SUNUCU:İyi günler sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bugün A9 Tv, Sipas Vizyon TV, www.HarunYahya.Tv, Mersin İstiklal Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Uşak Egem Tv, Kütahya Destan Tv, CRT Tv, Adana Kapadokya Tv, Kırıkhan Radyo, Otağ TV’den canlı olarak yayınladığımız Adnan Oktar ile Sabah Sohbetleri programımıza hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR:Fethullah Gülen Hocamız’ın bir sohbeti vardı, onu bir yayınlayalım önce.
VTR: Fethullah Gülen Hoca Efendi, Hz. Mehdi (a.s)’ın şahıs olarak zuhur edeceğini anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Ne anladın sen Hocamızın anlattığından?
ALTUĞ BERKER:“Hz. Mehdi (a.s), başa geçecek” diyor.
ADNAN OKTAR:“Şahıs olarak gelecek” diyor değil mi?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hani şahs-ı maneviydi? Bir daha dinleyelim.
VTR: Fethullah Gülen Hoca Efendi, Hz. Mehdi (a.s)’ın şahıs olarak zuhur edeceğini anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Daha bunun üstüne herhalde, bir itiraz olmaz.
ALTUĞ BERKER:“Hz. Mehdi (a.s), Zat demektir” diyor Hocam, Hoca Efendi. “Daha büyük zatlar” diyor, Hz. İsa (a.s) ve Hz. Mehdi (a.s)’ı kastederek. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. “Muhammed Mehdi” diyor, ismiyle zikrederek. “Zuhur ettiği yer” diyor ve “tecessüm etmiş, cisimlenmiş haliyle” yani, “vücuduyla, bedeniyle” diye vurguluyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Bekliyoruz inşaAllah” diyor.
ALTUĞ BERKER:Evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu, 1978’lerdeki konuşması. 1978’lerde söylüyor. Vakti de gelip zuhur ettiğinde anlıyoruz alametlerden inşaAllah. “Göreceğiz, bekliyoruz” diyor, inşaAllah. “Temsilci olarak başa geçecek” diyor.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah, “Van’ın Başkale ilçesine, 1. Dünya Savaşı sırasında, Yahudi göçüyle gelip yerleşen, 1960’lı yıllarda bölgeden ayrılan Yahudi kardeşlerimiz, 50 yıl sonra yeniden konvoylar halinde Başkale’yi ziyarete gelmişler, inşaAllah. İlçe girişinde davul zurna ve çiçeklerle karşılanan bu kişiler, araçlarından iner inmez ilk iş olarak, toprağı öpmüşler. Yahudi kardeşlerimiz; ‘Başkalelilerin kendilerini mahcup ettiklerini, gördükleri ilgiden çok duygulandıklarını ve misafirperverlikten dolayı Başkale halkına minnettar olduklarını’ söylemişler. “Ayrıca, hem Müslüman türbesini ziyaret ederek dua da etmişler, hem de Yahudi mezarlığını ziyaret etmişler.”
ADNAN OKTAR:Ne güzel, dünya kardeşimiz olarak gelip yerleşsinler. Nasıl biz İspanya’dan alıp getirdik, yine gelsinler, orada otursunlar, komşumuz olsunlar, değil mi? Ne güzel, ne güzel, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Ertuğrul Özkök bugün yazısında; “Post Ergenekon Gazetecisi Geliyor” başlığıyla yazısını yazmış. Yazısında; “Türk medyasının, Post Ergenekon, yani Ergenekon sonrası döneme hazırlandığını, bu dönemde yepyeni ve çok parlak gazetecilerinde olduğuna şahit olacaklarını” söylemiş. “Bu gazetecilerin arasında Mustafa Akyol’un da adını sayarak, önümüzdeki süreçte Ahmet Hakan’ı taklit eden gazetecilerin çoğalacağını, Ak Parti’ye destek veren liberal gazetecilerin ise kaybedeceğini, onların yerine Mustafa Akyol gibi duygularını, adalet ve vicdan duygusuna monte eden genç yazarların geçeceğini” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, bu adam ne derse tersi oluyor, Allah’ın hikmeti. Bari konuşmasın. Yani, böyle milletin uğurunu da bozuyor. Şimdi bu dediklerinin tam tersi olur, bak göreceksiniz, tam tersi. Mesela, hakikaten Mustafa Akyol’u uzun süreden beri Aydın Doğan destekliyor, hepsi destekliyorlar, hakikaten bir türlü bir varlık gösteremiyor. Benim talebemdi, 15 yıl talebemdi ama sessiz içine kapanık bir tiptir. Öyle entrika falan bilmez, oyun, o tarz şeyleri bilir de, hafiften bilir yani, öyle uygulama anlamında değil de, mantığını bilir. Fakat şu an iddiası yok, fikri yok Mustafa’nın. Yani Mustafa Akyol’un şu an bir iddiası yok. Daha önce Mehdiyet’i savunuyordu, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın geleceğini savunuyordu, evrim teorisinin geçersiz olduğunu savunuyordu, misyonu vardı. Ama şu an gri renkli, yani ne olduğu belli değil. Hangi fikri savunduğu belli değil, her yere sünüyor. Her tarafa lastik gibi, istediğin yere çek. Darwinistler çektiler, adeta Darwinist oldu. Önce dedi: “Allah başlangıçta yaratmış olabilir de, sonra evrim oldu” dedi. Yıllarca gitti Amerika’da benim söylediklerimi; ben söyledim, gönderdim Amerika’ya, imkanlarını da sağladım, gitti, evrimin geçersiz olduğunu o kadar çok yerde anlattı ki. Hristiyanların toplantılarına gönderdim, birçok yere gönderdim, uzun uzun anlattı, detaylı, bilimsel delillerle, filmlerle, evraklarla, fosillerle teker teker anlattı. Ne olduysa oldu, Etiler’de buna bir kahve içirdiler bambaşka bir adam oldu değişti, şekli şemaili gitti. Şu an neyi savunduğu belli değil. Yani solcu mu, sağcı mı belli değil. İslam’ı mı savunuyor, başka bir şeyi mi savunuyor belli değil. O zaman da söyledim, bazen köşe yazısı yazıyordu, baktım Allah’tan bahsetmiyor. Dedim ki; “Müslüman böyle şevkli olur, coşkulu olur, Allah aşkıyla yazsana, Allah sevgisini yaz, Allah’ın varlığını öv, coşkuyla anlat” dedim. “Yok” dedi, “ben yeni bir stil yapacağım, her tarafa hitap edeceğim” dedi, yani “solculara da hitap edeceğim, Müslümanlara da hitap edeceğim, ortalı bir stil yapacağım” dedi. Ortada olan; Bediüzzaman diyor ki: “Ortada olan, bitaraf olan, bertaraf olur” yok olur diyor. Bitaraf, hangi tarafta olduğu belli değil, o zaman da bertaraf oldu. Onun için bu adamcağız boş yere çırpınıyor, yani hiç bir önemi olmaz. Kimse de kaale almaz, almıyorlar da şu an. Çünkü bir fikir adamı değil, dava adamı değil, düşünce adamı değil. Daha önce dava adamıydı. Babası, bayağı baskı yapardı, bunun anti Darwinist olmasını durdurmak için çok uğraştı. Yani yaratılışı savunmasından, bayağı mutazarrırdı. Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceğinden bahsetmesinden çok rahatsız oluyordu babası. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın gelişini savunmasından rahatsız oluyordu, adım adım takip ediyordu. O da, hakikaten ona karşı bayağı bir tavır almıştı, 15 yıl kadar tavır aldı. Sonra bu meşhur olma eğilimi çıktı bunda; madem bu kadar yazıyorum, çiziyorum, anlatıyorum, meşhur olayım, dikkati çekeyim. Al sana meşhurluk işte, hiçbir şey olmadı, bertaraf oldu. Halbuki, meşhurluğu değil, davaya hizmeti esas alması lazımdı. Şimdi, Ertuğrul Özkök, işte Mustafa Akyol, böyle malum tiplerle, bir klan oluşturdular. Yani, Ertuğrul Özkök’ün kim olduğunu herkes biliyor, ne olduğunu da biliyorlar. Bakın bu da, demek ki onlara uymuş. Ona da o meclisin, o klanın suyundan içirmişler demek ki. Demek ki, onların ahlakına girmiş artık, onların kişiliğine girmiş, onların hayat anlayışına girmiş. O klana girdiğinde, bambaşka bir şey olursun. Ertuğrul Özkök imzalıysa bir adam, bitti, insanlar kaale almaz. O destekliyorsa, bir şey vardır, bir acayiplik vardır. Nitekim, nötr adam olduğu için; babası da nötr adamdır, Taha Akyol’un, hiç ne olduğu belli değildir, sağcı mı, solcu mu, kimse anlayamamıştır, birçok yazar da buna şaşırır. Dava adamı değildir. Mesela, solcu değildir, sağcı da değildir, İslamiyet’i ne savunur, ne savunmaz. Hangi partiden olduğunu anlayamazsın, neyi savunduğunu anlayamazsın, garip bir insandır. Onu da, aynı çizgiye çekti. Ve nasıl kendisi bertaraf olduysa, Ertuğrul Özkök nasıl bertaraf olduysa, o da bertaraf olmuş olur. Çünkü Ertuğrul Özkök de fikirsiz bir adam, neyi savunduğu belli değil. Mesela tavır adamı değil. İddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı, net tavır koyması lazım, koymuyor bu tavrı. Darwinizme karşı tavır koyması gerekiyor, “ben Allah’a inanıyorum ama dine inanmıyorum” diyor. Bak lafa bak. Yani, Allah bütün bu kainatı, kalemleri, defterleri, bardakları her şeyi amaçla yaratıyor, fakat kainatın yaratılış amacı, insan belli değil, yani insanın ne için yaratıldığı belli değilmiş. “Her şeyin bir sebebi var” diyor, “doğru” diyor, “kitabın, sandalyenin, arabaların her şeyin bir sebebi var, bir tek insanın sebebi belli değil, insan niye yaratıldı belli değil” diyor. Şimdi bu oldu mu? “Gelin bana uyun” diyor, “ben yeni bir inanç geliştirdim” diyor, “Allah’a inanıyorum, dine inanmıyorum” diyor. “Gelin siz de benim gibi olun” diyor. Mustafa Akyol’u da, kendi çizgisine çekmeye çalışıyor. Garip bir mantık. Yabancı şarkıcılar gibi uzanıyor, böyle elinde gitarla falan bir şeylerle, böyle entel, çıplak ayak, free takılıyor böyle ayakları ayırıyor, ağzına ot sokuyor, kafayı arkaya atıyor falan, yalın ayak sokaklarda geziyor, bir şeyler yapıyor, ayakkabıyı elinde gezdiriyor. Bazen mastika oynayanlar böyle göbeğine sokuyor ayakkabıyı, şimdi karıştırdım onları, o da ayakkabı elinde geziyor. Ne yapıyor? “Adam entellik yapıyor” diyorlar, free takılıyor. Şimdi Mustafa Akyol da, garibim onların peşinden gitti. Fethullah Hocayla bağlantı kuracak diye sevindik, yani hiç olmazsa onlarla görüşür, ona da bağlı değil. Çünkü, tepeden bakan bir kafaya sahip. Yani başka bir mantık, başka bir şey. Meşhur olma arzusu, üzerinde biraz da bilmişlik var, onu davasız adam haline getirdi. Yoksa kendi içine kapalı, sessiz sakin bir tipti. İlk başta pankçı mıydı? Öyle bir şeyler vardı.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, babasından ilk geldiğinde pankçıydı. Siz bizim onu eğitmemiz için vesile olmuştunuz Hocam.
