SUNUCU:Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza A9 Tv, Aksu Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Mardin Kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz.
ALTUĞ BERKER:Hocam, rahmetli muhterem Erbakan Hocamız ile Mehmet Talu Hocamız’ın resimleri var.
ADNAN OKTAR:Bakayım. MaşaAllah, Erbakan Hocamız, Mehmet Talu Hocamız’ı çok severdi, o da Erbakan Hocamız’ı çok severdi, bakın orada Hocamızla çok güzel bir sohbet anında. Mehmet Talu Hocamız, Erbakan Hocamız’ın çok güvendiği, değer verdiği, mübarek bir insandır. Erbakan Hocamız’a karşı, hep sadık oldu, ömrü boyunca hep sevgi gösterdi, saygı gösterdi, hiçbir zaman sadakatten ayrılmadı, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Mahmud Efendi Hazretleri ile de beraber resmi vardı Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah. Mahmud Hocamız nur, nur maşaAllah. Mehmet Talu Hocamız da, Mahmud Hocamız tarafından çok sevilen mübarek bir insan, Mahmud Hocamız’ın sağ kolu adeta maşaAllah. Mahmud Hocamız, Mehmet Talu Hocamız’a geçenlerde bir söz söylemişti, ne diyordu?
ALTUĞ BERKER:“Sen bize lazımsın”, bir duası vardı, şu an tam sözlerini hatırlayamadım ve “ümmete lazımsın” mealindeydi.
ADNAN OKTAR:Evet, mübarek başla, Bismillah.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam, Bismillah, www.Kurandaebcedtarihleri.cominternet sitesiniz Hocam inşaAllah. Bilindiği gibi, Arapça’daki her harfin sayısal bir değeri var. Bundan istifade edilerek yapılan hesaplamalar var. Siz bu sitenizde, Kuran’daki bazı ayetlerde yapılan ebced hesaplamaları sonucu çıkan, dikkat çekici tarihleri, internet sitenizde yayınlatıyorsunuz Hocam, inşaAllah. Burada ayetler, ebced değerleri, nasıl hesaplandığı; www.Kurandaebcedtarihleri.cominternet sitenizden öğrenebilirler inşaAllah.
ADNAN OKTAR:www.Kurandaebcedtarihleri.com, çok önemli, güzel.
Kudbettin Gülen kim?
ALTUĞ BERKER:Fethullah Hocamız.
ADNAN OKTAR:Bakın Hocamız 1980’lerde ne diyor: “Asrımızda, beşeriyet tarafından takdir ve tazimle anılması gereken bir dönemi yaşıyoruz.” Ahir zaman, ilk defa olan bir dönem. “Uzun bir ızdırap devresinden sonra, yeniden saadete kavuşan ve asırlarca süren keşmekeş ve perişaniyetimizden sonra,” “asırlarca süren” diyor, bir asır, iki asır değil, “yeniden çehrelerimize tebessüm gelmeye başladı. Zira kupkuru sema ümit verici bulutlarla dolmuştur. Zemin düşecek her damlaya karşı sinesini şakşık edip yarılmaya hazırdır.” Yani anlatılacak, tebliğ edilecek her şeye karşı, yeryüzündeki insanlar hazırlar. Allah, Hadi ismiyle tecelli ediyor. “Karın sancıları gün be gün ciddileşiyor.” Yani Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametleri, Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhur alametleri gün be gün arttığı için, her ay, her yıl sürekli Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhur alametleri kendini gösterdiği için, “karın sancıları gün be gün ciddileşiyor. Doğacak çocuğun sesini yakın bir gelecekte duyacağız.” Doğacak çocuk kimdir? Muhammed Mehdi (a.s) değil mi? Bakın; “doğacak çocuğun sesini yakın bir gelecekte duyacağız.” Yani ‘Hz. Mehdi (a.s)’ın sesini duyacağız’ diyor, ‘radyolardan, televizyonlardan, her yerden duyacağız’ diyor, 1980’lerde. “Binbir filiz zeminin ciddi karın sancıları içinde “Bismillah” deyip, başlarını dışarı çıkaracakları anı bekliyorlar.” “Binbir filiz zemininin” yani Bediüzzaman diyor ya; “tohumlar filize dönüşecek, sümbüllenecek” diyor. “ciddi karın sancıları içinde “Bismillah” deyip, başlarını dışarı çıkaracakları anı bekliyorlar.” Yani Hz. Mehdi (a.s ) talebeleri, sümbüllenecekleri anı bekliyorlar. “Büyük bayramın arifesindeyiz.” Yani asr-ı saadet devri gibi bir devrin, Hz. Mehdi (a.s) devrinin arifesindeyiz. “Bütün zalim ve münafıklar her yerde her şeyleriyle iflas etmiş durumdalar.” Darwinistler, hepsi yerle bir durumdalar diyor. “Son çırpınışarını veriyorlar. Sular, son olarak bulanıyor. Bunun verasında bulaşma görülecek, inşaAllah. Müjdeler olsun gariplere.” Peygamberimiz (s.a.v.) hangi garipleri müjdeliyor? Hz. Mehdi (a.s) ve talebelerini değil mi? Hadislerinde ne diyor? “Benim zamanım acipti, ahir zamanda gariptir. Ne mutlu o aciplere” diyor. Bediüzzaman, Hz. Mehdi (a.s) için ne diyor? “Acip şahıs” diyor. “Müjdeler olsun gariplere. Ve bu büyük kavgada göğüslerinde silahları söndüren muhabbet fedailerine.” Hz. Mehdi (a.s) ve talebeleri silahları ne yapıyor? Göğüslerinde söndürüyorlar. Ne diyor? “Ve bu büyük kavgada göğüslerinde silahları söndüren ‘Muhabbet fedailerine.’” “Yeniden Doğuş” diye bir yazı yazmış.
“Hilal Biricik.” Ne güzel isim. Allah’ın en güzel isimleri üzerinde tecelli eden mübarek Muhammed Adnan Arslan Hocam.” Doğru soyadım Arslan. Soyadımı mahkeme kararıyla düzelttireceğiz. Uzun güzel bir yazı yazmış kardeşimiz. “Allah’ın izniyle cennette size kocaman sarılıp, bir daha sonsuza kadar sizi hiç bırakmamayı Allah’tan isteyen, bu dünyada size bir türlü doyamayan, Hilal Biricik.” Ah canım benim o, acayip seviyor beni maşaAllah. Fakat ben de onu görmedim ama görmeden seviyorum maşaAllah. Çok güzel bir yazı yazmış ama uzun bir yazı. Diyor ki: “Ama gerçekten gözüme uyku girmiyor.” Dinsizlere de acayip gıcık olmuş, yaptığı tebliğleri anlatmış, çok güzel, bekleyeceksin güzel Hilal Biricik, güzeller güzeli Hilal, bekleyeceksin, sabırlı olacaksın, daha dur yolun başındayız Bismillah. 2012 de kolları sıvıyoruz, biz daha hiçbir şey yapmadık ki. Biz sadece tanıştık, “Selamun Aleykum” dedik, daha kapıdan gireceğiz. 2012’de, “Ya Allah Bismillah” deyip, Hz. Ali Haydar-ı Kerrar gibi, faaliyetlere döne döne başlayacağız.