SUNUCU:Programımıza A9 Tv, Tv Kayseri, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo, Mardin kanal 47, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve www.HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz.
ALTUĞ BERKER:Diyanet İşleri Başkanımızın güzel bir mesajı vardı uygun görürseniz Hocam. Sayın Mehmet Görmez Hocamız; “İslam dininin bu topraklarda yaşayan insanları birbirine bağlayan en önemli etken olduğuna dikkat çekerek, diyanet olarak bu bağı güçlendirmek için her yolu denemeye hazır olduklarını” açıklamış, “özellikle Güneydoğu`daki Kürt kardeşlerimize, kardeşlik edebiyatı yapmak ya da havadan biz kardeşiz bildirileri dağıtmak yerine, din kardeşliğinin getirdiği hukukun ve bu hukukun getirdiği ahlakın, tek tek ülkedeki bütün şehirler gezilerek anlatılması gerektiğini” belirtmiş. “İlk Dini Yüksek İhtisas Merkezi’ni de, Diyarbakır`da kuracaklarını” belirtmiş.
ADNAN OKTAR:Evet bu açıklama olmuş, güzel, yani isabetli, tabii adam “neye göre kardeşiz?” diyecektir değil mi? Gerekçe olması lazım, en sağlam gerekçeyi, İslam’ı, Kuran’ı anlatmaları lazım. Yoksa kardeşiz demekle olmaz. Adam; “ben Kürt kardeşiyim” der. Halbuki, İslam kardeşliği, hepsinin üstünde oluyor ve birleştirici unsur, onun söylenmesi lazım. İnşaAllah, “Türk’üz” diyoruz ama bu da bir harstır yani bir ahlak birliği var, değil mi? Onun içersinde bir birlik meydana gelmiş oluyor, orada da ana ölçülerden bir tanesi; İslamiyet’tir, İslam’dır inşaAllah.
Bakın, Ahmed İbn-i Hacer-i Mekki, Beklenen Mehdi’nin Alametleri isimli kitabın 61. sayfasında diyor ki: “Üzerinde itikat etmemiz gereken nokta şudur ki,” yani doğru olan nokta şudur ki, “asıl Mehdi, deccale karşı Hz. İsa’yla birlikte gelecek olan Hz. Mehdi (a.s)’dır, Hz. İsa (a.s)’a yardımcı olacaktır” diyor. “Zira ondan önceki Mehdiler hakkında herhangi bir hadis bulunmamaktadır. Mehdi’den sonra gelecek olanlar da salih kimselerdir ancak Mehdi gibi değildirler, hakikatte en son Mehdi odur” yani ‘gerçek Mehdi odur’ diyor inşaAllah. “Yoksa hepsi de salih insanlar” diyor, Hz. Cabir var, Müferrec var, Zulgadap diye kişiler var ama bunlar sadece o devirdeki salih kimseler inşaAllah. Kahtani var. Mehdiyyüd din; Hz. İsa (a.s)’dır. Mehdiyyül dem; o, kanları dindiren hakiki Hz. Mehdi (a.s)’dır.
ALTUĞ BERKER:Hocam siz sık sık; “dünyaya barış ve gerçek demokrasi ortamının yerleşmesi için, Mehdiyet’ten başka bir çözüm olmadığını ve İslam dünyasının ancak Hz. Mehdi (a.s) vesilesiyle bir araya gelebileceğini, bundan başka da bir çıkar yol olmadığını” söylüyorsunuz. Zaman Gazetesi’nde Ahmet Selim de; “Mehdiyet’i göz önünde bulundurmadığı için, mevcut şartlarda Ortadoğu’ya, Afrika ve Arap ülkelerine demokrasinin nasıl gelebileceğini düşünemediğini ve izah da edemediğini” yazmış. “Farklı aşiretlerden, gruplardan, kesimlerden oluşan toplumlarda, birlik ve beraberlik duygusunun yani demokrasi zemininin nasıl oluşacağını, birleştirici değerlerin, paydaların ve bağlılıklarının ne olacağını” sormuş, “kendi hallerine bırakıldığında bu ülkelerde büyük bir karışıklık çıkacağını askeri gücün ise Irak`ta olduğu gibi bir işe yaramadığını gördüğümüzü” söyleyerek, “bu şartlar altında insan ne düşüneceğini şaşırıyor” demiş.
ADNAN OKTAR:Şaşıracak bir şey yok, işte Hz. Mehdi (a.s)’a bağlanmazsa; şaşırır da, hoplar da, zıplar da hepsi olur. Çözüm; Hz. Mehdi (a.s)’a bağlanmaktır. Yoksa tabii ki çözüm çıkmayacaktır, tabii ki kargaşa olacaktır, adamlar bir türlü karar veremezler, yani tam bir anarşi tam bir karmaşa meydana geliyor.
Evet, seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER:Hocam Zaman Gazetesi’nden Mustafa Armağan da; “Asıl Çılgın Proje Osmanlı’yı Geri Getirmek mi?” başlıklı bir yazı yazmış. Yazısında; “Başbakan Erdoğan`ın yeni kanal projesini açıklamak için II. Abdülhamit’in tahttan indirildiği 27 Nisan tarihini seçmesinin manidar olduğunu ve bu tarihi seçerek II. Abdülhamit ve onun şahsında, büyük Osmanlı vizyonunu sahiplendiğini göstermek istemiş olabilir” demiş. “Aynı zamanda bu tarihin bir muhtıra tarihi olması dolayısıyla, yapılan açıklamanın bu zihniyete tarihi bir cevap niteliği taşıdığını” belirtmiş. “Ayrıca Sayın Başbakanın kanal projesi için; ‘biz atalarımızın düşündüklerini gerçekleştiriyoruz’ sözlerinin de; biz Osmanlı’dan koptuk, artık yeni bir devletiz fikrine karşı bir meydan okuma olduğu ve asıl çılgın projenin Osmanlı’yı geri getirmek olabileceğini” belirtmiş.
ADNAN OKTAR:Osmanlı’yı geri getirmek değil, defalarca açıkladık, durup durup, Osmanlı, Osmanlı demelerine gerek yok, Mehdiyet, Osmanlı’dan ayrı bir şeydir. Biz Mehdiyet’in zuhurundan bahsediyoruz. Dinin anlattığı, İslam’ın anlattığı, hadislerin anlattığı; Mehdiyet’tir. Hadislerde Osmanlı’dan bahsetmez. Hadislerde; ahir zamandan, Mehdiyet’ten bahsediyor, deccaldan bahsediyor, “deccaliyet yıkılacak yerine Mehdiyet gelecek” diyor. Nerenin Osmanlısı? Osmanlı’dan örnekler alırız, Osmanlı’da güzel yönler görürüz, hoş yönler görürüz, Osmanlı’yı severiz. Ama biz, Osmanlı olacağız dedik mi? “Mehdiyet olacak” diyoruz. “Altınçağ olacak” diyoruz. Peygamberimiz (s.a.v.)’in dediği budur, “Mehdiyet olacak” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.), Osmanlı gelecek demiyor ki. Konuyu anlamazlıktan gelmelerinin mantığı yok.
