Gülen Hocaefendi Hazreti Hz. Mehdi (a.s)’ı anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Neymiş? Zatmış, şahs-ı manevi değilmiş. Nasıl kaynak veriyor?
ALTUĞ BERKER:20 küsur sahabeden fazla, diyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, çoğunluğuyla anlatıyor, bir de diyor ki; “fıkıh konusunda bile bu kadar ittifak olmamıştır” diyor sahabelerde. Yani o kadar mütevatirdir diyor ve zattır Hz. Mehdi (a.s.), şahıstır diyor, değil mi? Hadisle söylüyor. Mehmet Kırkıncı Hocamız ne diyor? Şahıstır Hz. Mehdi (a.s.), şahs-ı manevi değildir, diyor. Hz. İsa (a.s)’ın bizzat şahsı, kendi gelecek, diyor. O da şahs-ı manevi değilmiş, değil mi? Şaşar beşer Faruk Beşer ne diyor Samanyolu TV’ye çıkıp, Mehtap TV’ye çıkıp? Şahs-ı manevidir, diyor. Biz Fethullah Hocamız’a mı inanacağız, Faruk Beşer’e mi inanacağız? Bediüzzaman’a mı inanacağız, Faruk Beşer’e mi inanacağız? Hepsinin üzerinde Resulullah (s.a.v.)’e mi inanacağız, Faruk Beşer’e mi inanacağız? Faruk Beşer şaşar beşer bu kafadan vaz geçecek, inşaAllah. Umuyoruz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Güzel kuş resimleri gösteriyorum, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Gözlere bak sen, gözlere. Bunların gagasını hafifçe ısırmak çok zevkli oluyor, ama çok hafif ısıracaksın. MaşaAllah, çok tatlıymış bu kuş. Aslında rahat etseler de beslenebilse bahçelerde falan. Ama işte çok büyük kafesler gerekir bunlara. Dar kafeslerde çok bunalıyorlar, yazık. Geniş, ferah olursa bakım o zaman mümkün, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Fosil gösterebilir miyim Hocam, inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Evet.
ALTUĞ BERKER: 125 milyon yıllık Kurt Ringa balığı.
ADNAN OKTAR:Kurt Ringa.
ALTUĞ BERKER: Evet.
ADNAN OKTAR: Hamsiyi andırıyor bunlar.
ALTUĞ BERKER: Evet, çok detaylı, iskelet yapısı her detayı görünecek şekilde fosili kalmış. Aynısı günümüzde yaşıyor, 125 milyon yıldır en ufak bir değişiklik olmamış. Evrimciler değişerek canlılar oluştu, diyor. Değişmediğine göre evrim yoktur.
ADNAN OKTAR: Bakın omurga sayısına varıncaya kadar aynı.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah, evet. Bir de Yusufçuk fosili göstereceğim. Bu da 175 milyon yıllık. Günümüzde yaşayan Yusufçukla bire bir aynı. 175 milyon yıldır değişmemiş. Evrimin olmadığının yaratılışın en büyük delillerinden, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet.Musevilik’te 13 tane iman esası var. Birincisi; “Allah var olan her şeyi yarattı ve onlara hükmeder.” Bu İslamiyet’le mutabık. “Allah birdir ve ondan başka ilah yoktur.” La ilahe illAllah diyorlar, bu tam mutabakat. “Allah’ın başlangıcı ve nihayeti yoktur,” sonsuzdur diyor, tam. “Yalnız Allah’a dua etmeliyiz,”diyor, bu da tam. Evet, birçok yönden Musevilik ile Müslümanlık mutabakat halindedir, evet. 13. maddede de, “Allah Mesih’i gönderecektir, Hz. Mehdi (a.s.)’ı gönderecektir ve geciktiği halde yine beklemek gerekir.” Gecikse de yine beklemek gerekir, 13. iman esasıdır Musevilik’te. Yani ehemmiyeti açısından, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Musevilik’teki ehemmiyeti açısından bu önemlidir.
ALTUĞ BERKER: Hocam, Hz. Hatice (r.a.) ile ilgili bilgi verebilir miyim, inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Evet.