ADNAN OKTAR:Bayağı emek verdik, 15 yıl uğraştık. Sürekli sessiz, sürekli içine kapalıydı. Sürekli kitap okumasını teşvik ettim, evrim konusunu araştırmasını teşvik ettim, sürekli yurt dışına konferanslara gönderdim, bayağı bir şevklenmişti. O zannetti ki, böyle ortalı olunca, çok muazzam netice alınır, yani gri olunca, siyaha da beyaza da gelirsin. Halbuki, gri olduğunda, siyah da kovalar adamı, beyaz da kovalar. Gri ayrı bir renktir, bambaşka bir düşüncedir. Ertuğrul Özkök de gri takımdandır, Taha Akyol da gricidir. Ne olduğu belli olmayan bir düşünce, fikir. Öyle olduğunda mağlup olur. Yani onu o uyanıklık zannediyor, uyanıklık değil o. Mesela Ertuğrul Özkök’ü kaale almıyorlar şu an, Mustafa Akyol da konuşuyor, hiç dikkati çekmiyor. Aslında ben ona zamanında bayağı bir kitap okutturdum, bayağı yani, genel kültürü iyidir ama dini konuları tenzih ederim, incir çekirdeğini doldurmuyor konuşmaları,. Ertuğrul Özkök’ün konuşması gibi, o da konuşuyor ama incir çekirdeğini doldurmaz. Yani sözüne bakın; “Allah’a inanıyorum ama dine inanmıyorum” diyor. Allah olunca, din olmaz olur mu? Allah olunca, mecburen din olur. Gayesiz Allah olur mu? Amaçsız Allah olur mu? Atomun çekirdeğini, protonunu, nötronunu ayrı ayrı detaylı yaratan Allah, insanın kromozomlarını en ince detayına kadar yaratan Allah, protein molekülünü mükemmel yaratan Allah, bize göz yaratan, tam renkli görmemizi sağlayan, üç boyutlu görmemizi sağlayan Allah, sesi stereo ve çok kaliteli duymamızı sağlayan Allah, ki şu kadarcık et parçasıyla yapıyor bunları Cenab-ı Allah, vesile ediyor. “Kainatı niye yarattı” diyoruz, “hiçbir gayesi yok” diyor. “Her şeyin gayesi var” diyorsun, insanın gayesi olmaz olur mu? Allah diyor ayette; şeytandan Allah’a sığınırım; “Biz kainatı oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık” diyor Allah. Yani, Allah yaratmış, haberi yokmuş insanlardan. Haşa öyle Allah olur mu? Haşa, öyle İlah olur mu? Allah, her şeyden haberdar olan, sonsuz güç sahibidir. Zamanı yaratmıştır, mekanı yaratmış. Sonsuz kısa zaman içerisinde, sonsuz uzun zamanı yaratıyor. Bakın, sonsuz kısa zaman içerisinde sonsuz uzun zamanı yaratmış ve bitirmiş. Böyle bir güç Allah. Gayesiz olur mu? Bardağın gayesi yok mu? Kalemin gayesi yok mu? Kağıdın gayesi yok mu? Televizyonun bir gayesi yok mu? Her şeyin bir gayesi var, Allah’ın gayesi olmaz olur mu? Bu kadar şeyi gayeyle yaratan Allah, kainatı, insanları yaratmada hiçbir amacım yok der mi Cenab-ı Allah? Ve Allah’ın yarattığından haberi olmaması mümkün mü? Ertuğrul Özkök’ün kafa bu işte. Mustafa Akyol’u da kendine benzetmeye çalışıyor, benzediği müddetçe de, kendince alkışlıyor. Alkışlasan kaç yazar, alkışlamasan kaç yazar? Yani, nötr insan imal ediyorlar, nötr insan. Nötr insan; bir nevi ölü insandır.
Ahmet Kartal, uzun bir yazı yazmış. Ahmet Kartal’ın yazısını biriniz incelesin de, anormal bir yazısı varsa uyarırsınız. Yani Kuran’a, sünnete uygunsa tamamdır. Ama bayağı bir emek vermiş maşaAllah, böyle yetenekli kardeşlerimiz, internete koyabilirler yazılarını.
ALTUĞ BERKER:Bediüzzaman Hazretleri’nin bir sözü vardı, malumunuz. “Kendisinden kırk-elli yıl sonra, deccaliyetin etkisini artırıp, Müslümanlara baskının şiddetleneceğini ve zulmün artacağını”, Hutbe-i Şamiye’de, şu şekilde ifade etmiş; “Şu zamanda bir adamın bir günahı bir kalmıyor, bazen büyür, sirayet eder (yayılır), yüz olur. Bu zamanda, hususen kırk-elli sene sonra, seyyie, fenalık işleyenin üstünde kalmaz; belki milyonlar nüfus-u İslamiyenin (Müslüman nüfusunun) hukuklarına tecavüz olur. Kırk-elli sene sonra çok misalleri görülecek.
ADNAN OKTAR:Bakın, mesela bu çok hayati bir konu ama bu vakte kadar bunun gizlenmiş olması, duyulmamış olması çok acayip. Kırk-elli sene, ne zaman söylüyor bu konuşmayı?
ALTUĞ BERKER:Hutbe-i Şamiye, 1951 sonrası için söylüyor, 1951’den sonrası, yani 2001’ler için. Bu dönemimiz için, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani, Bediüzzaman’ın bir kerameti daha. “İslam alemine saldırıların yoğunlaşacağı, deccaliyetin iyice azacağını, kuduracağını” söylüyor. Deccaliyetin azıp kudurması, ne demektir? Hz. Mehdi (a.s), göğüs göğüse onlarla mücadele edecek demektir. Yani, “Hz. Mehdi (a.s)’ın, o zulümatı dağıtacağını” söylüyor, Bediüzzaman. “Savaşlarını durduracağını, kavgayı durduracağını, terörü, anarşiyi durduracağını.” İnsanlar büyük bir dünya savaşı bekliyordu ama şu an bunu yapamıyorlar. Armageddon istiyorlardı, bunu yapamıyorlar. Yaptırmıyoruz, bu savaşa engel oluyoruz. Müsaade etmiyoruz. Buradaki toplantıların amaçları da o oluyor. Yani, yoğun bir Armageddon isteği var, yoğun olarak engelliyoruz; Hz. Mehdi (a.s) talebeleri olarak, Hz. Mehdi (a.s) öncüsü olarak. Yani, acayip kararlılardı. İran’a saldırmaya kararlılardı; İran da, İsrail’e saldırmaya kararlıydı, konuşarak caydırdık, vazgeçirdik. Hatta nükleer savaş düşünüyorlardı, yine vazgeçirdik. Birçok insanın, bundan haberi bile yok. Armageddonu engelledik, elhamdülillah.
ALTUĞ BERKER:Siz daha iyi bilirsiniz Hocam, burada Üstad Hazretleri, bir adamın bir günahından bahsediyor, böyle Mehdiyet’i 570 yıl sonraya yapmaya çalışan kişilerin, hani bütün Müslümanlara zarar vereceğine yönelik de düşünebilir mi, bu aynı zamanda?
ADNAN OKTAR:Bir daha söyle.
ALTUĞ BERKER:Yani, “Bir adamın bir günahı bir kalmıyor” diyor, bir yaptığıyla “bütün Müslümanları etkileyen bir kötülük yaptığında, bir kötülük yapmış olmuyor” diyor. Yani, Mehdiyet’i 500 yıl sonraya atmak isteyen bir kişinin bile yaptığı kötülük, bütün Müslümanları olumsuz yönde etkileyebilir anlamında da düşünebilir miyiz?