Kahtani, Cehcah, Haysem ve Megat isimlerinde yine, “Mehdi devrinde, salih kimseler çıkacağı” belirtiliyor. “Mehdi devrinde, münafıklar ve kötü kişiler oradan ayıklanmış olacaklar” diyor, “halis iman Medine’de (İstanbul’da) kalacak. Beyt-i Makdis’te ve diğer ülkelerde böyle olmayacak, çünkü münafık ehl-i zimme ve yaramaz kişiler oraları dolduracak.” Yani, ‘Kudüs’te de ve diğer ülkelerde de küfür çok yaygın olacak’ diyor, Türkiye’de İstanbul’dan bahsediyor; Medine dediği; İstanbul’dur. Hadiste; “iman ehli en güçlü orada olacak” diyor. “Din en nihayet yılanın deliğine girdiği gibi Medine`ye gelip orda istikrar edecektir.” Yani ‘En çok İstanbul’dan dinin, imanın güçleneceği ve takviye edileceğini’ belirtiyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ‘gerçek dinin yaşanmasına İstanbul’un vesile olacağını yani Mehdiyet’in, İstanbul’da gelişeceğini ve bütün İslam alemine, Türkiye’ye etki edeceğini’ belirtiyor Peygamberimiz (s.a.v.) hadisinde. Bakın, “din en nihayet yılanın deliğine girdiği gibi Medine’ye girip orada istikrar edecektir diye varit olmuştur. Fitne bütün dünyayı saracak, yalnız Medineliler hidayet içinde -yani İstanbul’da-, çok güçlü bir imanı çalışma olacağını” belirtiyor hadiste. “Çünkü o zaman, halis mümin kalan, ancak onlar olacak” yani Türk milleti, “zira gerçek halife olan Mehdi’ye tabi olmuşlardır.” Yani ‘Müslümanların lideri olan Hz. Mehdi (a.s)’a tabi olmuşlardır.’ Bakın gerekçe de bu. Yani Medine’de neden imanın güçlü olacağı ve Medine’ye bağlı İstanbul’a bağlı olan Türkiye’nin, neden imanının güçlü olacağını Peygamberimiz (s.a.v.) açıklıyor. “Zira gerçek halife olan, gerçek lider olan Mehdi’ye tabi olmuşlardır”, ‘bu gerekçeyle imanları çok güçlü olacak’ diyor. Hakikaten de Ortadoğu ve Balkanlarda en güçlü imanı olan, imanın, İslam’ın Kuran’ın en güçlü yaşandığı, Darwinizm’e karşı en güçlü olan yer; yine Türkiye’dir. Buradaki açıklamalar; Hz. Mehdi (a.s)’ın da, İstanbul’da çıkacağının açık alameti ve delillerinden de bir kısmıdır. “Gerçek halife mevcut olup da” yani ‘Hz. Mehdi (a.s) mevcut olup da’ onu tanımayan veya tanıyıp da ona bağlanmayan kimsenin ölümü, cahiliyet ölümü gibidir.” Yani mesela bazı kişiler, kendi kendilerine kutup veyahut gavs ilan ediyorlar yahut asrın müceddidi ilan ediyorlar, ona bağlanmayanın ölümü, cahiliyet ölümü gibidir diyor, yalan söylüyorlar, dürüst konuşmuyorlar. Halbuki burada bahsedilen konu; Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili hadisle ilgilidir. “Gerçek halife mevcut olup da; dediği Müslümanların gerçek lideri yani dünya çapındaki lideri olan Hz. Mehdi (a.s)’ı tanımayan, bak onu tanımayan veya tanıyıp da ona bağlanmayan.” Halbuki normalde tanıması lazım, anlaşılmayacak gibi olmaz. “Veyahut tanıyıp da ona bağlanmayan” anlamazlıktan gelen; "kimsenin ölümü, cahiliyet ölümü gibidir." Yani ‘küfürdeki ölüm gibidir’ diyor. “'İşte din, Medine'ye dönecektir' sözünün manası budur." Yani ‘din İstanbul'da toplanacaktır sözünün anlamı budur’ diyor. Onun için Cübbeli, insanlara yanlış bilgiler vererek, yanlış zeminde durmalarına vesile oluyor. Mesela o Mahmut Hocamız’ı müceddid ilan etti, bana göre de müceddiddir; peki Süleymanlı kardeşlerimize göre müceddid mi? Sen Türkiye'de bir müceddid ilan ediyorsun, Türkiye'deki insanların haberi yok, bu nasıl oluyor? Hiçbiri de kabul etmiyor, kendi cemaatinin dışında hiç kimse de kabul etmiyor. Öyle olur mu müceddid? Müceddidi kendi bulunduğu ülkedeki Müslümanların hepsi kabul ediyor, diğer İslam Ülkeleri de kabul ediyor, herkes kabul ediyor. Mahmut Hocamız'ı kim kabul ediyor? Süleymanlılara sorduğumuzda ne diyorlar? “Kabul etmiyoruz diyorlar. Menzil cemaatine sorduğumuzda: "Siz kabul ediyor musunuz?" diyoruz; “biz de kabul etmiyoruz” diyor. Nur talebelerine soruyoruz: "Siz kabul ediyor musunuz?" diyoruz; “onlar da kabul etmiyoruz” diyorlar. Fethullah Hoca'ya da soruyoruz; “onlar da kabul etmiyoruz” diyorlar. Kadirilere soruyoruz; “hayır” diyorlar. Diğer Nakşilere soruyoruz; onlar da “hayır” diyorlar. Diyanete sorsan, onlar da kabul etmezler. Kim kabul ediyor? Cübbeli kabul ediyor, Cübbeli'nin yönlendirdiği bir kısım kimseler kabul ediyor. Mahmut Hocamız kendi de kabul etmez. Mahmut Hoca'ya sormuşlar mı? "Sen asrın Müceddidi misin” diye sormuşlar mı? Mahmut Hoca'nın kendi kabul etmiyor, bizzat kendi kabul etmiyor. Dolayısıyla, işte gitmişler Habeşistan'dan, Pakistan'dan, Hindistan'dan gariban insanları topladılar, otelde yedirdiler, içirdiler: “asrın müceddididir, alimdir” bir yazı aldılar, Cübbeli, onunla Mehdiyet'e karşı kendince bir put meydana getirdiğini düşünüyor. Hocamızı putlaştırmaya çalışıyor. Hocamız, Mahmut Hoca hiçbir zaman için böyle bir iddiada bulunmaz. Bütün İslam aleminin müceddidiyim diye der mi? Kimse kabul etmiyor ki, böyle bir şey desin. Herkes kabul etse kabul edebilir, ama kimse kabul etmiyor. Kendi vatanında kabul edilmiyor yani. O zaman niye oturup müceddid ilan ediyorsun, değil mi?
ALTUĞ BERKER:Doğru Hocam.
ADNAN OKTAR:Sevenlerine göre müceddid, tamam. Bana göre de müceddid ama kimse kabul etmiyor. Onun için Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bu konuda çok açık açıklamalarda bulunmuş, izahlarda bulunmuş.
Mercani Ahbar-ül Medine'de Cabir (r.a)'den manfuen rivayet etmiştir: "Bu iş (din) Medine'ye mutlaka dönecektir, onsuz iman tamamlanmayacaktır." Bakın, ne diyor: " Bu iş (din) Medine'ye mutlaka dönecektir." İslam alemine halifelik nereden gitti? İstanbul'dan gitti. Hadiste ne diyor: "Bu iş (din) Medine'ye mutlaka dönecektir." Yeniden İstanbul'a geri dönecektir, Müslümanlığın liderliği oluşacaktır. "Bu iş (din) Medine'ye mutlaka dönecektir." Gitmiş ki dönüyor. Nereye dönüyor? Gittiği yere geri dönüyor, Medine’ye yani İstanbul'a dönüyor. "Onsuz iman tamamlanmayacaktır." Demek ki, imanın kamil olması ancak Hz. Mehdi (a.s)'a tam tabi olmakla, iman hakikatlerini bilmekle, İstanbul'dan sudur edecek, İstanbul'dan gelişecek olan İslam anlayışına, Kuran anlayışına tabi olmakla olacaktır. Onun dışında bir felaket dünyayı saracaktır, bunu görüyoruz. "Din en nihayet yılanın deliğine girdiği gibi, Medine'ye girip orada istikrar edecektir, diye varit olmuştur." Yani küçük bir alan olduğu için böyle belirtiliyor. Gerisin geri dönecektir. İstanbul'da istikrar edecektir, İstikrar nedir? Müstekrir, yani dengelenmiş, düzgün hale gelmiş, sağlam hale gelmiş olacaktır. Artık dinin hakikati İstanbul'dan bütün dünyaya yayılacaktır. Hz. Mehdi (a.s)'ın bulunduğu şehir olması hasebiyle. "Fitne bütün dünyayı saracak." Yukarıda Hz. Mehdi (a.s)'ın bahsinde bu geçmiştir. "Yalnız Medineliler" bakın: "Yalnız Medineliler hidayet içinde olacaktır." İstanbul ve İstanbul'dan yayılan bilgi, yani Türkiye'de din hakim olacaktır, yayılacaktır. Bunu, bütün dünya biliyor ki, İslamiyet'i en iyi yaşayan ülke Türkiye'dir. Darwinizm'e karşı en güçlü İslam ülkesi yine Türkiye. Yani Avrupa'nın, Amerika'nın üniversitelerinin araştırma ve çalışmaların sonucunda bu elde edilmiştir. Darwinizm'e karşı İslam alemindeki en büyük, en esaslı en etken kale. Yüzde doksan dokuz güçte. Yüzde doksan dokuz bütün İslam alemine buradan gidiyor. Avrupa ve Amerika üniversitelerinin araştırmaları. En güçlü İslam yine Türkiye'de yaşanıyor, en kaliteli İslamiyet anlayışı yine burada. Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? "Yalnız Medineliler hidayet içinde olacak." Bakın: "Yalnız Medineliler" yani İstanbul'da bulunan Hz. Mehdi (a.s) vesilesiyle, İstanbul ve İstanbul'dan yayılan o düşünce, İslam anlayışı. Hidayet içinde olacaklar, gerçek hidayeti bulacaklar. Hidayet ne demek? Gerçek anlamda İslamiyet'i yaşarsan hidayet olmuş olur. "Çünkü o zaman halis mümin olarak kalanlar ancak onlar olacak." Bakın, halis Mümin nedir? Kuran'dan taviz vermeyen, Kuran'ı çok iyi anlamış, İslam'ı çok iyi yaşayan, hurafelerden uzak olan, İslam'ın hakikatini tam içinde toplamış, mecz etmiş, halis hakiki, saf İslam dini. "Çünkü o zamanlar halis mümin olarak kalanlar ancak onlar olacak, zira" bakın gerekçe açıklanıyor: "zira gerçek Halife olan Hz. Mehdi (a.s)'a tabi olmuşlardır." İstanbul'da bulunan Hz. Mehdi (a.s)'a tabi oldukları için, o şehir ve o şehre bağlı olan bütün Türkiye'nin ehl-i iman olduğunu, ehl-i hidayet olacağını Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadisinde açıkça belirtiyor. "Gerçek Halife mevcut olup da" Hz. Mehdi (a.s) mevcut olup da; "onu tanımayan veya tanıyıp da ona bağlanmayan kimsenin ölümü, cahiliyet ölümü gibidir. İşte din Medine'ye dönecektir, sözünün manası budur." Demek ki, Hz. Mehdi (a.s)'ı tanıdığında, tanımazlıktan gelmek olmuyor. 'Ben tanıyamadım' da yok. Peygamberimiz (s.a.v.) her ikisini de kabul etmiyor. ‘Anlayamadım’ yok, diyor.
