SUNUCU: Adnan Oktar'la Gece Sohbetleri programımıza A9 Tv, Aksu Tv, Gaziantep Olay Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv, ve Harunyahya. Tv sitemizden devam ediyoruz. Buyrun Hocam. Ayrıca unutmadan, Alexandra Hanım'ın da programımıza katılımıyla devam edeceğiz.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Hürriyet Gazetesi'nde Mehmet Yılmaz yazısında Fenerbahçeli futbolcu Alex'in Başbakan Erdoğan'ı bizzat ziyaret ederek Türk vatandaşlığına geçmeyi talep etmesi ile ilgili yazı yazmış. Başbakanımız da bu talebi sevinçle karşılayarak Türk olarak hangi ismi almak istediğini sormuş; Alex de 'Ali' ismini almak istediğini belirtmiş. Mehmet Yılmaz Milliyet Gazetesi'nde bu konuyu gündeme getirerek bir Hıristiyan'ın Türk vatandaşlığına geçerken İslam dininde kutsal görülen bir Müslüman'ın ismini almasının bir tür ırkçılık olduğunu söylemiş ve bu durumun sorgulanması gerektiğini söylemiş. Sonuç olarak da bir Hıristiyan'ın Hz. Ali'nin adını almasını da yadırgadığını ifade eden bir yazı yazmış.
ADNAN OKTAR: Bilgisizliğinden. 'Ali' yine Musevi kökenli bir kelimedir. Eli'den gelir. 'Eli' Museviler de kullanıyor, Hıristiyanlar da kullanır. Yani ne alaka? Biraz uçmuş, bilgisizce bir üslup kullanmış, yanlış bir üslup kullanmış.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam İnşaAllah. Yalçın Doğan da yazısında, BDP'den Bağımsız Milletvekili adayı olan bazı siyasetçilerin adaylığı, Yüksek Seçim Kurulu tarafından eski mahkumiyetlerinden dolayı kanunen aday olamayacakları gerekçesiyle iptal edilmişti. Yalçın Doğan bu konuda Güneydoğu'da olay çıkaran Kürtler’in "Bizi seçime sokmuyorlar, biz de buraya onları pasaportsuz sokmayacağız" dediklerini, ayrıca, "Kürdistan'da her seçim sandığı, her seçim bölgesi ve her görevlisi hedefimizdir" şeklinde bildiri yayınlayarak önümüzdeki seçim süreciyle ilgili tehtidlerde bulunduklarını yazmış. Bu durumun ülke açısından büyük bir risk taşıdığını sözlerine eklemiş.
ADNAN OKTAR: Pasaport mu soracakmış? Yani çok abuk subuk bir ifade. Türkiye'de pasaport sorma. Sıkıysa bir sorsun bakalım, nasıl oluyormuş bir görelim. Öyle şey olmaz. Türkiye bir bütün, üniter yapısı var, değil mi? Her yer Türk vatanlaşlarına aittir. Adam 'ben bu bölgeyi ayırdım, işgal ettim, senden pasaport soruyorum' derse mafya örgütü olmuş oluyor bu ve büyük bir suç olur.
ALTUĞ BERKER: İsrail'de Netanyahu Hükümeti'nin politikalarını eleştiren onlarca Musevi akademisyen ve sanatçı bir araya gelerek temsili olarak Filistin Devleti'nin bağımsızlığını ilan etmişler. "Eylemciler amaçlarının İsrail Devleti'nin Filistinlilere hükmetmeye çalışması, sadece Filistinlilerin özgürlüğünü yok etmiyor; aynı zamanda bizim özgürlüğümüzü de yok ediyor" sözleriyle özetlemişler.
ADNAN OKTAR: Filistin, tabii gecikti tamamen eski topraklarına kavuşması lazım. Tam bağımsız, üniter yapısı olan bir devlet olması lazım. Meşru, legal bir devlet olması lazım, meşru bir ordusu olması lazım ve bütün ülkelerce tanınması gerekiyor. Bu İsrail için de bir güvence olur, onlar için de bir rahatlıktır. Ama barış ve kardeşlik içinde olmak çok önemlidir. Birbirlerine saldıran değil, birbirlerini destekleyen olması lazım. İsrail ordusu ile Filistin ordusu birleşip güvenliği sağlayan bir yapı içerisinde olması lazım. Birbirleri için tehtid değil, güvence olması gerekiyor inşaAllah. Bu da Mehdi (a.s.) devrinde olacaktır, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hz.Mehdi (a.s.)'den başka hiç kimsenin yapamayacağı.
ADNAN OKTAR: Belli yani Allahualem.
ALTUĞ BERKER: Bazı güvercin resimleri göstermek istiyorum, Hocam. Güvercinler ne kadar uzakta olurlarsa olsunlar her zaman yuvalarını bulabiliyorlar. Bunun sebebi gagalarında bulunan küçük demir partikülleri. Güvercinler bu partikülleri pusula olarak kullanıyorlar. Bu pusula sayesinde Kuzey Kutbu'nu tespit edebiliyorlar. Güvercinler aynı zamanda evlerine doğru olan güzergahta yaklaşık 1500 civarında görüntüyü hafızalarında tutabiliyorlar.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Çok tatlı temiz hayvanlar, bayağı mübarek hayvanlar, maşaAllah.
Tevbe Suresi çıktı. Şeytandan Allah'a sığınırım, 23. ayet. "Ey iman edenler, eğer imana karşı inkarı sevip-tercih ediyorlarsa", imanın karşıtı olarak inkar. Kuran'ı inkar etmek, İslam'ı inlar etmek, materyalizmi savunmak, komünist düşünceyi savunmak, böyle bir durum varsa. "Babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin”, “onları korumakla mükkellef olmazsınız” diyor, Allah. "Sizden kim onları veli edinirse, işte bunlar zulmeden kimselerdir", Allah bunu zulüm olarak alıyor. Eğer bağlılık gösterirse, sadakat gösterirse zulüm olarak gösteriyor. Uzak durmaları gerektiğini söylüyor, Allah.