ADNAN OKTAR:Evet, Bediüzzaman’ın harikasıdır bu, fakat tabii cümleyi, kelime kelime alıp, şerh etmek lazım. Yani çok acayip bir anlatım, çok acayip bir harika, tam isabet, tam bir anlatım, dediğin de doğru, o şekilde şerh ederek onu ayrı bir video film, haline getirin. Belgesel olarak, belgeli olarak. Tabii, o konuşma çok muazzam bir konuşma. Yani, Bediüzzaman’ın konuşmaları öyle okunup, geçilecek gibi değil. Muhteşem izahlar ve aynısıyla ortaya çıkıyor. Bakın, insanların bilmediği bir husus var; Bediüzaman, bir şey söylüyor, bakın dikkat edin sözüme, dedikleri, kelimesi kelimesine, harfi harfine, yılı yılına tam anlamıyla çıkıyor. Acayip bir insan, böyle bir şey görülmemiştir. Yani Peygamberimiz (s.a.v.)’den sonra böyle bir alim yok, böyle bir alim gelmemiştir. Ben, Hocamdır diye, yani böyle tarafgir, Cübbeli kafasıyla hareket etmiyorum ben. Doğru yani ispat ederim. Kardeşim bir insan, bir şey söyler doğru çıkar, iki şey, doğru. Yıl veriyor, zaman veriyor, biçimini söylüyor, şeklini söylüyor, dedikleri kelimesi kelimesine aynı çıkıyor. Kaç tane? Yüzlerce. Şimdi bu, çok acayip değil mi? Yani metafizik bir insan, çok acayip, çok şaşırtıcı.
Benim çok beğendiğim bir bakıştır, akıllı bakış. Bazı insanlar, saksağan gibi bakar, boş boş böyle anlamsız. Görür, sadece kuş gibi, öyle olmaz, akıllı bir insan gözünden anlaşılır. Yani, deler geçer bakışları, bakışı çok keskin ve akıllı. Mesela, Hz. İsa Mesih (a.s) öyledir. Bakar bakmaz, gözünden anlaşılır, çok keskin bir akıl gözlerinde ama amansız bir akıl, gözlerinde görülür, inşaAllah. Dikkat dağınıklığı olmaz, Peygamberlerde. Var ya, halk böyle ağzı açık böyle kalır falan, “Ne yapıyorsun, böyle?” “Daldım” der. Sanki denizin altında yüzüyor. Dalmak ne demek, ağzı açık? Çok acayip bir şey, yani “O anda ben Allah’ı, dini unuttum” anlamına gelir.
Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Sedat kardeşimiz, diyor ki; “1995 yılındaki sohbetinde, Mahmut Ustaosmanoğlu Hoca Efendi”, yani Mahmut Hocamız, “yaramazlık yapan çocuklarınızı, dövmeyin, onlar, ‘Hz. Mehdi (a.s)’ın talebesi olabilir’ diyerek, cemaatini uyarıp, müjde vermiştir” diyor, Sedat. Tabii yani on küsur yıl, Hz. Mehdi (a.s)’ı beklenmiş. Mahmut Hocamız, her zaman “Hz. Mehdi (a.s)’ın, bu yüzyılda çıkacağını” söylemiştir. Cübbeli debeleniyor, çırpınıyor, o panikle ne yapacağını şaşırdı. Zamanında kendisi zaten “Hz. Mehdi (a.s), yaşıyor” diyor, Cübbeli. Onları unutmuş, söylenmeyecek zannediyor. Yani bu Hz. Mehdi (a.s) korkusunu, benim milletim, dinleyenler, çok dikkatli dinlesinler. Bu kadar panik, normal bir şey değil. Hz. Mehdi (a.s) çıkmayacak diye, bir Müslüman, nasıl dehşete düşer? Bu kadar feryat normal mi? Herhalde ümit var. Yani bütün deliller aleyhine bile olsa, herhalde ümitvar olması lazım, her durumda ümitvar olması lazım. Dehşet içerisinde, bir de, bir dahaki yüzyılda bile istemiyor. “570 yıl sonra” diyor, yani panik, o kadar sarmış onu. Nerede görülmüş böyle bir şey? Ta Tebbe Tabiin döneminde beklenmiş Hz. Mehdi (a.s). Yani ufacık bir alameti bile, Hz. Mehdi (a.s) için yeterli görmüşler, ufacık bir alameti bile. Burada bütün alametler oluşmuş, tamamı oluşmuş, ama Cübbeli, Aydın Doğan ekibi, işte ve diğer Fatih Altaylı ekibi, Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek diye, yeri göğü birbirine katıyorlar. Niye korktunuz bu kadar? Niye çırpınıyorsunuz?
ALTUĞ BERKER:Eski bir model, Jean Shrimpton isimli modelin, eski ve yeni resimleri vardı, Hocam.
ADNAN OKTAR:Acayip güzelmiş. MaşaAllah. Çok şekermiş. Süper güzel, maşaAllah. Nedir burada?
ALTUĞ BERKER:Gençlik ve yaşlılık hallerinin karşılaştırması, Hocam. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:İşte, tabii dünyanın sonu bu. İbret açısından. Manidar tabii. Önümüzdeki yıllarda daha da çöker.
“Selamun Aleykum” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Sevgili Harun Yahya Hocam. Önce bizlere A9 gibi bir kanalı sunduğunuz için, sonsuz teşekkürler.” Allah’a hamd ediyoruz. Yani insana değil tabii, Allah’a hamd ediyoruz. “A9’u en az 10-15 evde, birinci sıraya kaydettim.” Helal olsun ona. İşte çok güzel bir hizmet. ‘Ben hizmet bilmiyorum’ diyorlar, olmaz, inşaAllah. “Siz, bence yüzyılımızın en büyük bilim adamısınız.” Şimdi Cübbeli’nin kafasıyla olsa, kabul ederdim. Fakat öğrenci olduğum belli, hergün yeni bir şey öğreniyorum. Bediüzzaman’ın açıklamalarından öğreniyoruz, başka şeylerden öğreniyoruz, her gün yeni bir şey, talebeyiz biz, inşaAllah. Ama İnşaAllah yüzyılımızın en büyük bilim adamlarına yönelik, güzel çalışmalarımız olur, faaliyetlerimiz olur, onlarla ittifakla çalışırız ve son 1300 yılın en büyük müceddidi olan, en büyük müçtehidi olan, Hâkim olan, Hz. Mehdi (a.s) olan, mürşit olan, Kutbu’l Azam olan, Muhammed Mehdi (a.s)’a inşaAllah, taabi olmaya, Allah bizlere nasip etsin. Son 1400 yılın, Peygamberimiz (s.a.v.)’den sonraki en büyük âlimdir, en büyük müceddiddir. Vehbi ilimdir. Peygamberimiz (s.a.v.), en büyük âlimdir. Okuyarak mı? Değil. Vehbi ilme sahip, ledün ilmine sahip. Hz. Mehdi (a.s), nasıl? Okuyarak mı? Değil. Vehbi ilme sahip. Ledün ilmine sahip, inşaAllah. Akıllı bir insan. Akıllı. Akıl, ilimdir zaten. Akıl, başlı, başına bir ilimdir. Peygamberimiz (s.a.v.) çok akıllıydı. Mesela bir şey söylüyor, doğru oluyor. Çünkü ilhamla hareket ediyor. Hz. Mehdi (a.s) nasıl olacak? Hz. Mehdi (a.s) da, ilhamla hareket edecek. Peygamberimiz (s.a.v.); “onu hata yaptığında doğrultan, bir Meleği vardır” diyor. Cebrail (a.s), Mikail (a.s) büyük melekler yanındalar inşaAllah, sürekli yanındalar. A9 TV’yi tabii, herkes tanıtsın, o arada bizi yayınlayan kanalları da, biz sürekli tanıtıyoruz. Çünkü bizim 35 milyon, 40 milyon izleyicimiz var. Bu sayede o Tv kanallarını da tanıtmış oluyoruz. Onların da izlenmesini sağlamış oluyoruz. Bu çok önemlidir. Yani bizim seyirci kitlemizi de onlara da yönlendirmiş, oluyoruz, inşaAllah. Fakat A9 tabii çok hayati, A9’un tanıtılması, her yerde çok hayatidir, çok önemlidir.
“Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam. İslam Birliği çok yakın İnşaAllah” diyor. “Hocam, Yecüc ve Mecüc ile ilgili soruma vermiş olduğunuz cevap için, teşekkür ederim” diyor. Allah’a hamd ediyoruz. Allah’a teşekkür ediyoruz. İnşaAllah “Hocam, Yecüc ve Mecüc konusunu arkadaşlarıma anlatırken, set meselesi ve Hz. İsa (a.s)’ın duasıyla ölecek olmaları gibi konuları sordukları zaman, tam olarak anlatamıyorum.” İyi, tamam, ben anlatayım, inşaAllah. Set; mesela ziyaretine gittiğimizde, Sungur Ağabey diyor ki: “Sen” dedi, “deccaliyete karşı, dinsizliğe karşı, Sedd-i Zülkarneyn oldun,” dedi “ve seni aşıp, bize gelemiyorlar” dedi. “Sen olmasaydın, aşıp, bize gelirlerdi ama seni aşamıyorlar” dedi. Muhteşem bir açıklama. Bediüzzaman nedir? Sedd-i Zülkarneyn’dir. Set engeldir. Yaratılış Atlası nedir? Sedd-i Zülkarneyndir. Yani dinsizliği, ateizmi engelleyen her türlü set, Sedd-i Zülkarneyn’i oluşturur. Ama orada kastedilen, bir set var, Yecüc ve Mecüc’ün engellendiği set. Ne kullanılıyor? Demir kullanılıyor. Hz. Mehdi (a.s) ne kullanacak? Bütün tankları, topları kitleler halinde, büyük demir kitlelerini, eritecek mi? Hz. Zülkarneyn (a.s)’ın yaptığının daha kapsamlısı. Ama bir de şu ihtimal var; Hz. Zülkarneyn (a.s)’dan kasıt; doğrudan Hz. Mehdi (a.s) olabilir. Çünkü geçmiş ve gelecek, Allah Katı’nda birdir. Geçmiş olarak anlatılan, gelecek de olabilir. Gelecek olan, geçmiş de olur. Mesela Allah; cennetten bahsediyor, bizim için gelecek vakit, değil mi? Geçmiş vakit olarak anlatıyor. Cenneti de, cehennemi de, geçmiş vakit olarak anlatıyor. Hatta Ebu Lehep daha sağken, cehennemde neler yaptıklarını anlatıyor Allah; “karısı da odun hamalı” diyor. Değil mi? Geçmiş zaman olarak anlatıyor. Geçmiş ile gelecek, Cenab-ı Allah Katında birdir. Hz. Zülkarneyn (a.s)’dan kasıt, çünkü oradaki anlatımda, Hz. Zülkarneyn (a.s)’ın, televizyon başında olduğunu görüyoruz. Bir baktı şunu gördü. Bir baktı, şunu gördü diyor. Bir Sultan, bir güçle bunu yapıyor. Bir Sultan, bir güç; ve baktığında ”güneşi, kara çamurlu bir gözede batarken buldu” diyor. Televizyonlara bir baktık, simsiyah kara çamurlu bir gözede Japon bayrağı batıyor. Batmayan İmparatorluk, batıyor. Allah orada, bir fotoğraf karesi gibi anlatıyor. Yani görüntülerden bir görüntüden bahsediyor. Yani bu çok acayip bir şeydir demiyor Allah. Yani ahir zamanda görülecek karelerden bir kareden bahsetmiş. Mesela “bir baktı” diyor, “insanlar çıplak.” Şimdi bakıyoruz, bütün insanlar, denize mayoyla giriyorlar. Güneşe karşı korunmuyorlar. Bu ne zaman oldu? Ahir zamanda. Daha önce böyle bir şey oluyor muydu? İnsanlar kitleler halinde denize giriyorlar mıydı? Böyle bir deniz turizmi var mıydı? Yoktu. Bütün sahiller çıplak veyahut yarı çıplak insanlarla dolu. ”Bir baktı, onları gördü” diyor. Ahir zamanın özelliği. Ahir zamanda olacak bir olaydan bahsedilmiş oluyor. Yani bütün sahil kentleri, hatta içlerde bile, o şekilde. Yani güneşe karşı, insanlarda bir koruma yok, ki eskiden insanlar için, güneş bir sorun. Yani başlarını sarıyorlar, yüzünü sarıyorlar, kapatıyorlar. Çünkü güneş öldürür. Ama şimdi olağanüstü tedbirler aldıkları için, işte tentede kalıyorlar denize giriyorlar, kremler sürüyorlar. Yoksa hayatidir. Denizde mesela, denizi kullanmasalar, mesela bir süre bazı tedbirler almasalar, denize giren bir insan, orada güneşlenirken ölebilir. Mesela akşama kadar güneşlenmiş olsa, Allah vermesin, tansiyonu çıkıp, ölür. Veyahut derisi kavrulur, perişan olur. Ahir zamandan, karelerden gösteriyor Allah. Bir bakıyor, orada o kareyi görüyor, bir bakıyor, karede onu görüyor, bir bakıyor, onu görüyor. Ayette, seri geçişlerden bahsediyor. Bir de Yecüc ve Mecüc var. Terör ve anarşi, bütün ahir zamanın anarşist ve teröristleri. Hz. İsa (a.s), şu an hayatta olduğu için, onun duasıyla, Allah onları birbirine kırdırıyor. Allah onları birbirine kırdırıyor. Hz. İsa (a.s)’ın duasıyla, büyük afetler oluyor, büyük olaylar oluyor. Daha detay da vereyim mi, vermeyeyim mi? Yeterli bunlar, inşaAllah. Hz. İsa (a.s) dua ediyor, ülkede ayaklanma oluyor, birbirini kırıyorlar. Dünya siyasetini, o duayla yönlendiriyor, dua ederek. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın özelliği budur. Onun duası kabul edilen bir duadır. Mesela, Hz. Musa (a.s), Firavun için, “Ya Rabbi helak et, onları” dedi. Allah; “asanla denize vur, hemen o anda deniz geri çekildi. Tabii belki birkaç dakika sürdü, belki on dakika sürdü, belki yarım saat, bilmiyorum, Allah biliyor. Dev dalga, hani tsunamide nasıl dev dalgalar oluyor, tsunami dalgası gibi, dev dalgalar şeklinde geriye çekildi. Firavun ordusu girdiğinde, boğulmasını istiyordu Hz. Musa (a.s), Peygamber duası. Allah denizi, üstlerine birden kapattı. Kimin duasıyla oldu? Hz. Musa (a.s)’ın duasıyla oldu. Bir tek kişinin duasıyla oldu. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın duasıyla, şu an Yecüc ve Mecüc yok ediliyor. İddia edilen Ergenekon terör örgütü; Yecüc ve Mecüc’tür. Onu mahvedilmesi, Hz. İsa (a.s)’ın duasıyla oluyor ve şu an iddia edilen Ergenekon terör örgütü, çırpınıyor, kurtulamıyor. Dünya tarihinin, en büyük mafya yapılanmasıdır. Sayısını söylemeyeyim, çünkü propagandaları olur. Yani akıl almaz bir güce sahiptiler. Şu an it gibi kıvranıyorlar, köpek gibi kıvranıyorlar. Yani uyuz köpek gibi kıvranıyorlar. Tabii köpek acıdığım bir hayvan fakat ona benzetmek istemem ama hani gözlerinde insanların canlanması için söylüyorum. Yoksa onlar, köpek bile olamaz. Yani köpek çok tatlı bir varlık. Köpek de olamazlar. Çok aşağılık mahlûklar. Yani gözü dönmüş, kanlı bir örgüttür. PKK da böyledir; gözü dönmüş, çok alçak, kan dökücü, Yecüc ve Mecüc yapılanmasıdır. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın duasıyla helak olacaklar. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın duası, Allah’ın ona ilham etmesiyle oluyor. O gerektiği yerde dua ettiğinde, helak olurlar. Mesela bakın Mısır’daki olaylarda, Hz. Hızır (a.s)’ın resmini açıkça gördünüz. Her olayın içindedir. Hz. Hızır (a.s), İncil’de de geçiyor. İncil’de de geçiyor. “Flu görünümlü atlı” diyor. “Fulü görünümlü atı.” Orada ne gördünüz? Flu görünümlü atlıyı gördünüz. Hz. Hızır (a.s.)’ın yöntemi budur. İddia edilen Ergenekon terör örgütü, gitti, Fethullah Hoca’ya sardırdı. Diyor ki; “siz yapıyorsunuz” diyor. Kardeşim, Fethullah Hocamız, binbir türlü ilaçla yaşayan, otuza yakın, kırka yakın ilaç alıyor. Kalbi var, şekeri var, tansiyonu var. Ölmemek için direniyor yani öyle perişan bir insan. Sizinle uğraşacak durumu var mı? Ne alaka? Nur talebesi çocuklar, ben görüyorum, acayip efendi ve çok içine kapalıdır onlar. Adını sorsan söylemezler yani o kadar çekingendirler. Gidecek de falancanın evine gidip, kamera monte edecek falan. Mümkün değil. Yani gidip, tanıyın, imkânsız, çok çekinirler. Ama Hz. Hızır (a.s.) herkesi kullanır, söyleyeyim. Büyülenmiş gibi de, her dediğini yaparlar. Fethullah Hoca’nın o olayla alakası yok, bu olayla alakası yok. Yani çekingenliğinin şiddetinden gitti, Amerika’ya yerleşti. Ortada hiçbir şey yoktu. Kanuni, hukukide hiçbir şey yok. Yani sıradan şeyler vardı. Çekindiği için, Amerika’ya gitti, Amerika’ya yerleşti. Yani çekingen bir insan, mazlum bir insan. Duygusallaşıyor, en ufak bir şey söylesen, ağlar. Bir gazete haberi duysa ağlıyor, bir şey görür, ağlar, her şeye ağlıyor. Ne alaka gidecek, milletin evine kamere monte edecek, oturup onunla uğraşacak. İddia edilen Ergenekon terör örgütü belgelerini gidip, elde edecek, teslim edecek. Öyle bir cemaat, öyle bir topluluk değil, o. Çok çekingenler. Onun için millet üstüne gidiyor. Çekingen olduklarını anladıkları için, üstüne gidiyorlar. Yoksa üstüne gitmezler, Allahualem. Çekingen olduğunu anladıkça daha da üstüne gidiyorlar. Şu anki dünyanın yönlendirilmesi, Hz. İsa Mesih (a.s), Hz. Hızır (a.s) ve Hz. Mehdi (a.s) ile; üçünün beraber hareket etmesiyle oluyor. Hz. İsa Mesih (a.s), Hz. Hızır (a.s) ve Hz. Mehdi (a.s). Savaşların durdurulmasını, bu üçlü sağladı şu an. Yoksa sahte bir Armegeddon yapacaklardı. Armegaddon geçti. Armegaddon; Irak’a yapılan savaştır. Onlar daha kapsamlı kan dökmeye hazırlanıyorlardı, çok büyük kan dökmeye hazırlanıyorlardı. Bu üçlünün; Hz. İsa Mesih (a.s)’ın, Hz. Mehdi (a.s)’ın ve Hz. Hızır (a.s)’ın gayretleriyle durdurulmuştur inşaAllah. Dünyada, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın duasıyla şu an olaylar yönleniyor. Duayı merak eden kardeşimize de anlatmış olduk.