Evet, bu konuya yine devam ederiz ama biraz Cübbeli'den dinleyelim önce de, sonra bağlantıları daha güçlü yaparız inşaAllah.
VTR- Cübbeli, Ahmet Hoca’nın; Hz. Mehdi (a.s)’ı Beklediğini Ve Hz. Mehdi (a.s) Zamanında İslam’ın Dünyaya Hakim Olacağını Söylüyor.
VTR- Mahmud Hoca Efendi Ve Cübbeli, Hz. Mehdi (a.s)’a Asker Olmak İçin Dua Ediyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, “Hz. Mehdi (a.s)'dan bahsetmeme gafletine de düşmüyoruz” diyor. Gerçi o gaflete düşüyor artık da, biz düşürtmüyoruz, sürekli ona söyleterek, konuşturarak değil mi? Yoksa o, Hz. Mehdi (a.s)'dan bahsetmeme gafletine düşmüş, 700 sene geriye atmış zaten, 700 sene ötelemiş zaten. Medine'den kastın İstanbul olduğuna dair hadisi de bul, onu da söyleyeyim inşaAllah. Bakın: "Gerçek Halife mevcut olup da onu tanımayan veyahut da tanıyıp da ona bağlanmayan kimsenin ölümü, cahiliyet ölümü gibidir. İşte din Medine'ye dönecek, sözünün manası budur." Yani Hz. Mehdi (a.s)'a bağlanmayanın ölümü cahiliyet ölümü gibidir, o anlamda söylenmiştir bu hadis. Cübbeli bunu saptırıyor, “Mahmut Hoca'ya bağlanmayan” diyor. O zaman dünyada, yüzün üzerinde müceddid var. Kim, hangisine bağlansın insanlar? Halbuki Peygamberimiz (s.a.v.) burada, bir tane müceddidden bahsediyor. Ahir zamanda bir tane müceddidden bahsediyor. “Ona bağlanmayanların ölümü cahiliye ölümü gibidir” diyor. "Sonra O (Medine yani İstanbul) içindeki yaramazları atacak, böylece münafıklar ve kötü kişiler oradan ayıklanmış olacaktır." Yani Hz. Mehdi (a.s) talebeleri içinden münafıkların atılmasından bahsediyor. Orada Medine deyince, Hz. Mehdi (a.s) kastediliyor; Medine şehrinin taşı toprağı kastedilmiyor tabii. Burada kastedilen Mehdiyet’tir. Hz. Mehdi (a.s), içindeki yaramazları atacak, böylece münafıklar ve kötü kişiler oradan ayıklanmış olacaklar. Hz. Mehdi (a.s) cemaatinden münafıklar, üçkağıtçılar, sahtekarlar çıkacaktır, Hz. Mehdi (a.s)’a karşı tavır alacaklardır, ama bunların hepsi teker teker ayıklanacak, ayrılacaklar. "Halis iman Medine'de kalacak." Bakın yine; halis iman. İman var, bir de halis iman var. Halis iman olması için, Mehdiyet'e tabi olmak şart olduğunu hadislerden anlıyoruz. O zaman halis iman olmuş oluyor. "Beyt-i Makdis ve diğer ülkelerde böyle olmayacak." Yani İsrail'de ve başka yerlerde gerçek anlamda, gerçek din yaşanmayacak, diyor. "Çünkü münafıklar, ehl-i zimme ve yaramaz kişiler oraları dolduracak. "Münafıklar da çok olacak” diyor, “ehl-i zimme olacak” diyor, “yaramaz kişiler olacak.” İslam ülkelerinin büyük bir bölümü, Türkiye'nin dışında, hakikaten fitne, fesat, fücur içindedir. Bakın, her yer kaynıyor, bir tek Türkiye istikrar içerisinde, değil mi? Mehdiyet vesilesiyle oluyor. Mesela Suriye'deki gibi Türkiye'de bir ayaklanma olmuyor, niye? Mehdiyet vesilesiyle, Mehdiyet sebebiyle. Yahut Libya'daki gibi bir olay çıkmıyor, niye? Yine Mehdiyet vesilesiyle, inşaAllah. Kıyamet Alametleri isimli kitap, Muhammed Bin Resul El Hüseyni El Berzenci Hazretleri, önemli bir eser, buradan kardeşlerimiz elde edip okuyabilirler.
ALTUĞ BERKER:İstediğiniz hadisi okuyorum Hocam inşaAllah. Hz. İbn-i Amr'dan rivayet edilmiştir: "Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu ki: ‘Ey ümmet! Altı şey vardır ki onlar olmadan kıyamet kopmaz, altıncısı Medine'nin Fethi. 'Denildi ki: 'Hangi Medine?'. Buyurdu ki: 'Konstantiniyye'" İstanbul. "Bu Konstantiniyye'nin, Hz. Mehdi (a.s) tarafından yapılacak fethidir." Kaynak, Kıyamet Alametleri ve Ramuz El-Hadis’te de var inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tilki gelip" bakın; "Tilki gelip Resulullah (s.a.v.)’in minberine çıkıp oturuncaya, kimse kalkıp onu ordan kovmayıncaya kadar kıyamet kopmaz." Yani minberler Resulullah (s.a.v.)in mekanı. Öyle fasık, öyle üçkağıtçı hocalar çıkacak ki’ diyor, ‘minberlere çıkacaklar, tilki, kurnaz, sahtekar, yalancı, üçkağıtçı, kulağı kesik var ya, düzenbaz hocalar var biliyorsunuz, milleti Allah ile aldatan sahtekarlar var ya, bakın diyor ki; Peygamberimiz (s.a.v.): "Tilki gelip Resulullah (s.a.v.)’in minberine çıkıp oturuncaya, kimse kalkıp onu kovmayıncaya kadar kıyamet kopmaz." Demek ki, bazı sahtekarlar çıkacaklar minbere oturacak, İslam'dan Kuran'dan bahsedecek, ama içine hurafeler katacak, kendi çıkarlarını katacak, anlatacak ama taraftarlarını da öyle bir kandıracak ki, onlar da onu oradan uzaklaştırmayacaklar, o da, o anormal hareketlerine, o melanetlerine devam edecek, bu anlatılıyor. Tabii, Hz. Mehdi (a.s) zıttı bir hareket olduğunu, hadislerden anlıyoruz. Çünkü bakın: "Kıyametten kırk sene önce Medine harap edilecek" diyor. İstanbul'u demek ki kırk sene öncesinden küfür yerle bir edecek. Ne zaman? 1500'lerden sonra ciddi bir bozulma başlıyor, dolayısıyla İstanbul'u harap edeceklerini söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Kıyametten 40 sene önce Medine harap edilecek.” Bu ne demektir? Yani, Hicri 1506'dan sonra. Bediüzzaman ne diyor? Hicri 1506 demiyor mu?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:40 sene ekle, tam. Bediüzzaman söylerken, kendine göre söylemiyor, hadislere göre söylüyor. Bakın, kıyametten 40 sene önce. Yani 1505’in üstüne 40 sene eklendiğinde; 1545. Peygamberimiz (s.a.v.), yaklaşık “40 sene olarak” söylemiş ama net tarih vermiş, inşaAllah. Bakın: "Tilki gelip Resulullah (s.a.v.)’in minberine çıkıp oturuncaya, kimse kalkıp onu kovmayıncaya kadar kıyamet kopmaz." Yani Hz. Mehdi (a.s) aleyhtarı, deccal yanlısı sahtekar tilkiler demek ki, bazı minberlere çıkacaklar ve orada tilkilik, kurnazlık yapacaklar, sahtekarlık yapacaklar ve Müslümanları, İttihad-ı İslam'dan Türk İslam Birliği'nden uzaklaştırmak için, Müslümanların dikkatini, şevkini dağıtmak için her türlü üçkağıtçılığı, tilki gibi kurnazca ve sahtekarca yapacaklar ve oradaki Müslümanlar da onun farkına varamayacaklar. Peygamberimiz (s.a.v.); “Hz. Mehdi (a.s) ile birlikte mücadeleye çıkacaklar" diyor. “Hz. Mehdi (a.s) ile birlikte mücadeleye çıkacaklardır. Sonra Medine (İstanbul) sarsılacak. Münafıklarını