ALTUĞ BERKER: Hocam şöyle söylemiştiniz: "Avrupa'da ekonomik kriz önümüzdeki günlerde daha da şiddetlenecek. Dine, imana, mukaddesata mecbur olacaklar. Mehdiyetin modern yönü, sıcak, sevgi dolu yönü onları olumlu yönde etkileyecek. Masonluğun bunda çok büyük etkisi olacak. Avrupa masonluğu Müslümanlığı destekleyecek. Tek kurtuluşun, tek refahın Müslümanlıkta olduğunu anlayacaklar. Müslümanlığı da gerçek demokrasiyi, huzuru, kardeşliği desteklediğini gördükleri için destekleyecekler. Bir cennet ortamı meydana getireceğini gördüklerinden buna kanaatleri geldikleri için destekleyecekler. Yoksa Avrupa yobazlığa karşı çok ciddi tavır alan bir yapıdır" dediniz, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, bu doğru. Şeytan'dan Allah'a sığınırım. Tevbe Suresi, 24. ayet: "De ki: 'Eğer babalarınız, çocuklarınız'", insanların en çok güvendikleri babalarıdır, babalarını ekonomik kaynak olarak da görürler, "'çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz (beyi veya hanımı) aşiretiniz (arkadaş çevresi) kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O’nun Resulü'nden ve O'nun yolunda cehd etmekten (emri bil mahruf nehyi anil münker)”, yani Mehdi (a.s.)'nin yaptığı bir faliyet gibi faliyet yapmaktan, "daha sevimli ise", yani onları Mehdiyete tercih ediyorsanız, "'artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin (ölüm gelinceye kadar bekleyin)" diyor. “O zaman da nasıl karşılık alacağınızı göreceksiniz” diyor, Allah. "Allah fasıklar topluluğuna hidayet vermez". “Fısk içinde olursanız hidayet vermem” diyor, Allah. “Ticaret yüzünden İslam'ı yaymaktan vazgeçmeyeceksiniz. Mal kazanacağım diye İslamiyet'ten vazgeçmeyeceksiniz” diyor. “Evlerde oturmak için, hoşunuza giden ev yüzünden, ev alabilmek yüzünden, iyi bir eve sahip olma amacıyla Müslümanlıktan, İslam'ı yaymaktan, Mehdiyetten vazgeçmeyeceksiniz” diyor, Allah. “Babalarınızın yüzünden, çocuklarınız yüzünden, kardeşleriniz yüzünden onların sebebiyle vazgeçmeyeceksiniz. Yakın arkadaş çevreniz nedeniyle de vazgeçmeyeceksiniz. Bunu yaparsanız helak ederim sizi” diyor, Allah. Bir üstteki ayette de zaten babaların, hakkı inkar eden bir tavrı olduğunda onları terk etmeyi söylüyor, Allah. Babası, annesi, akrabası, ailesinden herhangi bir fert, dayısı amcası kim olursa olsun. İslam'ı, Kuran’ı yaymakta, Mehdiyete yardım etmekte Müslümanı engelliyorsa bunun terk edilmesi gerektiğini, bu yapının terk edilmesi gerektiğini sarih, açık muhkem ayetle, Allah emrediyor. Aksi haramdır. 23 ve 34. ayet çünkü hiçbir şekilde başka türlü de yorumlanmaya da açık değil ayet. Çünkü çok sarahaten muhkem olarak açıklanmış. Muhkem ayette ikinci bir açıklama olmaz.
ALTUĞ BERKER: Hocam Bediüzzaman Hazretleri'nin bildiğiniz gibi Denizli Mahkemesi'nde Bediüzzaman Hazretleri ile ilgili talebeleri için Beşinci Şua hakkında berat kararı veren hakimlerden biri olan Hesna Şener Hanım hakkında bilgi verebilir miyim? Bazı yerlerde geçen kısa memuriyet ve hizmetinden sonra Denizli'ye hakim olarak tayin edilmişti. 1942 senesinden itibaren tam 33 yıl bu vazifede kaldı. 1943 senesinde Bediüzzaman Said Nursi’nin talebeleri ile birlikte verildiği Denizli Mahkemesi'nin adil hakimleriden biridir. Risale-i Nur'un hizmet tarihinde mühim bir dönüm noktası olan Denizli Mahkemesi'nin ilk beraat kararını veren merhum Muğlalı Ali Rıza Balaban Bey'in bu kararına iştirak etmiştir. Beidüzzaman Hazretleri bu hakimleri hakim-i adil ile beraber, hakiki adalete çalışan zatlar yanlız değil. Yalnız bizi, belki Anadolu'yu ve Alem-i İslam'ı manen minnettar eylemişlerdir, diye övmüş. Denizli Ağır Ceza Reisi Ali Rıza Efendi, dava dosyalarında suç teşkil edecek bir şey olmadığını Bediüzzaman ve talebeleri için beraat vermek istiyor kendisi. Ancak üye hakimler mutlaka ceza vermek istiyorlar. O sırada hakimlerden birisi hastalanıyor ve rapor alıp ayrılıyor. Hesna Şener Hanım da Denizli Mahkemesi'nde hakim. Ali Rıza Efendi Esna Hanım'a, "Aslında bu davada hiçbir suç unsuru yok, bu insanlar masum. Beraat kararına imza atar mısın?" demiş. Esna Hanım da hiç beklemeden, "atarım" deyince. Ali Rıza Bey onu Mahkeme üyeliğine getirmiş. Bunun üzerine birinci celsede değil de ikinci celsede, Eskişehir Mahkemesi'nde 6 ay ceza verilen Tesettür Risalesi dahil bütün Nur Risaleleri için beraat kararı veriyorlar. Beraat kararından bir müddet geçtikten sonra bir gün Üstad Bediüzzaman Hazretleri talebelerinden Ali İhsan Tola Ağabey'e: "Ali İhsan, Hesna kızıma selam söyle, ben onu manevi evlatlığıma kabul ettim" diyor. Ali İhsan Tola Ağabey, Hesna Hanım tesettürlü olmadığı için yanına gitmek istemiyor. Üstad üç ayrı defa kendisine söyledikten sonra gidiyor. Hesna Hanım Üstad'dan sevgiyle bahsediyor. Ali İhsan Tola Ağabey dönüşte Üstad'ın yanına gidip görüşmeyi anlatıyor. “Üstad'ın huzuruna vardığımda durumu arz ettim" diyor. Üstad, "Ali İhsan, ben onun ismini gavsların, kutupların yanına yazdım. Ona ben onlarla beraber dua ediyorum. Erkekler korktu, ama o kendisini ortaya koyarak Kuran davasına taraftar çıktı. Yarın mahşerde Kuran ona şefatçi olacak" dedi. Bana da, "Ne o? Hesna tesettürsüz diye darılıyor muydun? İşte tesettüre riayet etmiyor dediğin Hesna Tesettür Risalesi’ni de beraat ettirdi. Essebeb-ül Keffail, sebeb olan yapan gibidir sırrınca bütün sizin kazandığınız haseneler, sevaplar tamamen ona da yazılıyor. İşte bütün hasene o beğenmediğiniz Hesna'nın şecaat ve cesaretiyle dolu" dedi.