ALTUĞ BERKER: Sevgili Validemiz, İslamiyet’i seçen ilk kadın sahabi. Hz. Hatice (r.a.) validemiz. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in ilk hanımı olan, Hz. Hatice (r.a) validemiz, aynı zamanda ilk Müslüman olan kadın. Değerli Validemiz aklı, feraseti, basireti ve hikmeti ile Kuran ahlakının yayılmasında büyük bir çaba harcamış. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in en büyük destekçilerinden biri, tevekkülü, cesareti, fedakarlığı ile tüm Müslümanlara örnek olmuştur. Peygamberimiz (s.a.v) kendisine vahiy geldiğini ilk olarak Hz. Hatice (r.a)’a söylemiş. O da aklı, basireti Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e olan tereddütsüz itaati ve güveni ile onun Allah tarafından seçilmiş olduğunu anlamış ve hemen iman etmiştir. Hz. Hatice (r.a), Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e Peygamberlik makamı verildiğinde, senin Allah’ın Resulü olduğuna şahadet ederim demiş ve Müslümanlığı kabul etmiştir. Araplar’ın önde gelen kavmi olan Kureyş Kavmi’ndendir ve ailesi de, Peygamberimiz (s.a.v) ile aynı soydan gelen Hz. Hatice (r.a), yaşadığı Arap topluluğun cahiliye ahlakını yansıtan kuralları içerisinde, pek çok zorlu imtihanla karşı karşıya kaldığı halde, çok güçlü ve dirayetli bir karakter sergilemiştir. Rivayetlere göre Hicret’ten üç yıl kadar önce, 19 Nisan 620’de vefat eden Hz. Hatice (r.a), İslam’ın henüz hakimiyet kazanıp, güçlenmediği bir dönemde yaşamıştır. O dönemde şartların güçlüğüne ve Mekkeli müşriklerin her türlü eziyetine rağmen, hiçbir kuşku duymadan Allah’a ve Peygamberimiz (s.a.v)’e duyduğu teslimiyeti sürdürmüştür. Hz. Hatice (r.a) yeryüzünde sadece üç Müslüman’ın bulunduğu İslamiyet’in ilk günlerinde, Resulullah (s.a.v) ve Hz. Ali (r.a) ile beraber bazen Kabe civarında, bazen evinde ibadet etmiştir. Mekkeli müşrikler Şibi Ebu Talib Müslümanları kuşattığında, kendisi de Peygamberimiz (s.a.v) ile birlikte yaklaşık üç yıl boyunca kuşatmaya cesur, kararlı ve yiğit bir tutumla sabretmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in Kıyamet’e kadar devam edecek olan temiz nesli Hz. Hatice (r.a.) Validemiz’den gelmektedir. Efendimiz (s.a.v.)’in diğer kıymetli zevcelerinden Hz. Maria (r.a.) hariç, ki ondan doğan İbrahim de sonradan vefat etmiştir, çocukları olmamıştır. Hz. Hatice (r.a.) Validemiz’den Efendimiz (s.a.v.)’in altı tane çocuğu olmuştur. Bunların en birincisi Efendimiz (s.a.v.)’in de soyunu devam ettirecek olan Hz. Fatıma (r.a.)’dır ki, ondan da Kıyamet’e kadar gelecek olan velilerin efendileri Hz. Hasan (r.a.) ve Hz. Hüseyin (r.a.) dünyaya gelmiştir. Ticaret ile uğraşan zengin bir kişi olan Hz. Hatice (r.a.) Validemiz, Müslüman olduktan sonra dünyevi değerlerin peşinden gitmek yerine, bunları Allah’ın rızasını kazanmak yolunda seve seve ortaya koymuş ve servetini İslam uğrunda harcayarak örnek bir ahlak sergilemiştir. Hz. Hatice (r.a)’ın iffeti ve vakarı İslamiyet’i kabul etmesinden önceki dönemde de dikkati çekmiş ve bu özellikleri nedeniyle o zamanlar da bile “Tahire” pak ve temiz kadın lakabıyla anılmıştır, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Sahabelerin hayatını duyunca, annelerimizin hayatını duyunca insanın içi açılıyor, maşaAllah.
“Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam, az önce yayında okuduğunuz “Bir Kahraman Bekliyoruz” şirinin ilahi versiyonunu size gönderiyorum, yayınlarsanız sevinirim. Hayri Küçükdeniz okuyor. Selam ve dua ile” diyor. Tamam, inşaAllah. “Merhaba Hocam. Ben ve arkadaşlarım sizin yakın takipçileriniziz. Gerçekten hayatımıza nur yağdırıyorsunuz. Eğriyi, doğruyu öğretiyorsunuz, vesile oluyorsunuz.” MaşaAllah. “Deccaliyet nedir?” diyor. Deccaliyet Darwinizm’dir.