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Dün videosunu gösterdiğimiz, Danimarkalı Şeyh Efendi Abdulvahit Pedersen, 1982 yılında Müslümanlığı seçmiş Hocam. Halen İslam’ı tanıtan çok etnikli bir Müslüman Danimarka organizasyonu olan Diyalog Halindeki Müslümanlar Derneği’nin başkan yardımcısı. Aynı zamanda Kopenhag’taki, İslami Hıristiyan çalışma merkezinin yönetim kurulu başkan yardımcısı. Şeyh Abdulvahit Pedersen, Danimarka Müslüman Yardım Derneği’nin de kurucularından ve halen aynı organizasyonun genel sekreteri. Resimde elinde Yaratılış Atlası var ve dün çalışmalarını ve kitaplarınızı övmüştü maşaAllah. Çocuklar için, Dinler Global Avrupa temsilcisi ve İsveç İslam Akademisi’nin yönetim kurulu üyesi. Kendisi, 1997 yılında, Danimarkaca Cuma Hutbesi vermeye başlayan ilk imam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, Allah sayılarını arttırsın. İnsanlara, maddenin hakikatini iyi anlatmak lazım. Maddenin hakikatini bilmiyorlar, onu 2012’lerden sonra açık, sarih olarak anlatacağım. İster ayılan olsun, ister bayılan olsun, anlatacağım. Ama şu an teknik, teorik anlatıyorum inşaAllah. Sonra açık, aleni olarak anlatacağız. Yani insanlar, sırları açık açık bilsinler, dünyanın gerçeğini tam anlasınlar, ahireti tam kavrasınlar, cennete tam hazırlık yapsınlar, Allah’ın rızası için yaşasınlar inşaAllah. Bu gaflet perdesi, gittikçe kalkacak, deccalin büyüsü bozulacak. Deccal, dünyada insanlara şu an hipnoz yapıyor, telkinle televizyonlardan, radyolardan, gazetelerden hipnoz yapıyor. Sürekli bazı şeyleri tekrar ederek, büyünün etkisine sokuyor, büyüde de öyle olur, bazı kelimeler sürekli tekrar edilir, insanlar farkına varmadan transa geçerler, hipnoza geçerler. Deccal, şu an dünyayı geniş çaplı transa soktu, dünyaya büyü uyguladı ve hayrettir bu mucize tarzında, dünyada bu büyü oluştu. Yani büyü, istisnasız bütün insanları kapladı, onun etkisi altındalar, bir hipnoz etkisi altındalar. O hipnoz, 2012’den itibaren çözülmeye başlayacak, insanlar beyinlerinde bir berraklık ve ferahlık hissetmeye başlayacaklar. Yani büyünün olduğu dönemle, olmadığı dönem arasındaki beyinlerindeki şiddetli farklılıktan anlayacaklar. Beynin üstünden büyü kalktığında, vücut acayip rahat eder, hafıza çok rahat eder, muhakeme yargı çok açılır. Adamlar diyorlar ya; “anlatıyoruz, anlatıyoruz anlamıyorlar”, o zaman anlattığında, hemen anlarlar. Şu an büyünün etkisiyle anlayamıyorlar. Allah, deccale özel olarak imkan vermiş, güç vermiştir, müthiş bir hipnoz kabiliyeti vardır. Bediüzzaman diyor ki; “Hipnoz-sihir ve manyetizma ve ispirtizma gibi istidraci (hipnoz ve ruhlarla bağlantı tarzındaki sahte mucizeleriyle) harikalarıyla kendini muhafaza eden (koruyan) ve herkesi teshir eden (büyüleyip etkisi altına alan) o dehşetli deccal ise” diyor ve devam ediyor.
“İbrahim ve Can, Turhal/Tokat, Selamun Aleykum. Sayın Hocam, Mesih deccali zamanı geldiğinde, bizler de şahsen görebilecek miyiz?” İşte Darwin dedim. Darwin geçti o. Hz. Mehdi (a.s), deccal ve süfyan öldükten sonra gelir. Onların enkazını, tahribatını tamire gelir. “Kuran-ı Kerim’i Türkçesinden okuyoruz.” Doğru, Türkçe bilen, Türkçe okuyacak tabii. Sonuna kadar itinalı bir şekilde okuduktan sonra, Türkçe olarak hatim duası yapıyoruz, hatip yapmış olur muyuz?”Hem de nasıl, bayağı güzel bir hatim olmuş oluyor. Çünkü anlamını öğreniyorsun. Kuran’ın Arapçasını okuduğunda, hatim yapıyorsun, “ne anladın? diyorsun, “hiçbir şey anlamadım” diyor. Arapça, anlamaz tabii. Bismillah’ı anlar, Allah’ın isimlerini anlar da yani genel anlamını anlamaz. Veyahut belirli kısımları belki birkaç cümle çıkarabilir ama Türkçesini okuduğunda, hepsini tam kavramış olur, bu, tam hatimdir. “Allah’ın izniyle ve sizin vesilenizle inşaAllah ittihad-ı İslam oluşacak, Türk İslam Birliği kurulacak, İslam bu yüzyılda dünyaya hakim olacak inşaAllah. Ellerinizden öpüyoruz, hayırlı sohbetler.” Biz de sizlerin ellerinizden öpüyoruz ama sabırlı olacaksınız, daha başındayız, en az bir on yıllık söke söke mücadelemiz olacak inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Deniz salyangozlarının resmini gösteriyorum Hocam. Olağanüstü renklere sahip ve kabuğu olmayan, yumuşak bir bedene sahip canlılardır. 3 binden fazla türü var. Her türlü saldırıya açık olmasına karşı, çok az hayvan, bu deniz salyangozuyla beslenir. Çünkü kuvvetli bir zehir taşıyor, ısırgan hücreleri içinde bunu taşıyor, ancak bu hücreleri kendisi üretmiyor, hidroit adlı canlılarla besleniyor ve bu hayvanlardaki zehirli ısırgan hücrelerini alıp, kendi bedeninde barındırıyorlar. Bu zehirli hücreler sayesinde, düşmanlarına karşı etkili bir koruma sağlıyorlar, bu zehirli hücreler de kendilerine zarar vermiyor.
ADNAN OKTAR:Bu ne şahane alem kardeşim. Bunları içine girip, yaşayacaksın maşaAllah, çok şahane. Cennette de böyle alemler olacak inşaAllah, su altında da alemler olacak, su üstünde de alemler olacak, hepsini görüp yaşama imkanımız olacak inşaAllah. Bediüzzaman; “Hayal süratindedir” diyor. Yani hayal sürati, anında, ışık hızından daha hızlıdır. “Bir insan hayal süratiyle istediği yere gidebilir” diyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Muhterem Muhammed Seyyid Adnan Hocamız. Tekrar Fransa’dan Mahir Bölükbaşı, Klarmonferan Milli Görüş cemaatinden sizlere çok Selamlar. Buralar Papa 2. Urbain’in Haçlı seferlerinin başlatıldığı şehir, inşaAllah. Mehdyet’in güzellikleri burada da hissediliyor. Birçok kardeşimiz, sizi buradan izliyor, size olan muhabbetimiz tarif edilmez. Sizlerle tanışmamıza sebep olan, Zeki Sucullulu Hocamız’dan Allah razı olsun. Kendisinin kınayanın kınamasından korkmayan vaazları devam ediyor. İnşaAllah sizlerden dua bekliyoruz. Rabbimiz bizleri, Hz. Mehdi (a.s) öncüleri eylesin inşaAllah. Mahir Bölükbaşı, Ziya Bölükbaşı, Ali Bölükbaşı, Mustafa Bölükbaşı, Faruk Balcı, Kudret Yusuf Nazlı, Mücahit Özaltun.”
ADNAN OKTAR:Devamı vardı onların; Nihat Demirkoparan, Lütfü Özkan ve Zeki Sucullulu Hoca. Hay maşaAllah, hepsine Selam. Allah yolunuzu açık etsin, Fransa’daki mücahitler, cehd ehli yani cehd eden, gayret eden mübarek kardeşlerimiz. Milli Görüş; hayır görüşüdür, bereket görüşüdür, güzellik görüşüdür, bütün Milli Görüşçü kardeşlerimizin hepsine selam ediyoruz ve bütün sevenlerimize, İttihad-ı İslam’ı isteyen herkese.