içinden atacaktır." Yani demek ki, İstanbul'da, Hz. Mehdi (a.s) cemaatine muhtelif saldırılar olacak. “Oradaki sahtekarlar etkisiz olacaklardır.” Hz. Mehdi (a.s) ile mücadele veren, Hz. Mehdi (a.s)'ı durdurmak için uğraşan münafıklar etkisiz olacaklar. Hadiste ne diyor? "Münafıkları içinden atacaktır. Orada halis Müslümanlar kalacak." Yani Hz. Mehdi (a.s) talebeleri kalacak. "Sonra da Beyt-i Makdis'e hicret edeceklerdir." Yani ‘Hz. Mehdi (a.s) talebeleri sonradan, Kudüs'e de gidecekler’ diyor. Bu sayfayı daha da detaylı açıklayabiliriz. "Medine'yi gayet bol meyveli ağaçların dalları yerlere kadar eğilmiş halde bırakacaksınız." Bakın: "Medine'yi gayet bol meyveli ağaçların dalları yerlere kadar eğilmiş halde bırakacaksınız." Yani Medine'de (İstanbul'da), çok fazla meyve olacağını belirtiyor Peygamberimiz (s.a.v.) hadiste. Nereden geliyor? Meyve her yerden geliyor İstanbul'a, değil mi? Tabii buradaki açıklama, müteşabih olmuş oluyor. Yani 'meyve ağaçlarının dalları yerlere kadar eğilmiş halde bırakacaksınız', ondan kasıt; bol bol kamyonlarla meyveler gelecektir. Yerlere kadar değen nedir? Kamyonlar yerlere değiyor inşaAllah. Değil mi? “Kıyametten 40 sene önce Medine harap olacak ve sakinleri oradan çıkacaktır." Ebu Davut (r.a) maruf olarak naklediyor: "Buhari ve Müslim Ebu Hureyre (r.a)'den naklediyorlar: 'Mal çoğalıp bollaşmadıkça, kıyamet kopmaz.' Hz. Mehdi (a.s) devrinde çok fazla mal çoğalıp bollaşacak, biliyorsunuz. Hatta insanlar geri vermek istiyorlar, o kadar çoğalacak. "Hatta o kadar çoğalacak ki, kişi malının zekatını çıkarıp ayıracak da verecek kimseyi bulamayacak." ‘O kadar zenginleşecekler’ diyor. Zekat verecek fakir yok. Ama bu aynı zamanda, kıyamet alametidir. Yani Hz. Mehdi (a.s) devrinde olacak olaylardandır. "Diğer bir rivayet de 'sizde mal çoğalıncaya kadar' olarak geçmektedir.’" Ebu Davut Ahmet ve Hakim İbn-i Havari'den rivayet ediyor: "'Mukaddes toprağa hilafetin indiğini görünce anla ki, depremler belabil ve büyük işler yaklaşmıştır. Kıyamet o gün insanlara şu iki eliyle başı arasından daha yakındır.' Bunu söylerken mübarek elini böğrüne koyuyordu." diyor. Yani bu şekilde elini böğrüne koymuş. Sünen-i Ebu Davut da Ahmet ve Hakim İbn-i Havari'den rivayet ediyor: "Mukaddes toprağa" yani İstanbul'a; "Hilafet'in indiğini görünce" yani Hz. Mehdi (a.s), hilafetten kasıt; Hz. Mehdi (a.s)'dır. Yani Müslümanların lideri anlamında. "Hilafet'in indiğini görünce" yani Hz. Mehdi (a.s)'ın nüzul ettiğini, indiğini, zuhur ettiğini görünce; "anla ki depremler, belabil ve büyük işler yaklaşmıştır. Hz. Mehdi (a.s)'ın zuhur etmesiyle beraber, 1980'de ne oldu? Depremlerde muazzam bir artış oldu. "Belabil" yani muazzam belalar; tsunamiler, depremler, zelzeleler, savaşlar, ayaklanmalar, çok büyük olaylar, yıllardan beri devam ediyor, görüyorsunuz. “Ve büyük işler yaklaşmıştır.” Çok büyük olaylar olmaya başladı. ‘Bu, Hz. Mehdi (a.s)'ın, geldiğini, zuhur ettiğini, indiğini gösterir’ diyor Peygamberimiz (s.a.v.).
ALTUĞ BERKER:1980'den sonra, büyük bir yükseliş var. Özellikle 1999'dan sonra depremlerin katbekat yükselişi var. 6-8 şiddetindeki depremlerin artışı.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. MaşaAllah derken, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisinin doğru çıkması açısından diyorum. Bu hayrettir.
"Mukaddes toprağa Hilafet'in indiğini gördüğünde", şimdi hilafet tabii İstanbul'a gökten inmez. Nasıl iner? Hz. Mehdi (a.s), o şehre geldiğinde, hilafet indi demektir. Hilafetten kasıt nedir? Müslümanların manevi liderliği. Yoksa Halifelik dendiğinde; padişahlık, sultanlık anlamında değil. "İndiğini görünce" yani Hz. Mehdi (a.s)'ın zuhur ettiğini anladığında, "anla ki depremler, belabil ve büyük işler yaklaşmıştır." Artık peş peşe arkası kesilmeden devam edecek. Bakın görüyorsunuz; hortumlar, tsunamiler, savaşlar, ayaklanmalar, yer yerinden oynuyor. Bir türlü yatışmıyor. Irak İşgal edildi, Afganistan işgal edildi, bütün İslam alemi kan revan içinde kaldı. "Kıyamet, o gün insanlara şu iki eliyle, başın arasından daha yakındır." Bunu söylerken, eli böğründeymiş, açıklamayı da bu şekilde yapmış. “İnsanlara şu iki eliyle, başın arasından daha yakındır” diye açıklamış. "Ümmetimden bir taife hak üzerinde savaşacaklar. Kıyamete kadar zahir, galip olacaklar." Hz. Mehdi (a.s) cemaati. "Ve nihayet Meryem oğlu İsa (a.s.) inecek, emirleri: 'haydi gel bize namaz kıldır' diyecek; Hz. İsa (a.s.) bu teklife şu karşılığı verecek: 'Hayır kiminiz kiminize karşı Allah'ın bu ümmete bir lütfu olarak emirlersiniz.'" Kabul etmiyor, Müslim hadisinde de var; Hz. Mehdi (a.s)'a ‘lider sensin’ diyor; ‘ben liderliğe geçmem’ diyor. "Ümmetimden bir taife hak üzerinde savaşacaklar." Sungur Ağabey'in söylediği ve Peygamberimiz bu hadis içerisinde, ümmetin ömrünü açıklıyor. Vahiyle açıkladığı için, ebcedinde bütün safhaları çıkıyor. Bütün safhalar. Sungur Ağabey onu çok güzel açıklıyor. O hadisi şimdi bir yayınlayalım. Vahiyle bildirilen bir hadis olduğu için, saf vahiy olduğu için; Allah, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in o sözünün içerisine hepsini tek tek koymuş. Her cümlede bir safhası var: 1506, 1543, 1545. Şimdi Sungur Ağabey'i dinleyelim.
VTR- Mustafa Sungur Ağabey, “Dünyanın Son Devrinde Olduğumuzu” Söylüyor.
ADNAN OKTAR:Tabii anlayana; çok açık anlatıyor ama hayrettir yani hadisin kodlu olması, vahiyle söylenen bir hadisin bu şekilde ve milimi milimine tarihi veriyor, milim milimine, 1506, 1543, 1545. “Ümmetimden bir taife hak üzere savaşacaklar, kıyamete kadar zahir ve galip olacaklar.” Ve devam ediyor bu hadis, “Ve nihayet Meryem oğlu Hz. İsa (a.s) inecek, emirleri (Hz. Mehdi (a.s)) ‘Haydi gel bize namaz kıldır’ diyecek” ‘siz buyurun efendim, namazı kıldırın’ diyecek Hz. İsa (a.s)’a. “Hz. İsa (a.s) bu teklife şu karşılığı verecek; ‘Hayır, kiminiz kiminize karşı Allah’ın bu ümmete bir lütfu olarak’” vahiyle aldığı bir bilgi bu ayrıca “emirlersiniz” ‘Müslümanların emiri sensin’ diyor.