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Burada Cübbeli'nin de anlaması gereken çok önemli noktalar var. Eğer iyi dinlediyse tabii. Horul horul uyumuyorsa. Onun uyku vakti gelmiştir, inşaAllah. Cenab-ı Allah Enfal Suresi 73. ayette diyor ki, şeytandan Allah'a sığınırım: "İnkar edenler birbirlerinin velileridir", organize hareket ederler, dünya çapında birbirlerini kollarlar. Mesela Darwinist, materyalist olan insanlar. Fransa'da da olsa, İngiltere'de de olsa Türkiye'de de olsa, başka yerlerde de olsa çok özenle birbirlerini destekliyorlar. Dünya çapında bir ittifak oluyor. Mesela Libya'ya karşı harekette bakıyorsun, tam bir ittifak oluyor. Başka İslam ülkelerine yönelik harekette basınıyla, radyosuyla, televizyonuyla, her şeyiyle, üniversiteleriyle tarifi mümkün olmayan, sanki böyle bir hükümetmiş gibi bir yönetimin bunları yönettiğini görüyoruz. Ne diyor Cenab-ı Allah? Şeytan'dan Allah'a sığınırım. "İnkar edenler birbirlerinin velileridir". Bütün dünya çapında birbirlerini korurlar, organize hareket ederler. Bir yerden olan bir olaydan hepsinin haberi olur, birine bir zarar geldiğinde hepsi birlikte onu kurtarmaya çalışırlar ve kurtarırlar kendi imkanlarıyla. Kendi düşüncelerine zıt bir düşünce olduğunda da, mesela anti-Darwisint bir hareket olduğunda da dünya çapında hepsi ittifak ederler. Nitekim bizim faliyetimizde bütün dünyada Darwinistler ayağa kalktılar bu Yaratılış Atlası'ndan sonra. Yeni Gine Bissau'dan tut, Kamboçya'dan çık. Rusya'dan Amerika'dan çık. Akıl almaz bir ittifak ağının olduğunu, akıl almaz organize bir yapılanma olduğunu binlerce yazıdan makaleden gördük. Nitekim Avrupa Birliği toplantısında da kadın çıkardı Atlası gösterdi, mücadele edilmesi gerekiyor dedi, değil mi?
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: "İnkar edenler birbirlerinin velileridir", birbirlerini desteklerler korur-kollarlar, birbirlerine yardımcı olurlar. "Eğer siz bunu (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yapmazsanız", birbirinizi dünya çapında koruyup kollamaz ve desteklemezseniz, yek vücud hareket etmezseniz, kardeşçe hareket etmezseniz, dost olmazsanız, İttihad-ı İslam'ı oluşturmazsanız, Türk-İslam Birliği'ni oluşturmazsanız “bütün yeryüzünde, dünyada bir fitne meydana getiririm” diyor, Allah. Yani “Muazzam acı çekersiniz. Fitne ve arkasından da büyük bir bozgunculuk, fesat olur. Bozguna uğrarsınız, sizi bozguna uğratırım. İşgale uğrarsınız, fakirliği üstünüze salarım, birbirinize düşersiniz, yılgınlaşırsınız, perişan olursunuz. Sizin hepinizi yener ve perişan ederim. Canınızı yakarım. Küfre, delalete, ateistlere, Darwinistlere, materyalistlere sizi ezdiririm ve mağlup olursunuz, kaybedersiniz” diyor. 74. ayette: "İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cehd edenler (çaba harcayanlar), onları barındıranlar ve yardım edenler, işte gerçek Mü'min olanlar bunlardır". Müminler ne yapıyormuş? Hicret edip gelen bir Müslümana yardım alıyor, nereden? Afrika'dan da gelse yardımcı oluyor. Tek bir topluluk olarak kabul ediyor Allah Müslümanları. Bir tane. “İman edecekler, hicret ediyorlar Allah yolunda bir yerden bir yere gidiyorlar. Allah yolunda gayret ediyorlar, Müslümanları barındırıyorlar, onlara yardım ediyorlar. Gerçek mümin bunlardır” diyor, Allah. “Bundan gerisi gerçek Mümin değildir” diyor, Allah. Müslümanların nasıl olması gerektiğini anlatıyor, Allah. "Onlar için bağışlanma ve üstün bir rızık vardır". “Zengin ederim” diyor Allah. Üstün bir rızık. “Kıtlık olmaz, ekonomik kriz olmaz. Bağışlarım, beladan kurtulurlar, ferahlık olur. Öbür türlü aksi olur, rızkınızı keserim. Sürünürsünüz, perişan olursunuz” diyor, Allah. Şu an olduğu gibi. Kuran'ın anlamı geniş.
ALTUĞ BERKER: Kitabınızı tanıtmak istiyorum Hocam: Vücut Elektriği Mucizesi. Hiç kimsenin aklına gelmez ama vücudumuz sürekli elektrik üretiyor. Tüm organlarımız bu elektrikle çalışıyor. Mesela elektrik zaman zaman kesilir, ama hiç kesilmeden hayatımıza devam ediyoruz, maşaAllah. Bu kitabınızda bu konuyu tüm detaylarıyla anlatıyorsunuz Hocam, maşaAllah. Çok güzel bir kitap. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Vücut elektriği nefes kesecek bir mucizedir, tek başına. Ama milyonlarca kez nefesini kesecek bir mucizedir. Bir kere iki kere değil, ama başlı başına hayretle içinde kalacağımız bir olaydır. Ne bilgisayardaki elektirik akımlarının, kabloların yapısıyla açıklanabilir, ne İstanbul elektriği ile kıyaslanabilir, ne Türkiye'deki elektrik sistemiyle kıyaslanabilir. Hepsinden daha büyük bir sistem var. Bütün Türkiye'deki elektrik ağını bir düşünün, kablo sistemini düşünün. Ondan daha kapsamlı bir elektrik kablo sistemi, elektirik ağı sistemi birbirine hiç karışmadan, birbirine zarar vermeden birbirlerini takviyeyle birbirlerini düzenler vaziyette. Mesela görmeyi işitme ezmiyor, birbirine karışmıyorlar. Dokunma, görmeye dokunmuyor. Müthiş bir düzgünlük ve mükemmellikte bu sistem çalışıyor. Küçücük bir spermden Allah böyle bir sistem meydana getiriyor. Yani bakın bütün Türkiye'nin şebeke ağını bir düşünün, ondan çok daha karmaşık ve mükemmel beyindeki elektrik ağı, elektrik sistemi. O kadar girift ve karmaşık. Hiçbir elektrik akımı diğer akıma karışmıyor ve bu sürekli, şu an devam ediyor. Her insanda devam ediyor ve tereyağından kıl çeker gibi oluyor. Onun için o kitap son derece hayatidir. Dikkatlice okuyan olursa bir nefesi kesilir, sonra bir kere daha, sonra bir kere daha hayretler içinde kalır. Tek başına olağanüstü bir mucizedir.