“Siz anlatınca, anlamayacak bir kimse, herhalde anasından daha doğmamıştır, maşaAllah” diyor. “Mesela ‘Dabbetül arz’a; bilgisayar’ dediniz. Anlattığınız şekilde biz de arkadaşlara anlatıyoruz, hiç itiraz edemiyorlar.” Nasıl itiraz etsin? Net, çok net. Yani yüzlerce kilometre kuyruğu olan, dünyaya her yerden, sakalları böyle yayılmış varlık ne olabilir? Ne olur? Yerin altındaki kablolar, yüzlerce kilometre değil mi? Dabbetül arz konuştuğunda, bütün dünya aynı anda işitiyor. Nedir bu? Bilgisayar dışında ne olabilir? “Yerden mamul” diyor. Bakın çok net, açık yerden mamul. Ne var? Yapısında, alüminyum var. Ne var? Çinko var, mangan var, demir var, Kobalt var, hepsi var, hepsi kullanılıyor. Tamamen yerden mamul. Gözü de var. Tek bir tane, “domuz gözü gibidir” diyor Peygamberimiz (s.a.v), aynısı. “Her eve girer” diyor, dünyadaki her eve girer. Cübbeli ne diyor? “Yok, öyle değil” diyor. “10.000 kilometre vücudu var. Kuyruğu da yüz binlerce kilometre” diyor, “elinde damgayla gezecek” diyor, “İstanbul’a gelecek Cübbeli’yi Fatih’te bulacak, bulunduğu yerden tırnağıyla çıkaracakmış, Cübbeli’yi dabbetül arz”, ensesinden mi tutacak, artık belinden mi tutacak, tahtıyla mı kaldıracak bilemiyorum. “Alnına böyle hafifçe damgayı vuracak” diyor. Öyle bir şeyde, alnını damgalamaya kalkarsa, Cübbeli'nin kafa, göz birbirine girer. “Dabbetül arz, Hz. Süleyman (a.s)’ın yüzüğüyle yani o altı köşeli Magen David denilen, o iç içe geçmiş üçgenler var ya; Hz. Süleyman (a.s)’ın mührü odur, İsrail Bayrağında da kullanılır, o. “Onunla, Müslümanların yüzünü, alnını mühürleyecek” diyor. Bir de baktım, Cübbeli’nin takımından bazı gençler, internette altı köşeli yıldızla, benim alnımı damgalamışlar. Bakın, hadiste, diyor ki: “Altı köşeli yıldızla, Müslüman’ın alnını damgalar” diyor, Hz. Süleyman (a.s)’ın mührüyle. Onlar da benim alnımı damgalamışlar. Altı köşeli yıldızla ve hadisin tam tahakkuk etmesini sağladılar. Hayır, biz yapsak, kasten yaptı derler ama Cenab-ı Allah, muhalif bir adama yaptırıyor. Güya tuzak kuruyorlar, Allah ayaklarına dolandırıyor. Ayette; “tükellimihum,” diyor. İnsanlara hitap eder, anlatır. Ne özelliği var? Bu hayvanın konuşma özelliği var. Yürümesinden bahsetmiyor Allah, konuşmasından bahsediyor. Sadece “Tükellimihum” insanlara hitap eder. Hadiste de, diğer detaylarından bahsediyor. Mesela “görür” diyor. Görme özelliğinden bahsediyor. Ama “domuz gözü gibidir” diyor ve işitmesinden bahsediyor. “Fil kulağı gibidir” diyor. Hakikaten konuşmayı alıyor ve her yere naklediyor, bilgisayar işitiyor ve görüyor. Ama bakın çok önemli; “kuyruğu yüz binlerce kilometre olduğu” hadiste geçiyor ve “kuyruğu dünyaya dağılmıştır, yerin altındadır” diyor. “Konuştuğu vakit bütün dünyada aynı anda işitilir” diyor. “Dabbetül arzın sesini, şark, garp ehli hepsi, aynı anda duyar” diyor. Cübbeli’nin dediği gibi, böyle bir hayvan, mümkün mü? Yani “10.000 kilometre, 20.000 kilometre boyda olacak, yüz binlerce kilometre kuyruğu olacak, ondan sonra dev adımlarla yürüyerek eciyattan gelecek”, Cübbeli’nin mekâna. Ey Cübbeli sen nerdesin, diyecek, o da maytaplarla oturduğu tahtında, bastonuyla, sakalını kaşırken, onu tutacak. Dabbetül arz onun sakalını kaşımaya kalksa, çenesi dağılır, evi de kalmaz. Marmara Bölgesi yerle bir olur zaten, Allah vermesin, Türkiye diye bir şey kalmaz. Bakın, “konuştuğu an, bütün dünya aynı anda işitir” diyor. Net bilgisayardır, internettir. Ve “oradan insanlara hitap edileceği ve insanların imanlarının zayıflığının onlara vurgulanacağı ve imani anlatım yapılacağı” belirtiliyor Dabbetül arzda. Şu an televizyonlardan, internetten bu yapılmıyor mu? Yapılıyor; anlatılan budur. Aşağı yukarı, her insanın evinde bilgisayar var. Çin’de, Japonya’da, Afrika’da, her yerde var. Bakın, dabbetül arzın sesini, gökteki kişi de duyuyor, yerin altındaki kişi de duyuyor. Bu nedir? İnternet. Cübbeli, “yok, yanlış söylüyor, bak göreceksiniz” diyor. “Genetik bilimciler neler yapıyor neler?” diyor. “Ben anlatırsam millet ikna olur. Siz anlatmayın, milletin dinini, imanını kaybettirirsiniz. Ben çok mükemmel anlatıyorum” diyor. “Deccalin eşeğini genetik mühendisleri çok rahat yapabilirler” diyor. Genetik mühendisleri, 300 metrelik eşek yapacaklarmış. Kulakları otuz metre, kafası da artık yirmi metre falan genişliğinde. Peki öbür deccalden niye bahsetmiyorsun? “Bekliyor” diyorsun, “yüzyıllardan beri adada bekliyor” diyorsun. Onu hangi genetik mühendisi yapmış? “Yüzlerce yıldan beri Atlas Okyanusunda adada, yirmi kilometre boyuyla deccal bekliyor” diyor. “Oturuyor, zincire vurulmuş şekilde, balık yiyerek besleniyor, orada duruyor, Amerika farkında değil şu an” diyor. Cübbeli farkındaymış. Alp Dağları’nın tepesine çıkacağına, git deccale, orada kayığa bin, artık gemiye mi biniyorsun, neye biniyorsan giy, elinde asanla, maytaplarını da yanına al, yaparsın artık bir şeyler, deccali kovala orada. Millete de göster. Amerika’ya göstersin. Bak sen göremedin, ben gördüm de. “Yirmi kilometre deccal orada duruyor” diyor. “Siz anlatmayın sakın, dinlerini, imanlarını kaybettirirsiniz. Ben o kadar akılcı ve güzel anlatıyorum ki, beni dinleyen zaten ikna oluyor” diyor. Ben buna ne diyeyim? Bir de bunun kafa yapısında bayağı adam var.
SUNUCU:Programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
ADNAN OKTAR:Diyarbakır’dan Yusuf kardeşimiz: “Hz. İsa (a.s) ve Hz. Mehdi (a.s)’a Selam olsun” diyor. “En güzellerden olan Seyyid Muhammed Adnan Hocam, çok sevenlerden olduğum için Rabbime şükrediyorum. Hocam, gaflette olan astronotlar, Hz. Mehdi (a.s) zuhur edince, inanacak mı acaba” diyor. “İman edenlere bu konuda muhalefete devam edecekler mi? Talebelerinize talebe olmak isteyen bu fakir ellerinizi hürmetle öper. inşaAllah İttihad-ı İslam olacaktır. Görmek için duanızı istiyoruz” diyor, inşaAllah. Biz de sizin ellerinizden öpüyoruz, inşaAllah.
“Esselamu Aleykum, nur yüzlü canım Hocam. Hocam, maşaAllah hiç yaşlanmıyorsunuz. Nazar değmesin” diyor. “On, on beş yıl önceki halinizden, çok daha yakışıklı ve genç görünüyorsunuz” diyor. Hocam, hadislerde; ‘Hz. Mehdi (a.s)’ın yanağında, inci gibi bir beni olacak’ diyor, “bunu anlamadım” diyor. Ankara’dan Ecem. Bu benin, böyle siyah bir ben olmadığını hadislerden anlıyoruz. İnci gibi, çünkü diğer benlerde öyle değil. Mesela; Hz. Mehdi (a.s)’ın sırtındaki ben, koyu renkli bir ben. Bu açık ifadeden anlaşılıyor. Fakat öbür ben, dikkatlice incelendiğinde anlaşılabilen bir ben. Demek ki, et kabartısı olabilir. Bir et çıkıntısı, ben çıkıntısı. Cilt renginde gibi görünüyor. Çünkü “inci gibi” denilmesi bunu gösteriyor, cilt rengi. Çünkü “Hz. Mehdi (a.s)’ın yüzü de inci gibi parlar” diyor. “Ben de inci gibidir” diyor. O zaman bu benin, cildiyle aynı renkte olduğu anlamına geliyor. Demek ki, yakından bakınca anlaşılabilen bir ben gibi anlıyorum, inşaAllah.
Değerli Seyyid Muhammed Adnan Hocam, Allah’ın Selamı, bereketi üzerinize olsun, inşaAllah” diyor. Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Hocam yaklaşık 1980’lerden itibaren, sizinle uğraşan ve size haksızlık eden kişilerin kusurlarını inceledim, çok çarpıcı bir sonuca ulaştım, maşaAllah. Henüz sizinle uğraşıp da, başına bir şey gelmeyen bir tek kişiye rastlamadım. Özellikle son senedir röportajlarında sözünü ettiğiniz, size karşı olan kişiler, mutlaka bir musibete uğradılar. Yüzlerce örnekleri var. Tabii ki en son örneği” diyor. Bir örnek olarak, bir şahsı vermiş. İskoçya’dan bir kardeşimiz yazmış, maşaAllah.
“Selam canımın canı Seyyid Adnan Hocam.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Geçenlerde ‘on bir yıldızın toplandığını’ söylediğiniz, Hz. Yusuf (a.s) rüyasında, ‘on bir yıldızı gördüğünü’ söylüyor. Hocam bu on bir yıldızın hikmetini ne zaman açıklayacaksınız? Senem Deniz, sevgiler canım Hocam.” Biraz bekleyeceksiniz, inşaAllah.