“İmam Müslim Ebu Hureyre (r.a)’dan naklettiği diğer bir rivayet ise şöyledir; ‘Vallahi’” diyor, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) yemin ediyor. “ Meryem oğlu İsa elbette hakem ve adalet sahibi olarak inecek, mutlaka salibi (haçı) kıracak” diyor, yani ‘şirk akidesini, şirk inancını kaldıracak’ diyor. “Hakem ve adalet sahibi olarak inecek” diyor, inşaAllah. “Bu babda Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor; ‘Ehli kitaptan hiçbir kimse yoktur ki ölümünden önce ona (Hz. İsa (a.s)’a) iman etmesin.’ Nisa Suresi, 159” İmam Berzenci delil olarak veriyor Hz. İsa (a.s)’ın inişine. Yine Zuhruf Suresi, 61; “Şüphesiz Hz. İsa (a.s) kıyamet-saati için bir alamettir’şahıs kıraatlerde son ayeti kerimedeki ilim kelimesi alem olarak okunmuştur. Buna göre alem kelimesi; alamet manasındadır.” Yani Hz. İsa (a.s)’ın kıyamet için bir alamet olduğunu belirttiğini söylüyor, inşaAllah.
“Üç sene şiddetli bir kıtlığın hüküm sürmesi”, yani yağmurların yağmaması; Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alameti. Üç sene ne dediler? “Küresel ısınma oldu” dediler, üç sene şamata, gece gündüz küresel ısınma, küresel ısınma, işte Allah’ın onlara küresel ısınma diye söylettiği bu olaydır; üç sene şiddetli yağmurların kesilmesi. Daha önce bu şekilde konuşmadılar. Gece gündüz büyük bir panik halinde, hatta hükümet bile, “Yeşilırmak’tan, Kızılırmak’tan su alalım” demeye başladılar. Hatta “Irmağın suyu da kuruyabilir, ne yapacağız?” diyorlardı. “Yer altı suları da kalmayacak, ne yapacağız?” diye bir panik meydana geldi, muazzam bir panik meydana geldi. Bu paniğin meydana gelmesini, Allah sağladı. Bu da Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametidir.
“Bir de Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şu mübarek hadisinde buna bir işaret görmekteyiz” Resulullah (s.a.v.) ‘Kıyamet öncesi bazı hileli seneler gelecektir. O senelerde yalancı doğrulanacak.’” Sahtekar, yobaz bir Hoca çıkıyor, üçkağıtçı, alenen, milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyor. Alenen ahlaksız, hayasız yani kaşar adam, kaşarlaşmış, yüzsüz. Yüzüne tükürseler yağmur yağıyor zanneder, o kadar arsız. Ne diyor hadiste? “O senelerde yalancı doğrulanacak.” Böyle sahtekarların doğru olduğu söylenecek. “Doğru olan kişi de yalanlanacaktır.” Hz. Mehdi (a.s) da çıkacak, anlatacak, onu da yalanlayacaklar, Aynı zamanda, Hz. Mehdi (a.s) talebelerini yalanlayacaklar.
Zamanın kısalması; “Öylesine ki bir sene bir ay, bir ay bir hafta, bir hafta bir gün, bir gün bir saat ve bir saat de ateşte tutuşturulan bir kuru ot gibi kısa süreli olacaktır.” Deccaliyetin safhalarını belirtiyor Peygamberimiz (s.a.v.), Bediüzzaman da bunu uzun uzun anlatmış; “Deccaliyetin tahribatı ilk başta çok şiddetli olacak. Çok sığ ve büyük bir tahribat yapacak, sonra tahribat gücü azalacak azalacak, son zamanlarda artık durumu muhafazaya çalışacak” diyor. Şu an o aşamadayız, inşaAllah.
“Şeytanların zuhur edip yalan haber getirmesi ve insanların Kuran okuması.” Adam muazzam Kuran okuyacak, kıraati tamam, ezberi tamam, Kuran’ı su gibi ezberden biliyor, mükemmel bir kıraati var fakat yalancı ve sahtekar, klasik yobaz, sahtekar. Ne diyor Peygamberimiz (s.a.v.)? “Şeytanların” bak, şeytan olarak görüyor bunları Peygamberimiz (s.a.v.), şeytan olarak söylüyor, “zuhur edip yalan haber getirmesi” Bunlar yalancı olacak, yalan haber yayacaklar yani Müslümanları aldatacaklar, yanlış yollara götürecekler. İslam’ın hakimiyetini engellemek için var güçleriyle gayret edecekler.
“Birçok kavimlerin imandan sonra küfre sapmaları”; Darwinist, materyalist oldu insanlar, değil mi? İmandan sonra küfre saptılar.
ALTUĞ BERKER:Hocam, ünlü düşünür ve dünya çapında tanınan tarihi şahsiyetlerin, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hakkında söyledikleri sözlerden örnekler veriyorum. Rus yazar Dostoyevski şöyle söylüyor; “Büyük İslam Peygamberi, Yüce Yaratıcının Katına çıkıp onunla buluşmuştur. Ben Miraç’a bütün kalbimle inanıyorum.”
Rus yazar Tolstoy şöyle diyor; “Hz. Muhammed hürmet ve saygıya çok fazla layıktır.”
Alman edebiyatçı Goethe şöyle diyor; “Biz Avrupa milletleri, medeni imkanlarımıza rağmen Hz. Muhammed (s.a.v.)’in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız. Şüphe yok ki, bu yarışta kimse onu geçemeyecektir.”
İrlandalı düşünür, sosyalist Bernard Shaw şöyle söylüyor; “İnsanlığın sorunlarının üst üste yığılarak, neredeyse çözülmez hal aldığı günümüzde Hz. Muhammed’e her zamankinden daha fazla muhtacız. Ben Hz. Muhammed’in hayratlık uyandırıcı hayatını inceledim. Benim görüşüme göre, onu insanlığın kurtarıcısı olarak görmemiz lazım” diyor.
Fransız düşünür Wolther; “Türk kardeşime diyeceğim ki; senin dinin bana çok saygın görünüyor, senin dinin çok asil.”
Fransız sosyolog ve fizikçi Dr. Gustave Le Bon; “İslamiyet’ten daha eski dinler insanların ruhları üzerindeki hakimiyetlerini günden güne kaybetmekte oldukları halde, Hz. Muhammed’in dini olan İslam, bütün kudret ve hakimiyetiyle muhafaza etmektedir.”
Son olarak da Alman siyasetçi ve düşünür Prens Bismark şöyle söylüyor; “Senin asrında yaşamadığım için çok üzgünüm ey Muhammed. Kuran Allah’ın Kitabıdır. İnsanlık senin gibi bir kabiliyeti ilk defa görmüş, bir daha göremeyecektir. Ben senin önünde hürmet ve saygıyla eğiliyorum.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Biz akademideyken, Fındıklı Güzel Sanatlarda okurken, Hilmi Yavuz Hoca bize derse geliyordu, biz amfide toplanıyorduk. O zaman sosyalist, Darwinist ve materyalistti. Gerçi sonra ben kitap verdim, anlattım, Hocamız maşaAllah, ehli hidayet oldu, vazgeçti. Böylece ne komünistliği kaldı, ne solculuğu kaldı, ne Darwinistliği, hiçbir şeyi kalmadı, maşaAllah. Sen Tolstoy deyince, o da “Tolstoy” diye çok kibar bir üslupla Tolstoy’dan, çeşitli kaynaklardan da bize bir şeyler anlatırdı.
“Hocam AK Partili misin?” diyorlar. Ben AK Partili değilim. Saadet Partili misin? Saadet Partili de değilim. Her partidenim. Hem Saadetliyim, hem AK Partiliyim, hem MHP’liyim. Hepsine yardımcı oluyorum, hepsinin gelişmesi için gayret ediyorum çünkü hepsi gerekli. Saadet Partisi gerekli, var gücümle destek oluyorum. MHP gerekli var gücümle destek oluyorum. AK Parti gerekli var gücümle yardımcı oluyorum. Büyük Birlik Partisi zaten başımızın tacı, bütün gücümle destekliyorum, inşaAllah.
Erkan; “İyi akşamlar, çok değerli Muhammed Adnan Hocam, sizi çok seviyoruz. Şeytan ve deccalin şerrinden Allah’a sığınırız. Hocam Hz. Mehdi (a.s)’ın talebesi olmak için dualarınızı istiyoruz. Allah size Zülkarneyn ilmini ve gücünü versin. MaşaAllah, sevgi ve merhametiniz çok” diyor, inşaAllah, Allah yaratıyor.