ALTUĞ BERKER:Hendek Savası ile ilgili bilgi veriyorum: Bildiğiniz gibi, bir savunma savaşı ve 627 yılının Mart ayında gerçekleşiyor. Bir kısım Yahudiler ve müşrik Arap kabileleri birleşip, 12 bin kişilik bir ordu meydana getiriyorlar. Bedir ve Uhud savaşlarında istediklerini elde edemedikleri için, Müslümanlara büyük bir darbe vurmaya hedefliyorlar. Zahir olarak bakıldığında, Müslümanların bu orduya karşı koymaları mümkün gözükmüyor. Çünkü Müslüman ordusu 3 bin kişi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu durumu haber alıyor, 300 sahabi ile birlikte kazılacak yerleri işaretliyor. Her 10 kişiye, 20 metre belirliyor. Hendeğin derinliği, oraya düşen kişinin bir daha çıkamayacağı şekilde ayarlanıyor. Genişlik ise en yetenekli binicinin bile at ile atlayamayacağı şekle dönüştürülüyor. Rivayetlere göre; bu hendekler, beş buçuk kilometre uzunluğunda, 9 metre eninde ve dört buçuk metre derinliğinde. Hendeğin kazılmasına, Peygamberimiz (s.a.v.) ve Hz. Ali (r.a) dahil, herkes katılıyor. Herkes geceleri evine dönüyor, ancak Peygamberimiz (s.a.v.), o bölgede bir çadır kurdurmuş ve bir ay boyunca oradan hiç ayrılmamış. Şimdi o çadırın bulunduğu yerde; Zubab Camii bulunuyor inşaAllah. Onun resimlerini göstereyim. Hendek Savaşında girilen camii. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), sahabilerin parçalayamadıkları kayaları, eline balyozu alarak bir hamlede parçalıyormuş maşaAllah. Bu savaş bir savunma savaşıydı. Peygamber Efendimiz (s.a.v), savaştan hep kaçınmış, muharebeyi bu şekilde uzatarak düşmanı güçten düşürmüş. Barış yolları aramıştır. Nitekim bu savaşın ardından, Hudeybiye barışı yapılmış ve müşrik ordusundan çok sayıda kişi Müslüman olmuştur. Peygamberimiz (s.a.v.)’in, bu barış yanlısı tutumu nedeniyle, sadece 8 düşman ölmüştür. Müslümanlardan ise 6 sahabe şehit olmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v), müşriklerin hattın gerisinden, dil ile sataşmalarına dahi Müslümanların kesinlikle cevap vermemelerini emretmiş.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Biz de inşaAllah, böyle mübarek bir devre girdik, on yıllık çok güçlü bir mücadelemiz, cihadımız olacak. Bu cihad, bu cehd-gayret, sevgiyle, kardeşlikle, merhametle ve muhabbetle, ilimle ve bilimle olacaktır. Damla kan akmayacak, uyuyan kişi uyandırılmayacak, insanların burnu bile kanamayacak. Uyuyan kişi uyandırılmayacak, insanların burnu bile kanamayacak. Herkese karşı şefkat ve merhamet esas olacak inşaAllah, çok güzel günler göreceğiz inşaAllah.
“Selamun Aleykum Hocam. Hergün çok güzel giyiniyorsunuz ama bu gece bir başka şıksınız. Bu geceki tişörtünüzü bana hediye edebilir misiniz?” diyor. Ne sevimli şeyler bunlar maşaAllah, elhamdülillah.
“Selamun Aleykum. Allah’ın rahmeti, bereketi sevdiklerinin ve seçtiklerinin üzerine olsun.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Sayın Hocam, sizleri Allah için çok seviyoruz, Allah için dinliyoruz. Hocam, biz Gavs-ı Sani Seyyid Abdulbaki Hazretleri’nin müridlerindeniz.” Hay maşaAllah, elhamdülillah. Allah için sizleri de seviyoruz. Bizler de İttihad-ı İslam’ı destekliyoruz. Hz. Mehdi (a.s) kim ise, Allah kimi seçmişse, amenna boynumuz kıldan incedir. Sayın Hocam, isteriz ki, çorbada bizim de tuzumuz olsun. Yayın yaptığınız o ışıklar birkaç dakikada bizim için aydınlansın. Allah, Hz. Mehdi (a.s)’a karşı bizleri kavuştursun. Selamun Aleykum dualarınızı bekliyoruz, ellerinizden öpüyoruz” diyor. Biz de sizlerin ellerinizden öpüyoruz. “Allah (c.c) sevsin, Allah sevdirsin, Allah sevindirsin sizleri, saygılarımızı ve hürmetlerimizi iletiyoruz sizlere. Ben Yüksel Cibir, Almanya’dan.” Allah razı olsun canım kardeşim maşaAllah. Allah, sana hidayet versin, sevgini arttırsın, Seyyid Abdulbaki Hazretleri’ne bağlı olman, bizi sevindirdi. Muhammed Raşid Erol Hazretleri’ne kadar giden güzel silsilenin bir bağı inşaAllah. Muhammed Raşid Erol Hazretlerimiz’i çok seviyoruz biz Hocamızı, onun oğullarını da çok seviyoruz, Seyyid Abdulbaki Hazretleri’ni de canımız gibi seviyoruz, hocamızın, Allah yolunu açık etsin, ona bağlı olmanız da çok güzel.
İlahe ismi olmaz tabii, İlahe; kadın İlah anlamına geliyor, İlahe ismi olmaz, onun yerine güzel bir isim düşünelim sana. Düşün sen istediğin isimlerden, sana güzel bir isim verelim inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnsanlık tarihinin hayret uyandıran “Dev Taşları” ile ilgili bilgi veriyorum Hocam inşaAllah. “İnkaların 20 Bin Ton Ağırlığındaki Dev Taşları: Peru’daki Cuzco şehri yakınlarında bulunan antik Sacsahuaman şehrinde, İnka’lar tarafından inşa edilmiş bir duvarda, özellikle farklı büyüklük ve şekilde taş bloklar kullanılmıştır. Bu taş bloklar tonlarca ağırlığındadır ve bunlar yan yana o kadar düzenli yerleştirilmişlerdir ki, bugün bile blokların arasına bir parça kağıt sokmak mümkün değildir. Üstelik duvarların hiçbir noktasında sıva veya çimento gibi kaynaştırma maddesi bulunmamaktadır. Daha da şaşırtıcı olan ise, bu duvarın inşasında kullanılan büyük bir taş bloktur. 5 katlı ev büyüklüğünde ve yaklaşık 20.000 ton ağırlığında olan bu taş bloğun nasıl hareket ettirildiği anlaşılamamıştır. Günümüzün modern makineleriyle böyle şaşırtıcı bir ağırlığı kaldırmak mümkün değildir. Jüpiter Tapınağı: Jüpiter Tapınağı olarak adlandırılan bu yapının inşasında da dev taş bloklar kullanılmıştır. Bu üç blok taşın her birinin yüksekliği yaklaşık 4.5 metre, genişliği yaklaşık 19 metredir. Üç taşın ortalama ağırlığı 800 ton civarındadır. Bu derece büyük bir ağırlığın madenden çıkarılıp taşınması, kullanılan inşaat makinelerinin gelişmişliğinin bir göstergesidir. Bakın ekranda Jüpiter Tapınağı’nın resimleri var. Dev taşlar, soldaki kırmızı ile işaretlenmiştir. “Obeliskler: Ortalama 20 metre uzunluğunda, tonlarca ağırlıkta olan bu dikili taşların, ocaklardan çıkarılmaları, taşınmaları, üzerlerinin işlenmesi ve bulundukları yerlere yerleştirilmeleri için ileri bir teknolojinin kullanılmış olması gereklidir.” Resimde, obeliskin tepe bulunduğu varsayılan kısım, bu dikili taşları paratoner olarak kullanılmış olabileceğine de işaret ediyor. Bilinen en büyük obelisklerden biri, MÖ 1400’lü Karnak (Mısır)’a dikilmiş olanlardır. 29.5 metre yüksekliğinde, 1.62 metre genişliğinde ve 325 ton ağırlığındadır. Bu irilikte ve tonlarca ağırlıktaki taşım, tek blok halinde ocaktan çıkarılması da bulunduğu yere taşınması da ustalık, teknik bilgi ve alt yapı gerektirir. Bunun demir ve çelikten yapılmış aletlerin kullanılması gerektiği açıktır. Bu da evrimcilerin, söz konusu dönemde henüz demirin kullanılmadığı, pek çok metalin bilinmediği iddiasını yalanlamaktadır. Yanda Asuvan yakınlarındaki granit ocağında bitirilmeden kalmış olan bir obelisk görülmektedir. Diğerlerinin iki katı olan bu obelisk, 41.75 metre uzunluğunda ve yaklaşık 1168 tondur. Böylesine dev bir yapının, ocaktan çıkarılıp taşınması için gelişmiş teknoloji kullanılması gereklidir. Puma Punku’daki Dev Taş Bloklar: Puma Punku’daki piramitlerin en alt basamaklarını oluşturan bloklardan biri 60x50 metre genişliğinde ve yaklaşık 447 ton ağırlığındadır. Kullanılan diğer taşların da ağırlıkları 100-200 ton arasında değişmektedir. Bu dev taşların, evrimcilerin öne sürdüğü gibi, kütükler üzerinde kalan iplerle çekilerek taşındığını iddia etmek mantıklı bir yorum değildir.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. “Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Ben sizi her gün özlüyorum. Siz olmadığınız zaman da, A9 Tv’yi açıyor, izliyorum. Sizin de dediğiniz gibi, A9 yayınlarında, tek bir yanlış kelime geçmiyor. Sürekli Allah zikrediliyor ve Hz. Mehdi (a.s)’dan, ahir zamandan anlatılıyor” diyor. “Hocam, Çorum’da sizin çok sayıda seveniniz var. Bir gün gelseniz Çorum saat kulesi önünde bir konuşma yapsanız, Başbakan’ı izlemeye gelen insan sayısından on kat daha fazla insan gelir” diyor. MaşaAllah. “Yani Çorum’da, o derece seveniniz var. Hocam böyle bir şey düşünseniz çok seviniriz. Bizler de sizi dünya gözüyle görmüş oluruz. Mustafa Taner.” Ben Çorum’u çok seviyorum. Çorum’da bulundum. Biz Tokat’a giderken, Çorum’da inerdik, çuvallarla kırma leblebi alırdık, acayip güzel oluyordu. Çorum’un ayranı çok güzeldir. Turhal ve Tokat acayip sevdiğim yerlerdir. Turhal’a da giderdim, Turhal’ın simit gibi bir ekmeği vardır, gobit görünümünde, büyük simidi andıran, Turhal ekmeği. Bir de Turhal’ın çok büyük ekmeği vardı, eğer yanlış bilmiyorsam yani birkaç kiloluk, kocaman ekmekler, nar gibi kızarmış, acayip güzel görünüyordu, çok şahaneydi. Meyve bahçeleri ayrı güzeldir, insanları ayrı güzeldir, Çorum, Turhal, Tokat, Anadolu çok şahane yerlerdir. Allah, güzelliklerini arttırsın, bağlarına, bahçelerine sakın kimse dokunmasın, hatta daha da güzelleştirelim. İnşaAllah Hz. Mehdi (a.s) ile İsa Mesih (a.s) ile oralarda sohbet ederiz inşaAllah. Başbakan ile neden kıyaslıyorsun? Başbakanımız maşaAllah.