ALTUĞ BERKER: Hocam birazdan inşaAllah Amerika ile radyo canlı yayınımız olacak saat 01:00'de. Beş, on dakika içinde. Amerika Teksas’da tanınmış radyo kanalı Republic Brostcastling Network ile bağlantı kurmaya çalışıyoruz, inşaAllah. Röportajı yapan kişi Filistin asıllı yazar ve televizyon yapımcısı Hesham Tillawi. Siz daha önce iki kere bu kişiyle röportaj yapmıştınız, inşaAllah. Radyo kanalıyla şu an Amerika ile bağlantı kurulmaya çalışılıyor.
ADNAN OKTAR: Nisa Suresi, 125. ayet. Şeytan'dan Allah'a sığınırım: "İyilik yaparak kendini Allah'a teslim eden" bakın, Allah'a teslim olmak çok önemli bir şeydir. "Ve hanif olan (tevhidi olan, Allah'ın birliğini savunan) İbrahim'in dinine uyandan daha güzel dinli kimdir?" Yani “İslam dininin üstüne başka din olmaz” diyor, Allah. "Allah İbrahim'i dost edinmiştir". “Halilim” diyor, değil mi? Halil-ür Rahman. Hz. İbrahim'i Allah dost edinmiştir. Ne güzel, ne büyük nimet, maşaAllah. "Göklerde ve yerde ne varsa tümü Allah'ındır. Allah her şeyi kuşatandır". Şimdi Amerika'dan bize konuşacak olan arkadaşın sesini Allah yaratıyor. O yaratamaz. Biz güya Amerika ile konuşuyor gibi oluyoruz, tamam bir Amerika var. Ama sesi yaratan Allah'tır, Ameriya'yı da yaratan Allah'tır. Tercüme için Oktar geliyor, o da kaderinde tercüme için gelir, oraya oturur. Allah isterse bağlantı olmaz, Allah isterse olur.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah. Hz. Mehdi (a.s.)’ın, Kuran’ın nazil olduğu şekliyle halka öğreteceğini Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuş, İmam-ı Bakır naklediyor: “Muhammed (s.a.v) Ehl-i Beytinden olan, Kaim Hz. Mehdi (a.s.) kıyam ettiğinde Kuran’ı, Allah Teala’nın nazil ettiği şekilde halka öğretmeleri için, bazı kimselere çadırlar kuracaktır” buyurmuş.
ADNAN OKTAR: Evet. Hadiste.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bütün dedikleri teker teker oluyor, olacak da. Ama zaman alıyor biraz, zamana insanlar direnemiyorlar. Yani, zaman insanları çok bunaltır. Hz. Mehdi (a.s.) çok sabırlı bir insandır, talebeleri çok sabırlı insanlardır. Zaten o yüzden Mehdilik makamı alıyor. Yani en mühim sebeplerden birisi odur. Mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v.) o’da çok sabırlıydı. Bir anda olmuyor yani. Çok insanlar acelecidir. Halbuki son ana kadar çok zor şartlar olur. Her zorluğu, her engeli, her badireyi akılcı ve sabırlı bir şekilde aşmak gerekir.
ALTUĞ BERKER: Başka bir hadis-i şerifte Hocam, Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Dünyayı fitne ve düşmanlık sardığında her yer zulüm, fesat ve yağmayla dolduğunda, delalet ve inhiraf (doğru yoldan saptıran) kalelerini yıkmak, karanlık ve taş kalpleri tevhid (Allah’ın birliği tekliğiyle) insaniyet ve adalet ruhuyla aydınlatmak için, Allah büyük ıslahatçısını gönderecektir” buyurmuş, maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:“Din kardeşim, bu yazıyı görüp, okuyup Hocama vermezsen beddua edeceğiz haberin olsun” diyor. Şimdi öyle dedikleri için onlar da mecburen yazıyı vermişler. “Tüm dünyada, kitaplarda ve bilim adamları der ki: ‘Ergenekon Türklerin destanıdır’”. Doğru. “Ve 230 milyonluk Türk dünyası bu var oluşu, yani, Çinliler tarafından dağda kıstırıldılar Türkler. Yok olacakken, dağın bir tarafından bir çıkış menfezi bularak çıkarlar ve bu güne gelmemizi sağlamak için, başka diyarlara göç ederler. ‘Türklerin, 3000 yıldan bugüne kadar gelmesinin yegane nedeni, Ergenekon Destanı’dır’ diyorlar. Peki nasıl Türkiye’de, Türkler’in düşmanı oluyor Ergenekon?” Şimdi, iddia edilen Ergenekon terör örgütü ayrıdır, Ergenekon Destanı ayrıdır. Ergenekon Destanı, Türkler’in destanıdır. Şimdi onu ayırt edemeyecek kadar yani, sorunluysa bir insan, ben ne diyeyim? İddia edilen Ergenekon terör örgütü, devlet içerisinde yapılanmış bir mafya örgütlenmesidir ve bir cinayet örgütüdür. Kan dökücü komünist bir yapılanmadır. Ve utanmadan, haysiyetsizce Ergenekon ismini de çalmışlardır. Komünist yapı. Ulan komünistsin sen, ateistsin, Ergenekon’dan bahsediyorsun.
Buyrun Hocam, bir şey mi diyecektiniz?
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Siz daha iyi biliyorsunuz inşaAllah, bazı bu konuyla özel ilgilenen yazarlar, kitap yazanlar da son zamanlarda, bu ismi almasının sebebini, bir kişinin soyadına bağlıyorlar. Yani, soyadı Ergenekon olduğu için, o kişi de bu yapılanmanın içinde, bu organizasyonda üst düzeyde olan bir kişi olarak, soyadı da Ergenekon olduğundan, bu isimle şu anda adlandırılıyor, diyorlar.
ADNAN OKTAR: Ya kardeşim, her ne isimle olursa olsun. Mesela adam, komünistler kurnaz adamalardır. Şimdi, Abdullah Öcalan İslamiyet’i kendince alet etmek istiyor. Onun Müslüman olduğunu mu gösterir? Adam kızıl komünist, Stalinist, Leninist, gözü dönmüş psikopat bir adam. Peki, iddia edilen Ergenekon terör örgütü ne? Gözü dönmüş kan örgütü. Gözü dönmüş bir mafya yapılanması ve azılı zalimlerden, azılı psikopatlardan oluşan kahpe bir örgüt. Ergenekon ismini de çalmış adamlar. Yani başka bir isim de diyebilirlerdi. Yani, o isim ayrıdır, örgüt ayrıdır. Biz örgütü söylüyoruz. Yoksa, soyadı Ergenekon olan çok fazla kardeşimiz var. Ergenekon diye apartmanlara isim veriliyor, başka şeyler oluyor, değil mi? Ergenekon, Türkler’in destanıdır Ergenekon. O ayrı konu.