“Esselamu Aleykum” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Muhterem Muhammed Adnan Hocam, Rabbim sizin ve talebelerinizin azmini arttırsın, başımızdan eksik etmesin. Ellerinizden öpmenin hasretiyle yanan bu aciz askerinize” estağfirullah, biz sizin hizmetçiniziz. “İnşaAllah, Hz. Mehdi (a.s) talebeliği yolunda sabırla mücadele edebilmem için, yarı yolda kaçanlardan olmamak için dualarınızı esirgemeyin, inşaAllah. Hocam benim sorum Muhammed Suresi 36. ayette ve ‘sizden bütün mallarınızı harcamanızı istemez” bölümünü kullanarak, bazı sitelerde kullanarak, insanların akıllarını bulandırma mücadelesi vermek istemektedirler. İnşaAllah, Hocam siz daha iyi bilirsiniz. Siz daha önce anlatmış olabilirsiniz ama maalesef deccaliyete hizmet eden bazı münafıklar, şeytana hizmete devam ediyorlar. Aslan Hocam en güzel cevabı verecektir. Bir de Hocam ellerinizden öpmek, size hizmet etmek kaderimde var mıdır diye düşünüyorum. Yanlışlık var mıdır? Siz daha doğrusunu bilirsiniz Esselamu Aleykum.” Kadir Sayduman. İnşaAllah, Hz. Mehdi (a.s) talebesiyiz hepimiz, sen de Hz. Mehdi (a.s) talebesisin. Münafıklar öyledir, evet. Kuran’da ayet var, “sarhoşken, namaza yaklaşmayın” o, sadece namaza yaklaşmayın kısmını alır, içkiliyken kısmını almaz, değil mi? “Sarhoşken, kendini bilmezken namaza yaklaşmayın” diye ayet var. Dolayısıyla onlar da, “Allah sizden bütün mallarınızı harcamanızı istemez” doğru. Yiyecek bulamayacak kadar, hastalığı tedavi ettiremeyecek kadar bir hale gelmemizi tabii istemez ama Allah için bütün malımızı, mülkümüzü İslam için harcarız. Ben, mal mülk tutmuyorum, dünyada hiçbir malım yok. Evim, arazim, tapulu mallarım falan hiçbir şeyim yok. Ne elime geçerse Allah rızası için harcıyorum, hemen harcıyorum. Harcayınca da Allah oluk oluk yine akıtıyor, yine ben oluk oluk harcıyorum, yine Allah oluk oluk akıtıyor, elhamdülillah. Para biriktirmem ama yiyecek alacak kadar, meşru zaruri ihtiyacım kadar tabii ki para tutarım yani günlük ihtiyacım kadar, zaruri ihtiyacım kadar ama stoklamam, sürekli harcıyorum. 1979’dan beri faaliyetim var, her zaman elime para geçmiştir, her zaman da Allah rızası için anında harcamışımdır. Hiç tutmam, bankalarda beş kuruşum yok, üzerime tapulu hiçbir yerde malım, mülküm yok, hiçbir şeyim yok ama yani 100 liralık bile bir yerde malım yok bir yerde resmi olarak, hiçbir yerde bir şeyim yok ve iftihar ederim, elhamdülillah, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Cennet isimlerini anlatabilir miyim?
ADNANOKTAR: Tabii.
ALTUĞBERKER: Cenneti ifade etmek için kullanılan isimler ve Cennet tabakalarından bazılarından bahsediyorum.
Cennet-ül Naim; mutluluklarla dolu Cennetler manasına gelir, inşaAllah.
Adn Cenneti; Adn- Cennetin belli bir bölümünün adı olduğu veya çoğul şekilde kullanılışına bakarak onun tamamını ifade eden bir isim olduğu.
ADNANOKTAR: Adnen Cennetleri, evet.
ALTUĞBERKER: İnşaAllah. Firdevs; içinde üzüm bulunan bağ, bahçe anlamına gelir.
Hüsna; daha güzel, daha iyi, en güzel, en iyi anlamına gelmektedir.
Darü’l Selam; esenlik yurdu anlamına gelir.
Darü’l Mükame; asıl durulacak yer, ebedi ikamet edilecek yurt manasındadır, inşaAllah.
ADNANOKTAR: MaşaAllah. Yine Cübbeli’den dinleyelim biraz daha, çok şahane anlatıyor. Gerçi biraz şekerini, tansiyonunu tetikliyor olabilir. “Nereden söylemiştim, keşke söylemeseydim” diye bin pişman oluyordur ama zamanında bir kere söylemiş, elhamdülillah. Evet, şimdi dinleyelim.
VTR-Cübbeli, İslam Ahlakının Hakimiyetinin Çok Yakın Olduğunu Anlatıyor.
ADNANOKTAR: Bize çok hayati konuları sürekli anlatıyor. En istemediği konuları Allah sürekli ona anlattırıyor, anlattıracak da, inşaAllah.
Yabancı dilde program oluyor bizden sonra değil mi? Evet. Nasıl yapalım? Yabancı dilden de dinliyor kardeşlerimizin bir kısmı ama yabancı dil bilmeyenler de dinliyorlar, yabancı dili de Türkçeye tercüme edelim, öyle olabilir, inşaAllah.
“Selamun Aleykum muhterem Sayın Muhammed Adnan Hocam. Hocam, Mısır’da zuhur edecek alacakarga ile ilgili hadis tamamen gerçekleşti mi?” diyor. O hadiste böyle bir adamın çıkacağından, bunun yabancı adamlarla iş birliği yapacağından bahsediliyor. Ölmesi, manen ölmesi anlamına da gelir yani ayrıca şu an idamla da yargılanıyor. Asılırsa fiilen de ölmüş olur ama şu an manen ölmüş durumda. Ve hadis tam tahakkuk etmiş durumda. “Burnunun üstünde bir boşluk vardır” diyor, adamın burnunun üstünde bir boşluk var. Görünümü hakikaten kargaya benziyor, resimlerden de gösterdik, değil mi? “Alacakarga” diyor. Karga gibi. Karga ne yapar? Kapar, kaçar, hırsızlık yapar, değil mi? Bu ne yapıyor? Bu da Müslümanların malını, mülkünü yurt dışına kaçırdı değil mi? Karga özellikleri gösteriyor. Gasıp; gasp eden. Ama Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “sonunda öleceğini” söylüyor, manevi ölüm de olabilir bu, maddi ölüm de olabilir ama oldu yani mülkünü kaybetti, gücünü kaybetti. “Yurt dışına çıkmasıyla ilgili hadis oluştu mu?” diyor. Yurt dışına bu zaten defalarca çıktı. Bir kere bir yere çıkmış olsa, o hadis tahakkuk etmiş olur, inşaAllah. İskenderiye’deki harpten de kasıt, Mısır’da meydana gelecek kargaşadır, oradaki mücadele. Orada bir kişi bile ölmüş olsa, o harp olmuş olur, ki birçok insan öldü, birçok insan yaralandı, kastedilen harp de oluşmuş oldu. Ben bir insanın burnunun üstünde hiç delik, boşluk görmedim, bir tek onda var. Olabilir de insanlık hali fakat bir tek onda var ve kargaya hakikaten abartılı bir şekilde benziyor. Hakikaten Mısır’ın üzerine karga gibi çöktü, mallarını mülklerini talan etti, hırsızlama çaldı ve sonunda hakikaten kaybetti ve hakikaten de idamla yargılanıyor, hakikaten yurt dışına çıktı, hakikaten küfürle iş birliği yaptı. Ehli küfürle de iş birliği yapacağını söylüyor ve o şekilde Müslümanlara saldıracağını ve savaş çıkacağını söylüyor. Savaştan kasıt; meydana gelen arbede, olaylar, insanların ölmesi. Savaş deyince illa eline kılıç, kalkan alması, gürz alması anlamına gelmez; bir iç kargaşa varsa, insanlar ölüyorsa buna savaş denir, inşaAllah. Terör, anarşi aynı anlamdadır yani kan dökülen herhangi bir eylem. Dolayısıyla tam tahakkuk etmiş oldu.
ALTUĞBERKER: “Selamun Aleykum Hocam” diye başlayan, 17 yaşındaki bir kardeşimizin bir maili var Hocam.
ADNANOKTAR: Aleykum Selam.
ALTUĞBERKER: “İyi geceler dilerim Hocam” Bursa’dan Burak Demir. “Kitaplarınızın bir kısmını temin ettim, inşaAllah” diyor, fotoğrafını çekmiş, göndermiş.
ADNANOKTAR: İşte bakın, evinde alim var. Gelsinler, en alası, en hası olsun gelsinler, görelim, yenebiliyorsa yensin. Mağlup olup ayrılacaktır. Bu kitapları okuyup da adamın mağlup olmaması mümkün değildir, mutlaka mağlup olur. Yaratılış Atlası’nı okuyacak da adam, göğsünü gere gere geri gidecek, mutlaka mağlup olmuş olarak geri gider. Ayrı; şamata yapar, “inanmadım” diyebilir, “kavrayamadım” diyebilir, “kabul etmiyorum” diyebilir, o gözyaşlarıdır, onlara inanmayacaksınız, kalbi çok önemlidir. Teknik olarak, bu kitabı okuyup da bir insanın, Darwinizme inanması mümkün değildir. Bilimsel olarak, teknik olarak imkansızdır. Demagoji yapar, demagojisi önemli değil. Demek ki, böyle bir alim bulunan ev, o mahalleye yeter, o köye yeter, o sokağa yeter, inşaAllah.