ALTUĞ BERKER: Hocam Tevrat’tan bahsetmiştiniz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), zamanında bulunan Tevrat nüshalarını Yahudilere teslim ediyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’in Yahudilere olan barışcıl yaklaşımını gösteren bir husus da, Hayber’in fethi ile birlikte ele geçirilen Tevrat nüshalarını Yahudilere geri verilmesini emretmesi, inşaAllah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, çünkü Tevrat’ın geçerli olan kısımlarını Kuran’da bize gösteriyor Cenab-ı Allah. Tevrat denen bir kitap vardır, İncil denen bir kitap vardır, yok hükmünde değildir. Tahrif olan kısımları geçersizdir. Tahrif olmayan yerleri geçerlidir, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Medine vesikasına göre de Hocam var bildiğiniz gibi, inşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v) zamanında Müslümanlarla Yahudiler arasındaki sevgi ve saygıya dayalı ilişkiler şöyle özetlenebilir. “Müslümanlarla Yahudiler dostluk içinde ilişkilerini sürdüreceklerdir.” Medine vesikasındaki hükümler bunlar. “Her iki topluluk dini inançlarında hür olacaklardır. Şehir düşman saldırısına uğrayacak olurlarsa ortaklaşa savunacaklardır. İki taraftan biri, üçüncü bir tarafa savaş ilanına mecbur kalırsa, birbirlerine yardım edeceklerdir. İki taraftan birinin başkaları ile yapacakları barışlara her iki tarafta katılacaklardır. Diyetler, belli esaslar dairesinde ortaklaşa ödenecektir. Medine içinde ve dışında her türlü can güvenliği sağlanacaktır.” MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Museviler ile antlaşma bu.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Son maddeyi bir daha oku.
ALTUĞ BERKER: “Medine içinde ve dışında her türlü can güvenliği sağlanacaktır.” Birinci maddede, “Müslümanlar, Yahudiler ile dostluk içinde ilişkilerini sürdüreceklerdir.”
ADNAN OKTAR: Şimdi biz buradaki maddeye uyarız, buradaki hükümlere uyarız. Cübbeli’nin kafasına göre hareket edemeyiz veyahut başka bir kişinin kafasına göre hareket edemeyiz. Resulullah (s.a.v.) ne yaptı ise biz de ona göre hareket ederiz. Kuran ne diyorsa o, sünnet ne diyorsa o, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Üstad Bediüzzaman’la ilgili; uçak kazasından evvel Adnan Menderes’i uyarmış Hocam. Gitmemesi gerektiği konusunda uyarmak istemiş, talebelerini göndermiş. Şöyle anlatayım ben, okuyarak daha düzgün olur. Dr. Tahsin Tolu anlatıyor. “Ankara’ya gideceğim zaman Isparta’da Üstad’a uğradım. Üstad daima, Adnan Bey kardeşime selam söyle, o bizim himayemizdedir. Eğer biz onu himaye etmezsek; eliyle işaret ederek, bir anda altı üstüne gelir. Bizi alem-i İslam’dan, Pakistan’dan çağırıyorlar. Eğer burayı bırakıp-gitsek, bir anda altı üstüne gelir. Burayı biz muhafaza ediyoruz.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Daha sonra da Adnan Menderes’in Londra seyahati sırasında Üstad çok üzerinde durmuş. Ali İhsan Tulu, Atıf Ural’ı Menderes’e göndermiş, seyahatini tehir etmesini istemiş.
ADNAN OKTAR:Hayret, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Ancak arkadaşları, Menderes İstanbul’a gittiği için görüşememişler, Üstad’ın bu mühim arzusunu Menderes’e ulaştıramamışlar. Daha sonra “Üstad’ın bu derece telaş sebebi” diye tabir ediyorlar, ortaya çıkmış Menderes uçak kazası geçirmiş, fakat Allah’ın inayetiyle kurtulmuş.
ADNAN OKTAR:Evet, o İlahi bir ihtardı. Evet onda çok hikmetler var. Onu daha sonra daha geniş olarak ele alırız. Adnan Menderes konusunu geniş işleyelim bir gün. Evet, o ibretlerle dolu çok önemli bir konudur. Bediüzzaman’ın Menderes’le bağlantısı da çok hayatidir. Onu bir geniş konu olarak işleyelim daha sonra, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Bir de kerametlerinden bir tanesi var. O da Abdul Mecid Ünlükul’un hanımı Rabia Ünlükul, Bediüzzaman Hazretleri’ni Van’daki yıllarından tanıyor. Üstad, Rabia Hanım’ın eşine “sen benden yedi sene sonra vefat edeceksin,” demiş, aynen bu şekilde gerçekleşmiş. Rabia Hanım konuyu şu şekilde anlatıyor. “Bizim bey, çok hassas ve duygulu bir kimse idi. Seyda, yani Bediüzzaman Hazretleri kendisine, ‘merak etme sen benim vefatımdan yedi sene sonra vefat edeceksin’ demişti. Üstad’ın bu haberi de aynen çıktı. Üstad’tan tam yedi sene sonra 1967’de de kendisi vefat etti. Vefat ettiği senenin başında bana ara sıra ‘Rabia bu benim son senemdir’ derdi” diyormuş Hocam.