ALTUĞ BERKER: Dini isim de koyuyor Ergenekon mesela, siz daha iyi bilirsiniz. Hizbullah diyor mesela, halbuki Ergenekon’un bir kolu.
ADNAN OKTAR: Dolayısıyla, yani kutsal olan bir ismi almış olmaları, onları mafya olmaktan, cinayet örgütü olmaktan çıkartmaz. Bu alçak örgütlenmeye karşı, bütün milletimizin mücadele etmesi farz-ı ayndır. Türk milletinin varlık mücadelesidir. Türkler’i, Türk ismiyle, Türk destanıyla vurmaya kalkan komünist, kahpe bir yapılanmadır. Yani, kuzu kılığına girmiş kurttur bunlar. Kuzu postuna bürünmüş kurt. Sakın bu oyuna gelmesinler. Birçok kutsal amaç varmış gibi de gösterebilirler, mukaddesata bağlıymış gibi de gösterebilirler, değil. Bunlar 3 milyon vatandaşımızı bir gecede katletmeyi düşünen, sapıklardan oluşan alçak bir örgütlenmedir. Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti yerle bir etmeyi amaçlamaktadırlar. Hatta ben Atatürk’ün vefatında bile bu kahpe örgütün parmağı olduğunu düşünüyorum. Yani çünkü, bayağı sağlıklı sıhhatli bir insandı Atatürk. Yani, onların zehirlediğini, bir oyun oynadığını düşünüyorum. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun şahadeti, direkt bu kahpe örgütün yaptığı bir oyundur. Ve bunlar çok sinsidirler. Kendilerini sezdirmezler. Çok kahpe bir yapılanmadır. Sezdirmedikleri için, böyle yılan gibi derinden gittikleri için fark edilemiyorlar. Yargıda çok geniş bir yapılanmaları var, halen bekliyorlar şu an, pusuda bekliyorlar. Emniyet içinde de adamları var, devletin bir çok kadrosunda da adamları var. Devletin mühim kurumlarında da yine adamları var. Suriye’de, Irak’ta, Türk Devletleri’nin bir çoğunda bunların yapılanmaları var. Azerbaycan’da da yapılanmaları var. Türk Devletleri bunlardan yaka çırptı böyle, acayip nefret ediyorlar bunlardan. Bunlar Marksist, Leninist, komünist düşünceyi savunup, Türkiye’yi parçalamayı amaçlayan, Türk Milleti’ni eninde sonunda yok etmeyi amaçlayan, Türklüğün kutsal kelimelerini, kutsal sözlerini kullanarak, onların yanına sinsice yaklaşan kahpe bir örgüttür. Kızıl bir örgüttür, imansız, Allah’sız kitapsız bir örgüttür. Aman dikkatli olsun kardeşlerimiz. Askerimize, polisimize, devletimize yardımcı olalım, bu melanet örgütünden mutlaka kurtulalım. Farz-ı ayn. Hükümete de bu konuda yardımcı olalım, savcılara, mahkemelere yardımcı olalım. Bu pislik bitmeden Türkiye büyüyemez, büyüyemedi de. Ne ağır sanayi kurabildi, ne ilerleyebildi, ne güç kazanabildi, ne petrollerimizi çıkarabildik, hiçbir şey yapamadık. Elimizi ayağımızı bağladı bu örgüt. Ve bizim şu an kazancımızın büyük bölümü, milli gelirimizin büyük bölümü.
Radyo ile, canlı yayın bağlantısı yapılıyor.
Oktar Babuna tercüme ediyor:
OKTAR BABUNA: Size hoş geldiniz dedikten sonra: “Bu Arap dünyasındaki devrim ve ayaklanma hakkında ne düşünüyorsunuz?” diyor.
ADNAN OKTAR: Genel olarak Arap dünyasındaki ayaklanmaların ana nedeni Mehdiyet’tir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) vaktini ve zamanını söylemiştir. Şeklini de söylemiştir. Aynı Peygamber Efendimiz’in söylediği şekilde bir huruç, bir hareketlenme başlamıştır. Tiranlara karşı, deccallara karşı, zalimlere karşı, anti-demokratik yapıya karşı, baskıya zulme karşı Müslümanlar direnmeye başladılar. Mehdiyet’in birinci basamağıdır. İkinci basamağı, üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci basamağı vardır. Yedinci basamağında Mehdi (a.s.) zahir olacaktır inşaAllah.
OKTAR BABUNA: “Bize söyler misiniz? Kim planladı bunu? Herhangi birisi mi planladı bu devrimi?
ADNAN OKTAR: Hızır (a.s.). Tevrat’ta ve İncil’de işaret edilir Hızır (a.s)’a.
OKTAR BABUNA: Tercüme: “Ben şimdiyi kast ediyorum, şimdi bunun arkasında kim var? Kim planladı?
ADNAN OKTAR: Şu anda Hızır (a.s.) hayatta, canlı ve harekatı O yönetiyor.
OKTAR BABUNA: Tercüme: “Hızır (a.s.) kimdir?”
ADNAN OKTAR: Metafizik bir varlıktır. İstediği zaman insan görünümüne gelen, istediği zaman eşya görünümü de alan, istediği an bir başka zaman boyutuna geçebilen, zamanın ilerisine ve gerisine geçebilen metafizik bir varlıktır. Hz. İsa (a.s.)’a yardım edecektir, Hz. Mehdi (a.s.)’a yardım eden bir varlıktır. Geçmiş Peygamberlere yardım etmiştir, Hz. Musa (a.s.)’a yardım etmiştir. Bir televizyon filminde de görüldü, atlı bir varlık. Böyle bir bulut şeklinde, atlı bir varlık. O, İncil’de de geçen bir gerçektir, o puslu bir görüntüyle olduğunu da belirtiyor, İncil. Bu işte Hızır (a.s.)’dır.
OKTAR BABUNA: Sorusunu sordu. “Ben etrafıma baktığımda, İngilizlerin torpidolarını görüyorum, Amerikalı’ları görüyorum?” Birazdan bunu cevaplıyalım diye, ara verdiler.