“Sayın Adnan Hocam, deccalden biraz bahseder misiniz? Ahmet Yiğit.” Kardeşim şimdi bakarız dünyaya, sokakta gezeriz, Amerika’ya gideriz, Rusya’ya gideriz, Çin’e gideriz, bir yerlere gideriz, bakarız. İnsanlara bir sorarız, kimler iman ediyor? Baktık ki, dünya tarihinde görülmemiş bir dinsizlik var. O zaman deriz ki, bunun sebebi ne? Bu niye böyle oldu? Bakın zincirleme. O zaman bir eğitim, bir bilgi, bir şey ortaya konulmuş değil mi? Nedir diye baktığımızda; Darwinizmin, insanları dinsiz yaptığını görüyoruz. Batağın kökenine baktığımızda, Darwinizmi görüyoruz. Darwinizmi kim yapmış diyoruz, kim oluşturmuş? Darwin. O zaman deccale ulaşmış oluyoruz. Yani adrese, dünya çapındaki büyük alametlerden, adrese gidiyoruz. Adam yerlere dökmüş parçaları, gitmiş. Adres, onun evine gidiyor. Yani o parçaları takip ettiğimizde, Darwin’in evine gitmiş oluyoruz ve Darwin’i buluyoruz. Adam arkasında delil bırakmış. Delil ne? Bütün dünyayı dinsiz yapmak. Yüzde doksan dokuzunu dinsiz yapmış. Deccal ne yapıyor? Birinci vazifesi dünyayı dinsiz yapması. Darwin ne yapmış? Bütün dünyayı dinsiz yapmış. Nasıl? Hurafelerle. Sümerliler devrinde deccaliyet neyi kullanmış? Darwinizmi kullanmış. Eski Mısır’da firavun neyi kullanmış? Darwinizmi kullanmış. Darwin neyi kullanıyor? Yine evrim teorisini ve Darwinizmi. Aynı kafa yani deccaller hiçbir zaman için fikir değiştirmemiştir. Nemrut da aynı inançta, firavun da aynı inançta, fakat mesela firavun en fazla bir milyon kişiye hitap ediyor veyahut üç milyon kişiye hitap ediyor, en fazla iki, üç milyon kişi. Nemrut toplam en fazla bir milyon kişiye hitap ediyor. Deccal, yedi milyar insana hitap etmiş. Yedi milyar. Yedi milyarın yüzde doksan dokuzunu, dinsiz yapmış. Bir de bakıyoruz ki, ne nemrut, ne firavun bunun yaptığı tahribatı yapmamışlar. Ne firavun, ne nemrut, bunun fikir sisteminden kaynaklanan kan dökme olayını yapmamış. Firavunun döktüğü kan, olsa olsa yüz bin kişidir. Nemrudun döktüğü kan, olsun olsun da on bin kişidir. Cengiz Han, Hülagü, onların da döktükleri kan en fazla, birkaç milyon kişidir. Deccalin döktüğü, Darwinizm’in döktüğü kan, üç yüz milyon. 300 milyon başlangıç. Birinci Dünya harbi, İkinci Dünya harbinde başlangıç; 300 milyon. Sonradan ona, 300 milyon daha eklediler, etti 600 milyon. Deccaliyet, 600 milyon insan öldürdü. PKK da bunun içinde, iddia edilen Ergenekon terör örgütü de bunun içinde, terör örgütleri, savaş yapan, bütün kan döken, bütün zalimler bunun içinde. Firavun ile kıyaslıyoruz, firavun bunun yanında, gölgede kalıyor, nemrut gölgede kalıyor. Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük deccali. Peygamberimiz (s.a.v); “daha büyük bir olay yok” diyor, “deccaliyetten daha büyük bir olay” diyor. Bu büyük olaya karşı da, büyük bir Mehdi (a.s) gönderiliyor işte. Peygamberimiz (s.a.v.)’den 1400 sene sonra, 1400 yılın en büyük müceddidi, müçtehidi, hakimi, Mehdisi, mürşidi, kutbul azam olan Hz. Mehdi (a.s) gönderiliyor. Bu deccalin tahribatını, kanını durdurmak, yanlış fikirlerini elimine edip, yok etmek için. Biz de öncüleri olarak, şu an onunla uğraşıyoruz, o faaliyet içerisindeyiz. Darwinizm’i yok etmek, savaşları durdurmak, kanı durdurmak, onunla meşgulüz, inşaAllah. Tabii iman hakikatlerini yaymak, Hıristiyanların ve Musevilerin de İslam’ı, Kuran’ı sevmesi için gayret etmek, ateistlerin, dinsizlerin de İslam’a, Kuran’a bağlanması için gayret etmek, yoğun olarak bu faaliyet içindeyiz. Bir noktaya gelecek, yoğun bir patlamayla, İslam bütün dünyaya hakim olacak. İsa Mesih (a.s)’ın, inşaAllah duası, Hz. Mehdi (a.s)’ın duasıyla, inşaAllah. Allah vesile edecek.
ALTUĞ BERKER:Siz “elimine” deyince aklıma geldi. Darwin, Türk milletini elimine edip, yok etmeyi planlıyordu. Allah sizi vesile etti, Türk milleti Darwinizm’in yüzde doksan beşini elimine etti.
ADNAN OKTAR:Darwinizm’i elimine etti, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Malatya’da Paşa Çay salonunda, kardeşlerimiz şu şekilde kütüphane yapmışlar Hocam.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah. Paşa Çay salonunda. Malatya koç yiğit doludur. “Malatya, Malatya” diyor, Malatya türküsünde. “Malatya’nın gençleri almış yürümüş” diyor. Bak almış yürümüşler, helal olsun. Gelsin Malatya’da deccaliyet, bir nefes alsın. Bu çay ocağına uğrasın bir deccal, ağzı burnu yamulur, deccaliyetin ağzı burnu dümdüz olur. Ben komünistim, ben dinsizim diyene diyecek ki; “bak burada alim duruyor, git onunla tartış.” Daha üç beş sayfa okur okumaz şak düşer. Helal olsun, aferin, maşaAllah, elhamdülillah.
ALTUĞ BERKER:PKK’lı Murat Karayılan, çıkardığı kitapta; “Kürtlerin asıl inancının ve ideolojisinin Zerdüştlük olduğunu, çünkü Zerdüştlüğün, bir direniş felsefesi olduğunu” söylemiş. “İslam dininin ise ümmetçilik anlayışı getirdiğini, bunun da Kürtlerde mücadelesiz, boyun eğici ve kendi kimliğine sahip çıkmayan bir yapı geliştirdiğini, dolayısıyla İslam dininin Kürtler arasında parçalanmaya ve zayıflamaya neden olduğunu” belirtmiş. “Ayrıca Alevilikteki haksızlığa başkaldırı felsefesinin, aslında Kürtlere daha uygun olduğunu” söyleyerek, “Alevilik, Kürtlerin milli ideolojisi haline getirilebilirdi. Ancak Kürtlerin çoğunluğu Sünni olduğu için bu yapılamadı” demiş.
ADNAN OKTAR:Şimdi Karayılan, benim gördüğüm cozutmuş vaziyette, karar veremiyor. Alevi mi olacak? Zerdüşt mü olacak? Zerdüştlük zaten direkt sapkın bir inanç. Alevilik güzel bir mezheptir, güzel bir düşüncedir. Hz. Ali (r.a) sevgisine dayalı, kahramanlık yönü yiğit olan, değerli olan, hoş olan insanlardır Aleviler ve Alevilik. Dolayısıyla Karayılan orada ne diyeceğini şaşırmış. İşin doğrusunu söylemiyor, hedef saptırıyor. Halbuki PKK komünist bir örgüttür ve ateisttir. Doğrudan Allah ve din düşmanıdır. Allahsız, kitapsız bir örgütlenmedir. Bunu söyleyeceğine, doğruyu söyleyeceğine taktik yapıyor. Yok Zerdüştlük bilmem ne. Zerdüştlüğü ne takarsınız siz? Ne yalan söylüyorsunuz?
ALTUĞ BERKER:Terörist başı; “bu devrin Lenin’iyim” diyor.
ADNAN OKTAR:Dolayısıyla sıfır numara komünistler. Ne alaka yani dinsiz, imansız, Allahsız, kitapsız adamlar. Bir de Aleviliği niye ağzına alıyorsun sen? Senin Aleviliği ağzına alman için, yüz kere ağzını yıkaman lazım. Bir de çamaşır suyuyla yıkayacaksın, ondan sonra Aleviliği ağzına al sen. Alevilik demek; Allah aşkı demektir, Hz. Ali (r.a)’ı sevmek demektir, delikanlılık demektir, yiğitlik demektir, sevgi dolu olmak demektir, Allah’ın yarattıklarına aşık olmak demektir Alevilik, koç yiğitliktir Alevilik. Caferilik, Şiilik, Sünnilik, bunların hepsi birbirinden güzel sistemlerdir ve hepsi birbirinden güzel aşkı ifade eden inançlardır. Hepsi de kardeştir. Hepsi de birbiriyle aynı düşüncedir. Hepsinin kıblesi birdir, Allah’ı birdir, kitabı birdir, hep aynı amaca yönelirler. Dolayısıyla, Karayılan orada atmış, Zerdüştlük konusunda çok samimiyetsiz ifadesi.
ALTUĞ BERKER:Bir internet sitenizi tanıtıyorum Hocam. www.AllahaYakinOlmak.com Bu sitenizde; Allah’a yakın olmanın ne demek olduğu, sizin eserlerinizden faydalanarak anlatılmış Hocam, inşaAllah. Başlıklar şu şekilde; “Allah her insana çok yakındır. Allah ile yakın bağlantı nasıl kurulur? Allah’a yakınlaşmak için vesile aramak. Gereği gibi düşünmek insanı Allah’a yakınlaştırır. Allah’ın detayda yarattığı sanatı görebilmek. Allah’a yakın olmak. Allah’ın müminleri yakın takibi. Allah kendisine yakın olan kullarını müjdeler.” Sitenin adını tekrar ediyorum: www.AllahaYakinOlmak.com, inşaAllah.