“Selamun Aleykum Hocam” diyor. Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Geçenlerde sohbetinizde karıncalarla ilgili bir anınızı paylaşmıştınız. ‘Karıncaların evinizi bastığını’ söylemiştiniz. Siz de; ‘bakın gitmezseniz 15 dakika sonra sizi ilaçlayacağım’ demiştiniz ve onlar derhal evinizi terketmişti. Hocam bu günlerde, benim de evimi karıncalar basıyor, ben de sizin gibi söyledim; ‘bakın 15 dakikaya gitmezseniz, sizi ilaçlayacağım’ dedim ama gitmediler” diyor. Çok şeker. “Ben de öldürmeye kıyamıyorum Hocam, demek ki keramet sözde değil, sözü söyleyendeymiş, ne yapacağımı şaşırdım” diyor, “Ekrem Erdoğan.” Ekrem bayağı sevimli maşaAllah. Dua edelim gitsinler, inşaAllah.
“Esselamun Aleykum nur yüzlü, nur sözlü Sayın Adnan Hocam. Bu şiiri sizin için yazdım, kabul buyurursanız mesut olacağım” diyor, inşaAllah. Bir kısmını okuyalım. “Kahrolsun şeytanlar, kılıç gibi sözlerinizle, kainatı temaşa eden o güzel gözlerinizle. 14’lü hece ölçüsü; 14. asra bakıyor” diyor. “Hakimiyet 2004. Osman Özbaş” kardeşimiz, İzmir’den yazmış.
“Büyük çağrı” diyor. “1 dakika karanlık eylemi başlıyor. Ömür boyu karanlığa karşı, 1 dakika karanlık yeter. ÖSYM sınavı, Tekel işçileri, özelleştirme, Deniz Feneri Derneği, siyonistler şuna buna hepsine hayır diyoruz diye bir yazı gelmiş. “İş yerindeki ışıklarımızı 1 dakika süreyle açıp, kapatıyoruz.” Öyle ışığı 1 dakika süreyle açıp kapatırsan bozulur o zaman. İyi bir akıl değil o. Onu yapacağına ne yap? İttihad-ı İslam’ı iste, Türk İslam Birliği’ni iste, bilgini arttır, görgünü arttır, kültürünü arttır, Kuran’ı oku, Harun Yahya eserlerini oku, Risale-i Nur’dan oku, sevgi dolu ol, şefkat dolu ol, merhamet dolu ol, insanları bağrına bas, her görüşten insanı barışla, güzellikle, nezaketle İslam’a, Kuran’a davet et. Şimdi biz, 1 dakika süreyle buranın ışığını açıp kapatırsak, alet edevat bir çok yer bozulur. Çocuk oyuncağı gibi bu nedir ki böyle? Böyle bir yöntem olmaz. Ayrıca boş işler. Işık yakmak söndürmekle hangi bilgi artar? Hangi görgü artar? Hangi düşünce artar? Hangi yanlışı açıklamış olursun? Doğrusu; Kuran ahlakının dünyaya hakim olmasıdır, İttihad-ı İslam’ın hakim olmasıdır. Bir dakika değil, bir yıl bile ışıkları yakıp söndürsen, deccaliyet, karanlık gitmez, küfür gitmez, zulüm gitmez. Yine İslam ülkelerindeki acılar devam eder, Türkiye’deki rahatsızlıklar yine devam eder. Bak sen, “1 dakika diyorsun”, ben sana diyorum ki; 1 yıl yakıp-söndürsen, hiçbir şey değişmez. Boş yere vakit kaybetmiş olursun. Güzellik istiyorsan, sevgiyi, dostluğu, kardeşliği yay, Kuran ahlakını anlat, dünyanın geçici olduğunu anlat, ahireti anlat, Allah’ın rızası için yaşadığımızı anlat, Allah sevgisini anlat, Allah’ı bütün kalbimizle, bütün yüreğimizle sevmemizi anlat, coşkuyla sevmemizi anlat, hakkıyla Allah’tan korkmayı anlat, insanların kardeş olduğunu Hz. Adem (a.s) ve Hz. Havva (a.s)’dan geldiğimizi anlat, dürüstlüğün, samimiyetin, erdemli yüce bir güzellik olduğunu anlat, Allah’ın beğendiğini anlat bunları değil mi? Sevelim, sevilelim, kardeş olalım deyin. 1 dakika ışıkları yakmak, sokaklarda bağırmak; bunlar gerilimi arttırır, millete rahatsızlık verir. Çocuk oyuncağı gibi, o nedir öyle yak-söndür, yak-söndür. Hiçbir anlamı yok bunun. Bilgiyle olur, kültürle olur, bütünleşmeyle olur. Türkiye’nin bölünmesine karşı tavır koyun. Bak Türkiye’de komünistler ayaklandılar Güneydoğu’da. Cumhuriyet tarihinin en büyük komünist ayaklanması var. Buna karşı, halkı bilgilendirin. İddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı, tavır alın. Hakimlerimize, savcılarımıza, devletimize, polisimize bu konuda destek olun, hükümete bu konuda destek olun. Mahkemenin özgür ve rahat çalışması için, ortam hazırlayın. Elinizdeki bilgileri devlete gönderin, devletin ilgili makamlarına gönderin. İddia edilen Ergenekon terör örgütü, şu an Türkiye’nin en büyük meselesidir. PKK’dan daha vahimdir, çünkü PKK, oraya bağlı bir örgüt. Yani PKK, iddia edilen Ergenekon terör örgütüne bağlıdır. Ve üç milyon vatandaşımızı katletmeyi amaçlayan, azgın, gözü dönmüş bir örgüttür. Mahkemelerin huzurlu ve güzel çalışması, savcılarımızın huzur içinde görev yapabilmesi için, her türlü bilgiyi, belgeyi devlete ulaştırın ve devletten yana tavır alın, mahkemelerden, savcılarımızdan yana tavır alın, emniyet güçlerimizi destekleyin. Hayırlı olan faaliyetler bunlar olur. Barışı ve kardeşliği savunun. Ama biz hiç kimsenin de canının yanmasını istemeyiz. Ben bunun sonucunda, adamlar hapishanelere doldurulsun, herkes mahkum olsun demiyoruz. Bir ne diyoruz: Türkiye’miz huzura kavuşsun, beladan kurtulsun, fitneden kurtulsun. Biz iddia edilen Ergenekon terör örgütü mensuplarının da bu beladan kurtulmalarını istiyoruz. Ben her zaman söylüyorum; yargılananları, hapsedilenleri ben bunları kastetmiyorum. Ben asıl örgüt mensuplarını kastediyorum. Onlara karşı, devletimizin güçlü şekilde kendini koruyabilmesi için, devlete yardımcı olmamız lazım. Fakirlere yardım edin, onları koruyup kollayın, destekleyin. Işık yakıp söndürmek, yani bir akıllı derler bir taş atar derler, yetmiş tane uzman o taşı arasa, aramakta zorluk çeker bulamazlar veyahut bulurlar