ADNAN OKTAR:Allah, Allah, maşaAllah. Hayret verici ama, kendi ölüm tarihini bilmesi, mezarının yıkılacağını bilmesi, 28 Şubat’ı önceden söylüyor, 70–80 yıl öncesinden söylüyor. 12 Mart’ı söylüyor, hepsini söylüyor, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, bir ahir zaman kronolojisi takvimini veriyor demiştiniz, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bütün ahir zamanı geniş bir perspektifle Allah ona göstermiş demek ki. Evet.
ALTUĞ BERKER: Şöyle söylemiştiniz Hocam: “Acının kökeninde İttihad-ı İslam’ın, Türk-İslam Birliği’nin olmaması yatıyor,” dediniz. “Eğer İttihad-ı İslam olsa, İsrail hapishaneleri Filistinlilerle dolu olmaz, derhal boşalırdı. Sargı bezi alalım, ilaç gönderelim deniyor sürekli, kimse İttihad-ı İslam olsun demiyor, şeytan dedirtmiyor, adamlar diyemiyor. İslam aleminin yüzde 10’u derse yeterli, başka şeye gerek yok, ama demiyorlar.” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Ama hayrettir. 1 milyon insan toplanıyor, kahrolsun diyorlar, işte kahrolsun şu, kahrolsun bu. Peki işin özü, konunun özüne gelelim. Ya Rabbi, bize İttihad-ı İslam’ı nasip et, Türk-İslam Birliği’ni nasip et, yani bir kelime. Hayrettir, şeytan dillerini bağlıyor, diyemiyorlar, söyleyemiyorlar yani. Onu deseler kurtulacaklar, bitecek olay. Topluca deseler kurtulacaklar, bitecek. Demedikleri için Allah nasip etmiyor. Israrla kaçınıyorlar. Birçok hoca efendiye bakın, alime bakın, Müslüman’a bakın, Müslüman topluluğuna bakın, her şeyi anlatıyorlar, her türlü konuyu anlatıyor, en çetin konulara giriyorlar, fakat Türk-İslam Birliği’ne, İttihad-ı İslam’a gelince adeta dilleri tutuluyor, şeytan basiretlerini bağlıyor, ferasetlerini bağlıyor, söyleyemiyorlar, bir mucize meydana geliyor. Söyle kardeşim, içinden gelmiyor dahi olsa söyle, Türk-İslam Birliği’ni istiyorum de, İttihad-ı İslam’ı istiyorum de. Söyle, olacak. Bak dediğinde olacak diyorum, söyleyemiyorlar. Büyük mitingler yapılıyor, mesela Suriye’de yapılıyor, Fas’ta, Tunus’ta, Cezayir’de, kahrolsun hükümet, kahrolsun şu, kahrolsun bu, hepsini söylüyorlar. Peki çözüm? Tek kelime yok. Kardeşim bağırsana İttihad-ı İslam istiyorum diye, söyle. Pankart aç hiç olmazsa; demokratik bir toplantı ise, izinli ise söyle bu gerçeği, beyan et, açıkla.
ALTUĞ BERKER:Bir yavru kedi göstereceğim Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yün yumağı gibi, ne şeker şeyler bunlar, hem candan, hem şeker.