Terörist başı Öcalan da bir şeyler söylemiş. “Kürt sorununun çözümü içim hükümete, 15 Haziran’a kadar müddet verdiğini ve anlaşma olmaması durumunda iç savaş çıkabileceği yönünde tehditte bulunmuş. Anlaşma olmazsa, öyle pasif savunma, aktif savunma diye bir şey olmaz. Hem kırda, hem şehirde topyekun halk savaşı gelişebilir. Hükümet çözüm sürecine gelmezse, büyük bir savaş çıkarsa üç ay bile dayanamaz hükümet” demiş. Serdar Akinan ise yazısında; “bu tehditleri çok ciddi ve önemli bulduğunu, PKK hareketinin oldukça ciddi bir toplumsal tabana sahip olduğunu, bir çatışma halinde, ülkemizde Tahrir’de meydana gelen olayların kat ve kat ötesinde olaylar olabileceğini ve bu ciddi durumun farkına varılması gerektiğini” yazmış.
ADNAN OKTAR:Serdar Akinan. Peki şimdi İngilizler gelmişti, İstanbul’un her yerini işgal ettiler. Şimdi orada dese ki Türkler, kardeşlerimiz; “koskoca İngiliz hükümeti gelmiş, adamlar işgal etmişler, gemilerle buraya gelmiş. Ne yapalım? Teslim olalım bari, bunlar bizi idare etsin, manda yönetimi olsun. Antalya’ya da biliyorsunuz işgal kuvvetleri gelmişti, Fransızlar da işgal etmişti, Yunanlılar da işgal etmişlerdi. O zaman tamam işte. Atatürk ne dedi? O zamanki koç yiğitler ne dediler? Hepinizi süpürürüz dediler. Çekin gidin mantığı oluştu değil mi? Ve hepsinin tozunu toprağını birbirine kattılar. Şehit verdik, tamam yüz bin, iki yüz bin, üç yüz bin helal olsun. İstiyorlarsa beş yüz bin şehit veririz. Sorun değil. Abdullah Öcalan ne diyor biliyor musunuz? “Vatanınızı istiyorum, dininizi istiyorum, imanınızı istiyorum, her şeyinizi istiyorum” diyor. Sıkıyorsa gel bakalım, ne oluyormuş bir görelim. Senin canın istiyorsa, karşılığını kat ve kat alırsın. Biz şefkatliyiz, sevgi doluyuz, merhametliyiz. Ama gelirsen, benim kardeşlerime, vatandaşıma saldırmaya kalkarsan, itlik yaparsan, Türk Devletinin, Türk ordusunun tarihine bir bak. Ne zaman öyle bir teslimiyeti kabul etmişler, göster bana bir yerde. Bu millet delikanlı millettir. Yani “el tokadı yemeyen, kendi tokadını çok acayip bir şey zanneder” derler. Çakallık yapmasın, ağzını toplasın, terbiyesizliği bıraksın, itlik yapmasın, otursun oturduğu yerde. Çakallık yaparsa, karşılığını alır. Kürtler bizim canımız, kardeşlerimiz. Onlar bizim ruhumuz, dünya iyisi, dünya güzeli insanlar. Müslüman kardeşlerimiz, mümin kardeşlerimiz, vatan kardeşlerimiz, can kardeşlerimiz. Onlar bize Allah’ın emaneti. PKK, onları bizden almaya kalkarsa, bütün dişlerini sökeriz söyleyeyim teker teker. Öyle bir şey olmaz. Sakın böyle bir daha itlik yapmasın, it üslupları duymayayım, kulağıma da gelmesin. O dememiş olsun, biz de duymamış olalım. Yanlışlıkla demiş olsun. Bize yanlış bir nakil gelmiş olsun, o ifadesini düzeltsin. Daha çok 15 Haziranlar görür o, inşaAllah. Türk İslam Birliği oluştuğunda, benim Kürt vatandaşlarım, benim canlarım Azerbaycan’a da gidecek, Suriye’ye de gidecek istediği gibi, pasaport olmadan, Mısır’a da gidecek, kuşlar gibi özgür olacaklar. Bu çakal ne diyor? “Sizi komünist yapacağım” diyor. “Küçücük bir toprak vereceğim size, toparlayacağım, sınırlar yapacağım, pasaportla girip çıkacaksınız, sizin dininizi, imanınızı kaldıracağım, sizi Zerdüşt yapacağım” diyor. Bunu bıraksın. Ne kafada oluyorlarsa, kendileri olsunlar. Müslümanların yakasını bıraksınlar. Bu münasebetsizliği bırakacaklar, bu densizliği bırakacaklar. Zerdüşt, merdüşt, bilmem ne abuk sabuk şeyler. Belli ki milleti, komünist, dinsiz, imansız yapmak istiyorlar. Yani bunun başka bir dilde açıklaması bu, “Zerdüşt yapacağız.” Bunların üzerinde eşek oynamış. Zerdüştlük; Müslüman milleti Zerdüşt yapmaya kalkmaları olacak iş mi? Hani biz itlik yapıyoruz var mı diyeceğiniz” diyorlar. Kardeşim devlet nezaketli tabii ki, polisinden, vatandaşına kadar hakikaten sevgi doluyuz. Ama silahlı çakallık yaparsan, cevabını alırsın. Terbiyesizlik yapmayacaksın. Siz şehit veremezsiniz falan kafasındaysa, oluk oluk şehit veririz öyle bir konu yok. Yüz bin, iki yüz bin, üç yüz bin, beş yüz bin, bir milyon. Söylesin, fark etmez. EvelAllah, öyle bir konu olmaz. Bir milyon, bir buçuk milyon, milim, santim vatan toprağından parça vermeyiz. İtlik istemiyoruz. “Milleti zorla dinsiz yapacağız” diyorlar. Sıkıyorsa yap bakalım, nasıl yapıyormuşsun? Buna böyle çakallık nasıl yaptırıyorlar? Ayrıca bu nasıl böyle konuşabiliyor? Hayalidir yani diyemez böyle bir şey. Bir kaynağı olması lazım bunun değil mi? Böyle bir ifade, çok büyük bir suçtur. Öyle bir şey diyemez, inşaAllah. Kürtler bizim canımız, benim kardeşlerim hep Kürt. Salih, Adnan biz iç içe kardeşiz, hep beraber, akrabalarımın birçoğu Kürt. Ne alaka? Öz ve öz hepsi Türk’tür, onların hepsi, vatan evladıdır. Herkesin kanına baksan, Kürt de çıkar, Çerkez de çıkar, Laz da çıkar, Arap da çıkar, Süryani de çıkar, hepsi çıkar. Türkiye Avrupa ile Asya arasında, köprü. Milyonlarca insan gelip geçmiş. Evlenenler olmuş, boşananlar olmuş. Saf ırk kalır mı kardeşim? Mesela Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Kürt’tür. Aynı zamanda Arap’tır, Seyyid Salih Hocamızın dediğine göre seyyiddir.
Serdar Akinan da korkaksa, kendine bıraksın bu korkaklığı, şimdi beni konuşturmasın. Böyle korkak ifadeler Müslüman’a yakışmaz. Çok ayıp yapıyor Serdar. Çanakkale’deki bizim koç yiğitlerimiz, Serdar Akinan’ın kafasında mıydı? Bu ne biçim mantıktır böyle? “Adamlar kabadayılık yapıyor” diyor. “Ne diyorlarsa yapalım.” Mantığa bak, ne ayıp, ne ayıp. Serdar Akinan, bu konuşmasını tekzip etsin. Çoluğuna çocuğuna bütün ailesine yazık. Hepsine bu söz, bir utanç olur. Bu söz, tarihe yazılır. Amerika’da, Avrupa’da her yerde it kopuk var. Meydan okuyorlar devlete, her yerde meydan okuyorlar. Hangi devlet kabul ediyor? Özellikle Türk Devleti, Türk Milleti, olacak iş mi bu? “Senin dinini, imanını, vatanını, bayrağını elinden alacağım” diyor, “korkun benden” diyor. Her yerin terörist olsa kaç yazar? Her yerin anarşist olsa kaç yazar? Her tarafın bilmem ne olsa kaç yazar? Sıkıysa yap da, bir görelim bakalım, inşaAllah.