ama güç bulurlar falan diyelim. Öyle boş işlere vakit ayırmayın. Mesela ben anlatıyorum. Şimdi biz burada sabaha kadar ışığı yakıp, söndürsek bir mantığı var mı değil mi? Yayın başladı tamam sürekli ışık yakıp söndürelim. Anlatım önemlidir, ikna etmek, konuşmak önemlidir. Zor kullanmamak, bunlar önemlidir, inşaAllah. Kimseyi incitmemek, kalbini kırmamak, her fikirden, her düşünceden insana duymak, komünist de olsa, dinsiz de olsa, Marksist’te olsa, her ne olursa olsun, herkesi sevmek, özellikle mezhep ayırımından şiddetle kaçınmak; Alevi, Bektaşi, Şii, Caferi, Sünni hepimiz kardeşiz. Sakın ha sakın, çok büyük fitnedir. Fitneden kaçınacağız inşaAllah. Çok güzel bir memleketimiz var, çok güzel insanlarımız var, gerilimi arttıracak üsluplardan, konuşmalardan kaçınmak lazım. Birbirimize kabadayı olmayalım, birbirimizi sevelim, küfre karşı, dalalete karşı kabadayı olalım. Amerikan işgaline karşı, İngiliz işgaline, Fransız işgaline karşı, akılla kabadayı olalım. Yani sopayla, değnekle değil, sevgiyle kabadayı olalım, şefkatle kabadayı olalım inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Yeni bir internet sitemizi tanıtıyorum: www.TefekkurHazinesi.com. MaşaAllah bu site, dünya hayatının geçiciliği, imtihanın sırrı, ölüm ve ahiret konularında, kardeşlerimizi daha çok tefekkür etmeye yönlendirecek, sizin eserlerinizden derleme şeklinde hazırlandı inşaAllah. Kardeşlerimiz, her okudukları makalede, daha önce pek düşünmedikleri birçok gerçekle karşılaşacaklar inşaAllah ve Allah’ın izniyle daha çok derinleşmelerine vesile olacak konuları buradan bulabilecekler inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. İyi elhamdülillah. Her gün böyle bir site tanıtıyorsun, çok iyi oluyor. Özenli çalışılmış, güzel siteler maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:500’e yakın internet sitesi var Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sorular sürekli peş peşe geliyor. “Necmettin Ergin, Selim Çıtak, Hasan Ok, Deniz Hanım, Melek Gürsaçar, İbrahim Hacıoğlu.”
“İçinizden okuyun, sevgiler Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Selamun Aleykum. Yine her zamanki gibi çok yakışıklısınız. Sadece sizi çok sevdiğimi yazmak istedim, sizi çok seviyorum. Bakü’den sevgiler” diyor. Bunda gizli söylenecek ne var? İsim vermiyoruz, cisim vermiyoruz. Canımız bir kız arkadaşımız, hanım kardeşimiz, tanımıyorum ama beni çok seviyor maşaAllah. Mahsurlu olanlar, bazen ruhi problemleri olanlar isim veriyorlar, onu tabii söylemeyiz, onu uygun bir şekilde konuşuruz. Sevgi, şefkat, merhamet, barış, kardeşlik esastır. Gece gündüz biz bunları anlatacağız. Bütün bu anlatmalarıma rağmen birisi, savcılığa şikayetçi olmuş; “Adnan Hocamız, televizyon kanallarında; kan, şiddet, cihattan bahsediyor, ayaklanmadan bahsediyor, gereğini yapın” demiş. Gittim ifade verdim, aman Allah’ım yani bizim milletin içinden böyle tipler çıkmasına ben hayret ediyorum. “Çocuğum da etkilenmiş” diyor. Daha ne istiyorsun, elhamdülillah. Ben ne zaman şiddetten bahsettim? Ben anti şiddetim, kanın dökülmesine şiddetle karşı bir insanım. Sevgiyi, barışı arayan bir insanım, tek damla kan akmayacağından bahseden bir insanım. Uyuyanın uyandırılmaması gerektiğinden bahseden bir insanım. Şefkat insanıyım, herkese kucak açan bir insanım. Komünistine, Marksist’ine, masonuna, Yahudisi, Hıristiyanı; herkese şefkatle yaklaşan bir insanım. Ben de ne zaman şiddet ifadesi duydun da, şikayet ediyorsun? Takipsizlik aldım ama yapıyorlar. İş çıkartıyorlar, inşaAllah. Her gün bunlarla uğraşıyoruz böyle önüne gelen iki satır yazı yazıyor, savcılığa gönderiyor, gidip ifade veriyoruz, gidip ifade veriyoruz. Bizim ne konuştuğumuzu dinlemiyor musun? Ben, anti şiddetim, anti kanım. Yani Hz. Mehdi (a.s); Mehdiyyül dem’dir. Kana karşı olan Hz. Mehdi (a.s), kanı kaldıran, kanı durduran Hz. Mehdi (a.s)’dır. Ben de, Hz. Mehdi (a.s) talebesiyim, Hz. Mehdi (a.s) öncüsüyüm. Bizde şiddet olur mu? Bizde sadece sevgi olur, nur olur, muhabbet olur. Akılla, fikirle, bilimle ortaya çıkıyoruz. Kendine güvenmeyen şiddet kullanır. Ben kendime güveniyorum, fikrime de güveniyorum, düşüncelerime de güveniyorum. En hası gelsin karşıma, on dakika sürmez, Allah’ın izniyle dümdüz ederim. Fikrine güvenen bir insan, niçin öyle bir şey yapsın? Kendine güvenemeyen, zayıf insanlar şiddeti kullanmaya kalkarlar. Dinde zorlama yok, haram, ayet var. Cenab-ı Allah ayette; “Sizin dininiz size, bizim dinimiz bize” diyor, “böyle deyin” diyor.
ALTUĞ BERKER:Başka bir ayeti kerimede, Cenab-ı Allah; “Sen onların üzerinde baskıcı ve zorlayıcı değilsin, sen ancak tebliğ edicisin” buyuruyor.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Köpek yavruları resimlerini gösterebilir miyim Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet. Bunlar ne şeker şeyler, koşuşa baksanıza, ayakları yerden kesilmiş, tem sevilmelik.
Şikayet eden arkadaş, bizi Kastamonu’dan şikayet ediyor, biz de gittik, ifade verdik. Kastamonu’dan mübarek bir kardeşimiz, Allah hidayetini arttırsın, Allah aklını arttırsın, Allah kalbini açsın.
ALTUĞ BERKER:Hocam, İngiltere’ye bağlı adaların birinde, renkli tabut üretilmeye başlanmış.