ADNAN OKTAR: Evet. Hızır (a.s.)’ı pek tanımıyorlar. O kendini o kadar çok tanıtmadığı için, pek bilmiyorlar. Torpido morpido falan, Hz. Hızır (a.s.) öyle şeyleri pek dinlemez. Yani, devletlerin yıkılışında, devletlerin kuruluşunda Hz. Hızır (a.s.) görev alır, inşaAllah. Allah’ın izni olmadan hiçbir ordu hareket edemez. Bütün ordular Allah’ın kontrolündedir, Kuran ayeti var. Her ordu Allah’ın emrindedir. Mutlaka bir hayır ve hikmet olur, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam. Geçen akşamki sohbetinizde, “Kuran’ın ruhunu kavrayan, Kuran’ın sırlarını anlayana, aklın kapısı açılmıştır” demiştiniz. Peygamberimiz (s.a.v.)’de Kuran’ın içinde birçok sırlar olduğunu söylüyor, şöyle: “Kuran 7 harf üzerine indirilmiştir. Kuran’ın zahiri, batını, haddi, mütalağı vardır”. Bediüzzaman Hazretleri ise bu konuda şöyle söylüyor: “Kuran’ın lafızları öyle bir tarzda vaaz edilmiş ki, her bir kelamın, hatta her bir kelimenin, hatta her bir harfinin, hatta bazen bir sükutun çok vücuhu bulunuyor. Her bir muhatabına ayrı ayrı bir kapıdan hissesini verir”, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bediüzzaman’ın Kuran tefsiri metodu muhteşemdir. Çok güzel yani, benim gördüğüm en mükemmel Kuran tefsiri metodudur, maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Tercüme: “Eğer metafizikse bu güç, nasıl oluyor da Amerikalıları, Fransızları, İngilizleri oraya getiriyor ve zorluyor onları değişmeye?”
ADNAN OKTAR: Hz. Hızır (a.s.) herkesi ve her şeyi kullanır. Amerikalıları da kullanır, Fransızları da kulanır. Eğer onlar oraya gelmezse, Müslümanlar uyanmazlar. Onları harekete geçirecek güce ihtiyaç vardır. Onların, hamiyet-i İslamiyesinin harekete geçmesine ihtiyaç vardır. Allah Hızır (a.s.)’ı o konuda görevlendiriyor. Oraya orduları getiren de Allah’tır. Müslümanların şevkini artırır, heyecanını artırır. Birlik ve beraberlik olma ruhunu artırır ve feveran ettirir. Öbür türlü, işte Yemen’de olduğu gibi ot çiğniyorlardı, kimi duman çekiyordu, efendim, def çalıp, darbuka çalıp birçok yerde. İslam ülkelerinin çoğunda keyifleri zevkleri yerindeydi ama Allah rahatlarını bozdu. Allah, İttihad-ı İslam’a onlara zorladı ve onlarda şu an, İttihad-ı İslam’ı istemeye başladılar. Daha da yoğunlaşacak, daha da çok isteyecekler. Tabii hepsi için değil bu, bir kısmı hakikaten görevini yapıyor, samimi tavrını koyuyor, ama bir kısmı yan gelip yatıyor. Allah yan gelip yatanları böyle uyandırıyor.
OKTAR BABUNA: “Madem öyle (haşa) Filistin’de neden 63 yıldır (haşa) Allah ve Hz. Hızır (a.s) Amerikalıları ve İngilizleri bu şekilde göreve getirmedi?”
ADNAN OKTAR: Ne demek o?
OKTAR BABUNA: “Filistin’de 63 yıldır devam ediyor bu olaylar, neden olmadı bu şekilde?”
ADNAN OKTAR: Filistin zaten zamanında komünizmin kalesiydi. Marksist, Leninist, komünist sistemin okuluydu. Allah onlara o acıyı, ızdırabı çektirerek onlara Kuran’a, İslam’a yaklaştırdı. Sonradan Filistin bu hale geldi. İlk halinde Türkiye’deki komünistler bile oraya komünizmi öğrenmeye gidiyorlardı, okul gibiydi. Darwinizm, materyalizm Filistin’de hakimdi. O acılar sonucunda onlar İslamiyet’e, Kuran’a döndüler, Müslümanlığa döndüler. Halen de Allah döndürüyor, o şekilde yaklaşıyorlar. Onun dışında yaklaşmıyorlar. İnsanların fıtratında vardır bu. Tabii hepsini tenzih ederim. Büyük bölümü böyle.
OKTAR BABUNA: “Türk-İslam Birliği’nden bahsediyorsunuz. Türk-İslam Birliği’nin ne olduğunu anlatır mısınız?”
ADNAN OKTAR: Türk-İslam Birliği, Türk devletinin öncülüğünde, Türk milletinin öncülüğünde bütün İslam ülkelerinin, bütün Türk devletlerinin birleşip kardeş olmaları, içlerine aynı şekilde İsrail’i de kardeş olarak almaları, Ermenistan’ı da, Ruslar’ı da kendi içine kardeş olarak alıp Asya’da ve Avrupa’da büyük bir güç haline gelip barışı ve kardeşliği oluşturmaları, demokrasiyi ve laikliği gerçek anlamıyla tesis edip sanatta, bilimde, estetikte, güzellikte, güzel ahlakta en yüksek seviyeyi bulmaları.
OKTAR BABUNA: “Burada İsrail nasıl dahil olacak Türk-İslam Birliği’ne? Siz Türk dediğiniz zaman kimler gelecek buraya? Türkler, bütün Araplar, İsrail, Museviler, hepsi dahil olacak mı buna?”
ADNAN OKTAR: Tabii ki Türkler yönetici konumunda olacaklar. İsrail, Osmanlı döneminde de bizim topraklarımız içerisindeydi. İsrail’i biz her zaman koruyup kolladık. Musevileri her zaman koruyup kolladık. İsrail derken bölgedeki Musevileri bahsediyorum. Ta İspanya’dan alıp buraya getirdik. Osmanlı ecdadımız yaptı. Peygamber Efendimiz (s.a.v) zamanında da onlar koruyup kollandılar. Hıristiyanlar korunup kollanmışlardır. Dolayısıyla Türk-İslam Birliği olduğunda Hıristiyanlar da, Museviler de hatta müşriklerde korunup kollanmak durumundadır. Farzdır bu, Müslüman’ın üstüne bir görevdir bu. Yedi emanımızda olacaklar, tabii ki koruyup kollayacağız. Huzur içinde, bereket, bolluk içinde yaşamaları için zemin hazırlayacağız, imkan hazırlayacağız. Türklük alemi, İslam alemi tam bir özgürlük güce kavuşmuş olacak. Onurlu, şerefli, güzel bir hayatları olacak. Daha onurlu, daha şerefli.