ALTUĞBERKER: Şöyle devam etmiş kardeşimiz de; “Darwinist ve materyalistlere karşı en büyük gücümüz budur, inşaAllah” diyor, kitaplarınız için. “Sizi çok seviyorum ve programlarınızı takip ediyorum Hocam. MaşaAllah, çok güzel anlatıyorsunuz, aydınlatıyorsunuz bizleri, sayenizde her türlü bilgiyi edindik, inşaAllah, Hocam. Nur yüzlü Şeyhimize selamlar” demiş Hocam, Allah razı olsun, Aleykum Selam. “Allah sizlere zeval vermesin, inşaAllah. Bizi aydınlatmaya devam edin, inşaAllah. Sayılar ve hayırlı geceler, inşaAllah” diye bitirmiş.
ADNANOKTAR: Cübbeli bu konuda, bakın bir daha söylüyorum, samimiyetsizlik yapmasın. Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisi ile Peygamberimiz (s.a.v.)’e karşı savaş açmış oluyor, bunu bırakacak. Ne diyor burada Peygamberimiz (s.a.v.); “Gerçek halife mevcut olup da onu tanımayan ve ya tanıyıp da ona bağlanmayan kimsenin ölümü cahiliyet ölümü gibidir.” Halife olan Hz. Mehdi (a.s)’dır, samimiyetsizlik yapma. Müslümanların lideri kastediliyor, halife demek ne demektir? Bütün İslam aleminin lideri demektir. Ayrıca Mahmut Hocamız’ın böyle bir iddiası da yok, böyle bir sözü de yok, değil mi? Sen kendi kafana göre, o panik içerisinde, “ne yapalım, ne yapalım işte 32 sene geçti, Mehdiyet’i durduramıyoruz bari bir müceddid ilan edeyim” dedi. Hemen apar topar, Hindistan’dan, oradan buradan garibanları toplayıp “atın şunun altına bir imza, ben ilan ettim oldu, ben yaptım oldu.” Bizim yapmamızla olmuyor ki, ben de müceddid kabul ediyorum ama olmuyor, ben de Mahmut Hocamız’ı müceddid kabul ediyorum ama Türkiye’deki hiçbir cemaat, tek bir cemaat bile müceddidliğini kabul etmiyor. Olur mu öyle şey? “Ben yaptım oldu, bitti” olmaz ki öyle, dürüst olacaksın. Mehdiyet’e karşı koz elde etmek için, güya put oluşturmak için, haşa, Hocamız’ı o işe alet etmeye kalkıyorsun. Onun konuşamamasından, sağlığının yerinde olmamasından istifadeyle, onun adına her türlü olayı yapıyor, her şeyin içerisine giriyor. Mahmut Hocamız çıkıp; “ Ben müceddidim” dedi mi, diyor mu? Böyle bir şeyi asla kabul etmez. Dünyadaki en büyük müceddid, alim benim” der mi? Müslümanların oy birliği ile öyle bir ifadesi yok ki, öyle bir şey yok. Kendi vatanında hiç kimsenin öyle bir sözü yok, hiçbir cemaatin öyle bir iddiası yok, yani “Bu kişi müceddiddir” demiyorlar. “Mahmut Hoca’ya bağlanmayan cahiliyet ölümüyle ölür” diyor. Şimdi bak, sen hadisi kendi çıkarlarına göre yönlendirmiş oluyorsun, değil mi? Putlar oluşturuyorsun, oyun oynuyorsun, yanlış yapıyorsun ve bu adama da inananlar oluyor. Onun için gece gündüz uyarıyorum, dehşetli bir vaka, müthiş bir vaka. Dehşetli derken tabii dehşet saçıyor anlamında değil de eylemleri yıkıcı, zarar verici, Müslümanları yanlış yollara sürükleyen, yanlış hedeflere götüren, pasifize eden, Müslümanların heyecanını, şevkini kıran, Türk İslam Birliği gücünü ortadan kaldıran, İttihad-ı İslam’a karşı Müslümanların arzusunu, şevkini, içlerindeki ihlası zedeleyen bir üslubu var ve bu konuda da bayağı kararlı görünüyor, adeta daldan dala atlıyor.
İsa Aktaş, Lahey; “Selamun Aleykum Aslan Hocam” ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu “ Hocam, siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah, internette Atatürk karşıtlarının kullandığı fotoğraflarda, Atatürk’ün eliyle masonluk işareti verdiğini ve mason olduğunu ima ediyorlar. Bu konuda düşünceleriniz nedir? İnşaAllah Hocam, oğlum Harun Yahya’nın fotoğrafını gönderiyorum, ellerinizden öper, inşaAllah.”
Bu konuda samimiyetsizlik yapıyorlar. Elini göğsüne soktu falan diyorlar, insanlar her zaman elini cebine sokar, kimse sallandırmak istemez. Şu anda da ben de elimi sokuyorum, kalbime götürüyorum, mason mu oldum şimdi, değil mi? İnsan bazen elini cebine sokar, bazen de ceketinin aralarına sokar, şık dursun diye. Atatürk’ün yaptığı da şık dursun diye yaptığı bir harekettir. Bir kere bu adamlar cahil. Niye cahiller? Atatürk masonluğu Türkiye tarihinde ilk defa kaldırmış insandır, başka da hiçbir lider yoktur. Atatürk’ün dışında, masonluğu yasaklayan, Osmanlı halifeleri de dahil, Osmanlı padişahları da dahil, Cumhuriyet tarihinde masonluğu kökten ilga eden, kapatan, yasaklayan hiçbir lider yoktur. Bu mümkün mü? Hem mason olacak, hem de masonluğu yasaklayacak, böyle bir şey yok. Bu düz atış, atıyorlar, inşaAllah. Atatürk Türk milliyetçisidir, dindardır, Türk İslam Birliği’ni savunur, İttihad-ı İslam’ı savunur, icraatları ortadadır. Hz. Mehdi (a.s) öncüsüdür, Hz. Mehdi (a.s)’a ortam hazırlayan bir insandır. Osmanlı çelebisidir, yiğit bir Osmanlı subayıdır, yiğit bir Türk subayıdır. Bakın, Hz. Mehdi (a.s)’a zemin hazırlayan insandır. Önce Atatürk’ün çıkması gerekir, sonra Hz. Mehdi (a.s). Çünkü Atatürk olmadan, Hz. Mehdi (a.s) görevini yapamazdı. Atatürk, onun zeminini hazırlamış oldu. Zaten mektuplarında da, şimdi onun noterlikte mektubu var, daha açılmadı Atatürk’ün mektubu, orada Hz. Mehdi (a.s)’dan, Hz. İsa (a.s)’dan açık açık bahsediyor. Türk İslam Birliği’nin olacağını da söylüyor. Meclis konuşmasında da söylüyor; “Müslümanlar birleşecekler” diyor, açık açık söylüyor, Nutkunda her yerde var, kendisi söylüyor. “Şimdiden hazırlanın, ileride Müslümanlar birleşecekler, İttihad-ı İslam olacak” diyor. Onun için bana böyle sözler etmeyi bıraksınlar. Bu konunun uzmanı, işin doğrusu, Türkiye’de benim yani Yahudilik ve masonluk konusunda benim kadar araştırması olan kimse yoktur, inşaAllah. En emin kaynaktan söylüyorum, inşaAllah. Tabii o gücü, imkanı veren de Allah’tır. Masonluğun millet M’sini bilmiyordu, ben öğrettim masonluğu. Yahudilik ve Masonluk kitabı, 600 binin üstünde basıldı, 600 bin.
ALTUĞBERKER: Kaçakları hariç.
ADNANOKTAR: Kaçak baskının harici 600 binin üstünde. Hemen hemen herkesin evinde vardı. Herkes de kabul eder bunu; ateist siyonizmi, masonluğun ne olduğunu benden öğrendiler, nasıl mücadele yapılması gerektiğini belgeleriyle, delilleriyle, fotoğraflarla anlatan benim. Daha önce belgelerle, fotoğraflarla, delillerle hiç kitap bulamazsınız. Üçüncü hamur kağıda düz anlatım vardı, rahmetli Cevat Rıfat Atilhan’ın izahları vardı. Onlar da; “tabutluklar, iğneli tabutlar, çocuk kesip kanını içerler” böyle abuk sabuk izahlar. Hocamıza tabii Allah rahmet etsin ama izahların çoğu yanlış. “Adamların çocuk kanıyla beslendiklerini, ellerine geçirdiklerini içinde dikenler olan tabutların içine soktuklarını” falan ona benzer, gayri bilimsel, delili olmayan anlatımlar yapıyorlardı. Ben hepsini fotoğraflarla, belgelerle, açık açık anlattım. Masonların asıl vasfı ve asıl bozuklukları Darwinist ve materyalist olmaları. Bak, Darwinist ve materyalist olmaları; Darwinist ve materyalist olmaları ortadan kalkıp, Müslüman olup, Muhammedi ahlakı alırlarsa, mason mabetleri oldu camii, bitti, gayet güzel. İlk namazı biz kıldırırız, inşaAllah. Törenle de Meşrik-i Azam oluruz, inşaAllah, 33. dereceden mason oluruz o zaman, ama şartım bu; Muhammedi olacaklar, inşaAllah, Müslüman olacaklar, değil mi? Mason mabetlerini mescide çevireceğiz, inşaAllah. Dursun, mason mihrapları var aynı camideki gibi mason mihrabı. Camilerde de vardır çift sütun, mumlardan oluşuyor, mermerden oluşur, vardır, mihrap aynısıdır. O mihraba geçer, orada da namazı kıldıracağız inşaAllah, o kadar. Belki de onun için yaptılar, şimdiden hazırlıyorlardır, inşaAllah.