ADNAN OKTAR:Oradada mı hava yapmak peşindeler. Tabutla sükse yapacaklar. İçine de bilgisayar koysunlar, oradan da arkadaşlarıyla görüşür. Mezarlarını manzaralı alıyorlar, deniz manzaralı, ağaçlıklı, sanki mesireye gidiyorlar. Yani inanılır gibi değil, ben anlayamıyorum. “Aile mezarlığımız yavrum, hep beraber gidelim” diyor. “Bak manzarayı görüyorsun, nefis havası da çok güzel” diyor. Bari mutfak, salon salomanje böyle. Toprağın altında yatacaksın, ne alaka değil mi? Simsiyah karanlığın içinde olacaksın inşaAllah ve tek başına yalnız olacaksın. Kefene sarılmış, çenen bağlanmış, ayakların bağlanmış, bir tek oradaki bakteriler, kurtlar arkadaşın, başka kimse yok. Ve bir sene, iki sene, on sene, yirmi sene değil, hiç kıpırdamadan, orada o buz gibi karanlığın içinde yatacaksın. Eğer günahkarsan, artık düşün, ne hallere geleceğini bir düşün. Eğer müminsen, cennet bahçesindesin, gönlün rahat olsun. Ama küfür içindeysen, mahvoldun demektir. Allah diyor ki; “Melekleri, onların yüzlerine ve arkalarına vurarak: "Yakıcı azabı tadın" diye o inkar edenlerin canlarını alırken görmelisin” (Enfal Suresi, 50) diyor. “Canları, dikenli çalı çıkar gibi çıkacak” diyor ve korkunç azap içerisinde çıkacak, küfür ehli için öyledir. Yani tabut falan, o tabutu dinleyecek hali kalır mı? Tabutu süslemesi, cenazeyle dalga geçmek içindir, başka bir anlamı olmaz. Yani tabutta o tip bir süs olur mu? Çünkü ölüye bunun hiçbir faydası olmadığı belli. Seyredenleri eğlendirmek için olmuş oluyor, bu cenazeye saygısızlıktır. Çok anormal bir hareket olmuş oluyor, yakışık almaz.
ALTUĞ BERKER:İspanya’da, İslam’ın yayılışı ile ilgili biraz bilgi vermek istiyorum, izin verirseniz. Endülüs Emevileri; 715 yılı ile 1492 yılları arası İspanya’da, tüm Avrupa’yı aydınlatan büyük bir medeniyet kuruyorlar. Emevi halifesinin, Azatlı kölesi olan büyük kumandan Tarık Bin Ziyad; 711 yılında, 7000 kişilik orduyla, İspanya’ya çıkar çıkmaz, ilk iş, gemileri yaktırıyor. Böylece askerlerine geri dönme ihtimali olmadığını göstermiş oluyor. Önemli şehirleri hemen alıyor. 711-714 yılları arasında, Müslümanların hakimiyetine geçiyor. İspanya toplam 8 asır, İslam ülkesi oluyor. Endülüs Emevileri döneminde İspanya, Avrupa’nın en güçlü devleti oluyor. Endülüs’te halkın tamamına yakını okur-yazar oluyor, Kurtuba ilim merkezi oluyor. Edebiyat, astronomi, tıp ve felsefe alanında önemli gelişmeler kaydediliyor. Camii, kilise ve havralar yan yana kavgasız yaşıyorlar. Avrupa’yı derinden etkileyen İbn-i Rüşd, İbn-i Tüfeyl gibi alim ve filozofların yetişmesi, bu döneme rastlıyor. Endülüs Emevi devletinin son halifesi olan; 3. Hişam 1031 yılında ölünce, İspanya’daki İslam varlığı, çeşitli beylikler halinde 1492 yılına kadar sürüyor. İspanya’da İslam’ın, 100 yıldan uzun süre gizlice yaşayan Müslümanlar var; Moriskolar. 1497 yılında, Katolik Kral Ferdinand ve Kraliçe İsabel ile yaptıkları anlaşmayı hiçe sayarak, Müslümanların zorla Hıristiyan yapılmasına karar veriyorlar. Müslümanları kapalı mekanlara sokarak, üzerlerine vaftiz suyu serpip, artık Hıristiyan olduklarını ilan ettiler. Kuran-ı Kerim ve diğer Arapça eserler toplatıldı, kütüphaneler boşaltıldı, milli kıyafetleri yasaklandı, çocuklarına Arapça öğretilmesi yasaklandı, muhteşem el yazması eserler yakıldı, camiiler kiliseye çevrildi, aksi davrananlar Engizisyona sevk edildi. Bazı İspanyol kaynaklarına göre Engizisyon; Müslümanlar için üç binin üzerinde ağır ölüm kararları vererek, ya kazığa oturtmuşlar veya yakmışlardır. Bunlara rağmen Müslümanlar, dıştan Hıristiyan gibi görülseler de, dini hayatlarını gizlice devam ettirebildiler. Bu kişilere; Morisko ismi verildi. 1492-1609 yılları arasında, gizli Müslümanlar yani Moriskolar, İspanya’da yaşadılar. 1609-1614 yılları arasında, Endülüs’ten sürülenlerin, 60 bini Fas’a, 65 bini Cezayir’e, 55 bini Tunus’a, 40 bini de İzmir, İstanbul ve Bosna’ya yerleşti. 10 bin kadar Endülüs Müslüman’ı, Avrupa ve Amerika’daki Hıristiyan devletlerine gittiler. Sürülen Müslümanlardan 70 bin kadarı nakliyat sırasında denizlerde ölürken, 30 bin kadarı da İspanya’ya geri dönmeyi başardılar. O dönemin medeniyetini gösteren, Kordoba Cami’nin resimleri var. O zamanlar ilim düzeyi de çok ileriydi. Müslüman alimleri, bilim dünyasının öncüleriydi ve büyük bir medeniyet inşa ettiler. El Hamra Sarayı var.
ADNAN OKTAR:Ne güzel yerler, maşaAllah. Allah, orada namaz kılmayı nasip etsin. Ecdad çok güzel şeyler yapmış maşaAllah. İttihad-ı İslam olduğunda; İspanya da, o eski güzel günlerine kavuşacak inşaAllah.
Bakın Fethullah Hocam, Ağustos 1979’da ne diyor: “Cemiyetin bünyesine musallat olan bu aslına, bu sara nöbetleri müzminleşip onu ölüme sürüklemeden”, yani toplumu, Darwinist-materyalist, ateist düşünce “sara nöbetleriyle müzminleşip, onu ölüme sürüklemeden” ‘Toplum sara nöbetleri geçiriyor’ diyor, ‘ölüme sürüklemesi ihtimali var’ diyor. “onu ölüme sürüklemeden, gerçekte acıyan fakat acımadan,cesaretle ameliyatını yapacak, şifa bahsi olan elindeki neşteri ile bir cerrah bekleniyor” diyor.Hz. Mehdi (a.s) bekleniyor. “Organizmaya soluk aldırmayan urları kesip atacak bir operatör...“ Yani Darwinizm’i-materyalizm’i, kesip atacak bir operatör. “Binbir çeşit habis urların hücumuna uğrayarak sara nöbetleriyle can çekişme durumuna gelen insanı ve cemiyeti diriltici nefesiyle sıhhate kavuşturacak bir tabip bekleniyor.” Bir doktor. Gemisini kurtaran kaptan. Zor günlerin adamı; Muhammed Mehdi (a.s). “Yer yer arızalar gösteren uzviyeti ayıklayacak,” mesela orada bir bozukluk var, onu düzeltecek, “revizyona tabi tutacak bir hazık tabip! “Halis bir tabip. İhtimal ki cemiyet kendi kendini yeniler. Belki de iş başında olan ?” Bakın dikkat edin, kaç yılında söylüyor? 1979’da. “Belki de iş başında olan tabibin” Hz. Mehdi (a.s)’ın; çünkü 1979’da faaliyete başlamıştı. Fethullah Hoca bunu daha önce söylemiyor, Hz. Mehdi (a.s) zuhur ettikten sonra söylemeye başlıyor. Daha önce; “bekliyoruz” diyor. Ama 1979 gelince de; “vazife başında” diyor. “Belki de iş başında olan Tabip’in gelişen hadiseler, vazifesini daha da kolaylaştıracak,” Ne oluyor? Neler oluyor neler. Hz. Mehdi (a.s)’ın işini kolaylaştıracak neler olduğunu görüyorsunuz. Tek tek sayayım mı? “Tıkanma izale edilecektir böylece” diyor. Fethullah Hocamız; Taha Tahsin diye bir mahlasla söylemiş. Hz. Mehdi (a.s)’ı, yıllarca, nasıl aşkla, şevkle anlatmış, görüyor musunuz?
ALTUĞ BERKER:Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, 1979’da yoğun bir terör vardı, 1980’de kesildi mesela.