OKTAR BABUNA: “Siz Osmanlı İmparatorluğu’nun mu geri döneceğini söylüyorsunuz? O mu direlecek, canlanacak?”
ADNAN OKTAR: Osmanlı İmparatorluğu’nda askeri hükümranlık vardı. Türk-İslam Birliği’nde her ülke bağımsızdır, hepsi üniter yapıları korurlar, hiç kimsenin dinine ve inancına baskı olmaz. Fakat bir başka ülkeye saldırı olduğunda Türk-İslam Birliği ona müdahele eder. Anarşiyi ve terörü durdurur. Ekonomik denge ise Avrupa Birliği gibi. Avrupa Birliği nasıl? Avrupa Birliği’nin daha insancıl, daha sevgi dolu, daha aşka dayalı, Allah korkusuna, Allah sevgisine dayalı sisteminin bir yansıması gibi.
OKTAR BABUNA: “Türk-İslam Birliği dediğiniz zaman Türk-İslam Birliği nasıl oluyor? Hem Türk, hem İslam Birliği mesela İsrail için ve burada Müslüman olmayanlar için, Müslüman olanlar içinde?”
ADNAN OKTAR: Türkler yönetici konumunda olduğu için Türk diyoruz. Yani Türkiye’nin liderliği olduğu için, Türk milletinin öncülüğü olduğu için yani öncü olanı, lider olanı mutlaka isminin verilmesi lazım. İslam da bütün insanlığı kavrayan bir dindir. Yani bütün Hıristiyanları da, Musevileri de korur. Budistleri de korur, böcekleri korur, hayvanları korur, bitkileri korur. İslamiyet’in vasfıdır bu. İslam koruyucu, şefkatli, merhametli muhabbet dinidir. Dinin hükmüdür bu. Bu yüzden böyle bir durum oluyor, böyle bir güzellik oluşuyor.
OKTAR BABUNA: “Özellikle sizinle iki, üç yıl önce de konuşmuştum. O zamandan beri bunun gerçekleşmesi için somut adımlar attınız mı? Pratik adımlar attınız mı?”
ADNAN OKTAR: Somut adımları Allah atıyor. Biz Allah’ın yarattığı kadere uyuyoruz. Şu an İslam ülkelerinin arasında muazzam bir yakınlaşma oldu hiçbir tarihte görülmeyen. Türk ülkeleri arasında hiçbir tarihte görülmeyen yakınlaşma oldu. Vizeler kalktı, pasaportlar kalkma aşamasında, muazzam şuurlanma oluyor ve bütün İslam aleminde hürriyet, demokrasi ve bağımsızlık için müthiş bir heyecan ateşi buraları kapladı. Herkes bunu görüyor. Allah yönlendiriyor Mehdiyet’i.
OKTAR BABUNA: “Demokratik sistem İslam’i öğretilere nasıl uygun olabiliyor?”
ADNAN OKTAR: Demokrasinin kaynağı zaten İslam dinidir. Demokrasiyi alanlar İslam’i kaynaktan almıştır. Hz. İbrahim (a.s)’dan, Hz. Musa (a.s)’dan, Hz. Nuh (a.s)’dan ve geçmiş diğer Peygamberlerden alınmış bir bilgidir demokrasi. Sosyal adalet, demokrasi düşüncesinin kaynağı zaten kutsal kitaplardır. Allah’ın gönderdiği kitaplardır.
OKTAR BABUNA: “Demokrasi var mıydı?”
ADNAN OKTAR: Kısmen. Gerçek demokrasi Hz. Mehdi (a.s) devrinde olacaktır.
OKTAR BABUNA: “Türk-İslam Birliği’nde başkan, lider hep Türk mü olacak? Ve bu babadan oğula mı geçecek Osmanlı’da olduğu gibi?”
ADNAN OKTAR: Kaderde Hz. Mehdi (a.s)’a hakimiyeti verecektir. Lider Hz. Mehdi (a.s)’dır. Hz. Mehdi (a.s)’dan sonra çeşitli şahıslar vardır. İsim isim belirtilmiştir kaderde geleceği belirtilen. Yine onlar da seyid olan kişilerdir. İşte Cehcah, Kahtani, çeşitli şahıslardan bahsedilir. Allah’ın takdiri olan insanlar olacaktır. Ama onlar da yine demokrasinin ruhunu savunarak göreve geleceklerdir. Babadan oğula geçme yoktur. Çünkü Hz. Mehdi (a.s)’ın zaten oğlu olmayacak. Hz. Mehdi (a.s)’ın çocuğu olmayacaktır. Hadiste belirtilmiştir. Hz. Mehdi (a.s)’dan sonra Hz. İsa Mesih (a.s)’dır imam. Hz. Mehdi (a.s)’ın istirhamıyla Hz. İsa Mesih (a.s) imam olacaktır, lider olacaktır. Ondan sonra diğer liderler.
OKTAR BABUNA: “Bu zamanların sonuna doğru mu olacak bu barış dolu zaman?”
ADNAN OKTAR: Bu zamanın içine girdik, on yıl içinde bu dediklerimi görmeye başlayacaksınız.
OKTAR BABUNA: “Bu sizin bahsettiğiniz Türk-İslam görüşüne göre, mesela Amerika’da bazı ufak gruplar var. Fakat bunlar artarak devam ediyor. Kendinden geçerek göğe çıkacaklarını söylüyorlar. Bu bu dönem mi? Sizin bahsettiğiniz bu şekilde mi?”
ADNAN OKTAR: Kendinden geçerek göğe çıkacak olanlar ağır uyuşturucu etkisinde olan şahıslardır. Yüksek dozda eroin alırsa adam göğe de çıktığını görür, toprağın altına girdiğini de görür. Öyle hurafelere gerek yok. Hz. Mehdi (a.s) devrinde her şey gayet güzel, gayet mükemmel şekilde gelişecektir. Gelişiyor, devam ediyor. Zaten hadiste de aynen belirtildiği gibi Hz. İsa Mesih (a.s)’ın gelişiyle de bu bayram, bu düğün çok çok güzelleşecektir. Daha zenginleşecek. Şu an Hz. İsa Mesih (a.s)da görev başındadır. Zahir olduğunda zaten herkes tanımış olacak.
OKTAR BABUNA: “Sizi Hıristiyanlar da dinliyor şu anda. Dinleyen milyonlarca Hıristiyan da var. Sizde yaşların uyuşturucunun etkisi altında olduğunu söylüyorsunuz. Bu fikirler arasında benzerlikler de var, ayrılıklar da var. Fakat sizi şu anda dinliyorlar. Sizin ne söylediğinizi bu bakımdan.”