“Güzel pirim.” MaşaAllah, bu Alevi üslubudur, maşaAllah. “Allah’ın Selamı ve Rahmeti üzerinize olsun.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Size çok takdir ve sevgilerimi belirtmek isterim. MaşaAllah, ahir zaman alametleri gerçekleşiyor, bunlara şahit oluyoruz, inşaAllah. Sizlerden Allah razı olsun. Çok güzel barışçıl, kardeş üslubuna yakışır bir diliniz var. Sizlerden güzel, olumlu hikmetler alıyoruz. Konuları muhteşem aydınlatıyor ve değerlendiriyorsunuz. Aslan pirim, hep böyle kal. Yiğitlere bu duruş yakışıyor. Bir de diyoruz ki; yandaşlar liderler kadar sabırlı değildir” diyor. Bir kısmı olabilir, evet. “Siz maşaAllah, çok sakin, kıymetli bir insansınız. Dostça kalın. Alevi kardeşiniz Ahmet” diyor. Hay maşaAllah. Bütün Alevilere selam ediyorum. Şu Öcalan takımına, sırf Aleviler yeter Türkiye’de. Acayip delikanlıdırlar, çok iyi biliyorum. Yani böyle esaret, kabadayılık asla kabul etmezler. Dinine, imanına, mukaddesatına, namusuna söz söylenirse, yeri göğü birbirine katar Aleviler. Bütün Karadeniz, boydan boya delikanlıdır. İzmir hep efe ve delikanlı doludur. Aydın, Antalya öyle, İç Anadolu zaten delikanlı kaynar. Yani Bala, Keskin, kasabalar da öyle, çaka çaka delikanlı doludur. Git Edirne’ye delikanlıdır. Bizim milletimize kabadayılık, sakın kimse yapmaya kalkmasın. Sakın itlik yapmaya kalkmasınlar. Kürt kardeşlerimiz, bizim canımız. Bizim parçamız, kalbimizdir. Sen diyorsun ki, “kalbini elinden alacağım”, elini kırarız. Terbiyesizlik yapma, aklını başına al. Senin elin şöyle ufacık solucan eliyse, Türkiye’nin eli aslan pençesidir. Aklını başına alacaksın. Amerika’ya falan güveniyorlar. Her tarafın Amerika olsa ne olur, Rusya olsa ne olur, Bilmem ne olsa ne olur. Bakın terbiyesizlere bakın, kargaşalık yapıyorlar. Onlarla, Amerika başına belaya sokacak kadar akılsız değil. Hele ki, Abdullah Öcalan tarzı itlere yancılık yapacak kadar da akılsız değiller, onların oyununa gelecek kadar akılsız değiller. Amerika gidecek de, komünistleri iktidara getirmek için uğraşacak. Amerika diye bir devlet kalmaz, millet kalmaz öyle bir şeyde, öyle bir olay olmaz. Amerika da, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın kontrolünde, öyle kendi kafalarına göre hareket edemezler. Hz. Hızır (as)’dan destur almadan, hareket edemezler. Dolayısıyla otursun oturduğu yerde, deccallik yapmayacak. Kesecek bu konuşmalarını, münasebetsizliği durduracak, inşaAllah. Kürtler bizim, bizim canımız onlar, bizim kardeşlerimiz, dünya tatlısıdır. Geçenlerde İstinye’ye gittim, yine orada bizim Kürt kardeşimiz var, kardeşim acayip hürmet, acayip sevgisi var. Tertemiz insanlar. Mesela böyle en zor işlerde hep böyle hürmetkar, mazlum, mütevazı, misafirperver. Yalnız bazı aklı zayıf insanlar, Güneydoğulu kardeşlerimize iş vermiyorlar. Çok büyük vicdansızlık ve çok büyük ayıptır ve terbiyesizliktir. Özellikle onlara iş versinler özellikle. Çok mübarek bir insan topluluğudur, kardeşlerimizdir, Bediüzzaman’ın evlatlarıdır, Said Nursi’nin evlatlarıdır. Bediüzzaman, işin doğrusu Kürt’tür. Seyyid Salih Özcan Hocamız, “ben böyle duydum” deyince, biz de ona hürmeten tamam diyoruz. Ama Bediüzzaman kendisi de söylüyor; “ben Kürdüm” diyor. Kürt’tür zaten simaen de belli Kürt olduğu inşaAllah. Ama bakın benim mürşidim; Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den sonra böyle bir alim gelmedi. Allah Kürtlerin içersinden çıkarttı böyle bir alimi. Metafizik bir varlıktır, çok acayip bir alimdir. Bediüzzaman ne ise, Kürtler de benim için odur. Onun çocukları onun torunlarıdır. Kılına zarar getirttirmeyiz Kürt kardeşlerimizin. Onlar Kürt dediği için, ben Kürt diyorum. Kürt Türk hepsi kardeşiz, yoksa ne Kürdü. Ben de Arap’ım ama Türküm yani. Ne alakası var değil mi? Bunlar söyleyince, insanın aklına geliyor. Ben mesela Adnan’ın, Salih’in Kürt olduğundan haberim bile yoktu. Hep kardeşiz, nereden çıkartırsınız böyle şeyleri? Hem ne fark eder, tamam köken olarak Kürt’tür, daha çok severim, ne var yani daha güzel. Acayip delikanlıdır Kürtler, yiğittirler. Kürtler, Apo’nun böyle bacaklarını ayırır, sıkıysa gitsin de orada bir kıllık yapmaya kalksın. Kürt kardeşlerimiz, acayip delikanlıdır, dinine, imana, mukaddesata çok düşkündürler. Ne diyor “Zerdüşt yapacağız sizi” diyor. Gidin de söyleyin bir Mardin’de, Urfa’da, Siirt’te. Sizi Zerdüşt yapmaya geldik deyin, bakın ne oluyor. Zerdüştlüğü size yedirirler, böyle yedirirler. Nerenin Zerdüştlüğü. Hepsi inşaAllah, Türk İslam Birliği içerisinde, uçsuz bucaksız coğrafyada zengin, rahat, huzurlu, güvenli bir hayat yaşayacaklar. İddia edilen Ergenekon terör örgütü, benim canlarıma çok zulüm etti, çok zulüm etti. Ben bunu tabii lanetliyorum ama işte kaderde o varmış, artık Allah’ın takdiri. Ama yanlarına kalmayacak, onu da söyleyeyim. Yani iddia edilen Ergenekon terör örgütünün, bu yanına kalmayacak. Gönülleri rahat olsun, geçti o dönem zaten. Yani şu an görüyorsunuz. Gayet güzel gidiyor, çok da iyiye gidecek inşaAllah. Zerdüşt, merduş, bilmem ne, bunları kendilerine bırakacaklar. Kendileri komünistler, halkı da kendileri gibi komünist yapmaya kalkıyorlar, çeşitli oyunlar oynuyorlar. Buna hiç bir vicdan, hiç bir akıl müsaade etmez. Benim Kürt kardeşlerim asla ve asla müsaade etmezler. Onlar din olmadan, zaten yaşayamaz benim Kürt kardeşlerim. İslam olmadan yaşayamaz, İslam onların hayatı. Bin küsur seneden beri Selahaddin Eyyubi’nin torunları, Bediüzzaman’ın evlatları, hiçbirinin kılına tüyüne zarar getirtmeyiz, inşaAllah. Yalnız Serdar Akinan’ın, öyle korkmasına hayret ettim. O Çerkez’dir, nasıl yakıştırdı kendine, ayıp yaptı. Çerkezler delikanlıdır, Müslüman oldukları için tabii. Türklük ruhu, herkese hakimdir. Türklük ruhu ile İslam ruhu ile iç içedir. Türk benim için Müslüman’dır, Müslüman eşittir Türk’tür. Türküm diyen herkes Türk’tür. Türkiye’de yaşayan Türküm diyen herkes Türk’tür benim için, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İman hakikati resimleri göstermek istiyorum, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hayvanların annelerine sarılmaları çok sevimli, şaşkın bakmaları çok sevimli, bir de uyumaları çok tatlı, maşaAllah. Ördek çok tatlı bir varlık, özellikle yavruları çok şeker oluyor. Anneleri de iyi koruyor bunları, maşaAllah. Sen kapanış konuşmasını yap, ben devam edeceğim.
SUNUCU:Bugün saat 17:00 ile 19:00 arası Ahir Zaman Sohbetleri ve Yaratılış Gerçeği programımız olacak, sonrasında akşam 22:00 ile 02:00 arası yine Ahir Zaman Sohbetleri ve Yaratılış Gerçeği programlarımız olacak. A9 Tv’de olacağız, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:A9 Tv’nin tanıtımını yapan kardeşlerimiz, çok önemli bir hizmet yapıyorlar. Yani o insanların imanlarına vesile oluyorlar, çok hayati inşaAllah. Çünkü bir ticari kanal değil. Ayrıca A9 Tv’nin diğer iyi bir özelliği; diğer televizyon kanallarının tanıtımını yapıyor. 35-40 milyon izleyenimiz var, onları da yönlendirmiş oluyoruz, o yönden de onların lehine oluyor.
Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Hac Suresi 41. ayet “Onlar ki, yeryüzünde kendilerini yerleştirir, iktidar sahibi kılarsak,” ebcedi; tam 1979 tarihini veriyor, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihini veriyor. Net, ne bir aşağı ne bir yukarı “dosdoğru namazı kılarlar,” 5 vakit günde tadil-i erkanla, sünnete uygun “dosdoğru namazı kılarlar, zekatı verirler, ma’rufu emrederler,” yani doğru olanı, güzel olanı anlatırlar, “münkerden sakındırırlar.” Yani ‘haram olandan, yanlış olanlardan da, insanları sakındırırlar’ diyor Cenab-ı Allah.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam, bir kitabınızı tanıtmak istiyorum. “Çözüm Kuran Ahlakı.” Programlarımızda sık sık şu anda yaşanan zulümleri gösteriyoruz Hocam. Bu sıkıntıların tek çözüm yolu var; yeryüzünde Kuran ahlakının yaşanması, inşaAllah. Bunun olması içinse; sizin yaptığınız gibi tüm kardeşlerimizin var gücüyle Kuran ahlakını anlatması, en yakınlarından başlayarak ulaşabildiği her yere Allah’ın varlığını anlatıp, tebliğ etmesi gerekiyor. Bu konu ile ilgili bir ayet okuyorum inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Nisa Suresi 75. Ayet, “Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Evet bir ayet daha okuyayım. Şeytandan Allah’a sığınırım. Zümer Suresi, 22. Ayet “Allah, kimin göğsünü İslam’a açmışsa, artık o, Rabbinden bir nur üzerinedir, (öyle) değil mi?” Ebcedi; şeddesiz: 1990, şeddeli: 2022 tarihini veriyor. Bu kadar rastlantı olur mu? Açıkça, hemen hemen her ayette, Ahir zaman, hakimiyet belirten her ayette, Hz. Mehdi (a.s) devrinin tarihi çıkıyor. Yani ikinci, başka bir tarih yok. 7918 çıkar, 3811 çıkar, yok değil. 1990, 2022. MaşaAllah.
Kuran Tefsiri
Devamı ...Cahiliye Toplumunda İnsan Karakterleri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Harun Yahya Etkiler
Devamı ...