ADNAN OKTAR:Bakın sayfaları karıştırıyorum, sayfaları açıyorum, hangi sayfa gelirse açıyorum. “Evet, sen garip halin” Bediüzzaman, Hz. Mehdi (a.s) için, diyor ya; “acip, garib-i zamandır Hz. Mehdi (a.s).” “Sen garip halin ve münkesir kalbinle nazarları kendine toplamaya devam eyle.” ‘Bulunduğun, faaliyet yaptığın yerde, bütün insanların dikkatini çekiyorsun, bütün herkes sana bakıyor’ diyor. “Şu halinle uyanan bütün şefkatleri celb ediyorsun.” Yani ‘insanların şefkatini celb ediyorsun’ diyor. “Şu halinle uyanan bütün şefkatleri celb ediyorsun. Halelenen merhametliler ordusu ile sen, rahmet bulutlarını ihtizaza getirecek binlerce yangını söndüreceksin.” Yani yavaş yavaş etrafında gelişen, halelenen, halelenen nedir? ‘Talebelerinle’ diyor, “sen, rahmet bulutlarını ihtizaza getirecek binlerce yangını söndüreceksin. Halin o kadar harika ki,” diyor, Hz. Mehdi (a.s)’ın görünümü harikadır, acayiptir. “Taş gibi olan kalbimden, donmuş gözlerimden Asa-yı Musa gibi yaşlar akıtarak, her şeye susuz bir asrı, ab-ı hayata boğacağa benzersin..” Bakın; Halin o kadar harika ki, taş gibi olan kalbimden, donmuş gözlerimden Asa-yı Musa gibi yaşlar akıtarak,” Yani ‘o kadar heyecanlandım ki’ diyor, ‘sevincimden çok fazla ağlıyorum’ diyor, “her şeye susuz bir asrı,” yani bu asrı, ab-ı hayata boğacağa benzersin..” ‘Hayat suyuna boğacaksın’ diyor, ‘benziyorsun’ diyor. “Ama senden haberdar olunca, gözlerimi ufuklara diktim. Aslında sen dillerde tatlı haberlerin müjdecisisin.” Bakın, Aslında sen dillerde tatlı haberlerin müjdecisisin“ diyor Hz. Mehdi (a.s)’a. “Asrın Sahib-kıran’ının dilinde, baharın müjdecisi gibi ortalığa rayiha saçıyorsun.” “Asrın Sahib-kıran’ının” dediği; Bediüzzaman’dır. “Asrın Sahib-kıran’ının dilinde, baharın müjdecisi gibi” Bediüzzaman diyor ya: “Hz. Mehdi (a.s), baharda gelecek” diyor, “baharın müjdecisi gibi ortalığa rayiha saçıyorsun.” ‘güzel koku saçıyorsun’ diyor. “Belki de sen Resulullah’ın (s.a.v.) dilindeki ahir zamanda doğacak ve âleme hükmedecek civana benziyorsun” diyor.
ALTUĞ BERKER:Daha bundan açık nasıl söylenebilir?
ADNAN OKTAR: Bir insanın bunu anlamaması için, eşek olması lazım. Daha ne desin? Bakın ne diyor: “Belki de sen Resulullah’ın (s.a.v.) dilindeki ahir zamanda doğacak ve âleme hükmedecek civana benziyorsun” diyor ve çok güzel devam ediyor Hocamız, “Ey burcu burcu Anadolu kokan eşsiz goncam!” Hz. Mehdi (a.s), Anadolu’dan geldiği için, ona karşı Anadolu’nun güzel ahlakını üstünde gördüğü için, “burcu burcu Anadolu kokuyorsun, eşsiz goncam” diyor. “Sende ahir zamanda imdada gönderilecek” bakın “sende ahir zamanda imdada gönderilecek veled-i Nebinin kokusu var..” Peygamber (s.a.v.)’in torununun kokusu var. “Sana müjdeler olsun” diyor. Fethullah Hoca, işte budur, Hızır meşrep bir insandır. Bakın; “Ey burcu burcu Anadolu kokan eşsiz goncam! Sende ahir zamanda imdada gönderilecek veled-i Nebinin kokusu var.. Sana müjdeler olsun” diyor. Ahir zamanda, imdada gönderilecek, Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyundan kim var? Hz. Mehdi (a.s) var. “veled-i Nebinin kokusu var.. Sana müjdeler olsun” diyor.” “Belki de sen Rasulullah (s.a.v.)’ın dilindeki ahir zamanda doğacak ve âleme hükmedecek civana benziyorsun” diyor. Fethullah Hocamız, Hz. Mehdi (a.s)’ı biliyor, adım adım takip etmişler. Başka bir yerde de diyor ki: “Dikkat senden dağılacaksa, istersen ben gideyim” diyor. Yani çok acayip bir ifade bu yani çok derin bir anlamı var. Tabii anlayana, kafasını çalıştırana. Ama yüzeysel bakan, anlayamaz. Fethullah Hocamız’ın bütün yazılarında, batini, derin anlamları vardır, Hızıri anlamları vardır ve özellikle derin anlamları vardır diyeyim.
ALTUĞ BERKER:Daha önce, “ledün ilmi” demiştiniz.
ADNAN OKTAR:Evet, inşaAllah. Her şeyi de söyleyemiyorum şimdi tabii ama bunu duyan bir insan; “ben anlayamadım” diyorsa, yani insaf, başka ne diyeyim? Daha hala şahs-ı maneviciler varsa, benim onlara artık sözüm yok.
Yine Fethullah Hocamız’ın, Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili açıklamasını yayınlayalım da, bazılarının kafalarındaki büyü belki yavaş yavaş bozulur.
VTR- Fethullah Gülen Hocaefendi, Hz. Mehdi (a.s)’ı Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Fethullah Hocamız’ın artık böyle neredeyse, yer tarif ederek, açık açık Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsettiği yazıları var. Çok alenen açıkça anlattığı yazılar var.
ALTUĞ BERKER:Bir yavru penguen gösteriyorum Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne şeker şey bu. Komedi filmi gibi, çok güzel maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Şöyle söylemiştiniz Hocam: “Dünya sevgisine direnen, Hz. Mehdi (a.s) taraftarı oluyor. Dünya sevgisine mağlup olanda, deccalin askeri oluyor. Allah, imtihan için mucize olarak, dünya sevgisi yaratmıştır. Dünya sevgisi çok hayatidir, ben de çok şaşırıyorum ama var. Mesela adam kanser hastası olmuş, perişan, daha hala “Yalova’daki evin taksitlerini ödeyeyim de, evi alayım ondan sonra da, Avrupa’da bir tane daha alayım” diyor. 80 yaşına gelmiş adam, deliler gibi dünyayı seviyor” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Biraz da Kuran’dan okuyayım. Ya Allah Bismillah. Fussilet Suresi, Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım. “Ha, Mim. (Bu Kur'an,) Rahman ve Rahim'den indirilmiştir. Bilen bir kavim için, ayetleri (çeşitli biçimlerde, birer birer) 'fasıllar halinde açıklanmış' Arapça Kur'an (veya okunan) Kitap'tır;” diyor Allah. “Fasıllar halinde de açıklanmıştır” diyor Allah. “Bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak. Ama çoğu yüz çevirdiler. Artık onlar dinlemezler.” ‘Bir müjde verici ve uyarıcı olarak’ diyor Allah. “Dediler ki: "Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı kalplerimiz bir örtü içindedir, kulaklarımızda bir ağırlık, bizimle senin aranda bir perde vardır.” İşte bu, deccalin büyüsüdür. Deccal, insanlara büyü yapıyor, kulaklarına bir ağırlık geliyor, gözlerine bir perde geliyor ve insanlar hakkı, hakikati göremiyorlar. Deccalin meydana getirdiği bir istidracdır bu, şaşırtıcı bir şeydir, küfür de bunu açıkça ifade ediyor zaten, beyan ediyorlar. 15. ayet “Ad (kavmin)e gelince;” ABD’ye işaret ediyor; “Ad”, ortasına B koysak, tamam, ABD oluyor inşaAllah. “Ad (kavmin)e gelince; onlar yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve dediler ki: "Kuvvet bakımından bizden daha üstünü kimmiş?" ‘Dünyadaki askeri güç, en büyük devlet biziz’ diyorlar. “Onlar, gerçekten kendilerini yaratan Allah'ı görmediler mi? O, kuvvet bakımından kendilerinden daha üstündür. Oysa onlar, Bizim ayetlerimizi (bilerek) inkar ediyorlardı. Böylece Biz de onlara dünya hayatında aşağılanma azabını taddırmak için, o uğursuz (felaketler yüklü) günlerde üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik.” Peş peşe Amerika’da büyük kasırgalar oluyor. “Ahiret azabı ise daha (büyük) bir aşağılanmadır. Ve onlara yardım edilmeyecektir. 17. ayet “Semud'a gelince;” O da, benzerlik olarak Sovyetlere bakıyor olabilir. “Semud'a gelince; Biz onlara doğru yolu gösterdik, fakat onlar körlüğü hidayete tercih ettiler.” Körlük ne; deccaliyet. Deccalin gözü kör mü? Kör, bunlar da kör. “hidayete tercih ettiler.” Hidayet; Mehdiyet. Mehdiyet’e tercih ettiler. “Böylece kazandıkları şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.” Alman ordularına; yıldırım orduları deniyordu, boydan boya Rusya’yı mahvettiler, perişan ettiler ve büyük bir bela olarak, üstlerine aktılar. Onlara o belayı veren de, Allah’tı. Bakın; “onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi” diyor Allah. Alman ordularının ismi; yıldırım ordularıydı. “İman edenleri ve sakınanları ise kurtardık.” Türkiye o zamanlar, İkinci Dünya harbine girmedi. “Allah'ın düşmanlarının bir araya getirilip-toplanacakları gün işte onlar, ateşe bölükler halinde dağıtılırlar. Sonunda oraya geldikleri zaman, işitme, görme (duyuları) ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir” diyor Allah. Yani “ben yapmadım, ben etmedim, ben söylemedim, yok.