ADNAN OKTAR: Şimdi durduk yere adam ben uçacağım diyorsa bu anormal bir şeydir. Hıristiyan da söylemez. Bu normal bir hareket değildir. Benim söylediğim Hz. İsa Mesih (a.s) gelecektir. Çok akıllı bir Peygamberdir. Bizim Peygamberimizdir. Hıristiyanların da Peygamberidir. Çok akıllı, güzel bir sistem kuracaktır. Sosyal adalet hakim olacaktır, sevgi hakim olacaktır. Şimdi ben biraz sonra burada uçacağım dersem o anormal bir hareket olmaz mı? Bir Hıristiyan da bunu söylerse bu da anormal br hareket olur. Benim söylediğim Hıristiyanlara ters düşecek bir şey değil, gayet makul bir şey söylüyorum.
OKTAR BABUNA: “Siz Hz. Hızır (a.s)’dan bahsettiniz. Metafizik bir varlık olduğundan, Müslümanlar da Hz. İsa (a.s)’ın çıktığını düşünmüyorlar mı fiziksel olarak?”
ADNAN OKTAR: Evet doğru tabii ki Hz. İsa (a.s) göğe alınmıştır. Yeniden gökten yere gelmiştir. Şu an vazife başında Hz. İsa (a.s). havarileri var, talebeleri var ve faaliyet halinde.
OKTAR BABUNA: “Eğer fiziksel olarak mantıklı ise Allah diğer insanları da fiziksel olarak alamaz mı? Hz. İsa (a.s)’ı aldıysa”.
ADNAN OKTAR: O kıyamette, kıyamet vaktinde var. Ama ben şu ankini söylüyorum. Kıyamet vaktinde tabii Allah hepimizi alacak, hepimiz ahirete gideceğiz.
OKTAR BABUNA: “On yıl içinde diyorsunuz. Biz ahir zamanın bir gün ya da bir ay yakın olduğunu değil, burada bahsedilen Hıristiyanların iyi olanlarının göğe alındığı, kötü olanlarının acı çekmek için geri bırakıldığı söylenen...”
ADNAN OKTAR: Yok. İyi olan herkes, güzel olan herkes, Müslüman olan herkes, Hıristiyanların da hakkı savunan, İslam olan, Müslüman olanları vardır. Hz. İsa (a.s) zamanındaki havarileri gibi, Hz. Musa (a.s) zamanındaki hak dine uyan Müslümanlar var, Musevileri o devirdeki, Peygamberimiz (s.a.v) zamanındaki Müslümanlar var, sabaheler var. Hepimiz, tamamımız, son zamanlarda İslam bütün dünyaya yayılacak. Tamamımız Allah’ın huzuruna gideceğiz. Tabii ki bir mekan değiştirme olacaktır. Metafizik olarak dünyanın şekli değişecektir. Kıyamet kopacaktır. Hepimiz Allah’ın huzuruna alınacağız. İnsanların bir kısmı cennete, bir kısmı cehenneme gidecekler.
OKTAR BABUNA: “Bu söylediğiniz kıyamet bir gün mü? Yani her şey bir günde mi olacak?”
ADNAN OKTAR: Yaklaşık, belki saat hesabıyla sürecektir. Dünyaya iki büyük meteor, iki büyük gök taşı çarpacak. Dünya dönüş yönünü terse çevirecek. Güneş battığı yerden doğacak. Çok büyük bir deprem silsilesi başlayacak. Dağlar kum gibi erimeye başlayacak. Çok şiddetli depremler meydana gelecek. Bunun sonucunda dünya tamamen dağılacak. Buna işte kıyamet diyoruz. Burada bütün insanların mahkeme edileceği son gün olmuş oluyor. Bütün dünyadaki insanlar, gelmiş geçmişteki bütün insanlar, hepsi mahkeme edilecekler. Hak, doğru yolda olanlar cennete, yanlış yolda olanlar da cehenneme gidecekler. Bu kadar sadedir. Karmaşık bir sistem yok.
OKTAR BABUNA: “İnkarcılar cehenneme gidecek değil mi?”
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA: “Dünyanın politikacılarıyla, önde gelenleriyle, entellektüelleriyle konuştunuz mu? Bunlardan sizin düşüncelerinize evet diyen oldu mu?”
ADNAN OKTAR: Amerikan Devlet Başkanı da, Fransızların Devlet Başkanı da, İngilizlerin Devlet Başkanı da bu hakikatin farkındalar. Rusların Devlet Başkanı da farkında.
OKTAR BABUNA: “Benim sorduğum herhangi bir lider sizinle bu görüşlerinizi paylaşıyor mu?”
ADNAN OKTAR: Demin söylediğim o anlamda zaten.
OKTAR BABUNA: “Siz dediniz ki bunun farkındalar. Sizinle bu görüşü paylaşıyorlar mı benim sorduğum bu?”
ADNAN OKTAR: Onlar kıyametin yakın olduğunu biliyorlar, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın geldiğini biliyorlar, İslam’ın dünyaya hakim olacağını biliyorlar. Bildikleri bunlar.
OKTAR BABUNA: “Hz. İsa (a.s) geldi mi?”
ADNAN OKTAR: Evet. Bilsem de söylemem. Onun faaliyeti açısından çok tehlikeli olur böyle bir şey.
OKTAR BABUNA: “Peki biliyor musunuz nerede olduğunu?”
ADNAN OKTAR: Demin söyledim ama anlamadı mı?
OKTAR BABUNA: “Ben anladım siz söylemek istemiyorsunuz nerede olduğunu? Dünyada olduğunu söylediniz. Sadece nerede olduğunu biliyor musunuz?”
ADNAN OKTAR: İki yer söyleyeyim de o zaman içleri rahatlasın. Bir, Avrupa’da oluyor zaman zaman, Amerika’da oluyor zaman zaman, üçüncüsü de Kudüs’te oluyor zaman zaman.
OKTAR BABUNA: “Malesef zamanımız bitti. Yarım saniyemiz kaldı. Size çok teşekkür ediyoruz. İnşaAllah tekrar birlikte olacağız.”
ADNAN OKTAR: Bende teşekkür ediyorum. Amerikalıları çok seviyorum. Bunu bilsinler. Avrupalıları çok seviyorum. Bütün dünyadaki insanları seviyorum. Hepsine şefkat duyuyorum. Hz. Mehdi (a.s) devrinde, Hz. İsa (a.s) devrinde çok rahat edeceğiz, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Sizinle röportaj yapmaktan çok memnun olduğunu ve inşaAllah bir gün sizinle yüz yüze röportaj yapmak istediğini söyledi.
Güncel Yorumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Konferans setleri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...