Şeytandan Allah’a sığınırım. Nur Suresi, 46. Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor; şeytandan Allah’a sığınırım. “Andolsun Biz, açıklayıcı ayetler indirdik.” Yani şerh eden, açıklayan aynı zamanda, “Allah, dilediğini doğru yola yöneltip-iletir.” Yani hidayet verir ve doğru yola yöneltir, iletir. 2044 tarihini veriyor. Dünya hakimiyeti tarihini veriyor, inşaAllah. “Onlar derler ki: ‘Allah'a ve elçisine iman ettik ve itaat ettik’ sonra bunun ardından onlardan bir grup sırt çevirir. Bunlar iman etmiş değildirler.” Allah’a ve elçisine iman ettiysen o zaman Kuran’a göre hareket etmen lazım, niye hurafeye göre hareket ediyorsun, değil mi? İnşaAllah.“Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Resulüne çağrıldıkları zaman, onlardan bir grup yüz çevirir.” Nereye dönüyor? Hurafeye dönüyor, Kuran’a göre hareket etmiyor. Hurafe dediğinde havaya hopluyor. “Eğer hak lehlerinde ise, ona boyun eğerek gelirler.” Yani İttihad-ı İslam yok, Türk-İslam Birliği yok dersen, pilav serbest, işte sarığın boyunu da sekiz metre yapacaksın dersen, onda geliyor. Ama İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği dediğinde o ağrına gidiyor. Bakıyor orada o zaman işler uzayacak. Evliliği var, işi gücü var, ticareti var, yemesi, içmesi var, değil mi? Keyfi, zevki var. O zaman onu kabul edemiyor. Ama kolay olan, işine gelen kısımlar olduğunda onlar tamam. “Bunların kalplerinde hastalık mı var? Yoksa kuşkuya mı kapıldılar? Yoksa Allah'ın ve elçisinin kendilerine karşı haksızlık yapacağından mı korkuyorlar? Hayır, onlar zalim kimselerdir” zulmediyorlar diyor Allah. “Aralarında hükmetmesi için, Allah'a ve elçisine çağrıldıkları zaman mü'min olanların sözü: ‘İşittik ve itaat ettik’ demeleridir. İşte felaha kavuşanlar bunlardır.” Allah çok fazla Kuran ayetinde İttihad-ı İslam’ı farz kılıyor, en büyük farz. Müslüman ne yapacak? “İşittik ve itaat ettik” demeleri lazım. Bu Kuran’ın hükmüne uyacaklar, inşaAllah. “Yeminlerinin olanca gücüyle Allah'a yemin ettiler; eğer sen onlara emredersen mücadele edin diye. De ki: ‘And içmeyin, bu bilinen (örf üzere) bir itaattır. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.’" Bak hemen arka sayfada Nur Suresi’ne devam ediyor. Elli beşinci ayette, şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir.” Şart ne? İman etmek ve samimi olmak. “Allah vaadetti” diyor. Allah, “Hiç şüphesiz” diyor. Hiç şüphe etmeyin, “onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa,” ondan öncekileri nasıl öğreneceğiz? Kuran’a bakacağız. Kimi görüyoruz? Hz. Zülkarneyn (a.s)’ı görüyoruz. Kimi görüyoruz? Hz. Süleyman (a.s)’ı görüyoruz dünya hakimi olarak. Bak, “şüphesiz biz onlardan öncekileri nasıl güç ve iktidar sahibi kıldıysak, onları da yeryüzünde,” çünkü yeryüzündeki hakimiyetten Kuran’da iki yerde bahsediliyor. Bir, Hz. Zülkarneyn (a.s), bir Hz. Süleyman (a.s) kıssasında. “Onları da aynı şekilde yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak” dünyaya hakim edecek diyor. Ebcedi 2013 tarihini veriyor. “Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir.” Ayetinin ebcedi 2019 tarihini veriyor. “Kendileri için seçip beğendiği dinlerini, İslamiyet’i, kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak.” Yani her yönden din ahlakı dünyaya hakim olacak. “Ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir.” Savaşlar yok, kavgalar yok. “Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar.” Şirk koşmazlar, yobazlık yapmazlar. Bak, “şirk koşup, yobazlık yapmazlar. “Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır.” Demek ki yobazlık yapılırsa, samimiyetsiz olunursa kurtuluş yok. Samimi olursa kurtuluş var. Yobazlık yapılırsa kurtuluş yok. Ama Kuran’a uyulursa kurtuluş var. Nitekim, “onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar.” Bu ayetin ebcedi de 2050 tarihini veriyor. Bakın, 2019, 2013 ve 2050 tarihini veriyor. Bir ayetin içerisinde dünya hakimiyeti çok detaylı anlatılıyor. Anlamıyorum yok. Bak, “Dosdoğru namazı kılın,” hurafelerle değil, yobaz ilavelerle değil, Kuran’da tarif edildiği gibi namazı dosdoğru kılın. “Zekatı verin,” bol bol Müslüman Allah rızası için dağıtacak. “...ve elçiye itaat edin.” Peygamberimiz (s.a.v)’e, ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s)’a itaat edin. “Umulur ki, rahmete kavuşturulmuş olursunuz. İnkarcıların, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacaklarını sanma.” Yani deccaliyetin yeryüzünde Allah’ı aciz bırakacağını sanma, deccalin öyle bir gücü olmaz, diyor Allah. Deccaliyetin, “Onların son barınma yerleri ateştir. Ne kötü bir dönüştür o.” diyor Allah. Mahvedeceğim hepsini, diyor Allah.