ALTUĞBERKER: Minik Harun Yahya’nın resmi ekranda.
ADNANOKTAR: Tam tosun, tam tosun, acayip sevimli, şeker, maşaAllah. Allah bağışlasın, Allah sağlık, sıhhat versin, bu koç yiğide Allah güzellik versin. Annesiyle, babasıyla mesut, mutlu, bahtiyar yaşasın. Hz. Mehdi (a.s)’a talebe olsun, inşaAllah, Hz. İsa (a.s)’a talebe olsun, güzel günler görsün. Bütün milletimize bu nimetler nasip olsun, inşaAllah, o küçük Harun’a da nasip olsun. İsmi de çok güzel olmuş, Harun Yahya ismi vermişler. O kadar çok Harun Yahya ismi veren var ki, ailelerden geliyor, yani Harun Yahya ismi, binlerce var. Eskiden Harun Yahya ismi, bir tane yoktu. Ben baktım, hiç rastlanan bir şey değil Harun Yahya ismi, ama sonradan şu an çok yaygın Harun Yahya ismi, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Biraz sevimli canlılardan gösteriyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tilki, acayip temizliyor, çok şeker, maşaAllah. Gayrete bak sen, tilki de halinden çok memnun. Gıcır gıcır yaptı onu, maşaAllah. Bayağı pasaklıymış herhalde ki çok iş çıktı ona, acayip uğraşıyor. Hadi bakalım sıhhatler olsun, bayağı bir yıkanmış oldu. Yeter yeter, derisini çıkaracaksın Tamam, temizlenmiştir. Kediler titiz hayvanlar maşaAllah. Tilki de mayışmış rahatlıktan. Şimdi de kendini temizlemeye başladı, maşaAllah.
“Cübbeli Ahmet Hoca’nın hazırladığı reddiyeler hakkında ne düşünüyorsunuz Hocam?” diyor. Ama var öyle abuk sabuk adamlar var. Onlara karşı söylediği sözlerinin büyük bir kısmı doğru, ben de o adamları eleştiriyorum. Çünkü ehl-i sünnet inancını zedeleyen, kendi inançlarına göre abuk sabuk izahlar yapıyorlar, onlara cevap veriyor. Zaten ben, Cübbeli her konuda yanlış söylüyor demiyorum. Doğru söylediği yerler var, doğru söylediklerini ben yayınlıyorum. Ama onun içerisine bir kilo bal alırsın, içine 1 miligram siyanür koyarsın, oradan bir kaşık aldığında, ölürsün. Cübbeli’nin yaptığı da budur. Bir kavanoz bal getiriyor ama içine 1 miligram siyanür koyuyor. Biz o siyanürü temizlemeye çalışıyoruz, inşaAllah.
“Mahmut Usta Osmanoğlu’nun müceddidliğinin delilleri var mıdır?” diyor. Cübbeli’nin açıklaması var. Bir de Hindistan’dan garibanlara imza attırmış, getirmiş; “Alın, size müceddid ilan ettim” diyor. Böyle müceddidlik olur mu? Müceddidi bütün Müslüman alemi kabul edecek, kendi vatanındaki cemaatler kabul edecek. Hiçbir cemaat kabul etmiyor, tek bir cemaat bile, sordum hiç kimse kabul etmiyor. Mahmut Hoca’ya sorulduğunda, o da kabul etmiyor. Bir tek Cübbeli kabul ediyor. Olur mu öyle şey? Bir de Hindistan’dan topladığı garibanlar, öyle olmaz. Orada bir samimiyetsizlik oluşmuş oluyor. “Mahmut Usta Osmanoğlu’nun bu konuyla ilgili neden kendi açıklaması yok?” Kabul etmiyor da onun için açıklama yapmıyor. Cübbeli’nin ortalığı karıştırmasıyla ilgili çalışmalar bunlar. Biz dedik ki “Her yüzyılda bir müceddid çıkıyor” hadisini artık bunu köşeye sıkıştırmak için, çünkü daldan dala atlıyor ya bu, o hadisi söyledim, 7 bin yıl ile ilgili birçok hadis söyledim, onlara cevap vermedi. Peki dedim, son olarak, her yüz yılda bir müceddid geliyor, bu yüzyılın müceddidi kim dedim, ses yok. Bu yüz yılın müceddidi kim dedim, ses yok. Uyanamadı ona, 32 yıl sonra, “Ha aklıma geldi, Mahmut Hocamız” dedi. Hani yüzyıl başında çıkması gerekiyordu? Sen 32 yıl sonra söylüyorsun. Hani ilk çeyrekte çıkmazsa çıkmaz oluyordu, mümkün olmuyordu? İlk çeyreği de geçmişsin, 32 sene sonra söylüyorsun. 32 sene sonra müceddid ilan ettin. 32 seneden beri, senin müceddid ilan etme aklın neredeydi? Köşeye sıkıştığı için, Mehdiyet’e karşı çözüm olarak bulduğu için yaptı, orada da Allah ayağına dolandırdı. İstesen 1980’de ilan ederdin, değil mi? Uygun görmemiş 1980’lerde, aklı yatmamış. Ne zaman aklı yatmış? Ben onu köşeye sıkıştırdığımda. Bir müceddide ihtiyacı olduğu için, bulamayınca, alelacele, “bir müceddid oluşturayım bari” demiş, “buyurun size müceddid” diyor. Mahmut Hocamız’a soruyoruz, Müceddid misiniz Hocam? diyoruz, “Ben değilim” diyor, öyle bir iddiası yok, demez de zaten. Hindistan’daki adamlara sen başka birini de göster, ona da imza atar adamlar, nedir yani? Götürseler Fas, Tunus, Cezayir’e, falanca kişiyi müceddid ilan edeceğiz, atın şuraya desen, imza atar adam, ne olacak, değil mi? Bir kere kendi vatanında hiçbir cemaat kabul etmiyor, orada konu bitmiş. Fas’ta kabul eden yok, Tunus’ta kabul eden yok, Cezayir’de kabul eden yok öyle müceddidlik olur mu? Mısır’da kabul eden yok. Çok nadir, tek tük, birkaç kişi imza atmış. Öyle müceddidlik olmaz.
“Selamun Aleykum canım Hocam. Sohbetlerinizde ‘Hz. Mehdi (a.s) talebeleri hep birbirine benzeyecekler demiştiniz’” diyor. Ahlaken benzer tabii, akıl olarak benzer. Hz. Mehdi (a.s) talebesi dediğimiz; munis, efendi, Peygamberimiz (s.a.v.)’in ahlakıyla ahlaklanmaya çalışan, dürüst insanlardır. Haktan yanadır, adaletten yanadır, cefadan, cevirden, acıdan çekinmez, Allah rızası için gayret eder. Barış insanıdır, savaştan, kandan, irinden hoşlanmaz. Savaşı durdurmaya çalışır, anarşi ve terörü durdurmaya çalışır, birlik ve beraberliği savunur, kardeşliği savunur, güzel ahlakı savunur, insancıldır, Hz. Mehdi (a.s) talebelerinin özelliği budur. Kuran’dan taviz vermez, inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetine göre hareket eder.
SUNUCU:Bizi yarın 22.00’dan itibaren A9 Tv, Aba Tv, Asu Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Pop Radyo ve www.HarunYahya.TV sitemizden takip edebilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Kahire Üniversitesi’nden gençler yazmışlar: “Hocam, Arapçaya tercüme edilmiş eserlerinizden gerek eğitim materyali olarak, gerekse içerik olarak çok istifade ediyoruz. Her türlü bilgiyi eserlerinizden alıyoruz” diyor. Yüksek Öğretim Merkezi Arap Dili ve Edebiyatı Enstitüsü öğrencilerinden, Tahir Taşdelen.
Bir ayet okuyup kapatalım, inşaAllah. Ya Allah, Bismillah, şeytandan Allah’a sığınırım. Hud Suresi, 117“Halkı, ıslah eden kimseler iken”tebliğ yapan, dini yayan kimseler iken, “Rabbin o ülkeleri zulüm ile helak edecek değildi.” ‘Yıkılmaz o ülke’ diyor. Yani ‘İslam’ın tebliğ edildiği, Hz. Mehdi (a.s)’ın yaygın olarak düşüncelerinin hakim olduğu, anlatımın hakim olduğu bir ülke, yıkıma uğramaz’ diyor. Türkiye’yi de kimse yıkamayacak inşaAllah, bölemeyecekler de. Ebcedi de; 2020 tarihini veriyor, inşaAllah.
Radyo programları
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...