ALTUĞ BERKER:Sure numarası da; 41, savaşın yılını veriyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah maşaAllah.
“Selamun Aleykum canım Muhammed Adnan Hocam” diyor. “Hocam eskiden, Cüneyt Arkın’lı Battal Gazi filmleri vardı. Günümüzde böyle coşturan filmler kalmadı. Ama demem o ki, siz de Battal Gazi yüreği var. Koskoca küfür kalesini tek başınıza dalıp, dağıttınız inşaAllah. Sayenizde o filmlerden daha çok şevkleniyoruz ve imanımız artıyor. Siz de, ahir zamanın Battal Gazisisiniz mübarek Hocam. Diktiğiniz bayrağı indirecek yoktur inşaAllah. Murat Barış.” Çok sevimli maşaAllah.
“Selamun Aleykum Adnan Arslanoğlu Hocamız. Eğer Berker Hocam Şeyh ise, o zaman bize göre Oktar Hocamız da; Şeyhülislam’dır” diyor. Onu, sizinle beraber görmek istiyoruz” diyor. Bismillah, iyi sıhhatte olsunlar. Şeyhülislamlık yok biliyorsunuz, Osmanlı dönemindeydi ama şöyle diyebiliriz; ilmin, irfanın şeyhülislamıdır diyelim inşaAllah. Kültürün, bilginin, özellikle Darwinizm’in, materyalizmin; şeyhülislamıdır Hocamız, inşaAllah. Ama şeyhülislamlık, lağvedilmiştir biliyorsunuz, inşaAllah.
Murat Gürcan, aferin Murat’a. “Üç tane oğlum var; Ahmet, Mert, Bekir, duanızı beklerim” diyor. “Kitaplarınızı aldım, dağıtıyorum. Buradaki kütüphaneye Yaratılış Atlası kitabınızı hediye ettim” diyor. Tabii, kütüphane kayıt belgesini de alın. Yani kütüphanenin başında durup, kaydınızı alın, gidip kontrol edin. Hatta isteyin kütüphaneden, çok lezzetli olur değil mi? Kendi verdiğiniz kitabı getirtin, okuyun, geri yerine koyun, o çok büyük bir ibadet, çok güzel bir şey elhamdülillah.
ALTUĞ BERKER:Kedi ile yunus balığının arkadaşlığını gösteriyorum Hocam.
ADNAN OKTAR:Bak sevimliliğe, bir de korkmuyor hayret, çok şeker.
Aferin Hakan Ersoy’a. “Hasta babam, sürekli sizi izliyor vesilenizle. Rabbimin ona verdiği hastalığı, onun koltuğa hapis olmasının verdiği sıkıntıya ilaç olarak Türkçe mealden, Kuran’ı hatmetti” diyor. “Ne kadar seviniyor bir bilseniz, sizi ne kadar seviyor, size ne kadar dua ediyor bir görseydiniz. Üniversite öğrencilerinde, çevremde, dedem Hasan Fehmi Paşa için, açtığım Facebook sayfasından her fırsatta Mehdiyet’i, Türk İslam Birliği eserlerinizden, videolarınızdan anlatmaya gayret ediyorum. Her eve A9 Tv’yi kurmaya çalışıyorum.” MaşaAllah, aferin elhamdülillah, maşaAllah. Allah, o mübarek babana iç ferahlığı versin, şifa versin, kalbini açsın, hayırlı, uzun ömür versin, bereket versin, Allah kalbine inşirah versin, bütün milletimize de Allah bu güzellikleri nasip etsin, hepimize inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Sizin bir sözünüzü hatırlatıyorum: “Türklük ve İslamiyet iç içedir. Türkün örfünü, ananesini, yüksek ahlakını, güzelliğini; İslamiyet sağlıyor. Yardımseverliği, cesareti, delikanlılığın hepsi, İslam’dan kaynaklanır. İslamiyet gittiğinde, Türklük diye bir şey kalmaz. Türk ahlakını, yüceliğini, güzelliğini oluşturan; İslam dinidir, genetik kod değildir” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Tabii kardeşim ne alaka? O zaman saf ırk yok dünyada. Öyle saf bir ırk bulamazsın, böyle bir olay olmaz. Bir de Peygamberimiz (s.a.v.)’in açık hükmü var, Allah’ın açık anlatımı var, Kuran’da; “Üstünlük ancak takva iledir” diyor, bitti. Peygamberimiz (s.a.v.) “Acemin Araba, Arabın Aceme bir üstünlüğü yoktur” diyor. Bunun üstüne daha bir şey söylenmez, inşaAllah.
SUNUCU: Bizi yarın 22:00’dan itibaren A9 Tv, Gaziantep Olay Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo ve www.HarunYahya.Tvinternet sitemizden takip edebilirsiniz. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR:Şeytandan Allah’a sığınırım. Bakın Cenab-ı Allah diyor ki: “Kendilerine Kitap verdiklerimiz”, yani Hıristiyan ve Museviler. Bakın Cenab-ı Allah diyor ki: “Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen dolayısıyla sevinirler;” Yani ‘Kuran’ı kabul ederler’ diyor, ‘severler, sevinirler, bir Peygamber geldi diye, vahiy geldi diye sevinirler’ diyor Allah. “Fakat (Müslümanların aleyhinde birleşen) gruplardan, onun bazısını inkar edenler vardır. De ki: "Ben, yalnızca Allah'a kulluk etmek ve O'na ortak koşmamakla emrolundum. Ben ancak O'na davet ederim ve son dönüşüm O'nadır."Dolayısıyla İslam; Hıristiyanlık için de, Musevilik için de, çok büyük bir nimettir. Gerçekten Musevi olmak istiyorsa, gerçekten Hz. Musa (a.s)’ı seviyorsa; Muhammedi olacaklar. Gerçekten Hz. İsa (a.s)’ı seviyorlarsa, gerçekten İseviyet’e bağlılarsa; Muhammedi olacaklar inşaAllah. Saf vahiy çok büyük bir nimettir, hiç bozulmamış vahiy, Şeytandan Allah’a sığınırım. Araf Suresi, 188 “Ben, iman eden bir topluluk için, bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim”diyor Cenab-ı Allah ayette. Ebcedi; 2026 tarihini veriyor. Kardeşim başka hiçbir tarihi vermiyor ki, hep ahir zaman dönemini veriyor, hep Mehdiyet, maşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. 196, “Hiç şüphesiz, benim velim kitabı indiren Allah'tır ve O salihlerin koruyuculuğunu (veliliğini) yapıyor.”‘Samimi olanların koruyuculuğunu yapıyor’ diyor Allah. Samimi olan herkes, Allah’ın koruması altındadır, mucizedir bu ayet.
Basında Harun Yahya
Devamı ...
Aileler Sn. Adnan Oktar için ne dediler?
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...