ALTUĞ BERKER: Şöyle söylemiştiniz Hocam: “Türk-İslam aleminin büyük bir şu’rası olması lazım, oysa Müslümanlar paramparça. Avrupa Parlementosu gibi İslam Parlementosu’nun olması lazım. Böylece demokratik, sıcak, güzel bir ortam olacak. Laik sistemdir aynı zamanda da, çünkü laik sistem olmadığında münafıklık gelişir. Dindar gerektiği gibi dinini yaşayacaktır. Dinsiz de istediği gibi yaşayacaktır. Kimseyi dine zorlayamazsın. İşte bu laikliktir” dediniz, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Laiklik olmadığında münafıklık olur. Demokrasi İslam’ın temel ruhudur. Zaten temel ruhunda olan bir şeydir. Öbür türlü despotluk, tiranlık vardır. Demokrasi yoksa, despotluk, tiranlık. Demokrasi varsa özgürlük vardır. Özgürlük de laiklikle mümkündür. Laikliği kaldırırsan münafıklık olur.
Doktor Doğan Güneş Viyana Üniversitesi’nden soruyor. “Sayın Adnan Hocam, sevgiyle ellerinizden öperim. Programınızı çok feyzle izliyoruz, inşaAllah. Programınızın devamını diliyoruz. Sormak istediğim konu siyasete neden girmiyorsunuz? Sizin gibi dürüst, özü sözü bir insanlara ihtiyacımız var. Saygılarımla.” O zaman bizim bir partiden yarın hemen müracaatımızı yapmamız gerekiyor gecikmeden. Yok, Bediüzzaman bize izin vermiyor. “Siyasete girmeyin” diyor Nur talebelerine. Hatta Hz. Mehdi (a.s)’a da diyor Bediüzzaman, “siyasete girmeyeceksin” diyor. Risale-i Nur Külliyatı’nda Hz. Mehdi (a.s)’a özel talimatları vardır Bediüzzaman’ın. Bir talimatı da siyasete girmemesidir. Ben talebesiyim Hz. Mehdi (a.s)’ın, ben nasıl gireyim o zaman, değil mi? MaşaAllah.
Soner Menteşeoğlu, Düzce. Soner, onlar Atatürk’ün tırnağı olamazlar tırnağı, sana söyleyeyim. Atatürk, Elmalılı tefsirini hazırlattırmış, Buhari’yi tercüme ettirmiş, on binlerce Kuran dağıttırmış. O heriflere sor bakayım kaç tane Kuran dağıtmışlar? Atatürk camiiye çıkıp hutbe okumuştur. Namazlarını kılan bir insandı Atatürk. İmam Hatip okullarını kurdurdu, İlahiyat Fakültelerini kurdurdu, Diyanet İşleri Başkanlığını kurdurdu. Onlar İslam için, Kuran için ne yapmışlar bir bak, Atatürk’le bir kıyasla Atatürk’ün milyonda biri oluyorlarsa yanıma gelsinler, yoksa konuşmasınlar. Bedia Yeşil, Bedi; acayip anlamına gelir. Bedi, Bediüzzaman’ın ismi. Bedia da, hanım ismi olarak. Bedia Hanım sevgilerini, muhabbetlerini dile getirmiş. Biz de onu çok seviyoruz, sevgilerimizi iletiyoruz. Soyadı da güzelmiş, Yeşil. Cehcah hakkında bana soru sormuşlar. Merak etmesinler şimdilik, Hz. Mehdi (a.s)’ı öğrenin, en çok Hz. İsa Mesih (a.s)’ı öğrenin onlar yeterli.
SUNUCU: 00.30’dan itibaren Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri Programımıza A9 TV, Aksu TV, Gaziantep Olay TV, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve HarunYahya.TV sitemizden devam edeceğiz. Bizi yarın 22.00’den itibaren A9 TV, Çay TV, Kanal Avrupa, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo ve www.HarunYahya.TV sitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Cehcah’ı da, Kahtani’yi de daha sonra anlatacağım, acele etmesinler.
Sunumlar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...